Bilkent University
Discipline

Siyaset ve Sosyal Bilimler Anabilim Dalı

Bilkent University

12

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

12 Theses
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de İslamofobik yaklaşımlar (1980-2000)

Bu tez 1980 ve 2000 yılları arasında Türkiye'de meydana gelen islamofobik yaklaşımları incelemektedir. Genellikle islamofobi, Müslüman olmayan ülkelere özgü bir problem olarak görülmektedir. Tez; islamofobinin yalnızca Müslümanların azınlık olduğu ülkelerde değil, nüfusun çoğunluğunun kendini müslüman olarak tanımladığı ülkelerde de var olabileceğini göstermeyi amaçlamaktadır. Tezde islamofobinin belirlenmesi amacıyla bir dönemlendirilmeye gidilmiştir. Bu dönemlendirme; ön yargı ayrımcılık, dışlama ve şiddet kavramlarından hareketle yapılmıştır. Tezin birinci bölümünde islamofobi ve antiislamizmin uluslararası literatürdeki yeri anlatılmış ve kavramlar açıklanmıştır. Ayrıca islamofobinin temel göstergeleri anlatılmıştır. İkinci bölümde islamofobinin Türkiye'de nasıl oluştuğu ve nasıl işlendiği anlatılmış; 1980-1997 yılları arasındaki dönem ön yargı, dışlama bağlamında islamofobi olarak açıklanmıştır. Üçüncü bölümde 1997 sonrası meydana gelen şiddet dönemi örneklendirilmiştir. Bu örneklendirilme yapılırken, ordu, içişleri bakanlığı, milli eğitim bakanlığı ve üniversiteler gibi kamu kuruluşları ve çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından yapılan ayrımcılık ve şiddet eylemleri temel alınmıştır. Çalışmada siyasetçilerin ve asker kişilerin açıklamaları, konuyla ilgili gazete haberleri ve karikatürler incelenip analiz edilmiştir. Tezde betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Tezde 1980- 2000 yılları arasında dini hayatı pratikte yaşayan kişilerin ön yargı, ayrımcılık, dışlama ve şiddet bağlamında islamofobiye ve antiislamizme uğradığı sonucu çıkarılmıştır.

Din-devlet ilişkileriMüslümanlarTürkiye+2
Büşra Kepenek Şahin
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve siyasi partiler

The aim of this study is to explain the strong office of the presidency in the parliamentary system in Turkey in the post-1980 period with particular reference to the presidential election crisis that acquired significance in Turkish politics in the aftermath of the 1960 coup. the aim of this thesis is to clarify certain concepts such as electoral system, social structure, military influence and parties stability, which are important for understanding the recent "presidential election crisis debate" in contemporary Turkish politics.

Hasan Hüseyin Akkaş
Bilkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1992
00
Master'sOpen AccessTR

Kadına yönelik şiddettin bir boyutu: Somali'de kadın sünneti

Kadın sünneti, Afrika'dan- Asya'ya ve Orta Doğu'ya uzanan dünyada 30'dan fazla ülkede gerçekleştirilen geleneksel bir uygulamadır. Kadın sünneti, uygulamaya maruz kalan kişilerin fiziksel, zihinsel ve psikolojik sağlığı üzerinde ciddi şekilde olumsuz etkilere neden olan bir olgudur. Kadın sünnetinin arattığı olumsuz sağlık sonuçları hem kısa vadede ortaya çıkabilmekte hem de uzun vadede yaşam boyu sürebilmektedir. Kadın sünnetiSomali kültüründe ciddi bir sorun olarak varlığını devam ettirmektedir. Kadın sünneti kadına yönelik şiddetin bir türüdür. Bu uygulama, kadına yönelik olarak cinsel, fiziksel ve psikolojik şiddetin tek bir bedende vücut bulmuş halidir. Tarihin eski dönemlerinden beri uygulanan kadın sünneti geleneksel inançlar, değer ve tutumlar gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanmaktadır. Bu uygulamanın en temel nedeni kadın cinselliğine karşı duyulan korku ve önyargılardı. Bu araştırmanın amacı kadın sünneti uygulamalarinin sık yaşandığı ülkelerarasında ön sıralarda yer alan Somali'de kadın sünnetinin hangi gerekçelerle yapıldığını keşfetmektir. Bu çerçevede Somali, Puntland bölgesinde alan araştırması. Araştırma kapsamında dört grupla görüşme yapılmıştır. Birinci grup, kadın sünnetine maruz kalan kadınlardan ikinci grup kadın sünnetini uygulayan kadınlardan, üçüncü grup hükümet yetkililerinden, dördüncü grup ise sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinden oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kadın sünneti, Somali, Putland,kadına yönelik şiddet,infibulasyon

