Adnan Menderes University
Enstitü

Sağlık Bilimleri Enstitüsü

Adnan Menderes University

444

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Köpeklerde intraabdominal lezyonların ultrasonografik değerlendirilmesi

Bu çalışmada, ADÜ Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesine getirilen ve intraabdominallezyon ön tanısı konan 22 klinik olgunun ultrasonografik muayene bulgularıdeğerlendirilmiştir. Elde edilen verilerin prognoz ve sağaltım açısından yararlılığınınliteratür bilgilerin ışığı altında irdelenmesi amaçlanmıştır.Materyali, Adnan Menderes Üniversitesi Veteriner Fakültesi kliniklerine getirilenklinik muayene sonrası intra-abdominal lezyon ön tanısı konan farklı yaş, ırk ve cinsiyettetoplam 22, ön çalışma gerçekleştirilen sağlıklı 10 olmak üzere toplam 32 köpek oluşturdu.Ultrasonografik muayenelerde, ADÜ Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesindebulunan Esaote marka MyLab30 Vet model Recihazlara ait multifrekans özelliğe sahip 3.0, 3.5, 5.0, 7.5, 8.0 MHz'lik lineer ve konveksproblar kullanıldı. Köpeklerin USG muayenesinde gerek duyulan olgularda sedasyon amacı ile motaongkv 61 Elde edilen bulguların tanıya ul ğaltım protokolünün düzenlenmesindeoperasyon yöntemi ve tekniği açısından çok değerli katkı verdiği bir kez daha ortayakonuldAnahtar Kelimeler; Köpek, İntra-abdominal lezyon, Ultrasonografik tanı

AbdomenKöpek hastalıklarıKöpekler+3
Emine Yıldız Kahraman
Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aydın ve İzmir illerinde satışa sunulan taze kaşar ve eritme peynirlerde aflatoksin m1 varlığının elısa yöntemiyle araştırılması

Aydın ve İzmir İllerinde Satışa Sunulan Taze Kaşar ve Eritme Peynirlerde Aflatoksin M1 Varlığının ELISA Yöntemiyle AraştırılmasıAflatoksinler Aspergillus flavus ve Aspergillus parasiticus gibi küfler tarafından üretilen toksik metabolitlerdir. Aflatoksinler, 1993 yılında, Dünya Sağlık Örgütünün Uluslararası Kanser Araştırma Kurumu tarafından 1. Grup karsinojenler olarak sınıflandırılmıştır. Tahıllar aflatoksinlerin 4 tipi olan B1, B2, G1 ve G2'nin bir veya birkaçı ile kontamine olabilmektedir. Aflatoksinin başka alt türleri olmasına rağmen en tehlikelisi ve toksik olanı B1'dir.. Aflatoksin M1 laktasyon dönemindeki hayvanların sütünde görülen, aflatoksin B1'in hidroksilenmiş bir derivatıdır. Hayvansal yemlerde başlangıçta bulunan Aflatoksin B1 miktarının % 1-3'lük kısmının sütte AFM1 olarak ortaya çıktığı tesbit edilmiştir. Peynirde aflatoksinin varlığı ise bulaşık yemden ineğin sütüne geçen AFM1'in çiğ sütte bulunması nedeniyle olabilmektedir.Bu çalışmada 90 peynir örneği (45 kaşar, 45 eritme peynir) AFM1 yönünden incelendi. Örneklerin AFM1 içeriği ve konsantrasyonu kompetitif ELISA metoduyla araştırıldı. Türk Gıda Kodeksi'ne göre AFM1 yönünden yasal limitleri (250 ng/kg) aşan numune oranı kaşar peynirlerde % 44.4, eritme peynirlerde % 40 olarak belirlendi. Bu sonuçlardan anlaşılacağı gibi yüksek AFM1 düzeyi Türkiye'de halk sağlığını tehdit eden önemli bir problemdir.

