
6
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Biyoteknoloji yenilik sistemine kamu müdahalesi
Biyoteknoloji, genel olarak geleceği şekillendirecek ana teknoloji sistemleri arasında yer almaktadır. Bu konuda ülkeler arasında gelecekte söz sahibi olmaya yönelik olarak yoğun bir rekabet yaşanmakta ve ülkeler biyoteknolojiye yönelik stratejik planlamalarını yapmaktadır. Biyoteknoloji, sürdürülebilir kalkınmaya da hizmet etmektedir. Bilim, teknoloji ve yenilik üzerine gelişen iktisadi literatür, evrimci iktisat çerçevesinde yenilik sistemleri kavramı üzerinde gelişme göstermektedir. Bilim ve teknoloji politikalarında aktif bir kamu müdahalesinin gerekliliği, tezin temel perspektifini oluşturmaktadır. Yenilik sistemlerinin, ulusal, bölgesel, teknolojik ve sektörel düzeylerde incelenme imkânı bulunmaktadır. Bir sektörel yenilik sistemi olarak, biyoteknoloji yenilik sistemi, literatürde incelenme sayısı az olan konular arasında yer almaktadır. Bu çalışmada, seçilmiş OECD üyesi ülkelerde, biyoteknoloji sektörel yenilik sisteminde, yeniliği temsil eden bağımlı değişkenleri belirleyen faktörler, panel veri analizi ile incelenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda, dört farklı model oluşturulmuş ve bu modellerde, bağımlı değişkenleri etkileyen değişkenler ortaya konmuştur. Çalışmada, panel veri analizinde çıkan sonuçlar çerçevesinde, biyoteknoloji sektörel yenilik sistemine kamu müdahalesine ilişkin çıkarımlarda bulunulmuştur.
Çok uluslu şirketlerin kurumlar vergisi matrahının belirlenmesinde AB yaklaşımı ve Türkiye'ye etkileri
Uluslararası vergilendirme sorunlarının merkezinde Çokuluslu Şirketler (ÇUŞ) yer almaktadırlar. ÇUŞ'ların vergilendirmesi sorununun bir boyutu bu kuruluşların ödemeleri gereken vergiyi tam olarak ödememeleri ve faaliyette bulundukları ülkelere düşen vergi payının hakkaniyetli olarak tespit ve tahsilinin yapılamaması ile ilgilidir. Diğer boyutu ise, çifte vergilendirme sorunlarının giderilmesi, uyum maliyetlerinin azaltılması, yatırım ve iş ortamının iyileştirilmesi ile ilgilidir. Bu çerçevede Avrupa Birliği'nin (AB) kuruluş yıllarından itibaren birlik çapında kurumlar vergisinin uyumlaştırılması tartışılagelmiştir. 2000'li yılların başından itibaren ortak kurumlar vergisi matrahı gündeme gelmiş ve 2011 yılında konsolide kurumlar vergisi matrahı taslağı yayımlanmıştır. Daha sonra, 2016 yılında birbirinin tamamlayıcısı olan iki aşamalı direktif taslakları (ortak kurumlar vergisi matrahı-CCTB ve ortak konsolide kurumlar vergisi matrahı- CCCTB) hazırlanmıştır. Tez çalışmasında, ÇUŞ'lar olgusu vergi bağlamında incelenip, AB'de kurumlar vergisi uyumlaştırması çabalarının geçmişteki ve günümüzdeki seyri irdelendikten sonra CCTB nihai taslağının Türkiye mevzuatı ile karşılaştırılması yapılmış, benzeşen ve farklılık gösteren düzenlemeler incelenmiştir. Direktif Taslağı'nın uygulanması halinde finansman giderleri, AR-GE harcamaları, amortismanlar ve fiktif faiz giderleri bakımından kurumlar vergisi matrahında oluşacak muhtemel değişiklikler, finansal tabloları yayımlanan şirketler üzerinde yapılan ampirik bir araştırma sonucunda ortaya konmuştur. Araştırmaya konu edilen taslak, tüm üye ülkelerin onayı temin edilemediği için 2021 yılı ilkbaharına kadar konsey tarafından onaylanmamıştır. 2021 Mayıs ayında AB Komisyonu tarafından yeni eylem planı (BEFIT) hazırlanarak mevcut direktif taslakları yerine Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'ndeki (OECD) Ayak 1 ve Ayak 2 Eylem planları ile uyumlu yeni bir Direktif Taslağı hazırlanacağı ilan edilmiştir. Dolayısıyla, bu çalışmada ayrıca BEFIT eylem planı ile devam edilen uyumlaştırma yolundaki adımların ortak kurumlar vergisi matrahı ile sonuçlanıp sonuçlanamayacağı tartışılmıştır.
