Adnan Menderes University
Department

Department of Public Finance

Adnan Menderes University

53

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

İkiz Açıklar Hipotezi: Türkiye üzerine bir inceleme

İkiz Açıklar Hipotezi; bütçe açıkları ile cari açıklar arasında doğrusal bir ilişki olduğunu ifade eden görüştür. İkiz açıklar hipotezine yönelik temelde iki yaklaşım mevcuttur. Bu yaklaşımlar; iki açık arasında ilişkinin geçerliliğini savunan Keynesyen yaklaşım ve iki açık arasında ilişki olmadığını savunan Ricardian yaklaşımdır. Bu çalışmanın amacı; bütçe açıkları ile cari açıklar arasında ilişki olduğunu ifade eden ikiz açıklar hipotezinin geçerli olduğunu öne süren Keynesyen yaklaşımın 1996-2013 döneminde Türkiye için geçerliliğini test etmektir. Bütçe açıkları ile cari işlemler arasında bir ilişkinin varlığının sınanmasına yönelik olarak yapılan çalışmamızda zaman serisi yaklaşımı kullanılmıştır. Türkiye ekonomisine ilişkin 1996-2013 yılları arasındaki çeyrekli (üç aylık) veriler kullanılarak çok değişkenli (Cari açık, Bütçe açığı, Kur, Faiz) regresyon modelleri çerçevesinde, Granger nedensellik testi yardımıyla değişkenler arasındaki etkileşimin yönü tespit edilmiş ve Engle-Granger eşbütünleşme testi yardımıyla değişkenler arasında uzun dönemli bir ilişkinin var olup olmadığı sınanmıştır. Yapılan analiz sonucunda cari işlemler açığı ile bütçe açığı arasında istatistiki olarak anlamlı uzun dönemli bir ilişki olduğuna dair bulgulara rastlanmıştır. Nedensellik ilişkisinin yönü ise bütçe açıklarından cari açıklara doğrudur. Edinilen sonuçlar; uygulanan yöntem ve incelenen döneme bağlı olarak Keynesyen İkiz Açıklar hipotezini desteklemektedir. Tüm bu çıkarımların dışında faiz ve döviz kurundan cari açıklara doğru istatistiki olarak anlamlı, granger nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir.

Bütçe açıklarıCari açıkDöviz kuru+2
Nilüfer Şimşek
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

İnternet kullanımının vergi gelirleri üzerindeki etkisi: Türkiye örneği

İnternet, çağımızın en önemli bilgi ve iletişim teknolojilerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Zengin bir bilgi kaynağı olarak kabul edilmekle beraber, iletişimde yeni bir dönem açmış ve ülke gelirine önemli katkılar sağlamıştır. İnternetin fiziki ortam yerine sanal ortamda gerçekleşmesi, mevcut vergi gelirlerine olumlu ve olumsuz etkiler yaratmıştır. Elektronik ortamda gerçekleştirilen küresel ticaret, gelir üzerinden alınan vergilerde vergileme hakkının hangi ülkede olduğu konusunda belirsizliklere neden olmaktadır. Çok uluslu şirketler ürünlerini bir ülkede tasarlayıp, başka bir ülkede üretip, diğer bir ülkede ise satmaktadırlar. Böylelikle kâr transferlerini gerçekleştirerek yükümlü oldukları vergilerden kaçınabilmektedirler. Bu konuda uluslararası internet hukukunun oluşturulması bir zorunluluk halini almıştır. Bu çalışmanın amacı, internet kullanımının vergi gelirlerine olan olumlu ya da olumsuz etkilerini araştırmaktır. Olumlu ve olumsuz etkilerini tespit ederken ülkenin internet kullanımı ile elde ettiği kazancın milli gelirdeki payına bakılacaktır. İşletmelerde de internet kullanımının ilk başladığı günden bu yana sosyal değişkenler dikkate alınarak araştırılacaktır. Çalışmaya, internet kavramını tanımlanması ve tarihsel gelişimin anlatılmasıyla başlanacaktır. Bunun yanı sıra internet kullanımının vergiye etkilerini ulusal ve uluslararası etkilerine göz önünde bulundurularak değişkenler yardımıyla internetin vergi gelirlerine olumlu-olumsuz etkileri ampirik bir çalışmayla değerlendirilecektir.

