
20
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Erken Çağ Orta Asya Türk Şaman geleneğinde hayvan figürleri ve onların seramik sanatında yorumları
Türklerin İslam'la tanışmasından önceki süreçte ideolojik, sosyolojik ve kültürel olarak yönlendirici fonksiyon üstlenen Şamanlık felsefesi, Türk kültürünün bütün yönlerini kapsamaktadır. Türklerin zamanla kabul ettikleri dinlerde de (Manihaizm, Budizm, Hıristiyanlık, Musevilik) Şaman öğelerini Türk bilincinden ve Türk kültüründen tamamen silip atamamıştır. Şamanlık, yeni oluşan kültür çevresine bir denge oluşturup ayak uydurarak yaşamını sürdürmüştür. Takip edilen öğeler Şaman unsurlarını yeni dinlerin alt yapısına itmiştir ki, bugün bunlar Türk geleneksel inancının oluşturmakta ve dini kaynaklarda batıl inanç olarak bilinmektedir.Bütün yönleriyle Şamanlık, eski Türklerin yalnızca inanç sistemini değil, aynı zamanda felsefesini de oluşturur. Şaman dünya görüşünün en karakteristik özelliklerinden biri tabiatla cemiyetin birbirinden ayrılmadan, bir bütünlük oluşturmasıdır. Bu nedenledir ki Şamanlığı bütünüyle `'doğa dini'' diye adlandırmak mümkündür. Bu bağlamda doğanın en temel unsurlarından sayabileceğimiz hayvanlara Şamanların verdiği değer oldukça önemlidir. Yaradılış döngüsü içinde anlamlandırılan Yüce Ruh kavramının Şamana hayvanlar aracılığıyla acıma, koruma, şefkat, saygı duygularını ihsan ederek, tüm bunların hayatı yönlendirdiğini düşünmüştür.Şaman felsefesine göre, hayvanlar, fiziksel dünyamızda başarıya erişebilmemiz için nasıl davranmamız ve ne yapmamız gerektiğine ilişkin bazı belirli nitelikler ve davranışlar sergiler. Bütün yaşamımız boyunca her hayvanın bize öğreteceği ve bizimle paylaşacağı şifa güçleri vardır.Türkçe Anahtar Kelimeler:1- ?aman 2- Şamanizm - Din -4- Seramik 5- Sanat
Suda çözünen metal tuzları
Suda Çözünen Metal Tuzları? isimli tez çalışması beş ana bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde porselen malzemenin tanımına, tarihçesine yer verilmesinin yanında malzemenin teknik, kimyasal özellikleri ve şekillendirme, dekor, pişirim gibi temel oluşum aşamalarından bahsedilmiştir.İkinci bölümde, çalışmanın esas konusu olan suda çözünen metal tuzlarının, renklendiricilerin neler olduğu ve bu renklendiricilerin kimyasal özelliklerinin yanı sıra birbirlerinin ve bünye üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu bölümün temel kaynağı Prof. Arne Ase' ye ait ?Watercolour on Porcelain? adlı kitabıdır. Yine bu bölümde konuyla ilgili çalışmaları olan sanatçılar ve eserleri araştırılmıştır.Üçüncü bölümde renklendiriciler ile hazırlanan çözeltilerin bünye üzerine uygulanması sırasında kullanılan tekniklerden ve uygulama aşamalarından, yardımcı malzemelerden söz edilmiştir.Dördüncü ve beşinci bölümlerde tüm bu ön araştırmaların sonucunda yapılan deneyler ve deney sonuçlarının çalışmalar üzerindeki etkileri incelenmiştir.
