
2.081
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Yapay sinir ağları algoritmaları ile PVP nanoliflerin çaplarının tahmini
Bu araştırmada, Polivinilpirolidon (PVP) polimer, su ve alkol çözeltisi ile elektroeğirme yöntemi kullanılarak nanolifler üretilmiş, üretilen nanoliflerin akış hızı, iğne ucu ve toplayıcı plaka arası mesafe ile uygulanan voltaj değeri kullanılarak veri seti oluşturulmuştur. Nanoliflerin analizi taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile çapı Fibraquant programı ile saptanmıştır. Laboratuvar ortamında gerçekleştirilen geleneksel test ve test yöntemleri zaman almakta ve maliyetli olmaktadır. Geleceğe yönelik tahmin ve analizler, geçmişte yapılan gözlem sonucunda elde edilen değerler ile oluşturulan modeller aracılığıyla gerçekleştirmektedir. Yapay Sinir Ağları (YSA) ve Derin Öğrenme Algoritmaları günümüzde tahmin alanında oldukça kullanılan bir yöntem haline gelmiştir. Bu çalışmada, Yapay Sinir Ağları algoritmaları nanoliflerin çaplarının tahmin edilmesi için kullanılmıştır. Yapay Sinir Ağları ve Derin Öğrenme algoritmalarıyla nanoliflerin çapını etkileyen 4 adet bağımsız değişken girdi değişkeni olarak, nanolif çap değerleri çıktı değişkeni olarak belirlenerek modeller oluşturulmuş, bu modellerden ortaya çıkan sonuçlar literatürle karşılaştırılmıştır. Çalışma, nanoliflerin çaplarının ölçümü uygulamalarında Yapay Sinir Ağlarının ve Derin Öğrenme algoritmalarının uygulanabileceğini göstermiştir. Veri miktarının küçük olması nedeniyle Yapay Sinir Ağı modelinin Derin Öğrenme modeline göre daha başarılı olduğu belirlenmiştir.
Türev kavramının ortaöğretim matematik ders kitaplarındaki ilişkilendirme becerileri açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ortaöğretim matematik ders kitaplarındaki türev kavramının matematiksel ilişkilendirme becerileri açısından incelenmesidir. İlişkilendirme becerilerini incelemek için türev kavramı uygun görülmüştür. Bu amaçla çalışmada kavramsal çerçeve Bingölbali ve Coşkun (2016) tarafından ortaya konan ilişkilendirme becerisinin matematik öğretiminde kullanımının geliştirilmesi için kavramsal çerçeve önerisi adlı çalışmadan yararlanılarak oluşturulmuştur. Bu çalışma doğrultusunda ders kitapları incelemede doküman analizi araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma için 2011 yılından bu yana değişen öğretim programları dikkate alınarak ilişkilendirme becerileri açısından incelenmiştir. Ders kitaplarında yer alan ilişkilendirme becerileri ve bu ilişkilendirme becerilerinin türleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın veri kaynağını 2009, 2013 ve 2018 öğretim programlarına göre hazırlanan üç ders kitabı oluşturmaktadır. Veriler içerik analizi yolu ile çözümlenmiştir. Çalışmanın bulguları ders kitaplarında en çok kavramlar arası ilişkilendirme becerilerinin en az ise farklı disiplinlerle ilişkilendirmenin kullanıldığı göstermektedir. 2011 yılına ait incelenen ders kitabında hiç farklı disiplinlerle ilişkilendirmeye rastlanılmamış, 2017 yılına ait ders kitabında gerçek hayatla ilişkilendirmeye çok az sayıda rastlanılmış ve 2021 yılına ait ders kitabında farklı disiplinlerle ilişkilendirme becerilerine çok az sayıda rastlanılmıştır. Ders kitaplarındaki bu eksikliklerin tekrar gözden geçirilmesinde ve yazılacak olan kitaplarda bu ilişkilendirme becerilerinin kullanılmasına dikkat edilmesinde fayda olacağı düşünülmektedir.
