Pulmoner tromboemboli tanısında klinik olasılık testlerinin ventilasyon/perfüzyon sintigrafisi ve/veya pulmoner bt anjiografi bulguları ile karşılaştırılması
2008
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Orhan Çildağ
Abstract (TR)
Pulmoner tromboemboli (PTE) belirti ve bulguların spesifik olmaması nedeniyle antemortem klinik tanısı oldukça güç bir hastalıktır. Tedavisiz bırakıldığı takdirde mortalite oranı %30'a kadar yüksek olabilir, ancak tedaviyle bu oran %3-10'a kadar düşmektedir.Çalışmamızda PTE tanısında klinik belirti ve bulgular , arteryel kan gazı, D-dimer gibi laboratuvar bulguları ile göğüs grafisi, transtorasik ekokardiyografi, alt ekstremite venöz Doppler ultrasonografi, SBTPA, V/Q sintigrafisi gibi görüntüleme yöntemlerinin bulguları değerlendirildi.Çalışmamıza 49 PTE olgusu alındı. PTE olguları risk faktörleri açısından değerlendirildiğinde en fazla saptanan risk faktörü yaştı ve olguların çoğunu yaşlı popülasyon oluşturmaktaydı. Olgularımızın başvuru semptomlarını değerlendirdiğimizde en fazla nefes darlığı( %93,9) ve yan ağrısı( %59,2) şikayetleriyleriyle başvurdukları görüldü. Diğer semptomlardan çarpıntı ve hemoptizi sırasıyla %46,9 ve %12,2 oranında izlendi.Hastalar ilk başvurularında Wells ve Cenevre skorlama sistemleri kullanılarak düşük, orta ve yüksek klinik olasılık grublarına ayrıldılar. PTE olgularının Wells skoruna göre %18,4'ü (n=9) düşük, %53,1'i (n=26) orta, %28,6'sı (n=14) yüksek klinik skorlamaya sahipken, Cenevre skoruna göre %8,2 (n=4) `si düşük, %75,5 (n=37)'i orta, %16,3 (n=8)'ü yüksek klinik skorlamaya sahipti. Olguların her iki klinik skorlama yönteminde de çoğunluğu orta klinik olasılığa sahipti. D-dimer testi olarak lateks agglutinasyon yöntemi kullandığımız için ileri inceleme gerektiren olgulardı. D-dimer'in normal eşik değerinin (500 ng/ml) altındaki düzeylerde olması PTE tanısını dışlamak için faydalı bir test olarak önerilmektedir. PTE açısından klinik olasılık sınıflaması, ELİSA yöntemi ile yapılan D-dimer ölçümünü izleyen SBTPA ve venöz DUS ile %99 oranında PTE tanısı konur veya dışlanır. Olgularımızın AKG' ları incelendiğinde %6.1'inde AKG incelemesi normaldi.Bu nedenle AKG incelemesi normal olan hastalarda PTE tanısı dışlanamaz. PTE hastalarında göğüs grafi bulguları değerlendirildiğinde, olgularımızın %14,2 (n=7) sinde normal göğüs grafi bulguları mevcuttu.Ekokardiyografi yapılan olgularda en sık saptanan bulgu %56,8 oranında PAB yüksekliği (>18 mmHg), ikinci sıklıkta ise triküspit kapak yetmezliği (%52,3) idi. Olgularımızın %40,9' u ise normal EKO bulgularına sahipti.Çalışmamızda derin ven trombozuna ait klinik semptomlar olguların %28,6' sında (n=12) mevcuttu. DVT klinik semptomları olan hastaların da %85,7' sinde venöz doppler USG' de trombüs izlenmişti ve bu istatiksel olarak anlamlıydı (p<0,05) DVT klinik semptomları olmayan hastaların %20' sinde (n=7) venöz doppler USG' de trombüs mevcuttu.Tanısal algoritmada ikinci basamakta amaç noninvaziv tanısal testler kullanılarak PTE tanısı koymaktır. Bu amaçla SBTPA veya V/Q sintigrafisi kullanılır. Çalışmamızda PTE' li hastalarda perfüzyon sintigrafi sonuçlarına bakıldığında olguların büyük kısmı orta (%45) ve yüksek (%50) olasılık grubundaydı. Orta olasılıklı perfüzyon sintigrafisine sahip hastaların tanıları SBTPA ile doğrulanmıştı.Pulmoner BT anjiografide PTE bulguları vasküler değişiklikler, parankimal ve plevral değişiklikler şeklindedir. Vasküler değişikliklerden en güvenilir olan bulgu lümen içi dolma defektidir. Bizim çalışmamızda da vasküler değişikliklerden en sık saptanan bulgu %53,8 (n=21) oranla lümen içi dolma defekti idi. En sık görülen parankimal değişikliklerin başında plevral tabanlı kama şeklinde parankimal konsolidasyon gelmektedir. Çalışmamızda en sık saptanan parankimal bulgu %33,33 oranla (n=13) plevral efüzyondu. Diğer parankimal bulgulardan plevra tabanlı kama şeklinde konsolidasyon ve atelektazi sırasıyla %20,5 (n= 8) ve %12,8 (n=5) oranlarında izlendi.Sonuç olarak; SBTPA ve/veya V/Q sintigrafisi kullanılarak PTE tanısı konulan hastalarda Cenevre ve Wells skorlama sistemlerinin tanısal etkinliği ve PTE' nin ciddiyetini belirlemede ki önemi araştırıldı. Tanıya yönelik yapılan çalışmalar ile düzenlenen son algoritmler,PTE tanısının klinik olasılık, D-Dimer ve SBTPA sonuçlarına göre invaziv yöntemlere gerek kalmadan güvenle konulabileceğini göstermiştir.
Author
Dr. Yasemin Tüfek
How to Cite
Yasemin Tüfek (Tıpta Uzmanlık Tezi). Pulmoner tromboemboli tanısında klinik olasılık testlerinin ventilasyon/perfüzyon sintigrafisi ve/veya pulmoner bt anjiografi bulguları ile karşılaştırılması, 2008, Adnan Menderes University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Adnan Menderes University
- Adnan Menderes Üniversitesi'ne başvuran hastaların hepatit B virüs seroprevelansının ve bazı demografik özelliklerinin belirlenmesi(2018)
- Türkiye'de kentsel mekânın dönüşümü: Bursa örneği(2018)
- Ağız ve diş sağlığı okuryazarlığı ölçeği kısa formu'nun (adsoy-14) Türk diline uyarlaması(2020)
- Theileria annulata'nın TA15705 proteininin karakterizasyonu ve AP-1 aktivasyonundaki rolünün belirlenmesi(2010)
- Theileria annulata'nın tanısında serolojik (indirekt ELISA) ve moleküler (PZR, çoklu PZR ve lamp) yöntemlerin geliştirilmesi(2010)
- Dalyan Kumsalı (Muğla) Caretta caretta deniz kaplumbağası populasyonunun üreme ekolojisi(2006)
