Karadeniz Technical University
Enstitü

Adli Bilimler Enstitüsü

Karadeniz Technical University

2

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

2 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuğun cinsel istismarını kolaylaştırıcı maddelerin kullanımının değerlendirilmesi

Cinsel istismar çocuğa uygulanan diğer istismar türleri içinde açığa çıkması güç olan ve saptanması konusunda zorluklar çekilen bir istismar türüdür. Bir yetişkinin, gencin veya başka bir çocuğun güçlerini veya yetkilerini başka bir çocuğun cinsel aktiviteye dahil olması için kullanabileceği gibi herhangi bir fiziksel güç uygulamadan da maddeyle kolaylaştırarak cinsel saldırı girişiminde bulunabilir. Bu maddeler kişide bilinç kaybı, konfüzyon ve algı-durum bozukluğu gibi semptomlar ortaya çıkarmaktadır. Çalışmada, Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesinde hizmet veren Çocuk Koruma ve İzlem Merkezi'ne 01 Ocak 2015-31 Aralık 2023 tarihleri arasında cinsel istismar nedeniyle başvuran olgular retrospektif olarak incelenmiş, olgulara ve istismarcıya ait sosyodemografik bilgiler, istismar olayı ile ilgili veriler, toksikolojik analiz için olgulardan alınan biyolojik örnekler ve istismar olayında kullanılan kolaylaştırıcı maddelerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, cinsel istismar mağduru 2063 olgudan maddeyle kolaylaştırılmış cinsel istismar mağduru 52 (%2.5) olgu tespit edildi. Olguların yaş ortalaması 15.6±1.7'di. Olguların 49'u (%94.2) kız, 3'ü (%5.8) erkekti. Olguların 4'ünün (%7.7) 9-11, 13'ünün (%25) 12-14, 35'inin (%67.3) 15-18 yaş grubunda olduğu, %86.5'inin lise öğrencisi olduğu tespit edildi. İstismarcıların tamamının erkek, en küçük istismarcının 17, en büyük istismarcının 60 yaşında ve çoğunluğunun mağdurun arkadaşı/sevgilisi olduğu saptandı. İstismar olayının 34'ünün (%65.3) gece ve 24'ünün (%46.1) istismarcının evinde ve 21'inin (%40.4) kapalı mekanda gerçekleştiği tespit edildi. İstismar olayının %67.3'ünün ilk 4 ay içinde bildirildiği, istismarda kullanılan maddelerin alkol, uyutucu/uyuşturucu madde, ilaç ve uçucu solvent olduğu tespit edildi. Cinsel istismar olaylarında istismarı kolaylaştırıcı maddelerin toksikolojik analizlerde tespiti için uygun biyolojik örneklerin en kısa zamanda alınması oldukça önemlidir. Mağdurdan alınacak biyolojik örneklerin doğru seçimi, toplanması, korunması ve toksikoloji laboratuvarına uygun şekilde nakledilmesi gerekmektedir. Yapılacak her hata analiz sonuçlarını ve adli kararı etkileyeceği unutulmamalıdır

Aziz Can Erdada
Karadeniz Technical University · Adli Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Amfetamin ve metamfetaminin kanda LC-MS/MS ile analitik metot validasyonu ve gerçek örneklere uygulanması

Psikoaktif madde olarak tanımlanan yasadışı uyutucu, uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımı hem küresel düzeyde hem de ülkemizde giderek artan bir yaygınlık göstermektedir. Bu tür maddelerin kullanımının önlenmesi kadar, kullanım sonrası bireylerdeki varlığının kalitatif ve kantitatif olarak doğru biçimde tespit edilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, hızlı, güvenilir ve bilimsel temellere dayanan toksikolojik analiz yöntemlerine duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır. Adli bilimler, bu ihtiyaca yanıt verebilmek amacıyla en güncel bilimsel ve teknolojik gelişmeleri takip ederek, yüksek doğruluk ve kesinlikte sonuçlar elde etmeye yönelik çalışmalar yürütmektedir. Zira yargı mercileri, olayların aydınlatılmasında ve adil kararların verilmesinde kesin ve güvenilir kanıtlara ihtiyaç duymaktadır. Bu çalışma, kanda amfetamin ve metamfetaminin tespiti amacıyla katı faz ekstraksiyonu (SPE) yöntemi kullanılarak sıvı kromatografisi-tandem kütle spektrometrisi (LC-MS/MS) sistemine dayalı analitik bir metodun geliştirilmesi ve validasyonunu kapsamaktadır. Toksikolojik analizlerde güvenilir ve geçerli sonuçların elde edilmesi, adli bilimler açısından büyük önem taşımakta olup, bu doğrultuda geliştirilen yöntemlerin uluslararası validasyon kriterlerine uygunluğu temel bir gerekliliktir. Yöntemin seçiciliği, kör kan örnekleri üzerinde yapılan analizlerle değerlendirilmiş; amfetamin ve metamfetamin için herhangi bir interferans gözlemlenmemiştir. Doğrusal çalışma aralığı 1–200 ng/mL olarak belirlenmiş, korelasyon katsayıları amfetamin için 0,996, metamfetamin için ise 0,992 olarak saptanmıştır. Tespit limitleri (LOD) sırasıyla amfetamin için 0,46 ng/mL, metamfetamin için 0,31 ng/mL; tayin limitleri (LOQ) ise amfetamin için 0,95 ng/mL, metamfetamin için 0,65 ng/mL olarak hesaplanmıştır. Yöntemin tekrarlanabilirliği, gün içi ve günler arası analizlerle değerlendirilmiş ve %RSD değerleri %15'in altında bulunmuştur. Geri kazanım oranları amfetamin için %93,28–%111,87; metamfetamin için %105,15–%115,17 aralığında gerçekleşmiştir. +4 °C'de otomatik örnekleyici ile yapılan 7 günlük kararlılık çalışması ve -20 °C'de 6 ay süresince gerçekleştirilen uzun dönem kararlılık çalışmasında sapma oranları <%10 olarak belirlenmiştir. Elde edilen tüm validasyon parametreleri, toksikolojik analizlerin validasyonuna yönelik uluslararası rehberlerde belirtilen kabul edilebilir sınırlar içerisinde yer almaktadır. Bu doğrultuda, geliştirilen yöntemin amfetamin ve metamfetaminin kan örneklerinde güvenilir biçimde tespit ve tayini için geçerli olduğu ortaya konmuştur. Valide edilen metot, gerçek adli örneklerde başarıyla uygulanmış olup, adli olguların aydınlatılmasına bilimsel katkı sağlayacak niteliktedir.

Ali Tepekıran
Karadeniz Technical University · Adli Bilimler Enstitüsü
2025
00