Seramik kaplama sanayinde desen teknolojileri ve uygulamaları
Seramik Kaplama Sanayinde Desen Teknolojileri ve Uygulamaları? isimli çalışmam dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Seramik kaplama (karo) nedir? Karo çeşitleri, Seramik karolarda güvenlik şartları, ürün grupları ve kapsamlarına da değinilmiş, bu konular hakkında bilgiler verilmiştir.İkinci bölümde seramik karo seçimi, seramik karoların kullanım alanlarına ve seramik karoların tercih edilme nedenlerine değinilmiştir.Üçüncü bölümde ise, seramik kaplama sanayinde desen aktarım teknolojileri; serigraf (ipek baskı) baskı, rotatif sistemler, dijital baskı sistemleri ve dekal sistemleri tanıtılmıştır.Dördüncü ve son bölüm olan ?Desen Aktarım Teknolojileri ile yapılan Uygulamalar? bölümünde rotatif baskı sisteminin ve düz elek sisteminin uygulamalarına yer verilmiştir.Sonuç bölümünde ise desen aktarım teknolojilerinden kısaca bahsedilmiş ve yapmış olduğumuz tez çalışmamızın gerek endüstri gerekse eğitim ortamı için amacı belirtilmiştir.Anahtar Kelimeler: 1- Yer-Duvar karosu 2-Karo Tasarımı 3-Teknoloji 4-Aktarım Teknolojileri
Karacasu Çömlekçiliğinden yola çıkılarak hediyelik ürün tasarımı ve uygulaması
Karacasu Çömlekçiliğinden Yola Çıkılarak Hediyelik Ürün Tasarımı ve Uygulaması? isimli çalışmam dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölüme ?Karacasu İlçesine Kısa Bir Bakış? adı verilmiştir. Bu bölümde Karacasu ilçesinin coğrafi konumuna, tarihine, Karacasu ilçe merkezine 12 km uzaklıktaki Geyre köyü sınırları içerisinde bulunan Afrodisyas antik kentine ve Karacasu çömlekçiliğinin kısa tarihine değinilmiş, bu konular hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Karacasu çömlekçiliği üretim süreci anlatılmıştır. Çamur yapısı, çamur yatakları, çamur hazırlama, şekillendirme, çarkla şekillendirmede kullanılan aletler, astarlama, kurutma ve pişirme aşamalarına değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise, Karacasu çömlekçi atölyelerinde üretimi yapılmış ve yapılmakta olan formlar, fotoğraflı olarak açıklanmış, Karacasu çömlekçiliğinde yapılan dekorlama teknikleri anlatılmış ve dekor aşamasında kullanılan yöreye özgü aletler tanıtılmıştır. Dördüncü ve son bölüm olan ?Hediyelik Ürün (Turistik Eşya)? bölümünde; uygulama önerileri, tasarım ve yapım tekniklerine yer verilmiştir. Türkçe Anahtar Kelimeler: 1. Karacasu 2. Kil 3. Çömlekçilik 4. Astar 5. Geleneksel 5
Cam sanatında vitray teknikleri
Sanatın gücü, tüm nesnelerin üzerindeki etkisini camın üzerinde de göstermiştir. Tarihsel süreçteki sanatsal faaliyetlerde malzeme olarak camın etkisi yoğun olmasa bile, sanat, kuşkusuz tüm nesneleri nasıl kabul ediyorsa camı da bu sanatsal süreçte kendi içinde bir sürekliliğinin oluşmasına katkıda bulunmuştur. Teknolojinin ilerlemesi ve beğenilerin farklılaşması camı da etkilemiştir. Camın teknik olarak çok farklılık göstermesi kullanım alanlarındaki etkiyi yüksek kılmasını sağlamıştır. Cam tekniklerinden biri olan vitray tekniğinde, çağın ilerlemesi ile kendi bünyesindeki tüm vitray teknikleriyle çağdaş form ve çizgilerin hızlı devreye girmesini sağlamıştır. Cam vitray sanatında farklı tekniklerin ve yorumların gelişmesi, yeni arayışların önünü açmıştır. Bu aşamanın yanı sıra vitray eğitimi, yaygın eğitimden örgün eğitime geçmeye başlamıştır. Bu oluşuma katkı sağlayan birçok fakülte, yüksekokul ve diğer eğitim kuruluşları cam vitray sanatının örgün eğitimdeki yerini almasına öncülük etmişlerdir. Bu sayede cam sanatının tekniklerinden biri olan vitray, sanatsal ve camın yerleşik hayata girişi ve oluşumu süresindeki yerini korumaktadır. Anahtar Kelimeler: cam, vitray, sanat, saydamlık, ışık.
Kültür endüstrisinde sanat ve tasarım nesnelerinin göstergeleri ve seramik uygulamalar
Kültür kavramının kendi kendine, herhangi bir dış etmenin etkisinde kalmadan oluşumunun üzerine endüstrinin ekonomik çerçevedeki ve sınırları aşarak getirdikleriyle birlikte kültürün yapısında oluşan bozunma hem toplumu hem de toplumu meydana getiren değerleri etkilemiştir. Ancak bazı değerler kapitalizmin bir aracı olarak ekonomiye eklemlenmiştir; bu değerlerden biri de sanattır. Aynı şekilde tasarım da, kültürün içerisinde var olan, ancak yüzyıllar sonra kuramsallaşan, literatürde yerini alan, zanaatı ve sanatı kapsayan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Sanatın ve tasarımın yeni üretilen toplumsal kavramları ve endüstrileşen kültürün içerisindeki hareketleri ve bunların nasıl birer yol izledikleri son yıllarda pek çok tartışmanın da konusu olmuştur. Kavramların iç içe geçerek piyasalaştığı sanat ortamında, tasarım ve kültür kavramları da piyasanın koşulları doğrultusunda yeniden biçimlendirilmiştir. Bu kavram karmaşası bireylerin ihtiyaçlarını da derinden etkilemiştir. İstekler, ihtiyaçlar ve arzulara karşı sürekli yeni olanın arzı, kendisine genel geçer anlık duyguların eşlik ettiği yeni hayat tarzları yaratmıştır. Kültür ise genel geçerlik üzerine değil, yerellik üzerine temellenmiştir. Oysa sınırların ortadan kalktığı 'küresel köy' perspektifini yitirmiş ve tek bir düzlem olarak sunulmaktadır. Dolayısıyla yerellik ortadan kalkmış, dünyanın her bir noktasında her bir his, her bir an, her üretilen sanat eseri aynılaşmaya başlamıştır. Bu tekdüzeliğin üzerine ihtiyaçlardan doğan talep yok edilmiş, yerine itibar ve lüks kavramı getirilmiştir. Piyasalaşan sanat, ihtiyacın iktisadi kodlarını galeriler, mezatlar ve ses getiren lüks sergiler üzerinden tekrar yorumlamış ve bunu endüstriyel bir araç haline getirmiştir. İhtiyaç artık hümanist bir kavram değil, 'piyasa'ya hizmet eden bir kavram halini almıştır. Tasarım nesnelerinin işlevselliğiyle sanat nesnelerinin işlevsizliği arasında bir fark kalmamıştır. Bu tartışmalar üzerinden lüks kavramı, tasarımın işlevselliği ya da sanatın işlevsizliği odak noktası alınarak, seramik malzemesi ile bu birbirine geçen kavramların göstergeleri tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kültür, Toplum, Sanat, Tasarım, Göstergebilim.