Aflatoksin M1Enzime bağlı immünosorbent testiEritme peyniri+2
Fırat Kögüstün
Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Köpeklerde femurun suprakondiler ve distal epifiz kırıklarının eğri plak ile sağaltımı

Bu çalışmada, köpeklerde femurun suprakondiler ve distal epifiz kırıklarının ?eğri plak? ile sağaltımının klinik ve radyografik bulgular ışığı altında değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Çalışma materyalini, ADÜ Veteriner Fakültesi Cerrahi Anabilim Dalı Kliniği'ne getirilen, suprakondiler ve distal epifiz kırığı tanısı konan, değişik yaş, ırk ve cinsiyette toplam on adet köpek oluşturdu.Köpeklerde 0,045 mg/kg (SC) atropin sülfat (Atropin® %2 20 ml, Vetaş®), 1 mg /kg dozunda (IM) xylazine hydrocloride (Alfazyne® %2, 20 ml, Egevet) ve 11 mg/kg dozunda (IM) ketamine hydrocloride (Alfamine® %10 10 ml, Egevet) enjeksiyonu ile indüksiyon gerçekleştirildi. Genel anestezi Isoflurane (Isoflurane®-Usp, Adeka İlaç San. Tic.)'ın %1 MAC inhalasyonu ile sürdürüldü.Operasyon bölgesi asepsi ve antisepsi kurallarına göre hazırlandı. Önce patella ve femurun lateral trokleası palpe edildi. Ardından tuberistas tibianın üst seviyesinden patellaya kadar kavisli bir ensizyon yapıldı ve eşit uzunlukta distale kadar uzatıldı. Deri altı bağ doku ve fascia da aynı şekilde ensize edildi. Daha sonra fascia lata ve genu ekleminin lateral fasciası diseke edildi. Kırık hattı ortaya çıkarıldı. Eğri plak distal fragmente spongiyöz, proksimale kilitli kortikal vidalar ile tutturuldu.Tüm olgular postoperatif 10, 20, 40 ve 60. günlerde klinik ve radyolojik olarak muayene edildiler. Postoperatif 10. gün klinik muayenede bir köpekte (3 nolu olgu) şiddetli, diğerlerinde orta şiddette ağrı belirlendi, 20, 40 ve 60. günlerde yapılan muayenelerde 3 nolu olguda ağrı devam ederken, diğer olgularda ağrının azaldığı ve tamamen ortadan kalktığı görüldü. Topallık skorlamasında postoperatif 10. günde sadece bir köpeğin (3 nolu olgu) ayağına hiç ağırlık veremediği, üç olgunun ise ayağa kalkarken zorlandığı belirgin topallık gösterdiği, diğerlerinin de belirgin olarak topalladığı belirlendi. Postoperatif 40 ve 60. günlerdeki muayenelerde 3 nolu olgu hariç diğerlerinde topallığın tamamen ortadan kalktığı görüldü.Radyolojik muayenelerde kırıkların şeklinin Salter-Harris sınıflandırılmasında yedi köpekte Tip I, üç köpekte ise Tip II kırığı olduğu belirlendi. Köpeklerin postoperatif 10. gün alınan röntgenleri üzerinde yapılan incelemede kallus oluşumunun başladığı ve dört olguda kırık hattının belirginliğinin azaldığı görüldü. Postoperatif 20. günde çekilen röntgenlerde sekiz köpekte kırık çizgisinin görünürlüğünün azaldığı, birinde (7 nolu hasta) kaybolduğu, birinde (3 nolu olgu) ise belirgin olduğu, tüm olgularda kallus oluştuğu dört köpekte taşkın kallus şekillendiği saptandı. Köpeklerin 40. gün röntgenleri incelendiğinde 3 nolu olgu hariç kırık çizgisinin kapandığı, dört olguda taşkın kallus oluştuğu diğerlerinde oluşmuş olan kallusun belirgin ölçüde rezorbe olduğu belirlendi. Son olarak postoperatif 60. gün röntgenlerinde tek bir köpekte (3 nolu olgu) kırık çizgisinin belirgin olduğu, diğerlerinde kırık hattının tamamen iyileştiği görüldü.Sonuç olarak klinik ve radyolojik bulgular ışığı altında femurun distal epifiz ve suprakondiler kırıklarının sağaltımında eğri plak ile osteosentez uygulamasının, mini bir seride olsa, mevcut sağaltım modelleri arasında seçenek olarak değerlendirilebileceği kanısına varıldı.

Femoral kırıklarFemurKöpekler+1
Çağdaş İncesu
Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Deneysel diyabet oluşturulan ratlarda; asimetrik dimetilarginin, nitrik oksit ve total antioksidan kapasite düzeylerinin ölçülmesi.

