Yükleniyor…
Yükleniyor…

72
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0
Araştırmacı
0%
DOI Oranı
In thıs study, the social matters and the critical point of view on these issues of puplic concern in the three books by Özker Yaşın ‘‘Who Shot ın Cyprus’’, ‘‘We connected from Kyrenia’’, ‘‘Cypriot Kazım’’ have been examined. In the first part of the study, the life, Works and Works of ark has been mentioned. Thus, ın the second part of the study, the criticism and the development in the social life of Turkish literatüre has been focused. In the third part, the pıot of the rovels has been focused. In the fourth part, the difficulties of the people during the Cyprus War, ın the fifth part the socialproblems after the war have been focused in details. Key Words: Özker Yaşın, Novel, Cyprus, War, Social criticism
The purpose of this study is to provide information about the life and story of Mahmud-Ghaznavid since it is not a detailed study on the Mahmud-i Gaznevi story and to contribute to this story and the later studies of Turkish literature. Old Turkish Literature prose texts Hikâye-i Mahmûd-ı Gaznevî, which is a translation of the work we made the review. In the first part of the study, we started by giving information about the ‘Story Metin type which is considered as’ Narrative Texts ‘within the context of’ Texts Around the Event ‘which is evaluated within ü Literary Texts to work. In the second chapter, comprehensive information about Mahmûd-ı Gaznevî was made. In the third chapter, we analyzed Hikâye-i Mahmûd-ı Gaznevî in terms of form, content, language and expression. The text was translated into modern Turkish and we added the transcribed text to the end of the study. Since there is no study conducted on Hikâye-i Mahmûd-ı Gaznevî, this story has been examined in literary terms and important sources are presented to those who will work in the field of Old Turkish Literature. With this research, a story belonging to Old Turkish Literature was acquired. Thus, we hope that other researchers will have the opportunity to examine these source works in terms of language and expression. Keywords: Old Turkish Literature, Tale, Legend, Prose, Mahmud-ı Gaznevî
ÖZ: Doğu Akdeniz Üniversitesi Lisansüstü Eğitim, Öğretim ve Araştırma Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yüksek Lisans tezi olarak ortaya koyduğumuz bu çalışmada, Kuzey Kıbrıs Türk ağızlarındaki kalıp sözler yapısal, anlamsal, işlevsel ve bağlamsal açıdan ele alınmıştır. Çalışmanın giriş kısmında araştırmanın konusu, amacı, önemi, araştırmada ele alınan yöntemler, araştırmadaki sınırlandırmalar ve veriyi toplama teknikleri hakkında genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, kaynak kitaplardan, gazetelerden ve kaynak kişilerden derlenen gündelik dilde kullanılan selamlaşmalar, kişiler arası ilişkileri yürütebilmek için kullanılan sözler, iyi veya kötü dilek sözleri, özel gün ve durumlarda kullanılan sözler, yeminler, kişilerin çeşitli duygularını, görüşlerini, bakış açılarını, ruh durumunu, isteklerini, inançlarını yansıtan sözler, acıyı ve sevinci paylaşırken kullandıkları sözler, belirli durumları ve nitelikleri yansıtan sözler ele alınmıştır. Bu sözlerin bazıları kullanıldığı bağlam içerisinde verilmiştir. Üçüncü bölümde, kızgınlık anında veya belirli duyguları yansıtırken (kızgınlık, eleştiri, beğenmeme vb.) kullanılan