Bingol University
Discipline

Tekstil ve Moda Tasarımı Anasanat Dalı

Bingol University

104

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Erkek spor ceket tasarımında kullanımı kolaylaştırıcı kalıp çözümlemeleri

Erkeklerin günlük hayatlarında sıkça kullandıkları spor ceketleri ve bu ceketlerin tarihsel sürecinin incelendiği bu araştırmada, hem tarihsel bilgi hem de farklı bakış açılarıyla günlük kullanımı rahatlatmaya yönelik yenilikçi erkek spor ceketlerin tasarımı yapılmıştır. Tez çalışmasında öncelikle erkek spor ceket kavramının doğuşu, sonrasında erkek beden tiplerinin tespit edilmesi ve son olarak da edinilen bilgiler derlenerek yeni bir erkek spor ceketi için kalıp denemeleri yapılmıştır. Bu kalıp denemeleri genel olarak modadan ziyade günlük kullanımı rahatlatmaya yönelik olsa da bir tasarım teması içersinde ele alınmış ve bu tema doğrultusunda tasarımlar şekillenmiştir. Tez çalışmasının son bölümünde elde edilen yeni spor ceket kalıbı ve bu kalıptan türetilmiş erkek spor ceket modellerine ait kalıplar ile bu kalıplardan üretilen ceketler yer almaktadır.Türkçe Anahtar Kelimeler:1-Spor Ceket2-Kalıp3-Fonksiyon4-Tasarım5-Moda

CeketErkek giysileriKalıp hazırlama+3
Serkan Günay
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kolaj tekniğinin takı ve mücevher sanatına uygulanması

Bu günün takı ve mücevher çalışmaları sayısız çeşitlilikler göstermektedir. Takı ve mücevher sanatında geleneksel yaklaşımların yanında farklı sanat dallarında kullanılan teknikleri, yenilikçi üslupları ve malzemeleri kullanmak, tasarımlardaki ifade gücünü daha da zenginleştirmektedir. Bu yenilikçi üslupların en önemlilerinden birisi kolâj tekniğidir. Görsel sanatlarda kolâj tekniği, gazete kâğıdı, kumaş ve duvar kâğıdı gibi buluntu nesnelerin bir pano ya da tuvalde, çoğunlukla da boyanmış yüzeylerle birlikte kullanılmasıdır. 20. yüzyılın başlarında Modern Sanat ile kullanılmaya başlanan kolâj tekniğinin bu gün geldiği nokta, sanatta ve toplumsal yaşamda yarattığı değişim hayranlık uyandırıcıdır.Sanat şüphesiz içinde bulunulan bilimsel, teknolojik ve sosyolojik olaylardan bağımsız değildir. Her dönemin kendine özgü ifade biçimleri vardır. 20. yüzyıl da nesneleri tanımlamak üzere yalnızca dış görünüşünün temsili fikri, geçerliliğini yitirmeye başlamıştır. Gelişen teknolojiye ve bilime paralel olarak sanatçılarda bu değişimin farkına varmış ve sanatsal yaratımlarında ?görünenin ötesi? fikrini yansıtmaya başlamışlardır. Bu fikir kübizm ile başlayan, dadaizm ve konstrüktivizm ile gelişen Pop Art'a kadar uzanan çeşitli nesneleri, kesme, çoğaltma ve birleştirmeyle elde edilen kompozisyonları kullanan anlayıştır.Kolâj, neyin sanat, neyin gerçek olduğu gibi güncel sanatta çok önemli bir kavramla da ilgilidir. Zira dış dünyadan gelen ve seri üretimle veya zanaatkârlar ile yapılmış objelerin, sanatın bünyesine sokulması, sanatsal yaratının, baştan sona sanatçı tarafından üretilmişliği tanımlamasına son vermektedir. Bunun yerine artık fikir, düzenleme ve yeniden kavramsallaştırma, sanatsal yaratıyı tanımlamakta ve adeta sorgulamaktadır. Madde olarak sanat, ya da sanatın maddesi yanında tekniklerin, var olan düşüncenin yansıtılması bakımından önemi büyüktür.Kolâj, asamblaj ve montaj gibi tekniklerle, farklı sanat türlerinde fikrin ifade edilebilirliği ve nesneden bağımsız kullanılabilirliği, ortaya konmuştur. Bu günün toplumsal yaşamını, düşünce tarzını en iyi ifade ettiği düşünülen kolâj, asamblaj ve montaj gibi teknikler yakından incelendiğinde, bu tekniklerin uygulanış tarzlarının ve içlerinde barındırdıkları fikrin özünün gerçek yaşamdan çok farklı olmadığı görülmektedir.Bugün bilinen anlamı ile kolâj, 20. yüzyıl başında kübist sanatçılarla son halini almıştır. 20. yüzyıl öncesinde yapılan uygulamalar bu araştırmada kolâj tekniğine zemin hazırlamış ?ön biçimler? olarak ele alınmıştır. Kolâj tekniği, asamblaj ve montaj gibi bir araya getirme teknikleri ile beraber 1900'lerde kullanılmaya başlanmış, etkileri ve temas alanı günümüze kadar genişleyerek devam etmiştir. Bu tekniklerin kullanımına yol açan sosyal ve ekonomik nedenler 18. ve 19. yüzyıllar'da ortaya çıkmıştır. Araştırma bu tarihler kapsamında ele alınmıştır ancak kolâj tekniğine zemin hazırlayan ?minyatür?, ?mozaik?, ?kırkyama? (patchwork), ?vitray?, ?ikona? gibi sanat dallarının kolâj tekniğinin ?ön biçim?leri olduğu varsayılarak araştırmada bu sanat dallarına da kısaca değinilmiştir.Her ne kadar takı ve mücevher sanatında kolâj tekniğinin 20. ve 21. yüzyıllarda modern sanatla geliştiği düşünülse de bir açıdan insanlar her zaman bir takım anlamlar yükledikleri objeleri kendilerine göre bir araya getirerek takılar üretmiş ve takmışlardır. Geleneksel takı ve mücevherde kullanılan altın gümüş vb değerli malzemeden kaynaklanan maddi değerin tersine kolâj takılar maddi değerden yoksundur. Ancak sanatçının yaratıcılık gayreti açısından ve kolâj takıyı kullanan kişinin geçmiş ve şimdiki yaşamına paralel bir takım imgeler taşıdığından sanatsal ve manevi değerinin oldukça yüksek olduğunu söylemek mümkündür.Kolâj takı ve mücevherde amaç takıyı kullanan kişi ve takı arasındaki ilişkiyi şimdiki yaşam, geçmiş yaşam, hatıralar, aşk, inanç, tutkular, yas, sevinç, bir tarih, bazen bir yer veya bir isim, gibi soyut ancak kişisel öz yaşama dair çok etkili yansıması olan bu anahtar kavramlar ile güçlendirerek yansıtmaktır. Bir anlamda kişisel yaşamı bu takılar aracılığı ile yansıtmaktadır.Türkçe Anahtar Kelimeler:1- Kolaj2- Takı3- Kübizm4- Sembolizm5- Malzeme

