
55
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Gaz türbinli motorlarda performans analiz ve değerlendirme programları
ÖZET Yüksek Lisans Tezi GAZ TÜRBİNLİ MOTORLARDA PERFORMANS ANALİZ VE DEĞERLENDİRME PROGRAMLARI ÖNDER TURAN ANADOLU ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SİVİL HAVACILIK ANABİLİM DALI DANIŞMAN:PROF.DR. T.HİKMET KARAKOÇ EYLÜL 2000 Bu tez çalışmasında, uçaklarda kullanılan eksenel akışlı gaz türbinli motorların zamandan bağımsız performanslan incelenmiş ve bu amaçla bir bilgisayar programı geliştirilmiştir. GAZTUSIM adı verilen bu bilgisayar programında, ardyanmalı ve ardyanmasız turbojet, ayrık akımlı turbofan, kanşık akımlı ve ardyanmalı turbofan, yüksek bypass oranlı turbofan ve turboprop motorları, örnek motor tipleri olarak seçilmiş ve GAZTUSIM programında örnek motor tiplerinin tasarım noktası performanslan hesaplanmıştır. Ayrıca kanşık akımlı ve ardyanmalı turbofan, yüksek bypass oranlı turbofan ve turboprop motorlarının tasarım dışı analizleri de GAZTUSIM programında incelenmiştir. GAZTUSIM programı, Visual Basic 6.0 programlama dilinde yazılmıştır. Herbir motor tipi için farklı uçuş ve bileşen giriş koşullannda, motor performansı ve bileşen karakteristiklerinin değişimi, GAZTUSIM programında hesaplanmıştır, örnek motor tipleri için elde edilen tasarım ve tasanm dışı analiz sonuçlan, hazırlanan performans grafikleri GAZTUSIM programında sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Eksenel Akışlı Gaz Türbinli Motor, Tasanm Analizleri, Tasanm Dışı Analizler, Zamandan Bağımsız Performans, Bileşen Karakteristiği
Havaalanlarına GPS ile yaklaşma ve inişlerin coğrafi bilgi sistemlerine dayalı tasarımı
ÖZET Doktora Tezi HAVAALANLARINA GPS İLE YAKLAŞMA VE İNİŞLERİN COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMLERİNE DAYALI TASARIMI ÖZNUR USANMAZ Anadolu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Sivil Havacılık Anabilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Can AYDAY 1998, 107 Sayfa Günümüzde, hava navigasyonunda yere bağlı radyo navigasyon sistemleri kullanılmakla birlikte, geleceğin hava navigasyonu uyduya bağlı sistemler ile olacaktır. Kullanıcısına üç boyutlu konum bilgisi verebilen Global Positioning System (GPS) uyduya dayalı bir sistemdir. GPS' in hava navigasyonunda kullanılması ile havaalanlarına yaklaşma ve inişte uçaklara daha kısa uçuş yolları ile en elverişli rotaları kullanma olanakları sunulmuştur. Bu çalışmada, GPS yaklaşma ve iniş yörüngelerinin Coğrafi Bilgi Sistemlerine (CBS) dayalı tasarımı amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, çalışma bölgesinin bilgisayar ortamında bulunan coğrafi verilerinden yararlanılarak GPS'e göre belirlenen yaklaşma ve iniş yörüngelerinin konumsal analizleri CBS yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Emniyetli uçuş yörüngeleri tasarlanarak çalışma bölgesinin Aletli Yaklaşma Haritası hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Global Positioning System (GPS), Coğrafî Bilgi Sistemleri (CBS), Aletli Yaklaşma Haritaları.
Uçak bakım planlamasında güvenilirlik analizi için bir yöntem geliştirilmesi
gfljjT] ÖZET Doktora Tezi UÇAK BAKIM PLANLAMASINDA GÜVENİLİRLİK ANALİZİ İÇİN BİR YÖNTEM GELİŞTİRİLMESİ Meriç ALPER Anadolu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Sivil Havacılık Anabilim Dalı Danışman : Prof. Dr. Musa ŞENEL 2000 Bir sistemin bakım standardının ve politikasının kullanım koşullarına göre belirlenmesi kullanıcı yönünden en önemli sorunlardan birisidir. Genelde sistemi üreten ülke veya kuruluşlar sistemin bakım ve politikasını kendi koşullarına göre belirler. Ancak değişik koşullarda çalışan sistemlerde bu; işletim, bakım destek gibi maliyetlerin artışına yol açmakla birlikte, sistemin güvenilirliğini olumsuz yönde etkilemektedir. Yapılan çalışmanın amacı, yurtdışı kaynaklı ve ülkemizde kullanılan bir silah sistemi olan F-16 uçaklarına ait F110-GE-100 motorlarının en çok hasarlanan iki parçasmı ele alıp ülkemiz kullanım koşullarına göre F110-GE- 100 motorlarının bakım standart ve politikasını gerçek verilere dayalı olarak güvenilirlik analizi yardımıyla bulmaktır. Bu çalışma, üretici firma tarafmdan belirlenmiş olan F110-GE-100 motor bakım planmm ülkemizdeki uçakların görevlerinin farklı olması nedeniyle gerçek durumla uyum sağlamadığını ve ülkemiz koşullarına uyan bir bakım planlamasının yapılmasının gerekliliğini vurgulamaktadır. Anahtar Kelimeler : Güvenilirlik Analizi, Weibull Dağılımı, Motor Ömür Yönetimi, Jet Motor Güvenilirliği, Motor Bakım Kavram ve Politikaları
Jet motorlarında parça yenileme işlemleri
ÖZET Yüksek Lisans Tezi JET MOTORLARINDA PARÇA YENİLEME İŞLEMLERİ SERDAR DALKILIÇ Anadolu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Sivil Havacılık Anabilim Dalı Danışman: Yard. Doç. Dr. A. Akile TANATMIŞ 2001, 145 sayfa Bu tezde jet motorlarına uygulanan gelişmiş parça yenileme işlemleri ele alınmıştır. Çalışmada yenileme işlemleri üç ana grupta toplanmıştır. Birinci grupta jet motorlarına uygulanan kaynak ve sert lehim işlemleri ele alınmıştır. Gaz kaynağı tekniklerinden oksiasetilen kaynağı, ark kaynağı tekniklerinden gaz-tungsten ark kaynağı, gaz-metal ark kaynağı, koruyuculu metal ark kaynağı ve plazma ark kaynağı, ışın kaynağı tekniklerinden de elektron ışın kaynağı ve lazer ışın kaynağı incelenmiş avantaj ve dezavantajları belirtilerek uygulama alanlarına örnekler verilmiştir. İkinci grupta gelişmiş işleme yöntemlerinden elektrokimyasal işleme, elektriki aşındırmayla işleme, elektrokimyasal taşlama ve lazer ışınıyla işleme yöntemleri incelenmiş, avantaj ve dezavantajları belirtilerek uygulama alanlarına örnekler verilmiştir. Üçüncü grupta da koruyucu kaplamalar ele alınarak difüzyonlu kaplamalar, MCrAlY üst yüzey kaplamaları, metalik-seramik kaplamalar, termal bariyer kaplamalar ve termal sprey kaplamalar incelenmiş ve kullanım alanlarına örnekler verilmiştir. Çalışmada bu gelişmiş yenileme işlemlerinin haricinde uygulanan diğer yardımcı işlemlerden temizleme, kumlama, boyama işlemleri ve ısıl işlemler de kısaca tanıtılmıştır. Türk Hava Kuvvetleri envanterinde bulunan F-16 savaş uçaklarında kullanılan ve General Electric firması tarafından üretilen Fİ 10-GE-l 00/129 turbofan motorlarına, Eskişehir 1. Hava İkmal Bakım Merkezi Jet Revizyon Müdürlüğü'nde uygulanan yenileme işlemlerine örnekler verilmiştir. Sonuç bölümünde de, çalışma içinde ele alınan yenileme işlemlerinin avantaj ve dezavantajlarının yanı sıra, kullanım ömrünü dolduran motor komponentlerinin yenisi ile değiştirilmesi yerine gelişmiş teknolojilerle yenilenerek tekrar kullanılması sonucunda elde edilen kazanımlara ait bazı örneklerin değerlendirilmesi yapılarak ortaya çıkan sonuçlar verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Jet Motoru, Parça Yenileme İşlemi, Kaynak ve Sert Lehim, Gelişmiş İşleme Yöntemleri, Koruyucu Kaplamalar
Pervaneli, hafif, ulaştırma sınıfı uçaklarda ağırlık merkezi yeri tayini ve deneysel uygulaması (weight and balance)
ÖZET Yüksek Lisans Tezi PERVANELİ, HAFİF, ULAŞTIRMA SINIFI UÇAKLARDA AĞIRLIK MERKEZİ YERİ TAYİNİ ve DENEYSEL UYGULAMASI (WEIGHT and BALANCE) KADİR ARMUTLU Anadolu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Sivil Havacılık Anabilim Dalı Danışman: Prof.Dr.Hidayet BUĞDAYCI 2002, 89 sayfa Bu çalışmada pervaneli, hafif, ulaştırma sınıfı uçaklarda ağırlık merkezi yerinin belirlenmesi için geliştirilmiş olan uçak ağırlık merkezi hesaplama yolları ve teknikleri incelenmiştir. Yapılan bu inceleme doğrultusunda Anadolu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksek Okulunda bulunan bu konu ile ilgili malzeme ve cihazlar araştırılmış, bu cihazların faaliyeti kontrol edilmiş, bu cihazlar kullanılarak Anadolu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksek Okulunda bulunan uçaklardan birinin ağırlığı ölçülmüş, uçak ağırlık merkezi yerinin hesaplanması ve gerekli olan ağırlık ve denge raporlarının otomatik olarak hazırlanması ve saklanması için bir bilgisayar programı geliştirilmiştir. Yapılan bu çalışmalar sonunda ağırlık ölçümü yapılan uçak için değişik yükleme şartları için ağırlık merkezinin yer değiştirme miktarı belirlenmiş ve bu uçağa ait uçak yükleme kartı hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Uçak, Ağırlık ve Denge, Ağırlık Merkezi, Kararlılık
Sivil havacılıkta kaza-kırım incelemeleri, ulusal ve uluslararası mevzuatın değerlendirilmesi