İnsan biçimli seramik kaplar
İnsan biçimli betimlemeler her zaman mit, masal ve efsanelerin başlıca aracı olarak görülmüştür. Antik Çağ insanının hayallerinin, korkularının veya soyut kavramların kişileştirilmiş biçimi olarak ortaya çıkan bu betimlemeler, tasvir sanatında en çok karşılaşılan betimlemelerdendir. İnsan niteliklerine sahip imgeler kendimize dışarıdan bakmamızı sağlarlar. Bu yüzden bir tabiat olayının kişileştirilmesi veya insanların iyi ya da kötü taraflarının bir yansıması olarak sıklıkla karşımıza çıkarlar. Neolitik dönem insanları, Prehistorik çağlarda başlayan ana tanrıça inancı ile dini amaçlı figürinler yapmışlardır. Çamurun yaşanılan çevrede kolay bulunabilmesi, üretimde ağırlıklı olarak tercih edilen hammadde olmasını sağlamıştır. Büyüsel nitelik taşıdıklarına inanarak pişmiş topraktan ürettikleri figürinlerden sonra idoller ve idollerden sonra da, insan biçimli kaplar ortaya çıkmıştır. Üretilen bu insan biçimli kaplar da genellikle kadın betimlemesi şeklinde olmuştur. Dini ritüellerde sık sık sunu kabı olarak kullanılan bu kaplar, işlev ve fonksiyonları arttırılarak gündelik hayatın her alanına girmiştir. Günümüzde de popülaritesini kaybetmeyerek sanatçılar tarafından konu olmaya devam etmektedir. Bu çalışmada bir taraftan insan biçimciliğin din, mit, bilim ve sanatta içerdiği evrensel kavramlar ve betimlemeler irdelenirken, diğer taraftan kültürel etkilerinin sanat yapıtına yansıması araştırılmıştır. Seramik çalışmalarım için kaynak oluşturabilecek bulgular elde edilmesi amaçlanmış bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde insan biçimciliğin genel tanımı, tarihi ve din, bilim, mitoloji ve sanatta ele alınışı; ikinci bölümde seramiğe yansıması; üçüncü bölümde günümüz seramik sanatında bu konuya yaklaşımların örnekleriyle araştırılması; dördüncü bölümde ise konuyla ilgili uygulamalar yer almaktadır. İnsan biçimciliğin hayvanlar, objeler, gerçek ya da hayali varlıkları da içine alan geniş bir kavram olması nedeniyle, sadece insan biçiminin içinde bulunduğu formlar incelenmiştir. İnsan biçimli seramik kap örneklerini incelerken pek çok form ve betimleme ile karşılaşılmış, bundan dolayı da Anadolu'da bulunan insan biçimli kaplar ağırlıklı olarak değerlendirmeye alınmıştır. Yazılı ve görsel kaynakların yanı sıra çevrim içi kaynaklardan da yararlanılmış, tezin metinsel kısmı oluşturulurken bu araştırmalara eş zamanlı olarak kişisel edinimler seramik formlar üzerinde yansıtılmaya çalışılmıştır.