benzetmelere başvurulmuştur. Dördüncü bölümde gerek sözü birbirine bağlarken, gerek sözü sonuçlandırırken, bağlama öğesi olarak kullanılan hazır söz kalıpları ele alınmıştır. Beşinci bölümde, söz oyunlarına dayanan ya da söylenen bir söze karşılık cevap olarak verilen ve sözü söyleyen kişinin bir nevi psikolojisini yansıtan söz kalıpları ele alınmıştır. Altıncı bölüm olan son bölümde, davranış göstergeleriyle desteklenen kalıp sözlere yer verilmiştir. Bu sözler verilirken, sözün söylenme sırasında onu destekleyen davranışlar da açıklanmaya çalışılmıştır. Yedinci bölüm olan sonuç bölümünde ise, araştırma sonuçları verilmiştir. Kıbrıs Türk ağızlarının söz varlığı içinde kalıp sözlerin büyük bir yer tuttuğuna dikkat çekilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kalıp sözler, Betimlemeler. …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ABSTRACT: In this study, which we have put forward as a master thesis for the Department of Turkish Language and Literature-Institute of Graduate Studies and Research, Eastern Mediterranean University; fixed expression of the Turkish Dialects in Northern Cyprus have been studied structurally, semantically, functionally and contextually. The Introduction part of the study provides general information regarding the aim and the significance of the study, besides providing general information on the utilized approaches and methods, the limitations of the study and the techniques of gathering the data. The Second part of the study focuses on words regarding; greetings, interaction with others, good wishes and curses, special days and occasions, oaths, and words which reflect upon an individual’s feelings, perspectives and attitudes, and also words used as one shares his/her sorrow and happiness. These words and expressions have been gathered from resource books, newspapers and individual resources and some of these expressions have been provided in context. The Third part of the study presents metaphors which are used during a person’s anger or in situations where someone is intending to reflect certain feelings; feelings such as anger, criticism, dislike, etc. The Fourth part of the study focuses on fixed expressions used as junctions during conjoining speech and/or concluding speech.The Fifth part of the study considers fixed expressions used as pun and as responses to an utterance. These expressions are regarded as expressions which reflect the psychology of the speaker. The Sixth and final part of the study presents fixed expressions that are supported by behavioural indicators- An attempt is made to clarify the behavioural indicators used to support the expressions in hand.The Seventh part of the study provides the conclusions of the study. With support from the results of this study, an attention has been drawn upon the fact that fixed expressions make up a significant part of the Turkish dialects of Cyprus. Key Words: Fixed expressions, Description.
