Bandırma Onyedi Eylül University
Institute

Institute of Health Sciences

Bandırma Onyedi Eylül University

75

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Tez
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerde örgüt ikliminin örgütsel yaratıcılık algılarına etkisi

Araştırma hemşirelerde örgüt ikliminin örgütsel yaratıcılık algılarına etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tasarımda planlanan araştırma, Kocaeli ilinde iki kamu hastanesinde çalışan 625 hemşire üzerinde yürütülmüştür. Veriler; Sosyodemografı̇k ve mesleki özellı̇klerı̇ içeren tanıtıcı bilgi formu, Örgüt İklimi Ölçeği ve Örgütsel Yaratıcılık Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistiksel analizler (ortalama, standart sapma, medyan, frekans, yüzde, minimum, maksimum), Shapiro- Wilk testi, student's t testi, Mann-Withney U testi, One-way ANOVA, Games- Howell testi, Kruskal Wallis testi, Dunn-Bonferroni testi, Pearson korelasyon analizi, Spearman korelasyon analizi, Regresyon ve Lineer Regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 31,73±5,89 olup, % 87,3' ünün lisans mezunu, % 71,5' inin evli olduğu, %33,6' sının 6-10 yıl arası mesleki deneyime sahip olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin örgüt iklimi ölçeği toplam puan ortalaması 2,90±0,29 ve örgütsel yaratıcılık ölçeği toplam puan ortalaması 124,42±15,18 olarak bulunmuştur. Hemşirelerin örgüt iklimi toplam puanları ile örgütsel yaratıcılık algıları toplam puanları arasında pozitif yönde orta düzeyde, anlamlı ilişki belirlenmiştir (r=0,492; p=0,001; p<0,01). Hemşirelerin örgüt iklimi düzeylerinin ve örgütsel yaratıcılık algılarının orta seviyede olduğu, örgüt iklimi düzeyi pozitif yönde arttıkça örgütsel yaratıcılık algısının arttığı görülmüştür. Yapılan regresyon analizi modeli, hemşirelerin örgütsel yaratıcılık algılarında, Örgüte Bağlılık, Destekleyici İklim, İnsan İlişkileri, Olumsuz Etkileşim ve Yenilikçi İklim düzeylerinin belirleyici olduğunu göstermektedir (p<0,01).

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+3
Zeynep Ersay Önal
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çok boyutlu hemşirelik kuşakları ölçeğinin Türkçe' ye uyarlanması

Araştırma, Çok Boyutlu Hemşirelik Kuşakları Ölçeği'ni Türkçe'ye uyarlamak ve hemşirelikte geçerlilik ve güvenilirliğini test etmek amacıyla metodolojik olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma Aralık 2019 –Haziran 2021 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırma verileri Aralık 2019- Mayıs 2020 tarihleri arasında Bursa il merkezinde faaliyet gösteren bir Sağlık Bakanlığı Hastanesi, bir üniversite hastanesi ve üç özel hastane olmak üzere beş hastanede çalışan 447 gönüllü hemşireden toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" ve Çok Boyutlu Hemşirelik Kuşakları Ölçeği"nin özgün formu kullanılmıştır. Araştırma için etik kurul izni ve kurum izinleri alınmış olup, veri toplamaya başlamadan önce ölçek uygulamaya hazır hale getirilmiştir. Bu amaçla çeviri- geri çeviri tekniği ile dil eşdeğerliği, uzman paneli ile kapsam eşdeğerliği sağlanarak anlaşılırlık açısından pilot bir uygulama ile test edilmiştir. Asıl uygulama sonrası elde edilen veriler yüzde ve frekans dağılımı, açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, korelasyon analizi, Cronbach alfa katsayısı, student t testi, Kaiser-Meyer Olkin (KMO) Örneklem Yeterliği analizi, Barlett's Örneklem Büyüklüğü Testi, Varimax Dik Döndürme, Scree Plot testi, Shapiro-Wilks testi, z testleri ile değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesi sonrasında uyarlanan ölçeğin 36 maddeli, toplam varyansın 52'sini açıklayan ve özdeğeri 1.00'in üzerinde "çalışma eğilimi", "kuşaklararası çatışma", "hasta güvenliği" ve "kendi kuşağındakilerle işbirliği" olmak üzere 4 faktörlü bir yapı gösterdiği; madde toplam puan korelasyon değerlerinin .333 ile .588 arasında olduğu, faktör yüklerinin .335-.861 arasında olduğu, ayırt edicilik düzeyinin ve uyum değerlerinin yüksek olduğu, Cronbach alfa değerlerinin .766- .929 arasında değiştiği belirlenmiştir. Çalışma sonucunda Türk kültürüne uyarlanan ölçeğin hemşirelerin çalışma ortamlarındaki kuşaklar arasındaki farklılıklarının belirlenmesinde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu ortaya konmuştur.

