Eskişehir Osmangazi University
Fakülte

Diş Hekimliği Fakültesi

Eskişehir Osmangazi University

23

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Konik ışınlı bilgisayarlı tomografi görüntülerinden elde edilen posteroanterior sefalometrik (Frontal) görüntüler üzerinde derin öğrenme yöntemiyle geliştirilmiş yapay zeka algoritmalarıyla sefalometrik noktaların tespiti

Amaç: Bu çalışmanın amacı, konik ışınlı bilgisayarlı tomografi görüntülerinden elde edilen posteroanterior sefalometrik görüntüler üzerinde özel bir yapay zeka algoritması kullanılarak yapılan sefalometrik nokta tespitinin başarısını araştırmaktır. Materyal ve Metot: Çalışmamızın veri setini 1295 hastanın ortodontik tedavi öncesi alınan konik ışınlı bilgisayarlı tomografi görüntülerinden elde edilen posteroanterior sefalometrik radyograflar üzerinde özel bir yapay zeka algoritması kullanılarak işaretlenen iskeletsel ve dişsel sefalometrik noktalar oluşturmaktır. Görüntüler üzerinde sefalometrik noktaların etiketlenmesi CranioCatch etiketleme yazılımı (CranioCatch, Eskişehir, Türkiye) kullanılarak yapılmıştır. Yapay zeka modelinin eğitimi, PyTorch uygulanan CNN tabanlı derin öğrenme yöntemi ile 300 Epoch kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Modelin öğrenme oranı 0.0001 olarak belirlenmiştir. Bulgular: Çalışmada eğitilen yapay zeka modelinde en yüksek SDR değeri Antegonial Notch, L, Antegonial Notch, R ve Gonion, L noktalarında bulunmuştur. En düşük SDR değeri Crista Galli noktasında gözlemlenmiştir. SDR değeri 2 mm' lik aralıkta 6 nokta haricinde %80 üzerinde başarı oranı göstermiştir. Sonuç: Çalışmamız ilerleyen zamanlarda yapılacak olan derin öğrenme tabanlı KIBT raporlama sistemlerinin gelişimi açısından çok önemlidir. Bu sistemlerin klinik rutininde hekimlere zaman kazandırarak bir karar destek mekanizması rolü göreceği düşünülmektedir. Aynı zamanda sefalometrik noktaların tespiti sırasında, gözlemciler arası farkların ve gözlemcilerin farklı zamanlardaki değerlendirmelerinde oluşabilecek tutarsızlıkların minumuma indirilmesi konusunda çok yardımcı olacağı tahmin edilmektedir.

AlgoritmalarDerin öğrenmeKonik ışınlı bilgisayarlı tomografi+2
Gizem Gözde Özşahin
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Apikal rezeksiyon operasyonunda kullanılan retrograd dolgu materyallerinin yeni kemik oluşumuna etkisinin retrospektif olarak karşılaştırılması

