
10.590
Arşivlenen Tez
30
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
E-ticaretin marka değerine etkisi: Karşılaştırmalı bir uygulama
Globalleşen dünyada rekabetin artması, erişilebilirliğin kolaylaşması ve kalite kavramının önem kazanmasıyla birlikte tüketicilerde oluşan marka algısı yeniden şekillenmiştir. Alışverişte meydana gelen bu değişiklikler yeni ekonomiye geçişi hızlandırmış, bilgisayarlar ve internet ağıyla birlikte yeni ekonomi kavramı günümüz ticaretinde olmazsa olmaz bir noktaya taşınmıştır. İnternetin hemen hemen herkese ulaşabildiği günümüzde, firmalar tercih edilebilir olmak için yoğun çaba sarf etmektedirler. Tercih edilebilirlik ise ancak güçlü markaları oluşturmak ve marka değeri yaratmaktan geçmektedir. Bu anlamda, elektronik ticaretin marka değerine etkisi önemli bir çalışma konusunu oluşturmuştur. Bu çalışmada tüketici zihnindeki marka değeri kavramının elektronik ticaret sayesinde nasıl ve ne kadar değiştiğinden bahsedilmektedir. Bu değişimi ifade eden bulgular, tüketicinin internet üzerinden alışverişe olan eğilimlerini, toplumun demografik özelliklerine göre klasik ticaretten çok elektronik ticarete yöneldiği konusuna da ışık tutmaktadır. Hızla gelişmekte olan elektronik ticaret sektörünün tüketici gözündeki marka değerine etkileri, çalışmada incelenmiş olup; uygulanan anket ve analizler sonucu bulgular yorumlanmıştır. Bu araştırma için ana kütle çerçevesi olarak Tekirdağ'da yaşayan ve internet kullanan kişiler kabul edilmiştir. Bunların içinden seçilen 118 kişilik küçük bir grup örnekleme çerçevesi olarak kabul edilmiş ve onlara anket uygulanmıştır. Anket sonuçları, faktör analizi, t-testi, anova testleri ile analiz edilmiş ve korelasyon analizi uygulanmıştır. Çalışmada, müşterilerin marka kavramına verdikleri dikkat ve önemin elektronik ticaretin de azımsanmayacak etkisiyle arttığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Elektronik Ticaret, Marka, Marka Değeri
KOBİ'lerde iç kontrol sisteminin hileyi önlemedeki rolü
Küreselleşen dünyada KOBİ'ler esnek yapıları, istihdama katkıları, yeniliğe açık yapılarıyla ekonomide önemli aktör haline gelmişlerdir. Hızla gelişmekte olan KOBİ'lerin aynı zamanda küresel ölçekte yarattığı iş fırsatları ekonomideki yerinin önemli olduğunun bir göstergesidir. Türkiye'de KOBİ'ler mevcut işletmeler içerisinde büyük bir orana sahiptir. KOBİ'ler yarattıkları istihdam, vergi gelirlerinde artış ile ekonominin gelişmesinde önemli katkılar sağlamaktadır. Türkiye'deki KOBİ'ler rekabetçi ve esnek yapıları sayesinde dünyaya açılarak Türkiye'ye ihracat geliri kazandırmaktadır. İç kontrol sistemi, işletmelerin faaliyetlerinin aksamaması ve belirlenen hedeflere ulaşmak için oluşturulması gereken bir sistemdir. Etkin iç kontrol sistemi ile KOBİ'lerin varlıklarının korunması, etkin ve verimli kullanılması, finansal tabloların güvenilirliğinin sağlanması, işletmelerde hile ve yolsuzluk riskinin azaltılması sağlanmaktadır. Bu çalışmada İstanbul ilinde KOBİ ölçeğindeki işletmelerin yöneticilerine KOBİ'lerde iç kontrolün hileyi önlemedeki rolü ile ilgili anket uygulanmış, elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Bulgulara göre, etkin ve verimli bir iç kontrol sisteminin hileyi önlemede pozitif yönlü etkisi olduğu görülmüştür. İç kontrol sisteminin yeterliliği arttıkça hilenin azaldığına ilişkin görüşün KOBİ'lerde de hakim olduğu gözlemlenmiştir.
Tüketicilerin internet üzerinden satın alma davranışının incelenmesi: Azerbaycan örnekleri
Çalışma esas olarak son dönemde yıldızı parlayan internetten alışveriş olgusunun tüketici satın alma davranışlarını oldukça farklı bir yapıya büründürmüş olduğu öngörüsüyle yapılmıştır. Esas amaç, tüketicilerin internetten alışveriş davranışlarının incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda öncelikle birinci bölümde elektronik ticaret konusu ele alınmış elektronik ticaretin başlangıcından itibaren gelişim süreci değerlendirilmiş, elektronik pazarlama konusuna ilişkin bilgilendirmede bulunulmuş, internetten alışveriş ve özel alışveriş siteleri konuları hakkında bilgiler sunulmuştur.
Oturum amaçlı konut pazarlamasında müşteri tercihleriyle ilgili bir araştırma
Geçmişte yalnızca barınma ihtiyacını karşılamak adına üretilen konutlar, günümüzde barınma ihtiyacının dışına çıkıp, bireylerin yaşam biçimlerini temsil eden hatta sosyal statü ve prestijlerini belirleyen araçlar haline gelmiştir. Konut satın alırken, fiyattan konuma, sosyal aktivite imkanlarından güvenlik sistemlerine kadar farklı çok sayıda kriter geliştiren müşteriler yanında; büyüyen pazarın rekabet ortamında hem karını hem de imajını büyütmek isteyen ve bunun için yeni pazarlama stratejilerine ihtiyaç duyan firmalar bulunmaktadır. Türkiye'de konut sektörü; Mortgage sisteminin entegrasyonu, entegrasyona uyum sürecinde oluşturulan kanuni düzenlemeler, TOKİ, Emlak Konut başta olmak üzere özel çok sayıda firmanın da geliştirdikleri devasa projeler, artan göçe bağlı olarak da artan konut talebi nedeniyle tarihinin en büyük rekabet ortamını yaşamaktadır. Bu rekabet hem stüdyo tipi dairelerden villalara kadar farklı ölçekteki konut tiplerinin sunulmasını sağlamış hem de birey odaklı pazarlama ve çözüm stratejilerinin gelişmesine olanak sağlamıştır. Araştırmanın amacı; konut pazarlama stratejilerini değerlendirerek, müşterilerin konut satın alma davranışlarını belirlemek ve konut üretimi, pazarlaması ve satışı yapan firmaların modern pazarlama stratejilerini, müşterilerin karar kriterlerini dikkate alarak oluşturmalarını sağlamaktadır. Bu noktadan hareketle tez kapsamında; konut pazarlama ve konut pazarlamasında karma stratejiler tanıtılmış olup, uygulanan anket ve ölçekle konut satın alma potansiyeli olan 250 müşterinin konut satın alma davranışları analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Konut, konut pazarlaması, pazarlama karması, satın alma davranışları.
İşveren markasına yönelik uygulamaların örgütsel bağlılık üzerine etkisi ve medikal sektöründe bir uygulama
Politik, ekonomik, sosyo-kültürel ve teknolojik çevrede ortaya çıkan hızlı değişim ve gelişmeler, işletmeleri çok yoğun bir şekilde etkilediği gibi beraberinde tüketicilerin de işletmelerden beklentilerini farklılaştırmaktadır. İşletmeler, tüketicilerin bu beklentilerini ancak nitelikli ve yetenekli bir işgücü ile karşılayabileceklerinin farkına varmışlardır. Dolayısıyla nitelikli ve yetenekli işgücü, işletmelerin rakiplerine karşı rekabet üstünlüğü sağlamada önemli bir itici güç olmuştur. Bu amaçla işletmeler için kaçınılmaz durum, bu nitelikli ve yetenekli çalışanları elde nasıl tutulacağıdır. İşletme yönetiminde özellikle insan kaynakları yönetimi alanında bu sorunun giderilmesi amacıyla işletmeler yeni uygulamaları kendi bünyelerinde uygulamaya başlamışlarıdr. Bunlardan biri de "İşveren Markası" çalışmaları ve uygulamalarıdır. "İşveren Markası" çalışmaları ile işletmeler, çalışanlarına fiziksel ve psikolojik beklentilerini dikkate alarak ve çağdaş bir yönetim anlayışı ortaya koyarak, çalışanların örgütsel bağlılığının arttırılmasını hedeflemişlerdir. Nitelikli ve yetenekli çalışanların örgütsel bağlılığının artmasıyla daha verimli hizmet ve kaliteli ürünler ortaya konulmaktadır. Böylece işveren markası uygulamaları sonucunda ortaya çıkan örgütsel bağlılık ile çalışanlar nezdinde işletmeye karşı aidiyet duygusu artarken, işverenler nezdinde de karlılığın artmasına katkı sağlamaktadır.
İşe alım sürecinde topgrading metodolojisi: Pozitif ve negatif yönleri
Bu çalışmanın amacı, işe alım süreçlerinde kullanılan yöntemler ile topgrading yöntemi arasında kıyaslama yaparak topgrading yönteminin pozitif ve negatif yönlerini ortaya koymaktır. Literatür taraması ve mülakat görüşmesi yöntemlerinin tercih edildiği çalışmada elde edilen sonuçlar, topgrading yönteminin işe alım sürecinde hata oranını minimum düzeye düşürmesi sebebiyle diğer yöntemlerden ayıldığını göstermiştir. Topgrading'in işletme için en faydalı çalışanları tespit etmesi ve işletme bünyesine kazandırmasının en çok öne çıkan pozitif yönü olduğu, çalışmada ulaşılan bir diğer sonuçtur. Anahtar Kelimeler: İnsan kaynakları yönetimi, İşe alım süreci, Topgrading.
Lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin ideal liderlik algılamaları ve buna yönelik bir uygulama
Dünyanın kuruluşundan beri yönetim konusu her zaman gündemde olmuştur. Çünkü toplu yaşama süreci başlayınca yöneten ve yönetilen konusu önem kazanmaya başlamıştır. Yöneten yönetilen sürecinin en önemli yanı yöneten boyutudur. Grup ya da toplumların varlıklarını devam ettirmelerinde yönetenlerin rolü çok büyüktür. Yönetenlerden en önemli görev de liderlere düşmektedir. Çünkü liderler, grup ve toplumlar içindeki birlik, beraberlik, dayanışma, hak ve hukuku tesis eden kimlerdir. Bu temel öğeler, grup ve toplumların güçlü olmalarını sağlayan temel taşlardır. Bu temel taşları yerinde ve zamanında en iyi uyumlu hale getiren liderlerdir. Kısaca liderlik, grup ve toplum hayatının varlık nedenidir. Bu çalışmayı bir vakıf üniversitesinin işletme bölümü lisans ve işletme yönetimi yüksek lisans bölümünde okuyan öğrencilerine anket uygulayarak yaptık. İşletme bölümü öğrencilerini tercih etmemizin nedeni, bu öğrencilerin liderlik konusunu kapsayan dersleri almalarıdır. Amaç lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin ideal liderlik algılamalarını belirlemektir. İşletme bölümü lisans ve işletme yönetimi yüksek lisans bölümünde okuyan öğrencilerin ideal liderlik algılamalarını belirlemek amacıyla Araştırma verileri Kouzes ve Posner (2003) tarafından geliştirilen "liderlik Uygulamaları Envanteri (leadership Practices Inventory-LPI)" kullanılarak toplanmıştır. Kullanılan ölçek iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümü bilgi formu, ikinci bölümü liderlik uygulamaları ölçeği (30 sorudan) oluşturmaktadır. Liderlik uygulamaları ölçeği beş alt kategoriden oluşmaktadır. Bu kategoriler şunlardır: Model olma kategorisi, paylaşılan vizyon oluşturma, risk alma, tanıma ve taktir etme, takım çalışması oluşturma. Bu tezde 2015-2016 döneminde işletme bölümü son sınıfında ve işletme yönetimi yüksek lisans bölümünde okuyan öğrencilerin ideal liderlik algılamaları araştırılmıştır. Araştırmada anket, işletme son sınıfta okuyan (232 öğrenci) ve işletme yönetimi anabilim dalında yüksek lisans yapan (92 öğrenci) tüm öğrencilere uygulanmıştır. Toplam 324 öğrenciden veriler elde edilmiştir.