AfrikaKadına yönelik şiddetKadınlar+3
Sadia Hassan İbrahim
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Feragat edilmiş devrim: Etiyopya devriminin anlamdırılması süreci ve müteakip sosyal hareketler üzerindeki etkisi

The Ethiopian revolution is may be among the most debated but least understood revolution in Africa. The three political questions; Land to the Tiller, the question of nationalities and demand for democracy that determined the political landscape of the country for five decades are the result of the revolution. The various explanations about the revolution mainly came from analytic oversimplification which lacks the capacity to give complete sense of the revolution. Most scholarly works engaging on identifying similarities between the Ethiopian revolution and revolutions elsewhere in Europe and Asia failed to unearth the special and complex nature of the Ethiopian polity and their revolution. This study consistently focuses on the importance of taking the whole picture of the revolution so that previous objects of explanation didn't become the ultimate explanatory factors of the revolution. The state social and political changes that were sources of grievances for most part of the society that latter made some sub-groups more active insurrectionary than others are discussed. The research covers the two broad categories of revolutionary making factors as conventional and compromised making factors in a comparative historical analysis approach. The research affirms the primeval problems of 1974 Ethiopian revolution and the impacts of political and social changes of the preceding periods cannot be fully understood unless the revolutionary watersheds in the Muslim dominated peripheries and struggles for recognition in the urban centers are fully addressed. Finally it concluded that the framing process and framing factors played the major role in determining the underlying causative factors while the actual making factors are compromised and missed from the revolutionary narratives.

RevolutionsEthiopiaPolitical improvements+3
Mohammed Endris Alı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İyi yönetişimde sivil toplum kuruluşların rolü: Nijerya ve Tunus karşılaştırması

Küreselleşmenin süreklilik kazanmasıyla iyi yönetişim özellikle üçüncü dünya ülkelerinin temel ihtiyacı haline gelmiştir. Dünyadaki ulus-devletler, içte ve dışta politik ve ekonomik yapılarını geliştirmek için rekabetçi bir arayış içerisindelerdir. Bir ulus-devletin gelişiminin ve refahının temel kaynağı, iyi yönetişimden ortaya çıkan şeffaflıktır. İyi yönetişim teşviki ve tesisi sadece devlet ve özel sektörün sorumluluğunda değildir. Sivil toplumun kuruluşları da iyi yönetişime yönelik faaliyet ve stratejileriyle tamamlayıcı bir rol oynamaktadır. Bu çalışma, hem nicel hem de nitel verilerden yararlanarak karşılaştırmalı bir yöntemle Nijerya ve Tunus'taki STK'ların iyi yönetişimdeki rolünü anlamayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda işlevselci yaklaşımdan ve onun temel varsayımlarından hareket edilmektedir. Çalışma, bu iki ülke üzerinden demokrasinin inşası ve sağlamlaştırılması, yolsuzlukla mücadele, toplumsal hizmetleri, insan haklarının korunması ve terörle mücadele başlıklarında STK'ların rollerine odaklanmaktadır. Ayrıca, devlet dışı aktörler olarak STK'ların iyi yönetişim rolünü tartışarak siyaset ve sosyal bilimler literatürüne katkı sunmayı hedeflemektedir. Nihai olarak çalışma, etkili ve verimli STK'lara sahip olan bir ülkelerde iyi yönetişimin tesisinin daha kolay olduğu sonucuna varmaktadır.

