
7
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
İsmail Gaspıralı'nın edebî eserlerinde eğitim sorunları üzerine bir araştırma
İsmail Gaspıralı'nın Edebî Eserlerinde Eğitim Sorunları adlı bu tez Gaspıralı'nın (1851-1914) roman ve hikâyelerindeki eğitim sorunları üzerinde odaklanarak onun eğitim konusundaki görüşlerini ortaya koymaya çalışmaktadır. Amaç Rusya Müslümanlarının eğitim sisteminin ve sorunlarının tespit edilmesi, Avrupa'daki eğitim sistemi ve yazarın bu gelişmelere karşı bakış açısının ortaya konmasıdır. Türk-İslam dünyası için modernleşme arayışı içinde olan İsmail Bey'in bahsettiği ve üzerinde ısrarla durduğu konuların başında eğitim meselesi gelmektedir. Halkı aydınlatmak, eğitmek amacıyla birçok faaliyette bulunan, üzerinden uzun yıllar geçtikten sonra Türk dünyasına hizmetleri daha iyi anlaşılan İsmail Bey Gaspıralı tüm bu faaliyetlerinin yanı sıra hikâye ve roman türünde de eserler vermiştir. Bu roman ve hikâyeler incelendiğinde en dikkat çeken konunun Müslüman-Türk toplumunun eğitim meselesi olduğu görülmektedir. Gaspıralı'nın yaşadığı dönemde Türk ve İslam dünyası –Osmanlı Devleti dışında- büyük bir gerilik ve cehaletin içindedir. Bu cehalet ve gerilik, onların başka ülkelerin ve milletlerin egemenliği altında bulunmalarının en önemli sebeplerindendir. Gaspıralı bu durumu gören aydınlardan biri olarak eserler yazmış, süreli yayınlar çıkarmış, eğitim alanında bazı yeniliklerin yapılması yolunda fikirler ortaya atmış ve bunu yaygınlaştırmak için basını kullanmasının yanı sıra çeşitli seyahatler de yapmıştır. Yazarın edebî eserleri incelendiğinde işlenen karakterlerin eğitsel durumları üzerinden Gaspıralı'nın eğitim konusundaki görüşleri -özellikle kadın ve çocuk eğitimi- hakkında çıkarımlarda bulunduğu görülmektedir. Roman ve hikâyelerinde Avrupalı insanların eğitim durumu ve eğitime bakışı, çizilen eğitimli insan profili, ideal toplum ve kadın anlayışı, idealize edilen kişilerin ve toplumların hangi eğitsel özellikleri taşıdığı üzerinde durulmuştur. Ayrıca yazarın edebî metinleri dışında yazdığı fikir yazılarından da eğitim konusunun önemli bir yer tuttuğu görülmektedir. İsmail Bey'in yazmış olduğu bu fikir yazılarıyla birlikte roman ve hikâyeleri aslında onun yaymaya ve uygulamaya çalıştığı fikirlerin ve ideallerinin birer parçasıdır. Tüm faaliyetleriyle eğitimli ve modern bir toplum yaratmaya çalışan Gaspıralı edebî eserleriyle de bu amaca hizmet etme çabasında olmuştur.