ÖZET Yüksek Lisans Tezi SİVİL HAVACILIKTA KAZA-K1RIM İNCELEMELERİ, ULUSAL ve ULUSLARARASI MEVZUATIN DEĞERLENDİRİLMESİ BEYTULLAH AKKAYA Anadolu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Sivil Havacılık Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Hidayet BUĞDAYCI 2002, 232 sayfa Gelişen havacılığa paralel olarak meydana gelen uçak kazalarında ciddi can ve mal kayıpları olmaktadır. Uçak kazaları sonucu, hava yolu taşımacılığının güvenirliği azalmaktadır. Uçak kazalarının iyi incelenmesi, analizi ve sonuçların doğru yorumlanması sonucu gelecekte aynı sebepten olabilecek uçak kazalarının önlenmesinin sağlanması ve uçuş emniyetinin artırılması hedeflenmektedir. Bu tezde; uçak kazalarının oluşundan itibaren, sonuç raporu hazırlanana kadar geçen kaza inceleme süreci, ulusal ve uluslararası kaza inceleme yöntem ve yönetmeliklerine göre hazırlanmıştır. Bu çalışmada; uçak kazalarının genel sınıflandırılması yapılmış, kaza incelemesinin amacı ve kaza inceleme faaliyetlerinin evreleri tanıtılmış, başlıca kaza inceleme teknikleri ve işlemler incelenmiş, kaza-kırım raporlarına örnekler verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Uçak Kazaları, Kaza İnceleme, Kaza-Kırım, İnceleme Yöntemleri ir.C YÜKSEKÖĞRETİM KBKÖÜ-5
2024-T3 Al alaşımının tek aşırı yük altında yorulma davranışı
ÖZET Yüksek Lisans Tezi 2024-T3 AL ALAŞIMININ TEK AŞIRI YÜK ALTINDA YORULMA DAVRANIŞI ADEM KARCI Anadolu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Sivil Havacılık Anabilim Dalı Danışman: Yard. Doç. Dr. Dilek TURAN 2002, 19 sayfa 2024-T3 Alüminyum alaşımı ile yapılan bu çalışmada tek çekme aşırı yükünün yorulma çatlak ilerlemesine etkisi araştırılmıştır. Gerilme oranı 0,11 alınarak iki adet sabit genlikti yorulma deneyi yapılmıştır. Bu deneylerle 2024-T3 alüminyum alaşımının sabit genlikti yükleme altında yorulma davranışı incelenmiştir. Sabit genlikti yük deneyleri temel alınarak farklı aşırı yük oranlarında deneyler yapılmıştır. 1,3 - 1,5 - 1,7 ve 2 aşırı yük oranları kullanılarak hesaplanan yükler sabit genlikli yükleme sırasında yaklaşık eşit çatlak uzunluğunda bir defa uygulanarak gecikme çevrim sayılan hesaplanmıştır. Deney sonuçlarına göre belirlenen çatlak ilerlemesin d eki gecikmenin aşırı yük oranına göre değişimi grafiklerle gösterilmiştir. Ayrıca aşırı yük oranının 1,7 olduğu deneyde ertelenmiş gecikme olayı gözlenmiştir. Kırık yüzeyler taramak elektron mikroskobu ile incelenmiş ve kırık yüzeylerde yorulma çizgileri ve aşırı yükün etkisi değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Yorulma, çatlak ilerlemesi, alüminyum, sabit genlikli yükleme, aşırı yük
Bir uçağın koordineli dönüşünün model referanslı kontrolü
ÖZET Doktora Tezi BİR UÇAĞIN KOORDİNELİ DÖNÜŞÜNÜN MODEL REFERANSLI KONTROLÜ HAKAN KORUL Anadolu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Sivil Havacılık Anabilim Dalı Danışman: Yrd.Doç.Dr.Osman PARLAKTUNA 2003, 83 sayfa Bu tezde bir uçağın boyutsuz kararlılık türevlerinden oluşan katsayılara sahip pay ve payda polinomu biçimindeki transfer fonksiyonlarından oluşan transfer matrisi yapısının modellenmesi ve kontrolü ele alınmıştır. Sistemin dinamik denklemleri Newton'un ikinci yasasından başlayarak türetilmiş ve sistemin dinamiği doğrusal durum uzayı modeli ile gösterilmiştir. Uçağın doğrusallaştırılmış dinamik denklemlerinden türetilmiş transfer matrisi, MATLAB dilinde hazırlanan bir benzetim programı yardımıyla çözülerek sistemin tepkisi bulunmuştur. Uçağın koordine viraj hareketi yapmasını sağlamak üzere model referans tekniğinden oluşturulmuş kontrol kuralını kullanan bir uçuş kontrol sistemi tasarlanmıştır. Tasarlanan kontrolörler için sistemin benzetimi yapılarak elde edilen sonuçlar sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Transfer Matrisi, Uçuş Kontrol Sistemi, Model Referans Kontrol
Uçaklarda sandviç kompozitlere uygulanan tahribatsız muayene yöntemleri
ÖZET Yüksek Lisans Tezi UÇAKLARDA SANDVİÇ KOMPOZİTLERE UYGULANAN TAHRİBATSIZ MUAYENE YÖNTEMLERİ HAŞİM KAFALI Anadolu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Sivil Havacılık Anabilim Dalı Danışman: Yrd. Doç. Dr. A. Akile TANATMIŞ 2004, 97 sayfa Bu tezde uçak yapılarında hafiflik ve mukavemet özelliklerinden dolayı tercih edilen sandviç kompozitler ve bu yapüara yaygın olarak uygulanan tahribatsız muayene yöntemleri incelenmiştir. Öncelikli olarak sandviç kompozitler hakkında bilgi verilmiş, uçaklarda kullanıldıkları bölgeler belirtilmiş ve avantaj-dezavantajları vurgulanmıştır. Çalışmada sandviç kompozitlere yaygın olarak uygulanan tahribatsız muayene yöntemleri olan radyografi, akustik emisyon, termografi ve penetrant sıvı kontrol teknikleri incelenmiş, avantaj ve dezavantajları belirtilerek havacılıktaki uygulama alanlarına örnekler verilmiştir. Her bir tekniğin öncelikli olarak çalışma prensibine değinilmiş ve uygulama prosedürleri anlatılmıştır. Her tekniğin uçaklarda yaygın olarak kullanıldıkları bölgeler belirtilmiş, sandviç kompozitlere uygulamaları şekillerle gösterilmiştir. Sonuç bölümünde de sandviç kompozitlerin kontrolünde tahribatsız muayene yöntemlerinin önemi vurgulanmıştır. İncelenilen dört tekniğin avantaj ve dezavantajları belirtilmiş ve sandviç kompozitlerde oluşan süreksizliklerin hangi teknikle belirlenebileceği gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Uçak, Uçak Balamı, Sandviç Kompozitler, Petek Yapı, Tahribatsız Muayene
Sonlu elemanlar metodu ile çatlaklı yapılarda yorulma ömrünün belirlenmesi
ÖZET Yüksek Lisans Tezi SONLU ELEMANLAR METODU İLE ÇATLAKLI YAPILARDA YORULMA ÖMRÜNÜN BELİRLENMESİ TOLGA BAKLACIOĞLU Anadolu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Sivil Havacılık Anabilim Dalı Danışman: Yard. Doç. Dr. Dilek TURAN 2005, 143 sayfa Bu çalışmada, sonlu elemanlar metodu yardımıyla çatlaklı yapılarda yorulma ömrü tahminleri gerçekleştirilmiştir. Farklı gerilme değerleri ile çatlak uzunluklarının yorulma ömrüne etkisi araştırılmıştır. İlk olarak, 2024-T3 Alüminyum alaşımı, yorulma deney numunesi bir levha, iki farklı ön çatlak boyunun mevcut olduğu durum için ANSYS 5.5 programında iki boyutlu modellenmiştir. İki farklı çekme gerilmesi değeri altında, farklı çatlak artış uzunlukları seçilmek suretiyle bu levhanın yorulma analizleri gerçekleştirilerek yorulma ömürleri hesaplanmıştır. Daha sonra ise, uçak kanadında bulunan 2024-T3 Alüminyum alaşımı bir bindirme mafsalında iki perçin etrafında çatlakların başladığı bir durum, ANSYS'te iki boyutlu modellenerek, C-15 uçağının uçuş sırasında kanat yük dağılımından elde edilmiş tipik bir gerilme değeri altında yorulma analizi ve yorulma ömrünün hesaplanması gerçekleştirilmiştir. Artan çatlak uzunlukları ile gerilme şiddet faktörü ve çevrim sayısı değerlerinin değişimi grafiklerle gösterilmiştir. Anahtar kelimeler: Yorulma, çatlak ilerlemesi, sonlu elemanlar metodu, ANSYS, yorulma ömrü tahmini
2024-T3 alüminyum alaşımında pozitif ve negatif aşırı yüklerin çatlak ilerleme hızına etkileri
ÖZET Yüksek Lisans Tezi 2024-T3 ALÜMİNYUM ALAŞIMINDA POZİTİF VE NEGATİF AŞIRI YÜKLERİN ÇATLAK İLERLEME HIZINA ETKİLERİ RAMAZAN KALE Anadolu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Sivil Havacılık Anabilim Dalı Danışman: Yard. Doç. Dr. Dilek TURAN 2005, 94 sayfa 2024-T3 Alüminyum alaşımı ile yapılan bu çalışmada pozitif ve negatif aşırı yüklerinin yorulma çatlak ilerleme hızına etkileri araştırılmıştır. Sabit genlikli yorulma deneyi 0.11 gerilme oranında yapılmıştır. Değişken genlikti yorulma deneylerinde, sabit genlikti yorulma deneyi üzerine aşırı yükler uygulanmıştır. Sırasıyla pozitif tek aşırı yük, negatif tek aşırı yük, negatif tek aşırı yükü takip eden pozitif tek aşın yük ve pozitif tek aşırı yükü takip eden negatif tek aşırı yük deneyleri yapılmıştır. Pozitif ve negatif aşırı yük oranları 1.4, 1.7 ve 2 olarak uygulanmıştır. Yapılan deneyler sonunda, belli uzunluklar arasındaki çevrim sayıları hesaplanarak sabit genlikli yorulma deneyine göre değişken genlikli yorulma deneylerindeki gecikmeler ve hızlanmalar belirlenmiştir. Negatif tek aşırı yük durumunda hızlanma gözlenirken yapılan diğer deneylerde aşırı yük oranına ve aşırı yüklerin dizilişine göre farklı oranlarda gecikmeler olmuştur. Anahtar kelimeler: Yorulma, çatlak ilerlemesi, alüminyum, sabit genlikli yükleme, pozitif ve negatif aşırı yük
Havacılık güvenilirlik analizi teknikleri ve otomotiv tasarımlarında kullanılabilirliği
Bu tez çalışmasında güvenilirlik temel kavramları ve analiz yöntemleri elealınmıştır. Sistem, sistemin yapısı ile mühendislik ürünlerinde arıza oluşmanedenleri sıralanmıştır. Güvenilirliğin kalite ve sağlamlık ile ilişkisi gösterilmiştir.Sistemin hasarlanmaya karşı koyan iç karakteristikleri ve sisteme etkiyen dışkuvvetler (yükler) üzerinde durulmuştur. Güvenilirlik teknikleri veyardımcılarından Hata ağacı analiz, hata türleri ve etkileri analizi, kalite fonksiyonyayılımı, uzman ve geri dönüş bilgileri ile güvenilirlik veri bankalarıincelenmiştir. Yöntemlerin otomobil tasarımında kullanılabilirliğini göstermekiçin çelik bir plakanın kopma mekaniği örnek olarak verilmiştir. Sisteminmekanik ve matematiksel modellemesi yapılmıştır. Hesaplama tekniği olaraksistem fonksiyonunun gradyan vektörünün bulunması kullanılmıştır. Bölgeselduyarlık analizi ile tasarım ölçütlerindeki (giriş faktörleri) yüzde değişimlerinsistem performansını hangi ölçüde etkilediği hesaplanmış bulunan sonuçlaryorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Güvenilirlik, Hata Ağacı Analizi, Kalite FonksiyonYayılımı, Yük-Dayanım Çakışması, Duyarlık Analizi.
