Anne sütü ile beslenmenin kronik adenoidit, kronik tonsillit, adenotonsiller hipertrofi ve alerji üzerine etkileri
2022
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Hatice Bengü Yaldız Çobanoğlu
Abstract (TR)
Amaç: Çalışmamızda; anne sütünün, tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonlarına, alerjiye ve enfeksiyonlar ile tetiklenen inflamasyon sonucu olan adenotonsiller hipertrofiye karşı etkisi olup olmadığını ortaya koymak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Kulak Burun Boğaz ve Pediatri Sağlam Çocuk Polikliniği'nde prospektif, klinik bir çalışma olarak planlandı. Çalışmaya Kulak Burun Boğaz Polikliniği'ne sık boğaz enfeksiyonu, horlama, ağız açık uyuma, işitmede azalma şikayeti ile başvuran 0-15 yaş arası 300 çocuk çalışma grubu olarak, Pediatri Sağlam Çocuk Polikliniği'ne herhangi bir şikayeti olmadan sadece kontrol amaçlı başvuran 0-15 yaş arası 300 çocuk kontrol grubu olarak dahil edildi. Kulak Burun Boğaz Polikliniği'ne başvuran hastalara anamnez, fizik muayene, odyolojik değerlendirmeler ve gerekli durumlarda çekilen direkt yan servikal grafi sonucunda adenoidektomi, tonsillektomi, adenotonsillektomi ve ventilasyon tüpü uygulaması kararı verildi. Her iki grup; cinsiyet, yaş, doğum ağırlığı, anne sütü kullanım süresi, mama kullanım süresi, tam kan sayımındaki eozinofil sayısı ve ek gıdaya geçiş zamanına göre karşılaştırıldı. Bulgular: Her iki grupta polikliniklere yapılan başvurular değerlendirildiğinde; kontrol grubunda 166 (%55.3) kız çocuk, 134 (%44.7) erkek çocuk, çalışma grubunda ise 130 (%43.3) kız çocuk ve 170 (%56.7) erkek çocuk saptandı. Erkek çocuklara kız çocuklara göre daha sık adenoidektomi, tonsillektomi, adenotonsillektomi ve ventilasyon tüpü uygulaması yapıldığı görüldü (p =0.003). Her iki grup doğum ağırlıklarına göre karşılaştırıldığında; 600 çocuğun 36'sı (%6) normalden düşük doğum ağırlığına, 536'sı (%89.3) normal doğum ağırlığına ve 28'i (%4.6) yüksek doğum ağırlığına sahipti. Normalden düşük doğum ağırlığına sahip 36 çocuğun 7'sinin (%19.4) kontrol grubunda, 29'unun (%80.6) çalışma grubunda; normal doğum ağırlığına sahip 536 çocuğun 283'ünün (%52.8) kontrol grubunda, 253'ünün (%47.2) çalışma grubunda; yüksek doğum ağırlığına sahip 28 çocuğun 10'unun (%35.7) kontrol grubunda, 18'inin (%64.3) çalışma grubunda olduğu görüldü. Normalden düşük doğum ağırlığına sahip (<2500 gr) çocuklarda daha fazla adenoidektomi, tonsillektomi, adenotonsillektomi ve ventilasyon tüpü uygulaması yapıldığı görüldü (p<0.001). Her iki grup anne sütü alma süresine göre karşılaştırıldığında; 600 çocuğun 16'sı (%2.7) hiç anne sütü almazken 584'ü (%97.3) anne sütü almıştı. Anne sütü alan 584 çocuğun 299'unun (%51.2) kontrol grubunda, 285'inin (%48.8) çalışma grubunda; anne sütü almayan 16 çocuğun 1'inin (%6.2) kontrol grubunda, 15'inin (%93.8) çalışma grubunda olduğu görüldü. Anne sütü alan çocukların 100'ü (%16.7) 0-6 ay, 148'i (%24.7) 7-12 ay ve 352'si (%58.6) 12 aydan fazla süre anne sütü almıştı. 0-6 ay anne sütü alan 100 çocuktan 8'inin (%8) kontrol grubunda, 92'sinin (%92) çalışma grubunda olduğu görüldü. 7-12 ay anne sütü alan 148 çocuktan 89'unun (%60.1) kontrol grubunda, 59'unun (%39.9) çalışma grubunda olduğu görüldü. 12 aydan fazla süre anne sütü alan 352 çocuğun 203'ünün (%57.7) kontrol grubunda, 149'unun (%42.3) çalışma grubunda olduğu görüldü. 6 aydan az süre anne sütü almış olan çocuklarda, 6 aydan fazla anne sütü almış olan çocuklara göre daha fazla adenoidektomi, tonsillektomi, adenotonsillektomi ve ventilasyon tüpü uygulaması yapıldığı görüldü (p <0.001). Her iki grup mama alma süresine göre karşılaştırıldığında; 600 çocuğun 418 'i (%69.7) mama almazken, 182'si (%30.3) mama kullanmıştır. Mama almayan 418 çocuğun 285'inin (%68.2) kontrol grubunda, 133'ünün (%31.8) çalışma grubunda; mama alan 182 çocuğun 15'inin (%8.2) kontrol grubunda, 167'sinin (%91.8) çalışma grubunda olduğu görüldü. 