Batman University
Anabilim Dalı

İktisat Bölümü Anabilim Dalı

Batman University

22

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

22 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yenilenebilir enerji ile desteklenmiş lisanslı depoculuğun sürdürülebilir kalkınma hedefleri çerçevesinde incelenmesi: Batman lidaş örneği

Artan enerji ihtiyacı, fosil yakıtların yol açtığı çevresel sorunlar ve tarım sektöründe yaşanan yapısal problemler, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir kalkınma kavramlarını ön plana çıkarmaktadır. Bu bağlamda lisanslı depoculuk sistemi, tarımsal ürünlerin modern ve güvenli koşullarda depolanmasını sağlayarak üretici gelirlerinin artırılmasına, piyasa istikrarının sağlanmasına ve tarım sektöründe verimliliğin yükseltilmesine katkı sunmaktadır. Çalışmada öncelikle sürdürülebilirlik, sürdürülebilir kalkınma, yenilenebilir enerji ve lisanslı depoculuk kavramları teorik çerçevede ele alınmış, ardından yenilenebilir enerji kaynakları arasında önemli bir yere sahip olan güneş enerjisinin lisanslı depolarda kullanımının ekonomik ve çevresel etkileri analiz edilmiştir. Uygulama bölümünde Batman ilinde faaliyet gösteren Batman Lisanslı Depo Anonim Şirketi (LİDAŞ) bünyesinde kurulu çatı tipi güneş enerjisi santraline ait günlük, aylık ve yıllık üretim verileri kullanılarak maliyet, enerji verimliliği ve çevresel fayda analizleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, lisanslı depoların yenilenebilir enerji ile desteklenmesinin enerji maliyetlerini azalttığını, karbon salınımını düşürdüğünü ve işletmelerin ekonomik sürdürülebilirliğine olumlu katkı sağladığını göstermekte olup, yenilenebilir enerji ile desteklenmiş lisanslı depoculuk sisteminin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılmasında önemli bir araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Lisanslı Depo
Nurullah Yanaç
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2026
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Katılım banka tercihinde İslami finans okuryazarlığının Batman Üniversitesi personeli üzerindeki etkisi

Bu araştırmada, Batman Üniversitesi’nde görev yapan akademik ve idari personelin katılım bankası tercihini etkileyen unsurlar arasında yer alan İslami finans okuryazarlığı düzeyi incelenmiştir. Çalışmanın temel amacı, bireylerin İslami finansal bilgilere sahip olma düzeylerinin, faizsiz finansal kuruluşları tercih etmeleri üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Araştırma, ilişkisel tarama modeli ile desenlenmiş ve nicel araştırma yöntemleri çerçevesinde yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak 38 maddeden oluşan Likert tipi bir ölçek geliştirilmiş; ölçeğin güvenirlik katsayısı (Cronbach’s Alpha) 0.955 olarak bulunmuştur. Ayrıca, Keşfedici Faktör Analizi (KFA) ile ölçeğin geçerli bir yapıya sahip olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini Batman Üniversitesi bünyesinde görev yapan toplam 269 katılımcı oluşturmaktadır. Veriler, SPSS programı ve Python araçları ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, katılımcıların genel olarak orta düzeyde finansal ve İslami finansal okuryazarlığa sahip olduklarını göstermektedir. Ayrıca, İslami finans okuryazarlık düzeyi ile katılım bankası tercihi arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki (r = 0.64) bulunmuştur. Regresyon analizi sonucunda, İslami finans okuryazarlığının banka tercihini %40,8 oranında açıkladığı görülmüştür (R² = 0.408). Demografik değişkenlere göre yapılan t-testi ve ANOVA analizlerinde de bazı gruplar arasında anlamlı farklar saptanmıştır. Bu doğrultuda, katılım bankalarının toplumun farklı kesimlerine ulaşabilmesi için İslami finansal bilgi düzeyini artırmaya yönelik bilinçlendirme çalışmalarına ağırlık vermesi önerilmektedir.

Finansal OkuryazarlıkKatılım Bankasıİslami Finans
Erdal Özdemir
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Makro ihtiyadi politikaların karşılaştırılması: Covid – 19 dönemi (2020-2022) Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) örneği

Merkez bankalarının doğuşunu, insanlığın ekonomik zorluklarla mücadele etme, refahını artırma arayışının sonucu olarak görmek mümkündür. Merkez bankaları, tarihi gelişimleri boyunca ekonomik dengeyi tesis etme ve ekonomik kalkınmayı destekleme konusunda önemli konuma ulaşmıştır. 2008 küresel krizine dek merkez bankaları, öncelikli olarak fiyat istikrarını hedeflemekteydi. Ancak 2008 krizi, fiyat istikrarı sağlamanın tek başına yeterli olmadığını; finansal sistemdeki zayıflıkların ekonomiyi olumsuz etkileyebileceğini göstermiştir. Bu durumun bir sonucu olarak, finansal istikrarı sağlamak, merkez bankalarının önemli bir hedefi haline gelmiştir. Günümüzde merkez bankaları, hem fiyatları dengelemek hem de finansal sistemi koruyup riskleri yönetmekle görevlidir. Bu değişim, küreselleşen ekonomi ve karmaşık finans piyasalarındaki sistemik riskleri yönetme ihtiyacından doğmuş ve merkez bankalarını ekonomik istikrarın önemli bir unsuru yapmıştır. Küresel salgınlar tarihinde COVID-19, modern çağın en yıkıcı sağlık krizlerinden biri olarak kayda geçmiştir. Dünya çapında çok sayıda can kaybıyla sağlık sistemlerinin zorlanmasına yol açan salgın, benzeri görülmemiş ekonomik etkilere neden olmuştur. 2020'den itibaren dünya ve Türkiye ekonomisi, tedarik zinciri aksaklıkları, talep dalgalanmaları, artan işsizlik ve uygulanan kısıtlamalar nedeniyle ciddi şekilde etkilenmiştir. Bu süreçte ekonomik küçülmeler meydana gelmiş, çeşitli sektörler krizin etkisini farklı yoğunluklarda hissetmiş ve devletler ekonomik iyileşmeyi sağlamak için çeşitli politikalar yürürlüğe koymak zorunda kalmıştır. Bu çalışmada, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından, COVID-19 pandemisi döneminde (2020-2022), uygulanan makro ihtiyati politikaların karşılaştırılması yapılmaktadır. Çalışma, makro ihtiyati politikaların teorik çerçevesi, COVID-19 pandemisinin dünya ve Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini, ECB ve TCMB'nin pandemi sürecinde uyguladıkları para politikalarıyla eş güdümlü ilerleyen makro ihtiyati politika ve araçları incelemektedir. Araştırma, COVID-19 döneminde (2020-2022) uygulanan makro ihtiyati politikaların etkinliğini, ECB ile TCMB’nin rolü hakkında önemli çıkarımlar sunmayı amaçlamaktadır. Ayrıca, bu çalışma, gelişmekte olan ve gelişmiş ekonomiler arasındaki makro ihtiyati politika farklılıklarını anlamaya yönelik bir çerçeve sağlamaktadır.

