
13
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Halmammedov senfoni no.1 müzikal yapı analizi, şeflik ve yorum rehberi
This thesis provides musical structure analysis and conductorial guidance on the performance and interpretation of Nury Halmammedov's Symphony No.1. The methodology follows deconstruction of the work from macro structures of form and tonal landscapes to microstructures of phrase and musical figures. Textures of the musical language structure are taken apart to reveal dynamic, rhythmic and tonal layering with proofs obtained from the orchestration. The relation of the composer's musical language with that of traditional Turkmen music is held in focus. Musical context analysis is extended through an insight on the interpretory psychological elements of the work. Guidence on the interpretation of the work from a conductor's approach is reached through this analysis and definite instructions on conductorial grammer, gestural posture and expressive gestures are offered for each section making up the complete work.
Cumhuriyet Döneminde yazılan nota okuma kitaplarının öğretim ilkeleri ve içerikleri açısından incelenmesi
Bu araştırmada, Cumhuriyet döneminde yazılan nota okuma kitaplarının öğretim ilkeleri ve içerikleri incelenmiştir. Nitel araştırma yöntemi ile ele alınan bu araştırma betimsel bir çalışmadır. Araştırmada incelenen dört kitap, ülkemizdeki müzik eğitim kurumlarında temel nota okuma eğitiminde kullanılmaktadır. Kitaplar hedeflenen öğretim ilkelerinin kazandırılması doğrultusunda öncelikle temel müzik bilgilerinin öğrenilmesine yönelik içerik sunmaktadırlar. Bu bilgiler ışığında yazılan nota okuma alıştırmaları araştırmada incelenen kitapların bazılarında tonal, bazılarında ise makamsal ve/veya modal ses dizileriyle oluşturulmuştur. Nota okuma alıştırmalarında tercih edilen ses genişlikleri, nota uzunlukları, artikülasyon ve noktalama işaretleri, anahtarlar, tartım kalıpları, ölçü ve benzeri bütün donanımlar araştırmada incelenen kitaplarda benzer veya farklı şekilde kullanılmıştır. Araştırma sonucunda kitapların öğretim ilkelerinde temel benzerlikler olmakla birlikte içerik ve öğretime yaklaşımları açısından bazı farklılıkların olduğu anlaşılmış, araştırmada bu benzerlik ve farklılıklara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Nota, Nota Okuma Alıştırması, Tartım, Ölçü
Geleneksel Türk Sanat Müziğinin Türk Halk müziği ile karşılaştırılarak incelenmesi
Anadolu kaynaklı müzik geleneği Halk Müziği ve Sanat Müziği olmak üzere günümüzde iki parçalı durumdadır. Türk Sanat Müziği makamlı bir müzik türüdür. X.yüzyılda yaşamış olan Farabi'den Timurlek'in öldüğü 1405'e kadar geçen süre Türk Müziğinin nazari yönleriyle açıklandığı ve yazıya aktarılmaya başlandığı oluşum dönemini kapsamaktadır. Türk Sanat Müziği ciddi anlamda üzerinde yaşanılan toprakların, milletlerin müziklerinden etkilenmiştir. Bizans kilise müziği ve diğer milletlerin müziklerinden yararlanılmıştır. Bu sanat dalında yer alan birçok makam Osmanlı üzerinde hâkimiyet süren toplumlardan alınmıştır. 17.yüzyılın ortalarından Lale Devri'nin sona erdiği 1730'a kadar Avrupai, Barok ve Rokoko etkilerinin Osmanlı sarayına nüfus ederek zamanın doğu kültürüyle apayrı bir sentez oluşturduğu Klasik dönem süregelmiştir.1730'dan İsmail Dede Efendi'nin 1836'daki ölümüne dek uzanan dönem son dönem 1745'e kadar süren akım Romantik dönem 20.yüzyılın ortalarından bugüne kadar olan dönem ise çağdaş dönemdir. Halk Müziği, toplumun içinden gelen insandan insana aktarılarak yaşayan, sürekliliği bulunan yüzyıllar boyunca toplumların kendi öz kültürleri ile bezenen halk tarafından genel kabul görerek yaşayan bir müzik türüdür. Dünyanın neresinde olursa olsun halk şarkıları kent kültürünün dışında üretilmiştir. Neredeyse yeryüzündeki her millete ait bir Halk Müziği bulunur. Halk Müziği'nin Anadolu'ya özgü biçimine Türk Halk Müziği denir. Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği türlerini birbirinden kesin çizgilerle ayırmak mümkün değildir. Sanat Müziğinde kullanılan makamların birçoğu Halk Müziğinde de kullanılmaktadır. Ritim yönünden de basit usullerin çoğu Halk Müziğinde de kullanılmıştır. Temelde bir bütünün parçalarıdır. Her iki türünde tarihsel gelişimi incelenecek olup Sanat Müziği'nde makam Halk Müziğinde ayak, dizi kavramları geniş bir şekilde ele alınıp benzer ve farklı yönleri ele alınacaktır. Halk Müziğindeki ayaklar Sanat Müziğinde hangi makama uygun geliyor, iki türün ezgisel yapısı ve aynı zamanda türkü özelliği taşıyan Türk Sanat Müziği parçalarına da yer verilecektir.