Ömaç: Çalışmamızda, MTA, bioagregat ve guta dağlama ile apikal rezeksiyon yapılan hastalarında kemik kazanım miktarı açısından karşılaştırılmalı olarak değerlendirilmesi amaçlandı. Materyal ve Metot: 01.01.2013 – 01.11.2020 tarihleri arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı'nda tedavi görmüş olan konservatif endodontik tedaviler ile yanıt alınamamış apikal lezyonlu dişleri bulunan hastalar değerlendirmeye alınmıştır. Endodontik tedavi görmüş ve apikal rezeksiyon işlemi uygulanmış 18 yaşından büyük hastalarda, kullanılan tekniğe göre MTA, bioagregat ve guta dağlama yöntemi uygulanan hastaların retrospektif verileri incelenerek gruplara ayrılmıştır. Hacim ölçümleri, işlem öncesi ve 6 ay sonrasındaki volumetrik tomografilerinde hacimsel ölçümler arasındaki fark üzerinden yapılmıştır. Alan ölçümleri işlem öncesi ve 6 ay sonrasındaki röntgenlerde, defektin horizontal ve vertikal en geniş noktaları esas alınarak yapılmıştır. Ölçümlerde Dolphin Imaging 11.8 dijital görüntüleme ve analiz programı ile kullanılmıştır. Gerçekleştirilen işlemler ve retrograd dolgu materyalleri hasta kayıt sisteminden ve formlarından temin edilmiştir. Hastaların yaş, cinsiyet, lezyon boyutu, kullanılan retrograd materyali kayıt altına alınmıştır. Çalışmamızda Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis parametrik olmayan istatistiksel analiz testleri uygulanmıştır. Bulgular: Arşivlerden elde edilen veriler incelendiğinde 40 hastadan alan ölçümü, 5 hastadan ise hacim ölçümü yapıldığı belirlenmiştir. 6 aydaki kemik kazanımı açısından alansal ve hacimsel ölçümler sonucundan MTA, bioagregat ve guta dağlama uygulanan hastalar arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır(P<0.05). Lezyon boyutları büyük olan hastalarda kemik dolum miktarının daha fazla olduğu gözlenmiştir. Rezeksiyon miktarın MTA uygulanan hastalarda daha yüksek bulunmuştur. Sonuç: Çalışmamızda, apikal rezeksiyon işleminde guta dağlama yöntemi, MTA ve bioagregat retrograd dolgu materyalleri arasında kemik kazanımı açısından anlanmlı bir fark bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Apikal Rezeksiyon, Bioagregat, Kemik Kazanımı, MTA,

BiyoseramiklerCerrahi-diş hekimliğiDental materyaller+5
İbrahim Emre Mutlu
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Konı̇k ışınlı bı̇lgı̇sayarlı tomografı̇ görüntülerı̇nden elde edı̇len lateral sefalometrı̇k radyograflar üzerı̇nden derı̇n öğrenme yöntemı̇yle gelı̇ştı̇rı̇lmı̇ş yapay zeka algorı̇tmalarıyla servı̇kal vertebra maturasyonunun değerlendı̇rı̇lmesı̇

Amaç: Bu çalışmanın amacı, konik ışınlı bilgisayarlı tomografi görüntülerinden elde edilen lateral sefalometrik görüntüler üzerinde özel bir yapay zeka algoritması kullanılarak servikal vertebra maturasyonu değerlendirilmesinde hekimin başarısını arttırmaktır. Materyal ve Metot: Çalışmamızın veri setini 1077 hastanın ortodontik tedavi öncesi alınan konik ışınlı bilgisayarlı tomografi görüntülerinden elde edilen lateral sefalometrik radyograflar üzerinde özel bir yapay zeka algoritması kullanılarak poligonal çizim yöntemiyle vertebraların çizilmesi ve sınıflandırılması oluşturmaktadır. Görüntüler üzerinde etiketlemeler CranioCatch etiketleme yazılımı (CranioCatch, Eskişehir, Türkiye) kullanılarak yapılmıştır. Yapay zeka modelinin eğitimi, PyTorch uygulanan CNN tabanlı derin öğrenme yöntemi ile 400 Epoch kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Modelin öğrenme oranı 0.01 olarak belirlenmiştir. Bulgular: Çalışmada eğitilen yapay zeka modelinde en yüksek F1 skoru 0.9984 ile servikal vertebraların tespitinde bulunmuştur. Sınıflar içerisindeki veri dengesizliği göz önüne alındığında vertebra maturasyonu ile büyüme gelişim sınıflaması F1 skorunun 0.6946 bulunması, ROC eğrisi ve AUC değerinin 1'e yakın oluşu yapay zeka algoritmaları ile bireyin büyüme-gelişim tespiti hususunda umut vadetmektedir. En düşük F1 değeri vertebraların kendi içlerindeki maturasyon sınıflamalarında gözlemlenmiştir. Sonuç: Çalışmamız ilerleyen zamanlarda yapılacak olan derin öğrenme tabanlı KIBT raporlama sistemlerinin geliş imi aç ısından ç ok ö nemlidir. Bu sistemlerin klinik rutininde hekimlere zaman kazandırarak bir karar destek mekanizması rolü göreceği düşünülmektedir. Aynı zamanda büyüme-gelişimin değerlendirilmesinde gözlemciler arasındaki farklılıkların ve gözlemcilerin farklı zamanlarda yaptığı değerlendirmelerde oluşabilecek tutarsızlıkların en aza indirilmesinde oldukça faydalı olacağı tahmin edilmektedir.