Türk tekstil sektöründe işe alım tekniklerinin çalışanların performanslarına etkileri
İşe alım süreçleri, işletmeler için kadroyu oluşturma ve geliştirme açısından gereklidir. Bu çalışmanın amacı Türk tekstil sektörüne işe alım süreçlerinde kullanılan tekniklerin çalışanların performansını ne şekilde ve ne düzeyde etkilediğini belirlemektir. Bu amaçla literatür taraması ve mülakat görüşmesi yönteminin uygulandığı çalışmada, işe alım teknikleri ile performans arasındaki ilişkinin kaçınılmaz olduğu sonucu elde edilmiştir. İşe alım tekniklerinden mülakatın diğer tekniklere oranla performansla daha yakından –yüksek düzeyde- ilişkili olduğu çalışmanın temel sonuçlarından birisidir.
Türk ayakkabı sektöründe insan kaynakları yönetiminde motivasyon tekniklerinin çalışan performansına etkisi
İşletme yönetimi alanında son yıllarda önemli değişimler yaşanmıştır. Bu değişimler ayakkabıcılık sektöründe de İnsan kaynakları yönetiminin gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Yönetimin temel faktörü insan kaynaklarından örgütsel amaçlarıa yönelik etkili olarak faydalanılması, ayakkabı sektörü için de temel bir arayış haline gelmiştir. Bu arayışlarda ön planda olantemel boyutlar arasında, insan kaynakları yönetimiylemotivasyon tekniklerinin arasında kuvvetli bir bağın kurulması şartıyla, günümüzdegereksinim olan kuvvetli, esnek ve insani yönün ön plana çıkması kurumsal yapıların meydana getirilmesi gayretidir. Bunların yapılması; insan kaynaklarının geliştirilmesi, iş görenlerin katılım vemotivasyonlarında artış olması ve geliştirilmesini sağlanabilecektir. Ayakkabı sektörü emek yoğun üretim teknikleri ile gelişimini sağlayan bir sektördür. Bu sektörün devamlılığı kullanmış olduğu işgücünün verimliliği doğrusalında ilerlemektedir. Bu sebeple ayakkabı sektöründe insan kaynakları yönetiminin etkinliği ile sektörün devamlılığı paralel olarak ilerlemektedir. İnsan kaynakları yönetim teknikleri içerisinde stratejik insan kaynakları yönetimi son zamanlarda işletmeler tarafından etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Ayakkabı sektöründe de bu yöntemin kullanım sıklığının arttırılması ve çalışan motivasyonunun arttırılması gerekmektedir. Genelde çalışanlar bağlamında özelde ise ayakkabı sektörü çalışanları çerçevesinde insan kaynakları yönetimini ve onun çalışan performansına etkisini değerlendirmek amacıyla kaleme alınan bu çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Bu çerçevede ilk bölümde çalışmaya giriş yapılarak problemin önemine, araştırmanın amacına, öneminde ve sayıltılarına değinilmiştir. İkinci bölümde literatür kısmı oluşturulmuş ayakkabı sektörü hakkında genel bilgilendirmenin ardından sektör çalışanları ve insan kaynakları yönetimi konuları bağdaştırılmış açıklamalar sunulmuştur. Üçüncü bölümde, uygulama çalışmasına ilişkin verilere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde yapılan anket çalışmasının bulguları ve veri analizleri değerlendirilmiştir.Beşinci ve son bölümde ise bulgu ve veriler çerçevesinde çalışma sonuçlandırılarak önerilerde bulunulmuştur.
The impact of business intelligence on strategic decision making
Business intelligence is an important issue to collect and bring the data together that decision making is depended on. Managers in today's organizations are still to know how to apply Business intelligence (BI) in Strategic Decision Making. The main aim of this study is to explore the impact of business intelligence on strategic decision making. Business intelligence is not only a tool or a product or a system, it's described as a new approach in the organizational architecture that is based on the speed of analyzing information to make the accurate strategic decision in a less time with high quality. Strategic decision making could be defined as gradual and interdependent, which is formed by a variety of impacts contextual to the past events arising in present-day conditions and finally the future views. A quantitative method was applied to carry out this research with primary and secondary data collected. Using questionnaires applied at four communication companies in Iraq, experienced top level managers and those in middle management are the focus of this research. SPSS software was used to analyze the results. Results show that business intelligence has a great impact on strategic decision making and improved the efficiency and effectiveness of strategic decision making. The relation of business intelligence parts and decision making were positive which means that business intelligence tools, BIS infrastructure flexibility and BI use could be able to improve the efficiency of strategic decision making. Managers still have to use more managerial tools for their decisions to be strongly affected by business intelligence. This explains why managers have been advised in many areas on how to manage their companies by keeping in mind that business intelligence has an impact on strategic decision making.
Lider yöneticilerin öğrenme biçimleri ve kontrol odaklarının karar verme stilleri üzerindeki etkileri ve buna yönelik bir uygulama
Bu araştırmanın amacı, lider yöneticilerin öğrenme biçimleri ile kontrol odaklarının, karar verme stilleri üzerindeki etkilerini açıklamaktır. Bu kapsamda; öncelikle lider yöneticilerin sahip oldukları öğrenme biçimleri, kontrol odakları, karar verme stilleri belirlenmiş, daha sonra öğrenme biçimleri ile kontrol odağı ilişkisi incelenerek, öğrenme biçimleri ve kontrol odağının karar verme stili üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Araştırmada üç adet ölçek kullanılmıştır. Bunlar, Karar Verme Stilleri Ölçeği Scott ve Bruce tarafından geliştirilmiş ve Taşdelen tarafından Türkçe'ye uyarlanmıştır. Kontrol Odağı Ölçeği, kontrol odağı merkezini belirlemek amacıyla Rotter'in İç - Dış Kontrol Odağı Ölçeği'nden yararlanılarak Dağ tarafından geliştirilmiştir. Kolb Öğrenme Öğrenme Biçimleri Envanteri, Kolb tarafından geliştirilmiş, Gencel tarafından Türkçe'ye uyarlanmıştır. Araştırma, İzmir ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet liselerinde görev yapan müdürleri, müdür başyardımcılarını ve müdür yardımcılarını kapsamaktadır. Elde edilen bulgular SPSS 21.0, AMOS 20.0 ve LİSREL 9 programında analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; lider yöneticilerin rasyonel karar verme stilini ağrılıkla kullandıkları, iç kontrol odaklı oldukları, aktif yaşantı ve soyut kavramsallaştırma öğrenme biçimini benimsedikleri, öğrenme biçiminin ve kontrol odağının karar verme stilleri üzerinde kısmen etkili olduğu, kontrol odağının öğrenme biçimi üzerinde ise etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca, lider yöneticilerin karar verme stillerinin öğrenme biçimi, kontrol odağı ve bazı demografik faktörlere göre değişen oranlarda farklılaştığı tespit edilmiştir.
İşgörenlerin verimliliğini arttırmada yöneticilerin kullandıkları motivasyon tekniklerinin etkisi ve bir uygulama
Değişen, büyüyen ve gelişen ekonomik şartlarda verimlilik, insan hayatında önemli bir olgu olarak yer almıştır. Şüphesiz insanlarda, birtakım potansiyel, yetenek ve gizli güçlerin bulunduğu herkesin kabul ettiği bir gerçektir. İşte insanların başarılı ve verimli olabilmeleri adına üzerinde bulundurduğu potansiyelleri, yetenekleri ve gizli güçlerin ortaya çıkmasına ihtiyaç vardır. Motivasyon, bilinen ya da bilinmeyen yeteneklerin ve gücün etkili ve verimli bir şekilde ortaya çıkmasını sağlayan etkenlerin başında yer alır. O yüzdendir ki toplumsal hayatta ve işletmelerde, verimliliği arttırmada, işgörenlerin barındırdığı yetenek ve güçlerin ortaya çıkmasında yöneticilerin kullandığı motivasyon tekniklerin etkisi bulunmaktadır. Bu motivasyon tekniklerin etkili kullanılması işgörenlerin bulunduğu görevde mutlu olmasını, başarılı olmasını sağlayacak dolayısıyla işletmelerde hedeflenen ve beklenen başarı sağlanmış olacaktır. Araştırmacıların amacı yöneticilerin, üretim yapılan tesislerde işgörenlere yönelik algılarını belirlemektir. Araştırma 3 ayrı örme ve kumaş boya fabrikasında çalışan 46'sı yönetici, 183'ü işçi olmak üzere toplam 229 katılımcıya anket ve ölçek uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Örme ve kumaş boya fabrikasını tercih etmemizin nedeni, işgörenlerin verimliliğini arttırmada yöneticilerin kullandıkları motivasyon tekniklerinin etkisini fabrikada pratik olarak kullanılmasıdır. İşgörenlerin verimliliğini arttırmada yöneticilerin kullandıkları motivasyon tekniklerinin etkisi isimli çalışmada yaptığımız analizde SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. Öncelikle bu program vasıtasıyla geçerlik ve güvenlik analizi yapılarak ölçeğin ve alt boyutların Cronbach' s Alpha değerlerine bakılmıştır.Daha sonra ise ölçekten elde edilen demografik bilgilerin yüzde ve frekans dağılımlarına ilişkin betimsel istatistikler hesaplanmıştır. Daha sonraki aşamada ise ölçekten ve alt ölçeklerden elde edilen skorların demografik özelliklere göre normal dağılıp dağılmadığı test etmek için Kolmogarov- Smirnov ve ShapiroWilksanlamlık düzeyine bakarak hiçbir değişken için normal dağılım olmadığına karar verilmiş ve bunun neticesinde ikili karşılaştırmalar için Mann-Whiyney U ve ikiden fazla grubu karşılaştırmak için Kruskal Wallis testi uygulanmıştır.Bu tezde örme ve boya fabrikalarında çalışan ve işinde tecrübe sahibi olan işgörenlerin ve yöneticilerin ideal verimlilik ve motivasyon algılamaları araştırılmıştır. Araştırmada anket,işletmede yöneticilik yapan (46 yönetici) ve işletmede çalışan (183 işgören) olmak üzere toplam 229 kişiden veriler elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler:Verimlilik, Motivasyon, Performans, İşletme, Kalite
Entrepreneurial characteristics and competencies as determinants of business performance: A study on small enterprises in Mogadishu, Somalia
The positive results of organizational success, arising from effective entrepreneurship has led academic and managerial attention on concepts of entrepreneurial competencies and entrepreneurial characteristics in the recent decades. In Somalia particularly, the women have been found to be playing a significant role in the small business sector, despite the several financial, technical knowledge, and family-related challenges faced by them. The present research aims at assessing the effect of entrepreneurial competencies and entrepreneur's demographic and personal characteristics on business performance among initial stage entrepreneurs. Further, it also aims at identifying the major challenges encountered by the women entrepreneurs involved in Small business in Somalia. The study adopted a quantitative examination approach, and collected data from a total of 187 small scale entrepreneurs in Mogadishu, Somalia, through the use of a structured, closed-ended questionnaire incorporating the Likert Scale. The study utilized the Simple percentage analysis, and the Chi-square test as its primary data analysis tools. The data collected was further analyzed by using SPSS Software. The study results showed the significant positive relation between entrepreneurial competencies such as problem-solving, willingness to learn and take risks; opportunity focused and good communication skills, and entrepreneurial characteristics such as self-confidence, learning from failure, long-term involvement, and thrive on competition and the business performance. Further, the study also supports the claim that Somali women entrepreneurs make a significant contribution to the small scale businesses in Somalia. However, the survey results have further brought forward several major challenges which are faced by the Somali women and must be catered to as an urgency.
