Bartın University
Discipline

Department of Educational Sciences

Bartın University

2,324

Archived Theses

2

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi öğrencilerinin yalnızlık, benlik-saygısı ve yakın ilişkiler kurabilme düzeylerinin ve bu düzeyler arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Karadeniz Teknik üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi'nde okuyan öğrencilerin yalnızlık, benlik saygısı ve başkaları ile yakın ilişkiler kurabilme düzeylerinin ve bu düzeyler arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Bu ana amacın yanında, cinsiyet, okunulan bölüm, anabilim dalı ve sınıf gibi değişkenlerin incelenen konuya etkileri de araştırılmıştır. Araştırma; Fakülte 'nin Fen Bilimleri Eğitimi, Sosyal Bilimler Eğitimi, Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi, Eğitim Bilimleri Eğitimi, Beden Eğitimi ve Spor, Müzik Eğitimi, Sınıf Öğretmenliği ve Resim-iş Eğitimi Bölümlerinden oranlı eleman örnekleme yöntemi olan Tabakalı Tesadüfi Örnekleme Tekniği (Stratifed Random Sampling) ile seçilen 250 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Tanımlayıcı yöntemin kullanıldığı bu araştırma bir okul surveyi (alan taraması) biçiminde olup, veriler UÇLA Yalnızlık Ölçeği ve Shostrom'un Kişisel Yönelim Envanterinin "Benliğe Saygı" ve "Başkaları ile Yakınlık Kurabilme" alt testleri ile toplanmıştır. Elde edilen veriler, çeşitli değişkenlere göre t- testi, Varyans analizi, Ki-Kare (x2) ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu teknikleri kullanılarak incelenmiştir. Tüm kız öğrencilerden % 52. 08' inin, tüm erkek öğrencilerden ise % 46. 75' inin, toplam 250 öğrenciden % 48.8 'inin yalnızlıktan yakındıkları görülmüş ve tüm öğrencilerin yaklaşık yarısının yalnız oldukları bulunmuştur. Tüm kız öğrencilerden % 38.95 'inin, tüm erkek öğrenci lerden ise % 41.30 'unun, toplam 250 öğrenciden % 40.4 'ünün benlik saygılarının düşük olduğu bulunmuştur.Tüm kız öğrencilerden % 27.65 'inin, tüm erkek öğrenciler den ise % 4 8. 71' inin, toplam 250 öğrenciden % 40.8 'inin başkaları ile yakın ilişki kuramadıkları bulunmuştur. Yapılan istatistik analizler, kız ve erkek öğrenciler arasında sadece yakın ilişkiler kurma düzeyi açısından ve kızlar lehine anlamlı bir fark olduğunu ortaya çıkarmıştır. Okunulan bölüm, anabilim dalı ve sınıflara göre yapılan incelemeler; hem bölümler, hem anabilim dalları ve hem de sınıflar arasındaki yalnızlık, benlik saygısı ve başkaları ile yakın ilişikler kurma düzeyleri açısından anlamlı farklılıklar olmadığını göstermiştir. Bu üç değişken arası ilişkiler Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu ve Ki-Kare (x2) teknikleri ile araştırılmıştır. Sonuçlar; benlik saygısı ve yakın ilişikler kurabilme arasında pozitif, yalnızlık ve benlik saygısı arasında da negatif olmak üzere ilişki olduğunu göstermiştir. VIII

Benlik saygısıEğitim psikolojisiYakınlık+3
Hatice Odacı
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi öğrencilerinin boş zamanlarını değerlendirme biçimleri ile akademik başarı düzeyleri arasındaki ilişkinin araştırılması

02. ÖZET Bu araştırmanın amacı, Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi'nde okuyan öğrencilerin boş zamanlarını değerlendirme faaliyetlerinin ve boş zamanlarını değerlendirme şekilleri ile akademik basan düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Bu ana amacın yanında, cinsiyet, sınıf düzeyi ve anabilim dalı gibi değişkenlerin boş zamanlan değerlendirme üzerindeki etkileride araşunlrmşür. Araştırma, Fakülte'nin Fen Bilimleri, Sosyal Bilimleri, Eğitim Bilimleri Eğitimi ve Özel Yetenek ve İlgi Bölümlerinden oranlı eleman örnekleme yöntemi olan Tabakalı Tesadüfi Örnekleme Tekniği (Stratified Random Sampling) ile seçilen 606 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Tanımlayıcı yöntemin kullanıldığı bu araştırma bir okul surveyi (alan taraması) biçiminde olup, veriler Abadan taraf ından geliştirilen üniversite öğrencilerinin Boş Zaman Faaliyetleri Hakkında Anket ile toplanmıştır. Öğrencilerin boş zamanlarını değerlendirme biçimleri cinsiyetleri, sınıf düzeyleri ve bölümleri açısından yüzdelik ifadeler kullanılarak incelenmiştir. Öğrencilerin boş zamanlarını değerlendirme biçimleri ile akademik basan düzeyleri arasında anlamlı bir ilişkinin var olup olmadığı x2 testi ile belirlenmiştir. Araştırmada ele alman değişkenler arasındaki bağımlılığın derecesi contingency katsayısı hesaplanarak bulunmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; Fatih Eğitim Fakültesi öğrencilerinin boş zamanlarım değerlendirme biçimleri cinsiyetlerine göre farklılık gösterdiği bulunmuştur. Öğrencilerin bulunduklan sınıf düzeylerine göre boş zamanlarını değerlendirme faaliyetlerine katılmalan fazla bir farklılık göstermemektedir. Öğrencilerin bölümlerine göre boş zamanlarım değerlendirme faaliyetlerine katılmalarında da fazla bir farklılık bulunmamıştır. Araştırma bulgularına göre, öğrencilerin akademik basan dereceleri ile öğrencilerin radyo dinleyip dinlememeleri, konferansa gidip gitmemeleri, tiyatroya gitme sıklıklan, TV seyretmek için ayırdıklan zaman arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin akademik basan dereceleri ile öğrencilerin okuduklan edebi eserler, sinemaya gitme sıklıklan, müzik konserlerine gidip gitmemeleri, kahveye ve spor karşılaşmalarına gitme sıklıklan arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç olarak boş zamanların değerlendirilmesi ile akademik basan arasında manidar bir ilişki bulunmamıştır.

Akademik başarıBoş zamanları değerlendirmeÜniversite öğrencileri
Recep Özden
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencilerinin kişilik özelliklerinin Eysenck'in kişilik kuramına dayalı olarak belirlenmesi

Bu çalışmanın temel amacı KTÜ öğrencilerinin kişilik özelliklerinin Eysenck' in kişilik kuramına dayalı olarak belirlenmesidir. Bu temel amacın yanında öğrencilerin Eysenck Kişilik Envanterinden bazı değişkenlere bağlı olarak aldıkları ortalama puanların tespiti, üç farklı ölçekten aldıkları puanların bazı değişkenlere göre grup farklılıklarının incelenmesi ile farklı değişkenler arasındaki ilişkiler ve farklılıklar ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırma grubu KTÜ Fen Edebiyat Fakültesi, Orman Fakültesi, İ.İ.B.F, M.M.F, Fatih Eğitim Fakültesi ve Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesinde okuyan beklemeli ve ikinci öğretim programlarına kayıtlı olmayan yaklaşık 650 öğrenciden oluşmuştur. Araştırma tarama modelinde yapıln bir çalışmadır. Bu araştırmada öğrencilerin ölçekten aldıkları puanların normatif olarak dağılımları ortaya konmuştur. Bunun yanında alt ölçeklere dayalı olarak grup farklılıklarının incelenmesi için variyans analizi ve farklı değişkenler arası ilişkiler ve farklılıkları ortaya çıkarmak için X2 kare testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre KTÜ öğrencilerinim Eysenck Kişilik Envanterinden aldıkları puanların ortalaması, daha önce yüksek öğretim gençliğine yönelik olarak yapılan çalışmada ortaya çıkarılan puanlara benzerlik göstermektedir. Öğrencilerin ölçeklerden aldıkları puanlar, psikotik ve nörotik eğilimlere sahip olmadıklarını bunun yanında dışadönüklük özellikleri gösterdiklerini ortaya çıkarmıştır. Fakülte, sınıf ve sosyo-ekonomik gelir düzeyi değişkenlerine bağlı olarak yapılan grup farklılıklarını inceleme çalışmasında, nörotizm ölçeğinde fakülte öğrencileri arasında istatistiksel olarak manidar düzeyde bir farka rastlanmıştır. Bu farkın Fatih Eğitim Fakültesi öğrencilerinden kaynaklandığı belirlenmiştir. Psikotizm ölçeğinde de fakülteler arasında bir farka rastlanmıştır bu farkın da İİBF öğrencilerinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin cinsiyetlerine göre psikotik eğilimlere sahip olup olmadıkları anlamlı bulunmuştur. Bu anlamlılığın erkek öğrencilerin kız öğrencilerden daha yüksek düzeyde psikotik eğilimlere sahip olmalarından kaynaklandığı ortaya çıkarılmıştır. VI

Dışa dönüklükEysenck Kişilik EnvanteriKişilik özellikleri+3
Hikmet Yazıcı
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
DoctorateOpen AccessTR

Çeşitli derecelerdeki depresyonun giderilmesinde Beck'in bilişsel terapisinin etkinliğinin incelenmesi

02. Özet Bu araştırmanın temel amacı, Beck'in bilişsel terapisinin bireysel ve grup uygulamalarının üniversite öğrencilerinde görülen hafif, orta ve ciddi derecedeki depresyonların tedavisindeki etkililiğinin incelenmesidir. Araştırmada, önce betimsel yöntem, sonra deneysel yöntem kullanılmıştır. Betimsel yöntemin kullanıldığı ilk aşamada K.T.Ü. Fatih Eğitim Fakültesindeki öğrencilerden tabakalı tesadüfi örnekleme yöntemine göre seçilmiş 606 öğrenciye Beck Depresyon Envanteri uygulanmıştır. Her derecede depresyonlu öğrenciler belirlenmiş ve çeşitli değişkenlere göre depresyon oranlan incelenmiştir. Deneysel yöntemin kullanıldığı ikinci aşamada gönüllü öğrencilerden tesadüfi olarak her depresyon derecesinde bir kız ve bir erkek öğrenci bireysel terapi için seçilmişlerdir. Gönüllü öğrencilerden her bir depresyon derecesi için yine tesadüfi olarak seçilerek her biri dört kız ve dört erkek öğrenciden oluşan birer deney ve birer kontrol grubu oluşturulmuştur, deneyden önce tüm öğrencilere Zung Depresyon Ölçeği uygulanmıştır. Beck'in Bilişsel terapisi, bireysel ve grup terapisi şeklinde haftada iki kez olmak üzere beş hafta uygulanmış, kontrol gruplarına herhangi bir psikolojik yardım verilmemiştir. Terapilerin bitiminde tüm öğrencilere Beck Depresyon Envanteri ve Zung Depresyon Ölçeği tekrar uygulanmıştır. Araştırmanın bulguları, öğrencilerin %34'ünde depresyon bulunmadığım, %3 1inde hafif derecede, %24'ünde orta derecede ve %11'inde ciddi derecede depresyon bulunduğunu göstermiştir, kızlar ile erkekler arasında ve sınıf düzeyleri arasında depresyonun görülme oram açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Depresyon alt sosyo-ekonomik düzeyli öğrencilerde ve kırsal kesimden gelen öğrencilerde daha çok görülmüştür. Beck'in bilişsel terapisinin hem bireysel, hem de grup terapisi şeklinde uygulanması depresyonu gidermede etkili olmuş. Yapılan istatistiksel analizlerde de anlamlı düzeyde farklılıklar bulunmuştur. Hafif ve orta dereceli depresyon tamamen giderilmiş, ciddi derece depresyon ise hafif dereceye indirilmiştir. vn

Bilişsel tedaviDepresyonÖlçekler
Nurcan Gökçakan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite sınıf atmosferinin algılanan empatik iletişim düzeyleri açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, K.T.Ü Fatih Eğitim Fakültesi'nin çeşitli anabilim dallarındaki öğretim elemanlarının tutumlarını öğrencilerin algılamalarına dayalı olarak, empatik sınıf atmosferi açısından incelemektir. Bu amacın yanında öğrencinin başarısı, sınıf düzeyi, cinsiyeti, annenin ve babanın eğitim durumu gibi öğrencilerin algılamalarına etki edecek değişkenlerin incelenen konuyla ilişkileri de araştırılmıştır. Araştırmanın evrenini K.T.Ü Fatih Eğitim Fakültesinin Müzik Eğitimi Anabilim Dalı, Resim Eğitimi Anabilim Dalı, Fizik Anabilim Dalı, Matematik Anabilim Dalı, Coğrafya Anabilim Dalı ve Tarih anabilim Dalı tüm öğrencileri oluşturmuştur. Araştırma grubu yukarıda ki her bir anabilim dalının I. II. II. ve IV. sınıflarında okuyan 10 kız, 10 erkek öğrenci olmak üzere toplam 480 öğrenciden oluşmuştur. Bu araştırma betimsel yöntem ile yapılmıştır. Araştırma bir alan taraması (survey) niteliğindedir. Araştırmada veri toplama aracı olarak ÖZBAY ve ŞAHİN (1996) tarafından geliştirilmiş, geçerlilik ve güvenirlik çalışması yapılmış olan "Empatik Sınıf Atmosferi Tutum Ölçeği" (ESATÖ) ve araştırmacı tarafından geliştirilmiş öğrenci bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizleri SPSS/WINDOWS programıyla gerçekleştirilmiştir. Deskriptif istatistik yanında ikili gruplar için t-testi, ikiden çok gruplar için F testi kullanılmıştır. Varyans analizlerinde grup farklılıklarının kaynağını belirlemek için karşılaştırma sonrası (planlı olmayan) ranj testleri yapılmıştır. Bunun için de TUKEY HSD testi kullanılmıştır. Bu çalışmada Bireyi Merkez Alan Terapinin, danışana koşulsuz kabul, empatik anlayış ve içtenlik ilkelerinin sınıf atmosferinde öğretim elemanı-öğrenci etkileşimine ve öğrenci merkezli eğitim anlayışına ilişkin önemli bulgular saptanmıştır. Araştırma sonucunda, öğrencilerin algılamalarına dayalı olarak ortaya konan bulgulara göre, farklı bölümlerdeki öğretim elemanlarının tutumları arasında empatik sınıf atmosferi açısından istatistiksel anlamda farklılık olduğu saptanmıştır. Buna göre Müzik Eğitimi Anabilim Dalı ve Resim Eğitimi Anabilim Dalı öğretim elemanlarının sınıf atmosferindeki tutumlanmn Coğrafya, Tarih, Matematik ve Fizik Anabilim Dallaruıdaki öğretim elemanlarının tutumlarından daha empatik olduğu bulunmuştur. Araştırmada, öğrencilerin basan durumu ve öğrencilerin anne ve babaların eğitim düzeyi yüksek olması durumu öğrencilerin sınıf atmosferinde öğretim elemanlarının tutumlarını daha empatik algıladıkları sonucunu ortaya koymuştur. Ayrıca kız öğrenciler erkek öğrencilere oranla sınıf atmosferinde öğretim elemam tutumlarını daha empatik algıladıkları tesbit edilmiştir. Araştırma sonuçları önceki bulguların ışığında tartışılmasının yanında, ilgili öneriler ve sonraki çalışmalara ilişkin ipuçları verilmiştir. vn

EmpatiHümanist eğitimSınıf atmosferi+7
Mustafa Şahin
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Nitelikli personel eksikliği ile iş yükü stresi arasındaki ilişkide okullardaki şiddetin aracılık rolü

Bu araştırmada, nitelikli personel eksikliği ile yöneticilerin iş yükü stresi arasındaki ilişkide okuldaki şiddet sıklığının aracılık rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırma nicel yaklaşımlardan betimsel (tarama) model ile yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Türkiye'deki ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan yöneticiler oluşturmakta iken, örneklemi TALIS tarafından toplanan 825 okul yöneticisinden oluşmaktadır. Bu çalışmada lisedeki okul yöneticilerinin verdikleri yanıtlar dikkate alınmıştır. Bu bağlamda araştırmaya katılan toplam 448 tane okul yöneticisinden bazı anketlere katılmadığı belirlenen 6 okul müdürü çalışma kapsamının dışında bırakılmış olup araştırma 442 okul yöneticisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri TALIS tarafından geliştirilen okullardaki suç ve şiddet ölçeği, iş yükü stresi ölçeği ve nitelikli personel eksikliği ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma verilerinin analiz sürecinde, ilk olarak katılımcıların sosyo-demografik bilgileri için betimsel istatistik ölçüleri (frekans ve yüzde) daha sonra ise değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesi için korelasyon analizi ve aracılık modeli için ise yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Ayrıca her bir ölçme aracının geçerlik ve güvenirlik kanıtları için doğrulayıcı faktör analizi ve Cronbach alfa ve McDonalds omega katsayıları hesaplanmıştır. Elde edilen bulgulara göre araştırma kapsamında ele alınan iş yükü stresi, nitelikli personel eksikliği ve okullardaki şiddet sıklığı arasındaki ikili korelasyonların istatistiksel olarak anlamlı oldukları tespit edilmiştir. Araştırma kapsamında kurulan aracılık model sonucunda, yöneticilerin is yükü stres düzeyleri ile kurumlarındaki nitelikli personel eksikliği arasındaki ilişkide kurumundaki şiddet sıklığının kısmi aracılık rolüne sahip olduğu bulunmuştur. Bu sonuca göre okullardaki şiddet sıklıkları az olan okul yöneticilerinin iş yükü stres düzeylerinin de az olduğu ve nitelikli personele duyduğu ihtiyacın da azaldığı görülmektedir. Bu bağlamda Milli Eğitim Bakanlığı özellikle şiddet sıklığı yüksek olan okullarda nitelikli personel sayısını artırarak, okul yöneticilerinin iş yükü stresini azaltmada yardımcı olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Eğitim yönetimi, Nitelikli personel eksikliği, Okullardaki şiddet, İş yükü stresi, Aracılık rolü.