Atasözlerinin sınıflandırılması ve yapısal özellikleri
Söyleyeni belli olmayan, toplumların kültüründen izler taşıyan, uzun yıllar süren gözlem ve deneyimlere dayanan, bilgece düşünce ve felsefi hikmetleri içeren, genel kural niteliğindeki, kalıplaşmış, özlü, veciz sözler atasözü olarak tanımlanır. Atasözü için sav, mesel, darbu'l-mesel, atalar sözü gibi çeşitli terimler kullanılmıştır. Türk atasözlerinin yazılı ilk örneklerine Orhun Abideleri'nde rastlanır. Orhun Abideleri dışında diğer Eski Türkçe Dönemi ve Uygur Dönemi eserlerinde de atasözü örnekleri yer alır. Türk atasözlerinin derlendiği ilk eser Karahanlılar Dönemi'nde Kaşgarlı Mahmut tarafından kaleme alınan Divânü Lügati't-Türk'tür. Karahanlılar Dönemi'nde kaleme alınan diğer eserler olan, Kutadgu Bilig ve Atabetü'l-Hakayık'ta da atasözü örneklerine rastlanır. Osmanlı Döneminde gerek Klasik Edebiyat gerekse Halk Edebiyatı şairleri atasözlerini kullanmışlardır.Yapısal olarak kullanım kalıpları; kelime grupları ve cümle türleri açısından incelendiğinde, atasözlerinin son derece zengin ve orijinal örnekler içerdiği görülmektedir. Atasözlerindeki kullanım kalıpları; giriş kalıpları, atasözünü içine alan kalıplar ve bitiş kalıpları olmak üzere üç başlıkta sınıflandırılmıştır.Atasözleri kıvrak söyleniş özellikleriyle kolayca hafızada kalmaktadır. Atasözlerine kıvrak söyleniş özelliğini kazandıran Türkçenin akıcı söz ve cümle dizimidir. Atasözlerindeki bu zengin söz ve cümle diziminin belirlenmesi amacıyla, atasözleri cümle yapısına, yüklem çeşitlerine, yüklemin yerine, cümlenin anlamına ve cümle bağlanışlarına göre incelenmiştir.Bu çalışmada; atasözlerinde yer alan kullanım kalıpları tespit edilmiş, atasözleri kelime grupları ve cümle türleri açısından incelenmiş, atasözlerinin yapısal özellikleri ortaya konulmuştur.
Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Türk romanında yabancı eğitimciler üzerine bir inceleme
1839 yılında ilan edilen Tanzimat fermanı siyasal, sosyal ve kültürel hayatımızda kırılma noktası olmuştur. Bu fermanın ana düşüncesi olan Batı medeniyetindeki gelişmeleri ülkemize tatbik etme ve bu sayede hem devletin devamını sağlama hem de azınlıkların da içinde yer aldığı toplumun modernleşme taleplerini karşılama arzusu hayatı yeniden düzenlemiştir. Tanzimat'tan itibaren eğitimin iki yönlü değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Zira bu döneme gelinceye kadar sıbyan mektebi, medrese gibi dönemin eğitim kurumlarında İslamî ilimlerin ağırlıklı olarak öğretildiği bilinmektedir. Ancak bu dönemden itibaren pozitif bilimler önem kazanmıştır. Bunun yanı sıra yabancı dil öğretiminin ilk sırada yer aldığı belirlenmiştir. Bazı istisnalar haricinde artık Arapça ve Farsça yerine Fransızcanın önem kazandığı görülmektedir. Eğitimdeki değişimin diğer boyutu ise çocuk terbiyesi alanında görülür. Ananelere uygun olarak ağırbaşlı, saygılı, gelenek ve göreneklerine düşkün bireyler olarak yetiştirilen gençlerin bu dönemden itibaren farklı özellikler sergilemeye başladığı görülür. Özgürlüğüne düşkünlük, saygısızlık, toplum yaşayışının çok dışında alışkanlıklar ve davranışlar sergilemek, bencillik, savurganlık bunların başlıcalarıdır. Eğitimde görülen tüm bu değişikliklerde en büyük pay sahiplerinin ise konak hayatının artık olmazsa olmazları arasına giren yabancı eğitimciler olduğu aşikârdır. Yurt dışından çeşitli sebeplerle gelen mürebbiye ve mürebbilerin hem ev hayatını hem de toplum hayatını şekillendirdiği görülmüştür. Bu şekillendirmenin mahiyeti ise yabancı eğitimcilerin bilgi seviyesi, ahlâk anlayışı, parayla olan ilişkileri gibi değişkenlere göre farklılıklar gösterir.Dönemin roman ve hikâyelerine baktığımızda Stendhal'ın "Roman, cadde üzerinde gezdirilen bir aynadır." sözünün haklılığını ispatlarcasına yabancı eğitimcilerin toplumun değişimindeki payını toplumun dikkatli bir üyesi olan yazarların gözünden açıkça izleyebilmekteyiz.