AlgoritmalarBüyümeDerin öğrenme+4
İrem Balcı İncebeyaz
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Konik ışınlı bilgisayarlı tomografi görüntüleri üzerinden derin öğrenme yöntemiyle geliştirilmiş yapay zeka algoritmalarıyla faringeal havayolu değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, konik ışınlı bilgisayarlı tomografi görüntülerinden elde edilen lateral sefalometrik görüntüler üzerinde özel bir yapay zeka algoritması kullanılarak faringeal havayolunun tespitinin başarısını araştırmaktır. Materyal ve Metot: Çalışmamızın veri setini 1040 hastanın ortodontik tedavi öncesi alınan konik ışınlı bilgisayarlı tomografi görüntülerinden elde edilen lateral sefalometrik radyograflar üzerinde özel bir yapay zeka algoritması kullanılarak segmentasyon yöntemi serbest çizim tekniği ile uygulanmış ve faringeal havayolu belirlenmiştir. Görüntüler üzerinde havayolunun etiketlenmesi CranioCatch yazılımı (CranioCatch, Eskişehir, Türkiye) kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Yapay zeka modeli Yolov5 Segmentation Yolov5x modeli ile 500 epoch şeklinde eğitilmiştir. Çalışmada eğitilen yapay zeka modelinde Duyarlılık, kesinlik ve F1 skorları sırasıyla 1, 0.9903846154, 0.9951690821 şeklindedir. Modelin öğrenme oranı 0,01 olarak bulunmuştur. Sonuç: Çalışmamızda bulunamayan etiket olmamıştır ve model genel olarak başarılı olmuştur. Çalışmamız ilerleyen zamanlarda yapılacak olan derin öğrenme tabanlı KIBT raporlama sistemlerinin gelişimi açısından çok önemlidir. Bu sistemlerin klinik rutininde hekimlere zaman kazandırarak bir karar destek mekanizması rolü göreceği düşünülmektedir. Aynı zamanda faringeal havayolunun tespiti sırasında, gözlemciler arası farkların ve gözlemcilerin farklı zamanlardaki değerlendirmelerinde oluşabilecek tutarsızlıkların minumuma indirilmesi konusunda çok yardımcı olacağı tahmin edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Derin öğrenme, faringeal havayolu tespiti, KIBT, yapay zeka