İşletmelerde iç denetim ve bunun organizasyon verimliliğine etkileri, Türk tıbbi cihaz ve tek kullanımlık ürün üretim sektörü araştırması
İşletmelerin büyüklüklerinin artması, teknolojik gelişmeler, sorumlulukların paylaşılması ve faaliyetlerin karmaşıklaşması sonucunda iç denetimin önemi artmıştır. Bu çalışmada iç denetim ayrıntılı olarak incelendikten sonra, Sağlık ürünleri üreten üretim işletmelerinde iç denetimin rolünü ve algısını belirlemek için bir uygulama yapılmıştır. Uygulamada iç denetimin işletmelere sağladığı faydalar ile işletmelerde iç denetim problemlerine ilişkin görüşlerin yer aldığı anket uygulaması yapılmıştır.
Okul yönetimi, örgütsel iletişim ve okul yönetiminde yönetici ve öğretmenlerden kaynaklanan sorunların incelenmesi
İlköğretim okullarının gerçek amaçlarına ulaşabilmesi, öğretmen ve yöneticilerin arasındaki ilişkilerin etkili olmasına bağlıdır. İlköğretim okullarındaki ilişkilerin sağlıklı olması için yöneticiler ve öğretmenler bir sistem oluşturarak eğitim-öğretim sürecini gözden geçirerek ve daha yaratıcı, daha yenilikçi bir yol izleyebilirler. Eğitim kurumlarında yönetim, yönetici kadrosunun en tepesinde bulunan müdürler tarafından koordine edilmektedir. Okul yöneticilerinin sahip olması gereken yeterlilik alanlarından biri, insanlar arası ilişkilerde, etkili iletişim becerilerine sahip olmadır. Esas itibariyle bu iletişim yazılı ve sözlü iletişim olmak üzere iki boyutta gerçekleşir. Bunun yanında okul yaşamında sözsüz iletişim de önemli yer tutar. İletişim sürecinde düşünceleri net bir şekilde ortaya koyma ve aydınlatma, çift yönlü iletişime önem verme, iyi bir dinleyici olma, bilginin paylaşılmasını sağlama, muhataba karşı duyarlı olma ve empatik davranma, dinleyenlerin ve okuyanların ihtiyaçlarını dikkate alma, göz önünde bulundurulması gereken bazı konulardır. Okul yöneticisi, öğretmenlere yararlı olacak öğretimsel kaynakların farkında olması gereken bir öğretim lideri olarak öğretmenlerin mesleki yönden gelişmelerini sağlamak için onlara fırsatlar tanımalı ve yardımcı olmalıdır. Türk Eğitim Sisteminin problemlerini, bizzat eğitimi üreten kişiler olan okul yöneticisi ve öğretmenlerin gözünden bakarak yapılan araştırmada öğretmen ve okul yöneticilerine göre eğitim sistemimizin yapısal çerçeve sorunları, politik çerçeve sorunları, insan kaynakları çerçevesinde belirlenen sorunlar ve sembolik çerçeve sorunları bulunmaktadır. Bu sorunların tespiti, kaynakları ve sorunlar için çözüm önerileri, yönetici ve öğretmenlerle yapılan yapılandırılmış anket çalışmasıyla ele alınmış, anket sonuçları ve veriler çalışmanın ikinci bölümünde ele alınmıştır. Bu sorunlar hem öğretmenler tarafından hem de okul yöneticileri tarafından birbiriyle örtüşecek şekilde dile getirilmekte ve her iki kesim de çözüm üretmek konusunda birbirine çok yakın öneriler sunmaktadır.
Tüketicini markaya duyduğu güven ve marka sadakati arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik bir araştırma
Bu tez çalışmasının amacı, İstanbul‟daki tüketicilerin beyaz eşya ürünlerine duyduğu güvenleri ve marka sadakatlerini incelemek ve bunlarla ilişkili faktörleri ortaya koymaktır.Bu çerçevede hazırlanan çalışma altı bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde araştırmanın konusu, amacı kapsamına ilişkin bilgiler giriş bölümünde yer verilmiştir. İkinci bölümde tüketici ve marka ilişkisi, üçüncü bölümde marka ve marka güveni, dördüncü bölümde marka sadakati kavramları detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Beşinci ve altıncı bölümde de araştırma detayları ve bulgulara değinilmiştir.Araştırmanın evrenini İstanbul‟da ikamet eden bireyler oluşturmaktadır. Araştırma 250 katılımcı ile yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen veriler frekans analizleri, tanımlayıcı istatistikler ve Ki–kare analizleri ile değerlendirilmiştir. Araştırmada katılımcıların demografik özellikleri ile beyaz eşya satın alımında belli bir markayı tercih edip etmemeleri arasında, katılımcıların demografik özellikleri ile tercih ettikleri ilk beyaz eşya markası arasında, katılımcıların demografik özellikleri ile beyaz eşya satın alımında aynı markayı tercih sıklıkları arasında, katılımcıların demografik özellikleri ile beyaz eşya satın alma davranışlarında etkili olabilecek faktörler arasında ve katılımcıların beyaz eşya satın alımında belli bir markayı tercih etmeleri ile satın alma davranışlarında etkili olabilecek.
Türkiye'de sivil havacılık sektöründe müşteri ilişkileri yönetimi: Turkish Ground Services A.Ş. örneği
İşletmelerin varlıklarının sebepleri olan müşteriler, satın alma faaliyetlerine devam ettikleri sürece işletmeler rekabet avantajı sağlayacaklardır. Küreselleşme ve pazarların serbestleşmesi ile birlikte müşteriler için oldukça farklı alternatifler mevcuttur. Müşteri, bu alternatifler arasından tercih yaparken seçici davranacaktır. İşletmeler de bu seçim sürecinde, müşteri memnuniyetini sağlamanın ve bağlılıklarının oluşturulması konusunda çeşitli alternatif yaklaşımlar sergileyeceklerdir. Günümüz rekabet koşulları altında işletmelerin ayakta durabilmelerinin şartı da budur. Bu temel ihtiyaçtan yola çıkarak hazırlanan tez iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, müşteri kavramı, müşteri ilişkileri ve müşteri ilişkilerinin ölçümlenmesi yöntemleri detaylı olarak açıklanmıştır. İkinci bölümünde ise sivil hava ulaştırma sektörü tanıtılmış olup, sektöre yer hizmetlerini sağlayan TGS Yer Hizmetleri A.Ş.'nin müşteri anlayışı çerçevesinde oluşturulan müşteri memnuniyeti politikaları açıklanmaya çalışılmış ve bu kapsamda öneriler geliştirilmiştir.
Kurumsal stres kaynakları ve stresle başa çıkma: Beylikdüzü Belediyesi'nde bir uygulama
Stres, insanların aile yaşamına, sosyal ve çalışma yaşamına, en önemlisi de sağlığına olumsuz yönde etki etmektedir. İş yaşamında gelişen ve değişen şartların yanı sıra rekabet koşulları da insanların çalışma yaşamlarında zorluklar yaşamasına ve bunun bir sonucu olarak da stresle karşı karşıya kalmalarına sebep olmaktadır. Çalışanların iş ortamında maruz kaldığı stres durumu kişinin hem fiziksel ve psikolojik problemler yaşamasına sebep olmakta hem de kalıcı ve sürekli hastalıklara yakalamasına sebebiyet verebilmektedir. Ayrıca maruz kalınan stres sonrasında oluşan tepkiler kimi zaman bireyin ve kurumun amaçlarına aykırı olmakta ve hatta bireyin aile ve sosyal yaşamını da zorlaştırabilmektedir. Bu durum da stresi sosyal bir sorun haline getirmektedir. Son yıllarda başta örgüt yöneticileri olmak üzere, çalışanlar ve örgütlerin işletme dışından destek aldıkları uzmanlar, çalışma yaşamındaki stresi düşük seviyelerde tutmak ve oluşan stresle başa çıkma maksadıyla çalışmalar ve planlar geliştirmektedir. Stres, iş yaşamında çalışanların verimliliklerine olumsuz yönde etki ederek hem çalışanın hem de örgütün veriminde azalmalara sebep olabilmektedir. Bu çalışmada, stres kavramının ortaya konulması, stresin kişiler için önemi, aşamaları ve benzer kavramlarla ilişkileri, ileri sürülen kuramlar, kaynakları, belirtileri, sonuçları ve stresle başa çıkmanın önemi ve yöntemlerinin belirlenmesi konularının anlatılması amaçlanmaktadır. Tüm bunlara ek olarak Beylikdüzü Belediyesi çalışanlarına yapılan anket çalışmasıyla stresin, çalışanlar üzerindeki etkisi ölçümlenmeye çalışılmıştır.