Adıyaman yöresi halk oyunlarının kültürel olgu ve sosyolojik ögeler açısından incelenmesi
Halk oyunu, bir bölgenin sosyolojik alt yapısını içerisine alan, bunu da kültürel zenginlikleri ve yaşayış biçimiyle özdeşleştiren bir sanat dalıdır. Adıyaman, Türkiye'nin güneydoğu Anadolu bölgesinde yer alan ve medeniyet geçmişi oldukça derin olan ve bünyesinde farklı etnik kökenleri birlikte barındıran kozmopolit bir şehirdir. Bu çalışmada, Adıyaman ilinde günümüzde unutulmaya yüz tutmuş halk oyunları araştırılmaya çalışılmıştır. Bu amaçla, yapılan kaynak taramaları sonucunda çok fazla bir dokümana rastlanamamış olup, çalışma bölge insanı ile yapılan doğrudan görüşmeler ve bu konuda uzman kişiler ile yapılan bilgi paylaşımları sayesinde yürütülmüştür. Öncelikle halk oyunlarının ayrılmaz bir parçası olan halk müziği hakkında kısa bilgiler verilerek halk oyununun farklı tanımları ve kültürümüzdeki yeri incelenmiştir. Ardından Adıyaman hakkında genel bilgiler verilip, Adıyaman'ın coğrafi konumuna kısaca değinilmiştir. Adıyaman yöresindeki halk oyunları, oynanış formları, Adıyaman halk oyunlarının adları ve gruplandırılması, Adıyaman halk oyunlarındaki bazı gelenekleri, oyun yeri, incelenen beş oyunun notaları, öyküleri ve oynanış şekilleri, halk oyunları kıyafetleri ve günlük yaşama yansıma durumları saptanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda, oyunların ve özel günlere ait eski geleneklerin kaybolmaya başladığı, geçmiş dönemlere ilişkin yöresel kıyafetlerin modern yaşantı karşısında tutunamadığı tespit edilmiştir.
