
57
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Su içerisindeki ağır metal iyonlarının kuluncak (Malatya) vermikülitleri üzerine adsorpsiyonu
Adsorpsiyon uygulamalarındaki ucuz sorbent arayışı, kil minerallerinin ağır metal iyonlarını tutabilme özelliğinin araştırılmasına neden olmaktadır. Bu çalışmada, atık sulardaki Zn2+, Pb2+ ve Cr3+ iyonlarının Kuluncak (Malatya) vermikülitleri üzerine adsorpsiyon mekanizması belirlenmiştir. Bu amaçla, değişik koşullarda kesikli adsorpsiyon deneyleri yapılmış olup, optimum proses parametreleri belirlenmiştir. Elde edilen veriler bilinen adsorpsiyon modellerine uyarlanmıştır.Zn+2, Pb+2 ve Cr+3 iyonlarının vermikülit ile gideriminde; adsorban dozajı, karıştırma süresi, metal iyon derişimi, pH, gibi parametrelerin etkileri araştırılmıştır. Ayrıca çökelmenin adsorpsiyon ve metal iyon giderimi üzerine etkisi incelenmiştir. Bu ağır metal iyonlarının vermikülit ile giderimi için izoterm çalışmaları yapılmış ve elde edilen adsorpsiyon verilerinin Langmuir izoterm modeline uyduğu belirlenmiştir.Deneysel çalışmalar sonucunda 100 mL toplam çözeltideki optimum adsorban miktarı 1 g, karıştırma süresi 2 saat ve pH; çinko için pH 7, kurşun ve krom için ise pH 5,5 olarak belirlenmiştir. Buna göre maksimum adsorplama kapasitesi; çinko için 15,32 mg/g, kurşun için 29,59 mg/g ve krom için ise 27,70 mg/g olarak bulunmuştur.Sonuç olarak optimum şartlar sağlandıktan sonra vermikülit minerali diğer adsorbanlarla karşılaştırıldığında, Kuluncak vermikülitlerinin adsorban olarak kullanılabileceği tespit edilmiştir
Ara ve Ca bentonitlerin soda ve MgO ile aktivasyonu
Yüksek katyon değiştirme özellikleri nedeniyle endüstriyel süspansiyonların stabilitelerinin kontrolünde yaygın bir şekilde kullanılan bentonitler, alkali (Na- bentonit), yarı alkali (Na-Ca bentonit), toprak alkali (Ca- bentonit) olarak sınıflandırılmaktadırlar. Na bentonitler mevcut teknolojik özellikleri (Viskozite, şişme, filtrasyon kaybı vb.) ile sondaj sıvısı olarak kullanılırken, yarı alkali ve toprak alkali bentonitlerin bu sektörde kullanımı sınırlı olmaktadır.Ülkemizde ve Dünyada Na bentonit rezervleri oldukça sınırlı olup, sınırsız miktarda Na-Ca ve Ca-bentonit rezervleri mevcuttur. Orta ve düşük şişme, viskozite ve yüksek filtrasyon kayıpları veren bu bentonitlerin sondaj sektöründe kullanımlarını güçleştirmektedir. Bu bentonitlerden API ve TSE standartlarında sondaj çamuru elde edilebilmesinin tek yolu ise çeşitli katkı maddeleri ile aktivasyon işlemine tabi tutulmasıdır. Rekabetin yüksek olduğu bu sektörde bu tür bentonit yataklarının elde edilecek yeni teknolojik bilgilerle değerlendirilmesi ülke ekonomimiz açısından da büyük önem arz etmektedir.Bu çalışmada, Na-Ca ve Ca-bentonitlerin MgO, NaCO3 ve MgO+NaCO3 kombinasyonu ile yaş ve kuru olarak aktivasyonu yapılarak viskozite, şişme, filtrasyon kaybı gibi teknolojik özellikleri araştırılmıştır. Na ve Mg iyonlarının süspansiyonun fiziksel özelliklerine etki mekanizmasını araştırmak için ise zeta potansiyel ve pH ölçümleri yapılmıştır. Bu karışımların iyon adsorpsiyonu ve iyon değişimi yolu ile bentonit tabakalarının yüzeyleri veya kenarları ile etkileşimi montmorillonitlerin reolojik özelliklerini modifiye etmektedir. Elektrokinetik özellikler bentonit süspansiyonlarının formülasyonunu optimize etmekte kullanılmaktadır.Yapılan çalışmalar sonunda, ara tipteki bentonitlerin kuru aktivasyon yöntemi ile soda ve MgO kombinasyonu kullanılarak aktive edilmeleri neticesinde, sondaj sektörüne uygun olduğu görülmüştür. Ca bentonitin ise şişme ve viskozite açısından sondaj bentonitine uygun hale getirilebileceği ancak filtrasyon kaybının fazla olması dolayısı ile CMC ile de aktive edilmesi gerektiği bulunmuştur.
