Anonim ortaklıklarda organ eksikliği davası (TTK m. 530)
2023
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Tolga Ayoğlu
Abstract (TR)
Çalışmamızda anonim ortaklıklarda organ eksikliği davası incelenmektedir. Sermaye ortaklıklarının prototipi niteliğindeki anonim ortaklık organizasyonun asgari içeriği emredici hükümlerle şekillendirilir. Anonim ortaklığın kanuni tipinin içeriğini belirleyen emredici organizasyonda, yönetim kurulu ve genel kurul zorunlu organlar olarak yer alır. Kanunen zorunlu organların bulunmaması halinde pay sahibi, ortaklık alacaklısı ve Ticaret Bakanlığı'na TTK m. 530 hükmü gereğince ortaklığa karşı davacı olabilme hakkı tanınmıştır. Çalışmamızın başlangıcında, anonim ortaklıklar için Kanun'da emredici organizasyon hükümlerine neden ihtiyaç bulunduğu üzerinde durulmaktadır. Sonrasında, diğer tüzel kişiler gibi anonim ortaklığın kavramsal unsuru olan organ kavramı açıklanmaya çalışılmaktadır. Çalışma, organ kavramının içerdiği farklı anlamları ifade etmek adına, organ kavramını üç başlık altında incelemeyi tercih etmektedir. İşlevlerin tahsisi temelinde organ kavramından; karar alma, yönetim ve gözetim gibi organa özgü işlevlerin, kanun veya kanunun izin verdiği ölçüde esas sözleşmeyle, anonim ortaklık bünyesinde bulunan birimlere paylaştırılması anlaşılır. Organın bu anlamında, anonim ortaklık içinde oluşturulan birimleri bireysel olarak işgal eden kişiler işaret edilmemekte, anonim ortaklık organizasyonuna özgü organ niteliğine sahip kurullar kastedilmektedir. Organlar yalnızca hukuka uygun fiilleriyle değil, hukuka aykırı fiilleriyle de tüzel kişiyi borç altına sokabilir. Organların fiilleri dolaysız ve vasıtasız olarak tüzel kişiye izafe edilir. Bu anlamıyla organ kavramından tüzel kişiyi her türlü fiilleriyle doğrudan sorumlu kılabilecek kurullar ve kişiler anlaşılır. Sorumluluk hukuku anlamıyla "organ", anonim ortaklıklar hukukuna özgü sorumluluk rejimine tabi kişileri ifade etmek üzere kullanılır. TTK m. 530 hükmünün uygulama alanının belirlenmesi gerekir. Bu bakımdan zorunlu organların tespiti önemlidir. Nitekim TTK m. 530'un madde gerekçesinde hükmün uygulama alanına giren "Kanunen gerekli organların" teriminin öğreti ve uygulama tarafından anlamlandırılacağı ifade edilmektedir. TTK sisteminde anonim ortaklığın kanunen bulunması zorunlu organları yönetim kurulu ve genel kuruldur. Organ eksikliği kavramının sınırının çizilmesi gerekir. Organın hiç oluşmamış olmasının TTK m. 530'un uygulama alanına gireceği açıktır. Organın kanunun emredici organizasyon hükümlerine aykırılığının, organ eksikliği olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorununa ilişkin, TTK m. 530 hükmü açık bir cevap sunmamaktadır. Çalışmamızın benimsediği görüş uyarınca, TTK m. 530 dar yorumlanmalı ve organ eksikliği oluşturabilecek haller genişletilmemelidir. Organın esas sözleşmeye aykırı oluşumunun, organ eksikliği yaratıp yaratmayacağı tartışılması gereken diğer bir konudur. TTK m. 530'un esas sözleşmeyi dışlayan lafzı, organ eksikliği hükmünün koruma amacının anonim ortaklığın kanunen zorunlu organizasyonuyla sınırlı olabileceğini akla getirmektedir. Gerçekten organının esas sözleşmeye aykırı vaziyetinin, organ eksikliği hükmünün uygulama alanına gireceği savunulursa, TTK m. 530 hükmünün uygulama alanı, kanun koyucunun öngördüğünün ötesinde genişleyebilir. Yine de bazı özellikli durumlarda, esas sözleşmeye aykırılığın organ eksiliğine sebep olabileceği söylenebilir. Organların oluşumuna ilişkin kanunun "mutlak anlamda emredici" hükümlerini tamamlayan ya da sınırlandıran esas sözleşme hükümlerine aykırılık, organ eksikliğine sebep olabilir. TTK m. 530'un amaç ve konusunun öğreti ve uygulamada yeterli ağırlıkta incelenmediği görülmektedir. Nitekim TTK m. 530'a ilişkin madde gerekçesinde hükmün uygulama şartlarına değinilmekle birlikte, asıl olarak bu hükme Kanun'da neden yer verildiğine dair herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Bu bakımdan çalışmada TTK m. 530'un ratio legis'inin belirlenmesine gayret gösterilmiştir. Gerçekten hükmün korumayı amaçladığı menfaatler tespit edilmeden, hükmün uygulanmasının