Elektronik ticaretVergi gelirleriVergiler+2
Ersoy Kirli
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de savunma harcamalarının denetimi

Sosyal devlet anlayışında devletin varlığının en temel amacı, o ülkede yaşayan insanların ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Savunma ya da güvenlik ihtiyacı da en temel ihtiyaçlardan biridir. Savunma harcamalarının amacı; bahsedilen güvenlik ihtiyacının karşılanabilmesi için gerekli görülen savunma hizmetlerinin sağlanmasıdır. Milli gelirin önemli bir kısmını teşkil eden savunma harcamalarının denetimi hemen her ülkede tartışma konusudur. Savunma harcamalarının, önceden belirlenen ilke ve kurallara uygun şekilde gerçekleştirilmesinin sağlanması amacıyla denetlenmesi gereği, üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konudur. Bu çalışmada, birinci bölümde; kamu malı olarak savunma hizmetleri ve savunma politikaları, ikinci bölümde; Dünya'da ve Türkiye'de savunma harcamaları üçüncü bölümde ise; savunma harcamalarının denetimi ile etkin ve şeffaf bir denetim sistemi kurulmasının neden gerektiği ve denetim sisteminin nasıl olması gerektiği konuları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Savunma Harcamaları, Askeri Harcamalar, Savunma Hizmetleri, Savunma Harcamalarının Denetimi, Savunma Politikaları.

Askeri harcamalarDenetimDenetim sistemleri+3
Yılmaz Karahan
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk vergi sisteminde cezai yaptırımların etkinliği

Vergi, toplayıcı devlet ile ödeyici vatandaş arasında hep mücadele konusu olmuştur. Devlet vergi gelirlerini en üst seviyeye çıkarmaya çalışırken mükellefler ise ödeyecekleri vergileri en alt seviyede tutmaya hatta ödememeye çalışmaktadırlar. Bu mücadelede mükellefler yasal zeminde çözüm ararken, zaman zaman da kanun dışına çıkarak vergi suçu işleyebilmektedirler. Vergi ödesin ya da ödemesin ülkenin tüm vatandaşları devlet hizmetlerinden en üst düzeyde faydalanmak isteyeceklerdir.Cezai yaptırımların etkin olmadığı bir düzende, vergiye gönüllü uyum sağlayan mükellefler haksızlığa uğradıklarını düşünerek vergiye uyumdan vazgeçebileceklerdir. Sürekli artan ihtiyaçları karşılamak üzere yeni kaynak arayışında olan Türkiye açısından da mevcut sistemin etkinliği diğer ülkelerdeki gibi çok önemlidir. Bu nedenle Türk Vergi Sisteminde uygulanan cezai yaptırımların etkinliği incelemeye alınmıştır.Çalışmanın birinci bölümünde, Türk Vergi Sistemi içerisinde yer alan cezai yaptırımların teorik değerlendirmesine yer verilmiştir. İkinci bölümde vergi sisteminde yer alan önlemlerin uygulamalarına yer verilerek ceza sistemi içindeki etkileri değerlendirilmiş ve örnek ülke olarak ABD vergi ceza sisteminde yer alan cezalara ilişkin bilgi ve verilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise bu etkinlik alan araştırması yapılarak belirginleştirilmiştir. Sonuç bölümünde vergi ceza sisteminin daha etkin ve adil işleyebilmesi için ek önlem ve uygulama önerilerine yer verilmiştir.

Memduh Aslan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu denetiminde kamu denetçiliği (ombudsman) kurumunun Türkiye'de yeri ve önemi