Bu çalışmada Streptozotosin ile diyabet oluşturulan ratlarda asimetrik dimetilarginin, nitrik oksit ve total antioksidan kapasite düzeylerinin ölçülmesi amaçlandı. Çalışma ortalama 8-10 haftalık, 24 adet Sprague-Dawley cinsi dişi rat kullanılarak yapıldı. Ratlar; Adnan Menderes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Deney Hayvanları Laboratuarında standart ışık (12 saat gün ışığı / 12 saat karanlık), ısı (22 ºC)'da yeteri kadar su ve yem ile beslendi.Çalışma grubundaki hayvanlar kontrol (n=12) ve deneme (n=12) olmak üzere 2 gruba ayrıldı. Deneme öncesi tüm hayvanların ortalama açlık kan glikoz düzeyleri ölçüldü ve 112±9.50 mg/dl olarak tespit edildi. Deneysel diyabet oluşturmak için 0.01 M sodyum sitrat tamponu (pH:4.5) içinde streptozotosin 50 mg/kg intraperitoneal olarak deney grubuna (n=12) tek doz enjekte edildi. Enjeksiyondan 21 gün sonra deneme grubundaki ratların açlık glikoz düzeyleri ölçüldü. Deneme grubundaki ratların açlık kan şekeri ortalama 425±50 mg/dl olduğu belirlendikten sonra eter anestezisi altında kalp içi kanları serum tüplerine alındı. Sonra 3000 rpm de 10 dakika santrifüj edilerek serum örnekleri ayrıldı ve analiz yapılıncaya kadar -20°C de saklandı.ADMA kontrol ve diyabetli ratlarda sırasıyla 5,59±0.75 ng/ml ve 7,26±0,86 ng/ml, NO kontrol ve diyabet grubu ratlarda sırasıyla 62.28±10.74 µM/ml ve 30.42±2.48 µM/ml, MDA kontrol ve diyabetli ratlarda sırasıyla 26.38±1.94 ?mol/L ve 42.2±1.24 ?mol/L ve TAK kontrol ve diyabetli ratlarda sırasıyla 1,01±0.06 mmol trolox equivalent/L ve 0.87± 0,03 mmol trolox equivalent/L olarak tespit edildi.Bu çalışmada streptozotosin ile oluşturulan deneysel diyabet modelinde elde edilen bulgulara göre diyabetik ratlarda artan glikoz seviyeleri plazma MDA değerlerini artırarak oksidatif stres, lipid peroksidasyonuna ve total antioksidan kapasitesinde azalmaya neden olmaktadır. Ayrıca hiperglisemi ADMA metabolizmasını etkileyerek serum ADMA düzeylerinde artışa buna paralel olarak da NO düzeylerinde azalmaya yol açmaktadır.Anahtar Kelimeler: Diyabet, Streptozotosin, Asimetrik Dimetilarginin, Nitrik oksit, Total Antioksidan Kapasit

ADMANitrik oksit
Erhan Sürmeli
Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Denizli ilindeki sığırlarda bovine herpesvırus tip 1 (BHV-1) enfeksiyonunun prevalansı

ÖZETDenizli Yöresindeki Süt Sığırcılığı İşletmelerinde Infectious Bovine Rhinotracheitis (IBR) Enfeksiyonunun Klinik ve Serolojik Olarak AraştırılmasıBu araştırma da Denizli İlindeki özel sektöre ait 25 adet kapalı süt sığırcılığı işletmesinde bulunan sağlıklı görünümlü ve İnfeksiyöz Bovine Rhinotracheitis-İnfeksiyöz Pustuler Vulvovaginitis (IBR-IPV) hastalığı semptomları gösteren 370 adet inekten kan örneği alınarak, ELISA antikor testi ile Bovine Herpesvirus-1 (BHV-1) antikorlarının varlığı araştırılmıştır.ÖZETDenizli İlindeki Sığırlarda Bovine Herpesvirus Tip 1 (BHV-1) Enfeksiyonunun PrevalansıBu araştırma da, serolojik kontrol amacıyla Denizli ilindeki 25 adet süt sığırcılığı işletmesinde bulunan aşılanmamış ve sağlıklı görünümlü 370 adet süt sığırından serum örneği alındı. Serum örnekleri antikor varlığının araştırılması için ELISA ile test edildi. Araştırmada virolojik kontrol amacıyla, BHV-1 enfeksiyonu bulguları gösteren 80 adet süt sığırından genital ve nazal sıvap örnekleri toplandı. Genital ve nazal sıvap örnekleri hem ELISA hem de polimeraz zincir reaksiyonu (PZR) ile test edildi. Serolojik çalışma neticesinde, Denizli ilindeki BHV-1 enfeksiyonun seroprevalansının %4.05 (15/370) olduğu saptandı. Virolojik çalışma neticesinde ise pozitiflik tespit edilemedi. Sonuç olarak, BHV-1 prevalansının Denizli ilinde örneklenen süt sığırcılığı işletmelerinde düşük düzeyde olduğu belirlendi.Anahtar Kelimeler: Antikor, Bovine Herpesvirus Tip 1, ELISA, Sığır, PZR.

