Master'sOpen Access

Toplumsal cinsiyet, vasıfsızlaştırma ve zorunlu göç: Türkiye'deki mülteci kadınların deneyimlerine ilişkin bir çalışma

2022
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Şebnem Akçapar

Abstract (TR)

Uluslararası göç, barındırdığı belirli zorluklara rağmen, emek piyasalarının ihtiyaçlarına zamanında ve etkin bir şekilde cevap verebilecek işgücü havuzunu genişleterek ekonomik kalkınma için sayısız avantaj sağlamaktadır. Entegrasyon temelli perspektiften bakıldığında, yüksek eğitim ve vasıflara sahip mülteciler ve göçmenler, hem topluma hem de işgücü piyasasına kolayca entegre edilebilecek kişiler olarak gösterilmektedir. Bununla birlikte, pek çok yüksek vasıflı mültecinin genellikle becerilerinin ve niteliklerinin yeterince kullanılmadığı işlerde çalıştığı gözlemlenmiştir. Literatürde ev sahibi ülkenin göçmen ve mültecilerin eğitimlerini ve nitelikleri tanımaması sonucu ortaya çıkan bu durum vasıfsızlaştırma olarak kavramsallaştırılmaktadır. Türkiye'de yaşayan 4 milyon mültecinin, 3,65 milyonunu geçici koruma altındaki Suriyeliler, 330.000'ini ise, çoğunluğu Afganistan, Irak ve İran'dan gelen uluslararası koruma altındakiler oluşturmaktadır. Geçici koruma altındaki Suriyeliler arasında kadınların oranının %46,2 olduğu işaret edilirken, uluslararası koruma altında olanların kadın-erkek oranına ilişkin veri sağlanmamaktadır. Türkiye örneğinde, birçok kadın mültecinin, kendi toplumlarının ataerkil ve kültürel normları sebebiyle, daha az oranla örgün eğitime dahil olduğu ve/veya ev dışında çalışmayı tecrübe ettiği; istihdam edilseler bile ücret eşitsizliği başta olmak üzere iş yerlerinde eşitsiz koşullara maruz kaldığı ortaya konulmuştur. Türkiye'deki daha az vasıflı ve daha az eğitimli kadın mültecilerin yanı sıra, beşeri sermayesi yüksek olan mülteciler de bulunmaktadır. Bu kadın mülteciler, kendileri ile eşit eğitim ve niteliklere sahip olan erkek mültecilerden daha az para kazanmakta ve kendi beşeri sermayelerinin altındaki işlerde çalışmaktadır. Göç alanındaki geniş literatüre rağmen, zorunlu göçün, toplumsal cinsiyet ve vasıflılık bağlantısallığını inceleyen çalışmalar oldukça sınırlıdır. Bu sebeple, bu tezde Suriye, Afganistan, İran ve Irak'tan gelen yüksek eğitimli mülteci kadınların deneyimlerine ve vasıfsızlaştırmaya karşı failliklerini nasıl kurguladıklarına odaklanılarak literatürdeki mevcut tartışmalara katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Nitel bir yöntem benimsenerek kurgulanan bu çalışmada, 25-55 yaş aralığında en az lisans mezunu olan ve iş tecrübesine sahip olan 50 mülteci kadınla yüz yüze derinlemesine mülakat tekniğiyle görüşmeler yapılmıştır. Ayrıca, sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katıldığı iki odak grup çalışması yürütülmüştür. Görüşmeler Ankara, Bursa, İstanbul, Mersin ve Gaziantep illerinde gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilere dayanarak, vasıfsızlaşmaya yol açan engeller ve zorluklar, bu olgunun sonuçları ve vasıfsızlaşmanın etkileriyle mücadele etmede kadınların geliştirdikleri stratejiler analiz edilmiştir. Çalışmadaki teorik tartışma, Zymunt Bauman'ın yabancı kavramsallaştırması ve Pierre Bourdieu'nun oyun metaforuna dayandırılmıştır. Eğitim seviyeleri ve iş tecrübelerinden bağımsız olarak çok sayıda yüksek eğitimli mülteci kadının kendi becerilerinin çok altındaki işlerde çalışarak vasıfsızlaştırmaya maruz kaldıkları görülmüştür. Kurumsallaşmış kültürel sermayelerinin değersizleştirilmesinin, ev sahibi ülke ve meslek kuruluşlarının yanı sıra ataerkil yapının sistemli ve bilinçli olarak uyguladığı engeller ve zorluklar sonucu ortaya çıktığı saptanmıştır. Bu engel ve zorluklar; yasal kısıtlamalar, ağır bürokratik yükümlülükler, bilgi eksikliği, dil dezavantajı, yüksek eğitimli kadınlardan ziyade yüksek eğitimli erkeklere verilen öncelik ve kimlik temelli ayrımcılık olarak sıralanmıştır. Vasıfsızlaştırmanın yol açtığı en önemli sonuç, kuşkusuz, yüksek vasıflı ve prestijli pozisyonlarla dolu olan işgücü piyasasının üst kesimlerinden mülteci kadınları dışlayan ve onları statü, ekonomik, sosyal ve kültürel sermaye kayıplarına maruz bırakan beşeri sermaye ve emeğin değersizleştirilmesidir. Bunun yanı sıra, vasıfsızlaştırma, üniversiteye gitmelerini ve işgücüne katılmalarını engelleyen otoriter rejimlerin, uzun süreli çatışmaların ve savaşların, İslami terör örgütlerinin ve baskıcı ataerkil kültürün varlığına rağmen birbirleriyle ilişkili tüm tahakküm mekanizmalarını reddederek kamusal alanda var olma ve görünür olma mücadelesi veren bu kadınları özel alana tekrar hapsetmektedir. Ayrıca, yüksek eğitimli mülteci kadınlar hem sosyal uyum hem de ekonomik kalkınma için kilit aktörler olarak gösterilseler de, vasıfsızlaştırma onların hem kendi topluluklarına hem de ev sahibi ülkeye katkıda bulunma kapasitelerini engellemektedir. Ancak, Bourdieu'nun oyun alanındaki aktif aktörler olarak ortaya çıkan bu kadınların, sahip oldukları sermayeleri kullanarak daha iyi bir konum elde etmek, beşeri sermayelerini tekrar değerli hale getirmek ve kendilerini hedef ülkede yeniden konumlandırmak için bazı stratejiler geliştirdikleri görülmüştür. Bu stratejiler, bir sivil toplum kuruluşu kurmak ya da var olanlara dahil olmak, ulusötesi faaliyetlerde bulunmak, Türkiye'de eğitim almak, dini bir topluluğa dahil olmak, düzensiz göç başta olmak üzere üçüncü bir ülkeye göç etmek için yeni yollar aramak olarak saptanmıştır. Kendi kimliklerini ve habituslarını yeniden inşa edebilecekleri normal bir yaşam kurma arzularına ulaşmak yolunda edindikleri deneyimler ve geliştirdikleri stratejilerin ise milliyet, etnik köken, yaşadıkları şehir, yasal statü ve vatandaşlık kavramlarının kesişimselliğinden etkilendiği görülmüştür.

Author

Dr. Aysima Çalışan

How to Cite

Aysima Çalışan (Yüksek Lisans Tezi). Toplumsal cinsiyet, vasıfsızlaştırma ve zorunlu göç: Türkiye'deki mülteci kadınların deneyimlerine ilişkin bir çalışma, 2022, Ankara Social Science University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Ankara Social Science University