Güvenilirlik ve geçerlilikHemşirelerHemşirelik+3
Gamze Türedi
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin farklılık yönetimi algısının örgütsel mutluluk düzeyleri üzerine etkisi

Araştırma hemşirelerin farklılık yönetimine ilişkin algılarının örgütsel mutluluk düzeyleri üzerine etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı tasarımda gerçekleştirilmiştir. Araştırma Kasım 2019 –Haziran 2021 tarihleri arasında yürütülmüş olup, veriler Aralık 2019- Şubat 2021 tarihleri arasında Ankara il merkezinde bulunan üç hastanede çalışan 204 gönüllü hemşireden toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Farklılıkların Yönetimi Ölçeği" ve "Örgütsel Mutluluk Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma için etik kurul izni ve kurum izinleri alınmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; hemşirelerin farklılıkların yönetimine ilişkin algılarının orta düzeyde (Χ=98,32±22,16) ve en olumsuz algıladıkları boyutun bireysel tutum ve davranışlar (X=13,24±3,24) olduğu, örgütsel mutluluk düzeylerinin de orta düzeyde olduğu (X= 94,43±22,25) olduğu saptanmıştır. Farklılıkların yönetimi ölçeği ve tüm alt boyutları ile örgütsel mutluluk ölçeği ve tüm alt boyutları arasında pozitif yönde ve çok ileri derecede anlamlı ilişkilerin olduğu ( p<0,001) ve hemşirelerin farklılık yönetimi algılarının örgütsel mutluluk düzeylerini olumlu yönde etkilediği (R=.525, R2=.275 p<0.05), farklılıkların yönetimi algısının hemşirelerin örgütsel mutluluk düzeylerinin toplam varyansının % 28'ini açıkladığı belirlenmiştir. Hemşirelerin çalıştıkları hastane türü, çalıştıkları birim, yaş, eğitim düzeyi, mesleki deneyim, pozisyon ve çalışma şekline göre farklılık yönetimi algılarında anlamlı farklılıklar olduğu (p<0,05), çalışılan hastane türü, yaş, eğitim durumu ve çocuk sayısına göre de örgütsel mutluluk düzeyleri arasında anlamlı farklılıklar olduğu (p<0,05) saptanmıştır. Araştırma sonucunda hemşirelerin farklılık yönetimi algılarının ve örgütsel mutluluk düzeylerinin orta düzeyde olduğu, farklılık yönetimi algılarının örgütsel mutluluklarını olumlu yönde etkilediği ve kişisel ve mesleki bazı özelliklerine göre farklılık yönetimi algılarında ve örgütsel mutluluk düzeylerinde farklılıklar olduğu ortaya çıkmıştır.