Anadolu Selçuklu dönemi sikkelerinin seramik yüzeylere yansımaları
Bu araştırmadaki tasarımların temel çıkış noktasını, Anadolu Selçuklu sikkelerinden hareketle geliştirilen seramik formlar oluşturmaktadır. Araştırmamızda, söz konusu sikkelerin görsel özelliklerini kadın bedeni başta olmak üzere modern görsel imgelerle sentezleyen bir yaklaşım çerçevesinde, özgün eserlerin ortaya konması amaçlanmıştır. M.S. 11. ve 13. yüzyıllar arasında, Anadolu'da bilimde, uygarlıkta, ekonomide ve kültürel faaliyetlerde parlak bir süreç yaşayan Selçuklular, gerek politik yapılanmada gerekse kültür alanında gerçekleştirdikleriyle özgün ve köklü bir uygarlığın yaratıcısı olmuşlardır. Böylesine güçlü bir devletin sanat parçalarından bir kısmını oluşturan sikkeleri de, dönemin tarihine, ekonomisine, kültürüne ve sosyal yaşantısına ışık tutan tarihi bir belge niteliğindedir. Anadolu Selçuklu hükümdarlarının kestirdikleri sikkelerin üzerinde yer alan süslemelerin esas alındığı araştırmamızda, Türkiye'deki en zengin Selçuklu Koleksiyonu'na sahip olan Yapı Kredi Bankası Müzesi'nin arşivinden ve İzmir Arkeoloji Müzesi'ne bağlı olan Şevkullah Bal Koleksiyonu'ndan faydalanılmıştır. Restorasyonda olması sebebiyle İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin teşhirdeki sikkeleri incelenememiş, araştırma yöntemi bu iki arşivle sınırlandırılmıştır. Anadolu Selçuklu sikkelerinin sanat dalları ile olan etkileşimlerinin irdelenmesinde; sikkelerdeki süslemeler, dönemin resim anlayışı, inanç ve düşünce sistemi referans alınmıştır. Sikkelerin üzerinde yer alan süslemelerin, Selçuklu sivil ve dini mimari yapıları, el sanatları, taş, ahşap ve çini işçiliğindeki örneklerle yapılan karşılaştırmaları sonucunda, süslemelerdeki biçimin dönemin inanç ve düşünce sistemiyle bütünleştiği ve her sanat dalında ortak bir dil olarak çokça kullanıldıkları tespit edilmiştir. Dolayısıyla bu tespit, sikkeler üzerine uygulanabilecek, dönemin zengin kültürünü yansıtan daha pek çok motifin önerilmesi için kültürel bir alt yapı oluşturmaktadır. Bu bağlamda, Anadolu Selçuklu sikkeleri ve üzerlerinde yer alan süslemeler, kavramsal olarak ele alınmış ve seramik uygulamalar yapılmıştır.
Günümüzde Anadolu'da kadınlar tarafından yapılan çömlekçilik
Tarih öncesi çağlardan günümüze kadar neredeyse hiç değişmeden süregelen kadın üretimi çömlekçilik, genellikle yeme- içme kültürüne dayalı kap kacağın üretilmesi, bu kapların günlük ihiyaçları karşılayacak tahıl vb. gıdaların karşılığında takas edilmesi ve ev ekonomisine katkı oluşturacak biçimde satışa sunulmasından oluşmaktadır. Anadolu'daki çömlek üretimi ile ilgili en kapsamlı araştırma 1970'li yıllarda Prof. Güngör Güner tarafından yapılmıştır. Ancak o tarihlerden günümüze kadar gelen süre içerisinde Anadolu'nun tamamını kapsayan, üretim merkezlerinin durumunu belirten güncel bir araştırma bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı, daha önce konu ile ilgili yapılan araştırmalar referans alınarak içinde bulunduğumuz yüzyılda üretimin yapıldığı merkezleri tespit etmek, üretimde kullanılan araç-gereç ve donanımın yanı sıra tespit edilen merkezlerin durumunu güncellemek ve belgelemektir. Anadolu'da yapılan bu değerli üretimi araştırmak üzere tarafımızdan bir münferit proje hazırlanarak, Dokuz Eylül Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi'ne (BAP) başvurulmuştur. Projenin kabulü ile bir ekip kurulmuş, konu ile ilgili araştırmalar referans alınarak tespit edilen merkezlerde 3 yılı kapsayan alan araştırmaları yapılmıştır. Araştırmalarda, ilgili kişiler ile röportaj yapılarak ses kaydı, video çekimi ve fotoğraflama yöntemi ile tüm bilgiler belgelenmiş ve bu çalışma kapsamında sunulmuştur. Anadolu'nun tüm coğrafi bölgelerini kapsayan alan araştırması sonucu, değişen ve gelişen teknoloji ile birlikte kilden üretilmiş kapların yerini plastik, çelik v.b. ucuz malzemeler aldığı ve özellikle 1960'lı yıllardan sonra başlayan bu farklı malzeme kullanımı 1990'lı yıllara gelindiğinde yaygınlaşarak birçok üretim merkezinde üretimin bitmesine neden olduğu tespit edilmiştir. İçinde bulunduğu toplumun gelenek ve göreneklerini simgeleyerek kültürünü oluşturan kadın üretimi çömlekçiğin yeniden canlanması için; başta Kültür Bakanlıkları olmak üzere, belediye ve üniversite iş birliği ile ekipler oluşturularak, üretimin her aşamasında kolaylık sağlayacak maddi ve manevi desteğin yanı sıra fuar festival vb. organizasyonlar ile yeterli tanımlar yapılması sonucunda nesilden nesle aktarılarak yaşatılacağı kanısındayız.
