
2
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
İslâm hukukunda tecavüz suçunun sınıflandırılma problemi ve bu problemin ispat ve ceza yöntemlerine etkisi
İslam hukukunda suç ve cezaların had, tazir, kısas şeklinde üçlü tasnifi esastır. Zina, mezhep ekolleri tarafından, bütün cinsel suçları içine alacak şekilde bir had suçu sayılmıştır. Ayet ve hadislerde zina suçunun bütün tipleriyle ele alınmış olması, zinanın bir had suçu olduğu konusunda şüpheye mahal vermemektedir. Ancak zinanın alt dalları (çeşitleri) kabul edilen diğer bütün suçlar, suçun unsurları yönünden zinadan farklılık göstermektedir. Aynı zamanda zina suçunun ispatı için cumhurun şart olarak sunduğu kanunî delil zorunluluğu, bu suçu işleyen bireylerin sır alanı içinde onlara özgürlük kazandırırken, zinanın altdalları (çeşitleri) kabul edilen diğer cinsel suçlar da, mağduriyetlere sebep olmaktadır. Bu soruna çözüm olarak sunulan had suçlarında serbest delil kullanılmasının kabul edilmesi halinde ise zina suçu işleyen bireylerin sır alanına devletin müdahale etme hakkını doğuracaktır ki bu da İslam'ın özgürlüklere karşı totoliter bir yapıya bürünmesi anlamını taşıyacak, tehlikeli bir yaklaşımdır. Çalışmamızda ilk olarak İslam hukukunda yapılmış olan sınıflandırma çalışmaları incelenerek kişinin sır alanının dokunulmazlığı ilkesinin hukuktaki yeri gösterilmiş, daha sonra zina suçunun ayetlerin ışığında tipleri oluşturulmuş, tecavüz suçunda bu tiplerin olmadığı tespit edilmiştir. Zina ve tecavüz suçlarının, bu suçlara verilen ceza ile korunan hukuksal değerler yönüyle karşılaştırılması yapılmıştır. Bütün bunlar tecavüzün zinanın bir alt dalı olmadığını göstermiştir. Bu probleme çözüm olabilecek üç ihtimal tespit edilmiştir. Birincisi Osmanlı döneminde olduğu gibi tazir suçlarından saymak. İkincisi modern dönem İslam hukukçularının çare olarak sunduğu iğtisap suçu olarak kabul etmek. Üçüncü olarak tecavüz suçu ve türevlerine, İslam hukukunun yapısına uygun, Yusuf suresinde örneklendirildiği ve sahabe döneminde de tatbik edildiği üzere, serbest delille ispatlanabileceği müstakil bir alan açmak. Çalışmamızda bütün bu ihtimallere yer verilmekte ve değerlendirilmektedir
Kınalızade'nin Haşiye Ale'd-Dürer Ve'l-gurer adlı eserinin tahkik ve değerlendirmesi
Bu çalışma, temelde tahkik ve inceleme olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın tahkik kısmında, Kınalızâde Ali Efendi'nin (ö. 979/1572) Osmanlı âlimi Molla Hüsrev'e (ö. 885/1480) ait ed-Dürer isimli eserine yazdığı hâşiyesinin tahkiki yapılmıştır. Amaç ise henüz tahkik edilmemiş olan bu eserin literatüre kazandırılması ve eser hakkında tanıtıcı gerekli malumatı sağlamaktır. Tahkikte eserim bütün nüshaları temin edilerek nitelikli üç nüsha üzerinden mukâbele yapılmış ve böylece en doğru metin tespit edilmeye çalışılmıştır. Metnin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamak amacıyla az bilinen kişi, yer ve kavramlar hakkında ilgili kaynaklardan gerekli bilgiler verilmiştir. Ayrıca müellifin alıntı yaptığı veya atıfta bulunduğu eserlere müracaat edilerek bu bilgiler teyit edilmiş ve bu eserlerin dipnotta cilt ve sayfa numaraları gösterilmiştir. Bunların yanı sıra eserin daha kolay incelenmesi amacıyla eser için kaynakça, içindekiler ve fihrist kısımları oluşturulmuştur. Çalışmanın birinci kısmı olan inceleme/dirâse kısmında ise öncelikle Molla Hüsrev ile Kınalızâde'nin hayatları, ilmî kişilikleri ve hocaları hakkında tabakât ve terceme kaynaklarından bilgiler verildi. İnceleme kısmının özgün taraflarından birisi, Kınalızâde'nin Molla Hüsrev karşısındaki durumunun tespitidir. Nitekim Kınalızâde birçok bağlamda ve konuda Molla Hüsrev'i teyit edip desteklemekte ve onun lehine ifadelerde bulunmaktadır. Benzer şekilde birçok konu ve meselede ise Kınalızâde'nin Molla Hüsrev'i eleştirdiği ve aleyhine gerekçeler ileri sürdüğü görülmektedir. Bu yönüyle Kınalızâde'nin hâşiyesi, salt bir takip etme ve tabi olmayı değil, ilmî kaygıları ön plana çıkaran eleştirel bir hâşiye olmayı hedeflemektedir. Ayrıca Kınalızâde'nin, dile getirilmeyen sorunları ve eksiklikleri dile getirmesi, gündeme gelmeyen meseleleri gündeme taşıması, zayıf delil ve gerekçeleri güçlendirme suretiyle metni bir bütün olarak daha ileri taşıması ve hem mesâil hem de mesele dizilimini ihtiyaçlar muvâcehesinde kısmen değiştirmesi bu hâşiyede dikkat çeken hususlardandır. Son olarak eserin nüshaları ve esere ilişkin teknik bilgiler de inceleme kısmında sunulmuştur.