Avrupa Merkez BankasıMakro İhtiyati PolitikaMerkez Bankası+1
Heja Ekinci
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dicle Kalkınma Ajansı’nın bilinirliği ve etkileri: Batman ili örneği

Bu çalışmada, kalkınma ajansları tanımlanmakta, kalkınma ajanslarının dünyadaki ve Türkiye’deki gelişim evrelerine değinilmektedir. Tez kapsamında Batman ilinde faaliyet gösteren Dicle Kalkınma Ajansı’nın (DİKA) tanınırlığı, bilinirliği, etkileri ve imajıyla ilgili bir değerlendirme yapılmaktadır. DİKA Güneydoğu Anadolu Bölgesi illerinden Mardin, Batman, Siirt ve Şırnak (TRC3) illerini kapsamaktadır. DİKA’nın Batman iline yaptığı yatırımların önemini ve bu yatırımların kamu, özel teşebbüsler, STK’lar ve Batman ilinde ikamet eden bireyler nezdinde bilinirliğinin ölçülmesi açısından anketli bir çalışma yapılmıştır. Batman ilinde yürütülen anket çalışmasında elde edilen veriler T-testi ve Anova testleriyle analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre değişkenler arasında anlamlı farklılıklar görülmüştür. Diğer bir ifadeyle değişkenlere göre etkinlik ve bilinirlik düzeylerinde anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır. Çıkan bulgular doğrultusunda değerlendirmeler yapılmış ve mevcut durumu iyileştirmeye yönelik çeşitli politika önerileri geliştirilmiştir.

Bölgesel KalkınmaDicle Kalkınma AjansıYatırım
Abdulkadir Özçelik
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çevresel bozulmanın iktisadi etkileri: Türkiye örneği

Türkiye, hızlı ekonomik büyüme ve endüstrileşme sürecinde çevresel bozulma ile karşı karşıya kalmıştır. Bu çalışmada, Türkiye'nin 1990-2022 yılları arasındaki ekonomik büyüme ve çevresel bozulma ilişkisi analiz edilmiştir. Türkiye'nin 1990-2022 yılları arasındaki ekonomik ve çevresel verileri kullanılarak yapılan çalışmada başlıca değişkenler; ekonomik büyümeyi temsil eden GSYH (2015 baz yıl), çevresel bozulmayı gösteren CO2 emisyonları (2015 baz yıl) ve nüfus artış oranıdır. Çalışmada kullanılan zaman serisi analizinde öncelikle değişkenlerin durağanlık testi (ADF testi) yapılmış, ardından ARDL modeli uygulanmıştır. ARDL model sonuçlarına göre, CO2 emisyonları ve ekonomik büyüme arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Daha sonra bu ilişkinin seviyesini belirlemek amacıyla FMOLS katsayı testi uygulanmıştır. CO2 emisyonlarının GSYH üzerindeki katsayısı negatif ve anlamlı bulunmuştur, bu da EKC hipotezini destekler niteliktedir. Nüfus artış oranı (NFS) değişkeni ise anlamlı bir ilişki göstermemiştir

Çevresel Kuznets Eğrisiİktisadi Büyüme
Ayhan Kurtul
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İhtiyaç kavramının iktisadi teoride incelenmesi

Bu çalışma, ihtiyaç kavramının iktisadi teorideki yerini ve evrimini incelemektedir. İhtiyaç, iktisadi düşüncenin temel unsurlarından biridir ve bireylerin ve toplumların ekonomik davranışlarını şekillendirmede merkezi bir rol oynar. Çalışmada, ihtiyaç kavramının farklı iktisadi teorilerde nasıl ele alındığı ve bu teorilerin toplumsal ve ekonomik yapılar üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Teorik çerçevede, klasik iktisat, neo-klasik iktisat, davranışsal iktisat ve heterodoks iktisat yaklaşımları ele alınmıştır. Ayrıca, Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi ve Alderfer'in ERG Teorisi gibi ihtiyaç hiyerarşisi modelleri incelenmiştir. İhtiyaç ve istek ayrımı, ihtiyaçların sosyal ve kültürel boyutları da detaylandırılmıştır. Araştırma, literatür taraması yöntemiyle gerçekleştirilmiş olup, geniş bir yelpazede yabancı ve Türkçe kaynaklar kullanılmıştır. Literatür çalışmaları, iktisadi teorilerin ihtiyaç kavramını nasıl ele aldığını ve bu teorilerin pratikteki uygulamalarını anlamada önemli bir temel sunmaktadır. Sonuç olarak, ihtiyaç kavramının iktisadi teorideki yerinin ve öneminin kapsamlı bir analizi yapılmış, farklı teorik yaklaşımlar çerçevesinde ihtiyaçların nasıl ele alındığı ve bu yaklaşımların toplumsal ve ekonomik yapılar üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu çalışma, ihtiyaç kavramının tarihsel gelişimini ve farklı teorik perspektiflerin bu kavrama nasıl katkıda bulunduğunu ortaya koyarak, gelecekteki araştırmalar için sağlam bir temel oluşturmayı amaçlamaktadır.

Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisiİhtiyaç Kavramıİktisadi Teori
Ekrem Argunhan
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gösterişçi tüketime sosyal medyanın etkisi: Batman Üniversitesi örneği

Tüketiciler genel olarak sosyal medyada popüler olan ürünlere ilgi duyarak ve bu platformlar üzerinden yönlendirilerek satın alma davranışlarını şekillendirirler. Bu bağlamda özellikle genç tüketiciler açısından sosyal medya fenomenlerinin ve influencer'ların tavsiyeleri büyük önem taşımaktadır. Sosyal medya, gösterişçi tüketimi artıran bir faktör olarak, bireylerin toplum içindeki statülerini sergileme ve kendilerini ifade etme aracı haline gelmiştir. Bu çalışmada, sosyal medyanın gösterişçi tüketime etkisi ve Batman Üniversitesi öğrencileri üzerindeki yansımaları incelenmiştir. Çalışmanın amacı, sosyal medya kullanımının gösterişçi tüketim üzerindeki etkisini belirlemek ve bu bağlamda Batman Üniversitesi öğrencilerinin sosyal medya alışkanlıklarının tüketim davranışlarına nasıl yansıdığını ortaya koymaktır. Bu amaçla, Batman Üniversitesi'nde öğrenim gören 540 öğrenciye anket uygulanmıştır. Veriler, istatistiksel analiz programlarına kaydedilerek analiz edilmiştir. Güvenilirlik analizi, faktör analizi, t-testi, tek yönlü varyans analizi (Anova), ve regresyon analizleri gibi istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Analizler sonucunda, sosyal medya kullanımının gösterişçi tüketim üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Bunun yanında, öğrencilerin gelir düzeyleri ve sosyal medya kullanım sıklıklarının, gösterişçi tüketim davranışları üzerinde önemli bir etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Çalışmanın bulguları doğrultusunda, gösterişçi tüketimin sosyal medya aracılığıyla nasıl şekillendiği ve tüketici davranışlarının nasıl yönlendirildiği konusunda çeşitli öneriler sunulmuştur. Bu öneriler arasında, sosyal medya kullanımı konusunda bilinç düzeyinin artırılması, tüketicilerin koruyucu tedbirlerle desteklenmesi ve gösterişçi tüketim eğilimlerinin olumsuz etkilerinin azaltılması yer almaktadır. Araştırma, sosyal medyanın tüketici davranışları üzerindeki etkilerini anlamak ve bu etkileri yönetmek adına önemli katkılar sağlamaktadır.

Gösterişçi TüketimTüketici DavranışlarıTüketim Alışkanlıkları
Gülbahar Altuğ
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarımsal desteklemelerin ekonomik etkisi: Konya ili Karapınar ilçesi örneği

Bu çalışma, Karapınar ilçesinin 2014-2023 yılları arasındaki tarımsal üretim dinamiklerini analiz ederek, tarım teşvikleri, ortalama sıcaklık ve toplam yağış miktarının tarımsal üretim üzerindeki etkilerini incelemektedir. Veriler, Tarım ve Orman Bakanlığı, TÜİK ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü gibi güvenilir kaynaklardan temin edilmiştir. Regresyon analizleri, tarım teşviklerinin (LNSP) üretim üzerinde pozitif ve anlamlı bir etki gösterdiğini ortaya koyarken, sıcaklık (LNT) ve yağış (LNR) değişkenlerinin etkilerinin düşük düzeyde ve istatistiksel olarak anlamlı olmadığını göstermiştir. Araştırma sonuçları, tarım teşviklerinin bölgedeki üretim artışında önemli bir role sahip olduğunu, ancak iklimsel değişkenlerin sınırlı bir etkisi bulunduğunu göstermektedir. Çalışma bulguları, tarım politikalarının bölgeye özgü ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden yapılandırılmasını, modern tarım tekniklerinin teşvik edilmesini ve çiftçilere yönelik eğitim programlarının güçlendirilmesini önermektedir. Bölgesel kalkınma stratejilerinin oluşturulması ve çevresel sürdürülebilirlik uygulamalarının hayata geçirilmesi, Karapınar ilçesindeki tarımsal üretim potansiyelinin artırılması açısından kritik öneme sahiptir. Bu çalışma, bölgeye özgü tarımsal politikaların belirlenmesi ve uygulanmasında önemli bir rehber niteliği taşımaktadır.

SıcaklıkTarımTarım Teşvikleri+1
Şenol Öztürk
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerel kalkınmada kadın girişimciliğin önemi: Batman özelinde bir uygulama

