
9
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Biyodiesel ve motorin ile çalıştırılan örnek taşıtın standart seri çevrimlerinde tükettiği yakıt ve yaydığı emisyonun nümerik yöntemle etüdü
Bu çalışmanın amacı diesel motorlu taşıtlara alternatif bir yakıt olan biyodieselin kullanımınınincelenmesidir. Çalışma, sabit bir deney düzeneği üzerindeki bir diesel motorda yapılmıştır.Deneylerde petrol kökenli diesel yakıtı ile biyodiesel yakıtı kullanılmış ve her iki yakıtınperformans ve emisyon verileri kaydedilmiştir. Deney düzeneğinden elde edilen deneysel verilerMatlab'ta hazırlanan bilgisayar programında kullanılmış ve sanal olarak farklı çeşit vesegmentteki örnek taşıtlarda standart seri çevrimlere uygulanmıştır. Bu uygulama neticesinde herörnek taşıt için yakıt tüketim ve emisyon yayılımları her iki yakıt tipi için karşılaştırılmıştır.
Biodiesel ile çalıştırılan belediye otobüsünün egzoz emisyonlarının nümerik yöntemle etüdü
Bu çalışmada şehir içi trafiğin önemli bir bölümünde bulunan toplu taşıma için kullanılan otobüslerin motorlarında biodieselin yakıt olarak kullanılmasının araçlardan kaynaklanan emisyonlar üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Çalışma sabit bir test düzeneğinde yapılan motor testleri ve bu deneysel verilerin Q-basic'te hazırlanan bilgisayar programında kullanılmış ve özellikleri belirtilen belediye otobüsü için hazırlanan gerçek çevrimler uygulanmıştır. Bu testlerde biodiesel ve diesel yakıt olarak uygulanmış ve uygulama neticesinde motor performansları ve emisyon değerleri her iki yakıt için karşılaştırılmıştır.
The usage of natural fiber reinforced hybrid composite materials as an alternative to automobile interior plastics
Material selection has recently started to play an important role in the engineering design of a successful sustainable product. Today, the purpose of turning unsustainable products into sustainable ones has emerged in many sectors. In this context, the importance given to natural fiber reinforced composite materials is rapidly increasing in terms of both application areas and unique properties. In this study, composite material was produced by using vacuum-supported resin transfer method (VARTM) with linen material reinforced epoxy matrix from natural fibers. Experimental studies were conducted to evaluate the application of natural fiber reinforced composite materials as an alternative to plastics used in the vehicle interior. The composites produced by using vacuum infusion method have been applied thermogravimetric analysis, differential scanning calorimetric analysis, water absorption, hardness and impact test, and the basic mechanical properties and thermal stability of the materials have been determined. When the results were evaluated, it was found that adding glass fiber of different weights per square meter to the natural fiber significantly increased the properties of the composites.
Elektrikli araçlarda kullanılan PEM yakıt pillerinin performansı üzerine kanal blokajlarının etkisinin incelenmesi
Günümüz dünyasında sanayileşme ve artan insan nüfusu gibi faktörler nedeniyle enerji talebi her geçen gün artmaktadır. Bu durum insanoğlunu, alternatif, temiz ve sürdürülebilir bir enerji kaynağı ve teknolojisi arayışına itmiştir. Bu noktada hidrojen enerjisi ve yakıt pili teknolojisi geleceğin enerji kaynağı olarak görülmektedir. Yakıt hücreleri, hidrojen yakıtındaki kimyasal enerjiyi doğrudan elektrik enerjisine dönüştüren elektrokimyasal enerji cihazlarıdır. Bu tez çalışması temel olarak yakıt hücresi bileşeni olan bipolar plakaların daha yüksek akım yoğunluğu sağlayacak şekilde geliştirilmesini konu almaktadır. Bu amaçla, bipolar plakalarda bulunan akış kanalları üzerine, geometrik şekil, sayı, yükseklik ve konum olarak farklı varyasyonlarda engeller yerleştirilmiştir. İlk aşamada tasarlanan modellerin hesaplamalı akışkanlar dinamiği (CFD) metodu ile analizleri yapılmıştır. Ardından en verimli BPP akış alanına sahip yakıt pili ile standart serpantin tasarımına sahip yakıt pili aynı koşullarda deneysel olarak test edilmiş ve akım/gerilim eğrileri elde edilmiştir. Sonuç olarak, bipolar plakalara engel yerleştirilmesi, hücrenin akım ve güç yoğunluğu değerlerini arttırmaktadır. Yapılan deneysel testler sonucunda, optimize edilmiş engel biçiminde üretilen katot plakasının bulunduğu yakıt hücresinin çıkış gücü, standart serpantin yapısındaki yakıt hücresinin çıkış gücüne kıyasla arttığı görülmüştür. Yapılan çalışma sonucunda, hücrenin birim aktif alanından elde edilen net güç miktarı arttırılmış bir yakıt hücresi elde edilmiştir.