FarklılıklarFarklılıkların yönetimiHemşireler+5
Tuğba Akman
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin mesleki profesyonel tutumlarının meslektaş dayanışması üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, hemşirelerin mesleki profesyonel tutumlarının meslektaş dayanışması üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu tanımlayıcı ve ilişki arayıcı nitelikteki çalışma, 376 hemşirenin çalıştığı bir devlet hastanesinde, en az altı ay bu hastanede çalışan ve çalışmaya katılmaya gönüllü olan 254 hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, üç bölümden oluşan online anket formu ile toplanmıştır. Veri toplama formu, hemşirelerin bireysel ve mesleki özelliklerini içeren "Bilgi Formu", "Meslekte Profesyonel Tutum Envanteri" ve "Hemşirelerde Meslektaş Dayanışması Ölçeği'nden oluşmuştur. Veri analizinde tanımlayıcı istatistikler, Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis-H testleri kullanılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkiyi belirlemek için Spearman Korelasyon Analizi ve Çoklu Regresyon analizi yapılmıştır. Hemşirelerin Meslekte Profesyonel Tutum Envanteri'nden 67,53±27,76 puan, Hemşirelikte Meslektaş Dayanışması Ölçeği'nden ise 98,78±13,31 puan aldığı belirlenmiştir. Yapılan korelasyon ve regresyon analizleri sonucunda, hemşirelerin mesleki profesyonel tutumlarının meslektaş dayanışması üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ölçümler arasında orta düzeyde ve negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (rs=-0,424; p<0,01). Bu sonuçlar doğrultusunda, hemşirelerin meslekte profesyonel tutumları ile meslektaş dayanışması arasında istatistiksel olarak anlamlı orta düzeyde negatif bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bu sonuca göre hemşirelerde meslekte profesyonel tutum düzeyi azaldıkça meslektaş dayanışma düzeyinin arttığı saptanmıştır.

Hastane yönetimiHemşirelerHemşirelik+6
Funda Gül Bilgen
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Akademisyenlerin ruh sağlığı okuryazarlığı düzeyi ile ruhsal hastalıklara yönelik inançları arasındaki ilişki

Bu araştırma akademisyenlerin ruh sağlığı okuryazarlığı düzeyi ve ruhsal hastalıklara yönelik inançlarının belirlenerek aralarındaki ilişkinin incelenmesi ve ruhsal hastalıklara yönelik inançlarını etkileyen değişkenlerin saptanması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tasarımdaki araştırma, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi'nde görev yapan 357 akademisyen ile Temmuz 2021- Şubat 2022 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Ruh Sağlığı Okuryazarlığı Ölçeği ve Ruhsal Hastalıklara Yönelik İnançlar Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada sürekli değişkenler ortalama±standart sapma (X±SS), kategorik değişkenler ise frekans (n) ve yüzde (%) ile gösterilmiştir. Değişkenlere göre ruhsal hastalıklara yönelik inançlar arasında fark olup olmadığı bağımsız örneklem t testi veya tek yönlü varyans analiziyle, ruh sağlığı okuryazarlığı ve ruhsal hastalıklara yönelik inançlar arasındaki ilişki Pearson korelasyon analiziyle, değişkenlerin ruhsal bozukluklara yönelik inançları yordama durumu ise çoklu doğrusal regresyon analiziyle değerlendirilmiştir. Akademisyenlerin Ruh Sağlığı Okuryazarlığı Ölçeği ve Ruhsal Hastalıklara Yönelik İnançlar Ölçeği puan ortalamaları sırasıyla 17,05±3,75 ve 69,40±16,64 olarak belirlenmiştir. Ruh sağlığı okuryazarlığı ile ruhsal hastalıklara yönelik inançlar arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca ruhsal hastalıklara yönelik inançları etkileyen değişkenlerin çalışılan birim, ruh sağlığı okuryazarlığı eğitimi alma, daha önce psikiyatrik yardım alma, ailesinde ruhsal bozukluğa sahip bireyin bulunması, ruhsal bozukluğu olan biriyle çalışmayı isteme, mesleki yaşamında ruhsal sorunu olan öğrenciyle karşılaşma durumu ve ruhsal bozukluğu olan öğrencilerin eğitime devam etmesine yönelik düşünceler olduğu belirlenmiştir. Modeldeki tüm değişkenler ruhsal hastalıklara yönelik inançları %52,6 oranında açıklamaktadır. Araştırma sonucunda akademisyenlerin ruh sağlığı okuryazarlığı düzeyinin ortalamanın üzerinde olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra akademisyenlerin ruhsal hastalıklara yönelik olumsuz inançlara sahip oldukları ve bu inançların birçok faktörden etkilendiği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Akademisyen, Ruh Sağlığı Okuryazarlığı, Ruhsal Hastalıklara Yönelik İnançlar