Azra Kohen’in Aeden adlı romanı; ütopya ve distopya kavramlarını ele almaktadır. Çalışmanın amacı, insanların farklı gezegenlerdeki deneyimlerine bağlı olarak bu kavramları yeniden düşünmek ve değerlendirmektir. Çalışmada, Aeden gezegenini bir ütopya, Dünya gezegenini ise bir distopya olarak tasvir ederek, bu iki farklı dünya arasındaki kontrastı ortaya çıkarmaktır. İnsanların yaşadığı farklı deneyimler ve çevresel faktörlerin insanlığın gelişimini ve yaşam tarzını nasıl etkilediğini göstermek için kullanılmıştır. Aeden gezegenindeki telepatik bağlar ve zihinsel güçlerle birlikte doğa ile uyumlu bir yaşam sürüldüğüne dikkat çekerek, insanların birbirleriyle ve doğayla uyumlu bir dünya yaratabileceği vurgulanır. Dünya gezegenindeki distopik unsurlar ve zorluklarla karşılaşan kahramanlarımız Numi ve Sonje sayesinde, insan doğasının ve toplumsal yapıların yanlış yönlendirmeler, çatışmalar ve çevresel tahribatlarla nasıl bozulabileceğini göstermek amacıyla bu kavramlar kullanılmıştır. Bu sayede, okuyucuların dünya üzerindeki mevcut sorunlara ve insanlığın geleceğine dair düşünmelerini ve farkındalıklarını arttırmak hedeflenmiştir. Ayrıca, çalışmada insanların duygusal bağları ve değerlerini vurgulayarak, ütopya ve distopya kavramlarının sadece fiziksel ve toplumsal düzeyde değil, duygusal ve insani düzeyde de etkilerini incelemek ve anlamak amacı güdülmüştür. Bu şekilde, insanlığın içsel arayışları ve duygusal bağları ile de okuyucuların empati kurmalarını ve insan doğasını daha derinlemesine anlamaları hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ütopya, Distopya, İnsan, Doğa ve Ütopya, Öz
ÖZ: Celilabad İlçe`si Azerbaycan devleti sınırlarının güney kısmında yerleşiyor. Celilabad`a 1967 senesinde Azerbaycan`ın Nahçivan muhtar devletinde doğmuş ünlü yazar Celil Memmedguluzade`nin adı verilmiştir. Celilabad güney ilçeleri arasında en büyük araziye sahiptir. Halkbilim, ilkel zamanların yazılmamış tarihidir. Halkbilimin ilmi görevlerinden biri halkın gelişme evrelerini saptaması ve halkın geleneğinde sağlam ve yaşayabilmesi gereken şeylerin korunmasına çalışmasıdır. Celilabad ilçesi ve çevresinde yaşayan halkın bin yıllardan bu yana ağızdan ağıza, dilden dile anlatılan ve geçerliliğini yitirmeyen halk kültürü, deyimleri, halk oyunları, halk hekimliği ve diğer folklor örneklerini bizden önceki araştırmacılardan farklı olarak daha geniş ve verimli bir şekilde inceleyip, gelecek nesillere ulaşabilmek için bir araştırma başlattık. Bu araştırmanın büyük bir kısmı hem Celilabad İlçesinde, hem de ilçenin farklı köylerinde yaşayan insanların hafızalarından derlenmiştir. Folklorik öğeleri toplarken araştırma sırasında kaynak kişilerin verdiği bilgiler kullanılmıştır. Türkiye`de olan bazı folklor örnekleri ile Celilabad ilçesinde de günümüzde hala sürdürülmekte olan bir çok folklor örnekleri benzerlik teşkil etmektedir. Bu çalışmanı yapmakta amaç benzerlik teşkil eden örnekleri karşılaştırarak her iki kültürün aynı folklorik öğelere sahip olduğunu ortaya çıkarmaktır. İncelememizde Celilabad ilçesi ve çevresinde yaşayan halkın söz sanatı, düyün ve bayram gelenekleri, aynı zamanda halk hekimliği, halk oyunları, mani ve ağıtları ele alınmıştır. Bunun yanı sıra dualar, beddular, ata sözleri ve deyimler de kaynak kişilerden derlenip toplanmıştır. İlçede ve ilçe`nin farlı köylerinde yaşayan kişilerden alınan bilgiler daha önce hiçbir yerde yayınlanmamıştır. Bu çalışmada yer alan folklor örnekleri, diğer il ve ilçelerdeki folklor örnekleri ile benzer ve farklı taraflarıyla incelenmiştir. Güney Azerbaycanla sınırı olan bu ilçe`de ve derleme yapılan köylerde bir birilerine kucak açmayı, sevgi ve saygı içerisinde yaşamayı bilen halkla iç içe girdikçe, sohbet ettikçe sadece yaşlılarda değil, gençlerde bile o kültürü nasıl kavradıkları, yani insan olmanın ne demek olması felsefesini atılan her adımda, girilen her köyde, misafiri olunan her evde en yüksek şekilde görmek mümkün. Anahtar Kelimer: folklor, halk edebiyatı, folklorik öğeler