Matematik öğretmenlerinin problem çözme öğretim yaklaşımları hakkındaki bilgilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı matematik öğretmenlerinin problem çözme ve problem çözme öğretim yaklaşımları hakkındaki bilgilerini incelemektir. Bu araştırma nitel bir çalışma olarak tasarlanmış ve yürütülmüştür. Çalışma grubu Türkiye'nin farklı bölgelerinde görev yapan ilköğretim matematik öğretmenlerinden oluşturulmuştur. Çalışmaya gönüllü olarak 30 öğretmen katılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme soruları kullanılmıştır. Bu sorular A ve B olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır. A aşamasında problem ve problem çözme ile ilgili genel bilgiler öğrenilmek istenirken B aşamasında farklı problem çözme öğretim yaklaşımları (problem çözme ile öğretim, problem çözme için öğretim ve problem çözmeye ilişkin öğretim) ile ilgili senaryolar verilerek bu senaryolar hakkında öğretmenlerin yorumları alınmıştır. Öğretmenlerden toplanan veriler, içerik analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda öğretmenlerin problem (ör. çözüm bekleyen sorun) ve problem çözme (ör. sorunu ortadan kaldırma) hakkında benzer düşüncelere sahip oldukları ancak problem çözmeyi derslerinde kullanma konusunda farklılıklar yaşadıkları görülmüştür. Öğretmenler en çok problem çözmeye ilişkin öğretim yaklaşımını derslerinde kullanmadıklarını ifade etmişlerdir. Etkin matematik öğretimi için ise, öğretmenlerin en çok problem çözme ile öğretim yaklaşımını etkili buldukları ve problem çözme için öğretim yaklaşımını kendi başına hiçbir öğretmenin etkin bulmadığı ortaya çıkmıştır. Her üç problem çözme öğretim yaklaşımının derslerde birlikte kullanımının bazı öğrenenlerce ideal görüldüğü ancak öğrenci başarı düzeyine göre farklı problem çözme yaklaşımlarının tercih edilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Kolza fidelerinde selenyum teşvikli krom toleransının fizyolojik ve moleküler analizleri
Endüstriyel faaliyetler çevredeki krom (Cr) kirliliğini arttırmaktadır. Toprakta artan Cr içeriği bitkiler tarafından alınıp emilip birikebilmekte, toksisiteye yol açabilmekte, besin zinciri yoluyla doğrudan veya dolaylı olarak insan sağlığına zarar verebilmektedir. Bu nedenle, Cr ile kirlenmiş topraklarda yetişen bitkiler tarafından Cr alımını azaltacak ve böylece Cr tehditlerinden kaynaklanan sağlık risklerini azaltacak yaklaşımların bulunması gerekmektedir. Bitkiler için faydalı bir element olan selenyum (Se), çeşitli biyotik ve abiyotik stres altındaki bitkilerde olumlu roller oynamaktadır. Selenyumun Cr stresi altındaki bitkilerdeki faydalı etkileri, bitki büyümesini iyileştirme ve Cr birikimini azaltılması ile kanıtlanmıştır. Bununla birlikte, kolza bitkilerinin Cr stres toleransını iyileştirmede Se'un koruyucu mekanizmasını ortaya çıkarmak için çok az bilgi bulunmaktadır. Bu çalışmada, kolza (Brassica napus L.) fidelerinin Cr stresine karşı tolerans oluşturmadaki Se'un rolü, fizyolojik ve biyokimyasal analizlerle kombine edilmiş jel temelli proteomik yaklaşım ile ortaya konulmuştur. Hidroponik olarak büyütülen yedi günlük kolza fideleri, 14 gün boyunca 10 μM Cr stresi ve 5 μM Se uygulamalarına maruz bırakılmıştır. Sonuçlar, Cr stresinin kolza fidelerinde büyümeyi azalttığını ve Cr birikimine ve lipid peroksidasyonuna neden olduğunu göstermiştir. Dışsal olarak uygulanan Se, Cr stresine maruz bırakılan kolza fidelerinde bitki büyümesini arttırmış, ancak lipid peroksidasyonunu ve Cr birikimini azaltmıştır. Ek olarak, Se uygulaması yapraklarda azalmış katalaz ve askorbat peroksidaz aktivitelerini artırmış ve ayrıca yaprak süperoksit dismutaz ve guaiakol peroksidaz aktivitelerinde Cr kaynaklı artışta ilave artışa neden olmuştur. Proteomik analizde, Cr stresi altındaki yapraklarda Se toplam 60 proteinin ifadesini önemli ölçüde etkilenmiş ve kütle spektrometrisi ile 54 protein tanımlanmıştır. En büyük üç fonksiyonel kategori, fotosentez (%48,1), savunma tepkisi (%27,8) ve protein metabolizmasında (%11,1) yer alan proteinleri içermektedir. Dışsal Se, fotosentezde fonksiyon gören proteinlerin çoğunu düzenlemiştir ve bu durum CO2 fiksasyonunda bir düzenlemeyi işaret etmektedir. Savunma cevabı ve protein metabolizmasında yer alan proteinler, Se tarafından farklı şekilde düzenlenmiştir ve bu durum Se'un stres direnci ve proteom yeniden düzenlenmesindeki rollerini göstermiştir. Selenyum, fotosentez verimini, ROT süpürme kabiliyetini, protein biyosentezi ve işlenmesini ve diğer adaptif tepkileri teşvik ederek Cr toleransını artırabilir.
