Kütahya Dumlupınar University
Enstitü

Lisansüstü Eğitim Enstitüsü

Kütahya Dumlupınar University

853

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir okul öncesi sınıfında hazırlanan yazı farkındalığı merkezi ve etkinlikleri yoluyla çocukların yazı farkındalığı becerilerinin geliştirilmesi

Bu araştırmanın amacı bir okul öncesi sınıfında hazırlanan yazı farkındalığı merkezi ve etkinlikleri yoluyla çocukların yazı farkındalığı becerilerine etkisinin incelenmesidir. Araştırma, eylem araştırması deseni kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmacı, öğretmen-araştırmacı rolündedir. Ankara ili Yenimahalle ilçesinde bir anaokulundaki 60-72 ay arası 16 çocuk, öğretmen araştırmacı ve İnandırıcılık Komitesi üyeleri çalışmanın katılımcılarını oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri iki eylem planı geliştirilerek 33 gün boyunca, 09.10.2024 tarihinden 09.12.2024 tarihine kadar düzenli olarak uygulanan yazı farkındalığı merkezi etkinlikleriyle toplanmıştır. Araştırmanın verileri, araştırmacı günlüğü, ses kayıtları, fotoğraf, araştırmacı notları, inandırıcılık komitesi görüşme kayıtları, Erken Okuryazarlık Becerilerini Değerlendirme Aracı ( EOBDA ) Yazı Farkındalığı Alt Testi olmak üzere çeşitli veri toplama araçları ile toplanmıştır. Nicel olarak elde edilen veriler Wilcoxon işaretli sıralar testi istatistiksel tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Nitel olarak elde edilen veriler ise tematik analiz tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Yapılan tematik analiz sonucunda yazı farkındalığı merkez etkinlikleri sonrasında çocukların; Yazının anlamı, kitap ve yazı organizasyonu, kelimeler, harfler ile ilgili becerilerini belirgin düzeyde geliştirdikleri, görülmüştür. Araştırma sonucunda yapılan istatistiksel analiz ile yazı farkındalığı merkez etkinliklerinin, çocukların yazı farkındalığı becerilerine yönelik bilgi ve becerilerini son test lehine geliştirdiği saptanmıştır. Ayrıca, çocukların yazı farkındalığı merkezi etkinliklerine Araştırma öncesinde ve başlangıcında ilgilerinin az, merkezde bulunan materyal kullanımında ve oyunlarında öğretmene desteğine ihtiyaç duyarken araştırmanın ilerleyen sürecinde çocukların merkeze ilgilerinin arttığı, materyal kullanımında ve oyunlarında daha bağımsız oldukları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Okuryazarlık, Erken Okuryazarlık, Yazı Farkındalığı, Yazı Farkındalığı Becerisi, Yazı Farkındalığı Merkezi.

Elif Kandaş Avcı
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elektronik Belge Yönetim Sistemi'nin kabulü ve kullanımı: Kütahya Dumlupınar Üniversitesi personeli üzerine bir uygulama

Elektronik Belge Yönetim Sistemi (EBYS), günümüz dijitalleşen dünyasında, dijital dönüşüm sürecinde önemli bir yer almaktadır. Kurumların belgeleri etkin bir şekilde yönetmesini sağlayan önemli bir araçtır. EBYS, kurumların bilgi birikimini artırmasına ve süreçlerini daha etkin yönetmesine olanak tanır. EBYS, belgelerin kolayca saklanmasını, erişilmesini, paylaşılmasını ve arşivlenmesini sağlar. Süreçlerin otomatikleştirilmesi iş süreçlerini hızlandırır. Organizasyonel verimliliği önemli ölçüde artırır. Maliyet kayıplarını minimuma indirir. Aynı zamanda, bilgilerin güvenli bir şekilde saklanması ve erişilebilir olması, kurumsal hafızanın korunması açısından büyük bir avantaj sağlar. Ayrıca, belgelerin dijital ortamda saklanması, yer ve zaman sınırlamaları olmaksızın kolay erişim imkânı sunar, bu da özellikle uzak lokasyonlarda çalışan personel için büyük bir avantaj sağlar. EBYS'nin başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için kullanıcı kabulü ve sistem adaptasyonu kritik bir öneme sahiptir. Kullanıcılar için sisteminin etkin bir şekilde kullanılabilmesi için gerekli eğitim programlarının düzenlenmesi, teknik destek modüllerinin etkin bir şekilde çalıştırılması oldukça önemlidir. Bu unsurlar hem bireysel hem de kurumsal düzeyde sistemin benimsenmesini ve kullanımını artıracaktır. Bu tez kapsamında, (EBYS)'nin kullanıcılar tarafından benimsenme sürecini etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla bir saha çalışması yapılmıştır. Çalışmada, performans beklentisi, sosyal etki ve hedonik motivasyonun davranışsal niyetler üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilirken; çaba beklentisi, kullanım kolaylığı, fiyat değeri ve alışkanlıkların istatistiksel olarak davranışsal niyetler üzerinde etkisiz kaldığı sonucuna ulaşılmıştır