Dünya ülkelerinin kalkınmanın ne denli önemli olduğunu fark etmeleri 1900’lü yılları bulmuştur. Bu farkındalıktan sonra hem akademisyenler hem de siyasi otoriteler kalkınma ile ilgili girişimlerde bulunmuşlardır. Kalkınma kavramı, literatürün henüz ortak bir payda üzerinde fikir birliği sağlanamayan, her ülkeye göre anlam ifade eden bir kavramdır. Ülkeler artık ekonomik büyümeyi de kapsayan kalkınma kavramına kendi ülkelerinin ihtiyaçları doğrultusunda anlam yüklemeye başlamışlardır. Refah toplumunun ön koşulunun sadece ekonominin büyümesiyle değil de bir bütün olarak ülkelerin her yöresinin hem ekonomik hem de yapısal olarak geliştirilmesiyle sağlanacağı artık anlaşılmıştır. Bu anlamda artık beşeri sermayenin hem ekonomik hem de sosyo-kültürel anlamda doygunluğu ülkeleri diğer ülkelere karşı bir adım öne çıkaracaktır. Kalkınmanın önemli bir ayağı olan girişimcilik; tıpkı kalkınma gibi anlam bakımından tek bir perspektiften bakılamayan bir kavramdır. Son yıllarda anlamı giderek artan girişimciliğin önemli bir parçası olmaya başlayan kadın girişimcilik; kadının ev ekonomisindeki pasif tasarruf aracı olma özelliğini piyasaya kazandırarak ekonomiye hem ivme kazandırmakta hem de sosyo-kültürel anlamda ülkeleri ileri taşımaktadır. Bu çalışma, kadın girişimciliğin ekonomiye katkısının Batman ili özelinde incelenip elde edilen bulguların akademik literatüre katkı sağlamasını amaçlamaktadır. Batman ilinde kadın girişimciler üzerinde uygulanan anket çalışmasından elde edilen bulgular, kadın girişimcilerin yerel kalkınmaya pozitif katkı sağladığını göstermiştir. Kadın girişimcilere verilen devlet teşviklerinin artırılması ve üniversitelerde verilecek ders ve seminerlerle kadın girişimcilerin desteklenerek potansiyellerinin ekonomiye daha hızlı aktarılması yerel kalkınmayı olumlu yönde etkileyeceği düşünülmektedir. Ayrıca danışmanlık hizmeti verilen yeni genç girişimci adayları cesaretlendirerek kalkınma sürecinin ön ayağı olan kadın girişimciliğin geliştirilebileceği düşünülmektedir.

GirişimcilikKadın GirişimciYerel Kalkınma
Bedriye Hilal Yıldırım Öztekin
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğrudan yabancı yatırımların karbondioksit emisyonu üzerindeki etkisi: Türkiye örneği

Doğrudan yabancı yatırımların Türkiye ekonomisine sağladığı avantajlarının yanı sıra kısa dönemde gerçekleşen doğrudan yabancı yatırımlarda meydana gelen artış karbondioksit (CO2) emisyonunu artırdığı için çevre ve insan üzerinde göstermiş olduğu kirlilik yüzünden dezavantaj yönleri de vardır. Bu çalışmada Türkiye’de 1990 ve 2019 dönemlerini kapsayan verilerden yararlanılarak doğrudan yabancı yatırımların CO2 emisyonu üzerindeki etkisi ARDL sınır testiyle test edilmeye çalışılmaktadır. Çalışmada kısa dönemde doğrudan yabancı yatırımların karbon emisyonu üzerindeki etkisi pozitif ve anlamlı iken; uzun dönemde değişkenler arasında herhangi bir ilişkiye ulaşılamamıştır.

ARDL YaklaşımıDoğrudan Yabancı Yatırımlar
Nesibe Abdal
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
30
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İyi yönetişimin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Türkiye örneği

Tüm ülkelerin en büyük hedeflerinden biri, ekonomik büyümeyi sağlayarak vatandaşlarının yaşam standartlarını yükseltmektir. Bu bağlamda, kişi başına düşen reel GSYH, ekonomik büyümenin temel göstergelerinden biridir. Bu göstergeleri etkileyen diğer koşullar da ekonomik büyümeyi doğal olarak etkilemektedir. Bu çalışmada, kişi başına düşen reel GSYH ile yönetişim kalitesi arasındaki ilişki sınanmıştır. İyi yönetişimin kişi başına düşen gelir üzerindeki etkisi, Doğrusal Olmayan Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Model (NARDL) kullanılarak analiz edilmiştir. Modelde bağımlı değişken olarak GDP (ekonomik büyüme göstergesi), bağımsız değişkenler olarak DB tarafından yayınlanan kamuya açık altı küresel yönetişim göstergelerinin ortalamasını temsil eden YON değişkeni ve kontrol değişkenleri olarak da doğrudan yabancı yatırım (DYY), ihracat hacim endeksi (IHI) ve brüt sermaye oluşumu (BSO) kullanılmıştır. Tahmin sonuçlarına göre, değişkenler arasındaki eşbütünleşme ilişkisinin varlığı F sınır testi yardımıyla araştırılmış ve hesaplanan F istatistiği (4,24), kritik değerden (3,87) büyük olduğundan uzun dönemli ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. NARDL uzun dönem katsayıları hesaplandığında, pozitif yönetişim endeksi katsayısı -3.1489, negatif yönetişim endeksi katsayısı ise -0.3022 olarak bulunmuştur. Bu sonuçlar, yönetişim kalitesindeki %1'lik artışın GDP’de yaklaşık %3.15’lik azalışa, yönetişim endeksindeki %1'lik azalışın da GDP’de yaklaşık %0.30'luk azalışa neden olduğunu göstermektedir. Bu durum, pozitif yönetişim şoklarının kişi başına düşen geliri azalttığını, negatif yönetişim şoklarının da benzer şekilde geliri azalttığını ortaya koymaktadır. Başka bir deyişle yönetişim endeksi üzerine gelen herhangi bir pozitif şokun yani yönetişim kalitesini artıracak politikaların kişi başına düşen geliri azalttığı buna paralel olarak yönetişim endeksinde yaşanacak negatif şokların da kişi başına düşen geliri azaltacağı sonucuna varılmıştır. Bu durum, ilgili dönemde Türkiye örnekleminde, yönetişim kalitesi ile ekonomik büyüme arasında asimetrik bir ilişkinin olduğunu göstermektedir. Ayrıca, ihracat hacim endeksindeki %1'lik bir artış veya azalışın GDP’de yaklaşık %0.60 oranında bir değişikliğe, doğrudan yabancı yatırım oranındaki %1'lik değişikliğin GDP’de yaklaşık %0.11 oranında bir değişikliğe, brüt sermaye oluşumu oranındaki %1'lik değişikliğin ise GDP’de yaklaşık %0.10 oranında bir değişikliğe yol açtığı tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, "yönetişim kalitesi ve ekonomik büyüme arasında ilişki vardır" hipotezini doğrulamış ve Türkiye’de iyi yönetişim ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin asimetrik olduğunu göstermiştir. Bu bağlamda, yönetişim göstergelerindeki artış veya azalışların ekonomik büyüme oranını azalttığı belirlenmiştir.

