Kütahya Dumlupınar University
Enstitü

Lisansüstü Eğitim Enstitüsü

Kütahya Dumlupınar University

10

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi (48-60 ay) dönem çocuklarında TÜBİTAK'ın meraklı Minik Dergisi'ndeki etkinliklerin sosyal beceri ve bilişsel tempo düzeylerine etkisinin incelenmesi

Okul öncesi dönem çocukların farklı beceri düzeylerinin(bilişsel, sosyal, psikomotor vb.) hızlı gelişim gösterdiği önemli bir dönemdir. Bu nedenle de bu dönem içerisinde çocuklara verilen eğitim ve eğitimde kullanılan materyaller(kitap, dergi vb.) çocuğun daha sonraki yaşantısına rehber olma niteliğindedir. Ülkemizde okul öncesi dönem çocuklarına yönelik pek çok kitap bulunmasına karşın, bu yaş grubuna yönelik periyodik yayınlanan dergi çok fazla bulunmamaktadır. Bu dergilerin içerisinde çocukların keşif, araştırma ve merak duygularını harekete geçiren ve öğrenme gereksinimlerini karşılayan dergi TÜBİTAK tarafından aylık olarak yayınlanmakta olan Meraklı Minik dergisidir. Bu araştırmanın temel amacı, okul öncesi (48-60 ay) dönem çocuklarında TÜBİTAK'ın Meraklı Minik dergisindeki etkinliklerin sosyal beceri ve bilişsel tempo düzeylerine etkisini incelemektir. Bu doğrultuda, araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada Avcıoğlu (2007) tarafından okul öncesi dönem çocukların sosyal beceri düzeylerinin saptanması amacıyla geliştirilen Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği (SBDÖ) ve Wright (1971) tarafından geliştirilen ve Seçer, Sarı, Çeliköz, Üre (2009) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Kansas Reflection- Impulsivity Scalefor Preschool formu kullanılmıştır. 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Balıkesir ili Altıeylül ilçesindeki Bengi Ana Okulu'nun 2 farklı sınıfında öğrenim görmekte olan toplam 40 çocukla (48-60)ay birlikte gerçekleştirilmiştir. Deney grubuna eğitim-öğretim yılı boyunca, Milli Eğitim Bakanlığı programın yanında Meraklı Minik Dergisi içerisindeki etkinlikler uygulatılmıştır. Öntest ve son testlerde çocukların sosyal beceri ve bilişsel tempo düzeyleri ölçülmüş ve sonuçlar istatistiksel deneylerle karşılaştırılmıştır. Verilerin analizinde elde edilen bulgulara göre; Meraklı Minik dergisinde bulunan etkinliklerin uygulandığı grupta yer alan çocukların sosyal ve bilişsel tempo ölçeklerinden aldıkları sontest puanlarının, kontrol grubunda yer alan çocukların aynı ölçekten aldıkları sontest puanlarına göre anlamlı derecede artış gösterdiği görülmüştür.

Bilişsel becerilerBilişsel tempoMeraklı Minik dergisi+7
Gizem Ergin
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

3D CAD yazılımları kullanarak üç boyutlu tarama verisi ile tersine mühendislik uygulaması