Abdulkasım Gürpınar
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni Kamu Hizmeti anlayışı bağlamında Türkiye'de kolluk kuvvetlerinde yaşanan dönüşümün analizi

Son yıllarda kamu yönetimi anlayışında yaşanan dönüşümler, kamu hizmetlerinin sunum biçimini ve kamu kurumlarının işleyiş yapısını köklü bir şekilde değiştirmiştir. Bu değişim sürecinde öne çıkan Yeni Kamu Hizmeti (YKH) anlayışı, kamu yönetimini; vatandaş odaklılık, şeffaflık, hesap verebilirlik, katılımcılık ve etik değerlere bağlılık gibi ilkeler temelinde yeniden şekillendiren bir yaklaşım olarak ortaya çıkmıştır. Bu tez çalışmasının temel amacı, söz konusu anlayışın iç güvenlik alanında görev yapan kolluk kuvvetleri üzerindeki etkilerini incelemek ve bu bağlamda meydana gelen dönüşüm sürecini değerlendirmektir. Geleneksel kamu yönetimi paradigmasında devlet, kamu yararı doğrultusunda karar alan ve uygulayan merkezi bir otorite olarak konumlanmakta iken; Yeni Kamu Hizmeti yaklaşımında kamu yönetimi, vatandaşları yalnızca hizmet alan bireyler değil, kamu politikalarının oluşturulmasında etkin rol üstlenen paydaşlar olarak görmektedir. Bu paradigma değişikliği, kamu hizmeti sunumunda olduğu kadar güvenlik hizmetlerinin işleyişinde de önemli etkiler doğurmuştur. Bu çerçevede, kolluk kuvvetlerinden beklenen rol, yalnızca kamu düzenini sağlamakla sınırlı kalmayıp; toplumsal ihtiyaçlara duyarlı, şeffaf ve hesap verebilir bir kamu hizmeti sağlayıcısı olma yönünde evrilmiştir. Türkiye'de kolluk teşkilatını düzenleyen mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilen analizler ve literatür taraması doğrultusunda hazırlanan bu çalışmada, kamu hizmeti anlayışında yaşanan dönüşüm ile bu dönüşümün güvenlik hizmetlerinin sunucusu konumunda olan kolluk kuvvetlerine yansımaları kapsamlı biçimde ele alınmıştır. Kolluk kuvvetlerinin Yeni Kamu Hizmeti perspektifi doğrultusunda üstlendiği yeni sorumluluklar, karşılaştığı fırsatlar ve bu sürece eşlik eden yapısal dönüşüm gereklilikleri ayrıntılı olarak tartışılmıştır. Çalışma kapsamında yapılan değerlendirmeler neticesinde, kolluk kuvvetlerinin görevlerini yerine getirirken şeffaflık, hesap verebilirlik ve etkin sivil denetim ilkeleri doğrultusunda faaliyet göstermesini sağlayacak kurumsal ve hukuki mekanizmaların yeniden yapılandırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, temel hak ve özgürlüklerin keyfi müdahalelere karşı korunabilmesi adına kolluk teşkilatının yalnızca güç kullanan otorite temelli bir yapı olmaktan çıkarılarak, kamu yararını önceleyen, vatandaş odaklı hizmet sunan bir yapıya dönüştürülmesi önemle vurgulanmıştır. Bu bağlamda, Yeni Kamu Hizmeti anlayışının kolluk kuvvetlerine yüklediği sorumluluklar ve sunduğu fırsatlar değerlendirilmiş; kolluk hizmetlerinin demokratikleşme süreci içindeki rolü irdelenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, kolluk hizmetlerinin katılımcı, insan haklarına duyarlı ve kamu denetimine açık bir zemin üzerinde yeniden yapılandırılmasının zorunluluğu ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Kolluk Kuvvetleri, Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik, Toplum Destekli Kolluk, Vatandaş Odaklılık, Yeni Kamu Hizmeti.

