
4
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Bedîüddîn es-Sindî'nin Zafer Ahmed et-Tânevî'ye yönelik eleştirileri (Nakzu Kavâid fî Ulûmi'l-Hadîs bağlamında bir inceleme)
Sahâbe devrinden beri varlığını sürdüren Ehl-i Reʾy – Ehl-i Hadîs ayrışması, İslâmî ilimler tarihinde polemik türü eserlerin yazılmasına zemin hazırlayan sebeplerden biridir. Hadislere, diğer fıkıh mezhepleri gibi, amele konu olması bakımından yaklaşan Hanefîler hadis/sünnet tespit metotlarına ilişkin bahisleri müstakil hadis usulü eserleri yerine fıkıh usulü kitaplarının "Sünnet" bahislerinde işlemişlerdir. Modern dönemde Selefî düşüncenin yeniden canlanmasıyla mezheplerin Kur'ân ve Sünnet ile irtibatı tekrar tartışılmaya başlanmış, bu bağlamda Selefî düşünce, mezheplerin çoğu hükmünün nasslarla çeliştiğini iddia ederek Müslümanları doğrudan "Kur'ân ve Sünnet"e dönmeye çağırmıştır. Bu çağrı itikadda Mâtürîdî ve Eşʿarî mezheplerini, fıkıhta ise özellikle Hanefî mezhebini hedef almıştır. Bu mezhep karşıtı tutum karşısında Hanefîler, mezhebin hadis/sünnete yaklaşımlarını göstermek için müstakil usul eserleri yazma ihtiyacı hissetmişlerdir. Bu bağlamda, 20. yüzyıl Hint alt kıtası Hanefî âlimlerinden Zafer Ahmed et-Tânevî'nin kaleme aldığı Kavâʿid fî ʿulûmi'l-hadîs, Hanefî hadis/sünnet usulüne ilişkin literatürün ilk örneklerinden sayılabilir. Eser, bu rolü sebebiyle ilgiye mazhar olduğu gibi Selefî âlimlerin eleştirilerine de hedef olmuştur. Eser üzerine yazılan tek müstakil eser, yine Hint alt kıtasından Selefî-meşrep bir âlim olan Bedîüddîn es-Sindî'nin yazdığı Nakzu Kavâʿid fî ʿulûmi'l-hadîs başlıklı reddiyedir. Bu araştırma, es-Sindî'nin Nakz'ında et-Tânevî'ye yönelttiği eleştirileri konu edinmekte, Hanefîlerin hadis/sünnet tespit metoduna dair ilk müstakil metnin ne gibi eleştirilere muhatap olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırma kapsamında eleştirilerin sahibi olan ve Türkçe literatürde hayatı ve fikirlerine dair herhangi bir bilgi bulunmayan Bedîüddîn es-Sindî tanıtılmış, eleştirileri değerlendirilmiş ve bu değerlendirme onun ilmî mevkii ve metodolojisi hakkında bir ölçüde fikir sahibi olunmasına da olanak sağlamıştır. es-Sindî'nin eleştirilerinden hareketle, onun Zâhirîliğe yakın olduğu, geniş bilgisine rağmen bu bilgiyi sistematik bir şekilde işleyemediği ve getirdiği eleştirilerin muhatabını ilzam etme noktasında çoğunlukla yetersiz kaldığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle es-Sindî-Tânevî tartışmasının, aynı dönemde Gumârî-Kevserî ve Muʿallimî-Kevserî arasında yaşanmış diğer Ehl-i Reʾy – Ehl-i Hadîs polemiklerine nazaran daha az nitelikli olduğu söylenebilir.
دراسة الأحاديث المثارة حول طبيعة المرأة في الصحيحين سنداً ومتناً(دراسة تحليلية)
This research deals with the study of a group of authentic hadiths contained in Sahih al-Bukhari and Sahih Muslim in the matter of women, as it is understood from their appearance that there is a diminution of women, and in our research we deal with these hadiths from the point of view of studying the chain of transmission and the text, where I am interested in extracting the hadiths and their rulings, and we answer suspicions And questions about the chain of narrators and the text, and we explain the correct meanings of their texts, taking into account the mind for their occurrence and their occasions, and we bring the sayings of the scholars about them and discuss them, and we exonerate Islam and the authentic hadiths from these accusations. These are seven hadiths mentioned in the two Sahihs: The first hadith: The hadith of Abu Saeed al-Khudri, where three important issues came in the matter of women: the majority of women will be in Hell, the issue of their lack of reason and religion, and the issue of their testimony. The second hadith: "A people who are in charge of a woman will not succeed." The third hadith: "A woman kisses in the form of a devil and contemplates in the form of a devil." Fourth hadith: "They were created from a rib, and the most crooked thing in the rib is the top…" The fifth hadith: "If it wasn't for Eve, no female would have betrayed her husband." The sixth hadith: "Prayer is interrupted by a woman, a donkey, and a dog." The seventh hadeeth: "But bad luck is in three: the woman, the horse, and the house." This research consists of an introduction, a preface, an introduction, seven sections, and a conclusion. In the preface, I dealt with the importance of the research, its objectives, reasons for choosing, and so on. In the introduction, I dealt with the condition of women in the pre-Islamic eras among different nations in a nutshell, and her honorable condition and her guaranteed rights in the shadow of true Islam, and she dealt with a statement of the acceptance of the two Sahihs and what was stated in them with the nation with the highest degree of validity. Each of these hadiths were dealt with separately one by one in a separate section of the seven investigations, and the conclusion dealt with the most important results and recommendations. Keywords: hadith, bond, text, woman, imperfection.
