9
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Ankilozan spondilitli hastalarda balneolojik tedavinin (hidroterapi ve peloidoterapi) klinik etkinliği ve sitokin değerlerine etkisi
Amaç: Hidroterapi ve peloidoterapi kombinasyonu şeklinde uygulanan balneolojik tedavinin, ankilozan spondilitli hastalarda klinik ölçeklerle etkinliğini değerlendirmek, serum IL-6 ve TGF-β1 düzeyleri üzerine etkisini saptamak Gereç ve Yöntem: Modifiye New York Kriterlerine göre AS tanısı almış, anti-TNF ilaç kullanan 40 hasta randomizasyonla iki gruba ayrıldı. Çalışma grubuna rutin tedavilerine ek olarak 38°C sıcaklığında hidroterapi havuzunda 20 dakika tam banyo uygulaması sonrasında 20 dakika tüm spinal bölgeye 43°C sıcaklıkta tıbbi çamur uygulaması yapıldı. Aynı uygulama 10 seans tekrarlandı. Kontrol grubundaki hastalar rutin tedavilerine devam ettiler. Hastalar tedavi öncesi/1. gün, tedavi sonu/12. gün ve 3. ayda ağrı (VAS), hastanın ve doktorun global değerlendirmesi (VAS), BATH Ankilozan Spondilit Hastalık Aktivitesi İndeksi (BASDAİ), BATH Ankilozan Spondilit Fonksiyonel İndeksi (BASFİ), BATH Ankilozan Spondilit Metroloji İndeksi (BASMİ) ile değerlendirildi. Tüm hastalardan aynı değerlendirme zamanlarında serum IL-6 ve TGF-β1 düzeyleri ölçümü için venöz kan örneği alındı. Bulgular: Çalışma grubunda ağrı, hastanın ve doktorun global değerlendirmesi, BASDAİ ve BASMİ skorlarında tedavi sonunda anlamlı iyileşmeler saptandı. BASMİ skoru hariç bu anlamlı iyileşmelerin 3. ayda devam ettiği görüldü. Kontrol grubunda yalnızca 3. ayda BASMİ skorunda anlamlı düzelme vardı. Gruplar arası karşılaştırmada BASDAİ ve BASFİ skorları için tüm değerlendirmelerde, doktorun global değerlendirmesi için 3. ayda çalışma grubu lehine anlamlı üstünlük saptandı. Serum IL-6 seviyelerinde her iki grupta da anlamlı değişiklik olmadı. Çalışma grubunda TGF-β1 düzeyleri başlangıca göre zamanla artmış olsa da istatistiksel olarak anlamlı değildi. Sonuç: Hidroterapi ve peloidoterapi kombinasyonunun ankilozan spondilitli hastalarda ilaç tedavilerine destek olarak ağrıyı azaltmada, hastalık aktivitesi ve fonksiyonel durum üzerine yararlı etkileri görüldü. Anahtar Kelimeler: balneolojik tedavi, hidroterapi, peloidoterapi, ankilozan spondilit, anti-TNF
Diz osteoartritli hastalarda balneolojik tedavilerin (peloidoterapi ve hidroterapi) ağrı, fonksiyon ve yaşam kalitesi üzerine etkisi
Amaç: Hidroterapi ve peloidoterapi kombinasyonu şeklinde uygulanan balneolojik tedavinin, diz osteoartritli hastalarda etkinliğini klinik ölçeklerle değerlendirmek ve ağrı, fonksiyon ve yaşam kalitesi üzerine etkisini saptamaktır. Gereç ve Yöntem: American College of Rheumatology kriterlerine göre diz OA tanısı almış, 60 hasta bilgisayar ortamında randomizasyonla iki gruba ayrıldı. Çalışma grubundaki hastalara 38°C sıcaklığında hidroterapi havuzunda 20 dakika tam banyo uygulaması sonrasında her iki diz bölgesine 43°C sıcaklıkta tıbbi çamur uygulaması yapıldı. Çalışma grubundaki hastalar 2 hafta boyunca hafta içleri olmak üzere 10 gün tedavi aldılar. Kontrol grubundaki hastalara ise balneolojik tedavi uygulanmadı. Hastalar tedavi öncesi/1. gün, tedavi