
495
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Terörün küreselleşmesi ve AB'nin terörle mücadele politikasındaki dönüşüm
Bu tezin amacı; terörizm kavramının tanımlanması temelinde, özellikle günümüz itibariyle söz konusu olmaya başlayan ?küresel terörizm? olgusunun ele alınması ve değişen terörizm ve terörizmle mücadele algısı çerçevesinde, ?Avrupa Birliği'nin Terörle Mücadele Politikası?nın dönüşüm değişim sürecinin değerlendirilmesidir. Çalışmanın temel çıkış noktasını, terörizm ve terörizmle mücadelede farklılaşan ve öngörülen uluslararası politikalar ile özellikle 11 Eylül Saldırıları sonrasında, Avrupa Birliği'nin terörizmle mücadele konusunda gündeme getirdiği güvenlik politikalarıdır.Çalışma; özellikle 11 Eylül Saldırıları sonrasında, Avrupa Birliği'nin Terörle Mücadele Politikası'nda, bir anlamda köklü değişimlerin öngörüldüğü ve yaşandığı varsayımına dayanmakta ve öncelikli olarak da, bu varsayım doğrultusunda ?terör?, ?terörizm? ve ?küresel terörizm? kavramlarının açıklığa kavuşturulması adına değerlendirmelere yer vermektedir. Son Bölüm'de de; ?Terörün Avrupa'daki Tarihi?, ?Avrupa Ülkeleri ve Terörizmle Mücadele Politikaları?, ?Terörizmle Mücadele Politikası'nın İlk Dönemi (1970 ? 2001)?, ?2001 Sonrası Gerçekleşen ve Küresel Etkilere Sahip Terör Olayları ve Avrupa Birliği'nin Değişen Terörle Mücadele Politikası ? Türkiye İle İlişkiler? bağlamında ele alınmıştır.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan batıya yönelen göçlerin toplumsal sonuçları (1984-2006)
Anadolu, coğrafi konumu gereği tarih boyunca demografik anlamda hareketli olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu'nun genişleme döneminde Balkanlar'a yönelen göçler, gerileme ve dağılma döneminde tersine dönmüş ve Anadolu yoğun bir göç baskısı altında kalmıştır. Nüfusunun önemli bir kısmı Balkanlar ve Kafkaslardan gelen göçmenlerden oluşan Türkiye, 1950'den sonra kentleşme sürecine girmiştir. Kırdan-kente ve doğudan-batıya yönelen bu göçlerle ülkenin önemli şehirleri yoğun bir göç baskısı altında kalmıştır. 1984'te PKK terör örgütünün silahlı eylemlere başlamasıyla Türkiye'de yeni bir göç dalgası başlamıştır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri'nden yaklaşık bir milyon kişi can güvenliği olmadığı için göç etmiştir. Bölgenin önemli kentlerine ve Türkiye'nin batısındaki büyük şehirlere yönelen bu göç, ani ve zorunlu olduğu için göçün sonuçları da yıkıcı olmuştur. Zorunlu olarak yerinden olmuş bu nüfusun aile yapısı ve psikolojisi zarar görmüş ve yaklaşık yüzde sekseni de yoksullukla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Türkiye'nin kentleşme sürecinde yaşadığı çarpık yapılaşma, suç oranlarındaki artış ve kayıt dışı ekonomi bu göç ile daha belirgin hale gelmiştir. Ülkenin batı kentlerinde zorunlu göç sonrasında ortaya çıkan etnik polarizasyon ise en önemli toplumsal sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Elinizdeki tez, güvenlik nedeniyle yerinden olmuş nüfusun büyüklüğünü, sorunlarını ve bu göçün toplumsal etkilerini irdelemektedir.