Kökeni 18. yüzyıla dayanan kamu denetçiliği kurumu ilk defa İsveç'te ortaya çıkmıştır. Bu kurumun ortaya çıkmasında devletin artan fonksiyonları ile karmaşıklaşan yapısı ve mevcut denetim mekanizmalarının yetersizliği etkili olmuştur. Özellikle II. Dünya Savaşı'ndan sonra insan haklarına verilen önemin artmasıyla da kamu denetçiliği, siyasal, sosyal, kültürel, ekonomik, demografik ve yüzölçümleri birbirinden farklı birçok demokratik ülkede, her ülkenin kendi idari, hukuki ve özel gereksinimlerine göre, niteliklerinde bazı değişiklikler yapılarak farklı adlar altında uygulanmaya başlanmıştır.Kamu denetçiliği idarenin giriştiği eylem ve işlemlerle ilgili halktan gelen şikayetleri inceleyen ve çözüm yolları arayan bir kurumdur. İşlevi, idarenin karşısında kişiyi yalnız bırakmamak, haklarını savunmak ve bu konudaki başvurmaları ve kınamaları izlemek olmuştur. Kamu denetçisi inceleme ve araştırma yapmak, tenkit etmek, idarenin aksayan yönlerini parlamentoya ve kamuoyuna duyurmak gibi yetkilerle donatılmıştır. Vermiş olduğu kararların herhangi bir bağlayıcılığı olmamasına karşın en büyük gücü oluşturduğu kamuoyu ve parlamentoya her yıl sunduğu rapordur.Ülkemizde idarenin denetimi; ?idari denetim?, ?siyasi denetim?, ?yargı denetimi?, kamuoyu denetimi? ve uluslararası denetim? mekanizmalarıyla yapılmaktadır. Ancak her bir denetim mekanizmasının belli eksiklikleri vardır. Kamu denetçiliği; bu eksikliklerin giderilmesi, insan haklarına saygılı, demokratik bir hukuk devleti olma idealinin gerçekleştirilmesi ve devlet-millet kaynaşmasının sağlanması için ülkemizde kurulması gerekir.Bu düşünce doğrultusunda hazırlanan çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın ilk bölümünde, kamu denetçiliğinin tanımı, ortaya çıkış nedenleri, özellikleri, görevleri, yetkileri, sorumlulukları ve türleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. İkinci bölümde kamu denetçiliğinin çeşitli ülkelerdeki uygulamalara yer verilmiş, aralarındaki benzerlikler ve farklılıklar ortaya konmuştur. Üçüncü ve son bölümde ise Türkiye'de kamu denetçiliğine benzer kurumlara, bu kurumun oluşturulmasına yönelik tartışmalara yer verilerek; Türkiye'de nasıl bir kamu denetçiliği kurumu oluşturulmalıdır sorusuna cevap aranmıştır.

Caner Çakmak
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Kısa vadeli sermaye hareketleri, Tobin vergisi ve Türkiye'de uygulanabilirliği

