
1.608
Arşivlenen Tez
3
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Sınıf öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik öz yeterlik inançları ile öğrencilerin fen dersi tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada sınıf öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik öz yeterlik inançları ile öğrencilerin fen dersine yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modeli kullanılan araştırmada çalışma grubunu belirlemek üzere küme örnekleme stratejisi kullanılmıştır. Bu kapsamda 55 öğretmen ve bu öğretmenlerin 1041 öğrencisi araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırma verileri Fen ve Teknoloji Dersi Öz Yeterlik Ölçeği (Bıkmaz, 2002) ile Fen ve Teknoloji Dersi Tutum Ölçeği (Yaşar ve Anagün, 2008) kullanılarak toplanmıştır. Öğretmen grubundan elde edilen araştırma verilerinin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, t-testi ve ANOVA teknikleri kullanılmıştır. Öğrenci grubundan elde edilen araştırma verilerinin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Ayrıca öz yeterlik inanç düzeyi ile fen dersine yönelik tutumlar arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek için Pearson korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin fen bilgisi dersine yönelik öz yeterlik inançlarının yüksek olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte sınıf öğretmenlerinin cinsiyetleri, mesleki kıdemleri, mezun oldukları fakülte türü, görev yaptıkları okul türüne ve öğretmenlik mesleklerini isteyerek yapmalarına göre fen bilgisi dersine yönelik öz yeterlik inançlarının istatistiksel olarak değişmediği belirlenmiştir. İlkokul öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik olumlu tutuma sahip olduğu bulunmuştur. Bu kapsamda kız öğrenciler, şehir merkezindeki öğrenciler ve fen ile ilgili mesleği seçmek isteyen öğrencilerin tutum puanları diğerlerine göre daha yüksektir. Ayrıca ailelerin gelir düzeyi ve öğrenim durumu yükseldikçe fen bilimleri dersine yönelik tutumları da artmaktadır. Sınıf öğretmenlerinin fen öğretimi öz yeterlik inanç düzeyleri ile öğrencilerinin fen dersine yönelik tutumları arasında anlamlı bir ilişki olmadığını sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Fen öğretimi öz yeterlik inancı, fene yönelik tutum, öğrenci tutumu, öğretmen öz yeterliği
Sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik ayak izi farkındalık düzeyleri ve çevresel tutumları
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik ayak izi farkındalık düzeyleri ile çevresel tutumlarına ait düzeyi araştırmaktır. İlkokul öğretmen adaylarının çevre sorunlarına karşı duyarlı bir nesil yetiştirmek için çevresel tutum ve ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerinin bilinmesi, o düzeye uygun eğitim içeriği belirlenebilmesi için önemlidir. Çünkü çocukluk yıllarında öğrencilerin çevreye karşı kazandıkları olumlu ya da olumsuz tutumlar ileriki yıllarda çeşitli şekillerde kendisini göstermektedir. Dolayısıyla "ağaç yaşken eğilir" atasözünden hareketle çevreye yönelik olumlu tutumların öğrencilere erken yaşta kazandırılması çok daha kolay ve aynı zamanda önemlidir. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini, 2016-2017 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalında okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Bu araştırmada iki adet veri toplama aracı kullanılmıştır. Birincisi Çelik Coşkun ve Sarıkaya (2014) tarafından geliştirilmiş olan "Ekolojik Ayak İzi Farkındalık Ölçeği; ikinci veri toplama aracı da Dunlap ve Van Liere (2000) tarafından geliştirilen "Yeni Çevresel Paradigma Ölçeği" dir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik ayak izi ölçeğinde yer alan ve "yüksek" çıkan "enerji" alt boyutu dışında, çevresel tutum ölçeği de dahil olmak üzere farkındalık düzeyleri "orta düzeyde" tespit edilmiştir. Üniversite eğitimi sırasında çevre konularıyla ilgili olan derslerin teorik boyutunun yanında, resmi ve devlet kurumlarının pratik olarak sahada yaptıkları çalışmaları da gözlemleyecek şekilde uygulama boyutunun geliştirilmesi önerilebilir. Anahtar kelimeler: Çevresel tutum, ekolojik ayak izi, öğretmen eğitimi, sınıf öğretmeni adayları
4.sınıf öğrencilerinin oluşturdukları metinlerin üstyapı incelemesi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin yazdıkları öykülerin metin üst yapı unsurları doğrultusunda çözümlenmesidir. Araştırmada temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırma 2014-2015 öğretim yılında İç Batı Anadolu Bölgesi'nde bulunan bir devlet okulunda 4. sınıfta okuyan 15 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma katılımcılarını belirlemek üzere tipik durum örneklemesi ve benzeşik örnekleme stratejileri kullanılmıştır. Veriler ise öğrencilerin yazdıkları öykülerden elde edilmiştir. Verilerin analizinde nitel içerik analizi yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin figüran karakterlerin toplumsal tanıtımını yazmada, karakterlere isim vermede, mekân karakter ve mekân olay arasında bağlantı kurmada, mekân betimlemelerini yapmada, zaman karakter arasındaki bağlantı kurmada sorun yaşadıkları bulunmuştur. Öte yandan katılımcıların karakterleri kullanabilme, mekânı etkili biçimde betimleme, zamanı etkili bir şekilde aktarabilme, giriş bölümünü başlatma, olay örgüsüne hâkim olma, başlatıcı olaya ayrıntılı yer verme, olayı bitirme ve anlatıcı tipini kullanma unsurlarını istenilen düzeyde kullandıkları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Metin, öykü, öykü unsurları, öyküleyici metin, üst yapı, metin çözümleme
İlkokul 3. ve 4. sınıf kaynaştırma öğrencileri hakkında akran görüşleri: Bir olgubilim çalışması
Son yıllarda özel eğitim ve kaynaştırma alanındaki çalışmalar hız kazanmıştır. Ancak alanyazındaki çalışmalara bakıldığında kaynaştırma uygulamaları hakkında akran görüşü alınanların sayıca yetersiz olduğu gözlenmiştir. İlkokul, kaynaştırmanın uygulanması açısından kritik dönemlerden biridir. Bu nedenle bu çalışma yasalarla çerçevesi çizilen kaynaştırma uygulamasının sınıf içi atmosferini normal gelişim gösteren öğrencilerin gözünden göstermeyi hedeflemektedir. Bu araştırma, İstanbul ilinin Esenyurt ilçesinde bulunan bir ilkokulun 3. ve 4. sınıfında eğitim gören kaynaştırma öğrencilerinin sınıf içi davranışları, sorunları, öğrenme ortamları hakkında akran görüşleri almak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma niteliksel araştırma deseni ile desenlenmiştir. Araştırmada olgubilim (fenomenolojik) araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul ilinin Esenyurt ilçesinde öğrenim gören ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Öğrencilerin görüşlerini belirlemek amacıyla 11 soru hazırlanmıştır. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Veriler içerik analizi yoluyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda zihinsel yetersizliği olan öğrencinin kaynaştırıldığı sınıftaki akranlarının öğrenci hakkında olumsuz düşüncelere sahip olduğu, kaynaştırma öğrencisinin tahtaya kalkma, ses çıkarma, arkadaşlarının eşyalarını izinsiz alma gibi problem davranışlar gösterdiğini ve akranlarının bu sorunların çözümü için en uygun seçenek olarak kaynaştırma öğrencisi olan arkadaşlarının ayrı eğitim alması gerektiğini düşündükleri sonucuna ulaşılmıştır. Sınıflarında ortopedik yetersizliği olan kaynaştırma öğrencisinin akranları ise arkadaşlarından herhangi bir rahatsızlık duymadıklarını ona yardım ederek kendilerini daha iyi hissettiklerini belirtmişlerdir. Araştırma göstermiştir ki kaynaştırma öğrencisinin yetersizliği akran görüşlerini önemli ölçüde etkilemektedir. Anahtar kelimeler: Akran görüşü, kaynaştırma eğitimi, kaynaştırma öğrencisi, olgubilim, özel eğitim
Investigation on the environmental guidelines of primary school 4th grade students
The aim of this study is to examine the attitudes of the fourth grade students studying in Kütahya towards the environment. Survey model was used in this research. The sampling of this study is composed of 1904 students from the fourth grade of primary schools in the central district of Kütahya. In order to collect the data, Environmental Attitude Scale for Elementary Students was used. The scale was a likert type consisting of 34 items and was graded as "I agree", "I disagree", "I am not sure". In the analysis of data frequency, percentage, arithmetic mean, Mann Whitney U Test was usedto compare two sample meansand Kruskal Wallis test was used to compare multiple groups. The results of the analyzes are as follows: It was found that primary school students attitudes towards environment were high. It was found that female students had more positive attitudes towards the environment than male students. It was found that the attitude points of the students towards the environment were increased as the academic achievement of the students were increased. It was determined that the students living in the city center had more positive attitudes towards the environment than the students living in the village. It was determined that there was no significant relationship between feeding animal in students homes and attitude towards the environment. No significant relationship was found between the attitude level of the students having garden at home and the attitude towards the environment. There was no statiscally signicifant relationship between the education level of the students fathers and attitude points towards the environment. There was no statiscally significant relationship between the education level of the students mothers and attitude points towards the environment. It was found that the students with moderate and high leves of family income had more positive environmental attitudes thant the students with low family income. Keywords: Environment, environment education, environmental knowledge, environmental attitude.
Hafif düzeyde zihinsel engelli öğrencilerin okuma ve anlama becerilerinin tekrarlı ve renkli metinlerle okuma yöntemiyle geliştirilmesi: Bir eylem araştırması
Bu araştırmada hafif düzeyde zihinsel engelli öğrencilerin okuma ve anlama becerilerinin tekrarlı ve renkli metinlerle okuma yöntemiyle geliştirilmesi hedeflenmiştir. Çalışma nitel araştırma türlerinden eylem araştırması deseninde hazırlanmış ve uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, araştırmacının çalıştığı okulda uygun örnekleme ile seçilmiş hafif düzeyde zihin engeli bulunan 2 özel eğitim öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada öğrencilerin performanslarının ölçümü için okuduğunu anlama becerisi ölçeklerini oluşturan Ses, Hece, Kelime, Cümle, Paragraf Ölçeği (Obalar, 2009) ve Okuma Becerisi Ölçeği (Obalar, 2009) kullanılmıştır. Öğrencilerin okuma hızlarının ölçümü için ise süre ölçer kullanılmıştır. Ayrıca öğrencilerle ve eylem çalışması ile ilgili uzman görüşü, gözlem formu, ses ve görüntü kaydı gibi toplanan nitel veriler içerik analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Frekans tabloları verilmiş ve grafiklerin yorumlamaları yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda tekrarlı okuma yönteminin hafif düzey zihin engeli olan öğrencilerin okuma becerilerini geliştirdiği, okuduğunu anlamalarını artırdığı ve okuma hızlarını artırdığı bulunmuştur. Renkli metinlerle okuma yönteminin de hafif düzey zihin engeli bulunan öğrencilerin okuma becerilerini geliştirdiği, okuduğunu anlamalarını artırdığı ve okuma hızlarında artış sağladığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Okuma, özel eğitim, renkli metinlerle okuma, tekrarlı okuma, zihin engelliler
Okul öncesi öğretmenlerinin değerler ve değerler eğitimi hakkındaki görüşleri ile sınıf içi uygulamalarının incelenmesi
Değerler eğitimi kişinin değerleri içselleştirip ona bağlı bir kişilik oluşturmasını sağlayan bir süreçtir. Bireylerin değerleri kazanmasında eğitim çok önemli bir rol oynamaktadır. Eğitim ortamlarında uygulanan tutum ve değer aktarımı değerler eğitiminin temelini oluşturmaktadır. Çocukların ev ortamında başlayan değer edinim süreci okulda alacağı eğitim ile desteklenmelidir. Bu durum okulun en önemli öğelerinden biri olan öğretmenlerin değerler hakkındaki görüşünü ve değer eğitiminde kullandıkları yöntemleri önemli hale getirmektedir. Okul öncesi öğretmenlerinin değerler ve değerler eğitimi hakkındaki görüşlerinin incelenmesini amaçlayan bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan görüşme tekniği kullanılmış araştırmanın modeli olarak olgu bilim modeli benimsenmiştir. Verilerin toplanması, yarı yapılandırılmış görüşmelerle gerçekleşmiştir. Araştırmada verileri toplamak amacıyla görüşme formları oluşturulmuştur. Araştırma Kütahya ilinde görev yapmakta olan 10 Okul Öncesi Eğitimi öğretmeni ile yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde içerik analizi uygulanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda; Öğretmenler değerin, davranışları şekillendiren tutum ve görüşler olduğunu, kişisel olarak saygı, sevgi, doğruluk ve manevi değerlere öncelik verdiklerini belirtmişlerdir. Değerlerin sınıflandırılmasına ilişkin farklılıklar tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenler değerler eğitiminin asıl amacının kişiliğin her yönüyle gelişmesini sağlamak, bireyi ve toplumu kötü tavır ve davranışlardan korumak olduğunu ifade etmişlerdir. Öğretmenler değerler eğitiminin erken yaşlarda başlaması gerektiğini, Okul öncesi eğitim programında değerlerin açıkça belirtilmediğini, öğretmenler değerlerin kazanıldığını tespit etmek için gözlem, davranış listeleri, veli işbirliği gibi yöntemler kullandıklarını ifade etmişlerdir. Kazandırılan değerlerin çocukların en çok sosyal-duygusal alanlarına destek olduğu, öğretmenlerin değer öğretim yöntemleri hakkında yeterince bilgi sahibi olmadıkları, değerleri telkin yöntemi ile vermeye çalıştıkları tespit edilmiştir. Öğretmenler sınıf içi uygulamalarında görsel materyaller, drama ve hikâyelerden faydalandıklarını belirtmişler, okulun ve ailenin önemli faktörler olduğunu ifade etmişlerdir. Anahtar kelimeler: Değer, değer eğitimi, okul öncesi eğitim
Sınıf öğretmeni adaylarında çokkültürlü kişiliğin farklılıklara saygı üzerindeki etkisinin incelenmesi
Türkiye çok kültürlü yapıya sahip bir ülkedir, toplumdaki çeşitlilik her geçen gün daha da artarak devam etmektedir. Temel değerlerin kazanılmaya başlandığı ilkokul döneminde; bu çeşitliliğe karşı hoşgörülü olma ve saygı duyma konusunda, çocuklar için rol model olan sınıf öğretmenlerinin nasıl bir tutum sergilediği önem taşımaktadır. Bu kapsamda çalışmanın temel amacı; sınıf öğretmeni adaylarının çokkültürlü kişilik özelliklerinin, farklılıklara saygı üzerindeki etkilerini incelemektir. Bu temel amacı sağlamaya yönelik; çokkültürlü eğitimin, ilkokul dönemi için önemini ve gerekliliğini vurgulamak çalışmanın alt amaçlarını oluşturmaktadır.
Okul öncesi eğitimde artık materyaller ile yapılan sanat etkinliklerinin çocukların geri dönüşüm farkındalık düzeylerine etkisinin incelenmesi
Bilgili ve bilinçli bir toplumun temellerinin atılması için geri dönüşüm bilincinin küçük yaşlarda kazanılması oldukça önemlidir. Araştırmada, okul öncesi eğitimde artık materyaller ile yapılan sanat etkinliklerinin çocukların geri dönüşüm farkındalık düzeylerine etkisinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırma, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Ankara ili Yenimahalle ilçesinde bulunan bağımsız anaokuluna devam eden 5 yaş grubu 20 çocuk üzerinde yürütülmüştür. Nicel yaklaşımın deneysel desenlerinden tek grup ön test-son test deseni kullanılmıştır. Toplamda 8 haftalık program uygulanmıştır. Verilerin analizinde, artık materyallerle yapılan sanat etkinliklerinin çocukların geri dönüşüm farkındalık düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, çocukların artık materyalleri geri dönüştürüp ayrıştırdıkları, geri dönüşüm sözcüğünün anlamını bildikleri ve geri dönüşüm sembolünü tanıdıkları tespit edilmiş olup çocuklar üzerinde geri dönüşüm ile ilgili farkındalık sağlandığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca bu araştırma ile okul öncesi dönemden başlanılarak çocuklarda erken yaşlarda geri dönüşüm bilinci geliştirilmiş olup bilinçli tüketiciler yetiştirmenin temelleri atılmıştır.