Fırın heykeller ve bir fırın heykel uygulaması
Fırın heykel, son yirmi yıldır, seramik sanatçılarının üzerinde düşünüp, çalıştığı bir kavram olmuştur. Büyük boyutlu olan ve dış mekanlarda gerçekleştirilen fırın heykeller, olduğu yerde pişirilen ve kendinin fırını olan seramik heykellerdir. Fırın heykel kavramı, yalnızca bir seramik heykel yapmayı değil pişirim aşamasının, izleyicilerle paylaşıldığı bir eylemi de kapsamaktadır. Seramik sanatçılarının büyük boyutlu seramik heykel yapma isteğinden, genelde sanatçının yalnız yaşadığı sanat nesnesinin üretim aşamalarını izleyicilerle paylaşma isteğine kadar birbirinden farklı bir çok amaç, fırın heykel araştırmalarında yönlendirici olmuştur. Fırın heykel yapmak üzere yapılan araştırmalarda, binlerce yıllık seramik geleneğinin içinde yer alan, şekillendirme, pişirme yöntemleri ve genel seramik bilgisi rehber olmuştur.Fırın heykeli, yapım yönteminden üzerine yüklenen anlamlara kadar daha iyi tanımak için, fırın heykel yapan sanatçıları ve onların düşüncelerini öğrenmek ve anlamak bu çalışmanın yöntemini oluşturur. Fırın heykellerini dünyanın pek çok yerinde gerçekleştiren Frederick Olsen, Nina Hole, Tom Barnett ve Jorgen Hansen gibi sanatçılar çağdaş sanat anlayışına olmanın yanında, derin bir geleneksel seramik bilgisine sahip ve seramik üzerine uzmanlaşmışlardır.Fırın heykel kavramı ortak bir çalışmayı gerektiren, sadece sonuca değil sürece de sanat açısından yaklaşımı öneren bir nitelik taşır
Kadın bedeninin betimlenmesine dair örnekler ve seramik sanatında yorumlanması
Kadın ve bedeni pek çok disipline ve araştırma sürecine konu olmuş ögelerdir. Plastik sanatlar açısından bakıldığında; bu ögelerin salt estetik değer ve form açısından incelenmesinin mümkün olmadığı görülmektedir. Kadının varlığı; beraberinde yaşadığı toplumu, bu toplumun çeşitli değerlerini ve birikimlerini de getirrmektedir. Bu nedenle sosyolojik, ekonomik, kültürel, felsefi, tarihsel ve geleneksel yaklaşımlar göz ardı edilerek; toplumun bir parçası olan kadın ve bedenine dair bir inceleme yapmak oldukça zor olacaktır. Oldukça geniş bir başlık olan kadın ögesi beraberinde çeşitli varsayımlar ve sınırlılıkları da getirmektedir. Bu bağlamda çalışmada sunulmak üzere; tarihsel süreçte erişilebilen ve doğrulanabilen kadın bedeni betimlemeleri, muhtelif coğrafya, anarkil ve ataerkil kültür örnekleri çeşitli kronolojik aralıklar dahilinde seçilmiş, incelenmiştir. Yine bu örnekler göz önünde bulundurularak, beden algısının oluşturulması ve değişimine dair etkenler incelenmiş ve süreç içindeki değişim bu etkenler üzerinden sorgulanmıştır. Çalışmanın amacı; başta anaerkil dönemden ataerkil döneme kadın bedeni betimlemelerinin değişimi ve bu değişimlerin nedenlerini incelemektir. Buna ek olarak, kadının bireysel anlamda bu süreçte yerinin sorgulanması ve sürece etkisinin kontrollü olup olmadığı da çalışmanın amaçlarındandır. Çalışmanın örneklemini; Paleolitik Çağ'dan halen içinde bulunulan Yakın Çağ'a plastik ve estetik değer atfedilmiş çeşitli kadın bedeni betimlemeleri oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak sanat eseri inceleme ve literatür tarama yöntemleri kullanılmıştır. Kadın bedeninin, kayıt altına alınabilen insanlık tarihinin her döneminde birbirinden çok farklı amaçlarla, çeşitli şekillerde betimlendiği ve bu betimlemelerin çoğu zaman kadından bağımsız olarak oluştuğu bilgisine ulaşılmıştır. Süreç içerisinde edinilen veriler, estetik değer kaygısıyla seramik eserlere dönüştürülmüştür. Elde edilen tüm bulgular çalışmanın önemi açısından, sonuç bölümünde tartışılmıştır.
Seramik yüzeylerde lazerle desen oluşturma tekniği ve uygulamalar
"Seramik Yüzeylerde Lazerle Desen Oluşturma Tekniği ve Uygulamalar" başlığı altında yapılan uygulama raporunda, lazer teknolojisinin seramik yüzeylerde desen oluşturma yöntemleri incelenecek, bunun yanı sıra bu yöntemin alana olan katkıları değerlendirilecektir. Teknolojinin sanat ve tasarım alanlarında yaratıcılık, tasarım ve ürün oluşturma sürecine olan etkisi kaçınılmazdır. Günümüzde sayısal işleme teknolojileri sayesinde bilgisayar destekli tasarım ve üretim yöntemleri hem üç boyutlu hem de iki boyutlu tasarımların oluşturulmasında ve uygulanmasında her geçen gün kullanıcılara yeni imkânlar sunmaktadır. Bilgi çağının yenilikçi yöntemlerinden birisi olan lazer teknolojisinin sayısal programlar ile bilgisayar ortamında tasarım sürecine dâhil edilmesiyle sırsız seramik yüzeylerde desen oluşturma imkânı gerçekleşmiş ve sanat ve tasarım başlıkları altında uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Bu uygulama sürecinde kullanılan teknolojinin sadece tasarım alanında değil sanat alanında da kullanılabileceği gösterilmek istenmiştir. Uygulamalar, kalıp ile şekillendirilen döküm çamuru kullanılarak oluşturulmuş formlar ve geri dönüştürülebilen ileri teknolojik endüstriyel yöntemler ile üretilen terracotta cephe kaplama panelleri üzerinde CO2 gazı lazer makinesi kullanılarak yapılmıştır. Çalışmalarda geri dönüşüm malzemelerinden de faydalanılmıştır. Günümüz dünyasının en önemli sorunlarından biri olan göç politikaları ele alınmıştır.
