İstanbul University
Discipline

Fiziksel Oşinografi ve Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı

İstanbul University

12

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

12 Theses
DoctorateOpen AccessTR

İzmit Körfezi'nde tabakalaşmanın günlük değişimi

İZMİT KÖRFEZİ'NDE TABAKALAŞMANIN GÜNLÜK DEĞİŞİMİ LALEHAN CANDEMİR Bu çalışmada, İzmit körfezinin iki tabakalı yapısının, atmosferik koşullarla nasıl etkileştiği, bu koşulların tabakalaşmayı nasıl ve ne süreyle etkilediğini araştırılmıştır. Bu amaçla, körfezin kuzey doğu girişinde farklı zamanlarda şamandıralı bir sistem ile ölçülmüş olan saatlik veri setlerinden elde edilmiş oşinografik ve bölgeye en yakın hava istasyonlarından temin edilen atmosferik veriler analiz edilmiştir. Yapılmış olan çalışmalarda, bölgede normal hava koşullarında yüzey suyu tabakasının mevsimsel olarak ve günlük güneşlenmeye uygun şekilde davranışı gözlenmiştir. Yaz aylarında yüzeyde gece ile gündüz arasında daha aşağıdaki derinliklere göre sıcaklık farkları tespit edilmiştir. Ayrıca bölgede gerçekleşen şiddetli kuzeyli rüzgarların tabakalı yapının bozulma dinamikleri ve rüzgarların kesilmesi sonrasında eski yapısına geri dönüşü analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, şiddetli kuzeyli rüzgarları, ölçüm yapılan bölgede üst tabakadaki suyun körfezin dışına doğru taşınmasına ve buna bağlı olarak kuzeyde alt tabakaların yükselmesine neden olmuştur. Böylece tabakalaşma neredeyse kaybolmuş ve su kolonunda akıntı hızının arttığı tespit edilmiştir. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar, Marmara Denizi gibi iki tabakalı sistemlerin hidrografik yapılarının anlaşılabilmesi için yüksek frekanslı atmosferik ve oşinografik ölçümler yapılmasının önemini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: İzmit Körfezi, tabakalaşma, sıcaklık zinciri verisi, zaman serileri, günlük değişimler, rüzgar uyarımlı karışım, Richardson sayısı

TabakalaşmaZaman serileriİzmit Körfezi
Lalehan Candemir
İstanbul University · Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İzmit Körfezi ve Kuzeydoğu Marmara Denizi'nin fitoplankton kompozisyonunun su kalitesi değişkenleri ile birlikte incelenmesi