DemokrasiNijeryaSivil toplum örgütleri+7
Yusuf Wara Abubakar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital diplomasinin kullanımı: 15 Temmuz darbe girişimi örneği

Uluslararası ilişkilerde Westphalia sonrası müzakereler, anlaşmalar, devletler arası sert güç, jeostratejik ve jeopolitik düşünce, barış ve savaş kavramları modern anlamlara dökülmüştür. Gelişen bilgi ve iletişim teknolojileri sayesinde dijital diplomasi kavramı doğmuştur. Bu çalışmada klasik diplomasisinin dijital diplomasiye dönüşümü anlayabilmek için öncelikle diplomasinin tarihçesi incelenecektir. Kamu diplomasi ve yumuşak güç kavramları ele alınacak, dijital diplomasi kavramı tanımlanıp, yerel ve küresel dijital diplomasi faaliyetleri ve stratejileri örneklendirecektir. 15 Temmuz Darbe Girişimi sırasında bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanımı incelenerek, Türkiye'nin dijital diplomasiyi nasıl aktif bir şekilde kullandığına değinilecektir. Özellikle 15 Temmuz gecesi ve sonraki güne odaklanılmak üzere dijital diplomasinin hükümet yetkilileri tarafından, vatandaşlar ve devlet dışı aktörler tarafından kullanımı, konuyla ilgili sosyal medya hesapları ve paylaşımları incelenecektir. Araştırma yöntemi olarak daha çok Twitter esas sosyal platform olarak ele alınmıştır. Çalışmanın amacı, devletlerin özellikle Türkiye'nin dijitalleşen dünyada ayakta kalabilmesi için dijital diplomasi uygulamalarına önem vermeleri gerektiğini vurgulamaktır. Bunun için ne tür çalışmalar yapılabileceğine dair fikir oluşturabilmektir.

15 Temmuz 2016 müdahalesiAskeri müdahaleDiplomasi+3
Büşra Karabekmez Kars
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Darbelerin siyasi meşruiyetinin sağlanmasında medyanın rolü: 12 Eylül, 28 Şubat ve 15 Temmuz örnekleri