ÖZ: Bu çalışmada Kıbrıs Türk Ağızlarının ortak yönlerinden hareket ederek birbirinden ayrılan yanlarını tespit etmeye, bugüne kadar Kıbrıs Türk ağızlarıyla ilgili yapılmış çalışmalardan da faydalanarak pilot bölge olarak seçtiğimiz köylerin ağız özelliklerini betimleyip ağız gruplarını belirlemeye çalıştık. Pilot bölgelerimiz, Güney‟den Kuzey‟e geçmiş olan köyler ve Rumlarla karışmamış hiç göç yaşamamış köylerdir. Bu çalışma, Kuzey Kıbrıs‟ta 11 yerleşim biriminde (Balalan, Mehmetçik, Gazimağusa, Paşaköy, Gaziköy, Görneç, Kalavaç, Yeniceköy, Hamitköy, Gönyeli, Bostancı) yapılan yaklaşık 17 saatlik ses kayıtlarından oluşmaktadır. Çalışma “Giriş”, “İnceleme”, “Sonuç” , “Metinler”, “Sözlük” ve “Haritalar” olmak üzere altı bölüm içermektedir. Bu çalışmayı seçmemizdeki sebep, bugüne kadar Kıbrıs Türk ağızlarıyla ilgili bölgesel olarak birçok çalışma yapılmış; ancak bunlar arasında karşılaştırmalı bir çalışma yapılmamış olmasıdır. Karşılaştırmalı olarak Kıbrıs Türk ağızlarının detaylı bir şekilde betimlenmesi ve bir ağız atlası projesinin, bu ağızların konuşurları ölmeden hayata geçirilmesi gerekmektedir. Giriş bölümünde, Kıbrıs Türklerinin ağız özelliklerinde etkili olan tarihî bilgilere yer verilmiştir. İnceleme bölümünde ise, 11 yerleşim biriminin ağızları ses, yapı, söz dizimi ve söz varlığı ile ilgili özellikleri karşılaştırılarak verilmiş, bu ağızların ayırıcı özelliklerine parmak basılmıştır. Bu bölümde vermiş olduğumuz örnek sözcükler ve cümleler, kendi metinlerimizden alınmışsa parantez içinde hem satır ve metin numaraları hem de yöre ismi verilmiştir. Sözlü derlemelerden alınmış ise, parantez içinde bölgenin ismi yazılmıştır. Söz varlığı bölümünde Kıbrıs Türk ağızlarını Türkiye Türkçesinden ayıran sözcüklerden örnekler verilmiş, aynı kavramın 11 yerleşim biriminde farklı adlandırmaları örneklendirilmiştir. Bu örnekler, karşılaştırmalı olarak verilmiş bir sözcük listesine dökülmüştür. Bu listede yöreye özgü biçimi açıklanmış, köşeli ayraç içinde genel kullanımı verilmiş nerede kullanıldığı yay ayraç içinde belirtilmiş ve yine genel kullanıma gönderme yapılmıştır. Haritalar bölümünde ise 11 yerleşim biriminin belirgin ses, yapı ve söz varlığı farklılıklarını belirten özelliklerden örnekler haritalarda gösterilmiştir. Sonuç bölümünde de elde etmiş olduğumuz verilere dayanarak Kıbrıs Türk ağızları üç ağız grubuna ayrılmış, üç ağız grubunun altında II. dereceden ağız grupları belirlenmeye çalışılmıştır. Kıbrıs Türk toplumunun etnik yapısı da göz önüne alınacak olursa, Kıbrıs Türk ağızları çok karmaşık bir durum sergilemektedir. Bu çeşitlilik arasında, bu çalışmayla Kıbrıs Türk ağızlarını sınıflandırma denemesi yapılmıştır. 11 yerleşim biriminin ses, yapı, söz dizimi, söz varlığı özellikleri belirlenmiş, aralarındaki farklılıklar çıkarıldıktan sonra, seçtiğimiz pilot bölgelerin sunduğu verilere dayanarak Kıbrıs Türk ağızlarının üç ana ağız grubuna ayrılabileceği görülmüştür. Daha kesin sonuçlara ulaşabilmek, alt ağız gruplarını belirleyebilmek için her köyün ayrı ayrı incelenip karşılaştırılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Kıbrıs Türk ağızları, ses bilgisi, şekil bilgisi, söz dizimi, söz varlığı.