KolajKübizmMalzemeler+5
Alparslan Kazaklı
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Selimiye kumaşları, Yıldız Şehir Müzesi örnekleri

Osmanlı imparatorluğunda, 18. yüzyılla birlikte, savaşlardaki yenilgilerin etkisiyle ekonomik, sosyolojik ve kültürel anlamda düşüşler meydana gelmiştir. Bu düşüşler görkem ve ihtişamıyla ün salmış Osmanlı sanatının her alanında kendini gösterdiği gibi, Osmanlı sanatının en etkin kollarından olduğu biri olan dokuma kumaş sanatında da kendini göstermiştir. Dokumalarda ipek, altın ve gümüş tel ve kıymetli malzeme miktarları yok denecek kadar az kullanılmaya başlanmıştır. Avrupa?da 18. Yüzyılla birlikte ortaya çıkan Sanayi Devrimi, artık el dokuması kumaşların yerine, seri üretimle kumaşlar üreterek Osmanlıyı kendi pazarı haline getirdi ve yabancı menşei kumaşlar, geleneksel Osmanlı kumaşlarının yerini almaya başladı. Osmanlı dokuma kumaş sanatının, hem teknik ve tasarım açısından zayıflamış olmasını, hem de Avrupai kumaşların yavaş yavaş benimsendiğini fark eden dönemin hükümdarı Sultan III. Mustafa, 1758 yılında Üsküdar?da bulunan Ayazma Camii inşaatı civarına dokuma atölyeleri ve burada dokunan kumaşların satışının yapılabileceği Bükücüler Hanı?nı yaptırarak, dönemin kumaş sanatını canlandırmaya çalışmıştır. Dokuma kumaş sanatındaki gerilemenin önüne geçmek için yeni isimde kumaş türleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu türlerden biri olan o dönemlerde hangi ismin verilmiş olduğu bilinmeyen ve Sultan III. Selim döneminde adı Selimiye (atkısı ve çözgüsü ipekten olan, boyuna yollu ve küçük çiçekli) verilen kumaş türü bu atölyelerde dokunmaya başlanmıştır.Selimiye kumaşı, 18. Yüzyılın ikinci yarısında üretilmeye başlayıp, 19. Yüzyılla birlikte Hereke Dokuma Fabrikasının kurulmasına kadar, Üsküdar ve civarında dokunmuştur. Tezde, Selimiye Kumaş?ının, tarihsel seyri, teknik ve tasarım özellikleri, kullanım alanları ve dönemleri açısından farklılıkları incelenmiş olup, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kütüphaneler ve Müzeler Müdürlüğü?nden alınan izinle, Yıldız Sarayı Şehir Müze?sinde bulunan 7 adet Selimiye kumaşının teknik ve tasarım açısından analizi yapılmıştır. Özel izin alınarak Topkapı Sarayı, arşiv kataloğu ?Cilt I ve Cilt II? incelenerek, Topkapı Sarayı Kütüphanesi?nde araştırmalar yapılmıştı