Bu çalışmada, fitoplankton dağılımı, tür kompozisyonu ve fitoplankton marker pigmentlerinin zamana ve mekana bağlı değişimleri ile bunları etkileyen çevresel parametreler incelenmiştir. Örneklemeler, 2015-2018 yılları arasında mevsimsel olarak 6 istasyonda yüzey suyu ve floresans maksimum derinliği olmak üzere iki derinlikte gerçekleştirilmiştir. En yüksek fitoplankton bolluk değerleri yüzey suyunda görülmüştür. Çalışma alanında 10 taksonomik sınıfta 68 cinse ait 146 tür tespit edilmiştir. Dinophyceae ve Bacillariophyceae tüm istasyonlarda gözlenen başlıca fitoplankton gruplarıdır. Çalışma süresince sırasıyla Skeletonema costatum, Leptocylindrus minimus, Prorocentrum micans, Prorocentrum scutellum ve Tripos fusus baskın diyatom ve dinoflagellat türleridir. Komünitedeki düşük diyatom/dinoflagellat oranı, sistemdeki dinoflagellat baskınlığına işaret etmektedir. Fitoplankton bolluğu ile çözünmüş oksijen, klorofil-a, sıcaklık ve secchi disk derinliği arasında anlamlı pozitif ve negatif korelasyonlar gözlenmiştir. 2018 yılının kış döneminde diyatom türü olan Leptocylindrus minimus'un aşırı üremesi tespit edilmiştir. Diyatom aşırı çoğalması gözlenen bu dönemde ortamda silikatın tükenmesinden kaynaklanan yüksek N/Si oranı tespit edilmiştir. İn-situ floresans sensörü ile elde edilen veri ile spektrofotometreyle ölçülen klorofil-a sonuçları birbiriyle uyumlu bulunmuştur. Çalışma alanındaki başlıca marker pigmentler, diyatom ve dinoflagellat türlerine özgü olan fucoxanthin ve peridinindir. Fitoplankton bolluğu ile marker pigmentleri arasında oldukça güçlü bir ilişki (p<0,001) tespit edilmiş olup ortamda gözlenen fucoxanthin ve peridinin biyokütlelerinin diyatom ve dinoflagellat türlerinden geldiği değerlendirilmiştir. TRIX indeksinin çalışma dönemi boyunca oldukça değişken olduğu tespit edilmiştir. Kış ve ilkbahar aylarında yüksek ötrofikasyon riski varlığı belirlenmiştir. Körfezin iç kesiminde örnekleme süresi boyunca üç dönemde (2015 ilkbahar, 2016 kış, 2018 sonbahar) ötrofik durum gözlenmiştir. Komünitedeki düşük diyatom/dinoflagellat oranı sistemdeki dinoflagellat baskınlığına dikkat çekmektedir.

FitoplanktonlarMarmara DeniziPigmentler+2
Fatma Bayram
İstanbul University · Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Denizleri'nde insan kaynaklı darbeli gürültülerin incelenmesi

Bu çalışmada, Türkiye Denizleri'nde insan kaynaklı faaliyetlerin denizel ve kıyısal alanlarda oluşturduğu gürültüler kabul görmüş standartlara göre incelenip muhtemel gürültü haritalarının elde edilmesi amaçlanmıştır. İnsan kaynaklı darbeli gürültüler için Deniz Stratejisi Çerçeve Direktifi Gösterge 11.1.1'e göre düşük ve orta frekanslı (10 hz -10 khz frekans bantı seviyelerinde) darbeli seslerin zaman ve mekânsal dağılımının belirlenmesi tavsiye edilir. Belirli bir alan içerisinde darbeli gürültü kaynaklarının var olduğu gün oranı ve bir takvim yılı içerisindeki dağılımı gürültünün zaman ve mekan ölçeği olarak belirlenmiştir. Çalışmamda, Türkiye Denizleri'nde darbeli gürültüye neden olan faaliyetler 2016-2020 dönemi için incelenmiştir. Bu kapsamda, Seyir, Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı'ndan elde edilen veriler ile gürültünün oluşturduğu ses basınç seviyesi, şiddet ve frekans bilgilerini de içeren bir veri tabanı hazırlanmış ve Deniz Stratejisi Çerçeve Direktifi ve literatürden elde edilen bilgiler doğrultusunda QGIS yazılımına entegre edilmiştir. Elde edilen sonuçlar ile gürültü kaynakları, denizel ve kıyısal alanlarda ses basınç seviyelerine ve oluşan yoğunluklara göre karşılaştırılıp muhtemel gürültü alanları oluşturulmuştur. Denizel alanlarda patlayıcılar sınıfının, kıyısal alanlarda ise en çok darbeli kazık çakıcılar sınıfının yüksek ses basınç seviyeleri oluşturabileceği tespit edilmiştir. Çalışma alanları için darbe blok günleri hesaplanarak yayılım etki alanları tahmin edilmiş, bu alanların gelecekte deniz hayatı üzerindeki etkilerinin araştırılmasına bir alt yapı oluşturulmuştur. Sonuç olarak Türkiye'de denizel ve kıyısal alanlardaki baskın gürültüye sebep olacak kaynakların belirlenip literatüre göre gürültü seviyeleri ile ilgili varsayımlarda ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Darbeli sualtı gürültüsü, ses, insan kaynaklı gürültüler, darbe blok günleri.