Akademik personelAkademisyenlerPsikiyatrik hastalıklar+4
Cemre Sinem Gümüş
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gençlik merkezi faaliyetlerine katılan 18-29 yaş gençlerde serbest zaman tatmin düzeyinin sosyal sorun çözme becerileri ile ilişkisi

Bu çalışmada gençlik merkezi faaliyetlerine katılan 18-29 yaş gençlerde serbest zaman tatmin düzeyinin sosyal sorun çözme becerileri ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya kapsamında 264 gence ait veriler değerlendirilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından Tanıtıcı Bilgi Formu, Serbest Zaman Tatmin Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Sosyal Problem Çözme Envanteri-Kısa Formun yer aldığı anket formu aracılığı ile yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Veri analizinde sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, Students t testi, tek yönlü Varyans analizi, Mann Whitney U ve Kruskall Wallis H testi ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Gençlerin Serbest Zaman Tatmini ve Sosyal Problem Çözme Envanteri puan ortalamaları sırasıyla 3,71±0,69, 60,59±13,56'dır. Gelir getiren bir işte çalıştığını belirten ve gençlik merkezinde eğitim faaliyetlerine katılanlarda Sosyal Problem Çözme Envanteri puan ortalaması istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksektir. Algılanan sosyal destek ve serbest zaman tatmin düzeyi ile sosyal problem çözme becerisi arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü, zayıf ilişki saptanmıştır. Algılanan sosyal destek düzeyinde artış ve serbest zaman tatmini sosyal sorun çözme becerisine pozitif yönde katkı sağlamaktadır. Bu doğrultuda gençlerin sosyal destek ve sosyal sorun çözme becerilerinin arttırılmasına yönelik olarak güçlendirme, ekolojik, sistem yaklaşımı vb. sosyal hizmet girişimlerinin planlanması, gençlerin istihdamı arttıracak, gençleri çalışma yaşamına hazırlayacak proje ve eğitim faaliyetlerinin planlanması önerilebilir. Anahtar Sözcükler: Serbest zaman aktiviteleri, serbest zaman tatmini, sosyal destek, sosyal problem, sosyal sorun çözme becerileri.

Turhan Arslan
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın sağlık çalışanlarında toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumların iş-aile yaşam çatışması ile ilişkisi

Bu çalışmada kadın sağlık çalışanlarında toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumların iş-aile-yaşam çatışması ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipteki bu çalışmaya Türkiye'de herhangi bir sağlık kuruluşunda çalışan, araştırmaya katılmayı kabul eden 542 kadın sağlık çalışanı dahil edilmiştir. Pandemi süreci nedeni ile araştırma verileri Kasım 2021- Mart 2022 tarihleri arasında Google Forms üzerinden oluşturulan Tanıtıcı Bilgi Formu, Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği ve İş-Aile Yaşam Çatışması Ölçeğinin yer aldığı çevrimiçi anketle toplanmıştır. Veri analizinde sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, Students t, ANOVA, Mann Whitney U, Kruskall Wallis H testleri, Bonferroni ve Dunnett's T3 posthoc testleri, Pearson korelasyon analizi ve çok değişkenli doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. İstatistiksel testlerin anlamlılık düzeyi olarak p<0.05 kabul edilmiştir. Toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumların iş-aile yaşam çatışması ile istatistiksel olarak anlamlı düzeyde, negatif yönlü zayıf, iş-aile çatışması ile pozitif yönlü, çok zayıf ve aile iş çatışması ile ise negatif yönlü, orta düzeyde ilişkisinin olduğu belirlenmiştir. Toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumların eşitlikçi yönde artışı iş-aile yaşam çatışmasında azalmayla ilişkilidir. Bu kapsamda kadın sağlık çalışanlarına yönelik endüstriyel sosyal hizmet bağlamında aile dostu politikaların hayata geçirilmesi önem arz etmektedir. Anahtar Sözcükler: İş-aile yaşam çatışması, Sağlık çalışanı, Sosyal hizmet, Toplumsal cinsiyet rolü.

