
20
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Departman Tezleri
Asidik maden drenajı oluşumu mekanizmasının incelenmesi
ÖZET Piritik cevher, yan kayaç ve atıkların hava ve su ile teması ile oksitlenmesi sonucu oluşan Asidik Maden Drenajı (AMD), sahip olduğu yüksek asidite (pH « 2.0) ve içerdiği çözünmüş toksik metal iyonları nedeniyle ciddi bir çevre problemi oluşturmaktadır. Bu çalışmada Küre-Aşıköy piritli balar cevheri yan kayaçlanndan alınmış, masif, yüksek piritli numunelerin fiziksel, kimyasal ve mineralojik incelemeleri yapılmış, uygulanan standart statik testler ile malzemenin asit üretim potansiyelleri belirlenmiştir. Aynı malzemeler kinetik kolon testleri uygulanarak, doğal şartlarda malzemenin asit üretimine tane boyutu, su debisi, hava debisi, çözünmüş O2 derişimi ve malzeme kalınlığı gibi değişkenlerin etkileri araştırılmış ve sonuçlan irdelenmiştir. Sonuç olarak, malzemenin tükettiğinden yaklaşık 315 kat daha fazla asit ürettiği, tane boyutu, su debisi ve malzeme malzeme kalınlığı AMD oluşumuna direkt etki ederken, hava debisinin ve su içinde çözünmüş oksijenin tepkimelere etkisinin önemsiz olduğu belirlenmiştir.
Kömür külü atık sahalarından oluşacak olan ağır metal kirlenmesinin belirlenmesi
ÖZET Türkiye'deki Termik santrallerde yaygın olarak linyitler kullanılmaktadır. Kömürün oluşumu sırasında B, Cr, Cu, Ni, Mo, S, V gibi pek çok elementi yapısında topladığı bilinmektedir. Yakıldığında bu elementler külde yoğunlaşabilir. Bu çalışmada Ege Bölgesi'nde bulunan Soma, Yatağan, Kemerköy, Yeniköy kömür yakan termik santrallerinden üretilen ağır metallerin neden olduğu çevresel kirlilik saptanmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda kül sahalarından alman örneklerin fiziksel ve kimyasal karakterizasyon çalışmaları yapılmış ve TCLP, ASTM, CEN yöntemleri kullanılarak küllerin zehirlilik potansiyelleri tespit edilmiştir. Laboratuar koşullarında bombada kömürün yanması sonucunda ortaya çıkan gaz fazın içerdiği toksik elementler saptanmıştır. Yüksek sıcaklık ve alkali ortamda oluştuğu bilinen Cr6+'nın termik santral küllerindeki varlığı ve sulu ortamda Cr^'ün oksidasyonu incelenmiştir.
İnce kömürlerin temizlenmesinde köpük flotasyonu ve ağır ortam siklonlarının entegrasyonu
Kömür zenginleştirme yöntemlerinden olan ağır ortamda kömürün temizlenmesi metodunda, ağır ortam oluşturmak için genelde manyetit kullanılmaktadır. Ağır ortam ayırıcılarının temiz kömür ve artık ürünleri ile birlikte alınan manyetitin bu ürünlerden geri kazanımı, lavvarların işletme maliyetinin düşürülmesi açısından son derece önemlidir. Bu işlem için söz konusu ağır ortam ürünleri, geleneksel olarak yay elek ve süzme-yıkama eleklerinden geçirilerek manyetitin elek altlarından kazanımına gidilmektedir. Yay elek altı ürünü yüksek oranda manyetit içerdiği için genelde devreye doğrudan geri verilirken, süzme-yıkama elekleri altı ürünündeki manyetitin ince kömür tanelerinden ayrılmasında manyetik ayırıcılar kullanılmaktadır. Manyetik ayırıcılara beslenen bu ürün içerisindeki manyetik olmayan ürün miktarı arttıkça, ayırıcının verimi düşmektedir. Bu çalışmada süzme-yıkama elekleri altı ürünleri manyetik ayırıcılara beslenmeden önce, flotasyon yöntemi ile zenginleştirmeye tabi tutulmuştur. Burada amaç; manyetik 105:1ya giden malzemedeki manyetik olmayan fraksiyonun miktarının azaltılması, süzme-yıkama elekleri altına geçen malzemedeki ince kömürün temiz kömür olarak kazanılması olarak özetlenebilir. Bu amaçla, flotasyon için en uygun şartların belirlenmesi için, tüvenan kömür ve simule kömür+manyetit karışımları ile ön çalışmalar yapılmıştır. Daha sonra Tunçbilek Lavvarı ağır ortam siklon devresi yay elek ve süzme-yıkama elekleri altından alınan ürünler yukarıdaki amaçlara uygun olarak flotasyona tabi tutulmuştur. Flotasyon için en uygun olan parametrelerin belirlenmesinden sonra, ağır ortam