Sait Faik Abasıyanık'ın kısa hikâyelerinin üslûp özellikleri ve bunların eğitimde kullanımı üzerine bir araştırma
Sait Faik Abasıyanık, sadece hikâye değil, aynı zamanda roman, şiir, eleştiri gibi türlerde eserler vermişse de isminden hikâyeleriyle söz ettirmiştir. Araştırmamızda Sait Faik'in kısa hikâyelerinin üslûp açısından incelenmesi hedeflenmektedir. Üslûp araştırması için yazarın kısa hikâyelerini tercih etmemizin belli başlı sebepleri vardır. Bunlardan ilki yazarın kısa hikâyelerinin tüm eserlerine oranla sayıca fazla olması; diğeri de kısa hikâyenin üslûp araştırmamıza yön veren bir yaklaşımın da gerektirdiği üzere yazarın çalışma metoduna çok daha yakın oluşudur. Araştırmamızın temel amacı, Sait Faik Abasıyanık'ın kısa hikâyelerinin hem tematik hem de gramatik açıdan incelenerek, yazarın şahsiyeti ile eserleri arasındaki münasebeti ortaya koymaktır; zira Sait Faik, kendi mizacını olabildiğince eserine yansıtmış olan bir yazardır. Tabiatı eserlerine bu denli akseden yazarın roman ya da şiirden çok hikâyede ısrarcı olması olağandır. Çabuk sıkılan, kuraldan, kaideden, sorumluluktan hiç haz almayan, "anlık" yaşayan yazarın eserlerinde kendisinden çokça izler bulunmaktadır. Edebî türlerin hepsi kurmacadır ve bu kurmacanın insan, zaman, mekân, olay gibi belli başlı unsurları vardır. Bütün bu unsurları bir araya getiren araç dildir. Basit bir iletişim aracı olan dil, bu yönüyle günlük konuşma işlevinin ötesine uzanır ve yeni bir gerçeklik yaratan 'edebî' bir işleve sahip olur. Edebî eserde doğal bir üslûpla karşılaştığımızda şaşırır ve hayran oluruz; çünkü karşımızda bir yazardan ziyâde bir insan buluruz. Sait Faik, hikâyelerinde bir yazardan çok insan olarak karşımıza çıkar. Bu nedenle biz, yazarın kısa hikâyelerine ne sadece gramatik açıdan ne de sadece tematik açıdan bakabiliriz. İnsan 'Sait Faik'i anlayabilmenin, yazarın şahsiyetinin pek çok tesir ettiği üslûbunun incelenmesi yolundan geçtiğini düşünmekteyiz.
Âşık Şeref Taşlıova'dan derlenen halk hikâyelerinde değerler eğitimi
İnsanların davranışlarını yönlendiren temel ölçütlerin başında değerlerinin geldiği bilinmektedir. Tüm milletler, fertleri arasındaki bütünlüğü devam ettirmek, birlik ve beraberliği sağlamak ister. Birlik ve beraberliğin sağlanmasında toplumsal inanışlar, adet, gelenek ve görenekler kısacası o millete ait tüm ortak oluşum ürünleri bütünleştirici bir rol üstlenir. Bu nedenle her toplum birlik ve beraberliğin tesisi için değerlerini yetişen fertlere aktarmak ister. Ahlak, barış, alçakgönüllülük, onurluluk, paylaşımcı olma, vefalılık, cömertlik gibi değerlere sahip bireylerin özdenetimleri güçlü, analiz ve sentez yapabilen, topluma yön verebilen sağlam karakterli nesillere dönüşmeleri muhtemeldir. Çağımızda son dönemlerde gelişen değişiklikler eğitimin ve özellikle de değerler eğitiminin ne denli önemli olduğu gerçeğini gözler önüne sermektedir. Değerler öncelikle edebi eserlerde karşımıza çıkmaktadır. Yazarlar kaleme aldığı eserlerde altını çizmek istediği değer kavramını açıkça ortaya koyabileceği gibi okurların sezgi dünyalarına vurgusal göndermeler yaparak da işleyebilir. Günümüzün yaşayan âşıklarından biri olan Şeref Taşlıova