Bir gaz türbinli motor fan diskinde yorulma kaynaklı çatlak ilerlemesinin incelenmesi
Bu tezde bir gaz türbinli motorun titanyum alaşımlı malzemeden imaledilmesi öngörülen fan diskinin bilgisayar ortamında modellenerek yapısındaoluşması muhtemel yorulma kaynaklı kritik çatlakların ilerleme analiziyapılmıştır. Unigraphics çizim programı kullanılarak bilgisayar ortamında modeloluşturulmuş, oluşturulan bu model önce ANSYS programına aktarılarak, sonluelemanlar yöntemi kullanılarak yapısal gerilme analizi yapılmıştır. Daha sonraFRANC3D programına aktarılan modelin yine yapısal analizi bu sefer sınırelemanlar yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Bu analizler doğrultusunda diskyapısına üç boyutlu çatlak yerleştirilmiştir. FRANC3D programında mevcut yükçevrimleri altında ilerletilerek çatlağın yapı ve malzeme durumuna etkisiincelenmiştir. Bu bağlamda yapılan yapısal analizlerin sonuçları, yapı üzerindekigerilme ve yer değiştirme dağılımları biçiminde gösterilmiştir. Çatlak ilerleme veömür hesapları yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Yapısal Çatlaklar, Kırılma Mekaniği, Yapısal Analiz,Yorulma, Gaz Türbinli Motor Fan Diski
Genetik algoritma tabanlı bulanık kontrolün uçuş kontrol sistem tasarımına uygulanması
Uçağın uçuş zarfı içinde istenen bir uçuş durumunda uzun bir süre tutulmasıbaşlıca uçuş kontrol problemidir. ç ve dış ortam uyarılarından kaynaklananbozucu etkilerden dolayı, uçağın dinamik durumu kısa bir süre içinde değişebilir.Dolayısıyla herhangi bir uçuş durumu için tasarlanmış bir kontrol sistemi (klasikkontrol sistemleri), bu denge durumundan sapma halinde istenen kararlılık veperformans özelliklerini vermeyebilir. Literatürde uçuş kontrol sistem tasarımındafarklı kontrol uygulamalarının kullanıldığı görülmektedir. Bu kontroluygulamalarından olan bulanık kontrol, sistem transfer fonksiyonununtanımlanmadığı fakat uygulanacak denetimin sözel olarak ifade edildiğisistemlerde kullanılmaktadır. Ayrıca, transfer fonksiyonu bilinen sistemlerdeklasik denetleyicilerin yerine sistem performansını iyileştirme amacıyla dauygulanabilir. Bulanık sistemlerin en iyilemesi için genetik algoritmalarınkullanılması da oldukça yaygın bir yöntemdir. Bulanık uçuş kontrol sistemtasarımı konusunda yapılan çalışmaların büyük çoğunluğu ise benzetimseviyesindedir. Bu çalışmada uçuş kontrol sisteminde önemli bir yer tutan irtifakontrolünün genetik bulanık PD denetleyici kullanılarak tasarımı incelenmiş vegeniş gövdeli, dört motorlu jet yolcu uçağına ait elde edilen uygulama sonuçları,klasik PD denetleyici kullanılarak elde edilen tepkilerle birliktedeğerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Bulanık Mantık, Genetik Algoritmalar, Bulanık Kontrol,Uçuş Kontrol Sistem Tasarımı, Genetik BulanıkDenetleyici
Ticari yolcu uçaklarının alınmasında değerlendirme kriterleri ve geniş gövdeli uçaklarda bir uygulama
ÖZETYüksek Lisans TeziT CAR YOLCU UÇAKLARININ ALINMASINDADEĞERLEND RME KR TERLER VEGEN Ş GÖVDEL UÇAKLARDA B R UYGULAMABurak ONGANAnadolu ÜniversitesiFen Bilimleri EnstitüsüSivil Havacılık Anabilim DalıDanışman: Prof. Dr. Mustafa CAVCAR2007, 79 sayfaHava yolu şirketlerinin kurulmasında filo oluştururken veya filoya yenibir uçak alınmak istendiğinde, günümüzün yolcu isteklerinin karşılanması vesektörde iyi bir yer edinebilmek amacıyla en doğru uçak tercihinin yapılmasıönemlidir. Bu tercih de hava yolu elde edeceği kârı, dünyadaki politikaları, gününşartlarını, ve yolcu potansiyelini göz önüne alır. Her hava yolunun modelseçiminde en doğru tercihi yapabilmesi için, özel şirketlere başvurarak kendileriiçin en uygun olacak olan kriterleri bildirerek seçtiği uçakların karşılaştırılmasınıyaptırırlar. Bu tezde ticari yolcu uçaklarının alınmasındaki değerlendirmekriterleri incelenmiş olup, seçilen Boeing 777 ve Airbus 330 serisi uçaklarınkarşılaştırması yapılmıştır. Bu uçakları tercih edebilecek hava yolu şirketlerine birreferans olabilir.Anahtar Kelimeler : Hava Taşımacılığı, Uçak Performansı, Karar Verme,Ekonomi, Dünya'daki politikalar
Hava kargo pazarının lojistik açıdan değerlendirilmesi ve Türkiye için durum analizi
Günümüzde tüm işletmeler, yoğun rekabet koşullarının yaşandığı ve işletmelerin çeşitli yöntemlerle birbirinden farklılaşmaya çalıştığı yeni pazar dinamiklerini içeren ekonomik bir anlayışı yaşamaktadır. Teknolojik değişimin hızlanması, tüm dünyada bir paradigma değişimine neden olmaktadır. Yeni pazarlama paradigması, küresel rekabette ayakta kalabilmek için daha esnek olabilmeyi, yeni teknolojiler kullanabilme becerisini, müşterilerin istek ve ihtiyaçlarını tam zamanında karşılayabilmeyi gerektirmektedir. Hava kargo pazarı, küresel ekonomi içinde önemli ve temel bir rol oynamaktadır. Küreselleşme süreciyle birlikte, hava kargo pazarının da gelişimini sürdüreceği ve gelecekte yolcu taşımacılığı pazarından çok daha fazla büyüyeceği öngörülmektedir.Günümüzde dünyada benzer ürün ve hizmet üretme esnekliği artmıştır. Bunun sonucunda da rekabette ?hava kargo ve lojistik hizmet sunabilme olanakları? çok daha belirleyici olmaktadır. Dünya ticaretindeki dönüşüm ve yeni oluşumların etkisi, yoğun olarak hava kargo ve lojistik sektörleri üzerinde görülmektedir. Ürün ve hizmetlerin hedef pazarlara rakiplerden bir adım önde olarak daha hızlı ve daha ekonomik biçimde ulaştırılması, uluslararası hava kargo ve lojistik faaliyetlerinin de özünü oluşturmaktadır. Hava taşımacılığında lojistik, zaman darlığı ve kullanılan malzemelerin niteliği yönünden önem taşımaktadır.
Uçaklarda kullanılan gaz türbinli motorların ekserjoekonomik analizi
Ekserji analizi, ısıl sistemlerin tasarım, modelleme ve performans değerlendirmesinde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bu tezde, uçaklarda kullanılan yüksek by-pass oranlı bir turbofan motorunun detaylı ekserjoekonomik analizi yapılmıştır. İncelenen turbofan motoru, 1 kademe fan, 3 ve 14 kademe düşük ve yüksek basınç kompresörü, halka tipi yanma odası, 2 kademe yüksek basınç türbini ve 4 kademe alçak basınç türbininden oluşmaktadır. Bu türden bir uçak motorunun 10,670 m irtifadaki itki ve özgül yakıt tüketimi sırasıyla 48.04 kN ve 63 kg/hkN'dur. Ekserji verimleri, fan itkisi (36.03 kN) için % 40.19 ve egzoz itkisi (12.01 kN) için % 15.68 şeklinde hesaplanmıştır. Ekserji yıkımının en yüksek olduğu iki eleman 14.75 MW ile yanma odası ve 2.77 MW ile fan olmuştur. Ürün ekserji faktörü, izafi ekserji farkı ve özgül itki maliyeti olarak adlandırılan üç yeni parametre geliştirilmiştir. Fan ve egzoz lülelerindeki STC değerleri sırasıyla 139.01 $/hkN ve 306.44 $/hkN olarak bulunmuştur. Geliştirilen üç parametre arasından özellikle STC'nin hem enerji hem de ekserji açısından uçak gaz türbinli motorların karşılaştırılması ve sınıflandırılmasında özgül yakıt tüketimini yerine kullanılabileceği beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Uçak motorları, Ekserji, Ekserjoekonomi, Performans değerlendirmesi
Uçak bakım planlamasının en iyilenmesine yönelik bir karar destek tasarımı
Dünya havacılık sektörü son 5 yılda dünyada %5 büyürken Türk Sivil Havacılık sektörü %30 büyümüştür. Bu hızlı büyüme rekabet ve fırsatları da yanısıra getirmiştir. Sivil havacılık sektöründe etkili bir rekabet etkin bir filo yönetimi ile mümkündür. Filo yönetiminin en önemli işlevlerinden ikisi uçakların rotalarının belirlenmesi ve bakımlarının planlanmasıdır. Uçakların rotalarının belirlenmesi yani rotalamanın uçakların havada kalış sürelerini belirleyici olması, öte yandan, uçak bakım maliyetlerinin direkt işletme maliyetlerinin %18-23'ünü oluşturuyor olması göz önüne alındığında, bu iki problemin bütünleşik çözümlenmesi ile yakalanabilecek fırsatların havayollarının rekabet gücünü olumlu etkileyeceği açıktır. Her iki problemi ayrı ayrı inceleyen çalışmalar olmasına karşın iki problemi birlikte ele alan az sayıda çalışma mevcuttur. Bu çalışmada uçak rotalarının belirlenmesi yani rotalama probleminin bakım gereksinimleri ile birlikte ele alınması, böylece uçakların etkin kullanımının yanısıra bakım maliyetlerinin enküçüklenmesi hedeflenmiştir. Belirtilen hedef doğrultusunda, uçakların bakıma girmeden önceki yasal kullanılabilir uçuş zamanlarını da enküçükleyen bütünleşik çok-amaçlı karma tamsayılı doğrusal bir modelleme yaklaşımı önerilmiştir. Yaklaşım, uçuş sayılarını ve/veya sürelerini de karar vericinin öncelikleri doğrultusunda dengelemekte, böylece uçak kullanım oranları ve bakım maliyetlerinin olabildiğince eşit tutulmasını sağlamaktadır. Uçakların günlük uçuş sayı ve sürelerinin dengelenmesi, mürettebat çizelgeleme problemlerinde karşılaşılabilecek bazı güçlükleri ortadan kaldırmaktadır. Önerilen yaklaşım karar vericiye hedefleri doğrultusunda önceliklerini güncelleme ve karşılıklı etkileşimli olarak yeniden-belirleme olanağı sunan bir karar destek sistemidir. Yaklaşımın geçerliliğinin sınanması aşamasında, iki havayolu işletmesinin gerçek verilerinden yararlanılarak oluşturulan problemler, CPLEX/GAMS karma tamsayılı doğrusal program çözücü yazılımı kullanılarak çözülmüş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hedef Programlama, Uçak Bakım Planlaması, Uçak Rotalama, Sivil Havacılık Yönetimi, Karma Tamsayı Modelleme, Karar Destek Sistemi
Baro-VNAV yaklaşma prosedürleri ve Eskişehir Anadolu Havaalanı uygulaması
Günümüz havacılığında hassas yaklaşma yörüngeleri yaygın olarak Aletli İniş Sistemlerinin kullanımına göre tasarlanmaktadır. Gerekli altyapıya sahip olmayan ve sadece hassas olmayan yaklaşma yapılabilen meydanların güvenliği ve etkinliğini arttırmak amacıyla Barometrik Dikey Seyrüsefer (Baro-VNAV) prosedürleri geliştirilmiştir. Baro-VNAV, belirli bir Dikey Yol Açısını referans alarak, pilota hesaplanmış dikey yardım sağlayan bir seyrüsefer sistemdir. Hesaplanan dikey yardım, barometrik irtifaya dayalıdır ve tek bir yol noktasından belirlenen açı ya da iki yol noktası arasındaki geometrik açıya bağlı olarak hesaplanmaktadır. Bu çalışmada; hassas yaklaşma sistemlerine alternatif olabilecek Baro-VNAV yaklaşma prosedür tasarımı incelenmiş ve şu anda Türk Havasahasında hiçbir meydanda uygulaması bulunmayan bu yaklaşma prosedürünün Eskişehir Anadolu Havaalanı 09 ve 27 pistleri için uygulaması gerçekleştirilmiştir.
