2003-2013 yılları arasında takip edilen sistemik lupus eritematozus tanılı hastaların klinik, tedavi ve progresyonlarının 10 yıllık süreçte değerlendirilmesi
2014
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Mustafa Ender Terzioğlu
Abstract (TR)
Sistemik lupus eritematozus (SLE), hücre çekirdek elemanlarına karşı antikor yapımı ile karakterize, organların kapillerlerinde immun komplekslerin ve patojen otoantikorların birikmesiyle ortaya çıkan otoimmün sistemik bir hastalıktır. Çalışmamızda 2003-2013 yılları arasında polikliniğimize başvuran, SLE tanısı ile takibe alınan 140 hastanın demografik özellikleri, organ tutulumları, otoantikor paterni ve dilüsyon düzeyi, vizitlerde saptanan laboratuvar bulguları ve verilen tedaviler değerlendirilmiş olup, tedavi değişikliklerinde hastalık aktivite indeksi (SLEDAİ) hesaplanmıştır. Lupus nefritinde verilen remisyon indüksiyon ve idame tedaviler değerlendirilmiştir. Lupus nefriti gelişiminde prediktif faktörler araştırılmıştır. Hastaların 126'sı (%90) kadın, 14'ü (%10) erkekti. Yaş ortalaması 43,8±11,8 saptandı. Organ tutulumu, ANA titresi ve paterni, Antids DNA pozitifliği ve anti kardiyolipin antikor ve lupus antikoagulanı pozitifliği ile cinsiyetler arası fark saptanmamıştır. İlk başvuruda 300 mg/gün üzerinde ve altında proteinüri olan hastaların verileri karşılaştırıldı. 300 mg/gün üzerinde proteinürisi olan hastaların hemoglobin değeri daha düşük (p:0,001), C3 değeri daha düşük (p:0,002) sedimentasyon ve CRP değeri daha yüksek (P:0,003, P:0,002), SLEDAI puanı daha yüksek (p:0,000), cilt tutulumu daha az oranda (p:0,004), renal tutulum daha yüksek oranda (p:0,000) ve Antids DNA pozitiflik oranı daha yüksek (p:0,001) saptanmıştır. Lupus nefriti saptanan hastaların 28'i (%84,8) kadın, 5'i (15,2) erkekti. Remisyon indüksiyon tedavisi olarak Siklofosfamid, Azatioprin, Mikofenolat Mofetil tedavilerine yanıt oranları arasında istatistiksel olarak fark saptanmamıştır (p:0,841). Tanı konulduğu dönemde böbrek tutulumu olmayan fakat takiplerinde böbrek tutulumu gelişen 11 hasta ile hiç böbrek tutulumu olmayan 107 hastanın bulguları karşılaştırıldı. Takiplerinde lupus nefriti gelişen hastaların ilk tanı anında C3 (p:0,011), C4 (p:0,003) düzeyleri düşük, proteinüri miktarlarının (p:0,004) daha fazla olduğu görüldü. İstatistiksel olarak anlamlı saptanan değişkenler lojistik regresyon analizine alındı. Tanı anında proteinüri düzeyinin 300 mg/dl üzerinde olmasının bağımsız risk faktörü olduğu ve gelecekteki böbrek tutulumunu öngörmede anlamlı olabileceği sonucu saptanmıştır (p:0,021 Odds ratio:1,008 %95 CI 1,001-1,014). Key words: Systemic Lupus Erythematosus, Proteinuria, Lupus nephritis
Author
Dr. Mine Nokay
How to Cite
Mine Nokay (Tıpta Uzmanlık Tezi). 2003-2013 yılları arasında takip edilen sistemik lupus eritematozus tanılı hastaların klinik, tedavi ve progresyonlarının 10 yıllık süreçte değerlendirilmesi, 2014, Akdeniz University.
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Akdeniz University
- The effect of project-based learning on English preparatory class students' speaking proficiency and willingness to communicate(2025)
- Çocuk sporcuların durumluk kaygı düzeylerinin kalp atım hızı değişkeni ile incelenmesi(2022)
- Doğu-Batı etkileşimi kapsamında Orta Çağ İslam iktisat düşüncesinin oluşumu(2024)
- Öğretmen-veli müzakere sürecine ilişkin öğretmen görüşlerinin incelenmesi(2025)
- 9. sınıf İngilizce öğretim programında işbirliğine dayalı öğrenme yaklaşımının uygulanabilirliğinin incelenmesi(2025)
- Yahyalı-zamantı ırmağı (Kayseri) bölgesinde bulunan kurşun-çinko yataklarının jeolojik, mineralojik ve jeokimyasal özellikleri(2025)