GSM operatörlerinin hizmet kalitesi ile müşteri memnuniyeti arasındaki ilişkinin yapısal eşitlik modellemesi ile araştırılması
Hizmet kalitesi firmalar için son derece önemli bir kavramdır. Müşterinin aldığı hizmet karşısında ulaştığı tatmin olma düzeyi veya doygunluk ölçüsü hizmet kalitesini ifade eder. Günümüz zorlu rekabet şartlarında firmalar varlıklarını sürdürebilmek, karlılığı arttırabilmek için hizmet kalitesinde varsa sorunları gidermeli ve onu daha kaliteli hale getirmeleri gerekmektedir. Bu anlamda, hizmet kalitesinin ölçülebilir olması gerekmektedir. İlk olarak 1980'lerin başında Parasuraman ve arkadaşları tarafından ortaya atılan SERVQUAL yönteminin amacı da hizmet kalitesini ölçmektir. Bu yöntemde müşterilerden anket yoluyla bazı tutum ifadelerini cevaplamaları istenmektedir. Verilen cevaplar hizmet kalitesini oluşturan soyut bir takım boyutları ifade etmektedir. Böylelikle SERVQUAL uygulamasıyla müşterilerin firmalarından aldıkları hizmeti ne kadar kaliteli buldukları sonucuna varılmaktadır. Yapılan çalışmalar hizmet kalitesinin müşteri memnuniyetinde ve onların kuruma olan sadakatlerinde son derece önemli bir kavram olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışmada SERVQUAL yönteminin ön gördüğü hizmet kalitesi boyutlarından yararlanarak ülkemizde ki başlıca GSM operatörleri olan Türkcell, Vodafone, Türk Telekom firmalarının verdikleri hizmetin kalitesi, hizmet kalitesi boyutlarının müşteri memnuniyeti ve müşteri sadakati arasındaki ilişki incelenmek istenmektedir. Bu ilişkiyi inceleyebilmek için çok değişkenli bağımlı yöntemlerden birinin kullanılması gerekmektedir. Bütün değişkenlerin arasındaki ilişkilerin tespit edilmesinde birden fazla değişkenin eş zamanlı olarak incelenmesine olanak sağlayan Yapısal Eşitlik Modelinden faydalanılmaktadır. Çalışma sonucunda önerilen teorik modelin geçerliliği belirlenmiş ve kurulan altı hipotezden ikisi reddedilmiştir. Memnuniyet ve Sadakat kavramlarına istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etki eden üç hizmet kalitesi boyutu tespit edilmiştir
Küreselleşme sürecinde çok uluslu şirketlerde karar alma ve kontrol; Japon şirketleri örneği
Küreselleşme, dünya genelinde son dönemlerde yaşanan gelişmelerle ilerlemeleri ifade etmek için kullanılmaktadır. Bu gelişmeler siyasi, ekonomik, teknolojik, sosyal ve kültürel boyutları da kapsadığı için küreselleşmenin anlaşılması ve tanımlanması görecelik kazanır. Küreselleşmenin sonuçlarıyla ilgili olarak tek bir olgudan bahsetmek imkansızdır. Bu anlamda küreselleşmenin geniş çaplı bir kavram olduğu görülmektedir. Küreselleşmeyle beraber gelişen uluslararası ticaret ile birlikte kurumlar, piyasalar, risk yönetimi ve araçların sürekli değişen bir yapı olmuştur. Bu yapı içerisinde uluslararası ticarette ulusal ve uluslararası düzenlemelerle karmaşık bir süreç içine girmiştir. Günümüzde işletme yönetimi literatüründe Japonya'nın etkisinin önemli olduğu görülmektedir. Özellikle de şirketlerinde karar alma yöntemleri ve personel politikası alanında Japon teknikleriyle ilgili yapılan çalışmalar yadsınamaz sayıdadır. Bu çalışmanın konusu küreselleşme sürecinde çok uluslu şirketlerde karar alma ve kontrol; Japon şirketleri örneği olarak belirlenmiştir. Öncelikli olarak küreselleşme olgusuna değinilmiştir. Ardından çok uluslu şirketlerin önemi taranmıştır. Son olarak Japon şirketlerinde karar alma yönetim ve personel politikası konusu ele alınmıştır.
Explaining the retention of employees through employee satisfaction and motivation: A study about state owned organizations in Cameroon
Working for a state owned organization in Cameroon is of a really high reputation but movement of employees from state to private owned organizations has been on the increase owing to adequate motivation and job satisfaction policies in the private owned organizations to absolutely attract more employees and to push up the economy from below. This study was to examine how employees are retained in state owned organizations in Cameroon. A model showing the correlation among four components was developed and tested. The four components include: job satisfaction, employee motivation, employee retention, and employee turnover. Drawn from the research model were three main hypotheses explaining the four components with a focused and an effectively designed questionnaire which composed of twenty one questions. The number of questions completed by the employees and all levels of management was 450. These questions were completed for the data analysis to mainly evaluate the employee retention in state owned organizations in Cameroon. The method of collecting data was face-to-face and the data collected were analyzed through the use of percentages supported by the research model to test the hypotheses. After some useful data was collected from the respondents on the employee retention in state owned organizations in Cameroon, an in-depth look at the data showed that there were 300 employees and 150 all levels of management. These numbers constituted 450 being the reliable sample size of the research. Correlation analysis was used in the findings and in the subsequent analysis of the research to determine the strength of the relationship among the four factors. Respondents' answers were correlated to key areas of job satisfaction and employee motivation and their challenges on employee retention and employee turnover. The results showed a high degree of dependence of the employees and all levels of management on job satisfaction and employee motivation. The research findings made it clear that the reliability statistics for all variables actually measures the levels of the four factors and there exists a positive correlation among these four factors which include: job satisfaction, employee motivation, employee retention, and employee turnover. The day-to-day supervisors of the organizations should endeavour to consider, unconditionally human resource policies all through the organizations. In doing so, management would achieve job satisfaction and employee motivation. Also, academicians should try hard to make in-depth research on the concept of employee retention. This would add to solutions organizations need to handle employee retention which has become a serious and perplexing problem for all service and product organizations as what the researcher found and written in this study is not sufficient to ameliorate these problems.
International tourism marketing strategies: A study in China's Xinjiang minority areas
With the improvement of social progress and people's demand, tourism activity has gradually become a mass activity and an integral part of daily life. The ethnic minority areas which have rich characteristics of tourism resources and rich type of tourism products are becoming more and more attractive for customers, and they are gradually becoming the key areas in the development of tourism. Xinjiang Uygur Autonomous Region (XUAR) is located in the northwest of China which is in the hinterland of the Euroasian land with a borderline of more than 5600 kilometers, bordering with Russia, Kazakhstan, Kyrgyzstan, Tajikistan, Pakistan, Mongolia, India, and Afghanistan. It has been silk Road since ancient time. Because of globalization and advancing in technology, so world tourism repetitively increasing, as well as Xinjiang's tourism industries, but there are problems worth to think about that, XUAR needs to know how to use these tourism resources, seize the various development opportunities, and develop the tourism industry. Based on consideration of the problems above this article is studied in a perspective of international marketing. This thesis is divided into three parts altogether. The first part of the thesis is the basis, including chapter one and two. Mainly to introduce background of the selected topic, research significance and literature. Chapter 3 is the second part of this paper that draws the layout of the key concept of this study, including raising the questions, research significance, research objectives and putting forward hypothesis. In the third part, This is also the most important part of whole thesis. Analysis Xinjiang tourism market based on inbound tourist data and statistical models like inter-annual variation index, Shift-Share-Analysis, Principal component analysis and etc. Through all this research and analysis of Xinjiang international tourism market to determine measures to the future development of Xinjiang international tourism market. Keywords: International Marketing, Optimal Suggestions, Tourism in XUAR, Tourism Strategies.
Impact of foreign direct investment on the growth of emerging economics (Turkey and Pakistan)
Diminishing the hole between residential reserve funds, speculation, bringing the most recent innovation and administration, know-how from created nations and foreign direct investment (FDI) assumes critical part in accomplishing fast financial development in creating regions. This study highlights the relation between economic growth and Foreign Direct Investment (FDI) in emerging economies of Turkey and Pakistan. The research focuses on the inflow of FDI and the economics of Turkey and Pakistan to find out the role of inflow of FDI over the economic growth. It shows that the inflow of FDI has a significant effect on Economic Growth using Gross Domestic Product (GDP) from period 2000 to 2015. When the relationship between FDI and Economics Growth was estimated using Gross Domestic Product; it has been found that there exists a strong positive relation between them the need desired results stand robust in the causality test and regression analysis.
Türkiye'de yaşayan yabancıların hazır giyim sektöründe marka tercihlerini etkileyen faktörlerin belirlenmesine yönelik bir çalışma
Globalleşen dünyada, işletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve büyümeleri ancak üretim standardizasyonuna uygun işletme yapıları ile olmaktadır. Bu bağlamda ekonomik ve sosyolojik dengelerin hızla değişip güncellenmesi sebebiyle işletmelerin stratejik olarak ayakta kalabilmenin yolu çağın yeniliklerine açık olmasından geçer. Yeni müşteriler kazanma ve varolan müşterileri memnun edebilme çabaları markalaşma kavramını dahada önemli hale getirmiştir. Bu sebeple marka tercihlerinin araştırılması atılacak yeni adımlar için belirleyici rol oynamaktadır. Türkiye'de yaşayan yabancıların marka tutumunu bilmek, Türkiyede bulunan yabancı kişilerle ilgili doğru hedef pazarı belirleyebilmek ve marka tercihlerini bilerek ona uygun stratejiler geliştirmek adına önemlidir. Bu tezde marka ve markalaşma kavramı incelenmesi olup hazır giyim sektöründe marka tercihlerinde hangi faktörlerin daha önemli olduğu belirlenmeye çalışmıştır. Tezde çağın ekonomik ve sosyolojik dengelerinin korunup geliştirilmesi adına marka ve marka yönetimi sürecinin tüketicilerin satın alma eğilimleri üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Bu sebeple Türkiye'de yaşayan yabancıların hazır giyim sektöründe yönelimleri ve marka eğilimleri incelenmiştir.
İşletmelerde dönüşümcü liderlik davranışlarının örgüt kültürüne etkisi ve bir uygulama
Evrensel olguların tüm hayatımıza hâkim olduğu günümüzde, birçok işleteme yaşamını sürdürmek için örgütsel değişime ayak uydurmak zorundadır. Bu ayak uydurma prosesinde işletmelerin sahip oldukları liderlik tarzları ve kurum kültürleri önemli bir yer almaktadır. Çünkü başarılı olmak isteyen işletmeler güçlü ve etkili bir örgüt kültürüne sahip olmalıdırlar. Güçlü bir örgüt kültürü ise ancak liderlik olgusuyla mümkündür. İnsanların yönetilmesini ve yönlendirilmesini sağlayan liderlik ve örgütsel kültür işletme faaliyetlerin temel belirleyicileridir. Lider takipçileri bulunduğu yerden bulunması gereken yerlere getirebilen, onları motive eden, güven veren ve etkileyerek harekete geçirebilen kişidir. Örgütsel kültür ise kısaca, örgütte çalışan insanlar tarafından paylaşılan inanç, değer, tutum ve davranışlar bütünüdür. Örgüt kültürü ve liderlik bir birini tamamlayan iki önemli olgudur. Araştırmacılara göre örgütsel kültürün ortaya çıkmasında, sürdürülmesinde, geliştirilmesinde ve değiştirilmesinde liderin, özellikle de dönüşümcü liderin çok büyük bir etkisi vardır. Temelinde yenilik ve girişimcilik olan, dönüşümcü liderler iş dünyasının değişim dinamiğine ayak uydurup, işletmelerin yoğun rekabet içinde ayakta kalmalarını sağlayabilmektedirler. Bu tez çalışmanın amacı dönüşümcü liderlik davranışlarının örgüt kültürüne etkisini incelemektir. Araştırma gıda sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin çalışanları üzerinde gerçekleşmiştir. Anket sonuçlarının değerlendirilmesinde istatistiksel, güvenirlik ve korelasyon analizlerine başvurulmuştur. Ulaşılan sonuçlar dönüşümcü liderlik davranışlarının örgütsel kültürü büyük ölçüde etkilediğini göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Dönüşümcü Liderlik, Kültür, Liderlik, Örgüt Kültürü
Okul yöneticilerinin liderlik düzeyleri ile örgütsel sinizm arasındaki ilişki: İstanbul Bahçelievler örneği
Bu araştırmanın konusu liderlik ile örgütsel sinizm arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Bunun için liderlik ile örgütsel sinizm arasındaki bağlantının belirlenen değişkenlere göre değişip değişmediği incelenmiştir. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Bahçelievler İlçesi'nde görevli olan öğretmenlerden oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini ise, İstanbul ili Bahçelievler İlçesi'nde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda görev yapan öğretmenler içinden rastgele seçilenler oluşturmaktadır. Araştırmada, İstanbul Bahçelievler'deki sınıf ve branş öğretmenlerinin liderlik biçimleri ve örgütsel sinizm tutumları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla, 3 kısımdan oluşan bir anket uygulanmıştır. Anketin ilk kısmı demografik bilgileri içermektedir. İkinci anket Bolman ve Deal (1991) tarafından geliştirilen 32 madde olan Liderlik Stilleri Belirleme Anketidir. Anketin üçüncü kısmında Brandes, Dharwadkar ve Dean (1999)'in bilişsel, duyuşsal, davranışsal faktörleri içeren örgütsel sinizm düzeyini ölçmek amacıyla kavramsallaştırdığı 14 maddelik ölçek kullanılmıştır. Veriler toplandıktan sonra; katılımcıların mesleki kıdem yaş, unvan ve cinsiyet gibi çeşitli değişkenlerin değerlendirmesi amacıyla bulgular incelenmiştir. Veriler parametrik olmadıkları için Mann-Whitney U testi ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Ayrıca veriler arası ilişkinin belirlenmesi amacıyla Spearman korelasyon testi uygulanmıştır. Yapılan araştırma sonunda liderlik ölçeği ve alt boyutlarında genel olarak mesleki kıdem ve çalışılan kurum değişkenleri arasında anlamlı farka rastlanmıştır. 11 yıl ve üstü kıdem yılına sahip olanların liderlik algısının daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca çalışılan kurum değişkeni incelendiğinde ilkokul ve liselerde görev yapanların liderlik algısının ortaokullarda görev yapanlardan daha yüksek olduğu görülmüştür. Liderlik ve sinizm arasında ters yönlü ve orta düzeyde bir ilişkinin var olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Gayrimenkul piyasasının etkinliği: İstanbul konut piyasası örneği
Efficient market hypothesis means that the future price of securities are unpredictable with respect to the current available information. The gist of this research is to test market efficiency of real estate using the dynamics of efficient market hypothesis, as put forth by Eugene Fama (1970). In this light, the study is conducted to test the market efficiency of Istanbul real estate markets as to whether the market prices /returns of real estates are random. Thus, the study benefited from a large body of existing literature to adapt an empirical model known as the random walk model. To ascertain/test if the Istanbul residential real estate market prices are random, the study's statistical random walk model enveloped three prominent tests; autocorrelation test, run test and variance ratio test. The study employed a time-series data, thus warranting for unit root testing, on order to regulate stationarity. The study found the data unstable and went ahead for the first difference. The study followed the SIC/AIC to select the lag length for the model. As it is the case with studies investigating market efficiency, results, especially those of emerging markets are always mixed. The results cast doubts in Turkey's real estate market efficiency. The output rejects completely the null hypothesis of weak form market efficiency, suggesting that Istanbul Market is not efficient in its weak form. This shows that investors can make huge returns from real estate because they posses information of past prices that could be used to forecast future prices.