Semra İdiz
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul öğrencilerinin bilimin doğasına yönelik görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırma, ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin bilimin doğasına (BD) dair algılarını ve kavrayışlarını derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. Yapışan araştırmalarda, erken yaşlarda şekillenen bilim anlayışlarının ilerleyen eğitim yıllarında kalıcı olabildiği ve yanlış anlamaların önüne geçmek için bu dönemin kritik bir fırsat sunduğu vurgulanmaktadır. Çalışmanın amacı, öğrencilerin bilimin geçici (değişebilir) yönü, kanıta dayalı yapısı, öznel boyutu, gözlem-çıkarım ilişkisi ve yaratıcı niteliği gibi beş temel boyutta hangi düzeyde farkındalığa sahip olduklarını ortaya koymaktır. Bu araştırmanın önemi, kuramsal olarak Thomas Kuhn'un paradigma kavramına ve bilimsel bilginin toplumsal, kültürel etkilerle şekillenebileceği fikrine dayanırken, pratik açıdan da müfredat, öğretmen eğitimi ve fen öğretimine yönelik uygulamalara ışık tutmayı hedeflemesinde yatmaktadır. Araştırma, nitel desende tasarlanmış ve belirli bir bölgedeki bir ilkokulda öğrenim gören üçüncü sınıf öğrencilerinden oluşan küçük bir örneklem üzerinde yürütülmüştür. Toplam katılımcı sayısı, sınırlı bir grup öğrenci olarak belirlenmiştir. Veri toplama sürecinde yarı yapılandırılmış görüşmeler kullanılmıştır. Çocukların bilimsel kavramlara ilişkin ifadeleri, kayıtlar aracılığıyla toplanmış ve içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Analiz sürecinde, öğrencilerin bilimi nasıl tanımladıkları, deney ve gözlem sonuçlarını nasıl yorumladıkları ve bilim insanlarının çalışmalarındaki yaratıcı ya da öznel unsurları ne ölçüde fark ettikleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bulgular, öğrencilerin önemli bir bölümünde bilimin geçici doğasını kavramakta zorluk, kanıta dayalı süreçlerin ayrıntılarını yeterince fark edememe ve öznel faktörlerin bilimsel sonuçlar üzerindeki etkisine yönelik sınırlı anlayış bulunduğunu göstermektedir. Gözlem ve çıkarım arasındaki ilişkide, az sayıda öğrenci sistematik bir mantıksal bağ kurabilirken, yaratıcılığın bilimsel ilerleme açısından kritik olduğuna dair somut algılar da aynı şekilde sınırlı kalmıştır. Bu sonuçlar, erken yaşlardan itibaren daha bilinçli ve yansıtıcı BD öğretimi ihtiyacını ortaya koymaktadır. Bu çalışma, üçüncü sınıf düzeyinde BD kavrayışlarının nasıl şekillendiğini göstererek, fen eğitiminde açık-yansıtıcı yaklaşımların önemini vurgulamaktadır. Özellikle öğretmen eğitimi programları ve müfredat geliştirme süreçlerinde, öğrencilerin bilimsel süreçleri sadece "deney/gerçek" ikilisinden öte, sosyokültürel ve yaratıcı bir çerçeveyle birlikte görebilmelerine yönelik stratejilerin geliştirilmesine rehberlik edebilecek veriler sağlamaktadır. Böylece, bilimsel okuryazarlığı erken dönemde güçlendirmeye dönük uygulamalar için somut öneriler sunmaktadır.