Dizel motorunda fındık yağı esterinin alternatif yakıt olarak kullanılabilirliği
ÖZET Yüksek Lisans Tezi DİZEL MOTORUNDA FINDIK YAĞI ESTERİNİN ALTERNATİF YAKIT OLARAK KULLANILABİLİRLİĞİ Arzu KEVEN Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Otomotiv Anabilim Dalı 2005, Sayfa: 51 Günümüzde içten yanmalı motorlarda genellikle petrol ürünleri kullanılmaktadır. Petrol ürünlerinin giderek tükenmesi yemlenebilir enerji kaynaklarının araştırılmasına neden olmaktadır. Dizel motorlarında yenilenebilir enerji kaynağı olarak bitkisel yağlar kullanılmıştır. Bu çalışmada ham fındık yağından fındık yağı etil esteri elde edilmiştir ve belirli oranlarda motorin ile karıştırılmıştır. Elde edilen bu karışım yakıtları tek silindirli, dört zamanlı, direkt püskürtmeli bir dizel motorunda kullanılarak bu yakıtların motor performansı ve egzoz emisyonları üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Sonuç olarak fındık yağı etil esteri ile motorin karışımlarının yakıt enjeksiyon sisteminde yakıt cinsine göre gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra dizel motorlarında kullanılabileceği ifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler : Alternatif yakıtlar, Dizel motorlar. VII
Birden fazla delikli dairesel kesitli türbülatörlerin ısıl performans parametrelerinin araştırılması
..Dairesel kesitli türbülatörler, endüstriyel ısı değiştiriciler ve boru sistemlerinde sıklıkla kullanılan önemli bileşenlerdir. Bu tür türbülatörler, akışkanın hareketi sırasında türbülans oluşturarak ısı transferini artırmaya ve akış direncini değiştirmeye yönelik olarak tasarlanmıştır. Dairesel kesitli türbülatörler, genellikle boru içine yerleştirilen ve akışkanın akış yönünde veya karşı yönde hareket eden kanatçıklardan oluşur. Bu çalışmada, dairesel kesitli türbülatörlerin tanımı, işlevi, tasarımı, uygulamaları ve performansı hakkında detaylı bir bilgilendirme sunulacaktır. Dairesel kesitli türbülatörlerin temel amacı, boru içindeki akışkanın akış özelliklerini değiştirerek ısı transferini artırmak ve enerji verimliliğini artırmaktır. Bu tür türbülatörler, borunun iç yüzeyine monte edilir ve akışkanın hareketi sırasında türbülans oluşturarak ısı transferini artırır. Bu türbülatörler genellikle metal veya plastik malzemelerden imal edilir ve çeşitli geometrik yapılarla tasarlanabilir. Dairesel kesitli türbülatörlerin tasarımı, ısı transferi performansı üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Türbülatör kanatçıklarının boyutu, şekli, aralığı ve eğimi gibi faktörler, akışkanın akışını ve türbülans oluşturma kapasitesini belirler. Optimum tasarlanmış bir türbülatör, boru içindeki akışkanın türbülans seviyesini artırırken, aynı zamanda akış direncini minimize ederek enerji verimliliğini artırır. Dairesel kesitli türbülatörlerin uygulama alanları oldukça geniştir. Bunlar endüstriyel ısı değiştiriciler, kazanlar, boru hatları, buhar jeneratörleri, soğutma sistemleri ve havalandırma sistemleri gibi birçok farklı uygulamada kullanılır. Özellikle yüksek ısı transferi gerektiren endüstriyel uygulamalarda yaygın olarak tercih edilirler. Dairesel kesitli türbülatörlerin performansı, ısı transferi ve basınç kaybı gibi önemli parametrelerle değerlendirilir. İyi bir türbülatör