Tersine mühendislik, bir sistemin ya da objenin; tasarımının ve çalışma mekanizmasının, analiz edilmesidir. Tersine mühendislik işlemlerinde ilk olarak belirlenen nesnenin taraması optik ya da lazer tarama cihazlarıyla yapılır. Taramayla elde edilen veriler nokta bulutu ya da STL (Standard Triangle Language) formatında bilgisayar ortamına aktarılır, bu verilerden yola çıkılarak taranan nesnenin katı modeli oluşturulur. Programda oluşturulan katı modelden prototip veya nihai ürün üretilir. Klasik imalat yöntemlerinde, modelin üç boyutlu tasarımı bilgisayar destekli tasarım programlarında yapılır ardından bilgisayar destekli üretim metotlarından uygun olan seçilerek üretilir. Tersine mühendislikte ise üretimi yapılmış modelden başlanarak klasik imalatın tersi yönünde işlemler ilerletilir. Tersine mühendislik işlemleri genellikle tersine mühendislik için özel hazırlanan programlar ile yapılmaktadır. Günümüzde endüstride tasarım için yaygın kullanılan CAD programları ile de tersine mühendislik işlemleri yapılabilir hale gelmiştir. Ancak endüstride bu CAD programlarının tersine mühendislik için de kullanılabildiği pek fazla bilinmemektedir. Bu çalışmada amaç, endüstride tasarım için yaygın kullanılan CAD programlarının tersine mühendislik işlemleri için de kullanabileceğini göstermektir. Tek programla hem tasarım hem de tersine mühendislik işlemlerini yapmak tasarımcıya, aynı ara yüzü kullandığından, hız kazandırır ve firmalar tarafından tersine mühendislik işlemleri için özel olarak satın alınan ikinci programın maliyeti ortadan kalkar. Bu çalışmada tersine mühendislik işlemleri, endüstride tasarım için yaygın kullanılan CAD programlarından SOLIDWORKS programında yapılmıştır. Çalışma kapsamında, ilk olarak çeşitli firmalardan alınan örnek parçalar taranmıştır. Daha sonra taranan parçalar nokta bulutu ya da STL formatında CAD programına aktarılıp programın tersine mühendislikle ilgili modüllerinde düzenlenerek ilgili parçaların CAD dataları elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bilgisayar Destekli Tasarım (CAD), 3 boyutlu optik tarama, STL (Standard Triangle Language), Tersine Mühendislik

Ebru Işık
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kum drenli kil zeminlerde oturma davranışının deneysel olarak incelenmesi

Ülkemizde artan nüfus ve büyüyen kentleşme ile birlikte problemli zemin koşullarında yapılaşmanın sağlanabilmesi, bu zeminlerin iyileştirilmesi ile mümkün olabilmektedir. Özellikle, suya doygun yumuşak kil zeminlerde karşılaşılan önemli sorunların başında gelen yapı yükleri altındaki konsolidasyon oturmalarının, düşey dren uygulamaları ile hızlandırılması ve azaltılması zemin iyileştirme yöntemleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışmada, laboratuvarda hazırlanan suya doygun düşük plastisiteli kil zeminin oturma davranışı üzerine düşey drenlerin geleneksel yöntemleri arasında yer alan kum drenlerin etkileri ele alınmıştır. Çalışmada kullanılan kil zemin, kenar uzunluğu yaklaşık 20 cm olan büyük numune tankı içerisinde 50 kPa'lık önkonsolidasyon gerilmesine maruz bırakılmıştır. Daha sonra, bu çalışma kapsamında tasarlanan yükleme çerçevesiyle uygulanan 100 kPa ve 200 kPa'lık üniform gerilmeler altındaki deformasyonlar zamana bağlı olarak kaydedilmiştir. Deneylerde ilk olarak kum dren uygulaması yapılmamış olan doygun kil numunesinin konsolidasyon davranışı incelenmiştir. İkinci grup deneylerde, aynı başlangıç koşullarında hazırlanan kil zeminler üzerinde, 2 cm çapında ve yaklaşık 15 cm yüksekliğinde 4'lü, 8'li ve 14'lü kum drenlerin etkisi araştırılmıştır. Üçüncü grup deneylerde ise daha sıkı formda hazırlanmış olan kum drenlerin davranış farklılığı 4'lü ve 8'li kum dren uygulamaları üzerinden tartışılmıştır. Konsolidasyon deneyleri sonunda, alınan numuneler üzerinde üç eksenli basınç deneyleri gerçekleştirilerek iyileştirme sonrasında mukavemet davranışları yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda, laboratuvar ve teorik toplam oturmalar arasında %46'ya varan farkların oluşabileceği belirlenmiştir. Foraj sırasında gerçekleşen sıvaşma etkisinin, zamana bağlı oturma davranışını önemli ölçüde etkilediği anlaşılmıştır. Sıvaşma bölgeleri iç içe girmeyen 4'lü kum drenli laboratuvar modelinin konsolidasyonu hızlandırma ve oturmaları azaltmada daha etkili olduğu görülmüştür. Sıkı olarak hazırlanan kum drenli kil zeminlerin toplam oturma miktarında gevşek olana göre yaklaşık %17'lik bir azalma olduğu gözlenmiştir.