Okul öncesi dönemde kullanılan öykü kitaplarının sosyal becerileri içermesi bakımından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönemde kullanılan öykü kitaplarının sosyal becerileri içermesi açısından incelenmesidir. Araştırmada karma yöntem yaklaşımlarından sıralı açıklayıcı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel aşamasında tarama (betimsel araştırma) modeli, nitel aşamasında ise temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Bu araştırmada önce anketler toplanıp değerlendirilmiş daha sonra çıkan sonuca göre doküman incelemesi yapılmıştır. Örnekleme alınacak kitapları belirlemek için ölçüt örnekleme stratejisi kullanılmıştır. Bu kapsamda, doğrudan araştırma amacıyla ilişkili olan ve zengin veri sağlayacak kitapları seçmek için dört ölçüt belirlenmiştir. Bu ölçütler şunlardır: (i) Seçilen kitaplar araştırmanın nicel aşamasından elde edilen verilere göre öğretmenlerin önerdikleri kitaplar arasından olmalıdır. (ii) Seçilen kitaplar okul öncesi dönem çocuklarının yaş seviyesine uygun olmalıdır. (iii) Seçilen kitaplar bir sosyal becerinin öğretimine dönük olmalıdır. (iv) Seçilen kitaplar seri şeklinde olmalıdır. Söz konusu ölçütleri karşıladığı için Tali Serisi öykü kitapları veri kaynakları olarak belirlenmiştir. Araştırmada Tali serisinde yer alan öykü kitaplarını sosyal beceri öğretimine uygunluğu açısından incelemek amaçlandığı için doküman analizi kullanılmıştır ve Tali Serisinde yer alan 18 öykü kitabı doküman olarak incelenmiştir. Araştırma verilerinin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmada araştırmacı tarafından bir kodlama sistemi oluşturulmuş ve oluşturulan kodlar birbirleri ile ilişkilerine göre kümelenerek gruplanmış ve üç kategori oluşturulmuştur. Daha sonra bu kategoriler 'Dıştan Denetimli Öğretim Yöntemi' teması altında birleştirilmiştir. Son olarak elde edilen veriler tema ile tutarlı olacak şekilde ilgili kategorilerin altında yorumlamacı bir yaklaşımla açıklanmıştır. Araştırmada incelenen öykü kitaplarında sosyal beceri öğretiminin sorun durumunun tanımlanması, uygun olmayan davranış sonuçlarının sezdirilmesi ve uygun davranışta bulunma olarak üç aşamalı bir şekilde verildiği tespit edilmiştir.
Okul öncesi öğretmenlerinin fen eğitimine yönelik tutumları ile bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Okul Öncesi Öğretmenlerinin Fen Eğitimine Yönelik Tutumları ile Bilişsel Esneklik Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi Bu araştırmanın temel amacı, okul öncesi öğretmenlerinin fen eğitimine yönelik tutumları ile bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. İkinci amacı ise demografik değişkenlerin (cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, mesleki kıdem, görev yaptıkları okulun yeri ve türü) öğretmenlerin fen eğitimine yönelik tutumları ve bilişsel esneklik düzeyleri üzerindeki etkisini tespit etmektir. Bu doğrultuda, nicel metot kapsamında betimsel araştırma modellerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda, araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile 207 okul öncesi öğretmenine (12 erkek, 195 kadın) ait kişisel bilgiler toplanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin fen eğitimine yönelik tutumlarının ve bilişsel esneklik düzeylerinin ölçülmesi amacıyla iki farklı ölçek kullanılmıştır. Bu ölçekler; "Okul Öncesi Öğretmenlerinin Fen Eğitimine Karşı Tutum Ölçeği" (Pepele Ünal, Akman ve Gelbal, 2010) ve "Bilişsel Esneklik Ölçeği"dir (Altunkol, 2011). Verilerin dağılımının tespitinde, Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testleri kullanılırken, kategori büyüklüklerindeki dengesizlikler nedeniyle gruplar arasındaki karşılaştırmalarda, Mann-Whitney U ve Kruskall Wallis H testleri kullanılmıştır. Ayrıca araştırmanın bağımlı-bağımsız değişkenleri arasındaki ilişki, Pearson korelasyon katsayısı yardımıyla incelenmiştir. Verilerin analizinde elde edilen bulgulara göre; okul öncesi öğretmenlerinin fen eğitimine karşı tutumları, fen eğitimine karşı tutum alt boyutları (kendini geliştirme, öz yeterlilik) ile bilişsel esneklik düzeyleri arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca demografik değişkenler incelendiğinde; cinsiyet değişkeni için kendini geliştirme alt boyutunda, yaş değişkeni için öz yeterlilik alt boyutunda ve okul türü değişkeni için fen eğitimine karşı toplam tutum ile öz yeterlilik alt boyutunda anlamlı farlılık olduğu görülmüştür. Eğitim düzeyi, mesleki kıdem ve görev yapılan okulun yeri değişkenlerinde ise anlamlı farklılık ortaya çıkmamıştır. Anahtar Kelimeler: Fen eğitimine yönelik tutum, kendini geliştirme, öz yeterlilik, bilişsel esneklik, okul öncesi öğretmenleri
Bağımsız anaokulları ile bünyesinde anasınıfı olan ilkokul yöneticilerinin yönetim sürecinde karşılaştıkları sorunlarla ilgili görüşlerinin irdelenmesi
Türkiye'de özellikle son 10 yılda önemi daha iyi anlaşılan ve kalkınma planlarında kendisine yer bulan okul öncesi eğitim; beraberinde birçok sorunun da ortaya çıkmasına neden olmakta ve bu sorunları ortadan kaldırmak için de çözüm üretilmesine olanak sağlamaktadır. Coğrafik ve sosyolojik bakımdan çok farklı yapıya sahip olan Türkiye'de okul öncesi eğitim yönetimi sürecinde farklı sorunların ortaya çıktığı gözlenmektedir. Ortaya çıkan sorunlar arasında benzerlik olsa da ortaya konan çözüm önerileri farklılık gösterebilmektedir. İklim şartları, fiziki olanaklar, sosyolojik yapı, kişisel bakış açısı gibi çeşitli nedenler aynı sorunlara karşı farklı çözüm üretilmesine neden olmaktadır. Bu araştırma 2016-2017 eğitim – öğretim yılında Erzurum ilinde görev yapan bağımsız anaokulları müdürleri ile bünyesinde anasınıfı bulunan ilkokul müdürlerinin yönetim sürecinde karşılaştıkları sorunlarla ilgili görüşlerinin incelenmesi amacı ile yapılmıştır. Nitel araştırma türünde tasarlanan bu araştırmanın çalışma grubunu bağımsız anaokullarında görev yapan okul müdürleri ile bünyesinde anasınıfı bulunan ilkokul müdürleri oluşturmuştur. Çalışmada veriler görüşme formu yoluyla toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, bölgenin ağır kış koşullarının öğrencilerin devamsızlık yapmasına sebep olduğunu göstermektedir. Okulların fiziki olanaklarının yetersiz olduğu görülmektedir. Yöneticiler ciddi ekonomik sorunlarla mücadele ettiklerini belirtmişlerdir. Mevzuatın esnek olmamasından kaynaklanan sorunların olduğu bulgular arasındadır. Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin mesleki ve iletişim kurma becerileri yönünden kendilerini geliştirmeleri gerekmektedir. Ayrıca, veliler okul öncesi eğitime gerekli önemi vermediklerinden öğrencilerin devamsızlık yapmalarında etkili olmaktadır. Araştırma sonuçları özel eğitim ihtiyacı duyan çocukların eğitimi konusunda öğretmenlerin yetersiz olduğunu göstermektedir. Araştırmada yöneticilerin benzer sorunları sık yaşadığı ve bu durumun yönetim sürecini olumsuz olarak etkilediği tespit edilmiştir.
Okul öncesi dönem çocuklarında dijital hikaye anlatımının dinleme becerilerine etkisi
Okul Öncesi Dönem Çocuklarında Dijital Hikâye Anlatımının Dinleme Becerisine Etkisi Bu araştırmanın amacı dijital hikâye anlatım yönteminin okul öncesi dönem çocuklarının dinleme becerilerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırmada deneysel yöntemlerden 'Yalnız Son Testli Kontrol Gruplu Seçkisiz Desen' kullanılmıştır. Araştırmada Kütahya ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı anaokulunda 60-72 ay grubundaki 3 anasınıfında bulunan ve normal gelişim gösteren 35 kız 40 erkek olmak üzere 75 çocuk ile çalışılmıştır. Araştırmaya katılan çocuklar gelişim dosyalarından ve öğretmenlerinden alınan bilgiler ile gelişim düzeyleri bakımından eşitlenip, hikâyelerin farklı anlatım yöntemleri ile sunulduğu 3 farklı deneysel gruba seçkisiz atanmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecinde 11 farklı hikâyeden yararlanılmış ve hikâyeler 3 farklı anlatım yöntemi ile gruplara anlatılmıştır. Hikâyelerden sonra yarı yapılandırılmış görüşme formu ile araştırmanın verileri toplanmıştır. Veriler değerlendirme formu ile puanlanarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda farklı dijital hikâye anlatımları yapılan deney grubu 1 ve deney grubu 2'de bulunan okul öncesi dönem çocuklarının seçici, ayrıştırıcı, empatik, yaratıcı, eleştirel ve etkin dinleme becerilerinden aldıkları puanlar, öykü kitabı ile anlatım yapılan kontrol grubundaki okul öncesi dönem çocuklarının aynı dinleme becerilerinden aldıkları puanlar ile karşılaştırılmıştır. Verileri normal dağılım göstermediğinden, Kruskal Walllis H testi ile yapılan karşılaştırmada gruplar arasında anlamlı fark olduğu görülmüştür. Farkın hangi gruplar arasında ve hangi grubunu lehine olduğunu görmek için Mann Whitney U testi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda ele alınan dinleme türlerinde deney grubu 1 ve deney grubu 2 lehine anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Deney grubu 1 ve deney grubu 2 arasında ise dinleme becerilerinden aldıkları puanlar karşılaştırıldığında, müzik ve ses hariç dijital hikâye anlatımı yapılan deney grubu 1 lehine anlamlı bir fark olduğu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak dijital hikâye anlatımı 60-72 ay grubundaki okul öncesi dönem çocuklarının ayrıştırıcı, seçici, empatik, yaratıcı, eleştirel ve etkin dinleme becerilerini üzerinde anlamlı düzeyde etkiye sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmen desteğiyle uygulanan dijital hikayelerin ele alınan dinleme türlerinde dijital hikaye anlatımına göre daha etkili olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Dijital hikâye, dinleme beceriler, okul öncesi eğitim
Müzikli etkinliklerle desteklenmiş bireyselleştirilmiş eğitim programının hesaplama güçlüğü yaşayan ilkokul öğrencilerinin başarılarına etkisinin elektrofizyolojik olarak değerlendirilmesi
Bu araştırmada müzikli etkinliklerle desteklenmiş bireyselleştirilmiş eğitim programının hesaplama güçlüğü yaşayan ilkokul öğrencilerinin başarılarına etkisini elektrofizyolojik olarak değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışmada araştırma modeli olarak karma desen araştırması seçilerek nitel ve nicel olan araştırma yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Kütahya ilinin merkezinde, ilkokul 3. ve 4. sınıfa devam eden öğrenciler arasından hafif düzey özel öğrenme güçlüğü tanısı alan ve matematik dersinde öğrenme güçlüğü yaşayan dört öğrenci oluşturmaktadır. İlkokul 1-4 sınıflar matematik dersi öğretim programı incelenerek 3. sınıf zihinden işlem kazanımlarından toplama ve çıkarma işlemine yönelik 12 adet zihinden işlem kazanımı belirlenmiştir Bu kazanımlara uygun olacak şekilde değerlendirme formu, eğitim modülü ve matematik şarkıları hazırlanmıştır. Eğitim modülünün ve matematik şarkılarının öğrencilerin başarılarına olan etkisini belirlemek amacıyla katılımcılara ön test ve son test olarak değerlendirme formu uygulanmıştır. Ayrıca on iki hafta boyunca uygulanan eğitim modülü ve matematik şarkılarının öncesi ve sonrasında katılımcılara EEG çekimi gerçekleştirilmiştir. EEG çekimleri sırasında katılımcılara zihinden işlemler yapmalarını sağlayacak şekilde 10 adet zihinden işlem sorusu yöneltilmiştir. Elde edilen EEG verilerine ait güç yoğunlukları Matlab programında Welch metodu kullanılarak hesaplanmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin analizi için betimsel analiz tekniklerinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda özel öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin zihinden işlem becerilerinin değerlendirme formu sonuçlarına bakıldığında, eğitim modülü ve matematik şarkılarının öğrencilerin zihinden işlem becerilerini olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Ayrıca zihinden işlem kazanımlarına yönelik hazırlanan eğitim modülü ve matematik şarkılarının ilkokul öğrencilerinin başarılarını arttırdığı elektrofizyolojik değerlendirmeler ile desteklenerek gösterilmiştir.
Okul öncesi (48-60 ay) dönem çocuklarında TÜBİTAK'ın meraklı Minik Dergisi'ndeki etkinliklerin sosyal beceri ve bilişsel tempo düzeylerine etkisinin incelenmesi
Okul öncesi dönem çocukların farklı beceri düzeylerinin(bilişsel, sosyal, psikomotor vb.) hızlı gelişim gösterdiği önemli bir dönemdir. Bu nedenle de bu dönem içerisinde çocuklara verilen eğitim ve eğitimde kullanılan materyaller(kitap, dergi vb.) çocuğun daha sonraki yaşantısına rehber olma niteliğindedir. Ülkemizde okul öncesi dönem çocuklarına yönelik pek çok kitap bulunmasına karşın, bu yaş grubuna yönelik periyodik yayınlanan dergi çok fazla bulunmamaktadır. Bu dergilerin içerisinde çocukların keşif, araştırma ve merak duygularını harekete geçiren ve öğrenme gereksinimlerini karşılayan dergi TÜBİTAK tarafından aylık olarak yayınlanmakta olan Meraklı Minik dergisidir. Bu araştırmanın temel amacı, okul öncesi (48-60 ay) dönem çocuklarında TÜBİTAK'ın Meraklı Minik dergisindeki etkinliklerin sosyal beceri ve bilişsel tempo düzeylerine etkisini incelemektir. Bu doğrultuda, araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada Avcıoğlu (2007) tarafından okul öncesi dönem çocukların sosyal beceri düzeylerinin saptanması amacıyla geliştirilen Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği (SBDÖ) ve Wright (1971) tarafından geliştirilen ve Seçer, Sarı, Çeliköz, Üre (2009) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Kansas Reflection- Impulsivity Scalefor Preschool formu kullanılmıştır. 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Balıkesir ili Altıeylül ilçesindeki Bengi Ana Okulu'nun 2 farklı sınıfında öğrenim görmekte olan toplam 40 çocukla (48-60)ay birlikte gerçekleştirilmiştir. Deney grubuna eğitim-öğretim yılı boyunca, Milli Eğitim Bakanlığı programın yanında Meraklı Minik Dergisi içerisindeki etkinlikler uygulatılmıştır. Öntest ve son testlerde çocukların sosyal beceri ve bilişsel tempo düzeyleri ölçülmüş ve sonuçlar istatistiksel deneylerle karşılaştırılmıştır. Verilerin analizinde elde edilen bulgulara göre; Meraklı Minik dergisinde bulunan etkinliklerin uygulandığı grupta yer alan çocukların sosyal ve bilişsel tempo ölçeklerinden aldıkları sontest puanlarının, kontrol grubunda yer alan çocukların aynı ölçekten aldıkları sontest puanlarına göre anlamlı derecede artış gösterdiği görülmüştür.