Çalışma ahlakının örgütsel vatandaşlık davranışı üzerine etkisi ve bir uygulama
Bu çalışmadaki temel amaç, örgütlerde çalışanların çalışma ahlakına ilişkin algılarının onların örgütsel vatandaşlık davranışları üzerindeki etkilerini incelemektir. Örgütsel vatandaşlık davranışı, çalışanların gönüllü olarak sergiledikleri, örgütlerin verim ve performansını arttıran davranışlardan oluşmaktadır. Çalışma ahlakı ise çalışmayı yücelten ahlaki değerleri kapsamaktadır. Çalışanların çalışma ahlakına ilişkin olumlu tutumları arttıkça, onların örgütsel vatandaşlık davranışını gösterme eğilimleri artacak, böylelikle çalışanlardan elde edilen verim ve kalite de yüksek olacaktır.Çalışmanın ilk bölümünde örgütsel vatandaşlık davranışına ilişkin temel kavramlar ve konunun içeriğine ilişkin bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde çalışma ahlakı kavramı ayrıntıları ile araştırılmıştır. Üçüncü bölümde ise çalışma ahlakı ve örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişki ve çalışma ahlakının örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu çalışma otomotiv sektöründe faaliyet gösteren bir örgütün çalışanlarına yönelik bir araştırmayı içermektedir.Analizler sonucu elde edilen bulguların önemli bir kısmı, ortaya koyulan hipotezleri destekler niteliktedir. Çalışma ahlakının örgütsel vatandaşlık davranışı üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu görülmektedir.Anahtar Sözcükler:Çalışma Ahlakı, Örgütsel Vatandaşlık Davranışı, Otomotiv Sektörü
Ceza Muhakemesi Hukukunda uzlaştırma
Temel felsefesini onarıcı adalet kavramından alan ve Anglo-Sakson kökenli olan uzlaşma kurumu, yirminci yüzyılın ikinci yarısında Kıta Avrupası hukuk sisteminde de yaygınlaşmış ve 2005 yılından itibaren Türk ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku alanında yapılan köklü değişiklikler ile hukuk sistemimize girmiştir. Uzlaşma kurumu; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile mevzuatımızda ilk şeklini almıştır. Süjelerden gelen artan talepler ve uygulamada ortaya çıkan sıkıntılar sebebiyle, 5560 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler uyarınca, uzlaşmaya ilişkin tüm düzenlemeler CMK'da toplanmıştır.Uzlaşma kurumu klâsik ceza adalet sistemini tamamlayıcı bir hukukî kurum olup, modern çağın ihtiyaçları ve yargılama süjelerinin talepleri ile ceza hukuku alanında uygulama alanı bulmuştur. Uzlaşma hem mağdurun zararının telafi edilmesi hem de failin pişmanlık duyarak affedilmesine imkân tanımaktadır. Dahası, yargının iş yükünü hafifletmekte ve tarafları barıştırmak suretiyle toplumsal barışa hizmet etmektedir.Klâsik ceza adaleti için yeni bir kavram ve uygulama olan uzlaşma kurumu, bu tezde üç bölüm altında incelenmiştir. Birinci bölümde, uzlaşma kavramın temellerini aldığı onarıcı adalet kavramı, kavramın tarihsel gelişimi, uzlaşma kavramı, uzlaşmanın amacı ve hukukî niteliği ortaya konmuştur. Yine birinci bölümde, uzlaşma kurumunun tarihsel gelişimi, ceza hukuku ve ceza muhakemesinin genel ilkeleri ile ilişkisi, uluslararası hukukî belgelerdeki yeri ile bu kurumun mukayeseli hukuktaki durumu ele alınmıştır. İkinci bölümde uzlaştırma uygulanmasının hukukumuzdaki mahiyeti, genel koşulları, haksız fiil ile oluşan zararın tespiti ve uzlaşma ile varılan edimin belirlenmesi tartışılmıştır. Üçüncü bölümde ise uzlaşmanın uygulanma şekli ve uzlaşmanın soruşturma ve kovuşturma aşamasında uygulanmasına göre izleneceği yöntem konusunda değerlendirme yapılmıştır. Bunun dışında uygulamadan kaynaklı aksaklıklara değinilmiştir. Dahası, uzlaşma müzakerelerinin işleyişi ve uzlaştırmacının atanması ile uzlaştırmacının uyması gereken temel ilkeler değerlendirilmiştir. Keza, uzlaşma girişiminin başarılı ya da başarısız sonuçlanması hâlinde, soruşturma ve kovuşturma aşamasında doğurduğu hukukî neticelerin neler olduğu tartışılmıştır. Aynı bölümde uzlaşmanın genel olarak doğurduğu diğer hukukî neticeler de belirtilmiştir.Sonuç bölümünde uzlaşmanın, artan farklı taleplere verilen haklı ve yerinde olarak getirilmiş bir düzenleme olduğu, ancak uzlaşmanın beklenilenin aksine yeterince uygulanmaması ve sebepleri ile bu kurumun nasıl yaygınlaşabileceği konusunda değerlendirmeler yapılmıştır.