sonu/12. gün ve 3. ayda ağrı (VAS), hastanın ve doktorun global değerlendirmesi (VAS), Lequesne diz indeksi, Western Ontario ve McMaster Üniversiteleri indeksi (WOMAC) ve Nottingham Sağlık Profili (NHP) klinik ölçeklerini kör hekimle birlikte doldurdu. Her kontrolde hastalardan rutin biyokimya istendi. Bulgular: VAS ağrı, hasta ve hekimin global değerlendirmesi skorlarında başlangıca göre, tedavi bitimi ve 3.ay kontrollerinde çalışma grubunda istatiksel olarak anlamlı iyileşme görülürken kontrol grubunda değişim izlenmedi. WOMAC tutukluk dışında WOMAC alt grupları ve WOMAC total skorlarında; çalışma grubunda başlangıca göre 3.ay kontrollerinde istatiksel olarak anlamlı düşüş izlenirken, kontrol grubunda anlamlı düşüş izlenmedi. Lequesne diz indeksi çalışma grubunda, 12.gün ve 3.ay skorlarında başlangıca göre istatiksel anlamlı iyileşme gözlenirken kontrol grubunda anlamlı değişim izlenmedi. Nottingham Sağlık Profili (NHP) ağrı, duygusal reaksiyonlar, fiziksel hareket ve enerji skorlarında çalışma grubunda 12.günde başlangıca göre istatiksel olarak anlamlı iyileşme gözlendi, 3.ayda da enerji skoru dışında bu anlamlı fark devam etti. Kontrol grubunda ise başlangıca göre 12.gün ve 3.ay skorlarında istatiksel açıdan anlamlı değişim izlenmedi. CRP seviyelerinde her iki grupta da istatiksel olarak anlamlı değişim izlenmedi. Sonuç: Diz osteoartritli hastalara uygulanan balneolojik tedavinin (hidroterapi ve peloidoterapi), diz osteoartritinde ağrı, fonksiyonel durum ve yaşam kalitesi üzerine olumlu etkisi klinik ölçeklerle desteklenmiştir ve bu kombine balneolojik tedavi yöntemi diz osteoartritinde etkili bir tedavi seçeneğidir. Anahtar Kelimeler: Hidroterapi; Peloidoterapi; Diz Osteoartriti
Lokal kükürtlü su banyo kürünün el osteoartritinde etkinliğinin randomize kontrollü klinik çalışma ile incelenmesi
Amaç: El osteoartriti olan hastalarda lokal banyo uygulaması ile yapay kükürtlü suyu, musluk suyu ile karşılaştırarak etkinliğinin belirlenmesi. Gereç ve yöntem: Çift kör, randomize, kontrollü klinik çalışmamızda 39 hasta iki gruba ayrıldı. Çalışma grubuna artifisyel hazırlanan 15 mg/L kükürt (S-2) içeren su ile, kontrol grubuna düşük mineral içerikli musluk suyu ile günde 20 dakika haftada 5 gün, 2 haftada toplam 10 seans lokal banyo kürü uygulandı. Değerlendirmeler tedavi başlangıcında, tedavi bitiminde ve 3. ayda; Vizüel Analog Skala (VAS) ile ağrı-hastanın genel değerlendirmesi-doktorun genel değerlendirmesi, Australian Canadian Osteoarthritis Hand Index (AUSCAN), Functional Index for The Osteoarthritis of The Hand (FIHOA), Duruöz El İndeksi (DHI), Health Assessment Questionnaire (HAQ), el dinamometresi ile kavrama gücü ölçümü ve analjezik tüketimi takip edilerek yapıldı. Bulgular: Kükürtlü su grubunda tedavi sonunda VAS ağrı ve doktor genel değerlendirmesinde, AUSCAN skorunda; 3. ayda analjezik tüketiminde, sağ ve sol el kavrama gücünde anlamlı gelişmeler bulundu. Musluk suyu grubunda tedavi sonunda VAS doktor global değerlendirmesinde; 3. ayda VAS ağrı, hasta ve doktor genel değerlendirmesinde, sağ el kavrama gücünde anlamlı gelişmeler görüldü. Gruplar arası karşılaştırmada 3. ayda kükürtlü su grubunda HAQ skorunda görülen anlamlı artış dışında istatiksel anlamlı fark yoktur. Sonuç: Yapay kükürtlü suyun ağrı ve analjezik tüketiminde anlamlı azalmaya, fonksiyonel durum ve el kavrama gücünde anlamlı gelişmelere sebep olması, gelecekte balneoterapide yapay mineralli suların kullanılmasına ilişkin yeni bir fikir ortaya çıkarmıştır. Anahtar kelimeler: El osteoartriti, Artifisyel kükürtlü su, Hidroterapi, Balneoterapi