AlgoritmalarDerin öğrenmeFarenks+3
Batuhan Kuleli
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Çekim soketlerinin korunmasında kullanılan otojen titanyum-platelet rich fibrin(T-TZF) yönteminin radyolojik açıdan karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışmada diş çekimini takiben oluşacak olan kemik rezorpsiyonunu en aza indirerek, elde edilen kemiğin kalitesini arttırmak ve altın standart olan otojen kemiğe alternatif olabilecek yöntemin belirlenmesine yardımcı olmaktır. Materyal ve Metod: Çalışmaya 18-65 yaş aralığında 14 erkek ve 13 kadın, sistemik hastalığı olmayan çürük, travma vb. sebeplerle diş çekim endikasyonu koyulmuş 27 hastada toplam 58 çekim soketi dahil edildi. Bu hastalarda diş çekimini takiben 27 soket küçük parçalara bölünmüş T-TZF ile doldurulup bir parça T-TZF de kapak şeklinde stüre edilerek iyileşmeye bırakıldı. 31 soket ise diş çekimini takiben spontan iyileşmeye bırakıldı. İşlemden 1 hafta sonrasında CBCT alındı. Diş çekimini takiben 3. ayda implant işlemi öncesinde tekrar CBCT alındı. CBCT üzerinde yapılan hacimsel değerlendirmeler ile postoperatif çekim soketi hacmi ile 3. ay sonunda kemik ile dolan soket hacmi kıyaslandı. Bulgular: Bağımsız gruplarda t testi sonuçlarına göre başlangıç çekim soket hacmi ölçümü test ve kontrol grupları arasında anlamlı düzeyde farklılık göstermezken, 3. ay kemikleşmeyen soket hacmi ölçümü test ve kontrol grupları arasında anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir (P<0.05). Kontrol grubunun 3. Ay ölçümü ortalama 0.087cm3 bulunmuş, T-TZF grubunda ise ortalama 0.043 cm3 bulunmuştur. Buradan çıkardığımız sonuç ise; 3. ay kemikleşmeyen soket hacmi ölçümlerinde kontrol grubu test grubundan anlamlı derecede daha yüksektir. Kontrol grubu ve T-TZF grubunda başlangıç ve 3. Ay ölçüm ortalamaları arasındaki farkın anlamlılığı bağımlı gruplarda t testi ile incelenmiştir. Kontrol ve T- TZF grubunda başlangıç ve 3. Ay ölçümleri arasında anlamlı düzeyde farklılık bulunmakta olup başlangıç ölçümleri 3. Ay ölçümünden anlamlı derecede daha yüksektir. Sonuç: Bu çalışmanın sonucunda soket koruma uygulamasında T-TZF kullanılan hasta grubunun fizyolojik iyileşmeye bırakılan hasta grubuna göre çekim soketinde daha fazla kemik kazanımına sahip olduğunu gözlemledik. Anahtar Kelimeler: Diş çekimi, Soket koruma, T-TZF

Diş hastalıklarıDiş hekimliğiDiş çekimi+2
Yunus İbiloğlu
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Farklı içeceklerde bekletilen restoratif materyallerin yüzey pürüzlülüğü ve renk stabilitesinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı farklı doldurucu içeriklere sahip akışkan ve konvansiyonel kompozit rezinlerin 1 yıllık klinik ağız içi koşulları simüle edecek şekilde farklı içeceklerde bekletme, fırçalama ve termal yaşlandırma prosedürlerine tabi tutulmasıyla oluşan renk ve yüzey pürüzlülüğü değişiminin in vitro olarak incelenmesidir. Materyal ve Metot: Charisma Smart (Kulzer Dental, Almanya), Charisma Flow (Kulzer Dental, Almanya), 3M Filtek Ultimate Universal (3M ESPE, ABD), 3M Filtek Ultimate Flowable (3M ESPE, ABD), Omnichroma (Tokuyama Dental, Japonya), Omnichroma Flow (Tokuyama Dental, Japonya), Beautifil II (Shofu Dental, Almanya), Beautifil Flow Plus F00 (Shofu Dental, Almanya) olmak üzere 8 farklı kompozit rezin kullanılarak toplam 320 adet numune hazırlandı (n=40). Hazırlanan numuneler 24 saat distile su içerisinde 37 Co sıcaklıkta etüvde bekletilip ardından bitirme ve polisaj işlemleri yapıldı. Numuneler 12 gün boyunca distile su, şarap, kahve ve çay içerisinde bekletildi. Solüsyonlardan çıkarılan numuneler 10000 siklus fırçalama simülasyonuna ve 10000 siklus termal döngü prosedürlerine tabi tutuldu. Bütün numunelerin başlangıç (t0) ve uygulanan prosedürler sonunda (t1) profilometre ve spektrofotometre ölçümleri yapıldı. Renk ölçümleri sonrasında CIEDE2000 ve CIELab renk sistemlerine göre ∆E değerleri hesaplandı. Çalışmadan elde edilen verilerin analizi IBM SPSS V23 ile gerçekleştirildi. İstatiksel analiz için 3 yönlü varyans analizi, Tukey testi, sınıf içi korelasyon katsayısı kullanıldı. Önem düzeyi P<0.05 alındı. Bulgular: Çalışmada tüm gruplarda L* değerlerinde azalma, a* ve b* değerlerinde artma gözlendi. Gruplara, solüsyonlara ve tiplere göre ve birbirleriyle etkileşimlerine göre ortalama renk değişim değerleri anlamlı farklılık gösterdi (P<0.001). En yüksek renk değişim değeri kompozitlerde OMN grubunda bulundu. Solüsyonlara göre en fazla renk değişimi şarap grubunda gözlenirken en az distile su grubunda gözlendi. Tiplere göre değerlendirildiğinde akışkan kompozitlerde konvansiyonel kompozitlere göre daha az renk değişimi gözlendi. CIEDE2000 ve CIELab sistemlerine göre elde edilen ∆E değerlerinde şarap grubundaki OMN konvansiyonel ve akışkan hariç korelasyon tespit edildi. Çalışmada t0 zaman dilimi ve t0-t1 zaman dilimleri arasında yüzey pürüzlülük değerleri açısından anlamlı farklılık elde edildi. Sonuç: Kompozit rezinlerin doldurucu içeriklerinin, viskozitelerinin, maruz kaldıkları solüsyonların ve bunların birbirleriyle etkileşimlerinin kompozitlerin renk ve yüzey pürüzlülüğü değişimde etkili olduğu görüldü. Kompozit rezinlerin renk değişimi üzerinde en fazla etkisi olan faktörün solüsyon, ikinci faktörün ise kompozit grubu olduğu belirlenirken yüzey pürüzlülüğü üzerinde en fazla etkisi olan faktörün kompozit grubu olduğu, solüsyonların ve kompozit tipinin etkisinin düşük olduğu sonucuna varıldı.