Türker Rüstemoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Marka deneyimi ile marka sevgisi arasındaki ilişkinin belirleyicileri ve marka sevgisinin davranışsal sonuçları

İşletmeler, tüketicilerle uzun süreli ilişkilerin kurulması, geliştirilmesi ve derin bağların oluşturulması için deneyim ve duygusal bağlılık ile etkileşime geçip satın alma konusunda ikna edici eylemler sergilemektedir. Bu bağlamda tüketicilerin deneyimlediği marka ile duygusal bağ kurulmasını sağlayan unsurların ve markayı seven tüketicilerin markaya karşı davranışsal çıktıları önem arz etmektedir. Bu çalışmada, tüketici-marka ilişkisi teorisi çerçevesinde araştırma modeli geliştirilmiştir. Araştırma hipotezleri, 403 iPhone akıllı telefon kullanıcılarından oluşan örneklemle analiz edilmiştir. Yapılar arasındaki varsayımsal bağlantıların değerlendirilmesi için IBM SPSS 22.0 paket programına eklenti olarak kullanılan Hayes Process Makro ile test edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre marka deneyimi ile marka sevgisi arasındaki ilişkide marka prestiji ve marka güvencesinin aracılık rolüne; marka düşkünlüğünün ise düzenleyici rolüne sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, marka sevgisinin davranışsal çıktıları olan yeniden satın alma niyeti ile yüksek fiyat ödeme isteği üzerinde etkisi ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Marka Deneyimi, Marka Sevgisi, Marka Güvencesi, Marka Prestiji, Marka Düşkünlüğü

MarkaMarka aşkıMarka deneyimi+3
Abdulbaki Baran
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul öğrencilerinin dijital vatandaşlık tutumlarının incelenmesi

Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin dijital vatandaşlığa dair tutumlarını belirlemek amaçlanmıştır. Amaç doğrultusunda nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli tercih edilmiştir. Araştırmanın örneklemini 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Kütahya il merkezinde öğrenim gören 1169 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Karaduman (2011) tarafından geliştirilen "Dijital Vatandaşlık Tutum Ölçeği" ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma, Independent Samples T-Testi ve One-Way Anova kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre ortaokul öğrencilerinin dijital vatandaşlık tutumlarının 'yüksek düzeyde' olduğu belirlenmiştir. Ayrıca ortaokul öğrencilerinin dijital vatandaşlık tutumlarının çeşitli değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğine bakılmıştır. Sınıf ve aylık gelir düzeyine göre anlamlı farklılık görülmemiştir. Cinsiyete göre kız öğrenciler lehine; not ortalamasına göre daha yüksek not ortalamasına sahip olanlar lehine; baba ve anne eğitim düzeyine göre eğitim düzeyi yüksek olanlar lehine; bilgisayara sahip olma durumuna göre evinde bilgisayarı olanlar lehine, internet bağlantısına sahip olma durumuna göre internet bağlantısı olanlar lehine, internet kullanım süresine göre interneti daha uzun yıllardır kullananlar lehine ve internet kullanım sıklığına göre günde 2-3 saat sıklıkla kullananlar lehine anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir.

Elif Çetin
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sofra seramiği ürünlerinde dijital baskı tekniğinin tüketici tercihleri bağlamında Kütahya sofralarına yansıması: Sofra seramiği uygulama örneği

Tasarım kavramı, insan gereksiniminin işlevsel ve estetik olarak karşılama eyleminin ilk adımı olarak tanımlanmakla birlikte farklı eylemlere hizmet eden birçok tasarım disiplini mevcuttur. Grafik tasarım da bu tasarım disiplinlerinden bir tanesi olup, bir fikrin ya da konunun görsel olarak ifade edilmesi sanatı olarak tanımlanabilir. İlgi alanı (kitap, dergi, poster/afiş, arayüz, yeme-içme araç gereçleri vb.) oldukça geniş bir yelpazeye sahip grafik tasarımın, gelişen teknoloji ve üretim/uygulama teknikleriyle birlikte her alanda etkin bir şekilde kullanıldığı gözlemlenmektedir. Çalışma kapsamında incelenen sofra seramiği sektöründe de grafik tasarımın önemli bir rol oynadığı görülmektedir. Özellikle dijital baskı tekniğinin zaman ve sunduğu alternatifler açısından sofra seramiği üzerindeki etkisini ortaya koymak/anlamak ve bunu kullanıcı üzerinden gözlemlemek bu tezin en birincil amacını oluşturmaktadır. Çalışmada 5li likert ölçeği kullanılarak gönüllü katılım esasına dayalı ve çevrimiçi ortamda hazırlanmış anket çalışması kullanılmış, Kütahya ilinde ikamet eden kullanıcı/tüketiciler ile çalışma sınırlandırılmıştır. Anket çalışmasından elde edilen verilerle birlikte Kütahya ili konut sofraları için uygulama önerisi/önerileri geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bölgesel bir perspektif sunarak yerel kültür ve talepler üzerinden Kütahya ili özelinde yapılan bu çalışmadan elde edilen sonuç ürünlerin, diğer bölgeler ya da kültürler için de benzer çalışmaların yapılmasına öncü olması açısından literatüre ve alanda çalışan profesyonellere/firmalara önemli katkılar sunacağı düşünülmektedir.

