Eskişehir Osmangazi University
Fakülte

Diş Hekimliği Fakültesi

Eskişehir Osmangazi University

49

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Apikal rezeksiyon operasyonunda kullanılan retrograd dolgu materyallerinin yeni kemik oluşumuna etkisinin retrospektif olarak karşılaştırılması

Ömaç: Çalışmamızda, MTA, bioagregat ve guta dağlama ile apikal rezeksiyon yapılan hastalarında kemik kazanım miktarı açısından karşılaştırılmalı olarak değerlendirilmesi amaçlandı. Materyal ve Metot: 01.01.2013 – 01.11.2020 tarihleri arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı'nda tedavi görmüş olan konservatif endodontik tedaviler ile yanıt alınamamış apikal lezyonlu dişleri bulunan hastalar değerlendirmeye alınmıştır. Endodontik tedavi görmüş ve apikal rezeksiyon işlemi uygulanmış 18 yaşından büyük hastalarda, kullanılan tekniğe göre MTA, bioagregat ve guta dağlama yöntemi uygulanan hastaların retrospektif verileri incelenerek gruplara ayrılmıştır. Hacim ölçümleri, işlem öncesi ve 6 ay sonrasındaki volumetrik tomografilerinde hacimsel ölçümler arasındaki fark üzerinden yapılmıştır. Alan ölçümleri işlem öncesi ve 6 ay sonrasındaki röntgenlerde, defektin horizontal ve vertikal en geniş noktaları esas alınarak yapılmıştır. Ölçümlerde Dolphin Imaging 11.8 dijital görüntüleme ve analiz programı ile kullanılmıştır. Gerçekleştirilen işlemler ve retrograd dolgu materyalleri hasta kayıt sisteminden ve formlarından temin edilmiştir. Hastaların yaş, cinsiyet, lezyon boyutu, kullanılan retrograd materyali kayıt altına alınmıştır. Çalışmamızda Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis parametrik olmayan istatistiksel analiz testleri uygulanmıştır. Bulgular: Arşivlerden elde edilen veriler incelendiğinde 40 hastadan alan ölçümü, 5 hastadan ise hacim ölçümü yapıldığı belirlenmiştir. 6 aydaki kemik kazanımı açısından alansal ve hacimsel ölçümler sonucundan MTA, bioagregat ve guta dağlama uygulanan hastalar arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır(P<0.05). Lezyon boyutları büyük olan hastalarda kemik dolum miktarının daha fazla olduğu gözlenmiştir. Rezeksiyon miktarın MTA uygulanan hastalarda daha yüksek bulunmuştur. Sonuç: Çalışmamızda, apikal rezeksiyon işleminde guta dağlama yöntemi, MTA ve bioagregat retrograd dolgu materyalleri arasında kemik kazanımı açısından anlanmlı bir fark bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Apikal Rezeksiyon, Bioagregat, Kemik Kazanımı, MTA,

