Aksaray University
Discipline

İslam İktisadı ve Finansı Anabilim Dalı

Aksaray University

53

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

İslam iktisadında üçüncü sektör: Tabung Haji üzerine bir saha araştırması ve Türkiye hac fonu önerisi

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'ye özgü bir hac fonu model önerisi yapmaktır. Bu amaca binaen, ilk olarak İslam iktisadında üçüncü sektör ekosistemi teorik bir çerçevede ele alınmıştır. Daha sonra iki ayrı saha araştırması gerçekleştirilmiştir. İlk saha araştırması, TÜBİTAK-2214 yurt dışı araştırma programı kapsamında dünyanın ilk ve en köklü hac fonu olan Tabung Haji'ye (TH) yönelik Malezya'da yapılmıştır. Bu araştırmada, TH çalışanları/yöneticileri ve müşterileri olmak üzere on sekiz (18) kişiyle nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması (case study) deseni tercih edilerek yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda çalışmamız, TH üzerine derinlemesine görüşmelere dayalı literatürdeki ilk saha çalışması olma hüviyeti taşımaktadır. İkinci saha araştırması ise TH modelinin Türkiye'ye nasıl uyarlanacağını keşfetmek amacıyla Türkiye'deki ilgili aktörlerle görüşmelere dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada, TH'nin tasarruf toplama, fon yönetme ve hac organize etme fonksiyonlarına karşılık gelen Türkiye'deki yirmi bir (21) kişi/kurumla yapılandırılmamış görüşmeler yapılmıştır. Bu iki saha çalışmalarından elde edilen bulgular ışığında, yapısal değişiklik gerektirmeyen- kısa vadeli ve yapısal değişiklik gerektiren-uzun vadeli iki Türkiye Hac Fonu modeli sunulmuş ve bu modellerin hayata geçirilmesini kolaylaştıracak politika önerileri yapılmıştır. Sunulan modellerde hac fonunun kapsamı, işleyişi, kurumsal yapısı, hukuki çerçevesi, paydaşlara sunulacak teşvikler ve fon büyüklüğüne yönelik örnek hesaplama yer almaktadır. Bu kapsamda, saha araştırmalarına dayalı olarak kaleme alınan bu tezin üç temel önemi bulunmaktadır: -İslam iktisadındaki üçüncü sektör ekosistemini kapsamlı bir teorik çerçevede ele alması, -Hâlihazırda varlığını koruyan modern bir ÜSK olan Tabung Haji'nin Türkiye'ye uygulanabilirliği üzerine ilk defa bir saha çalışması yapılmış olması, -Türkiye'deki ekosistemde bulunmayan bir kurum önerisi yapılması ve tasarruf açığı olan Türkiye ekonomisine oluşturulacak Türkiye Hac fonu ile ekonomik katkı sağlayacak olmasıdır.

FonlarHacTabung Haji+5
Ali Can Yenice
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tekafül sigortası açısından Sudan örneği

Bu çalışma İslami tekâfül sigortacılık sistemini bir nizam ve bir akit olarak kavramasının yanı sıra, İslami tekâfül sigortacılık hedefleri, genel ve özel ilkeleri, geleneksel sigortacılık ile tekafül arasındaki temel farklar üzerinde durmayı amaçlamaktadır. Ayrıca, İslami tekâfül sigortacılığının güçlü yanları ve karşılaştığı zorlukları tespit etmektir. Bu çalışmada, Müslüman alimler tarafından izin verilen sigorta fetvası formülü, tekâfül sigortasının modelinin yargı yetkisi, sigorta kavramı ve başlangıcı, sigorta türleri ve kategorileri, İslam sigortası kurulmasından bu yana deneyimini incelemekte, Sudan'da sigortanın ortaya çıkışı ve gelişimi, Sudan'da sigorta piyasası ve sigorta piyasasında faaliyet gösteren şirketler, Sudan'ın temel sigorta düzenlemeleri ve finansal standartları, Sudan'ın tekâfül sigorta şirketleri ile ilgili bir vaka çalışması yapılmaktadır. Şirketlerin hizmetlerinin coğrafi yayılımı ve pazarlama mekanizmaları, şirketler tarafından sağlanan sigorta ürünleri vb. tekâfül sigortasının büyüme fırsatları ve Sudan'daki tekâfül piyasasında iş performansı göstergeleri ele alınarak Sudan'daki tekâfül sigortasının geçmişi ve mevcut durumu incelenmiştir. Bu çalışmada Sudan'da kişi başına düşen sigorta harcaması, yani sigorta yoğunluğunun çok düşük olduğu tespit edilmiştir. Bunun sebebi toplumun sigorta ile bilgi ve birikiminin yetersiz olması ve sigorta bilincinin artırılması noktasındaki eğitimlerin yetersiz kalmasıdır. Sigorta kültürünün yayılabilmesi ve bilincin artırılabilmesi için sigorta ve sigortacılık faaliyetleri ile ilgili topluma eğitim verilmesi önem arz etmektedir. Denetleme Kurulu ve sigorta şirketleri, sigorta kültürünü yayma, sigorta bilincini artırma ve sigortacılık faaliyetleri ile ilgili eğitim verilmesi konusunda sorumluluk almaları gerekmektedir.

Sigorta sektörüSigorta sistemiSigorta şirketleri+4
Mohamed Alfadoul Abdallah Mohamed
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Likidite riskleri yönetimleri (Katılım bankaları ile geleneksel bankaların mukayesesi)

Geleneksel bankalar ve Katılım bankalarının arasında benzerlik ve farklılık vardır ve ikisinde de likidite nasıl yönetileceği çok büyük bir önem taşımaktadır. Likidite yönetimi bankaların karşılaştığı en önemli zorluklarından biridir. Likidite konusunda günümüzde katılım bankaları birkaç sorunla karşılaşabilir çünkü Katılım bankaları İslam hukukuna göre çalışmaktadır. Bu yüzden bazen onun likiditesi geleneksel bankalardan daha fazla olabilir. Bu çerçevede katılım bankaları paraya ihtiyaç duyunca merkez bankasından ya da herhangi bir taraftan faizle kredi alamaz. Ama geleneksel bankalar daha esnek bir davranış gösterebilir. Ek olarak Katılım bankalarının kullanabileceği finansal enstrümanlar geleneksel bankalara göre belki daha az çünkü finansal enstrüman İslam hukukuna aykırı olmaması gerekmektedir. Geleneksel bankalar kuruluşunun tarihi katılım bankaları kuruluşunun tarihinden daha eski olduğu için, geleneksel bankaların tecrübe yılları finansal araçlara pozitif bir şekilde yansıtılıp çeşitli finansal araçlar bulunmaktadır. Finansal mühendisliği yardımıyla katılım bankaları yeni finansal enstrümanlarını bulabilmektedir. Ancak bu katılım finansal enstrümanlar geleneksel enstrümanlara benzememelidir. Bu çalışmada bir kıyaslama yapmakla katılım bankalarının ve geleneksel bankaların likiditesini nasıl yönettikleri, bir de paralarının darlığını ortadan nasıl kaldırabileceği anlatılmıştır.

Bankacılık sektörüBankalarKarşılaştırmalı analiz+5
Muhammed Ziya Hamvi
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kâr payı ile enflasyon arasındaki ilişkinin Fisher Hipotezi çerçevesinde değerlendirilmesi

Bu çalışmada, Türkiye'de Fisher Hipotezi'nin geçerliliğinin nedensellik ilişkisi temelinde test edilmesi ve Fisher hipotezi bağlamında katılım hesaplarına ödenen kâr payı oranları ile enflasyon arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. 2004:01-2021:02 dönemine ait aylık verileri kapsayan çalışmada, enflasyon oranları (TÜFE) ile bankalarca TL üzerinden açılan mevduatlara uygulanan ağırlıklı ortalama faiz oranları ve Katılım Bankalarınca TL üzerinden açılan katılım hesaplarına ödenen ortalama kâr payı oranları arasındaki ilişki ekonometrik zaman serileri analizi yöntemleri kullanılarak araştırılmıştır. Analizler için uygulanacak nedensellik testi yöntemlerinin belirlenebilmesi için, öncelikle ADF Birim Kök Testi ve ayrıca, serilerde yapısal kırılmaların olduğu tespit edildiği için, yapısal kırılmaları dikkate alan Zivot-Andrews Birim Kök Testi ve Lee-Strazicich Birim Kök Testi de uygulanarak serilerin durağanlıkları araştırılmıştır. Durağanlık testleri sonucunda, seriler arasındaki nedensellik ilişkisi Toda-Yamamoto Nedensellik Testi ve Breitung-Candelon Frekans Alanı Nedensellik Testi ile analiz edilmiştir. Çalışmada, TCMB EVDS, TKBB ve TÜİK veri tabanlarından elde edilen ikincil veriler kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, incelenen dönemde Türkiye için Fisher hipotezinin geçerli olduğu ve enflasyondan faize doğru tek yönlü nedensellik ilişkisinin olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Frekans alanı nedensellik testi sonuçlarına göre ise, enflasyondan faize doğru uzun dönem nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Bu durum, enflasyonun uzun dönemde faizi kalıcı olarak etkilediği anlamına gelmektedir. Fisher hipotezi bağlamında, enflasyon ve kâr payı arasındaki ilişkinin analizi sonucunda ise, enflasyondan kâr payına doğru tek yönlü nedensellik ilişkisinin olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Frekans alanı nedensellik testi sonucunda, enflasyondan kâr payına doğru hem uzun hem de kısa dönemde nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Bu durum, enflasyonun hem kalıcı hem de geçici olarak kâr payını etkilediği anlamına gelmektedir.

Birim kök testleriEnflasyonFisher hipotezi+4
Leyla Ergene
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Development of Islamic finance in Balkan region: Opportunities and challenges

Balkan as a region has always been a target due to its strategic position, natural resources, and the potential for infrastructural connectivity in between the continent of Europe and Asia. For that reason, this region historically has witnessed clashes and unrests and has been an issue at the table of great powers. Another characteristic of Balkan is the mixed population in religious, ethnic, and cultural background. Recently, besides all developments, Islamic finance has been raised as an issue. Many reasons lie behind the need of developing Islamic Finance in this region. Firstly, the region is home to a considerable Muslim Population which means that is a religious duty. Secondly, this region has all the historical background that advocates the development of Islamic finance starting from education, revitalization of institutional experience, and revitalization of lost Islamic heritage. And thirdly, the universalism of Islam as a religion reflects the same to Islamic finance by that enabling use of the system also for the non-Muslim population. Some progress has been made towards developing Islamic finance in Balkan resulting in banks, microfinance institutions, presentations, fairs, teaching programs, research, project finance, etc. Nevertheless, the development of Islamic finance across Balkan countries still has not gained momentum considering expectations. Nonetheless, Islamic finance is an economic issue its development in Balkan and throughout the world at large is affected by non-economic factors imposing for elaboration on those factors. Over this research, we have tried to light up upon ambiguities that are created for Islamic finance particularly in the Balkan region. At the same time, possibilities for the revitalization of Islamic heritage being in the form of education, culture or waqfs have taken place in this research. Using surveys and interviews we have tried to measure financial literacy, interest rate literacy, lending and borrowing culture, preferences over Islamic and conventional finance, and willingness for having Islamic finance both educationally and applicably. Meanwhile, we have considered current developments of Islamic finance intending to instruct further expansion. Finally, we have concluded with insights on the ways Islamic finance can be developed by providing policy-oriented suggestions.

BalkansFinancial literacyFinancial markets+4
Rexhaıl Mustafı
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Zekât'ın mikro-finans sistemine uyarlanmasının İslam iktisadı açısından analizi

Bu çalışmanın amacı, zekâtı mikrofinans programlarında kullanmanın imkanını araştırmaktır. Önerilen sistemin uygunluğu, hem İslam hukuku hem de yoksulluğun ortadan kaldırılmasında zekât ile sağlanan fonların sürdürülebilirliği ve yeterliliği bağlamında incelenecektir. Zekât hakkında yapılmış olan bilimsel metinlerin yorumlanmasında genelde nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Biz de aynı yöntemi takip etti. Öte yandan, zekât fonunun mikro-finansa katkısının ne kadar önemli olduğunun cevabı aranacak ve bu doğrultuda bir yöntem geliştirilecektir. Toplanacak potansiyel zekât miktarı Türkiye GSYİH'sinin bir yüzdesi olarak hesaplanacak ve sonuç yoksulluk oranıyla karşılaştırılacaktır. Bu çalışma, zekât fonlarının yoksulluğu azaltmada yetkin ve değerli bir etkisinin olduğunu ortaya koymaktadır.

Gayri safi yurtiçi hasılaMikro finansYoksulluk+3
Muhammad Salaheddın Abunnaja
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yenilenebilir enerji finansmanında yeşil sukuk: Potansiyel, fırsat ve avantajlar

Enerji talebinin konvansiyonel kaynaklardan temin edilmesi; sanayileşmeyle gelen negatif dışsallıklar, nüfus artışı, küreselleşme, ekonomik ve teknolojik gelişmeler, rekabetçilik gibi farklı faktörlerle birlikte konsantre antropojenik olumsuzluklara sebep olmaktadır. Bu durum, çevre, iklim, gıda, ekonomi, güvenlik, fırsat eşitliği gibi pek çok konu üzerinde materyal bozulmalara yol açmaktadır. Yenilenebilir enerji, iklim ve çevreye duyarlı, enerji erişimi ve arz güvenliği sağlayabilme kabiliyeti olan sürdürülebilir bir kaynaktır. Ancak altyapı finansmanı görece maliyetlidir ve yatırım ufku uzundur. Yeşil sukuk, yenilenebilir enerji kaynaklarının finansmanında kullanılabilecek alternatif bir varlık sınıfı olarak enerji ve sermaye piyasalarının bileşkesidir. Yeşil sukukun bu alanda kullanımı, hızla büyüyen İslami finans fonlarının sürdürülebilirlik ve İslami finansal sistemin temel doktrinleri doğrultusunda faydaya dönüştürülmesine olanak sağlayacaktır. İlaveten, yeşil sukuk, finansal piyasa derinlik ve verimliliğinin arttırılmasına; daha geniş sermaye tabanına erişilmesine vesile olacaktır. Bu çalışmanın amacı, yeşil sukukun kuramsal olarak anlaşılmasına katkı sağlamakla birlikte yenilenebilir enerji altyapısının fonlanmasında fayda-maliyet penceresinden potansiyelini, fırsat ve avantajlarını sorgulamaktır. Tezde, enerji ve finans kavramları, birincil enerjinin negatif dışsallıkları, yeşil enerjinin kavramsal, nitelik ve niceliksel boyutları, İslami perspektiften çevre etiği, sukuk ve yeşil sukukun nitelik ve niceliksel görünümü gibi pek çok konu ele alınmıştır. Son olarak, Konya ilinin Karapınar ilçesinde 10MW'lık bir güneş enerjisi santrali (GES) projesi, ön fizibilite çalışmasından elde edilen finansal modele dayalı olarak indirgenmiş nakit akışı (DCF), net bugünkü değer (NPV) ve iç verim oranı (IRR) kullanılarak finansal analiz edilmiş ve çıkan değerler muadil finansal varlıkların getirileri ile kıyaslanmıştır. Analiz sonucuna göre, bahsi geçen GES projesinin yeşil sukuk ile fonlanması finansal açıdan uygulanabilirdir (feasible) ve yeşil sukuk muadil varlıkların getirisi bakımından daha avantajlıdır. Anahtar Kelimeler: İslami Finans, Sürdürülebilirlik, Enerji, Yenilenebilir Enerji, Yeşil Sukuk

FinansmanFinansman yöntemleriGüneş enerjisi sistemleri+6
Murat Aydın
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Teverruk'un günümüz finansal piyasalardaki uygulaması ve dijital bir Teverruk platformu önerisi

Günümüzde Teverruk İslami Finans Sektörünün çeşitli alanlarında kullanılmakta ancak organize olması sebebiyle fıkhi olarak çeşitli sorunlar barındırmaktadır. Bununla birlikte Teverruk işlemleri için gerekli hizmet genellikle İngiltere ve Malezya merkezli Borsa veya Emtia aracı şirketlerinden ithal edilmektedir. Fıkhi bakımdan sorun teşkil etmeyecek şekilde Klasik Teverruk ürünü ise günümüz finansal ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte geliştirilmeye muhtaçtır. Tezimizde, uluslararası ve yerel fıkhi standartlara uygun, blok zincir ve akıllı sözleşmelere dayalı, dijital emtia ile sürecin tasarlandığı, tarafların tek bir sözleşme ile entegre olabildiği, teknolojik, şeffaf, denetlenebilir, verimliliği ve sürdürülebilirliği önceliklendiren Dijital bir Teverruk platformu sunulmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda piyasada yaygın mevcut uygulamalar incelenmiş, bunlara kıyasla İslami finans ilkeleri ile uyumlu olduğu düşünülen likidite yönetimi ve gerçek piyasa sisteminde işleyebilecek nakit finansman amaçlı iki ayrı teverruk modeli için örnek çözüm önerileri sunulmuştur.