Birincil bölüşüme devlet müdahalesi
Bu çalışmanın amacı devletin birincil bölüşümdeki rolü ve müdahale araçlarını tartışmak ve devletin iktisadi bölüşümdeki rolünün yeniden bölüşüm olarak sınırlandırılmasını sorgulamaktır; zira bu tür bir sınırlama, devletin ilk elden piyasaların kurucusu ve düzenleyicisi olarak birincil bölüşüm alanında yaptığı müdahaleyi göz ardı etmek anlamına gelmektedir. Bu amaç çerçevesinde öncelikle farklı iktisat okullarının bölüşüm ve ücret teorileri ile devletin ekonomideki rolüne ilişkin yaklaşımları incelenmektedir. Sonrasında ise emek piyasalarına yönelik devlet düzenlemelerinin on dokuzuncu yüzyıldan günümüze kadar olan kısa bir tarihsel gelişimi ele alınmaktadır. Temel yaklaşımımız birincil bölüşümün üretim ilişkileri öncesinde ve sınıfsal çatışmanın sonucu olarak belirlendiğidir. Emek ve sermaye arasındaki sınıf çatışmasının ortaya çıktığı alan emek piyasalarıdır ve devlet bu piyasaların oluşumu ve işleyişine çeşitli düzenlemelerle müdahale etmektedir. Çalışmada bu düzenlemelerin ücret payları üzerindeki etkisi regresyon analizi yöntemi ile 1990-2020 yılları arasında 34 OECD ülke verisi kullanılarak, imalat sektörü ücret payı için araştırılmış, özellikle asgari ücretin düzeyinin ve bu bağlamda asgari ücret düzenlememelerinin ücret payları üzerinde önemli ölçüde olumlu etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bir diğer önemli bulgumuz yedek işgücü ordusunun ücret payları üzerindeki olumsuz etkisidir. Bu bulgular hükümetlerin, asgari ücret gibi emek piyasasına yönelik emek yanlısı politikalarla ve işçileri işsizlik tehdidi karşısında koruyan ya da istihdam olanaklarını genişleten düzenlemeler ve politika uygulamalarıyla; etkili ve kalıcı bölüşüm politikaları uygulayabileceklerini göstermektedir.
Bağımsız mali konseylerin ve mali kuralların GSYH büyüme tahminleri üzerindeki etkisinin ölçülmesi
2008 yılında yaşanan küresel ekonomik krizle ülkelerin kamu mali yönetimlerindeki zayıflıklar anlaşılmıştır. Başta gelişmiş ekonomiler bu zayıflıkları gidermek, kaynak tahsisinde etkinliği sağlamak, maliye politikasının güvenilirliğini ve mali sürdürülebilirliği güçlendirmek için orta vadeli programlara temel teşkil eden tahminlerin güvenilirliğini artırmaya yönelik bağımsız mali konseyler oluşturmuş ve mali kurallar uygulamaya başlamıştır. Bu çalışmada bağımsız mali konseylerin ve mali kuralların GSYH büyüme tahminleri üzerindeki etkisi tespit edilmeye çalışılmaktadır. Bu amaçla ilk olarak kamu mali yönetim reformuna ve orta vadeli harcama sistemine (OVHS) ilişkin kavramsal çerçeve ortaya konulmuştur. OVHS'leri güçlendirmede rol oynayan mali kurallar ve bağımsız mali konseyler tanıtılmıştır. Çalışmada, 2009-2019 döneminde 23 ülke için GMM tahmincisi ile bağımsız mali konseylerin ve mali kuralların GSYH büyüme tahmin hatası üzerindeki etkisi 9 farklı modelle incelenmektedir. Model sonuçlarına göre, mali kuralların tamamının GSYH büyüme tahmin hatasını azaltmada etkili olduğu ve bu kurallar arasında ise sırasıyla en çok borçlanma kuralının, harcama kuralının ve bütçe dengesi kuralının GSYH büyüme tahmin hatasını azaltmada etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca tahmin yetkisi olan veya tahminlere görüş veren mali konseylerin tahmin hatası üzerindeki etkisi incelenmiş ve söz konusu mali konseylerin tahminlerin doğruluğunu artırmada etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma, Türkiye'deki kamu mali yönetim sisteminin iyileştirilmesine yönelik önerilerle sonlanmaktadır.