Endüstriyel seramikGörsel tasarım
Bilge Çankaya
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beden Eğitimi ve Spor öğretmenlerinin bilgi teknolojisi kullanımına yönelik öz-yeterlik düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin teknoloji kullanımına yönelik öz-yeterlik düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini Antalya ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan 442 beden eğitimi ve spor öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan bireyler tesadüfi yöntem ile seçilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Deniz ve Algan (2013) tarafından oluşturulan "Eğitimde Bilgi Teknolojileri Kullanımı Öz-Yeterlik Öğretmen Değerlendirme Formu" ve demografik özellikleri sorgulayan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS 21 IBM istatistik paket program kullanılmıştır. Verilerin hesaplanması için her alt boyutun ortalaması ve ölçek toplam puanı alınmıştır. Tüm karşılaştırmalı istatistikler bu puanlar üzerinden yapılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediği Shapiro-Wilk testi ile analiz edilmiştir. Sistem Bilgisi Öz-yeterliği alt boyut ortalaması, Temel Beceriler Öz-yeterliği alt boyut ortalaması, Hesap Tablosuna Dayalı Sınıf Yönetimi alt boyut ortalaması, Teknoloji Tabanlı Eğitsel Etkinlikler Düzenleme alt boyut ortalaması ve Ölçek Toplam puanının normal dağılım değerleri taşımadığı anlaşılmıştır (p<0,05). Ancak bu alt boyutların basıklık ve çarpıklık katsayıları incelendiğinde basıklık ve çarpıklık katsayılarının +1 ile -1 değerleri arasında olduğu görülmektedir. Jondeau ve Rockinger'e (2008) göre alt boyutların çarpıklık ve basıklık katsayılarının +3 ile -3 arasında değiştiğinde bu alt boyutlarında normal dağılım parametrelerine uygun şartlar taşıdığını belirtmiş ve çizilen histogram grafiklerinde de belirgin bir sapma gözlenmediğinden bu alt boyuttaki verilerin normal dağılım gösterdikleri düşünülmüştür. Bu kapsamda verilerin analizinde parametrik testlerden Independent samples T-Testi ve One Way Anova testleri tercih edilmiştir. Bulguların anlamlılık düzeyi için p<0,05 değeri temel alınmıştır. Araştırmanın bulgularına göre cinsiyet değişkenine göre elde edilen bulgular sonucu erkek beden eğitimi öğretmenlerinin lehine tüm alt boyutlarda, kadın beden eğitimi öğretmenlerine göre anlamlı olarak farklılık olduğu belirlenmiştir. Yaş değişkenine bakıldığında beden eğitimi öğretmenlerinin yaş grubu arttıkça öz-yeterlik düzeylerinde düşüş meydana geldiği gözlemlenmiştir. Tüm alt boyutlarda 20-30 yaş grubu diğer tüm gruplara göre anlamlı olarak yüksek öz-yeterliğe sahiptir. Mesleki yıl değişkenine göre öğretmenlerin öz-yeterlikleri incelendiğinde yine mesleki yıl arttıkça öz-yeterlik düzeylerinin azaldığı görülmektedir. Mezun olunan bölüm veya fakülte değişkenine bakıldığında tüm boyutlarda BESYO ya da spor fakültesi mezunu olanların alan değişikliği yaparak diğer bölümlerden mezun olup sonradan beden eğitimi öğretmeni olan öğretmenlerden anlamlı olarak daha yüksek öz-yeterlik düzeyine sahip olduğu gözlenmiştir. Son olarak beden eğitimi öğretmenlerinin interneti bulunan bir bilgisayara sahip olup olmadıkları değişkenine göre analiz yapıldığında ise interneti olan bilgisayara sahip öğretmenlerin lehine anlamlı bir farklılık ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda eksikliklerin giderilmesi amacıyla cinsiyet, yaş gibi farklılıkları azaltmak üzere içeriğine ve hedef kitlesine uygun hizmet içi eğitimler planlanabilir. Bu araştırma ve başka birçok araştırmanın sonucuna dayanarak yaşı daha yüksek olan öğretmenlerden başlayarak ihtiyaç olan hizmet içi eğitimlerin içeriği öğretmenlerin öz-yeterlik inanışları göz önünde bulundurularak planlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni, Bilgi Teknolojisi, Öz-yeterlik

