
329
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Buğday ekim alanlarında sorun olan bazı geniş yapraklı yabancı otların kimyasal mücadelesinin optimizasyonu
Bu çalışmada, buğday ekim alanlarında geniş yapraklı yabancı otların (Matricaria chamomilla L., Melilotus officinalis (L.) Desr., Sinapis arvensis L. ve Galium tricornutum Dandy) mücadelesinde kullanılan etki mekanizmaları farklı 3 herbisitin (tribenuron-methyl, dicamba+triasulfuron ve 2,4-D amin) etkili minimum dozlarının belirlenmesi ve bu dozların pratikte uygulanabilirliğinin araştırılması hedeflenmiştir. Herbisit kullanımının optimizasyonu amacıyla püskürtme hacmi ve su kalitesinin herbisitlerin performansına olan etkileri değerlendirilerek, düşük dozlarının etkinliğinin arttırılmasına yönelik meme tipi ve katkı maddeleri ilavesinin etkinliği ortaya konulmuştur. Herbisitlerin her bir yabancı ot türüne karşı en yüksek etki değerleri genellikle 20 l/da su miktarı ile sağlanmış, ED50, ED90 ve tavsiye dozları konik ve yelpaze hüzmeli meme tipi ile uygulandığında etkide bir farklılık söz konusu olmamıştır. Katkı maddeleri ilavesinin herbisit etkinliğini önemli ölçüde artırdığı, genellikle ED90 dozlarına ilave edilen Amonyum Sülfat gübresi veya Innogard 309 ile yeterli etkinin sağlandığı, bu etkinin yabancı ot türüne bağlı olarak tavsiye dozuna benzer ya da yüksek olduğu belirlenmiştir. Buna karşın 2,4-D amin M. chamomilla mücadelesinde etkisiz bulunmuştur. G. tricornutum kontrolünde tribenuron-methyl ve 2,4-D amin etkisinin düşük olduğu, ancak dicamba+triasulfuron'nun AS gübresi veya Innogard 309 ilavesiyle etkinliğinde artış olabileceği belirlenmiştir. Gerek saksı gerekse tarla denemelerinde katkı maddeleri ilavesinin minimum dozların uygulanabilirliğini etkileyen önemli bir faktör olduğu, yabancı ot türü, herbisit, püskürtme hacmi ve su kalitesine bağlı olarak herbisitlerin düşük dozlarının etkili olabileceği ortaya konulmuştur. Sonuçta, buğday ekim alanlarında herbisit kullanımının yabancı ot türlerinin duyarlılıkları dikkate alınmak suretiyle optimize edilebileceği belirlenmiştir.Anahtar sözcükler: Buğday, Yabancı Ot, Herbisit Optimizasyonu, Püskürtme Hacmi, Meme Tipi, Katkı Maddeleri, Amonyum Sülfat, Innogard 309
Aydın ilinin bazı ilçelerinde incir mozaik hastalığının yaygınlığının belirlenmesi, etmenin tanılanması ve üretim materyalinin incir sürgün ucu kültürü-termoterapi ile etmenden arındırılması
Türkiye, yaklaşık Dünya taze incir üretiminin % 26'sını, kuru incir üretiminin de % 59' unu karşılamaktadır. Yine Türkiye, Dünya'nın en önemli incir üreticisi olmanın verdiği avantajla, kuru incir üretiminde ve ihracatında da lider ülke konumundadır. Ayrıca Dünyanın en kaliteli siyah inciri olan ?Bursa Siyahı?, sahip olduğu olağanüstü tat, sert meyve yapısı ve uzun raf ömrü ile Avrupa ülkelerinde her yıl artan miktarlarda talep edilmektedir. Türkiye'de incir üretiminin % 90'ından fazlasını oluşturan Sarılop çeşidinin en önemli üretim alanı, sahip olduğu özel mikroklima nedeniyle Aydın yöresidir. Bu derece önemli dış satım ürünü incirin yetiştiriciliğini olumsuz yönde etkileyen ?İncir mozaik hastalığı?, incir yetiştirilen tüm bölgelerde görülür. Ağaçlarda zayıflık, verim ve kalite düşüklüğüne neden olan bu hastalık, incir yapraklarında ve özellikle olgunlaşmamış meyvelerde kendini gösterir. İncir mozaik hastalığı, stres koşulları ve yüksek sıcaklıklarda özellikle fidanlarda şiddetini artırdığı ve kurumalarla birlikte ekonomik kayıplara yol açtığı bildirilmektedir. Bu araştırma İncir mozaik hastalığının Aydın İli'ndeki yaygınlığını belirlemek, hastalığa neden olan etmenleri tanılamaya yönelik moleküler ve biyolojik çalışmalar yapmak ve hastalık etmenlerinden temiz Sarılop ve Bursa Siyahı incir bitkileri elde etmek üzere planlanmıştır. Buna göre, Nazilli, Germencik, İncirliova ve Bozdoğan ilçelerinde sörveyler gerçekleştirilmiş ve hastalığın incir bahçelerindeki durumu değerlendirilmiştir.İncir mozaik hastalığı'na neden olduğu düşünülen etmenlerden, İncir mozaik virüsü (Fig mosaic virus, FMV), İncir mozaik ilişkili virüs-1 (Fig mosaic associated virus-1, FMaV-1), İncir mozaik ilişkili virüs-2 (Fig mosaic associated virus-2, FMaV-2), İncir yaprak leke ilişkili virüs-1 (Fig leaf mottle associated virus-1, FLMaV-1) ve İncir yaprak leke ilişkili virüs-2 (Fig leaf mottle associated virus-2, FLMaV-2) etmenlerinin primer çiftleriyle, yukarıda adı geçen ilçelerden alınan örnekler ile RT-PCR analizleri yapılmıştır. RT-PCR testleri sonucunda Aydın izolatlarında FMV ile FMaV-1 viral etmenleri saptanmış ve DNA dizi analizleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar gen bankasında kayıtlı izolatlarla karşılaştırılmış ve filogenetik akrabalıkları ortaya konmuştur. Ayrıca Aydın yöresi izolatları kullanılarak etmenin konukçu çevresi, bitki özsuyu taşınması ile belirlenmeye çalışılmış ve hastalık etmeninin incir tomurcuk akarı Aceria ficus Cotte. ile taşınma çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Ayrıca sürgün ucu kültürü ve termoterapi yöntemleri ile sağlıklı Sarılop ve Bursa Siyahı incir materyalleri elde edilmiş, hızlı ve güvenilir bir yöntem olan RT-PCR ile in vitro koşullarda elde edilen Sarılop ve Bursa Siyahı incir fidanları FMV ve FMaV-1 viral etmenleri yönünden temiz oldukları belirlenmiştir.
Farklı CO2 oranlarının mısır (Zea mays L.)'da bazı önemli yabancı otların gelişimi, rekabeti ve herbisit duyarlılığına etkisi
Bu çalışmada farklı CO2 oranlarının mısır (Zea mays L.)'da sorun oluşturanSorghum halepense, Echinochloa cruss-galli, Amaranthus blitoides ve Solanumnigrum `un gelişimi, rekabeti ve herbisit duyarlılığının belirlenmesi amaçlanmıştır.Çalışmada, karbondioksitin yabancı otların çıkışına olan etkisi iki farklı ortamdakiçıkış oranının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunmuştur. CO2 'nin rekabetli(mısır + yabancı ot) ve rekabetsiz ortamda yetişen bitkilerin gelişimine olanetkileri de yapılan çalışmalarla belirlenmiştir. Yabancı otların farklı CO2koşullarında herbisite duyarlılıklarının belirlenebilmesi amacıyla da denemelerkurulmuştur. Araştırmalar sonucunda yüksek CO2 oranı, bazı yabancı otlarınçıkışını olumlu yönde etkilemiştir. Rekabet koşulları değerlendirildiğinde ise;rekabetsiz ortamda yetişen mısır bitkilerinin normal CO2 koşullarında, rekabetdurumunda ise yüksek CO2 koşullarında biyomasının normale oranla daha yüksekolduğu görülmüştür. Böylece normal CO2 koşullarında çoğu durumda yabancıotlar mısır gelişimini azaltırken, yüksek CO2 koşullarında ise mısır gelişimindeyabancı ot rekabetinden kaynaklanan bir azalma görülmemiştir. Yabancı otların dagelişim parametrelerinin yüksek CO2 ve rekabet koşullarında daha yüksekdeğerlere ulaştığı tespit edilmiştir. Genellikle yüksek CO2 koşullarının herbisitetkinliğinde azalmaya neden olabileceği de belirlenmiştir. Elde edilen bu bulgulargelecekte söz konusu olan atmosferik CO2 oranındaki artışların mısır ile yabancıotlar arasındaki rekabeti ve mısırda yabancı ot mücadelesini önemli orandaetkileyeceğini göstermiştir.
Bazı bitkisel ekstraktların Tuta absoluta (Meyrick, 1917) (Lepidoptera:Gelechiidae)'nın farklı biyolojik dönemlerine etkisi
Bu çalışmada Laurus nobilis L. (Defne) ve Rosmarinus officinalis L. (Biberiye) bitkilerinin ethanol ve hegzan ekstraktlarının 1- 30 mg/ml arasında hazırlanmış maksimum 14 farklı konsantrasyonlarının Tuta absoluta (Meyrick)' nın yumurta bırakmayı engelleyici, yumurta açılmasına ve çıkan larvalara ergin döneme kadar toksik etkisi, üçüncü dönem larva ve pupalara toksik etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmalar 25±1 0C sıcaklık % 65±5 orantılı nem ve 16: 8 aydınlık: karanlık aydınlatmalı iklim odalarında yürütülmüştür. Ekstraktlar istenilen konsantrasyonlara ayarlandıktan sonra T. absoluta için besin olarak hazırlanan domates yaprakçığı 3 sn süreyle bu ekstrakta daldırılarak uygulamalar yapılmıştır.Sonuç olarak, hem L. nobilis ve hem de R. officinalis ekstraktlarının T. absoluta ` nın yumurta bırakmasını engelleyici etkileri saptanmış, bu etkilerin oldukça yüksek olduğu ve % 100' e varan düzeylere ulaşabildiği gözlenmiştir. Denemelerde yumurta döneminde yapılan uygulamanın yumurtadan ergine kadar geçen süredeki toksik etkileri ve bunun yanı sıra larva ve pupa döneminde yapılan uygulamalardaki toksik etkiler incelendiğinde, hem L. nobilis ve hem de R. officinalis hexan ekstraktlarının oldukça başarılı sonuçlar verdiği gözlenmiştir. Gerek yumurta ve gerekse larva dönemindeki uygulamalarda, konsantrasyon yükseldikçe ölüm oranları da % 100' e ulaşmıştır.Anahtar sözcükler: Bitkisel ekstrakt, Ethanol, Hegzan, Laurus nobilis, Rosmarinus officinalis, Tuta absoluta
Aydın ili zeytin alanlarında zeytin sineği (Bactrocera oleae Gmel.) (Diptera:Tephritidae)'nin populasyon dalgalanmaları, parazitoitleri ve organik zeytin yetiştiriciliği ile uyumlu savaş yöntemleri üzerinde çalışmalar
Bu çalışmada Aydın ili zeytin alanlarında Zeytin sineği (Bactrocera oleae Gmel.) (Diptera: Tephritidae)' nin ortaya çıkış zamanı ve populasyon dalgalanmaları ile parazitoitlerinin belirlenmesi ve ayrıca Zeytin sineğine karşı organik zeytin yetiştiriciliğinde kullanılabilecek mücadele yöntemlerinin etkileri belirlenmeye çalışılmıştır.Yapılan populasyon takibi çalışmaları sonucunda Aydın ili genelinde tüm örnekleme alanlarında Zeytin sineği populasyonu çok düşük düzeylerde seyretmiştir. Ancak, 2009 yılı çalışmalarında Umurlu'da Zeytin sineği populasyonu diğer yıl ve yerlere göre biraz daha yüksek çıkmış ve 30.10.2009 tarihindeki sayımlarda tuzaklardan birinde 307 birey/tuzak olarak saptanmıştır.Zeytin sineğinin parazitoiti olarak sadece 2 birey (Chalcidoidea) elde edilmiştir. Bu sonuç, Aydın ili zeytin alanlarında çok düşük bir parazitlenmenin olduğunu göstermektedir.Farklı cezbedicilerden diamonyum fosfat (DAP), amonyum bikarbonat, amonyum sülfat, amonyum asetat, nu-lure ve feromon denenmiştir. Bunlardan, diamonyum fosfatın (DAP) %2' lik konsantrasyonu en etkili bulunmuştur. Bu tuzakların, kitlesel tuzaklamada % vuruk oranını her zaman Ekonomik Zarar Seviyesinin altında tuttuğu görülmüştür.Bunun yanı sıra zararlıya karşı mücadelede kaolin, spinosad ve bakır hidroksitin etkileri araştırılmış ve yapılan denemeler sonuncunda sentetik pestisitlere alternatif olarak kaolin ve spinosad oldukça etkili bulunmuştur.