Ece Yıldız
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yeni nesil karbon esaslı nanomalzemelerin üretimi, karakterizasyonu ve endüstriyel uygulaması

Karbon esaslı nanomalzemeler, enerji depolama ve dönüşüm sistemlerinde geniş yüzey alanı, yüksek iletkenlik gibi özellikleriyle dikkat çekmektedir. Çevre dostu olmaları ve maliyet avantajları, bu malzemelerin fosil yakıtlara alternatif olarak görülmelerini sağlamaktadır. Bu çalışmada, Modifiye Hummers, Ark-Deşarj (Arc-Dis) ve sodyum perkarbonat (SPC) yöntemleri kullanılarak karbon esaslı nanomalzeme olarak düşük katmanlı grafen (LLG) ve Pt nanoparçacık sentezi yapılmıştır. Üretilen LLG'nin, XRD analizi sonucunda Debye Schererr formülüne göre partikül boyutu yaklaşık olarak 31.74 nm olarak hesaplanmıştır ve Raman analizinde 7–8 katmanlı yapısı doğrulanmıştır. Elde edilen bu grafen, doğrudan metanol yakıt hücreleri (DMYH) için Pt nanopartiküllerin üretiminde kullanılmıştır. DMYH'ler için Pt@LLG ve Pt katalizörleri, metanol oksidasyonunda sırasıyla 57,73 ve 21,45 mA/cm² akım değerlerinin elde edilmesini sağlamıştır. Ayrıca, Arc-Dis yöntemiyle üretilen grafen ile polianilin (PANI) ve Pt nanopartikülleri kullanılarak kompozit bir yapı (PtPANI@Grafen) tasarlanmıştır. PtPANI@Grafen katalizörü ile metanol, etanol ve etilen glikol oksidasyonunda sırasıyla 72,55, 41,7 ve 42,38 mA/cm²'lik akım değerleri elde edilmiştir. Sonuçlar, elde edilen nanomalzemelerin doğrudan alkol yakıt hücreleri için etkili ve umut verici bir anot katalizörü olduğunu ortaya koymuştur. Üretilen malzemelerin maliyetleri değerlendirildiğinde, ciddi oranda bir ekonomik avantaja sahip oldukları söylenebilmektedir. Örneğin SPC ile üretilen grafenin üretim maliyetinin yaklaşık olarak 6 ₺, satış bedelinin ise yaklaşık olarak 4000-5000 ₺ olması beklenmektedir.

Vildan Erduran
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkeleri açısından Türkiye'de genel seçim sonuçlarının analizi (1983-2023)

Siyasal açıdan seçimler, vatandaşların irade beyanlarının devlet yönetimine yansımasıdır. Bu yönüyle seçimler, temsili demokrasiyi mümkün kılan en önemli unsurlardan biridir. Seçim olayının gerçekleşmesine ilişkin birçok teknik ayrıntı bulunmaktadır. Seçim uygulamalarına yön veren teknik ayrıntıların temel amacı adaleti (temsil) ve/veya faydayı (istikrar) sağlamaktır. Bu noktadan hareketle çalışmanın amacı, Türkiye'deki genel seçim uygulamalarının temsil ve istikrar düzeyini saptamak ve değerlendirmektir. Çalışma kapsamında, Türkiye'de 1983 ve 2023 yılları arasında gerçekleşen genel seçimler birer vaka olarak ele alınmış ve kronolojik bağlamda değerlendirilmiştir. Genel seçim sonuçları ve kurulan hükümetlere ilişkin veriler temsilde adalet ve yönetimde istikrar bakımından çözümlenmiştir. Ayrıca endeks ölçümleri ile seçimlerin ortalama orantısızlık düzeyi, seçim orantısızlık düzeyi, etkin parti sayısı ve siyasi partilerin oy gücü dağılımı belirlenmiştir. Türkiye özelindeki sonuçlardan hareketle, temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerinin ters yönde hareket ettiği görülmüştür. Ancak 6 Kasım 1983, 12 Haziran 2011 ve 1 Kasım 2015 seçimlerinde temsilde adalet ve yönetimde istikrar düzeyleri görece dengeli bir sonuç ortaya koymuştur. Bu bağlamda, Türkiye özelinde, seçimden birinci çıkan siyasi partinin sandalye oranının %50-60 arasında olması, seçim orantısızlık oranının %4-8 arasında olması ve parlamentodaki etkin parti sayısının 3'ten az olması koşullarında, temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerinin görece dengeli bir konumda yer aldığı söylenebilir.