Seramik heykelde seramik dışı malzeme kullanımı
Kendisini kullanılan materyalin ismi ile tanımlayan seramik, gelenekselden çağdaş sanata doğuşu sırasında kendi var oluşunu sorgulamış ve başka malzemelerle ilişkisini bu sınırlama çerçevesinde tutmuştur. Geçmişte kullanım objesi olarak yaratılan seramiklerin kullanıcıyla başka malzemeler ile birlikte etkileşime geçmiş olması, çağdaş seramik heykelde farklı malzeme kullanma geleneğinin temelini oluşturmaktadır. Sınırların giderek ortadan kalktığı günümüz çağdaş sanat ortamında, kökleri zanaata uzanan diğer sanat dallarında oluğu gibi seramiğin de bir sanatsal ifade dili olarak kabulü kolaylaşmıştır. Bu sınırsızlık hali seramik sanatını da diğer materyal ve bu diğer materyallerin getirdiği tekniklere açık hale getirmiştir. Bu atmosfer içinde, bir araya gelen seramik ve diğer malzemelerin sanatçının bilinçli seçimi olması, daha önce hiç olmadığı kadar önemli bir hal almıştır. Bir yaratım dili olarak malzemenin öneminin kavranması farklı malzeme kullanımının getirdiği geniş bakış açısı ile daha güçlü olacaktır. Bu yöntem üzerinden yapılan pratikler günümüz seramik sanatının yerini daha geniş bir bakış açısından görmemizi sağlamaktadır.
Vitrifiye üretiminde oluşan deformasyonlar ve giderilmesi
Seramik ürünler, üretim süreçlerinde birçok faktöre bağlı olarak deformasyonlara maruz kalırlar. Bunun en temel sebebi seramiğin fiziksel ve kimyasal değişime uğramasıdır. Vitrifiye üretiminde de deformasyon oluşumu istenmeyen bir durumdur. Oluşabilecek deformasyonları önlemek veya oluşmuş deformasyonları gidermek gerekir. Tasarım geliştirme sürecinde deformasyonu önlemek için çeşitli çalışmalar yapılır. Model ve model kalıba tadilat yapılabileceği gibi, farklı ürün geliştirme çalışmaları da gerçekleştirilebilir. Tasarım geliştirme sürecinin her aşamasının takibinin yapılması gerekmektedir. Ortaya çıkan sonuca göre ölçüm ve değerlendirme işlemleri yapılır. Problem çözülene kadar tadilat işlemleri devam eder. Ölçüm sonuçları uygun bulunduğunda model ve kalıp üzerinde yapılan tüm değişiklikler, teksir kalıbına aktarılır. Teksir kalıbından iş kalıbı çoğaltılır. İş kalıpları kurutmadan çıktıktan sonra işletmeye alınır. Seri üretimde takibi yapılır. Problem yoksa sorun çözülmüş demektir. Yeni ürünlerde deformasyonu önleme çalışmaları yapıldığı gibi, üretime alınan ürünlerde oluşan deformasyonlar için de deformasyonu giderme çalışmaları yapılır. Yapılan tez çalışmasında, seramik sektörünün bir kolu olan Vitrifiye üretiminde karşılaşılan deformasyonların önlenmesine ve giderilmesine yönelik çözüm önerileri sunulmuştur. Birinci bölümde vitrifiyenin tanımı yapılmış, oluşan deformasyonlara ve nedenlerine değinilmiştir. İkinci bölümde deformasyonları önlemek için tasarım geliştirme sürecindeki yöntemler anlatılmıştır. Üçüncü bölümde, oluşan deformasyonların tespiti, giderilmesi ve yapılan çalışmalar sonucunda ortaya çıkan verilerin değerlendirilmesi ele alınmıştır. Dördüncü bölümdeyse yapılan uygulamalar değerlendirilmiştir. Üniversite-Sanayi arasındaki bağların çok güçlü olmadığı, vitrifiye sektöründe, tasarım ve ürün geliştirme sürecine dair bilimsel yayın sayısının az olduğu göz önüne alınarak hazırlanan bu tez çalışmasının, Vitrifiye sektörü için faydalı olması amaçlanmıştır.