Eğitim kurumlarıEğitim yönetimiNitelikli iş gücü+6
Kübra Asal Akay
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim yöneticilerinde işkolikliğin duygusal zekâ ve öz-yeterlik ile ilişkisi

Bu araştırmada, eğitim yöneticilerinin işkolikliğinin duygusal zekâ ve öz-yeterlik ile ilişkisi incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ayrıca eğitim yöneticilerinin işkolikliği cinsiyet, medeni durum, yaş, toplam yöneticilik süresi ve toplam öğretmenlik süreleri göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 104 kadın ve 353 erkek eğitim yöneticisinden oluşmaktadır. İşkoliklik ile ilgili veriler ''DUWAS İşkoliklik Ölçeği'', Duygusal zekâ ile ilgili veriler ''Duygusal Zekâ Ölçeği'' ve öz-yeterlik ile veriler ise ''Yönetici Öz-yeterliği Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmada işkoliklik ile duygusal zekâ ve öz-yeterlik arasındaki ilişkiler korelasyon ve regresyon analizi ile incelenmiştir. Ayrıca cinsiyet, medeni duruma göre işkolik düzeyinin önemli bir biçimde farklılaşıp farklılaşmadığı ''Bağımsız Örneklem T-Testi ile ve yaş, yöneticilik süresi ve öğretmenlik süresine göre işkoliklik düzeyinin önemli bir biçimde farklılaşıp farklılaşmadığı ise ''Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way Anova)'' ile incelenmiştir. Regresyon analizinin sonucunda, eğitim yöneticilerinin işkoliklik düzeylerini duygusal zekâ ve öz-yeterlik değişkenleri istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, eğitim yöneticilerinin işkoliklik düzeylerinin medeni durum, yöneticilik süresi ve öğretmenlik süresine göre istatistiksel açıdan farklılaştığı görülmüştür. Diğer taraftan eğitim yöneticilerinin işkoliklik düzeylerinin cinsiyet, medeni durum ve yaşa göre önemli bir düzeyde farklılaşmadığı bulunmuştur.

Oğuzhan Kökenli
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin yönetsel etkililiklerinin sergiledikleri yönetim tarzı ve okullarda değişime karşı direnişi giderme düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı okul müdürlerinin yönetsel etkililiklerinin, yönetim tarzı ve okullarda değişime karşı direnişi giderme davranış düzeylerine ilişkin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi ve yönetsel etkililik, değişime karşı direnişi giderme yaklaşımı ve yönetim tarzları arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Çalışmanın örneklemini ilköğretim ve ortaöğretim kademelerinden(okul öncesi, ilkokul, ortaokul, lise) 458 öğretmen oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri Richard L. Andrews tarafından geliştirilen Ali Aksu tarafından Türkçeye uyarlanan "Müdür Etkililik Ölçeği"(Washington Principal Evaluation Inventory-WPEI)", İlker Yelken tarafından geliştirilmiş olan Okul Müdürlerinin Okullarda Değişime Karşı Direnişleri Giderme Yaklaşımları Ölçeği ve Ramazan Asar tarafından geliştirilen Okul Yöneticilerinin Sergilediği Yönetim Tarzları Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin normalliği test edilmiş ve normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Okul Yöneticilerinin Sergilediği Yönetim Tarzları Ölçeği alt boyutlarının bağımsız değişkenlerle(yaş, cinsiyet, branş, öğrenim durumu, kıdem, çalışma süresi) arasında anlamlı bir farklılık bulunamazken İlgisiz Yönetim tarzı alt boyutunda okul türü değişkenine göre anlamlı farklılık bulunmuştur. Okul Müdürlerinin Okullarda Değişime Karşı Direnişi Giderme Yaklaşımının "Katılım" ve "Eğitim Yaklaşımı" alt boyutlarının öğrenim durumu değişkenine göre anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. Okul Türü değişkenine göre Okul Müdürlerinin Okullarda Değişime Karşı Direnişi Giderme Yaklaşımı alt boyutlarından İletişim ile Baskı ve zor kullanma yaklaşımları arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Öğretmenlere göre Okul Müdürlerinin Yönetsel Etkililik Düzeyleri ile yaş, kıdem, çalışma süresi, okul türü değişkenleri arasında anlamlı bir fark bulunurken; cinsiyet, öğrenim durumu, branş değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yapılan analizlerde Yönetsel Etkililik ve Yönetim Tarzları ile Yönetsel Etkililik ve Değişime Karşı Direnişi Giderme Yaklaşımları arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bağımsız değişkenler olan Yönetim Tarzları ile Değişime Karşı Direnişi Giderme Yaklaşımlarının araştırma sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda Yönetsel Etkililiği yordadığı bulunmuştur.

Şevin Taş
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin mesleki yabancılaşması ve mesleki motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada öğretmenlerin mesleki yabancılaşma ve motivasyon düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi ile bu iki kavram arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini ve örneklemini 2021-2022 eğitim öğretim yılında, Sakarya ilinde devlet okullarında görev yapan öğretmenlerden basit seçkisiz örneklem yöntemiyle seçilen 412 katılımcı oluşturmaktadır. İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu çalışmada, katılımcıların mesleki yabancılaşma düzeyi "İşe Yabancılaşma Ölçeği" ile mesleki motivasyon düzeyi ise "Öğretmen Mesleki Motivasyonu Ölçeği" kullanılarak ölçülmüştür. Verilerin analizinde katılımcıların mesleki yabancılaşma ve motivasyon düzeylerinin cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu ve okul yöneticiliği yapmış olma durumu değişkenlerine göre farklılaşmasının belirlenmesinde t-testi; çalışılan kademe, kıdem ve kadro durumu değişkenlerine göre farklılaşmasının belirlenmesinde tek yönlü ANOVA; mesleki yabancılaşma ile motivasyon ilişkisinin belirlenmesinde ise Pearson korelasyonu uygulanmıştır. Mesleki motivasyonun mesleki yabancılaşma üzerindeki etkisi regresyon analizi ile incelenmiştir. Katılımcıların mesleki yabancılaşma düzeyinin düşük, mesleki motivasyon düzeyinin ise yüksek olduğu saptanmıştır. Erkek katılımcıların mesleki yabancılaşmanın geneli ve anlamsızlık, yalıtılmışlık, okula yabancılaşma alt boyutlarına ilişkin algılarının kadınlara göre yüksek olduğu belirlenmiştir. Bekar katılımcılarda, lisansüstü eğitime sahip olanlarda, kıdemi 0-5 yıl olanlarda, sözleşmeli ve ücretli çalışanlarda, daha önce okul yöneticiliği yapmamış katılımcılarda yalıtılmışlık algısının daha yüksek olduğu görülmüştür. Lise kademesinde çalışanlarda anlamsızlık; okul öncesi ile ortaokul kademesinde çalışanlarda ise okula yabancılaşmanın en yüksek olduğu tespit edilmiştir. Kadın katılımcıların mesleki motivasyonun geneli ve tüm alt boyutlarına ilişkin algılarının erkeklere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Evli katılımcıların mesleki motivasyon ile fiziki imkânlar ve okul içi faktörler alt boyutuna ilişkin algıları bekarlara göre daha yüksektir. Okul öncesi kademesinde mesleğini icra edenlerin mesleki motivasyonun geneli, fiziki imkânlar, okul dışı faktörler alt boyutuna ilişkin algılarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Eğitim durumu lisansüstü olan katılımcıların fiziki imkânlar alt boyutuna ilişkin algıları diğerlerine göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Kıdemi 21 yıl ve üstünde olanların ve daha önce okul yöneticiliği yapmış olanların fiziki imkânlar, okul içi ve okul dışı faktörler alt boyutlarına ilişkin algılarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Kadro durumu değişkeninin ise mesleki motivasyon ve alt boyutları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Ayrıca mesleki yabancılaşma ve mesleki motivasyon arasında orta düzeyde negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin mesleki motivasyon algısının mesleki yabancılaşma düzeylerinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Öğretmen, Okul Yöneticisi, Mesleki Motivasyon, Mesleki Yabancılaşma.

MotivasyonOkul yöneticileriOkula yabancılaşma+6
Gülsen Algın
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile bireysel yenilikçilik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile bireysel yenilikçilik düzeylerini farklı değişkenlere (cinsiyet, yöneticilik deneyimi, yaş, öğrenim durumu) göre araştırmak, yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile bireysel yenilikçilik düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek hedeflenmiştir. Araştırma nicel yöntemlerden ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Sakarya ilinde resmi okullarda görev yapan 1308 okul yöneticisi oluşturmaktadır. Örneklem ise evrenden rastgele seçilen gönüllü 302 okul yöneticisini içermektedir. Araştırma verileri toplanırken, katılımcılara ait farklı demografik bilgilere ulaşmak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen " Kişisel Bilgi Formu" , alanyazında yaygın bir şekilde kullanılan Erdoğan ve Arsal (2016) 'ın geliştirmiş olduğu " Yaşam Boyu Öğrenme Ölçeği" ve Kılıçer ve Odabaşı (2010)'nın Türkçe 'ye uyarladığı "Bireysel Yenilikçilik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizi aşamasında SPSS 24.0 paket programından faydalanılmıştır. Araştırmanın alt problemlerinin analizinde okul yöneticilerinin ölçeklerden aldıkları puanları hesaplamak için betimsel istatistiklerden yararlanılmıştır. Karşılaştırma analizlerinde Kolmogrov-Simirnov ve Shapiro-Wilk normallik testleri ile Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri kullanılmış, ilişki analizinde ise Spearmansıra farkları korelasyon katsayısı incelenmiştir. Araştırma verilerinin sonuçlarına göre, okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile bireysel yenilikçilik düzeylerinin yüksek seviyede olduğu görülmüştür. Okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile bireysel yenilikçilik düzeyleri arasında pozitif yönlü ve orta seviyede manidar bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ve bireysel yenilikçilik düzeyleri cinsiyet ve yöneticilik deneyimi değişkenine göre manidar bir farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin, yaş değişkenine göre manidar bir farklılık göstermediği ancak bireysel yenilikçilik düzeyine göre 33-43 yaş aralığı lehine manidar farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin, öğrenim durumu değişkenine göre lisans düzeyinde öğrenim görmek lehine manidar farklılık gösterirken bireysel yenilikçilik düzeyinde manidar farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre okul yöneticileri için yaşam boyu öğrenme eğilimleri arttığında bireysel yenilikçilik düzeylerinin de artacağı söylenebilir.

Bireysel yenilikçilikOkul yöneticileriYaşam boyu öğrenme+2
Salih Sarışık
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin e-öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeylerine etkisi

Bu araştırma öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile e-öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Bu doğrultuda, nicel yöntemi esas alan mevcut araştırmada ilişkisel tarama deseninden faydalanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2021-2022 akademik yılında Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenimine devam eden 2777 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırma örneklemi ise bu evrenden uygun örnekleme yöntemi ile ulaşılan 378 öğretmen adayından oluşmaktadır. Veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu", "Yaşam boyu Öğrenme Eğilimlerini Belirleme Ölçeği" ve "Üniversite Öğrencilerinin E-öğrenmeye Hazır Bulunuşluğu Ölçeği" kullanılmıştır. Veri toplama araçlarının geçerliliğini test etmek için doğrulayıcı faktör analizi yürütülmüş; güvenirlik bağlamında ise Cronbach's Alpha iç tutarlılık katsayısı hesaplanmıştır. Elde edilen bulgular geçerlik ve güvenirlik ölçütlerinin karşılandığını göstermiştir. Elde edilen bulgular şu şekilde özetlenebilir. Öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin "olumlu"; e-öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeylerinin ise "yüksek" olduğu görülmüştür. Öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri cinsiyet, sınıf düzeyi, düzenli internet erişimi, anne öğrenim düzeyi gibi demografik değişkenler bağlamında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Bununla birlikte, günlük internet kullanım süresi, ailenin gelir düzeyi ve babanın öğrenim düzeyi değişkenlerine göre ise istatistiksel olarak anlamlı şekilde farklılaşmaktadır. Öte yandan, öğretmen adaylarının e-öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeylerinin cinsiyet, düzenli internet erişimi, ailenin gelir düzeyi, anne ve baba öğrenim durumu değişkenlerine göre farklılaşmadığı; sınıf düzeyi ve günlük internet kullanım süresine göre ise istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde farklılaştığı belirlenmiştir. Son olarak, öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile e-öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeyleri pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı orta düzeyde ilişkilidir ve yaşam boyu öğrenme eğilimi e-öğrenmeye hazırbulunuşluğu istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde yordamaktadır. Elde edilen bulgular mevcut alanyazın bağlamında tartışılmış ve araştırma bulgularından yola çıkarak öneriler sunulmuştur.

Aday öğretmenlerElektronik öğrenmeHazırbulunuşluk+2
Özgenur İskender Birgül
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin görüşlerine göre sürdürülebilir liderlik ve okullarda hayat boyu öğrenme kültürü arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma kapsamında öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda yöneticilerin sürdürülebilir liderlik düzeyleri ile okullarda yaşam boyu öğrenme kültürü arasında bulunan ilişkinin ele alınması amaç edinilmiştir. Araştırmadaki veri toplama grubu 2020-2021 eğitim öğretim senesinde Sakarya'da çalışan öğretmenlerden ulaşılabilir örnekleme metodu ile seçilen totalde 401 öğretmenden meydana gelmektedir. Araştırmanın veri toplama evresinde eğitimcilerin sürdürülebilir liderlik seviyelerini saptayabilmek adına Sürdürülebilir Liderlik Ölçeği ve okullardaki hayat boyu öğrenme kültür düzeylerini belirlemek için Okullarda Hayat Boyu Öğrenme Kültürü Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin IBM SPSS Statistics 23 ve IBM SPSS AMOS 23 programlarına aktarılmış ve bu şekilde sonuçlandırılmıştır. Çalışma verileri ele alınırken kategorik parametreler için frekans dağılımı (sayı, yüzde), sayısal parametreler için tanımlayıcı istatistikler (ortalama, standart sapma) tercih edilmiştir. İki grup arasında herhangi bir fark bulunup bulunmadığına bağımsız örneklem t testi ve ikinin üzerinde bir sayıdaki grup arasında herhangi bir fark bulunup bulunmadığına ise tek yönlü varyans analizi kullanılılarak bakılmıştır. ANOVA neticesinde ilk olarak varyans homojenliğini belirleyebilmek adına Levene testine, sonrasında ise farklılığın gruplardan hangisinden ileri geldiğini belirleyebilmek adına "çoklu karşılaştırma testi" yani Bonferroni veya Tamhane's T2' ye başvurulmuştur. Varyans homojenliğini sağlayan parametrelerde gruplar arasında bulunan fark değerlendirilmesi için Bonferroni, tam tersi bir durumda ise gruplar arasında bulunan fark değerlendirmesi için Tamhane's T2 testine başvurulmuştur. Model testi için path (yol) analizinden ve ölçekler arasında bulunan bağıntının ele alınmasında pearson korelasyon analizi tercih edilmiştir. Öğretmenlerin sürdürülebilir liderlik ve eğitim kurumlarında yaşam boyu öğrenme kültürü düzeyleri eğitim durumu, cinsiyet, kıdem, yaş, çalışma yılı, branş, okul çeşidi ve sendika üyeliği değişkenleri açısından incelenmiştir. Yaş, cinsiyet, eğitim seviyesi, kıdem, bulunduğu okuldaki çalışma süresi, okul tipi ve sendika üyelik durumları arasında sürdürülebilir liderlik ölçek skoru açısından istatistiksel bakımdan anlamlı düzeyde bir farklılık görülmemekte iken branşlar arasında sürdürülebilir liderlik ölçek skoru açısından istatistiksel bakımdan anlamlı düzeyde bir farklılık saptanmıştır. Bu doğrultuda, branşı sözel olanların sürdürülebilir liderlik ölçek skoru branşı sayısal olanlara göre daha yüksektir. Öğrenim durumu, kıdem, bulunduğu okuldaki çalışma yılı ve sendika üyelik durumları arasında okullarda hayat boyu öğrenme kültürü ölçek ile alt boyut skorları açısından istatistiksel bakımdan anlamlı düzeyde bir farklılık saptanmamaktadır. Bunun dışında sürdürülebilir liderlik ölçeği ile okullarda hayat boyu öğrenme kültürü ölçeği arasında pozitif yönlü orta düzeyde istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde bir bağıntı vardır. Ayrıca hipotetik olarak test edilen ilişkide, sürdürülebilir liderlik hayat boyu öğrenme kültürünü olumlu olarak etkilemektedir.