DenizlerGürültüSes+1
Emine Betül Gezer
İstanbul University · Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk boğazlar sistemine etki eden sualtı gürültülerinin incelenmesi

TÜRK BOĞAZLAR SİSTEMİNE ETKİ EDEN SUALTI GÜRÜLTÜLERİNİN İNCELENMESİ Serdar TOMBUL Doktora tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, Türk Boğazlar Sistemine etki eden sualtı gürültüleri ilk kez tüm Marmara Denizi ve her iki boğazı kapsayacak şekilde yerinde ölçümler ile tespit edilerek haritalandırılması hedeflenmiştir. İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı ve boğazları birleştiren trafik hattı, gerek trafik yoğunluğu ve liman faaliyetleri gerekse akıntı ve türbülans gürültüleri sebebiyle gürültülü bölgelerdir. Marmara Denizi'nde liman türleri, gemi trafiği ve kabotaj hatları, demir yerleri ve çeşitli amaçlarla kullanılan iskeleler balıkçı barınakları ve yat limanları seyir haritaları kullanılarak tespit edilmiş ve haritalandırılmıştır. Bu haritalardan elde edilen bilgilere göre 51 farklı noktadan toplam 122 sualtı ortam gürültüsü kaydı alınmıştır. Gürültü kayıtları 1/3 oktav bant aralığında 5.89 Hz spektral çözünürlükte minimum 3 dk sürelerle alınmıştır. Ses basınç seviyelerinin ortalama değerleri 63 ve 125 Hz frekansları için hesaplanmıştır. Ses yayılım modeli yardımı ile ölçülen ses basınç seviyelerinin 5-10 km mesafelerde Marmara Denizi için ölçülen en düşük seviyeye ulaştığı tespit edilmiştir. Ölçümlerle elde edilen farklı gürültü kaynaklarının ses basınç seviyeleri ve dağılımları gürültü kaynakları haritası ile eşleştirilerek Marmara Denizi için zamandan bağımsız gürültü haritası elde edilmiştir. Bu haritalara göre Marmara Denizi güney kısmı en sessiz (yaklaşık 78 dB) bölge iken boğazlar ve gemi trafik hattının gürültü ortalamasının 152 dB değerine kadar ulaştığı belirlenmiştir. Bu proje ile böylece ilk defa yerinde yapılan ölçümlerle Marmara Denizi sualtı ortam gürültüsü haritası oluşturulmuştur.

AkustikBoğazlarGürültü+3
Serdar Tombul
İstanbul University · Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Antifouling biosidlerden organokalay vepestisit bileşiklerinin Samsun limaniçigüncel sedimentinde GC – MSMS/Q-TOFteknikleriyle değerlendirilmesi