Güney Amerika Marajoara Kültürü Seramikleri'nin araştırılması
Tarih öncesi çağlardan itibaren seramik kaplar, üretildikleri toplumlarda sosyal, dini ve kültürel yapıların birer parçası olmuştur. Farklı coğrafyalarda birbirlerinden bağımsız ve herhangi bir bilgi alışverişi yapmamış toplumlar, çoğunlukla benzer üretim teknikleri kullanmış ve sahip oldukları kültürel öğeleri seramik kapların üzerine işleme ihtiyacı duymuşlardır. Bu durum seramik malzemenin ve insan doğasının birleşiminin bir sonucudur. Doğu Amazon bölgesinde, Atlas okyanusu kıyısında yer alan Marajo adası, M.S. 400 ila 1300 yılları arasında yaşamış, gelişmiş bir Kolomb öncesi topluma ev sahipliği yapmıştır. Marajoara kültürünü oluşturan bu toplum, kendisinden önce ve hemen sonrasında yaşamış toplumlara kıyasla daha sofistike seramik üretimi yapmışlardır. Bununla birlikte kendi içerisinde şefliklere ayrılmış olan bu topluluk, seramik üretimini ortak bir kültürel aktivite olarak gerçekleştirmiştir. Bu çalışmanın amacı Marajoara kültürüne ait seramik kapların biçimsel, dekoratif ve kavramsal özelliklerini araştırmak ve seramik kaplar üzerinden Marajoara kültürünün yapısını incelemektir.
Çağdaş seramik sanatında öyküleyici anlatımlar ve uygulamaları
Her uygarlık, kendilerine özgü kültür ve sanatlarını yaratmıştır. Kendinden sonra gelen uygarlık o birikimin devamı ya da tepkisi olarak var olmuştur. Bu etkileşim sonunda yeni bir kültür ya da sanat doğmamıştır. Tarihe baktığımızda, uygarlıkların kültürlerinden beslenen bir öykü kültürü ve anlatımı olduğu görülmektedir. Bu süreçte yapılan aktarımlardan yeni hikâyeler doğmuştur. Öykü anlatımı geleneği tarih boyunca kullanımı artarak ve farklılaşma göstererek devam etmektedir. İlk çağ insanları duygu ve düşüncelerini mağara duvarlarına aktarırken, zamanla değişen kültürler, gelişen malzemelerin de keşfiyle beraber sanat tarihinde de etkisini göstermektedir. Bu etkiler seramik sanatının çeşitli malzeme imkanı ve kendine has tekniğiyle her dönemin sanatçı ve zanaatkarların elinden çıkan ürünlerde çeşitlilik göstermiştir. Seramik sanatı tarihinde tasarımlara konu olan öykü anlatımı, yapılan çalışmalarda en çok kullanılan olmuştur ifade aracıdır. Ortaya çıkan çalışmalar tarih boyunca tüm uygarlıkların yaşamlarını anlatmaktadır. Öyküleyici anlatım, insanlığa tanıklık eden ve belge niteliği taşıyan çalışmalardır. Bu araştırmada, öyküleyici anlatımın tanımı ve tarihçesi ile ilgili araştırmalar yapılmıştır. Araştırmayla ilgili görseller, öykü anlatımının uygulandığı, seramik sanat tarihinde de yer alan, üretilen çalışmaların ve açıklamaların pekişmesini amaçlamaktadır.
Dijital ınkjet yazıcılarla sofra eşyası ürünlerinin dekorlanması ve örnek uygulamalar
Bu tez dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde porselen endüstrisinde kullanılan dekor teknikleri ve baskı çeşitleri anlatılmıştır. Dekal baskı, silikon baskı(Tampo), inkjet (püskürtme) hakkında fotoğraflarla beraber genel bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise dijital inkjet baskı yöntemi ile dekorlamada kullanılan makine, inkjet boya türleri, dijital inkjet yazıcısının çalışma prensibi, püskürtme kafalarının bakımı ve temizlenmesi fotoğraflarla ve grafiklerle anlatılmıştır. Üçüncü bölümde tasarımcılar için önem arz eden dijital baskıda renk yöntemi, ICC profil oluşturma, desen oluşturma yöntemleri bilgisayar ekran görüntüleri ve fotoğraflar kullanılarak anlatılmıştır. Dördüncü bölümde dijital inkjet baskı ile ''Hayat Çizgisi'' adlı çalışma endüstriyel tabakların yüzeylerine örnek uygulama yapılmıştır. Sonuç bölümünde ise porselen endüstrisinde kullanılan dijital baskı teknolojisinin üreticiye, tasarımcıya, ürüne ve alıcıya etkisi sorgulanmış, gelişimi devam eden bu teknolojinin ileriki zamanlarda sofra eşyası endüstrisinde ulaşacağı düzey ön görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Porselen, Sofra Eşyası, Baskı Teknikleri, Inkjet, Dijital, Desen, Renk
Naif sanatın incelenmesi ve bir seramik sergisi
Naif Sanatın İncelenmesi ve Bir Seramik Sergisi" başlığı altında yapılan uygulama raporunda, naif sanatın sanat tarihinde ilk ortaya çıkışından günümüze dek geçirdiği aşamalar, naif sanatın tarihi, diğer temalar ve sanat dallarını etkilemesi ve hatta kendisinin de etkilenmesi gibi konular incelenmektedir. Naif sanat ilk olarak belli başlı ülkelerde doğmuş ve çok öne çıkmamış bir sanat akımı olsa da zaman içinde tüm dünyaya yayılmış ve kendisini kabul ettirmiştir. Günümüzde belli başlı sanat akımları arasındaki yerini almıştır. Bu çalışma, naif sanatın ele aldığı konulardan biri olan mitolojiyi merkezinde tutarak Antik Yunan mitolojisine ait hikâyelerden bazılarını görselleştirmeyi amaçlamıştır. Bu birbirinden ayrı gibi duran iki temanın aslında içerik ve konu bakımından benzer noktaları vardır, bu benzerlikler de yapılan eserlerde izleyiciye sunulmaya çalışılmıştır.