6 ay ve daha az süre mama alan 55 (%30.2) çocuktan 8'inin (%14.5) kontrol grubunda, 47'sinin (%85.5) çalışma grubunda; 7-12 ay mama alan 71 (%39) çocuktan 7'sinin (%9.9) kontrol grubunda, 64'ünün (%90.1) çalışma grubunda; 12 aydan daha fazla mama alan 56 (%30.8) çocuğun 56'sının (%100) çalışma grubunda olduğu görüldü. 6 aydan fazla süre mama almış olan çocuklarda, 6 aydan az mama almış olan çocuklara göre daha fazla adenoidektomi, tonsillektomi, adenotonsillektomi ve ventilasyon tüpü uygulaması yapıldığı görüldü (p <0.001). Her iki grup tam kan sayımındaki eozinofil sayısına göre karşılaştırıldığında; 600 çocuğun 399'unun (%66.5) tam kan sayımında eozinofili yokken 201'inde (%33.5) de eozinofili saptandı. Eozinofili saptanmayan 399 çocuktan 239'unun (%59.9) kontrol grubunda, 160'ının (%40.1) çalışma grubunda; eozinofili saptanan 201 çocuktan 61'inin (%30.3) kontrol grubunda, 140'ının (%69.7) çalışma grubunda olduğu görüldü. Çalışma grubundaki çocukların kontrol grubundaki çocuklara göre tam kan sayımında eozinofil sayısının daha yüksek olduğu görüldü (p <0.001). Her iki grup ek gıdaya geçiş açısından karşılaştırıldığında; 600 çocuğun 506 'sı (%84.3) ek gıdaya 0-6 ay arası geçerken 94'ü (%15.7) 6 aydan sonra geçmiştir. 0-6 ay arası ek gıdaya geçen 506 çocuktan 259'unun (%51.2) kontrol grubunda, 247'sinin (%48.8) çalışma grubunda; 6 aydan uzun sürede ek gıdaya geçen 94 çocuktan 41'inin (%43.6) kontrol grubunda, 53'ünün (%56.4) çalışma grubunda olduğu görüldü. Kontrol ve çalışma grupları arasında ek gıdaya 6 aydan erken veya 6 aydan sonra geçme açısından anlamlı bir ilişki bulunmadı (p=0.178). Sonuç: Çalışmamızda adenoidektomi, tonsillektomi, bilateral ventilasyon tüpü operasyonlarını uyguladığımız hastaların daha çok erkek cinsiyette olduğu, daha düşük doğum ağırlığına sahip olduğu, tam kan sayımlarında eozinofili oranlarının daha yüksek olduğu, daha az süre anne sütü ve daha fazla süre formül mama aldığı görüldü. Buradan yola çıkarak anne sütünün çocuğu adenotonsiller enfeksiyonlardan ve alerjiden, tekrarlayan enfeksiyonlar sonucunda ortaya çıkan nöroimmünomodülatör yolakların aktifleşmesi sonucu hipoksi ve reoksijenizasyon ile oluşan adenotonsiller hipertrofiden koruduğunu söyleyebiliriz. Bu doğrultuda anne sütü alımını destekleyerek tekrarlayan adenotonsiller enfeksiyon ve adenotonsiller hipertrofi nedeni ile yapılan cerrahi işlemlerin sayısının azaltılabileceğini söyleyerek literatüre katkı sağlayabiliriz. Anahtar Kelimeler: Anne Sütü, Adenotonsiller Hipertrofi.
Author
Handan Turgut Semerci
Institution
How to Cite
Handan Turgut Semerci (Tıpta Uzmanlık Tezi). Anne sütü ile beslenmenin kronik adenoidit, kronik tonsillit, adenotonsiller hipertrofi ve alerji üzerine etkileri, 2022, Karadeniz Technical University.
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Karadeniz Technical University
- Trabzon ilinde yaşayan 20 yaş ve üzeri bireylerde tütün ürünleri kullanımı, alkol kullanımı, alkol kullanım bozukluğu prevalansı ve etkileyen faktörler(2025)
- Halk bilimi açısından Trabzon ili geleneksel tarım kültürü(2023)
- Yaşlandırma Süresinin Zn-27Al-1Cu Alaşımının Yapı ve Mekanik Özelliklerine Etkisi(2016)
- Harşit çayından (Tirebolu-Giresun) elde edilen kırılmış dere malzemesinin beton agregası olarak kullanılabilirliğinin incelenmesi(2005)
- Karabağ köyü (Kağızman–Kars) çevresinin hidrojeolojisi ve yeraltısularının kalitesinin değerlendirilmesi(2023)
- Millî Kütüphane 06 Hk 2725/2 numarada kayıtlı Risâletü'r-Reml (Çeviri yazı-inceleme-dil içi çeviri-tıpkıbasım)(2024)