Dental materyallerDental restorasyonKompozit reçineler+4
Zeynep Biçer
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Diş hekimliğinde genel anestezi altında tedavi edilen hastaların demografik olarak değerlendirilmesi

Amaç: Diş hekimliğinde genel anestezi altında tedavi edilen hastaların genel anesteziye alınma nedenlerini belirlemek ve hastalara bağlı varyasyonların, hasta özelliklerinin genel anestezi altındaki tedavi seçeneklerindeki rolünü belirlemek istenmektedir. Materyal ve Metot: 20.05.2013-01.04.2023 tarihleri arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde genel anestezi altında tedavi edilmiş hastalardan dahil edilme kriterlerine uyanların yaş, cinsiyet, sistemik hastalıklar, genel anesteziye alınma nedeni ve genel anestezi altında uygulanan dental tedavi parametreleri arasındaki ilişkileri değerlendirildi. Bulgular: Bu çalışmada, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde genel anestezi altında tedavi edilen 550 hastanın verileri incelenmiştir. Hastaların yaşları 1 ile 79 arasında değişmekte olup, yaş ortalaması 16.41'dir. Çalışma, hastaların cinsiyet, sistemik hastalıklar, genel anesteziye alınma nedenleri ve uygulanan tedaviler arasındaki ilişkileri ele almaktadır. Bulgular, genel anestezi altında yapılan tedavilerin çoğunlukla diş çekimi ve restoratif işlemler olduğunu göstermiştir. Cinsiyet, sistemik durumlar ve yaş gruplarına göre genel anesteziye alınma nedenleri ve uygulanan dental tedaviler arasındaki ilişkiler detaylı olarak incelenmiş ve istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Sonuçlar, genel anestezi altında dental tedavilerin hastaların özelliklerine göre farklılık gösterdiğini ve bu faktörler arasında anlamlı ilişkiler olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç: Genel anestezi tedavilerinin temel nedenleri anestezi gereksinimi, dental fobi ve bulantı refleksidir. Cinsiyet ve genel anesteziye alınma nedeni arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p=0.064). Sistemik durumlar göz önüne alındığında, genel anesteziye alınma nedeni olarak dental fobi sebebiyle yapılan tedaviler arasında anlamlı ve güçlü bir ilişki bulunmuştur (p<0.001). Yaş gruplarına göre genel anesteziye alınma nedenleri arasında anestezi gereksinimi, dental fobi ve bulantı refleksi açısından istatistiksel olarak anlamlı farklar gözlemlenmiştir (p<0.001). Genel anestezi altında en sık uygulanan tedaviler diş çekimi, gömülü diş çekimi ve restoratif işlemdir; bu tedaviler cinsiyetle ilişkilidir (p<0.001). Sistemik hastalıklarda diş çekimi ve restoratif işlemlerin, bipolar bozukluk hariç, öne çıktığı gözlemlenmiştir. Yaş gruplarına göre genel anestezi altında yapılan dental tedavilerde, 50-60 yaş arası ve 70 yaş üstü grup dışında en çok diş çekimi ve restoratif işlemler tercih edilmiştir. Genel anesteziye alınma nedenleriyle genel anestezi altında uygulanan dental tedaviler arasında anestezi gereksinimi ile kist hastalarında, dental fobi ve bulantı refleksi ile diş çekimi ve restoratif işlem hastalarında anlamlı farklar tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Anestezi, Demografi, Diş Hekimliği, Genel