Bel ağrılı hastalarda peloidoterapi ile kombine balneolojik tedavi (hidroterapi ve peloidoterapi) etkinliklerinin karşılaştırılması, retrospektif çalışma
Amaç: Bel ağrılı hastaların tedavisinde tek başına peloidoterapi ile kombine balneolojik tedavinin(peloidoterapi ve hidroterapi) klinik etkinliklerini karşılaştırarak değerlendirmek. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmaya bel ağrısı nedeniyle kliniğimizde 2010-2019 arasında peloidoterapi ve kombine balneolojik tedavi(peloidoterapi+hidroterapi) alan hastalar dahil edilmiştir. Hidroterapi, 36-38 °C düz su havuzunda 20 dakika baş dışarıda immersiyon şeklinde uygulanmakta; peloidoterapi ağrılı bölgeye 20 dakika 42-43 °C lokal peloid paketi şeklinde, hafta içi her gün 2 hafta uygulanmaktadır. Hastalar, tedavi öncesi ve sonrasında değerlendirilmektedir ve sonuç ölçütleri ağrı görsel analog skala (VAS), hastanın genel değerlendirmesi (VAS), doktorun genel değerlendirmesi (VAS), Sağlık Değerlendirme Anketi (HAQ) ve Waddell İndeksi (Wİ)'dir. Bulgular: Peloidoterapi alan 34, peloidoterapi ve hidroterapi alan 142 bel ağrılı hasta olmak üzere toplamda 176 hasta analiz edilmiştir. Hem peloidoterapi hem de peloidoterapi ve hidroterapi grubunda tedavi sonrası tüm parametrelerde iyileşme görüldü. Gruplar arası değerlendirme parametrelerinde istatistiksel anlamlı farklılık bulunmadı. Sonuç: Çalışma sonuçları tek başına uygulanan peloidoterapi ile kombine balneolojik tedavinin (hidroterapi ve peloidoterapi) bel ağrılı hastaların tedavisinde benzer etkileri olduğunu göstermektedir. Her iki tedavi yöntemi de bel ağrılı hastalarda klinik düzelme sağlamaktadır ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık yoktur. Bu sonuçların konfirme edilmesi için randomize kontrollü çalışmalar gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Hidroterapi; Peloidoterapi; Bel Ağrısı
İstanbul Atatürk kaplıca tesisi'nde hastalara planlanan kür programlarının retrospektif değerlendirilmesi
Amaç: Kaplıca tesisine ayaktan balneolojik tedavi için başvuran hastaların demografik verilerini ve kür programlarını değerlendirmek Gereç ve Yöntem: Bu gözlemsel ve retrospektif çalışmaya herhangi bir şikayeti olan, Atatürk Kaplıca Tesisi'nde Haziran 2017 ile Nisan 2020 tarihleri arasında ayaktan balneolojik tedavi hizmeti alan tüm hastalar dahil edilmiştir. Hastalar tesiste uygulanan balneolojik tedavilerden (balneoterapi ve peloidoterapi) en az birini almıştır. Hekimin muayeneden sonra planladığı kür programında balneoterapi, peloidoterapi veya her ikisi kombine tedavi şeklinde olabilmekte ve gerekli durumlarda ek tedavi yöntemlerinden olan masaj, egzersiz ve rehabilitasyon tedavisini ekleyebilmektedir. Hastalara