Sol-jel yöntemi ile kil esaslı altlık üzerine La2O3 solüsyon kaplama ve seramik membran üretimi
Bu çalışmada, sol-jel prosesi uygulanarak kil esaslı poroz altlık üzerine daldırarak kaplama yöntemi ile %4 La203 katkılı alümina (AI203) jel kaplanarak seramik membran üretilmiştir. Kaplama solüsyonu Böhmit (AIOOH, Keith Ceramicies Ltd.), La2(N03)3.6H20 (Sigma), PVA (72000gr/mol, Merck), distile su ve HN03 (Merck) kullanılarak hazırlanmıştır. Katkılı (%2 La203 ve %4 La203) ve katkısız olarak hazırlanan alümina jeller 700 - 1200 °C'de kalsine edildikten sonra termal stabiliteleri incelenmiştir. Termal stabilitesi en iyi olan jelin %4 La203 katkılı olarak hazırlanan alümina jel olduğu tesbit edilmiştir. Katkısız alümina jelde 1200 °C'de y-AI203 - a-AI203 faz dönüşümü meydana gelmiştir. Buna karşın %4 La203 katkısı ile bu faz dönüşümü engellenmiş ve böylece y-AI203 ( y + 9-AI203 ) fazındaki jel tabakasında yüksek sıcaklıklarda dar gözenek boyut dağılımlı (3-15 nm) ve yüksek gözenek yüzey alanlı (113 m2/g, 1000°C'de ) yapı korunmuştur. y-AI203 membran tabakasının 5-7 [im kalınlığında olduğu tesbit edilmiştir. Anahtar kelimeler : Sol-jel kaplama, y-A\203, Gözenek, Isısal kararlılık, SEM, Membran
Pulvarize kömür enjeksiyonu kullanımının yüksek fırın çalışmasına etkileri
Bu çalışmanın amacı pulvarize kömür enjeksiyonu kullanımının yüksek fırın çalışmasına etkilerini incelemektir. İncelemeler yapılırken İSDEMİR A.Ş. Yüksek Fırın No:1'de PCI kullanılmadan önceki proses şartları ile PCI kullanılmaya başlandıktan sonraki proses şartları karşılaştırılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda İSDEMİR A.Ş. Yüksek Fırın No:1' de pulvarize kömür enjeksiyonu ile beraber fırın veriminde 1,75 m3/TSM'den 2,00 m3/TSM'e artış, sıvı ham demir içeriğindeki kükürt oranında % 0,085'ten % 0,065'e azalma, günlük sıvı ham demir üretiminde ise 2500 Ton/gün' den 2750 Ton/Gün'e artma görülmüştür.
İskenderun Demir Çelik Fabrikası A.Ş'de kalite kontrol uygulamaları
Bu çalışmada, bir kısım yerli cevherin kimyasal, fiziksel ve metalurjik özellikleri, ithal edilen cevherlerin bu özellikleri ile karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sonunda yerli cevherlerin kimyasal ve fiziksel özelliklerinin iyileştirmesi gerektiği gözlenmiştir. Metalurjik özellikler açısından ise yerli parça cevherlerin, ithal cevherlerle rekabet edecek değerlerde olduğu görülmüştür. Ayrıca bu çalışmada karşılaştırma sonuçlarına ve entegre tesislerdeki gözlenen değişikliklere bağlı olarak, yerli cevherlerin yüksek fırında kullanım miktarını artırabilmek için çeşitli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Sözcükler: Yerli Cevher, İthal Cevher, Yüksek Fırın, Demir Cevheri Özellikleri.
Çukurova yöresi kuvarsit işletmelerinde bilgisayar destekli şev dizaynı ve şev stabilite analizleri
Doktora tezi olarak hazırlanan bu çalışmanın amacı, ülkemizdeki Kuvarsitocaklarında, mevcut basamak ve nihaî şevler için şev duraylılık analizleri yapmaktır.Duraylılık analizi yapabilmek için öncelikle, arazide süreksizliklerin yönelim,eğim ve durumları ile mevcut formasyonlar belirlenmiştir. Ocaklardaki mevcutbasamakların ve şevlerin geometrisi tespit edilmiş ve ocaktaki kaya birimlerininlaboratuvarda birim hacim ağırlık, nokta yükü dayanım indeksi, tek ekseli basmadayanımı ve makaslama deneyi ile kohezyon ve içsel sürtünme açısı değerleribulunmuştur.İşletmelerin şev stabilite durumunlarını belirtmek için Fransa'da Ecoles desMines de Paris'te geliştirilen Stab ve Degrés bilgisayar yazılımları yardımıyla,mevcut ve nihaî ocak planı üzerinde şev duraylılığı analizleri gerçekleştirilmiştir.