İlkokul 4. sınıf matematik dersinde model oluşturma etkinlikleri temelli STEM yaklaşımı uygulamalarının incelenmesi
Bu araştırmada model oluşturma etkinlikleri temelli STEM yaklaşımı uygulamalarının sınıf öğretmeni adayları tarafından ilkokul 4. sınıf matematik dersinde nasıl uygulandığının ve uygulama sürecine yönelik uygulayıcı-gözlemci sınıf öğretmeni adayları ile ilkokul öğrencilerinin görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada karma yöntem kapsamında yarı deneysel desenlerden tek gruplu ön test son test desen ve temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın ilk aşamasında 2018-2019 öğretim yılı bahar döneminde bir devlet üniversitesinin sınıf öğretmenliği lisans programında öğrenim görmekte olan 3. sınıf öğrencilerine model oluşturma etkinlikleri temelli STEM yaklaşımı uygulamalarına yönelik etkinlik tasarlama eğitimi verilmiştir. Verilen eğitimin sonunda öğretmen adaylarının MOE ve STEM teorik bilgilerinin istatistiksel olarak gelişim gösterdiği saptanmıştır. Eğitim verildikten sonra öğretmen adayları arasından gönüllü olan 8 katılımcı, araştırmanın ikinci aşamasına dâhil edilmiştir. İkinci aşama 2019-2020 öğretim yılı güz döneminde Öğretmenlik Uygulaması I dersi kapsamında Ege bölgesinde yer alan bir ildeki bir devlet ilkokulunda yürütülmüştür. 8 katılımcının 4'ü etkinlik uygulayıcı diğer 4'ü ise gözlemci statüsünde araştırmada yer almışlardır. Uygulayıcı katılımcılar toplam 3 model oluşturma etkinlikleri temelli STEM yaklaşımı etkinliği tasarlamış ve uygulamıştır. Süreç boyunca hem uygulayıcı hem de gözlemci katılımcılar tarafından günlük tutulmuş ve yapılan dersler video ile kaydedilmiştir. Sürecin sonunda ders video kayıtları araştırmacı tarafından gözlemlenmiş ve etkinlik uygulama süreci analiz edilmiştir. Her etkinliğin sonunda etkinlik uygulayıcı katılımcılarla, tüm etkinlikler bittiğinde ise gözlemci katılımcılarla yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve ilkokul 4.sınıf öğrencilerinin yapılandırılmış formlar aracılığıyla yazılı görüşleri alınmıştır. Yapılan gözlem ve görüşmelerin analizi sonucu katılımcıların model oluşturma etkinlikleri temelli STEM yaklaşımı uygulamalarını 6 aşamada tamamladığı, her aşamanın birbiri arasında geçiş yapılabilecek esnek bir yapıya sahip olduğu, deneyim eksikliklerine rağmen etkinlikleri uygulamaya yönelik motivasyona sahip oldukları ve genel anlamda her bir katılımcının belli eksikliklere rağmen süreci tamamladığı görülmektedir. Katılımcıların yalnızca görüşlerin analizi sonucu ise yaşadıkları zorluklara rağmen model oluşturma etkinlikleri temelli STEM yaklaşımı uygulamalarını meslek yaşamlarında uygulamaya istekli olduklarını ve öğrencilerin ilgi ve motivasyonlarının arttığını, diğer bazı becerilerin dışında öğrencilere iş birliği, iletişim, yaratıcılık, eleştirel düşünme becerileri kazandırdığını ifade ettikleri sonucuna ulaşılmıştır.
Okuma kültürünün edindirilmesinde okulun rolü
Bu araştırmanın amacı ilkokul döneminde okuma kültürünün edindirilmesinde okul bileşenlerinin nasıl bir rolü olduğunun belirlenmesidir. Bu doğrultuda okulun bileşenleri; okulun fiziki şartları, sınıf öğretmenleri, okul yöneticileri ve rehber öğretmen olarak ele alınmıştır. Çalışma nitel araştırma modellerinden etnografik durum çalışması yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Öncelikle araştırma amacına uygun olarak araştırmanın yürütüldüğü okul belirlenmiştir. Araştırma 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Bursa'nın Osmangazi ilçesindeki bir ilkokulda yürütülmüştür. Bu okulda çalışan okul yöneticileri, rehber öğretmen ve sınıf öğretmenleri bu çalışmanın doğal katılımcılarıdır. Araştırma verileri, belirlenen araştırma takvimine göre okulda uzun süreli gözlem ve katılımcılarla yapılan görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizi görüşme ve gözlem notlarından elde edilen kod ve temaların sürekli karşılaştırılması yoluyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre ilkokul döneminde okulda okuma kültürünü destekleyen en güçlü faktör sınıf öğretmenleridir. Öğretmenlerin okumaya yönelik inançları öğrenci merkezli ve içerik merkezli olmak üzere iki başlık altında ele alınmış ancak bazı öğretmenlerin okumaya yönelik inançlarının yönü tespit edilememiştir. Öğretmenlerin okumaya yönelik inançlarının okuma uygulamalarına yansıdığı belirlenmiştir. Bu uygulama farklılıklarının ilkokul öğrencilerin okuma isteği ve motivasyonlarını olumlu ya da olumsuz olarak etkilediği gözlemlenmiştir. Bu araştırmada öğrenci merkezli okuma inancında olan öğretmenlerden biri, yaptığı okuma uygulamalarıyla ve öğrenciler üzerindeki etkisiyle diğer öğretmenlere göre pozitif anlamda ön plana çıkmıştır. Bu öğretmenin sınıfında gerçekleştirdiği okuma uygulamalarına öğrencilerin aktif olarak katıldığı ve bu uygulamaların öğrencileri eleştirel okuryazarlık boyutuna taşıdığı saptanmıştır. Araştırmanın yürütüldüğü okulda görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenlerle yapılan görüşmeler, fiziki yetersizlikler nedeniyle okulun sürekli faaliyet gösteren bir okul kütüphanesi bulunmadığını göstermektedir. Ayrıca eğitim-öğretim yılı boyunca okul kütüphanesi, kilitli olması nedeniyle işlevsel olarak hizmet verememiştir. Bunun yanı sıra kütüphanedeki kitapların tasnifinin, listesinin yapılmaması, kütüphane görevlisinin bulunmaması gibi nedenlerle öğrencilerin kütüphaneden kitap almalarını teşvik edecek unsurların olmamasının da kütüphanenin işlevselliğini azalttığı belirlenmiştir. Diğer taraftan rehber öğretmenin kişisel çabayla odasında oluşturduğu alternatif okuma mekânı çocuklara sürekli açık olmasıyla kütüphaneden daha işlevsel bir ortam sağlamıştır. Araştırma sonuçlarına göre okul yöneticilerinin okuma kültürünün edindirilmesinde dolaylı yoldan etkilerinin olması nedeniyle tüm okulu kapsayan ortak bir okuma kültürü ortamı sağlanamamıştır. Ayrıca okul kütüphanesi okuma kültürünün edindirilmesinde okulun fiziki olanakları açısından önemli bir bileşen olabilecekken kütüphanenin işlevsel olarak hizmet verememesi bu durumu engellemiştir. Okul bileşenleri içerisinde sadece sınıf öğretmenlerinin okumaya yönelik inançları ve uygulamalarının öğrencilerin karşılaştıkları okuma durumlarını doğrudan etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları doğrultusunda okulun okuma kültürünün edindirilmesindeki rolünün iyileştirilebilmesi için politika yapıcılara, okul yöneticilerine, öğretmenlere ve araştırmacılara yönelik birtakım öneriler getirilmiştir.
Okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin okuma yazmaya hazırlık çalışmalarının incelenmesi
Bu araştırma, okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin okuma yazmaya hazırlık çalışmalarını incelemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda okul öncesi öğretmenlerinin planladıkları okuma yazmaya hazırlık çalışmaları etkinliklerini nasıl uyguladıkları ve bu çalışmalara ne düzeyde yer verdikleri incelenmiştir. Okul öncesinde okuma yazmaya hazırlık çalışmalarının uygulanması çocuklara okuma yazma ile ilgili ön becerileri kazandırarak onların ilkokula hazır olmalarını sağlamaktadır. Bunları çocuklara en iyi şekilde verebilecek olan okul öncesi öğretmenlerinin okuma yazmaya hazırlık çalışmalarına ne şekilde yer verdikleri ne kadar süre uyguladıkları ve bu etkinlikleri tercih etme sıklıklarının belirlenmesi amacı ile bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Bu araştırma kapsamında, 2019-2020 eğitim öğretim yılında Bursa ilinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı üç resmi, üç özel olmak üzere, farklı sosyoekonomik düzeye sahip ilçelerde bulunan altı anaokulunda beş yaş grubu sınıfında görev yapan altı öğretmen araştırmaya dâhil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış gözlem formu, yarı yapılandırılmış görüşme formu ve doküman incelemesi yapılmıştır. 20 Aralık 2019-12 Mart 2020 tarihleri arasında toplam yedi gözlem olacak şekilde, öğretmenlerin uyguladıkları etkinlikler gözlenmiş ve altı öğretmen ile birebir görüşme yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, resmi ve özel kurumdaki öğretmenlerin okuma yazmaya hazırlık çalışmalarının amacı ve kapsamı konusunda benzer düşüncelere sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin planlama yapmayıp hazır plan tercih ettikleri ve plan dışında etkinlikler de uyguladıkları sonucuna ulaşılmıştır. Ancak uygulama konusunda resmi kurumdaki öğretmenlerin bütünleştirilmiş büyük ve küçük grup etkinlikler uygularken özel kurumdaki öğretmenlerin bütünleştirilmemiş ve büyük grup- masa başı etkinlikler uyguladıkları ve bu uygulamalarda özel kurumdaki çocuklara harfin okunuşu ve yazılışının öğretiminin de yapıldığı sonuçlarına varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Okul öncesi eğitim, okul öncesi öğretmeni, okuma yazmaya hazırlık çalışmaları.
Okul Öncesi Öğretmen Adaylarının Çoklu Zeka Alanları ile Yaratıcılık Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Yapılan araştırmada, okul öncesi öğretmen adaylarının çoklu zekâ alanları ile yaratıcılık düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaca uygun olarak araştırmada ilişkisel tarama modeline dayalı betimsel yöntem kullanılmıştır. Araştırmada, 2020-2021 yılı bahar döneminde Bursa ili Nilüfer ilçesinde bulunan Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünde eğitim- öğretime devam eden 1. ,2. ,3. ve 4. sınıfta olan toplam 489 öğrenci ile çalışma grubu oluşturulmuştur. Araştırmada okul öncesi öğretmen adaylarının çoklu zekâ alanları ile yaratıcılık düzeylerinin bazı değişkenlere göre değişip değişmediği ve öğretmen adaylarının çoklu zekâ alanları ile yaratıcılık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmada okul öncesi öğretmen adaylarına, kişisel bilgi formu, Çoban (1999) tarafından Türkçe' ye uyarlanan "How Creative Are You?" (Ne Kadar Yaratıcısınız?) yaratıcılık ölçeği, Saban (2001) tarafından, bireylerin çoklu zekâ alanlarını keşfetmeleri amacıyla geliştirilen, likert tarzı bir ölçek olan Çoklu Zekâ envanteri uygulanmıştır. Kişisel bilgi formu, Ne kadar yaratıcısınız? Yaratıcılık ölçeği ve çoklu zekâ envanterinden elde edilen nicel veriler SSPS (Sosyal Bilimler için İstatistik Programı) ile analiz edilmiştir. Belirlenen problem, alt problemler ve frekans değerleri tablolaştırılmıştır. Sonuç olarak; okul öncesi öğretmen adaylarının yaratıcılık puanlarına göre erkek öğretmen adaylarının lehine farklılık olduğu sonucuna varılmıştır. Birinci öğretim olan öğrenci grubunun yaratıcılık puanlarının yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda birinci öğretim okul öncesi öğretmen adaylarının tüm zekâ alanları puanlarının daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmada okul öncesi öğretmen adaylarının "Ne kadar yaratıcısınız?" ölçeği puanlarının; cinsiyet, yaş grubu, öğrenim türü, bulunduğu sınıf, okul öncesi öğretmen adayının sahip olduğu kardeş sayısı ve kardeş sıralaması, anne-baba öğrenim durumu, anne ve baba yaşı, anne ve baba mesleği, öğretmen adayının sanat, spor, vb. aktiviteler ile uğraşma durumuna göre farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmaya katılan okul öncesi öğretmen adaylarının yaratıcılık puanları ile çoklu zekâ türleri arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Okul öncesi öğretmen adaylarının yaratıcılık ve çoklu zekâ alan puanlarına, birinci veya ikinci öğretim olma durumlarının, katılımda bulundukları etkinliklerin, anne veya babanın sağ olup olmama durumunun etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Öğretim türü değişkenine göre, birinci öğretim okul öncesi öğretmen adaylarının yaratıcılık ve çoklu zekâ alanlarının puanları ikinci öğretim puanlarına göre daha yüksektir. Sanat ve spor ile ilgilenme durumunun, öğretmen adaylarının yaratıcılık ve çoklu zekâ puanlarına etkisi yüksektir. Bu duruma ek olarak anne veya babası sağ olmayan çocukların yaratıcılık ve çoklu zekâ alan puanlarının daha yüksek olduğu bulunmuştur.