Tüketici finansmanında kredi kartlarının rasyonel kullanımı: Bilecik ili örneği
Bu çalışmanın temel konusu, günümüzde yaygın kullanım alanı bulan birtüketici finansman aracı olan kredi kartlarıdır. Çalışmada kredi kartları, çeşitliyönleriyle detaylı bir şekilde ele alınıp, kredi kartının Dünya'daki ve Türkiye'dekikullanım durumu kronolojik olarak incelenerek; kredi kartı sistemi, sisteme katılantaraflar, sistemin işleyişi, taraflar açısından olumlu olumsuz etkileri ve kredi kartıbenzeri bazı tüketici finansman araçlarına değinilmiştir. Kredi kartları bilinçsizcekullanıldığında, tüketicileri gelirinin üzerinde borçlandırarak yaşam standardınıolumsuz yönde etkileyecek problemlere yol açabilmektedir. Bu nedenle tüketicilerikredi kartı kullanımının maliyetleri hakkında bilgilendirmeye yönelik çalışmalarınönemi artmıştır. Bu bağlamda bu çalışmada öncelikle Türkiye'de kartlı ödemesisteminin durumu ve konunun önemine dikkat çekebilecek sorunlara kısaca yerverilmiştir. Daha sonra kredi kartının rasyonel kullanımı konusu, kişilerin kredi kartıkullanımında aşırı borca girilmemesi için dikkat edilmesi gereken sorumlulukları yerinegetirme sıklığı bakımından ele alınmış ve bu davranışa etki edebilecek faktörleraraştırılmıştır. Bu faktörler, kredi kartına duyulan güven, harcama alışkanlıkları,bilgilendirici bankacılık hizmeti algısı, para ile ilgili tutum ve demografik özelliklerdenoluşmaktadır. Bu amaçla Bilecik ili merkez ilçesinde yapılan anket uygulamasısonrasında elde edilen analiz sonuçları, ortaya konulan hipotezleri destekler niteliktedir.
5237 sayılı TCK'da hırsızlık suçu
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nda hırsızlık suçunu incelemiş olduğumuz buçalışmamız, hırsızlık suçunu basit ve nitelikli halleri ile bir bütün olarak değerlendirmeamacı taşıdığından, konu olarak geniş kapsamlıdır. Çalışmamız dört bölümdenoluşmaktadır.Birinci bölümde; hırsızlık suçunun kavramsal açıklaması ve tanımı, tarihselgelişimi, benzer suçlarla mukayesesi, birkaç örnek ile öz olarak mukayeseli hukuktanasıl düzenlendiği hususları ele alınmıştır.İkinci bölümde; hırsızlık suçunun koruduğu hukuki yarar ve suçun unsurlarıincelenmiştir.Üçüncü bölümde; hırsızlık suçunun nitelikli halleri ve hafifletici sebepleri, şahsicezasızlık sebepleri, cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebepler ve etkinpişmanlık hali incelenmiştir.Çalışmamızın dördüncü ve son bölümünde ise hırsızlık suçuna teşebbüs, içtima,iştirak, soruşturma ve kovuşturma usulü, suçun yaptırımı incelenmiş vedeğerlendirmeden oluşan sonuç kısmı ile çalışmamız tamamlanmıştır.Anahtar SözcüklerHırsızlık suçu, taşınır mal, malvarlığına karşı suçlar, hırsızlık suçunun unsurları,hırsızlık suçuna teşebbüs, hırsızlık suçunun tarihsel gelişimi.