Fatma Betül Yazar
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Duygu düzenleme becerisini artırmaya yönelik psiko-eğitim programının ergenlerin sosyal medya bağımlılığı düzeyine etkisi

Bu araştırmada, duygu düzenleme becerisini artırmaya yönelik psiko-eğitim programının ergenlerin sosyal medya bağımlılığı düzeyine etkisi incelenmiştir. Araştırma 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Kocaeli ili Başiskele ilçesinde bulunan bir anadolu isesinde eğitim gören 9. 10. ve 11. sınıf öğrencilerinden oluşan toplam 486 kişi ile yapılmıştır. Çalışma grubunun seçimi için Ergenler İçin Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği Kısa Formu ve Duygu Düzenleme Ölçeği (Yeniden Değerlendirme ve Bastırma) kullanılmıştır. Ergenler İçin Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği Kısa Formu ölçeğinden 5 ve üzeri puan alan, yeniden değerlendirme duygu düzenleme becerisi puanı düşük, bastırma duygu düzenleme becerisi puanı yüksek olan 39 öğrenci arasından 30 kişilik çalışma grubu oluşturulmuştur. Araştırma gruplarına (deney n= 15, kontrol n= 15) seçkisiz atama yapılmıştır. Çalışmada 2x3'lük (deney/kontrol grupları X ön-test/son-test/izleme testi) split plot deseni kullanılmıştır. Araştırmanın duygu düzenleme becerisine ilişkin bulguları psiko-eğitim programının deney grubunda işlevsel duygu düzenleme becerisi olarak değerledirilen yeniden değerlendirme duygu düzenleme becerisinde artışa; işlevsel olmayan bastırma duygu düzenleme becerisinde ise düşüşe anlamlı düzeyde katkı sağladığını göstermektedir. Araştırmanın sosyal medya bağımlılığına ilişkin bulguları ise psiko-eğitim programına katılan öğrencilerin duygu düzenleme becerisi aracılığı ile sosyal medya bağımlılığı düzeyinde düşüşe anlamlı düzeyde katkı sağladığı görülmektedir. Yine analizler sonucunda, deney grubunun ergenler için sosyal medya bağımlılığı ölçeği kısa formu ve duygu düzenleme becerisi ölçeği (yeniden değerlendirme ve bastırma) ön-test puanları ile son-test ve izleme testi puanları arasında anlamlı bir fark olduğu, gözlenen bu farkın deney grubundaki katılımcıların lehinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcük: Bağımlılık, Davranış Bağımlılığı Sosyal medya bağımlılığı, Duygu düzenleme becerisi

Selami Yıldırım
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim matematik öğretmenlerinin uzaktan eğitim algısı ve uzaktan eğitimin matematik öğretiminde uygulanabilirliği hakkında öğretmen görüşleri

Araştırmada ortaöğretim matematik öğretmenlerinin uzaktan eğitim algısı ve uzaktan eğitimin matematik öğretiminde uygulanabilirliğine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Karma araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada nicel yönteme ait örneklemi, resmi ve özel kurumlarda görev yapan ve basit seçkisiz örneklem yöntemiyle seçilen 429 ortaöğretim matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Nitel yönteme ilişkin örneklem ise nicel yönteme katılan öğretmenler arasından gönüllülük esasına göre seçilen 45 ortaöğretim matematik öğretmenidir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Gök (2011) tarafından geliştirilen "Uzaktan Eğitim Algı Ölçeği" ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan nicel veriler normal dağılım gösterdiği için t testi ve ANOVA ile analiz edilmiştir. Ölçeğe ait Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı 0,91 bulunmuştur. Bu işlemler bir istatistik paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Nitel veriler ise betimsel analiz yöntemiyle incelenip düzenlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre ortaöğretim matematik öğretmenlerinin uzaktan eğitim algı düzeyleri orta seviyede çıkmıştır. Uzaktan eğitim algısı ile cinsiyet, mesleki kıdem, uzaktan eğitimde ders alma, deneyim süresi ve uzaktan eğitim bilgi ve yeterlilik düzeyi değişkenlerine göre anlamlı fark görülürken; öğrenim seviyesi, kurum türü ve uzaktan eğitimde ders verme değişkenlerine göre anlamlı bir fark bulunamamıştır. Cinsiyet değişkenine göre kadın öğretmenlerin uzaktan eğitim algısı erkek öğretmenlerden yüksektir. Mesleki kıdemi 1-5 yıl olan öğretmenlerin uzaktan eğitim algısı 11-15 yıl ile 26 yıl ve üzeri olanlardan yüksek çıkmıştır. Uzaktan eğitimde öğrenci olarak ders alan öğretmenlerin algı düzeylerinin uzaktan eğitimle ders almayanlardan daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca uzaktan eğitim deneyim süresi 3 yıl ve üzeri olan öğretmenlerin algılarının 2-3 yıl olanlara göre yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin uzaktan eğitim bilgi ve yeterlilik algı düzeyleri incelendiğinde algı düzeylerinin düşük ve orta arasında orta lehine, orta ve yüksek arasında yüksek lehine, düşük ve yüksek arasında ise yüksek lehine olduğu tespit edilmiştir. Matematik öğretiminde uzaktan eğitimin uygulanabilirliği hakkında öğretmen görüşleri incelendiğinde ise çalışmaya katılan matematik öğretmenlerinin büyük çoğunluğunun teknolojik aletleri kullanmada sorun yaşamadıkları görülmüştür. Matematik dersinin uzaktan eğitimle verilmesinin olumlu yanları olarak daha fazla soru çözümü yapılabildiği, görsel materyallere ulaşım kolaylığı ve zamandan tasarruf sağladığı belirlenirken; olumsuz yanları olarak derse katılım eksikliği, dikkatin azalması ve dönüt alamama sorunları yaşandığı tespit edilmiştir. Çalışmaya katılan öğretmenler matematik öğretim programını uzaktan eğitime uyarlama konusunda sorun yaşamamışlar ancak matematik dersi içeriğine uygun öğretim materyallerin çeşitlendirilmesi gerektiğini ifade etmişlerdir. Uzaktan eğitim uygulanırken matematik öğretim programında bulunması gereken özeliklerin teknolojiyi destekler, erişilebilir, sade ve ilgi çekici olması gerektiğini ifade etmişlerdir. Ayrıca uzaktan eğitimde öğretmenlerin teknolojiyi kullanabilmesi ve yeniliklere uyum sağlaması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak öğretmenler pandemi süreci sonrası yüz yüze eğitimde kalitenin artması için uzaktan eğitimin soru çözümü ve ders tekrarı şeklinde sürece dahil edilmesi gerektiğini dile getirmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Uzaktan Eğitim, Matematik öğretimi, Ortaöğretim matematik öğretmenleri, Uzaktan matematik öğretimi

Branş öğretmenleriLise öğretmenleriMatematik eğitimi+6
Volkan Can Aksoy
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin teknolojik liderlik davranışları ile okulların yenileşme iklimi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı, öğretmenlerin görüşlerine göre okul yöneticilerinin teknolojik liderlik davranışları ile okullardaki yenileşme iklimi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak hazırlanan bu çalışmaya 2021-2022 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Eyüpsultan ilçesindeki özel kamu okullarında farklı eğitim kademelerinde görev yapmakta olan 539 öğretmen katılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenler basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Araştırmanın verilerini toplamak amacıyla araştırmaya katılan öğretmenlerin demografik özelliklerinin belirlenmesi için "Kişisel Bilgi Formu", Okul Müdürlerinin Teknolojik Liderlik davranış düzeyini belirlemek amacıyla, Durnalı (2018) tarafından geliştirilen "Okul Müdürü Teknolojik Liderlik Davranış Ölçeği" ve Okullardaki yenileşme iklimi düzeyinin belirlenmesi için Polatcan (2019) tarafından geliştirilen "Okullarda Yenileşme İklimi Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler analiz edilmek için SPSS 22.0 programına işlenmiştir. Elde edilen verilerin normal dağılım gösterdiğinden dolayı t- testi ve ANOVA testi yapılmıştır. ANOVA sonucunda anlamlı bir fark bulunduğunda, farkın sebebini belirlemek amacıyla Post Hoc Testlerden LSD testi yapılmıştır. Anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. Okul yöneticilerinin teknolojik liderlik davranışları ile okullardaki yenileşme iklimi arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Okul yöneticilerinin sergilediği teknolojik liderlik davranışlarının okullardaki yenileşme ikliminin yordayıcısı olup olmadığını belirlemek için doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Bulguların analizinden elde edilen sonuçlara göre, öğretmenler okul yöneticilerinin teknolojik liderlik davranış düzeyini ve okullardaki yenileşme iklimi düzeyini yüksek görmektedir. Öğretmenlerin görüşlerine göre müdürle çalışma süresi değişkeninde farklılıklar görülürken cinsiyet, yaş, mesleki kıdem yılı, eğitim durumu ve çalışılan kademe değişkenlerine ilişkin farklar tespit edilmemiştir. Ancak yenileşme iklimi ile kıdem yılı değişkeninin alt boyutu yenileşmeye açıklık arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Okul yöneticilerinin teknolojik liderlik davranışları ile okullardaki yenileşme iklimi arasında pozitif yönde ve yüksek düzeyde bir ilişki olduğu görülmektedir. Ayrıca araştırmada okul yöneticilerinin teknolojik liderlik davranışları okullardaki yenileşme iklimini etkilediği ve okullardaki yenileşme ikliminin %88 'inin okul yöneticilerinin teknolojik liderliği tarafından açıklandığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Öğretmen, Okul Yöneticileri, Teknolojik Liderlik, Yenileşme İklimi

LiderlikOkul yöneticileriTeknoloji liderliği+2
Muhammet Yılmaz
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk dili ve edebiyatı öğretmenlerinin uzaktan eğitim algısı ve uzaktan eğitimin Türk dili ve edebiyatı öğretiminde uygulanabilirliği hakkında öğretmen görüşleri

Bu çalışmanın amacı Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinin uzaktan eğitim algısını incelemek ve Türk Dili ve Edebiyatı dersinde uzaktan eğitimin etkinliğini, uygulanabilirliğini araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda çeşitli değişkenler açısından Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinin uzaktan eğitim algısı ve uzaktan eğitim hakkındaki görüşleri incelenmiştir. Bu çerçevede yapılan çalışmada araştırma modeli olarak karma yöntem kullanılmıştır. Çalışmanın nicel örneklemini basit seçkisiz yöntem kullanılarak oluşturulan resmi ortaöğretim kurumlarında aktif görev alan 438 Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni, nitel çalışma grubunu ise amaçlı örnekleme ile seçilen, aynı niteliklere sahip 45 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Gök (2011) tarafından geliştirilen Uzaktan Eğitim Algı Ölçeği ve araştırmacı tarafından uzman görüşlerinden yararlanılarak oluşturulan Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Her iki veri toplama aracında da demografik bilgileri içeren kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Nicel ölçekten elde edilen verilerin analizi için sosyal bilimler alanında kullanılan SPSS istatistik paket program kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiş ve parametrik testler kullanılmıştır. Karşılaştırılacak grup sayısı iki olduğunda bağımsız gruplar t testi, ikiden fazla olduğunda tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Çalışmanın nitel kısmının verileri için betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Sorulara verilen cevaplar incelenmiş, benzer ve farklı cevaplar kategorize edilmiş ve bu kategorilere ait kodlar oluşturularak tablolarla gösterilmiştir. Araştırma nicel bölümünün sonuçları incelendiğinde Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinin uzaktan eğitim algısının orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyet, eğitim durumu, görev süresi, yaş grupları bakımından uzaktan eğitim algısında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunamamıştır. Uzaktan eğitimde ders verme durumuna göre, uzaktan eğitim algısında uzaktan eğitimde ders vermeyen öğretmenler lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Öğrenciyken uzaktan eğitimde ders alma durumuna göre uzaktan eğitim algısında, uzaktan eğitim alan öğretmenler lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Uzaktan eğitim bilgi ve yeterlik seviyesine göre incelendiğinde uzaktan eğitim algısında, düşük seviyeye karşı orta ve yüksek seviye lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Araştırmanın nitel bölümünün sonuçları incelendiğinde uzaktan eğitim esnasında teknolojiden yeterince yararlandığını ifade eden öğretmenler, buna önceden bildiklerini gerekçe göstermişlerdir. Teknolojiden yararlanamadığını belirten öğretmenler ise hizmet içi eğitimlerin verilmemesini gerekçe göstermişlerdir. Dersin uzaktan yapılmasıyla ilgili olumlu yön olarak görsel ve işitsel materyallerden yararlanma, olumsuz yön olarak ise iletişimde yaşanan zorluklar cevapları ön plana çıkmıştır. Öğretmenler yazma ve sözlü iletişim kazanımlarını uzaktan eğitime uyarlama konusunda zorlandıklarını ifade etmişlerdir. İçeriğin genel itibariyle uzaktan eğitime uygun olduğunu ifade etmekle birlikte sadeleştirilmesinin yararlı olabileceğini belirtmişlerdir. Ayrıca uzaktan eğitim için programın genel olarak sadeleştirilmesi gerektiği fikri öne çıkmıştır. Uzaktan eğitim için öğretmenlerde bulunması gereken özelliklerden teknolojiyi kullanma becerisinin öne çıktığı görülmüştür. Son olarak pandemi sürecinden sonra uzaktan eğitimin sisteme dahil edilmesi gerektiğini düşünen öğretmenler yüz yüze eğitime destek olabileceğini belirtirken dahil edilmemesi gerektiğini söyleyen öğretmenler uzaktan eğitimin verimli olmadığını ifade etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Uzaktan eğitim, Uzaktan eğitim algısı, Acil uzaktan eğitim, Türk Dili ve Edebiyatı ve Uzaktan eğitim

Branş öğretmenleriOrtaöğretim okullarıTürk dili ve edebiyatı+7
Sercan Şıvkın
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İngilizce dersinde kullanılan etkinlikler ile İngilizce konuşma kaygısı arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Bu araştırmada İngilizce dersinde kullanılan etkinliklerin öğrencilerin konuşma kaygısı üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda araştırma "İngilizce dersinde kullanılan etkinliklerin İngilizce konuşma kaygısına etkisi nasıldır?" problem cümlesine yönelik yürütülmüştür. Bu problem cümlesi doğrultusunda İngilizce dersinde kullanılan etkinlikler tespit edilmiş, öğrencilerin İngilizce konuşma kaygı düzeyleri ortaya konmuştur. Bunun yanı sıra İngilizce dersinde kullanılan etkinlikler ve öğrencilerin İngilizce konuşma kaygı düzeyleri cinsiyet, sınıf düzeyi ve karne notları değişkenleriyle incelenmiştir. Araştırma nicel bir araştırma olup, ilişkisel tarama modeli niteliği taşımaktadır. Araştırmanın örneklemini Sakarya ili Karasu ilçesine bağlı ortaokul 5 ve 6.sınıf düzeyinde 252 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi amaçlı örnekleme yöntemi kullanılarak oluşturulmuştur. Araştırmada veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu", Şad (2011) tarafından geliştirilen "Çocuklara Yabancı Dil Öğretimi Etkinlikleri" ve Orakçı (2018) tarafından geliştirilen "İngilizce Konuşma Kaygısı Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek puanlarının hesaplanması için ilk adımda ölçek puanları standardize edilmiş sonrasında standardize edilmiş puanlar üzerinden ölçek puan ortalamaları oluşturulmuştur. Bu doğrultuda verilerin analizi için öncelikle normallik ölçütleri incelenmiş ve veriler normal dağılım gösterdiği için parametrik testler kullanılmıştır. Konuşma kaygısı, öğretmen merkezli etkinlikler ve öğrenci merkezli etkinlikler genel puanları arasındaki ilişkilerin belirlenebilmesi için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu kullanılmıştır. Öğretmen merkezli öğretim etkinlikler ve öğrenci merkezli öğretim etkinlikler ile konuşma kaygısı arasındaki ilişkilerin belirlenebilmesi için Spearman Rho korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen puanların istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığının incelenmesi adına cinsiyet değişkeni için bağımsız örneklem t-testi analizi; sınıf düzeyleri ve karne notları değişkenleri için Kruskal-Wallis H testi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda İngilizce dersinde uygulanan etkinlikler ile öğrencilerin İngilizce konuşma kaygı düzeyleri arasında bir ilişki tespit edilmemiştir. Öğrenci merkezli etkinlikler ile öğretmen merkezli etkinlikler arasında ise pozitif yönlü orta dereceli istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Tüm öğrencilerin İngilizce konuşma kaygı düzeylerinin orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen merkezli etkinlikler sınıf düzeylerine göre anlamlı farklılık gösterirken, öğrenci merkezli etkinliklerin ve konuşma kaygısı puanlarının sınıf düzeylerine göre gösterdikleri farkların istatiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Öğretmen merkezli etkinlikler, öğrenci merkezli etkinlikler ve konuşma kaygısı puanlarının karne notlarına göre gösterdikleri farkların istatistiksel olarak anlamlı olmadığı ortaya konmuştur. Öğretmen merkezli etkinlikler ve öğrenci merkezli etkinliklerin cinsiyete göre gösterdikleri farklar istatistiksel olarak anlamlı değilken konuşma kaygısı puanlarının cinsiyete göre gösterdiği farkların istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Bununla birlikte kız öğrencilerin İngilizce konuşma kaygılarının erkek öğrencilerin İngilizce konuşma kaygılarından daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İngilizce konuşma kaygısı, Ortaokul, İngilizce dersi, Öğretim etkinlikleri, Öğrenci merkezli etkinlik, Öğretmen merkezli etkinlik.