BlockchainBlok zinciri sistemiEmtia piyasası+6
Orhan Koyuncu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de katılım ve geleneksel bankaların performansının belirleyicileri: Dinamik GMM yaklaşımı

Bu araştırma, banka karakteristiğinin yanı sıra makroekonomik belirleyicilerin Türkiye'deki faizsiz bankaların karlılığı üzerindeki etkisini incelemektedir. Türkiye'deki katılım ve geleneksel bankaların karlılığının belirleyicilerini anlamak amacıyla 2010-2018 yılları arasında Türkiye'deki 30 bankadan toplanan 5 katılım ve 25 geleneksel bankadan elde edilen verilerin analizinde tek adımlı sistem GMM (GMM) yöntemi kullanılmıştır. Karlılığı ölçmek için Ortalama Aktif Karlılığı (ROAA), Ortalama Özkaynak Karlılığı (ROAE) ve Net Faiz Marjı (NIM) belirleyicileri kullanılmıştır. Sermaye yeterliliği, varlık kalitesi, yönetim, likidite ve banka büyüklüğü gibi bankaya özgü belirleyiciler karlılığa karşı gerilemiştir. Buna ek olarak, listelenen yerli şirketlerin piyasa değeri, bankalar tarafından özel sektöre yurt içi kredi, genel devlet harcamaları, para arzı gibi makroekonomik değişkenleri de analiz edilmiştir. Bu çalışmanın sonuçları, tüm bankaya özgü belirleyiciler arasında Yönetim Verimliliğinin Türkiye'deki tüm banka karlılığı belirleyicileri ROAA, ROAE ve NIM üzerinde olumsuz önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Sermaye yeterliliğinin katılım ve geleneksel bankaların NIM ve ROAA'sı üzerinde olumsuz, katılım bankalarının NIM'İ üzerinde olumlu ve önemli etkisi bulunmaktadır. Aktif Kalitesinin katılım bankalarının ve geleneksel bankaların ROAA'sı üzerinde olumsuz güçlü etkisi bulunmaktadır. Piyasa kapitalizasyonunun katılım bankalarının ROAE'si ve geleneksel bankaların NIM'i üzerinde olumlu ve önemli etkisi vardır.

BankalarGenelleştirilmiş momentler yöntemiKatılım bankacılığı+6
Ingkar Kassymgalı
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Hazine finansmanında faizli borçlanma sorunu ve çözüm önerileri

Dünya genelinde devlet hazineleri uygun koşullarda borçlanabilmek, muhtemel borç krizlerine karşı önlem alabilmek ve borçlarını sürdürebilmek için borç yönetimine önem vermektedir. Borç yönetimi, borçlanma yapılırken risk ve maliyet unsurları hesaba katılarak stratejik bir biçimde hareket edilmesidir. Devlet hazineleri her ne kadar en düşük faiz oranından ve minimum risk seviyesinden borçlanmayı hedeflesede faizli borçlanma, ekonomide yer alan birçok makro iktisadi değişkeni borcun anapara ve faizinin ödenmesi aşamasında olumsuz etkilemektedir. İslam'da faiz yasağı iktisadi sistemin temel unsurlarından biri olduğu için, İslam iktisadı devlet hazineleri tarafından gerçekleştirilen faizli borçlanmayı uygun görmemektedir. İslam iktisadının hedeflediği iktisadi düzen; üretim ve ticaret merkezli, ortaklığa ve risk paylaşımına dayalı, sürdürülebilir bir büyüme ve gelir dağılımında adaleti esas alan bir yaklaşım olduğu için faizli borçlanmanın faiz yükü nedeniyle söz konusu makro iktisadi değişkenlere zarar vermesi İslam iktisadı perspektifinden olumsuz olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca, İslam iktisadında kumar, garar (aşırı belirsizlik) ve spekülasyon gibi yasaklar olması nedeniyle devlet hazinelerinin borç yönetimi kapsamında gerçekleştirdiği swap (takas), forward (standart olmayan vadeli işlem sözleşmeleri), futures (standart vadeli işlem sözleşmeleri) ve opsiyon (seçme haklı vadeli işlem sözleşmeleri) gibi işlemlere İslam iktisadı konvansiyonel iktisattan farklı bir perspektifle yaklaşmaktadır. Literatürde devlet hazinelerinin borç yönetimi işlemlerini İslam iktisadı perspektifinden değerlendiren bu kapsamda bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmanın temel amacı; devlet hazinelerince gerçekleştirilen faizli borçlanmanın faiz yükü nedeniyle makroekonomiye verdiği zararları ortaya koymak ve İslam iktisadıyla uyumlu faizsiz finansman yöntemlerinin geliştirilmesine katkı sağlamaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada, hazine borç yönetim işlemleri İslam iktisadı perspektifinden değerlendirilmekte ve borç faiz ödemelerinin makro iktisadi değişkenlerle uzun dönem ilişkisi ekonometrik olarak analiz edilmektedir. Bu ekonometrik çalışmayla borç faiz ödemelerinin makro iktisadi değişkenlere etkisi Türkiye örnekleminde ampirik olarak ortaya koyulmaktadır. Çalışma kapsamında, Türkiye'de borç faiz ödemelerinin makro iktisadi değişkenlere etkisi 1989-2019 dönemi için incelenmektedir. Borç faiz ödemeleri ile makro iktisadi değişkenler arasındaki uzun dönem eşbütünleşme ilişkisi ARDL Sınır Testi yaklaşımı ile tahmin edilmektedir. Çalışmada 3 ayrı regresyon modeli kurulmuş olup, uygulanan testler sonucunda, regresyon modellerinde yer alan değişkenler arasında uzun dönemde eşbütünleşme ilişkisi tespit edilmiştir. Model tahmin sonuçlarına göre borç faiz ödemeleri gelir dağılımını, dış borç faiz ödemeleri cari açığı ve iç borç faiz ödemeleri ekonomik büyümeyi negatif etkilemektedir. Yani faizli borçlanma faiz yükü nedeniyle Türk ekonomisine zarar vermektedir. Çalışma kapsamında, İslam iktisadıyla uyumlu faizsiz finansman yöntemlerine dünyadaki uygulama örneklerini içerecek şekilde (Malezya, Bangladeş, Sudan, Bahreyn ve Maldivler) yer verilmekte olup, bu yöntemlerden hareketle Türk Hazinesi için faizsiz finansman yöntemleri önerilmektedir. Ayrıca çalışmada, faizsiz finansmanın faizli borçlanmaya göre ekonomiye sağlayacağı avantajlar bilimsel çalışmalar çerçevesinde ortaya koyulmaktadır. Çalışma kapsamında, faizsiz finansman aracı kamu yatırım sertifikalarıyla faizli borçlanma aracı devlet tahvillerinin ekonomiye etkileri 2009 (2.çeyrek)-2016 (4.çeyrek) dönemi için Malezya örnekleminde karşılaştırılmakta ve ekonometrik analizde değişkenler arasındaki uzun dönem eşbütünleşme ilişkisi ARDL Sınır Testi yaklaşımı ile tahmin edilmektedir. Çalışmada 4 ayrı regresyon modeli kurulmuş olup, uygulanan testler sonucunda, regresyon modellerinde yer alan değişkenler arasında uzun dönemde eşbütünleşme ilişkisi tespit edilmiştir. Model tahmin sonuçlarına göre Malezya devleti tarafından ihraç edilen faizsiz finansman aracı kamu yatırım sertifikalarının enflasyona negatif etki ve ekonomik büyümeye pozitif etki açısından faizli borçlanma aracı devlet tahvillerine göre ekonomiye daha fazla katkı sağladığı tespit edilmiştir. Literatürde daha önce Malezya örnekleminde kamu yatırım sertifikaları ile devlet tahvillerini bu çalışmada olduğu şekilde karşılaştıran bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Çalışmanın sonuç ve öneriler kısmında model sonuçlarına ilave olarak, çalışmanın bütünlüğü kapsamında borçlanma, borç yönetimi ve İslami iktisadı perspektifine ilişkin detaylı değerlendirmeler ve öneriler sunulmuştur.

BorçlanmaBorçlanma yöntemiFaiz+4
Eren Sümer
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Hisse senedi şer'i izleme kriterlerinin analizi

Şer'i izleme, ana faaliyeti meşru olmakla birlikte gayrimeşru faaliyetler yürüten ve gayrimeşru gelirler elde eden karma nitelikli şirketlere yatırım yapılmasına fıkhî olarak izin verilmesi sonucunda ortaya çıkmış yeni bir olgudur. Şirketlerin gayrimeşru içeriklerle olan ilişki seviyesinin incelendiği şer'i izleme sürecine yönelik farklı uygulama örnekleri bulunmaktadır. Şirketlerin meşruluk durumunu tespit etmek iddiasıyla oluşturulan şer'i izleme standartlarının farklılaşması bu kapsamda belirlenen ilkelerin bir bütün olarak fıkhî analizini gerekli kılmaktadır. Bu nitelikte bir incelemeyi barındıran bu çalışma şer'i izleme kriterlerinin tespit süreçlerini ele almak suretiyle uygulamadaki problemli noktaları ortaya koymaktadır. Çalışmada öncelikle anonim şirket ve hisse senedi yatırımı konusunda sergilenen yaklaşımlar ele alınarak karma şirketlere verilen iznin temelinde zaruret ilkesinin bulunduğu tespit edilmektedir. Sistemin bir bütün olarak bu ilke çerçevesinde şekillenmesi gerekirken sektörel ve finansal izleme kriterlerinin belirlenmesi aşamasında faizin merkezi bir rol oynaması incelemelerde eksikliğe, eşik değerlerin tespiti hususunda takip edilen yöntemler ise metodolojik hataya yol açmaktadır. İzleme sürecinin tamamlayıcı bir unsuru niteliğinde olan arındırma işlemi ise mevcut haliyle gayrimeşru içeriğin temizlenmesi noktasında yüzeysel bir işlev görmektedir.

Eşik değer dinamikleriHisse senetleriSermaye piyasası araçları+3
Batuhan Buğra Akartepe
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı nakit vakfı yönetimi ve Endonezya'daki nakit vakfı yönetimiyle ilişkisinin değerlendirilmesi

Endonezya, en büyük nüfusa sahip Müslüman ülke olarak vakıf gelişimi için çok büyük bir potansiyele sahiptir. Kitlesel olarak geliştirilebilecek bir yön, maksimize edilebildiği takdirde çok geniş bir fayda kapsamına sahip olan nakit vakfıdır. Bununla birlikte, bu potansiyel çeşitli nedenlerle optimal olarak maksimize edilememiştir. Bu potansiyeli en üst düzeye çıkarmak için nakit vakfı düzgün, etkin ve şeffaf bir şekilde yönetilmelidir. Bu araştırmanın amacı, Osmanlı döneminde ve Endonezya'da nakit vakıflarının yönetimini incelemek ve değerlendirmektir. Bu araştırma, literatürdeki bulgulara dayalı olarak olguyu açıklamaya çalışan nitel araştırmadır. Osmanlı döneminde ve Endonezya'da nakit vakıf yönetimini analiz etmeyi ve değerlendirmeyi kolaylaştırmak için bu araştırmada nakit vakıf yönetimini kaynak yaratma yönetimi, geliştirme yönetimi, kullanım yönetimi ve raporlama yönetimi olmak üzere dört kategoride sınıflandırmaktadır. Bu araştırma, Osmanlı döneminde para vakıflarının kitlesel olarak geliştiğini ve hem ekonominin iyileştirilmesi hem de toplumun refahı için büyük faydalar sağladığını ortaya koymaktadır. Endonezya'da para vakıflarının yönetimi yeni bir konu olarak sınıflandırılmaktadır ve 2004 Tarihli 41 Sayılı Vakıflar Kanununda düzenlenmiştir ve hala geliştirilmesi oldukça mümkündür. Bu araştırmada, Endonezya'da nakit vakıf yönetiminin ekonomik kalkınma ve toplum refahı üzerinde de faydaları olduğu, ancak vakıf varlıklarının yönetiminin Osmanlı dönemindeki yönetime göre esnek ve çeşitli olmadığı için maksimize edilmediği tespit edilmiştir.