Avcı akar Cheletomimus bakeri (Acari: Cheyletidae) 'nin bazı biyolojik özelliklerinin belirlenmesi
Avcı akar Cheletomimus bakeri (Acari: Cheyletidae)? nin Tetranychus cinnabarinus (Acari: Tetranychidae) üzerinde gelişme, üreme ve av tüketim kapasitesi farklı sıcaklık (15, 20, 25, 30, 35 oC), % 65 ± 10 nem ve 16 saat aydınlık laboratuvar koşullarında araştırılmıştır. Sıcaklığın artmasıyla birlikte C. bakeri?nin yumurta, ergin öncesi ve toplam gelişme sürelerinin önemli olarak kısaldığı saptanmıştır. C. bakeri?nin 20, 25, 30 ve 35 oC?deki herbir sıcaklık için yumurta gelişme süresi sırasıyla 13,86, 7,98, 5,07, 4,08 gün ve toplam gelişme süresi sırasıyla 58,66, 41,51, 21,21 ve 22,92 gün olarak saptanmıştır. C. bakeri?nin ömrü boyunca bıraktığı toplam yumurta sayısı en yüksek 20 oC sıcaklıkta, dişi başına günlük bıraktığı toplam yumurta sayısı en yüksek 30 oC sıcaklıkta elde edilmiş ve 20, 25 ve 30 oC sıcaklıklarda elde edilen veriler istatistiki olarak farklı bulunmuştur. Net üreme gücü (R0), en yüksek (10,51 ?/?) 20 oC sıcaklıkta saptanmıştır. Ortalama döl süresi en uzun (86,73 gün) 20 oC sıcaklıkta, en kısa (28,22 gün) 30 oC sıcaklıkta saptanmıştır. Kalıtsal üreme yeteneği (rm) en yüksek (0,0570 ?/?/gün) 30 oC sıcaklıkta, en düşük (0,0271?/?/gün) 20 oC sıcaklıkta bulunmuştur. C.bakeri, artan av yoğunluğuna bağlı olarak tüketimini arttırmış ve tüketilen T. cinnabarinus ergin erkek sayısı av yoğunlukları arasında önemli farklılık göstermiştir. Avcıya günde 40, 80 ve 160 T. cinnabarinus ergin erkek bireyi verildiğinde, bunun sırasıyla ortalama 4,63, 4,70 ve 4,60 adedini tükettiği görülmüştür. Anahtar sözcükler: Gelişme, ömür uzunluğu, Cheyletidae, Tetranychus cinnabarinus, tüketim kapasitesi, üreme, yaşam çizelgesi
Domates güvesi (Tuta absoluta (Meyrick, 1917), Lep.: Gelechiidae)'nde insektisit direncinin önlenmesi ve geciktirilmesi olanaklarının araştırılması
Domates güvesi (Tuta absoluta (Meyrick, 1917), Lep.: Gelechiidae) en önemli domates zararlılarından birisidir. Türkiye'ye zararlının ilk giriş yaptığı Urla ilçesinde ve yoğun domates üretimi yapılan Aydın ilinde % 50 - 100'e varan ürün kayıplarına neden olması nedeniyle, kimyasal mücadele uygulanmaktadır. Yoğun kimyasal kullanımı nedeniyle zararlının kullanılan insektisitlere karşı direnç oluşturduğu görülmüştür. Bu nedenle bu çalışmada Urla ve Aydın bölgelerinde Domates güvesinin insektisitlere karşı direnç durumunun araştırılması, hangi enzimlerin direnç durumundan sorumlu olduğunun belirlenmesi ve elde edilen sonuçlara göre hangi sinerjist maddelerin direncin oluşmasını engellediğinin saptanması amaçlanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Aydın popülasyonunda Indoxacarb, Metaflumizone, Spinosad ve Chlorantraniliprole'un LC50 değeri Urla popülasyonuna göre yüksek bulunmuştur. Urla popülasyonunda ise Azadirachtin'in LC50 değeri Aydın popülasyonuna göre yüksek bulunmuştur. Dirençli olduğu saptanan Aydın ve Urla popülasyonları için insektisit ve sinerjist madde (PBO, DEM, TRİP) uygulamaları ile direncin azaltılabileceği saptanmıştır. Yapılan enzim analizleri sonucunda ise GST enzimi ve EST enzimleri Aydın populasyonu için sırasıyla 1.905 unit aktivite/mg protein/dk ve 0.110 n mol ßNA/mg protein/dk olup, GST enzimi istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur. Sonuç olarak Aydın ve Urla bölgesindeki T. absoluta popülasyonlarının kullanılan insektisitlere karşı direnç oluşturduğu ve sinerjist maddelerin direnci azaltmada önemli rol oynadığı saptanmış olup, zararlı ile mücadele için moleküler seviyede çalışmaların artırılması gerektiği gözlenmiştir.
Aydın ili incir bahçelerinde Silba adipata McAlpine (=Lonchaea aristella Becker) (Diptera: Lonchaeidae)'nın yayılışı, popülasyon değişimi ve zarar oranının belirlenmesi
Bu çalışmada, Silba adipata McAlpine (Diptera: Lonchaeidae)?nın Aydın ilinde Ficus carica cv. Sarılop ve Ficus carica cv. Caprificus ağaçlarında, 2011-2013 yılları arasında yayılışı, bulaşma derecesi, doğal düşmanları, popülasyon değişimi ve iki tip çekici besin tuzağının etkinliği araştırılmıştır. Aydın?ın tüm ilçelerinin S. adipata ile bulaşık olduğu saptanmıştır. Zarar oranı Sarılop incir çeşidinde 2011, 2012, 2013 yıllarında sırasıyla % 3.53, % 2.06 ve %3.40, Bursa siyahı çeşidinde 2013 yılında % 10.0 olarak belirlenmiştir. En etkili Hexanol+Amonyumsülfat (%2)+incir sütü içeren tuzak bulunmuş, bu tuzak Sarılop incir bahçesinde Hexanol+Amonyumsülfat (%2) içeren tuzaklardan 66 kat, erkek incir bahçesinde ise 39 kat daha fazla birey yakalamıştır. İncir sütlü tuzaklarda dişi/erkek oranı 2.3 , incir sütü bulunmayan tuzaklarda 1.29 olmuştur. Tuzaklara erginler mayıs başından kasım sonuna kadar yakalanmıştır. Popülasyon 2011-2012 yıllarında Sarılop bahçesinde en yüksek seviyeye temmuz ayında, erkek incir bahçesinde ise eylül ayında ulaşmıştır. Toplam larva gelişme süresi 8.18 ±1.35gün, pupa açılma süresi erkekte 7.85± 0.13, dişide 7.83± 0.13 gün olarak belirlenmiştir.
Bazı organik maddelerin çilek bitkisinin gelişimine ve Macrophomina phaseolina (Tassi) Goid.' nın neden olduğu taç ve kök çürüklüğü hastalığı ve toprakta mikrosklerot sayısı üzerine etkisi
Çalışma Macrophomina phaseolina?nın çilekte neden olduğu solgunluk ve kuruma sorunları üzerine bazı organik madde uygulamalarının etkisini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Bu amaçla toprağa zeytin karasuyu, tavuk gübresi, kükürt, pamuk delintasyon atığı, vermikompost; bitki artığı olarak soğan, pırasa, karnabahar, brokoli, lahana, buğday, bakla, marul, hardal bitkileri karıştırılmıştır. Çalışmada çilekten izole edilmiş virulensi yüksek M. phaseolina izolatı (Omp1) toprağa 50 ms/g olacak şekilde bulaştırılmıştır. Uygulamaların M. phaseolina mikrosklerotları üzerine etkisini saptamak için ise organik madde karıştırılmış steril ve steril olmayan toprağa inokulum bulaştırılmış ve 30 gün inkube edildikten sonra mikrosklerot izolasyonu yapılmıştır. Bitkiler söküldükten sonra saksı toprağındaki mikrosklerot canlılığına organik maddelerin etkililiğini saptamak için topraktan mikrosklerot izolasyonu yapılmıştır. En düşük mikrosklerot sayısı kükürt (100 gr/da) uygulamasında 8,8 mikrosklerot / 1 gr toprak olarak saptanmıştır. Steril toprak koşullarında en düşük 1 gr topraktaki mikrosklerot sayısı ise sırasıyla zeytin karasuyu (0,8), brokoli (2,5), vermikompost (6,0) ve hardal (6,7) olarak saptanmıştır. M. phaseolina bulaştırılmamış saksı topraklarında en iyi bitki gelişimi tavuk gübresi, kükürt (100 kg/ da) ve kükürt (50 kg/da), M. phaseolina bulaştırılmış saksı topraklarında ise kükürt (50 kg/da), kükürt (100 kg/ da) uygulamalarında olmuştur.
Ege bölgesinde kirazlardan elde edilen Leucostoma spp. izolatlarının kültürel ve patojenik özelliklerinin belirlenmesi
Leucostoma Kanseri hastalığı kiraz ağaçlarında kurumalara neden olan önemli hastalıklardan biridir. Hastalığa farklı Leucostoma türleri neden olmakta ve bu türlerin aralarında kültürel ve patojenik özellikleri yönünden farklılıklar bulunmaktadır. Ülkemizde kirazlarda Leucostoma Kanseri üzerinde yapılmış kapsamlı bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı; Ege Bölgesi?nin farklı illerinden kirazlardan elde edilen Leucostoma spp. izolatlarının kültürel ve patojenik özelliklerinin belirlenmesidir. Bu amaçla İzmir, Manisa, Afyon, Denizli ve Aydın İlleri?nde kanserli kiraz ağaçlarından örnekler alınmış, toplanan 503 örnekten 318 Leucostoma spp. izolatı elde edilmiştir. Örneklemenin yapıldığı tüm illerde Leucostoma Kanserinin varlığına rastlanmıştır. Toplam 150 Leucostoma spp. izolatının besi ortamında miselyal gelişimi, koloni rengi, piknit büyüklüğü ve 37oC miselyal gelişimleri incelenmiştir. İzolatların hepsi, loplu koloni oluşturma özelliği hariç tüm kültürel özellikleri yönünden L. cincta türü ile uyumlu bulunmuş ancak kesin tanı için moleküler tanı yöntemlerin kullanılması gerektiği kanısına varılmıştır. Patojenisite testlerinde, izolatların hepsi kirazda patojen bulunmuş ve farklı virülenslik derecelerine sahip oldukları ortaya konmuştur. Badem, erik, şeftali ve kayısı çeşitleri üzerinde yapılan testlerde de, izolatlar değişen büyüklüklerde kanser lezyonları oluşturmuş ve böylece konukçu türe özelleşmelerinin olmadığı belirlenmiştir.
Farklı Co2 oranlarının buğday(Triticum aestivum L. )'da bazı önemli yabancı otların gelişimi, rekabeti ve herbisit duyarlılığına etkisi
Bu çalışmada farklı CO2 oranlarının buğday (Triticum aestivum)'da sorun olan Avena sterilis, Phalaris minör, Galium tricornutum, Sinapis arvensis yabancı otlarının gelişimi, rekabeti ve herbisit duyarlılığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada CO2'in buğday ile yabancı otların rekabetli ve rekabetsiz ortamdaki gelişimine olan etkileri belirlenmiştir. Ayrıca yabancı otların farklı CO2 koşullarında herbisite olan duyarlılıklarının belirlenebilmesi amacıyla da denemeler kurulmuştur. Sonuçlar, buğday gelişiminin rekabetsiz ortamda arttığını göstermiştir. Rekabet koşullarında ise CO2'in herhangi bir etkisi bulunmamıştır. Ancak yabancı ot rekabeti her iki CO2 koşulunda da buğday gelişiminde azalmaya neden olmuştur. Yabancı ot gelişimi ise rekabetsiz ortamda CO2'den etkilenmemiş olup rekabet ortamında azalmalar görülmüştür. Herbisit denemelerinin sonuçları ise rekabet koşullarında dar yapraklı yabancı otlarda herbisit duyarlılığının daha düşük olduğu buna karşın geniş yapraklılarda arttığı gözlemlenmiştir. Elde edilen bu bulgular gelecek yıllarda olması beklenen atmosferik CO2 artışlarının buğday ve yabancı otlar arasındaki rekabeti ve buğdayla yabancı ot mücadelesini önemli düzeyde etkleyeceğini göstermiştir. Anahtar sözcükler: Buğday, yabancı ot, CO2, rekabet, herbisit, Avena sterilis, Phalaris minör, Galium tricornutum, Sinapis arvensis
Ege bölgesi geleneksel ve organik bağ alanlarında bulunan yabancı otların belirlenmesi ile alternatif mücadele yöntemlerinin araştırılması
Bu çalışma, 2009-2011 yıllarında Manisa ilinde geleneksel ve organik üzüm üretim yapılan bağlarda sorun olan yabancı otların saptanması ve bu yabancı otlara karşı mücadele yöntemlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Manisa ili geleneksel ve organik üzüm üretimi yapılan bağlarda sorun olan yabancı otların belirlenmesi amacıyla 48 organik ve 76 geleneksel bağ alanında survey gerçekleştirilmiştir. Survey sonucunda; organik bağ alanlarında sıra arasında toplamda 54 adet yabancı ot türü belirlenmiştir. Bu türlerden 9'u Asteraceae, 5'i ise Poaceae familyasına ait türlerdir. Sıra üzerinde ise Poaceae familyasına ait 7 tür, Asteraceae familyasından 6 tür ve Brassicaceae familyasından 2 tür olmak üzere toplamda 44 tür tespit edilmiştir. Geleneksel bağ alanlarında sıra arasında Poaceae familyasına ait 6 tür, Asteraceae familyasından 4 tür başta olmak üzere 28 tür, sıra üzerinde ise Poaceae familyasına ait 5 tür, Asteraceae familyasından 4 tür başta olmak üzere 24 adet yabancı ot saptanmıştır. Geleneksel ve organik bağ alanında bazı mücadele yöntemlerin etkisini belirlemek amacıyla da çalışmalar yürütülmüştür. Geleneksel mücadele yöntemlerinden; trifluralin, pendimethalin + fluazifob-p-butyl, glyphosate, ilkbahar toprak işlemesi + glyphosate ve sonbahar toprak işlemesi + glyphosate uygulamaları yer almıştır. Organik mücadele yöntemlerinde ise malç tekstili, saman, talaş, yer fıstığı kabuğu, tüylü fiğ, alevle yakma, zeytin karasuyu, traktör çapası, el çapası, arpa-fiğ karışık ekimi ve lahana artığı uygulamaları yer almıştır. Alevle yakma uygulamasının bağ alanlarında sorun olan bazı yabancı ot türlerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla da Bornova Zirai Mücadele Araştırma İstasyonunda 2010-2012 yılları arasında denemeler kurulmuştur. Bu denemeler sonucunda; yabancı otların mücadelesinde alevle yakma işleminin başarısı için uygulamanın çok ve tek yıllık dar ve geniş yapraklı yabancı otların ilk gerçek yapraklarının çıktığı dönemden dar yapraklı yabancı otlarda kardeşlenme öncesine kadar, geniş yapraklı yabancı otlarda üçüncü gerçek yaprakların çıktığı döneme kadar uygulanması gerektiği belirlenmiştir. Yakma uygulamasıyla yabancı otların % 90-95 oranında kontrol altına alındığı saptanmıştır. Çok yıllık yabancı otlarda ise uygulamanın başarı oranının gelişme dönemi ilerledikçe düştüğü ve mücadele başarısı için ileriki dönemlerde birden fazla uygulamanın gerektiği belirlenmiştir. Çalışmada hem geleneksel hem de organik uygulamaların yabancı otlara, verim, kalite kriterleri ve toprağın fiziksel ve kimyasal özelliklerine etkileri de belirlenmiştir. Geleneksel üretim uygulamalarının toprağa etkileri incelendiğinde; azot (N) ve fosfor (P) miktarı en yüksek miktarda sonbahar toprak işleme + glyphosate uygulamasında belirlenmiştir. Glyphosate uygulamasında hem sodyum (Na) hem de demir (Fe) içeriğinin en yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Organik uygulamaların toprağa etkileri incelendiğinde; en yüksek fosfor (P) zeytin karasuyu uygulamasından, en yüksek organik madde miktarı arpa + fiğ ve zeytin karasuyu uygulamalarından elde edilmiştir. Potasyum (K) değerleri incelendiğinde ise en yüksek değerler traktör çapası ve zeytin karasuyu uygulamalarında belirlenmiştir. Lahana artığı uygulamasında demir (F) ve mangan (Mn) miktarının yüksek düzeyleri dikkat çekicidir. Maliyet analizi sonucunda kontrole oranla en ekonomik uygulama arpa + fiğ (% 35,5) olurken, bunu sırasıyla tüylü fiğ (% 26,8), arpa + fiğ (% 25,5), lahana artıkları (% 18,30), malç tekstili (% 14,38), traktör çapası (% 13,1) ve yer fıstığı kabuğu (% 9,1) uygulamaları izlemiştir. Diğer uygulamalar olan yakma, saman, talaş ve el çapası uygulamalarının geleneksel herbisit uygulamalarından daha yüksek maliyetli oldukları belirlenmiştir. Yürütülen bu çalışma sonucunda geleneksel yetiştirme koşullarında sonbahar toprak işlemesi + glyphosate uygulaması ve organik yetiştirmede malç tekstili uygulamasının yabancı ot mücadelesi için en etkili uygulamalar olduğu belirlenmiştir. Bu uygulamaların diğer uygulamalardan daha yüksek verim oluşturduğu da belirlenmiştir. Malç tekstili, arpa + fiğ karışık ekimi ve tüylü fiğ uygulamalarının maliyet bakımından geleneksel uygulamalardan daha az maliyetli olduğu ve organik yetiştiricilikte yabancı ot kontrolünde tavsiye edilebileceği belirlenmiştir.