Türkiye'de devlet bütçesinin ekonomi politiği: Birikim ve meşruiyet işlevleri bağlamında gider bütçesinin yeniden sınıflandırılması
Uluslararası standartlara göre sınıflandırılan devlet bütçeleri sınıf ilişkilerini doğrudan yansıtmamakta, hatta gizlemektedir. Bu çalışma, sınıf ilişkilerini gözlemlemek üzere, devlet bütçesinin sınıflandırma biçimini devlet harcamaları üzerinden sorunsallaştırmaktadır. Çalışmada Türkiye gider bütçesi devletin birikim ve meşruiyet işlevleri bağlamında ayrıştırılarak yeniden sınıflandırılmaktadır. Bu kapsamda öncelikle fonksiyonel kodlama çerçevesinde mevcut sınıflandırma biçiminin sınırlılıkları ortaya konmakta, daha sonra ekonomik kodlama çerçevesinde sınırlılıkların bir kısmı aşılarak yeni bir sınıflandırma sunulmakta, bu sınıflandırma ile Türkiye'de 2000 sonrası dönemin ekonomi politik bir değerlendirmesi yapılmaktadır. Bu şekilde, Türkiye gider bütçesi hem bütün olarak hem de detayları ile sınıfsal bir perspektifle incelenebilmekte, bütçe kalemlerinin oluşturulma süreci ve oluşturulmasının ardındaki ekonomi politik nedenler ortaya konmaktadır. Çalışmanın hedefi, oluşturulan alternatif sınıflandırmanın devlet bütçesine ilişkin sınıfsal bilgiye ihtiyaç duyulan akademik çalışmalara kaynaklık etmesidir.
1992-2020 yıllarında yenilenebilir enerji için uygulanan kamu teşviklerinin değerlendirilmesi: Bir panel veri analizi
Enerji talebindeki artışa bağlı olarak ortaya çıkan enerji krizleri ile enerji kullanımının yarattığı karbon salınımına bağlı küresel ısınma ve iklim değişikliğine çare olarak uluslararası arena yenilenebilir enerjiyi sunmuştur. Ardından çoğu ülke yenilenebilir enerji üretiminin artırılması ve yaygınlaştırılması için teşvik politikaları uygulamaya başlamıştır. Ancak tüm uygulama ve söylemlere rağmen yenilenebilir enerjinin artış hızı beklentileri karşılamamaktadır. Bu tezde; yenilenebilir enerjinin uluslararası politikalar açısından tarihsel gelişimi aktarılacak, gelişmiş ülkelerin yenilenebilir enerji tercihlerinin diğer ülkelerin politika yapım sürecine etkisi değerlendirilecek ve yenilenebilir enerji politikaları kamu tercihi teorisi açısından ele alınacaktır. 1992-2020 yılları arasında 33 ülke için yapılan panel veri analizinde teşvik politikalarının yenilenebilir enerjinin büyüme oranına anlamlı düzeyde olumlu etkisinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.