EndonezyaKarşılaştırmalı analizNakit para+7
Muhammad Fakhrı Al -kahfi
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İslam iktisadı açısından faiz ve kâr kavramlarının mukayesesi

İnsanlık tarihi kadar eski olan faiz mefhumu ve kâr kavramı çalışmamızın özünü oluşturmaktadır. Burada sorun teşkil eden husus İslam tarafından kârın meşru görülüp faizin yasaklanmasıdır. Bu meselenin anlaşılması amacıyla çalışmamızda birincil olarak faiz kavramına değinilmiştir. Faiz ve ilintili kavramlar açıklanarak aralarındaki ilişki açıklanmıştır. Meseleyi derinden anlamak adına İslam dininin meşruiyet kaynağı olan Kur'an-ı Kerim ve Sünnet'teki faiz kavramlarına mezheplerce açıklanan faiz eylemine değinilmiştir. Faizin ne tür bir eylem sonucunda ortaya çıktığına dikkat çekmek istenmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde kâr kavramı ve ilintili diğer kavramlar açıklanmıştır. İslam tarafından meşru görülen kârın oluşum sebepleri yani bir başka deyişle kârı meşruiyet zeminine çeken olaylar silsilesi aktarılmaya gayret edilmiştir. Klasik iktisat düşüncesindeki kâr kavramına yer verilerek İslâmi bakış açısıyla karşılaştırılmasına imkân sağlanmıştır. Üçüncü bölümde kâr ve faiz mukayesesi akit, tarafların eylemleri, sözleşmelere konu olan mallar, toplumsal etkileri ve tarafların risk üstlenimleri gibi mukayeselerle faiz ve kâr kavramları arasındaki benzerlik ve ayrışım noktalarına değinilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma faiz ve kâr kavramlarını İslami perspektiften gözler önüne sermeyi ve mukayese etmeyi hedeflemektedir.

FaizFaizsiz ekonomiKar+4
Mustafa Taşkın
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Katılım bankalarının faaliyet raporlarının entegre raporlamaya uygunluğu üzerine bir analiz

Entegre raporlama, finansal ve finansal olmayan bilgilerin birlikte ve bağlantılı olarak sunulduğu bir raporlama türüdür. Kuruluşların sosyal, çevresel ve finansal faaliyetlerinin tek bir raporda bütüncül bir bakış açısıyla sunulduğu entegre raporlar, paydaşların kuruluş hakkında daha doğru analizlerde bulunmasına imkan tanımaktadır. Entegre raporların hazırlanması sırasında dikkate alınması gereken noktalar, Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi tarafından 2013 yılında yayımlanan Uluslararası Entegre Raporlama Çerçevesi ile belirlenmiştir. Bugün, birçok kuruluş entegre rapor hazırlarken Uluslararası Entegre Raporlama Çerçevesi'ni baz almaktadır. Ocak 2021'de, Uluslararası Entegre Raporlama Çerçevesi basit ve net bir yapıya kavuşturulmak amacıyla Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi tarafından revize edilmiştir. Bu çalışmada, Türkiye'deki katılım bankalarının yıllık olarak yayımlamış oldukları faaliyet raporlarının Uluslararası Entegre Raporlama Çerçevesi'nde belirtilmiş olan içerik öğelerine ve kılavuz ilkelerine yıllar itibariyle ne derece uyumlu olduğunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Türkiye'deki 5 katılım bankasının 2018-2020 yılları için kendi resmi sitelerinde yayımlamış oldukları faaliyet raporları içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Yapılan analiz sonucunda, araştırma kapsamındaki 5 katılım bankasının her üç yıl için yayımlamış oldukları faaliyet raporlarının Uluslararası Entegre Raporlama Çerçevesi ile uyumlu olduğu saptanmıştır. En yüksek entegre rapor uygunluk skoruna sahip katılım bankasının 2018 ve 2019 yılları için Kuveyt Türk Katılım Bankası, 2020 yılı için ise Albaraka Türk Katılım Bankası'nın olduğu tespit edilmiştir. Ziraat Katılım Bankası ve Vakıf Katılım Bankası ise her üç yıl için en düşük entegre rapor uygunluk skoruna sahip katılım bankaları olarak bulunmuştur. Ayrıca, her üç yıl için "Önemlilik" ve "Tutarlılık ve Karşılaştırılabilirlik" ilkeleri en yüksek skora sahip kılavuz ilkeler olarak tespit edilirken, "Performans" öğesi ise en yüksek skora sahip içerik öğesi olarak bulunmuştur.

Bankacılık sektörüEntegre raporlamaFaaliyet raporu+5
Ahmet Kürşat Alkoyun
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Fıkıhta kabz'ın maksadına yönelik görüşler ve bunun emtia türev sözleşmeleri üzerindeki yansımaları

Toplumda yaygın olarak kullanılan alım satım akdinin konuluş amacına uygun olarak sonuçlanması taraflar açısından büyük önem arz eder. Kabz da alım satım işlemlerinin sonuçlanabilmesi açısından gereklidir. Fıkıhta bir malda tasarruf yetkisine sahip olmak anlamında kullanılan kabz, alım satım işlemlerinin tamamlanabilmesi açısından gereklidir. Zira alım satım işlemlerinde kabz olmadığında işlemin asıl maksadı gerçekleşmez. Günümüzde teknolojinin gelişmesine bağlı olarak da kabz şekilleri değişmektedir. Bu işlemlerden biri de emtia türev işlemleridir. Emtia türev işlemlerinde işleme konu varlığın bir başkasına satılması kabzedilmeksizin gerçekleşir. Fıkıhta alım satım işlemlerinin sonuçlanıp maksadına uygun gerçekleşebilmesi için şart koşulan kabzın günümüz emtia piyasalarında iktisadi anlamda gerekip gerekmediği tartışma konusudur. Bu çalışmanın temel amacı fıkıhta kabz'la ilgili görüşlere, tartışmalara yer vermek ve tartışmaların sonucu olarak ortaya konan kabz öncesi satım yasağının maksadını ele almak ve ardından kabzın emtia piyasaları üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Sonuç olarak bu çalışmada emtia türev sözleşmelerinde alım satım sözleşmelerinin amacının yerine gelmesi açısından kabzın gerektiği ve kabz gerçekleşmediğinde bu sözleşmelerin birtakım iktisadi problemlere yol açacağı sonucuna varılmıştır.

Emtia piyasasıEmtia türev sözleşmeleriKabz+3
Saliha Koçoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki ve Endonezya'daki faizsiz bankaların finansal performanslarının analizi ve karşılaştırılması

Daha yüksek bir pazar payına ulaşmak için, faizsiz bankacılık performansını artırarak geleneksel bankacılık ile rekabete hazır hale gelmelidir. Ayrıca, faizsiz bankacılığın faaliyetinin geleneksel bankacılıktan tamamen farklı olduğunu göstermesi gerekmektedir. Dolayısıyla, faizsiz bankacılıkta iyi performans göstermek çok önemlidir. Eğer faizsiz bankacılık iyi performans gösterirse, müşteriler veya yatırımcılar faizsiz bankacılığın ürün ve hizmetlerini talep edeceklerdir. Performans değerlendirme ile ilgili en yaygın ölçüm şekli finansal performanstır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye ve Endonezya'daki faizsiz bankalarının finansal performanslarının analizi ve karşılaştırılmasıdır. Bu çalışmanın türü nicel araştırmadır. Türkiye ve Endonezya'daki faizsiz bankacılığın finansal performansını analiz etmek ve karşılaştırmak için bu çalışmada panel veri analizi ve makâsıdü'ş-şerîa endeksi (ME) kullanılmaktadır. Panel veri analizinde bağımlı değişken olarak aktif karlılığı (ROA) kullanılmaktadır. Bu çalışmada kullanılan bağımsız değişkenler ise banka büyüklüğü, kredi oranı, sermaye oranı, faaliyet gideri oranı, banka yaşı ve enflasyondur. ME'nin analizinde din, hayat, akıl, nesil ve varlık olmak üzere beş kavram bulunmaktadır. Bu çalışmadaki veriler bankaların yıllık raporlarından toplanmaktadır. Ayrıca, bu çalışmada Türkiye'deki 5 faizsiz banka ve Endonezya'daki 11 faizsiz banka örneklem olarak kullanılmaktadır. Çalışmanın sonuçları, Türkiye'deki faizsiz bankalarda banka büyüklüğü, kredi oranı, banka yaşı ve enflasyonun ROA üzerinde önemli ölçüde etkisi olduğunu göstermektedir. Endonezya'daki faizsiz bankalarda ise banka büyüklüğü ve sermaye oranının ROA üzerinde önemli ölçüde etkisi bulunmaktadır. Ayrıca, tüm bağımsız değişkenler her iki ülkedeki faizsiz bankacılıkta ROA'yi önemli ölçüde etkilemektedir. ME'nin hesaplamasına göre, Endonezya'daki faizsiz bankaların ME ortalaması Türkiye'deki faizsiz bankaların ME ortalamasından daha yüksektir. Ancak, her iki ülkedeki faizsiz bankaların ME ortalaması %20'nin altındadır. Demek ki, faizsiz bankaların sosyal-ekonomik gelişmişlik üzerinde büyük etki bırakmaları için makâsıdu'ş-şeria'a dayalı performanslarını artırmaları ve iyileştirmeleri gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Finansal performans, faizsiz bankacılık, aktif karlılığı (ROA), panel veri analizi, makâsıdü'ş-şerîa endeksi (ME).

EndonezyaFaizsiz bankacılıkFinansal performans+7
Mumuh Muhammad
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Altyapı yatırımlarının mevcut finansman modelleri ile sukuk finansman modelinin mukayeseli analizi

Günümüzde otoyollar, havaalanları, köprüler, limanlar, metrolar, demiryolları, hastaneler, toplumsal amaçlı binalar, okullar, içme suyu hatları ve enerji santralleri vb. birçok yatırım altyapı yatırımları kapsamında değerlendirilmektedir. Bu sebeple, altyapı yatırımları devletlerin iktisadi ve sosyal gelişiminde kritik öneme haizdir. Büyük tutar ve uzun vade gerektiren altyapı yatırımlarının sınırlı finansman kaynaklarıyla karşılanması ise ülkeler açısından önemli bir sorun teşkil etmektedir. Bu doğrultuda, gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde altyapı yatırımlarının finanse edilmesi amacıyla birçok finansman modeli geliştirilmiştir. Bu çalışmanın ilk bölümünde Dünya'da ve ülkemizde mevcut durumun ve sorunların tespit edilmesi amacıyla altyapı yatırımlarında kullanılan 30 farklı faizli ve/veya faizsiz finansman modeli detaylı olarak incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde faizsiz finansman modelleri arasında odağımızda yer alan Sukuk'un Türkiye'de kamu altyapı projelerinin finansmanı amacıyla kullanılması üzerine mevcut durum ve yürürlükteki yasalar incelenmiştir. Bu veriler ışığında İslamî prensiplere uygun biçimde Sukuk'un ülkemizde uygulanması adına karşılaşılan sorunlar tespit edilmiştir. Çalışmamızda takip edilen mukayeseli analiz yöntemi ve akabinde gerçekleştirilen derinlemesine mülakatlar sonucunda ülkemizde ihracı mümkün olan sukuk finansman modelinin kamu tarafından nasıl hayata geçirilebileceği üzerinde durulmuştur. Bu noktada Türkiye Varlık Fonu (TVF) üzerinde odaklanılmış ve önerilen sukuk finansman modellerinin TVF tarafından kamu altyapı projelerinin finansmanı amacıyla kullanılmasının mümkün olduğu kanaatine ulaşılmıştır.

Alt yapı yatırımlarıFinansman yöntemleriKamu yatırımları+6
Erhan Bahtiyar
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Katılım bankalarında sorunlu alacakların devrine ilişkin çözüm önerisi: Hasılat paylaşım modeli

Türk bankacılık sektöründe bankaların aslî fonksiyonları çerçevesinde kullandırılan krediler, 2020 yılsonu itibarıyla bilanço içerisinde %59 paya sahiptir. Bilançonun önemli bir çoğunluğunu oluşturan kredi portföyünün tahsil kabiliyetinin zayıflaması, banka bilançolarında da önemli hasarlara neden olmakta ve temel finansal göstergelerin bozulmasına yol açmaktadır. Bu noktada bankalar, finansal göstergelerin iyileştirilmesi, bilançonun durulaştırılması ve tahsilat işlemleri nedeniyle katlanılan operasyonel yükün azaltılması amacıyla, tahsil imkânının zayıfladığına veya kalmadığına kanaat getirilen kredileri varlık yönetim şirketlerine temlik etmektedir. Zira varlık yönetim şirketleri, sorunlu kredilerin tahsilini esas faaliyet konusu edinmiş ve bu konuda uzmanlaşmış kurumlardır. Ancak Türkiye'de faizsiz bankacılık prensiplerini benimseyen katılım bankalarının sorunlu kredilerini varlık yönetim şirketlerine temlik etmesi konusunda birtakım çekinceler bulunmaktadır. Zira alacağın temliki olarak nitelenen bu işlem, İslam hukukunda genel olarak kabul görmemektedir. Bu çerçevede katılım bankalarının, sorunlu kredilerin tahsilinde varlık yönetim şirketlerinden destek almalarını sağlayan bir yöntem önerisi geliştirmek, bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmanın sonucunda, İslam hukukunun vekalet hükümleri çerçevesinde sorunlu kredilerin tahsilinde varlık yönetim şirketlerinin vekil tayin edilmesini ve bahsedilen şirketler tarafından tahsil edilen tutarların banka ile paylaşılmasını esas alan bir model önerilmiştir. Ayrıca önerilen yöntem, sorunlu kredilerin TFRS hükümleri çerçevesinde bilanço kayıtlarından çıkarılmasını sağlayarak finansal göstergelerde iyileşme sağlamakta ve bilançonun durulaştırılmasına imkân tanımaktadır. Anahtar Kelimeler: Sorunlu Krediler, Katılım Bankacılığı, Varlık Yönetim Şirketi, Hasılat Paylaşım Modeli, TFRS.

Banka kredileriBeklenen kredi zararlarıFinansal raporlama standartları+7
Mustafa Birdişli
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Girişim sermayesi ve İslam hukuku açısından tahlili

Bu çalışma Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklıklarının finansman yöntemlerini İslam hukuku bağlamında tartışmaktadır. Ele alınan finansman yöntemleri temelde hisse alımı ve hisseye dönüştürülebilir tahvil alımı şeklindedir. Söz konusu finansman yöntemlerine tezin iki ana bölümünde yer verilirken, tarafların fıkhî durumu ayrı bir bölümde incelenmiştir. Araştırma, tartışma ve mukayese yöntemlerinin kullanıldığı çalışmanın birinci bölümünde girişim sermayesi ile melek yatırımcı kavramı ve tarihsel gelişimi; yatırım aşamaları ve yatırımdan çıkış stratejileri incelenmiştir. İkinci bölümde ise hisse alımıyla yapılan finansman irdelenmiştir. Hisse senedi türlerinin açıklandığı bu bölümde ayrıca hisse senetlerinin fıkhî değerlendirmelerine yer verilmiştir. Hisseye dönüştürülebilir tahvillerin ele alınıp tartışıldığı üçüncü bölümde ise bu tahvillerin mahiyeti, yatırımcısı ve ihraççısı açısından olumlu ve olumsuz olabilecek yönlerine değinilmiştir. Taraflar arasındaki ilişkinin fıkhî tahlili dördüncü bölümde yapılmıştır. Yine bu bölümde hisse alımıyla yapılan finansmanın değerlendirilebilmesi için İslam hukukundaki inan ortaklığı ve mudârebe akdine yer verilmiştir. Literatürde girişim sermayesi ve mudârebe akdi arasında benzerlik kurulduğu görülmüştür. Bu benzerliğin Türkiye uygulamasıyla ne kadar uyumlu olduğu tartışılmıştır. İslam hukuku açısından hisseye dönüştürülebilir tahviller karz akdi bağlamında ele alınmıştır. Girişim sermayesi uygulamasında pay sahipliği sözleşmesinin atipikliği nedeniyle, İslam hukuku açısından belli bir akit altında değerlendirilmesinin mümkün olmayacağı kanaatine varılmıştır. Anahtar kelimeler: Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklıkları, Mudârebe, İnan, Karz, Hisse Senedi, Hisse Senedine Dönüştürülebilir Tahviller.