halk hikâyelerinde vurgulamak istediği değerleri açıkça ortaya koymaya çalışmıştır. Kendisini `ehli sünnet ve?l-cemaat? anlayışıyla yaşayan biri olarak tanımlayan Âşık Şeref Taşlıova, halk hikâyelerinde dinî ve tasavvufî değerlere daha sık yer vermiştir. Toplumda olması gereken tüm değerlere anlattığı ve derlediği halk hikâyelerinde oldukça geniş yer veren Şeref Taşlıova; milli birlik ve beraberlik, vatan ve bayrak sevgisi temalarını da dinî ve tasavvufî temalarla sentezleyerek vurgulamıştır. Bu çalışmada yaşayan halk şairleri arasında halk hikâyesini en iyi anlatan olarak gösterilebilinecek Âşık Şeref Taşlıova?dan derlenen halk hikâyelerinde değerler eğitimine ait unsurlar tespit edilip değerlendirilmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmuştur. Öncelikle bilimsel araştırmanın basamakları belirlenmiştir. İkinci bölümde çalışma ile ilgili tanımlar ifade edilmiştir. UNESCO Yaşayan İnsanlar Hazinesi Onursal Bilim Doktoru Âşık Şeref Taşlıova?nın hayatı, sanatı ve eserleri incelenmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise Âşık Şeref Taşlıova?dan derlenen halk hikâyelerinde saptanan değerler eğitimine ilişkin temalar mevzularına göre dört başlık altında şu şekilde sınıflandırılmıştır: Ahlaki, toplumsal, dinî-tasavvufî, eğitim ve öğretim ile ilgili değerler.Ayrıca bu bölümde Şeref Taşlıova?nın derlenen usta âşıklardan öğrendiği ve kendi tasnif ettiği halk hikâyelerinin özetleri sunulmuştur. Çalışmanın son bölümünde bulgulardan hareketle bir değerlendirme yapılmıştır. Şeref Taşlıova?nın örneklediği ideal birey modeli ifade edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada ayrıca; Âşık Şeref Taşlıova örnekleminden hareketle âşıkların değerler eğitimine katkıları, değerler eğitimi faaliyetlerinde âşıklardan faydalanılması ve halk hikâyelerinin değerler eğitimi penceresinden okunması gibi mevzulara değinilmeye çalışılmıştır. Değerler Eğitimi konusu ile ilgili toplanan veriler ve tespit edilen bulgular analiz edilip, tablolar halinde gösterilmiştir. Çalışma kapsamında incelenen metinlerde tespit edilen yöresel kelime ve ifadeler bir sözlük halinde açıklanmıştır. Ayrıca, 15.02.2013 tarihinde Şeref Taşlıova ile bir görüşme yapılıp değer, değer eğitimi, âşıkların değerler eğitimine katkıları ve bu çalışma ile ilgili düşünceleri alınmıştır. Yapılan görüşme çalışmanın ekinde sunulmuştur. Görüşme neticesinde kayıt altına alınan ifadeler, hem çalışmanın içinde hem de çalışmanın sonuç ve öneriler kısmında değerlendirilmiştir. Usta Âşık?ın görüşleri alınıp, aile albümünden birkaç fotoğrafa çalışmamızda faydalı olacağı kanısıyla görüşme sonunda yer verilmiştir. Çalışma kaynakça bölümüyle bitirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Değerler Eğitimi, Şeref Taşlıova, Âşıklık Geleneği
Sait Faik Abasıyanık'ın Az Şekerli adlı hikâye kitabındaki hikâyelerin kelime grupları bakımından incelenmesi ve Türkçe eğitimine katkısı