Cinsiyet rolleriSağlık personeliSosyal hizmetler+2
Leylicem Seçgin
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kardiyoloji servisinde yatan hastalarda algılanan sosyal desteğin anksiyete ve depresyon ile ilişkisi

Araştırma kardiyoloji servisinde yatan hastaların algıladıkları sosyal destek düzeylerinin anksiyete ve depresyon düzeyleri ile ilişkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Bu kapsamda Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi kardiyoloji servisinde yatan 260 hasta araştırma örneklemini oluşturmuştur. Veriler toplama araçları olarak Sosyodemografik özellikler veri toplama formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Hastane Anksiyete Depresyon Ölçeği kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS programı ile değerlendirilmiş olup, betimsel analizler (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, minimum, maksimum), tek yönlü varyans analizi (ANOVA), t-testi, pearson korelasyon analizi, lineer regresyon analizi ve post hoc (Tukey, LSD) analizleri kullanılmıştır. Araştırmaya katılan hastaların yaş ortalaması 63,43±13,71 olup %54,6'sı erkek, %78,8'i evli, %92,3'ü çocuk sahibi, %70,8'i eğitim düzeyi olarak ilkokul ve altıdır. Hastaların %74,8'inin bir işte çalışmadığı, %96,9'unun refakatçisinin olduğu ve %71,2'sinin ek hastalığının olduğu görülmektedir. Hastaların Hastane Anksiyete Depresyon ölçek puan ortalamaları ise hastane anksiyete puanı için 8,87±5,10, hastane depresyon puanı için 7,42±4,61 olarak bulunmuştur. Hastaların Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek ölçek puanları ortalamaları ise algılanan sosyal destek-genel için 62,18±18,70, algılanan sosyal destek-aile için 24,38±5,21, algılanan sosyal destek-özel insan için 18,52±8,86, algılanan sosyal destek-arkadaş için 19,28±8,25 çıkmıştır. Hastaların algılanan sosyal destek genel puanları ile hastane anksiyete (r=-0.36; p=0,000) ve depresyon (r=-0.434; p=0,000<0.05) puanları arasında negatif yönlü zayıf düzeyde ilişkili bulunmuştur. Yapılan regresyon analizi; aileden ve arkadaştan alınan sosyal desteğin hastane anksiyete ve depresyon düzeyini azalttığını; özel insandan alınan sosyal desteğin hastane anksiyete ve depresyon düzeyini etkilemediğini göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Anksiyete, Depresyon, Sosyal Destek, Algılanan Sosyal Destek, Kardiyoloji Servisi