Girişim sermayesi yatırım ortaklıklarıHisse senedi ile değiştirilebilir tahvilHisse senetleri+4
Abdullah Kuluç
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yolsuzluk ve eşitsizlik

Kurumsal özelliklerin ekonomik performans üzerindeki etkisini inceleyen çok sayıda araştırma bulunmaktadır. Bu çalışmalarda genelde ekonomik büyümenin kurumlara bağlı olarak gerçekleştiği üzerinde durulur ve kurumların diğer ekonomik göstergeleri de anlamlı şekilde etkilediğine değinilir. Eşitsizlik, kurumların çeşitli kanallar üzerinden etkisine maruz kalır ve büyük oranda kurumlar tarafından şekillendirilir. Son yıllarda eşitsizlikte yaşanan artış bu alandaki araştırmaların artmasına ve önem kazanmasına neden olmuştur. Toplumun geniş kesimlerini etkileme gücüne ve yıkıcı sosyal ve ekonomik etkilere sahip olan eşitsizlik, küresel bir problemdir. Kurumların politik güç elde eden farklı çıkar grupları tarafından manipüle edilmesi eşitsizliğin artmasına sebep olmaktadır. Kurumlarda yaşanan bozulma eşitlikçi politikaların hayata geçirilememesine yol açar ve elitlerin rant arayışına hizmet eder. Kamudan elitlere servet aktarımı kolaylaşır ve eşitsizlik artar. Bu doğrultuda yolsuzluk; kurumlardaki bozulma, idealden uzak işleme ya da işleyemez hale gelme durumu olarak kavramsallaştırılmıştır. Kurumsal özelliklerin eşitsizlik ile ilişkisi ölçülmüştür. İki değişken arasında ilişki kurmayı hedefleyen önceki çalışmalarda nedensellik ilişkisinin yönü her iki şekilde de ele alınmıştır. Bağımlı değişken olarak bazı çalışmalarda eşitsizlik bazı çalışmalarda yolsuzluk araştırmaya dahil edilmiştir. Değişkenler arasında çift yönlü nedensellik ilişkisinin bulunduğunu iddia eden çalışmalar da mevcuttur. Ayrıca ilişkinin yönünü pozitif ve negatif olarak saptayan çalışmalara rastlanır. Eşitsizlik konusundaki çalışmalar genellikle gelişmiş ülkelere odaklanır ve eşitsizliğin dikkat çekici oranda yüksek olduğu İslam ülkeleri ihmal edilir. Bu nedenle araştırmada 14 seçili İslam ülkesinde yolsuzluğun gelir eşitsizliği üzerindeki etkisi incelenmiştir. 2003 ve 2011 yılları arasındaki veriler ile Panel Veri analizi gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda yolsuzluk ve eşitsizlik arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ülkelerin Yolsuzluk Algı Puanında gerçekleşen %1'lik bir düzelme Gini katsayısını %0.25 azaltmaktadır.

EşitsizlikGelir dağılımıGelir paylaşımı+3
Büşra Çil
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tekafül sigortacılığında Malezya uygulaması

Çoğunlukla tekâfül olarak adlandırılan İslâmî sigortada klasik akitlerle modern sigortacılık uygulamasını bir araya getiren değişik modeller uygulanmaktadır. Tezin amacı, tekâfülde dünyanın en önde gelen ülkelerinden biri olan Malezya'nın tekafül tecrübesini ve uygulamasını incelemek ve Türkiye için örnek alınabilecek yönlerini ortaya koymaktır. Tezde, uygulamadaki benzerliklere bağlı olarak ilk önce konvansiyonel sigortaya değinilmiştir. Tekâfül sigortacılığı ile ilgili temel bilgilere yer verilirken faiz ve garar gibi unsurlar da incelenmiştir. Malezya'daki tekâfül uygulamalarıyla ilgili fıkhî tartışmalar sunulmuştur. Malezya hukuk sisteminin modern hukuka, dolayısıyla da İngiliz hukukuna dayalı olduğu bilinen bir olgudur. Konvansiyonel ve İslâmî olmak üzere ikili bankacılık sistemi uygulanan Malezya'da, finansal sistemin Merkez Bankası'na bağlı olmasından dolayı iki sistem arasında uygulama benzerlikleri olsa da mevzuatta farklılıklar olduğu müşahede edilmiştir. Türkiye'deki hukuk sistemi ise karma bir yapıdadır ve İslâmî hukuk alternatifi sunulmamaktadır. Uygulama ve kararlarındaki referanslarını İslâmî hukuktan değil de dünyadaki farklı beşeri hukuk sistemlerinden alması gibi sebeplerden ötürü Malezya'nın tekâfül tecrübesinin Türkiye'ye aktarımı pek mümkün görünmemektedir. Malezya'da ise kanun ve hükümler İslâmî hukuktan referanslar almakta ve şerî mahkeme alternatifi sunulmaktadır. Tekâfül alanında Türkiye'nin hâlihazırda kurulan akit türlerinden faydalanarak yeni bir akit türü geliştirmesinin ve uygulamalarıyla kendi tecrübesini edinmesinin daha faydalı olacağı sonucuna ulaşılmıştır. Bu çerçevede, tezde bahsi geçen ve kullanılan diğer akitlere alternatif olabilecek vedîa modelinin yapılacak belli başlı bazı değişikliklerle Türkiye'de uygulanabilirliğinin araştırılması tavsiyesiyle çalışma sonlandırılmıştır.

MalezyaSigortaSigortacılık+1
Yasin Şahin
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İslami finansın tarımsal ve kırsal kalkınmadaki rolü: Somali örneği

Bu araştırma, İslami Finansın Somali'de tarımsal ve kırsal kalkınmadaki rolünü değerlendirmekte ve ışık tutmaktadır. Tarım sektörü Somali'de ana sektör olarak önemli olup istihdam açısından da ayrı bir yeri bulunmaktadır. Bu nedenle tarım sektöründe yapılacak iyileştirmeler, ekonomiyi genel olarak büyütecektir. Somali'de kayıt dışı ekonomi uzun süredir gittikçe azalma eğilimindedir. 2013'ten itibaren Somali ekonomisi büyük bir dönüşüm geçirmiştir. Ulusal ve uluslararası yatırımlar ülkeye akmaya başlamıştır. Bu yatırımlar genel olarak otel, emlak, ticari banka vb. diğer sektörlere de odaklanmıştır. Dikkate değer katkısına rağmen Somali'de tarım, çoğunlukla finansman eksikliği, sınırlı sulama imkanları, iklim değişikliği, güvenlik ve uzun süreli siyasi istikrarsızlık, uluslararası pazara erişim eksikliği, yeterli tarımsal bilgi, altyapı ve modern teknoloji eksikliğ gibi nedenlerden dolayı azalmaktadır. Bu araştırma, çiftçiler ve finansal kurumlar arasındaki ilişkiyi tanımlamak ve İslami Finans'ın Somali'deki tarımsal ve kırsal kalkınmaya nasıl olumlu katkıda bulunabileceğini göstermek için yapılmıştır. İslami Finans, Salam, Istisna, Müzaraa ve Müsakaat gibi tarımsal yatırımlar için özel finansman yöntemlerine ve iyi bilinen İslami finans kâr ve zarar paylaşım mekanizmasına sahiptir. Kâr ve zarar mekanizması her iki tarafın da çok çalışmasını teşvik eder. Kâr, işletmenin veya projenin başarısına bağlı olduğu için ihmali ve suistimali ortadan kaldırır. İslami finans daha önce kırsal ve tarımsal kalkınma için kullanılıyordu. Sudan ve Pakistan'da olumlu sonuçlar elde etmiştir. Somali'deki ticari bankalarının hepsi tam teşekküllü İslami Bankalardır. Ancak tarım sektörü ile minimum ilişkileri vardır. Bankalar daha az riskli ve daha çok kar getirici projelere yatırım yapmaktadır ve çiftçilerle ilişkileri sınırlı düzeydedir. Araştırma sırasında çiftçilerin uygun belge eksikliği ve sektörde yer alan yüksek risk nedeniyle ticari bankaların, çiftçilerle minimum ilişki içinde olduğunu keşfedildi. Ayrıca ticari bankalar, tüm sektörlere finansman sağlama kapasitesine sahip değildir. Ticari bankalar balıkçılığa İslami mikro finans, yani karz-ı hasen'ı ve Mudaraba büyük ölçekli çiftçilere finansman sağlamaktadır. Bunun dışında ticari bankaların tarımla hiçbir ilgisi yoktur. Finansal kuruluşlar sadece büyük ölçekli çiftçilere yatırım sunmaktadır. Bununla birlikte, Somali'deki çiftçilerin %65'i küçük çiftçilerdir ve devletten mali desteğe erişimi yoktur. Gerekli teminatı gösteremedikleri için finansal kuruluşlar tarafından sunulan kredilere erişemezler. Öte yandan, çoğu çiftçi yatırım potansiyelinden habersizdir. Araştırma sırasında çiftçilerin mülklerini ele geçirmek için aldatmaya yönelik finansman sağlayan veya yanlış anlaşılan sistem içerikleri ile dolu finansal kurumlar olduğunu gözlemlendi. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki çiftçiler hükümetleri tarafından desteklenmektedir. Somali'de ise hükümet doğrudan çiftçilik sürecine dahil değildir. Bununla birlikte çiftçilerin yasal korumaya, fonlamaya, sulama ihtiyaçlarının giderilmesine ve modern tarım sistemlerinde eğitime ihtiyaçları vardır. Somali tarım sektörü ürünlerin kalitesini yükseltmek için bir değer zinciri sistemi uygulamasına ve potansiyel uluslararası pazarlar yaratmaya ihtiyaç duymaktadır.

Faizsiz finans kurumlarıHayvancılıkKırsal kalkınma+3
Muna Mohamed Moallım Abdulle
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu altyapı yatırımlarının finansmanında yenilikçi bir model: Gayrisafi yurt içi hâsıla'ya endeksli sukuk

Küresel ölçekte belirli aralıklarla yaşanan iktisadi ve finansal krizler mevcut finansal sistemin sorgulanmasına yol açmaktadır. Yaşanan krizlerin hemen tamamı ekonomik aktörlerin yüksek oranda borçlanmasıyla doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkilendirilmektedir. Borç krizlerinin kök sebebinin ise faiz olduğu kabul edilmektedir. Faize bağımlı ekonomik sistem finansal krizlerin tekrarını netice vermektedir. İslam faizi her türüyle yasaklamış ve bu yasağı teorik düzeyde de olsa bugüne kadar devam ettirmiştir. İslam iktisadı ve finansı ise faize bağımlı olmayan bir ekonomik sistem tasarımını hedeflemektedir. Tez, kamu sektörü borçlanmasında faize bağımlılık olgusunu ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla farklı ve yenilikçi bir Sukuk tasarımı olduğu düşünülen İstısna' ve İleri Vadeli Kiralama akitlerine dayalı Gayrisafi Yurt İçi Hâsıla (GSYH)'ya endeksli Sukuk ihracı tasarımı önerilmektedir. Finansmanın amacı ise kamu altyapı yatırımlarının finansmanı olarak belirlenmektedir. Önerilen modelin kamu borcunun GSYH oranını otomatik dengeye kavuşturucu özelliğine vurgu yapılmakta ve İslami finansta fiyatlama unsuru olarak faiz oranlarının kullanılmasına yönelik eleştiriler bertaraf edilmektedir. Türkiye'de kamu finansmanı amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ihraç edilen Sukuk (Kira Sertifikası) sertifikalarına ilişkin hukuki ve fıkhi değerlendirmelere de yer verilen tezde kamu Sukuk ihraçlarını düzenleyen yasal çerçevenin önerilen model açısından yeterli olduğu tespit edilmiştir. Senedin ikincil piyasası açısından yeterli likiditeyi sağlayacak tutarda ihraç edilecek GSYH'ye endeksli Sukuk sertifikalarının Türkiye'yi İslami finans piyasalarında öncü bir konuma getireceği değerlendirilmektedir. Ayrıca, önerilen modelin, enstrüman çeşitliliğinin artırılmasına ve yatırımcı tabanının genişletilmesine de katkı sağlayacağı öngörülmektedir.

Alt yapıAlt yapı yatırımlarıFinansman+4
Mehmet Murat Çobanoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İslam tarihinde divan teşkilatı ve iktisâdî-mâlî düzen içerisindeki yeri

Bu araştırma, İslâm Tarihi ışığında; Divan'ın iktisadî-mâlî zeminde gerçekleştirdiği düzenlemeler, mâlî gelir-giderler açısından sağladığı adâlet, İslam Devleti'nin iktisâdî işleriyle ilgilenen bütün divanlara yaptığı mâlî denetlemeyle iktisâdî bozulmanın nasıl önünü aldığı konularını inceleyip o asırlarda Divan'ın denetimindeki mâlî girdi ve çıktıları ortaya koyarak Divan Teşkilatı'nın iktisâdî düzendeki rolünü ortaya koymayı hedeflemektedir. Bu girdi ve çıktılar araştırmada her döneme âit rakamları içeren tablo ve şemalarla düzenlenip gösterilmiştir. Araştırma İslam Devleti'nin hüküm sürdüğü bütün asırları kapsamakla beraber, Divan'ın farkedilir şekilde geliştiği Abbâsîler ve Emevîler Dönemlerine ayrıca odaklanmıştır. Araştırma; Divan Teşkilatı'nın yüksek miktarda parayı idâre etmesi ve İslam Devleti'nin topluma yapılan harcamaları, bireylere verilen erzağı ve devlet altyapısı için yapılan harcamaları da kapsayan genel harcamalarını denetlemekten sorumlu olmasıyla iktisâdî-mâlî düzende ciddi bir etkisi olduğu sonucuna varmıştır. Ayrıca araştırma, şu anki asırda Divan Teşkilatı'nın yokluğundan kaynaklanan sonuçları zikrederek sona ermektedir.