İkinci Dünya Savaşı'nı takiben başlayan küreselleşme süreci, 1970'li yılların başlarında Bretton Woods para sisteminin terk edilmesiyle hızlanmış ve Soğuk Savaş döneminin sona ermesiyle ile birlikte güçlü bir kasırga gibi tüm Dünya'yı etkisi altına almıştır. Özellikle mali sermayenin küreselleşmesi neticesinde, paradan para kazanmayı amaçlayan ve spekülatörlerin başrol oynadığı finans kapital dünyası vizyona girmiştir. Bu spekülatörler kısa vadeli sermaye hareketleri vasıtasıyla, yüksek faiz ve düşük döviz kurunun mevcut olduğu piyasalara anlık giriş çıkışlar yaparak dünya çapında finansal krizlerin yaşanmasında önemli bir rol oynamıştır. Nitekim 1992 ERM, 1994?1995 Latin Amerika, 1997 Güneydoğu Asya ve Rusya finansal krizlerinin baş aktörü olarak kısa vadeli sermaye hareketleri sahnedeki yerini almaktadır. Bu tür sermaye hareketlerinin neden olduğu olumsuzlukların bertaraf edilmesi için literatürde sermaye kontrolleri olarak adlandırılan birtakım öneriler bulunmaktadır. Bu önerilerden biri de James Tobin tarafından ortaya atılan ve literatürde Tobin vergisi olarak bilinen vergidir. Bu vergi dünyadaki tüm spot döviz işlemleri üzerinden düşük oranlı bir vergi alınması prensibine dayanmaktadır. Diğer taraftan Türkiye'de 1980'li yıllarda başlayan iktisadi liberalleşme süreci ve 1989 yılındaki 32 Sayılı Karar ile birlikte sermaye hareketleri tamamen serbest hale getirilmiştir. Bu karar neticesinde, Türkiye'ye önemli miktarlarda kısa dönemli sermaye giriş çıkışları olmuştur. Türkiye'ye yönelik kısa vadeli sermaye hareketleri 1994 Nisan, 2000 Kasım ve 2001 Şubat krizlerinin yaşanmasında önemli bir rol oynamıştır. Bu çalışmada kısa vadeli sermaye hareketleri ile birlikte kısa vadeli sermaye hareketlerinin yavaşlatılması konusunda akla gelen ilk önerilerden biri olan Tobin vergisinin anatomisine ve bu verginin Türkiye'de uygulanabilirliğine yer verilmektedir.Anahtar Kelimeler: 1)Kısa Vadeli Sermaye Hareketleri, 2)Finansal Krizler, 3)Sermaye Kontrolleri, 4)Tobin Vergisi, 5)Türkiye'ye Yönelik Sermaye HareketleriÖZETYüksek Lisans TeziKısa Vadeli Sermaye Hareketleri, Tobin Vergisi ve Türkiye'de UygulanabilirliğiFatih YARDokuz Eylül ÜniversitesiSosyal Bilimleri EnstitüsüMaliye Anabilim Dalıİkinci Dünya Savaşı'nı takiben başlayan küreselleşme süreci, 1970'li yılların başlarında Bretton Woods para sisteminin terk edilmesiyle hızlanmış ve Soğuk Savaş döneminin sona ermesiyle ile birlikte güçlü bir kasırga gibi tüm Dünya'yı etkisi altına almıştır. Özellikle mali sermayenin küreselleşmesi neticesinde, paradan para kazanmayı amaçlayan ve spekülatörlerin başrol oynadığı finans kapital dünyası vizyona girmiştir. Bu spekülatörler kısa vadeli sermaye hareketleri vasıtasıyla, yüksek faiz ve düşük döviz kurunun mevcut olduğu piyasalara anlık giriş çıkışlar yaparak dünya çapında finansal krizlerin yaşanmasında önemli bir rol oynamıştır. Nitekim 1992 ERM, 1994?1995 Latin Amerika, 1997 Güneydoğu Asya ve Rusya finansal krizlerinin baş aktörü olarak kısa vadeli sermaye hareketleri sahnedeki yerini almaktadır. Bu tür sermaye hareketlerinin neden olduğu olumsuzlukların bertaraf edilmesi için literatürde sermaye kontrolleri olarak adlandırılan birtakım öneriler bulunmaktadır. Bu önerilerden biri de James Tobin tarafından ortaya atılan ve literatürde Tobin vergisi olarak bilinen vergidir. Bu vergi dünyadaki tüm spot döviz işlemleri üzerinden düşük oranlı bir vergi alınması prensibine dayanmaktadır. Diğer taraftan Türkiye'de 1980'li yıllarda başlayan iktisadi liberalleşme süreci ve 1989 yılındaki 32 Sayılı Karar ile birlikte sermaye hareketleri tamamen serbest hale getirilmiştir. Bu karar neticesinde, Türkiye'ye önemli miktarlarda kısa dönemli sermaye giriş çıkışları olmuştur. Türkiye'ye yönelik kısa vadeli sermaye hareketleri 1994 Nisan, 2000 Kasım ve 2001 Şubat krizlerinin yaşanmasında önemli bir rol oynamıştır. Bu çalışmada kısa vadeli sermaye hareketleri ile birlikte kısa vadeli sermaye hareketlerinin yavaşlatılması konusunda akla gelen ilk önerilerden biri olan Tobin vergisinin anatomisine ve bu verginin Türkiye'de uygulanabilirliğine yer verilmektedir.Anahtar Kelimeler: 1)Kısa Vadeli Sermaye Hareketleri, 2)Finansal Krizler, 3)Sermaye Kontrolleri, 4)Tobin Vergisi, 5)Türkiye'ye Yönelik Sermaye Hareketleri

Fatih Yar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bölgesel net mali yansıma