Bu çalışma, Sait Faik Abasıyanık'ın ?Az Şekerli? adlı eserindeki Müthiş Bir Tren, Bir Aşk Hikâyesi, Gümüş Saat, Fındık, Az Şekerli, Battaniye, G?, Hikâye Peşinde ve Kalinikhta hikâyelerindeki kelime öbeklerinin tahlilini içermektedir.Bu incelemede önce cümlenin herhangi bir öğesi konumundaki kelime öbeklerinin tespitine çalışılmıştır. Daha sonra tespit edilen bu kelime öbekleri içerisinde varsa alt kelime öbekleri tespit edilmiş ve ilgili başlığın altında verilmiştir.Bu çalışma oluşturulurken Türkçedeki kelime öbekleri ad öbekleri, sıfat öbekleri, zarf öbekleri, fiil öbekleri, ünlem öbekleri, bağlaç öbekleri ve kısaltma öbekleri olarak yedi ana grupta ele alınmıştır. Öbekler cümlede üstlendikleri görevlere göre gruplandırılmıştır.Anlatım içinde ad görevi yapan öbeklere ad öbeği denir. Ad öbekleri kendi içinde iyelik takımları, sıfat takımları, özel ad öbekleri, san öbekleri, ad fiil öbekleri, cümlede ad göreviyle kullanılan ortaç öbekleri ve ikileme biçimindeki ad öbekleri başlıkları altında incelenmiştir.Sıfat öbekleri; anlatım içinde, adları niteleme ya da belirtme görevi yaparak, sıfat takımlarının belirten öğelerini oluşturan kelime öbekleridir (Kahraman, 2005:165). Bu bölüm sıfat takımı biçiminde oluşan sıfat öbekleri, bir sıfat takımının bir sıfat yapım eki alarak sıfatlaşmasından oluşan sıfat öbekleri, bir ad takımının bir sıfat yapım eki alarak sıfatlaşmasından oluşan sıfat öbekleri, durum ekli sıfat öbekleri, toplamalı sayı öbeği biçiminde oluşan sıfat öbekleri, ortaç cümlemsisi biçiminde oluşan sıfat öbekleri başlıkları altında incelenmiştir. İyelik ekli sıfat öbeklerine incelememizde rastlanmamıştır. Bağlaç öbeği biçimindeki sıfat öbekleri ise bağlaç öbekleri bölümünde verilmiştir.Anlatımda fiil, fiilimsi ve sıfatlardan önce kullanılarak onları belirten, onlarınanlamlarını etkileyen öbeklere zarf öbekleri denir. Çalışmamızda bu öbekler, ilgeç öbekleri, ulaç cümlemsileri, cümlede zarf göreviyle kullanılmış ikilemeler, başka bir zarfla belirtilmiş zarfların ve bir zarfla belirtilmiş sıfatların oluşturduğu öbekler başlıkları altında incelenmiştir. İncelememizde kalıplaşmış zarf öbeklerine rastlanmamıştır.Fiil öbekleri de ad+çekimli yardımcı fiil biçiminde oluşan fiil öbekleri, ortaç+ çekimli yardımcı fiil biçiminde oluşan fiil öbekleri, ulaç+çekimli yardımcı fiil biçiminde sürerlik fiillerinin ?İp ekiyle kurulanları ve deyim biçiminde kalıplaşmış fiil öbekleri başlıkları altında incelenmiştir.Ünlem öbekleri, Bağlaç öbekleri, kısaltma öbekleri çalışmanın sonunda verilmiştir.Bağlaç öbekleri bölümünde bağlaç öbeklerinin cümledeki görevleri dikkate alınmıştır. Bağlaç öbekleri; cümlede ad göreviyle kullanılan bağlaç öbekleri ve cümlede sıfat göreviyle kullanılan bağlaç öbekleri olarak iki başlık altında incelenmiştir. İncelememizde, cümlede zarf göreviyle kullanılan bağlaç öbeğine rastlanmamıştır.Sınıflandırma ve tespit, eserdeki sayfa numaraları ve satırlar göz önünde bulundurularak yapılmıştır. İncelemede cümle bütünlüğüne olabildiğince dikkat edilmiştir. Öbeklerin kaçıncı sayfada ve satırda geçtiği cümle veya öbek sonlarında ayraç işareti içerisinde gösterilmiştir. Ancak hangi hikâye içerisinde geçtiğinin belirtilmesine gerek duyulmamıştır.Tez Az Şekerli adlı eserin Bilgi Yayınevi tarafından 2001 de yayımlanmış olan onuncu baskısından hazırlanmıştır. İncelemesi yapılan hikâyelerin tamamı, bu baskıdan yapılmış kopyalar şeklinde sonuç bölümünden sonra yer almaktadır.