DesenDokumacılıkOsmanlı sanatı
Gülşen Şefika Berber
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yirminci yüzyıl ikonu Barbie bebeğin moda tüketime etkisi

Bu araştırma, 15. yüzyılda başlayan oyuncak bebek tarihinden hareketle, özellikle seks objesi olarak üretilen Bild Lilli'den esinlenilerek ortaya çıkan Barbie bebeğin incelenmesini içermektedir. Aynı zamanda bu bebeklerin zaman içindeki moda akımlarıyla ilişkisi ve kadınların güzellik anlayışı üzerindeki etkileri de ele alınarak, moda tüketimine olan etkileri değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, araştırmanın temel hedefi, Barbie bebeklerin kadınların moda tüketim alışkanlıkları ile sosyal hayatları üzerindeki etkilerinin detaylı bir şekilde analiz edilmesi ve bu etkinin tüketim davranışlarına olan katkısının kapsamlı bir değerlendirmesinin yapılmasıdır. Araştırmada çevrimiçi anket formu kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de yaşayan kadınlar oluşturmaktadır. Anketi yanıtlayan 404 katılımcı araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Tarihsel açıklama ve 15 soruluk anket çalışması ile sonuçlar yorumlanmış ve değerlendirmeler yapılmıştır. Katılımcıların sorulara verdikleri yanıtlar SPSS programı ile analiz edilmiş, sonuçlar paylaşılmıştı

Peri Hatay
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kameo örneğinde süstaşı işlemeciliği