Orff çalgılarının anasınıfı çağındaki çocukların ritim becerilerinin geliştirilmesi üzerindeki etkisi
Orff yöntemi, 5 ve 6 yaş sınırından itibaren çocuklarda ritim becerilerini geliştirmeye yönelik bir eğitimdir. Bu yöntemle amaçlanan çocuklar eğlenerek müziği öğrenmeleri, doğaçlamayla birlikte yaratıcılık durumlarının geliştirilmesi, basit ritim çalgılarıyla müziğe eşlik etmeleri, belli bir disiplin altında gruba ait olma duygusunu, mantıksal düşünme ve dil becerilerini geliştirmek amaçlanmaktadır. Okulöncesi dönemde verilen müzik eğitimi ile çocuğun bilişsel duyuşsal ve psikomotor becerileri gelişerek ilköğretim basamağına zemin hazırlamaktadır. 5-6 yaş aralığındaki çocukların kişilik gelişimine katkıda bulunarak kendini daha iyi bir şekilde ifade edebilmesi amacıyla uzman kişiler tarafından uygulanan Orff yöntemini anlattığımız çalışmamız beş bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın ilk bölümünde literatür taraması yapılarak çocuğun gelişimsel dönemleri, müziğin çocuk üzerindeki etkileri, müzikte aktif öğrenme yaklaşımları ve Orff yöntemi incelenmiştir. Çocuğun gelişimsel dönemleri kişisel gelişimle ilgili temel kuramlardan yola çıkılarak incelenmiş ve çocuk gelişimindeki evreler müzik eğitimi ile ilişkilendirilerek açıklanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuca göre okulöncesinde çocukların gelişim dönemlerine önem verilerek ilgi ve becerilerine göre planlar oluşturulmalı, anasınıfı öğretmenleri çocukların ders içerisindeki etkinliklerde gönüllü ve aktif olmalarını sağlamalıdır. Orff yöntemindeki etkinlikler çocukların yaş, hazırbulunuşluk düzeyleri, olgunlaşma süreçleri dikkate alınarak gerçekleştirmelidir. Anasınıfı öğretmenleri derslerinde Orff yöntemini öğretirken basit ritimli kalıplara yer vermeli ve Orff çalgılarından çocukların en iyi şekilde yararlanmalarını sağlamalıdır. Anahtar Kelimeler: Gelişimsel Dönemler, Aktif Öğrenme Yaklaşımları, Orff Eğitimi ve Orff Çalgıları.
Ses eğitimi için yazılmış piyano eşlikli Türk müziği eserlerinin incelenmesi
Bu araştırmada; çeşitli yazarlar tarafından ses eğitimi için hazırlanmış olan ve özellikle piyano eşlikli Türk müziği eserlerinin yer aldığı kaynak kitapların incelenmesi yapılmıştır. Araştırmada incelenecek kaynak kitap sayısı beş (5) olarak sınırlandırılmıştır. İncelenen kitaplar müzik eğitim kurumlarında ses eğitiminde kaynak, yardımcı veya ders kitabı olarak kullanılmaktadır. İncelenen kaynak kitapların çeşitli yönlerden karşılaştırılarak ortak ve farklı yönlerinin araştırılması yapılmıştır. Kitapların içinde yer alan eserlerin çeşitli teknik özellikleri (ölçü, ton-makam, yöresi, ses genişliği, insan ses gruplarına göre farklı tonları (transpoze), eşlik (öğretmen-öğrenci-solist-piyanist), düzey, biçim) eğitimdeki işlevi, şan ve piyanoya uygunluk, sahne için kullanılabilirliği vb. bakımlardan irdelenerek araştırma yapılmış ve çeşitli tablolar oluşturulmuştur. Sonuç olarak, şan eğitimi ve dinleti kültürü için farklı düzeylerde eserlere ihtiyaç duyulmaktadır. Çok seslendirilmemiş veya eşliksiz Türk müziği eserlerinin (THM-TSM-POP vb.) uygun bir şekilde (piyano, gitar, çalgı grupları, orkestra vb.) eşlikli hale getirilmesi, eserlerin insan ses gruplarına göre transpoze yapılması, eşlik yazma ile ilgili eğitimlerin geliştirilmesi, bu konuda yapılan çalışmaların desteklenmesi, mevcut repertuarın geliştirmesi ve sahne performansları için yeni eserlerin kazandırılması sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ses Eğitimi, Şan, Piyano Eşlikli Türk Müziği.