4-5 yaş çocuğu olan anne ve babaların kabul red düzeyleri, çocukların duygu düzenleme becerileri ve duygusal davranışsal problemleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı 4-5 yaş çocuğu olan anne ve babaların kabul-red düzeyleri, çocukların duygu düzenleme becerileri ve duygusal ve davranışsal problemleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bunun yanında anne ve babaların kabul-red düzeyleri, çocukların duygu düzenleme becerileri ve duygusal ve davranışsal problemlerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Küçükçekmece ilçesinde resmi bağımsız anaokullarına devam eden 4-5 yaş 219 çocuk ve onların anne/babaları oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında "Ebeveyn Kabul Red Ölçeği (Anne formu/Baba formu)", "Duygu Düzenleme Ölçeği", "Güçler Güçlükler Anketi (Öğretmen formu)" ve araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma tarama modellerinden olan ilişkisel tarama modeline uygun olarak planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmada verilerin istatistiki çözümlenmesi için SPSS 26.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizi için betimsel analizler, Bağımsız Gruplar T Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Tukey testi, Kruskal Wallis H Testi, Mann Witney-U Testi, Pearson Momentler Çarpım korelasyonu kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre anne ve babaların red düzeyi ile çocukların duygu düzenleme becerileri arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır. Annelerin red düzeyleri ile çocukların duygusal ve davranışsal problemleri arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmazken babaların düşmanlık/saldırganlık ve ayrıştırılmamış red düzeyleri ile çocukların duygusal ve davranışsal problemlerinin bazı alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca çalışma grubundaki çocukların duygu düzenleme becerileri ve duygusal ve davranışsal problemleri arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Anne ve babaların kabul-red düzeyleri çocukların doğum sırası ve kardeş sayılarına göre, çocukların duygu düzenleme becerileri sosyoekonomik düzey ve anne öğrenim düzeyine göre ve çocukların duygusal ve davranışsal problemleri ise cinsiyet ve kardeş sayısı değişkenleri açısından farklılaşmaktadır. Son olarak annelerin kabul-red düzeyi ile babaların kabul-red düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Ebeveyn kabul-reddi, duygu düzenleme, duygusal ve davranışsal problemler
Sosyoekonomik açıdan dezavantajlı olan beş yaş çocuklarının yılmazlık düzeyleri, problem çözme becerileri ve annelerinin ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada sosyoekonomik açıdan dezavantajlı olan beş yaş çocuklarının yılmazlık düzeyleri, problem çözme becerileri ve annelerinin ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu temel amaç doğrultusunda beş yaş çocuklarının yılmazlık düzeyleri, problem çözme becerileri ve annelerinin ebeveyn tutumları cinsiyet, kardeş sayısı, anne ve babanın öğrenim durumu, anne ve babanın yaşına göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Batman ili Merkez ilçesine bağlı sosyoekonomik açıdan dezavantajlı bölgelerde bulunan anaokullarındaki beş yaş çocukları oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri "Erken Çocuklukta Yılmazlık Ölçeği", "Problem Çözme Becerisi Ölçeği" ve "Ebeveyn Tutum Ölçeği" ile elde edilmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde planlanmış ve yürütülmüştür. Verilerin analizinde t testi, tek yönlü varyans analizi (ANAVO), TUKEY testi ve Pearson Momenstler Çarpım korelasyonu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda, beş yaş çocuklarının yılmazlık düzeylerinin genel olarak yüksek olduğu, problem çözme becerisi düzeylerinin ise düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocukların annelerinden elde edilen bulgulara göre annelerin çocuklarına karşı en çok demokratik tutum, en az izin verici tutum sergiledikleri görülmüştür. Çocukların yılmazlık düzeyleri ile baba yaş değişkeni arasında anlamlı farklılık bulunurken, cinsiyet, kardeş sayısı, anne yaş, anne ve baba öğrenim durumu değişkenleri arasında anlamlı farklılaşma bulunmamıştır. Beş yaş çocuklarının problem çözme becerisi düzeyleri ile değişkenler arasında anlamlı farklılaşma olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Annelerin çocuklarına karşı sergiledikleri demokratik tutumların sahip olunan çocuk sayısı, anne ve baba öğrenim düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklılaşma gösterdiği bulunmuştur. Çocukların yılmazlıkları ve problem çözme becerileri arasında pozitif yönlü orta seviyede bir ilişki, annelerin aşırı koruyucu tutumları ile çocukların problem çözme becerileri arasında negatif yönlü düşük seviyede bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Okul öncesi öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile teknolojik yeterliklerinin incelenmesi
Araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin epistemolojik inançlarıyla teknolojik yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca cinsiyet, mesleki kıdem, eğitim durumu ve bilişim-teknoloji yeterlilik algılarına bağlı olarak okul öncesi öğretmenlerinin epistemolojik inançlarının ve teknolojik yeterliklerinin değişip değişmediği sorularına da yanıt aranmaktadır Araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile teknolojik yeterlikleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni Türkiye'de devlet okulunda görev yapan okul öncesi öğretmenleridir. Araştırmanın örneklemini; Mart 2021- Eylül 2021 tarihleri arasında yapılan, Türkiye'de değişik illerde görevine devam eden 693 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak öğretmenlerin demografik özelliklerini belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", epistemolojik inançlarını incelemek için "Epistemolojik İnanç Ölçeği (EİÖ)" ve teknolojik yeterliklerini belirlemek için ise "Eğitimde Teknoloji Kullanımı Öz-Yeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında ulaşılan veriler SPSS 22 programında analize tabi tutulmuştur. Araştırmada elde edilen veriler, betimsel analiz ile değerlendirilmiş ve elde edilen frekans ile yüzdeler tablolarda sunulmuştur. Verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Bu nedenle, ikili karşılaştırmalarda t-testi, çoklu karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Öğretmenlerin epistemolojik inançları ile teknolojik yeterlikleri arasındaki ilişkinin tespitine yönelik ise Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Epistemolojik İnanç Ölçeği alt boyutları ile Eğitimde Teknoloji Kullanımı Öz-Yeterlilik Ölçeği alt boyutları arasındaki ilişkide ETKÖÖ Temel Yetenekler alt boyutu ile EİÖ tüm alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki vardır. Temel Yetenekler ile Öğrenmenin Çabaya Bağlı Olduğuna İnanç alt boyutu arasında yüksek, Temel Yetenekler ile Öğrenmenin Yeteneğe Bağlı Olduğuna İnanç ve Tek Bir Doğrunun Var Olduğuna İnanç alt boyutları arasında zayıf bir ilişki vardır. ETKÖÖ Kaygı alt boyutu ile EİÖ Öğrenmenin Yeteneğe Bağlı Olduğuna İnanç ve Tek Bir Doğrunun Var Olduğuna İnanç alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki vardır.
3-6 yaş çocukların annesinin ve anneannesinin çocuk yetiştirme stilleri ile çocuğun mizacı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, 3-6 yaş çocukların annesinin ve anneannesinin çocuk yetiştirme stilleri ile çocuğun mizacı arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada hem çocuklara hemde annneannelere ilişkin veriler annelerden toplandığından dolayı, araştırmanın çalışma grubu 30 ilde 3-6 yaş arası çocuğu olan 264 anneden oluşmaktadır. Pandemi nedeniyle okul öncesi eğitim kurumlarında testleri uygulama olanağı olmadığından verilerin toplanmasında kartopu örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Çocuk Yetiştirme Anketi", "Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Stili Ölçeği" ve "Çocuklar İçin Kısa Mizaç Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın genel amacı ve ana problemi çerçevesinde toplanan verilerin istatistiksel çözümleri için SPSS 22.0 paket programından yararlanılmıştır. Sonuç olarak, anneannelerin ebeveyn kontrolü orta düzeyde, ebeveyn kabulü orta düzeyin üstünde, çocuk yetiştirme stili orta düzeyin üstünde, annelerin çocuklarından itaat beklemelerinin orta düzeyde, cezalandırmalarının düşük düzeyde, sıcaklıklarının çok yüksek düzeyde, açıklayıcı akıl yürütmelerinin çok yüksek düzeyde, çocuk yetiştirmelerinin ortanın üstünde düzeyde olduğu bulunmuştur. Anneler çocuklarını sıcakkanlı, sebatkar ve tepkisel davranışları düşük, uyku, açlık, tuvalet gibi fonksiyonlarının düzenli olduğunu belirtmişlerdir. "Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Stili" toplam puanları arttıkça annelerin kendilerinin "Çocuk Yetiştirme Anketi" toplam puanları artmakta, ancak "Sıcaklık Alt boyutu" ve "Açıklayıcı Akıl Yürütme Alt boyutu" puanlarının ise azalmakta olduğu bulunmuştur. Çocuk Yetiştirme Anketi değişkenlerinin Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Stili üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu saptanmıştır. Annelerin eğitim durumuna göre çocuk yetiştirme stillerinin farklılaştığı saptanmıştır. Çocukların yaşı arttıkça Sıcakkanlılık-utangaçlık ve Tepkiselliklerinin azaldığı, Sebatkarlıklarının ise arttığı bulunmuştur. İşçi, öğretmen olan babaların asker olan babalara göre daha fazla itaat bekledikleri saptanmıştır. Aylık geliri düşük olan ailelerin, aylık geliri orta ve üst olanlara göre çocuklarından daha fazla itaat bekledikleri, cezalandırmaya başvurdukları ve daha fazla ebeveyn kontrolü uyguladıkları bulunmuştur.
6. , 7. ve 8. sınıf çocuklarının özgüven düzeyleri ile anne-baba tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, 6. , 7. ve 8. sınıf çocuklarının özgüven düzeyleri ile anne baba tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda çocuğun yaşının, cinsiyetinin anne baba tutumlarına ve çocuğun özgüven düzeylerinde farklılığa yol açıp açmadığı da incelenmeye çalışılmıştır. Bu araştırma farklı anne- baba tutumlarının çocuklarının özgüven düzeyleri ile ilişkisini belirlemek amacıyla ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul İli Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ortaokula devam etmekte olan 6. , 7. ve 8. sınıf 80 çocuk ile bu çocukların aileleri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Günalp, (2007) tarafından geliştirilen "Anne- Baba Tutumları Belirleme Ölçeği" ve 1964 senesinde Piers Harris' in geliştirdiği Öner ( 1996) "Piers Harris Çocuklar İçin Öz Kavram Ölçeği" kullanılmış, analizler SPSS paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada yanıt aranan sorulara aşağıda yer verilmiştir. 6. , 7. ve 8. sınıf çocuklarının özgüven düzeyleri ile anne baba tutumları arasında ilişki olup olmadığı sorusuna yanıt aranmıştır. Yine 6. , 7. ve 8. sınıf çocuklarının özgüven düzeylerinin ne olduğu ve bu çocukların anne-babalarının sahip olduğu tutumların ne olduğu sorusuna yanıt aranmıştır. 6. , 7. ve 8. sınıf çocuklarının anne baba tutumları çocuğun cinsiyetine ve sınıf düzeyine göre farklılık gösterip göstermediği ve çocuğun özgüveninin, çocuğun sınıf düzeyi ile cinsiyetine göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Yapılan analizler sonrasında elde edilen sonuçlar incelendiğinde çocukların özgüven düzeylerinin ortalama düzeyde olduğu görülürken, anne baba tutumlarından demokratik anne baba tutumu yüksek düzeydeyken sırasıyla koruyucu anne baba tutumunun ortalama düzeyde olduğu ve baskıcı anne baba tutumu ile ilgisiz- kayıtsız anne baba tutumunun düşük düzeyde olduğu görülmüştür. Araştırmada elde edilen sonuçlar incelendiğinde çocukların özgüven toplam puanı ile anne baba tutumu toplam puanı ve anne baba tutumu ölçeği alt boyutları arasında anlamlı bir korelasyon bulunamamıştır.
Sınıf öğretmenlerinin fen okuryazarlık düzeyleri ile fen öğretimine yönelik öz yeterlik inançları arasındaki ilişkinin belirlenmesi ve farklı değişkenlere göre incelenmesi
Bu araştırma sınıf öğretmenlerinin fen okuryazarlık düzeyleri ile fen öğretimine yönelik öz yeterlik inançları arasındaki ilişkiyi incelemeyi ve cinsiyet, kıdem, yaş ve mezun olunan bölüm gibi değişkenlerin bu iki durumu nasıl etkilediğini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada ilişkisel tarama yöntemi ve yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Bursa ili ve ilçelerinde ilkokullarda görev yapan, 337 kadın ve 169 erkek olmak üzere toplamda 506 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma verilerini elde etmek için; 1996 yılında Laugksch ve Spargo tarafından "Tüm Amerikalılar İçin Bilim" yayınından Duruk (2012) tarafından Türkçeye tercümesi, geçerlik ve güvenirlik testleri yapılmış olan "Temel Fen Okuryazarlık Testi", Enochs ve Riggs (1990) tarafından geliştirilmiş ve Bıkmaz (2004) tarafınca Türkçeye uyarlanması yapılmış "Sınıf Öğretmenlerinin Fen Öğretiminde Öz-Yeterlik İnancı Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin incelenmesi sonucunda; sınıf öğretmenlerinin fen okuryazarlık düzeyleri ile cinsiyet, kıdem ve mezun olunan bölüm değişkenleri arasında herhangi bir anlamlı farklılığa rastlanmamıştır. Ancak yaş değişkeninin fen-teknoloji-toplum alt boyutu için anlamlı bir farklığa sebep olduğu anlaşılmaktadır. Bu farklılığın; 31-35 yaş, 25 yaş altı ve 40 yaş üstü gruplar arasında olmak üzere, 25 yaş altı gruplar lehine olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Fen öğretimine yönelik öz yeterlik inançları incelendiğinde; cinsiyet değişkeni kapsamında "Sonuç beklentisi" alt boyutunda erkekler lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Kıdem değişkeni incelendiğinde; çalışma sürelerinin, hem fen öğretiminde öz yeterlik toplamı hem de alt boyutlar olan öz yeterlik inancı ve sonuç beklentisi açısından anlamlı farklılığa sebep olduğu anlaşılmaktadır. Bu farklılığın, "öz-yeterlik inancı" alt boyutu için çalışma süresi 6-10 yıl arasında olanlar ile çalışma süresi 20 yıl üzerinde olan öğretmenler arasında oluştuğu, bu farkın çalışma süresi 20 yıldan fazla olan öğretmenler lehine oluştuğu görülmüştür. Yaş değişkeni incelendiğinde; öğretmenlerin yaşlarının, hem fen öğretiminde öz yeterlik inancı ölçeği toplamı hem de alt boyutlardan olan öz yeterlik inancı açısından anlamlı farklılığa sebep olduğu anlaşılmaktadır. Sonuç beklentisi alt boyutu için ise herhangi bir farklılığa rastlanmamıştır. Hem "öz yeterlik inancı" alt boyutu için, hem de "fen öğretiminde öz yeterlik inancı" için, bu farkın yaşı 26-30 aralığında olanlar ile 40 yaş üzerinde olan öğretmenler arasında ortaya çıktığı anlaşılmıştır. Ortaya çıkan sonuçlar incelendiğinde bahsi geçen farkların, yaşları 40'tan büyük olan öğretmenler lehine oluştuğu anlaşılmıştır. Mezun olunan bölüm değişkeni incelendiğinde ise herhangi bir anlamlı farklılık bulunmadığı belirlenmiştir. Fen okuryazarlık düzeyleri ve fen öğretimine yönelik öz yeterlik inançlarının ilişkisi incelendiğinde; fen okuryazarlık düzeyinin fen öğretimine yönelik öz yeterlik inancını pozitif yönde anlamlı etkilediği bulgusu elde edilmiştir.
Erken çocukluk dönemi çocuklarının problem çözme becerileri ile sayı ve işlem kavramlarına ilişkin başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma; okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden erken çocukluk dönemi çocuklarının problem çözme becerileri ile sayı ve işlem kavramlarına ilişkin başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırmada cinsiyete, yaşa, okul öncesi eğitim alma durumuna, anne çalışma durumuna, anne-baba eğitim düzeyine bağlı olarak çocukların problem çözme becerileri ile sayı ve işlem kavramlarına ilişkin başarılarının değişip değişmediği araştırılmıştır. Bu araştırma ilişkisel tarama modelinde nicel bir çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Bursa ili Kestel ilçesi Milli Eğitim Bakanlığına bağlı anasınıflarında öğrenim görmekte olan 91 çocuk (47 kız; 44 erkek) oluşturmaktadır. Bu araştırmada araştırmacı tarafından oluşturulan 'Kişisel Bilgi Formu', Oğuz ve Köksal-Akyol (2015) tarafından geliştirilen 'Problem Çözme Becerisi Ölçeği' Aktaş-Arnas, Gül ve Sığırtmaç (2003) tarafından geliştirilen '48-86 Ay Çocuklar İçin Sayı ve İşlem Kavramları Testi' uygulanmıştır. İstatistiksel analizlerin yapılabilmesi için öncelikle ölçek verilerinin Kolmogorov Smirnov Normallik Testi ile normallik değerlerine bakılmıştır. Normal dağılım gösteren verilerin analizinde T-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Normal dağılım göstermeyen verilerin analizinde ise Mann Whitney-U Testi ve Kruskal Wallis-H Testi kullanılmıştır. Problem çözme becerileri ile sayı ve işlem kavramı başarıları arasındaki ilişki de, Pearson Korelasyon Analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; erken çocukluk dönemi çocuklarının problem çözme becerilerinin ortalamanın altında olduğu; sayı ve işlem kavramı başarılarının ise ortalamanın üzerinde olduğu belirlenmiştir. Erken çocukluk dönemi çocuklarının problem çözme becerileri ile sayı ve işlem kavramı başarıları puanları arasında düşük düzeyde pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Araştırmanın sonucuna göre problem çözme becerileri cinsiyet, annenin çalışma durumu, anne-baba eğitim durumu değişkenlerine göre farklılık göstermezken, yaş ve okul öncesi eğitim alma durumu değişkenlerine göre farklılık göstermektedir. Sayı ve işlem kavramı başarıları ise cinsiyet, annenin çalışma durumu, anne-baba eğitim durumu, yaş ve okul öncesi eğitim alma durumu değişkenlerine göre farklılık göstermemektedir. Anahtar sözcükler: Okul öncesi eğitim, erken çocukluk dönemi, problem çözme becerileri, sayı ve işlem kavramı başarıları.