Aydın il merkezi' nde turunç ağaçlarında bulunan coccoıdea, aphıdoıdea ve aleyrodoıdea üst familyasına bağlı türlerin saptanması, bunlardan aleurotrixus floccosus (maskell)(hemiptera: aleyrodidae)' un popülasyon dalgalanması ve doğal düşmanlarının belirlenmesi
Son yıllarda Aydın ilinde Aleurotrixus floccosus (Maskell) popülasyonunun arttığı ve bu durumun özellikle şehir merkezindeki süs bitkisi durumundaki turunç ağaçlarında önemli zararlara neden olduğu gözlemlenmektedir. Beyazsineklerin yanı sıra, kabuklubitler ve yaprakbitleri de görülen zararlı gruplarındandır. Bu çalışmanın amacı, turunç ağaçlarında gerek Aleyrodoidea gerekse Coccoidea ve Aphidoidea üst familyasına bağlı zararlıların saptanmasıdır. Ayrıca, yoğun popülasyonlara ulaştığı bilinen A. floccosus' un popülasyon dalgalanmasının ve doğal düşmanlarının belirlenmesidir. Bu amaçlarla; 2012-2013 yıllarında, Aydın merkezde; Muğla Bulvarı, Atatürk Bulvarı ve Batı Gazi Bulvarı olmak üzere üç ayrı bölgede peyzaj amaçlı kullanılan turunç ağaçlarında bulunan zararlı ve doğal düşmanların belirlenmesi amacıyla örneklemeler yapılmış ve örnekler laboratuvara getirilerek stereo mikroskop altında sayımlar yapılmıştır. Sonuç olarak Coccoidea üst familyasına bağlı Coccus hesperidum (Linnaeus), Ceroplastes rusci (Linnaeus) ve Aonidiella aurantii (Maskell) türleri tespit edilmiştir. Turunç ağaçlarında diğer bir zararlı grubu Aphidoidea üst familyasından Aphis spiraecola (Patch), Aphis gossypii (Glover), Toxoptera aurantii (Boyer de Fonscolombe) ve Myzus (Nectarosiphon) persicae (Sulzer) olmak üzere dört farklı yaprakbiti türü tespit edilmiştir. Aleyrodidae familyasından A. floccosus saptanmış ve yılda 3 döl verdiği, her iki çalışma döneminde ikinci dölde (haziran-temmuz) en yüksek popülasyona ulaştığı ve haziran ayından sonra zararlı popülasyonun azalan bir eğri gösterdiği belirlenmiştir. Kışı Aydın koşullarında turunç ağaçlarında nimf ve pupa döneminde geçirmektedir. A. floccosus' un doğal düşmanı olarak Cales noacki Howard (Hymenoptera: Aphelinidae) belirlenmiştir. Her iki çalışma dönemi boyunca C. noacki ile parazitlenme oranının en yüksek olduğu zamanın eylül ayı olduğu ve bu oranın %27,2' ye kadar yükseldiği görülmüştür. A. floccosus' un uygun iklim şartlarında ve ortamda doğal düşmanlarının bulunmaması durumunda yüksek popülasyonlar oluşturabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle, özellikle şehir merkezinde yapılan sivrisinek ilaçlamalarında gerekli önlemlerin alınarak doğal düşman varlığının korunması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Çilek fidelerinde toprak kaynaklı fungal etmenlerin saptanması üzerinde araştırmalar
Çalışma; Aydın İli'nde çilek fidelerinde bulunan fungal hastalık etmenlerini saptamak, bulunma oranlarını belirlemek, klasik ve moleküler yöntemlerle tanılamak ve çilek fidelerinde bulunma oranı en yüksek olan patojenlere karşı çeşit duyarlılıklarını belirlemek amacıyla ele alınmıştır. 2009-2010 ve 2010-2011 üretim sezonunda Sultanhisar ve Köşk ilçelerinden dikim öncesi toplam 2366 adet çilek fidesi alınmış, kök ve taçlarından izolasyonlar yapılmış ve toplam 1014 izolat elde edilmiştir. Stolonlarda yapılan patojenisite çalışmaları sonucunda 291 adet Fusarium spp., 153 Rhizoctonia spp., 4 Macrophomina sp., 9 Cylindrocarpon sp. izolatının patojen olduğu saptanmıştır. Her iki üretim sezonunda taçta ana patojenin Fusarium spp. (bulunma oranı ilk yıl % 2,1, ikinci yıl % 1,1) olduğu, Rhizoctonia spp.'nin taçtaki bulunma oranının ise her iki üretim sezonunda sırasıyla % 0,48 ve % 0,1 olduğu belirlenmiştir. Kökteki bulunma oranları açısından değerlendirildiğinde, Fusarium spp.'nin ilk yıl % 11,6, ikinci yıl % 4,8'lik bulunma oranıyla yine ana patojen olduğu dikkati çekmektedir. Köklerde Rhizoctonia spp. açısından her iki üretim sezonu için bulunma oranları sırasıyla % 8,96 ve % 4,8 olarak bulunmuştur. Patojenler morfolojik özellikleri esas alınarak klasik ve moleküler yöntemlerle tanılanmıştır. Tranlation Elongation Factor (TEF) 1α genine ait baz dizilerinin BLAST analizi sonrası Fusarium oxysporum, F.o. f.sp. fragariae, F. solani, F. arthrosporioides, F. verticilloides ve F. proliferatum, F. acuminatum, F. avenaceum, F. redolens ve F. lateritium türleri saptanmıştır. Rhizoctonia izolatları çekirdek boyama yöntemi ile çok ve çift çekirdekli olarak belirlenmiş, moleküler analiz sonrası çift çekirdekli olarak belirlenenlerin % 47,5'i AG-G, % 18,6'sı AG-A ve % 1,7'si hem AG-A hem de AG-K'da, çok çekirdekli olanların ise % 1,7'si AG-4 anastomozis grubunda yer almıştır. Çilek fidelerinden ayrıca Macrophomia phaseolina, Neonectria (Ilyonectria) macrodidyma ve Neonectria (Ilyonectria) radicicola türleri saptanmıştır. F. oxysporum 'a karşı in vitro koşullarda stolonlarda yapılan çeşit reaksiyon çalışmalarında Fortuna, Rubygem, Camarosa ve Festival' in en duyarlı ve Sabrina'nın ise tolerant olduğu bulunmuştur. Rhizoctonia spp.'e karşı ise Fortuna ve Camarosa duyarlı olarak bulunurken, Sabrina, Rubygem ve Festival çeşitlerinin daha az duyarlı olduğu belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: Çilek, fide, Fusarium oxysporum f.sp. fragariae, Rhizoctonia spp., Neonectria spp.( Ilyonectria spp.), Macrophomina phaseolina.
Entomopatojen nematodların (Steinernematidae ve Heterorhabditidae) Tire ilçesi (İzmir) topraklarındaki tür çeşitliliği ve dağılımlarının belirlenmesi
Bu çalışma, tarımın yoğun olarak yapıldığı İzmir'in Tire ilçesi ve buraya bağlı bölgelerdeki topraklarda bulunan biyolojik mücadele ajanı entomopatojen nematodların çeşitliliği ve dağılımlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma kapsamında toplam 620 toprak örneği alınmış ve bunların üç tanesinden entomopatojen nematod izole edilmiştir. Elde edilen nematod izolatlarının tür teşhis işlemlerinde morfometrik ölçüm yöntemleri ve moleküler teknikler bir arada kullanılmış ayrıca izolatlar arasında in vivo çiftleştirme testleri de yapılmıştır. Her bir nematod izolatının ilişkili olduğu mutualistik bakteriler izole edilip moleküler teknikler kullanılarak tür tanımlamaları gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar izole edilen her üç nematod izolatının Steinernema feltiae, bunlarla ilişkili olan bakterilerin ise Xenorhabdus bovienii türüne ait olduğunu göstermiştir. Çiftleştirme testleri sonucunda her üç izolat arasında üreme görülmüş ve bunların aynı türe ait farklı populasyonlar olduğu kesin olarak anlaşılmıştır. Elde edilen bu izolatlar ile gerçekleştirilen konukçu dağılım çalışmalarında nematodların Spodoptera cilium ve Tenebrio molitor larvalarına karşı oldukça yüksek enfektivite gösterdikleri (%100), ancak Curculio elephas (%20-30) ve Polyphylla fullo (%10) larvalarına karşı fazla etkili olamadıkları belirlenmiştir.
Aydın İli ikinci ürün pamuk çeşitlerinde önemli bazı pamuk zararlılarının ve doğal düşmanlarının populasyon değişimlerinin saptanması
Bu çalışma, 2012-2013 yıllarında Aydın ili ikinci ürün pamuk çeşitlerinde önemli bazı pamuk zararlılarının ve doğal düşmanlarının popülasyon değişimlerinin saptanması amacıyla Aydın ili Söke ilçesinde yapılmıştır. Çalışmada yaygın olarak kullanılan May 373, Gloria ve Flash pamuk tohumları kullanılmıştır. Çalışma sonunda 2012 yılında Bemisia tabaci, Frankliniella spp. ve Liriomyza trifolii en yüksek yoğunlukta saptanmış ve istatistiki olarak önemli bulunmuştur. 2013 yılında ise Aphis gossypii, Tetranyhcus spp. ve Frankliniella spp. May 373 çeşidinde en yüksek yoğunluğa ulaşmış ve istatistiki olarak önemli bulunmuştur. Zararlı yoğunlukları en fazla May 373 çeşidinde daha sonra Flash ve Gloria çeşidlerinde daha düşük yoğunluklarda görülmüştür. Doğal düşman yoğunlukları ise, en yüksek Coleoptera takımına ait bireyler olmuş ve en fazla May 373 ve Flash çeşidinde olurken onu Gloria çeşidi izlemiştir. Heteroptera takımına ait olan türlerde ise en yüksek yoğunluk May 373 çeşitinde saptanmış ve daha sonra Flash ve Gloria çeşidleri izlemiştir. Neuroptera takımında ise çeşitler arasında yoğunluk bakımından istatistiki olarak bir fark görülmemiştir. Çalışma sonunda verim açısından en yüksek verim miktarı lif inceliği, elyaf uzunluğu, tek düzelik ve elastikiyet olarak istatistiki bir fark bulunmazken, dayanıklılık önemli bulunmuş ve en dayanıklı lif özelliği her iki yılda da Gloria çeşidinde olmuş, May 373 ve Flash arasında ise bir farka rastlanılmamıştır. Sonuç olarak ise, bölgede buğday sonrası ikinci ürün pamuk ekiminin yapılabileceği ve kullanılan bazı tüylü çeşidlerin zararlılarla mücadelede entegre mücadele içerisinde kullanılabileceği ortaya çıkmıştır.