Video destekli keman öğretiminin (7–15) yaş arası bireylerin bilişsel, duyuşsal ve psikomotor davranışlarına etkisi
Video Destekli Keman Öğretiminin (7–15) Yaş Arası Bireylerin Bilişsel, Duyuşsal ve Psikomotor Davranışlarına Etkisini belirlemeyi amaçlayan nitel ve nicel verilere dayalı bir araştırmadır. Nicel deneysel desende öğrenciler, deney ve kontrol grupları olarak 9'ar kişiden oluşturulup, yansız atama yoluyla (random) seçilmiş ve atanmışlardır. İki gruba da haftada bir ders (45 dakika) olmak üzere 9 hafta boyunca bireysel keman eğitimi verilerek dersler anlık olarak videoya kaydedilmiştir. Araştırmada Keman Çalma Becerisi Gözlem Formu (KÇBGF) ve Öğrenci Görüşleri Gözlem Formu (ÖGGF) olmak üzere iki adet ölçek kullanılmıştır. Araştırma sonucunda genel olarak Video Destekli Keman Öğretiminin (7–15) Yaş Arası Bireylerin Bilişsel, Duyuşsal ve Psikomotor Davranışlarına Etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Okul öncesi dönemdeki çocuklarda müzik eğitimi
Okulöncesi eğitimi çocuğun eğitim-öğretim hayatına attığı ilk adımı olarak değerlendirilebilir. Dolayısıyla bu dönemde atılan sağlam adımlar çocuğun sonraki eğitim-öğretim hayatı için son derece belirleyicidir. Okulöncesi eğitimi sürecinde verilen sanat ve beceri eğitimleri de bu sürecin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Sanat ve beceri eğitimlerinin bir parçası olan müzik eğitimi yoluyla da okulöncesi dönem çocuklarına bilişsel, sosyal, psikomotor, dilsel ve duyuşsal beceriler kazandırılması amaçlanmaktadır. Bu beceri alanlarının geliştirilmesinde müzik etkinliklerinin önemi hem bilimsel olarak hem de eğitimcilerimizin veri ve görüşleriyle olumlu olarak desteklenmektedir. Okulöncesi dönem çocuklarda müzik eğitimini incelememizin temel amacı sanat ve müzik eğitimi ile okulöncesi dönem eğitiminin kapsamının ne olduğunu, bu sürecin ne kadar sağlıklı işlediğini, eğitimcilerimizin yeterlilik düzeylerini, okulöncesi dönemde müzik eğitimiyle çocuğa nelerin kazandırılabileceğini araştırmak ve bunlarla ilgili öneriler sunmaktır. Söz konusu araştırmamız altı bölümden oluşmaktadır. İlk dört bölümde, sırasıyla, okulöncesi eğitiminin kapsamı, sanat eğitimi, müzik eğitimi ve okulöncesi müzik eğitimi alanlarında literatür taramaları yapılarak incelemelerde bulunulmuştur. Beşinci bölümde araştırmada kullanılan yöntem ve teknikler belirlenmiş ve altıncı bölümde ise anket tekniği kullanılarak okulöncesi eğitimcilerimizin müzik dersi hakkındaki görüşleri analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar müzik eğitiminin çocuklar üzerinde son derece olumlu etkilere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Okulöncesi dönem çocuklarının gelişimlerinde bu kadar önemli bir rol oynayan müzik eğitiminin gerek eğitimcilerimiz gerekse okullarımızın donanım yeterliliği açından daha sağlam temellerle desteklenmesi gerektiği araştırma bulgularımızda da görülmektedir. Üst eğitim kademelerinin daha nitelikli hale gelmesi için okulöncesi dönemde gelişigüzel yapılan sanat ve beceri etkinliklerinin yerini bilinçli, donanımlı, kuramsal ve daha nitelikli çalışmalara bırakması gerekmektedir. Gelişim dönemleri için son derece önemli olan müzik veya sanat gibi etkinliklerinden çocukların tam anlamıyla faydalanmaları sağlanmalıdır.
Okul öncesi eğitim kurumlarında materyal olarak şarkı kullanımı: Trabzon ili örneği
Bu araştırma okul öncesi kurumlarda öğretilen şarkılarla ilgili olarak ortak ve farklı olan özellikleri tespit edebilmek, örneklemden yola çıkarak genel bir izlenim oluşturmak amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmanın evrenini okul öncesi kurumlar, örneklemini ise Trabzon ili oluşturmaktadır. Tezi oluştururken yarı yapılandırılmış görüşme formu ve nitel araştırma türlerinden literatür tarama yöntemleri kullanılmış, elde edilen veriler Excel programından yararlanılarak tablo haline getirilmiştir. Araştırma sonucunda; okul öncesi kurumlarda ortak bir şarkı repertuarı olmamasına rağmen çoğunlukla aynı şarkıların kullanıldığı, okul öncesi kurumlarda görev yapan öğretmenlerin kendi aralarında bilgi paylaşımında bulunduğu ya da internette bulunan okul öncesi sitelerden yararlandığı gözlemlenmiştir. Örneklem dahilinde görüşülen öğretmenlerin kendilerini müzik alanında yetersiz gördükleri sonuçlarına ulaşılmıştır.