Sınıf öğretmenlerinin sosyobilimsel konulara yönelik karar süreçlerinin insan hakları açısından incelenmesi
Bu çalışmada, sınıf öğretmenlerinin (SÖ'lerin) genetik temelli sosyobilimsel konulara yönelik karar süreçlerinin insan hakları bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada karma yöntem desenlerinden açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Çalışmanın nicel boyutunda tarama modelinde betimsel araştırma ve nitel boyutunda karşılaştırmalı durum araştırması yapılmıştır. Bu kapsamda çalışmanın nicel boyutunda 405 SÖ üzerinden genetik temelli dört sosyobilimsel ikilem senaryosunun yer aldığı "Sosyobilimsel Konulara İlişkin Karar Süreçleri Değerlendirme Formu" ile nicel veriler toplanmış ve içerik analizi ile çözümlenmiştir. Çalışmanın nitel boyutunda amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile insan hakları ile bağlantısız karar veren 10 SÖ ve insan hakları ile bağlantılı karar veren 10 SÖ katılımcı olarak belirlenmiştir. Nitel katılımcıları oluşturan SÖ'lerden veriler "Sosyobilimsel Konulara İlişkin Karar Süreci Gerekçelerinin Değerlendirilmesine İlişkin Görüşme Formu" uygulanarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmış ve içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonuçları, sınıf öğretmenlerinin genetik temelli sosyobilimsel konulara ilişkin karar süreçlerinin ve karar süreçlerine temel oluşturan gerekçelerinin farklılaştığını göstermiştir. Ayrıca çalışmada SÖ'lerin büyük bir bölümünün sosyobilimsel konularda insan hakları açısından değerlendirmeler yapmadığı tespit edilmiştir. İnsan hakları temelli değerlendirmeler yapan SÖ'lerin ise genellikle insan hakları açısından gerçekçi ve doğru çıkarımlar yapabildikleri gözlenmiştir. Bununla birlikte çalışmada SÖ'lerin karar verme süreçlerinde etkili olan faktörler, bilgi kaynakları ve insan haklarını karar süreçlerinde yansıtma/yansıtmama nedenlerine ilişkin ulaşılan sonuçlara yer verilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda sınıf öğretmenlerine insan hakları temelli destekleyici eğitimler verilmesi önerilebilir. Anahtar sözcükler: Sosyobilimsel konular, insan hakları, karar verme süreci, sınıf öğretmenleri
Sınıf öğretmenlerinin drama algıları ve dramayı planlama becerileri üzerine bir inceleme
Bu çalışmada sınıf öğretmenlerinin drama yöntemini nasıl algıladıklarını ortaya çıkarmak ve dramayı planlama becerilerini incelemek amaçlanmıştır. Bu araştırmada temel yorumlayıcı nitel araştırma kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep ilinde görev yapan 16 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak görüşme formu, drama ders planları ve gözlem formu kullanılmıştır. Araştırmanın veri analizinde görüşme formuna verilen cevaplar ve gözlem formu için betimsel analiz ve içerik analizinden yararlanılmıştır. Drama planları doküman analizi yöntemine göre incelenmiş; Korkut (2020) tarafından hazırlanan 'drama ders planı rubriği' ve araştırmacı tarafından hazırlanan 'drama planı değerlendirme rubriği' kullanılmıştır. Bu çalışmada sınıf öğretmenlerinin görüşme sorularına verdikleri cevaplar analiz edildiğinde; yaratıcı drama kavramı üzerine algı düzeylerinin yüksek olduğu görülmüş, sınıf öğretmenlerinin yaratıcı drama tanımı yapmakta zorlandıkları sonucuna, yaratıcı dramanın bireyin gelişimine olumlu anlamda birçok katkı sağladığı düşüncesinde oldukları sonucuna, yaratıcı dramayı en çok hayat bilgisi dersinde, daha sonra ise sırasıyla Türkçe ve matematik dersinde kullandıkları ve yaratıcı drama ders planı hazırlama konusunda kendilerini eksik hissettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca yapılan ders planları ve uygulamaları incelendiğinde, yaratıcı dramayı kurallarına uygun bir şekilde uygulayan öğretmenlerin sayısının az olduğu, yaratıcı drama aşamalarına göre planlama noktasında eksik oldukları sonuçlarına ulaşılmıştır.
Mektup arkadaşlığı yönteminin ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin yazma kaygılarına ve yaratıcı yazma becerilerine etkisi
Bu araştırmada mektup arkadaşlığı yönteminin ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin yazma kaygılarına ve yaratıcı yazma becerilerine olan etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel model kullanılmıştır. Araştırmanın uygulama kısmı 2021-2022 eğitim öğretim yılında Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkamil ilçelerinde yer alan MEB'e bağlı iki ilkokulun 4. sınıfında öğrenim gören 110 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın deney grubunu 54, kontrol grubunu 56 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmaya her iki okuldan birer deney ve birer kontrol grubu sınıfı olmak üzere seçkisiz yolla belirlenen 4 şube dahil edilmiştir. Araştırmada deneysel çalışmalar haftada iki ders saati olmak üzere 11 haftada gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubunda Türkçe dersi öğretim programına bağlı dersler işlenmeye devam edilirken deney grubu öğrencilerine mektup arkadaşlığı yöntemi uygulanmıştır. Araştırmanın verileri; "Yazma Kaygısı Ölçeği", "Yaratıcı Yazmaya Yönelik Açık Uçlu Soru/Kompozisyon Konusu" ve "Yaratıcı Yazma İçin Değerlendirme Ölçütleri Formu (YİDÖF)" kullanılarak toplanmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmış ve elde edilen veriler üzerinde bağımlı-bağımsız gruplar t-testi yapılmıştır. Araştırmanın yazma kaygısına ilişkin sonuçları incelendiğinde, mektup arkadaşlığı yöntemi uygulanan deney grubu öğrencilerinin yazma kaygılarının anlamlı bir biçimde azaldığı görülmüştür. Yaratıcı yazma becerilerine ilişkin sonuçlar incelendiğinde ise mektup arkadaşlığı yöntemi uygulanan deney grubu öğrencilerinin yaratıcı yazma becerilerinin anlamlı bir şekilde arttığı belirlenmiştir. Bu sonuçlara göre araştırma sürecinde uygulanan mektup arkadaşlığı yönteminin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin yazma kaygılarını azalttığı ve yaratıcı yazma becerileri üzerinde olumlu etkiye sahip olduğu söylenebilir.
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersinde akıl yürütme sorularına verdikleri cevapların epistemolojik açıdan incelenmesi
Araştırma sorgulamaya dayalı bir öğretim programı çeşitli üst düzey becerinin kazandırılması için temel oluşturmaktadır. Bu becerilerden birisi de akıl yürütme becerisidir. Türkiye'nin TIMSS verilerine bakıldığında, üst düzey becerilerden olan akıl yürütme becerisi alanında uluslararası düzeyde yeterli seviyede olmadığı görülmektedir. Bu becerinin geliştirilmesi ise sunulan eğitimin niteliği ile doğru orantılıdır. Bireylerin öğrenmelerinin sorumluluğunu aldığı ve öğrenme süreçlerinde aktif katılım gösterdiği bir öğretim modeli, bilginin kalıcılığı konusunda önemli bir unsurdur. Araştırma sorgulamaya dayalı bir öğretim programı doğası gereği epistemoloji ile doğrudan ilişkilidir. Öğrencilerin sahip olduğu epistemolojik inançlar onların öğrenme süreçleri hakkında doğrudan bilgiyi bizlere sunmaktadır. Ancak özellikle ilkokul düzeyinde alana özgü öğrencilerin epistemolojik inançlarını her boyutu ile ele alabilen çalışmaların yetersizliği de bilinmektedir. Mevcut durum göz önünde bulundurularak bu çalışmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersinde akıl yürütme düzeyindeki sorulara verdikleri cevapların epistemolojik olarak analizini nitel betimsel desen ve fenomenoloji deseni yardımı ile ortaya koymaktır. Çalışmanın örneklemini Gaziantep ilinde bulunan bir devlet ilkokulunun 2021-2022 eğitim-öğretim yılı 4. sınıfında öğrenim gören 41 öğrenci oluşturmaktadır. Literatürde ilkokul öğrencilerinin epistemolojik inançlarını ölçmeye yönelik yeterli bir ölçme aracı bulunmamaktadır. Bu nedenle çalışma kapsamında geliştirilen ve öğrencilerin akıl yürütme düzeyindeki sorulara ilişkin epistemolojik inançlarını ölçmek amacıyla geçerliği uzman görüşleri ile sağlanan 14 ana 56 alt maddeden oluşan açık uçlu sorular aracılığıyla veriler toplanmıştır. Toplanan veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, hazırlanan ölçme aracı ile öğrencilerin akıl yürütme düzeyleri ve öğrencilerin epistemolojik inançları Schommer'in epistemolojik inanç boyutlarına göre incelenmiştir. Bulgular, öğrencilerin akıl yürütme düzeyleri ile epistemolojik inançları arasında ve epistemolojik inançların da her alt boyutta farklılık göstermiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda öğrenme-öğretme süreçlerine ilişkin tartışma ve önerilere yer verilmiştir.
Bir ilkokul öğretmeninin soru sorma süreçlerinin epistemolojik inançları bağlamında incelenmesi
Bu çalışmada, bir ilkokul öğretmeninin soru sorma süreçleri incelenmiştir. Öğretmenin eğitim verdiği Türkçe, matematik ve fen bilimleri arasındaki soru sorma süreçleri de karşılaştırılmıştır. Araştırmada ayrıca öğretmenin epistemolojik inancı da belirlenerek soru sorma süreçleri epistemolojik inançları bağlamında incelenmiştir. Araştırma yöntemi, nitel araştırma yöntemlerinden tipik durum çalışması olarak belirlenmiştir. Araştırmadaki katılımcı öğretmen, 2021-2022 güz öğretim döneminde 4. Sınıf öğretmenidir. Çalışmadaki veriler gözlem ve görüşme yolu ile elde edilmiştir. Gözlemde araştırmacı tarafından hazırlanan gözlem formu kullanılırken, epistemolojik inancın belirlenmesi için Araştırma Sorgulamaya Dayalı Epistemolojik İnanç Mülakat Formu (TBI) kullanılmıştır. Gözlemden önce ve gözlemden sonra öğretmen ile görüşme yapılmıştır. Öğretmenin matematik, Türkçe ve fen bilimleri dersleri gözlemlenmiştir. Gözlem ile öğretmenin derste kullandığı soruların türü, öğrenci cevaplarına tepkileri belirlenmiştir. Gözlemden elde edilen sonuçlar ile ilgili öğretmenle görüşme yapılmıştır. Veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Öğretmenin epistemolojik inançlarının ağırlıklı olarak geçiş düzeyinde olduğu ortaya konulmuştur. Elde edilen bulgularla, soru sorma süreçlerinin dersten derse farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Matematik dersinde bilgi/veri sorularının daha fazla sorulduğu görülürken fen bilimleri ve Türkçe derslerinde soru türlerinde daha dengeli bir dağılım görülmüştür. Öğretmenin öğrencilere verdiği tepkiler epistemolojik inançları ile uyumludur. Öğrencilerin cevap hakkı dağılımı incelendiğinde derse aktif katılan ve katılmayan öğrencilerin tüm derslerde aynı kalmıştır. Yine sınıf içerisinde cevap hakkı dağılımına yönelik bulguların da epistemolojik inanç ile uyumlu olduğu görülmüştür. Bununla beraber sınıf yönetiminin soru sorma süreçlerine etki eden önemli bir değişken olduğu görülmüştür.
Sınıf öğretmenlerinin ev ödevi tasarlama ve geri bildirim sağlama süreçlerinin incelenmesi
Ev ödevleri, öğrencilerin eğitim hayatları boyunca yapmakla yükümlü olduğu görevler arasında bulunmaktadır. Öğretim hedefleri, öğrencilerin öğrenme düzeyleri, sosyo-ekonomik çevre gibi etkenleri göz önünde bulundurarak ödevleri tasarlayan ve sınıf içi geri bildirim uygulamalarını hayata geçiren öğretmenler, ödev ve geri bildirim sürecinin incelenmesinde önemli bir bilgi kaynağıdır, nitekim bu süreci onlar yönetmektedir. Bu nedenle, bu çalışmada, sınıf öğretmenlerinin ev ödevlerini tasarlama ve geribildirim verme süreçlerinin matematik dersi bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden karşılaştırmalı durum analizi deseni kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları, amaçlı örnekleme kullanılarak seçilen üç sınıf öğretmeninden oluşmuştur. Araştırma soruları doğrultusunda, açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu, sınıf öğretmenlerinin ev ödevi uygulamalarına dair ses/görüntü kayıtları, gözlem ve öğretmenlerin doğal sayılarla çıkarma işlemi konusuyla ilgili hazırladıkları ev ödevlerinin incelenmesi yoluyla elde edilen veriler, içerik analizi tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre katılımcılar konunun pekiştirilmesi, öğrencilere sorumluluk verme, içsel dürtü sağlama, çalışma alışkanlığı kazandırma ve geri bildirim verme gibi amaçlar dâhilinde ev ödevi vermekte, kaynaklara ulaşım ve ders kitaplarının yetersiz olması konusunda sorun yaşamaktadır. Ayrıca sınıf öğretmenlerinin bireysel geri bildirim verme, sınıfça geri bildirim verme ve akran geri bildirimi sağlama gibi farklı geribildirim verme yöntemlerini kullandıkları görülmüştür. Bu bağlamda katılımcıların mesleki tecrübelerine ve görev yaptıkları sosyo ekonomik çevreye göre ev ödevi tasarlama ve geribildirim verme süreçlerinin farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlardan hareketle uygulayıcılara, politika yapıcılara ve araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Ters yüz öğrenmenin ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin yazma beceri, tutum ve öz yeterliklerine etkisi
Son dönemde teknolojide yaşanan gelişmeler ile birlikte öğrenme, okul ile sınırlı kalmaktan çıkmış; her alanda kendine yer bulmaya başlamıştır. Bu kapsamda harmanlanmış öğrenme modeli olan ters yüz öğrenme önem kazanmıştır. Ters yüz öğrenme, öğrenme ortamı ile ödev ortamının yer değiştirdiği bu sayede öğretmenin öğrenciye uygulama aşamasında rehberlik etmesine fırsat tanıyan bir öğrenme modelidir. Bu araştırmada, ilkokul 4. sınıf öğrencileri için Türkçe dersinde ters yüz öğrenme ile tasarlanan yazma sürecinin öğrencilerin yazma beceri, tutum ve öz yeterliklerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda nicel araştırma modellerinden biri olan ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel model kullanılmıştır. Çalışma, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan bir büyükşehir merkezinde bulunan bir devlet okulunun 4. sınıfında okuyan 30 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın deney grubu 15, kontrol grubu 15 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada deneysel çalışmalar haftada iki ders saati olmak üzere 8 haftada, veri toplama süreci 2 hafta ön testler, 2 hafta son testler için olmak üzere 4 haftada gerçekleştirilmiştir. Deney grubuyla ters yüz öğrenme ile planlanmış yazma süreci ders içerikleri EBA üzerinden paylaşılmış, okulda öğrencilerle araştırmacı tarafından hazırlanan etkinlikler yapılmıştır. Kontrol grubunda mevcut 2019 Türkçe Dersi (1-8. Sınıflar) Öğretim Programı'na bağlı dersler işlenmeye devam edilirken deney grubuna okulda yaptırılan etkinlikler ev ödevi olarak verilmiştir. Elde edilen verilerin analizi SPSS 22.0 paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Toplanan verilerin normallik, çarpıklık-basıklık ve Levene's değerlerinin incelenmesi sonucu "6+1 Analitik Yazma ve Değerlendirme Ölçeğinden" ve "Yazma Tutum Ölçeğinden" elde edilen verilerin analizi için Bağımsız Gruplar t Testi ve Bağımlı Gruplar t Testi; "Yazma Öz Yeterlik Ölçeğinden" elde edilen verilerin analizi için ise Mann Whitney-U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda hem deney grubunun hem de kontrol grubunun yazma beceri, tutum ve öz yeterliklerinde artış olduğu ancak deney grubunda meydana gelen artışların kontrol grubundakinden daha yüksek olduğu ve aradaki farkın deney grubu lehine istatistiki olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, 4. sınıf öğrencileri için ters yüz öğrenme modeliyle tasarlanmış yazma sürecinin öğrencilerin yazma beceri, tutum ve öz yeterliklerini arttırdığı sonucuna varılmıştır.