DivanlarFinansal denetimFinansal düzenleme+7
Bahjt Mouhamd Almoustafa
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bangladeş'te mikro finansman: İslami mikro finans üzerine bir vaka çalışması

Bu tez çalışması Bangladeş'teki mikro finans faaliyetlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca çalışma, genel çerçevede İslami mikro finansın vaka çalışması odaklı temel düzeydeki etkisini incelemektedir. Bu tez ikincil verilere dayalı nitel yöntemle analiz edilmiştir. Bangladeş'in bağımsızlığından bu yana, ülkenin ekonomik hareketliliğinde birçok iniş ve çıkış yaşandığı görülmektedir. Özellikle bu bağlamda son yıllarda ülkenin kişi başına düşen milli geliri yaklaşık iki bin ABD dolarını aşmakta olduğu gözlenmektedir. GSYH'de tüm kalkınma göstergeleri yukarı yönlüdür. Ekonomik büyüme istikrarlı biçimde yüzde 7'den fazla gerçekleşmektedir. Gelişmekte olan ülke statüsünde olan Bangladeşin ekonomik büyümesinde, mikro finansman konusu önemli yer tutar. Bangladeş'te 1980'lerden bugüne kadar mikro finans hizmetlerinin gelişmesiyle yoksulluk oranı düşmekte ve olumlu sonuçlar gözlenmektedir. 1991 yılında %57 olan toplam yoksulluk, yıllık ortalama %120 oran düşüşle 2018 yılına kadar % 21'e kadar inmiştir. Bu tezde Bangladeş'in son otuz yılda mikro finans alanında büyük bir ilerleme kaydettiği gösterilmektedir. Son yirmi yıl boyunca, İslami mikro finans birçok ülkede geleneksel mikro finansın yanı sıra sosyo-ekonomik kalkınmada önemli rol üstlenmiştir. Bu tezde İslami mikro finansın zekât, sadaka ve vakıf gibi yardım finansman araçlarıyla yoksulluğun azaltılmasındaki rolü açıklanmıştır. İslami mikro finans kurumları ayrıca karz-ı hasen, murabaha, mudarebe, tekafül, ijarah ve selem gibi İslam hukuku prensiplerine dayanarak çeşitli yöntemler vasıtasıyla mikro kredi sunmaktadır. İslami mikro finans girişimcileri finanse ederek ekonominin güçlendirilmesini desteklemekte ve muhtemel riskleri paylaşmaktadır. Bu doğrultuda 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri'ne ulaşmada İslam mikro finans için büyük bir potansiyel bulunmaktadır.

BangladeşMikro finansMikro kredi+1
Syed Magfur Ahmad
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Piyasaya müdahale bağlamında İslam iktisadı ve liberal iktisat yaklaşımlarının ahlakilik temelinde karşılaştırmalı bir değerlendirmesi

Piyasa, günümüzde her ne kadar somut ve gözlemlenebilir bir iktisat kavramı olarak ele alınsa da piyasa kabulleri ve varsayımları bir dünya görüşü, metafizik ve ahlaki bir takım temeller üzerine inşa olmaktadır. Dolayısıyla piyasaların işleyişi hiçbir zaman bu değerlerden bağımsız şekillenmemiştir. Bu noktada unutmamak gerekir ki insanlık tarihinde ahlak, metafizik, değer gibi kavramlara yüklenen anlamlar da çeşitlilik göstermiştir. Tezimiz piyasa (pazar) ve ahlak kavramlarının klasik İslam düşüncesi ve liberal iktisat düşüncesi kapsamında mahiyetini karşılaştırmayı, bu sayede ontolojik ve epistemolojik düzeyde yer alan farklılıkları ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu minvalde birinci bölümde klasik İslam düşüncesinin ilk tecrübesi Hz. Peygamber ve Hulefâ-yi Râşidîn dönemi ile son tecrübesi olarak kabul ettiğimiz Osmanlı Devleti tecrübeleri ışığında piyasa ve ahlakın mahiyeti ile birlikte piyasaya müdahalenin ahlakiliği ele alınmıştır. İkinci bölümde benzer bir yöntem liberal iktisat düşüncesi için gerçekleştirilmiştir. Özellikle ahlakilik bağlamında eleştirileri üzerine çeken liberal iktisat düşüncesinin kendisini bir ahlak teorisi olarak inşa etmesi bu noktada önemlidir. Son olarak üçüncü bölümde günümüz piyasa kavramının nasıl bir dönüşüm geçirdiği ve ahlakın bu dönüşümde nerede konumlandığı küreselleşme, finansallaşma, teknoloji, üretim, ihtiyaçlar ve çok uluslu şirketler bağlamında ele alınmıştır. Pratikte benzerlikleri olsa dahi ontolojik zeminde birbirinden ayrılan İslam iktisat ve liberal iktisat düşüncelerinin bu farklılıkları değerli olup, günümüz piyasa tartışmalarında bu farklılıkları gözden kaçırmak İslam iktisadı çalışmaları altında farklı bir zemin üzerine inşa olmuş liberal piyasanın işleyişine destek verme tehlikesini barındırmaktadır.

AhlakLiberalizmPiyasalar+1
Muhlis Selman Sağlam
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tasarrufa dayalı faizsiz finansman sistemlerinin risk analizi ve yönetimi

Tasarrufa Dayalı Finansman sistemi yurtdışında, özellikle Avrupa'da muhtelif şekillerde farklı isimler altında uzun yıllardır uygulanan ve özellikle konut finansmanı alanında oldukça başarılı görülen bir finansman yöntemidir. Sistem tasarruf, dayanışma, elbirliği gibi dayandığı temel kavramlar açısından Anadolu kültürü için yeni olmamakla birlikte taşıdığı inovatif özellikler bakımından Türkiye'de faizsiz finans alanında yeni bir finansman modeli olarak hızlı bir büyüme ivmesi yakalamıştır. 1980'lerin ortalarından itibaren kredi sisteminin kolaylaşıp yaygınlaşması etkisiyle tasarrufa sahip olmadan hızlı tüketim veya öz kaynağa sahip olmadan hızlı büyümeyi tercih eden Türkiye toplumu, kredi sisteminin sonradan anlaşılan olumsuzlukları nedeniyle son yıllarda tasarrufa ve elbirliğine dayalı sistemini cazip bulmaya başlamıştır. Artan ilgi nedeniyle bu tür firmaların sayısı hızla artış göstermiştir. Tasarrufa dayalı elbirliği sistemini icra eden özel kurumların, temelde fon transferi gerçekleştirilmesine aracılık etmelerine rağmen henüz finans sistemi kapsamında düzenleme altına alınmamış olmaları ve etkin bir risk yönetimine sahip olmamaları nedeniyle önemli ölçüde risk potansiyeline sahip olduklarını göstermektedir. Bu çalışmada ülke ekonomisinde önemli bir yere sahip olan ve İslami finansın önemli bir kurumsal ayağı olduğu iddia edilen Tasarrufa Dayalı Faizsiz Finansman sistemi ile çalışan kurumların risk potansiyeli ve İslami finans kurallarına uygun bir şekilde nasıl etkin bir risk yönetimi uygulanabileceği üzerinde durulmuştur. Bu sektörün finansal riski, sektörü temsil edebilecek düzeyde büyüklük ve tecrübeye sahip firmanın gerçek finansal verileri ve raporlarıyla ortaya konmaya çalışılmıştır. Türkiye'deki bu sektörün, uygun mevzuatın olmaması boşluğunun da etkisiyle gerek yönetilmeyen finansal risklere gerekse fıkhi mahzurlara sebep olduğu görülmektedir. Yapı ve operasyon itibarıyla finansal kurum işlevi görmelerine rağmen firmaların sadece organizasyon olarak tanımlanmış olması, onları Türk Ticaret Kanunu kapsamına almakta ve bu kurumların hesap planı oluşturma ve raporlamayı finans kurumlarına uygun biçimde yapmamasına neden olmaktadır. Çalışmanın sonucunda bu sektörün daha etkin bir risk ölçümüne ve yönetimine sahip olması için gereken kurumsal ve denetsel düzenlemeler hususunda öneriler sunulmuştur.

Elbirliği sistemiFaizsiz bankacılıkFaizsiz finans kurumları+5
Esra Türköz
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kelâm kaynaklarında iktisadi bir konu olarak fiyatların oluşumu

ktisadi bir konu olan fiyat oluşumu kelâm eserlerinde Allah'ın ve insanların fiilleri bağlamında ele alınmıştır. Fiyat konusu iktisat tarihi boyunca değer kavramıyla birlikte değerlendirilmiş ve iktisadi doktrinleri birbirinden ayıran temel bir faktör olmuştur. Çalışmamızda öncelikle fiyat ve fiyat ile ilgili kavramlar ele alınmıştır. Daha sonra fiyat kavramının nasslardaki işlenişine değinilmiş, ilgili ayet ve hadisler verilerek gerekli değerlendirilmeler yapılmıştır. Kelâmda konuya dair mezheplerin görüşleri ele alınmış ve kelâmcıların anlayışlarına yer verilmiştir. Daha sonra modern iktisadın ekoller bazında fiyat oluşumuna dair görüşleri ele alınarak konu modern iktisatçıların ve kelâmcıların görüşlerinin mukayese edilmesi suretiyle değerlendirilmiştir. Bu çalışmada iktisadi bir mesele olan fiyatın kelâmcılar tarafından incelenmesinin ardındaki esas unsurun ne olduğu sorgulanmış ve onların fiyat oluşumuna yaklaşımı ile modern iktisadın yaklaşımı arasındaki benzerlik ve farklılıkların tespit edilmesi hedeflenmiştir. Sonuç olarak kelâmcıların bu konuyu ele almalarının temel sebebi olarak iktisadi hayatın asıl koordine edicisini tespit etmeye yönelik olduğu görülmüştür. Bunu yaparken de küllî ve cüz'î irade arasındaki ilişkiyi anlama noktasında kendi aralarında lugavî bazı ihtilafların ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Ayrıca modern iktisat ile kelâmcılarda iktisadın ardında ortak bir ulûhiyet vurgusunun olduğu ortaya konmuştur. Ancak modern iktisadın sekülerleşme çabaları dolayısıyla ulûhiyet vurgusunu açıkça ifade etmeyip başkaca soyut kavramlar üreterek açıklamaya çalıştığı tespit edilmiştir.

EkonomiFiyatFiyat hareketi+7
İbrahim Alma
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Faizsiz mikrofinansın Etiyopya'da finansal büyümeye ve fakirlikle mücadeleye etkisi

Bu çalışma, Etiyopya'da finansal olarak sisteme dâhil edilme (finansal içer-me) ve yoksulluğun azaltılmasında faizsiz mikro finans sisteminin rolünü değerlen-dirmeyi amaçlamıştır. Ana hedefe ulaşmak için çalışma, ülkenin farklı bölgelerinde mevcut geleneksel mikro finans kurumlarındaki faizsiz mikro finans pencerelerinden bir numune aldı. Şu anda OCSSCO, HMFI, DMI, SMFI ve RMFI gibi geleneksel MFK'lar, faizsiz mikro finansman hizmetlerini kredi ve tasarruf şeklinde sunmaktadır. Küçük girişimcileri ve işadamlarını finanse etmek için popüler bir yol olan Murabaha, faizsiz hizmet sunan neredeyse tüm MFK'lar tarafından uygulanmaktadır. Bir müşte-riye kendi seçimleri ile bir varlık satın alınır ve ona açıklanmış maliyetine kar payı ek-lenerek satılır. Bu tür bir finansman, uygulanması kolay olduğu için bugünün MFK'la-rında sıklıkla kullanılmaktadır. Ancak, bazı müşterilerin aldatmaya meyilli olmaların-dan dolayı malların alım ve satımında gerekli olan özel düzenlemeler ve dikkatlilik za-ruridir. Murabaha'ya ek olarak icare, selem ve mudarabe de belirli alanlarda MFK müşterilerine sunulmaktadır. Faizsiz mikro finans sisteminin temel zorlukları, faizsiz mikro finans hizmetleri ile ilgili eğitimli ve bilgili işgücünün yetersizliğinden kaynaklanan açık ve ayrıntılı bir mevzuatın yokluğu, sistemin muazzam ve zorlayıcı idari maliyetleri ve MFK'lar adına piyasadan satın aldıktan sonra malın kuruma teslim edilmemesi gibi bazı Şeriat ilkele-rine uyumsuzluktur. Mikro finans sektöründeki kritik endişe finansal katılım meselesi-dir. Finansal katılım, her bakımdan açık ve kapsamlı politika önlemleri ile sağlanacak-tır. Bunlardan en önemlileri arasında, ülkedeki kapsayıcı finansal sistemin uygulan-masının bir yolunu gösteren düzenleyici çerçeve yer almaktadır. Bu nedenle, NBE, yalnızca mikro finans sektöründe değil, aynı zamanda ülkenin genel mali sisteminde de faizsiz ve her şeyi kapsayan finansal hizmetlerin diğer biçimlerini gözden geçirme-li ve dikkate almalıdır. Bu politika önlemi, fonlara erişim için tüm engelleri kaldırır ve vatandaşların ekonomik sektörün her seviyesine katılımını arttırır.

Ekonomik büyümeEtiyopyaFaizsiz bankacılık+7
Abdu Seid Alı
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İslami finans için bir gelişim alanı olarak sürdürülebilirlik: Katılım bankası kurumsal müşterileri üzerine ampirik bir araştırma

Sürdürülebilirlik, insanların çevreye olan negatif etkileri konusunda uyarı niteliğinde ortaya çıkan ve son dönemlerde daha fazla önem kazanmaya başlayan bir kavramdır. Kavramsal çerçevesi 1970'lere dayanan sürdürülebilirlik anlayışı, bu alanda çalışmalar yürüten uluslararası girişimlerin çabaları ile dünya genelinde farkındalık kazanmaya başlamıştır. Küresel iletişim imkanlarındaki ilerlemelerin de yardımı ile gün geçtikçe daha büyük kitleleri etkisi altına almaya başlayan bu anlayış, kurumları faaliyetlerinde ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri daha fazla dikkate almaya zorlamaktadır. Bu zorunluluk sürdürülebilirlik anlayışının ekonomik sisteme entegrasyonuna olan gereksinimi ve talebi de arttırmış ve finansal sistemde bu talepleri karşılamaya yönelik ürünler geliştirilmesini sağlamıştır. Bu bağlamda, çalışmanın amacı sürdürülebilirlik anlayışını İslami finansal ilkeler bağlamında ele almak suretiyle, İslami finansal kurumların sürdürülebilirlik alanındaki mevcut durumlarını ortaya koymak ve bu alanda gelişim ihtiyacı olan konularla ilgili farkındalığı arttırmaktır.Üç bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümünde sürdürülebilirlik anlayışının gelişimi ve günümüz ekonomik sistemindeki yeri hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümünde ise öncelikle sürdürülebilirlik anlayışının İslami finansal ilkeler açısından uygunluğu değerlendirilmiş, ardından İslami finansal kurumların sürdürülebilirlik alanındaki uygulamaları incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise Türkiye'de, İslami finansal sistemde en büyük paya sahip olan, katılım bankalarının kurumsal müşterilerinin sürdürülebilirlik alanındaki yaklaşımlarını ve mevcut uygulamalarını ortaya koyan ampirik bir araştırmaya yer verilmiştir.Sonuç olarak, sürdürülebilirliğin ekonomik, sosyal ve çevresel alanlarda ortaya koyduğu temel hedefler olan toplumsal eşitlik, adaletli gelir dağılımı, kaynakların geri dönülemez şekilde tüketilmesinin engellenmesi, çevrenin ve tüm canlıların korunması gibi hedeflerin İslami finansal uygulamaların da dayanağı olan İslami prensiplerle örtüştüğü ancak İslami finansal kurumların söz konusu prensipleri uygulamaya geçirme noktasında kaydettikleri ilerlemelerin oldukça sınırlı kaldığı görülmüştür. Bununla birlikte, katılım bankalarının kurumsal müşterileri üzerine yapılan ampirik uygulamanın istatistiksel sonuçları ise katılım bankaları kurumsal müşterilerinin sürdürülebilirlik anlayışını iş yapış şekilleri ile ilişkili algılıyor olmasına rağmen iş süreçlerine entegre etme noktasında oldukça yetersiz kaldıklarını göstermiştir.