TMS 20 kapsamında yatırım teşviklerinin muhasebeleştirilmesi
Küreselleşmenin ekonomiyi de kuşatması sonucunda yatırımlar artık ülke sınırlarını aşarak etki alanını arttırmıştır. Yatırımcıların gittiği ülkelerde hem yeni yatırımlar yapması hem de var olan yatırımlara ortak olmaları bir takım suistimallerin de ortaya çıkmasına neden olmuştur. Uluslararası finansal raporlamaların ve muhasebe sistemlerinin kurulması bu suiistimallerin önlenmesi ya da en azından azaltılmasını hedeflemiştir. Ülkemizde de bu bağlamda Türkiye Muhasebe Standartları geliştirilerek global sisteme uygun hale getirilmiştir. Türkiye Muhasebe Standartlarının (TMS) yatırım ve teşviklere ayrı bir başlık olarak değinmesi mevcuttaki durumun önemine de işaret etmektedir. Zaten sınırlı olan kaynakların daha çok gelir elde edilecek ve daha fazla istihdam sağlayacak alanlara kaydırılması konusunda teşvikler önemli yer tutmaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde teşvik sisteminin uygulanması zaruridir. Türkiye de teşvikler konusunda pek çok yasa çıkarılmış ve zamanın şartlarına göre değişiklikler yaparak günümüze kadar gelmiştir. Bu çalışma ile yatırım çeşitleri, teşvik ve türleri ile etkinliği ele alınmış olup, birkaç örnek uygulama ile TMS 20 kapsamındaki mevzuat hakkında bilgi verilmiştir.
Amerikan ekonomik hegemonyası ve dolar
ABD 1930'ların ortasında liderlik sorumluluğunu üstlenmeye başlamıştır. Ancak ABD hegemonyası 2. Dünya savaşından sonra yükseliş döneminde olmuştur. Amerikan hegemonyası altında da Bretton Woods anlaşması, tarife ve ticaret düzenlemeleri, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü kurumları yaratılmıştır. IMF'nin kurulması ile Amerikan para politikası dünya para politikası haline gelmiştir ve dolar küresel sistemde önemli bir para olmuştur. ABD dünya para sisteminin yönetiminde birincil sorumlulukları üstlenmiştir. Ancak Bretton Woods sistemi 1973 yılında yıkılmıştır ve 1975'lerde ABD liderliğinin zayıflaması belli olmuştur. 1980'lerde ise dünyada ekonomik liderliği zayıflamıştır. Reagan Yönetimi ile ekonomi alanında stratejiler ile yeniden toparlanma sürecinde olmuştur. 2008 yılında ABD ekonomisinde kriz yaşanmıştır. Dünya piyasaları, başta Avrupa olmak üzere 2008 Ekim ayından itibaren ekonomik kriz baş göstermiştir. ABD'de "Mortgage Krizi" (İpotekli Kredi Krizi) sonunda çöken piyasaları canlandırmak için FED 2008-2010 yılının ortasına kadar Parasal genişleme politikaları uygulamıştır. Ancak FED 2014 yılında Parasal Genişlemeyi durdurmuştur. FED'in Parasal Genişlemeyi durdurması ise doların değerinin artmasına, para akımlarının yol değiştirmesine, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışına, faiz oranının yükselmesine, küresel piyasalarda paranın ve emtianın yeniden fiyatlanması ile sonuçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: ABD Ekonomisi, FED ve Dolar'ın Kısa Tarihçesi, Amerikan Hegemonyasının Yükselişi ve Düşüşü. ABD Petro- Dolar, Küresel Ekonomi
How customer satisfaction can be achieved through customer services: The case of Turkish Airlines corporation
The aim of our research was to find out how quality of service affected customer satisfaction in the Airline Industry. Our case study was Turkish Airlines. This was to aid us know what determinant factors influenced customer satisfaction in this Airline. Is it online, airport or onboard services that are important to them and which of them met their expectations? This was to enable us determine if the quality of service offered by Turkish Airlines equaled customer satisfaction, if it was above expectation or below expectation and propose recommendations on how to ameliorate the quality of service offered to yield customer satisfaction. This will make customers stick to the airline and not switch to other airlines given today the Airline Industry has become a very competitive sector and any airline that wants to gain loyalty of their customers has as obligation to offer outstanding services. This will make their customers satisfied who will intern encourage others by word of mouth to use the services of this Airline. In order to obtain the results we sought, we decided to use the quantitative method where questionnaires were formulated and distributed to passengers at the Turkish Airlines to fill.200 of the questionnaires were filled by the respondents. The data was collected, its reliability tested and the results were analyzed and interpreted using statistical analysis.
Markanın tüketici davranışlarına etkisi: Diş macunu sektörü üzerine bir inceleme
Günümüzde pazarlama faaliyetlerinin sürdürülmesinde en önemli etkenlerden biri tüketici istek ve ihtiyaçlarının belirlenerek çeşitli stratejiler yardımıyla tüketicileri istenilen yönde davranmaya yöneltmektir. İşletmelerin pazarlama çabalarının istenilen hedefleri ulaşması ancak tüketici satın alma davranışlarının incelenmesiyle mümkündür. Marka tüketici satın alma davranışları açısından önemli bir faktördür. Günümüzde işletmeler açısından uzun vadeli olarak marka kavramının öneminin anlaşılması, marka imajının güçlendirilerek marka bağlılığının yaratılması önemli hale gelmiştir. Bu nedenle öncelikle marka kavramının tüketiciler açısından nasıl algılandığı, markanın tüketici davranışları üzerinde ne gibi etkilerinin olduğunun bilinmesi gerekmektedir. Günümüzde yaşanan ekonomik gelişmeler işletmelerin pazarlama anlayışında yoğun bir rekabet ortamı oluşmasına neden olmuştur. Oluşan bu rekabet ortamlarında işletmelerin diğer işletmelerden farklılaşması, pazar paylarını koruması, hedeflerini genişletebilmesi ve tüketicilerin taleplerini karşılayabilmesi marka ile doğrudan ilişkilidir. Bunun yanı sıra tüketicilerin birçok marka arasında seçim yapabilmesi, alternatifleri değerlendirmesi bir dizi karar alma sürecinden geçmektedir. Tüketicilerin karar alma süreçleri kişisel, sosyal ve psikolojik faktörlerden etkilenmektedir. Günümüzde diş macunu sektörü işletmeler için önemli bir sektördür. Ülkemizde çok uluslu firmaların da yer aldığı diş macunu sektörü 90'lı yıllardan itibaren ortaya çıkan modern yönetim anlayışı, insan kaynakları ve kalite anlayışı ile değişim geçirmiş ve marka kavramına önem verilmeye başlanmıştır. Bu bağlamda uygulama konusu için seçilen diş macunu sektörünün işletmeler için önemli bir ekonomik etkiye sahip olduğu görülmüştür. Diş macunu sektöründe markanın tüketici davranışlarına etkisini araştıran bu araştırmada İstanbul Aydın Üniversitesinde okuyan 100 öğrenci katılmıştır. Anket bulguları, faktör ve ki kare testi ile analiz edilmiştir. Araştırmada H0 (Alternatif) :Ürünün fiyatı tüketicinin bir diş macunu markasıyla ilgili satın alma davranışlarını etkiler" hipotezi ve H1: Marka tüketicinin satın alma davranışlarını etkiler" hipotezi kabul görmüştür. Anket sonuçlarına göre tavsiyenin satın alma kararlarında etkili olduğu söylenebilir. Ayrıca tüketici satın alma kararlarında markanın, ürünün fiyatından daha etkili bir etken olduğu ortaya çıkmaktadır.