flotasyon devresi, tesiste şu anda faaliyette bulunan ağır ortam devresi ile teknik ve ekonomik açıdan karşılaştırılmıştır. Sonuçlar göstermektedir ki, ağır ortam siklon devresi süzme-yıkama elekleri altı ürünleri flotasyona tabi tutulduğunda, %6.7 kül ve yaklaşık 6300 kcal/kg ısı değere sahip (kuru kömür) son derece temiz kömür elde edilebilmektedir. Aynı zamanda şu anda mevcut lavvarda manyetik ayırıcıya gönderilen üründe manyetik olmayan ürün oranı %18 iken, flotasyon sonundaki artıkta bu oran %7.8'e düşürülmüştür. Bu durumda manyetik ayırıcıda oluşan manyetik kayıpları da büyük oranda azalacaktır. Ancak, flotasyon prosesinin ekonomikliğinin sarf edilen gazyağı ve köpürtücü miktarına bağlı olduğu görülmektedir.
Evaluation of coal-oil assisted gold flotation as a novel processing method for gold recovery
The study was aimed at investigating the effectiveness of the process of coal-oil agglomeration and gold flotation first individually and then in combination for enhancing gold recovery and for revealing the mechanism of the each processes. The process is still burdened by the disadvantages of the flotation process but it has been clearly shown that assistance of coal-oil agglomerates improves the gold flotation performance. Relatively high recoveries and superior grades can be obtained by coal-oil assisted gold flotation in comparison to the conventional flotation process. Such recoveries are possible by coal-oil assisted gold flotation even in the absence of any recycling stages (a concentrate assaying about 400 g /t with a recovery about 72 % was obtained by using the optimal parameters). However, recycling of the coal-oil-gold agglomerates further improves the grade of the concentrates while decreasing the coal and oil consumption (a concentrate assaying 1320 g/t with a recovery about 63 % was obtained after four cycles of the loaded agglomerates). The experiments show that employing the scavenger stages in the process enhances the gold recovery. The concentrate gold recovery was improved to 88 % and the grade of the concentrate decreased to 258 g/t by employing a scavenger stage. A concentrate assaying 178.27 g/t Au with 90.25 % gold recovery was obtained by employing secondary scavenger stage. Our results show that unlike previous work on coal-oil-gold agglomeration, our method requires very small amounts of coal and agglomerating agents. Therefore, it can be called as ?coal-oil assisted gold flotation? and seems to be quite effective for gold-ore processing. The test work demonstrated that use of oil and coal particles to assist gold flotation increases the process performance significantly. Presence of flotation collectors in the pulp helps coal-oil-gold agglomeration, which is in turn enhances the flotation and therefore increases the overall recovery. Keywords: Gold, agglomeration, oil, coal, flotation
Doğal taş sektöründe ebatlı ürünlerin EN-TSE standartlarına uygunluğunun araştırılması ve TEM-MER A.Ş. ürünleri üzerinde değerlendirilmesi
Günümüzde yapı ve kaplama olarak kullanılacak doğal taşların belirli bir standardizasyonu sağlaması ve kalite kontrol yöntemlerinin geliştirilmesine bağlı olarak kullanım alanlarına göre sınıflandırılması gerekmektedir. Son yıllardaki doğal taş ihracatına paralel olarak kalite ile ilgili belirleyici standartlar imalatçılardan istenmektedir.Bu çalışma da, TEM-MER MERMER A.Ş `de üretilen levha ve plakaların kalınlık, ebat ve gönye değerleri incelenmiş, EN TSE 1468 ? Doğal Taşlar ? İşlenmemiş Plakalar ? Özellikleri?, EN 12057 ? Doğal Taş Ürünleri- Modüler Karolar- Özellikleri?, EN 12058 ? Doğal Taş Ürünleri ? Yer ve Merdivenler İçin Kaplama Taşları- Özellikleri?, EN 12059 ? Doğal Taş Ürünleri- Ebatlı Ürünler- Özellikleri?, EN TSE 1469 ? Doğal Taş Mamulleri- Kaplamada Kullanılan Plakalar- Özellikleri? adlı standartlara uygunluğu tespit edilmiştir.