BiyoseramiklerCerrahi-diş hekimliğiDental materyaller+5
İbrahim Emre Mutlu
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Farklı içeceklerde bekletilen restoratif materyallerin yüzey pürüzlülüğü ve renk stabilitesinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı farklı doldurucu içeriklere sahip akışkan ve konvansiyonel kompozit rezinlerin 1 yıllık klinik ağız içi koşulları simüle edecek şekilde farklı içeceklerde bekletme, fırçalama ve termal yaşlandırma prosedürlerine tabi tutulmasıyla oluşan renk ve yüzey pürüzlülüğü değişiminin in vitro olarak incelenmesidir. Materyal ve Metot: Charisma Smart (Kulzer Dental, Almanya), Charisma Flow (Kulzer Dental, Almanya), 3M Filtek Ultimate Universal (3M ESPE, ABD), 3M Filtek Ultimate Flowable (3M ESPE, ABD), Omnichroma (Tokuyama Dental, Japonya), Omnichroma Flow (Tokuyama Dental, Japonya), Beautifil II (Shofu Dental, Almanya), Beautifil Flow Plus F00 (Shofu Dental, Almanya) olmak üzere 8 farklı kompozit rezin kullanılarak toplam 320 adet numune hazırlandı (n=40). Hazırlanan numuneler 24 saat distile su içerisinde 37 Co sıcaklıkta etüvde bekletilip ardından bitirme ve polisaj işlemleri yapıldı. Numuneler 12 gün boyunca distile su, şarap, kahve ve çay içerisinde bekletildi. Solüsyonlardan çıkarılan numuneler 10000 siklus fırçalama simülasyonuna ve 10000 siklus termal döngü prosedürlerine tabi tutuldu. Bütün numunelerin başlangıç (t0) ve uygulanan prosedürler sonunda (t1) profilometre ve spektrofotometre ölçümleri yapıldı. Renk ölçümleri sonrasında CIEDE2000 ve CIELab renk sistemlerine göre ∆E değerleri hesaplandı. Çalışmadan elde edilen verilerin analizi IBM SPSS V23 ile gerçekleştirildi. İstatiksel analiz için 3 yönlü varyans analizi, Tukey testi, sınıf içi korelasyon katsayısı kullanıldı. Önem düzeyi P<0.05 alındı. Bulgular: Çalışmada tüm gruplarda L* değerlerinde azalma, a* ve b* değerlerinde artma gözlendi. Gruplara, solüsyonlara ve tiplere göre ve birbirleriyle etkileşimlerine göre ortalama renk değişim değerleri anlamlı farklılık gösterdi (P<0.001). En yüksek renk değişim değeri kompozitlerde OMN grubunda bulundu. Solüsyonlara göre en fazla renk değişimi şarap grubunda gözlenirken en az distile su grubunda gözlendi. Tiplere göre değerlendirildiğinde akışkan kompozitlerde konvansiyonel kompozitlere göre daha az renk değişimi gözlendi. CIEDE2000 ve CIELab sistemlerine göre elde edilen ∆E değerlerinde şarap grubundaki OMN konvansiyonel ve akışkan hariç korelasyon tespit edildi. Çalışmada t0 zaman dilimi ve t0-t1 zaman dilimleri arasında yüzey pürüzlülük değerleri açısından anlamlı farklılık elde edildi. Sonuç: Kompozit rezinlerin doldurucu içeriklerinin, viskozitelerinin, maruz kaldıkları solüsyonların ve bunların birbirleriyle etkileşimlerinin kompozitlerin renk ve yüzey pürüzlülüğü değişimde etkili olduğu görüldü. Kompozit rezinlerin renk değişimi üzerinde en fazla etkisi olan faktörün solüsyon, ikinci faktörün ise kompozit grubu olduğu belirlenirken yüzey pürüzlülüğü üzerinde en fazla etkisi olan faktörün kompozit grubu olduğu, solüsyonların ve kompozit tipinin etkisinin düşük olduğu sonucuna varıldı.

Dental materyallerDental restorasyonKompozit reçineler+4
Zeynep Biçer
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Sleeperone elektronik anestezi sistemi ile geleneksel lokal anestezi tekniklerinin çocuk hastalarda meydana getirdiği ağrı ve kaygı düzeylerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, bir bilgisayar destekli lokal anestezi sistemi olan SleeperOne® ile yapılan intraosseöz anesteziyi geleneksel lokal anestezi teknikleriyle oluşturdukları ağrı ve kaygı bakımından kıyaslamaktır. Materyal ve Metot: Çalışmaya 8-12 yaş aralığında 1. daimi molar dişlerinde dentin 1/2 seviyesinde oklüzal çürüğü olan 32 hasta dahil edilmiştir. Hastaların işlem öncesi CFSS-DS ile kaygı düzeyleri ölçülmüştür. Lokal anestezi uygulamalarından önce ve sonra kalp atım değeri ve hekim gözlemine dayalı FIS değerleri, anestezi sonrası bireysel ağrı deneyimini belirlemek için VAS değeri ölçülmüştür. Vitalite ve anestezi etkinliği EPT ile kontrol edilmiştir. Bulgular: SleeperOne® ile intraosseöz anestezi sonrası her iki çenede geleneksel yönteme kıyasla anlamlı olarak daha düşük VAS ve FIS değerleri ölçülmüştür. Anestezi sonrası kalp atım sayısında üst çenede anlamlı fark olmazken alt çenede geleneksel yönteme göre daha düşük kalp atım sayısı olduğu görülmüştür. Sonuç: SleeperOne® ile intraosseöz uygulamaları etkili ve başarılıdır. Geleneksel yöntemlere kıyasla çocuklarda daha az ağrı ve kaygıya neden olmuştur. Kesin kanılara varılabilmesi için daha geniş örneklem gruplarıyla yapılacak daha fazla sayıda çalışmaya ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Ağrı, Dental Kaygı, İntraosseöz Anestezi, Sleeperone