kaplıcada hekim tarafından planlanmış olan kür programı, kayıtlar incelenerek bütün ayrıntılarıyla değerlendirilmiştir. Bulgular: Tesiste hastalara planlanan balneolojik tedavi yöntemi balneoterapi ve peloidoterapi uygulamalarının kombine tedavisidir. Kombine tedavi tercih edilmediği durumlarda öncelikli uygulanan tedavi yöntemi ise balneoterapidir. Balneoterapi uygulaması baş dışarıda olmak üzere immersiyon şeklinde, 38oC su sıcaklığında, özel balneolojik su içeren termal havuzda yapılmaktadır. Balneoterapi seans süresi 30 dakika olup, hastalara 15 seans ardışık (haftada en az 5 gün) tedavi uygulanmaktadır. Peloidoterapi, hasta bölgelere 20 dakika 47oC lokal topikal peloid paketleri şeklinde ardışık (haftada en az 5 gün) olarak 15 seans yapılmaktadır. Peloidoterapinin en sık uygulandığı bölgeler sırasıyla bel, boyun, diz, omuz ve sırt bölgeleridir. Egzersiz tedavisi alan hastalara kara egzersizi ve su içi egzersizin kombinasyonu uygulanmıştır. Hastaların tedaviye geldiği seans sayılarının ortalaması 8.36 gündür. Sonuç: Çalışma sonuçları, ayaktan kaplıca tedavisi alan hastaların planlanan kür programlarının retrospektif değerlendirilmesiyle ilgili bilgiler içermektedir. Çalışmamızın sonuçlarını doğrulamak için bu konuyla ilgili yeni klinik çalışmalara gerek duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: kaplıca, termal, balneoterapi, balneoloji, peloidoterapi, kür
Diz osteoartritli hastalarda uygulanmış olan kombine balneolojik tedavi (hidroterapi+peloidoterapi) ile yalnızca peloidoterapinin etkinliklerinin karşılaştırılması, retrospektif çalışma
Amaç: Diz osteoartritli hastalarda ayaktan uygulanmış sadece peloidoterapi tedavisi ile hidroterapi ve peloidoterapi kombinasyon tedavisinin klinik etkisini karşılaştırılmak ve değerlendirmek. Gereç ve Yöntem: 2010-2019 arasında kliniğimizde peloidoterapi veya hidroterapiyle beraber peloidoterapi almış 326 hasta çalışmamıza dahil edildi. 83 hastaya sadece peloidoterapi uygulanmışken 243 hasta peloidoterapiyi hidroterapiyle beraber almıştı. Peloidoterapi 20 dakika boyunca 42-43°C olarak tek diz veya çift dize, hidroterapi 20 dakika boyunca 36-38°C olarak omuz hizasına kadar immersiyon şeklinde düz suda uygulanmıştı. Tedaviler 10 seans, 2 hafta boyunca devam etmişti. Hastalar tedavi öncesi ve tedavi sonrasında VAS(Görsel Analog Skala) Ağrı, VAS Hasta global değerlendirme, VAS Doktor global değerlendirme, HAQ(Sağlık Değerlendirme Anketi), WOMAC(Western Ontario ve Mcmaster Üniversiteleri İndeksi) Ağrı, WOMAC Tutukluluk, WOMAC Fonksiyon, WOMAC Toplam ve LDİ (Lequesne Diz İndeksi) parametreleri ile değerlendirildi. Bulgular: Sadece peloidoterapi alan grupta HAQ ve WOMAC Ağrı dışında tedavi sonrası başlangıca göre anlamlı iyileşme görüldü. Kombine alan grupta tüm parametrelerde anlamlı iyileşme görüldü. Gruplararasında ise VAS Hasta global değerlendirme ve VAS Doktor global değerlendirme haricinde anlamlı fark bulunmadı. Sonuç: Çalışmamız sadece peloidoterapi ile hidroterapi ve peloidoterapi kombinasyonunun diz osteoartritli hastalarda benzer klinik etkinliğe sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca her iki tedavi de klinik durumda yeterli iyileşmeye neden olmaktadır. Çalışmamızın sonuçları randomize kontrollü çalışmalarla doğrulanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Peloidoterapi; Hidroterapi; Diz Osteoartriti