Yöneticilerin örgütsel adalet anlayışının işgörenlerin örgütsel bağlılık ve iş tatmini düzeylerine etkisi: Savunma sanayinde bir uygulama
Bu çalışmada, alan yazın üzerinde sıklıkla durulan örgütsel tutum ve davranışlardan örgütsel adalet algısı, örgütsel bağlılık ve iş tatmini arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkileri bütüncül bir model kapsamında ele alınmıştır. Fakat bu çalışma, Savunma Sanayi alanı gibi diğer pek çok alana kıyasla daha kapalı bir alanda uygulanmasıyla diğer çalışmalardan ayrılmaktadır. Bu çalışmada, yöntemsel olarak yapısal eşitlik modellemesi tercih edilerek değişkenler üzerindeki etkilerin tamamının elde edilmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın sorunsalı, savunma sanayisinde çalışanların iş tatmini algısının, örgütsel adalet algısından ve örgütsel bağlılık algısından etkilenip etkilenmediği üzerine teşkil edilmiştir. Çalışmada rastgele seçim yöntemi kullanılarak yapılan anket uygulaması sonucunda elde edilen veriler, SPSS ve AMOS paket programı aracılığıyla analize tabi tutulmuştur. Bu verilerle yöneticiler ve işgörenlere yönelik hem sektörel bazda hem de yönetsel bazda bazı ipuçları elde edilmiştir. Sonuçlar genel anlamda değerlendirildiğinde; Savunma Sanayisinde çalışanların örgütsel adalet algısının iş tatminini kısmen etkilediği, bu etkileşimde örgütsel bağlılık algısının bir kısım aracılık etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışanların demografik faktörlerinin çalışmada kullanılan değişkenlerin üzerinde etkisinin olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak; Savunma Sanayisi çalışanlarının örgütsel adalet algısıyla, örgütsel bağlılıklarının arttığı ve kurumlarında iş tatmini yaşayarak kendilerini güvende hissettikleri tespit edilmiştir. Yapılan bu çalışmanın sonuçları kullanılarak ülkelerin önemli proje merkezleri olan Savunma Sanayisindeki çalışanlarının kişisel, örgütsel ve toplumsal faydalarının arttırılacağı değerlendirilmektedir.
Uluslararası markalaşma ve marka bağlılığı kavramının müşteri tercihlerine etkisi: Bir uygulama
Günümüz ekonomik koşulları içerisinde firmalar pek çok itici ve çekici gücün etkisiyle uluslararası pazarlarda bulunmak istemektedirler. Uluslararasılaşma olarak adlandırılan, ulusal pazar sınırlarının dışındaki işletme faaliyetleri, güçlü rekabeti beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, firmalar ürünlerini diğer ürünlerden ayırmak ve bu şekilde ürünlerine sadık müşteriler oluşturmak için markalar yaratmaktadır. Çağdaş anlamda marka kavramı ve kullanımının gerekliliği, sanayi devrimi sonucunda üretimde yaşanan artış ve standartlaşmanın, tüketimi hızlandırması ile başlamaktadır. Zamanla tüketicinin de bilinçlenmesi ve isteklerinin artması, birbirinin aynısı olan ürünlerin birbirinden ayrılması gerekliliğini önemli hale getirmiştir. Literatürde pek çok tanımı bulunan marka, üretici ile tüketici arasındaki bağ olarak ürünün ötesinde bir kavramdır. Uluslararasılaşmaya başlayan firmaların markaları da uluslararasılaşmaya başlamaktadır. Bu her bir uluslararası pazar için çevresel, ekonomik, yasal vs. gibi farklı koşullar altında yönetilmesi gereken sürekli ve önemli bir süreci ifade etmektedir. Yani uluslararası pazarlardaki başarı, etkin bir marka yönetimini gerektirmektedir. Bu tez kapsamında marka ve marka yönetimi ile ilgili temel kavramlar açıklanarak, uluslararasılaşma süreci içerisindeyken başarılı bir marka yönetimi için neler yapılması gerektiği incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Marka, Markalaşma, Marka Yönetimi
Sosyal medyada pazarlamanın üniversite öğrencilerinin satın alma karar süreci üzerine etkisi
Sosyal medya işletmeler ve tüketiciler açısından değerlendirildiğinde birçok avantaj sağlamaktadır. Sosyal medya sayesinde işletmeler, tüketicilerin ihtiyaçlarına daha hızlı cevap verebilmekte oluşan problemlere kısa zamanda yanıt verebilmektedir. Bu sayede işletmeler, müşteri odaklı davranabilmekte ve sürdürülebilirliklerini artırabilmektedirler. Diğer yandan tüketiciler, sosyal medyayı kullanarak ihtiyaçları hakkında bilgi sahibi olabilmekte ve herhangi bir sorunla karşılaştığında da firmalarla direkt iletişime geçebilmektedirler. Bu sayede tüketiciler, ürün ve hizmetlerden en iyi şekilde faydalanırlar. Bu çalışmanın amacı sosyal medyada gerçekleştirilen pazarlama faaliyetlerinin üniversite öğrencilerinin satın alma kararı üzerine etkilerinin belirlenmesidir. Bu bağlamda çalışmanın birinci bölümünde sosyal medya ve sosyal medyada pazarlama, ikinci bölümde tüketici davranışı kavramı üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise konuyla ilgili daha önce yazılmış çalışmalarla ilgili literatür taraması yapılmıştır. Araştırmanın dördüncü ve son kısmında sosyal medyada pazarlamanın tüketici satın alma kararı üzerine etkisi ile ilgili çalışmaya yer verilmiştir. Araştırma için sosyal medya kullanıcısı olan ve internetten alışveriş yapan 384 lisans öğrencisine anket uygulanmıştır. Anketten elde edilen veriler "SPSS for Windows 16.0" istatistik paket programı ile analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Sosyal Medyada Pazarlama, Tüketici, Tüketici Davranışı, Satın Alma Kararı.
Challenges and prospects of bilateral trade relations between Turkey and the Philippines
The bilateral trade relations of the Philippines and Turkey are not wont to attract much attention due to the low volume of their commercial exchanges. But some questions regarding its sluggish growth beg to be asked given their long-standing relationship. This thesis looks into their bilateral trade relations specifically to know what ails and what lies ahead for it. It is an exploratory study seeking answers to these questions by probing into the nature and origins of their bilateral relations as the overarching backdrop of their specific trade relationship. It seeks to identify and describe those issues and challenges that have and continue to beleaguer the relationship in general and on both sides. Such description can provide a clearer understanding to better know what really lies ahead for both countries as it seeks to grow trade and consolidate this relationship. It examines the state of this relationship through a historically-grounded and conceptual approach as its main rudder in identifying its challenges and prospects. It incorporates a few elements of international relations perspectives to augment the overall context at that time and not as its focal analytical frame. It adopts a general environmental analysis focusing on the global, economic and political components to explore the subject with varying levels of depth. The patterns that emerge help point to the types of challenges that plague their relations. Primary and secondary sources of data were gathered and used in this thesis. Primary data include statistical trade data at various points in time and interviews of key informants from both countries whose positions, knowledge and experiences were relevant to the topic. Statistical trade data were reviewed and described for a quantitative qualification of the relationship's character. Secondary data include the scant literature on the relationship of these countries, books, journal articles, news and magazine articles, and other reference materials with specific or related information to the topic. This study shows that their bilateral trade relationship has evolved from a routine yet cordial status to one that is dynamic and more cognizant of the frailties surrounding it. Currently, it still remains underexplored and prone to the erratic tendencies that characterized it in its earlier development. The more recent declines in trade volume are temporary and can be expected to rebound as it has always done previously. There is promise but a more consistent and predictable growth rests on how and when the challenges can be resolutely addressed. More than ten challenges have been identified. Some of these challenges are general and related to common critical factors affecting international trade with their effects spilling over to these countries' trade relations. Some are specific and unique to each country. Some are inherent in weak institutions, others are systemic, others are bred by the internal and external events that unfold, and some are independent of it. Singularly or collectively, they corrode the bilateral and trade relations of these countries. They are constraints that should not be taken lightly as the enduring nature of their trade relationship is not enough of a guarantee. Both countries can't afford to be complacent and must confront these challenges that warrant thoughtful solutions for trade to truly expand and strategically cement the relationship.
The use of social network websites for retaining customers in Turkish companies
This study identifies Turkish companies perceptions towards retaining customers by using Social network websites. This exploratory research utilized qualitative research method semi-structured in-depth interview in order to achieve more detailed information in terms of Turkish companies. In the beginning of the study theories related to Social network websites, customer trust, customer loyalty, brand awareness and previous researches related to topic is described. Major findings in four Turkish companies show that usage of Social network websites in a proper way could lead the company to increase customer trust, to develop brand awareness and make the current customers loyal to the company. The websites Facebook, Twitter, Instagram, LinkedIn and recently applications Whatsapp and Telegram help companies a lot for this purpose. Photos, videos and promotional advertisements are creating most user engagement in Turkish companies and they are doing different activities through Social network websites, like finding potential customers, using news channel in their own Social network websites, marketing promotions, customer feedback by messages and comments, doing brand management, increasing customer satisfaction. All these activities and including usage of Social network websites for addressing customer problems, usage of hashtag marketing and competing with their opponents by using Social network websites leads companies to gain customer trust, to do brand awareness, to make them loyal to companies which at the end results with customer retention.
The overview of growth hacking: The evaluation of implementations on Uber
Growth hacking, which has its unique characteristics, emerged when startups were struggling with challenges in the competitive startup ecosystem for achieving the rapid growth, customer acquisition, and product market fit. This study gave general information about the growth hacking term that is created in 2010 and focused on the examples of technology giants that have applied growth hacking strategies and achieved great success by applying its methods. At the same time, this study describes the characteristics of growth hackers, which have emerged in this area with their specific features and implement growth hacking strategies in an expert manner. The approach and mentality differences between growth hacking and traditional marketing were examined. As the transportation network company, Uber pioneered the rapid growth and determined product development. Uber has been handled as a case study as it is an enormous example of growth hacking implementations. The qualitative research was conducted and the strategies that have been applied by Uber are evaluated through marketing channels and product development, which forms the basis of growth hacking. The implementation of Uber's potential growth hacking strategies that are referred to as "growth accelerators" are analyzed and the applied disciplines are evaluated. The methods such as customer acquisition, product market fit (PMF), referral marketing, surge pricing, market expansion strategy, word of mouth marketing (WOMM), early adopter advocacy, reputation system, disruptive innovation are demonstrated. It is aimed to embody the subject in the minds by giving the successful examples from the world economy and create an information bridge between the world of economics and the academic world.
Havayolu şirketlerinin kriz döneminde uygulaması beklenen stratejileri
Taşımacılık sektörü günümüzün en gözde meslek ve sektörlerinden biri olmakla birlikte gelecekte de en büyük sektörlerden biri olacağı açıktır. Gerek istihdamı gerekse bu alanda çok büyük bir açıklığın olması firmaları ciddi derecede cezbediyor. Sektörün bu derece popüler olmasının temel nedeni ise çağımızın yaşadığı küreselleşme. Fakat küreselleşme her ne kadar özellikle taşımacılık alanında hiç beklenmeyen bir çığır açsa da firmaların korkulu rüyası rekabeti de artırmıştır. Taşımacılık sektörü karada her ne kadar artmış ve faaliyet alanını genişletmiş olsa da hava lojistiği günümüzün en büyük trendi olmuştur. Gelişen teknoloji ve küreselleşme ile firmalar birbirlerini takip etme ve geçme de en uç noktaları zorlamaktadır. Havacılık, çok fazla rekabetin olduğu ve hızlı değişiklerin yoğun bir şekilde yaşandığı sektörlerden biri haline gelmiştir. Bu durum havayolu şirketlerini müşterilerinin ihtiyaçlarını ve isteklerini daha iyi anlamaya yönlendirmektedir. Günümüz işletmeleri iş hayatlarında bazen iniş-çıkışlar yaşarlar. İşletmelerin hem çalışanlarına hem müşterilerine hem de topluma karşı toplumsal sorumlulukları vardır. Bu nedenle firmalar kendi ve markalarının kimliğini ve geliştireceği pazarlama stratejilerini iyi planlamalı ve ona göre hareket etmelidir. Birçok işletmenin, kurumsal itibar ve kurum imajlarını yükseltmek için çeşitli çalışmalarda bulundukları ve para harcadıkları bilinen bir gerçektir. Kriz anında etkin bir iletişim kurmak ve krizi en az hasarla atlatmak hatta krizi bir fırsat olarak görüp değerlendirmek ve bütün bunlar için bir ilk adım olarak etraflı ve etkili bir kriz yönetimi planına sahip olmak açısından çok önemlidir. Başka bir deyişle, işletmeler kriz öncesinde stratejik planlar yapmalı, muhtelif zamanlarda bunu test etmeli ve aksaklıkları bulmaya ve çözmeye çalışmalıdır.