Devletin önemli politikalarından biri gelir dağılımındaki adaletsizlikleri ortaya koymak ve refah seviyesini yükseltmeye çalışmaktır. Kamu maliyesinin teori ve pratikte önemli bir bölümü bütçenin gelir ve harcama tarafının bölgeler arası gelir dağılımını ne derecede etkilediğini ortaya koymaktır. Bu vergi ve harcamaların yansıması olarak ya da kısaca bölgesel seviyede net mali yansıma olarak bilinir.Türkiye'de 1990?2003 yılları arasında milli gelirden en fazla pay alan bölge Marmara Bölgesi iken, en az pay alan bölgeler ise Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleridir. En fazla harcama yapan iller ise Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgeleridir. Vergilerin yansımasının ortaya konulması önemlidir çünkü bölgelerin üstlenmiş oldukları vergi yükleri oldukça farklılık gösterir. Kamu harcamalarının yansımasının ortaya konulması önemlidir çünkü farklı gelir seviyesinde olan bölgeler kamu harcamalarının bütün faydalarından aynı büyüklükte yararlanmamaktadırlar. Devlet bütçesinin bölgeler arasında adil bir bölüşüm işlevini yerine getirebilmesi için gelirlerin ve harcamaların dağılımının adaletli bir şekilde gerçekleşmesi gerekir.Bu açıdan değerlendirildiğinde çalışmanın temel amacı, Türkiye'de bölgesel net mali yansımanın belirleyicilerini tespit etmektir. Türkiye'de bölgesel eşitsizlikler ve bölgesel gelir dağılımı farklılıkları, üzerinde ağırlıklı olarak durulacak konular arasında yer almaktadır.Anahtar Kelimeler: 1) Bölgesel politika 2) Vergi Yansıması 3) Harcama Yansıması 4) Mali Yansıma 5) Bölgesel Gelir Dağılımı

Bölgesel farklılıklarBölgesel kalkınmaBölgesel politikalar+1
Ayşe Kaya
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde vergi politikası: Kırgızistan örneği

Küreselleşme sürecinde vergi politikasında yaşanan değişimlerin ve Kırgızistan'ın örnek alınarak incelenmesi amaçlanan bu çalışmada küreselleşmenin genel kapsamı, küresel vergi sorunları ve Kırgızistan vergi politikasında ortaya çıkan sorunlar araştırılmış ve değerlendirilmiştir. Ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda yaşanan değişimlere neden olan küreselleşme sürecinden genellikle gelişmiş ülkeler avantajlı çıkarken; az gelişmiş ülkeler olumsuz etkilenmiştir. Dünya entegrasyonu sonucu ülkeler arası bağımlılığın artması, öncelikle bir ülkenin uyguladığı vergi politikalarının diğer ülkelerin vergi politikalarına olan etkisini arttırmış ve bağımsız olarak vergi politikalarını uygulamak giderek zorlaşmıştır.Geçiş ekonomisi sürecini yaşayan Kırgızistan, bağımsızlık sonrası ?Şok terapi? uygulamasını kabul etmiş ve devletin yeni kurulmuş piyasadan hızlı ve şartsız olarak çekilişi ülkede üretimin durmasına neden olmuş; işsizlik, yüksek enflasyon, yolsuzluk ve yoksulluk gibi ciddi ekonomik sorunlar ortaya çıkmıştır. Çalışma konusunun temeli olan Kırgızistan vergi politikasının küreselleşmeden etkilenmesi ilk oluşturulduğu zamanda başlamış olup, diğer gelişmiş ülke vergi sistemleri örnek alınarak oluşturulan Kırgız Cumhuriyeti Vergi Kanunu yasalaşarak uygulamaya konulduğundan beri çeşitli sorunlar ortaya çıkmış ve bu sorunları çözmek için çok sayıda reform yapılmıştır. Kırgızistan çoğu ülke gibi ekonomik kalkınmayı sağlamak amacıyla üretimi arttırmaya yönelmiş ve ülkede yatırımları, özellikle DYY geliştirmek için vergi oranlarının indirilmesi, SEB oluşturma gibi çeşitli vergisel teşvikler uygulamaya başlamıştır. Ancak bu teşviklere rağmen, yatırımların diğer BDT ülkelerine göre düşük düzeyde kalması paradoksal bir durum oluşturmuştur. Dolayısıyla, Kırgızistan'ın vergisel teşviklerin yanısıra siyasi istikrarın sağlanması, kayıt dışılığın azaltılması, yolsuzluğun ortadan kaldırılması, yoksulluğun giderilmesi, teknolojik donanımın geliştirilmesi, halkın vergi bilincinin arttırılması, vergi dairelerinde çalışanların (ücretlerin artırılması başta olmak üzere) sorunlarının çözülmesi gerekmektedir.Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Vergi Politikası, Vergi Sorunları, Geçiş Ekonomisi, Kırgızistan.