Komorbiditesi olan çok eklem tutulumlu osteoartrit hastalarında balneolojik tedavinin (hidroterapi ve peloidoterapi) etkinliğinin araştırılması, randomize kontrollü klinik çalışma
Amaç: Çoklu eklem osteoartriti (diz ve ek olarak el veya kalça) ve komorbiditesi (hipertansiyon, obezite veya diyabet) olan hastalarda balneolojik tedavinin etkinliğini değerlendirmek Gereç ve yöntem: Bu randomize kontrollü çalışmada 58 hasta rastgele iki gruba ayrıldı. Tedavi grubuna 20 dk süreyle hidroterapi(36-380C), ardından ağrılı eklemlere(diz + el/kalça) 20 dakika 42-430C peloidoterapi, 2 hafta hafta içi her gün uygulandı. Kontrol grubu ise rutin ilaç kullanımına devam etmiştir. Hastalar başlangıç, tedavi sonrası 1.ay ve tedavi sonrası 3. Ay olmak üzere; ağrı (VAS, görsel analog skala), hastanın ve doktorun global değerlendirilmesi(VAS), Avrupa yaşam kalitesi ölçeği (EQ5D-3L), Western Ontario ve McMaster Üniversiteleri indeksi (WOMAC) Diz (ağrı, tutukluk, fiziksel fonksiyon), Duruöz el indeksi(DHI), WOMAC Kalça (ağrı, tutukluk, fiziksel fonksiyon), Avustralya/Kanada osteoartrit el indeksi (AUSCAN) ile değerlendirildi. Bulgular: Tüm hastalarda diz osteoartriti yanı sıra el osteoartriti (36 hasta, %68) ve kalça osteoartriti (17 hasta, %32) vardı. Tüm hastalarda komorbidite(ler) mevcuttu (% 71 hastada hipertansiyon, % 62 hastada obezite ve %41 hastada diabetes mellitus). Tedavi grubunda başlangıca göre; tedavi sonrası 1. Ay ölçümünde; Womac kalça ağrı skoru (p=0,304) ve EQ5D skoru(p=0,054) dışında 1. ve 3. Ayda değerlendirilen tüm parametrelerde istatistiksel olarak anlamlı fark izlendi. Sonuç: Balneolojik tedavi (hidroterapi ve peloidoterapi); komorbiditesi ve çok eklem tutulumlu osteoartriti olan hastalarda ağrıyı azaltmak, fonksiyonel durumu iyileştirmek ve yaşam kalitesini korumak için etkili bir tedavi seçeneğidir. Anahtar kelimeler: Balneolojik tedavi, Hidroterapi, Peloidoterapi, Osteoartrit, Komorbidite.
Fibromiyalji hastalarında balneoterapinin beyin derive nörotrofik faktör ve insülin benzeri büyüme hormonu-1 değerlerine etkisi
Amaç: Fibromiyalji hastalarında balneolojik tedavinin klinik parametreler ve Beyin Derive Nörotrofik Faktör(BDNF) ve İnsülin Benzeri Büyüme Hormonu-1(IGF-1) değerlerine etkisini araştırmak. Gereç:ACR 2010 tanı kriterlerine göre fibromiyalji sendromu tanısı almış ve farmakolojik tedavi altındaki 80 kadın hasta tedavi (40) veya kontrol (40) grubuna rastgele atanmıştır. Tedavi grubundan dört hasta ve kontrol grubundan beş hasta randomizasyondan sonra çeşitli nedenlerle çalışmadan ayrılmıştır. Tedavi grubuna 10 seans, 20 dakika 36-38°C'de hidroterapi ve takiben servikal bölgeye 20 dakika 45°C'de peloid paket uygulanmıştır. Kontrol grubuna balneolojik tedavi verilmemiştir.Değerlendirmeler başlangıçta, 12. günde 1. ve 3. ayda, çalışma kollarına kör bir doktor tarafından yapılmıştır. Klinik değerlendirmede Görsel Analog Skala (VAS)ile ağrı (AD-VAS), hasta