Zararlı böceklerle mücadelede yeni bir yaklaşım: entomopatojen nematodla enfekte canlı böcek salımı
Entomopatojen nematodlar (EPN) (Fam. Steinernematidae ve Heterorhabditidae) zorunlu böcek patojeni olan biyolojik mücadele organizmalarıdır. Alan uygulamalarında genellikle püskürtme yöntemi kullanılarak infektif juvenil evre nematodlar verilmektedir. Ancak kabuk altı veya sık bitki örtüsü bulunan habitatlardaki zararlı böceklere karşı püskürtme yöntemi etkili olamamaktadır. Bu tez çalışması kapsamında kestane ağaçlarının kabuk altına yerleşip iletim demetleriyle beslenen Cossus cossus larvalarına ve sık bitki örtülü çim alanlarda zarar yapan Spodoptera cilium larvalarına karşı yeni bir uygulama yöntemi olarak "nematodla enfekte canlı larva salımı" diğer bir deyişle "canlı bomba" metodunun etkinliği araştırılmıştır. Denemelerde EPN olarak Steinernema carpocapsae türü kullanılmıştır. Nematodla enfekte canlı larva elde etmek için Galleria mellonella ve S. cilium larvaları 24 saat süreyle S. carpocapsae infektif juvenilleriyle karşı karşıya bırakılmıştır. Cossus cossus denemeleri için kestane kütükleri, S. cilium denemeleri içinse hazır rulo çim parselleri kullanılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda enfekte canlı larva salım tekniği ile kabuk altındaki C. cossus larvalarında %86, çim alandaki S. cilium larvalarında ise %91 oranında ölüm meydana gelmiştir. Her iki deney grubunda elde edilen ölüm oranlarıyla kontrol grupları arasındaki fark istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur. Sonuç olarak kabuk altı ve benzeri kapalı habitatlardaki zararlılara karşı EPN'lerin test edilen bu yeni uygulama yöntemi sayesinde başarıyla uygulanabileceği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Biyolojik mücadele, Cossus cossus, Spodoptera cilium, entomopatojen nematodlar
Aydın ili kiraz üretim alanlarında kiraz sineği (Rhagoletis cerasi L.) (Diptera:Tephritidae)' nin çıkış zamanı, popülasyon takibi ve farklı tip tuzakların yakalama etkinliği
Bu tez çalışmasında, Kiraz sineği (Rhagoletis cerasi L.)' nin Aydın ilinde Kirazlı (Kuşadası), Başçayır (Köşk) ve Aşağı Yakacık (Nazilli)' de kiraz bahçelerinde ortaya çıkış zamanının saptanması ve popülasyon değişimin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, farklı cezbediciler içeren tuzakların etkinlikleri belirlenmiştir. Çalışmalar 2013 ve 2014 yıllarında, üretim mevsimi boyunca herbirinde en az 50 adet Ziraat 900 kiraz çeşidi kiraz ağacı bulunan bahçelerde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma ile ilgili denemeler kurulmadan önce, 2012 yılında bir ön çalışma yapılmıştır. Bu ön çalışmada deneme kurulacak bahçelerde sadece popülasyon çıkışı izlenmiş ve denemeler için zararlının bahçelerdeki varlığı saptanmıştır. Asıl çalışmalar 2013 ve 2014 yıllarında kiraz üretim sezonu boyunca tuzaklar kullanılarak popülasyon çıkış tarihi ve popülasyon değişimi için tuzak sayımları yapılmış ve çeşitli tip kitlesel tuzaklar birbirleriyle kıyaslanmıştır. Buna göre tuzaklarda ilk erginler genelde mayıs ayı ortasına doğru, meyveye ben düşme ve meyve saman sarısı renkte iken görülmektedir. Çalışmalarda kullanılan Rebel + amonyum asetat tuzu içeren ruhsatlı tuzaklarda toplam 57 Kiraz sineği yakalanırken, tarafımızca hazırlanan amonyum asetat+ sarı renk şişe tipi tuzaklarda 82 adet Kiraz sineği yakalanmış ve bu tuzaklar daha etkili bulunmuştur. Ayrıca amonyum asetat+ sarı renk şişe tipi tuzağın çevresel faktörlerden ve iklimsel koşullardan, Rebel tipi tuzağa göre daha az etkilendiği gözlemlenmiştir. Çalışmanın yapıldığı köyler arasında popülasyon süresi, popülasyon düzeyi bakımından farklılıklar görülmüş ve iklim ve mevsimsel değişikliklerin bunun bir nedeni olduğu düşünülmüştür. Öte yandan Kitlesel Tuzaklama yönteminin denemelerde gerçekleştirilen tuzaklama çalışmalarının zararlı ile mücadelede önemli bir potansiyeli olduğu ortaya konulmuştur. Tuzaklamanın üretici tarafından pratikte kolaylıkla uygulanabildiği ve Kitlesel Tuzaklama ile Kiraz sineği mücadelesinin başarı potansiyelinin yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Aydın ilinde yumuşak ve sert çekirdekli meyve ağaçlarında zararlı yaprakbiti (Hemıptera: Aphıdoıdea) türleri ile parazitoit ve predatörlerinin saptanması
Bu çalışma 2013-2014 yıllarında Aydın ilindeki yumuşak ve sert çekirdekli meyve ağaçlarında zararlı yaprakbiti türleri ile predatör ve parazitoitlerini saptanmak amacıyla yürütülmüştür. Sonuçlara göre yumuşak ve sert çekirdekli meyve ağaçlarında iki familyaya ait 8 cins ve 18 yaprakbiti türü belirlenmiştir. Ayrıca, yaprakbitlerinin doğal düşmanlarından toplam 30 tür tespit edilmiştir. Aydın ilinde en fazla üretilen meyveler olan erikte ve kayısıda Hyalopterus pruni (Geoffroy), şeftalide Myzus persicae (Sulzer), kirazda Myzus cerasi (Fabricius), elmada Aphis pomi (L.) ve armutta Dysaphis pyri (Börner) öne çıkan türler olmuştur. Predatörlerden; Adalia bipunctata L., Scymnus subvillosus Goeze, Coccinella septempunctata L., Episyrphus balteatus (DeGeer) ve Leucopis glyphiinovora (Tanasjitshuk), parazitoidlerden; Aphidius colemani (Viereck), Aphidius matricariae (Haliday) ve Aphidius transcaspicus (Telengat) yaprakbitlerinin en bol ve yaygın doğal düşmanları olmuştur.
Sürgün ucu ve termoterapi yöntemleri ile incir mozaik hastalık etmenlerinden arındırılmış ve tek basamaklı RT-PCR ile testlenmiş, sarılop ve Bursa Siyahı incir üretim materyalinin elde edilmesi
İncir (Ficus carica L.) ülkemiz ve Aydın yöresi için ekonomik önemi yüksek meyve türlerinden birisidir. Ticari açıdan önem taşıyan kurutmalık çeşit Sarılop ve sofralık çeşit Bursa Siyahı'nın fidan üretiminde son yıllarda önemli bir artış gözlenmektedir. İncir üretimi yapılan hemen her yerde, özellikle subtropik ve ılıman iklime sahip Akdeniz ülkelerinde İncir Mozaik Hastalığının yaygın olarak bulunduğu bildirilmiştir. Hastalıkla bulaşık bitkilerin genç yapraklarında dağınık sarı yeşil lekeler görülmesi tipik belirtiler arasındadır. Şiddetli mozaik belirtileri görüldüğünde zamansız meyve ve yaprak dökülmeleri ekonomik kayıplara neden olmaktadır. İncir Mozaik Hastalığına neden olan etmenler, üretim materyalleri ile sağlıklı bitkilere taşınabilmektedir. Bu nedenle İncir Mozaik Hastalığından korunmada en etkili yollardan birisi viral etmenlerinden temiz üretim materyali elde edilmesidir. Birçok bitki türünün klonal üretiminde, meristem ve sürgün ucu kültürlerinin kullanılması ile virüsten ari bitkilerin elde edilmesi, İncir Mozaik Hastalık etmeninden ari incir fidan üretimine yönelik çalışmaların yapılmasına da olanak sağlamıştır. Ancak, İncir Mozaik Hastalığına neden olan viral etmenlerin belirlenmesi ve sekans analizlerinin yapılması son yıllarda mümkün olduğu için, virüslerden temiz incir üretim materyalinin elde edildiği çalışmalarda viral etmenlerden arındırıldıklarını gösteren moleküler testler uygulanamamıştır. Bu nedenle İncir viral etmenlerinden sürgün ucu ve termoterapi yöntemleri ile arındırılmış ve temiz olduğu Tek Basamaklı RT-PCR ile test edilerek belirlenmiş Sarılop ve Bursa Siyahı incir üretim materyalinin elde edilmesi bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu amaçla, incir viral etmenleri, İncir Mozaik Virüsü (FMV, Fig Mosayic Virüs), İncir Yaprak Leke İlişkili Virüs-1 (FLMaV-1, Fig Leaf Mottle Associated Virus-1),İncir Yaprak Leke İlişkili Virüs-2 ( FLMaV-2, Fig Leaf Mottle Associated Virus-2),İncir Mozaik İlişkili Virüs-1 (FMaV-1, Fig Mosaic Associated Virus-1), İncir Mozaik İlişkili Virüs-2 ( FMaV-2, Fig Mosaic Associated Virus-2), İncir Kriptik Virüs (FCV, Fig Cryptic Virus), İncir Latent Virüs-1 (FLV-1, Fig Latent Virus–1), Arkansas İncir Closterovirüs -1 (AFCV-1, Arkansas Fig Closterovirus-1),İncir Badna Virüs-1 (FBV-1, Fig Badna Virus-1)' in primerleri kullanılarak yapılan Tek Basamaklı RT-PCR ile FMV, FMaV-1, FMaV-2, FBV-1' ile bulaşık olduğu saptanan Sarılop ve Bursa Siyahı incir anaçlarından kültüre alınan sürgün uçlarına termoterapi uygulanmıştır. Elde edilen bitki eksplantların anaçlarında saptanan viral (FMV, FMaV-1,FMaV-2, FBV-1) etmenlerden arındırılmış olup olmadığı Tek Basamaklı RT-PCR ile test edilmiştir. Bu test sonucu FBV-1 saptanan iki explant örnek hariç FBV-1 ile birlikte diğer etmenlerin elemine edilmiş olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: 'Ficus carica L.' 'Sarılop', 'Bursa Siyahı', Sürgün Ucu, Termoterapi, İncir Mozaik Hastalığı Etmenleri, Tek Basamaklı RT-PCR
Aydın ilinde çeşitli kültür bitkilerinden elde edilen patojen rhizoctonia spp. izolatlarının anastomosis gruplarının belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı; Aydın ilinde yaygın olarak yetiştiriciliği yapılan çeşitli kültür bitkilerinden elde edilen Rhizoctonia spp. izolatlarının anastomosis gruplarının belirlenmesidir. Bu amaçla karpuz, mısır, yerfıstığı, buğday, pamuk, domates, patates, ve çilek bitkilerin hastalıklı kök ve kök-boğazı kısımlarından doku örnekleri alınmış ve 185 Rhizoctonia spp. izolatı elde edilmiştir. Örneklemenin yapıldığı tüm ilçelerde Rhizoctonia spp.'nin varlığı saptanmıştır. Farklı konukçulardan seçilmiş toplam 106 Rhizoctonia spp. izolatın, su agar ortamında koloni özellikleri, hif kalınlığı ve sklerot oluşumu yönünden özellikleri incelenmiştir. İzolatların hif kalınlığı 3,3 ile 7,3 µm arasında değişmiştir. Beyaz, krem, kahverengi renkte koloni oluşumları arasında kahverengi olanlar çoğunlukta bulunmuştur. Çilek hariç tüm konukçuların izolatları çok çekirdekli olarak bulunmuştur. Patojenisite testlerinde, karpuzda 12 izolat dışında izolatlarların hepsi elde edildiği konukçu bitki üzerinde patojen bulunmuştur. Anastomosis testleri sonucunda çok çekirdekli Rhizoctonia izolatları dört farklı anastomosis grubuna ayrılmıştır. Patates, pamuk, karpuz ve yerfıstığında elde edilen tüm izolatlar ve buğdaydan elde edilen bir izolat AG-4 olarak bulunmuştur. Domatesten elde edilen tüm izolatlar AG 3 olarak tanılanmıştır. Çilekten elde edilen tüm çok çekirdekli izolatlar AG 2-1 olarak saptanmıştır. Tüm buğday izolatları ve 6 mısır izolatı AG-5 olarak bulunmuştur. Anahtar sözcükler: Rhizoctonia spp., karpuz, mısır, yerfıstığı, buğday, pamuk, domates, patates, çilek, anastomosis
Aydın ilinde yetiştirilen bazı çilek çeşitlerinde kurşuni küf (Botrytis cinerea) ve külleme (Podosphaera aphanis) hastalığının bulunma oranı ve hastalık şiddeti
Çalışma Aydın ilinde yetiştirilen bazı çilek çeşitlerinde Kurşuni küf (Botrytis cinerea) ve külleme (Podosphaera aphanis) hastalığının bulunma oranı ve hastalık şiddetini incelemek amacıyla ele alınmıştır. Bu amaçla Festival, Sabrosa, Sabrina, Elyana, Rubygem, Sweet Charlie, Camarosa, Amiga, 503, Fortuna çeşitlerin de üretici koşullarında 5 masuradan oluşan yüksek tünellerde yürütülmüştür. Sayımlara 7.11.2012 tarihinde başlamış ve 27.05.2013 tarihinde sona ermiştir. Kurşuni küf (Botrytis cinerea) için değerlendirmeler; hasta ve sağlıklı meyve, taç enfeksiyonu sayımları şeklinde yürütülmüştür ve her 10 güne bir işaretli 30 bitkide sayımlar yapılmıştır. Sayımlarda elde edilen veriler doğrultusunda (%) bulaşıklık oranı verilmiştir. Ayrıca Invıtro koşullarında Botrytis cinerea'nın esas önemli sorun olduğu meyvelerdeki durumu değerlendirmek amacıyla da ele alınan çeşitlerin meyvelerinin üzerinde çeşitlerin hastalığa karşı reaksiyonları değerlendirilmeye çalışılmıştır. Külleme hastalığında da işaretli 30 bitkide külleme belirtisi gösterenler kaydedilmiştir. Elde edilen bulgular değerlendirilerek ve hastalıktan en az etkilenen çilek çeşidi/çeşitlerinin % bulaşıklık oranı verilmiştir. Kurşuni küf (Botrytis cinerea) hastalığının en çok görülen çeşitleri sırasıyla Sabrosa, Camarosa ve Festival olup en az görülen çeşit olarak da 503 ve Fortuna çeşitleri olarak belirlenmiştir. Kurşuni küf (Botrytis cinerea), çilek meyve enfeksiyonları değerlendirildiğinde Sabrosa ile Camarosa hastalığın en fazla görüldüğü çeşitleri olmuştur bu çeşitleri Elyana ve Festival çeşitleri takip etmiştir. Hastalığın en az görüldüğü çeşit ise Amiga çeşidi olmuştur. Külleme hastalığı Sabrina, Festival, Amiga, Rubygem çeşitlerinde diğer çeşitlere göre daha fazla hastalık görülmüştür. Bu hastalığa en az yakalanan çeşit ise sırasıyla Sabrosa ve Sweet Charlie olmuştur. Anahtar Kelimeler: Kurşuni küf, Külleme, Çilek.
Örtü altında yetiştirilen hıyarlarda sorun olan başlıca toprak kökenli patojenler üzerinde bazı biyofungisitlerin etkinliğinin belirlenmesi
Toprak kökenli patojenler olan Fusarium oxysporum, Rhizoctonia solani ve Sclerotinia sclerotiorum örtü altında yetiştirilen hıyar bitkilerinde solgunluk ve kök çürüklüğüne neden olarak önemli ürün kayıplarının ortaya çıkmasına yol açmaktadırlar. Bu tez çalışmasının amacı örtüaltı hıyar yetiştiriciliğinde sorun olan bu önemli patojenlere karşı ticari bazı biyofungisitlerin etkinliğinin ortaya konmasıdır. Bu amaçla F. oxysporum, R. solani ve S. sclerotiorum izolatları kullanılarak yürütülen saksı denemelerinde, Remedier (T. harzianum + T. viride), Companion (Bacillus subtilis GB03), Actinovate SP (Streptomyces lydicus strain WYEC 108), T 22 Planter Box (Trichoderma harzianum Rifai KRL-AG2) biyofungisitlerinin etkinliği, tohum ilaçlaması ve toprağa emdirme şeklinde iki farklı yöntem kullanılarak test edilmiştir. Tohum ilaçlaması testlerinde bazı biyofungisitler etki gösterse de bu etki istikrarlı olmadığı için sonuçlar tatmin edici bulunmamıştır. Toprağa emdirme testinde ise biyofungisitlerin tümü her üç patojen türüne karşı değişen oranlarda etki sağlamışlardır. Companion F. oxysporum üzerinde %75'lere varan düzeyde etki gösterirken benzer düzeyde etki R. solani için T-22 ve Actinovate uygulamalarından elde edilmiştir. Actinovate'in S. sclerotiorum'a karşı etkisi de %70 seviyesinde bulunmuştur. Sonuç olarak; biyofungisitlerin toprağa emdirme yönteminin, hıyar yetiştiriciliğinde sorun olan toprak patojenler ile mücadele de etkili olduğu ve diğer mücadele yöntemlerinin yanında iyi bir alternatif olabileceği kanısına varılmıştır.