Seçil Çobanoğlu
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

CAD/CAM teknolojisi ile üretilen farklı tam seramik blokların çiğneme kuvveti altında mekanik dayanımının değerlendirilmesi

CAD/CAM Teknolojisi ile Üretilen Farklı Tam Seramik Blokların Çiğneme Kuvveti Altında Mekanik Dayanımının Değerlendirilmesi Amaç: Bu çalışmanın amacı CAD/CAM teknolojisi ile üretilen tam seramik blokların çiğneme kuvveti altında mekanik dayanımının değerlendirilmesidir. Materyal ve Metod: Çalışmamızda CAD/CAM tam seramik blok olarak Cerec Tessera, Amber Mill, IPS e.max CAD materyalleri kullanıldı. Her örnek grubundan 10 adet olmak üzere toplam 30 örnek hazırlandı. Herhangi bir işlem uygulanmadan önce örneklerin topografik yüzey özelliklerinin değerlendirilmesi amacı ile SEM, AFM ve yüzey temas açısı analizi yapıldı. Örnekler, dual akslı çiğneme simülatörü ile dinamik olarak yüklendi. Planlanan siklus değeri tamamlandıktan sonra yüzey özelllikleri değişimlerini tespit etmek amacıyla analizler tekrarlandı. Örneklerin bükülme dayanımı iki eksenli bükülme dayanımı test cihazı ile saptandı. İstatistiksel analiz yapıldı. Bulgular: Çiğneme simülatöründe dinamik yükleme yapılmadan önce ve yükleme yapıldıktan sonra yapılan analizler sonucunda örneklerin pürüzlü yüzeylerinde artış ve çukurluklar tespit edilmiştir. Örneklerin ıslanabilirlikleri azalmıştır. IPS e max CAD örnek grubunun ortalama bükülme dayanımı 84.17 MPa olarak bulunmuştur. Cerec Tessera örnek grubu, 102.42 MPa ile en yüksek ortalama bükülme dayanımı göstermiştir. Amber Mill örnek grubunun ortalama bükülme dayanımı ise 98.62 MPa'dır. Sonuç: Çiğneme simülatöründe yapılan dinamik yüklemenin sonucunda, materyalin uzun vadeli kullanımda bükülme dayanımının azaldığı tespit edilmiştir. Örnek grupları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: CAD/CAM, Çiğneme Simülatörü, Tam Seramik

Şevval Öksüz
Eskişehir Osmangazi University
2024
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Profil görüntüleri üzerinde derin öğrenme yöntemiyle geliştirilmiş yapay zeka algoritmalarıyla yumuşak doku profilinin değerlendirilmesi

