DoctorateOpen Access

Varolmayan nesneler semantiği

2020
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Yücel Yüksel ; Prof. Dr. Ahmet Ayhan Çitil

Abstract (TR)

Bu çalışma, "varolmayan" ve "nesne" kavramlarının bir araya gelebilme sürecini ele alır. Parmenides'in "Varlık vardır, yokluk yoktur" ifadesinden başlayarak günümüze dek gelen zaman diliminde neye nesne denildiğinden hareketle neyin/nelerin nesne tanımı dışında bırakıldığının izini sürmeye çalıştık. Platon'da düşünülürleri, Aristoteles'te duyulurlar temele alınarak ve sonrasında duyulurlarla düşünülürler arasında sürekli hareket edecek sarkacın hareketiyle nesnenin sınırları çizilmiş ve buna göre ontolojiler ve metafizik kabuller şekillenmiştir. Kendisinden sonraki dönem için mutlak bir uğrak noktası olan Kant, varolmayan nesneler semantiğinin imkanını hazırlayan sürecin de modern dönemdeki başlangıç noktası olarak düşünülebilir. Kant'ın, nesnenin duyulur ya da düşünülür dünyada kendi başına bir varlık/şey olmadığını, görüde ve/veya saf görüde akıl ve muhayyilenin birlik vererek inşa etmesiyle oluşan bir yapı olduğunu söylemesiyle, nesnenin noesis yoluyla dolaysızca kavranan bir varlık olduğu düşüncesi geride bırakılmıştır. Dile dönüş süreciyle birlikte, Kant'ın düşüncesine paralel bir şekilde nesnenin dilde kurulan bir unsur olduğu ileri sürülmüş ve bundan sonra nesne artık hep kurulan bir yapı olarak düşünülmüştür. Nesnenin kavranan değil de kurulan bir yapı olması, dil ve düşünce veya duyum ve gönderge gibi belirli unsurların karşılıklılığını gerektirir. Bu durumda dilde ya da düşüncede inşa edilebilen ancak bir göndergeden yoksun olanların ontolojik ve metafizik olarak nerede konumlandırılması gerektiği, bu türden kavramlar hakkında anlamlı bir şekilde konuşmanın imkanı çözülmesi gereken önemli bir sorun haline gelmiştir. Meinong Nesneler Kuramında varolmanın ve bir göndergeye sahip olmanın nesne olmanın koşulu olmadığını söyleyerek mütekabiliyet sorununa bir çözüm getirmiş olsa da bu kuramın anlaşılması ve kabul edilmesi kolay olmamıştır. 19 ve 20. yüzyıllarda matematik ve mantık alanlarında, Meinong'un tezini güçlendirir şekilde, göndergeden yoksun kavramlar hakkında anlamlı bir şekilde konuşabilmenin imkanını sunacak gelişmeler yaşanmıştır. Kripke'nin erişilebilirlik bağıntısını tanımlaması ve mümkün dünyalar semantiğini geliştirmesi bu dünyada yer almayan ancak mümkün bir dünyada varolabilecek nesnelerden anlamlı bir şekilde bahsedebilmenin yolunu açmıştır. Modal mantıkta yaşanan son gelişmeler, kabulü hala tartışma konusu olan imkansız nesneler hakkında da konuşmanın zeminini hazırlamıştır. Mantıkta ve bilimde bugün gelinen aşama, mümkün ve/veya imkansız nesne olarak anılabilecek varolmayan nesneleri meşru nesne kategorisine almamak için çok fazla seçenek bırakmamıştır. Bu noktadan itibaren asıl tartışılması gereken konulardan biri, yetkinliğini yitirmiş klasik metafizik anlayışı, söz konusu varolmayan nesneleri içine alacak ve onlar hakkında anlamlı bir şekilde konuşmayı mümkün kılacak şekilde yeniden formüle etmektir. Tüm bu sürecin, temel kilometre taşları üzerinden izlendiği çalışmamızın sonunda, klasik metafizik anlayışın eleştirel bir değerlendirmesi ve mümkün bir metafizik anlayışın çerçevesi sunulmuştur.

Author

Dr. Tuğba Yavuz

How to Cite

Tuğba Yavuz (Doktora Tezi). Varolmayan nesneler semantiği, 2020, İstanbul University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from İstanbul University