AnesteziAnestezi-dentalAnestezi-lokal+7
Zeynep Alkan
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Dental implant uygulamalarında protetik yükleme öncesinde marjinal kemik kaybının ve cerrahi komplikasyonların radyolojik olarak değerlendirilmesi

Amaç: Araştırmamızda dental implant tedavisi amacıyla kliniğimize başvuran 18 yaşından büyük bireylerden, dental implant uygulanan tüm olgularda protetik tedavi öncesi marjinal kemik kaybının ve cerrahi komplikasyonların radyolojik olarak değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Materyal ve Metot: 01.01.2013 - 28.04.2022 tarihleri arasında implant cerrahisi gerçekleştirilmiş hastaların klinik ve radyolojik verileri arşivden çıkarılıp değerlendirilmeye hazır hale getirildi. T1 (post operatif dönemde yapılan ilk panoramik radyografik ölçüm) ve T2 (post operatif dönemde yapılan protetik tedavi öncesi panoramik radyografik ölçüm) ölçümlerine sahip hastalar çalışmaya dahil edildi. İmplantların mezial-distal kemik kayıpları implantların yerleştirildiği bölgeler ve yerleştirilen implant çeşitleri arasında karşılaştırılarak değerlendirildi. Ölçümler panoramik radyografi üzerinden Planmeca Romexis 3.0 programı kullanılarak gerçekleştirildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 137 hastaya 470 adet implant uygulanmıştır. Çalışma hastalarının 243'ü erkek (%51.7), 227'si (%48.3) kadındır. Yaşları 18 ile 78 arasında değişmekte olup yaş ortalamaları 49.76'dır. T2 dönemdeki marjinal kemik kayıpları T1 döneme göre daha yüksektir (p<0.05). Kadın ve erkeklerde distal ve mezial bölgede T2 ölçümlerde marjinal kemik kayıpları T1 ölçümlere göre daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Flor ile modifiye edilmiş Tioblast yüzey, Kumlanmış ve asitlenmiş Titanyum yüzey, Grit Blasted pürüzlü yüzeyde mezial bölgede T2 marjinal kemik kayıpları ölçümleri T1 marjinal kemik kaybı ölçümlerine göre anlamlı derecede yüksek çıkmıştır (p<0.05). Flor ile modifiye edilmiş Tioblast yüzey, Kumlanmış ve asitlenmiş Titanyum yüzey, Hidroksi apatit kaplama ve Resorble Blast Texture yüzeyde distal bölgede T2 marjinal kemik kayıpları ölçümleri T1 marjinal kemik kaybı ölçümlerine göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0.05). Sonuç: Protetik tedavi öncesi distal ve mezial marjinal kemik kaybı görülebilmektedir. T2 mezial ve distal bölgelerde marjinal kemik kayıpları Grit Blasted Pürüzlü yüzeyde diğer yüzey özelliklerine sahip implantlara göre daha yüksek olabilir. Ancak daha anlamlı sonuçlar için daha uzun takipli ve daha fazla çalışma yapılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Diş implantı, Kemik rezorpsiyonu, Panoramik Radyografi

Ahmad Alızadeh
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Diş hekimliğinde genel anestezi altında tedavi edilen hastaların demografik olarak değerlendirilmesi