Hava Trafik Kontrolörü Adaylarının Seçimi ve Türkiye'deki Uygulama
Hava ta~lffiaclhgmda hava trafIk yonetiminin yeri, hava trafIk kontrolOrilniln roW ve onemi sfuekli geli~mektedir. KontrolOrlerin performansmda, uygun bireylerin seyilerek egitilmeleri oldukya etkilidir. KontrolOr ihtiyacmm belirlenmesi ve adaylarm bulunmasl gerekmektedir. KontrolOrli1k mesleginin gerekleri i~ analizleri ile belirlenmekte ve bu gerekleri kar~I1ayacak aday ba~vuru saYlSllli artIrmak iyin medya, internet vb. araylardan yararlamlmaktadrr. Seyim uygulamalarma geymeden once uygulamalarm planlanmasl, gorev alacak personelin egitimi, fayda maliyet analizleri, seyme testleri, degerlendirme Olyutleri ve baraj puanlarillin belirlenmesi gerekmektedir. Seyim sfuecinde ye~itli yontemler ve testIer kullamlmaktadrr. Testlerde yeterli puanlarl alan, saghkll ve referanslarl uygun adaylarm seyme kararl almmahdlr. Tfukiye'de kontrolor adaylarlllin seyim sfuecinde, dilnya standartlarmda uygulamalarm pek yapllamadlgl gozlenmektedir. Bu ara~trrma ile, Tfukiye'de kontrolor adaylarillin seyim sfuecine ili~kin geryekle~tirilen uygulamalarl ve sorunlarm belirlenmesi amaylanml~tIr. Bu amaCI geryekle~tirmek ilzere Sivil Havaclhk Genel Mudfulugi1, Devlet Hava Meydanlarl i~letmesi ve Sivil Havaclhk Yi1ksekokulu'nun'nun yetkili personeli ile yUz-yilze yarl-yapllandlfllmI~ gorn~me yapllml~ ve Eurocontrol'iln uygulamalarl da incelenmi~tir. Aym zamanda hava trafIk kontrolOrlerinden, kontrolOr gorn~ anketi ile veriler toplanml~tIr. 2007 Yllmda DHMi'nin en buyi1k ve yogun be~ havalimamnda gorev yapan 261 kontrolOrden elde edilen veriler Pearson Korelasyonu, t-testi ve ANOVA testi kullamlarak SPSS Windows paket programl ile analiz edilmi~tir. Ara~tlrma sonucunda hava trafIk kontrolOrlerinin gorn~lerinde meslegin gerektirdigi bireysel nitelilder, meslege ba~vurma nedenleri, uygulanan testler, sahip olduldarl ki~isel niteliklere ve i~ yevresine ili~kin konularda okul tUrn, derece, birim, yah~llan pozisyon ve yah~llan havalimam degi~kenlerine gore anlamh farkllhldarm buhmdugu ortaya Yllam~tlr.
Hava trafik yol kontrol sektöründeki çatışmaların bilgi tabanlı karar destek aracıyla çözümü
Bu tezde hava trafik yol kontrol sektöründe tespit edilmiş olan ikili uçak çatışmalarının çözümü için tasarlanmış olan bilgi tabanlı bir karar destek aracı konu edilmiştir. Aracın çözüm yöntemi literatür araştırması ile elde edilen uzman hava trafik kontrolör bilgisine dayanmaktadır. Elde edilen bu bilgilerin gösterimi öncelikle kurallar biçiminde karar ağacında yapılmış, daha sonra Visual Basic programlama diline çevrilip programlanmıştır. Araç, kontrolörlerin çatışma çözümünü etkileyen faktörlerden 10 tanesini, ayırma stratejilerinden 8 tanesini kullanarak kontrolör bilgisini oluşturan birçok kurala göre çözümlerini üretmektedir. Bu çalışmada geliştirilen bilgi tabanlı aracın model tabanlı bir çatışma tespit ve çözüm sistemine entegre edilerek tam fonksiyonel olarak çalışması hedeflenmektedir. Elde aracı tam fonksiyonel kılacak böyle bir sistem olmadığı için aracın simülasyon değerlendirmeleri yapılamamıştır, fakat aracın muhtemel faydaları sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Hava Trafik Kontrol, Karar Destek Sistemleri, Çatışma Çözümü, Kontrolör Bilgisi
Bilinmeyen giriş gözleyicileri kullanılarak uçuş kontrol sistemindeki algılayıcı ve eyleyici arızalarının tespiti, ayrımı ve sistemin yeniden yapılandırılması
Otomatik uçuş kontrol sistemleri, pilotların işyüklerini oldukça hafifleten sistemlerdir. Ancak bu sistemlerdeki; algılayıcı, eyleyici ve kontrol yüzey arızaları uçağın düşmesine bile neden olabilecek istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Literatürde arıza toleranslı kontrol olarak bilinen ve sistemlerdeki bazı arıza türlerine karşı, sistemin çalışmasına olanak sağlayan yapıyı, uçuş kontrol sistemlerinde de kullanarak arızaları tolere etmek mümkün olabilir. Kontrol sisteminin karar verme mekanizmasında, gerçek durumlar ile kestirilen durumlar arasında fark incelemesi olan rezidüye göre, tam mertebe gözleyici, indirgenmiş mertebe gözleyici veya bilinmeyen giriş gözleyicisi kullanılarak arızanın tespiti gerçekleştirilebilir. Ayrım aşamasında ise, Adanmış Gözleyici Yapısı (AGY) veya Genelleştirilmiş Gözleyici Yapısı (GGY) yöntemlerinden biri kullanılarak hangi elemanın arızalı olduğu saptanabilir. Bu tezde, bilinmeyen giriş gözleyicileri kullanarak uçuş kontrol sisteminde rasgele bir zamanda meydana gelmiş algılayıcı ya da eyleyici arızalarının tespiti, ayrımı ve sistemin yeniden yapılandırılması benzetimler kullanılarak yapılmıştır.
Havaalanı master planlama yaklaşımları ve farklı uygulamalar ile ilgili bir araştırma
Havaalanı master planı havaalanlarının gelecek beklentilerine yol göstermek için hazırlanır. Master plan ile havaalanı hizmetlerinin genişlemesi ve geliştirilmesi için mantıklı, sürdürülebilir, maliyet etkili bir yöntem oluşturulur. Bir havaalanı büyük ve farklı tesislerin, sistemlerin, kullanıcıların, çalışanların, kuralların ve düzenlemelerin birleşiminden meydana gelir. Bu nedenle havaalanı master planları mühendislik ve teknik tasarımlar gerektiren, işletme ve yönetim tekniklerini içeren politik kararlara ihtiyaç duyan çok disiplinli ve karmaşık bir yapıdadır.Havaalanı master planlaması teorileri ve master plan aşamaları; ICAO, IATA ve FAA gibi uluslararası kuruluşlar tarafından temel prensipleri aynı olmakla birlikte farklı şekillerde tanımlanmaktadır. A.B.D., AB, Türkiye ve diğer ülkelerin havaalanlarının master planlama uygulamaları incelendiğinde, master planlama konusunda uluslararası kuruluşların önerileri ile uygulamalar arasında farklılıklar olduğu görülmektedir. Çalışmada bu farklılıkların neden kaynaklandığı araştırılarak Türkiye'deki havaalanları için önerilerde bulunulmuştur.
GSM baz istasyonlarından elde edilen konum bilgisinin havacılıkta uçakların iniş sürecinde kullanılması
Bu tezde, havacılıkta GSM teknolojilerinden nasıl yararlanılabileceği araştırılmıştır. Önce uçak içerisinde mobil telefonun kullanımını sağlayabilecek çözümler anlatılmış, sonra da gerçekleştirilen uygulamalar verilmiştir. GSM'de konum bulma teknikleri anlatılarak; bu tekniklerden boş uzayda zayıflamasından mesafe bulma tekniği kullanılarak; uçakta iniş için acil durumda kullanılabilecek bir yöntem geliştirilmiştir. Ölçümler, ?TEMS Investigation? programı ile yapılmış ve sayısal harita üzerinde GPS verileri ile karşılaştırılmıştır. Bu yöntem sayesinde GSM baz istasyonları ve mobil bir alıcıdan seyrüsefer yardımcı sistemi olarak faydalanılabileceği gösterilmiştir. Geliştirilen yönteme ait ölçüm ve benzetim sonrası çıkan sonuçlar değerlendirilmiştir. Basit anlamda bu sistem, DME VOR ikilisinin ya da ADF DME sisteminin basit bir karşılığı olarak, MS BTS ikilisini kullanmaktadır. Doğal olarak bu çözümün normal durumda inişte yeterli olmayacağı ve diğer çözümlerin yerini alamayacağı açıktır. Basit, ucuz ve hemen her yerde yararlanılabilecek bir çözüm ve geliştirilmeye açık bir yöntem olduğu düşünülmektedir. Bu konudaki yasal izinler verildiğinde yansıma yüzeyi sorunu daha az olacağı için uçak üzerinde çok daha iyi sonuçlar alınabileceği beklenmektedir.
Tek piston motorlu pervaneli eğitim uçaklarında ağırlık ve motor gücünün yakıt tüketimi ve işletme giderlerine etkisi
Bu tezde gerçek uçuş eğitiminde kullanılan farklı performanslara sahip tek piston motorlu pervaneli uçaklar incelenmiş olup, gerçek uçuş eğitimi şartlarında uçak motor gücü ve ağırlığının yakıt tüketimine ve işletme giderlerine etkisi analiz edilmiştir. Uçuş eğitimi için sivil havacılık talimatlarından gerekli olan şartlar belirlenmiş, bu talimatları karşılayacak şekilde yapılan uçuş eğitiminin uçuş profili çıkarılmış ve uçuş incelenmek üzere safhalara ayrılmıştır. Anadolu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksek Okulunda uçuş eğitiminde kullanılan uçaklardan gerçek uçuş eğitimi şartlarında safhalara göre yakıt ve süre verileri alınarak bu veriler analiz edilmiş, gerçek uçuş şartları için uçak ağırlığına, motor gücüne bağlı yakıt tüketim formülleri çıkarılmıştır. Bu formüller kullanılarak üretilmiş olan diğer uçakların yakıt tüketim değerleri ve değişken direkt işletme giderleri bulunmuş, bu giderlerin uçak ağırlık ve motor gücüne bağlı değişimi analiz edilmiştir.
Uçuş eğitimi amaçlı havaalanlarının kontrol bölgesi kapasitesinin modellenmesi
Bu çalışmada yoğunluklu olarak eğitim uçuşlarına hizmet veren özel kullanım amaçlı havaalanlarının pist ve meydan kontrol kapasitesi incelenmiştir. Öncelikle tek pistli havaalanları için geliştirilmiş olan iniş, kalkış ve karma operasyonlara ilişkin kapasite modelleri uçuş eğitimi amacıyla kullanılan havaalanlarına uyarlanmış ve bu analitik modellerden faydalanarak ?touch and go? operasyonları için bir pist kapasitesi modeli geliştirilmiştir. Daha sonra, bu tür havaalanlarındaki meydan turu kapasitesinin incelenmesi için ARENA programı yardımıyla bir benzetim modeli oluşturularak sistemin kapasitesi ve darboğazları incelenmiştir. Seçilen havaalanının trafik yapısı incelemeleri ışığında çeşitli trafik ve operasyon karmalarına ilişkin senaryolar oluşturulmuştur. Bu senaryolar doğrultusunda yapılan tekrarlı deneyler ile kontrol bölgesi kapasitesi analizleri çıkartılmıştır. Analitik model sonuçları ile benzetim sonuçları karşılaştırılarak kontrol bölgesi kapasitesi ile pist kapasitesi karşılaştırılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusuna, gelecek çalışmalarda irdelenecek kapasite artırıcı öneriler sunulmuştur.Anahtar kelimeler: Havaalanı kontrol bölgesi kapasitesi, Pist kapasitesi, MeydanTuru Kapasitesi, Analitik modelleme, Benzetim modeli
Sürtünme karıştırma kaynağıyla birleştirilmiş Al 6013-T6 alaşımının mikroyapı ve mekanik özelliklerinin incelenmesi
Alüminyum alaşımları uçak yapılarında geniş bir kullanım alanı bulmaktadır, özellikle kanat ve gövde kaplamalarında kullanılırlar. Bu yapıların birleştirilmelerinde geleneksel bir teknik olan perçinle birleştirme kullanılır. Fakat perçinleme uçağın yapısal ağırlığını arttırmaktadır ve perçin delikleri yorulma çatlakları için gerilme konsantrasyonu oluşturmaktadır. Geleneksel kaynak tekniklerinde metal ergime noktasına kadar ısıtılmaktadır, bu nedenle de malzemenin mekanik davranışı kötüleşmektedir. Ayrıca yüksek dayanımlımalzemelerin kaynaklanabilirlikleri düşüktür. Son yıllarda Sürtünme Karıştırma Kaynağı (FSW) alternatif bir birleştirme tekniği olarak kullanılmaya başlamıştır. Bu çalışmada havacılık ve uzay sanayinde önemli bir yere sahip olan alüminyum alaşımlarından 6013-T6'nın FSW ile kaynaklanabilme kabiliyetleri, kaynakyapıldıktan sonraki malzemenin mekanik özellikleri ve içyapıdaki değişiklikler incelenmektedir. Çalışmada ana malzeme, kaynaklı malzeme ve tekrar ısıl işlem görmüş malzemelere sertlik testi, çekme testi ve yorulma testi uygulanmış, optik ve elektron mikroskobu kullanılarak mikroyapı incelemesi yapılmıştır. Kaynaklımalzemede metaller arası partiküller ve tane yapısı optik ve taramalı elektron mikroskobu kullanılarak incelenmiştir.