Kesir konusunun Cumhuriyet sonrası dönem matematik ders kitaplarında çoklu temsiller açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Cumhuriyet sonrası dönem matematik ders kitaplarında kesir konusunun sunumunda kullanılan temsil biçimlerini belirlemektir. Bu çalışma nitel bir araştırma olup, temsil biçimlerinin belirlenmesi için doküman analizi yapılmıştır. Bu çerçevede veri kaynağı olarak, Cumhuriyet sonrası dönemde değişen matematik programlarıyla uyumlu bir şekilde hazırlanan 1940 yılı, 1951 yılı, 2013 yılı ve 2018 yılı ortaokul matematik ders kitapları seçilmiştir. Nakahara (2008) tarafından ortaya konulan temsil biçimleri (Sembolik, Dilbilimsel, Görsel, Manipülatif, Gerçekçi temsil) ile araştırmacının geliştirdiği gömülü temsil biçimleri (Sembolik gömülü dilbilimsel, Gerçekçi gömülü dilbilimsel, Sembolik gömülü görsel, Sembolik gömülü gerçekçi, Dilbilimsel gömülü gerçekçi temsil) kullanılarak kesir konusunda tercih edilen temsil biçimleri belirlenmiştir. Analiz sonuçları sembolik gösterimlerin tüm ders kitaplarında ağırlıklı olarak kullanıldığını, ancak bu temsil biçimine eski ders kitaplarında (1951, 1940) daha yoğun bir şekilde yer verildiğini ortaya koymaktadır. Dilbilimsel ve görsel temsillere ise güncel ders kitaplarında daha çok yer yerilmiştir. Ders kitaplarında manipülatif temsillere yer verilmezken, gömülü temsillerden ise en fazla sembolik gömülü gerçekçi temsillere yer yerilmiştir. Çalışmanın bulguları, matematik eğitimi alanında çoklu temsiller ile ilgili yapılan araştırmaların ve ortaya çıkan gelişmelerin, özellikle sembolik ve sembolik gömülü görsel temsillerin ön plana çıkarılması açısından, ders kitaplarına yansıtıldığını ortaya koymaktadır.
Sandıklı (Afyonkarahisar) çevresinde yetiştirilen patates (Solanum tuberasum L.) çeşitlerinin ekolojik istekleri
Bu çalışma Afyonkarahisar İli Sandıklı İlçesi, ilçeye bağlı bir kasaba (Akharım) ve 7 farklı köyde (Kızılca, Kızık, Çevrepınar, Akin, Ballık, Kusura, Örenkaya) patates yetiştirilen tarım arazilerinden alınan toprak örneklerinin, fiziksel ve kimyasal özelliklerinin belirlenerek, verimlilik düzeylerini araştırmak için gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla alınan toprak örneklerinde satürasyon ve bünye, pH, elektriksel iletkenlik, kireç, organik madde, potasyum ve fosfor analizleri yapılmıştır. Elde edilen analiz sonuçlarına göre ise her bir toprak örneği, toprak değerleri için belirtilen sınır değerlere göre sınıflandırılmış ve örnekler kendi aralarında kıyaslanarak karşılaştırılmıştır. Buna göre; 4 örnekleme alanı (Sandıklı, Akharım, Çevrepınar ve Ballık) killi tınlı, 2 örnekleme alanı (Kızılca ve Örenkaya) kumlu, 2 örnekleme alanı (Akin ve Kusura) tınlı ve 1 örnekleme alanı killi (Kızık) olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte alınan örneklerin çoğunlukla pH açısından 'hafif alkali', kireç açısından 'az', organik madde açısından 'az ve çok az', potasyum açısından 'çok yüksek' ve fosfor açısından 'orta' sınıfında yer aldığı saptanmıştır. Analiz sonuçları değerlendirildiğinde Sandıklı İlçesi'nden alınan örnekleme alanlarındaki toprakların, patates yetiştiriciliği açısından bakılarak, gübreleme programları oluşturulması ve üreticilerin bilinçlendirilmesi önerilmektedir.