Fikret Karakoç
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Finansal gelişme ve gelir eşitsizliği ilişkisi: Ülkelerin gelişmişlik düzeyi ekseninde Finansal Kuznets Hipotezi'nin ekonometrik analizi

Bu çalışmanın amacı, 2000-2021 yılları arasında farklı gelişmişlik düzeyine sahip ülke grupları için Finansal Kuznets Hipotezi'ni test etmek ve elde edilen bulguların ülkelerin gelişmişlik düzeyine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Bu amaçla, çalışmada "az gelişmiş", "gelişmekte olan", "gelişmiş" ülkeler örnek grupları ile bu grupların tamamından oluşan "tüm ülkeler" grubu olmak üzere dört örnek grubu oluşturulmuştur. Değişkenler arasındaki uzun ve kısa dönemli dinamik ilişkileri analiz etmek amacıyla Panel Otoregresif Dağıtılmış Gecikme (Panel ARDL) modeli ile Havuzlanmış Ortalama Grup Tahmincisi (PMG) kullanılmıştır. Sonuçların sağlamlığını kontrol etmek amacıyla U-Testi, İki Aşamalı Sistem Genelleştirilmiş Momentler Yöntemi (Two-Step System GMM), Sabit Etkiler (FE) ve Tesadüfi Etkiler (RE) modeli gibi güncel ekonometrik yöntemler kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, örnek gruplarının tamamı için Finansal Kuznets Hipotezi'nin geçerli olmadığını göstermektedir. Ancak, örnek grupları için Eşitsizlik Daraltıcı ve Eşitsizlik Genişletici Hipotez'leri destekleyen kanıtlar bulunmuştur. Eşitsizlik genişletici ve Eşitsizlik Daraltıcı Hipotez'lere ilişkin olarak elde edilen bu kanıtlar, ülkelerin gelişmişlik düzeyine bağlı olarak önemli ölçüde farklılaşmaktadır. Örneğin; finansal gelişme, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde gelir eşitsizliğini anlamlı bir şekilde azaltırken, gelişmiş ülkelerde artırmaktadır. Bu bulgular, finansal gelişmenin gelir eşitsizliği üzerindeki etkisinin homojen olmadığını ve bu nedenle gelir eşitsizliğini azaltmak için uygulanacak finansal politikaların ülkelerin finansal sistemlerinin yapısına, gelişmişlik düzeylerine ve gelir eşitsizliğini azaltmak için öncelikli olarak kullanmak istedikleri politikaların türüne bağlı olarak tasarlanmasının önemli olabileceğini göstermektedir. * Bu çalışma, TÜBİTAK BİDEB 2211-A Yurt İçi Genel Doktora Burs Programı (2022/1) ile desteklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Eşitsizlik Daraltıcı Hipotez, Eşitsizlik Genişletici Hipotez, Finansal Gelişme, Finansal Kuznets Hipotezi, Gelir Eşitsizliği

Şeyma Yılmaz Kuşçuoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sporcularda L-Karnitin takviyesinin yüksek şiddetli aralıklı egzersiz sonrası kas hasarı ve gecikmiş kas ağrısı (GKA) üzerine etkisinin incelenmesi