Asimetrik EşbütünleşmeYönetişim
Hamdullah Dönmez
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarımsal ve hayvansal desteklemelerin kırsal kalkınmaya etkisi: Batman ili örneği

Bu çalışmada tarım ve hayvancılık sektörüne yönelik desteklemelerin kırsal kalkınmaya olası etkilerinin belirlenmesi ve bu desteklemelere ilişkin problemlerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu bağlamda tarım ve hayvancılık sektörüyle ön plana çıkan Batman ili ve ilçelerinde 300’ü tarımsal ve 110’u hayvansal olmak üzere destek alan 410 üreticiye/çiftçiye anket uygulanarak veriler elde edilmiştir. Elde edilen birincil veriler ile frekans ve yüzde dağılım analizleri, parametrik fark testleri (t ve Anova) ve Pearson korelasyon analizi gerçekleştirilmiştir. Analiz bulguları katılımcıların tarımsal ve hayvansal desteklemelerin kırsal kalkınmaya olumlu etkisi ile ilgili yargılarının orta düzeyde olduğunu ve özellikle desteklemelerin çeşitlilik ve miktar açısından yetersiz olduğunu göstermiştir. Araştırma kapsamında desteklemelerin problemleri ile ilgili yargıların ortalaması ve desteklemelerin kırsal kalkınmaya etkileri ile ilgili yargıların ortalamasının bazı değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek üzere sekiz tane hipotez oluşturulmuştur. Parametrik fark testleri olan t ve Anova testleri ile sınanan bu hipotezlerden sadece bir tanesi kabul edilmiştir. Araştırmada ayrıca desteklemelerin problemleri ile ilgili yargıların ortalaması ve desteklemelerin kırsal kalkınmaya etkileri ile ilgili yargıların ortalamasının bazı değişkenlerle ilişkisi için Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Korelasyon analizi sonucunda desteklemelerin problemleri ile ilgili yargıların ortalaması ile gelir değişkeni arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki, desteklemelerin kırsal kalkınmaya etkileri ile ilgili yargıların ortalaması ve gelir değişkeni arasında ise negatif ve anlamlı bir ilişki olduğu bulgulanmıştır.

HayvancılıkKırsal KalkınmaTarım
Yasin Duran
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mikrokredilerin yerel kalkınmaya etkisi: Batman ili örneği

Bu çalışmada özellikle son yıllarda birçok açıdan akademik çalışmalar konusu olan mikrokredilerin yerel kalkınmaya olası etkileri incelenmiştir. Bu bağlamda Batman ilinde mikrokredi alan 126 kadın üyeden anket tekniği ile veriler toplanmış ve analiz edilmiştir. Frekans analizleri sonucunda söz konusu kredilerin başta kadınlara istihdam ve gelir oluşturmanın yanı sıra birçok açıdan Batman il kalkınmasında etkili olduğu görülmüştür. Bununla birlikte katılımcıların büyük çoğunluğu mikrokredileri miktar ve çeşitlilik açısından yetersiz görmüştür. Dolayısıyla bu tür mikrokredilerin çoğaltılması ve yaygınlaştırması ile başta kadın istihdamı olmak üzere yerel kalkınmaya birçok açıdan katkı sunması öngörülmektedir. Çalışmada frekans analizlerinin yanı sıra mikrokredilerin avantajları ile ilgili yargılar, mikrokredilerin problemleri ile ilgili yargılar ve mikrokredilerin yerel kalkınmaya etkileri ile ilgili yargıların katılımcıların tanımlayıcı özelliklerine göre istatistiki açıdan anlamlı farklılık gösterip göstermediğini sınamak için hipotezler oluşturulmuştur. Parametrik ve parametrik olmayan fark testleri ile sınanan hipotezlerin tümü reddedilmiştir. Çalışmada ayrıca verilerin normal dağılımına göre korelasyon analizleri gerçekleştirilmiş ancak değişkenler arasında herhangi bir ilişki bulunamamıştır.

Yerel Kalkınma
Mehmet Melih Koç
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ekonomik özgürlükler ve ekonomik kalkınma ilişkisi: Yeni sanayileşen ülkeler üzerine uygulama

Ekonomi tarihi boyunca ekonomik özgürlükler ve ekonomik kalkınma ilişkisi temel tartışma konularından biri olmuştur. Özellikle 1990`lı yıllarla birlikte ekonomik özgürlüklerin daha somut ve geniş olarak ölçülmesi konu ile ilgili ampirik çalışmaları günden güne arttırmıştır. Bu çalışmada da ekonomik özgürlükler ve ekonomik kalkınma ilişkisi Arjantin, Brezilya, Çin, Filipinler, Güney Afrika, Hindistan, Malezya, Meksika, Tayland ve Türkiye`den oluşan yeni sanayileşen ülkeler (YSÜ) örnekleminde ampirik olarak test edilmiştir. Çalışmada kalkınmayı temsilen insani gelişme endeksi (İGE) ve ekonomik özgürlükleri temsilen de ekonomik özgürlükler endeksi ele alınmıştır. Bu bağlamda öncelikle değişkenlerin yatay kesit bağımlılığı ve homojenliği test edilmiş ardından iki değişken arasındaki nedensellik ilişkisi Kónya (2006) nedensellik testiyle incelenmiştir. Analizler sonucunda Güney Afrika, Meksika ve Tayland ülkeleri için İGE’den EÖE’ye doğru tek yönlü nedenselliğin olduğu, Hindistan ve Malezya için ise İGE ve EÖE arasında çift yönlü nedenselliğin olduğu ortaya çıkmıştır. Arjantin, Brezilya, Çin, Filipinler ve Türkiye için ise herhangi bir nedensellik ilişkisi tespit edilememiştir. Ayrıca EÖE`nin alt endeks nedensellik testlerine göre de ülkeler ve alt endeksler bağlamında farklı sonuçlar bulgulanmıştır. Örneğin Türkiye için ticaret özgürlüğünden İGE`ye, Çin için yatırım özgürlüğünden İGE`ye ve Filipinler için vergi yükünden İGE’ye doğru tek yönlü nedensellik tespit edilmiştir. Yine Arjantin ve Brezilya için hükümet bütünlüğü alt endeksinden İGE’ye doğru tek yönlü nedensellik bulunmuştur.