AntikorlarDenizliEnzime bağlı immünosorbent testi+5
Dilek Taçkın
Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

Trinitrobenzen sülfonik asit (TNBS) ile oluşturulan deneysel kolit modelinde resveratrol'ün antioksidan metabolizmaya etkileri

Bu çalışmada antiinflamatuar ve antioksidan özellikleri gösterilmiş olan RSV'ninTNBS koliti üzerindeki etkileri, kolitten önce verilerek araştırıldı. Araştırmada, 35 adeterkek Wistar-Albino rat, RSV Kontrol, Sham, TNBS Kolit, TNBS + DMSO veTNBS+RSV olarak 5 gruba bölündü. Kolit uygulanmasından önce, tedavi ve çözücü grubuhayvanlar 5 gün boyunca sırasıyla RSV (10 mg/kg/gün), DMSO ile tedavi edildi. Kolit, 24saat aç bırakılmış ve barsakları boşaltılmış ratlara, bir kanülle anal orifisten 8 cm içeriye%37 alkolde çözünmüş TNBS verilmesiyle gerçekleştirildi. Kolitten 24 saat sonrahayvanlar sakrifiye edilip 10 cm'lik kolon segmenti çıkartıldı. Longitudinal olarak ikiyeayrılan kolon segmentleri biyokimyasal ve histopatolojik incelemeye tabi tutuldu.Sonuçların istatiksel analizi SPSS programı kullanılarak yapıldı.TNBS ve TNBS+DMSO gruplarının MDA seviyeleri Drug ve Sham kontrolgruplarından yüksekti (p<0.01). RSV tedavisi, MDA seviyelerini TNBS grubuna göreazalttı (p<0.01). Yine RSV tedavi grubunda, GSH-Px aktivitesi tüm diğer gruplara göreartarken (p<0.001), CAT aktivitesi de TNBS ve TNBS+DMSO gruplarına göre arttı. FakatCAT'deki bu artış, anlamlı düzeyde değildi (p>0.05). TNBS ve TNBS+DMSO gruplarınındoku MPO aktiviteleri Drug ve Sham kontrol gruplarından yüksek iken, tedavi grubundaise tüm gruplara göre anlamlı derecede yüksekti (p<0.001). Histopatolojik incelemededoku hasarı ve nekroz tedavi grubunda, kolit ve çözücü kontrol grubuna göre belirginşekilde azaldı (p<0.05).Çalışmamızda profilaktik RSV'nin kolit üzerinde antioksidan etkili olduğugörülmüştür. Bununla birlikte, deney şartlarımızda MPO üzerinden anti-inflamatuar etkininolmaması, RSV'nin etkilerini göstermede, inflamasyon sonrası yolun daha etkili olmasınaveya kullanılan dozun yetersiz olmasına bağlı olabilir.Anahtar Kelimeler: Resveratrol, TNBS, Kolit, antioksidan, antiinflamatuar

KolitResveratrolTrinitrobenzensulfonik asit
Gülserap Yıldız
Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dini yönelim, intihar ve intihara yönelik tutumlar