Türk operasında üç öncü kadın: Semiha Berksoy, Saadet İkesus Altan, Leyla Gencer
Kaynak tarama yöntemi kullanılarak hazırlanan bu çalışmada ilk olarak opera sanatının tanımı yapılarak sözcük anlamı, operayı oluşturan yapı taşları, türleri, operanın bölümleri ve anlatım gücünden bahsedilmiştir. Daha sonra Dünya'da Opera Sanatı başlığı altında opera sanatının dünya' da ki gelişimine yer verilerek nerede ortaya çıktığı, ilk kimler tarafından bulunduğu, bu alanda yapılmış ilk eserler, hangi evrelerden geçtiği ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Türkler Opera Sanatı ile ilk olarak Osmanlı Devletinde tanışmışlardır. Daha sonra Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte Opera Sanatı ile ilgili ciddi çalışmalara başlanılmıştır. Bu bağlamda Türklerin opera sanatında ki süreçleri 'Osmanlı Devletinde Opera'ile 'Cumhuriyet Dönemi Türk Operası ve Atatürk' olmak üzere iki başlık altında incelenmiştir Dünya'nın her yerinde opera sanatının tanınması, gelişimi ve insanlara aktarımında opera sanatçılarının çok büyük bir payı olmuştur. Bu bizim ülkemiz içinde geçerli bir durumdur. Ülkemizde opera sanatı ile ilgili ilk ciddi atımlımlar cumhuriyetin ilanından sonra Atatürk'ün direktifleri doğrultusunda gerçekleşmiştir. Cumhuriyet ilanı sonrasında yetişen ilk opera sanatçılarımızdan olan Semiha Berksoy, Saadet İkesus Altan ve Leyla Gencer opera alanında hiçbir altyapısı olmayan bir ülkede gerek yurt içinde gerek de uluslararası arena da çok büyük başarılar kazanmışlardır. Bu doğrultuda ülkemizin birer sanat elçisi haline gelen sanatçılarımız, sanat faaliyetleriyle gerek icracı olarak gerekse opera alanındaki diğer çalışmalarıyla Türk Operasının gelişimine çok ciddi katkılar sağlamışlardır. Anahtar Kelimeler: Türk Operası, Öncü Kadın Opera Sanatçıları, Semiha Berksoy, Saadet İkesus Altan, Leyla Gencer
Müzik öğretmeni adaylarının bireysel ses eğitimine yönelik tutum ve öz yeterlik algılarının incelenmesi
Bu araştırma, müzik öğretmeni adaylarının bireysel ses eğitimi dersine yönelik tutum ve öz yeterlik algılarının değerlendirilmesine yönelik olarak gerçekleştirilmiş ve çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir. Bu amaçla müzik öğretmeni adaylarına Tülay Ekici'nin geliştirdiği bireysel ses eğitimi tutum ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen bireysel ses eğitimi öz yeterlik ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini, Türkiye'de bulunan üniversitelerin, Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği programlarında öğrenim gören 3. ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmakta, örneklemini ise, 2018-2019 akademik yılı Marmara Üniversitesi, İnönü Üniversitesi, Harran Üniversitesi, Adnan Menderes Üniversitesi, Trabzon Üniversitesi, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Anabilim Dalı'nda öğrenim gören 101'i erkek, 173'ü kız olan 274 öğrenci oluşturmaktadır. Verileri toplama aracı olarak Ekici'nin (2012) bireysel ses eğitimi tutum ölçeği izin alınarak kullanılmış öz yeterlik ölçeği de araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Öz yeterlik ölçeği geliştirildikten sonra 3 uzmandan uzman görüşü alınmıştır. Verilerin analizinde, Araştırmanın alt problemlerine göre betimleyici analizler (yüzde ve frekans) ve t testi ve Anova ve Welch testleri yapılmıştır. Cinsiyet ve Mezun Olunan Lise Türüne göre Bireysel Ses Eğitimi Dersi Tutum Ölçeği ve Bireysel Ses Eğitim Dersi Öz yeterlilik Ölçeği puanlarının değişimini belirlemek amacıyla bağımsız gruplar t testi yapılmıştır. Sınıf Düzeyi, Öğrenim Görülen Üniversiteye göre Bireysel Ses Eğitimi Dersi Tutum vi Ölçeği ve Bireysel Ses Eğitim Dersi Öz yeterlilik Ölçeği puanlarının değişimini belirlemek amacıyla varyansların homojen dağıldığı durumlarda Tek Faktörlü Anova, dağılmadığı durumlarda Welch Testleri yapılmıştır. Anova testi sonucunda anlamlı farklılık bulunduğu durumlarda farklılıkların hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek amacıyla Sheeffe, Welch testi sonucunda anlamlı farklılıkların bulunduğu durumlarda ise farklılıkların hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek amacıyla Games Howell testi yapılmıştır. Araştırma sonucunda cinsiyet, sınıf, mezun olunan lise türü ve öğrenim görülen üniversite değişkenlerinde anlamlı farklılıklar görülmemiştir. Ancak bireysel ses eğitimi dersi tutum ölçeği sonucunda öğrenim görülen üniversite değişkeninde anlamlı farklılıklar görülmüştür. Bu sonuçlardan yola çıkılarak önerilerde bulunulmuştur.