Ekonomik KalkınmaYeni Sanayileşen Ülkeler
Tuğba Okuyan
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eğitim ve ekonomik büyüme ilişkisi: Seçilmiş ülkeler analizi

Eğitim ve ekonomik büyüme ilişkisi iktisat literatüründe uzun zamandır üzerinde durulan temel konulardan biridir. Son dönemlerde ise konu farklı yöntem ve testlerle daha çok ampirik olarak araştırılmaktadır. Bu ampirik çalışmalarda eğitim ve ekonomik büyüme ilişkisini pozitif olarak bulgulayan çalışma sayısı çok daha fazla olmakla birlikte bu ilişkinin durumu ve yönü ülkeler ve değişkenler bağlamında farklılaşabilmektedir. Buradan hareketle bu çalışmada da eğitim harcamaları ve ekonomik büyüme ilişkisi 1996-2022 dönem aralığındaki veriler ile Avrupa’nın en gelişmiş ekonomilerine sahip olan Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya ülkeleri için ampirik olarak test edilmiştir. Çalışmada kullanılan Durbin-Hausman eşbütünleşme testi sonucunda eğitim harcamaları ve ekonomik büyüme arasında uzun dönem ilişkinin olduğu görülmüştür. Ancak Augmented Mean Group (AMG) tahmincisi kullanılarak yapılan uzun dönemli katsayı tahmin sonuçlarında ise eğitim harcamalarının ekonomik büyümeye etkisinin istatistiksel olarak anlamsız olduğu ortaya çıkmıştır. Ekonometrik testler kapsamında gerçekleştirilen Emirmahmutoğlu ve Köse (2011) nedensellik analizine göre ise panelin geneli için eğitim harcamalarından ekonomik büyümeye doğru tek yönlü bir nedensellik bulunmuştur. Fakat ülkeler bağlamında ele alındığında ise sadece İngiltere için eğitim harcamalarından ekonomik büyümeye doğru tek yönlü nedensellik gözlenmiştir. İtalya için ise ekonomik büyümeden eğitim harcamalarına doğru tek yönlü nedensellik bulgulanmıştır.

Durbin-Hausman Eşbütünleşme TestiEğitim
Veysel Çiftçi
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zorunlu karşılık oranlarının mevduat bankalarının kârlılığı üzerine etkisi: Türkiye uygulaması

2010 yılının son çeyreğinde makro finansal dengesizliklerin azaltılması amacıyla bir para politika aracı olarak zorunlu karşılıklar uygulanmaya başlanmıştır. Zorunlu karşılık oranlarındaki değişimler, kredi hacmini etkileyerek bankaların kârlılığı üzerinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada 2011:1Ç-2022:1Ç dönemi için zorunlu karşılık oranlarındaki değişimlerin mevduat bankalarının kârlılığı üzerindeki kısa ve uzun dönemli etkilerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Zorunlu karşılık oranlarının kârlılık üzerindeki etkisini tahminlemek amacıyla oluşturulan modellere bankaya özgü içsel faktörler ve makroekonomik göstergeleri yansıtan dışsal faktörler, kontrol değişkenler olarak dâhil edilmiştir. Sınır testi yaklaşımı ve gecikmesi dağıtılmış otoregresyon (ARDL) yönteminin uygulandığı analiz sonucunda, zorunlu karşılık oranları ile bankaların aktif kârlılığı, özkaynak kârlılığı ve net faiz marjı arasında uzun dönemli eşbütünleşme ilişkisinin varlığı ortaya konulmuştur. Uzun dönemde zorunlu karşılık oranları mevduat bankalarının söz konusu kârlılık oranlarını arttırıcı bir etkiye sahiptir. Aynı zamanda, zorunlu karşılık oranlarının en fazla özkaynak kârlılığını etkilediği ifade edilebilir. Kısa dönemde ise, zorunlu karşılık oranlarının aktif kârlılık ve özkaynak kârlılığı üzerinde anlamlı bir etkisi bulunamazken, net faiz marjını azaltıcı bir etkiye sahip olduğu görülmektedir. Analiz sonuçlarından yola çıkılarak bankacılık sektörünün güçlenebilmesi için kısa vadeli zararlarına katlanıp, uzun vadede daha sağlıklı bir yapıya kavuşturulması açısından zorunlu karşılık oranlarının aktif olarak kullanılmasının olumlu sonuçlar doğurabileceği bir politika önerisi olarak sunulmuştur.

Bankaların KârlılığıPara PolitikasıPara Politikası Araçları+1
Yasemin Mağın
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sektörel düzeyde enerji tüketiminin büyümeye etkisi: Türkiye örneği