Eğitim etkinliğiKonuşmaKonuşma kaygısı+5
Zeynep Yağcı
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam doyumu,sosyal karşılaştırma ve psikolojik sağlamlık düzeyleri

Bu araştırmada, özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam doyumu, sosyal karşılaştırma ve psikolojik sağlamlık düzeyleri ve aralarındaki ilişkinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışmada, araştırma yöntemi olarak, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında, İzmir ilindeki Rehberlik Araştırma Merkezleri tarafından takip edilen, bölgedeki özel eğitim okullarına ve özel eğitim sınıflarına devam eden özel gereksinimli öğrencilerin 13350 ebeveynlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise, bu evrenden kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile ulaşılabilen 618 ebeveynden oluşmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Dağlı ve Baysal (2016) tarafından geliştirilen "Yaşam Doyumu Ölçeği", Şahin, Durak ve Şahin (1993) tarafından geliştirilen "Sosyal karşılaştırma Ölçeği" ile Doğan (2015) tarafından geliştirilen "Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular: Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam doyumu ve psikolojik sağlamlık düzeyleri orta düzeyde, sosyal karşılaştırma düzeyleri ortanın üstünde bulunmuştur. Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam doyumu, sosyal karşılaştırma ve psikolojik sağlamlık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam doyumu düzeyleri ile cinsiyet, yaş, çocuğun cinsiyeti ve çocuğun yaşı arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam doyumu düzeylerinin özel gereksinimli çocuk sayısı, eğitim durumu, medeni durum, iş durumu, algılanan ekonomik gelir, ebeveynin özel gereksinime sebep olarak gördüğü etmen, eşler arasındaki iletişim ve aile destek durumu değişkenleri ile anlamlı olarak farklılaştığı tespit edilmiştir. Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin sosyal karşılaştırma düzeyleri ile cinsiyet, yaş, çocuğun cinsiyeti ve çocuğun yaşı arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin sosyal karşılaştırma düzeyleri özel gereksinimli çocuk sayısı, eğitim durumu, medeni durum, iş durumu, algılanan ekonomik gelir, ebeveynin özel gereksinime sebep olarak gördüğü etmen, eşler arasındaki iletişim ve aile destek durumu değişkenleri ile anlamlı olarak farklılaşmıştır. Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri ile cinsiyet, yaş, çocuğun cinsiyeti ve çocuğun yaşı arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri özel gereksinimli çocuk sayısı, eğitim durumu, medeni durum, iş durumu, algılanan ekonomik gelir, ebeveynin özel gereksinime sebep olarak gördüğü etmen, eşler arasındaki iletişim ve aile destek durumu değişkenleri ile anlamlı olarak farklılaşmıştır. Anahtar Kelimeler: Özel gereksinimli, Ebeveyn, Yaşam Doyumu, Sosyal Karşılaştırma, Psikolojik Sağlamlık, Eğitim Programı, Aile, Çocuk.

Ebeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynlerPsikolojik sağlamlık+6
Zekeriya Boztaş
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde temel psikolojik ihtiyaçların evlilik doyumunu yordama gücü

Bu araştırmada, evli bireylerde evlilik doyumu ile temel psikolojik ihtiyaçlar arasındaki ilişkinin incelenmesi ve temel psikolojik ihtiyaçların evlilik doyumunu yordama gücünün belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada ayrıca evli bireylerin evlilik doyumunun cinsiyet ve çocuk sayısı değişkenleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırmada ilişkisel tarama yöntemi ile yapılmıştır. Veriler uygun örnekleme yöntemi ile toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu %58.9'u kadın, %41.1'i erkek olmak üzere toplam 299 evli bireyden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri "Evlilik Yaşam Doyumu Ölçeği" ve "İhtiyaç Doyumu Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmada evlilik doyumu ile temel psikolojik ihtiyaçlar arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını incelemek amacıyla korelasyon analizi yapılmıştır. Evlilik doyumunu temel psikolojik ihtiyaçların yordama gücü de çoklu regresyon analizi ile incelenmiştir. Ayrıca cinsiyet ve çocuk sayısına göre evlilik doyumunun anlamlı bir biçimde farklılaşıp farklılaşmadığı t-testi ve tek yönlü varyans analizi ile belirlenmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucunda, evli bireylerde özerklik ihtiyacının anlamlı seviyede evlilik doyumunu yordadığı; yeterlik ve ilişkili olma ihtiyaçlarını ise yordamadığı tespit edilmiştir. Ayrıca evlilik doyumunun cinsiyete göre anlamlı bir biçimde farklılaşmadığı görülürken, çocuk sayısına göre anlamlı bir biçimde farklılaştığı tespit edilmiştir. Farkın kaynağını belirlemek amacıyla yapılan Scheffe testi sonucunda çocuk sahibi olmayan evli bireylerin puan ortalamalarının üç ya da daha fazla çocuğa sahip olan evli bireylere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur.

Evli çiftlerEvlilikEvlilik doyumu+2
Sena Çalışkan
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin kişilik özelliklerinin duygusal zekâ düzeyleri ve karar verme stillerine etkisi

Bu çalışma, öğretmenlerin kişilik özelliklerinin duygusal zeka düzeylerine ve karar verme stillerine etkisini belirlemek için yapılmıştır. Araştırmada nicel araştırma metodları içinde yer alan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni, Kütahya ilinde görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Bu araştırmada örneklem ise tesadüfi olmayan örnekleme metotları içinde yer alan uygun örnekleme metodudur. Bu yöntemin seçilmesindeki temel faktörler ise düşük maliyet gerektirmesi, evrenin geniş olması ve bunların yanı sıra uygulamada kolaylık sağlamasıdır. Araştırma Kütahya'da bulunan okullarda, farklı dallarda çalışan 524 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin sağlanmasında anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda sosyo-demografik form, beş faktör kişilik ölçeği, duygusal zekâ ölçeği ve karar verme stilleri ölçeği kullanılarak araştırmada faydalanılan veriler sağlanmıştır. Hazırlanan anket soruları, internet ortamında araştırmaya katılım gösterenlere ulaştırılmıştır. Araştırma sonunda elde edilen veriler SPSS 25 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın neticesinde varılan sonuç ise bireysel özelliklerin karar verme stilleri ve duygusal zeka üstünde etkili olduğu yönündedir.

Beş faktör kişilik modeliDuygusal zekaKarar verme+5
Ersin İlaslan
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 salgını sürecinin okul yöneticileri üzerindeki sosyo-psikolojik etkileri (İznik örneği)

Bu çalışmada 2020-2021 eğitim öğretim yılında Bursa ili İznik ilçesindeki ilk (ilkokul, ortaokul) ve ortaöğretim (lise) düzeyindeki okullarda görev yapan okul yöneticilerinin, Covid-19 salgın sürecinin onlar üzerindeki etkileri konusundaki görüşleri incelenmiştir. Çalışmaya altısı kadın, on beşi erkek olmak üzere 21 okul yöneticisi katılmıştır. Katılımcılarla, araştırmacı tarafından geliştirilen 10 soruluk bir görüşme formu kullanılarak yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler MaxQda nitel analiz programında çözümlenmiştir. Katılımcı yöneticilerin görüşme dökümleri incelenerek kodlar oluşturulmuş ve okul yöneticilerinin salgın sürecinin etkileri konusundaki görüşleri dört tema ve bunlara ait alt temalar altında kümelendirilmiştir. Ulaşılan sonuçlar sosyal yaşam, psikolojik etkiler, aile yaşamı üzerindeki etkiler ile iş yaşamı üzerindeki etkiler temalarıyla ilişkilendirilmiştir. Okul yöneticileri Covid-19 salgını öncesinde aktif bir yaşamları olduğunu, salgınla birlikte bir miktar pasif bir yaşama geçtiklerini belirtmiştir. Okul yöneticilerinin salgından en fazla etkilendikleri konu psikolojik ve duygusal sağlık ile ilgilidir. Belirsizlik düşüncesiyle baş etmekte zorlanan yöneticiler, sorunların üstesinden gelmek için aile bireyleriyle daha fazla zaman geçirmeyi tercih etmişlerdir. Beklenenin aksine Covid-19 salgını okul yöneticilerinin iş yükünü azaltmamış, aksine daha önceki işlerinin yanına uzaktan öğretimin yönetilmesi sorumluluğunu da eklemiştir. Anahtar Kelimeler: Covid19, iş ve aile yaşamı, okul yöneticisi, salgın, sosyal yaşam, psikolojik etkiler

Bursa-İznikCOVID 19Okul yöneticileri+4
Sümeyra Canavar
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkin bireylerde psikolojik yardım almaya ilişkin damgalanma korkusu ile toplumsal cinsiyet rolleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı psikolojik yardım aramada kendini damgalama ile toplumsal cinsiyet rollerine yönelik tutum arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Ek olarak bireylerin psikolojik yardım almaya karşı tutumları, psikolojik yardım aramada sosyal damgalanma algıları ve algıların cinsiyet, alınan eğitimin düzeyi, sosyoekonomik düzey, aile türü, kardeş sayısı ve sırası gibi değişkenler ile farklılaşıp farklılaşmadığının alt problemlerde incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu araştırma, nicel araştırma desenleri arasında yer alan ilişkisel model ile çalışılmıştır. Araştırmada psikolojik yardım alma konusunda kendini damgalama, Psikolojik Yardım Aramada Kendini Damgalama Ölçeği; psikolojik yardım almaya ilişkin tutum, Psikolojik Danışma Almaya İlişkin Tutum- Kısa Form; toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutum, Toplumsal Cinsiyet Rolleri Ölçeği; psikolojik yardım aramaya ilişkin sosyal damgalanma algısı, Psikolojik Danışma Yardımı Aramada Sosyal Damgalanma ölçeği ile elde edilen verilere dayanmaktadır. Araştırmanın örneklemini Türkiye'nin pek çok yerinde yaşayan, çeşitli demografik özelliklere sahip 513 kişi oluşturmaktadır. Örneklemin 338'i kadın, 175'i ise erkek katılımcılardan olup bu grubun yaşları 18-30 arasında değişim göstermektedir. Araştırmanın bulguları incelendiğinde dört ana değişken olan psikolojik destek alma sebebiyle sosyal damgalanma, toplumsal cinsiyet rollerine dair tutum, psikolojik yardım almaya ilişkin tutum ve psikolojik destek arama nedeniyle kendini damgalama değişkenleri arasında istatiksel olarak anlamlı farklar bulunmuştur. Araştırmanın diğer problem durumları ve demografik değişkenleri içeren alt problemler üç ana değişken olan toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutum, psikolojik destek arama nedeniyle kendini damgalama ve psikolojik yardım aramaya dair tutum değişkenleri açısından incelenmiştir. Bu inceleme sonucundan aşağıda özeti verilen sonuçlara ulaşılmıştır: Toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutum ana değişkeni ile cinsiyet, yaşamın ilk yıllarında ağırlıklı olarak bireyin bakımını üstlenen kişi (anne, baba, bakıcı ve diğer yetişkin) ve daha önce herhangi bir ruh sağlığı profesyonelinden psikolojik yardım alıp almama durumu arasında istatiksel olarak anlamlı farklar bulunmaktadır. Diğer ana değişken olan psikolojik yardım alma nedeniyle kendini damgalama değişkeni ile demografik değişkenler arasında ilişki uygun olan T-testi, ANOVA ve Scheffe testleri ile incelenmiştir. Buna göre psikolojik yardım alma nedeniyle kendini damgalama ile cinsiyet ve daha önce herhangi bir psikolojik destek alma arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmaktadır. Son ana değişken olan psikolojik yardım almaya ilişkin tutum ile demografik değişkenler arasındaki ilişkiler incelendiğinde; psikolojik yardım almaya ilişkin tutum ile cinsiyet, ilişki durumu ve daha önce herhangi bir psikolojik yardım alma arasında istatiksel olarak anlamlı farklar bulunmaktadır.

Kendini damgalamaPsikoterapiToplumsal cinsiyet
Elif İrem Erdemir
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı uyruklu üniversite öğrencilerinin kültürlerarası etkileşim algıları ve sosyal uyum sürecine ilişkin görüşleri

Bu araştırmanın genel amacı 2022-2023 öğretim yılı Türkiye'de öğrenim gören yabancı uyruklu öğrencilerin kültürlerarası etkileşim algıları ve sosyal uyum sürecine ilişkin görüşlerini belirlemektedir. Araştırmada, araştırma yöntemi olarak karma desen kullanılmıştır. Çalışmada kültürlerarası etkileşim algısını tespit etmek için Nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Ayrıca Türkiye'de üniversite eğitimi gören yabancı uyruklu öğrencilerin sosyal uyum sürecine yönelik görüşlerini belirlemek için nitel araştırma yöntemlerinden durum tespiti yapılmıştır ve bu konuda öğrencilerin görüşleri alınmıştır. Araştırmanın örneklemi, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Türkiye'de öğrenim görmekte olan uluslararası öğrenciler oluşturmuştur. Yabancı uyruklu öğrencilerin kültürlerarası etkileşim algıları tespit etmek için uluslararası 262 öğrenciden anket aracıyla verileri toplamıştır. Ayrıca Türkiye'deki üniversite yabancı uyruklu öğrencilerin sosyal uyum sürecine yönelik görüşlerini belirlemek için 40 öğrenci ile görüşme yapılmıştır. Nicel araştırmada veri toplama aracı olarak, "Kişisel Bilgi Formu" ve "Kültürlenme Ölçeği" kullanmıştır. Analizler için paket programı kullanılmıştır. İncelemeler parametrik fark testleri olan t testi ve ANOVA ile yapılmıştır. Diğer ölçeklerle birlikte kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Nitel araştırmada veri toplama aracı olarak, yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Türkiye'de eğitim görmekte olan 18-40 yaş aralığındaki öğrenciler ile yapılan görüşme sonucunda 6 tema ortaya çıkmıştır. Araştırma sırasında elde edilen bulgular sonucunda kültür farklılığı ve dil engeller, uluslararası öğrencilerin ev sahibi üyelerle sosyal ilişkilerini ve akademik performanslarını etkilemektedir. Sosyal uyum sırasında katılımcılar yalnızlık, depresyon, ve dışlanma yaşamaktadır. Bu durumlarda, katılımcıların çoğu aile üyelerinden ve ortak bir dile sahip öğrencilerden destek almaktadır. Öte yandan uyum sürecinde öğrencilerin bakış açısının genişlemesi, kişilerarası iletişim gibi olumlu değişkenler gözlenmektedir. Nicel araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre yabancı uyruklu öğrenciler için yaş seviyesi arttıkça kültürlerarası etkileşim algılarının da arttığı saptanmıştır. Türkiye'de iki yıldan daha fazla zaman geçiren yabancı uyruklu üniversite öğrencilerinin kültürlerarası etkileşim algıları ortalaması 1-2 yıl zaman geçiren öğrencilere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Yabancı uyruklu öğrencilerin ülkelerinde ikamet ettikleri yerleşim birimi köyden şehre doğru değiştikçe kültürlerarası etkileşim algılarının da arttığı saptanmıştır. Son olarak Türkiye'de eğitim gören yabancı uyruklu üniversite öğrencilerinin kültürlerarası etkileşim algıları puan ortalamasının geldikleri bölge açısından en yüksek olduğu bölge Afrika'dır. Asya kıtasından gelen yabancı uyruklu öğrencilerin ise kültürlerarası etkileşim algıları puan ortalamaları diğer bölgelere göre daha düşük olduğu saptanmıştır.