İlkokul matematik dersinde beceri temelli sorular: Sınıf öğretmenlerinin görüş ve uygulamaları
Günümüz toplumlarında araştıran, sorgulayan, bilimsel düşünme yetkinliklerine sahip bireylere ihtiyaç vardır. Günümüz ölçme değerlendirme çalışmaları bu beceriler temel alınarak hazırlanmaktadır. 2023 Eğitim vizyonu çerçevesinde öğrencilere kazandırılması hedeflenen beceriler: mantıksal akıl yürütme, yorumlama, eleştirel düşünme gibi becerilerdir. Günümüzde "Yeni Nesil Sorular" olarak ifade edilen beceri temelli sorular, 2018 Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavına geçilmesiyle birlikte eğitim sistemimizde söz edilmeye başlanmıştır. Beceri temelli sorular; öğrencilerin gerçek hayatla ilişkiler kurmasına olanak sağlayan, üst düzey düşünme becerilerini geliştiren sorular olarak tanımlanabilir. Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin beceri temelli sorular hakkındaki görüşlerinin ve matematik dersinde bu sorulara yönelik ne tür çalışmalar yaptıklarının belirlenmesidir. Araştırma durum çalışması olarak desenlenmiştir. Araştırmanın katılımcı grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Gaziantep il merkezine bağlı ilkokullarda görev yapan 15 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı doğrultusunda araştırmacı tarafından görüşme formu ve gözlem formu oluşturulmuştur. Araştırmadan elde edilen veriler, içerik analizi ile incelenip yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenleri beceri temelli soruları genellikle; günlük hayatla ilişkilendirilen, içerisinde birden çok kazanım barındıran ve üst düzey becerileri geliştiren sorular olarak tanımlamaktadır. Sınıf öğretmenleri matematik dersinde beceri temelli soruları, öğrencileri merkezi sınavlara hazırlamak için kullanmaktadır. MEB tarafından dağıtılan ders kitaplarının içeriği beceri temelli sorulara uymamaktadır. Sınıf öğretmenlerinin beceri temelli sorular ile ilgili hizmet içi eğitimlerle kendilerini geliştirmeleri gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar sözcükler: Beceri Temelli Sorular, Üst Düzey Beceriler, İlkokul Matematik Dersi, Sınıf Öğretmenleri
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin sahip oldukları kelime hazineleri, konuşma kaygıları ve yazma kaygıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırmanın ana amacı ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin kelime hazineleri, konuşma kaygıları ve yazma kaygıları arasındaki ilişkinin belirlenmesi ve öğrencilerin kelime hazinesi, konuşma ve yazma kaygılarının demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığının tespit edilmesidir. Bu amaca yönelik olarak çalışmada araştırma modeli olarak korelasyonel model kullanılmıştır. Çalışma, 2022-2023 eğitim öğretim yılı Gaziantep ili Şehitkamil ilçe merkezinden random (rastgele) yolla seçilen farklı sosyoekonomik düzeyden dokuz ilkokuldan toplam 758 ilkokul dördüncü sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın verileri ''Kelime Hazinesi Testi'', ''Sınıf Önünde Konuşma Kaygısı Ölçeği'', ''İlkokul Öğrencilerine Yönelik Yazma Kaygısı Ölçeği'' ve ''Kişisel Bilgi Formu'' ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 26.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen verilerle aritmetik ortalama ve standart sapma hesaplamaları yapılmış, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Kat Sayısı hesaplama analizleri gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi sonucunda ortaya çıkan bulgular ışığında ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin orta düzeyde kelime hazinesine, düşük düzeyde konuşma kaygısına ve orta düzeyde yazma kaygısına sahip oldukları tespit edilmiştir. Araştırma bulgularına göre öğrencilerin kelime hazinesi düzeyleri ile konuşma ve yazma kaygıları arasında negatif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin konuşma kaygıları ile yazma kaygıları arasında da pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.
Oyun temelli öğrenmenin ilkokul öğrencilerinin hayat bilgisi dersindeki sorgulama becerilerine etkisi
Bu araştırma, oyun temelli öğrenmenin ilkokul öğrencilerinin hayat bilgisi dersindeki sorgulama becerilerine etkisini incelemek amacıyla ele alınmıştır. Araştırma 2024-2025 eğitim öğretim yılı bahar dönemi içerisinde yapılmıştır. Araştırma, yarı deneysel desenlerden ön test-son test kontrol gruplu desene göre yürütülmüştür. Katılımcılar Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde yer alan sosyoekonomik düzeyi, Türkçe konuşma, anlama becerilerine sahip olan benzer 58 üçüncü sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma süreci veri toplama araçları uygulanmasıyla beraber toplamda on hafta sürmüştür. Deney grubundaki öğrencilerle oyun temelli öğrenim yöntemiyle desteklenen hayat bilgisi dersleri işlenirken, kontrol grubundaki öğrenciler için mevcut Hayat Bilgisi Öğretim programı (2019) dahilinde dersler işlenmiştir. Araştırmanın öncesinde ve sonrasında veri toplama aracı olarak öğrencilerin sorgulama becerilerini belirleyebilmek için "Sorgulama Beceri Ölçeği (SBÖ)" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler IBM SPSS 27.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde, gruplar arası farkların başlangıç düzeyleri kontrol edilerek değerlendirilmesini sağlamak amacıyla Kovaryans Analizi (ANCOVA) uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, oyun temelli öğrenme yöntemiyle desteklenen Hayat Bilgisi öğretimi uygulanan deney grubundaki öğrenciler ile mevcut Hayat Bilgisi Öğretim Programı (2019) doğrultusunda yapılan kontrol grubundaki öğrencilerin sorgulama beceri ölçeği ön test puanları kontrol altına alındığında son test puanları açısından deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Sorgulama Beceri Ölçeğinin çevre hayatını sorgulama, günlük hayatı sorgulama ve doğadaki hayatı sorgulama alt ölçeklerinin ön test toplam puanları kontrol altına alındığında, son test puanları açısından deney grubu lehine anlamlı bir farkın olduğu görülmüştür. Bu bulgular doğrultusunda, oyun temelli öğrenme yönteminin hayat bilgisi dersinde uygulanmasının öğrencilerin sorgulama becerilerinin gelişimine anlamlı katkı sağladığı söylenebilir. Anahtar sözcükler: Oyun temelli öğrenme modeli, sorgulama becerisi, hayat bilgisi öğretimi, ilkokul
Kalem şeklinin ilkokul öğrencilerinin yazma hızına etkisinin incelenmesi
Araştırmanın amacı kalem şeklinin ilkokul öğrencilerinin yazma hızına etkisini incelemektir. Bu çalışma ile öncelikle, öğrencilerin hangi kalem şekliyle hangi hız düzeyinde yazdıklarının tespit edilmesi amaçlanmaktadır. İkinci olarak, kalem şeklinin yazma hızına ne denli etki ettiğini görmek amaçlanmıştır. Öğrencinin hangi kalem şekliyle daha fazla yazı yazabildiğinin tespiti, öğrencinin elinin yorulmaması, yazma görevlerinden sıkılmaması bakımından önemlidir. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan deneme modeli kullanılmıştır. Yarı deneme modellerinden rotasyon modeli kullanılmıştır. Araştırma evrenini Yozgat il merkezindeki ilkokullarda öğrenim gören ilkokul öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklem seçiminde olasılıklı örnekleme yöntemlerinden küme örnekleme yöntemi ile örneklem belirlenmiştir. Küme örnekleme yöntemi ile üç ilkokul tespit edilmiştir. Bu ilkokullarda öğrenim gören 419öğrenciden veri toplanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yazma hızı tespit formu kullanılmıştır. Yapılan bu araştırmada üç farklı şekilde kalem kullanılmıştır. Kullanılan kalem şekilleri altıgen, üçgen ve yuvarlak kalemdir. Araştırmacı tarafından tahtaya "Okulumu çok seviyorum." cümlesi yazılmıştır. Öğrencilerin 30 dakika boyunca, veri toplama aracında belirtilen cümleyi yazmaları sağlanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistik ve çıkarımsal istatistik kullanılmıştır. Yapılan bu araştırmada betimsel istatistiklerden ortalama, medyan, varyans, standart sapma, minimum değer, maksimum değer, ranj, skewness değeri, kurtosis değeri, grafikten yararlanılmıştır. Çıkarımsal istatistiklerden Kolmogorov-Smirnov testinden, Anova testinden, Bonferroni çoklu karşılaştırma testinden yararlanılmıştır. Öğrencilerden elde edilen nicel veriler SPSS 21.0 sosyal bilimler için istatistik paket programı yoluyla analiz edilmiştir. Öğrencilerin 30 dakikada yazmış oldukları harfler sayılmıştır. Her bir öğrenci için üç kalem şekline göre harf sayısı elde edilmiştir. Altıgen kalem ile ilkokul öğrencilerinin dakikada 41 harf, üçgen kalem ile dakikada 47 harf yazdığı sonucuna varılmıştır. Yuvarlak kalem ile 49 harf yazdığı belirlenmiştir. Tüm kalem şekillerinde kız öğrencilerin yazma hızı erkek öğrencilerden anlamlı ve pozitif yönde farklılık göstermektedir. İlkokul öğrencilerinin yuvarlak kalemle yazılan harf sayısı, altıgen ve üçgen kalemle yazılan harf sayısı arasında anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0.017). Bunun yanı sıra, ilkokul öğrencilerinin üçgen kalemle yazılan harf sayısı, altıgen kalemle yazılan harf sayısından anlamlı olarak farklılık göstermektedir (p<0.017). Bu bulgulara göre ilkokul öğrencilerinin en hızlı yuvarlak kalemle, ikinci olarak üçgen kalemle, en yavaş olarak ise altıgen kalemle yazdığı anlaşılmaktadır. Araştırma sonuçları kapsamında, tüm ilkokul öğrencilerine yuvarlak kalemle yazma çalışmalarının yaptırılması önerilmektedir.
Çocuk destek merkezlerinde barınmakta olan refakatsiz çocukların sorunları ve Türkçe öğrenmelerinin değerlendirilmesi
Son 10 yıla baktığımızda insanların savaş, terör vb. sebeplerle ülkelerini terk ederek başka ülkelere sığınma taleplerinde çok büyük bir artış olduğu görülmektedir. Göç eden insanların büyük bir kısmını çocuklar oluşturmaktadır ve yaşlarının küçük olmasından dolayı göç esnasında ve sonrasında yetişkinlere göre daha çok sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Türkiye'ye gelen refakatsiz çocuk sayısındaki artış, Türkiye'nin bu çocukları sığınma politikasına dâhil etmesine neden olmuştur. Devlet tarafından belirli kuruluşlarda ve kamplarda koruma ve bakım altına alınmışlardır. Bu kuruluş ve kamplar, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından koordine edilmektedir. Bu çalışmada, Çocuk destek merkezlerinde koruma ve bakım altında bulunan refakatsiz çocukların sorunları ve Türkçe öğrenmelerinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya Ankara, Ağrı, Bilecik, Diyarbakır, Erzincan, Gaziantep, İstanbul, Şanlıurfa, Van ve Yozgat illerinde hizmet veren Çocuk destek merkezlerinde koruma ve bakım altında bulunan 208 refakatsiz çocuk ve 81 personel katılmıştır. Yapılan anketlerden elde edilen nicel veriler SPSS 24.0 paket programına işlenerek analiz edilmiştir. Nitel veriler ve görüşme formları ise nitel olarak değerlendirilmiştir.
Sınıf eğitimi alanında yapılan lisansüstü tezlerin öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı Türkiye`de 2013-2018 yılları arasında sınıf eğitimi alanında yapılmış lisansüstü tezlerin incelenerek öğretmen görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesidir. Bu temel amaç doğrultusunda, tezler yayınlandıkları yıl, yöntemi, veri toplama araçları, örneklem özellikleri, veri analiz teknikleri, konu alanları ve eğitim-öğretim sürecine katkısı açısından değerlendirilmiştir. Öğretmenlere görüşme tekniği yoluyla 5 sorudan oluşan sınıf eğitimi alanında yapılmış lisansüstü tezlere yönelik görüşleri sorulmuştur. Tezler betimsel yaklaşım çerçevesinde doküman incelemesi yapılarak incelenmiş ve her bir tez Küçükoğlu ve Ozan (2013) tarafından sınıf eğitimine yönelik olarak geliştirilen "Sınıf Öğretmenliği Alanındaki Lisansüstü Tezlere Yönelik Bir İçerik Analizi" makalesinde kullanılan "Tez Sınıflama Formu" kullanılarak içerik analizine tabi tutulmuştur. Daha sonra öğretmenlere görüşme tekniği ile lisansüstü tezlere yönelik görüşleri sorulmuştur. Çalışmada YÖK Ulusal Tez Veri Tabanında yer alan ve tam metin olarak ulaşılabilen sınıf öğretmenliği bilim ya da ana bilim dalındaki tezler çalışma kapsamına alınmış olup, çalışma 2013-2018 yılları ile sınırlandırılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre tezlerin çoğunluğunun nicel çalışmalar olduğu, en çok çalışmanın 2015 yılında yapıldığı, betimsel tarama türünde olduğu, tezlerde çoğunlukla anket ya da likert tipi ölçeklerin kullanıldığı, öğretmenler ve ilköğretim 1-5 öğrencileriyle çalışıldığı ve veri analizi tekniği olarak kestirimsel istatistiklerin kullanıldığı belirlenmiştir. Ayrıca incelenen tezlerin sırasıyla en çok öğretmen alan bilgisi, Türkçe eğitimi ve hayat bilgisi alanlarında yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmelerde öğretmenlerin daha çok sınıf yönetimi ve özel eğitim çalışılması gerektiğini, lisansüstü çalışmaların yöntem geliştirmeye ve eğitim öğretime katkısının çoğu öğretmen tarafından olumlu değerlendirdiği, bilimsel gelişmelere uygunluğu konusunda olumlu olduğunu, sınıf içi uygulamalarda çoğu katılımcının teorik olduğu ve uygulanabilirliğinin olmadığını belirtmişlerdir.