Banaz fayı'nın (Uşak) kinematik analizi ve aktif tektoniği kinematik analizi
Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu Fay Zonları boyunca Anadolu Bloğunun batıya olan kaçışı, Batı Anadolu'daki birçok neotektonik yapının oluşmasında ana etken oluşturmaktadır. Akşehir Simav Fay Sistemi KB-GD uzanımlı birçok fayın oluşturduğu Batı Anadolu'nun neotektonik yapılarından ve en önemli sismojenik zonlarından birisidir. Banaz Fayı yaklaşık 32 kilometre uzunluğu ile Akşehir – Simav Fay Sistemi içinde yer alan diri bir segmenttir ve Banaz Fayı'nın üretebileceği maksimum deprem büyüklüğünü 6.82 olarak hesaplanmıştır. Banaz Fayı, özellikle Baltalı ile Yeşilyurt arasında doğrusal bir geometriye sahipken ve kuzeydoğuya eğimli iken, Yeşilyurt ile Kızılhisar arasında doğuya kavis yapan bir yay geometrisi sunar. Tez çalışmalarında toplanan saha verilerine göre ise, Banaz Fayı'nın Baltalı ile Yeşilyurt arasında, özellikle Comburt vadisi boyunca K60°-70°B doğrultusunda devam ettiği yaklaşık 15 km'lik kuzey bölümü boyunca fay düzlemlerinden toplanan kinematik ölçümlerin paleostress analizleri, fayın bu bölümünün yaklaşık KB-GD yönlü sıkışma ve KD-GB yönlü genişleme kuvvetleri etkisi altında sağ yönlü doğrultu atımlı çalıştığına işaret etmektedir. Bununla beraber, tez çalışmaları, Banaz Fayı'nın Yeşilyurt – Kızılhisar mevkii arasında kalan 17 km uzunluğundaki doğuya eğimli bölümünün ve doğrultuları K-G ile K60°D arasında değişen doğrultulara sahip kolları üzerinde KD-GB, D-B ve KB-GD çok yönlü (multidirectional extension) genişlemeli tektonizmanın varlığına ve fay kollarının eğim/oblik atımlı normal hareketine işaret etmektedir.
Kızgın kuru kaya jeotermal sistemlerinde rezervuar kayaçlarınhidrolik çatlatma performanslarının labaratuvar şartlarında belirlenmesi: Aksaray ili örnek çalışması
Hidrolik çatlatma özellikle petrol ve doğal gaz endüstrisinde rezervuarları genişletmek ve üretimi artırmak için uzun zamandır kullanılmaktadır. Bununla beraber zaman içerisinde hidrolik çatlatmanın çeşitli kullanım alanları gelişmiştir. Bunlardan biri de geliştirilebilir jeotermal sistemler ve kızgın kuru kaya jeotermal sistemlerde geçirimsiz ve gözenekliliği az kayaçları çatlatarak bunlarda yapay rezervuarlar oluşturmaktadır. Saha çalışmalarında karşılaşılan, hidrolik çatlatmayı etkileyen faktörleri laboratuvar koşullarında sağlayarak bunlardan çeşitli çıkarımlar ve geri dönüşlerin sağlanabileceği bir laboratuvar düzeneği bu çalışmada tasarlanmış, imal edilmiş ve test edilmiştir. Yer altı modellemesinde kullanılacak gerçek üç eksenli sıcaklık ve basınç hücresi ile kayaçların içlerine sıvı enjekte edilerek çatlatılmasını sağlayacak bir hidrolik şırınga pompa ile çeşitli yardımcı ekipmanlar bu çalışmada kullanılmak ya imal edilmiş yada hazır alınıp sisteme adapte edilmiştir.