tasarımı, yüksek ısı transferi sağlarken, akış direncini minimize eder ve enerji verimliliğini artırır. Bu nedenle, türbülatörlerin performansını değerlendirmek için deneysel ve sayısal analizler sıklıkla kullanılır. Dairesel kesitli türbülatörlerin performansı üzerine yapılan araştırmaların birçoğu, farklı türbülatör tasarımlarının ısı transferi ve basınç kaybı üzerindeki etkilerini incelemiştir. Bu çalışmalar, türbülatör tasarımının ısı transferi performansı üzerindeki etkilerini anlamamıza yardımcı olur ve daha etkili türbülatör tasarımlarının geliştirilmesine olanak tanır. Sonuç olarak, dairesel kesitli türbülatörler, endüstriyel ısı değiştiriciler ve boru sistemlerinde kullanılan önemli bir bileşendir. İyi tasarlanmış ve optimal bir şekilde kullanılan türbülatörler, enerji verimliliğini artırabilir ve işletme maliyetlerini azaltabilir. Bu nedenle, türbülatörlerin tasarımı ve performansı üzerine yapılan araştırmaların önemi oldukça büyüktür ve gelecekte de bu alandaki çalışmaların devam etmesi beklenmektedir.
Çift yakıtlı bir dizel motorda bütanol izomerlerinin yakıt olarak kullanımının deneysel araştırılması
İçten yanmalı motorlarda kullanılan fosil kökkenli yakıtlar hem tükenme riski ile karşı karşıya kalmış hemde yüksek kirletici yapıları ile tartışılır hale gelmiştir. Kirletici emisyonlar, özellikle dizel motorlarda tehlikeli bir yapıya sahip olup, bu motorların kullanımlarını kısıtlamaktadır. Araştırmacılar bu problemlerin üstesinden gelmek için alternatif yakıt ve yanma stratejileri üzerine araştırmalar yürütmektedir. Bu tez çalışması kapsamında dizel bir motorda alternatif yakıt kullanımı ve çift yakıt stretejisi uygulanarak yanma karakteristikleri ve kirletici emisyon oluşumlarına etkisi incelenmiştir. Çalışmalar tek silindirli, hava soğutmalı ve common rail yakıt enjeksiyon sistemine sahip dizel bir motorda sabit motor hızı 2400d/d ve sabit motor yükü %50 şartları altında gerçekleştirilmiştir. Alternatif yakıt olarak bütanol izomerleri olan nbütanol, sec-bütanol, izo-bütanol ve tert bütanol seçilmiştir. Böylelikle son yıllarda umut verici alternatif bir yakıt olan bütanol için detaylı bir araştırma yapılmıştır. Çift yakıtlı yanma statejisinde ise dizel yakıtı silindir içine direkt enjekte edilirken, ikincil yakıt (bütanol) port enjeksiyon tekniği kullanılarak emme zamanı başında silindir içerisine gönderilmiştir. Bütanol izomerlerinin %15, %30 ve %45 karışım oranı için testler tekrarlanmıştır. Bu tez çalışması sonucunda, bütanol izomerlerinin bir dizel motora çift yakıt stratejisi ile birlikte kullanımına ait sonuçlar detaylı olarak sunulmuştur. Deney motorundan elde edilen yanma karakterisitkleri ve kirletici emisyon sonuçları çalışma parameterelerine göre tartışılmıştır. Bütanol izomerleirnin çift yakıt stratejisi ile kullanımında motor performasnında çok öenmli bir kayıp yaşanmazken, duman opaklığında çok öenmli bir azalma olduğu aynı zamanda düşük karışım oranlarında eş zamanlı olarak NOx emisyonlarınında azaldığı gözlenmiştir
Nano kompozit elastomerik elektrik iletken malzemelerde çatlak oluşum ve ilerlemesinin dıc metodu yardımı ile deneysel olarak incelenmesi