Adalet Ağaoğlu'nun roman ve tiyatrolarında kadın ve kadın eğitimi
Edebiyat sanatı, bireyi toplumda, toplumu bireyde anlatan ve bu unsurları evrensel bakış açısıyla yansıtmayı amaçlayan bir disiplindir. Bu disiplin içinde yazarlar, yarattıkları kişilerle bir yansıtmayı, bir aktarımı gerçekleştirmektedirler.Adalet Ağaoğlu, edebiyat dünyasına tiyatro türüyle girmiş bir yazardır. Aile, kadın ve toplum sorunlarını bu eserlerinde işlemiştir. Yazar, oyunlarında gösterdiği başarıyı daha sonra denediği tür olan romanda da göstermiştir. Yazarın gözlem yeteneği, farklı teknikleri kullanmadaki başarısı, dil ve üslûp özelliklerinde deneysel çalışmalar yapması gibi nedenler, onun roman alanında adı sayılır kişilerden biri olmasını sağlamıştır.Adalet Ağaoğlu, eserlerinde birbirinden çok farklı ve çok sayıda kadın karaktere yer vermiştir. Ağaoğlu, bu karakterlerin her biri üzerinde kadın sorununu ayrı ayrı irdeliyor. Edebiyatımızda yıllardır önemli bir tema olarak işlenen kadın sorunu, çağdaş bir yazarın gözlemleri ve tespitleri ile bu kadın karakterler üzerinden ele alınmıştır. Yazar, zengin bir karakter tablosu ortaya koyan eserlerinde, evde ya da sosyal hayatta ezilen kadınları; aydın kadınları; kadın-erkek ilişkilerindeki iktidar çatışmalarını; kadının sosyal, siyasal, tarihsel, dönüşümlerini incelemiştir.Ağaoğlu, kadının toplumdaki yerine ilişkin ipuçlarını edebî metinler yoluyla vermektedir. Kadın sorununu bu ipuçlarından yola çıkarak sorgulamakta ve sorgulatmaktadır.Yazarın, kadınının eğitimine verdiği özel önem, Ağaoğlu'nun incelenmesini gerektiren nedenlerden biridir. Eğitimin, kadının özgür ve sorgulayıcı bir birey olmasındaki en önemli yollardan biri olduğunu karakterler üzerinde somutlaştırır. Eserlerde üzerinde durulan kadın sorunun çözümünün sorgulayıcı ve özgür kadınlarla mümkün olabileceğini söyleyerek bunun da ancak ve ancak eğitimle başarılabileceğini belirtir.Yazar, eserlerinde kadın sorunu, aile ve evlilik ilişkilerini, cinsellikle ilgili düşünceleri ve yaşayışları, siyasal ve tarihsel dönüşümleri, mekânın ve eğitimin etkisini ele alarak ayrıntılı bir şekilde incelemiştir. Kadın karakterlerin farklılıklarından yararlanarak, kurgusal düzlemde çeşitli çatışmalar ortaya koymuş ve yeni sorgulamalara kapı açmıştır. Bu çalışmada Adalet Ağaoğlu'nun kadın karakterleri hangi değişkenlerle oluşturduğunu ve kadın karakterlerin eğilimini; eğitim- kadın- toplum ilişkisini, Ağaoğlu'nun kadın sorununa bakışını gözlemlemek mümkün olacaktır.Duygu GÖRENMayıs, 2008