Antifouling kimyasallar ekonomik olarak, deniz taşıtlarının/araçlarının daha az bakıma ihtiyaç duyması, daha uzun seyir halinde kalmasını mümkün kılar. Çevresel olarak faydaları ise daha az yakıt kullanımı, istilacı türlerin denizel ortamda yer değiştirmesini engellemiş olurlar. Organokalaylı bileşikler fouling yapan organizmalara karşı en etkili kimyasal bileşikler olduğu için yoğun şekilde deniz taşıtlarında kullanılmıştır. Ancak bu faydalarının dışında hedefli olmayan denizel organizmalara ve deniz ekosistemi üzerinde ciddi bir yıkıcı etkiye sahiptirler. Bu etkilerinden dolayı antifouling boya olarak kullanımı yasaklanmış; Alternatif olarak kullanılan organik biositlerden bazıları yasaklanmış, diğerlerinede sınırlamalar getirilmiştir. Bu tez çalışmasında, ilk kez antifouling biosidlerden organokalay (mono, di, tri) bütil ve –fenil bileşikleri ve pestisit (diuron, chlorothalonil, dichlofluanid, DCOIT, irgarol, folpet, phthalamide) bileşiklerinin Tandem GC – MSMS/Q-TOF tekniği kullanılarak Samsun Limanı (Karadeniz) sedimentlerindeki durumu ve miktarsal dağılımı araştırılmıştır. Her iki grup (organokalaylı bileşikler, pestisitler) için sediment numunelerinde ayrı ekstraksiyon ve analitik yöntem geliştirilmiştir. Geliştirilen bu yöntemin geçerliliği sertifikalı numune ile çalışılarak test edilmiştir. Antifouling pestisit ve organokalaylı bileşikler kullanım yasağına rağmen tespit edilmiş, ve hatta liman içinde trafiğin hareketli olmadığı ve su değişiminin az olduğu sediment örnekleme noktalarında; (limanın iç kesimlerinde, onarma – bakım ve park alanlarında) yüksek değerlerde tespit edilmiştir (5.1 – 669.5 ng/g). Toplam organokalaylı bileşikler liman içinde; %84 monobütilkalay (MBT)+ tribütilkalay (TBT) olup ve bulgular baskın MBT' nin taze (yeni) kaynak girdisi iken, TBT' nin biyolojik aktivitesinin bir sonucu olduğu yönündedir. Pestisit bileşiklerinden ise, diuron (n.d. – 11.28 ng/g) ve irgarol'un (n.d. – 26.53 ng/g) liman içindeki varlığı, liman çevresinde mevcut bir tarımsal faaliyet alanının olmaması nedeni ile, gemilerden kaynaklandığını destekler yöndedir. Literatürde kabul gören ekotoksikolojik risk ve güncel sediment kalite rehberleri ile sonuçlar karşılaştırıldığında; Samsun Limanı sedimentlerinin antifouling biosid olarak kullanılan yasaklı organokalaylı bileşikler ile alternatif pestisitler açısından kirli durumda olduğu gözlenmiştir.

Gaz kromatografisiKaradenizKloropestisit+2
Kartal Çetintürk
İstanbul University · Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Marmara Denizi doğusu oşinografik şartlarına iklim değişimi etkisinin incelenmesi

İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Fiziksel Oşinografi ve Deniz Biyolojisi Ana Bilim Dalı'nda Yüksek Lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, Marmara Denizi doğusunda bulunan 8 istasyonda, 1997-2010 yılları arasında aylık toplanan sıcaklık ve tuzluluk verileri ile 1997-2019 yılları arasındaki aylık hava sıcaklığı ve basıncı verileri değerlendirilerek oşinografik şartların iklim değişikliği ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda belirlenen istasyonlarda üst ve alt tabaka için zaman serileri oluşturulmuş, oşinografik eğilimler tespit edilmiş, elde edilen değerler atmosferik koşulların ve çevre denizlerin eğilimleri ile karşılaştırılmıştır. Analiz yöntemi olarak Doğrusal Eğilim yöntemi kullanılmıştır. Marmara Denizi doğusunda bu dönemde ortalama sıcaklık eğilimi üst tabakada yıllık 0,067ºC, alt tabakada yıllık 0,028ºC'dir. Tuzluluk eğilimi üst tabakada yıllık 0,105 psu, alt tabakada yıllık 0,012 psu'dur. Hava sıcaklığı eğilimi yıllık 0,086 ºC, hava basıncı eğilimi yıllık -0,034 psu'dur. Elde edilen değerler çevre denizler ile tutarlılık sağlamakta, hava sıcaklığı ve üst tabaka sıcaklıkları hem uzun dönem serileri hem de eğilim değerleri yönünden birbirleri ile örtüşmektedir.

