
Veterinerlik Doğum ve Reprodüksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı
Adnan Menderes University2
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Sütçü düvelerde meloxicam'ın suni tohumlama sonrası farklı uygulamalarının ve dozlarının gebelik oranına etkileri
Bu çalışmada, siklusun 15 – 17. günlerinde Non Steroid Antienflamatuar ilaç olan meloksikamın yarı dozda kullanımı ile uzun yarılanma süresinin PGF2α salınımını baskılanması ve COX-2 enzimimin uzun süre inhibisyonu neticesi oluşan olumsuz etkiyi de ortadan kaldırmak amaçlanmıştır. Çalışmada, 15-16 aylık yaşta, toplam 75 adet Holştayn ırkı düve kullanıldı. Düvelere, senkronizasyon amacıyla doğal PGF2α enjeksiyonu uygulandı. Enjeksiyon sonrasında klinik östrus gösteren düveler tohumlandı. Hayvanlar eşit 3 gruba ayrıldı. Gruplar, sırasıyla tek doz Meloksikam uygulanan grup (n=25), iki doz Meloksikam uygulanan grup (n=25) ve kontrol grubu (n=25) olarak adlandırıldı. Birinci çalışma grubundaki hayvanlara tohumlama sonrası 15. gün 0.25 mg/kg tek doz Meloksikam; derialtı olarak uygulandı. İkinci çalışma grubundaki hayvanlara ise 15 ve 16. günlerde 12 saat arayla 0.125 mg/kg iki doz Meloksikam derialtı yolla verildi. Tohumlamalardan sonraki 35-45. günlerde yapılan gebelik muayenelerinde, tek doz meloksikam grubunda, birinci çalışma grubunda 15, ikinci çalışma grubunda 16 ve kontrol grubunda ise 15'inde gebelik tespit edildi. Gruplar arası gebelik yüzdeleri sırasıyla %60, %64 ve %60 olarak tespit edildi. Gebelik oranları arasında istatistiki fark belirlenmedi (p > 0.05). Meloksikamın tek doz uygulandığı gruptaki hayvanların 10. gün kan P4 düzeylerinin ortalama 3,32 ± 1,47 ng/ml, iki doz meloksikam grubunda ortalama 3,20 ± 1,20 ng/ml, kontrol grubunda ise ortalama 3,53 ± 2,15 ng/ml olduğu belirlendi. Onuncu gün serum P4 konsantrasyonlarında gruplar arası istatiksel bir farkın olmadığı (p > 0.05) tespit edildi. On beşinci gündeki serum P4 konsantrasyonlarının sırasıyla 3,22 ± 1,40 ng/ml, 3,17 ± 1,71 ng/ml ve 3,41 ± 2,09 ng/ml olduğu ve gruplar arası istatistiksel fark olmadığı belirlendi. Gruplarda bulunan hayvanların 20. gün serum P4 seviyelerinin sırasıyla 2,80 ± 0,90 ng/ml, 3,10 ± 2,02 ng/ml ve 3,41 ± 1,56 ng/ml olduğu ve grup ortalamaları arasında istatistiksel olarak farklılık olmamakla birlikte, kontrol grubunda bulunan hayvanların uygulama gruplarına göre P4 konsantrasyonlarının yüksek olduğu görüldü. Sonuç olarak; 15. gün yarı dozda tek veya iki enjeksiyon olarak uygulanan meloksikamın gebelik oranı üzerine olumlu bir etkisinin olmadığı, P4 düzeylerinde ise istatistiki olarak önemli bulunmasa da azaltıcı etkisi olabileceği gözlendi
Köpeklerde sitolojik muayene ile transmissible veneral tümör insidansının araştırılması
Sunulan araştırmada, Eskişehir'de farklı ırk, yaş ve canlı ağırlığında olan 255 dişi köpekte Transmissible Venereal Tümör (TVT) insidensi araştırıldı. Tümör ile çeşitli faktörlerin ilişkileri incelendi. TVT'nin teşhisi tümörün klinik görünümü ve temel olarak eksfoliatif sitolojik sonuçlara bakılarak yapıldı. Vajinadan alınan smearlar Gimsa boyama yöntemi ile boyandı. Gözlenen hücreler tipik TVT hücreleri, polimorf nükleer lökositler (PMN), eritrositler, parabazallar, intermedieytler, nükleer ve anükleer süperfiyal hücreler şeklinde ayrıldı. Köpekler mevsime, yaşlarına, ırklarına, ağırlıklarına ve siklik dönemlerine göre gruplandırıldı. Sitolojide TVT hücreleri 44 köpekte (% 17,25) gözlenirken, bunların sadece 14'ünde (%5,49) klinik olarak TVT lezyonları bulundu. Hayvanların 30'unda (%11,76) TVT hücresi belirlenirken, bu köpeklerde TVT lezyonlarına rastlanılmadı. Köpeklerin yaşlarının, ırklarının, siklik periyodunun ve mevsimin TVT lezyonları ve TVT hücreleri üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı belirlendi. Canlı ağırlığı az olanların, ağır olanlara göre TVT hücre gözlenme oranı yüksek ve istatistiki olarak farklı bulundu (p<0.05). TVT lezyonu pozitif olan hayvanlarda eritrositlerin yoğunluğunun fazla olduğu ve istatistiksel olarak anlamlı çıktığı gözlendi (p<0.0001). TVT hücresi belirlenenlerde PMN yoğunluğu yüksek ve negatif olanlara göre istatisitiki anlamda farklı bulundu (p<0.01). Sonuç olarak TVT lezyonu gözlenmeyen köpeklerin de TVT ile enfekte olabileceği, bundan dolayı köpeklerin belirli periyotlarla TVT hücrelerinin var olup olmadığını belirlemek için sadece klinik olarak değil aynı zamanda sitolojik olarak ta incelenmesi gerektiği düşünülmektedir. Bu yöntem, lezyon içermeyen ama TVT bulaşmış köpekleri erken bir zamanda bulmak ve tedavi etmek için kolay bir yol olabilir.