Master'sOpen Access

Sultan IV. Rükneddin Kılıç Arslan dönemi Türkiye Selçuklu Devleti tarihi

2022
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Muharrem Kesik

Abstract (TR)

Sultan I. Alâeddin Keykubad döneminde altın çağını yaşayan Türkiye Selçuklu Devleti, halefi II. Gıyâseddin Keyhüsrev zamanında ise çöküşün başlangıcını teşkil eden birçok hadiseye tanıklık etti. XIII. yüzyıl için en büyük tehlikelerden biri olarak addedilebilecek Moğolların Yakındoğu'ya kadar ulaşmasıyla bu yıkıcı güç karşısında büyük darbeler alan Hârizmşahlar Devleti, Selçuklularla da arasının bozulması üzerine varlık gösteremeyerek yıkıldı. Böylece Moğollarla arasındaki tampon bölge olan Hârizmşahların ortadan kalkmasıyla Selçukluların mevcudiyeti de tehlike altına girdi. Türkiye Selçuklu Devleti'nin kaderini tayin eden muharebelerden olan ve 1243 senesinde vuku bulan Kösedağ Savaşı'ndaki Selçuklu mağlubiyeti de devleti Moğollara tâbi hâle getirdi. Öte yandan II. Keyhüsrev'in başarısız yönetimi neticesinde siyasî, sosyal ve ekonomik kökenli isyanlar da zuhur etmeye başladı. Bu durum, ülkenin bürokrasisine tesir ettiği gibi mali kaynaklarını da oldukça güç bir vaziyete sürükledi. Kösedağ'da alınan yenilgi, Selçukluların tâbiiyetinde bulunan Türkmenler, Ermeniler gibi bazı unsurları da harekete geçirdi ve bağımsızlık faaliyetlerine neden oldu. II. Gıyâseddin Keyhüsrev'in vefatından sonra ise geriye tecrübesiz üç melik ve onları bir kukla gibi kullanan devlet adamları kaldı. IV. Rükneddin Kılıç Arslan, ağabeyi II. İzzeddin Keykâvus ve en küçük kardeşleri II. Alâeddin Keykubad, babalarından Moğol tahakkümü altında varlığını sürdürmeye çalışan, eski gücünü toparlayamamak üzere kaybetmiş bir devlet miras aldılar. Mezkûr üç melik de yönetim vasıflarından yoksundu ve yaşları, devleti idare edemeyecek kadar küçüktü. Her birini destekleyen menfaatçi emîrler bulunmaktaydı ve onların da kendi aralarında çıkar çatışmaları sürmekteydi. Ortak kararla ilk olarak tahta büyük melik II. İzzeddin Keykâvus çıktı. IV. Rükneddin Kılıç Arslan ise ağabeyinin yerine bağlılığını bildirmek üzere gittiği Moğol hanını ziyaretinden elinde yarlıkla dönerek saltanat iddiasında bulundu. Girdiği mücadelelerden mağlup ayrılarak hapsedilen Kılıç Arslan, yanındaki menfaatçi emîrlerin telkinleriyle hükümdarlık hakkından vazgeçmedi ve bu da uzun yıllar sürecek çarpışmaları beraberinde getirdi. Bunun üzerine tecrübeli bir devlet adamı olan Celâleddin Karatay'ın girişimleri sayesinde müşterek saltanat dönemi olarak adlandırdığımız üç sultanın birlikte tahta oturmasıyla Selçuklu tarihinde farklı bir evreye geçildi. Fakat Celâleddin Karatay'ın, kısa bir sürenin ardından da II. Alâeddin Keykubad'ın vefatı neticesinde bu ortak hâkimiyet dağıldı. Küçük melikin bertaraf edilmesiyle beraber IV. Kılıç Arslan'ın ağabeyi II. Keykâvus ile amansız taht kavgası yeniden başladı. İki taraf arasındaki mücadele ve muharebelere Kılıç Arslan yanlısı Moğolların yanı sıra İzzeddin Keykâvus taraftarı Türkmenler ile Ahîler gibi unsurların da katılımıyla birlikte Selçuklu ülkesi daha da kaotik bir hâl aldı. Moğol hanı Türkiye Selçuklu topraklarını ikiye taksim ederek doğu cihetinin idaresine IV. Kılıç Arslan'ı, batı kısmının yönetimine ise II. İzzeddin Keykâvus'u tayin etti. Ancak ülke içerisinde zuhur eden dahilî isyanlar ve bir yandan da yüksek mevkii sahibi emîrlerin çıkar mücadelesi, sultanlar arasındaki sorunları körükledi. Nitekim Moğolların tâbiiyeti altındaki Selçuklulardan vergi tahsili de Selçuklu sultanları için başlı başına bir problem oluşturmaktaydı. II. İzzeddin Keykâvus'un vergileri ödeme konusundaki isteksizliği onu Moğol ordularıyla karşı karşıya getirdi. II. Keykâvus'un yenilgisi, tahtını ve ülkesini terk ederek İstanbul'a iltica etmesine sebebiyet verdi. Sultan IV. Rükneddin Kılıç Arslan'ın nihaî müstakil saltanatı ve Selçuklu ülkesinin bütün toprakları üzerindeki hâkimiyeti de II. Keykâvus'un ülkeyi terk etmesiyle başlamış oldu. Her ne kadar yegâne sultan olarak tahta otursa da IV. Kılıç Arslan'ın saltanatı sembolik hüviyetteydi. Esasında devlet yönetimindeki en etkili isim Pervâne Muînüddin Süleyman'dı. IV. Kılıç Arslan, hükümdarlığı sırasında çok sayıda isyanla meşgul oldu. Bir yandan Moğolların emirlerini eksiksiz yerine getirme sorumluluğunu üstlenmişken öte yandan da devlet adamlarının isteklerini karşılamaya çalıştığı baskıcı bir ortamda hâkimiyetini sürdürme gayreti içerisindeydi. Tüm güç şartlar altında en büyük yükümlülüğü ise tahtını borçlu olduğu Pervâne Muînüddin Süleyman'ın rızasını kazanmaktı. Moğolların sevgi ve saygısına mazhar olan Pervâne ile IV. Kılıç Arslan'ın kendilerine belirli yerleri temlik ettiği cüretkâr devlet adamları, salâhiyetlerini daha da artırmak için sultanı zor durumda bırakmaya başladılar. IV. Kılıç Arslan ise bu gidişata bir son vermek için karşı koymaya karar verip emîrlerin isteklerini yerine getirmede gönülsüz davranmaya başlayınca bunun bedelini canıyla ödedi. Moğolların izni ve desteğiyle kendisine Selçuklu devlet adamları tarafından komplo kurulan IV. Kılıç Arslan, yayının kirişiyle boğularak hayatını kaybetti. Tezimizde, IV. Rükneddin Kılıç Arslan'ın tarih sahnesine çıktığı 1246 yılı ile vefat ettiği 1266 senesi arasındaki Türkiye Selçuklu Devleti tarihini çağdaş yerli ve yabancı kaynaklar ile modern çalışmalar ışığında inceledik.

Author

Dr. Aybüke Özcan

How to Cite

Aybüke Özcan (Yüksek Lisans Tezi). Sultan IV. Rükneddin Kılıç Arslan dönemi Türkiye Selçuklu Devleti tarihi, 2022, İstanbul University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from İstanbul University