ÖZ: Türk edebiyatı tarihinde 17 ve 18. yüzyıllar, son derece katı ve klişeleşmiş kurallara bağlı kalarak uzun yüzyıllar neredeyse hiç değişmeden sürdürülen Klâsik Türk Edebiyatı’nda kısmen yeni arayışların başladığı ve bir takım çıkış noktalarının denendiği bir dönemi oluşturur. Bu dönemin en belirgin özelliklerinden biri olan Sebk-i Hindî akımı, aynı katı kuralları farklı bir boyutta değerlendirmesiyle dikkati çekerken; bunun yanı sıra daha şuh ve serbest bir üslup geliştirmeye çalışan bir şairler gurubu da ön plana çıkar. Nedîm’in kıvrak bir zekâ ve pervasız üslubuyla temsil ettiği bu serbest üslubu Enderunlu Vâsıf ve Enderunlu Fâzıl gibi şairler en uç boyuta kadar taşırlar. Dil ve imlâ konularında kural tanımazlık derecesine kadar varan bu serbestlik zaman zaman daha önceki şairlerin yüzlerce ve binlerce beytinde dahi neredeyse hiç görülmeyen bir gramer hatasını sıradan bir aksaklık derecesine düşürür. Daha önce hiç söylenmemiş bir takım benzetme kalıpları devreye girer ve şiir artık klâsik dönemin katı kurallarla dolu mecrasından ayrılarak daha serbest ve başına buyruk bir vadide seyretmeye başlar. Bu araştırmanın konusunu oluşturan metin, 17. Yüzyıl şairleri arasında Sultan IV. Murad’ın torunu olması bakımından ilginç bir konum arz eden Rezmî dîvânından alınmış bir kesittir. Osmanlı hanedanında padişah annelerinin hemen daima Gürcü, Çerkez, Rus, Sırp v.b cariyelerden oluştuğu bilinen bir gerçektir. Mesela Sultan IV. Murad’ın annesi Rum asıllı ve asıl adı Anastasya olan Kösem Sultan idi. Ondan sonra tahta geçen IV. Mehmed’in annesi Rus asıllı Nadya daha sonra Turhan Sultan adını almıştı. Bu ve diğer harem kadınlarına ait belge ve özellikle mektuplardan anlaşıldığı kadarıyla uzun yıllar geçmesine rağmen dillerini düzeltemedikleri ve oldukça bozuk bir Türkçeyle yazıp konuştukları bilinmektedir. Bütün bu etkiler sebebiyle olmalı Osmanlı sarayında halkın dilinden oldukça farklı bir ses ve musikîye sahip ayrı bir Türkçe oluşup gelişmeye başladı. Bunun ilginç bazı örnekleri belgesel niteliğindeki ses ve film kayıtlarıyla günümüze kadar geldiği gibi, hanedanın günümüzde yaşayan ve özellikle yurt dışında kalmaları sebebiyle saray dilini koruyabildikleri anlaşılan mensuplarının dilinde de görülmektedir. Rezmî’nin dîvânı bu açıdan bakıldığında başka şairlerde çok nadir olarak görülen bir takım dil özellikleri arz eder. Buna yukarıda bahsi geçen serbestlik arayışları da ilave edildiğinde klâsik şiirin 17 ve 18. yüzyıllarda yaşadığı sapmanın en tipik örneklerinden biriyle karşılaşırız. Bu bakımdan bu çalışma bu dönemin eski şiirin katı kuralları açısından bir kritik ve değerlendirmesini örneklendirme amacı taşımaktadır. Çalışmamıza ilk olarak İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi’nde bulunan tek nüshasını Osmanlı alfabesinden Latin alfabesine Türkiye Türkçesine uygun şekilde nesre çevirmeyle başladık. Nesre çeviri sırasında dönemin dili ve şiir geleneğine aykırılık arz eden bazı ifade, edebî kalıp ve motiflerle karşılaştık. Bu sebeple tez konusunu daha sonra eserin bir kesitini oluşturması amacıyla ilk yüz gazelin inceleme ve kritiği şeklinde tespit ettik. Rezmî, şiirlerinde sevgilinin güzelliği, sevgiliye duyulan aşk,şarap ve eğlence meclisleri, baharın ve çiçeklerin güzellikleri, halk kültürüne ait unsurlar gibi konuları işlemiştir. Onun şiirlerinde dönemin sosyal hayatına dair pek çok iz bulmak da mümkündür. Bu nedenle çalışmamızda yeri geldikçe Rezmî Divânı’nda geçen sosyal hayat unsurlarına da temas ettik. Rezmî’nin şiirlerinde Türkçe kelimeler daha çok kullanılmış, deyimler ve atasözlerine sıkça yer verilmiştir. Ancak şairin saraya mensup olması sebebiyle olmalı, diğer şairlerin maruz kaldığı acımasız tenkitlere pek maruz kalmadığı şiirlerinde dikkat çeken bir takım aksaklıkların göze çarptığı görülmektedir. Bazı şairler çocukluklarında yazdıkları şiirlerin ziyan olmasına kıyamayarak bunları da eserlerine dahil ederler. Ancak bu gibi durumlarda acemilik ve tecrübesizlik çağının ürünü olan bu eserlerin gözden geçirilerek tashih görmüş olmaları da kuvvetle muhtemeldir. Rezmî’nin eserinde de gerek gramer kuralları gerekse klâsik şiir estetiği açısından göz önünde bulundurulduğunda çocukluk çağının ürünü olabilecek şiirlere yoğun olarak rastlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Gazal, Rezmi Divani, Klasik Türk Edebiyatı. …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ABSTRACT: 17th and 18th centuries in the Turkish Language Literature have been a period in which partly new searches and some