Piston-prop uçak motorlarında ekserjoekonomik çevresel optimizasyon
Isıl sistemlerin optimum çalışma koşullarının belirlenmesi, enerjinin verimli kullanılması açısından büyük bir önem taşımaktadır. Bunun yanı sıra, ekonomik ve çevresel etkilerinin değerlendirilmesi de önemli bir rol oynamaktadır. Bu tezde, 4-zamanlı, hava soğutmalı, 4-silindirli ve doğal emişli bir piston-prop uçak motoruna, iniş kalkış fazı (LTO) ve 1 saatlik düz uçuş için ekserjoekonomik ve ekserjoçevresel analiz yöntemleri uygulanmıştır. Ayrıca belirlenen kriterdeki optimum düz uçuş şartları için ekserjoekonomik çevresel optimizasyon gerçekleştirilmiştir. LTO safhasının kalkış fazında; en yüksek efektif güç ekserji akımı, giren ekserji akımı, izafi maliyet farkı ve ekserjoekonomik faktör, sırasıyla, 111.90 kW, 476.51 kW, % 116.06 ve % 98.81 olarak hesaplanmıştır. Buna karşın aynı fazda en düşük ekserjoçevresel faktör değeri % 16.06 olarak bulunmuştur. 1 saatlik düz uçuşta en yüksek giren ekserji akımının (410.60 kW) elde edildiği 1000 m irtifa, % 75 güç ayarı ve 18 hava-yakıt oranında (HY) ise en yüksek ekserji yıkımı (167.10 kW) ve yakıtın en düşük birim ekserji maliyeti (116.80 $/GJ) elde edilmiştir. 1000 m irtifa, % 75 güç ayarı ve 13 HY oranında en yüksek ekserji verimi (% 19.98) ve çıkan ekserji akımı (170.05 kW) ve en düşük izafi maliyet farkı (% 62.29), ürünün özgül çevresel etkisi (8.26 mPts/MJ) ve izafi çevresel fark (% 61.54) elde edilmiştir. Yapılan ekserjoekonomik çevresel optimizasyon sonucunda ise yakıtın en yüksek ekserji verimi % 15.17 ile % 19.80, en düşük birim ekserji maliyeti 117.53 $/GJ ile 130.05 $/GJ arasında ve ürünün en düşük özgül çevresel etkisi 8.66 mPts/MJ ile 11.86 mPts/MJ arasında değiştiği görülmüştür. Tüm bu hesaplamalar ışığında, LTO safhasında yaklaşma ve taksi fazlarında bir iyileştirme yapılması gerektiği ve optimum düz uçuşun düşük irtifa, yüksek güç ayarı ve düşük HY oranında gerçekleştiği görülmüştür.Anahtar Kelimeler:Piston-prop uçak motoru, Ekserjoekonomik analiz, Ekserjoçevresel analiz, Optimizasyon
Havayolu taşımacılığının makroekonomik belirleyicileri: Türkiye üzerine bir zaman serisi analizi
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de havayolu taşımacılığı ile makroekonomik değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu kapsamda 1983-2015 dönemi ampirik olarak ele alınmıştır. Çalışmada havayolu taşımacılığına ilişkin iç hat yolcu, dış hat yolcu ve dış hat kargo değişkenleri kullanılmıştır. Çalışmada iç hat yolcu, dış hat yolcu ve dış hat kargo değişkenleri esas alınarak bunlarla ilişkili olduğu varsayılan makroekonomik faktörlerin dâhil edildiği üç farklı model oluşturulmuştur. Birinci modelde iç hat yolcu sayısı değişkeni ile kişi başına gayrisafi yurtiçi hâsıla (GSYH), faiz oranı ve tüketici fiyat endeksi (TÜFE) arasındaki ilişki incelenmiştir. İkinci modelde dış hat yolcu sayısı değişkeni ile gayrisafi yurtiçi hâsıla (GSYH), faiz oranı ve tüketici fiyat endeksi (TÜFE) arasındaki ilişki ele alınmıştır. Üçüncü ve son modelde ise, dış hat kargo miktarı değişkeni ile gayrisafi yurtiçi hâsıla (GSYH), dış ticaret hacmi, sanayi üretim endeksi ve doğrudan yabancı yatırım tutarı arasındaki ilişki araştırılmıştır. Çalışmanın bulguları iç ve dış hat yolcu sayısında kişi başına gelir, gayrisafi yurtiçi hâsıla ve tüketici fiyat endeksi değişkenlerinin etkili olduğunu göstermektedir. Dış hat kargo miktarında ise gayrisafi yurtiçi hâsıla ve sanayi üretim endeksi değişkenlerinin önemli ölçüde etkili oldukları gözlemlenmektedir.
Havayolu kabin memurlarında ekip çalışması ile iş tatmini arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Günümüzde sürekli gelişen teknoloji ciddi bir rekabet ortamı yaratmaktadır. Bu rekabet ortamında varlığını sürdürebilmek için havayolu işletmelerinin hem maliyetlerini azaltmaları hem de müşteri memnuniyeti sağlamaları gerekmektedir. Kabin memurları, ortaya koydukları iş performansı ölçüsünde yolcu memnuniyetini, dolayısıyla sürdürülebilirliği etkileyen konumlarıyla havayolu şirketlerininin önemli müşteri temsilcileridir. Havacılık sektöründe kabin memurlarının uyum içinde ve birlikte çalışmaları ancak ekip çalışması ile mümkün olmaktadır. Bu yüzden ekip çalışmasına yatkın işgörenlere sahip olmak havayolu işletmeleri için rekabette önemli avantaj sağlamaktadır. Ayrıca kabin memurlarının iş tatmini düzeylerinin yüksek olması, hizmet kalitesini arttırarak yolcular için havayolunun tercih edilmesini sağlayabilmektedir. Bu bağlamda araştırmanın amacı, havayolu müşterilerine hizmet veren, yoğun iş ortamında ve kısıtlı zaman diliminde çalışan kabin ekiplerinin ekip çalışması ile iş tatmini arasındaki ilişkinin saptanması ve ayrıca ekip çalışması ile iş tatmini düzeylerinin demografik özelliklere göre farklılıklarını belirlemektir. Bu çalışmada İstanbul merkezli bir havayolu şirketinin 304 kabin memuruna ekip çalışması ile iş tatmini ilişkisini belirlemek amacıyla anket uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS 22.0 (Statical Package for Social Sciences) for Windows programı kullanılarak analiz edilmiş ve bulgular yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda kabin memurlarında ekip çalışması ile iş tatmini arasında güçlü ilişkinin varolduğu tespit edilmiştir.
Otopilot sistemine sahip döner kanatlı mini insansız hava aracının demiryolu güvenliği çalışmalarında kullanımı
Ülkemizde nüfus yoğunluğuna paralel olarak artış gösteren trafik yoğunluğunun fazla olduğu şehirlerde yaşanan trafik sıkışıklığı ve kara araçlarından kaynaklanan hava kirlenmesi etmenlerini azaltmak için kent içi ve şehirlerarası raylı sistemlere önem verilmektedir. Demiryolu ulaşımının ekonomik ve hızlı olmasının yanında güvenli olması da istenmektedir. Demiryolu ulaşımında sıkça karşılaşılan demiryolundaki yol bozuklukları ve karşılaşılabilecek sabotaj durumları gibi güvenliği tehdit edici olayların bir program dâhilinde kontrol edilmesi gerekmektedir. Tren raylarında oluşabilecek hat kesintilerinin uyarılması için geliştirilen sinyalizasyon ve elektrifikasyona yönelik çalışmalar olmasına rağmen bu uygulamalar demir yolu üzerinde, özellikle gözlemsel yöntemlerle gerçekleştirilen kontrollerde belirlenebilecek olan arızaların bulunmasında etkili değillerdir. Bu nedenle bu işlem yol kontrol memuru unvanına sahip kişilerce belirli bir program dâhilinde sürekli bir şekilde gözlemsel olarak yapılmaktadır. Bu çalışmada, demiryolu hat kontrol ekibi tarafından rutin olarak yapılan demiryolu güvenliği kontrolünü daha kısa sürede, daha az maliyetle ve daha güvenli bir şekilde yapılmasını sağlamak amacı ile bir İnsansız Hava Aracı ( İHA ) geliştirilmiş ve geliştirilen bu İHA ile demiryolu kontrolü için deneysel çalışmalar yapılarak elde edilen test uçuşu verilerinde İHA?nın demiryolu güvenliğinde uygulanabilirliği sonucuna varılmıştır.
Havayolu işletmelerinde e-hizmet kalitesinin değerlendirilmesine yönelik bütünleşik bir yaklaşım
Günümüzde teknolojik alanda yaşanan gelişmeler sonucunda, bilgi teknolojileri birçok sektörün faaliyetlerini derinden etkilemiş ve bu sektörleri pazarlama aracı olarak desteklemeye başlamıştır. Havayolu taşımacılığı sektörü kuşkusuz bu sektörlerin başında gelmektedir. Yolculara temel olarak bir yerden başka bir yere ulaşım hizmetinin sunulduğu havayolu taşımacılığı sektöründe, bilet satışlarının büyük ölçüde internet üzerinden yürütüldüğü bilinmektedir. Bu noktada ise hizmetlerde olduğu gibi internet üzerinden sunulan hizmetlerde de (e-hizmet) kalite kavramı önemli bir rekabet aracı olarak öne çıkmaktadır. Nitekim e-hizmet kalitesi, havayolu işletmelerinin başarısı üzerinde belirleyici olan müşteri memnuniyetini ve sadakati pozitif yönde etkilemektedir. Bu bağlamda, çalışmada bütünleşik yöntemler kullanılarak havayolu taşımacılığı sektöründe sunulan e-hizmetlerin kalitesini etkileyen unsurların önem derecelerinin belirlenmesi ve ulusal havayolu işletmelerinin e-hizmet kalitesi performanslarına göre sıralanması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle e-hizmet kalitesini etkileyen unsurlar literatür araştırması sonucunda elde edilmiştir. Elde edilen unsurlar ile hiyerarşik model oluşturulmuş ve Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) kullanılarak uzman görüşleri neticesinde e-hizmet kalitesini etkileyen unsurların önem dereceleri belirlenmiştir. Çalışmanın bir sonraki aşamasında Uluslararası Antalya Havalimanı' nda 395 yolcuya uygulanan anket uygulaması sonucunda elde edilen veriler ARAS yöntemi kullanılarak analiz edilmiş ve havayolu işletmeleri performanslarına göre sıralanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; e-hizmet kalitesi üzerinde etkili olan en önemli unsurun güvenirlik olduğu ve Atlasglobal' in en yüksek e-hizmet kalitesi performansına sahip olduğu belirlenmiştir.
A comparison of MPPT algorithms for hap-solar powered UAVunder different conditions
Nowadays, with the rapid progress of technology, the aviation industry is also developing and shifting to renewable energy sources. With the use of these resources, Solar Powered Unmanned Aerial Vehicles (UAVs) have brought a great innovation to the sector. As a result of the use of the endless energy obtained from the sun in charging the batteries, the flight time of the aircraft has been increased. Environmental conditions cause nonlinear changes in Photovoltaic (PV) output power. Maximum Power Point Tracking (MPPT) is needed in order to supply the battery and avionics on the aircraft with a constant power using the maximum power point at the PV output power. In short, MPPT keeps the voltage of the system close to the maximum voltage obtained from the PV cells under variable conditions. Thus, by ensuring that the maximum power extracted from the PV panel is fed to the battery on the aircraft with a constant current, a longer flight can be achieved and health of the battery can be protected. This thesis study has been prepared with reference to the High Altitude Platform (HAP)-Alpha UAV project developed within German Aerospace Center (DLR). With taking into account the technical features of the UAV used in this HAP Project MATLAB/Simulink models for MPPT have been developed. Afterwards, the MPP tracking efficiencies of Perturb and Observe (P&O), Incremental Conductance (InCond) and Hill Climbing algorithms on the system were investigated for simulated MPPT, which is planned to be used in UAV. The simulation results were compared for different temperature and altitude values, and predictions were made about which algorithm works more efficiently under different conditions.