Amaç: Diş hekimliğinde genel anestezi altında tedavi edilen hastaların genel anesteziye alınma nedenlerini belirlemek ve hastalara bağlı varyasyonların, hasta özelliklerinin genel anestezi altındaki tedavi seçeneklerindeki rolünü belirlemek istenmektedir. Materyal ve Metot: 20.05.2013-01.04.2023 tarihleri arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde genel anestezi altında tedavi edilmiş hastalardan dahil edilme kriterlerine uyanların yaş, cinsiyet, sistemik hastalıklar, genel anesteziye alınma nedeni ve genel anestezi altında uygulanan dental tedavi parametreleri arasındaki ilişkileri değerlendirildi. Bulgular: Bu çalışmada, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde genel anestezi altında tedavi edilen 550 hastanın verileri incelenmiştir. Hastaların yaşları 1 ile 79 arasında değişmekte olup, yaş ortalaması 16.41'dir. Çalışma, hastaların cinsiyet, sistemik hastalıklar, genel anesteziye alınma nedenleri ve uygulanan tedaviler arasındaki ilişkileri ele almaktadır. Bulgular, genel anestezi altında yapılan tedavilerin çoğunlukla diş çekimi ve restoratif işlemler olduğunu göstermiştir. Cinsiyet, sistemik durumlar ve yaş gruplarına göre genel anesteziye alınma nedenleri ve uygulanan dental tedaviler arasındaki ilişkiler detaylı olarak incelenmiş ve istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Sonuçlar, genel anestezi altında dental tedavilerin hastaların özelliklerine göre farklılık gösterdiğini ve bu faktörler arasında anlamlı ilişkiler olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç: Genel anestezi tedavilerinin temel nedenleri anestezi gereksinimi, dental fobi ve bulantı refleksidir. Cinsiyet ve genel anesteziye alınma nedeni arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p=0.064). Sistemik durumlar göz önüne alındığında, genel anesteziye alınma nedeni olarak dental fobi sebebiyle yapılan tedaviler arasında anlamlı ve güçlü bir ilişki bulunmuştur (p<0.001). Yaş gruplarına göre genel anesteziye alınma nedenleri arasında anestezi gereksinimi, dental fobi ve bulantı refleksi açısından istatistiksel olarak anlamlı farklar gözlemlenmiştir (p<0.001). Genel anestezi altında en sık uygulanan tedaviler diş çekimi, gömülü diş çekimi ve restoratif işlemdir; bu tedaviler cinsiyetle ilişkilidir (p<0.001). Sistemik hastalıklarda diş çekimi ve restoratif işlemlerin, bipolar bozukluk hariç, öne çıktığı gözlemlenmiştir. Yaş gruplarına göre genel anestezi altında yapılan dental tedavilerde, 50-60 yaş arası ve 70 yaş üstü grup dışında en çok diş çekimi ve restoratif işlemler tercih edilmiştir. Genel anesteziye alınma nedenleriyle genel anestezi altında uygulanan dental tedaviler arasında anestezi gereksinimi ile kist hastalarında, dental fobi ve bulantı refleksi ile diş çekimi ve restoratif işlem hastalarında anlamlı farklar tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Anestezi, Demografi, Diş Hekimliği, Genel

Seçil Çobanoğlu
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

CAD/CAM teknolojisi ile üretilen farklı tam seramik blokların çiğneme kuvveti altında mekanik dayanımının değerlendirilmesi

CAD/CAM Teknolojisi ile Üretilen Farklı Tam Seramik Blokların Çiğneme Kuvveti Altında Mekanik Dayanımının Değerlendirilmesi Amaç: Bu çalışmanın amacı CAD/CAM teknolojisi ile üretilen tam seramik blokların çiğneme kuvveti altında mekanik dayanımının değerlendirilmesidir. Materyal ve Metod: Çalışmamızda CAD/CAM tam seramik blok olarak Cerec Tessera, Amber Mill, IPS e.max CAD materyalleri kullanıldı. Her örnek grubundan 10 adet olmak üzere toplam 30 örnek hazırlandı. Herhangi bir işlem uygulanmadan önce örneklerin topografik yüzey özelliklerinin değerlendirilmesi amacı ile SEM, AFM ve yüzey temas açısı analizi yapıldı. Örnekler, dual akslı çiğneme simülatörü ile dinamik olarak yüklendi. Planlanan siklus değeri tamamlandıktan sonra yüzey özelllikleri değişimlerini tespit etmek amacıyla analizler tekrarlandı. Örneklerin bükülme dayanımı iki eksenli bükülme dayanımı test cihazı ile saptandı. İstatistiksel analiz yapıldı. Bulgular: Çiğneme simülatöründe dinamik yükleme yapılmadan önce ve yükleme yapıldıktan sonra yapılan analizler sonucunda örneklerin pürüzlü yüzeylerinde artış ve çukurluklar tespit edilmiştir. Örneklerin ıslanabilirlikleri azalmıştır. IPS e max CAD örnek grubunun ortalama bükülme dayanımı 84.17 MPa olarak bulunmuştur. Cerec Tessera örnek grubu, 102.42 MPa ile en yüksek ortalama bükülme dayanımı göstermiştir. Amber Mill örnek grubunun ortalama bükülme dayanımı ise 98.62 MPa'dır. Sonuç: Çiğneme simülatöründe yapılan dinamik yüklemenin sonucunda, materyalin uzun vadeli kullanımda bükülme dayanımının azaldığı tespit edilmiştir. Örnek grupları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: CAD/CAM, Çiğneme Simülatörü, Tam Seramik