İncir iç çürüklüğüne karşı antagonist bakteriler ile biyolojik mücadele
Fusarium türlerinin neden olduğu "İncir İç Çürüklüğü" Türkiye'de incir meyvelerinde görülen en önemli hastalıklardan biridir. Bu çalışmada, Aydın ilinde İncir İç Çürüklüğü'ne neden olan Fusarium türlerine karşı dişi ve erkek incir meyvelerinden izole edilen antagonist bakterilerin in vitro ve in vivo koşullarda etkinliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Aydın ilinden (Bozdoğan, Nazilli ve Erbeyli İncir Araştırma İstasyonu) toplanan hastalıklı erkek incir meyvelerinden Fusarium spp., sağlıklı erkek incir meyvelerinden de bakteriler izole edilmiştir. Saflaştırılan ve patojen bulunan Fusarium izolatları ITS1/ITS4 ve ef1/ef2 primerleri ile PCR analizi ve sonrasında baz dizileri belirnerek Gen Bankasında (NCBI) BLASTn analizi ile tanılanmıştır. Saflaştırılan toplam 138 bakteri izolatı içinde, 3 Fusarium (2 F. solani, 1 F. verticilloides) izolatına karşı ikili kültür testlerinde en yüksek engelleme zonu oluşturan 20 tanesi 16S rDNA ya özgü 27F/1390R primerleri ile PCR da çoğaltılarak tanılanmıştır. Seçilmiş olan 20 bakteri izolatının ilek arısı (Blastophaga psenes) çıkışına ve Fusarium verticilloides'e olan etkileri koparılmış erkek incir meyvelerinde testlenmiştir Çalışmalar sonunda izole edilen funguslar Fusarium solani (30), Fusarium proliferatum (15), Fusarium verticillioides (9), Fusarium sp. (13) olarak tanılanmıştır. Bahçe denemelerinde seçilen 4 bakteri izolatı ve prokloraz etkili maddeli bir ticari fungusit uygulanan ilek meyveleri kullanılarak Nazilli ilçesi Kızıldere köyünde Sarılop çeşidinden kurulu ticari bir incir bahçesinde ilekleme yapılmıştır. Denemeler tesadüf blokları deneme desenine göre 7 karakter (4 bakteri + 1 fungusit+ 1 kontrol + 1 üretici koşulları) 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. İncir İç Çürüklüğü'ne karşı bakteri uygulamalarında Pseudomonas sp olarak tanımlanan (BB7-B4) den %72, Pantoea sp. (Boğa in 1) den % 63,23, Serratia sp. (Kaba ilek B2 ) %52,77, Pseudomonas sp. (BEB 10 B2T) den %42,77 etki elde edilmiştir. Bahçe denemesinde ticari fungisit (prokloraz) uygulaması İncir İç Çürüklüğü'ne karşı %34,31 oranında etkili bulunmuştur. Anahtar sözcükler: Ficus carica, İncir İç Çürüklüğü, Sarılop, ilek, biyokontrol, Fusarium spp.
Aydın ili yonca alanlarındaki küsküt (Cuscuta spp.) türlerinin önemi ile mücadelesinde kullanılabilecek herbisitler ve bitkisel ekstraktların belirlenmesi
Çalışma Aydın ili yonca alanlarında zarar yapan küsküt türleri ve rastlama sıklığı ile yoğunluğunun belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Ayrıca küsküt mücadelesinde hangi herbisit ve bitkisel ekstraktın etkili olduğu da belirlenmiştir. Aydın İli yonca alanlarında bulunan küskütün Cuscuta campestris türü olduğu belirlenmiştir. Sürvey de 136 yonca tarlasına girilmiş ve 28 tarlada küsküt tespit edilmiş olup, rastlama sıklığı % 20,6 bulunurken, yoğunluğu 35,4 sürgün/m2, genel kaplama alanı % 1,4, özel kaplama alanı ise % 6,9 olarak belirlenmiştir. Saksı koşullarında küskütün mücadelesinde kullanılacak herbisitlerin belirlenmesi amacıyla Imazethapyr, Bentazone+Imazamox, Imazamox, Bentazone+Imazamox ile Imazamox (karışım) ve Pendimethalin olmak üzere 5 farklı herbisit kullanılmıştır. Bitkisel ekstrakt olarak ta duvar kazayağı (Chenopodium murale) yaprak ekstraktı+tespih ağacı (Melia azedarach) tohum extraktı, duvar kazayağı yaprak ekstraktı (Çıkış sonrası), tespih ağacı yaprak ekstraktı (Çıkış sonrası), tespih ağacı tohum ekstraktı (Çıkış sonrası), duvar kazayağı yaprak ekstraktı (Çıkış öncesi) ve tespih ağacı yapraklarının toprağa uygulanması olmak üzere 6 bitkisel ekstrakt uygulanmıştır. Uygulanan herbisitlerden Imazethapyr uygulaması hariç diğerlerinde % 90'ın üzerinde etki görülürken, bitkisel ekstrakt uygulamalarından tespih ağacı yapraklarının toprağa uygulanması ve Duvar kazayağı yaprak ekstraktı (Ekim-Dikimle uygulanan) uygulamalarında % 90'nın üzerinde etki yaptığı belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: Küsküt, Yoğunluk, Kontrol, Aydın
Aydın ilinde karpuz fusarium solgunluğu hastalığının yaygınlık ve yoğunluğu, etmeni Fusarium oxysporum f. sp. niveum (Fon)'un ırkları, vejetatif uyum grupları ve bazı karpuz çeşitlerinin etmene karşı reaksiyonları
Aydın ilinde karpuz kurumaları, üretimi sınırlandıran sorunların başında gelmektedir. Dünyada bu kurumalara neden olduğu bilinen faktörlerden en önemlisi Fusarium solgunluğu hastalığıdır. Çalışmamızda Aydın ve ilçelerindeki karpuz üretim alanlarında kuruma ve solgunluk yaygınlığını, bulunma oranını belirlemek ve hastalıklı bitki örneği toplamak amacıyla sörveyler gerçekleştirilmiştir. Sörvey sonuçlarına göre hastalık görülen ilçelerde hastalık yaygınlığının %45-100 arasında değiştiği belirlenmiştir. Solgunluk belirtisi gösteren bitkilerden alınan 470 bitki örneğinden izole edilen 185 adet Fusarium spp. izolatları ile yapılan patojenisite ve takiben tanılama çalışmaları sonucunda 73 adet izolat Fusarium oxysporum f.sp. niveum (Fon) olarak tanılanmıştır. Fon izolatlarının elde edildiği 45 tarlada karpuzda Fusarium solgunluğunun yoğunluğu %0.17-12 arasında bulunmuştur. Diğer taraftan iklim odasında ayırıcı çeşitler üzerinde test edilen 73 Fon izolatından %28.8' i Irk 0, %37.0'i Irk 1 ve %34.2 Irk 2 olarak tanılanmıştır. Dünyada en saldırgan ırk olarak bilinen Irk 3'ün varlığı saptanmamıştır. Yörede üretimi yapılan Crimson Sweet, Crimson Tide, Galaxy, Wonder ve Anthem F1 ticari karpuz çeşitlerinin Irk 0, Irk 1 ve Irk 2'ye karşı reaksiyonlarının test edildiği denemelerde, bu üç ırka karşı Wonder karpuz çeşiti diğer çeşitlere göre daha az duyarlı, Crimson Sweet çeşiti ise daha çok duyarlı olarak değerlendirilmişlerdir. Ayrıca çalışmada klorat ilave edilmiş besi ortamında nit mutantı elde edilen 56 Fon izolatı eşleştirmeler sonrası üç farklı VCG grubuna ayrılmıştır. Bu izolatlardan 28'i VCG 0080, 13'ü VCG0082 altında toplanmış olup, kalan 15 izolat üçüncü bir grubu oluşturmuştur.
Aydın ilinde meyve ağaçlarında zararlı Buprestidae ve Cerambycidae (Coleoptera) türleri
Bu çalışma Aydın İli'nde yumuşak ve sert çekirdekli meyve ağaçlarının odun dokularınnda zararlı Cerambycidae ve Buprestidae (Coleoptera) türlerini saptamak amacıyla 2013-2014 yıllarında yürütülmüştür. Yumuşak ve sert çekirdekli meyve ağaçları üzerinde Cerambycidae familyasına ait 5, Buprestidae familyasına ait 14 tür belirlenmiştir. Ayrıca, tespit edilen 19 türün Türkiye ve dünyadaki yayılışları, tanımları ve konukçu bilgileri verilmiştir. Penichroa fasciata (Stephens), Clorophorus varius(Müller), Trichoferus griseus (Fabricius)(Cerambycidae), Agrillus roscidus (Kiesenweter), Anthaxia umbellatarum (Fabricius), Ptosima undecimmaculata Herbst.veAnthaxia cichori cichori (Olivier) (Buprestidae) türlerinin Aydın'da en yaygın ve bol bulunan türler olduğu saptanmıştır.
Domates ve biberde ardışık pestisit uygulamasının pestisitlerin parçalanma kinetiğine olan etkisi
Tarımsal üretimde önemli bir yere sahip kimyasal mücadelenin olumsuz yönlerinden birisi de kullanılan pestisitlerden kaynaklanan kalıntı sorunudur. Kalıntının en önemli sebeplerinden birisinin ardışık ilaçlama olduğu tahmin edilmekte ve bu konuda da veri eksikliği çok fazladır. Bu tez ile domates ve biberde ardışık pestisit uygulamasının bekleme süresinden nasıl etkilediği ve bu sonuçların modellenmesi ile benzer yapıdaki ilaçların davranışları tahmin edilecektir. Pestisit uygulamaları 10 gün ara ile ikişer defa yapılmış olup, domateste Acetamiprid, Chlorantraniliprole, Deltamethrin, Lambda-Cyhalothrin aktif maddeli pestisitler, biberde Acetamiprid, İndoxacarb, Deltamethrin, Lambda-Cyhalothrin ve Spinosad aktif maddeli pestisitler önerilen dozda kullanılmıştır. Uygulama sonrasında meyve örnekleri belirlenen günlerde toplanmış ve Pestisit ekstraksiyon işlemlerinden sonra pestisit kalıntı analizleri GC-MS (Gaz Kromatografisi-Kütle Spektrometresi) ve LC/MS/MS (Sıvı Kromatografisi/Kütle/Kütle Spektrometresi) cihazlarında yapılmıştır. Analiz sonucunda elde edilen veriler yardımıyla "Dinamik Bitki Alınım Modeli" kullanılmış ve değerler karşılaştırılmıştır. Tavsiye edilen dozlarda ardışık iki uygulama sonucunda biber ve domatesde kullanılan pesitisitler için biberde kullanılan Lambda Cyhalothrin haricinde bozunma sürecinde artışın olduğu gözlemlenmiştir. Biberde yapılan modellerin bulunan değerlerle % 90 üzerinde uyum sağlandığı fakat domateste ise modele uyumun daha az olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kalıntı, Domates, Biber, Ardışık Uygulama, Acetamiprid, Indoxacarb, Deltamethrin, Lambda-Cyhalothrin, Spinosad, Chlorantraniliprole
İzmir, Manisa, Muğla ve Denizli illerinde Cryphonectria parasitica populasyonlarının vejetatif uyum grupları ve mating tipler yönünden karakterizasyonu
Bu çalışmanın amacı; İzmir, Denizli, Muğla ve Manisa illerinde Kestane Kanseri etmeni Cryphonectria parasitica populasyonlarının vejetatif uyum (vc) grupları ve mating tipler yönünden karakterize edilmesidir. Bu çalışmada ilk olarak adı anılan illerin önemli kestane üreticisi 19 köyünden, kanserli ağaçlardan doku örnekleri alınarak C. parasitica izolatları elde edilmiştir. Elde edilen 268 adet izolatın tümünün vejetatif uyum grupları Avrupa tester izolatları ile eşleştirmek suretiyle belirlenmiştir. Farklı örnekleme lokasyonlarından temsili olarak seçilen 55 izolatında mating tipleri spesifik primerler kullanılarak multiplex-PCR ile saptanmıştır. Çalışma sonucunda İzmir ilinde C. parasitica'nın EU-1 (% 31,6), EU-12 (% 50,4) ve EU-2 (% 18) olmak üzere üç vc grubu bulunurken Manisa ve Denizlide EU-1 ve EU-12 vc gruplarının varlığı saptanmıştır. Üç ilde de hem MAT-1 hem de MAT-2 izolatları elde edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar, C. parasitica nın vc çeşitliliğinin bölgede düşük olduğunu göstermektedir. Böyle bir populasyon yapısı, hipovirülent ırklarla sağlanan biyolojik mücadele için oldukça uygundur. Ancak her iki eşleşme tipinin bölgede varolması nedeniyle C. parasitica 'nın eşeyli üreyebilme olasılığı vardır. Böyle bir durum bölge için yeni vc grupların ortaya çıkarak vc çeşitliliğinin artması riskini yaratmaktadır. Anahtar sözcükler: Kestane kanseri, Cryphonectria parasitica, vejetatif uyum grupları ve mating tipler
Ege bölgesi kiraz alanlarında Leucostoma spp. izolatlarının virülenslik ve dsRNA varlığı yönünden incelenmesi
Leucostoma (Cytospora) Dal Kanseri kiraz ağaçlarında kısmen ya da bütününde kurumalara neden olan önemli hastalıklardan biridir. Ülkemizin farklı bölgelerinde yapılan çalışmalarda çeşitli taş çekirdekli meyve türleri üzerinde Leucostoma kanserinin varlığı belirlenmiştir. 1989 yılında ABD Michigan eyaletinde şeftali bahçelerinde bazı L. personii populasyonları içerisinde dsRNA içeren 2 izolatın varlığı saptanmıştır. Ülkemizde ise Leucostoma türlerinin dsRNA varlığı ilgili bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışma Ege Bölgesi kiraz alanlarında Leucostoma türlerinde dsRNA içeren izolatların belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla Ege Bölgesinde en fazla kiraz üretimi yapılan alanlardaki ağaçlardan elde edilmiş Leucostoma spp. izolatları dal testi ve elma testi uygulanarak virülenslik açısından değerlendirilmiştir. Bu testlere göre düşük ve yüksek virulenslik gösteren 26 izolat seçilmiş ve dsRNA analizi üç tekrarlı olarak yapılmış ve sadece 6 izolatta dsRNA profili belirlenmiştir. Fakat ikinci yinelemede bu izolatlardan sadece 3 tanesinde dsRNA profili görülmüş, üçüncü tekrarda ise daha önce dsRNA profili belirlenen izolatların hiçbirinde dsRNA profiline rastlanmamıştır. Birbirini doğrulamayan bu sonuçlar işlemler sırasındaki kurumalardan ve donma-çözünmelerden kaynaklanabileceği için daha detaylı çalışmaların yapılması önerilmektedir.