Kültürlerarası iletişimSosyal uyumYabancı uyruklu öğrenciler+3
Purevdulam Gendendorj
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan eğitim sürecinin lisans öğrencilerinin akademik başarısına etkisi (Sakarya ili örneği)

Bu çalışmanın amacı, uzaktan eğitim sürecinin lisans öğrencilerinin akademik başarısına olan etkilerinin belirlenmesidir. Bu bağlamda çalışmanın, COVID-19 salgını sebebiyle Türkiye'de devlet üniversitelerinde uygulanan uzaktan eğitim programlarının lisans öğrencilerinin akademik başarılarına olan etkilerini ortaya koyması, aynı zamanda bu eğitimin olumsuzluklarını gidermeye yönelik düşünceler ortaya koyması planlanmıştır. Araştırmanın çalışma evreni, Sakarya ilinde bulunan devlet üniversitelerinde uygulanan uzaktan eğitim programları ve 2019-2020 ile 2020-2021 eğitim öğretim yıllarında uzaktan eğitim sistemiyle öğrenim gören lisans öğrencileri ile sınırlıdır. Buna göre; çalışma grubu, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında devlet üniversitelerinde öğrenim gören lisans öğrencilerinden (1., 2., 3., 4. ve 5. sınıf) oluşan 500 kişidir. Uzaktan eğitim sürecinin lisans öğrencilerinin akademik başarılarına etkisini belirlemek için Likert tipi anket aracılığıyla veriler toplanmıştır. Örneklem seçilirken basit tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Uzaktan eğitimde kullanılan eğitim materyalleri ve teknolojinin devlet üniversitelerindeki lisans öğrencilerinin akademik başarılarına etkisini ortaya çıkarmak için anket ve kişisel bilgi formundan elde edilen veriler SPSS veri analiz programı kullanılarak betimsel analiz teknikleriyle analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçları, uzaktan eğitimde kullanılan eğitim materyallerinin bilgiye kolay erişim, çeşitlilik, içerik yeterliliği ve fırsat eşitliği sağladığını, uzaktan eğitimin öğrencilerin bilgi ihtiyaçlarını karşılayarak akademik başarıyı olumlu yönde etkilediğini, öğrencinin zamandan tasarruf etmesine ve bilimsel araştırma becerilerinin gelişmesine katkıda bulunduğunu ortaya koymuştur. Bunun yanı sıra çalışma, uzaktan eğitim sürecinde kullanılan teknolojinin sıkıcı olması, kopya çekme kolaylığına sahip olması ve öğrenci ile öğretmen arasındaki zayıf iletişime katkıda bulunması nedeniyle daha az başarılı ve etkili olduğunu göstermiştir.

Akademik başarıCOVID 19Teknoloji destekli öğretim+3
Bassam Al Ryabı
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinde kariyer kaygısı ile mükemmeliyetçilik ve benlik saygısı düzeyleri arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı, lise öğrencilerinde mükemmeliyetçilik ile kariyer kaygısı arasındaki ilişkide benlik saygısının aracı rolünün incelenmesidir. Ayrıca bu çalışmada öğrencilerin kariyer kaygısının cinsiyet, sınıf düzeyi ve algılanan akademik başarıya göre farklılık gösterip göstermediği de incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Çorum ilinde çeşitli liselerde öğrenim gören yaşları 14-18 arasında değişen 432'si kız ve 129'ü erkek olmak üzere toplam 561 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kariyer Kaygısı Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Çocuk ve Ergen Mükemmeliyetçilik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadaki değişkenler arasındaki ilişki Pearson korelasyon katsayısı ile incelenmiştir. Mükemmeliyetçilik ile kariyer kaygısı arasındaki ilişkide benlik saygısının aracı rolü AMOS programı kullanılarak yapısal eşitlik modeli ile test edilmiştir. Kariyer kaygısının cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığı t testi, sınıf ve algılanan başarı düzeyine göre farklılaşma gösterip göstermediği de tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile tespit edilmiştir. ANOVA sonucu bulunan farklılaşmanın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için de Scheffe testi kullanılmıştır. Analiz sonucunda kariyer kaygısı alt boyutları olan mesleğe yönelik kaygı ve aile etkisi ile mükemmeliyetçiliğin alt boyutlarından sosyal kaynaklı mükemmeliyetçilik arasında pozitif anlamlı bir ilişki görülürken, benlik saygısı değişkeni arasında ise negatif ilişki içinde olduğu tespit edilmiştir. Benlik saygısı ile mükemmeliyetçiliğin alt boyutlarından sosyal kaynaklı mükemmeliyetçilik arasında negatif ve anlamlı bir ilişki görülmüştür. Yapılan aracılık analizi sonucunda sosyal kaynaklı mükemmeliyetçilik ile kariyer kaygısı alt boyutlarından mesleğe yönelik kaygı ve aile etkisi arasındaki ilişkide benlik saygısının aracı rolünün olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca mükemmeliyetçiliğin alt boyutlarından sosyal kaynaklı mükemmeliyetçilik ile kariyer kaygısı alt boyutlarından aile etkisi arasındaki ilişkide benlik saygısının kısmi aracı rolü olduğu görülmüştür. Öğrencilerin kariyer kaygısı puanlarının cinsiyete göre farklılaşmadığı, sınıf düzeyi ve algılanan akademik başarıya göre anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kariyer kaygısı, mükemmeliyetçilik, benlik saygısı

Benlik saygısıEğitim psikolojisiKariyer kaygısı+3
İbrahim Erdoğan Yayla
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

60 yaş ve üzeri bireylerin yaşam boyu öğrenme durumları ile başarılı yaşlanma arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, 60 yaş ve üzeri bireylerin yaşam boyu öğrenme durumları ile başarılı yaşlanmaları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, uygun örneklem yöntemiyle ulaşılan 60 yaş ve üzeri 433 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak 'Kişisel Bilgi Formu', 'Yaşam Boyu Öğrenme Ölçeği' ve 'Başarılı Yaşlanma Ölçeği' kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi istatistik programı kullanılarak yapılmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin yaşam boyu öğrenme durumlarının ve başarılı yaşlanma durumlarının orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca 73-84 yaş arasındaki katılımcıların yaşam boyu öğrenme durumlarının, 60-72 yaş arası katılımcılara göre yüksek düzeyde olduğu; lise ve üzeri düzeyde eğitim alan katılımcıların yaşam boyu öğrenme durumlarının ilkokul ve ortaokul mezunlarına göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Katılımcıların yaşam boyu öğrenme durumları ile başarılı yaşlanma durumları arasında orta düzeyde pozitif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları göz önünde bulundurularak, yaşlılığa hazırlık sürecindeki bireyler ve yaşlı bireyler için eğitimciler ve gerontologlar tarafından geragojik bakış açısıyla yaşam boyu öğrenme politikaları geliştirilebilir.

Başarılı yaşlanmaGeragojiYaşam boyu öğrenme+3
Özgen Yılmaz
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin program okuryazarlıkları ile mesleki gelişime yönelik tutumları arasındaki ilişki

Öğretmenlik mesleği dinamik bir yapıya sahiptir. Hızla gelişen ve değişen bilgi çağında öğretmenler de kendilerini yenilemek ve mesleki olarak geliştirmek durumundadır. Mesleki gelişime önem veren, çağın gereklerine ayak uydurmaya çalışan öğretmenlerin program okuryazarlık düzeylerinin de yüksek olması beklenen bir durumdur. Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin program okuryazarlıkları ile mesleki gelişime yönelik tutumları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Öğretmenlerin program okuryazarlıkları ile mesleki gelişime yönelik tutumlarının incelendiği bu araştırma, ilişkisel araştırma yöntemi ile modellenmiştir. Bu araştırmanın çalışma evrenini 2022-2023 eğitim-öğretim yılı içerisinde Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı bulunan resmi okullarda aktif olarak çalışan öğretmenler oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi ise yukarıda belirtilen evreni temsil edecek biçimde seçilmiş farklı kademe, cinsiyet ve yaş gruplarından oluşan 576 gönüllü öğretmenden (398 kadın ve 178 erkek; 61 okul öncesi, 121 ilkokul, 205 ortaokul ve 189 lise) oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, Yar-Yıldırım (2020) tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin Program Okuryazarlıkları Ölçeği" ve Torff, Sessions ve Byrnes (2005) tarafından geliştirilen ve Özer ve Beycioğlu (2010) tarafından uyarlanan "Mesleki Gelişime Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde değişkenler arası ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Korelasyon katsayısı, verilerin betimlenmesi amacıyla betimsel istatistikler (aritmetik ortalama, standart sapma, medyan, minimum, maksimum) ve ortalamalar arası farkları karşılaştırmak amacıyla bağımsız örneklemler t-testi ile tek yönlü ANOVA kullanılmıştır. Verilerin analizine ait bulgular şu şekildedir: Öğretmenlerin mesleki gelişime yönelik tutumları ile program okuryazarlıkları bilgi ve beceri alt boyutları arasında pozitif yönlü düşük düzey, tutum alt boyutu ile pozitif yönlü orta düzey bir ilişki olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin program okuryazarlıkları toplam puanı ile mesleki gelişime yönelik tutumları arasında ise pozitif yönlü, orta düzey ve istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğretmenlerin program okuryazarlıkları ortalamanın üstünde ve yüksek düzeydedir. Öğretmenlerin program okuryazarlıkları ile yaş, cinsiyet, hizmet yılı ve görev yapılan kademe kategorileri arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmazken eğitim seviyesi kategorisinde program okuryazarlık beceri alt boyutu ile toplam puanında lisansüstü öğretmenler lehine bir farklılaşma bulunmuştur. Öğretmenlerin mesleki gelişime yönelik tutumları ortalamanın üstünde ve yüksek düzeydedir. Öğretmenlerin mesleki gelişime yönelik tutumları ile cinsiyet, eğitim seviyesi, hizmet yılı ve görev yapılan kademe arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken yaş kategorisinde istatiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgular literatürde yer alan çalışmalar doğrultusunda tartışılmıştır. Mesleki gelişime yönelik tutumun öğretmenlerin program okuryazarlık düzeyleri ile ilişkili olduğu göz önünde bulundurulduğunda mesleki gelişim çalışmalarının devamlılığının sağlanması ve verimliliğinin artırılmasını amaçlayan çalışmalar yapılması, öğretmenlerin program okuryazarlık düzeylerini geliştirici faaliyetlerde bulunulması gibi konulara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Ayrıca daha geniş evren ve örnekleme sahip çalışmaların yapılabileceği, daha derinlemesine incelemeye olanak sağlayan gözlem ve görüşme gibi veri toplama araçlarının kullanıldığı nitel çalışmaların yapılabileceği yönünde araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Program okuryazarlığı, Mesleki Gelişim, Mesleki Gelişime Yönelik Tutum

Selda Demirkol
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Akademisyenlerin görüşüne göre dijital tükenmişlik, sinerjik iklim ve işle bütünleşme ilişkisi

Bu çalışmanın amacı akademisyenlere göre dijital tükenmişlik, işle bütünleşme ve sinerjik iklim arasındaki ilişkiyi incelemek, bu ilişkinin demografik özelliklere göre değişiklik gösterip göstermediğini ortaya koymaktır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında Marmara Bölgesi'ndeki devlet üniversitelerinde görev yapmakta olan 480 akademisyen oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan ölçekler "Dijital Tükenmişlik Ölçeği", "Sinerjik İklim Ölçeği" ve "Utrecht İşle Bütünleşme Ölçeği"dir. Analiz aşamasında; yapısal eşitlik modeli, bootstrapping tekniği, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi, betimsel analizler ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre akademisyenlerin dijital tükenmişlik ve sinerjik iklim düzeyleri orta, işle bütünleşme düzeyleri yüksek bulunmuştur. Değişkenler arasındaki ilişki açısından, dijital tükenmişlik ve işle bütünleşme arasında negatif ve orta; dijital tükenmişlik ve sinerjik iklim arasında negatif ve düşük; işle bütünleşme ve sinerjik iklim arasında ise pozitif ve orta düzeyde anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Demografik değişkenler açısından, akademisyenlerin dijital tükenmişlik düzeyleri ve işle bütünleşme düzeylerinin cinsiyet ve akademik ünvana göre anlamlı istatistiksel farklılıklar görülürken, sinerjik iklim ile cinsiyet ve akademik ünvan arasında anlamlı bir istatistiksel fark bulunamamıştır. Son olarak araştırma kapsamında test edilen sinerjik iklimin işle bütünleşme ve dijital tükenmişlik arasındaki kısmi aracılık rolünün doğrulandığı görülmüştür.

Akademisyenlerİşle bütünleşme
Murat Bostancıoğlu
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlişki bağımlılığı ile reddedilme duyarlılığı ve depresyon arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmada yetişkinlerde ilişki bağımlılığı ile reddedilme duyarlılığı ve depresyon arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada ayrıca ilişki bağımlılığı ve reddedilme duyarlılığı arasındaki ilişkide depresyonun aracı etkisi olup olmadığı araştırılmıştır. Ayrıca, çalışmada bazı kişisel özellikler (cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, ilişki durumu, ilişki durumu ve ilişki süresi) açısından ilişki bağımlılığının farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'nin farklı illerinden katılan 18 ile 69 yaş aralığında olan 296 kişi oluşturmaktadır. Gönüllü katılımı sağlanan grubun yaş ortalaması 29.4'tür. Çalışmanın verileri "Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği", "Spann-Fischer İlişki Bağımlılığı Ölçeği" ve "Beck Depresyon Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmada reddedilme duyarlılığı ile ilişki bağımlılığı ve depresyon değişkenleri arasındaki ilişkiler korelasyon ve regresyon analizleri ile incelenmiştir. Bazı kişisel özellikler açısından ilişki bağımlılığının farklılaşıp farklılaşmadığı da bağımsız örneklem t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi ile belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca ilişki bağımlılığı ile reddedilme duyarlılığı arasındaki ilişkide depresyonun aracılık etkisi araştırılmış ve çalışmanın hipotezlerinin araştırılması amacıyla Process Macro Yazılım model 4 kullanılarak test edilmiştir. Araştırma neticesinde ilişki bağımlılığı, reddedilme duyarlılığı ve depresyon arasındaki ilişkide istatistiksel olarak pozitif yönde ve anlamlı korelasyon olduğu belirlenmiştir. Aracılık analizi sonucunda da reddedilme duyarlılığı ile ilişki bağımlılığı arasındaki ilişkide depresyonun aracı etkisi belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Reddedilme duyarlılığı, Depresyon, İlişki bağımlılığı

Selma Kılıç
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerin çocukluk çağı travmatik yaşantılarının empati ve zenofobi (Yabancı düşmanlığı) düzeyleri ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada yetişkinlerin çocukluk çağı travmatik yaşantıları, empati ve zenofobi (yabancı düşmanlığı) düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, uygun örnekleme yöntemi kullanılarak erişilen 596'sı kadın, 201'i erkek olmak üzere toplam 797 yetişkin katılımcıdan oluşmaktadır. Çalışmada katılımcıların cinsiyeti, yaş grubu, ilişki durumu, Türkiye'de ikamet ettikleri bölge ve eğitim düzeyleri gibi demografik özellikleri hakkında bilgi edinmek için Kişisel Bilgi Formu, empati düzeylerini ölçmek amacıyla Empati Düzeyi Belirleme Ölçeği (EDBÖ), çocukluk çağı travmatik yaşantı düzeylerini belirlemek için Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği (ÇÇTÖ), zenofobik tutum düzeylerini belirlemek için Yabancı Düşmanlığı (Zenofobi) Ölçeği (YDÖ) kullanılmıştır. Araştırmanın verileri Bağımsız Örneklem t Testi, Mann Whitney U Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Kruskal Wallis Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Regresyon Analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın problemleri sınanırken anlamlılık düzeyi p<.05 olarak değerlendirilmiştir. Korelasyon analizine ilişkin sonuçlarda çocukluk çağı travmatik yaşantıları ve empati düzeyi arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Zenofobi düzeyi ile çocukluk çağı travmatik yaşantıları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı bulunmuştur. Zenofobi düzeyi ile empati düzeyi arasında ise pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Regresyon analizine ilişkin sonuçlarda empati ve çocukluk çağı travmatik yaşantıları düzeylerinin zenofobiyi anlamlı bir şekilde yordadığı bulunmuştur. Verilerin analizinde elde edilen bulgular tartışılmış ve gelecek çalışmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çocukluk çağı travmaları, zenofobi, empati, yetişkin, göç

Uluslararası göçÇocukluk çağı travmaları
Emre Karabudak
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin psikolojik dayanıklılık ve örgütsel mutluluk düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırma öğretmenlerin psikolojik dayanıklılık ve örgütsel mutluluk düzeylerini belirlemeyi ve iki değişken arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Ayrıca, araştırmada öğretmenlerin psikolojik dayanıklılık ve örgütsel mutluluk düzeylerinin bazı demografik değişkenler açısından karşılaştırılması hedeflenmiştir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmış olup; Sakarya İli merkez ilçelerinde ilkokul, ortaokul ve lise kademesinde görevli 392 öğretmen çalışmaya katılmıştır. Araştırma kapsamında veri Friborg ve arkadaşları (2003) tarafından yetişkinler için geliştirilen "Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği" ve Demo ve Paschoal (2003) tarafından geliştirilen "Örgütsel Mutluluk Ölçeği" aracılığı ile toplanmıştır. Veri analizinde SPSS programından faydalanılmıştır. Demografik değişkenler açısından yürütülen karşılaştırmalarda veri seti normal dağılım göstermediğinden non-parametrik (Mann Whitney-U ve Kruskall Wallis-H) testler; değişkenler arası ilişkiyi ortaya çıkarmak için ise Spearman korelasyon katsayısı tercih edilmiştir. Araştırma bulguları öğretmenlerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin "yüksek"; örgütsel mutluluk düzeylerinin "orta" düzeyde olduğunu ortaya koymuştur. Öte yandan, demografik değişkenler bağlamında öğretmenlerin örgütsel mutluluk düzeylerinin sadece branş değişkeni bağlamında istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde farklılaştığı tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin örgütsel mutluluk düzeyleri branş öğretmenlerine göre daha yüksektir. Son olarak, elden edilen bulgular araştırma değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığına işaret etmektedir.