İletişim alanında yaşanan ilerlemeler sonrasında küreselleşme ve teknolojinin de etkisiyle, kitlesel iletişim araçları hem devletler hem de toplumlar açısından oldukça önemli hale gelmiştir. Toplumun medya tarafından kanalize edilebilmesi bağlamından yola çıkarak belirlenen çalışmanın konusu, siyaset ve meşruiyet ilişkisi anlamında medyanın devletler, toplumlar ve bireyler üzerinde yaratabileceği etkilerin kritik dönemler üzerinden ortaya konulmasıdır. Bu bağlamda çalışmada, medya ve siyaset ilişkisini ele alan kitle iletişim çalışmalarına ilişkin düşünsel temellendirmeler sunan Eleştirel Kuram'dan faydalanılmış, ideoloji, söylem, rıza üretimi ve güvenlikleştirme konuları çalışmanın kuramsal çerçeve bölümünde incelenmiştir. Çalışmaya örneklem olarak seçilen kritik dönemler; Türkiye'de yaşanan 12 Eylül 1980 Darbesi, 28 Şubat Post Modern Darbesi ve 15 Temmuz Darbe Girişimi süreçleridir. Bu örnekleme ilişkin dönemlerin incelenmesi anlamında kullanılacak olan meşruiyet, medya, askeri darbe gibi kavramlara ilişkin referans noktaları çalışmanın kavramsal çerçevesine dahil edilmiştir. İlerleyen bölümlerde örneklem olarak seçilen bu askeri müdahale süreçlerinin dayandığı siyasi, toplumsal ve hukuki temellere; hazırlık evrelerine ve gerçekleşme süreçlerine yer verilmiştir. Çalışmanın örneklemine ilişkin medya yansımaları, Eleştirel Söylem Analizi yöntemi ve Van Dijk'e ait Sosyo-Bilişsel Söylem Analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Seçilen analiz tekniği; bu tür kritik dönemlere ilişkin süreçlerin daha iyi anlaşılabilmesi anlamında veri seçiminin belirli tarih aralıklarındaki yansımalara değil, çok daha uzun dönemleri kaplayabilecek "Eleştirel Söylem Anları"na odaklanması gerektiğini öngörmektedir. Bu doğrultuda çalışmada, incelenen askeri müdahale süreçlerinin daha iyi anlaşılabilmesi adına dönemlere ait eleştirel söylem anları olarak nitelendirilebilecek medya yansımaları incelenmiştir. Bu anların seçiminde 12 Eylül 1980 Darbesine ilişkin Cumhuriyet, Milliyet, Hürriyet, Tercüman gazetelerinden; 28 Şubat Post Modern Darbesine ilişkin Cumhuriyet, Milliyet, Hürriyet, Sabah gazetelerinden birer yıllık (6 ay öncesi-sonrası) dönem; 15 Temmuz Darbe Girişimine ilişkin ise diğer iki örneklemden farklı bir süreç ihtiva etmesi sebebiyle 11-17 Temmuz 2016 haftasının tirajlarına göre ilk 15 gazeteden yararlanılmıştır. Gerçekleşen askeri müdahale süreçlerine ilişkin medya yansımalarındaki eleştirel söylem anları; haber sunuşları ve sosyo-bilişsel söylem analizi yöntemine ilişkin içerdiği unsurlar üzerinden analiz edilmiştir. Analiz edilen medya yansımaları üzerinden medyanın; bu kritik siyasi süreçlerdeki etkisine ilişkin 12 Eylül ve 28 Şubat dönemlerinde darbe süreçlerinin başarılı olması yönünde katkı sağladığı, 15 Temmuz döneminde ise darbe girişiminin istenilen sonuca ulaşamaması noktasında büyük bir rol üstlendiği ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Meşruiyet, İdeoloji, Söylem, Medya, 12 Eylül, 28 Şubat, 15 Temmuz, Askeri Darbe.

12 Eylül müdahalesi15 Temmuz 2016 müdahalesi28 Şubat 1997 kararları+7
Faruk Selahattin Yolcu
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin tek parti döneminde birey devlet ilişkisi (1923-1945): Ahmet Ağaoğlu'nun birey düşüncesi

İnsanların topluluk halinde yaşama zorunluluğu, toplumsal hayatın değişen şartlarıyla birlikte kurumsallaşmayla sonuçlanmış ve günümüze uzanan devlet yapıları ortaya çıkmıştır. Bu süreçte en önemli kırılma Batı dünyasında yaşanan modernleşme ile gerçekleşmiştir. Batı'da gerçekleşen bilimsel ve ekonomik gelişimin modern devlet anlayışından kaynaklandığı düşüncesi, Batı dışı toplumları derinden etkilemiştir. Böylece Batı dışı toplumlardaki bazı iktidarlar, Batı'nın yükselişini yakalayabilmek için modernleşme politikalarına yönelmiştir. Bu iktidarların bazıları tedrici bir ilerlemeyi benimserken bazıları radikal adımlar atmıştır. İkinci yolu izleyen iktidarlar modernleşme adına bireysel hak ve özgürlükleri baskılayarak topyekün bir inşa sürecine girmiştir. Türkiye'nin tek parti dönemi de pozitivist bir yönetim anlayışının, ulus devlet ideolojisini yerleştirme çalıştığı bir dönemdir. Bu çalışmaya göre, tek parti yönetiminin toplum mühendisliğiyle uyguladığı yeniden inşa çabası, Batı'daki gelişmeyi sağlayamadığı gibi birey devlet ilişkisini devlet lehine bir tahakküm ilişkisine sürüklemiştir. Ayrıca, ilk etapta araçsal olarak değerlendirilen ideolojik yönetim anlayışı süreklilik kazanmıştır. Kemalizmin ideologlarından olan Ahmet Ağaoğlu ise birey düşüncesi ile Batılılaşmaya meşruiyet kazandırmaya çalışmıştır. Çalışmada, tek parti dönemi Türkiye'nin kuruluş ve temellendirme dönemi olarak görülmüştür. Bu süreçte şekillenen birey devlet ilişkisi örnek olay yöntemiyle incelenmiş, Ahmet Ağaoğlu'nun birey düşüncesi üzerinden analiz edilmiştir. Böylece Türkiye'deki birey devlet ilişkisinin temelinde yer alan sorunların, bilimsel bir disiplin doğrultusunda açığa çıkarılması hedeflenmiştir.