Türkiye'de yapı malzemesi olarak kullanılan bazı doğal taşlardaki radyoaktivite seviyelerinin belirlenerek, kimyasal ve mineralojik bileşim ilişkilerinin araştırılması
Bütün yapı malzemeleri değişik miktarlarda doğal radyonüklitler içermektedir. Kayalardan ve topraktan elde edilen malzemeler genellikle Uranyum(238U) ve Toryum (232Th) serilerinin doğal radyonüklitleri ile Potasyum (40K) radyoaktif izotopunu içermektedir. Uranyum serilerinde 22fiRa ile başlayan bozunma serisi önem arz ettiğinden, referanslar genellikte Uranyum yerine Radyuma yapılmaktadır. Yapı malzemelerindeki radyoaktivitenin kontrol amacı, maruz kalınan doğal radyasyon seviyesinin bu malzemeler nedeniyle artmasının önlenmesidir. Toplum üyelerinin alacağı radyasyonun mümkün olan en düşük seviyede tutulması esastır. Ancak, yapı malzemelerinin kullanım alanının genişliği nedeniyle bunlardan kaynaklanan radyasyonun tamamen önlenmesi mümkün değildir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de mermer, granit, bazalt, traverten ve benzeri yapı malzemelerine, hammadde oluşturacak yapıtaşlarının çıkarıldığı belli başlı maden ocaklarında, yerinde numune alma metotlarıyla numuneler alıp, daha sonra bu numunelerin radyonüklit-alfa-gama ışımasına bağlı olarak, kimyasal özelliklerini belirleme işlemlerine tabi tutmak ve radyoaktif element-jeolojik formasyon ilişkilerini belirlemektir.Çalışmanın sonucunda elde edilen verileri ilgili kurum ve kuruluşlar ile paylaşarak yapı malzemeleri ile ilgili standartların hazırlanmasında doğru ve güvenilir bilgi oluşturmak ve Türkiye geneline yapılacak aynı tür çalışmalar için hem donanım hem de bilgi açısından alt yapı sağlamaktır.
Taşocaklarında solunabilir tozdaki SiO2 miktarının belirlenmesi
Solunabilir tozdaki kristalin silis maruziyeti dolayısıyla birçok çalışanımızda silikozis, akciğer kanseri, tüberküloz ve üst solunum yolları hastalıkları oluşmaktadır. Epidemiyolojik çalışmalar işçilerin kristalin silis bulunan tozlara maruz kalmalarından dolayı ve bu maruziyetin kabul edilebilir eşik sınır değerlerinin (PEL) üzerinde olması durumunda kronik silikozis, pnömokonyoz gibi meslek hastalıklarına sahip olabileceklerini saptamıştır. Bu çalışmanın amacı, bölgemizdeki maden işletmelerinde toz ölçümleri yaparak, toplanılan toz örneklerinin mineralojik ve kimyasal analizlerini yaparak, pnömokonyoza yakalanma riski üzerindeki etkilerini araştırmaktır.
İsdemir A.Ş. ve Kardemir A.Ş. Kok Fabrikalarında iş kazaları açısından risk değerlendirmesi
Bu çalışmanın amacı; İsdemir A.Ş. Kok Fabrikası ile Kardemir A.Ş. Kok Fabrikalarının iş kazaları açısından hangi risk sınıfında yer aldıklarının belirlenmesidir. Her iki Kok Fabrikasına ait iş kazası kayıtları derlenerek bir veri tabanı oluşturulmuştur. Haftalık iş kazası olma olasılığı ve hasar dağılımları ortaya çıkarıldıktan sonra özel bir yazılım kullanılarak, Yıllık İş Kazası Dağılımı ile İş Günü Kaybı Dağılımları elde edilmiştir. Daha sonra Matris Yöntemi kullanılarak risk seviyeleri belirlenmiştir. Buna göre İsdemir Kok İşletmesinde 23 günde bir kaza olma ihtimali ve Kardemir de 11 günde bir kaza olma ihtimali bulunmaktadır. İsdemir ?Düşük? risk sınıfında, Kardemir ise ?Kabul Edilemez? risk sınıfında yer almıştır. Bu farkın nedeni üzerinde daha geniş kapsamlı ve ileriye dönük araştırmaların yapılması uygun olacaktır.Anahtar Kelimeler: Risk Değerlendirmesi, Kok, İş Güvenliği, Kaza, Probabilistik Risk analizi
Belen - Topboğazı (Hatay) arası yol yapım çalışmaları
Bu tez çalışmasında, Belen-Topboğazı Yolunun yapımında kullanılan agrega ve asfalt bitümlerinin uygun karışım yapılarak yola çeşitli tabakalar halinde serildikten sonra kontrol testleri yapılıp Karayolları Teknik Şartnamesine uygunluğu irdelenecektir. Şartnamede belirtilen deneylerin tamamı standartlar dahilinde müteahhit firmanın laboratuarında Türkiye Cumhuriyeti Karayolları laboratuar teknisyeni kontrolünde yapılmıştır. Ayrıca yol yapımında kullanılan iş makinaları tanıtılarak bunların nasıl daha verimli çalıştırılabileceği irdelenmiştir. Sonuç olarak deney sonuçlarının şartname sınırları içerisinde olması ve kontrol mekanizmasının işleyişi yüksek kalitenin yakalanmasında büyük rol oynamaktadır.