İncir mozaik hastalık etmenlerinin bazı vektörler ile taşınmasının belirlenmesi
İncir üretimi yapılan alanlarda karşılaşılan problemler içerisinde en önemlilerinden birisi İncir mozaik hastalığıdır. İncir mozaik hastalığına neden olan 12 viral ve 2 viroidal olmak üzere toplam 14 etmen; Fig leaf mottle-associated virüs 1-2 (FLMaV 1-2) Fig mosaic virüs (FMV) Fig mosaic associated virus 1-2 (FMaV 1-2) Fig latent virüs-1 (FLV-1) Fig mild mottle associated virüs (FMMaV) Fig cryptic virüs (FCV) Fig badnavirüs-1 (FBV-1) Arkansas fig closterovirüs 1-2 (AFCV 1-2) Fig fleck-associated virüs (FFkaV) Hop stunt viroid (HSVd) Citrus exocortis viroid (CEVd) belirlenmiştir. Ülkemizde yaygın olduğu belirlenen Fig mosaic virüs (FMV)'ünün Aceria ficus Cotte. tarafından incirden incire ve Catharanthus roseus bitkisine taşındığı saptanmıştır. Ceroplastes rusci L. 'nin ise FLMaV-1 ve FLMaV-2'i taşımadığı belirlenmiştir. A. ficus ve C. rusci'nin İncir mozaik hastalığına neden olan virüs etmenlerini taşıma konusu bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu amaçla İncir mozaik hastalığının simptomlarını gösteren bitkilerden alınan C. rusci ve A. ficus bireyleri sağlıklı incir çöğürlerine aktarılmış ve takiben yapraklarda deformasyon ve damarlarda renk açılmaları gözlenmiştir. Virüs belirtisi gösteren ve üzerinde vektör bireyleri barındıran enfekteli bitki yapraklarından, taşıma sonrası belirti gösteren bitki yapraklarından ve A. ficus ile C. rusci bireylerinden elde edilen total nükleik asitler kullanılarak 12 incir virüs etmenine özgü primer çiftleriyle RT-PCR çalışmaları yapılmıştır. Ana bitkilerinin FLMaV-1, FMV ve FMaV-1 ile enfekteli olduğu belirlenmiştir. İki yıl ve iki tekerrürlü olarak yapılan taşıma sonrası C. rusci aktarılan bitki yapraklarında ve C. rusci bireylerinde FLMaV-1 saptanmıştır. A. ficus aktarılan bitkilerde ise FMaV-1 ve FMV belirlenmiştir. Sonuç olarak; C. rusci'nin İncir mozaik hastalık etmenlerinden biri olan FLMaV-1'i taşıyan vektör olduğu saptanmıştır.
Determination of the growth and herbicide sensitivity of some invasive plants under different carbon dioxide, temperature and nitrogen conditions
Global climate changes are supposed to impact the global ecosystems including those of plants. Invasive plants present a serious threat to plants, environment and, human and animal health. The global climate changes may impact the growth, invasion and management of invasive weed species. Hence, these studies were conducted to investigate the impact of recent climate changes on growth, control and nitrogen uptake of invasive species. In these two-years glasshouse experiments, we studied the effects of temperature, carbon dioxide (CO2), nitrogen and herbicide application on biomass, growth, control and leaf tissue nitrogen concentration of four invasive weed species. High CO2-concentration, high CO2-concentration+high temperature improved the biomass and growth parameters of weeds including Bromus tectorum L., Hordeum murinum L., and Lactuca serriola L., while Capsella bursa-pastoris (L.) Medik. responded differently to climatic conditions compared with the other weeds. In general, high temperature had a negative or neutral effect on all the weed species in our studies. Nitrogen application had little effects on grasses while the broadleaved weeds mostly had a positive response to nitrogen application. Climatic conditions had no effect on activity of herbicide (glyphosate). This research work conclude that high-CO2 concentration improved the growth of most of the invasive weeds in the experiment while elevated temperature mostly had negative or neutral effect on invasive weeds. Herbicide application provided equal and effective weed control under either of the CO2 or temperature levels while N fertilization had improved very few growth parameters of invasive weeds under different climatic conditions.
Aydın ili turunçgil fidanlıklarındaki ve yeni kurulmuş turunçgil bahçelerindeki zararlılar ve önemlilerinin bulaşıklık oranlarının saptanması
Bu tez çalışmasında Aydın ilinde turunçgil fidanlıklarında ve yeni kurulmuş turunçgil bahçelerindeki zararlıların saptanması ve bunlardan önemlilerinin bulaşık oranının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmalar 2014 ve 2015 yıllarında, Aydın ilinde mevcut üç fidanlıkta ve her biri en az 500 adet Satsuma mandarin fidanı içeren beş yeni kurulmuş Satsuma mandarin bahçelerinde gerçekleştirilmiştir. Gerek zararlıların saptanması ve gerekse bulaşıklık oranlarının belirlenmesi için her bir çalışma alanından periyodik olarak iki haftada bir gözle kontrol yöntemiyle uygun sayıda fidan incelenmiş ve zararlıların bulaşıklık oranları hesaplanmıştır. Ayrıca zararlıların teşhisi için örnek alınmıştır. Sonuç olarak gerek fidanlıklarda ve gerekse yeni kurulmuş bahçelerde Helix aspersa (Gastropoda: Helicidae), Tetranychus urticae (Acarina: Tetranychidae), Aphis gossypii (Hemiptera: Aphididae), Dialeurodes citri (Hemiptera: Aleyrodidae), Aonidiella aurantii (Hemiptera: Diaspididae), Planococcus citri (Hemiptera: Pseudococcidaee), Asymmetrasca decedens (Hem.: Cicadellidae) ve Phyllocnistis citrella (Lepidoptera: Gracillaridae) türleri saptanmıştır. Bu zararlıların bulaşıklık oranları mevsim süresince izlenmiş ve çalışmanın yürütüldüğü fidanlık ve yeni kurulan bahçelerde bulaşıklık oranlarında önemli farklılıklar görülmüştür. Bu durumun bahçelerin bulunduğu yerdeki iklim koşulları ve her bir bahçede yapılan uygulamalardaki farklılıklardan kaynaklanabileceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Turunçgil, Fidan, Zararlı, Aydın
Aydın ili Karacasu ilçesi ve Denizli ilinde ökse otu (Viscum album L.)'nun yaygınlık ve yoğunluğunun belirlenmesi
Bu çalışma Aydın ve Denizli illerinde Ökse otunun yaygınlık ve yoğunluğunu belirlemek ayrıca üreticilerin bu yabancı ot hakkındaki görüşlerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Aydın ili Karacasu ilçesi ve Denizli karayollarında bulunan ağaçlar incelenmiş, Ökse otu bulaşık ağaçlardaki Ökse otu kümeleri sayılmış ve konukçuları kaydedilmiştir. Üreticilerin bu parazit bitki hakkındaki görüşlerini belirlemek için de anket çalışması yapılmıştır. Çalışma sonucunda Aydın İli Karacasu İlçesinde ahlat, armut ve badem ağaçlarında Ökse otuna rastlanmıştır. İncelenen ağaçlar arasında en yüksek rastlama sıklığı bademde tespit edilmiş ve bunu ahlat ve armut ağaçları takip etmiştir. Rastlama sıklıkları oranları badem, ahlat ve armutta sırasıyla % 67, % 40 ve % 14 olarak hesaplanmıştır. Denizli ilinde ise ahlat, akasya, armut, badem, karaçam, erik, kavak, kayısı ve söğüt ağaçlarında Ökse otuna rastlanmıştır. İncelenen ağaçlar arasında en yüksek rastlama sıklığı ahlat bitkisinde tespit edilmiştir. Denizli ili genelinde ahlat, badem, karaçam, armut, söğüt, akasya, kavak ve kayısı ağaçlarında rastlama sıklıkları sırasıyla % 68 , % 46, % 43, % 24, % 15, % 13, % 10 ve % 8 olarak hesaplanmıştır. Yapılan anket sonuçlarına göre; Aydın ve Denizli illerinde Ökse otunun ahlat, armut ve badem ağaçlarını en çok tercih ettiği konukçular olduğu tespit edilmiştir. Aydın İlinde anket yapılan üreticilerin % 33'ü, Denizli İlinde ise üreticilerin % 76'sı Ökse otunu bildiğini beyan etmiştir. Anahtar Sözcükler: Viscum album, Ökse otu, Survey, Anket, Aydın, Denizli
Entomopatojen fungusların Tetranychus urticae (Acari:Tetranychidae)'ye karşı etkinliklerinin belirlenmesi
Entomopatojen funguslardan Metarhizium anisopliae (4556 ve V275), Metarhizium flavoviride, Lecanicillium lecanii ve Beauveria bassiana' nın Tetranychus urticae' nin farklı gelişme dönemlerine karşı etkinlikleri petri ve saksı koşullarında araştırılmıştır. Çalışma 25±1 oC sıcaklık, %70±5 orantılı nem ve 16 saat aydınlık koşullardaki iklim odasında yürütülmüştür. Denemelerde kullanılan spor yoğunluğu tüm funguslar için aynı olup, 1x107 konidi/ml olarak uygulanmıştır. Çalışma sonucunda entomopatojen funguslar T. urticae' nin yumurta dönemi üzerinde petri denemelerinde %11,8-14,3, saksı denemelerinde %12,8-17,0 oranında ölüm meydana getirmişlerdir. Funguslar, T. urticae' nin hareketli dönemleri üzerinde petri ve saksı denemelerinde sırasıyla %57,3-90,3 ve %29,5-67,5 ölüm oranı göstermişlerdir. T. urticae ergin dönemlerinin nimf, larva ve yumurta dönemlerine göre fungal enfeksiyona daha hassas olduğu görülmüştür. Funguslar en az etkiyi yumurta dönemi üzerinde göstermişlerdir. Petri denemelerinde fungusların etki oranının saksı denemelerine göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Sonuç olarak entomopatojen fungusların T. urticae'ye karşı potansiyel kontrol etmeni olarak kullanılabileceği ortaya çıkmıştır.
Aydın ili çilek üretim alanlarında Trichoderma türlerinin belirlenmesi ve Macrophomina phaseolina'ya karşı etkinliklerinin saptanması
Bu çalışma, Aydın ili çilek üretim alanlarından alınan toprak örneklerinden edilen Trichoderma spp.'nin çilekte sorun olan Macrophomina phaseolina'ya karşı etkililiğinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Antagonistik etkinin değerlendirilmesi için in-vitro'da ikili kültür testi (engelleme ve mikrosklerot sayısına etkileri) ve hiperparazitlik değerlendirilmiştir. In-vivo çalışmasında ise Trichoderma spp.'nin M. phaseolina'ya etkisini ortaya koymak amacıyla aynı anda uygulanması (Tr+Mp), Tr uygulamasından 15 gün sonra Mp uygulanması [Tr+Mp(15)] (uygulamaları yapılmıştır. Rubygem ve Festival çeşidinde Mp inokulasyonu (1,6x103 sklerot/g) dikimden sonra 2. ve 4. ayda olmak üzere 2 kez yapılmıştır. Trichoderma spp.'nin bitki gelişimine etkisini belirlemek amacıyla Tr inokulumu saksı toprağının %2'si (14g) olacak şekilde homojen bir şekilde karıştırılmış ardından fide dikilmiştir. Her fidenin dikim öncesi ve deneme sonlandığında fide ağırlıkları ayrı ayrı kaydedilerek % ağırlık artışı karşılaştırılmıştır. İkili kültür testi sonucunda Trichoderma spp.'nin M. phaseolina'nın koloni gelişimini %4,61-66,40 engellediği belirlenmiştir. Tüm izolatlarda hiperparazitizm görülmüştür. Mikrosklerot sayısı ise en az Tr15 izolatında (44,67ms/4mm disk) sayılmıştır. Saksı çalışmalarında Tr uygulamasında Rubygem çeşidinde en fazla bitki ağırlık artışı Tr29(Thz) (%54,36) ve Tr10(Thz) (%53,62), Festival çeşidinde en fazla bitki ağırlık artışı Tr22 (Thz) (%369,50) izolatında olmuştur. Tr+Mp uygulamasında ise Rubygem çeşidinde en fazla yaş ağırlık artışı Tr15(Thz) (%49,58), Festival çeşidinde Tr24 (%324,65) izolatında olmuştur. Tr+Mp (15) uygulamasında Rubygem çeşidinde Tr23(Thz) (%48,80), Festival çeşidinde Tr20(Thz) (%411,47) izolatlarında olmuştur. Uygulamalardaki fide çökme oranları değerlendirildiğinde çökme oranı Tr+Mp(15) uygulamasında Rubygem çeşidinde %100 ile Tr20(Thz), Tr+Mp uygulamasında Festival çeşidinde %100 ile Tr20 izolatının olduğu belirlenmiştir.
Sarı çay akarı polyphagotarsonemus latus (banks) (acarına: Tarsonemıdae )'un sebze seralarına bulaşma yolları üzerine bir araştırma
Yapılan bu çalışmada Polyphagotarsonemus latus (Banks)'un sebze seralarına bulaşmasında rol oynayan faktörler ve bulaşma zamanı araştırılmıştır. Bu amaçla, 2004 güz ve 2005 yılı boyunca Antalya ilinin Çakırlar beldesi ve Kumluca ilçesindeki biber, patlıcan ve domates seraları ve bu seraların çevresinde çalışmalar yapılmıştır. Yapılan çalışmada bitki örneklemesi yapılmasının yanında sarı yapışkan tuzaklardan da yararlanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, Pamuk beyazsineği Bemisia tabaci (Genn.) sera içine akarın bulaşmasında son derece önemli rol oynarken thrips, afid ve galeri sineği gibi diğer uçucu böceklerin rolünün önemsiz olduğu saptanmıştır. Akarın taşınmasının sera içinde ve dışında daha çok eylül, ekim ve kasım aylarında gerçekleştiği, aralık ayında ise taşınmanın düşük oranda olduğu tespit edilmiştir. Diğer aylarda ise taşınma görülmemiştir. Akarın rüzgar yardımıyla taşınması ile ilgili bulguya rastlanılmamıştır. Sarı yapışkan tuzaklarda bir beyazsinek ergininin 1 ila 8 arasında akarı taşıyabildiği saptanmıştır. Taşınma ve akar populasyonu en fazla biberde en az da domateste görülmüştür. Laboratuvarda B. Tabaci, Frankliniella occidentalis (Pergande) ve liriomyza trifolii (Burgess) ile yapılan taşınma çalışmalarında en önemli türün B. tabaci olduğu saptanmış, F. occidentalis ile sarı çay akarının taşınması önemsiz bulunurken, L. trifolii ile sarı çay akarının taşınması tespit edilememiştir. Canlı bir beyazsinek ergininin akar yoğunluğu ve zamana bağlı olarak 18 kadar akarı bacaklarında, ağız parçalarında ve antenlerinde taşıyabildiği saptanmıştır.