Şevval Öksüz
Eskişehir Osmangazi University
2024
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Çene yüz protezlerinde kullanılan silikon elastomerlere ilave edilen moleküler bor içeren bileşiklerin fiziksel ve mekanik özelliklere etkisinin karşılaştırılmalı olarak incelenmesi

Amaç: Çene yüz protezlerinde sık kullanılan silikon elastomerlere h-BN nanopartikülü ilave ederek, fiziksel ve mekanik özelliklere etkisini değerlendirmektir. Materyal ve Metot: Çalışmamızda test edilmek üzere 2 farklı tip silikon elastomer; M511 ve VST-50 (Technovent, İngiltere) seçilmiştir. M511 HTV ve VST-50 RTV tip silikon elastomerlerdir. Silikonlar üretici firmanın talimatları doğrultusunda hazırlanarak çekme dayanımı, yırtılma dayanımı, uzama yüzdesi ve sertlik testlerine tabi tutulmuştur. Her bir testin uygulanması için 10'ar adet örnek içeren (n=10) gruplar oluşturulmuştur. Silikon elastomerlerden; kontrol grubu ile ağırlıkça %1, 2 ve 3 h-BN nanopartikülü içeren gruplar olmak üzere toplam 80 adet ve 3 farklı test metodu (çekme, yırtılma, sertlik) için toplam 240 adet örnek hazırlanmıştır. Silikon örneklerin moleküler düzeyde analizlerinin yapılmasında SEM, EDS, FTIR Spektroskopisi ve XRD'den yararlanılmıştır. Örneklere uygulanan mekanik testlerden elde edilen veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Bulgular: Nanopartikül ilavesi M511 ve VST-50 silikon elastomerlerin yırtılma dayanımı ve uzama yüzdesinde, M511 silikonun çekme dayanımında anlamlı bir fark oluşturmamıştır. VST-50 silikona h-BN ilavesi çekme dayanımını anlamlı düzeyde düşürmüştür. Sertlik testinde M511 silikon elastomerin %3 nanopartikül içeren grubu anlamlı düzeyde yüksek, VST-50 silikon elastomerin %2 ve %3 nanopartikül içeren grupları anlamlı düzeyde düşük sonuç vermiştir. SEM incelemesinde %3 h-BN içeren gruplarda nanopartiküllerin nispeten daha çok topaklandığı, FTIR incelemesinde nanopartikül moleküllerinin silikon molekülleriyle kimyasal bağ oluşturmadığı görülmüştür. Sonuç: M511 silikon elastomere ağırlıkça %3 oranında h-BN nanopartikülü ilavesi sertlik değerini yükseltmiştir. VST-50 silikona %2 ve %3 oranında h-BN ilavesi sertlik değerini ve çekme dayanımını düşürmüştür. Nanopartikül oranının artması ile nanopartikülde topaklanmanın arttığı ve nanopartikül molekülleri ile silikon molekülleri arasında kimyasal etkileşim oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çene yüz protezi, çekme dayanımı, hegzagonal bor nitrür nanopartikülü, sertlik, silikon elastomer, uzama yüzdesi, yırtılma dayanımı.

Refika Er
Eskişehir Osmangazi University
2025
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Diş Hekimliği Fakültesi öğrencilerinin dental implant konusundaki bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi

Amaç: Günden güne hekimler ve hastalar arasında artan tercih sebebi olmasıyla modern diş hekimliğinin geleceğinde önemli yere sahip olacağı düşünülen implant uygulamalarının diş hekimliği öğrencileri arasındaki bilgi düzeylerinin araştırılması amaçlanan bu tez çalışmasında katılımcılara hakimiyet sahibi olmaları gereken günlük mesleki beceriler dışında bilgili ve yenilikleri takip eden hekimler olmaları yolunda sorulardan oluşan anket çalışması yapılmıştır. Materyal ve Metot: Anket çalışması yaş ve cinsiyet gibi demografik bilgilere ek olarak beşli Likert ölçeği kullanılarak 20 sorudan oluşmaktadır. Anket gönüllülük esasına dayalı olarak katılımcılardan aydınlatılmış onam formu alındıktan sonra yazılı bir şekilde gerçekleştirilmiştir. p<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Sorulara verilen yanıtlar toplam puan üzerinden incelendiğinde en yüksek puanlı cevap verilen soru postoperatif ayrıntılı bilgilendirme ve düzenli hasta takibinin önemi ile ilgili olan soruyken, en düşük puanlı cevap verilen soru lisans düzeyindeki eğitim sonrası ileri implant cerrahisi yapılabileceğini belirten soru olarak bulunmuştur. Cinsiyetler toplam puan açısından karşılaştırıldığında; kadınların sorulara verilen yanıtlarının toplamı erkeklere göre daha fazla olduğu halde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır(p>0.05). Eğitim süresi boyunca dönem tekrarı yapan ve yapmayan grup arasında sorulara verilen doğru yanıtlar açısından anlamlı bir fark bulunmamaktadır (p>0.05). Sonuç: Mezuniyet sonrasında profesyonel hayata adım atan hekimlerin, sektördeki gelişmeleri takip ederek başarılı bir kariyer inşa etmeleri için gereken yeterliliklerini artırmaları konusunda ilerlemeyi desteklemek için üniversite müfredatına dahil edilen implantoji dersinin ve implant programlarının daha fazla önemsenmesi ve implant diş hekimliğinin günlük diş hekimliği pratiğine entegrasyonu oldukça gereklidir. Anahtar Kelimeler: Dental İmplant, Diş Hekimliği, Oral İmplantoloji

Gizem Çalışkan
Eskişehir Osmangazi University
2025
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Sürdürülebilir endodontik malzeme seçim modelinin uygulama geçerliliğinin sınanması

Başlık: Sürdürülebilir Endodontik Malzeme Seçim Modelinin Uygulama Geçerliliğinin Sınanması Amaç: Bu uzmanlık tezinin amacı, endodontik nikel titanyum enstrüman alternatifleri konusunda, tıbbi cihaz sınıf IIa kategorisinde yer alan bu spesifik dental malzeme seçiminin nesnelleştirilmesine yönelik yakın önerilen Deniz&Orhan (2022) modelinin geçerlilik çalışmasını yapmaktır. Materyal ve Metot: Etik onay ve Fakülte kurulunun onayını takiben 01.01.2024-01.01.2025 tarihleri arasında veri elde edildi. Tez çalışmasının ana kütlesini, Türkiye Cumhuriyeti çalışma izni olan ve Türk Endodonti Derneği (TED) Üyesi olan yaş aralığı olarak 26-67 arasında olan Endodonti uzmanları oluşturmaktadır. Bu tez çalışması için geçerliliği araştırılan materyal seçim modeli, sanal ve gerçel olmak üzere iki NiTi enstrüman ile güvenilirlik ve geçerlilik simülasyonları gerçekleştirilen Deniz ve Orhan modelidir. Geçerlilik araştırması için kullanılan yöntem ise nicel yöntemler arasında yer alan anket yöntemidir. Bu çalışma kapsamında modelden hareketle geliştirilen özgün anket formu aracılığıyla, katılımcılara öncelikle senaryo bazlı bir uygulama ile model MS Excel ortamında uygulandı. Uygulama sonrasında kapalı ve açık uçlu sorular aracılığıyla modelin faydalı olup olmadığına ilişkin geribildirim sağlanmıştır. Kapalı uçlu sorular için modelin faydalılığı kategorik verisetinin betimleyici istatistiksel gösterimi ile sunuldu. Veriseti MS Excel (Microsoft Corp., Redmont, WA, ABD) paket programı ile analiz edildi. Açık uçlu sorulara verilen yanıtların nitel analizi ile, modelin avantaj ve dezavantajlarının sınıflandırılması gerçekleştirildi. Bulgular: Demografik bulgular, her bir soru ve verilen yanıtlar ve anket bulguları tablo ve grafikler yardımı ile açıklandı. Nitel bulgular üç kodlayıcı tarafından kodlanarak tablolarda gösterildi. Sonuç: Bu çalışmanın sınırlılıkları dahilinde elde edilen nitel ve nicel analizler gözetildiğinde elde edilen verilerin sonucunda, Deniz-Orhan modelinin, • Genel uygulayıcılar için mekanize şekillendirme sistemi seçiminde etkili bir karar destek aracı olabileceği, • Karar verme aşamasında, model ile uyumluluk içerisinde olan uygulayıcılar için karar alma sürecini kolaylaştırabileceği, • Nitel analiz kapsamında modelin deneyimlenmesi sonrası uygulayıcılar için avantaj ve dezavantajlar ilk kez ortaya konulmuştur. • Uygulayıcıların bu modeli ileride destek aracı olarak kullanmak isteklilik oluştuğu sonucuna ulaşılabilir. Anahtar Kelimeler: Çok ölçütlü karar verme, Dental malzeme seçimi, Diş Hekimliği, Endodonti, Nikel Titanyum enstrüman