Okuma çemberi yönteminin ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerininokuduğunu anlama başarılarına, okuma motivasyonlarına ve okuma tutumlarına etkileri
Bu araştırmada okuma çemberi yönteminin ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama başarılarına, okuma motivasyonlarına ve okuma tutumlarına etkilerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma 2024-2025 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde Türkiye'nin batı illerinden birinin ilçesinin devlet okulunda üçüncü sınıflarda öğrenim gören 50 öğrenci ile 12 hafta süresince gerçekleştirilmiştir. Araştırmada karma yöntem desenlerinden açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutu ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel model ile nitel boyutu ise durum araştırması olarak desenlenmiştir. Araştırmanın nicel verilerinin elde edileceği katılımcı grubu araştırma yapılan okulun üçüncü sınıflarından küme örnekleme yöntemiyle iki şube olarak belirlenmiştir. Nitel verilerinin elde edileceği katılımcı grubunu, araştırmanın deney grubu arasından amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemiyle belirlenmiş 9 öğrenci oluşturmuştur. Öğretim süreci deney grubunda okuma çemberi yöntemiyle zenginleştirilerek, kontrol grubunda ise mevcut Türkçe öğretim programının okuma etkinlikleri ile sınırlı olarak sürdürülmüştür. Nicel verileri elde etmek amacıyla "Okuduğunu Anlama Başarı Testi", "Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği" ve "Okuma Motivasyonu Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen nicel veriler ANCOVA ve bağımsız gruplar t-testi ile analiz edilmiştir. Nitel veriler "Deneysel Uygulamaları ve Bireysel Gelişimi Değerlendirme Formu" ile elde edilerek içerik analiziyle çözümlenmiştir. Okuma çemberi yönteminin üçüncü sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama başarılarına olumlu yönde etki ettiği, okuma tutumlarına etki etmediği, okuma motivasyonlarının uyum alt faktöründe artış oluşturduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Nitel verilerden elde edilen bulgulara göre öğrenciler okuma sıklıklarının arttığını, aktif olarak katılım gösterdikleri süreçte eğlenceli hissetiklerini, sorumluluk ve yaratıcılık gibi üst düzey düşünme becerilerinin geliştiğini ifade etmişlerdir.
İlkokul dördüncü sınıf Türkçe dersinde yaratıcı yazma uygulamalarının öğrencilerin Türkçe dersi tutumu, yazma tutumu ve yaratıcı yazma becerileri üzerine etkisi
Bu araştırmada, ilkokul dördüncü sınıf Türkçe dersinde gerçekleştirilen yaratıcı yazma uygulamalarının öğrencilerin Türkçe dersi tutumuna, yazma tutumuna ve yaratıcı yazmalarına olan etkisinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu deneysel desene göre gerçekleştirilmiştir. Araştırma 2018-2019 eğitim öğretim yılında Yozgat ili Sorgun ilçesi Şehit Önder Muratoğlu İlkokulu ve Milli Egemenlik İlkokulunda yürütülmüştür. Deney grubunda 40 öğrenci kontrol grubunda 40 öğrenci olmak üzere toplam 80 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Deneysel süreçte yaratıcı yazma etkinlikleri kullanılmıştır. Deney grubunda yaratıcı yazma etkinlikleri yapılmıştır. Etkinlikler haftada iki saat olmak üzere 10 hafta boyunca toplam 20 saat uygulanmıştır. Kontrol grubunda Türkçe programı ve buna bağlı yazma çalışmaları uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yazmaya yönelik tutum ölçeği, Türkçe dersi tutum ölçeği ve yaratıcı yazma için değerlendirme ölçütleri formu kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde t-testi, standart sapma, aritmetik ortalama kullanılmıştır. Yapılan araştırma neticesinde şu sonuçlara ulaşılmıştır: * Bağımsız gruplar için t testi sonucunda, deney grubu ile kontrol grubu Türkçe dersi tutum ölçeği son test puanlarının anlamlı olarak farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Türkçe derslerinde uygulanan yaratıcı yazma uygulamalarının öğrencilerin Türkçe dersi tutumlarında anlamlı bir artışa neden olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). * Bağımsız gruplar için t testi sonucunda, deney grubu ile kontrol grubu yazma tutum ölçeği son test puanlarının birbirinden anlamlı olarak farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Türkçe derslerinde uygulanan yaratıcı yazma uygulamalarının öğrencilerin yazma tutumlarında anlamlı bir artışa neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır (p<0,05). * Deney grubu öğrencilerinin yaratıcı yazma son test puanları, kontrol grubu öğrencilerinin yaratıcı yazma son test puanlarından anlamlı farklılık göstermektedir. Türkçe derslerinde uygulanan yaratıcı yazma uygulamalarının öğrencilerin yaratıcı yazmalarında anlamlı bir artışa neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Yazma, Yaratıcı Yazma, Türkçe Dersi, Dördüncü Sınıf
İlkokul birinci sınıf hayat bilgisi dersinde oyun tabanlı öğretimle öğrencilerin güvenlik kurallarına uyma becerilerinin geliştirilmesi
Alanyazın incelendiğinde bireylerin güvenlik kuralları açısından farkındalık düzeylerinin düşük olduğu, bu nedenle kuralların uygulanmasında sorunların olduğu görülmektedir. Bu sorunlardan kaynaklı olarak yaralanmalar ve hayati kayıplar meydana gelebilmektedir. Hayati önem taşıyan bu konunun bireylere erken yaşlarda kazandırılmasının önemli olduğu düşünülmektedir. Bu doğrultuda ilkokul birinci sınıf hayat bilgisi dersinde oyun tabanlı öğretimle öğrencilerin güvenlik kurallarına uyma becerilerinin, bu araştırma kapsamında eylem araştırması yöntemiyle geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim-öğretim yılının ikinci yarıyıl döneminde Yozgat ili Şefaatli ilçesinde bir ilkokulda uygulanmıştır. Uygulamaya 13 öğrenci katılmıştır. Araştırmada eylem araştırması deseni işe koşulmuştur. Eylem araştırması süreci; sorunun bulunması (tanılama), sorunun tanımlanması (tanımlama), çözümlerin geliştirilmesi (geliştirme), çözümlerin uygulanması ve sonuçların değerlendirilmesi (uygulama ve değerlendirme), araştırmanın yeterliliğinin tartışılması, araştırma amacına ulaştıysa sonuçların paylaşılması aşamalarından oluşmaktadır. Öğrencilerin güvenlik kurallarına uyma becerilerinin kazandırılmasına yönelik özgün ve eğitsel bir dijital oyun olan Güvenli Hayat Dijital Eğitsel Oyunu (GHDEO) geliştirilmiştir. Bunu yanı sıra öğrencilerin güvenli hayat becerilerinin ölçülmesine yönelik akademik başarı testi geliştirilmiştir. Uzman görüşleri alınarak son şekli verilen test, öğrencilere ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Araştırma sürecinde dört eylem adımı uygulanmıştır. Bu süreçte araştırmacı gözlem yapmış ve araştırmacı günlüklerini tutmuştur. Uygulama sonrasında öğrenciler oyun ile ilgili çizim yapmıştır. Ayrıca her bir öğrenci ile görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada elde edilen gözlem, görüşme ve araştırmacı günlüklerinden elde edilen veriler NVivo 12 yazılımıyla analiz edilmiştir. GHEDO'yu oynarken öğrenciler oldukça dikkatlidir. Oyun karakteri, puan, ilerleme çubuğu gibi GHEDO'daki oyun bileşenleri ile ilgili detayları fark etmişlerdir. Trafikte yolu yıldızlı, şeritli, çalışma yapılan yol olarak ayırmışlar; yaya geçidi, üst geçit, trafik ışığı gibi detayları da çizmişlerdir. Ayrıca öğrencilerin büyük bir kısmı görüşmelerde ulaşılmak istenen kazanımlara uygun cevaplar vermişlerdir. Bu durum akademik başarı testiyle benzer sonuçlar sağlamaktadır. Ön ve son test olarak uygulanan akademik başarı testine ilişkin veriler Wilcoxon Signed Ranks Test ile SPSS 24 programında analiz edilmiştir. Bu testin bulgularına göre ön test puanlarından son test puanlarına doğru anlamlı bir artışın olduğu görülmüştür. Dolayısıyla yapılan bu çalışmanın öğrencilerin akademik başarıları açısından verimli olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Güvenli Hayat, Dijital Oyun, Hayat Bilgisi, Mobil Öğrenme
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin uzunlukları ölçme konusundaki farklı problem türlerine yönelik akıl yürütme tiplerinin incelenmesi
Bu araştırma ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin uzunlukları ölçme konusundaki farklı problem türlerinde kullanmaları gereken akıl yürütme tiplerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim öğretim yılında Yozgat ili Sorgun ilçe merkezinde bulunan, iki farklı ilkokulda görev yapan araştırmaya katılmaya gönüllü iki 4. sınıf öğretmeni ve bu öğretmenlerin sınıflarında bulunan 50 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma nitel araştırma yöntemi içerisinde yer alan, durum çalışması deseni olan iç içe geçmiş çoklu durum çalışması şeklinde olduğundan, verilerin toplanması ve analiz edilmesi belli bölümlere ayrılmıştır. Uygulama yapılan iki sınıftan başarılı, orta ve alt düzey akademik başarısı olan öğrencilerden üçer tane öğrenci ile uygulama yapılan problemler üzerine mülakat yapılmıştır. Bu öğrencilerden, uygulaması yapılan problemleri "Nasıl çözdükleri" sorularak sesli bir şekilde anlatmaları istenmiştir. Seçilen öğrencilerin Akıl Yürütme Testinde (AYT) hangi soruda ne tip akıl yürütmeler kullandıkları belirlenmiştir. Öğretmenler ile problem türleri, akıl yürütme ve akıl yürütme tipleri üzerine mülakatlar yapılmıştır. Her iki sınıfta da uzunlukları ölçme konusunun anlatıldığı hafta boyunca ders gözlemleri yapılmıştır. AYT sonucu elde edilen veriler öğrencilerin problem türlerine göre hangi akıl yürütme tiplerini kullandıklarını göstermiştir. Mülakatlardan elde edilen veriler nitel betimsel analiz yöntemine göre analiz edilerek sunulmuştur. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre katılımcı sınıf öğretmenlerinin derslerinde çoğunlukla müfredat bağımlı ve rutin problemler kullandıkları ve üst düzey akıl yürütmeler gerektiren problemlere yer vermekten kaçındıkları görülmüştür. Ayrıca her iki öğretmen tarafından ders sürelerinin konu anlatımları ve farklı problem çözümleri için yetmediği düşünülmektedir. Bu durum düşünüldüğünde öğretmenlerin çeşitli nedenlerle (öğrenci seviyeleri arasında farklar, süre-zaman problemi v.b.) farklı problemlere derslerinde yer vermediği görülmüştür. Ancak öğrencilerin farklı türden problemlerin çözümünde başarılı olabilmeleri için benzer problem durumlarıyla sınıf ortamında karşılaşmaları gerekmektedir. Bu bağlamda araştırma sonuçları farklı sınıf seviyelerinde öğretmenlerin problem içeriği olarak müfredat bağımlı ve rutin problemler kullandıkları sonucuna ulaşan çalışmaları desteklemektedir. Bunun yanı sıra günlük yaşam problemleri, rutin olmayan ve müfredat bağımsız problemlerin ise derslerde kullanılmadığı görülmüştür. Bu durum ders kitaplarında farklı türden problemlere yer verilmesinin önemini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Akıl Yürütme, Akıl Yürütme Tipi, Problem Çözme, Problem Türleri, Uzunlukları Ölçme
Mühendislik tasarım süreci etkinliklerinin sınıf öğretmen adaylarının Fen Teknoloji Mühendislik Matematik (FeTeMM) farkındalıklarına ve mühendis algılarına etkisi
Bu araştırmanın amacı FeTeMM uygulama yollarından biri olan Mühendislik Tasarım Süreci (MTS) etkinlikleri ile sınıf öğretmeni adaylarının FeTeMM farkındalıklarını ve mühendislik algılarını geliştirmek, uygulama sonucunda sınıf öğretmen adaylarının etkinlikler ile ilgili görüşlerini almaktır. 2018-2019 eğitim-öğretim yılı, güz döneminde gerçekleştirilen bu çalışma karma model olarak desenlenmiştir. Araştırmaya Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan bir üniversitenin sınıf eğitimi anabilim dalı programı 2. sınıfta öğrenim gören 39 öğretmen adayı (28 kız, 11 erkek) katılmıştır. Araştırmanın uygulanması ve verilerin toplanması Fen ve Teknoloji Laboratuvarı I dersi kapsamında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel ve nitel veri toplama teknikleri kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak "FeTeMM Farkındalık Ölçeği (FFÖ)" ve "Bir Mühendis Çiz Testi (BMÇT)" kullanılmıştır. Ayrıca uygulama bitiminde öğrencilerin uygulamaya yönelik yazılı görüşleri alınmıştır. Toplamda 9 hafta süren uygulama sürecinde 7 adet MTS etkinliği yapılmıştır. Nicel veriler Statistical Package for Social Sciences(SPSS) programında ve nitel veriler ise içerik analizi ile çözümlenmiştir. Sonuç olarak öğretmen adaylarının toplam FeTeMM farkındalık puanları ile FeTeMM'in Öğrenciye Yönelik Etkisi, Derse Yönelik Etkisi ve Öğretmene Yönelik Etkisi alt boyutlarında pozitif yönde bir değişim görülmüştür. BMÇT son uygulamasında kadın mühendis çizen öğretmen adaylarının sayısında bir artış görülmüştür. Ayrıca BMÇT son uygulamasında mühendislerin sahip olması gereken özellikler konusunda öğretmen adayları daha fazla görüş bildirmişlerdir. Araştırma sonuçları eğitimcilere ve araştırmacılara yol gösterecektir. Anahtar Kelimeler: Sınıf Öğretmen Adayları, FeTeMM Farkındalığı, Mühendis Algısı, Mühendislik Tasarım Süreci
İlkokul ikinci sınıf öğrencilerinin sayı hissi düzeylerinin ADDIE öğretim tasarımı temelinde geliştirilmesi
Sayı hissi, bireylerin matematiksel hesaplamalarında, zihinsel becerilerinde, eğitim hayatlarının ve günlük yaşamlarının tüm dönemlerinde önemli bir yere sahiptir. Matematik eğitiminde sayı hissi olarak çok fazla araştırma yapılmış; sayı hissinde bireylerin üstün ya da zayıf yönleri ortaya konulmuştur. Yapılan araştırmalarda genellikle sayı hissinde bireylerin düzeyleri ve yaşadığı güçlükler tespit edilmiştir. Araştırmalarda sayı hissinde ortaya konulan sorunlara yeterince çözüm getirilememiştir. Sayı hissi düzeylerini geliştirmemekten kaynaklı sorunların giderilmesi için araştırmanın amacı ilkokul ikinci sınıf öğrencilerinin öğretim tasarımı ile sayı hissi düzeylerini geliştirmek olarak belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda 2018-2019 eğitim-öğretim yılının ikinci yarıyılında, Yozgat ili bir köy ilkokulunda 20 öğrenci ile yapılan araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması kullanılmıştır. Öğrenci grubunun belirlenmesinde ise nitel araştırma yaklaşımlarından rastgele olmayan örneklem türlerinden amaçlı örnekleme yöntemi temel alınmıştır. Öğrencilerin sayı hissi düzeylerini geliştirmek için uzman görüşleri doğrultusunda öğretim tasarımı modeli, ABT (Akademik Başarı Testi) ve SHT (Sayı Hissi Testi) geliştirilmiştir. Öğrencilerin soru ve bileşenlerde sayı hissi alanında eksiklerinin belirlenmesinde, problemleri çözerken kullandıkları stratejilerin tespit edilmesinde ve öğretim tasarımının eylem adımlarının değerlendirilmesinde öğretim hedefleri doğrultusunda oluşturulan belirtke tablosu temel alınarak ortaya çıkan madde havuzu uzman görüşüne sunularak sayı hissi ve akademik başarı testi geliştirilmiştir. Ayrıca araştırma sürecinde akademik başarı testi, sayı hissi testi ve araştırma eylem adımlarının tüm süreçlerinde dört sayı hissi bileşeni temel alınmıştır. Akademik başarı testinde ve eylem adımının uygulanması sürecinde kullanılan sayı hissi testindeki sorulara verilen cevaplar hem doğruluk hem de kullanılan çözüm stratejisi (sayı hissi stratejisi/kural temelli strateji) açısından analiz edilmiş akademik başarı testi ve sayı hissi testi puanı hesaplanmıştır. Sayı hissi testinde kullanılan stratejileri derinlemesine incelemek amacıyla sayı hissi puanlarına göre dokuz eylem adımından sonra her eylem adımında altı öğrenci ile olmak üzere toplam 54 görüşme yapılmıştır. Görüşmelerde öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşme yapılarak öğrencilere sayı hissi testinden seçilen sorular yöneltilmiş ve öğrencilerden bu soruların çözümünde kullandığı çözüm yollarını açıklamaları istenmiştir. Araştırma süreci gözlem, görüşme, akademik başarı testi, sayı hissi testi ve öğrenci etkinlik kitabı ile veriler toplanmıştır. Verilerin analizi tümevarımsal yöntemle yapılmış, gözlem ve görüşmelerden elde edilen verilerin analizi NVivo 12 yazılımıyla yürütülmüş, öğrencilerin sayı hissi düzeylerinde hem yazılı hem sözlü yanıtlarında anlamlı düzeyde gelişme olduğu görülmüştür. Ayrıca ön ve son testten (akademik başarı testinden) elde edilen verilerde ise Wilcoxon işaretli sıralar testinden yararlanılmış, öğrencilerin sayı hissi düzeylerinde fark puanlarının sıra ortalaması ve toplamları dikkate alındığında, gözlenen bu farkın pozitif sıralar yani son test puanı lehine olduğu görülmüştür. Bununla birlikte katılımcıların akademik başarı puanları, dönemsel not ortalamaları ve ikinci dönem not ortalamaları arasındaki ilişki Pearson çarpım moment korelasyon katsayısıyla (r) incelenmiştir. Bu bulgulara göre öğrencilerin akademik başarı testindeki başarıları ile hem dönemsel not ortalama hem de ikinci dönem başarıları arasında pozitif yönlü, yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Matematik, Sayı Hissi, Sayı Hissi Stratejisi, Kural Temelli Strateji, Öğretim Tasarımı ve Model.