Bankacılık sektörüGelişimKatılım bankacılığı+3
Fatma Altun
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

2008 küresel finans krizinin Türkiye'deki katılım bankaları ile mevduat bankalarına etkisinin asimetrik bilgi teorisi çerçevesinde ampirik değerlendirmesi: ARDL modeli

Bu çalışmanın amacı, 2008 küresel finans krizinin Türkiye'deki katılım bankaları ile konvansiyonel bankalar üzerindeki etkisini ampirik olarak incelemektir. Bu çerçevede, 2008 krizinin Türkiye'deki katılım bankaları ile konvansiyonel bankalar üzerindeki etkileri Sınır Testi yaklaşımı (ARDL Modeli) ile test edilerek, Türkiye'deki katılım bankalarının konvansiyonel bankalara kıyasla 2008 küresel finans krizine karşı daha dirençli olduğu yönündeki önermenin geçerliliği sınanmaktadır. Çalışmada, Türk Bankacılık Sektöründe 2005-2015 yılları arasında faaliyet gösteren mevduat bankaları ile katılım bankalarının dahil edildiği analizde, bağımlı değişken olarak Banka Aktif Karlılığı, bağımsız değişken olarak ise net kar/faiz marjı, sanayi üretim endeksi ve reel efektif döviz kuru değerleri üçer aylık dönemler şeklinde kullanılmıştır. 2008 krizini de kapsayan bu veri seti aralığı için seçilen değişkenleri test eden analiz, katılım bankalarının ve konvansiyonel bankaların makroekonomik gösterge ve piyasa koşullarından etkilenme düzeylerinin farklı olduğunu, dolayısıyla her iki banka türünün 2008 küresel krizinden farklı düzeylerde etkilendiklerini göstermektedir. Net faiz marjındaki olumlu gelişme konvansiyonel bankaları daha fazla etkilerken, büyümeyi temsil eden sanayi üretim endeksi ve döviz kurundaki olumsuz gelişmeler katılım bankalarını daha derinden etkilemiştir. Bu durumun katılım bankalarının, katılım bankacılığı ilke ve esasları nedeniyle uymak zorunda olduğu regülatif düzenlemeler, kaynak ve yatırım kısıtlamaları ile açıklanmaktadır. Analiz sonuçları reel sektörü etkileyen finansal dalgalanmaların katılım bankalarını konvansiyonel bankalardan daha fazla etkilediği sonucuna ortaya koymaktadır.

ARDL Sınır TestiAmpirik yöntemlerEkonomik etki+5
Malik Sayan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

İslam iktisadı açısından kısmî rezerv bankacılığının ekonomik istikrarsızlıktaki rolü ve tam rezerv bankacılığının çözüm potansiyeli

Ekonomi yazınında para çarpanı kavramı ile anlatılan ve bankaların kredi kullandırarak kaydi para veya diğer bir ifadeyle banka parası oluşturdukları kısmi rezerv sistemi, modern finansal mimarinin temeli diyebileceğimiz günümüz bankacılık sisteminin çalışma mekanizmasını oluşturmaktadır. Yasal zorunluluklar için tutulan zorunlu rezervler ile ihtiyat için ve karlı yatırımlarda değerlendirmek üzere tutulan serbest rezervler saklanması gereken tüm mevduatın bir kısmını oluşturmakta, mevduatın kalan kısmı ise bankalarca kredi olarak kullandırılarak karşılıksız para üretilmektedir. Kısmi rezerv bankacılığı özü itibariyle finansal istikrarsızlıklara karşısında zayıf ve kırılgandır. Bu sistem, ticari bankaların ve merkez bankalarının gerektiğinde yeterli likiditeyi sağlayacaklarına dair güvene dayalı olarak yürümektedir. Kısmî rezerv sisteminin zayıf yapısı, ekonomik istikrarsızlıklarda oynadığı rol ve oluşturduğu sorunlar nedeniyle alternatif olarak tam rezerv bankacılığı akademik çevrelerde destek bulmuş ve bunun farklı modelleri geliştirilmiştir. Ancak, tam rezerv sisteminin uygulamaya konulması için gereken siyasi destek bulunamamıştır. Bu çalışmada, kısmi rezerv bankacılığının keşfedilmesiyle ekonomilerde ortaya çıkardığı ileri sürülen sorunlar irdelenmiş, tam rezerv bankacılığının uygulanabilirliği ve çözüm için ne kadar yeterli olduğu incelenmeye çalışılmış ve İslam iktisadı açısından her iki sistemin de uygunluk ve sakıncaları tartışılmıştır. Analiz aşamasında ajan temelli bir simülasyon modeli kullanılarak her iki bankacılık sisteminin ekonomik istikrar üzerindeki etkisi mukayese edilmiştir.

Ekonomik istikrarEkonomik istikrarKısmi rezerv bankacılığı+7
Ömer Faruk Tekdoğan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel bankacılık ve katılım bankacılığının denetim açısından mukayesesi

Bankalar, geçmişi yüzyıllara dayanan, toplumun büyük bir kesimini etkileyen kuruluşlardır. Bankaların kurumsallaşan ve büyüyen yapılarına bağlı olarak faaliyetlerini etkin ve verimli yerine getirmeleri amacıyla denetim ihtiyaçları ortaya çıkmıştır. Türkiye'de bankalar, mevduat bankaları, katılım bankaları ve kalkınma ve yatırım bankaları olarak temelde 3 grupta toplanmışlardır. Bu çalışmada, faizsizlik prensibiyle hareket eden katılım bankaları ile mevduat bankalarının denetim anlamında mukayesesi yapılarak, benzer ve farklı yönleri incelenmektedir. Öncelikle bankacılık sektörü ve denetiminin tanım, unsur ve çeşitlerinin üzerinde durularak, Türkiye'deki katılım bankaları ile mevduat bankalarının denetim anlamında mevzuat düzenlemelerine istinaden benzer ve farklı yönleri iç ve dış denetim perspektifinde karşılaştırmalı olarak bahsedilmiştir. Akabinde dünyada İslami finans prensiplerine uygunluk denetimine ilişkin standartları belirleyen kuruluşlara yönelik bilgiler verilerek denetim anlamında yayımlanan standartların üzerinde durulmuştur. Örnek olması maksadıyla da Malezya'da İslami finans prensiplerine uygunluk denetimine ilişkin oluşturulan model, kapsam ve çalışmaların değerlendirilmesine yer verilmiştir.

BankacılıkBankacılık sektörüDenetim+3
Nurettin Ayar
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Islami finansal araçların borsa işlemlerinde takası

Sermaye piyasalarında gün geçtikçe daha fazla İslami ürün ihraç olunmakta ve bu ürünlerin işlem hacmi zamanla artmaktadır. Borsalarda artan İslami ürün çeşitliliğinin yanında, gerçek anlamda el değiştirme işlemi olan takas işlemi ise borsalardan farklı kurumlarda yapılmaktadır. Takas kurumları Sermaye Piyasalarındaki Borsa platformlarında gerçekleşen işlemlerin takasını gerçekleştirmekle sorumlu kurumlardır. Türkiye'deki Sermaye Piyasalarında Borsa İstanbul işlem platformu, Takasbank ise takas platformudur. Takasbank, takas hizmetinin yanında Borsa İstanbul'daki bazı piyasalarda Merkezi Karşı Taraf (MKT) hizmeti de vermektedir. Bu tezde uluslararası finans düzenine göre sermaye piyasalarında gerçekleşen takas işlemlerinin ve sunulan Merkezi Karşı Taraf(MKT) hizmetinin detayları anlatılacaktır. Türkiye uygulamasını görmek adına Takasbank ve faaliyetlerinden bahsedilecektir. Takas ve MKT hizmetlerinin İslami yönden uygunluğu incelenecek ve Borsa İstanbul'un en önemli finansal piyasalarındaki takas ve MKT hizmetleri anlatılacaktır.

Borsa işlemleriBorsa İstanbulFinansal araçlar+5
Osman Çakır
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İslam iktisadında kripto paraların yeri

Para, günümüz dünyasında artmakta olan ticari faaliyet ve mübadeleler kapsamında sürekli olarak karşı karşıya kaldığımız bir olgudur. Paranın günümüzde çok fazla şekil aldığını hepimiz bilmekteyiz. Emtia paralardan itibari paralara, sanal paralardan kripto paralara kadar mübadele aracı olarak kullanabileceğimiz para çeşitleri artmıştır ve artmaya devam etmektedir. Tarih boyunca paranın makul bir istikrarlı serüveni vardı, ancak teknolojinin gelişimiyle hızlı bir şekilde para anlayışımız değişmiştir. Kripto paralar yavaş yavaş günlük hayatımıza oturmaya başlamıştır. Peki bu gelişimin Fıkhî değerlendirilmesi nasıl yapılmıştır? Bu tezde kripto paralara geçmeden öncelikle para kavramının anlamını, paranın taşımış olduğu özellikleri ve İslam'da para anlayışından bahsedilecektir. Kripto paraların teknolojik altyapısı olan Blockchain (blokzinciri), işlemlerin güvenliğini nasıl sağladığı anlatılacaktır. Kripto paraların çeşitleri ve dünya genelinde uygulamaları ve hukuki statüleri değerlendirilecektir. Son kısımda ise İslam hukukçuların kripto para hakkındaki görüşleri bildirilecektir.

Blok zinciri sistemiKripto para birimiPara+4
Muhammet Mustafa Şenel
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki katılım bankalarıyla mevduat bankalarının CAMELS yöntemi kullanılarak performanslarının karşılaştırılması

Finansal sistemin temel bileşenlerinden biri olan bankacılık sektörü, tasarrufların verimli bir şekilde tahsis edilmesiyle ekonomik kalkınma ve büyümeye katkıda bulunur. Bu sebeple, bir ülkenin ekonomik gelişiminde kritik bir role sahip olan bankacılık sektörünün etkin bir şekilde denetlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, ülkemizde faaliyet gösteren mevduat bankaları ile katılım bankalarının grup bazında performanslarını ölçerek karşılaştırmalı bir analiz yapmak ve bu analiz neticesinde banka gruplarının finansal özellikleri ve performansları arasında bir farklılık olup olmadığını tespit etmektir. Çalışma kapsamında, Türkiye'de 2006-2017 yılları arasında faaliyet gösteren mevduat bankaları ile katılım bankalarının performansları CAMELS analiz yöntemi aracılığıyla karşılaştırılmaktadır. Çalışmanın değişkenleri, bankacılık sektöründe faaliyet gösteren mevduat ve katılım bankalarının bilanço ve gelir tablolarındaki finansal bilgiler kullanılarak elde edilen oranlardan oluşmaktadır. Bu analiz yöntemi ile mevduat ve katılım bankalarının sermaye yeterliliği, aktif kalitesi, yönetim kalitesi, kârlılık, likidite ve piyasa risklerine karşı duyarlılık açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. CAMELS performans değerleme yönteminin bankacılık sektörünün yaşamış olduğu gelişmeleri açıklayabildiği ve finansal sistem içerisinde erken uyarı sistemi görevi görüp, olası bankacılık krizlerinin önüne geçilmesinde etkili bir yöntem olacağı düşünülmektedir.

BankalarCAMELSFinansal performans+4
Yunus Katrancı
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İslami endeksler ve hisse senedi yatırımlarının İslami finans ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi

Küreselleşen dünyada hisse senetlerinin yer aldığı endekslerin, piyasalar üzerindeki doğrudan etkisi gerek yurtiçi gerekse de yurtdışı yatırımcılar açısından tasarrufların yönlendirilmesinde önem arz eder hale gelmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmamın ilk bölümü endeks kavramı ağırlıklı yapıda olup, endekslerin sınıflandırılması, hesaplama yöntemleri, endekslerde işlem yapmanın avantajları ile endeks ve risk kavramlarını içermektedir. İkinci bölümde ana hatlarıyla Türkiye ve dünyadaki önemli İslami endekslere yer verilmiş olup, çalışmanın sınırları gereği endekse alınma kriterleri (faaliyet alanı kriteri ve finansal yapı kriterleri) ve endeks türleri konularına ağırlık verilmiştir. Üçüncü bölümde ise önceki bölümlerde ortaya konulan, endekslerin temelini oluşturan hisse senetlerinin ve hisse senetleri yatırımlarının ağırlıklı olarak genel kabul görmüş İslami kurallar çerçevesinde değerlendirilmesi yapılmıştır.

Borsa İstanbulEndeksHisse senetleri+3
Kübra Uygan Çolak
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Faizsiz finansman modelleri ve tüketici eğilimi: Ampirik analiz

Bu çalışmanın temel amacı, faizsiz finansman modellerine yönelik tüketici eğiliminin/davranışının Planlı Davranış Kuramına (PDK) göre geçerliliğini test etmektir. Ayrıca çalışma, faizsiz finansmana yönelik tüketici eğilimlerine dair gerek Türkiye'de gerekse Müslüman nüfusun yoğun olarak yaşadığı ülkelerde yapılan çalışmalarda geçen hipotezlerin de geçerliliğini PDK'ye göre test etme amacındadır. Bunun için öncelikle kuramın temel değişkenlerinden tutum, öznel norm ve algılanan davranışsal kontrol değişkenleri ilgili literatürdeki çalışmalara göre yeniden tanımlandı. Tanımlanan bu değişkenler, ankete bölümler halinde dahil edilerek ki-kare testine göre analiz edildi. Daha sonrasında, anketin ilgili bölümlerine Cronbach Alfa testi uygulanarak analize tabi tutuldu. Toplam da 235 kişilik olan araştırmanın sonuçlarına göre, PDK'nin değişkenlerinden tutum değişkeninin faizsiz finansman modellerine yönelik tüketici davranışını belirlediği tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, öznel norm değişkenini tanımlayıcı faktörlerden "faizden kaçınma" faktörü de bu finansman yöntemlerine yönelik tüketici davranışını ön gördüğü gözlenmiştir. Fakat ki-kare testine göre öznel norm ve algılanan davranışsal kontrol değişkenleri tüketici davranışı üzerinde tutarlı sonuçlar vermemiştir. Ayrıca, spesifik olarak Türkiye örnekleminde, PDK kullanılarak faizsiz finansman modellerine yönelik tüketici davranışı konusunda literatürde benzer bir araştırmaya rastlanılmamıştır. Bundan ötürü çalışmanın özgün olduğunu söylemek mümkündür.