Kubilay Dökümcü
İstanbul University · Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İstanbul Tuzla Tersaneler Bölgesi sedimentlerinde toksikftalat esterlerinin ve bisfenol-a (BPA)'nınekotoksikolojik risk durumunun araştırılması

İstanbul Tuzla Tersaneler bölgesi liman içi sedimentte 4 ftalat esterinin (FE) ve Bisfenol-A (BF-A)'nın mekansal dağılımı, miktarları ve ekotoksikolojik riskleri araştırılmıştır. ∑FEs ve ∑BF-A konsantrasyonları ng/g; ka üzerinden sırasıyla ∑886,39-10047,26 ve 0-124,62 dir. Di-n-bütil ftalat (DBP) ve bütil-benzil ftalat (BBP) baskın olan esterlerdir. Sedimentte en bol tane boyutu fraksiyonları silt (%7,10-48,7) ve kil (%5,0-70,2)'dir. ∑FEs ve BF-A yüksek konsantrasyonda tespit edilen istasyonların kil ve silt oranı yüksektir. Bu mikro kirleticilerin bölgedeki varlığı, sadece tuzla deresi girdisiyle olmadığını, sedimanın jeokimyasal özellikleri ile de ilişkisi olduğunu göstermektedir. Tespit edilen FEs ve BF-A miktarları literatürdeki Maksimum İzin Verilen konsantrasyonlar (MPCs) ve Ekotoksikolojik Ciddi Risk Konsantrasyonları (SRCeco) ile karşılaştırılmıştır. ∑FEs miktarları TZ6,14 nolu istasyonlar hariç, tüm istasyonlarda MPCs değerini aşmıştır. Ancak, liman içi sedimentlerinde dietil ftalat (DEP), DBP, BBP ve dietil hekzil ftalat (DEHP) için SRCeco değeri aşılmamıştır. ∑FEs miktarı liman sedimentinde maksimum izin verilen konsantrasyonun oldukça üstündedir ve deniz ortamı için potansiyel çevresel etkilere sahip olabileceğini göstermektedir. BF-A teorik etkisiz konsantrasyon değeri (PNECsed.) kullanılarak değerlendirilmiştir. TZ3,5-18,20,26,ref örnekleme noktalarında denizel ekosistem için orta derecede potansiyel etki söz konusudur. İnce tane boyutunun hakim olduğu, gemi işletme, ürün kullanım faaliyetleri, kanalizasyon atık suları ile ilişkili limanın iç kısmında bulunan bazı örnekleme noktalarında BF-A denizel ekosistem için önemli yüksek riske sahiptir ve ekosistem için önemli potansiyel yan etkileri zamanla ortaya çıkabilecektir. Bu nedenle, liman sediman kalitesini iyileştirmek ve limanın ekolojik ortamını endokrin bozucu kimyasalların etkisinden uzak tutmak için etkili bir çevre yönetimi ve kontrol stratejisi geliştirilmesi ve uygulanması önerilir.

Bisfenol AEkotoksikolojiFtalat esterleri+2
Hülya Özaltın Günday
İstanbul University · Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Ege Denizi'ndeki atmosferik ve oşinografik sistemlerin uzun dönemli verilerle analizi