Psikolojik dayanıklılıkÖrgütsel mutluluk
Ebru Yalçın Kaya
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinde sosyal medya kullanım sıklığı ile sosyal dışlanma arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada lise öğrencilerinde sosyal medya kullanım sıklığı ile sosyal dışlanma arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Sakarya ili Ferizli ilçesindeki 430 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Sosyal Medya Tutum Ölçeği ve Ergenler İçin Sosyal Dışlanma Yaşantısı Ölçeği ile toplanmıştır. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel araştırmadır. Çalışmada elde edilen verilerin analiz yönteminin belirlenmesi amacıyla normallik analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda veriler normallik varsayımını sağlamadığı için parametrik olmayan testler ile analiz yapılmıştır. Araştırma sonucunda lise öğrencilerinin sosyal medya kullanım amaçlarının başında eğlence geldiği, sosyal medyaya giriş için en çok tercih edilen uygulamanın Instagram olduğu ve öğrencilerin çoğunluğunun günlük sosyal medya kullanım süresinin iki saat ve üzerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda lise öğrencilerinin sosyal medya kullanım sıklığı ile sosyal dışlanma durumları arasında pozitif yönde, düşük düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Araştırma neticesinde lise öğrencilerinin sosyal medya tutumları cinsiyete ve sınıf düzeyine göre anlamlı farklılık göstermezken sosyal medyada geçirilen süre, sosyal medya kullanım amacı ve sosyal medyaya giriş için tercih edilen uygulama açısından öğrencilerin sosyal medya tutumlarının anlamlı farklılık gösterdiği bulgusuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin sosyal dışlanma durumlarının cinsiyete, sosyal medya kullanım amacına ve sosyal medyaya giriş için tercih edilen uygulamaya göre anlamlı farklılık göstermediği fakat sınıf düzeyine ve sosyal medyada geçirilen günlük ortalama süreye göre anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.

Lokman Kayış
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Özyeterlik düzeyinin yordayıcıları olarak değerler ve akılcı olmayan inançların incelenmesi

Bu araştırmanın amacı değerler ve akılcı olmayan inançların özyeterlik düzeyine etkisinin incelenmesidir. Ayrıca araştırmada, özyeterlik düzeyinin cinsiyet, yaş ve eğitim düzeyine göre farklılaşıp farklılaşmadığı ele alınmıştır. İlişkisel tarama modelinde gerçekleştirilen bu araştırmanın çalışma grubunu 18 yaş ve üzeri yetişkin bireyler oluşturmaktadır. Katılımcılar, 264 kadın; 103 erkek olmak üzere toplam 367 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Genel Özyeterlik Ölçeği, Portre Değerler Anketi ve Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği kullanılmıştır. Çevrim içi ortamda toplanan verilerin analizi için gerekli betimleyici istatistikler, Pearson korelasyon analizi, çoklu doğrusal regresyon analizi, t testi ve tek yönlü varyans analizi SPSS 24 programı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre değerler ve akılcı olmayan inançlar, özyeterlik düzeyindeki değişimin %31'ini açıklamaktadır. Değerlerden özyönelim, uyarılma, evrenselcilik alt boyutlarının ve akılcı olmayan inançların özyeterliğin anlamlı yordayıcıları olduğu saptanmıştır. Yaş, cinsiyet ve eğitim düzeyine göre ise özyeterlik düzeyi anlamlı farklılık göstermemektedir. Araştırmadan elde edilen bulgular ilgili alanyazın bağlamında tartışılmış ve araştırma sonuçlarından yola çıkarak gelecek araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Akılcı olmayan inançlarDeğer teorisiDeğer yönelimi+2
Hilal İnci
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinde yeme bozuklukları ile anksiyete duyarlılığı ve yalnızlık arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerinde yeme bozukluklarının anksiyete duyarlılığı ve yalnızlık değişkenleri ile bazı demografik (cinsiyet, daha önce diyetisyen yardımı alıp almama durumu ve daha önce psikiyatrist yardımı alıp almama durumu) değişkenler bakımından incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu 2023/2024 eğitim öğretim yılında Sakarya ilinde bulunan dört farklı lise türünde okuyan 400 öğrenci oluşturmaktadır. Katılımcıların 155'i (%44,1) kız, 196'sı (%55,8) erkektir. Çalışma grubunun 153'ü (%43,5) 9. sınıfta, 198'i (%56,4) ise 10. sınıftadır. Çalışmaya katılanların 89'u (%25,3) Anadolu Lisesi, 93'ü (%26,4) Fen Lisesi, 79'u (%22,5) Anadolu İmam Hatip Lisesi ve 90'ı (%25,6) Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencisidir. Çalışmada yeme bozuklukları ile ilgili veriler Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması Yücel ve diğerlerince (2011) yapılan Yeme Bozuklukları İnceleme Ölçeği, anksiyete duyarlılığı düzeyleri ile ilgili veriler Yılmaz ve Zinnur Kılıç (2015) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ÇADİ Ölçeği, yalnızlık düzeyleri ile ilgili veriler Yıldız ve Duy (2014) tarafından Türkçe'ye uyarlanan UCLA Yalnızlık ölçeği kısa formu (Ergenler için) kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada ölçek sorularına ek olarak kişilere cinsiyetlerine, daha önce diyetisyen yardımı alıp almama durumlarına ve daha önce psikiyatrist yardımı alıp almama durumlarına ilişkin sorular yöneltilmiştir. Veriler; korelasyon analizi, regresyon analizi ve t testi kullanılarak incelenmiştir. Yapılan analizlere göre lise öğrencilerinin yeme bozuklukları alt boyutları ile anksiyete duyarlılığı ve yalnızlık arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler olduğu; anksiyete duyarlılığı ve yalnızlığın yeme bozukluklarının alt boyutlarından yeme, beden ve kilo endişelerini yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Diğer taraftan yeme bozukluklarının alt boyutlarından kısıtlamayı yalnızlık yordarken anksiyete duyarlılığının yordamadığı bulunmuştur. Cinsiyete göre yeme bozukluklarının tüm alt boyutlarının istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaştığı ve kız öğrencilerde tüm boyutlara ilişkin puanların, erkeklere oranla daha yüksek olduğu görülmüştür. Daha önce diyetisyen yardımı alıp almama durumuna göre yeme bozukluğu alt boyutlarından beden endişesinin anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği, daha önce psikiyatrist yardımı alıp almama durumuna göre de beden endişesi ve kilo endişesi alt boyutlarının önemli düzeyde farklılaştığı bulunmuştur.

Anksiyete duyarlılığıYalnızlıkYeme davranışı
Esra Akpınar
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Erken dönem uyumsuz şemalar ve bağlanma stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı bireylerin yaşamlarının ilk dönemlerinden itibaren oluşturdukları erken dönem uyumsuz şemalar ile bağlanma biçimleri arasındaki ilişki düzeyini incelemektir. Bu araştırma nicel yöntemlerden ilişkisel tarama modeli ile yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu uygun örnekleme yöntemi ile gönüllülük esasına göre belirlenmiş genç yetişkin 400 kişi oluşturmaktadır. Araştırma verileri üç farklı veri toplama formu kullanılarak toplanmıştır. İlk form katılımcıların algılanan sosyo-ekonomik düzeyleri, romantik ilişki durumlarına, annenin çalışma durumuna, anneye olan duygusal yakınlık düzeyi ve babaya olan duygusal yakınlık düzeyi gibi çeşitli bilgilerin yer aldığı araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu'dur. İkinci form katılımcıların erken dönem uyumsuz şema alanlarını belirleyebilmek için Young Şema Ölçeği Kısa Form-3'tür. Üçüncü form ise bireylerin bağlanma stillerini belirleyebilmek adına Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği Formu'dur. Araştırma verileri Google Form aracılığıyla çevrimiçi iletişim araçları kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılarak SPSS programı yardımı ile analiz edilmiş ve Pearson Korelasyon analizi, t-testi, ANOVA ve Scheffe testi analizlerinden yararlanılarak yorumlanmıştır. Anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Araştırma verilerinin dağılım normalliğini incelemek adına basıklık (Kurtosis) ve çarpıklık (Skewnes) değerlerine bakılmıştır. Değerlerin -1/+1 aralığında olduğu ve bu değerlerin normal dağılım gösterdiği görülmüştür. Bu araştırmada bireylerin güvenli bağlanma düzeyleri ile yüksek standartlar, zedelenmiş sınırlar, zedelenmiş otonomi ve kopuk şema alanları arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Kaçınan bağlanma stili ile zedelenmiş otonomi, kopukluk, yüksek standartlar, zedelenmiş sınırlar şema alanlarının, kaygılı-kaçınan bağlanma stilinde tüm şema alanlarının pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu bulgulanmıştır. Zedelenmiş otonomi şema alanı ile algılanan sosyo-ekonomik düzey, romantik ilişkiye sahip olma durumu, anne çalışma durumu, anneye olan duygusal bağ düzeyi ve babaya olan duygusal bağ düzeyi arasında; kopukluk şema alanı ile romantik ilişkiye sahip olma, annenin çalışma durumu, anneye olan duygusal bağ, babaya olan duygusal bağ arasında; yüksek standartlar şema alanı ile algılanan sosyo-ekonomik düzey ve anneye olan duygusal bağ arasında; zedelenmiş sınırlar ile anne çalışma durumu arasında ve diğeri yönelimlilik şema alanı ile algılanan sosyo-ekonomik düzey, anneye olan duygusal bağ arasında istatiksel olarak anlamlı farklılık olduğu bulgulanmıştır. Güvenli bağlanma stili ile anneye olan duygusal bağ ve babaya olan duygusal bağ arasında; kaçınan bağlanma stili ile algılanan sosyo-ekonomik düzey ve anne çalışma durumu arasında ve kaygılı bağlanma stili ile romantik ilişkiye sahip olma durumu arasında anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır.

Erken dönem uyum bozucu şemalarGüvenli bağlanmaGüvensiz bağlanma+1
Hilal Özbey
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinde toplumsal cinsiyet algısının gelişmesinde ebeveyn tutumlarının rolünün incelenmesi

Bu araştırmayla ülkemizde toplumsal cinsiyet algısından ötürü bireylere dayatılan rollerin oluşumunda en önemli etkenlerden biri olan ebeveyn tutumunun etkisi araştırılarak araştırmayı okuyanların bilinçlenmesi hedeflenmiştir. Araştırma kapsamında, ilişkisel tarama modeli kullanılmaktadır ve bu model, nicel araştırma modellerinden birisidir. İlişkisel tarama modelinin amacı değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu çalışmada, otoriter ve demokratik olarak algılanan ebeveyn tutumlarıyla lise öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algısı arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmanın evreninde, 2021-2022, 2022-2023 eğitim ve öğretim yıllarında öğrenim gören ve araştırmaya gönüllü katılan 206 lise öğrencisi yer almaktadır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları, araştırmaya katılan bireylerin sosyodemografik özelliklerini tespit etmek amacıyla hazırlanan ve 5 soru içeren "Kişisel Bilgi Formu", öğrencilerin toplumsal cinsiyete dair algılarını tespit etmek üzere "Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği" ölçeği ve öğrencilerin ebeveyn tutumlarını belirlemek üzere de "Anne Baba Tutum Ölçeği"dir. Ölçekler anket formuna getirilmiş ve Google Forms uygulamasına yüklenmiştir. Bireylere bu Google Forms uygulaması üzerinden ulaşılmış ve katılımları sağlanmıştır. Bireyler ebeveynlerinin yetiştirme tarzlarından ve onların düşüncelerinden etkilenmektedirler. Toplumsal cinsiyet algısının oluşmasında da bireyleri yetiştiren ebeveynlerin etkisinin olmaması düşünülemez.

Esra Köse
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 pandemisi döneminde 18 yaş ve üzeri yetişkin bireylerin aşı tereddütleri ve beş faktör kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Araştırmanın amacı covid-19 pandemisi döneminde yetişkin bireylerin aşı tereddütleri ve beş faktör kişilik özellikleri arasındaki ilişkiyi cinsiyet, yaş, eğitim durumu, meslek, aşı olma durumu ve sağlık sorunları değişkenlerine göre incelemektir. Bu araştırmada nicel araştırma desenlerinden ilişkisel model kullanılmıştır. Türkiye'nin farklı yerlerinde yaşayan, farklı demografik özelliklere sahip, 18-65 yaş arasındaki 628 kişi araştırmanın çalışma grubunu oluşturmaktadır. Çalışma grubu oluşturan katılımcıların 443'ü (%70,5) kadın, 185'i (%29,5) erkektir. Araştırmaya katılan kişilerin demografik özelliklerini tespit etmek amacıyla kişisel bilgi formu, Aşı tereddüt düzeylerini belirlemek amacıyla "Aşı Tereddüdü Ölçeği" ve beş faktör kişilik özelliklerini belirlemek amacıyla "Hızlı Beşli Kişilik Testi" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi SPSS-27 paket programı ile yapılmıştır. Katılımcılara ait cinsiyet, yaş, eğitim durumu gibi demografik özellikler için frekans tablosu oluşturulmuştur. İki gruplu değişkenlerde grup ortalamalarındaki farklılaşmaları tespit etmek için t-test, üç ve daha fazla gruplu değişkenlerde ise tek yönlü varyans analizi (One-Way Anova) kullanılmıştır. Normal dağılım göstermediği tespit edilen (non-parametrik) 3ve daha fazla gruplu değişkenlerde ise Kruskal Wallis-H analizi kullanılmıştır. Son olarak çalışmada kullanılan ölçekler ve alt boyutları arasındaki ilişki yönü ve gücünü tespit amacıyla pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Alfa=0,05 seviyesinde uygulanmıştır. Araştırma sonucunda uyumluluk kişilik özelliği ile aşı tereddüdü-riskler boyutu arasında negatif yönde yüksek düzeyde ilişki olduğu bulunmuştur. Sorumluluk, dışadönüklük, deneyime açıklık, duygusal denge kişilik boyutları ile aşı tereddüdü arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Sosyodemografik değişkenlere göre yapılan incelemede sağlık çalışanlarının aşı tereddütlerinin diğer meslek gruplarından anlamlı düzeyde farklılaştığı ve daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Eğitim durumuna göre yapılan incelemede üniversite mezunlarının aşı tereddütleri anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. Yine aşı tereddüdünün kronik bir sağlık sorunu olma durumuna göre farklılaştığı, kronik bir sağlık sorunu olan bireylerin aşı tereddütlerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. 18-25 yaş aralığındaki bireylerin aşı tereddütlerinin ileri yaş gruplarından daha düşük olduğu görülürken, cinsiyete göre anlamlı bir farklılaşma tespit edilmemiştir. Covid-19 aşısı olma durumuna göre yapılan analizlerde aşı tereddüdü ve aşı olma davranışı arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Covid-19 aşısı olmayı reddeden yetişkin bireylerin aşı tereddüt düzeyleri aşı olan bireylerden anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Yine tüm dozları olmayı reddeden bireylerin aşı tereddüt düzeylerinin tüm dozları olan bireylere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.