Ağaoğlu, AhmetBireyDevlet+4
Ahmet Aydın
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de politik nesne olarak kadın: 28 Şubat örneği

Bu çalışma ile 28 Şubat sürecinin kadınların politik olarak nesneleştirildiği aynı zamanda İslamcı kadın için özneleşmeyi başlatan iki yönlü bir süreç olarak işlediğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Politik özne ve nesne kavramları arasında hem bir karşıtlık hem de birbirini var etme durumu söz konusudur. Özne olmanın şartı, kendi konumunu sorgulamak ve özne olma bilincine sahip olmaktır. Nesne ise belirlenmiş, bireyselleşmesi önlenmiş olandır. Politik nesneleşmeye neden olan özdeşleşme, öznenin ortaya çıkmasını sağlayan bir süreç olarak da işlemektedir. Her özne kendi içinde "öteki"sini barındırdığından özne ve nesne konumları verili ve sabit değildir. Dağıtılmış siyasal paylaşımlara karşı ortaya çıkan mücadele siyasal özneleşmeyi sağlamaktadır. Refah Partisi'nin iktidara gelmesinde partili kadınların oy toplaması etkili olmuş; ancak kadınların siyasal katılımı belirlenen sınırlar içinde kalmıştır. 28 Şubat sürecinde kadınlar, ikili söylemsel karşıtlıklar ile araçsallaştırılmış ve nesneleştirilmiştir. Başörtüsü yasakları ile kadınların belirlenen görünüm dışında kamusal alana katılımları sınırlandırılmıştır. Yasaklara karşı başörtülü kadınlar, protesto ve yürüyüşler düzenlemiş, dernek ve vakıflar aracılığıyla hak talep etmişlerdir. İçinde bulunduğu konumu sorgulamaya başlayan ve dağıtılmış siyasal paylaşımlara karşı mücadele veren başörtülü kadın, siyasal özneleşme sürecine girerek İslamcı kadına dönüşmüş ve diğer kadın gruplarından farklılaşmıştır. Çalışmada 28 Şubat süreci, olaylar, aktörler ve sonuçlar bağlamında incelenmiş, süreç içinde kadına bakış açısı ve kadınların politik özne ve nesne bağlamında konumları değerlenlendirilmiştir. Sürecin, kadınların politik olarak nesneleştirildiği aynı zamanda İslamcı kadın için özneleşmeyi başlatan iki yönlü olarak işlediği ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Politik özne, Politik Nesne, özneleşme ve nesneleşme, 28 Şubat, başörtüsü, kadın.

28 Şubat 1997 kararlarıBaş örtüsüKadınlar+6
Ayşe Gökçe Arslan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

İnsan platformların ve temel liberal demokratik değerlerin azaltması: Macar STK karşıtı çabaların yükselişi