Sakarya ve Düzce mısır alanlarında lepidoptera takımına bağlı zararlı türlerin popülasyon takibi, doğal düşmanları, alternatif mücadelesi ile trıchogramma türlerinin bazı biyolojik özellikleri
Bu çalışmada Sakarya ve Düzce illeri mısır alanlarında 2021 ve 2022 yıllarında Ostrinia nubilalis Hbn. (Lep.: Crambidae), Helicoverpa armigera Hbn. (Lep.: Noctuidae) ve Mythimna unipuncta Haw. (Lep.: Noctuidae)'nın popülasyon takibi yapılarak doğal düşmanları tespit edilmiştir. Ayrıca, Trichogramma evanescens Westwood (Hym.: Trichogrammatidae) ve Bracon hebetor Say. (Hym.: Braconidae)'un mısır tarlalarında salımı yapılarak biyolojik mücadeledeki etkinlikleri değerlendirilmiştir. Laboratuvar koşullarında ise farklı sıcaklıklarda T. evanescens, T. brassicae (Bezdenko), T. pintoi (Voegele) ve T. turkestanica (Meyer)'nın, Ephestia kuehniella Zeller (Lep.: Pyralidae) yumurtalarında parazitleme oranı, gelişme süresi, ergin ömürleri ve işlevsel tepkisi belirlenmiştir. Ayrıca, T. brassicae'nin farklı konukçuları parazitlemedeki tercihi belirlenmiştir. Düzce ve Sakarya'da O. nubilalis larvalarının birinci üründe ağustos ortası ile eylül başında, ikinci üründe ise ağustos sonu ile eylül ortasına kadar, H.armigera larvalarının birinci üründe temmuz sonu ile ağustos başında, ikinci üründe ise eylül ortası ile eylül sonuna kadar ve M. unipuncta larvalarının ise birinci üründe ağustos ayı içerisinde, ikinci üründe ise eylül ortası ile eylül sonuna kadar olan dönemde tepe noktası oluşturduğu belirlenmiştir. Ayrıca bu türlerin Coleoptera, Hemiptera ve Neuroptera takımlarından 10 adet predatörü ile Diptera ve Hymenoptera takımından 9 adet parazitoiti tespit edilmiştir. Biyolojik mücadele çalışmalarında; T. evanescens'in tek başına veya B. hebetor ile salımı yapıldığında O. nubilalis'i etkili bir şekilde baskı altına aldığı belirlenmiştir. Ancak, T. evanescens'in tek başına salımı H. armigera popülasyonunu baskı altına almadığı, B. hebetor ile salımı yapıldığında baskı altına aldığı belirlenmiş olup M. unipuncta popülasyonu üzerinde ise her iki parazitoitin de etkili olmadığı saptanmıştır. Laboratuvar çalışmalarında ise Trichogramma ergin ömrü en uzun 18 °C'de, en kısa 32 °C'de tespit edilmiştir. Parazitoitlerin en yüksek sayıda E. kuehniella yumurtasını 32 °C'de, en düşük ise 18 °C'de parazitlediği belirlenmiş olup gelişme sürelerinin en kısa 32 °C'de, en uzun ise 18 °C'de olduğu belirlenmiştir. Ayrıca Trichogramma türlerinin tip III işlevsel tepkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Konukçu denemelerinde ise T. brassicae'nin sırasıyla E. kuehniella, Plodia interpunctella Hbn. (Lep.: Pyralidae) ve Galleria mellonella L. (Lep.: Pyralidae) yumurtalarını tercih ettiği belirlenmiştir.
Afyonkarahisar buğday üretim alanlarında bitki paraziti nematodların belirlenmesi
Buğday birçok ülke için stratejik ürün olarak kabul edilmektedir. Buğday yetiştiriciliğinde ekonomik ürün kayıplarına neden olan birçok bitki paraziti nematodlar bulunmaktadır. Bu çalışmada Afyonkarahisar ili buğday üretim alanlarında bitki paraziti nematodların belirlenmesi amaçlanmıştır. Afyonkarahisar ili Bolvadin ve Bayat ilçeleri buğday üretim alanlarından buğdayın çiçeklenme ve hasat dönemlerinden toplam 34 lokasyondan toprak ve kök örneği alınmıştır. Çalışma sonucunda toplam 11 bitki parazit nematodu tespit edilmiştir. Elde edilen bitki parazit nematod türleri Tylenchida Takımına ait Tylenchina ve Hoplolamina alttakımları, Tylenchoidea, Anguinoidea, Hoplolaimoidea, Aphelenchina ve Tylenchida Üstfamilyaları, Tylenchidae, Anguinidae, Hoplolaimidae, Pratylenchidae, Aphelenchoidea ve Heteroderidae familyaları, Anguininae, Rotylenchoidinae, Pratylenchinae, Tylenchidae, Hoplolaimidae, Aphelenchidae ve Heteroderinae altfamilyaları, Aphelenchus sp., Pratylenchoides sp., Quinisulcius sp., Filenchus spp., Ditylenchus spp., Helicotylenchus spp., Pratylenchus spp., Zygotylenchus sp., Tylenchus sp., Scutylenchus spp., Heterodera sp., cinsleri saptanmıştır. Ayrıca, çalışma alanında buğday da ekonomik zararlı olan Heterodera spp. ve Pratylenchus spp. türleri ekonomik zarar eşiğinin üzerinde bir popülasyona sahip oldukları belirlenmiştir.
Sakarya tahıl üretim alanlarında bitki paraziti nematodların teşhis edilmesi
Bitki paraziti nematodlar (BPN), tahıl bitkilerinin başlıca zararlılarından biri olarak kabul edilir ve ciddi ürün kayıplarına neden olmaktadırlar. Bitki paraziti nematodlar arasında özellikle Tahıl Kist Nematodları (TKN) ve Kök Yara Nematodları (KYN), buğday (Triticum aestivum L.) üretiminde en zararlı nematod türleri olmaları nedeniyle ayrı bir öneme sahiptir. Bu çalışmada, Sakarya ili buğday ve arpa üretim alanlarında BPN'ların tespiti, yaygınlık ve yoğunluklarının belirlenmesi amaçlanmıştır. 2020-2021 üretim sezonunda buğdayın çiçeklenme ve hasat dönemlerinde düzenli olmayan arazi çıkışlarında 40 adet toprak ve kök örneği alınmıştır. Morfolojik tanımlama yöntemleri kullanılarak toplam 9 BPN cinsi saptanmış olup, Heterodera sp., Pratylenchus sp., Filenchus sp., Ditylenchus sp., Helicotylenchus sp., Paratrophurus sp., Scutylenchus sp., Zygotylenchus sp., Basiria sp.,'lerin örnekleme yapılan alanlarda en yaygın cinsler olduğu belirlenmiştir. Bu cinslere ait Basiria graminophila, Filenchus thornei, Filenchus cylindricauda, Filenchus filiformis, Ditylenchus myceliophagus, Ditylenchus parvus, Helicotylenchus digonicus, Helicotylenchus platyurus, Pratylenchus thornei, Pratylenchus pratensis, Zygotylenchus guevarai, Paratrophurus striatus, Paratrophurus loofi, Scutylenchus quadrifer ve Heterodera filipjevi türleri tespit edilmiştir.
İç Anadolu Bölgesi'nde bazı buğday çeşitlerinin Puccinia striiformis f.sp. tritici'ye karşı dayanıklılıklarının değerlendirilmesi
Puccinia striiformis f. sp. tritici etmeninin sebep olduğu sarı pas hastalığı buğday (Triticum aestivum L.) kalitesini ve verim miktarını olumsuz etkilemekte olup, hastalığın olduğu durumlarda ağır verim ve kalite kayıplarına, danede besin miktarlarının azalmasına sebep olmaktadır. Türkiye'de üniversitelerde, araştırma enstitülerinde ve bir çok resmi kuruluşlarda buğdayla ilgili ıslah araştırmaları devam etmektedir. Islah araştırmalarının amacı hastalığa dayanıklı çeşitlerin saptanmasıdır. Bu çalışma, bazı buğday çeşitlerinde sarı pas hastalığının oluşumu ve reaksiyonlarını belirlemek amacıyla 2021/2022 yetiştirme mevsiminde 3 farklı lokasyonda; Ankara, Konya ve Nevşehir'de yürütülmüştür. Çalışmanın verileri, tesadüf blokları deneme desenine göre oluşturulmuştur. Denemede 10 adet ekmeklik buğday çeşidi kullanılmış olup, bunlar sırasıyla; Selenivka, Krasunia, Esperia, Cömert, Bezostaja, Flamura 85, Quality, Tosunbey, Sönmez 2001, Ahmetağa çeşitleridir. Pas hastalığı yönünden en fazla reaksiyonu Bezostaja çeşidi gösterirken, Selenivka, Krasunia ve Cömert çeşitlerinde de en düşük reaksiyon gözlemlenmiştir. Yine Selenivka ve Cömert çeşidinde kardeşlenme sayısının da yüksek olduğu, Bezostaja çeşidinde kardeşlenmenin zayıf kaldığı gözlemlenmiştir. Araştırmada kullanılan tüm çeşitlerde Pas hastalığı oluşumunun yanı sıra kardeşlenme sayısı, bitki boyu, protein oranı, gluten içeriği, hektolitre ağırlığı, nem ve tane verimi özellikleri de incelenmiştir. Bu deneme çalışması ile ortaya çıkan sonuçların, buğdayda pas hastalığına karşı dayanıklı çeşit kullanılmasının önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.
Nohut yanıklık etmeni Ascochyta rabiei izolatları arasındaki genetik farklılığın iPBS VE SCoT DNA markörleri ile incelenmesi
Nohut yanıklık etmeni Ascochyta rabiei bitkide çok önemli zararlara yol açmaktadır. Bu çalışmada Ankara ve Çankırı ilinde farklı lokasyonlardaki nohut ekim alanlarındaki sörveylerden elde edilmiş hastalıklı nohut bitkileri kullanılmıştır. Toplam 7 farklı lokasyondan alınan hastalıklı bitkilerden yapılan izolasyonlar, etmen sporulasyonu için en uygun ortam olan nohut unu agar ortamına gerçekleştirilmiştir. İzotlatların genomik DNA'sı izolasyonu CTAB tabanlı bir yöntem ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen A. rabiei izolatların arasındaki tür içi genetik çeşitlilik iPBS (inter-Priming Binding Sites) ve SCoT (Start Codon Targeted) DNA markör sistemleri kullanılarak araştırılmıştır. Yapılan ön çalışmalarda gruplarının ayrımı ve grup içindeki genetik farklılıkları değerlendirmede polimorfizm sağlaması beklenen SCoT primerleri (13, 28, 29, 32) seçilmiş ve tüm izolatlar arasındaki tür içi farklılıkları tespit etmek amacıyla kullanılmıştır. iPBS primerleri ile amplifiye edilmiş polimorfik bantların sayısı 11 ile 15 arasında değişirken, SCoT işaretleri ile 7-13 arasında değişmektedir. iPBS ve SCoT işaret sistemleri için ortalama güçlendirilmiş PCR ürünü sayısı sırasıyla 10, 12, 13 ve 11 olarak bulunmuştur. Buna rağmen iPBS ve SCoT markör sistemi ile izolatlar arasında tür içi polimorfizm saptanmamıştır. iPBS ve SCoT markör sistemlerinin A. rabiei izolatlarının tür içi ayrımında iyi bir DNA markör sistemi olmadığı ve daha geniş patojen popülasyonları ile araştırılması gerekliliği kanısına varılmıştır.
Buğdayda kök yara nematodu pratylenchus thornei ve kök çürüklüğü etmeni Fusarium culmorum'un etkileşimi
Kök yara nematodu Pratylenchus thornei (Sher & Allen) ve Kök boğazı çürüklüğü etmeni Fusarium culmorum, buğdayda (Triticum aestivum L.) önemli ürün kayıplarına neden olmaktadır. Bu çalışmada toprak kökenli iki patojenin farklı inokulasyon zamanlarında birbirleriyle olan etkileşiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada kullanılan hassas (Seri 82 ve Bezostaya) ve orta dayanıklı (GS50A ve CROC_1/AE.SQUAROSSA (224)//OPATA) buğday genotipleri Uluslararası Mısır ve Buğday Geliştirme Merkezi (CIMMYT)'nin Toprak Kökenli Patojenler (SBP) programından temin edilmiştir. Çalışmada Pratylenchus thornei ve Fusarium culmorum'un ayrı ayrı ve birlikte olmak üzere 7 farklı uygulamasının buğday genotipine bağlı olarak birbirleri ile etkileşimleri ve bitki biomass (kök ağırlığı, kök uzunluğu, bitki uzunluğu ve bitki ağırlığı) parametrelerine olan etkileri araştırılmıştır. Çalışma sonucunda, Pratylenchus thornei ve Fusarium culmorum'un birlikte inokulasyonunda, nematod yoğunluğu ve hastalık skorunun en yüksek seviyeye ulaştığı, bitki biomass'ının (kök ağırlığı, kök uzunluğu, bitki uzunluğu ve bitki ağırlığı) düştüğü tespit edilmiştir. Hassas genotiplerde bitki biomass'nın değerlerinin zayıf, orta dayanıklı çeşitlerde ise oldukça güçlü olduğu gözlemlenmiştir. Uygulama zamanının buğday genotipine göre değişmekle birlikte patojenlerin birbirleri olan etkileşimlerini etkilediği saptanmıştır.