Faizsiz bankacılıkFaizsiz finans kurumlarıFinansman+7
Abdullah Mesut Uçar
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Faizsiz bankacılıkta pencere modelinin etkinliği: Etiyopya örneği

Faizsiz finansın küresel olarak büyüklüğü artmış ve kapsama alanı oldukça genişlemiştir. Bu kulvarda çeşitli bankacılık ve finansman ürünleri geliştirilmiştir. Faizsiz bankacılıkta yapısal olarak üç tip model ortaya çıkmıştır. Bunlardan ilki, bankanın bağımsız bir yönetim kurduğu, ayrılmış bir sermaye topladığı ve şeriat uyumlu bankacılık ve finansman ürünleri geliştirdiği 'Tam Teşekküllü' modeldir. İkincisi, bir 'Bağlı Ortaklık' modelidir. Bu model, konvansiyonel bankaların şeriat uyumlu hizmetleri sunmak için yarı bağımsız bir yapı kurmasıyla oluşmaktadır. Yönetimi konvansiyonel olandan farklı olmasına ve ayrılmış bir sermayeye sahip olmasına rağmen, ana sermaye konvansiyonel bankaya aittir. Üçüncüsü, konvansiyonel bankaların şeriat uyumlu ürün ve hizmetler sundukları bir 'Pencere' modelidir. Pencere modeli, daha ziyade halkın çoğunluğu Müslüman olmayan ülkelerde geliştirilmiştir. Bu modelin her ne kadar faizsiz finans ürün ve hizmetlerini yaygınlaştırdığı düşünülse de, bu bankaların sermayesi, gelirleri ve yönetimi konvansiyonel anlayışa dayandığından, tam anlamıyla İslami ilke ve kurallara uygun olmadığı yönünde eleştirilmektedir. Etiyopya, belli kısıtlamalarla da olsa 2013'ten beri bu modeli uygulayan ülkelerden biridir. Bu süre zarfında ülkedeki 10 yerel konvansiyonel ticari banka pencere modeli uygulamış ve İslami finansa uyumlu ürünlerle bir milyar dolardan fazla fon toplamıştır. Bu çalışmada, pencere sisteminin etkinliği değerlendirilmiştir. İlk olarak, dünyadaki genişleme oranı diğer sistemlerle mukayeseli olarak incelenmektedir. Ayrıca, toplumda pencere modelinin kabul ve ilgi görme derecesini değerlendirmek için rastgele örneklemeye dayalı bir saha araştırması yapılmıştır. Sonuçlar, her ne kadar faizsiz bankacılık işlemleri genişlemeye devam etse de, Müslüman toplumda bu modelle ilgili ciddi bir rahatsızlık ve tam teşekküllü modele yönelik güçlü bir talep olduğunu göstermektedir.

EtiyopyaFaizsiz bankacılıkPencere modeli+2
Abdulkadir Wahab
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İslami finans kuruluşlarında fıkhi uygunluk yönetimi

İslami finans kuruluşlarının kendilerine özgü faaliyet yapıları, kurumsal yönetim sistemi çerçevesinde bir fıkhi uygunluk yönetim sisteminin varlığını gerektirmektedir. Bununla birlikte söz konusu sistemin kapsamı, sınırları, yapısı ve uygulanması ülke ve kuruluş bazında farklılık arz edebilmektedir. Bu çalışma, İslami finans kuruluşlarında fıkhi uygunluk yönetim sistemine ilişkin mevcut standartları ve düzenlemeleri mukayeseli olarak incelemektedir. Bunun için öncelikle literatür taraması yapılarak konunun çerçevesi belirlenmiştir. Konuya ilişkin uluslararası standartlar Türkçe'ye çevrilmiş, kapsam ve içerik açısından karşılaştırılmıştır. Diğer taraftan farklı ülkelerin konuyla ilgili yaptığı düzenlemeler taranmış ve ayrıntıları mukayese tablosunda özetlenmiştir. Netice olarak, İslami finans kuruluşlarında fıkhi uygunluk yönetim sistemine ilişkin uluslararası standartların konuya farklı açılardan yaklaştığı ve birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, mevcut durumda konuya ilişkin en ideal düzenlemelerin Malezya, Türkiye, Bahreyn, Pakistan, Ürdün, Umman ve Nijerya tarafından yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır.

DenetimFinans kurumlarıKurumsal yapı+6
Bilal Soysal
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Değişen dünyada ortaklık temelli finansman ve katılım bankalarındaki yeri

Bu doktora tezi, ekonomi politik gelişmelerle finansman yöntemleri arasındaki ilişkileri incelemektedir. Finansman tarihi süreçte dini, sosyal, çevresel etmenlerle birçok form değişiklikleri geçirmiş ve değiştirmeye devam etmektedir. Bu çalışmada endüstri 4.0, teknolojik dönüşüm ve dijitalleşme ile gelişeceği düşünülen yeni iş modelleri, ortak kaynak kullanımı ve bu gelişmelerin finansman bacağındaki yansımaları incelenmiştir. Tezin hipotezlerinden biri olan ortaklık temelli finansmanın yaygınlaşacağı önermesi bağlamında, ortaklık temelli finansmanın İslam İktisadındaki tarihselliği, İslam İktisadının ortaklık ve borç temelli finansmana olan yaklaşımı tartışılmıştır. Sonrasında, katılım bankalarındaki mevcut ürün ve hizmetleri ortaklık ve borç temelli olmaları bakımından değerlendirilmiş, katılım bankalarının yeni gelişen finansman paradigmasına olan yaklaşımları analiz edilmiştir. İslam İktisadının özünde yer alan risk paylaşımı ve ortaklık temelli finans yaklaşımının katılım bankalarının finansman bacağında ciddi bir karşılık bulmadığı bilinen bir gerçekliktir. Bu bağlamda, yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakat yöntemi ile katılım bankalarının yöneticileri gözünden katılım bankalarının ortaklık temelli finansman yerine borç temelli finansmana odaklanmalarının gerekçeleri analiz edilmiştir. Yine katılım bankaları yöneticileri gözünden katılım bankalarının ortaklık temelli finansmanı yaygınlaştırması ile elde edecekleri potansiyel kazanımlar tartışılmıştır. Ardından katılım bankalarının ortaklık temelli finansmanı yaygınlaştırabilmeleri adına model önerisinde bulunulmuştur.

BankalarEndüstri 4.0Finansman+4
Ömer Emeç
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamu ve özel sermayeli katılım bankalarının karşılaştırılması

Bu çalışmada bankacılık sektörü genel olarak araştırılmış olup, Türkiye'deki katılım bankacılığı sektörünün gelişimi, kamu ve özel sermayeli katılım bankaları ve bunların son dönemdeki finansal verileri detaylı olarak incelenmiştir. Bu veriler ışığında Türkiye'deki kamu ve özel sermayeli katılım bankalarının finansal durumlarının gelişimi irdelenmiştir. İslami finans sektörü olarak tanınan katılım bankacılığı sistemi, bankacılık sistemine yeni ve farklı bir bakış açısı getirmiştir. Türkiye'de 2015 yılı itibariyle kamu sermayeli katılım bankalarının ortaya çıkması, katılım bankacılığı sektöründe bir gelişim yaşanmasına neden olmuştur. Bu bağlamda bu çalışmada, Türkiye bankacılık sektöründeki kamu ve özel sermayeli katılım bankalarının 2017-2021 yıllarını kapsayan gelişimleri incelenmiştir. Bu süreç içerisinde özel sermayeli katılım bankaları ön planda olsa da zaman içerisinde kamu sermayeli katılım bankalarının ciddi bir gelişim gösterdiği görülmüştür.

Bankacılık sektörüBankalarKamu bankaları+3
Hüsne Gülce Denek
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim çalışanlarının katılım bankalarını tercih etme nedenlerinin belirlenmesi: Aksaray ili örneği

Günümüzde katılım bankalarının hizmetlerinde gelişmelerin olduğu görülmektedir. Bankaların şube sayılarının artmasının yanında sundukları hizmetlerin çeşitliliği de çoğalmaktadır ve bütün işletmelerde olduğu gibi bankacılık sektöründe de yoğun rekabet şartları vardır. Bankacılık sektöründe rekabet şartlarına uyum sağlayabilmek için bankaları başarıya taşıyacak en önemli etkenlerden birinin müşteri memnuniyeti olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle yapılan çalışmada eğitim çalışanlarının katılım bankalarını tercih etme nedenleri araştırılmıştır. Katılım bankalarını tercih etme nedenleri müşteri profiline göre farklılaşabilir bu çalışmada müşteri profili olarak eğitim çalışanları seçilmiştir. Eğitim çalışanlarının tercih edilmesinin nedeni; incelenen yerli ve yabancı literatürde katılım bankaları tercihine yönelik eğitim çalışanlarıyla ilgili herhangi bir çalışmaya henüz rastlanılmamasıdır. Böylece kullanılan örneklemle gerçekleştirilen çalışmanın literatüre fayda sağlayacağı tahmin edilmektedir. Araştırmanın örneklemi; Aksaray ilinde görev yapan tesadüfi yöntemle belirlenen 502 eğitim çalışanından oluşmaktadır. Çalışmanın ölçeği; Anaç (2015) ve Arpacık (2019)'un yapmış olduğu çalışmalardan geliştirilmiştir. Çalışmada kullanılan ölçeğin güvenilirliği Cronbach's Alfa katsayısı ile ölçülmüş ve 0,980 bulunmuştur. Bunun anlamı ölçeğin yüksek derece güvenilir bir ölçek olduğuna işarettir. Ayrıca basıklık ve çarpıklık değerleri ile de güvenirlik katsayısına bakılmış ve sonucun -3 ile +3 arasında olduğu görülmüştür. Bu sonuç ölçeğin normal dağılım gösterdiğini ortaya koymaktadır. Ardından araştırmadaki ölçeğin yapı geçerliğini saptamak için açımlayıcı faktör analizi kullanılmıştır. Ölçeğin faktör analizine uygun olup olmadığı KMO ve Bartlett testi ile tespit edilmiştir. Bu testin sonucunda verilerin faktör analizi için uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Faktör analizindeki boyutların belirlenmesi için Scree Plot grafiği yapılmış ve ölçeğin iki faktörlü yapı gösterdiğine karar verilmiştir. İki faktörlü yapıdan oluşan ölçeğin birinci faktörü, "Ürün ve Hizmetler" ve ikinci faktörü ise "Katılım Bankası Olması" olarak tespit edilmiştir. Dolayısıyla çalışmada ortaya çıkan sonuç; eğitim çalışanlarının katılım bankalarını tercih etmelerinin; "Ürün ve Hizmetler" ile "Katılım Bankası Olması" gerekçelerine göre belirlendiğini göstermektedir.

AksarayEğitimcilerFaktör analizi+7
Hamza Ağır
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tekafûl sigortasının hukukî altyapısı: Türkiye ve Malezya özelinde mukayeseli bir inceleme

İslam dini insan hayatının her alanında olduğu gibi ekonomik alanda da toplum yararına olan çeşitli düzenlemeler ve kurallar koymuştur. Bu kuralların getirmiş olduğu yasakların başında da özellikle faiz ve kumar gelmektedir. Günümüzde sigorta sektörünün giderek gelişmesi ve çeşitlenmesiyle birlikte sigortaya duyulan ihtiyacın da artmasına binaen sigortanın İslam dininin yasaklamış olduğu bu unsurlarla olan ilişkisi de gündeme gelmiş ve sigortanın hükmü konusundaki tartışmalar artmıştır. Bu çalışmamızda sigorta ve tekafül sigortasının tanımı yapılmış benzerlik ve farklılıkları anlatılmış ortaya çıkış şekillerine değinilmiştir. Tekafül sigortasının işleyiş modelleri incelenmiş ve dini açıdan uygunlukları da değerlendirilmiştir. Tüm bunlardaki amaç ise günümüzde sigortaya duyulan ihtiyacın artmasıyla birlikte sigorta konusundaki dini açıdan şüphelerin giderilememiş olması nedeniyle devam eden tartışmalara katkıda bulunmak, dini hassasiyete sahip kişilerin ve İslam ülkelerinin sigortanın sağlamış olduğu güvenceye olan ihtiyacını karşılamak adına meseleye çözüm önerisi sunan tekafül sigortasının bilinirliliğine katkı sağlamaktır. Diğer yandan tekafül konusunda dünyada öncü olan ülkelerden olan Malezya örneği incelenerek ülkemizdeki mevcut durum ile mukayeseli değerlendirmesi yapılmış bu bağlamda sektörün gelişmesine yönelik Malezya'da uygulanmış ve olumlu sonuç alınmış olan ya da henüz denenmemiş yeni uygulama yöntemleri ile önerilerde bulunulmuştur.

Finansal katılımKarşılaştırmalı analizKatılım sigortacılık+7
Yasin Başaran
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Borcun kaynağı olan haksız fiilin İslam borçlar hukuku ve Türk borçlar hukuku bakımından mukayesesi

Toplumsal yapı içerisinde yaşayan ve var olan insan, yaşamını ve varlığını sürdürebilmek için diğer insanlarla ilişki kurmak zorundadır. Kurulan bu ilişkinin hukuk düzeni tarafından konulmuş olan kurallara uygun olması gerektiğinden ötürü insanlara birtakım hak ve yükümlülükler tanınmıştır. İnsanların bu hak ve yükümlülüklere aykırı harekette bulunarak üçüncü kişilerin haklarını zarara uğratması durumunda hukuk düzenleri meydana getirilen bu eylemi haksız fiil şeklinde tanımlamış ve bunun neticesinde eylemde bulunan ile eyleme maruz kalan arasında borç ilişkisi kurulacağını kabul etmiştir. Bu bakımından çalışmamızın konusu olan hem Türk borçlar hukuku hem de İslam borçlar hukuku haksız fiili borcun kaynağı olarak kabul etmiştir. Türk borçlar hukuku haksız fiile dayalı borç ilişkisini; kusura dayalı haksız fiiller ve kusur aranmaksızın borç doğuran haksız filler şeklinde ikili tasnife tabi tutarak düzenlemiştir. Fiil, hukuka aykırılık, zarar, illiyet bağı ve kusur unsurlarının bir araya gelerek kusura dayalı haksız fiili oluşturacağını kabul etmiştir. Kusur aranmaksızın borç doğuran haksız fiilleri ise tehlike, hakkaniyet ve özen ilkesine dayalı olarak her birinin kendi başlığı altında spesifik konular üzerinden düzenlemiştir. İslam borçlar hukukunda haksız fiilin iktisadi değer taşıyan mala karşı işlenmesi ve haksız fiil işlendikten sonra ortaya çıkan zararın giderilmesinin iktisadi sonuçlarının olması sebebiyle İslam iktisadı, İslam borçlar hukukunun dayanağını oluşturmaktadır. İslam borçlar hukuku haksız fiile dayalı borç ilişkisini; gasp ve itlaf şeklinde ikili tasnife tabi tutarak düzenlemiştir. Özellikle borçlar hukuku çerçevesinde haksız fiilleri kapsamlı ve modern hukuka benzer şekilde itlaf bölümü içerisinde ele almıştır. İtlafı da kendi içerisinde mübaşereten itlaf ve tesebbüben itlaf şeklinde ikili ayrıma tabi tutmuştur. Mübaşereten itlaf, modern hukukta yer alan kusura dayalı haksız fiile karşılık gelmekte olup fiil, hukuka aykırılık, zarar, illiyet bağı ve kusur unsurlarının bir araya gelmesiyle oluşacağını kabul etmiştir. Tesebbüben itlaf ise modern hukukta yer alan kusur aranmaksızın borç doğuran haksız fiile karşılık gelmekte olup spesifik konuları ele almıştır. Biz bu çalışmamızda her iki sisteminde borcun kaynağı olarak kabul edilen haksız fiil kavramını, unsurlarını ve türlerini ele alarak iki hukuk sistemi bakımından benzerlikleri ve farklılıkları yönünden mukayesesini yaptık.