Parçalı hücresel genetik algoritma ile insansız hava aracı performansına dayalı yol planlama
İnsansız Hava Araçları (İHA), endüstriyel, askerî ve ticari geniş bir uygulama alanına sahiptir. Değişken amaçlar için tasarlanmış farklı yeteneklere ve boyutlara sahip İHA'ların; planlama, yönetme ve koordinasyonunu sağlayabilmek için hatasız çalışan kapsamlı alt sistemlere ihtiyaç vardır. İHA teknolojik gelişiminin önemli bir parçası, yol planlama alanındaki iyileştirmelerden oluşmaktadır. Yol planlamada operasyonel önceliklere göre farklı tercihler yapılabilir, varış noktasına en hızlı şekilde ulaşılması veya hızdan ödün vererek havada kalma süresinin uzatılması istenebilir. Bir İHA'ya ait uçabildiği her hız ve her irtifa için; seyir, tırmanma ve alçalma fazlarına ait yakıt verileri yol planlama algoritmasında kullanılmıştır. Böylece, bir İHA için özelleştirilmiş kinematik kısıtlara uyumlu performans özellikleri temelinde ekonomik ve havada kalma süresini uzatan yollar üretilebilmiştir. Bu tez çalışmasında, Hücresel (cGA) ve Parçalı Hücresel Genetik Algoritma (scGA) önerilmiştir. Sabit başlangıç popülasyonu ve parçalı kromozom yapısına sahip aşırı korumacı yeni algoritma; optimal çözüme yüksek yakınsama hızı elde etmiş, geleneksel bir genetik algoritmaya (GA) kıyasla ortalama 5,2 kat daha yüksek uygunluk değerine sahip yollar üretebilmiştir. scGA'nın GA'ya kıyasla, başlangıç popülasyonuna göre en iyi çözümü 1,9 kat ve genel popülasyonu 5,8 kat daha iyi geliştirdiği gözlenmiştir.
Yeni nesil hava araçları için iniş kalkış alanı tasarım kriterleri
İnsansız hava aracı (İHA) pilotsuz ve havada yolcu taşıyabilecek uçaklar olarak tanımlanmaktadır. İHA teknolojisinin iletişim ve ağ teknolojilerindeki ilerlemesi ticari ve askeri uygulamalarda kullanımını arttırmıştır. 1950'li yıllardan itibaren üzerinde çalışmalar yapılan kentsel hava hareketliliği (KHH-UAM-Urban Air Mobility) kavramı batarya teknolojisi, sensör teknolojisi, mikro işlemciler, elektrik tahrik sistemindeki gelişmeler ve otomasyon alanındaki yeni teknolojilerin hayata geçmesi ile tekrar canlanmaya başlamıştır. KHH'nin tanıtılması ve toplum tarafından kabul görmesi şehir içi tıkanıklığın aşılmasına, seyahat süresinin azaltılmasına ve uzak bölgelere ulaşmayı kolaylaştıracaktır. Elektrikli dikey kalkış ve iniş (eVTOL) yapan hava araçların sera gazı emisyonlarını azaltacak ve şehir içi tıkanıklığı sorununu ortadan kaldıracak olması bu araçların gelecek için umut verici olduğu düşüncesini ortaya çıkarmaktadır. eVTOL hava araçların kalkış ve varış operasyonlarını destekleyen şehir içi ve şehirler arası hava hareketliliğini sağlayan yeni havaalanı vertiport olarak tanımlanmaktadır. Vertiport tasarım kriterleri bu yeni çağda eVTOL'lerin kullanacağı altyapıyı güvenli bir şekilde inşa etmeye başlamak için gereken temeli sağlayacaktır. Bu kapsamda eVTOL hava araçlarının iniş ve kalkış yapacağı havaalanı yapısı olan vertiport tasarım kriterleri detaylı şekilde araştırılmış ve incelenmiştir.
Uzay uydularında kullanılan Li-ion bataryaların enerji gereksinimleri
Teknoloji her geçen gün bütün alanlarda olduğu gibi havacılık ve uzay alanında da ilerlemektedir. Uzay araştırmaları geniş bir alanı kapsayarak yaşamımızı en iyi düzeye getirmeyi amaçlamaktadır.İnsana hep ilginç gelen uzay konusu 1900'lü yılların ortalarında teknoloji ile birleştirilerek insanlığa daha faydalı olmaya başlamıştır. Uzaya fırlatılan ve belirlenmiş bir amaçla herhangi bir gezegenin yörüngesinde veya üzerinde hareket ederek insanoğlunun çeşitli bilgiler edinmesine yardım eden uydular telekomünikasyon, TV yayımı, meteoroloji, savunma, optik gözlem, haritacılık ve diğer amaçlara ulaşmayı hedefler. İnsanoğlunun en büyük başarısı olmasının yanı sıra farklı alanlar hakkında daha derin bilgilere hızlı şekilde ulaşmaya yardımcı olur. Bu çalışmada uyduların önemli bileşenlerinden olan elektrik-güç sistemi ve sistemler arası enerji dağılımları sağlayan bataryalar ile ilgili enerji gereksinimleri ele alınmıştır. Uzayda uydular için en önemli faktör düşük ağırlık, yüksek kapasite ve uzun yaşam ömrüdür. Bu nedenle elektrik sistemlerinin ağırlığını en aza indirerek, maksimum enerji yoğunluğuna ulaşmak amaçlanır. Uyduların amaçlarına ve yörüngelerine (LEO, MEO, GEO, HEO yörüngeleri) uyacak şekilde bataryaların tasarım ve seçiminin önemi, en verimli bağlanma modelleri araştırılmıştır. Uydular için batarya tasarımları ile ilgili literatür taraması yapılmıştır. Uzay araçlarında kullanımı mevcut olan en iyi batarya üretici firmaları ve onların üretmiş olduğu Li-ion bataryalarının özellikleri incelenmiş ve sunulmuştur. Yeni nesil Li-ion bataryaların ve Ticari Kullanıma Hazır (COTS) bataryaların özellikleri ve uzay uydularında kullanımı incelenmiş, uzayda tüm sisteme etki edebilecekfaktörler araştırılmıştır.
Hava aracı bakım eğitimi analizi: Türkiye örneği
Zamanında ve güvenilir bir şekilde gerçekleştirilmiş bakım faaliyetleri, emniyetli ve maliyet etkin uçuş operasyonları gerçekleştirilmesini sağlar. Bunu sağlayacak en kritik faktör de hava aracı bakım personelidir. Hava aracı bakım hangarlarında, havayolu organizasyonlarının teknik kısımlarında, hava aracı komponent bakım kuruluşlarında, bakım faaliyetlerini gerçekleştiren, hava aracı bakım personellerinin yetkin insan kaynağı olarak yetiştirilebilmesi gerekliliği, bakım eğitiminin önemini ortaya çıkarmaktadır. Türkiye'de hava aracı bakım eğitimi; ortaöğretim kurumlarında, üniversitelerde, özel eğitim kurslarında, havayolu organizasyonlarının ve bakım kuruluşlarının eğitim departmanlarında ve uçuş eğitim okullarında verilmektedir. Eğitimcilerin yetkinliği, eğitim kalitesinin artırılmasında önemlidir. Genellikle hava aracı bakım eğitimi veren, eğitim kurum ve kuruluşlarının ders planlarının teorik eğitim ağırlıklı olduğu ve bunun yanı sıra bakım eğitiminde, gerçek bakım ortamında kazanılan pratik eğitimin önemi vurgulanmaktadır. Hava aracı bakım faaliyetlerinin gerçekleştirilebilmesi için hava aracı bakım personelinin, yabancı dil, mesleki bilgi, bakım deneyimi gibi gerekli yetkinlikleri sağlaması gerekmektedir. Bu gereksinimleri sağlayan hava aracı bakım personeli, hava aracı bakım lisansına sahip olur ve hava aracı üzerindeki bakım faaliyetlerini gerçekleştirebilir. Yapılan literatür araştırmasında, hava aracı bakım eğitimi ile ilgili çalışmaların kısıtlı olduğu görülmüştür. Bu çalışmada, hava aracı bakım eğitiminin öneminin kavranması, bakım eğitimdeki yetersizliklere çözümler üretmesi ve niteliğinin artırılması amaçlanmış ve bu doğrultuda hava aracı bakımında çalışan ve/veya eğitim almış, 735 katılımcıyla yapılan anket çalışması ile desteklenerek literatüre katkı sağlanmıştır.
Hava kargo sektöründe analitik hiyerarşi yöntemiyle antrepo yönetim sistemi seçimi: Bir yer hizmetleri şirketi uygulaması
Antrepo yönetim sistemleri (AYS), gönderileri depolamak ve yönetmek için oldukça önemlidir ve herhangi bir lojistik operasyonunun kritik bir bileşenidir. Antrepo genelinde verimliliği, doğruluğu ve görünürlüğü geliştirmeye yardımcı olup önemli maliyet tasarrufları sağlar ve müşteri memnuniyetinin artmasına yardımcı olur. AYS yazılımı, önemli ölçüde zaman ve emek tasarrufu sağlamaktadır. Antrepodaki gönderilerin hareketini izleyerek envanter verilerinin doğruluğunu arttırmakta ve gerçek zamanlı görünürlük sağlayarak gönderilerin durumunu izlemeyi mümkün kılmaktadır. Günümüz rekabetçi pazarında, antrepo verimliliğini ve doğruluğunu artırabilen işletmeler önemli bir avantaja sahiptir. AYS, işletmelere bu hedeflere ulaşmalarına yardımcı olarak gelişmiş müşteri hizmetleri, düşük maliyetler ve artan karlar sağlayabilir. Çok kriterli karar verme (ÇKKV) yöntemi, farklı yönetim sistemlerini değerlendirmek ve kuruluşun ihtiyaçlarını en iyi karşılayanı seçmek için kullanılmaktadır. Türkiye'de AHP yönteminin AYS yazılımı seçiminde ilk defa kullanıldığı bu çalışma, yazılım seçiminde kullanılan kriterleri, bu kriterlerin ağırlıklarının belirlenmesi ve en iyi alternatifin seçilmesiyle ilgili bilgi sunmaktadır. İlgili yer hizmetleri şirketinin uzmanlarıyla yapılan anket sonuçlarına göre kullanılabilirlik kriteri en yüksek ağırlığa sahipken, maliyet kriteri ise en düşük ağırlığa sahip olarak belirlenmiştir; üç alternatiften biri olan "A3" alternatifi kullanılabilirlik ve teknolojik özellikleri sebebiyle öne çıkmıştır. Çalışmadan elde edilen çıktılara göre AHP yönteminin, bir kuruluş için en uygun yönetim sistemini seçmek amacıyla kullanılabilecek güçlü bir araç olduğu sonucuna varılmıştır. Ancak, çalışma sadece bir yer hizmetleri şirketi ile sınırlıdır. Kullanılan kriterler ve alt kriterler, diğer işletmeler için farklılık gösterebilir. İlerleyen çalışmalarda, havayollarının ve diğer antrepoların kullandığı yazılım sistemlerinin analizleri yapılabilir. Ayrıca, Bulanık AHP veya odak grup tekniği gibi farklı yöntemlerin AYS yazılımı seçiminde nasıl kullanılabileceğine dair çalışmalar gerçekleştirilebilir.