Mairamkan Orazbaeva
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarına yönelik teşvik vergi politikaları ve Kazakistan uygulaması

Tasarruf yetersizliği nedeniyle ülkeler dış kaynaklara ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlara başvurmak zorunda kalmaktadır. Küreselleşme sürecinin hızlandırılması ile birlikte gelişmekte olan ülkeler tarafından önceden şüpheyle yaklaşılan doğrudan yabancı sermaye yatırımlarına bakış değişmiş ve yabancı sermayeyi kendi ülkelerine çekebilmek için çaba sarf etmeye başlamışlardır. Günümüzde doğrudan yabancı yatırımların büyük kısmı Çok Uluslu Şirketler tarafından gerçekleştirilmektedirEkonomi politikasının önemli araçlarından biri olan teşviklerin ülkeler tarafından kullanılmasında göz önünde bulundurulan temel hedefler; toplam yatırım hacminin arttırılması, yatırımların verimli alanlara yapılmasının sağlanması, geri kalmış bölgelere yatırımların özendirilerek gelişim sağlanması, teknolojik gelişmelere ayak uydurmak ve dış rekabete dayanıklılığın arttırılması olarak belirtilebilir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin yapısal özelliklerinden kaynaklanan sorunlar kalkınmanın finansmanı açısından devlet müdahalesini de kaçınılmaz hale getirmiştir.Sovyet Birliği'nin yıkılmasından itibaren Kazakistan'da yabancı yatırımlarla ilgili düzenlemeler başlamış ve günümüze kadar çeşitli değişiklikler geçirerek devam etmiştir. Bu çalışmada, Kazakistan'da Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları, teşvikler, teşviklerin etkileri ve Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarına yönelik teşvik uygulamaları ele alınmış ve bağımsızlığın kazanılmasından günümüze kadar yürürlüğe giren teşvik uygulamaları değerlendirilerek bu tür teşviklerin ne ölçüde yeterli ve uygun olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır.

Gulzhan Baımukhamedova
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`de sigorta sektörünün gelişimi açısından vergilendirmenin rolü ve önemi

Toplumsal gelişmelere paralel olarak finans sektörünün bir parçası olan sigortacılık ve bireysel emeklilik sektörünün hizmetlerine olan talep giderek artmaktadır. Sigorta sektöründe sunulan hizmetlerin ekonomik faydalarının yanı sıra sosyal faydasının da yüksek oluşu sebebi ile sektörün gelişimi büyük önem taşımaktadır. Gelişmiş ülkelerde sigorta sektörünün GSYİH içerisindeki payı gelişmekte olan ülkelere oranla daha fazladır. Sigorta sektörünün büyüklüğünün gelişmişlik düzeyi ile yakından ilgili olduğu söylenebilir.Çalışmamız vergi politikalarının sigorta sektörünün gelişimindeki etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla yapılmış olan araştırmaların sonucuna göre ulaşılan sonuç mevcut Türk vergi sistemi içerisinde sigorta hizmetlerine olan talebi canlandırmaya yönelik vergi politikası uygulamaları yeterli düzeydedir. Sigorta sektörü, yine sektörün temel özellikleri dolayısıyla toplanan fonların büyüklüğüne ve fonların kullanım sürelerine bağlı olarak gelişecektir. Vergi uyumunun ülkemizde düşük olmasının bir neticesi olarak vergi politikalarının sigorta sektörü üzerindeki etkileri sınırlı kalmaktadır.Sonuç olarak sigorta hizmetlerinin tabi olduğu vergi uygulamaları kişi başına düşen sigorta primleri üzerinde fazla etkili olmamaktadır. Vergi politikalarının etkisi psikolojik destekle sınırlı kalmaktadır.

Hikmet Onur Sayın
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00