mekanik bir hâl alma tehlikesi bulunmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde, anonim ortaklığın zorunlu organlarının oluşumuna ilişkin kurucu hükümlere değinilerek, hangi şartlar altında organın şeklen eksik sayılması gerekeceği hususu açıklanmaya çalışılmıştır. Yönetim kurulu açısından organ şeklen eksikliğinden bahsedebilmek için, kurulda görev yapması gereken üye sayısının bulunup bulunmadığı önem taşır. Bu bakımdan, tespiti önem taşıyan husus, yönetim kurulunun şeklen varlığı için yönetim kurulunda bulunması gerekli asgari üye sayısıdır. Çalışmada savunduğumuz görüşe göre, esas sözleşmede gösterilen yönetim kurulu üye sayısının altına düşülmesi tek başına yönetim kurulunun eksikliğine yol açmaz. Yönetim kurulunun toplanıp karar alabilme koşullarını belirleyen emredici karakterdeki TTK m. 390'da aranan toplantı yeter sayısının sağlanamadığı durumlarda, yönetim kurulunun yokluğu sonucuna varılmalıdır. Yönetim kurulunda meydana gelen boşalmalar da yönetim kurulunun organ niteliğini sona erdirebilir. Yönetim kurulu üyelerinin görev süreleri sona ermesine rağmen, yönetim faaliyetlerini sürdürmeleri halinde nasıl bir tutum izlenmesi gerektiği hususu, Türk öğretisini ve uygulamasını uzun yıllardır meşgul etmektedir. Çalışmaya göre, görev süresinin sona ermesiyle organ niteliği kaybolur veya korunur şeklinde varılan sonuç tatmin edici olmayacaktır. Süre aşımını takiben yönetim kurulunun alacağı hukuki durumu ve işlemlerinin akıbeti üzerinde durulmadan, savunulacak herhangi bir görüş ikna edicilikten yoksun olur. Görev süresi sona ermesine rağmen görevde kalmaya devam eden üyenin fiili organ olarak kabulü, hem hukuk ve işlem güvenliğinin korunmasına hizmet edecek hem de yönetim kurulunun hukuka aykırı durumunun TTK m. 530 uyarınca giderilmesine olanak tanıyacaktır. Genel kurul, anonim ortaklığın her bir gündemle yeniden oluşan zorunlu organıdır. Bu organın işlevsizliği veya maddi anlamda eksikliği tartışılmadan önce organın şeklen oluşması, diğer ifadeyle toplanması gerekir. Bu organın toplanması, yani organ olarak ortaya çıkması için katı şekli kurallara uyulması gerekir. TTK m. 409/f.1, olağan genel kurulun toplanması için zaman aralığı öngörmüştür. Genel kurulun kanunda öngörülen zamanda toplanması, pay sahipliği haklarının kullanılabilmesinin ön koşuludur. Bu bakımdan çalışma, olağan genel kurulun zamanında toplanmasını istemenin bir pay sahipliği hakkı olduğunu ileri sürmektedir. Genel kurulun şeklen eksikliğinin mümkün görülmesi, organlar arası işlevler ayrılığı üzerine kurulu anonim ortaklıkların kanuna uygun örgütlenmesinin güvencesini oluşturacağı gibi, kurumsal yönetimin özelikle de kapalı ortaklıklar bakımından temel taşıdır. Organ eksikliği öncelikle biçimsel bir konu olmasına rağmen organ eksikliği kavramı geniş yorumlanarak organın işlevsiz hâle gelmesi de TTK m. 530 hükmü altında değerlendirilmektedir. Çalışmada savunulduğu üzere, organın işlevsizliği her durumda organ eksikliği olarak değerlendirilmemedir. Dolayısıyla organın çalışmaması, işlevsizliği, kilitlenmesi gibi ifadeler çalışmada organ eksikliği ile aynı anlamda kullanılmamaktadır. Organın işlevsizliğinin organ yokluğuyla istisnai olarak eş tutulduğu durumları ifade etmek üzere çalışmada İsviçre terminolojinde şeklen eksikliğe karşılık olarak kullanılan "maddi eksiklik" terimi tercih edilmektedir. Organın işlevsizliği tanım olarak; organın kanundan doğan görevleri yerine getirememesidir. Diğer ifadeyle işlevsizlik, organ şeklen mevcut olmasına rağmen, organı oluşturan kişilerin, gerekli tarzda hareket etmemesi ya da edememesi nedeniyle kanun tarafından organa yüklenen görevlerin yerine getirilmemesidir. Yönetim kurulunun iç ilişkide karar alamıyor olması, fikrimizce ortaklık alacaklısı ve Ticaret Bakanlığı'na TTK m. 530 altında dava açma hakkı vermemelidir. TTK m. 410/f.2 hükmü uyarınca pay sahibinin yönetim kurulunun karar alamamasına bağlı işlevsizliği halinde, mahkemeye başvurma hakkı bulunmaktadır. Dolayısıyla, kanaatimizce yönetim kurlunun işlevsizliğine bağlı sonuçlar dış ilişkiye yansımadığı sürece yönetim kurulunun eksikliğinden