Hava kargo taşımacılığında performansı etkileyen makroekonomik faktörler: Avrupa örneği
Hava kargo taşımacılığı, dünya ticaret hacminin büyük bir bölümünü karşılayan, ekonomik ve sosyal faydalar yaratan önemli endüstrilerden biridir. Farklı görevlerle donatılmış birden çok aktörün yer aldığı bu endüstrisinin başarısı, içerde pazar oyuncularının performansına bağlıyken; aynı zamanda dışsal faktörlerle ve makro ekonomik göstergelerle de yakın ilişki içerisindedir. Bu çalışmada, hava kargo taşımacılığı endüstrisinin performansını yönlendiren makro ekonomik değişkenlerin etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla ilk olarak hava kargo ve hava kargo taşımacılığının gelişimi, kavramsal olarak ifade edilmiş ardından hava kargo taşımacılığında sektöre özgü performans değerlendirilmesinde esas alınan göstergeler incelenmiştir. Çalışmanın uygulama bölümünde, Avrupa'da en yoğun hava kargo taşımacılığı yapan ülkelerin hava kargo performansı ile makro ekonomik göstergeler arasındaki ilişki, panel veri analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre kısa dönemde ekonomik büyümedeki %1'lik artışın hava kargo taşımacılığını %0.619 oranında pozitif yönde, nüfus artışının da hava kargo taşımacılığını %1.206 oranında pozitif yönde etkilediği belirlenmiştir. Dış ticaret hacmi kısa dönemde hava kargo hacmini incelenen ülkeler özelinde negatif yönde etkilerken; uzun dönemde pozitif yönde etkilemektedir. Doğrudan yabancı yatırımın incelenen ülkeler genelinde hava kargo taşımacılığı üzerinde anlamlı bir etkisi bulunamazken havalimanlarından kalkış sayısı, tüm dönemler açısından hava kargo trafiğini olumlu etkileyen unsurdur. Havayolu yolcu taşımacılığı özelinde talebi etkileyen makro değişkenlerin literatürde daha çok incelendiği fakat hava kargo taşımacılığı üzerine uzun ve kısa dönemleri sonuçların, ülkeler arası farklılıkların da dikkate alınarak incelendiği çalışma sayısının az olduğu değerlendirildiğinde çalışmanın literatüre katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.
Seyir halindeki yakıt hücreli hibrit bir insansız hava aracının matematiksel modellemesi ve yer testleri
Batarya ve elektrikli motor teknolojilerindeki son gelişmelerle birlikte İnsansız Hava Araçları'nın (İHA) kullanım alanları önemli ölçüde genişlemiş ve İHA'lar sivil hayatın bir parçası haline gelmiştir. İlk etapta askeri amaçlarla ve yanmalı motorlarla uzun menzillere sahip olarak kullanılan İHA'lar, fosil yakıtların çevreye verdiği zarar nedeniyle zamanla elektrikli motorlar üzerine yoğunlaşmıştır. Elektrikli motorlar, düşük emisyon avantajlarının yanı sıra basit kullanım özellikleri ve düşük işletme maliyetleri ile sivil İHA sektöründe yaygın olarak tercih edilmektedir. Ancak elektrikli motorların enerji ihtiyacını karşılayan bataryaların düşük enerji yoğunlukları, elektrikli İHA'ların uçuş sürelerini içten yanmalı motorlara kıyasla daha kısa tutmaktadır. Uçuş sürelerini ve menzilleri artırmak amacıyla bilim insanları çeşitli hibrit sistemler üzerinde çalışmalar sürdürmekte ve umut vadeden bazı sonuçlar elde edilmektedir. Bu tez çalışmasında, bu başarılı sonuçlardan esinlenerek elektrikli İHA'lar için uçuş süresini artırabilecek bir hibrit itki sistemi mimarisi geliştirilmesi amaçlanmıştır. Literatürdeki çalışmalar detaylı bir şekilde incelenmiş ve karmaşık sistem mimarileri içerdiği gözlemlenmiştir. Bu bağlamda, basit ve ulaşılabilir bir mimari oluşturma hedefiyle tez çalışması yürütülmüştür. Oluşturulan mimariye uygun bileşenler seçilmiş ve hibrit sistemin statik güç testleri yapılarak sistemin çalışma performansı gözlemlenmiştir. Ayrıca yakıt hücreli bir İHA için oluşturulan seyir uçuşu profilinin güç profili ile statik güç testleri yapılmış ve sonuçlar değerlendirilmiştir.
Veri zarflama yöntemiyle seçilmiş havayolu işletmelerinin emisyon ve enerji etkinlik analizleri
Havayolu endüstrisi, enerji tüketimi ve karbon emisyonları açısından kritik bir öneme sahiptir. Emisyon azaltma hedeflerine ulaşmak için enerji verimliliğinde sürdürülebilir iyileştirmeler yapılması gerekmektedir. Havayolu verimliliği, Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) 1978 Havayolu Serbestleştirme Yasası'nın yürürlüğe girmesinden bu yana hem akademisyenler hem de sektör analistleri arasında yoğun ilgi gören bir araştırma alanı olmuştur. Zamanla havayolu verimliliğine yönelik araştırmalar daha geniş coğrafi bölgeleri kapsayacak şekilde yayılmış ve çeşitli disiplinlerden yeni araştırmacılar bu alana katkıda bulunmaya devam etmiştir. Diğer yandan, veri zarflama analizi araştırmacılar tarafından yaygın olarak kullanılan yöntemlerden biri olmuştur. Bunlara ek olarak, çalışmaların giderek karbon emisyonları, uçuş gecikmeleri ve çevresel etkiler gibi istenmeyen çıktıları içermesi nedeniyle, birçok araştırma havayolu performansının ölçümü ve analizi gibi konuları kapsamaktadır. Bu çalışma, 2022 yılı verilerini kullanarak 10 büyük ABD havayolu şirketlerinin enerji ve sürdürülebilir etkinlik analizini sunmaktadır. Analizde Charnes, Cooper ve Rhodes (CCR) ile Banker, Charnes ve Cooper (BCC) modelleri kullanılarak Veri Zarflama Analizi (VZA) uygulanmıştır. Ayrıca, Ölçeğe Göre Sabit Getiri (CRS) ve Ölçeğe Göre Değişken Getiri (VRS) analizleri değerlendirilmiştir. Sonuçlar, 2022 yılı havayolu verilerinin VZA analizi ile sektör genelinde yüksek etkinlik seviyelerini ve ölçeklendirme yoluyla iyileştirme fırsatlarını ortaya koymuştur. Bu düzenlemeler, teknolojik iyileştirmelerle birlikte, sektörün ekonomik sağlığını korumak ve çevresel yönetimini geliştirmek için kritik öneme sahiptir. Elde edilen bulguların, gelecekteki araştırma konuları ve yönelimleri için önemli bir rehberlik sağlayacağı düşünülmektedir.
Uçuş emniyetini iyileştirmede mânia planlarının geliştirilmesi için bir yazılım önerisi
Bu tezde, havalimanı donanımlarının rolü ve uçuş operasyonlarının emniyetli bir şekilde gerçekleştirilmesi için gerekli olan seyrüsefer cihazları ile mania kavramının önemi ele alınmıştır. Seyrüsefer cihazlarının etkin ve doğru bir şekilde çalışabilmesi için havalimanı referans noktaları ile pist kodlarına göre şerit sahaların tesviyesi, ayrıca pist sonu emniyet alanının uluslararası standartlara uygun olarak oluşturulması gerektiği vurgulanmıştır. Bu standartların uçuş emniyetini artırmak amacıyla analizi yapılmış ve hava kazalarında yaşanan örnekler üzerinden konunun önemi açıklanmıştır. Havalimanının pist uzunluğu, genişliği ve şerit sahaların yapısına bağlı olarak, havalimanı mania planlarının Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanması gerekliliği belirtilmiştir. Havalimanı çevresinde bulunan maniaların sistematik bir şekilde hesaplanması, bu hesaplama sonucunda tespit edilen yapıların kaldırılması veya belirgin hale getirilmesi için ulusal ve uluslararası standartlara dayalı örnekler sunulmuştur. Ayrıca, havalimanı veya heliport işletmecilerinin mania uygulamalarına yönelik gerekli dokümantasyonlar da tez içerisinde detaylı bir biçimde incelenmiştir. Tüm bu uluslararası ve ulusal belgeler göz önüne alındığında, mania hesaplama yöntemlerinin havalimanı işletmecileri tarafından titizlikle hazırlanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Tezde ayrıca, havalimanı işletmecilerinin uçuş emniyetini artırmak amacıyla tüm paydaşların güvenli operasyonlarını sürdürebilmesi için mania tahdit yüzeylerinin görseller üzerinden açıklamalarına yer verilmiştir. Mania tahdit yüzeylerinin eğimleriyle birlikte maksimum mesafede ulaşabileceği yüksekliklerin belirtilmesinin yanı sıra bazı yüzeylerin birbirleriyle olan ilişkileri de ele alınmıştır. Birbirleriyle çakışık durumdaki yüzeylerde hangi yüzeyin baskın olduğunun hesaplanabilmesi amacıyla geliştirilmiş bir mania hesaplama sistemi tanıtılmıştır. Bu sistem sayesinde maniaların mesafe ve yükseklik değerlerine göre belirli yapıların hangi yüzeye ait olduğu analiz edilmekte; böylece uçuş emniyetini tehlikeye atabilecek maniaların havalimanı işletmecileri tarafından güvenli, kolay ve maliyetsiz bir biçimde değerlendirilmesine olanak sağlanmaktadır.
Aksaklıkların havalimanı trafiğine etkisinin değerlendirilmesi
Bu tezde havalimanlarındaki aksaklıklar üzerine odaklanarak, Türkiye'deki farklı bölgelerden ve 6 Şubat 2023 depreminden etkilenen toplam on dört havalimanı seçilerek aksaklık nedenleri incelenmiştir. Seçilen havalimanları farklı coğrafi bölgelerdeki hava trafiğinin en yoğun olduğu havalimanlarıdır. Tez çalışmasında nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi kullanılmıştır. Ayrıca, VOSviewer yazılımı kullanılarak bu konu ile ilgili literatür taraması yapılmış ve kuş çarpması, siber saldırılar, deprem öncesi ve sonrasında havayolu, yolcu ve yük trafiğine dair alanyazın incelenmiştir. Seçilen havalimanları için DHMİ'nin faaliyet raporlarından elde edilen trafik verileri analiz edilmiştir. Bu veriler ve analizler sonrasında seçilen havalimanlarında aksaklıklara neden olan faktörler tüm dünyayı da etkileyen COVID- 19 başta olmak üzere kuş çarpmaları ve terör eylemleridir.