starting points have been tried in the Classic Turkish Literature. Classic Turkish Literature has not almost changed for many years and depended on highly rigid and stereotyped rules. Stream of Sebk-i Hindi has been one of the most prominent features of this period and it has been taken into attention by evaluating the strict rules in a different dimension. In addition to this, a group of poets tried to develop amore lively and free style in this period. Nedim represented this style by his intelligent mind and reckless style. Other poets like Enderunlu Vasıf and Enderunlu Fazıl have shifted this free style into extreme points. Being that much free in language and dictation has been perceived as an ordinary disorder by those poets mentioned above. However, this has not been encountered in hundreds and thousands of verses of previous poets. Some analogy patterns; which were not spoken before, come into play and poetry separates from the adventure of classic period full of strict rules and it begins to move into a more liberal valley. The text; which constitutes the subject of this research, is taken from Rezmi’s. Rezmi’s Divan carries an interesting position since he was grandson of Sultan IV.Murad belonging to the 17th century poets. It is a fact that in the Ottoman ruling house, most of the sultans’ mothers were Georgian, Russian, Serbian etc concubines. For example, Sultan IV. Murad’s mother “Kösem Sultan” was originally Greek and her real name was “Anastasya”. After IV. Murad, IV. Mehmed acceded to the throne. His mother “Nadya” was originally Russian. However, her name was changed into “Turhan Sultan” later. Based on the documents and especially letters of this and other harem women, it is known that despite the long passing years these women could not improve their language and they were quite inaccurate both in written and spoken Turkish. Because of all these effects, people began to create and develop a Turkish language in Ottoman Palace which was different in both sound and music. This language was quite different from public‟s language. Some interesting examples of this language were brought to the present by film and sound recordings in a documentary style. This language can also be seen in the members of ruling houses who still remain alive today and managed to protect palace language by living abroad. By looking at Rezmi’s Divan from this perspective, some rarely seen language features of poets can be seen. When struggling for freedom mentioned above is also added to this, the most typical examples of the deviation of classic poem in the 17th and 18th centuries are encountered. In this respect, this research aims at criticizing and evaluating the old poetry in this period in terms of its strict rules. In this study, we started by translating the first single copy of Rezmi’s Divan in İstanbul University Special Works Library into a prose from Ottoman Alphabet to Latin Alphabet and made it appropriate to the Turkish Language of Turkey. While translating into a prose, some expressions, literary phrases and motifs; which were not appropriate to the language and poetry of that period, have been encountered. For this reason, the subject of the thesis has been identified as analyzing and criticizing the first 100 gazel so that this study can be a part of the work later. Rezmi focused on the topics like beauty of love, the sense of love to a lover, wine and entertainment, beauty of spring and flowers and elements belonging to the culture of the public in his poems. It is possible to find many clues about the social life of that period in his poems. For this reason, we have also mentioned about the social life elements in Rezmi’s DİVAN where necessary in our study. In Rezmi’s poems, more Turkish words, idioms and proverbs were frequently used. However, since the poet was a member of the palace; unlike other poets, he was not exposed to many criticisms although he had some remarkable failures in his poems. Some poets do not want to waste the poems that they write in their childhoods. Therefore, they prefer including them into in their works. However, in such cases there is a high possibility that these products which belong to the awkwardness and inexperience period, has been reviewed and corrected. When considering Rezmi’s poems in terms of either their grammar rules or classic poem aesthetics, we can often encounter such poems that could be belonging to his childhood. Keywords: Gazal, Rezmi Divani, Classical Turkish Literature.