Cemil Meriç'te kültür ve ideoloji
Bu çalışmada temel amaç, kültür ve ideoloji kavramlarının Cemil Meriç'in görüşlerindeki karşılıklarını incelemektir. Kültür kavramı, genel olarak, bir ferdin sosyal ve zihni formasyonu, kişiliğinin, gıda, zevk, duyarlılık yönünden olgunluğa ermesi anlamını taşımaktadır. İdeoloji kavramı ise tasavvurların kurulma tarzını, kaynağını ve konularını arayan bilim manasında kullanılmakla birlikte, siyasi, ahlaki, felsefi ve dini sahalarda bilimlerinkine benzer kesin bilgi getirmek iddiasında olan teoriler anlamını da içermektedir. Bu bağlamda incelendiğinde Meriç, kültür kavramının tarifinin ardından, bir bilme, bir seziş halinin ürünü olan irfanı açıklamış ve bu kavrama dönülmesinin gerekliliğini ortaya koymuştur. Kültürün yanı sıra, bu kavramla ilintili olan ideoloji kavramı da incelendiğinde, Meriç, onu dünya görüşü bağlamında ifade etmiş, ardından, ideolojilerden bahsetmek suretiyle her birinin tanınması gerektiğinin önemini ortaya koymuştur.Çalışmanın ilk bölümünde, bir düşünce insanı olan Cemil Meriç'in kişiliğinin özelliklerini yansıtan bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde, kültür kavramına ilişkin tanımlamalar, temel kavramlar ve konunun içeriğine ilişkin Meriç'in düşünceleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise ideoloji kavramın tarifleri, onunla ilişkili kavramlar, ortaya çıkan ideolojiler ve bu minval üzere Meriç'in ifadeleri irdelenmiştir. Bu çalışma, Meriç'in kendi eserlerine yönelik bir araştırmayı içermektedir.Anahtar Sözcükler:Kültür, İrfan, İdeoloji, Modern Siyasi İdeolojiler
Ak Parti Dönemi Türkiye-AB müzakere süreci
?AK Parti Dönemi Türkiye-AB Müzakere Süreci? adlı yazımızın temelini, Türkiye-Avrupa Birliği müzakere süreci, bu süreç sonucunda Türkiye'nin AB karşısında üyelik durumu ve üyelik sonrası Türkiye'nin ve AB'nin kazanımlarından oluşturmaktadır. Avrupa Birliği'nin hangi süreçlerden geçerek bugünkü durumuna ulaştığını anlatmak suretiyle ilk olarak Avrupa Birliği'nin tarihsel gelişimi, AB'nin bünyesinde oluşturulan kurumları ve AB'nin yasal çerçevesi değerlendirildikten sonra ise Türkiye-AB ilişkilerinin başlangıcı olan 1959 yılı ve ardından gelen Ankara Antlaşması'ndan başlayarak müzakere sürecine kadar olan devre anlatıldı. Brüksel Zirvesi'nde alınan kararla birlikte müzakerelerin başlaması sonucu yazımızın ana konusu olan müzakere süreci ele alınarak bu bağlamda süreç içerisinde kabul edilen Müzakere Çerçeve Belgesi başlığı altında müzakerenin ilkeleri, esasları, usulleri yazıldı ve daha sonra müzakere usullerinin aşamaları Türkiye açısından ayrıntılı olarak incelendi. AK Parti döneminde yapılan reformları ve uyum paketlerini anlattıktan sonra hem Kopenhag Kriterleri açısından hem de yükümlülükleri üstlenebilme yeteneği açısından Türkiye tarafından ulaşılan noktalara kısaca değinildi. Müzakere başlıklarındaki son durumları belirttikten sonra Türkiye'nin AB yolunda bundan sonra hangi adımları izleyeceğini anlatan Türkiye'nin AB stratejisi adlı konu ele alındı. Ortaklığın kurumsal araçları, Türkiye'de AB'nin yapılanması ve müzakere sürecinin kurumsal yapısı anlatıldıktan sonra sonuç kısmına ulaşıldı. Sonuç kısmında ise Türkiye'nin AB karşısında tam üyelik durumu ve AB'ne üye devlet olması halinde Türkiye'nin ve AB'nin kazanımlarını değerlendireceğiz.Anahtar SözcüklerAvrupa, Kurumlar, Antlaşmalar, Ankara, Gümrük, AK Parti, Müzakere, Uyum Paketleri.