Üniversite öğrencisi gençlerde intihar davranışını, dini yönelim ile intihara ve intihar eden kişiye karşı tutumlar arasındaki ilişkiyi incelemek bu tezin amacıdır. Bu bağlamda Aydın ilinde bulunan çeşitli bölümlerde okuyan 697 üniversite öğrencisi katılımcı olarak yer almıştır. Katılımcılara İntihar Davranışı Soru Formu, Eskin İntihara ve İntihara Eden Kişiye Karşı Tutumlar Ölçeği, Müslüman Dini Yönelim Ölçeği ve demografik özellikleri içeren genel bilgi formu uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda dini yönelim, intihara ve intihar eden kişiye karşı tutumlar arasındaki ilişki incelenmiş içsel dini yönelim ile intiharın kabul edilebilirliği arasında negatif yönde bir ilişki, sorgulama dini yönelim ile intiharın kabul edilebilirliği arasında pozitif yönde bir ilişki saptanmıştır. Ayrıca içsel dini yönelim ile intihar eden kişiyi sosyal kabul etme arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Dışsal dini yönelim ile intiharla ilgili kendini açma arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki görülmüştür. Cinsiyet farklılıkları açısından bakıldığında en az bir kez kendini öldürme girişiminde bulunmanın erkeklerde kadınlara kıyasla daha yüksek olduğu görülmüştür. Ancak dini yönelimin alt boyutlarında cinsiyete yönelik anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.Anahtar sözcükler: Dini yönelim, İntihara karşı tutumlar, İntihar davranışı

Dinİntihar
Betül Çetintulum Huyut
Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Denizli ili özel işletme koşullarında yetiştirilen holştayn ırkı sığırların süt verimi ve döl verimi özellikleri üzerine bazı çevresel faktörlerin etkisi