Özellikle son yüzyılda enerjinin büyümenin ana parametrelerinden biri olduğu açıkça anlaşılmıştır. Bu nedenle bir uygarlık lokomotifi haline gelen enerji artan önemi ile birlikte üretimin ve toplumsal refahın kilit unsuru olmuştur. Sektörel ve toplam enerji tüketiminin büyüme üzerindeki etkisini araştıran bu çalışma kapsamında Türkiye için CO2 tüketimi, toplam nihai enerji tüketimi, sanayi, ulaştırma ve diğer sektörlerin enerji tüketimi ile kişi başı gayrisafi yurtiçi hâsıla değişkenlerine ait 1970-2019 dönemi verileri kullanılmıştır. Bu doğrultuda sırasıyla tanımlayıcı istatistikler, Genişletilmiş Dickey-Fuller (1981) ve Phillips-Perron (1988) tarafından geliştirilen birim kök, parametre tahmini için gecikmesi dağıtılmış otoregresif model (ARDL ve son olarak Hatemi-J Roca (2014) nedensellik testleri kullanılmıştır. Araştırma hipotezleri 3 farklı model kurularak test edilmiştir. Kurulan üç modelde göz önünde bulundurulduğunda sanayi sektöründe kullanılan enerji miktarının artması kişi başına düşen geliri artırırken, ulaştırma ve diğer sektörlerde kullanılan enerji miktarı kişi başına düşen geliri azaltmaktadır. Araştırmanın son aşamasında aralarında eşbütünleşme ilişkisi tespit edilen değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi, Hatemi J-Roca (2014) Asimetrik Nedensellik Testi ile incelenmiştir. Asimetrik Nedensellik Testi nedenselliğin yönüne göre; gelirden sektörlere ve sektörlerden gelire doğru olmak üzere iki ayrı grupta toplanmıştır. Sektörlerden gelire doğru nedenselliğin sınandığı test sonuçlarına göre sanayi sektörü enerji tüketiminden kişi başına düşen gelire doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Bu sonuçlar aynı zamanda ARDL sınır testi sonuçları ile paralellik göstermektedir. Öte yandan diğer sektörlerin enerji tüketim miktarının negatif bileşeninden kişi başına düşen gelirin hem pozitif hem de negatif bileşenine doğru nedenselliğin olduğu tespit edilmiştir. Son olarak toplam enerji tüketiminin negatif bileşeninden kişi başına düşen gelirin negatif bileşenine doğru nedenselliğin olduğu bulunmuştur.

Mehmet Şerif Şahin
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kozmetik ürünlerine ayrılan bütçe ve güzellik salonlarının bu bütçeden aldığı pay: Batman ili üzerine bir alan araştırması

Kozmetik sektörü; dünya genelinde hızla büyüyen ve büyük bir pazar oluşturan bir endüstri haline gelmiştir. Bu sektördeki ürünler temel ihtiyaçlar grubunda yer almamasına karşın birçok yaş, cinsiyet ve ekonomik gelir grubunun günlük yaşamda sıkça kullandığı ürünlerdir. Bu çalışmanın temel amacı, Batman il merkezinde kozmetik ürünlerin kullanımında yaş, cinsiyet ve gelir gruplarına göre nasıl bir değişim olduğunu belirlemek, kozmetik ürünlere harcanan para miktarını, kozmetik kapsamındaki ürünlerin hangilerine daha fazla bütçe ayrıldığını ve güzellik merkezlerinden alınan hizmet için ayrılan bütçeyi tespit etmektir.Bu amaçla ankete dayalı alan çalışması yapılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre güzellik merkezlerinden hizmet alma sıklığı arttıkça dışarıdan da kozmetik ürün alımının arttığı bilgisi elde edilmiştir. Batman ili, yüksek nüfus potansiyeli ile kozmetik sektöründe önemli fırsatlar barındıran bir ildir. Bu nedenle il genelinde harcama eğilimleri üzerine yapılan araştırmanın il ekonomisini ve sosyo-ekonomik yapısını anlamada da faydalı olması beklenmektedir.

Kişisel Bakım
Veysel Yıldız
Batman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yatırım davranışlarının ve Covid-19 sürecinin yatırım sonuçlarına etkisi

İşletmeler için yatınm kararlarının verilmesi veya verilmemesi firmaların karlılık, rekabetçilik ve sürekliliğinde kritik etkiye sahiptir. Yatırımın zamanı, büyüklüğü ve niteliği de yatırımın başarısını belirler. Yatırım kararı verilirken, karlılık, rekabet gücü ile birlikte davranışsal faktörler de söz konusudur. Bunlar ile birlikte dünyada yaşanan Covid-19 pandemisinin ekonomik düzeni ve bu süreçte yapılan yatırım kararlarına ve yatırım sonuçlarına etkili olması beklenir. Bu çalışmada Türkiye’de tesadüfi örneklem yolu ile tespit edilen 6.000 işletmeye anket tekniğiyle ulaşılmış ve geçerli 399 işletme verileri incelenmiştir. Anket yöntemiyle toplanan veriler SPSS 21.0 programı ve AMOS 22.0 programı aracılığıyla analiz edilerek değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır. Yapılan analizler sonucunda yatırım davranışlarının yatırım sonuçlarına ilişkin algı üzerinde pozitif etkisi olduğu, Covid -19 sürecinin yatırım sonuçlarına ilişkin algı üzerinde negatif etkisi olduğu ve yatırım davranışı ile yatırım sonuçları arasındaki ilişkide Covid-19 sürecinin düzenleyici bir etkisi olmadığı görülmüştür.

YatırımYatırım DavranışlarıYatırım Sonuçları
Leyla Şahin
Batman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Covid-19 pandemi sürecinde merkez bankaları politikalarının karşılaştırmalı analizi