Matematiksel problem çözmede mobil uygulamalarla yapı iskelesi ve ipucu kullanımının ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve bilişsel yüklerine etkisi
Bu araştırma kapsamında ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin matematiksel problem çözmede karşılaştıkları zorlukları ve yaptıkları hataları en az seviyeye indirmek ve öğrencilere öğretmen ve akran desteği olmadan mobil teknolojinin yapı iskelesi ve ipucu kullanılarak sağlayacağı destek için Problem Çözme Eğitsel Yazılımı (ProÇEY) geliştirilmiştir. Eğitsel yazılımın kullanılması ile öğrencilerin akademik başarılarına ve bilişsel yüklerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda 2019 – 2020 eğitim- öğretim yılı güz döneminde ilkokul üçüncü sınıfta öğrenim gören 130 katılımcıyla uygulama gerçekleştirilmiştir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden deneysel model esas alınarak desenlenmiştir. Araştırmanın amacı kapsamında ProÇEY iki deney bir kontrol grubu ile yürütülmüştür. Her bir grup için seçkisiz örnekleme yöntemlerinden, basit seçkisiz örnekleme (simple random sampling) ile atama yapılmıştır. Eğitsel yazılımda, Pólya'nın problem çözme basamakları dikkate alınarak tam çözümlü, yarı çözümlü ve çözülmemiş örnekler işe koşulmuştur. Araştırmanın Deney 1 grubunda, tam çözümlü, yarı çözümlü ve çözülmemiş örnekler yapı iskelesi ile hazırlanan yazılımla; Deney 2 grubunda tam çözümlü ve çözülmemiş örnekler ipucu desteğiyle hazırlanan yazılımla sunulmuştur. Araştırmanın Kontrol grubunda ise tam çözümlü ve çözülmemiş örnekler desteksiz ortamda sunulmuştur. Veri toplama aracı olarak yüz kaygısı ölçeği (face anxiety scale), zihinsel çaba ölçeği (mental effort scale), görevi tamamlama hızı (speed task) ve akademik başarı testi kullanılmıştır. Verilerin analizinde 3x2 Karma ANOVA (Two-Way Mixed ANOVA) ve Bağımlı Örneklem t Testi işe koşulmuştur. Elde edilen veriler SPSS 25 programında analiz edilmiştir. Araştırmada akademik başarı testinden elde edilen verilere göre grupların ön test puanlarından son test puanlarına doğru artışın birlikte etkileşiminin anlamlı düzeyde bir farklılık oluşturduğu görülmüştür. Gruplar arasında ise anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Bu bulguya göre Deney 1 grubunda yönlendirici olan desteğin akademik başarı üzerinde etkili olduğu ve ön testten son teste doğru bir artış gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada yüz kaygı ölçeğinden elde edilen nicel bulgulara göre grupların çoklu etkileşimleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bulgular doğrultusunda yazılımda kullanılan yapı iskelesi ve ipucu desteğiyle, katılımcıların kaygı durumlarının her sorunun yapısına göre değişmesine neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada bilişsel yüklerin ölçülmesinde zihinsel çaba ölçeğinden elde edilen bulgular doğrultusunda Deney 1 grubundaki katılımcıların ProÇEY'de kullanılan yapı iskelesinin ölçümlerin hemen hemen hepsinde Deney 2 ve kontrol grubuna göre daha fazla zihinsel çaba harcadığı sonucuna ulaşılmıştır. Çözümlü ve yarı çözümlü sorularda zihinsel çabanın fazla olduğu, çözümsüz sorularda ise zihinsel çabanın az olduğu görülmüştür. Görevi tamamlama hızlarından elde edilen bulgular doğrultusunda çözümsüz örneklerde Deney 1 grubu daha az zaman harcarken kontrol grubu daha fazla zaman harcamaktadır. Bu bulgudan yola çıkarak; ProÇEY'de kullanılan yapı iskelesinin katılımcıların mobil ortamda harcadıkları zamanı çözümlü örneklerde artırdığı, desteğin azalmasıyla birlikte çözümsüz örneklerde katılımcıların örnek üzerinde geçirdiği zamanı azalttığı söylenebilir. Dolayısıyla Deney 1 grubunun çözümlü ve yarı çözümlü sorular üzerinde daha fazla zihinsel çaba ve zaman harcaması durumunda bilişsel yüklerinin artmasının, çözümsüz sorularda ise bilişsel yüklerinin azalmasının bir sonucu olarak akademik başarılarında bir artış olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: İlkokul, Problem Çözme, Mobil Uygulama, Yapı iskelesi, İpucu, Bilişsel Yük, Akademik Başarı.
Covid-19 küresel salgın sürecinin öğretim ve öğrenme üzerindeki etkisine yönelik öğretmen görüşleri
COVID-19 salgınının görülmesi ile birlikte salgının kontrol altında tutulması için Türkiye'de 13 Mart 2020 tarihinde okullarda yüz yüze eğitime ara verilmiş olup 2021-2022 eğitim öğretim yılı başına kadar eğitim öğretim faaliyetleri ağırlıklı olarak uzaktan yürütülmüştür. Bu araştırmada COVID-19 salgınının öğretim ve öğrenme üzerindeki etkisine yönelik öğretmen görüşlerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu amaçla yakınsak paralel karma desende yürütülen araştırmanın çalışma grubunda 112 okul öncesi öğretmeni ile 425 sınıf öğretmeni olmak üzere toplam 537 öğretmen yer almaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilmiş anket ve yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen nicel verilerin, nitel verilerle derinlemesine incelenmesi sonucunda uzaktan eğitimin yüz yüze eğitim kadar etkili olmadığı, öğrencilerin bedensel, duygusal ve bilişsel yönden öğrenme ihtiyaçlarının tamamının karşılanamadığı, öğrenci ve öğretmenlerin sosyal izolasyon sebebiyle psikolojik iyi oluş hallerinin olumsuz etkilendiği ve öğretmenlerin iş yükünün arttığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Uzaktan eğitim sürecinde yaşanan teknolojik alt yapı ve araç gereç ile güvenli internet erişiminin yetersizliği, öğrenmeyi kolaylaştırıcı veli desteğinin olmayışı, öğrencilerin ilgi ve motivasyon eksiklikleri ve öğretmenlerin teknolojik aletleri kullanmadaki yetersizliği sorunlarının ise uzaktan eğitimin etkililiğini azalttığı belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçları göz önünde bulundurularak araştırma ve uygulamaya yönelik öneriler geliştirilmiştir.
İnsan hakları, yurttaşlık ve demokrasi dersinde web 2.0 araçları ile desteklenen yaratıcı drama yönteminin akademik başarı ve tutuma etkisi
Bu araştırma, İlkokul 4. sınıf İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi dersinin "Hak, Özgürlük ve Sorumluluk" ünitesinde yer alan kavram ve kazanımların öğretiminde yaratıcı drama yönteminin Web 2.0 araçları ile desteklenerek uygulanmasının öğrencilerin akademik başarı ve tutumuna etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, karma araştırma yöntemi desenlerinden iç içe gömülü deneysel desen doğrultusunda tasarlanmıştır. Araştırma, 2021-2022 eğitim öğretim yılı güz döneminde, Yozgat il merkezinde bulunan bir devlet okulunda öğrenim gören 26'sı deney grubunu, 27'si kontrol grubunu oluşturan 53 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi Akademik Başarı Testi", İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi Tutum Ölçeği" ve yansıtma raporları ile toplanmıştır. Uygulamada, 10 hafta boyunca kontrol grubu öğrencileri mevcut öğretim programı doğrultusunda öğrenim görürken, deney grubu öğrencileriyle Web 2.0 araçları ile desteklenen yaratıcı drama etkinlikleri ile dersler gerçekleştirilmiştir. Nicel veriler bağımsız örneklem t-testi ve ANOVA ile nitel veriler ise içerik analizi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel bulguları doğrultusunda deney gurubu öğrencileri ve kontrol gurubu öğrencilerinin akademik başarı puanları arasında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Derse yönelik öğrenci tutumlarının bulgularında ise zaman değişkeni açısından istatistiksel olarak bir farklılık bulunurken, yöntem değişkeni açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır. Nitel verilerin bulgularına göre deney grubu öğrencileri deneysel işlem sürecinde çok eğlendiklerini, yaratıcı drama etkinliklerini çok sevdiklerini, Web 2.0 araçları ile yapılan etkinlikleri yararlı bulduklarını ve insan haklarına yönelik birçok bilgi öğrendiklerini ifade etmişlerdir. Araştırma sonuçlarından hareketle İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi eğitiminde öğrencilerin akademik başarıları ve derse yönelik tutumlarına katkı sağlamak amacıyla Web 2.0 araçları ile desteklenen yaratıcı drama yönteminden faydalanılabilir.
Geometri öğretiminde ters-yüz öğrenme modeli uygulamasının etkilerinin incelenmesi
Bu araştırma, ters yüz öğrenme modelinin 4. sınıf geometri öğretiminde kullanılmasının öğrencilerin geometrik düşünme düzeyleri, derse yönelik tutum ve akademik başarılarına etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, ters yüz öğrenme modeline ilişkin öğrenci görüşleri incelenmiştir. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılının ikinci yarısında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın modeli karma yöntem olarak belirlenmiştir. Araştırma Doğu Anadolu Bölgesinde Bitlis ilinin bir içesinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir ilkokulda 4. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda çalışmaya 21 deney, 21 kontrol grubu olmak üzere toplamda 42 ilkokul öğrencisi katılmıştır. Araştırmada geometri öğrenme alanına ait kazanımlar deney grubuna ters yüz öğrenme modeli ile, kontrol grubuna matematik ders kitabındaki etkinlikler ile öğretim yapılmıştır. Araştırmanın süresi 5 haftadır. Araştırmada nicel ve nitel veri toplama teknikleri birlikte kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri Üç Boyutlu Geometrik Düşünme Testi, Matematik Etkinliklerine Yönelik Tutum Ölçeği ve Akademik Başarı Testi kullanılarak, nitel veriler ise yarı-yapılandırılmış görüşme soruları ve matematik günlükleri aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın normal dağılım göstermeyen verileri için non-parametrik testlerden Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Mann-Whitney U testi, normal dağılım gösteren veriler için bağımsız örneklem t-Testi kullanılmıştır. Nitel veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonunda, öğrencilerin Üç Boyutlu Geometrik Düşünme Test'i son test puanlarında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Deney grubu öğrencilerinin matematik etkinliklerine yönelik tutum ön test-son test puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunurken, kontrol grubu öğrencilerinin matematik etkinliklerine yönelik ön test-son test puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ayrıca, deney ve kontrol grubu öğrencilerin akademik başarı puanları arasında bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin ters yüz öğrenme modeline ilişkin olumlu görüşleri etkinlikler, eğlenceli sınıf ortamı, videoları istedikleri zaman tekrar izleyebilme, sınavlara hazırlık olduğu tespit edilmiştir. Ancak öğrencilerin ters yüz öğrenme modeline ilişkin olumsuz görüşleri teknik sorunlar, grup çalışmaları ve videoları izlerken anlamadığı kısımlarda soru soramamaları olarak belirlenmiştir. Ayrıca öğrenciler, dersleri öğretmenden öğrenmek istediklerini belirtmişlerdir.
4. sınıf öğrencilerinin cebirsel düşünme yapılarının gelişimini amaçlayan bir öğretim deneyi
Bu araştırmada, 4.sınıf öğrencilerinin cebirsel düşünme yapılarının gelişimleri hedeflenmiş ve bu amaçla erken cebir öğretimi uygulanmıştır. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden öğretim deneyi modeli gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar amaçlı örneklem yolu ile belirlenerek çalışmaya dahil edilmişlerdir. Öğretim deneyi kapsamında 14 oturumluk sayı ve şekil örüntülerinin yer aldığı genişleyen örüntü çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Öğretim deneyi süresince öğrencilerin cebirsel düşünme yapılarını incelemek amacıyla odak grup görüşmeleri, katılımcı olmayan gözlem, öğrenci çalışma kağıtları, video ve ses kayıtları ile veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler betimsel analiz yolu ile analiz edilmiştir. Çalışmada öğrenciler örüntüyü devam ettirme, genişletme, eksik bırakılan öğeyi tamamlama ve örüntü kuralını tanımlama çalışmaları gerçekleştirmişlerdir. Öğrencilerin gerçekleştirmiş oldukları örüntü çalışmalarında ise yazılı, sözel, matematiksel ve görsel temsilleri kullandıkları görülmüştür. Çalışma sonucunda, gerçekleştirilen öğretim deneyinde öğrencilerin sayma, modelleme, yinelemeli, bütüne genişletme, içeriksel ve doğrusal stratejileri kullanarak genellemeye vardıkları görülmüştür. Bunun yanı sıra, öğrencilerin ulaşmış olduklarını genellemelerini doğrulamada şekilsel/görsel, sayısal ve cebirsel stratejilerini kullandıkları görülmektedir. Öğrencilerin ortaya çıkan fonksiyonel düşünmeleri incelendiğinde ise yinelemeli, kovaryasyonel ve ortak değişkenli düşünmelerinin etkili olduğu görülmektedir. Bu sonuçlar doğrultusunda araştırmada gerçekleştirilen erken cebir öğretim deneyinin öğrencilerin cebirsel düşünme yapılarının çeşitli bileşenler bağlamında etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.