Beden eğitimi ve spor dersiBilgi teknolojisiÖğretim teknolojileri
Güler Gülcan Korkmaz
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kurumsal yönetim bağlamında kurumsal kaynak planlaması (KKP) uygulamalarının entegrasyonu ve iç denetim performansına etkisi

Küresel ekonomik işbirliklerinin gerçekleştirilmesi ile birlikte işletmecilik faaliyetlerinde teknoloji kullanımının yaygınlaşmasına bağlı olarak Kurumsal Kaynak Planlaması uygulamaları ortaya çıkmış ve kullanımı her geçen gün yaygınlaşarak artış eğilimi göstermiştir. Üretim, ticaret ve hizmet uygulamalarının; farklı bölgelere ve coğrafyalara taşınması kurumsal yönetim anlayışının geliştirilmesi üzerinde baskı yaratmış ve denetim faaliyetleri de bu durumdan kendisine düşen payı almıştır. İşletme faaliyetlerinin gerçekleştirilmesine ilişkin öncelikle sermayenin uluslararası alanda hareket etmesi işletme fonksiyonlarının farklı coğrafyalarda gerçekleştirilmesine olanak sağlamış fakat bu durum söz konusu fonksiyonların yönetilmesini ve kontrol altına alarak denetlenmesini önemli zorluklar ile karşı karşıya getirmiştir. Bu eksende, finansal düzenlemeler yoluyla işletmecilik faaliyetlerinin kontrol altına alınması bakımından uluslararası hukukta yeni yönetişimsel düzenlemeler ve uygulamalar zorunlu hale gelmiş olup yetkili devlet otoritelerinin yaptırımlar uygulamasını gerektirmiştir. Gerçekleştirilen faaliyetlerin etkinliğinin ve verimliliğinin değerlendirilerek elde edilen çıktıların gerçek ya da zahiri olmasının belirlenmesinde iç kontrol kavramının kapsamı genişlemiş ve önemi kritik bir rol üstlenmiş olup bu doğrultuda iç denetim faaliyetleri hayati bir öneme sahip olmuştur. Çünkü denetlemenin olmadığı bir yerde eksikliklerin ortaya koyularak gelişimin desteklenmesi ve elde edilen sonuçların verimliliğinin araştırılması ve artırılması günümüz küresel ekonomik ortamında neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Bu noktada, kurumsal yönetim bağlamında KKP uygulamalarının iç denetim faaliyetleri üzerindeki etkisi önemli bir merak konusu olmuş ve Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler açısından söz konusu merakın giderilmesi ve bilimsel bir zeminde önlem alınması önemli bir gereklilik olarak görülmüştür. Bu çalışmada; kurumsal yönetim bağlamında KKP uygulamalarının iç denetim faaliyetlerinin yapısı ve performansı üzerindeki etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada nitel analiz yöntemi benimsenmiş olup yapılan analizler sonucunda; ulusal menşeili işletmelere kıyasla özellikle uluslararası menşeili ve profesyonel iç denetim ekibine sahip olan işletmelerde KKP uygulamalarından sonra iç denetim fonksiyonu (İDF)'nun yapısının BT'ye yöneldiği, denetçilerin kabiliyet ve mesleki yeterliliklerinin genişlemesi ile birlikte İDF'nin yapısının genişlediği ve geliştiği tespit edilmiş olup performansının pozitif yönde arttığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yönetim, Kurumsal Kaynak Planlaması, İç Denetim

Kurumsal kaynak planlamasıKurumsal yönetimİç denetim ve iç kontrol
Ali Kestane
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