Maden işletmelerinde üretim maliyetlerinin analizi ve kar maksimizasyonu
Madencilik sektöründeki üretim girdileri, diğer sektörlere göre incelendiğinde çok daha fazla kalemden oluşmakta ve parasal açıdan ciddi rakamlara ulaşmaktadır. Bu sebeptendir ki; ülkemizde uzun yıllardır maden işletmeleri, hep devlete ait kurumlardan oluşmaktaydı. Yeni bir maden işletmesi kurmak özel sektör için çokta fazla cazip olmamaktaydı. Gerek İlk yatırım açısından gerekse üretim maliyetleri açısından başa çıkılması zor bir iş koluydu. Son yıllarda gelişen üretim teknolojileri, özellikle ülkemizde bulunan yer altı ve yer üstü zenginliklerine olan dış piyasaların talebi ve de sektörün sağlamış olduğu yüksek katma değer, hem yerli hem de yabancı yatırımcının büyük yatırımlar planlamasına ve ülkemizde hatırı sayılır bir madencilik sektörünün oluşmasına yol açmıştır. İlk zamanlarda madencilerin gözünü korkutan bu maliyet kalemleri ve bu maliyet kalemlerinin büyüklükleri, aslında çokta karışık olmayan, etkili ve güçlü analiz yöntemleriyle başa çıkılır bir hal almaya başlamıştır. Bu tezde kullanılan ?PARETO ANALİZİ? bu anlattığımız etkili analiz yöntemlerinden sadece bir tanesidir.
Küresel konumlama sisteminin (GPS) açık işletme madenciliğinde kullanım olanaklarının araştırılması
Teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler madencilik sektöründe de yeni uygulamaları beraberinde getirmektedir. Özellikle iş makinalarındaki efektif kapasite artışları, teknik gelişmeler ve iş makinalarının yıllık efektif kullanım oranlarının artmasına olanak sağlayan sistemler üretim maliyetlerini olumlu yönde etkilemektedir. Bu amaçla son yıllarda, başta ABD, Kanada, Avustralya olmak üzere gelişmiş ülkelerde GPS yaygın olarak kullanılmaya başlamış ve artan bir eğilimle kullanım alanları gittikçe genişlemektedir. Açık maden işletmelerinde kullanılan temel makine-ekipmanların sergileyebilecekleri en iyi performansta çalıştırılmalarını sağlamak için GPS tabanlı madencilik sisteminin uygulama olanaklarının araştırılması amaçlanmaktadır. Böylelikle maden işletmelerinin önemli problemlerinden olan optimizasyon, organizasyon ve zamanın efektif kullanılma eksikliği, ekipman ve makinelerin verimli çalıştırılamaması ve birim maliyetlerin seviyesi, teknoloji ve bilgisayar destekli olarak düşürülmeye ve düzenlenmeye çalışılmaktadır. Bu çalışma kapsamında, belirlenen bir açık işletmede mevcut çalışma koşulları gözlemlenerek işletmelerde GPS kullanım olanakları araştırılmış ve yükleme-taşıma operasyonlarında kapasite artışı ve verimlilik için GPS tabanlı madencilik sistemlerinden kamyon izleme ve atama sistemlerinden yararlanmayı kaçınılmaz kılmaktadır.
Mermer işleme tesislerinde ürün miktarının doğrusal programlama tekniği yardımıyla belirlenmesi
Mermer sektöründe faaliyet gösteren firmaların büyük çogunlugunda üretimin planlanması ve programlanması tamamıyla tecrübe ve pratikten gelen öngörüler dogrultusunda gerçeklesmektedir. Bu sebepten ötürü hangi ürün çesitlerinin verimli olacagı ve bu ürünlerin hangi miktarlarda üretilecegi her zaman için bir sorun teskil etmistir. Mermer isleme tesislerinde karsılasılan bu konuyu, gerçekçi ve bilimsel yöntemler dikkate alınarak daha net bir duruma getirmek için bu çalısma düsünülmüstür. Çalısma yapılmak üzere orta büyüklükte bir mermer isletmesi olan Rentas Mermer Mad. San. ve Tic. Ltd. Sti. seçilmis ve bir yıl boyunca tüm üretim asamaları gözlemlenmistir. Proje kapsamında üretim akım semaları olusturulmus, makine ve ekipmanlar tanımlanmıs, kapasite ve üretim kayıplarının takibi için gerekli raporlama sistemleri olusturulmustur. Teorik çalısma kapsamında ise dogrusal programlama tekniginin tanımı, kapsamı ve uygulama yöntemi ortaya konulmus, modelin çözümü için gerekli olan Lingo 8.0 paket programı üzerinde çalısılmıstır. Üretim hattı verileri bu bilgisayar programına girilmis ve modelin çözümü üç ayrı kosul için saglanmıstır. Üretimi gerçeklestirilen mermer, dogal bir malzeme oldugu için varsayımlar ve kabuller dahilinde en iyi üretim kosulu, en kötü üretim kosulu ve ortalama üretim kosulları adı altında program çalıstırılmıstır. Sonuç olarak, tesiste üretimi gerçeklestirilebilen ürünlerden hangilerinin daha verimli oldugu, ay içerisinde hangi ürünlerden üretilerek en yüksek gelire ulasılacagı ve söz konusu ürünlerden ne kadar üretilmesi gerektigi ortaya konulmus, böylece firma sahiplerine pazar politikası yürütülmesinde kılavuzluk edilmistir.