Büşra Çapa Eğilmez
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yöneticilerin kuantum liderlik düzeyi ile öğretmenlerin işle bütünleşme ve algılanan yönetici desteği arasındaki ilişkinin incelenmesi

Yapılan araştırmada, yöneticilerin kuantum liderlik düzeyi ile öğretmenlerin işle bütünleşme ve algılanan yönetici desteği arasındaki ilişki ve bu ilişkinin demografik özelliklere göre nasıl değiştiğini açıklamaktır. Nicel araştırma yöntemlerinden biri olan ilişkisel tarama modeli ile desenlenen bu araştırmanın veri toplama grubu 2023-2024 eğitim öğretim yılında Sakarya ilinin Adapazarı, Erenler, Arifiye ve Serdivan ilçelerinde görev yapan öğretmenlerin arasından uygun örneklem yöntemiyle seçilen 459 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada kullanılan ölçekler "İşle Bütünleşme Ölçeği (İB-Ö)", "Algılanan Yönetici Desteği Ölçeği (AYD-Ö)" ve "Kuantum Liderlik Ölçeği (KL-Ö)" dir. Verilerin analizini betimleyici istatistikler, tek yönlü varyans analizi, bağımsız örneklem t-testi, pearson korelasyon ve basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Öğretmenlerin görüşüne göre işle bütünleşme düzeyleri çok yüksek bulunmuştur. Kuantum liderlik ve yönetici desteği algılarının ise yüksek olduğu görülmüştür. İşle bütünleşmenin genelinde cinsiyet değişkeni ile bir farklılaşma görülmemesine rağmen, fiziksel bütünleşme alt boyutunda kadın öğretmenler erkek öğretmenlerden daha yüksek puan alarak farklılaşmıştır. Ayrıca, işle bütünleşme ve alt boyutlarında; kıdem, medeni durum, yaş ve müdürle çalışma yılı değişkenlerine göre incelendiğinde bir farklılaşma görülmemiştir. Bununla birlikte, özel okullarda görev yapan öğretmenlerin devlet okullarındaki öğretmenlerden daha fazla işle bütünleşme algılarına sahip olduğu görülmüş ve medeni duruma bakıldığında bekar öğretmenlerin, işle bütünleşmenin alt boyutu fiziksel bütünleşmede daha yüksek puan alarak, kadın öğretmenlerden farklılaştığı gözlemlenmiştir. Diğer taraftan, okul kademesi değişkenine göre işle bütünleşmenin alt boyutlarından olan bilişsel bütünleşme ile okul kademesi arasında anlamlı bir farklılık görülmezken; işle bütünleşmenin, okul öncesi ve ilkokul öğretmenlerinin algılarının, lise öğretmenlerinin algılarına göre anlamlı bir farklılık oluşturacak şekilde daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. Yönetici desteği ile cinsiyet, mezuniyet, çalıştığı kurum türü, medeni durum, yaş ve müdürle çalışma yılı değişkenleri incelendiğinde anlamlı farklılaşma görülmemiştir. Yönetici desteği ile aynı okulda çalışma süresi değişkeni arasında 10 yılın üstü olan öğretmenlerin yönetici desteği algılarının, 10 yılın altı olan öğretmenlerin algılarından anlamlı farklılaşarak daha fazla olduğu görülmüştür. Okul öncesi ve ilkokul öğretmenlerinin, lise görev yapan öğretmenlere göre yönetici desteğini daha fazla algıladığı görülmüştür. Kuantum liderlik ile cinsiyet, mezuniyet kademesi, medeni durum, yaş, müdür ile çalışma yılı ve okul kademesi değişkenleri incelendiğinde anlamlı bir farklılaşma görülmemiştir. Kuantum liderlik ile okulda çalışma süresi arasındaki, kurumda çalışma yılı 10 yılın üstü öğretmenlerin 10 yılını altı olan öğretmenlerden daha fazla puan alarak, kuantum liderlik ile kıdem değişkeni incelendiğinde kıdemi 16 ile 20 yıl arası öğretmenlerin 6 ile 10 yıl arası kıdeme sahip öğretmenlerden daha yüksek puan olarak farklılaştığı görülmüştür. İşte bütünleşme ile algılanan yönetici desteği arasında pozitif yönlü düşük düzeyli ilişki olduğu, işle bütünleşme ile kuantum liderlik arasında pozitif yönlü düşük düzeyli ilişki olduğu ve algılanan yönetici desteği ile kuantum liderlik arasında pozitif yönlü yüksek düzeyli ilişki olduğu görülmüştür. Yöneticilerin kuantum liderlik davranışının, öğretmenlerin algıladığı yönetici desteğinin anlamlı bir yordalayıcısı olduğu belirlenmiştir.

Hasan Eltutan
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığının psikolojik belirtiler ile ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmada ortaokul öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığının psikolojik belirtiler ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu İzmir ili Aliağa İilçesinde öğrenim gören 385 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Ergenler İçin Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği ve Kısa Semptom Envanteri ile toplanmıştır. Yapılan çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin hangi analiz yöntemi ile analiz edileceğini belirlemek amacıyla normallik analizi yapılmıştır. Yapılan normallik analizi sonucunda veriler normal dağılıma sahip olmadığı için parametrik olmayan testler ile veri analizi yapılmıştır. Yapılan araştırmada ortaokul öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığı puanlarının cinsiyet, sınıf seviyesi, sosyal medyaya erişim aracı değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermediği bulunmuştur. Diğer taraftan ortaokul öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığı puanlarının yaş, algılanan akademik başarı, sosyal medyada geçirilen zaman, algılanan akademik başarı değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Yapılan araştırmada ortaokul öğrencilerinin psikolojik belirtiler alt ölçeklerinden en yüksek puan ortalamasının anksiyete alt boyutunda olduğu en düşük puan ortalamasının da hostilite olduğu saptanmıştır. Ayrıca araştırmaya katılan öğrencilerin depresyon puan ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. Diğer yandan ortaokul öğrencilerinin psikolojik belirti puanlarının cinsiyet, sınıf seviyesi, algılanan akademik başarı, sosyal medyada geçirilen zaman değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Yapılan araştırmada ortaokul öğrencilerinin psikolojik belirti puanlarının sınıf seviyesi, yaş, kardeş sayısı, sosyal medyaya erişim aracı değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Yapılan araştırmada ortaokul öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığı ile psikolojik belirtiler arasındaki ilişkiyi belirlemek için yapılan analizler sonucunda sosyal medya bağımlılığı ile anksiyete arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki, sosyal medya bağımlılığı ile depresyon arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki, sosyal medya bağımlılığı ile olumsuz benlik arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki, sosyal medya bağımlılığı ile somatizasyon arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki, sosyal medya bağımlılığı ile hostilite arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.

Nurseli Kabasakal
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Okuduğunu anlama becerisine yönelik etkinliklerin farklı puanlayıcılar tarafından genellenebilirlik kuramı ile incelenmesi

Bu çalışmanın amacı okuduğunu anlama becerisini geliştirmek amacıyla hazırlanan etkinliklerin alanlarında uzman puanlayıcılar tarafından incelenmesi sonucunda elde edilen veriler ışığında bu etkinliklerin etkililiklerinin artırılmasıdır. Çalışma, araştırmacı tarafından oluşturulmuş okuduğunu anlama becerisine yönelik beş adet etkinliğin alanlarında uzman puanlayıcılar tarafından geçerliği ve güvenirliği kanıtlanmış bir rubrik aracılığı ile incelenmesini kapsamaktadır. Çalışmada nicel paradigmaya dayalı betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada araştırmacının geliştirdiği Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü bünyesinde hazırlanan Beceri Temelli Türk Dili ve Edebiyatı kitaplarındaki beş adet okuduğunu anlama etkinliği, yine araştırmacı tarafından oluşturulan 16 ölçütlü bir rubrik ve 12 farklı puanlayıcı kullanılmıştır. Geliştirilen rubriğin güvenirlik ve geçerlik analizleri yapıldıktan sonra puanlayıcılar bu rubriği kullanarak incelemelerini yapmıştır. Veriler Genellenebilirlik Kuramına dayanarak analiz edilmiştir. Uygulamalar sonucunda ana ve ortak etkiler için varyans değerlerinin kestirilmesinde, puanların güvenirliğinin G ve Φ (Phi) katsayılarıyla hesaplanmasında ve Karar (K) çalışmalarında EduG programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin okuduğunu anlama becerilerini geliştirebilmek için okuduğunu anlama becerisi etkinliklerini kullanmanın uygun olacağı, öğrencilerin ne kadar çok okuduğunu anlama etkinliği ile etkileşimi olursa bu beceriyi geliştirebilmelerinin o kadar iyi olacağı, okuduğunu anlama becerisini ölçmeye yönelik etkinliklerin tek bir puanlayıcı tarafından puanlanmasının eksiklik yaratacağı, birden fazla puanlayıcı tarafından değerlendirilmesinin ise etkinliklerin etkililiğini artıracağı, okuduğunu anlama becerisini ölçmeye yönelik etkinliklerin sayısının az olmasının ölçütleri karşılama bakımından eksiklik yaratacağı, birden fazla etkinliğin kullanılmasının ise okuduğunu anlama becerisindeki etkililiği artıracağı sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Okuma Becerisi, Okuduğunu Anlama Becerisi, Okuduğunu Anlama Becerisine Yönelik Etkinlikler, Genellenebilirlik Kuramı, Puanlayıcı.

Serap Ataoğlu
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kişilerarası ilişkiler psikoterapisinin psikolojik sağlamlık üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, kişilerarası ilişkiler psikoterapisi temelli grupla psikolojik danışmanın üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlık düzeylerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2023-2024 eğitim-öğretim yılında online ortamda yapılmıştır. Araştırma Uygulama-1 ve Uygulama-2 olarak planlanıp uygulanmıştır. Uygulama-1 deney grubunda 8 (3 erkek, 5 kız) ve kontrol grubunda 8 (4 erkek, 4 kız) olmak üzere toplam 16 kişi katılmıştır. Uygulama-2 deney grubuna 8 (1 erkek, 7 kız) ve kontrol grubunda (2 erkek, 6 kız) olmak üzere toplam 16 kişi katılmıştır. Deneysel çalışma olarak planlanan araştırmanın bağımlı değişkeni Psikolojik Sağlamlık puanları, bağımsız değişkeni ise kişilerarası ilişkiler psikoterapisi temelli grup psikolojik danışmadır. Araştırmada psikolojik sağlamlık ile ilgili veriler "Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (KPSÖ)" (Smith ve diğerleri, 2008) ile toplanmıştır. Bu araştırma, deneysel modellerden gerçek deneme modeli türlerinden ön test-son test kontrol gruplu desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. KPSÖ'den alınan puanlara göre oluşturulan deney gruplarına araştırmacı tarafından 8 oturumdan oluşan "kişilerarası ilişkiler psikoterapisi temelli grupla psikolojik danışma" uygulanmış ve kontrol gruplarına herhangi bir müdahale yapılmamıştır. Grupla psikolojik danışma uygulanmadan önce deney ve kontrol gruplarına ön test olarak KPSÖ uygulanmıştır. Uygulama tamamlandıktan sonra deney ve kontrol gruplarına son test ve 3 ay sonra da izleme testleri uygulanmıştır. Araştırmada uygulanan grupla psikolojik danışmanın etkisinin istatistiksel açıdan anlamlı olup olmadığı tekrarlı ölçümler için tek yönlü varyans analizi ile test edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda hem Uygulama-1 hem de Uygulama-2'de izleme ve ön test puanları arasındaki farkın anlamlı olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular ilgili alan yazın dikkate alınarak tartışılıp gelecek araştırmacı ve uygulayıcılara bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kişilerarası ilişkiler psikoterapisi, Psikolojik sağlamlık, Grupla psikolojik danışma.

Psikolojik danışmanlık
Hasan Batmaz
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı uyruklu öğrencilerin görüşlerine göre tömer eğitim programının değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, TÖMER (Türkçe Öğretim Merkezi) eğitim programının etkinliğini, 2023-2024 akademik yılında Sakarya, Bursa ve Erzurum olmak üzere Türkiye'nin üç farklı şehrinde yer alan TÖMER'lerde öğrenim gören yabancı uyruklu öğrencilerin görüşleri aracılığıyla değerlendirmektir. Nitel araştırma metodolojisi kullanılan çalışmanın örneklemini, etkin olarak TÖMER eğitim programına kayıtlı veya programı tamamlamış olan 350 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama süreci, üç uzman tarafından titizlikle incelenen ve son şekli verilen 20 maddeden oluşan bir görüşme formu ile gerçekleştirilmiştir. Temel veri toplama teknikleri arasında, farklı gruplardan içgörüler elde etmek amacıyla TÖMER merkezlerinde yapılan anketler kullanılmıştır. Bulgular, yabancı uyruklu öğrencilerin TÖMER eğitim programına yönelik genellikle olumlu bir görüş sergilediğini ortaya koymuştur. Öğrenciler, programın öğretim etkinliği ve sağlanan eğitim materyallerinin kalitesinden memnuniyetlerini dile getirmişlerdir. Özellikle, çalışma, öğrencilerin akademik çalışmalarında önemli engeller oluşturan yazma ve konuşma gibi iki temel dil becerisini geliştirmede karşılaştıkları zorlukları vurgulamıştır. Öte yandan, çalışma, öğrencilerin motivasyon kaynaklarını tanımlamış ve programda yer alan kültürel unsurlara verdikleri değeri vurgulamıştır. Yabancı uyruklu öğrencilerin TÖMER dil eğitim programına yönelik değerlendirmeleri oldukça çeşitlidir. Programın genellikle olumlu bir etki bıraktığı, özellikle iletişim becerilerini geliştirmede etkili olduğu ve gelecekteki kariyer fırsatlarına hazırlık sağladığı belirtilmiştir. Ancak, bazı öğrenciler kitap içeriğinin anlaşılır olmadığını ve pratik dil kullanımı konusunda bazı zorluklar yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Bununla birlikte, TÖMER'in sunduğu dil kurslarının çeşitliliği ve kültürel etkinliklerin zenginliği öğrenciler tarafından takdir edilmiştir. Anahtar Kelimeler: TÖMER Eğitim Programı, Öğretim Programı Değerlendirme, Yabancı Uyruklu öğrenciler, Türkçe Dil Öğrenimi.

Maryama Ibrahım Omar
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Meslek seçiminde toplumsal cinsiyet rollerinin etkisine yönelik ortaöğretim öğrencilerinin görüşleri

Araştırma ortaöğretim öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rollerinin meslek seçimlerini etkileyip etkilemediğini ya da etkiliyorsa nasıl etkilediğine yönelik algılarını belirlemeye çalışan nitel bir çalışmadır. Bu çalışmada nitel araştırma desenlerinden "Olgubilim" (fenomoloji) kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, amaçlı örneklem yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi tekniklerine göre 2021-2022 eğitim öğretim yılı , Sakarya ilinin Hendek, Adapazarı, Serdivan ve Akyazı ilçelerinde bulunan farklı ortaöğretim okul türlerinde öğrenim görmekte olan toplam 100 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Bu form demografik bilgiler, eğitim bilgileri, meslek tercihine ilişkin sorular, meslek tercihi ve toplumsal cinsiyet olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Verilerin analizinde içerik analizi kullanılmış ve öğrenci görüşlerine yer verilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular sonucunda, araştırmaya katılan öğrencilerin toplumsal cinsiyet ile ilgili düşünce ve algılarının geleneksel cinsiyet rolleri ile uyumlu olduğunu ve meslek tercihlerinde de bu etkinin ortaya çıktığı belirlenmiştir. Erkek öğrenciler yüksek maaş ve kariyer yapabileceği bir meslekte, kadın öğrenciler ise ev içi sorumlulukları ve özellikle annelik sorumluluklarını aksatmayacak bir meslekte yer almak istemektedir. Araştırmaya katılan öğrenciler çalışma hayatında kadın ve erkek rolleri ile özdeşleşen meslek gruplarında daha başarılı ve daha kolay istihdam edilebileceklerini düşünmektedir. Aile yönlendirmelerinde de cinsiyetçi bir tutum olması öğrencilerin ortaöğretim okul türü ve meslek tercihinde belirleyici olduğu ortaya çıkmıştır. Farklı ortaöğretim okul türlerinde öğrenim görmelerine , farklı sosyoekonomik düzeyde ve farklı ilçelerde ikamet etmelerine rağmen öğrenciler görüş ve düşüncelerini aynı çerçeveler ve sınırlarda kalarak meslek tercihlerini geleneksel toplumsal cinsiyet algıları ile açıklamışladır.

