
3
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Kripto paraların muhasebeleştirilmesi ve denetimi
Şeffaflığın, hesap verilebilirliğin ve güvenilirliğin sağlanmasında önemli yenilikler getireceği düşünülen blokzincir teknolojisinin, birçok alanı etkisi altına alacağı düşünülmektedir. Blokzincir teknolojisinin etkilediği alanlardan biride muhasebe ve denetimdir. Blokzincir teknolojisi muhasebe ve denetim alanında da bir dönüşümü gündeme getirmektedir. Bu teknoloji ile kripto paraların muhasebeleştirilmesi ve denetimi gündemdeki konulardan biridir. Bu dönüşümün muhasebe ve denetim uygulamalarında yeniden şekillenmesine neden olması beklenmektedir. Öncelikle Kripto paraların hangi varlık sınıfında yer alacağı tespit edilerek yapılacak sınıflandırmayla beraber muhasebe ilkeleri ve standartları kullanılarak kripto paraların nasıl muhasebeleştirileceği bilgisine ulaşılmak amaçlanmaktadır. Blok zincir; şeffaf, dağıtılmış ve herkesin erişebildiği bir muhasebe kayıt sistemi olarak belirtildiğinde bu teknoloji ile ağda gerçekleştirilen tüm işlemler izlenebilmekte ve muhasebe işlemlerinin de güvenli şekilde muhafaza edilmesine imkân tanımaktadır. Ayrıca tarafların birbirleriyle mutabık olup, hatasız kayıtlar atılmasını mümkün kılmaktadır. Blokzincir teknolojisinin muhasebe ve denetim alanında kullanılması özellikle kripto paralarla gerçekleştirilen işlemlerin kayıt ve muhafaza şekli iki yanlı kayıt sisteminin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Blokzincir teknolojisi muhasebenin genel kabul görmüş çift yönlü kayıt sistemini değiştirebileceği ve üç boyutlu muhasebe sistemini gündeme getirmesi de söz konusudur.
Tarım kredi kooperatiflerinde iç kontrolün muhasebe hata ve hilelerinin önlenmesindeki rolü: Kütahya Bölge Birliği örneği
Tarım Kredi Kooperatifleri (TKK) kâr amacı gütmeyen bir kuruluşlardır. Tarım sektöründeki üreticilerin faaliyetlerine ayni ve nakdi ekonomik destek sağlamaktadırlar. Hem topluma hem de ortaklarına fayda sağlamayı amaçlayan TKK'ların topluma ve üyelerine hesap verme sorumluluğu bulunmaktadır. TKK'lar tarımsal üretimi artırmak ve iyileştirmek amacı ile sermaye sorunu olan çiftçiye katkı vermeyi hedefledikleri için, etkin bir iç kontrol mekanizmasına sahip olmaları önem arz etmektedir. Özellikle muhasebe sistemindeki hata ve hillerin önlenmesinde etkin iç kontrol sistemine ihtiyaç bulunmaktadır. Muhasebe hata ve hilelerinden kaynaklanan riskler, orta ve uzun dönemde işletmelerin yaşam süresini de kısaltabilmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı TKK'larda iç kontrol sisteminin, muhasebe hata ve hilelerini önlemedeki rolünü nitel araştırma yöntemi ile ortaya koymaktır. Bu bağlamda araştırmanın birinci bölümünde Tarım Kredi Kooperatiflerinin tarihçesi, organizasyon yapısı, çalışma konuları ve denetim süreçleri ele alınmıştır. İkinci bölümde muhasebe hata ve hileleri, muhasebe hilelerin tespiti ve engellenmesi, muhasebe hata ve hilelerin engellenmesinde kullanılan araçlar üzerinde durulmuştur. Çalışmanın son bölümünde ise Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Kütahya Bölge Birliğine bağlı kooperatiflerde muhasebe hata ve hilelerin önlenmesinde iç kontrol sisteminin rolünü belirlemeye yönelik yapılan araştırmanın yöntemi, bulguları ve elde edilen sonuçlarına yer verilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuca göre, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifi Kütahya Bölge Birliğinde, iç kontrol sisteminin muhasebe hata ve hilelerin önlenmesinde etkin olduğu ve kooperatif ortaklarının menfaatlerinin korunmasına yönelik katkı sağladığı tespit edilmiştir.
BIST 25 Sürdürülebilirlik Endeksinde yer alan işletmelerin iklim değişikliği açıklamalarının yeşil yıkama riski (greenwashıng) kapsamında incelenmesi
İklim krizinin derinleşmesi ve doğal kaynakların tahribatı, sürdürülebilirliği küresel ölçekte en önemli gündem maddelerinden biri haline getirmiştir. Bu krizin oluşumunda etkili paydaşlardan biri olan işletmeler, çevresel, sosyal ve ekonomik (ESG) performanslarını sürdürülebilirlik raporları aracılığıyla paylaşmaktadır; ancak bu raporların yanıltıcı veya gerçeği yansıtmayan şekilde hazırlanması yeşil yıkama (greenwashing) sorununu ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmada, BİST 25 Sürdürülebilirlik Endeksi'nde yer alan işletmelerin 2017–2023 dönemine ait sürdürülebilirlik raporları incelenerek, iklim değişikliği ile ilgili açıklamaların yeşil yıkama riski kapsamında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. BIST 25 Sürdürüleilirlik Endeksinde yer almasına rağmen raporlama sürekliliği bulunmayan sekiz işletme, kapsam dışında bırakılmış ve analiz 17 işletmeyle yürütülmüştür. Araştırma, çoklu vaka analizi yöntemiyle, BIST 25 işletmelerinin raporlarını, TerraChoice'un "Yeşil Yıkamanın Yedi Günahı" sınıflandırmasını temel alan sistematik bir içerik analizi çerçevesinde incelemiştir. Bu kapsamlı metodolojik yaklaşım, sera gazı emisyon verileri ve hedeflerin gerçekleşme tutarlılığının yanı sıra, kurumsal iletişimdeki seçici ve sembolik dil kullanımı ile dolaylı çevresel etkilerin gizlenmesi uygulamalarını da derinlemesine analiz etme imkânı sunmuştur. Elde edilen bulgular, yeşil yıkamanın yedi günahından özellikle "Gizli Uzlaşı Günahı"nın incelenen işletmelerin raporlarında yaygın ve sistematik bir eğilim olduğunu ortaya koymuştur. İncelenen on iki işletmenin raporlarında, sera gazı emisyon performansında tutarsızlıklar bulunmasına rağmen, yalnızca olumlu çevresel gelişmelere yer verildiği, çevresel etkilerle ilgili olumsuz sonuçların, önemli risklerin veya performans düşüşlerinin ise göz ardı edildiği tespit edilmiştir. Buna ek olarak, raporların önemli bir bölümünde "İspat Yokluğu" ve "Belirsizlik Günahı"na işaret eden, somut ve nicel ölçülere dayanmayan, bağımsız doğrulamadan yoksun çevresel iddialar saptanmıştır. Bu durum, kurumsal raporlamada şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından yapısal bir eksiklik olarak değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, İklim Değişikliği, Yeşil Yıkama, BIST 25, Sürdürülebilirlik Raporlaması