Sporcularda sezona hazırlık aşamasında fizyolojik yetersizlik sonucu sıkça karşılaşılan erken yorgunluk ve devamında toparlanma/yenilenme aşamasındaki sürenin uzaması hem sporcular hem de antrenörler için performansı olumsuz etkileyen bir süreçtir. Yoğun ve yüksek şiddetli egzersizleri takiben meydana gelen yorgunluk arttıkça egzersize katılan kasların sarkomerlerinde yapısal bozulmalar meydana gelmektedir. Bu süreç egzersize bağlı kas hasarı ile sonuçlanmakta ve dolayısıyla hem sporcunun gelişim sürecine hem de antrenman veriminde kısa süreli gerilemeye neden olmaktadır. Öte yandan L-Karnitin takviyesinin sağlıklı bireyler veya sporcular üzerinde egzersize bağlı meydana gelen kas hasarı ve gecikmiş kas ağrısına yönelik olumlu yanıtlar mevcuttur. Amaç: Bu doğrultuda çalışmanın amacı; sporcularda L-Karnitin takviyesinin yüksek şiddetli aralıklı egzersizler sonrası kas hasarı ve gecikmiş kas ağrısı üzerine etkisini incelemektir. Metod: Çalışmaya aktif olarak spor yapan 25 sporcu (yaş, 20,48±1,61 (yıl)) katılım sağlamıştır. Çalışma wingate -tabanlı yüksek şiddetli aralıklı egzersiz döngülerini içeren (wingate bisiklet ergometresinde 4 dakika aralıklarla bölünmüş, 4 tekrarlı 30 saniyelik maksimal eforlar içeren) çift kör randomize kontrol gruplu bir tasarım içermektedir. Katılımcılar randomize olarak iki gruba ayrıldı. Öntest olarak katılımcılara wingate-tabanlı yüksek şiddetli aralıklı egzersiz uygulandı. Daha sonra Katılımcılara 21 gün boyunca günde 3 defa olacak şekilde 3g/gün L-Karnitin veya Plasebo olarak pudra şekeri verildi. Sontest uygulamasından sonra katılımcılardan kas hasarı biobelirteçleri için; diyet başlangıcı hemen öncesi, egzersiz hemen öncesi, egzersizden 2 saat, 24 saat, 72 saat sonra kan örnekleri toplandı. Ayrıca egzersiz bitimi 1.,3.,5.,7. ve 9. dakikalarda parmak ucundan kan laktat düzeyine bakıldı. Bulgular: Katılımcıların plazma total karnitin değerleri tüm ölçüm zamanlarında L-Karnitin grubu katılımcıları için daha yüksekti (p<0,05). Katılımcıların çoklu wingate testi sonrası egzersiz performansı güç çıktıları her iki grup için benzerdi (p>0,05). Biokimyasal analizler sonucu 2, 24, 48 ve 72 saatlik kan ölçümlerinde kas hasarı biobelirteçlerinden kreatin kinaz ve laktat dehidrogenaz enzimleri tüm ölçüm zamanlarında gruplar arasında benzer artış göstermiştir (p>0,05). Gecikmiş kas ağrısı ölçümlerinden ilk 2 ve 24 saat için L-Karnitin grubu katılımcıların puanları Plasebo grubu katılımcıların puanlarından yüksekti (p<0,05). Fakat 48. ve 72. saatlerde yapılan ölçümlerde istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktur (p>0,05). Sontest sonucu katılımcıların kan laktat değerleri gruplar arasında farklılık göstermemektedir (p>0,05). Sonuçlar: Çalışmaya ait veriler sonucunda sporcularda, 21 günlük L-Karnitin takviyesinin plazma total karnitin konsantrasyonu üzerinde bir artış göstermesine rağmen yüksek şiddetli egzersizler sırasındaki güç çıktılarında, yorgunluğun geciktirilmesinde, vücut kompozisyonunda, egzersiz sonrası toplarlanmada dinlenik kalp atımı üzerinde ve çalışmanın odak noktasını oluşturan gecikmiş kas ağrısı ve egzersize bağlı kas hasarı üzerinde kontrol grubu ile karşılaştırıldığında ergojenik bir fayda sağlamadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Ergojenik Yardım, Gecikmiş Kas Ağrısı, Kas Hasarı, L-Karnitin, Sporcu Beslenmesi, Yüksek Şiddetli Aralıklı Egzersiz

AnaerobikAnaerobik güçAnaerobik kapasite+3
Muhammet Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geogebra etkinlikleri ile cebir öğrenme: 7. sınıf öğrencilerinin matematiksel uygulamalarını inceleme