Bir helikopter motorunun termodinamik ve termoekonomik incelemesi
Bu çalışma helikopterlerde kullanılan bir turboşaft motorunun (TSE) performansını değerlendirmek için termodinamik, sürdürülebilirlik, çevresel ve ekonomik analizler sunmaktadır. Dört farklı motor çalışma seviyesi (%50 Güç, %75 Güç, %100 Güç ve Maksimum Güç) için gerçekleştirilen analiz sonucunda; TSE'nin enerji verimleri %22.22 (%50 Güç), %25.09 (%75 Güç), %27.32 (%100 Güç) ve %28.14 (Maksimum Güç) olarak hesaplanırken, ekserji verimleri sırasıyla %50 Güç için %20.93, %75 Güç için %23.64, %100 Güç için %25.73 ve Maksimum Güç için %26.51 olarak bulunmuştur. Ekserji Maliyet Enerji Kütle (EXCEM) yöntemi kullanılarak yapılan termoekonomik inceleme sonucunda ise; motorun maliyet akışının 4.26 kWh/$ (%50 Güç), 5.39 kWh/$ (%75 Güç), 6.72 kWh/$ (%100 Güç) ve 7.68 kWh/$ (Maksimum Güç) olarak hesaplanmıştır. Motor komponentleri seviyesinde yapılan analiz sonucunda ise; en yüksek ekserji yıkımına sahip kısım olması nedeni ile yanma odasının motor performansını olumsuz olarak etkilediği görülmüştür. Yanma odasının maksimum ekserji yıkımı motorun değişen performans test aşamaları için 1142.13 kW ile 2051.50 kW arasında değişmektedir. Bu çalışmada ayrıca motorun ve alt bileşenlerinin ekserji yıkım oranı, ekserji kayıp oranı, atık ekserji oranı, ekserjetik iyileştirma potansiyeli, ürün kayıp oranı, yakıt ekserji kayıp oranı, çevresel etki faktörü, ekolojik etki faktörü, sürdürülebilirlik verim faktörü, ekserjetik sürdürülebilirlik indeksi, ekolojik objektif fonksiyonu ve ekolojik sürdürülebilirlik indeksi hesaplanmıştır. Anahtar Sözcükler: Turboşaft motor, Termodinamik analiz, Termoekonomik analiz, Sürdürülebilirlik
Sürdürülebilir havacılık sektörü için atık lastiklerden yenilenebilir ve sürdürülebilir havacılık yakıtı üretiminin değerlendirilmesi
Bu tez çalışmasında, döngüsel ekonomi kapsamında Eskişehir ilinde (1817 ton/yıl kapasiteli) veya Türkiye genelinde (202.200 ton/yıl kapasiteli) kurulacak bir tesis ile atık lastiklerden sürdürülebilir uçak yakıtı (SHY) üretimi için bir model geliştirilmiştir. Geliştirilen model ile atık lastikler vakum piroliz yöntemi kullanılarak yağ, kömür ve gaz ürünlerine dönüştürülmektedir. Piroliz yağı daha sonra katalitik parçalama, alkilasyon ve hidro-işlemlere (hidrodenitrojenasyon, hidrodesülfürizasyon ve hidrodearomatizasyon) tabi tutulurken, piroliz kömürü elektrokimyasal oksidasyon ile hidrojen (H2) üretmek için kullanılmaktadır. 1000 g piroliz yağını rafine etmek için 40,99 g ila 52,72 g hidrojen tüketilmektedir. Önerilen model ile 1817 ton ve 202.200 ton atık lastikten sırasıyla yaklaşık 843,41-853,13 ton/yıl ve 93853-94938 ton/yıl SHY üretilebileceği hesaplanmıştır. Farklı senaryolara göre düşük (1817 ton/yıl) ve yüksek kapasiteli (202.200 ton/yıl) tesisler ile üretilen yakıtın en düşük satış fiyatı sırasıyla 0,7990-1,2634 $/L ve 0,5627-1,0125 $/L aralığındadır. Piroliz yağının rafine edilmesinde kullanılan H2, piroliz kömürünün elektrokimyasal oksidasyonu ile üretilmiştir. Bilindiği kadarıyla, piroliz kömürünün elektrokimyasal oksidasyonu yoluyla H2 üretimi rapor edilmemiştir. Bu tez çalışması, önerdiği yenilikçi H2 üretim modelinin yanı sıra atık lastiklerin döngüsel ekonomi kapsamında jet yakıtı gibi katma değerli ürünlere dönüştürülebileceği ispatlamıştır. Dolayısıyla, bu tez çalışmasından elde edilen sonuçların literatüre yeni bir yön verebileceği öngörülmektedir.
Hava sahası sektörizasyonu problemine yeni bir çözüm yaklaşımı
Son yıllarda hava taşımacılığında yaşanan hızlı büyüme karşısında gecikme ve tıkanıklık problemleri, dünyanın pek çok yerinde hava trafik yönetim sistemi kapasitelerini giderek yetersiz kılmaya başlamıştır. Bu doğrultuda sistemde kapasite-talep dengesini sağlamak amacıyla yapılan çalışmalar daha da önem kazanmış, hava trafik yoğunluğunun sektörlere dengeli bir şekilde dağılımını sağlayabilecek sektörizasyon çalışmalarına gereksinim artmıştır. Gerek hava taşımacılığının dinamik yapısı gerekse hava trafik kontrolör iş yükünün çok sayıda parametre ve değişkene bağlı olması nedeniyle hava sahası sektörizasyonu problemleri çözümü zor ve karmaşık problemler sınıfında yer almaktadır.Bu çalışmada, hava trafik sisteminin en önemli parçası olan hava trafik kontrolörlerinin iş yükü ve hava sahası karmaşıklığını birlikte ele alan matematiksel modelleme yaklaşımı ile hava sahası sektörizasyonu problemlerine yeni bir boyut kazandırılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda kontrolör iş yükü esasına dayanarak trafiğin sektörlere dengeli bir şekilde dağılımını sağlayabilmek amacı ile ızgara tabanlı bir yöntem kullanılmıştır. Hava sahası sektörlerinin iş yüklerinin dengelenebilmesi için de çok amaçlı karma tam sayılı bir optimizasyon modeli geliştirilmiştir.3 aşamadan oluşan bu tez çalışmasının ilk adımında Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) kullanılarak hava sahası analiz aracı geliştirilmiş ve modelin uygulama bölgesi olarak seçilen Türk Hava Sahası, karelaj yöntemi ile 0,5° aralıklarla 471 eşit parçaya bölünmüştür. İkinci adımda her bir kare birimin ve toplam hava sahası iş yükünün ölçülmesi amacı ile yeni bir Hava Sahası İş Yükü Ölçüm Modeli geliştirilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise sektör sınır tasarımını gerçekleştirebilmek üzere optimizasyon teorisi kullanılarak kümeleme algoritması ile optimum hava sahası sektörizasyonu için kontrolör iş yükü esasına dayanan bir model geliştirilmiştir.
α/ß-SiAlON seramiklerinin sürünme davranışlarının incelenmesi
SiAlON seramikleri sahip oldukları iyi ısıl-mekanik ve kimyasal özellikleri sebebiyle yüksek sıcaklık uygulamalarında kullanılabilme potansiyeli olan malzemelerdir, fakat bugüne kadar yüksek sıcaklık uygulamalarındaki kullanımları sınırlı düzeyde kalmıştır. SiAlON seramiklerinin güvenilirlik özelliklerinden biri olan sürünme performansları bu malzemelerin yüksek sıcaklık uygulamalarında kullanılabilirliğini belirlemektedir. Bu çalışmada, ?/ß-SiAlON seramiklerinin yüksek sıcaklık eğilme sürünme davranışlarının incelenmesi amaçlanmıştır. SiAlON seramiklerinin sürünme davranışları 1300-1400 ºC sıcaklık, 50-150 MPa gerilme aralıklarında, hava ortamında, 72 saat süreli dört nokta eğilme sürünme deneyleri ile incelenmiştir. Isıl işlemin ve farklı sinterleme katkılarının (Y2O3, Er2O3) ve SiC ilavesinin SiAlON seramiklerinin sürünme performansları üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Sonuç olarak mevcut test koşulları altında taneler arası amorf faz kristalizasyon derecesinin ve malzemenin yoğunlaştırılmasında kullanılan sinterleme katkı malzemesine bağlı olarak taneler arası faz kimyasının sürünme performanslarını etkileyen en önemli parametreler olduğu belirlenmiştir. SiAlON seramiklerinin Si3N4 ile benzer sürünme özelliklerine sahip olması göz önüne alındığında bu malzemelerin Si3N4 seramiklerine nazaran yüksek sıcaklık uygulamalarında daha fazla kullanılabilme potansiyeli vaat etmektedir. Çünkü SiAlON seramikleri Si3N4 seramiklerine nazaran daha ucuz ve kolay bir şekilde üretilebilmekte ve kompozisyonlarındaki değişiklik ve ısıl işlem uygulamaları ile yüksek sıcaklık uygulamaları için çok daha fazla geliştirilebilme serbestliği sağlamaktadır.
İnsansız hava aracı ve güç grubu müşterek öntasarımının seçkinci genetik algoritma yöntemiyle en iyilemesi
Bu tezde, görev profili tanımlanmış bir insansız hava aracı için uygun güç sistemi seçimi ve uçak-güç grubu ön tasarımında en iyileme (optimizasyon), seçkinci genetik algoritma yöntemiyle yapılmaktadır. Uçak uçuş görev profili, uçak tasarımında başta gelen en önemli tasarım girdilerinden biridir. Uçak şartnamedeki gereksinimlere (taşıyacağı faydalı yük, menzil, hedef maliyet, vb.) göre boyutlandırılırken, görev profilinin içerisinde yer alan seyir irtifası ve hızı gibi parametreler motor tipi, güç seviyesi, yakıt miktarı ve dolayısıyla uçağın genel boyutlarını ve toplam ağırlığını etkilemektedir. Bu çalışmada, bir insansız hava aracının (İHA) ve motorunun analitik yöntemle boyutlandırılması için bir yazılım geliştirilmiş ve aynı zamanda genetik algoritma eklenerek, ülkemizde orman, arazi keşfi, sahil kontrol, sınır gözetleme, askeri keşif vb. amaçlar için kullanılabilecek bir İHA ve motorunun ön boyutlandırması yapılmış ve azami keşif zamanına ulaşmak için seçilen motor parametrelerin en iyilemesi yapılmıştır.
Elektromekanik sistemler için yeni altoptimal denetim yöntemleri
Günümüz teknolojisindeki gelişmelerin bir sonucu olarak, mekanik sistemlerden elektronik sistemlere geçiş aşamasında bu iki yapıyı beraber kullanan elektromekanik sistemlerin her alandaki kullanımı ve önemi giderek artmaktadır. Dolayısıyla bu sistemlerin istenilen işlemleri uygun, doğru ve verimli bir şekilde yapmasını sağlayacak denetim sistemleri uygulamalarının da önemi her geçen gün artmaktadır. Günümüzün sistemleri karmaşık, birbirleri ile etkileşimli çalışan, doğrusal olmayan modellere sahip, çok değişkenli ve özellikle de fiziksel kısıtlamalara maruz kalan yapılara sahiptirler. Bu sebeple, tasarımcılar denetim algoritmalarını geliştirmek, yöntemleri uygulamak ve denemek için bu sistemlere benzer ancak daha az karmaşık yapılara sahip sistemleri kullanmaktadırlar. Ters sarkaç sistemi de, dinamik olarak denge durumu kolay bozulabilen ve doğrusal olmayan modellere sahip elektromekanik sistemlerin denetleyici tasarımlarda bu amaçla kullanılabilecek sistemlerden biridir.Bu çalışmada, araba ve ona bağlı bir sarkaçtan oluşan ters sarkaç sistemi için tanımlanan denetim probleminin çözümü için, optimizasyona dayalı ileri bir denetim yöntemi olan Model Öngörümlü Denetim (Model Predictive Control, MPC) yöntemi uygulanmaktadır. MPC, bir sistemin/sürecin modelini ve sistemin maruz kaldığı fiziksel kısıtlamaları tasarım aşamasında doğrudan kullanarak, sistemin/sürecin gelecekteki davranışını tahmin etme ve bunu en iyileme prensibine göre çalışmaktadır. Yapılan uygulama ve benzetimler ile ileride daha karmaşık sistemler için de kullanılabilmek üzere uyarlanabilecek bir optimizasyon problemi ve yaklaşım oluşturulmaya çalışılmaktadır.
Eksenel ve teğetsel akım indükleme faktörü değerlerinin rüzgar türbin performansına etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmada rüzgâr türbinlerinde güç katsayısını, dolayısıyla enerji verimliliğini etkileyen temel parametreler incelenmiştir. Rüzgâr türbinlerinde rüzgâr hızının değişimini ifade eden eksenel ve teğetsel akım indükleme faktörü değerlerinin, rotor torku üzerindeki etkileri araştırılmıştır.Rüzgâr türbinlerinde kullanılan kanat profillerinin tasarım açısından uygunluğu, eksenel ve teğetsel indükleme katsayılarını etkilediğinden, bu değerler türbin rotorlarının enerji verimliliği açısından kritik parametreler olarak değerlendirilebilir.Yapılan çalışmada, model bir rüzgâr türbini için bilinen güç katsayısı değerleri kullanılarak, rüzgâr türbininin minimum enerji kayıplarının gerçekleştiği koşullarda işletildiği kabulu ile eksenel ve teğetsel akım indükleme faktörü katsayıları için ortalama değerler bulunmuştur. Bu değerler yardımıyla, seçilen çeşitli uç-hız oranı büyüklükleri için tork değerleri hesaplanmıştır.