Amaç: Günümüzde insan beyninin işleyişini taklit etme ilkelerine dayanan yeni yapay zeka (AI) teknolojileri geliştirilmiştir. Bu çalışmanın amacı, profil görüntüleri üzerinde özel bir yapay zeka algoritması kullanılarak yapılan anatomik nokta tespitinin başarısını araştırmaktır. Materyal ve Metot: Çalışmamızın veri setini 1000 hastanın ortodontik tedavi öncesi alınan profil görüntülerinden elde edilen kayıtlar üzerinde özel bir yapay zeka algoritması kullanılarak işaretlenen anatomik noktalar oluşturmaktır. Görüntüler üzerinde noktaların etiketlenmesi CranioCatch etiketleme yazılımı (CranioCatch, Eskişehir, Türkiye) kullanılarak yapılmıştır. Yapay zeka modelinin eğitimi, PyTorch uygulanan CNN tabanlı derin öğrenme yöntemi ile 300 Epoch kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Çalışmada eğitilen yapay zeka modelinde en yüksek SDR değerleri yumuşak doku A ve yumuşak doku B noktalarında bulunmuştur. En düşük SDR değeri Glabella noktasında gözlemlenmiştir. SDR oranı 4 mm' lik aralıkta, işaretlenen toplam 23 noktada 6 nokta haricinde %90 üzerinde değerler göstermiştir. Sonuç: Çalışmamız ilerleyen zamanlarda yapılacak olan derin öğrenme tabanlı yüz yumuşak doku analiz sistemlerinin gelişimi açısından çok önemlidir. Yapay zeka algoritmalarından faydalanılarak oluşturulmuş sistemlerin klinik rutininde hekimlere zaman kazandıracak bir karar destek mekanizması rolü göreceği düşünülmektedir. Aynı zamanda anatomik noktaların tespiti sırasında, gözlemciler arası farkların ve gözlemcilerin farklı zamanlardaki değerlendirmelerinde oluşabilecek tutarsızlıkların en aza indirilmesi konusunda yardımcı olacağı tahmin edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Anatomik nokta tespiti, Derin öğrenme, Profil fotoğrafı, Yapay zeka

Bircan Kabukçu
Eskişehir Osmangazi University
2024
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Periodontoloji kliniğinde implant hastalarının periimplantitis açısından demografik, klinik, radyolojik olarak değerlendirilmesi

Amaç: Periodontoloji kliniğinde implant cerrahisi yapılmış hastaların periimplantitis açısından demografik, klinik, radyolojik olarak değerlendirilmesini yapmak ve periimplatitise neden olan faktörlerin implant üzerine etkisini araştırarak, implant kayıplarını önlemektir. Gereç ve yöntem: Periodontoloji kliniğinde implant cerrahisi yapılmış hastaların cinsiyet, yaş, sistemik durum, sigara kullanımı, oral hijyen, uygulanan implant sayısı, implantın fonksiyonda kalma süresi, implantın uygulandığı bölge, karşıt diş, plak indeksi (Pİ), gingival indeks (Gİ) ve sondalanabilir cep derinliği verileri, yapışık dişeti genişliği ve dişeti kalınlığı verileri alınmış, ortopantomograf üzerinde kemik kaybı miktarı ölçülmüştür. Elde edilen veriler tanımlayıcı istatistiksel yöntemler ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Toplam 199 hasta (111 erkek ve 88 kadın) ve 968 implant üzerinde yapılan çalışmada yaş, sistemik durum, sigara, oral hijyen, implantın fonksiyonda kalma süresi ve dişeti kalınlığı ile periimplant hastalıklar arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.05). Hastaların yaş ortalaması 56.06 ± 9.45'dir. Sonuç: Oral hijyen idamesi periimplant sağlık açısından önemlidir. Hastaların sistemik durumu ve sigara kullanımı periimplant hastalıklar için risk faktörüdür. Dişeti kalınlığı ince olan hastalarda periimplant hastalıkların oluşma riski daha fazladır. Anahtar kelimeler: Dişeti Kalınlığı, Oral Hijyen, Periimplantitis, Sigara, Sistemik Hastalık.

Ulfat Mashadıyev
Eskişehir Osmangazi University
2024
00