Cumhuriyet Türkiyesi Kürt sorunu
Cumhuriyet'in kuruluşuyla başlayan ve `Türk' kimliği çatısı altında, ulus devlet ideolojisini gerçekleştirmeye matuf, tüm halkları tanımlama çabasının meydana getirdiği negatif etki, en fazla Kürt halkı üzerinde görülmüştür.Türkiye Cumhuriyeti'nin devlet politikası olarak Kürt halkına karşı tutumu 2002 yılına kadar inişli çıkışlı bir evre izlemiş fakat 2002'den sonra çözüm adına önemli adımlar atılabilmiştir.Cumhuriyet'imizin kuruluşundan günümüze kadar gelip geçen hükümetler Kürt sorununa karşı çözüm yolları aramışlar fakat her iki tarafı memnun edecek bir çözüm günümüzde yapılan çalışmalar hariç tutulursa bulunamamıştır.`Demokratik Süreç' adıyla gerçekleştirilmeye çalışılan Kürt sorununa çözüm arayışlarını kamuoyu yakından takip etmekte ve bu sürece aydınlar ve sivil araştırma kuruluşları da destek vermektedir.Bu bağlamda tezin amacı; Cumhuriyet'imizin kuruluşundan günümüze kadar geldiği süreçte Kürt sorununa karşı devletin nasıl bir politika sergilediğini anlamak, sonrasında da günümüzün önemli partilerinin Kürt sorununa bakış açısını ve bunların çözüm önerilerini incelemek, günümüzün önemli aydınlarından üç ismin Kürt sorununa bakışını ve çözüm önerilerine bakmak ve son olarak da kamuoyunca önemle takip edilen sivil araştırma kuruluşlarının hazırladığı raporlar çerçevesinde Kürt sorununa çözüm arayışlarının anlatılmasına çalışmaktır.
Bilecik seramik sektörünün elmas modeli ile rekabet analizi
Kümelenme kavramı özellikle Alfred Marshall ve Michael Porter'ınçalışmalarından sonra iktisatçıların en çok ilgilendiği alanlardan biri haline gelmiştir.Genel olarak bakıldığında kümelenme (cluster) ekonomik faaliyetlerin hem coğrafi hemde sektörel bağlamda bir alanda yoğunlaşması anlamına gelmektedir. Porter'a göre(1998) kümelenme rekabet eden, birbirini tamamlayan ve birbirine bağlı firma vekuruluşların bölgesel yoğunlaşması olarak tanımlanmaktadır. Bu çerçevede kümelenme,oluştuğu bölgede önemli bir rekabet gücü yaratmakta ve içinde olan firmalara büyükavantajlar sağlamaktadır. Buna bağlı olarak rekabet gücü ve avantajının kazanılmasındakümelenmelere dayalı politikalar ve stratejilerin geliştirilmesi ülkemiz açısındanözellikle büyük bir önem arz etmektedir.Çalışmada öncelikle rekabet avantajı, sürdürülebilir rekabet avantajı konularıincelenmiş, Porter'ın elmas modeli, çift elmas modeli, değer zinciri konularınadeğinilmiş ve kümelenme konusuna detaylı olarak ele alınmaya çalışılmıştır.Kümelenme konusu doğrultusunda Dünya'daki ve Türkiye'deki değişik sektörlerdekikümelenme örnekleri verilmeye çalışılmış ve spesifik olarak seramik sektörü elealınmıştır. Bu sektörün Dünyada ve Türkiye'deki durumu ele alınmaya çalışılmış veTürkiye'de seramik sektörünün lokomotif ili olan Bilecik ilinin rekabet analizi Porter'ınElmas Modeli (Diamond) kullanılarak incelenmeye çalışılmıştır. Bu doğrultudaçalışmada öncelikle geniş bir literatür incelemesi yapılmış, basılı ve süreli yayınlartaranmış, konu ile ilgili pek çok yazar tarafından yayımlanan makaleler incelenmiş veen son olarak sektörle ilgili kişi ve kurumlardan bilgi ve belgeler toplanmıştır.Anahtar Sözcükler:Kümelenme, Porter Elmas Modeli, Rekabet Avantajı, Seramik Sektörü, Bilecik