Hadis rivayetleri ve transhümanizm düşüncesi
İnsanoğlunun doğasında var olan uzun yaşam ve nihayetinde ölümsüzlük arzusu, semavi dinlerin ahiret vaadi olmasına rağmen bu dünyada bunu elde etmeye çalışan birtakım gruplar ve akımlar olmuştur. Bunlardan bir tanesi de transhümanizimdir. 20. yüzyıl ortalarında çıkan ve 21. yüzyılda bir meydan okuma haline gelen transhümanizm akımı, dini ilgilendiren saha içerisine dahil olmuş ve yaratıcının insana ahirette vadettiği ölümsüzlük vasfını bu dünyada insana entegre etmeye çalışmıştır. İnsanı yaratılış itibariyle eksik ve kusurlu gören transhümanizm, insan neslinin ıslahına yönelik çalışmalar yürüterek bilim ve teknoloji sayesinde sağlıklı ve uzun bir yaşam ve nihayetinde ölümsüzlüğü elde etmeye çalışmaktadır. Biz de bu çalışmada hadis rivayetlerinde bahse konu olan ruhun ölümsüzlüğünü transhümanizmin ölümsüzlük vaadi bağlamında ele almaya çalıştık. Bunun yanında rivayetlerde geçen ve insan ömrünün uzamasına vesile olan birtakım ameller ile sağlıklı beslenme, koruyucu tıp, kader, rızık, ecel ve dua ile ilgili rivayetleri transhümanizmin uzun yaşam vaadi bağlamında değerlendirmeye çalıştık. Her ne kadar transhümanizmin ruhu inkâr ettiği söylenilse de dolaylı olarak ruh olgusuna temas ettiğini görmekteyiz. Bunu bazen insana canlılığını veren bir enerji bazen de insanın yönelim ve karakterini ifade eden bir zihin veya bilinç olarak tanımladıklarını görmekteyiz. Metafizik alanın konusu olan ruh, insanın kişiliğini, ahlaki ve hukuki yönünü, irade, seçme ve seçilme özgürlüğünü sağlayan bir cevher olmasının yanında insanın biyolojisinde bulunan kan, beyin ve diğer organların çalışmasını sağlayan fiziksel bir gücünün de olduğu göz ardı edilmemelidir.
Cehmî oluşu sebebiyle tenkit edilen râvîler
Cehm b. Safvân'ın (ö. 128/745-46) bozuk itikâdî görüşlerinden neşet eden bir fırka olduğu kabul edilen Cehmiyye, nassları anlama ve yorumlamada görece daha zahirî bir konumda yer alan Ehl-i Hadis ekolü tarafından yoğun bir şekilde tenkit edilmiş olmakla birlikte hem Cehmiyye'nin mahiyeti ve savunduğu görüşler hem de Ehl-i Hadis'in bu tenkitlerinin sebepleri ve sonuçları tam olarak ortaya konulabilmiş değildir. Bu tezde öncelikle Cehmiyye hakkındaki muğlaklık giderilmiş, Cehmiyye'nin ehl-i bid'at içerisinde yer alan, çeşitli şahıs ve gruplara etki etmiş bir düşünce akımı olduğu ortaya konulmuştur. Bu bağlamda Cehmî tenkitleri de özgün bir dönemlendirme çatısı altında değerlendirilmiştir. Bu tenkitlerle doğrudan bağlantılı olan Mihne, sonuçları açısından İslâm dünyasını derinden etkileyen bir tarihî süreç olmuştur. İslâmî ilimler ve ilim adamları da bu süreçten etkilenmişler, ancak modern dönemde özellikle Hadis ilimleri bazında bu etkinin boyutlarının çok geniş olduğu ileri sürülmüştür. Bu çalışma, Mihne dönemiyle yakından ilişkili olması nedeniyle Cehmîlik ile tenkit edilen râvîlerin incelenmesinin başta cerh-ta'dil ilmi olmak üzere Hadis ilimlerinin tarafsız olup olmadığını belirleme konusunda olumlu sonuçlar vereceği varsayımıyla yapılmıştır. Bu noktada üç aşamalı bir tespit faaliyeti yapılmıştır. İlki kritik tarihî dönemler üzerinden Cehmî tenkidinin kullanım çerçevesini çizmek, ikincisi, Ehl-i Hadis'in Cehmiyye'ye yönelik kaleme aldığı Red edebiyatı kapsamında kullanım çerçevesini daha da belirginleştirmek ve üçüncüsü de Cehmîlikle tenkit edilen râvîlerin Hadis ilmindeki yerlerinden hareketle bu çerçeveyi netleştirmektir. Bu çerçeveden bakıldığında Cehmî tenkitlerinin hem nicelik hem de nitelik olarak Hadis ilimlerini pek etkilemediği görülmektedir. Ayrıca, bu tespit faaliyeti esnasında önceden yapılmış çalışmalara nazaran daha derli toplu şekilde ele alınan bazı tâlî konular da mevcuttur. Örneğin, Mu'tezile-Cehmiyye ilişkisi bunlardan bir tanesidir. Bu çalışmada Cehmî râvîler İslâm dünyasındaki coğrafî dağılımları bazında da ele alınmış, İslâm kültür ve düşünce tarihine küçük de olsa katkı sağlayacak sonuçlar elde edilmiştir.