After the collapse of the Soviet Union, there were several changes between the Hungarian government and the nongovernmental institutions' relationship. Under the Communist order, it was forbidden to create a sovereign civil society organization. The establishment of an independent third sector has become one of the main concerns at the beginning of the democratic era. This thesis aimed to analyze the growth of the Hungarian third sector, highlighting the "One and One Percent" law, which is the first governmental aiding system for the nongovernmental sector and the churches. According to the "One and One Percent" law, taxpayers can allocate one percent from their annual tax deductions to members of the nongovernmental sector and an additional one percent for churches. Is the "One and One Percent" law sufficient enough to support the nongovernmental sphere within a weakened, post-Communist civil society? This dissertation discussed the emergence of Hungarian civil society and the implementation of the "One and One Percent" law within the Hungarian context and explored its effects on the nongovernmental sector. Additionally, it discusses how this law influences the philanthropic habits of the Hungarian civil society. The thesis was conducted secondary scholarly studies, archival data from Hungary about the nongovernmental organizations, including foundations, and associations and the history of the government administration from 1949 to 2018. The thesis argues that the "One and One Percent" law is not sufficient for the expansion of the Hungarian third sector, which still experiences financial and material deficits. Even though taxpayers determine the recipients of this financial support, the funding originates from the government's aid framework. Therefore, it is essential to encourage civil society organizations to invest more in the progress and expansion of the Hungarian third sector by the state administration. Further research is needed to identify other factors that could promote the support of the nongovernmental sector. Keywords: Post-Soviet Hungary, One and One Percent Law, nongovernmental sector, civil society

DemocracyLiberal democracyHungary+2
Tırıa Regenye
Marmara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

Fransa'da göçmen sorunu: Anti-kolonyal mücadelelerden kent ayaklanmalarına sınıf fraksiyonlarının oluşumu

This study has basically two theses: first, it claims that the problems that often come into the public debate in France related to the immigrants issued from the countries of the Maghreb and Sub-Sahara and to their descendants of second and third generations can be identified under the rubric of 'immigrant question'. It does not rely upon the narrower legal definition of immigrant in the French law which accepts most of the descendants as French citizens and not as immigrants on the grounds that they were born on the French soil; instead, regardless their legal status of citizenship, it approaches the immigrants and their descendants under the same social category of immigrant through the phenomenon of cultural transmission between generations. Second, it claims that the immigrant question as such derives not essentially from the peculiarities of the French Republican model and the French social formation but from the capitalist mode of production which implies those peculiarities, and that the question, accordingly, has in fact a profound class character as regards the immigrants and their descendants that are in the scope of this study.

Sub-urbanizationBeur rebellionsFrance-Paris+7
Cihan Özpınar
Galatasaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İslam'da siyasal iktidarın meşruiyet kaynakları: Dinsel-teorik temeller ve tarihsel uygulama örnekleri

Dünyadaki tüm toplumlarda siyasal iktidarlar meşruiyetlerini geleneksel ya da modern bir kaynağa dayandırmaktadırlar. Bu, yönetimlerin istikrarlı olması için zorunlu bir durumdur. İslam'da da siyasal iktidarların meşruiyet temelleri bazı dönemler farklılık arz etse de temel kaynak Kur'an ve sünnete olan sadakat olmuştur. Bazı dönemlerde bu iki temel kaynağın ortaya koyduğu şura, biat veya liyakat ilkelerine aykırı bir şekilde iktidarlar yönetmişse de temelde meşruiyet kaynağı kutsal kitap olmuştur. Burada yöneticilerin karizmaları, farklı kabile veya topluluklardaki güç ilişkisi, aile bağları veya ideolojik ve bürokratik bağlar siyasal iktidarların seçilmesinde etkin rol oynamıştır. Bu anlamda en iyi model olarak niteleyebileceğimiz Peygamber ve Dört halife döneminden sonra meşruiyet kaynaklarında dönüşüm yaşandığı görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, İslam'da siyasal iktidarın meşruiyet kaynaklarını Peygamber döneminden günümüze kadar dinsel uygulamalar temelinde incelemektir. İlk olarak siyasal iktidar ve meşruiyet ile ilgili kavramlara değinilmiş ve sonrasında geleneksel ve modern meşruiyet kaynakları ele alınmış. Dördüncü bölümde İslam'da siyasal iktidarın meşruiyet kaynakları incelenmiş ve son bölümde geleneksel ve modern dönem uygulamalarla meşruiyetin gelişim temelleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Siyasal iktidar, Meşruiyet, Otorite, İslam, Şura, Biat

BiatHz. Muhammed DönemiMeşruiyet+5
Mehmet Nazım Uygur
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00