Turizm sektöründe online rezervasyon kalite algısı ve algılanan risk faktörlerinin incelenmesi
Turizm alanındaki hizmetlerin üretimi, pazarlamasını, satınb alımı, ödemesinin yapılması, tesliminin gerçekleştirilmesi gibi birçok işlem online olarak gerçekleştirilmesi mümkündür. Online platformlar yer ayırtma ve bilet satış işlemleri adına fazla fiziksel çaba gerektirmemesi, satın alma platformunu kişileştirmesi, tüketicilere zaman ve ekonomik tasarruf sağlamasıile birlikte hizmet, marka, fiyet ve işletme kıyaslamalarına olanak sağlaması nedeni ile en popüler online aktiviteler içerisine girmiştir. Bu bağlamda çalışmanın amacı internet üzerinden pazarlama ve online rezervasyon sistemlerinin açıklanması, turizm sektöründe online rezervasyon kalite algısının incelenmesinin yanında turizm sektöründe online rezervasyon kalite algısı ve algılanan risk faktörlerinin ortaya konulmasıdır.
Is performance appraisal an effective tool for employee motivation
The reward system of many organizations depends on performance appraisals, made by the managers. Certainly, appraising an employees performance is often more difficult than people think. The manager gives a performance appraisal with a subjective view, which affects the self-awareness of the employee and the perception of the manager's ability to evaluate performance. It is a tool to appraise the employee's strength and weaknesses and provide helpful measures to overcome weaknesses. Motivated employee will improve his workings to be more effective in terms of quality and quantity, so he can participate efficient to achieve the objectives of the organization. This thesis is going to analyse the relationship between performance appraisal and employee motivation. It will also expand performance appraisal systems and the challenges of designing a fair system that can prove to be a beneficial tool for managers to retain employees and simultaneously to provide a healthy work environment in order to motivate employees.
Örgüt kültürünün özel ve devlet hastanelerinde görev yapan hemşirelerin örgütsel vatandaşlık davranışları üzerine etkisi ve bir uygulama
Günümüzde sağlık sektöründeki teknolojik gelişmeleri göz önüne aldığımızda, bu ilerlemelerin çalışanlar tarafından ne şekilde kuruma yansıtılacağı ve ayak uydurulacağı merak konusu olmuştur. İnsan sağlığının önemini de düşünürsek, hastanelere yapılacak olan her yeniliğin hastane çalışanları tarafından nasıl karşılanacağı ve bir vatandaş olarak bu yeniliklerin kurum kültürüyle nasıl uyum sağlayacağı önemli hale gelmiştir. Kültür, bir çevrenin hayatını devam ettirme, toplumsal birimlerini belirleme, kazanılan tutum ve davranışlarını, bilgi, değer, inanç ve insanların etkileşimi sonucu ortaya çıkan tüm faaliyetlerini gidermek ve ihtiyaçlarını tedarik etmek maksadıyla meydana getirdiği bir hayat tarzıdır. Örgüt kültürü ise örgüt çalışanlarının bir araya gelip paylaştığı gelenekler, inançlar, diller, hisler, etkileşimler, uygulamalar ve değerlerden meydana gelmiştir. Örgüt kültürü terimi üzerinde yapılan araştırmalar neticesinde sağlam temelli güçlü yönetilen bir örgüt kültürünün çalışanlar üzerinde doğrudan pozitif bir etki bıraktığını, performansını geliştirdiğini ve rekabetini artırdığını görmekteyiz. Örgütün sosyal mekanizmasının bakıma alınması olarak tarif edilen örgütsel vatandaşlık davranışı, çalışanların iş arkadaşları ile iş birliğine yönelik ve sistemi koruyucu faaliyetlerde bulunmaları, sistemin gelişmesi için orijinal fikirler ortaya atmaları, sisteme daha fazla katkı sağlayabilmek için kendi kendini eğitmeleri, örgütün dış çevrede olumlu şekilde tanınmasını sağlayacak davranışlar için gayret göstermeleridir. Bu çalışma, kültür, örgüt kültürü ve örgütsel vatandaşlık davranışı kavramlarının ortaya konulmasını, bu kavramların öneminin ve boyutlarının anlatılmasını, örgüt kültürü konusunda yapılan sınıflandırmaları ve örgütsel vatandaşlık davranışlarının sonuçlarını açıklamaktadır. Tüm bunlara ek olarak Bingöl ili özel ve devlet hastanelerinde görev yapan hemşirelere yapılan anket çalışmasıyla örgüt kültürünün örgütsel vatandaşlık davranışları üzerine etkisi ölçümlenmeye çalışılmıştır.
İş hayatında uygulanan mobbingin çalışanlar üzerindeki etkileri: Bir uygulama çalışması Türk bilişim sektörü
Sanayi devriminden itibaren devamlı gelişen dünyamız birçok yenilik ve farklılığa ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle teknolojik çalışmalarla birlikte insanların yaşam kalitesi artmakta ve hayat kolaylaşmaktadır. Devamlı değişim ve gelişim sirkülasyonu içerisinde zaman zaman olumsuz durumlar gözlemlenmektedir. Çalışma saatlerinin uzun olması, rekabetin artması ve yoğun iş temposu, stres ve baskı ile birlikte işgören kendine zaman ayıramayacak duruma gelmekte ve psikolojik yönden zarar görmektedirler. Çağımızın en büyük tehlikesi olan psikolojik şiddet kavramını iyice anlamak gerekmektedir. Psikolojik şiddet davranışları hedef olarak seçilen birey veya bireylere karşı sistematik olarak doğrudan veya dolaylı yollarla uygulanan, mağdurun kişiliğine, mesleki hayatına ve sağlığına zarar vermek için yapılan kasıtlı ahlaka aykırı tutum ve davranışlardır. Bu çalışmanın amacı, İstanbul'da bilişim sektöründe çalışan personellerin bulundukları işletmede maruz kaldıkları psikolojik şiddet davranışlarının verimliliklerini ne derece etkilediğini ve işten ayrılmalara etkisini tespit etmektir. Ayrıca mobbingi önlemeye yönelik stratejilerin gelişmesi bakımından işverenlere, yöneticilere, insan kaynaklarına, sendika ve derneklere ve kanuni düzenlemelere yararlı olacağı arzu edilmektedir. Mobbing davranışları bilişim sektöründe çalışan personellere, fiziksel ve ruhsal açıdan zarar verdiği gibi görev ve sorumluluklarını yerine getirmesini engellemektedir. Akıl gücü ile işleyen stres ve baskının yoğun görüldüğü bilişim sektöründe meydana gelen psikolojik şiddet davranışlarını saptamak için bu araştırmanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Çalışma teorik olarak anlatıldıktan sonra araştırmanın uygulama kısmında anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışması demografik değişkenler, mobbing ve verimlilik soruları ile üç bölüm 38 sorudan oluşmaktadır. Ankete katılanlar birinci bölümde yaş, cinsiyet, eğitim durumu, kıdem, çalışma hayatında geçen süreye yönelik sorular, ikinci bölümde sosyal ilişkilere yönelik, itibarlarına yönelik, mesleki konumlarına yönelik, sağlıklarını tehdit eden davranışlara yönelik sorulara, üçüncü bölümde ise çalışanların işe yönelik davranışları ve performansları ile ilgili sorulara yanıt vermişlerdir. Mobbingi ölçmek için LIPT Questionnaire (Leymann Inventory of Psychological Terror) ölçeği kullanılmış olup beşli likert tipinde hazırlanmıştır. Araştırma bulgularına göre; işyerinde uygulanan psikolojik tacizin verimlilik ile doğrudan ilişkisi saptanmıştır. Buna ek olarak bilişim sektöründeki kadın çalışanlar psikolojik şiddetle daha çok karşılaşmakta ve bunun neticesinde çalışma verimlerinde ciddi düşüşler görülmektedir. Ayrıca verimliliğin kıdem ile doğru orantılı olduğu tespit edilmiştir. Verim kaybı en çok 1-3 yıl, en az 10 yıl ve üzeri çalışanlarda yaşandığı gözlemlenmiştir. Yaş faktörü ile verimlilik arasında ise anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Elde edilen bulgular, mobbing uygulamaları karşısında genç çalışanların yaşlı çalışanlardan daha çabuk etkilendiği ve verimliliklerini yitirdiklerini sonucunu göstermektedir. Bu durumun sebebi olarak özellikle çalışanların yaşlarına paralel olarak sahip oldukları tecrübenin etkili olabileceği düşünülmektedir.
İşletmelerde performans değerlendirmenin çalışanların iş tatminine etkisi ve bir uygulama
Küreselleşme ile birlikte işletmeler rakiplerine oranla fark yaratmak ve ayakta durabilmek için insan kaynakları unsuruna büyük önem vermektedirler. Örgütler her ne kadar sermaye ve kaynaklara sahip olsalar da bu kaynakları değerlendirebilecek işgörenler doğru yönetilmezlerse işletmelerin amaç ve hedeflerine ulaşması zorlaşacaktır. İnsan unsurunun verimli ve etkin çalışması işletmeleri başarıya ulaştıracak en önemli faktörlerdir. İşletmelerin mutlu işgörenler çalıştırması verimlilik ve etkinliliğin artmasında büyük rol oynar. Çünkü mutlu işgörenler üretken işgörenlerdir. Yöneticilerin temel sorumluluğu işgörenlerinin performanslarını ve iş tatminlerini değerlendirmektir. İşgörenlerin performans ve iş tatminleri işletmenin amaç ve hedeflerine ulaşmasında büyük rol oynar. Performans değerlendirme örgütün uzun ve kısa dönemli plan ve stratejilerinde büyük rol oynar. İşgörenlerin performanslarının belirlenmesi, gerekli düzenleyici faaliyetlerin yapılması, eğitim olanaklarının sağlanması işgörenlerin gelişimini sağlar. Bilgi ve beceri düzeylerinin artmasına yardımcı olur. Böylelikle örgütsel hedeflere ulaşmak kolaylaşır. İş tatmini işgörenlerin işini sevip sevmediği hakkında bilgiler sunar. Bu bilgi verimlilik ve etkinlik açısından büyük önem taşır. Çünkü mutsuz çalışan verimli çıktılar üretmez. Böylelikle kalitesiz sonuçlar ortaya çıkar. Yöneticilerin devamlı olarak işgörenlerin iş tatminlerini değerlendirmesi, tatminsiz olduğu durumların belirlenmesi hem işletme hem de işgörenler için büyük öneme sahiptir. İşgörenlerin performanslarının değerlendirilmesi iş tatminini arttıran önemli faktörlerden birisidir. Performans değerlendirme işgörenler ile yöneticilerin karşılıklı etkileşimini sağlayarak işgörenlere söz hakkı verilmesine olanak sağlar. Fikir ve önerilerini sunabilen işgörenlerin moral ve motivasyonları artar ve tatminleri sağlanmış olur. Bu yüzden başarılı olmak isteyen kurum ve kuruluşlar işgörenlerin performans ve iş tatminlerini düzenli olarak değerlendirmeli ve gerekli düzenleyici faaliyetleri sunmaları zorunluluktur. ANAHTAR KELİMELER: Performans Değerlendirme, İş Tatmini, Verimlilik, Etkinlik
The effect of color and shape of the application logo on online application buying behaviour of university students
Nowadays the globalization of mobile devices made easy the people's lifestyle and helping them in different – educational, entertainment, sport, banking, tourism sectors and other daily jobs. Mobile devices are connecting to different devices with various connections such as: WIFI, Bluetooth, GSM which help us to use them and collect database. The development of mobile devices caused to the production and proliferation of mobile applications. The powerful parameters of modern mobile devices can operate faster and richer mobile applications. The aim of the study is to determine if the color and design of mobile application logo affect the buying behavior of university students. In addition to it, to find if this influence differs according to demographic variances such as: gender, age, education and mobile application preference. The purpose of this study has been investigated through questionnaire. The universe of this research was taken the students in Istanbul. The questionnaire study was conducted among the students of Istanbul Aydin University and around 271 answers were collected. Moreover, collected data analyzed using the SPSS 21 program.