Lise öğrencileriMeslek seçimiToplumsal cinsiyet
Aynur Rabia Özbek
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Roman öğrencilerin okula devamsızlık, okul terki ve okuldaki başarısızlıklarına ilişkin öğrenci, öğretmen ve veli görüşleri

Bu çalışmanın temel amacı, Roman çocukların okula devam ederken sisteme girmelerini engelleyen faktörleri ortaya çıkarmak; öğrenci, öğretmen ve velilerin okul terki ve başarısızlığa ilişkin görüşleri dikkate alınarak öneriler sunmaktır. Bu amaç doğrultusunda veri toplanan grup, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Sakarya ili Sapanca ilçesinde Roman vatandaşların yoğun olarak yaşadığı bölgede bulunan ilk ve ortaokullardır. Çalışma nitel durum araştırması olarak hazırlanmıştır. Çalışmada nitel araştırma tekniklerinden fenomenolojik model tercih edilmiştir ve elde edilen verileri derlemek için araştırmacı tarafından geliştirilen ve uzman görüşü alınan "yarı yapılandırılmış görüşme formları" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ulaşılan verilerin çözümlenmesinde içerik analizinden faydalanılmıştır. Bu bağlamda araştırmaya 25 Roman öğrenci, 20 Roman ebeveyn ve öğrencilerinin eğitiminden sorumlu 15 öğretmen katılmıştır. Araştırma veri tabanını oluşturan belge ve görüşmelerin çözümlenmesinde nitel veri analiz teknikleri kullanılmıştır. Çalışmanın araştırması ışığında toplanan bilgilere göre Roman öğrencilerin öğrenme güçlüğü yaşadıkları, okulda asi davranışlar sergiledikleri, ekonomik nedenlerden dolayı eğitim güçlükleri yaşadıkları ve ekonomik nedenlerden dolayı büyük oranda devamsızlık yaptıkları, yetersiz ebeveyn desteği, sosyal damgalanma ve dışlanma, kültürel uyum konularında büyük problemler yaşadıkları sonucuna ulaşılmıştır.

Mehtap Aydoğdu Bilgiç
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde psikolojik esneklik ve yaşamın anlamı

Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinde psikolojik esneklik ve yaşamın anlamı arasındaki ilişkiyi tespit etmek ve psikolojik esneklik düzeylerinin cinsiyet, öğrenim görülen bölüm, algılanan sosyo- ekonomik düzey, romantik ilişkiye sahip olma durumu ve romantik ilişkinin süresi değişkenlerine göre incelemektir. Araştırmanın modeli, ilişkisel araştırma modelidir. Bu araştırmanın örneklemi Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören öğrencilerdir. Çalışma grubunun yaş aralığı 17-45'tir ve 328'i (%84.8) kadın, 59'u (%15.2) erkek olmak üzere toplamda 387 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada katılımcıların demografik özelliklerini ölçmek için Kişisel Bilgi Formu, psikolojik esneklik düzeylerini ölçmek için Psikolojik Esneklik Ölçeği ve yaşamın anlamı düzeylerini ölçmek için Yaşamın Anlamı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi sürecinde sosyal bilimler için uygun bir istatistik programından yararlanılmıştır. Üniversite öğrencilerinde psikolojik esneklik ve yaşamın anlamı alt boyutları (var olan anlam ve bulunmaya çalışılan anlam) arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Korelasyon Analizi yapılmıştır. Var olan anlam ve bulunmaya çalışılan anlamın psikolojik esnekliği yordama düzeyi Hiyerarşik Regresyon Analizi ile belirlenmiştir. Psikolojik esneklik puanlarının cinsiyet ve romantik ilişkiye sahip olma durumu değişkenlerine göre istatiksel açıdan anlamlı farklılık gösterip göstermediği İlişkisiz Örneklemler t Testi ile analiz edilmiştir. Psikolojik esneklik puanlarının öğrenim görülen bölüm, algılanan sosyo-ekonomik düzey ve romantik ilişkinin süresi değişkenleri açısından incelenmesi ise Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile yapılıp, farklılıkların hangi gruplarda olduğunu belirlemek amacıyla Bonferonni Testi kullanılmıştır. Yapılan veri analizleri sonucunda psikolojik esneklik ile var olan anlamın orta düzeyde ve pozitif ilişkili olduğu ve psikolojik esneklik ile bulunmaya çalışılan anlamın düşük düzeyde ve negatif ilişkili olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte; yaşamın anlamının alt boyutlarının psikolojik esnekliği yordama düzeyi incelendiğinde ise var olan anlamın psikolojik esnekliği istatiksel olara anlamlı düzeyde ve pozitif yönde yordarken, bulunmaya çalışılan anlamın istatiksel olarak anlamlı düzeyde ve negatif yönde yordadığı görülmüştür. Demografik değişkenlerden elde edilen verilere göre; psikolojik esneklik düzeyi cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermektedir ve üniversite öğrencilerinde psikolojik esneklik düzeyi erkeklerde kadınlardan daha yüksek bulunmuştur. Psikolojik esneklik düzeyi öğrenim görülen bölüm değişkenine göre ise anlamlı farklılık göstermemektedir. Psikolojik esneklik düzeyi yüksek ve orta olarak algılanan sosyo-ekonomik düzey gruplarında düşük olarak algılananlardan istatiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca psikolojik esneklik düzeyinin romantik ilişkisi olanlarda daha yüksek olduğu sonucu elde edilmiştir. Psikolojik esneklik, romantik ilişkinin süresine göre incelendiğinde 6-12 ay süreli romantik ilişkiye sahip olanların psikolojik esneklik düzeyleri romantik ilişkisi olmayanlara göre daha yüksek bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Psikolojik esneklik, Yaşamın anlamı, Var olan anlam, Bulunmaya çalışılan anlam

Emine Erdem
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin sosyal medya kullanımının beden imajı, özgüven ve mutluluk ile ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin sosyal medya kullanımının, beden imajı, özgüven ve mutluluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya üniversite eğitim gören 340 birey katılmıştır. Erkek katılımcı sayısı 112'dir. Kadın katılımcı sayısı 228'dir. Katılımcılara araştırmacı tarafından geliştirilen sosyo-demografik form, sosyal medya tutumlarının ölçülmesi için ''Sosyal Medya Tutum Ölçeği Üniversite Formu'', özgüven düzeyinin belirlenmesi için''Özgüven Ölçeği'', bedene bakışı belirlemek için 'Beden İmajı Ölçeği'' ve mutluluk düzeyinin belirlenmesi için EPOCH Ölçeği kullanılmıştır. Yapılan çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli ve betimsel model kullanılmıştır. Analiz sürecinde kullanılacak hipotez testine karar vermek amacıyla ilk olarak verilerin normalliği değerlendirilmiştir. Normallik varsayımlarının değerlendirilmesi sonucunda verilerin normal dağılıma sahip olmadığı görülmüş bu nedenle ölçek puanları arasında ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla Spearman Brown Katsayısı hesaplanmış; cinsiyet ve öğrenim düzeyine göre anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek amacıyla Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis H Testi kullanılmıştır. Yapılan araştırmada özgüven ile mutluluk ve beden imajı ve mutluluk arasında pozitif orta düzeyde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Sosyal medya ile mutluluk, sosyal medya ile özgüven ve beden imajı ile özgüven arasında ise pozitif düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir.Yapılan analiz sonucunda düşkünlük ile mutluluk ve beden imajı arasında pozitif düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu; eğlence ve paylaşım ile mutluluk ve özgüven arasında pozitif düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu; ilgi çekme ile mutluluk ve özgüven arasında pozitif düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu; eğitim ile mutluluk arasında pozitif düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Yapılan analiz sonucunda cinsiyete göre sosyal medya kullanımı, beden imajı, özgüven ve mutluluk arasında istatiksel olarak anlamlı fark olmadığı görülmektedir. Öğrenim düzeyleri ile sosyal medya kullanımı, özgüven ve mutluluk arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılaşma olmadığı görülmüştür. Öğrenim düzeyleri ile beden imajı arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılaşma olduğu görülmüştür. Beden imajı düzeyi en yüksek ve en düşük bireylerin sırasıyla yüksek lisans ve ön-lisans öğrencileri olduğu görülmüştür.

Emine Altay Barak
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim yöneticilerinin duygu durumları ile örgütsel mizahın ilişki düzeyi

Bu tez çalışmasında, eğitim yöneticilerinin duygu durumları ile örgütsel mizah arasındaki ilişki düzeyini belirlemek amaçlanmaktadır. Araştırmanın örneklemi, basit ve tesadüfi örnekleme yoluyla seçilmiştir. Örneklem, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Denizli ilinin merkez ilçelerinde bulunan, farklı eğitim kademelerinde görev yapmakta olan 304 müdür ve müdür yardımcısından oluşmaktadır. Çalışmada, betimsel araştırma modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada yöneticilerin cinsiyet, yaş, görev yapılan okul türü, meslekteki toplam hizmet yılı ve eğitim durumu hakkında bilgi toplamak üzere geliştirilmiş olan "Kişisel Bilgi Formu", Tabak ve Yıldırım (2019) tarafından geliştirilmiş olan "Duygu Durumu Ölçeği" ve Ünsalan'ın (2016) doktora tez çalışmasında yer alan "Örgütsel Mizah Ölçeği" kullanılmıştır. Kişisel bilgi formundan ve ölçme araçlarından elde edilen verilerin tamamı SPSS 26.0 ile analiz edilmiştir. Çalışmada cinsiyet, görev yapılan okul türü ve eğitim durumu değişkenlerinden elde edilen veriler normal dağılım gösterdiğinden dolayı verilere T-testi ve ANOVA testi uygulanmıştır. Yaş ve toplam hizmet yılı değişkenleri ise normal dağılım göstermediği için Kruskal-Wallis H Testi uygulanmıştır. Yapılan ANOVA testlerinin sonucunda anlamlı bir fark bulunduğu için farkın hangi gruplardan kaynaklandığını belirlemek amacıyla Post-Hoc Testlerden Games-Howell testi kullanılmıştır. Test sonuçları için anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. Eğitim yöneticilerinin duygu durumları ile örgütsel mizah arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre eğitim yöneticilerinin olumlu duygu durumları (X=3,46) ve örgütsel mizah düzeyleri (X=3,64) yüksek düzey olarak bulunmuştur. Olumlu ve olumsuz duygu durumların yaşanma düzeyleri kadın yöneticilerde erkek yöneticilere kıyasla daha yüksek bulunmuştur. Verilerin analizinden elde edilen sonuçlara göre olumlu duygu durumlar, olumsuz duygu durumlar ve örgütsel mizah demografik özelliklerden eğitim durumu ve görev yapılan okul türü değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar gösterirken; toplam hizmet yılı ve yaş değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Cinsiyet değişkenine göre ise olumsuz duygu durumlar anlamlı bir farklılık gösterirken olumlu duygu durumlar ve örgütsel mizah anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Eğitim yöneticilerinin olumsuz duygu durumları ile örgütsel mizah arasında orta düzeyde negatif ve anlamlı ilişki vardır. Eğitim yöneticilerinin olumlu duygu durumları ile örgütsel mizah arasında ise orta düzeyde pozitif ve anlamlı ilişki vardır. Ayrıca örgütsel mizahın %31,24'ünün olumsuz duygu durumlardan, %15,13'ünün ise olumlu duygu durumlardan kaynaklanıyor olabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim yöneticilerinin olumlu ve olumsuz duygu durumlarının örgütsel mizah algılarını ne düzeyde yordadığını belirlemek için doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, eğitim yöneticilerinin sahip olduğu olumlu (F=53,80; p<.05) ve olumsuz (F=132,95; p<.05) duygu durumlarının örgütsel mizahın anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmüştür. Eğitim yöneticilerinin sahip olduğu örgütsel mizahı olumlu duygu durumların %15, olumsuz duygu durumların %30 yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Doğa Ece Ök
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

6.sınıf matematik dersi kümeler konusunun aktif öğrenme teknikleri ile öğretiminin etkisinin çeşitli değikenler açısından incelenmesi

Bu araştırma 6. sınıf kümeler konusunun aktif öğrenme teknikleri ile öğretiminin öğrencilerin matematik dersine yönelik tutumuna, öğrenci başarısına ve öğrenmenin kalıcılığına etkisini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada "Ön Test–Son Test Kontrol Gruplu" gerçek deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Kontrol grubunda düz anlatım ve soru cevap tekniği kullanılırken deney grubunda aktif öğrenme tekniklerinden yapboz, kart gösterme, kart eşleştirme, tombala, proje tasarımı ve akran öğretimi teknikleri kullanılarak ders işlenmiş ve öğrencilerin matematiğe yönelik tutumu, matematik başarısı ve öğrenmenin kalıcılığı arasındaki farklar karşılaştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini Kocaeli ilinin Gebze ilçesinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir okulda 2022-2023 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören toplam 52 altıncı sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Kontrol ve deney grubunda 26 öğrenci bulunmaktadır. Veri toplama sürecinde "Matematik Tutum Ölçeği" ve "Kümeler Başarı Testi" kullanılmıştır. İki gruba da ön test ve son test olarak kümeler başarı testi ve matematik tutum ölçeği uygulanmıştır. Uygulama iki grup için de üç hafta (15 saat) olacak şekilde planlanmış haftada beş ders saat olmak üzere toplamda üç hafta (15 ders saati) ders anlatılmıştır. Uygulama bitiminden üç ay sonra kalıcılığı belirlemek amacıyla matematik başarı testi tekrar uygulanmıştır. Elde edilen veriler özel bir istatistik programı kullanılarak bilgisayar ortamında çözümlemesi yapılmıştır. Verilerin analizi yapılırken iki ortalama arasındaki farkın anlamlı olup olmadığını incelemek için parametrik testlerden t-testi kullanılmıştır. Verilerden elde edilen sonuçların deney grubu lehinde olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Aktif Öğrenme, Kalıcılık, Kümeler, Öğrenci Başarısı

Şeyda Şimşek
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinde akademik erteleme davranışı ile duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, lise öğrencilerinin akademik erteleme davranışları ve duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Akademik erteleme ve duygu düzenleme becerilerinin cinsiyet, sınıf düzeyi ve algılanan başarı durumu açısından nasıl değiştiği araştırılmıştır. Çalışma, 2023-2024 eğitim öğretim yılı içerisinde 316'sı kız (%60, 2), 209'u erkek (%39,8) olmak üzere toplam 525 lise öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak, kişisel bilgi formu, Akademik Erteleme Ölçeği ve Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 29.0 paket program ile yapılmıştır. Öğrencilerin bazı özelliklerine göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için değişken sayısına bağlı olarak t testi veya tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. Aynı zamanda çalışmanın örneklem grubunda yer alan katılımcıların akademik erteleme düzeyi ile duygu düzenleme becerileri ölçeğinin alt boyutları arasında bir ilişkinin varlığını belirlemek için Pearson Moment Korelasyon katsayısına bakılmıştır. Yapılan araştırmadan elde edilen veriler ışığında, akademik erteleme ve duygu düzenleme beceriler arasında negatif bir korelasyon bulunmuştur. Akademik ertelemenin değişkenlere göre farklılaşma durumuna bakıldığında, cinsiyet ve sınıf düzeyine göre anlamlı düzeyde farklılaşma görülürken, algılanan akademik başarı düzeyine göre herhangi bir farklılaşma görülmemiştir. Öte yandan, duygu düzenleme becerileri ölçeğinin toplam puanının değişkenlere göre farklılaşma durumuna bakıldığında, cinsiyete göre farklılaşma görülmezken, sınıf seviyelerine ve öğrencilerin kendi başarılarını algılama düzeyine göre anlamlı düzeyde farklılaşma görülmüştür.

Akademik ertelemeDuygu düzenlemeDuygu düzenleme güçlüğü+3
Elif Ak Yıldız
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin güçlendirici liderlik davranışları ile öğretmenlerin öz-yeterlikleri arasındaki ilişki

Bu araştırmada "Okul müdürlerinin güçlendirici liderlik davranışları ile öğretmenlerin öz yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi" amaçlanmıştır. Araştırma "ilişkisel tarama modeli" kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarındaki öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklemini ise bu evren içinden kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 390 (204 kadın+186 erkek) birey oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak; "Kişisel Bilgi Formu", "Güçlendirici liderlik ölçeği" ve "Öğretmen öz yeterlik ölçeği" kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerde verilerin normal dağılım göstermesinden dolayı; bağımsız gruplar t-testi, varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma bulguları incelendiğinde katılımcıların güçlendirici liderlik puanlarında; yaş, eğitim kademesi, medeni durum, kıdem yılı ve okulun bulunduğu yer değişkenine göre anlamlı farklılık tespit edilirken; buna karşın cinsiyet ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Katılımcıların öz yeterlilik puanlarında; cinsiyet, yaş, eğitim kademesi, medeni durum, kıdem yılı, eğitim düzeyi ve okulun bulunduğu yer değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Katılımcıların güçlendirici liderlik düzeyleri ile öz yeterlilik düzeyleri arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Öz yeterliğe ait toplam varyansın %17'sinin güçlendirici liderlik ile açıklandığı ifade edilebilir. Sonuç olarak; Katılımcıların güçlendirici liderlik düzeyleri arttıkça öz yeterlik düzeylerinin arttığı söylenebilir.

Vedat Er
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00