Investigation of Ni and Co recovery from leach solutions by solid ion exchange resins
Traditional pyrometallurgical processing of nickel and cobalt ores is no longer environmentally acceptable nor economically viable with the increasingly important proportion of low-grade and ?dirty? concentrates. Hydrometallurgical alternatives are increasingly being considered unless carried out under extreme conditions. This study includes the resin-in-leach (RIL) technology which will enable more efficient and selective removal and recovery process to be developed, optimized and controlled. In this study, commercial resins Purolite S-930 and Purolite S-950 was used. Recovery of nickel and cobalt from aqueous solutions by chelating resins was investigated by batch and continuous processes. Optimum pH range and resin amount were investigated by several batch studies for two type chelating resins. Selectivity tests were done in the presence of manganese, aluminium, iron competing ions. The performance of nickel removal was effected by competing ions. Kinetic test were performed by both Purolite S-930 and Purolite S-950. The data obtained from kinetic studies were applied to the various kinetic models. Column performance of the Purolite S-950 was investigated with continuous studies. Breakthrough capacity of Purolite S-950 for nickel was found beter than cobalt removal. The complete elution of nickel and cobalt were performed by using 4 molar sulphuric acid solution.
K-feldspar/kuvars ayrımında optimum flotasyon koşullarının belirlenmesi
Potasyumlu feldispat/kuvars ayrımında optimum flotasyon koşulların araştırıldığı bu yüksek lisans tezi kapsamında, Kalemaden A.Ş. `ye ait Manisa, Demirci yöresindeki üretim sahalarından alınan iki farklı feldispat cevherine ait fiziksel, kimyasal, mineralojik özellikleri detaylı olarak tanımlanarak; feldispat cevherinin hidroflorik asit kullanılmayan flotasyon ile zenginleştirilme yöntemleri araştırılmıştır. Cevhere ait mineralojik incelemeler sonucunda feldispatın (ortoklas, plajiyoklas) , kuvars, turmalin ve mika (muskovit) mineralleri içerdiği saptanmıştır. Deneylerde kullanılan feldispat cevherlerinin kimyasal kompozisyonu ise şöyledir; Numune 1 (F1) % 74,39 SiO2, % 15,50 Al2O3, % 0,04 TiO2, %0,40 Fe2O3, %0,81 CaO, % 0,04 MgO, % 4,27 Na2O, % 3,98 K2O ; Numune 2 (F2) % 72,99 SiO2, % 16,12 Al2O3, % 0,06 TiO2, % 0,38 Fe2O3, % 0,85 CaO, % 0,01 MgO, % 6,13 Na2O, % 2,42 K2O. Flotasyon deneyleri iki basamakta gerçekleştirilmiş ve üç konsantre elde edilmiştir. Bunlar mika ve ağır silikat mineralleri konsantresi, feldispat konsantresi ve kuvars konsantreleridir. Flotasyon deneylerinde tane boyutunun, toplayıcı türü ve miktarının , pH'ın ve köpük alma süresinin konsantre tenör ve verimine etkileri incelenmiştir. Deneysel bulgular sonucunda F1 ve F2 Demirci yöresi feldispatları (HF) hidroflorik asit kullanılmadan flotasyon yöntemiyle yüksek verim ve tenörde feldispat konsantresi ile kristal kuvars konsantresinin üretilebileceği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler : Potasyum , Feldispat , Kuvars , Hidroflorik asit, Flotasyon