Uşak ili buğday üretim alanlarında bitki paraziti nematodların belirlenmesi
Uşak ili buğday yetiştiriciliğinde bitki pataziti nematodlardan kaynaklı ürün kayıplarının önemli bir yer tuttuğu bilinmekle birlikte, nematod zararı tam olarak bilinmemektedir. Bu çalışma Uşak ili buğday üretim alanlarında önemli birtki paraziti nematodların belirlenmesi amaçlanmış, arazi çalışmaları 2021-2022 buğday yetiştirme sezonunda buğdayın süt olum ve hasat döneminde örneklemeler yapılmış ve 40 adet toprak örneği alınmıştır. Örneklerden, hareketsiz (kist) nematodlar Fenwick metodu ile, hareketli nematodlar ise modifiye edilmiş Baermann Funnel yöntemi kullanılarak elde edilmiş ve daimi preparatları hazırlanarak teşhis için hazır hale getirilmiştir. Çalışma sonucunda Uşak ili buğday üretim alanlarında bitki paraziti nematodlar; Ditylenchus myceliophagus, Ditylenchus dipsaci, Ditylenchus valveus, Ditylenchus clarus, Filenchus thornei, Filenchus cylindricauda, Filenchus filiformis, Safianema lutonense, Helicotylenchus tunisiensis, Bitylenchus dubius, Pratylenchoides alkani, Pratylenchoides crenicauda, Merlinius brevidens, Scutylenchus cylindricaudatus, Scutylenchus koreanus, Aphelenchus avenae ve Heterodera filipjevi saptanmıştır.
Ankara ili nane ve maydanoz üretim alanlarındaki önemli bitki paraziti nematodların belirlenmesi
Nane (Mentha piperita) ve maydanoz (Petroselinum crispum) yetiştiriciliğinde toprak kökenli patojenlerden kaynaklı ekonomik ürün kayıpları oluşmaktadır. Toprak kökenli patojenler içerisinde Bitki Paraziti nematodlar önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada, ülkemizde nane ve maydanoz yetiştiriciliğinin yaygın olarak yapıldığı Ankara ili Kahramankazan ilçesinde nane ve maydanoz üretim alanlarında Bitki Paraziti Nematod (BPN) faunası araştırılmıştır. Çalışmada, Kahramankazan ilçesinde nane ve maydanoz yetiştiriciliğinin yoğun olarak yapıldığı Saray, Kumpınar, Yazıbeyli, Aydın, Güvenç köylerinde sörveyler yapılmış ve toplamda 50 farklı lokasyondan örnek alınmıştır. Örneklerden BPN'lar modifiye edilmiş Baermann Funnel yöntemi kullanılarak elde edilmiş ve daimi preparatları hazırlanarak teşhis için hazır hale getirilmiştir. Çalışmanın sonucunda; Aphelenchus avenae, Basiria berylla, Bitylenchus dubius, Bitylenchus parvus, Ditylenchus dipsaci, Ditylenchus myceliophagus, Ditylenchus parvus, Filenchus aquilonius, Filenchus cylindricus, Filenchus filiformis, Filenchus thornei, Helicotylenchus canadensis, Helicotylenchus digonicus, Helicotylenchus dihystera, Helicotylenchus exallus, Helicotylenchus pseudodigonicus, Helicotylenchus variabilis, Pratylenchoides alkani, Pratylenchus thornei, Quinisulcius capitatus, Zygotylenchus guevaraicinslerine bağlı türler saptanmıştır.
Bazı biyopreparatların kök-ur nematodu, Meloidogyne incognita (Kofoid & White) üzerine etkisi
Sonyıllarda biyopreparatlar bitki paraziti nematodların mücadelesinde oldukça yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada bazı biyopreparatların Kök-ur nematodu Meloidogyne incognita (Kofoid and White) (Tylenchida: Meloidogynidae) üzerine etkisi araştırılmıştır. Denemelerde, kum ağırlıklı (%50 kum, %25 toprak ve %25 torf) toprak karışımı içeren 0.5 litrelik siyah saksılar kullanılmıştır. Denemeler (25±2 ºC sıcaklık, %60±10 orantılı nem, 16:8 A:K) iklim odası koşullarında, 60 gün boyunca yürütülmüştür. Çalışma 8 karakterli [(1) Bacillius licheniformis ve Bacillus subtilis türü bakterileri içeren Biyopreparat-I (ABD) (2) Biyopreparat-I (BD) (3) Biyopreparat-I (CD) (4) Biyopreparat-I + Bacillius licheniformis türü bakterileri içeren Biyopreparat-II (5) Purpureocillium lilacinus 251'in sporlarını içeren Biyopreparat-III + Fluopyram etken maddeli nematisit Fluopyram 400 g/L (6) Abamectin 20 g/L (7) Kontrol (+) (8) Kontrol (-)] ile beş tekerrürlü olarak tedadüf parselleri deneme desenine göre kurulmuştur. Çalışmada bitkilerin köklerindeki urlanma indeksi, topraktaki ikinci dönem larva sayısı ve yumurta paketi sayısı esas alınarak, uygulamaların M. incognita'nın üremesi üzerine etkisi araştırılmıştır. Çalışma sonucunda, Kontrol (+) parseline oranla en düşük urlanma oluşumu sırasıyla, Biyopreparat-III + Fluopyram 400 g/L (0.40±0.24), Abamectin 20 g/L (3.40±0.24) ve Biyopreparat-I (BD) (4.20±0.37), en yüksek urlanma oluşumu ise Biyopreparat-I (CD) (5.00±0.31) uygulamasında gözlemlenmiştir. Biyopreparat-III + Fluopyram 400 g/L (%99,76), Abamectin 20 g/L (%70,29) ve Biyopreparat-I (BD) (%57,36) uygulamalarının nematodun ikinci dönem larva sayısını önemli seviyede azalttığı saptanmıştır. Çalışma sonucunda Bacillus tabanlı biyopreparatların Kök-ur nematodu Meloidogyne incognita'nın mücadelesinde kullanılabileceği kanaatine varılmıştır.
Beauveria bassiana AgB.20-02'nin farklı pirinç çeşitlerinde kitle üretim olanaklarının belirlenmesi ve ıslatılabilir toz formülasyonlarının geliştirilmesi
Entomopatojen funguslar içerisinde yer alan Beauverina bassiana tarım, orman ve veterinerlik çalışma alanında birçok zararlının kontrolünde önemli bir rol oynamaktadır. Yürütülen bu tez çalışmasında B. bassiana'nın 12 farklı pirinç çeşidinde (Kırmızı 2020 R7, Siyah 1 Kargo, Tekcan, Çakmak, Siyah-Aromalı, Cammeo, Efe, Osmancık-97, 2020 GB, Yatkın, 2020 MB, Siyah 1) katı fermantasyon tekniğiyle kitle üretim potansiyeli araştırılmış ve en yüksek spor verimi Osmancık-97 (4,9×1011 konidi/g) çeşidinde saptanmıştır. Araştırmanın sonraki bölümünde, geliştirilen üç farklı ıslatılabilir toz formülasyonda etmenin bir yıl süreyle raf ömrü takip edilmiş ve canlılığın bu formülasyonlarda genel olarak 1010 konidi/mL olduğu belirlenmiştir.
Kazakistan buğday ekiliş alanlarında sorun oluşturan toprak kökenli fungal etmenlerin tanısı
Buğday en yaygın tarımsal alana sahip tarımsal üründür. Toprak kökenli hastalıklar buğday üretimini tehdit eden abiyotik ve biyotik stres faktörleri içerisinde önemli bir grubu oluşturmaktadır. Bu tez kapsamında, 2019 yılı yetiştirme sezonunda Kazakistan'ın orta, doğu ve güneydoğu bölgelerindeki 65 farklı tarladan toprak altı dokularında hastalık belirtileri içeren bitki örnekleri toplanmıştır. Buğday kök ve taç çürüklüğü belirtisi gösteren bitkilerde etiyolojik çalışmalar yürütülerek patojenik fungal ajanlar belirlenmiştir. Yürütülen çalışmalarda toplamda 1221 fungal izolat elde edilmiştir. Klasik tanımlama çalışmaları gerçekleştirilen izolatların tür teşhislerin doğrulanması amacıyla internal transcribed spacer (ITS) ve translation elongation factor-1 alpha (EF1-α) lokuslarına dayalı DNA sekans analizleri gerçekleştirilmiştir. Bipolaris sorokiniana (%44,80) ve Fusarium acuminatum (%20,39) incelenen alanların sırasıyla %86,15 ve %66,15'inde izole edilen baskın fungal türler olarak bulunmuştur. Bu etmenleri F. equiseti (%10,16) ve Curvularia spicifera (%7,62) takip etmiştir. Fusarium culmorum (%4,75), F. oxysporum (%4,10), F. redolens (%2,38), Rhizoctonia solani AG2-1 (%1,06), Nigrospora oryzae (%0,98), C. inaequalis (%0,90), F. pseudograminearum (%0,74), F. flocciferum (%0,74), Macrophomina phaseolina (%0,66), F. cf. incarnatum (%0,33) ve F. torulosum (%0,16). Toplamda %0,25 'ini temsil eden üç Fusarium izolatı literatürdeki herhangi bir türle uyuşmamıştır. Triticum aestivum cv. Seri 82 ile 16 türü temsil eden 74 izolat ile patojenik karakterizasyonlar gerçekleştirilmiştir. Sonuçlara göre Fusarium culmorum ve F. pseudograminearum, Fusarium sp., B. sorokiniana, R. solani, F. redolens, C. spicifera, C. inaequalis ve N. oryzae'nin virülent olduğu tespit edilmişken, diğer türlerin ise patojenik olmadığı bulunmuştur. Çalışma bulguları, Kazakistan'da buğdayda patojenik ve simbiyotik olarak buğday bitkisinin taç ve kök dokularına kolonize olan çok çeşitli fungal türlerin varlığını göstermiştir. Çalışma, F. culmorum, F. pseudograminearum, Fusarium sp., B. sorokiniana, C. spicifera ve C. inaequalis Kazakistan'da buğday tarımında hastalık oluşturduğuna ait ilk rapordur.
Kırgizistan buğday ekiliş alanlarında sorun oluşturan toprak kökenli fungal etmenlerin tanısı
Buğday tacı ve kök çürüklüğü hastalıkları ile ilişkili fungus türleri dünya genelinde birçok bölgede yaygın ve önemli zaralara neden olmaktadır. Bu çalışma kapsamında Kırgızistan'ın kuzeyindeki üç ana buğday üretim bölgesinde buğday tacı/kök çürüklüğü ile ilişkili fungus türleri araştırılmıştır. Semptomatik dokulardan toplam 598 fungus izolatı, morfolojik, mikroskobik özellikleri ile nükleer ribozomal DNA'nın internal transcribed spacer (ITS) bölgesi, translation elongation factor 1α (TEF1) ve RNA polymerase II beta subunit (RPB2) genlerinin dizi analizleri kullanılarak tanımlanmıştır. Her bir fungusun izole edildiği alanların yüzdesi ve izolasyon seviyelerinin oranı belirlenmiştir. Yaygın kök çürüklüğü etmeni Bipolaris sorokiniana, izlenen alanların %86,67'sinde tespit edilmiş olup izolasyon sıklığı %40,64 olarak bulunmuştur. Fusarium spp. tüm elde edilen izolatların %53,01'ini oluşturmuş ve 12 farklı türe ayrıldıkları anlaşılmıştır. En yaygın tanımlanan Fusarium türü, izlenen bölgelerin %70'inden izole edilen ve izolasyon sıklığı %21,57 olan Fusarium acuminatum'dur. Bu türü olan F. culmorum, F. nygamai, F. oxysporum ve F. equiseti takip etmiştir. Hassas Triticum aestivum cv. Seri 82 üzerinde gerçekleştirilen patojenisite çalışmaları, F. pseudograminearum ve F. culmorum izolatlarının eşit olarak en virulent patojenler olduğunu göstermiştir. Orta derecede virulent olan B. sorokiniana yaygınlığından dolayı buğday kültürü için ciddi bir tehdit oluşturduğu düşünülmektedir. Buğday üretim bölgelerinde, F. culmorum dışındaki Fusarium türleri, F. acuminatum, F. nygamai, F. oxysporum ve F. equiseti türlerinin patojenik olmadığı ancak F. redolens, F. algeriense ve F. pseudograminearum gibi daha az rastlanılan türlerin virulent olduğu belirlenmiştir. Üç farklı alanda bulunan Curvularia inaequalis hafif derecede virulent olmasına karşın F. solani, F. proliferatum, F. burgessii ve F. tricinctum ile birlikte Microdochium bolleyi, Microdochium nivale ve Macrophomina phaseolina türlerinin patojenik olmadığı tespit edilmiştir. Bu türlerin ikincil kolonizatörler olarak kabul edilmiştir. Bu çalışma, Kırgızistan'da buğday tacı/kök çürüklüğü ile ilişkili patojenlerin göreceli önemi ve dağılımı hakkındaki en detaylı rapordur. Çalışma sonuçları literatüre ve dayanıklı buğday ıslah çalışmalarına önemli katkı sağlamaktadır.
Patateste Phytophthora infestans'ın kontrolünde Beauveria bassiana'nın endofitik kolonizasyonunun etkinliği
Beauveria bassiana'nın üyesi olduğu entomopatojen funguslar, çoklu fonksiyonel ve ekolojik rollere sahip böceklerin antagonistleri olarak bilinirler ve entegre zararlı yönetim programlarında biyokontrol ajanları olarak artan bir ilgiye sahiptirler. Son yıllarda B. bassiana'nın entomopatojenik özelliğinin yanı sıra bazı bitki hastalık etmenlerine karşı endofitik yeteneğiyle önemli oranda kontrol sağladığını rapor eden oldukça çok sayıda araştırma bulunmaktadır. Bununla birlikte, etmenin patojene gözlenen bu etkisi ve konukçu bitkideki olası mekanizması hakkında oldukça sınırlı bir bilgi mevcuttur. Bu çalışma, patateste geç yanıklığa neden olan Phytophthora infestans'ın 13_A2, 34_A1 ve 37_A2 klonal soylarının B. bassiana'nın endofitik kolonizasyonu ile kontrol olanaklarını belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Denemelerde B. bassiana'nın 4-6 yapraklı bitkilere uygulanmasından üç ve yedi gün sonra P. infestans'ın klonal soyları bitkilere inokule edilmiştir. Uygulamalar karşılaştırıldığında B. bassiana ile muamele edilmiş bitkilerde hastalık şiddeti özellikle 37_A2 ve 34_A1 klonal soylarında %60'a varan ölçüde azalmıştır. Sonuçlar, B. bassiana'nın endofitik kolonizasyonu sonrasında bitkide çeşitli savunma mekanizmalarının aktifleştirildiğini işaret etmektedir. Bu nedenle, B. bassiana gibi bir entomopatojenik fungusun aynı zamandan endofit olarak kullanılması, patates üretiminde pestisit uygulamalarını azaltma potansiyeli yanında alternatif ve sürdürülebilir bir bitki koruma stratejisi oluşturma potansiyeli sunmaktadır.