Bu çalışmanın amacı GeoGebra etkinlikleri ile bilgisayar destekli matematik öğretiminde yedinci sınıf öğrencilerinin "Eşitlik ve Denklem" konusuna dair cebirsel düşünmelerinin gelişimini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda tasarlanan öğretim deneyi sürecinde öğrencilerin matematiksel uygulamaları ve eylemleri incelenmiştir. Araştırma nitel araştırma türü olan öğretim deneyi deseni ile tasarlanmıştır. Araştırma 2022-2023 eğitim-öğretim yılında bir devlet ortaokulunda gerçekleşmiştir. Araştırmanın ilk fazında 94 yedinci sınıf öğrencine "Eşitlik ve Denklem" konusuna dair ön test uygulanmıştır. İkinci fazda, belli ölçütlere göre bir pilot katılımcı ve 4 esas katılımcı öğrenci seçilmiştir. Araştırma öğrencilerin cebirsel düşünme biçimleri Sfard'ın (1991) işlemsel ve yapısal kavrayış teorisine göre analiz edilmiştir. Gerçekleştirilen öğretim etkinliklerinin uygulanması ve klinik görüşmeler esnasında alınan video ve ses kayıtları, ön/son testler ve öğretim etkinliklerinde kullanılan etkinlik kağıtları veri kaynağı olarak kullanılmıştır. Toplanan veriler sürekli ve geriye dönük analizler yardımıyla analiz edilmiştir. Bulgularda öğrencilerin GeoGebra üzerinden dinamik askı diyagramı modeliyle uygulama yapmalarının, eşitliğin denge anlamı ve eşitliğin korunumu ilkelerine yönelik yapısal kavrayışlarına destek olduğu görülmüştür. Öğrenciler eşitliğin korunumu ilkelerini kullanarak denklemi temsil eden askı diyagramı modeli aracılığıyla denklem çözümünü uygulamalı olarak deneyimlemişlerdir. Bu deneyimin, öğrencilerin denklem çözümüne dair yapısal kavrayışlarını geliştirmesine destek olduğu görülmüştür. Ayrıca, öğretim deneyi boyunca öğrencilerin geçmiş aritmetik bilgilerindeki eksikliklerin cebirsel düşünme süreçlerini olumsuz etkilediği görülmüştür.

Bilgisayar destekli öğretimDinamik matematik yazılımıGeoGebra+1
Şeyma Duman
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Muhasebe eğitiminde öğrencilerin Metaverse kullanma niyetlerinin teknoloji kabul modeliyle belirlenmesi

Metaverse, eğitim ve öğretim süreçlerini köklü bir şekilde dönüştürme ve geliştirme potansiyeline sahip bir teknoloji olarak dikkat çekmektedir. Bu araştırmanın temel amacı muhasebe eğitiminde öğrencilerin Metaverse kullanma niyetlerini etkileyen değişkenlerin neler olduğunu belirlemektir. Bu amaçla yeni teknolojilerin benimsenmesini inceleyen çalışmalarda sıklıkla tercih edilen, açık ve kullanışlı bir teorik çerçeve sunan Teknoloji Kabul Modeli kullanılmıştır. Bu doğrultuda Kütahya Dumlupınar Üniversitesi'nde çeşitli muhasebe dersleri alan 515 öğrenciye anket uygulaması yapılmıştır. Verilerin analizinde SPSS ve LİSREL istatistik programlarından yararlanılmıştır. Araştırmada öncelikle kullanılan ölçekler için açıklayıcı faktör analizi ve ölçüm modeli için doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Daha sonrasında ise model test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda muhasebe derslerinde Metaverse kullanma niyeti üzerinde algılanan fayda, algılanan kullanım kolaylığı, algılanan keyif ve teknoloji endişesi değişkenlerinin etkili olduğu görülmüştür. Algılanan kullanım kolaylığının ise hem algılanan faydanın ve hem de algılanan keyfin de belirleyicisi olduğu doğrulanmıştır. Ayrıca bireysel hareketliliğin, teknoloji endişesinin ve algılanan siber riskin, algılanan faydanın belirleyicileri olduğu; bireysel yenilikçiliğin, teknoloji öz yeterliliğinin ve teknoloji endişesinin ise algılanan kullanım kolaylığının belirleyicileri olduğu saptanmıştır.

Nihal Öztop
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00