bahsedilmemelidir. Ancak, yönetim kurulunun içinde bulunduğu işlevsizlik anonim ortaklığın temsilini de olanaksız kılmaktaysa farklı bir yorum yapılmalıdır. Çalışmaya göre, yönetim kurulunun ortaklığı yönetme ve temsil kabiliyeti bulunmaması halinde yönetim kurulunun şeklen eksikliğine eş sonuçlar ortaya çıkar. Yine çalışmanın savunduğu görüş uyarınca, bu hâlde anonim ortaklığa karşı derhal organ eksikliği davası açılması mümkün görülmelidir. Haklı nedenle fesih davasını düzenleyen TTK m. 531'in TTK'ya eklenmesiyle birlikte, eTTK döneminde organ eksikliğinin geniş yorumlanmasına ilişkin gerekçeler, kanaatimizce büyük ölçüde geçerliliğini yitirmiştir. Genel kurulun karar alma yeteneğinden mahrum olması, pay sahiplerinin anonim ortaklığın devamına ilişkin objektif beklentilerini boşa çıkardığı ölçüde, TTK m. 531 anlamında haklı sebep olarak kabul edilebilir. Bu doğrultuda, genel kurulun kalıcı olarak karar alamamasının yarattığı sorunlar, TTK m. 530 yerine, TTK m. 531'in uygulanmasıyla giderilebilir. Çalışma, organ ve fiil ehliyetine ilişkin eksiklikleri gidermeye yönelik önlemlerin hukuki olarak sınıflandırması bakımından, yerleşik Türk öğreti ve uygulamasından farklı bir yaklaşım benimsemektedir. Dava esnasında hâkimin re'sen alması gerektiği kanaatinde olduğumuz bu önlemlerin hukuki dayanağı maddi hukuktadır. Organ eksikliğini giderici önlemlerin "vesayet hukuku kaynaklı geçici önlemler" şeklinde nitelendirilmesi fikrimizce yerinde olur. Organ eksikliği davasının sonuçları bakımından hâkime TMK m. 4 anlamında takdir yetkisi tanınmamıştır. Ne var ki anonim ortaklıkta yaşanabilecek kilitlenme durumu, hem "haklı sebep" hem de "organ eksikliği" görünümünde ortaya çıkabilir. Anonim ortaklığın kilitlenme nedeniyle çalışamaz olduğu durumda, TTK m. 530 ve 531 hükümlerinin birlikte uygulanması gerekir. Her iki hükmün münferiden koruduğu menfaatlerden birinin diğerine tercih edilmeyecek kadar vazgeçilmez oluşu, söz konusu görüşün temel gerekçesini oluşturmaktadır. Buna göre, yönetim kurulunun seçilememesi ya da karar/toplantı yetersayısının sürekli olarak oluşmadığı gerekçesiyle haklı sebeple fesih davası açıldığında, mahkemenin TTK m. 530'un organsızlığı gidermeye dönük geçici önlemleri göz ardı etmemesi yerinde olacaktır. Davacının taleplerini münhasıran TTK m 530'a dayandırdığı durumda, hâkim re'sen TTK m. 531 hükmünü uygulayarak, fesih dışındaki alternatif çözümleri değerlendirebilmelidir. Bu yolla TTK m. 531'de yer alan feshin son çare görülmesi ilkesine işlerlik kazandırılarak, organ eksikliği davasında elde edilebilecek kolaylaştırılmış fesih tehlikesinin önüne geçilebilir. Mahkemenin vereceği karar ortaklığın içinde bulunduğu organ eksikliğini nihai olarak gidermeyi hedef almalıdır. Diğer yandan da hâkim davadan el çektiğinde organ eksikliği tekrar ortaya çıkmamalıdır. Bu doğrultuda anonim ortaklık temel düzenine diğer bir ifadeyle organsal işleyişine müdahale eden çözümler yerine, pay sahipliği yapısı üzerinde radikal değişiklik öngören alternatif çözümlerin yerindeliği tartışılabilir. Çalışmanın son bölümünde organ eksikliği davasının usul hukukuna ilişkin gösterdiği özellikler üzerinde durulmuştur. Usul hukukuna hâkim bazı ilkeler, organ eksikliği davasının gösterdiği bazı nitelikli durumlara uygun cevaplar vermemektedir. Zira davanın olası sonuçları davanın tarafları dışındaki kişilerin hukuki durumlarını ve ekonomik kamu düzenini etkiyebilmektedir. Ayrıca anonim ortaklığın fiil ehliyetinin bulunmamasının kamu düzeni üzerinde tahribat yaratabilecek olması, medeni usul hukukuna hâkim bazı ilkelerden ayrılma gerekliliği yaratmaktadır. Bu doğrultuda çalışma, organ eksikliği davasının gösterdiği özellikli durumlarla medeni usul hukuk kurumlarını bağdaştıran bir çözüm arayışı içine girmiştir.
Author
Dr. Ali Altan Miri
How to Cite
Ali Altan Miri (Doktora Tezi). Anonim ortaklıklarda organ eksikliği davası (TTK m. 530), 2023, Galatasaray University.
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Galatasaray University
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Yöneticilerin sorumluluk sigortası(2015)
- Langlands functoriality principle(2021)