ÖZ: Tezimin konusu Tevfik Fikret’in 1886-1896 arasında yazdığı gençlik dönemi aşk şiirleridir. Tevfik Fikret iyi bir aşk şairi olmakla birlikte onun aşk şiirleri yeteri kadar incelenmemiştir. Bu yüzden, biz de bu konuyu ele almayı tercih ettik. Tevfik Fikret, Gençlik döneminde 65 aşk şiiri yazmıştır. Tezimizde aşk şiirlerini muhteva, şekil, üslûp açılarından incelemeye çalıştık. Muhteva açısından bu şiirler Divan edebiyatındaki aşk şiirlerine benzerlik göstermektedir. Ancak bazı şiirler farklı ve yenidir. Şekil bakımından Tevfik Fikret, sone, terza rima ve başkaları gibi daha çok yeni şekilleri tercih etmiştir. Eski nazım şekilleriyle yazdığı şiirlerin sayısı 15’tir. Üslûp bakımından ise, aşk şiirlerinde daha çok Divan şiirinin üslûbunun esas alındığı gözlenmektedir. Şair, gerek sevilen kadın ve seven erkek imajını çizerken daha çok eski Türk Şiirinin imaj ve sembollerini kullanmıştır. …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… ABSTRACT: Our master topics is love poems in youth period of Tevfik Fikret, which he has written between 1886- 1896. He is agood poet of love, but his love poems has not been studied satisfactory. So we have prefer to study this subject. Ġn his youth period Tevfik Fikret wrote 65 love poems. In our thesis love poems have been studied in points of content, from and style. In point of content this poemsis like to love poems of Classical Period or Divan Literature. But some poems stil is diffirent an modern. In point of from Tevfik Fikret has been preferred new forms: Sonnet, terza rima and some new forms. Number of poems in old forms is 15. In point of style he is depend on old style of Classical poetry and has used old metaphore and symbols as he depicted images of darling man and woman.
[Abstract Not Available]
ÖZ: Türkiye’de modern ve postmodern edebiyatın önemli yazarlarından birisi olarak görülen Bilge Karasu, Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı eseriyle, 1971 yılında Sait Faik Hikaye Armağanı’nı kazanmıştır. Bu eser, Ada, Tepe ve Dutlar isimli üç öyküden oluşmaktadır. Ada ve Tepe tek bir öykünün iki ayrı parçası gibidir. Dutlar da üzerinde durulan temel meseleler açısından onlarla benzeşir. Bu öyküler, ele alınan konuları ve kavramları değişik yönleriyle birlikte irdelerken, aynı zamanda, dilsel, anlamsal ve kurgusal yapıların sınırlarını zorlayan metinlerdir. Bu sebeple, okura, alışageldiği okuma edimini sorgulatan, okurun, okuduğunu algılayıp anlamlandırabilmesinin koşullarını yeniden gözden geçirmesini teşvik eden bir anlayışı ortaya koymaktadırlar. Öykülerin içerikleri, oluşturulan anlamı üreten bağıntıların birbiriyle uyumlu ve çatışan özellikleriyle birlikte, okuru, çağrışımsal, zengin bir düşünsel etkinliğe davet etmektedir. Tüm bu niteliklerine rağmen eserin yeterince incelenmediği ve özellikle de, okuru odağına alan yaklaşımlar göz önünde tutularak yorumlanmadığı görülmüştür. Bu öyküler sadece olay ya da durumları anlatmazlar, aynı zamanda olay ve durumların neden olduğu meseleleri ya da olay ve durumlara neden olan meseleleri de incelemeye tabi tutarlar. Bu tezde Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı, okur merkezli bir yaklaşımla, anlamsal olanaklarının ve anlatısal stratejilerinin ortaya çıkarılması yönünden ele alınmıştır. Yazarın metin içindeki anlatısal stratejileri ortaya konularak, bunların metnin olası anlamlarına etkisi gösterilmeye çalışılmış ve öykülerde ele alınan temel kavramların metnin temel anlamlarıyla ilişkisi araştırılmıştır. Çalışma sonunda yazarın anlatısal stratejilerinin metnin yüzeyince yadsınamaz diye düşünülen anlamları çürütebildiği ve temel gibi görünen kavramların ise metnin alt katmanlarınca anlam üreten verimlilikleri yönünden ikincil hale gelebildiği görülmüştür. Anahtar sözcükler: Örnek okur, örnek yazar, metin, alımlama kuramı, baskı, yabancılaşma, mağduriyet.