Algılanan sosyal destekAnksiyeteDepresyon+4
Bilge Er
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık okuryazarlığı ile akılcı ilaç kullanımı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmanın amacı, bireylerin sağlık okuryazarlık ve akılcı ilaç kullanım düzeylerinin belirlenmesi ve sağlık okuryazarlık düzeyleri ile akılcı ilaç kullanımı arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı bir saha araştırması olarak tasarlanan çalışmanın evrenini, çalışmanın yapılacağı tarihler arasında Balıkesir merkez Altıeylül ilçesi 1 nolu Dr. Leman Yurtoğlu Aile Sağlığı Merkezine veri toplama sürecinde başvuracak 18 yaş üstü, okuryazar ve çalışmayı kabul eden yaklaşık 20.000 kişi oluşturmuĢtur. Bu kapsamda örneklem olarak 387 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotları kullanılmıştır. Ölçekler normal dağılım göstermediği (p<0,05) için nonparametrik testler kullanılmıştır. Normal dağılıma sahip olmayan ölçeklerde niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki bağımsız grup arasındaki farkı bulmak için Mann Whitney U testi, ikiden fazla bağımsız grup karşılaştırmalarında ise Kruskal Wallis analizi uygulanmıştır. Kruskal Wallis analizi sonucunda fark var bulunduğunda, fark yaratan grubu bulmak için ise düzeltilmiş Bonferroni uygulanmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkiyi test etmek için Spearman korelasyon kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, Türkiye sağlık okuryazarlık ölçeğinin ortalama puanı, sorunlu/sınırlı sağlık okuryazarlığı olarak ifade edilen 32,90±7,35 olarak tespit edilmiştir. Akılcı ilaç kullanımı ölçeğinin ortalama puanı ise akılcı ilaç kullanım bilgisine sahip olarak değerlendirilen 38,82±3,90 olarak tespit edilmiştir. Bireylerin sağlık okuryazarlık düzeyleri ve alt boyutları ile akılcı ilaç kullanım düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu sonuçlar politika yapıcılara ve sektörün diğer önemli yapı taşları olan uygulayıcılar ve akademisyenlere konuya yönelik daha fazla çalışma yürütmeleri konusunda yön gösterici olabilir. Anahtar Sözcükler: Akılcı ilaç kullanımı, Akılcı olmayan ilaç kullanımı, İlaç kullanımı, Sağlık okuryazarlığı.

Aile sağlığı merkeziAkılcı ilaç kullanımıBirinci basamak sağlık hizmetleri+2
Zeynep Ece Kan
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Boşanmış ebeveyne sahip bireylerin aile olgusuna bakışı ve eş seçim kriterleri

Boşanmış ebeveyne sahip bireylerin aile olgusuna bakışı ve eş seçim kriterlerini konu edinen bu çalışmada Osmaniye ilinde ikamet eden 20 katılımcı ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nitel bir araştırma olarak planlanan tezde fenomenolojik desen kullanılmış olup derinlemesine görüşme/mülakat ve gözlem tekniklerinden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler tematik içerik analizi yoluyla çözümlenmiştir. Yapılan çalışma sonucunda yaşanılan aile düzeninin kişilerin aile olgusuna bakışını ve eş seçimini etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Sağlıksız iletişim teknikleri kullanılan, huzur, mutluluk ve güven olmayan, çatışmalara maruz kalınan bir aile ortamında büyüyen çocuk; aile olgusunu tanımlarken destek kavramına vurgu yapmaktadır. Çünkü boşanma sonucu yaşanılan ebeveyn eksikliği kişinin destek mekanizmasını olumsuz etkilemektedir. Ek olarak boşanmış ebeveyne sahip bireyler; aile kurmakta zorlanmakla birlikte gelecekte evlenirlerse boşanma ihtimalini daha çok düşünmektedirler. Ebeveynlerinin boşanma nedeni ise bireylerin eş seçiminde önemli bir faktör haline gelmektedir. Ayrıca aile düzeni kişinin ileride kendisini eş görme düzeyini ve ideal eş tanımlamasını da etkilemektedir. Bireylerin psikoseksüel gelişimini tamamlarken ebeveynleri ile ilişkisi de eş seçimlerini etkilemektedir. Sonuç olarak boşanmış ebeveyne sahip olmak bireylerin boşanma seçeneğini daha doğal görmelerine yol açmakta ve ayrıca eş seçimini etkilemektedir. Bu nedenle boşanmanın kuşaklararası etkisini azaltmak için sistem kuramı gereği birey-aile-toplum ilişkisi yakından takip edilmelidir.

AileBoşanmaEş seçimi
Kübra Dertli
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Health Sciences
2022
00