Hukuk
Cüneyt Karataş
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mudarebenin kurumsallaşması: Vakıf olarak uygulanma potansiyeli

Mudarebe emek sermaye ortaklığına dayanan ticari bir akittir. Bu akit, İslamiyet'ten önce de kullanılmış bir akittir ve İslam hukukunda da caiz kabul edilmiştir. Bu akit İslam hukuk kitaplarında ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. İslam kaynaklarında helal yollarla ticaret yapmak, ortaklık kurmak, parayı dönüşüme sokmak, üretime dâhil etmek vs. övülen eylemlerden olmuştur. Faiz, kumar ve tekelleşme gibi haksız kazanca, hakların gaspına yol açacak eylemler için ciddi tedbirler almaktadır. Ticareti, ortaklığı, risk paylaşımını, dayanışmayı kapsayan Mudarebe uygulaması, adil paylaşımı sağlayacak, İslami finans için alternatif olabilecek bir uygulamadır. Osmanlı iktisat hayatında ve para vakıflarında uygulanan mudarebe, günümüzde katılım bankalarında kullanılmaktadır. Bu kurumların fon toplama kısmında çok fazla kullanılan mudarebe, fon kullandırma kısmında fazla tercih edilmemiştir. Bunun birçok nedeni bulunmaktadır fakat başlıca nedeni uygulanmasında yüksek risk barındırmasıdır ve uygulanma bakımından diğer finansal işlemlere göre daha zor bir yapıda bulunmasıdır. Mudarebe ortaklığı, yatırım amaçlı kurulan ortaklıktır. Mudarebe işletmek, yatırım yapılan işletmecinin kazancına bağlı bir kar paylaşımı veya zarar etme riski taşımaktadır. Sürecin şeffaf ve güvenilir şekilde gerçekleşmesi için işletme sahibinin özel olarak denetlenmesi gereklidir. Böyle bir denetim, riski biraz daha azaltacak yatırımcıları bu ortaklık konusunda daha çok cesaretlendirecektir. Ancak banka birçok işlem yaptığı ve müşteri ağı çok geniş olduğu için bunun uygulanması banka bünyesinde meşakkatli bir süreci oluşturur. Yatırım sadece dövize, hisse senetlerine para yatırıp bir bireysel kazanç elde etmek değil, sermaye, emek, toprak, girişimcilik unsurlarını içerinde barındıran üretimin devamlı gerçekleştiği, her kesimin fayda göreceği sürdürülebilir bir finansal süreci ifade etmektedir. Bunun için uzun vadeli fonlara ihtiyaç vardır. Kısa vadeli fonlar piyasadaki değişikliklerden daha çok etkilenmektedir ve bu durum hızlı fiyat değişikliklerine yol açmaktadır. Uzun vadeli yatırımlar daha fazla kar getirir ve büyüme potansiyeli kısa vadeli yatırımlara göre daha çoktur. Ayrıca kısa vadeli işlemlerde alım satım işlemleri daha sık gerçekleştiği için yatırım maliyetlerini arttırmakta ve yatırım faaliyetlerinin azalmasına yol açmaktadır. Bundan dolayı mudarebe esaslı yatırım faaliyetlerinin banka bünyesinde aktif şekilde kullandırılması zordur. Yatırım için uzun vadeli fonlar gereklidir ve vakıflar uzun vadeli fonlara sahip kurumlardır. Tek bir finansman aracı kullanıp, kullandırması ve yatırım faaliyetlerinin artırılması adına faaliyet yürütmeleri açısından vakıflar daha uygun ya bağımsız kuruluşlardır. Para vakıfları ve İslam bankalarının aksine, tek bir finansal işlem üzerine kurumsallaşan risk sermayesi şirketleri emek- sermaye ortaklığı sayesinde çok sayıda kişiye fon kullandırmakta ve teknolojik yeniliklere, girişim faaliyetlerine öncülük etmektedir. Mudarebenin de bu şekilde vakıf modelinde kurumsallaşması, kamunun ihtiyaçlarına karşılık veren vakıf geleneğini devam ettirmek, İslami finans alanında alternatif kurum oluşturmak, insanların İslam hukukuna uygun yöntemlerle kredi ihtiyacını gidermek ve yatırım faaliyetlerini arttırıp finansal sürdürülebilirlik ve etkin kaynak yönetimi sağlamak bakımından önem taşımaktadır. Bu çalışmada, mudarebe akdi Hanefi fıkhı çerçevesinde ele alınmış, Mudarebe esaslı kurulan, İslami finans kurumları arasında yer alan Para vakıfları ve katılım bankaları detaylıca incelenip, mudarebenin vakıf olarak kurumsallaşmasına yönelik bir şema oluşturulmuş ve uygulanma potansiyeli tartışılmıştır.

Katılım bankacılığıPara vakıflarıİslami bankacılık
Feyza Nur Üstün
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İslam iktisadında yoksulluğa karşı alınan tedbirler ve Malezya örneği

Yoksulluğu azaltmak bütün toplumların en önemli hedefleri arasında bulunmaktadır. Toplumlar yoksullukla mücadelede çeşitli politikalar geliştirip uygulamaktadır. İslam dini yoksulluğu azaltıp toplumun genel refahını artırmak için bazı yükümlülükler getirmiştir. Bu tez, yoksulluk kavramını ele alarak genel bir çerçeve çizmektedir. Bu çalışmada yoksulluk türleri, nedenleri ve yoksulluğun dünya ve Türkiye'deki boyutları incelenmiştir. Bu inceleme, küreselleşme, nüfus artışı, ekonomik krizler gibi faktörleri ve ayrıca eğitim düzeyi, işsizlik ve ayrımcılık gibi sosyal etkenleri içermektedir. İkinci bölümde, İslam'da yoksulluk ve fakirlik kavramları incelenmiştir. Bu bölümde İslam'ın sosyal adalet anlayışı, insan onurunu koruma, toplumsal dayanışma ve ekonomik adalet gibi temel ilkeler ortaya konulmuştur. Ayrıca, İslam'ın zenginlik ve yoksulluğa bakışı, zengin ve yoksulların hak ve görevleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde, İslam'ın yoksullukla mücadele stratejileri ele alınmıştır. Zekât, öşür, fitre gibi zorunlu sosyal finans araçları ve sadaka, vakıf gibi gönüllülüğe dayalı araçlar açıklanmıştır. İslami finans sisteminin yoksulluğa karşı rolü, karz-ı hasen, murabaha gibi araçlarla detaylandırılmış ve aynı zamanda İslam'ın yasaklayıcı finansal önlemleri vurgulanmıştır. Son bölümde, İslam ülkelerinin genel ekonomik durumu ve yoksulluk sorunu ele alınmıştır. Ardından, Malezya örneği üzerinden İslami önlemlerin yoksullukla mücadeledeki etkileri incelenmiştir. Malezya'nın ekonomik yapısı, İslami finans sistemi ve yoksullukla mücadeledeki çabaları sunulmuştur.

Feyzullah Büyükgöz
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki katılım bankalarının fon toplama yöntemlerine göre kıyaslanması ve çok kriterli karar verme tekniği ile bir uygulama

Çalışmanın amacı; Türkiye'de faaliyette bulunan altı katılım bankasının yıllara göre fon kaynak miktarlarını inceleyerek, hangi fon kaynağının daha önemli olduğunu ve belirlenen ağırlıklara göre hangi katılım bankasının hangi yılda fon kaynaklarını daha etkin kullandığını saptamaktır. Bu amaçla; çalışmada örneklem olarak Türkiye'de faaliyette bulunan 6 katılım bankası seçilmiştir. Bu bankalar; Albaraka Türk Katılım Bankası, Kuveyt Türk Katılım Bankası, Türkiye Finans Katılım Bankası, Ziraat Katılım Bankası, Vakıf Katılım Bankası ve Emlak Katılım Bankası'dır. Katılım bankaları fon toplama yöntemleri olarak geleneksel bankalar ile benzerlik gösterse de faizi devre dışı bırakarak kâr payını kullanması ile diğer bankalardan ayrılmaktadır. Katılım bankaları fon kaynaklarını elde ederken 5 hesap türü ile işlem yapmaktadır. Bu hesap türleri; özel cari hesaplar, katılım hesapları, tasarruf hesapları, yatırım hesapları ve kıymetli maden depo hesaplarıdır. Çalışmanın analizinde kullanılan hesap türleri ise; özel cari hesaplar, katılım hesapları ve kıymetli maden depo hesaplarıdır. Türkiye'de katılım bankalarını kullanan yatırımcıların yıllara göre hangi fon kaynaklarını tercih ettiği ve katılım bankalarında hangi fon kaynaklarını kullandığını inceleyen bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu konunun araştırılmasının ve analiz edilmesinin, İslam iktisadî ve finansı alanına önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Çalışmada katılım bankalarına ait 2013-2022 yılları arasını kapsayan 10 yıllık fon kaynak miktarları kullanılmıştır. Ardından çok kriterli karar verme tekniklerinden SD ve WASPAS yöntemleri kullanılarak analiz çalışması yapılmıştır. SD yöntemi ile analizde kullanılan özel cari hesaplar, katılım hesapları ve kıymetli maden depo hesaplarının ağırlıkları saptanmıştır. SD analiz sonuçlarına göre; Türkiye'de yaşanan ekonomik gelişmelere bağlı olarak yıllara göre farklı hesap türlerinin ağırlık oranlarının fazla olduğu görülmüştür. WASPAS yöntemiyle ise önceden belirlenen ağırlıklar yardımıyla 6 katılım bankasının belirlenen zaman dilimindeki fon kaynak performansı ölçülmüştür. WASPAS analiz sonuçlarında ise tüm yıllarda Kuveyt Türk Katılım Bankası'nın diğer katılım bankalarına göre performansının daha iyi olduğu tespit edilmiştir. Kuveyt Türk katılım bankasının bu performansı; kuruluş yılı itibari ile en eski olması, Türkiye'deki katılım bankacılık sistemine öncülük etmesi, bankanın uygulamış olduğu ürün çeşitliliği, yurtiçinde ve yurt dışında etkin faaliyette bulunmaları gibi gerekçelere dayandırılabilir.

Fon kaynaklarıKatılım bankacılığı
Haşim Ateş
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İslam iktisadı perspektifinden işletmelerin helal gıda sertifikasını tercih etme nedenleri: Aksaray İli'nde nitel bir araştırma

İslam iktisadı, dinin temel kaynakları olan Kur'an-ı Kerim ve Hz. Muhammed'in Sünnet' i doğrultusunda iktisadi faaliyetleri ele alan bir bilimdir. Bu bağlamda dini temeller üzerine dayalı olan bu bilim dalında önemli olan mevzulardan birisi de helal kazanç konusudur. Nitekim ayetlerde ve hadislerde helal olanı yeme ve içme, helalden kazanma ve meşru yerlerde harcamaya yönelik emir ve öğütler bulunmaktadır. Bu çerçeve de İslam'da helal, hakkında herhangi bir yasak bulunmayan eylem ve durumları ifade eden bir kavram olurken haram ise işlenmesi yasak olan fiil ve durumları ifade eden bir kavram olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, İslam iktisadının perspektifinden Aksaray ilinde helal gıda sertifika sahibi yedi işletme ile yarı yapılandırılmış mülakat tekniğini esas alarak görüşmeler gerçekleştirmektir. Bu çalışma çerçevesinde işletmelerin helal gıda sertifikasına ihtiyaç duyma nedenleri, sertifikanın firmalara ve müşterilere sağladığı katkılar ve işletmelerin, helal sertifika süreçlerinde (alım aşaması ve denetlenme aşaması) hangi sorunlarla karşılaştıkları ele alınmıştır. Yapılan araştırma sonucunda sertifika sahibi işletme yetkilileri, sertifikayı tercih etme de esas neden olarak üretilen ürünün, helalliğini ve güvenirliğini kanıtlamak olarak belirttikleri tespit edilmişken sertifikanın, işletmelere sağladığı katkılar açısından ise temelde ticari yönden ve marka güvenirliğine yönelik katkılar sağladığı, müşteriler açısından da temelde güven tesisi yönünden katkı sağladığı sonucu elde edilmiştir.

Kübra Gök
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmet Ragıp'ın "Altın Düyûnat Meselesi" (1921) adlı eserinin incelenmesi

Bu çalışma, kamusal iç borçlanma konusunu tarihsel olarak değerlendirmeyi ve bu bağlamda özgün bir kaynak olan Ahmet Ragıp'ın "Altın Düyûnat Meselesi" (1921) adlı eserini tahlil etmeyi amaçlamaktadır. Osmanlı Devleti'nin iktisadi ve mali politikalarının etkisiyle kullanılan borçlanma araçları, borçlanmaların sosyo ekonomik etkileribu araştırmanın temelini oluşturmaktadır. Osmanlı Devleti'nde XVI. Yüzyıl ve XX. yüzyıl aralığında iltizam, malikane ve esham gibi iç borçlanma araçları ile sonrasında devleti dış borçlanmaya götüren nedenler tarihsel verilerin ışığında incelenmiştir. Bilhassa XIX. yüzyılda dış borçlanmaya başlanması ve bu borçların artması, Duyun-u Umumiye İdaresi'nin kurulmasıyla iktisadi bağımsızlığın büyük ölçüde kaybedilmesi hususu değerlendirilmiştir. Ahmet Ragıp'ın "Altın Düyûnat Meselesi" (1921) adlı eseri, döneminde kamu iç borçlanması hususunda yapılan yanlışların eleştirildiği, altın karşılığı borçlanma mevzusunun şer'i, hukuki, iktisadi ve ahlaki boyutları ile değerlendirildiği, borcun ödenmesi hususunun İslam Hukuku perspektifinden ele alınması gibi yönleriyle önemli bir kaynaktır. Bu bağlamda, çalışma kapsamında borçlanma konusuna inter disipliner bir bakış açısı sunan bu eser de tahlil edilmiştir.

Özgür Çiftci
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00