Bu çalışmada deniz suyu yüzey sıcaklığı, hava sıcaklığı, rüzgâr şiddeti ve yönü, deniz suyu yüzey tuzluluğu, yüzey atmosfer basıncı ve yukarı doğru akıntı (upwelling) indeksinin zamansal ve mekansal değişimleri incelenerek geçmiş çalışmalar ile karşılaştırılmıştır. Ege Denizi'nin meteorolojik ve oşinografik yapısını en iyi şekilde karakterize edecek beş noktada analizler yapılmıştır. İklim değişikliğinin Ege Denizi üzerindeki etkisini ortaya koyabilmek için 1979-2018 yılları arasını kapsayan ECMWF ERA-Interim verileri ile 2000-2015 yıllarını kapsayan Copernicus (Global SSS/SSD L4) verileri kullanılmıştır. Uzun dönemli değişimleri ve eğilimi ortaya koyabilmek için doğrusal eğilim ve Mann Kendall testi uygulanmıştır. ECMWF verilerine göre 40 yıllık süreçte aylık ortalama deniz suyu yüzey sıcaklığı (+0.017 ile + 0.046°C/yıl) ile hava sıcaklığı (+0.017 ile +0.030 °C/yıl) verileri artma eğilimi göstermektedir. Bu değerlendirmenin bir sonucu olarak rüzgar şiddeti (-0.0016 ile -0.007 kts/yıl) ile yüzey atmosfer basıncı (-0.032 ile -0.027 mb/yıl) verilerinde azalma eğilimi olduğu tespit edilmiştir. Geçmişteki çalışmalar ile bu çalışmada elde edilen sonuçlar karşılaştırıldığında farklı oranlar mevcut olsada genel olarak uyumluluğun olduğu görülmüştür. Ancak söz konusu değişikliklerin dünyanın doğal tepkimesinin bir sonucu olduğunu söylemek son derece zordur. Upwelling'in kolaylıkla tespiti maksadıyla okyanuslar için geliştirilmiş çeşitli indeksler Ege Denizi'nde uygulanarak etkinliği test edilmiş ve birbirleri ile karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, deniz suyu yüzey sıcaklığı ve rüzgâr verileri ile hesaplanan upwelling indeksi hesaplamalarının Ege Denizi'nde faydalanılabileceği ancak upwelling'in hassas tespiti için yeterli olmadığı tespit edilmiştir.

Emre Tükenmez
İstanbul University · Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Denizlerdeki plastik atık kirliliği bağlamında farkındalık ve bilgi düzeylerinin araştırılması

Bu tezin odak noktası plastik üretiminde aktif olarak yer alan işletme sahipleri ve çalışanlarının plastik atıklar, denizlerde yarattığı kirlilik ve Ar-Ge çalışmaları hakkında bilgi düzeylerini ölçmektir. Doğal çevrenin rastgele ve hor kullanılması, geri dönüşü oldukça zor, çoğu zamanda imkânsız sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Ülkemiz üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olduğu için deniz kirliliği ülkemizde hayati önem taşımaktadır. Denizlerin bilinçsiz kullanımı hayatın başlangıcı olan denizlerin gün geçtikçe verimsizleşmesine, denizlerde yaşayan canlıların katliamına sebep olmakta ve en önemlisi ekosistem dengesini bozmaktadır. Deniz çöplerinin birbirinden farklı türlerini saymak mümkündür. Bu türlerden bir tanesi de uzun bir süre deniz ortamında bozunmadan kalabilen plastiklerdir. İçerisinde bulunduğumuz teknoloji çağında plastikler yeme, içme, barınma gibi temel ihtiyaçların yanı sıra sağlık sektörü de dâhil birçok endüstrinin de olmazsa olmazıdır. Plastiklerin sunduğu tüm imkânlarından onları doğru şekilde bertaraf ederek yahut kullandıktan sonra geri dönüşüme göndererek sorumluluk içerisinde faydalanabiliriz. Çalışma yapılırken öncelikli olarak detaylı literatür araştırması yapılmıştır. Bununla birlikte çalışmada, deniz ekosistemini, deniz kirliliğini, denizlerde yer alan plastik atıkları ve zararlarını, anket yapılan firmadaki AR-GE çalışmalarını, plastik kullanma eğilimini ve geri dönüşüm çalışmalarını ölçmeyi mümkün kılan 73 soruluk bir anket uygulanmıştır. Analizler, 4 tanesi sosyo-demografik, 39 tanesi bilgiyi ölçen, 13 tanesi tutumu ölçen ve 21 tanesi davranışı ölçen toplam 77 değişken kullanılarak yapılmıştır. Anahtar Kelimeler:Denizel atık, plastik atık, plastik atık kirliliği, deniz ekosistemi,plastik atık bilinci

Didem Çakır
İstanbul University · Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Haliç'te fitoplankton kompozisyonun zamana bağlı değişimi (2018-2019)