Çok katlı pazarlamada gösteriş amaçlı tüketimin tekrar satın almaya etkisinde çevre bilincinin rolü
Günümüzde tüketim, sadece sunulan mal ve hizmetlerin çeşitliliğini veya fonksiyonel olarak ne işe yaradığını değil, daha öte birtakım nedenleri de içinde barındırmaktadır. Toplumsal değerlerin her geçen gün metalaşması, kişilerin tüketim alışkanlıklarında rasyonellikten uzaklaşarak tüketim kültürünün her geçen gün yaygınlaşması tüketim kavramında meydana gelen değişimleri hızlandırmıştır. Fonksiyonel tüketim, çoğu durumda satın alma davranışının arkasında yatan temel neden olarak görülmektedir. Çok katlı pazarlama, doğrudan satış sisteminin bir yöntemidir ve Türkiye'de yaygın olarak kabul görmüş bir sistemdir. Tüketiciler satın alma kararı verirlerken toplumda statü ifadesi veya imaj gibi, ürünün veya markanın aktardığı sosyal anlam tarafından da etkilenmektedirler. Aynı zamanda tüketiciler ihtiyaçlarını karşılarken doğaya ve kendi sağlıklarına en az zarar verecek şekilde ürün tercihi yapmak konusunda gün geçtikçe daha fazla bilinç sahibi olmaktadırlar. Yapılan araştırmanın teorik bölümünde Çok Katlı Pazarlama, Gösteriş Amaçlı Tüketim ve Çevre Bilinci kavramları detaylı olarak ele alınmış sonrasında uygulama ve analiz bölümünde Türkiye'de çok yaygın olarak kullanılan çok katlı pazarlama işletmelerinden bir firma seçilip 504 kişi üzerinde anket uygulanmış ve araştırma istatistiksel tekniklere dayanmakla beraber yapısal eşitlik modeli kullanılması tercih edilmiştir. Yapısal eşitlik modeli uygulaması ve doğrulayıcı faktör analizi uygulamalarında ibm SPSS AMOS yazılımından yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonrasında ankete katılan kişiler arasında gösteriş amaçlı tüketim eğilimlerinin tekrar satın almaya etkisinde çevre bilincinin rolüne yönelik bazı yargılara varılmıştır.
Sağlık sektöründe kişisel markalaşma: Tercih edilen doktorun markalaşmasının hastane tercihine etkisi
İlk insanın oluşumundan günümüze kadar geçen süre içerisinde sağlık ve marka kavramları, birbirleriyle fazla ilişkili olmasa da kendi içlerinde oldukça büyük öneme sahip ve etkinliğini kaybetmeyen kavramlar halini almıştır. Bununla birlikte son yüzyıl içerisinde teknolojinin gelişmesi, devletlerin sosyal devlet çerçevesinde sağlık harcamalarını arttırmaları, sağlık eğitimine verilen önemin fark edilmesi ve bunu geliştiren uygulamaların hayata konması, reklamcılık, marka ve kişisel markalaşma faaliyetlerinin artışıyla birlikte hastane sahipleri ve doktorların bu faaliyetleri kullanarak daha optimal tüketicilere yönelmesi sağlıkta kişisel markalaşma kavramını ortaya çıkarmıştır. Ülkemizde 2003 tarihinde hayata geçirilen "Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP)" çerçevesinde özel hastanelerin sayılarında yaşanan artış, ayrıca kamu hastanelerinde kalite gelişimi için yapılan çalışmalar, markalaşma ve kişisel markalama kavramlarıyla kombine edildiği zaman 13 yıl içerisinde önemli gelişmeleri beraberinde getirmiştir. Buna rağmen ülkemizde nüfus artış hızına paralel doktor sayısında yeteri kadar artış sağlanamamıştır. Hastalıklarda yaşanan artış, kamu hastanelerinde oluşan kalabalık neticesinde vatandaşların daha hızlı ve efektif hizmet alma istekleri, doktorların son dönemde gerek televizyonlardan gerekse internet yoluyla mesleki deneyimlerini göstermeleri, ülkemiz doktorlarının teknolojik gelişmeleri daha hızlı takip etmeleri ve neticesinde başarılı işlemler uygulamaları ile alanlarında dünyaca ünlü olmaları sebebiyle sağlıkta kişisel markalaşma kavramı önemini her geçen gün artırmakta ve yapılan yeni çalışmalarda bu kavramın ışığında ilerlemektedir.
Ortaokullarda çalışan öğretmenlerin liderlik özellikleri ile sınıf yönetim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ortaokulda çalışan öğretmenlerin liderlik özellikleri ile sınıf yönetim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmiştir. Bu araştırmanın verileri; 2015–2016 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Fatih İlçesinde bulunan ortaokullarda çalışan öğretmenlere uygulanan "Kişisel Bilgi Formu", "Öğretmen Liderlik ölçeği (Hasançebioğlu 2003)" ve "Sınıf Yönetim Becerileri Ölçeği (Delson 1982; Yalçınkaya ve Tonbul, 2002)" bilgi formu ve ölçekler 324 kişiye uygulanarak elde edilmiştir. Anketlerden 20'si kodlama hatası olduğundan dolayı geçersiz sayılmış ve analizler 304 kişi üzerinden yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 20:0 paket programında frekans dağılımı, tanımlayıcı istatistik, Bağımsız T Testi, Anova ve Pearson testleri ile analiz edilmiştir. İstatistik analizler sonucunda; öğretmenlerin sınıf yönetim becerileri orta düzeyde sınıf becerisine sahip oldukları, lisans mezunlarının yüksek lisans mezunlarına göre 0,5 düzeyinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ayrıca, sınıf yönetim becerileri parametresinde ise, kıdemlerine ve öğrenim durumuna göre gruplar arasında 0,5 düzeyinde anlamlı farklılık bulunmuştur. Öğretmenlerin Demokratik liderlik ölçeği puanları ile sınıf yönetim becerileri puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Demokratik liderlik özellikleri arttıkça sınıf yönetim becerileri de artmaktadır.
The efficiency analysis of accounting transparency and realisation on ias 1 presentation of financial statements within transnational management
Accounting standards are counted to be the force that guarantees the proper compliance of a company to the accounting principles. Each standard has a specific role in the accounting processes, however each company has its own attitude to all of them. This attitude depends on number of factors, such as the scale of company, region of activities, its own principles and etc. At the time when a world is living through globalisation and integration, international companies are ruling companies in the world as they cover big territories and involve many people. In order to be able to properly manage such companies the management has an obligation to create certain standards inside the companies that would fit its entities all around the world. These standards are playing the role of a unique and universal "language" within certain sphere of activities. Respectively, the company has to deal with its accounting issues as well and determine its own standards within the company which at the same time have to fit the international accounting standards as well. While each company has to follow these standards in full power, in reality it rarely happens and most of the time companies live through number of gaps. The compliance of standards is the liability of the company management and it directly affects both image and prosperity of the company. Below we will observe all the issues that a company faces while trying to comply one of the most important accounting standards, IAS 1 and what happens when a standard is mistreated. As a result of gaps in standard compliance we will see the effect of management mistakes on the company image and performance. Besides that, we will overview the experience that was gained in an international construction company regarding standard compliance and elimination of transparency and disclosure failure, its consequences which will show what actions should be taken in order to keep the image and performance of a company on top.
The analysis and modelling of accounts receivable management: An application from the health care industry
Over the history it was clearly observed how healthcare industry plays an important role not only in the physical and mental state of society but in economic sphere as well. Unlike most other businesses taxation and privileges applied in healthcare industry differ depending on their political, social and economic influences. If we look at the budget of one country we will be able to observe how big proportion of the budget funds fall under healthcare industry sector, and it includes both healthcare implementing (clinics, hospitals, test centres, etc.) and development services (institutions, scientific projects, etc.) If we look at the definitions the term receivables stand for the due funds that should be received by one side for the services and/or products provided to the other side. In accounting it is included in balance sheet and consider all debts owed to the company (contractor company, services and/or products providing side). For company's managerial level employees, receivables are one of the most important dues of their job and it is reasonably considered as the power that makes company keep going. Despite the size of the company all the company owners/managers observe receivables as their top priority. In this thesis paper the importance of receivables management for a unit of healthcare industry would be shown, by presenting some samples on private clinic located in Baku, Azerbaijan. The experience of accounting team will help to understand the true meaning of receivables, what they depend on, what they control and influence, how it should be managed and how company should react on the changes within the company and the country in order to keep the receivables flow in proper condition. Below we will firstly observe the main aspect of proper receivables management procedure and see them on the examples shown on private clinic model. Besides that, the purpose of this thesis is to show algorithm of steps that should be taken in possible situations that can be met in some healthcare industry unit.
The role of emotion in decision- making for employee selection
The current study aims to identify the role of emotions on IAU decision makers and how these emotions influence their ability to decide effectively on selecting the academic staff for the university and to achieve organizational goals. It aims at identifying the different variables and competencies needed for effective decision-making. The study will examine those scales' effects on and the decision-making style of managers in IAU. This study also aims at identifying the differences between respondents as attributed to their personal and professional traits "gender, age, academic qualifications, and years of experience". The current study adapted internationally accepted measurement tools such as the Emotion Regulation Questionnaire which was used for measuring emotions and modified to fit the purpose of this research. It was composed of six scales which are; non-acceptance of emotional responses, difficulty engaging in goal-directed behavior, control difficulties, emotional awareness, access to emotion regulation strategies, and emotional clarity. The results of this study supported the hypothesized relationships of the existence of significant relationship between emotions of decision makers and their decision-making style. The relationship has been proved to be existed at all scales and subscales of the emotion field. A significantly negative relationship has been also proved to be existed between emotions and decision-making style. The results also proved that there are no significant differences among respondents attributed to their personal and professional traits as gender, age, academic qualifications, and years of experience. The research has presented some recommendations concerning the application of grey relational analysis at the workplace for selecting employees for job vacancies and some other recommendations for future research. The recommendations include increasing awareness of the emotional context in the workplace and its importance and application in the decision-making process. It also recommends the design and implementation of appropriate training programs for decision makers on how to consider and apply the grey relational analysis in their selection between alternatives. The research also recommends developing tools to measure the level of emotions and inter and intra personal skills and incorporate them into the recruitment of potential decision makers.