1200°c-1240°c aralığında gelişen kristal sırlar ve uygulamaları
1200°C -1240°C aralığında gelişen kristal sır araştırmaları ve uygulamaları başlıklı bu çalışmada sır içerisinde yer alan kristallerin test denemeler, ülkemiz şartlarında üretilen firitler ve çamur bünyeleri üzerinde günümüz atölye şartlarında yapılmaya çalışılmıştır. Araştırmada yerli üretim porselen, vitrifiye çamurları üzerinde yine yerli üretim firitler ve kristal oluşumuna etkisi olduğu bilinen firitlerin muadilleri kullanılmıştır. Denemelerin bir kısmı, kristal sıra uygun hammaddeler sır bileşiminde kullanılarak ham kristal sırlar olarak oluşturulmuştur. Pişirimler 1200°C,1220°C, 1240°C ve son test denemeleri ise 1270°C'de elektrikli fırında gerçekleştirilmiştir.
1990 sonrası Menemen çömlekçiliğinin araştırılması
Yapılan araştırmalara göre çömlekçilik, Anadolu'da M.Ö 7000'li yıllara kadar dayanmaktadır. Zaman içinde kesintilerle de olsa günümüze kadar gelişerek ulaşan bu gelenek, günümüzde azalmakla beraber Anadolu'nun birçok yerinde halen varlığını sürdürmektedir. Çömlekçiliğin en yaygın olduğu bölgelerden biri de İzmir'in Menemen İlçesidir. Menemen'de yapılan çömlekçilik kendine has toprak yapısıyla ve toprağın kolay işlenebilme özelliği ve kendine özgü çömlek tipleri ile diğer bölgelerden ayrılmaktadır. 1990'ların başına kadar iç piyasanın talepleri doğrultusunda üretim yapan ve geleneksel belirli formların dışında seramik üretmeyen Menemenli Çömlekçiler, 1990 sonrası yurt dışı piyasalardan gelen talepler doğrultusunda ihracata dönük üretim yapmaya başlamıştır. Ürettikleri seramik formlarda çeşitlilik artmış ve üretim yöntemlerinde de artan talebi karşılamak üzere değişimler olmuştur. 1990'dan sonrası Avrupa'da da tercih edilen Menemen Çömlekçiliği ürünleri, belli başlı büyük atölyelerde, başta İngiltere, Almanya, Hollanda olmak üzere Avrupa ülkelerine ihracatı yapılmıştır. 1990'lı yılların başında başlayan ve 2006 yıllarına kadar süren bu süreçte Menemen Çömlekçiliği altın yıllarını yaşamıştır. Bu araştırmanın temel amacı, İzmir'in Menemen ilçesinde bulunan atölyelerin, 1990 yılından sonra yaşadığı süreçteki değişimleri ve yenilikleri hakkında atölye sahipleri ile yapılan röportajlardan elde edilen bilgileri ve yapılan gözlemleri derleyerek bir araya getirmek, çıkan sonuçlarla Menemen çömlekçiliği hakkında kaynak oluşturmak olmuştur. Bundan dolayı, Menemendeki 8 çömlekçi atölyesi gezilerek, günümüzde yapılan seramik üretimi, üretim yöntemleri, kullandıkları hammaddeler, ürün çeşitliliği atölyelerin günümüzde yaşadığı sorunlar araştırılmıştır. Sonuç olarak, geçmişten günümüze kullanılan kırmızı çamurun yanında diğer çamurlarında üretimde kullanıldığı, çamurun hazırlanmasında geleneksel yöntemlerin yerini makinalara bıraktığı, şekillendirmede ayaklı tornadan şablon tornalara ve döküm yöntemine kadar farklı yöntemlerin kullanıldığı, pişirimde odunlu fırınların elektrikli ve doğal gazlı fırınlara döndüğü ve üretilen seramik ürün çeşitliliğinin talepler doğrultusunda arttığı gözlemlenmiştir. Bütün bu olumlu değişim yanında 2006 yılından bu yana hammadde temini, üretim bölgesinin merkezde kalmasına bağlı çevresel etkiler ve hepsinden önemlisi talep oluşturmaya bağlı sorunların varlığı Menemen Çömlekçiliğini çok zor durumda bırakmış olduğu da gözlemlenmiştir.