Bu çalışmada Haliç'te Ekim 2018 ile Eylül 2019 arasını kapsayan dönemde fitoplankton tür kompozisyonu ve komünite yapısının aylık değişimleri incelenmiştir. Örnekleme periyodu boyunca fitoplanktonun kalitatif ve kantitatif dağılımı eş zamanlı olarak ölçülen bazı fizikokimyasal parametreler ile birlikte değerlendirilmiştir. Yapılan mikroskobik incelemelerde fitoplankton komünitesinde diyatom, dinoflagellat ve diğer fitoflagellat grupları ile bazı tatlı su formları dahil toplam 150 takson tayin edilmiştir. Bunlardan 18 tür çalışma alanında ilk kez kaydedilmiştir. İlkbahar-yaz döneminde diyatom Skeletonema spp., kriptomonad Plagioselmis prolonga, rafidofit Heterosigma akashiwo ve öglenofitler Eutreptia sp. ve Eutreptiella marina aşırı çoğalma meydana getirmiştir. Çalışma dönemi boyunca fitoplankton komünitesi içinde 13 adet potansiyel toksik tür saptanmıştır. Bunlar arasında Alexandrium cf. minutum, Alexandrium cf. catenella ve Dinophysis infundibulum Haliç'te ilk kez kaydedilmiştir. Fitoplanktonekolojik indeks değerleri mevsimsel ve istasyonlar arasında önemli farklılıklar göstermiştir. Toplam fitoplankton bolluğu ile sıcaklık arasında pozitif bir ilişki (p<0.01) bulunurken, tür çeşitliliği (H') ile sıcaklık arasında negatif bir ilişki (p<0.01) bulunmuştur. Tek yönlü varyans analizlerine (ANOVA) göre çevresel parametrelerin aylara ve istasyonlara göre değişim gösterdiği görülmüştür. Bray-Curtis benzerlik analizleri fitoplankton komünitesinde aylık olarak %60'ın üzerinde benzerlik gösteren iki önemli grubun olduğunu göstermiştir. Çok boyutlu ölçeklendirme (MDS) analizlerine göre fitoplanktonun mevsimsel olarak farklı bir komünite yapısı sergilediği tespit edilmiştir. Sonuçlar, fitoplankton kompozisyonunun çevresel koşullara bağlı olarak zamansal-mekansal değişimlere sahip olduğunu ve deniz araştımalarında fitoplanktonun iyi bir indikatör organizma olabileceğini ortaya koymuştur.

Sebahat Şemin
İstanbul University · Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Marmara Denizi kıkırdaklı balıklarının beslenme özellikleri ve trofik seviyelerinin belirlenmesi

Elasmobranşlar çeşitli türlerle ve habitatla etkileşimleri yoluyla ekosistemlerin dengelenmesinde ve sürdürülmesinde önemli bir rol oynarlar. Aşırı avcılığa maruz kalmış ekosistemlerde, bu türlerin trofik ekolojisi hakkında bilgi sahibi olmak oldukça önemlidir. Bu sebeple, bu tez çalışması kapsamında, Marmara Denizi'nden Aralık 2017- Aralık 2018 tarihleri arasında mevsimsel örnekleme ile elde edilen Elasmobranchii sınıfına ait türlerin beslenme özellikleri ve trofik seviyeleri, mide içeriği analizi ve kararlı izotop analizi yöntemleri kullanılarak belirlenmiştir. Mustelus mustelus ve Mustelus asterias türlerinin ana besininin Crustacea grubu, Squalus acanthias, Scyliorhinus canicula, Dasyatis pastinaca ve Torpedo marmorata türlerinin ana besinini Teleostei grubunun oluşturduğu ve Myliobatis aquila türünün ise ana besinini Mollusca grubunun oluşturduğu belirlenmiştir. Squalus acanthias türünün hem mide içeriği analizi hem de kararlı izotop analizi beslenme modeline göre Teleostei grubu üzerinden beslendiği belirlenmiştir. Diğer türlerde bu iki metotun sonuçları arasında türlerin kısa ve uzun dönemli beslenme özelliklerini yansıtacak farklılıklar vardır. Mustelus mustelus ve Mustelus asterias türlerinin ciddi birer Crustacea predatörü olduğu ve bu iki türün besin çakışma oranının yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, izotopik niş çakışması sonuçları, Scyliorhinus canicula türü ile juvenil Raja clavata ve Squalus acanthias türleri arasında oldukça yüksek izotopik niş çakışması olduğunu göstermiştir. Myliobatis aquila ve Mustelus asterias türleri haricinde diğer türlerin niş genişlikleri oldukça benzer bulunmuştur. Bu iki tür dışında diğer türler genel beslenme özelliğine sahip türler olarak belirlenmiştir. Mide içeriği analiz sonuçları, trofik seviyesi en yüksek türün Squalus acanthias, en düşük türün M. asterias olduğunu göstermiştir. Kararlı azot değerleri kullanılarak hesaplanan en yüksek trofik seviye Oxynotus centrina türünde belirlenmiştir.