ÖZETBu çalışma, Denizli İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği'ne bağlı beş farklı özel sığırcılık işletmesinde yetiştirilen Holştayn sığırların döl verimi ve süt verimi özelliklerinin düzeylerinin belirlenmesi ve bu verim özellikleri üzerindeki bazı çevresel faktörlerin etkilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın materyalini 2004-2012 yılları arasında işletmede yetiştirilen Holştayn sığır ırkı düve ve ineklerden elde edilen verim kayıtları oluşturmuştur. Araştırma döneminde, süt verimi özellikleri için 228 inek ve düveye ait 567 adet laktasyon, döl verimi özellikleri için ise 414 adet tohumlama kaydı değerlendirmeye alınmıştır.Holştayn düvelerde önemli döl verimi parametrelerine ait ortalama değerler sırasıyla; gebelik süresi 273,63 gün, ilk tohumlama-gebelik aralığı 31,73 gün, ilk gebelik yaşı 547,65 gün, ilk buzağılama yaşı 821,28 gün, ilk tohumlama yaşı 515,92 gün, gebelik başına tohumlama sayısı 1,49 olarak saptanmıştır.Holştayn ineklerde önemli döl verimi parametrelerine ait ortalama değerler ise sırasıyla; gebelik süresi 274,88 gün, doğum-ilk tohumlama aralığı 98,30 gün, ilk tohumlama-gebelik aralığı 135,28 gün, servis periyodu 163,22 gün, buzağılama aralığı 431,83 gün, gebelik başına tohumlama sayısı 2,18 olarak belirlenmiştir.İncelenen süt verimi özelliklerinden laktasyon süresi 305,27 gün, gerçek süt verimi 8140,73 litre, 2×305 güne göre düzeltilmiş süt verimi ortalaması 7892,67 litre ve kuruda kalma süresi 61,10 gün olarak bulunmuştur.Holştayn düvelerde işletmenin gebelik süresine etkisi önemsiz, ilk tohumlama-gebelik aralığı ve ilk buzağılama yaşına etkisi önemli (P<0,05), ilk gebelik yaşı ve gebelik başına tohumlama sayısına etkisi önemli (P<0,01), ilk tohumlama yaşına etkisi ise önemli (P<0,001); buzağılama yaşının gebelik süresine etkisi önemsiz, ilk tohumlama-gebelik aralığı, ilk gebelik yaşı, ilk buzağılama yaşı, ilk tohumlama yaşı ve gebelik başına tohumlama sayısına etkisi önemli (P<0,001); buzağılama yılının ilk gebelik yaşı, ilk buzağılama yaşı ve gebelik başına tohumlama sayısına etkisi önemsiz, gebelik süresine etkisi önemli (P<0,05), ilk tohumlama-gebelik aralığı ve ilk tohumlama yaşına etkisi önemli (P<0,001); buzağılama mevsiminin gebelik süresi, ilk tohumlama-gebelik aralığı, ilk gebelik yaşı, ilk buzağılama yaşı, ilk tohumlama yaşı ve gebelik başına tohumlama sayısına etkisi önemsiz olarak bulunmuştur.Holştayn ineklerde işletmenin gebelik süresi, gerçek süt verimi ve kuruda kalma süresine etkisi önemsiz, doğum-ilk tohumlama aralığı, ilk tohumlama-gebelik aralığı, servis periyodu, buzağılama aralığı ve laktasyon süresine etkisi önemli (P<0,05), gebelik başına tohumlama sayısı ve 2×305 güne göre düzeltilmiş süt verimi ortalamasına etkisi önemli (P<0,01); laktasyon sırasının gebelik süresi, doğum-ilk tohumlama aralığı, servis periyodu, buzağılama aralığı, gebelik başına tohumlama sayısı, laktasyon süresi, gerçek süt verimi, 2×305 güne göre düzeltilmiş süt verimi ve kuruda kalma süresine etkisi önemsiz, ilk tohumlama-gebelik aralığına etkisi önemli (P<0,01); buzağılama yılının doğum-ilk tohumlama aralığı ve gebelik başına tohumlama sayısına etkisi önemsiz, servis periyodu ve buzağılama aralığına etkisi önemli (P<0,05), gebelik süresi, ilk tohumlama-gebelik aralığı, laktasyon süresi, gerçek süt verimi, 2×305 güne göre düzeltilmiş süt verimi ve kuruda kalma süresine etkisi önemli (P<0,001); buzağılama mevsiminin gebelik süresi, doğum-ilk tohumlama aralığı, servis periyodu, buzağılama aralığı, gebelik başına tohumlama sayısı ve 2×305 güne göre düzeltilmiş süt verimine etkisi önemsiz, ilk tohumlama-gebelik aralığı ve gerçek süt verimine etkisi önemli (P<0,01), laktasyon süresi ve kuruda kalma süresine etkisi önemli (P<0,001) olarak belirlenmiştir.Araştırmada elde edilen sonuçlar, Denizli İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği'ne bağlı özel sığırcılık işletmelerinde yetiştirilen Holştayn ineklerin süt ve döl verimi özelliklerinin bu ırk için bildirilen norm değerlere yakın olduğunu, Holştayn düvelerin döl verimi parametrelerinin bazılarının ise istenilen düzeylerden düşük olduğunu göstermiştir. İşletmelerde, çevresel faktörlerin etkileri dikkate alınarak seleksiyon ve ayıklama programları uygulanabilir. Tüm bu değerlendirmelere bağlı olarak özel işletme koşullarında yetiştirilen Holştayn düve ve ineklerin döl ve süt verim özelliklerinin geliştirilmesi, saha çalışmalarının artırılması gerektiği ve bu teknik ve akademik çalışmalar doğrultusunda verim düzeylerinin yükseltilebileceği sonucuna varılmıştır.Anahtar Sözcükler: Holştayn, döl verimi, süt verimi, çevre faktörleri

Holştayn sığırı
Mehmet Kaya
Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yenidoğan dönemindeki kısa süreli annelik yoksunluğunun 2-3 yaş arası çocukların ruh sağlığı ve gelişimi üzerine etkisi