Yeşil bina sertifikası almayı hedefleyen yapılar için yapı malzemesi seçiminde çevresel performans odaklı bir yaklaşım önerisi
İnşaat sektöründe sürdürülebilir yapım stratejilerinin benimsenmesiyle birlikte sürdürülebilir yapı malzemesi seçimi yeni bir karar problemi yaratmıştır. Bu çalışma kapsamında çevresel açıdan sürdürülebilir yapı malzemesi seçiminde yaşam döngüsü değerlendirme (YDD) temelli bir seçim yaklaşımı önerilmektedir. Önerilen yaklaşım iki modülden oluşmaktadır. Birinci modülde, seçim problemine dahil edilen yapı malzemeleri çevresel performansları bakımından kendi aralarında değerlendirilmekte ve değerlendirme puanlarına göre sıralanmaktadır. İkinci modülde, karar vericinin seçtiği malzemenin LEED (Enerji ve Çevre Tasarımında Liderlik) yeşil bina derecelendirme sistemine uygunluğu kontrol edilmekte ve puan kazanımının ön değerlendirmesi yapılmaktadır. YDD, uluslararası ölçekte kabul görmüş bir metodolojiye göre uygulanmaktadır. YDD çalışmalarının yürütüldüğü zaman ve mekana bağlı olarak uygulama sonuçları farklılık göstermektedir. Bu nedenle YDD uygulamalarında bölgesel adaptasyonların yapılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Çalışmada, yapı malzemelerinin sürdürülebilirlik değerlendirmelerinde literatürde kabul görmüş on iki adet çevresel etki kategorisi dikkate alınmıştır. Çevresel etki kategorilerinin göreceli önemlerinin belirlenmesinde Türkiye'deki yeşil bina sektör paydaşlarının görüşlerine başvurulmuştur. Görüşmelere bağlı olarak çevresel etki kategorilerinin ağırlıklarının atanmasında analitik hiyerarşi sürecinden (AHP) yararlanılmıştır. Seçim sürecine dahil edilen yapı malzemelerinin yaşam döngüleri içindeki envanter verileri BEES (Yapılar için Çevresel ve Ekonomik Sürdürülebilirlik) Online veri tabanından alınmıştır. Çevresel etki kategorilerinin normalleştirme değerleri hesaplanırken Türkiye'de yürürlükte olan standartlar, mevzuat, bakanlıkların çalışmaları, emisyon ölçüm verileri ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri dikkate alınmıştır. Önerilen yaklaşımla seçilen malzemenin yapıda kullanılmasıyla, LEED yeşil bina derecelendirme sisteminden puan kazanım potansiyelleri, kredi başarı oranlarının hesaplanmasıyla belirlenmektedir. Kredi başarı oranlarının kıyaslanmasında referans bilgi olarak Türkiye'deki LEED yeşil bina sertifikasına sahip kırk yedi adet binanın puan kartları dikkate alınmıştır. Karşılaştırma malzemelerinin YDD süreçlerine ilişkin referans bilgiler literatür taramasından elde edilmiştir. Önerilen yaklaşım çerçevesi örnek bir senaryo üzerinde test edilmiştir. Önerilen yaklaşım kapsamında yapı malzemesi seçimi gerçekleştirildiğinde, çalışmada değerlendirilen altı adet LEED kredisinin üç tanesinin kredi başarı oranlarında iyileştirme sağlandığı görülmüştür. Çalışmada sunulan yaklaşım, sürdürülebilir yapı malzemelerinin seçimine rehberlik ederken aynı zamanda LEED yeşil bina sertifikası alma hedefi bulunan yapılar için uygun malzeme seçiminde etkili olacaktır. Ayrıca pek çok yeşil malzeme alternatifinin varlığında karar vericilerin karar verme süreçlerini kolaylaştıracaktır.
Simetrik ve genişletilmiş simetrik halkalar
Bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, konunun tarihsel gelişiminin verildiği giriş kısmına ayrılmıştır. İkinci bölümde, tez çalışmasında kullanılacak olan kavramların tanımlarına ve özelliklerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde; ilk olarak simetrik halka sınıfı tanıtılarak özellikleri incelenmiştir. Daha sonra simetrik halkaların bazı genişlemeleri, özellikleri ve diğer halka sınıflarıyla ilişkileri araştırılmıştır.