Orff eğitiminin 4-6 yaş grubu çocuklardaki müzik öz yeterlik algılarına etkisi
Bu araştırmada Orff yöntemi ile çocuklara verilen müzik öğretiminin çocukların öz yeterlik düzeylerine olan etkisi çocuğun cinsiyeti, yaşı, annesinin ve babasının müzik aleti çalıp çalmaması, anne ve babasının mesleği gibi değişkenler üzerinden incelenmiştir. Araştırmanın örneklem grubu olan 29 Kontrol, 39 Deney olmak üzere toplam 68 öğrencinin demografik özellikleri frekans ve yüzdelik olarak belirlenmiş, verilerin normal dağılım uygunluğunu belirlemek için Kolmogorov-Simirnov testi uygulanmıştır. Veriler 30'dan büyük, homojen ve normal dağılım gösterdiğinden parametrik testler uygulanmıştır. Orff eğitiminin anaokulu çocukların müzik öz yeterlilik puanları ile demografik özellikleri arasında farklılık saptamak için bağımsız örneklem için "t" testi ve ANOVA testi uygulandı. Deney grubundaki çocukların ön test ve son test, son test ve kalıcılık testlerinde aldıkları öz yeterlilik puanlarına ait değerlerinin karşılaştırması için bağımlı örneklem için Paired Samples testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda Deney ve kontrol grupları arasında istatistiksel olarak bir farklılık saptanmıştır. Ön testte istatistiksel olarak cinsiyet, annenin, babanın, ailede olan herhangi birinin müzik aleti çalma durumu, babanın mesleği, annenin mesleği değişkenleri ile müzik öz yeterlilik düzeyleri arasında bir farklılık saptanmamış, yaş değişkenine göre müzik öz yeterlilik puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Son testte cinsiyet, annenin, babanın ailede olan herhangi birinin müzik aleti çalma durumu, babanın mesleği, annenin mesleği değişkenleri ile müzik öz yeterlilik düzeyleri arasında bir farklılık saptanmamış, yaş değişkenine göre müzik öz yeterlilik puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Kalıcılık testte cinsiyet, annenin, babanın, aileden herhangi birinin müzik aleti çalma durumu, babanın mesleği, annenin mesleği değişkenleri ile müzik öz yeterlilik düzeyleri arasında bir farklılık saptanmamış, yaş değişkenine göre müzik öz yeterlilik puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Müzik, Müzik Eğitimi, Orff Eğitimi, Öz Yeterlik
Beethoven'ın Beşinci Senfonisini yönetmek: Yapısal ayrıştırma, temel duygular ve şeflik grameri ile korelasyon
This Thesis presents a musical analysis as well as a conducting guide on the performance and interpretation of Ludwig van Beethoven's Fifth Symphony. The methodology follows a deconstruction of two contrasting movements of the work in an arch extending from bigger to smaller structures of form, harmony and orchestration. Each analyzed microstructure is then linked to a specific musical interpretation, and then to precise instructions concerning conductorial grammar and its correlation with core emotions.