EkolojiElasmobranchiiTrofik seviye
Güzin Gül
İstanbul University · Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Marmara Denizi kladosera popülasyonunun üreme stratejisi ve ekolojik ilişkisi

Bu tez çalışmasında Marmara Denizi zooplankton komünite karakteristiğinde önemli bir yere sahip Üst Takım Cladocera türlerinin üreme stratejileri ve çevresel parametrelerle olan ilişkileri belirlenmiştir. Çalışma, İstanbul Tuzla açıklarında yer alan DB1 istasyonundan 2004- 2008 yılları arasında aylık alınan zooplankton örnekleri incelenerek gerçekleştirilmiştir. Cladocera grubu türlerin bolluk değerlerini birincil etkileyen çevresel faktörün sıcaklık olduğu ayrıca klorofil a değerlerinin de ikinci sırada etkileyici faktör olduğu belirlenmiştir. Türlerin popülasyon yapıları üreme stratejilerine göre incelendiğinde yine Marmara Denizi'nde hızlı üssel üreme sağlayan partenogenetik dişi bireylerin %60-100 oranlarında baskın oldukları belirlenmiştir. Cladocera grubunun partenogenetik üreme başarısı incelenmiş ve türler arasında oldukça önemli farklar kaydedilmiştir. Türlerin popülasyonlarının çöküşe geçtikleri dönemlerde ürettikleri embriyo miktarlarında artış olması oldukça dikkat çekici sonuçlar arasında yer almaktadır. Bununla birlikte 2005 yılı itibariyle görülen Geryoniidae ailesine ait bir medüz türünün aşırı artışından oldukça etkilenen Cladocera grubu türlerinin popülasyonlarında azalışlar kaydedilmesinin ardından, Ekim 2007-Şubat 2008 arasında Marmara Denizi'nin tamamında görülen müsilaj olayını takiben Aralık 2007-Ocak 2008 arasında grup tamamen çöküşe uğramıştır. Cladocera grubunun bu çöküşlerin ardından yeniden su kolonuna geri dönebilmiş olmasının gametogenetik üreme stratejisi avantajı sayesinde olduğu düşünülmektedir. Üst Takım Cladocera'ya ait türlerin Marmara Denizi'ndeki üreme stratejilerine bağlı olarak değişen popülasyon yapıları ve üreme başarılarındaki çevresel etkilerin rolü literatüre kazandırılmıştır. Bu çalışma ışığında denizel ortamlarda yaşanabilecek olumlu veya olumsuz değişimlerin izlenmesinde zooplankterlerin başarılı birer indikatör olabilecekleri ortaya konmuştur.

CladoceraEkolojiMesozooplankton
Dalida Bedikoğlu
İstanbul University · Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü
2020
00