Çalışmada, yenidoğan döneminde kısa süreli anne yoksunluğu yaşayan ve yaşamayan çocukların gelişim düzeyi ile sosyal, duygusal ve davranışsal problemlerinin karşılaştırmalı şekilde incelenmesi ve erken çocukluk döneminde anne-bebek ilişkisini etkileyen değişkenlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, araştırmaya katılmayı kabul eden 75 çocuğa Çocuk Davranış Değerlendirme Ölçeği 1,5-5 Yaş Formu (ÇDDÖ-1,5/5) ve annelerin bildiriminin yanı sıra klinisyen değerlendirmesini de gerektiren Ankara Gelişim Tarama Envanteri uygulanmıştır. Ayrıca annelere Çocuk ve Aile Bilgi Formu doldurularak aile ve çocuğa ilişkin bilgilere ulaşılmıştır. Yaşları ortalama 35,05±5,92 (24-47) ay olan, doğumun ardından yenidoğan yoğun bakım ünitesinde kalmış 40 çocuk araştırma grubunu, 34,31±7,07 (24-47) ay olan yenidoğan yoğun bakım ünitesinde kalmamış olan 35 çocuk da kontrol grubunu oluşturmuştur. Çalışmada, araştırma grubunun ÇDDÖ toplam problem puanlarının yanı sıra içe yönelim (duygusal tepkisellik, kaygılı/çökkün, somatik şikayetler ve içe çekilme alt alanları), dışa yönelim (dikkat sorunları ve saldırgan davranışlar), uyku sorunları ve diğer sorunlar alt alanlarından aldıkları puanların da kontrol grubuna oranla daha yüksek puanlar aldıkları saptanmıştır. Ayrıca, çalışmada, araştırma ve kontrol grupları ÇDDÖ'nün DSM-IV tanı sınıflamaları alt alanları açısından da karşılaştırılmış ve araştırma grubunu oluşturan çocukların duygudurum sorunları, yaygın gelişimsel sorunlar, kaygı, dikkat eksikliği/hiperaktivite sorunları, karşıt olma-karşı gelme sorunları alanlarının tümünde, kontrol grubundan daha yüksek puanlar aldığı ve gruplar arasında anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. Yapılan gelişim değerlendirmesinde, araştırma grubu ile kontrol grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunsa da, bu farklılığın cinsiyet ve anne-baba akrabalığı değişkenlerinden kaynaklandığı belirlenmiştir.

Anne yoksunluğuMental bozukluklarYoğun bakım üniteleri-neonatal+1
Gülşah Dursun
Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

Üzüm çekirdeği yağı ve/veya E vitamini + organik selenyum katkısının etlik piliçlerde performans ve oksidatif stabilite üzerine etkileri

Bu araştırma etlik piliç rasyonlarında doğal yem katkı maddesi olarak kullanılanüzüm çekirdeği yağının tek başına ve/veya antioksidan etkisi bilinen E vitamini + organikSe ile birlikte kullanılmasının performans ve bazı karkas, oksidatif stabilite ilebiyokimyasal kan parametreleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir.Araştırmada 320 adet günlük erkek etlik civciv kullanılmıştır. Denemede herbirinde 80 adet civciv bulunacak şekilde bir kontrol ve üç deneme grubu oluşturulmuştur.Kontrol ve deneme grupları için her birinde 20 adet civciv bulunan dörder alt grupdüzenlenmiştir. Mısır - soya fasulyesi küspesine dayalı kontrol grubu rasyonuna 300 mg/kgüzüm çekirdeği yağı (1. deneme grubu), 200 mg/kg E vitamini + 300 mg/kg organik Se (2.deneme grubu) ve aynı düzeylerde üzüm çekirdeği yağı + E vitamini + organik Se (3.deneme grubu) katkıları yapılarak deneme grubu rasyonları oluşturulmuştur. Etlik piliçler42 gün süresince bu deneme yemleri ile ad libitum beslenmiştir.Etlik piliç rasyonlarına üzüm çekirdeği yağı ve/veya E vitamini + organik Sekatılması; incelenen performans özelliklerinden canlı ağırlık, canlı ağırlık artışı, yemtüketimi ve yemden yararlanma oranı, karkas özelliklerinden karkas ağırlığı, göğüs, but,karaciğer, karın yağı ağırlıkları ve bunların canlı ağırlığa oranları, oksidatif stabiliteparametrelerinden göğüs etinde pH ve karın yağında peroksit sayısı, biyokimyasal kanparametrelerinden trigliserid ve total kolesterol düzeylerine ilişkin değerler üzerindeistatistiksel açıdan önem arz eden farklılıklar oluşturmamıştır. Bununla birlikte E vitamini+ organik Se katılan gruplarda (2. ve 3. deneme grubu) göğüs eti MDA düzeyleri diğergruplara göre daha düşük (P<0,05) bulunmuştur. Bu durum E vitamini + organik Se'unoksidatif stabilite üzerine üzüm çekirdeği yağına göre daha yüksek bir etkinliğe sahipolduğunu göstermektedir.Anahtar Kelimeler: E vitamini, etlik piliç, oksidatif stabilite, Se, üzüm çekirdeği yağı

Etlik piliçOksidatif stabiliteSelenyum+2
Atacan Erkan
Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00