ve doktor genel değerlendirmeleri (HGD-VAS ve DGD-VAS), Revize Fibromiyalji Etki Anketi (R-FIQ), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Sağlık Anketi KısaForm- 36 (SF-36) kullanılmıştır. BDNF ve IGF-1 seviyeleri başlangıç, 12. gün ve 3. ayda ölçülmüştür. Bulgular:Tedavi grubunda takiplerde AD-VAS, HGD-VAS, DGD-VAS, R-FIQ, BDÖ ve SF-36 parametrelerinde istatistiksel anlamlı iyileşme izlendi. Tedavi grubunda BDNF seviyelerinde 3. ayda tedavi öncesine göre anlamlı azalma izlenmiştir. Tedavi grubunda IGF-1 seviyelerinde tedaviden hemen sonra tedavi öncesine göre anlamlı artış saptanmıştır. Sonuç: Balneolojik tedavinin FMS'de klinik parametrelerde iyileşme, semptom şiddeti ile pozitif korele olduğu gösterilen BDNF düzeyinde azalma ve semptom şiddeti ile negatif korele olduğu gösterilen IGF-1 düzeyinde artış sağladığı gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Fibromiyalji sendromu, Balneolojik tedavi, Ağrı, BDNF, IGF-1
Kronik bel ağrılı hastalarda balneolojik tedavinin (hidroterapi ve peloidoterapi) etkinliği ve sitokin değerlerine etkisi
Amaç: Kronik bel ağrılı hastalarda hastane koşullarında uygulanan hidroterapi ve peloidoterapinin klinik duruma ve serum sitokin düzeylerine etkisini araştırmak. Gereç ve yöntem: Kronik bel ağrısı tanısı almış ve çalışmaya katılmayı kabul eden 74 hasta randomizasyon ile iki gruba ayrıldı. Her iki gruptan dörder hasta çeşitli nedenlerle çalışmadan ayrıldı. Tüm hastalar tedavi öncesi, tedavi sonrası, 1.ay ve 3.ayda ağrı, hasta ve doktor global değerlendirmesi, istirahat ve egzersiz sırasında ağrı, el yer mesafesi, Schober ve Modifiye Schober testi, Oswestry Bel Ağrısı Engellilik Anketi, Kısa Form-36 ile değerlendirildi. Tüm hastalardan tedavi öncesi/1.gün ve tedavi sonrası/12.gün, serum IL-6 ve IL-10 düzeylerini ölçmek için venöz kan örneği alındı. Çalışma grubundaki hastalara; 10 seans, 36-38 °C düz su ile dolu havuzda, günde 20 dakika, boyun hizasına kadar tam banyoyu takiben bel bölgesine 20 dakika 43°C sıcaklıkta tıbbi çamur uygulandı. Tüm hastalara bel ev egzersiz programı verildi. Bulgular: Çalışma grubunda ağrı, hasta ve doktor global değerlendirmesi, istirahat ve egzersiz sırasında ağrı, ODI, SF-36 parametreleri, el yer mesafesi ve Modifiye Schober testinde tedavi sonunda gözlenen istatistiksel anlamlı iyileşmeler 3. ay boyunca devam etti. Kontrol grubunda ağrı, hasta ve doktor global değerlendirmesi, egzersiz sırasında bel ağrısı ve ODI skorlarında anlamlı düzelme olduğu ve 3 ay boyunca devam ettiği görüldü. Bel ağrısı, istirahat ve egzersiz sırasında ağrı, Modifiye Schober testi, hasta ve doktor global değerlendirmesi değerlerindeki azalmada ve SF-36 ağrı ve genel sağlık skorlarındaki yükselmede, tüm değerlendirmelerde çalışma grubu lehine istatistiksel üstünlük görüldü. Çalışma grubunda tedavi sonunda başlangıca göre IL-10 değerlerinde anlamlı yükselme bulundu. Sonuç: Kronik bel ağrısında hidroterapi ve peloidoterapinin klinik iyileşme sağladığı ve anti- inflamatuvar sitokin olan IL-10'u arttırdığı görüldü. Anahtar kelimeler: balneoterapi, hidroterapi, peloidoterapi, kronik bel ağrısı, sitokin, interlö- kin