Deniz Doğan Bulut
Eskişehir Osmangazi University
2025
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Covid-19 pandemisinin klinik öncesi endodonti sınıfında öğrenci performansı üzerindeki etkisi: "Yüz Yüze" ya da "Ekrandan yüz Yüze''vaka çalışması

Amaç: Bu tez, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde endodonti pratik dersine (5.-6. dönem) kayıtlı lisans öğrencileri için modifiye edilmiş zorunlu eğitim modları arasındaki çıktıları karşılaştırmalı olarak analiz etmeyi ve bu modların ders çıktıları aracılığıyla lisans performansına olan etkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Materyal ve Metot: 285 lisans öğrencisi tarafından sunulan kurs çalışmaları geçerli bir notlandırma ölçütü kullanılarak nitel ve nicel olarak değerlendirildi. Üst kesici dişler, küçük azılar ve büyük azı diş replikalarından oluşan iş teslimlerinin notlandırılması ve nitel değerlendirmeleri iki gözlemci tarafından gerçekleştirildi. Kurs çalışmaları üç ana gruba ayrıldı. Grup A: 2020-2021 akademik takvimine kayıtlı lisans öğrencileri tarafından sunulan işler (çevrimiçi mod, isteğe bağlı değil). Grup B: 2021-2022 akademik takvimine kayıtlı lisans öğrencileri tarafından sunulan işler (geleneksel yüz yüze mod, isteğe bağlı değil). Grup C: 2022-2023 akademik takvimine kayıtlı lisans öğrencileri tarafından sunulan işler (hibrid mod: geleneksel yüz yüze veya çevrimiçi modlar isteğe bağlıdır). Veri setinin nicel değerlendirmesi Kruskal-Wallis H testi kullanılarak analiz edildi. Çoklu karşılaştırmalar için Bonferroni düzeltmesi yapıldı. Nitel değerlendirmeler Pearson Ki-Kare testi ile analiz edildi (p<0,05). Bulgular: Giriş kavitesi preparasyonu performansı açısından kesici dişler (p<0,001), küçük azı dişleri (p<0,001) ve büyük azı dişleri (p=0,013) arasında oldukça anlamlı farklılıklar gözlendi. Kök kanal preparasyonu performansı açısından kesici dişler (p=0,006), küçük azı dişleri (p<0,001) ve büyük azı dişleri (p=0,039) arasında anlamlı farklılıklar gözlendi. Kök kanal dolgusu performansı açısından kesici dişler (p=0,012) ve küçük azı dişleri (p<0,001) arasında anlamlı farklılıklar görüldü. Büyük azı dişleri için kanal dolgusu performansında gruplar arasında anlamlı bir fark gözlenmedi (p=0,212). Kantitatif performans açısından Grup A ve Grup C'nin Medyan (Q1-Q3) sırasıyla 90 puan (80-95) ve 83 puan (70-90) idi (p=0,303). Grup B'nin Medyanı 75 puan (65-80) olup, anlamlı olarak daha düşüktü (p<0,001). Sonuç: Türkiye'de pratik diş hekimliği derslerine kayıtlı lisans öğrencilerinin nitel ve nicel performanslarını etkileyebilir. Öğretim modları, diş tipi veya tedavi aşamalarından bağımsız olarak lisans öğrencilerinin nitel performansını etkilemiştir. Lisans öğrencilerinin hibrit ve çevrimiçi öğretim modlarındaki nicel performansında bir benzerlik olduğu kaydedilmiştir.

Berfin Özer
Eskişehir Osmangazi University
2025
00