II. Meşrutiyetten Cumhuriyete (1908-1961) vatandaşlık dersi öğretim programlarının değişimi ve ders kitaplarına yansımaları

Vatandaşlık eğitimi bir toplumun haklarını, sorumluluklarını, bireyin toplum içerisindeki rolünü ve devletlerin yetiştirmek istediği vatandaş modeli açısından son derece önemlidir. Meşrutiyetten Cumhuriyete geçiş sürecinde toplumsal bir mühendislik aracı olarak öğretim programları ve ders kitapları kullanılmıştır. Bu dönemde Türk toplumu kul statüsünden hakları anayasa ile teminat altına alınan vatandaşlar topluluğuna dönüşmüştür. Hem Osmanlı muktedirleri hem de Türkiye Cumhuriyeti'ni inşa eden kurucu kadrolar vatandaşlık eğitimi programları ve ders kitapları aracılığı ile hem ideal/iyi vatandaşlar hem de kendi ideolojileri doğrultusunda itaatkâr/pasif vatandaşlar yetiştirmek istemişlerdir. Bu araştırmada temel amacı vatandaşlık yeterlilikleri kazandırmak olan vatandaşlık eğitimi dersinin, öğretim programları ve ders kitapları aracılığı ile Osmanlıdan Cumhuriyete uzanan süreçte nasıl bir yurttaş profilinin yetiştirilmek istendiğini mercek altına almaktır. Araştırma tarihsel araştırma deseni ile ele alınmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular neticesinde II. Meşrutiyet dönemindeki vatandaşlık algısı haklar temelinde itaatkâr/pasif vatandaşlıktır. Cumhuriyetin ilk yıllarında ulusal bir çizgide itaatkâr/pasif vatandaşlar yetiştirilmek istense de eğitimdeki asıl ulusallaşma 1930'lu yıllardan sonra tam anlamıyla kendini göstermiştir. II. Meşrutiyetten Cumhuriyete geçen süreçte vatandaşlık eğitimi programlarında ve ders kitaplarındaki temel gaye evrensel ve ulusal ahlaki değerler ile bezenmiş, devlet yönetimi, çevre, sağlık ve ekonomik farkındalıklar kazanmış yurttaşlar yetiştirmektir. Anahtar Sözcükler: Cumhuriyet, ders kitapları, eğitim, iyi vatandaş, Meşrutiyet, öğretim programları, vatandaşlık

Cumhuriyet DönemiDers kitaplarıEğitim programları+7
Mehmet Melik Kaya
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurumsallaşma ve performans ilişkisi: Eskişehir ili örneği

Bu araştırmada kurumsallaşmanın işletmelerin artan rekabet koşullarında ayakta kalabilmeleri için işletme performansına, iş performansına etkileri ve kurumsallaşma ve performans ilişkisi incelenmiştir. Literatür taramasının ardından iş performansı görevsel ve bağlamsal performans olarak kurumsallaşma üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Bu amaçla Eskişehir ilinde faaliyet gösteren 8 kurumsal işletmenin 310 çalışanına gönüllülük esasına göre ulaşılmıştır. Kurumsallaşma örgütlerde iletişim ve etkileşimin belirli kurallar içerisinde yapılmasıdır. Bu kurallar bireyden topluma ulaşan süreçlerin belirli kurallar eşliğinde yapılmasıdır. Bu kuralların uygulandığı işletmeler farklılık yaratarak farklı olmaktadırlar. Bu farklılıkları yakalamada tek adam yönetiminden vazgeçmek ve işi profesyonellere kısmen/tamamen devrini de içermektedir. Bu holistik içerik örgütsel bazda performansa da etki ederek işletme hedef ve amaçlarına ulaşmada başat rol üstlenecektir. Yapılan korelasyon analiz sonucu elde ettiğimiz bulgularla kurumsallaşma ile iş performansı arasında (r=0,398) zayıf düzeyde pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Kurumsallaşma ile işletme performansı arasında ise (r=0,609) yüksek düzeyde pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular kurumsallaşmanın daha çok işletme performansı ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Yapılan regresyon analizi sonucu kurumsallaşmanın iş performansını (β=0,245 p<0,05) pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca kurumsallaşmanın işletme performansını (β=0,438 p<0,05) pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir

KurumsallaşmaPerformansPerformans değerlendirme+4
Ali Ülkem
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00