Doğal kauçuğun çatlak oluşumunu ve ilerleme direncini birçok faktör etkilemektedir. En önemli faktörlerden biri, kauçukta kullanılan dolgu maddesi tipidir. Son zamanlarda, iki boyutlu düzlemsel grafen (grafen nanoplakaları; GNP'ler) ve çok duvarlı karbon nanotüpler (MWCNT'ler) nanodolgular olarak mükemmel takviye etkinlikleriyle büyük dikkat çekmektedir. Bu nanodolgular, takviye olarak çok düşük oranlarda kullanıldığında bile, kauçukların sadece mekanik özelliklerini değil, aynı zamanda çalışma ömrü (yorulma ömrü), elektrik iletkenliği, yırtılma direncinde iyileşmeler sağlamaktadır. Bu çalışmada, iki aşamalı mekanik bir karıştırma yöntemiyle ana malzemesi SVR olan bir kauçuk karışımı (SVR, SBR ve CBR) ve nanodolgular karıştırılarak elektriksel iletkenliğe sahip iki nanokompozit numune grubu hazırlanmıştır. Birinci grup grafen nanoplakalar (GNP'ler) ile takviye edilirken, ikinci grup ise çok duvarlı karbon nanotüpler (MWCNT'ler) ile takviye edilmiştir. Deneysel olarak sanki-statik yüke maruz bırakılan tek kenarına kesik açılmış (düz çentik) numuneler ile çatlak başlangıcı tahrik edilmiştir. Elde edilen bu tek kenar kesikli numunelerde çatlak ilerlemesi ve elektriksel direnç ilişkisini belirlemek için çekme deneyleri gerçekleştirilmiştir. Çatlak ucuna yakın bölgedeki lokal birim uzama dağılımını araştırmak için Dijital Görüntü Korelasyonu (DIC) tekniği kullanılmıştır. Sonuçlar çatlak uzunluğu, grafen dolgu oranı ve elektriksel iletkenlik özellikleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için değerlendirilmiştir. GNP'ler, nanokompozitin yırtılma direncini olumsuz bir şekide etkilerken, MWCNT'lerin etkisi yırtılma direncini artırma yönünde elde edilmiştir. Nanokompozitin yırtılma davranışında çatlak ucuna yakın alandaki lokal performansla çok yakın bir ilişkisi olduğu gözlemlenmiştir. Her iki nanokompozitin elektrik iletkenliği, nanodolgu maddesi tarafından oluşturulan ve elektrik direncini azaltan iletken ağ ile geliştirilmiştir.
Binek araçların montajında kullanılan saplamaların kaynak prosesinde saplama kopmasına etki eden parametrelerin incelenmesi
Bu tez çalışmasında otomotiv montaj parçalarının gövde üzerine sabitlenmesi sırasında kullanılan saplamaların parça montajı esnasında sacı yırtarak kopmasına etki eden parametreler incelenmiştir. Çalışma kapsamında, Minitab 18 programına kopmaya etki ettiği belirlenen faktörlerden sac malzeme cinsi, sac kalınlığı ve sıkım değeri iki seviyeli olarak girilmiş ve on tekrarlı deney tasarımı yapılmıştır. Deney tasarımına göre çelik saplamalar ark saplama kaynak yöntemi ile 0,7 mm ve 1,2 mm kalınlığındaki IF 210 ile DP 600 saclar üzerine kaynatılmıştır. Saplama kaynatılmış parçalar üzerine 6 Nm ve 4,5 Nm sıkım tork değerlerinde parçalar sıkılmıştır. Sıkım esnasında sacın arka yüzünde oluşan çökme miktarları ölçülerek parametrelerin çökme miktarına etkisi incelenmiştir. Saplamanın sacı yırtarak kopmasını önlemek için sacın arka yüzeyinde oluşan çökme miktarının minimum olması hedeflenmiştir. Minitab 18 de yapılan optimizasyona göre 1,2 mm kalınlığında DP 600 saca kaynatılmış saplamaya montaj parçası 4,5 Nm ile sıkıldığı durumda sacın arka yüzeyinde hedeflenen minimum çökme görülecektir. Bu sayede parçaların montajında kullanılan saplamaların sıkım esnasında sacı yırtarak kopmasının önüne geçilecektir.