COVID-19 pandemisi, 2019 Aralık ayında Çin’de ortaya çıkmasının ardından 2020 yılının ilk çeyreğinde dünya geneline hızla yayılarak küresel hale gelmiştir. Salgının yayılmasını önlemek adına kısıtlama kararlarının alınması sosyal yaşamın yanında ekonomik yaşamı da olumsuz etkilemiştir. Ekonomiler üzerinde oluşan olumsuz etkiyi hafifletmek için parasal, mali ve düzenleyici önlemler uygulanmıştır. Bu tezde, seçili merkez bankaların (TCMB, ECB, FED, BCB, SARB) uyguladıkları para politikaların benzerlikleri ve farklılıkları konumlandırılmış ve bu politikaların ekonomileri üzerindeki yansılamaları analiz edilmiştir. Ayrıca, merkez bankaların salgına karşı uygulamaya aldıkları önlemlerin etkisi belirlenen ekonomik göstergeler (Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), Cari İşlemler Dengesi, Toplam İhracat Büyümesi, Toplam İthalat Büyümesi, Kapasite Kullanım Oranı, İmalat PMI, Kişi başı milli gelir) üzerinden 2020 yılı baz alınarak karşılaştırmalı bir şekilde analiz edilmiştir. Parasal önlemlere ek olarak mali ve düzenleyici önlemlere de yer verilmiştir. Seçili merkez bankaları uyguladıkları para politikası ile daha çok olumsuz etkilenen reel sektörü canlı tutmak için kredi akışları sağlanmış ve parasal aktarım mekanizması güçlendirilmiştir. Uygulamaya alınan mali politikalar ile hanehalkı ve işletmelerin gelir kaybı giderilmeye çalışılmıştır. Düzenleyici önlemler ise, bankaların işletmeler ve hanehalkına kredi akışını sürdürmeye yönelik destek/teşvik amaçlı olmuştur. Uygulanan politikalar ile seçili merkez bankaları pandemiye karşı hızlı ve büyük ölçekli önlemler alarak piyasalardaki ekonomik stresi kısa vadede azalttıkları sonucuna ulaşılmıştır. Mali ve para politikaları birbirini tamamlayıcı nitelikte olmuştur. Ayrıca, pandemi ile oluşan ekonomik sorunlar ortaya konularak özellikle başarılı sonuçlar elde etmiş çalışmalardan yola çıkarak politika önerileri üretilmiştir.

Merkez BankalarıPara Politikaları
Ömer Şahin
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sürdürülebilir kalkınmada yenilenebilir enerji: Türkiye örneği

Dünyada gelişmekte olan ülkelerin nüfusu her geçen gün artmakta ve sosyal yaşam standardı iyileşmektedir. Buna bağlı olarak, enerji kaynaklarına olan ihtiyaç da artmakta ve sanayileşme faaliyetleri giderek yaygınlaşmaktadır. Bu durumda, teknoloji geliştikçe enerji talebinin artmaya devam edeceği ve önümüzdeki yıllarda da benzer süreçler yaşanacağı tahmin edilmektedir. Fosil yakıtlar olarak bilinen doğal enerji kaynakları, geçmişten günümüze enerji ihtiyacını karşılamak için yıllardır yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu yakıtların önemli çevre sorunlarına yol açması ve yakın gelecekte rezervlerinin tükenecek olması ciddiye alınması gereken bir sorun olarak görülmektedir. Fosil yakıtlar enerji ihtiyacını karşılamak üzere yenilenebilir enerjiye ana alternatif olarak kullanılmaktadır. Türkiye yenilenebilir enerjiye olan ilginin arttığı bu dönemde özel ve kamu sektörünün motive ettiği önemli yatırımlara imza atmış, yenilenebilir enerjide çok zengin bir altyapıya ve hammaddeye sahip olmuştur. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'nin mevcut enerji potansiyelini analiz etmek ve ülkenin yenilenebilir enerji politikalarını incelemektir.

Enerji PolitikasıSürdürülebilir KalkınmaYenilenebilir Enerji Kaynakları
Numan Ekinci
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Devlet borçlanmasının ekonomik büyüme üzerine etkisi: Türkiye 2002-2008/2008-2019 dönemi üzerine uygulama

Devletler, kamu harcamalarının finansmanında her ne kadar yoğun olarak vergi gelirlerini kullansa da günümüzde borçlanmaya başvurulması oldukça alışılmış bir uygulamadır. Artık olağan gelirler arasında kabul gören borçlanma, özellikle 1980 ve sonrası dönemde Türkiye’nin de içinde bulunduğu dış ekonomiye açılma rüzgarıyla oldukça yoğunlaşmıştır. Borçlanma gelirlerinin kullanım alanları ve yöntemine bağlı olarak enflasyonist etkiler yaratabilmesi, özel sektörü dışlayarak üretim ve istihdam düzeyini olumsuz etkileyebilmesi, gelir dağılımda adaletsizliğe yol açabilmesi, yatırımları olumsuz etkileyebilmesi, vergilerde artışa sebep olarak gelecek kuşaklar üzerinde yük oluşturması gibi sakıncalarından dolayı, devletlerin borçlanma yoluna gitmesinin ekonomik büyüme üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği gibi, temeli Klasikler olan birçok teorinin yanında; ekonomideki atıl kaynakların borçlanma yoluyla üretime entegre edilmesiyle veya borçlanılan kaynakların verimli alanlara yatırılması yoluyla borçlanılan miktarın üzerinde gelir edilerek yeni gelir kaynaklarının yaratılması gibi temeli Keynesyen olan birçok anlayış mevcuttur. Dolayısıyla devletlerin borçlanmaya yaklaşımı konusunda literatürde fikir birliği söz konusu değildir. Borçlanmaya yaklaşımın değişmesi ve devletlerin kolayca başvurduğu bir yol olmasıyla, borçlanmanın değişkenler üzerindeki etkisi, literatürde oldukça ilgi çekici konular arasına girmiştir. Türkiye Cumhuriyeti gibi borçlu doğmuş bir ülkenin günümüze kadar artarak devam eden borçlanma serüveninin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi yapılan birçok ampirik analizle incelenmiştir. Çalışmamızda Türkiye’nin kamu borçlarının büyüme üzerindeki etkisi Granger Nedensellik Analizi ile incelenmeye çalışılmıştır. Dönem olarak; 2002 yılı ile global krizin patlak verdiği 2008 dönemi kamu borçları ile 2008’den günümüze kadar olan dönemdeki kamu borçlarının ekonomik büyümeye etkisi karşılaştırılmalı olarak incelemiştir. Sonrasında 2002-2019 dönemi kamu iç borçları ile kamu dış borçlarının büyüme üzerine etkileri analiz edilerek borçlanma performansı incelenmiştir.

Kadriye Mirzade
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00