Bu araştırma, kuyumculuk ve takı tarihinde süstaşı işlemeciliğini; hem özel bir biçimlendirme tekniğine, hem de bu teknikle üretilen betimsel bezemeli ürünlere nitelik ismini veren kameo örneği üzerinden incelemek amacıyla yapılmıştır. Kameo terimi, gelişim süreci içinde alternatif bazı malzemelerin ve üretim yöntemlerinin de kullanılmasıyla beraber, orijinal olarak ve çoğunlukla farklı renk katmanlı sert süstaşlarının yeğlendiği, geneli minyatür boyuttaki betimsel kabartma gliptik işçiliğini ve bu yolla üretilen ürünleri karşılar. Kameoların kökeni, bilindiği kadarıyla İ.Ö. 4.-3. yy.a ve Helenistik Yunanistan?a dayanmaktadır. Taşlar, çok çeşitli türleri ve özellikleri nedeniyle metallerin keşfine değin uygarlığın maddi ve sosyal gelişiminin ilk ve başlıca malzemelerinden olagelmişlerdir. Öyle ki metallerin keşfinden sonra da, hatta günümüzde dahi, birçok bakımdan bu ayrıcalıklı konumlarını korudukları görülmektedir. İlk insanların, çeşitli gereksinimlerini metallerin keşfinden çok daha önce değişik taş türlerini biçimlendirerek karşılamaları, günümüzde Taş Devri Endüstrisi olarak bilinen ilk ve önemli aşamanın, uygarlık tarihinin başlangıcı sayılmasına neden olmuştur. İnsanoğlu, taşları çoğu kez sağlamlıkları nedeniyle ?zamana meydan okuma? ve ?ölümsüzlük? gibi kavramlarla özdeşleştirerek, onlara malzeme olmanın ötesinde kavramsal/simgesel değerler de yüklemiştir. Bu nedenle de taşlardan; silah, tarım aleti, kap-kaçak, barınak yapımı vb. gibi öncelikli sosyal ve fizyolojik gereksinmelerin; ayrıca tapınma ve dinsel-büyüsel ritüellerin gerçekleştirilmesi gibi sosyal-psikolojik ve kültürel gereksinmelerin karşılanmasında yararlanıldığı anlaşılmaktadır. Taşlar, günümüzde, insanoğlunun ilk inanışlarının, dinsel-büyüsel ritüellerinin yönlendirmesiyle ortaya çıktığı düşünülen süsle[n]me olgusu ve takı kültürünün de ilk ve vazgeçilmez öğelerinden olmuşlardır. Özellikle de süstaşları; görsel çekicilik, dayanıklılık, nadir bulunma gibi türlü nitelikleri sayesinde gerek ekonomik, gerekse kültürel/simgesel anlamda değer kazanarak takı ve kuyumculuk kültüründe önemli bir yer edinmişlerdir. Süstaşlarının ve diğer alternatif malzemelerin, takı üretimi ve kuyumculukta kullanılabilmeleri için biçimlendirilmeleri gerekmektedir. Süstaşlarının biçimlendirilmesi, genellikle ?parça kaybı esasına dayalı teknikler bütünü? olarak tanımlanabilen ?gliptik sanatı?na ait ?lapidari/lapidary? alt dalının konusudur. Lapidari, aynı zamanda mineralojinin süstaşlarıyla ilgili, özel bir araştırma ve uygulama alanı olan ?gemoloji/gem[m]ology? ile de sıkı bir ilişki içindedir. Süstaşlarının, özellikle araştırmanın esas konusu ve lapidarinin başlıca uygulamalarından olan kameo niteliğinde işlenmeleri, ayrıca bir güzel sanatlar dalı olarak heykelciliğin de sözü edilen uygulama ve araştırma alanlarıyla beraber incelenmesini gerektirmektedir. Helenistik sanatın bir mirası olan kameoların başlıca önemi, Antikçağ?ın ilkel olanaklarına rağmen, yüksek sanatsal değerler taşıyan ayrıntılı betimsel öğelerin, geneli minyatür boyutlu ve işlemesi zor malzemelere ustaca uygulanabilmesidir. Bu koşullara, malzemenin veya betimleme konularının kültürel/simgesel değerleri de eklendiğinde, kameo ve diğer betimli gemmaların sanatsal, kültürel ve tarihi önemleri daha iyi anlaşılabilir. Diğer betimli gemmalarla beraber kameolar da, betimsel özellikleri sayesinde sikkeler, vazo resimleri, heykeller vb. birçok arkeolojik eser gibi, taşınabilir maddi kültür öğeleri olarak değerlendirilmektedir. Orijini, İ.Ö. 4.-3. yy.a ve Helenistik Yunan kültürüne dayandırılan kameoların, daha Antikçağ?da Yunan kültüründen etkilenen Romalılarca benimsendiği; tekniğin cam vb. alternatif malzemelerle geliştirildiği gözlenmektedir. Çağlar sonra, antik Yunan ve Roma kültür-sanatının yeniden keşfedilip yükselişe geçtiği her dönemde, antik kameolar ve diğer gemmalar yani betimsel işlemeli süstaşları da, Antikçağ sanatının en seçkin örneklerinden bazıları olarak beğenilmiş, çoğunlukla -örn. Rönesans sanatında- taklit edilmişlerdir. Zaman zaman -örn. Art Nouveau kuyumculuğunda- özellikle betimsel ve tematik olarak klasik ve modern yaklaşımların bir sentez oluşturduğu da söylenebilmektedir. Otantik anlamda el işçiliğine dayalı kameo işlemeciliği/sanatı, günümüzün ileri makine teknolojisiyle bile, halen oldukça sabır ve ustalık gerektiren bir uğraştır. Ancak bilgisayar destekli tam otomatik biçimlendirme tezgâhları, sanatsal nitelik bakımından büyük ölçüde konumuzun dışındadır. Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Kameo/Ġntaglio/Gemma 2- Gliptik/Lapidari 3- Gemoloji/Arkeogemoloji 4- SüstaĢları

GemolojiSüs taşlarıTakı tasarımı+1
Merter Yalçınkaya
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Ege Üniversitesi Etnografya Müzesinde bulunan takıların teknik ve tasarım özelliklerinin incelenmesi

Takı, insanoğlunun var oluşundan beri biçimi, malzemesi, üretim şekli ile bulunduğu çağın teknik ve sanatsal düzeyini, tarzını, yaşam biçimini, inançlarını en iyi yansıtan sembolik bir obje olmuştur. Takı takma kültürünün kökeni inancının yanı sıra süslenerek ilgi çekmeyi çok eski çağlarda keşfeden insanoğlunun başlangıcına değin uzanmaktadır. İlk çağlardan bu yana takı ürünleri incelendiğinde, toplumların yapısal özellikleri hakkında bilgi sahibi oluruz. Takının formsal özellikleri, kullanılan malzemeler, üretim teknikleri ve taşıdığı estetik değer, bulunduğu toplumun sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik açıdan gelişmişlik düzeyinin hangi noktada olduğunu gösterir. Sözsüz iletişim aracı olarak kabul edilen takılar, üretim biçimlerinden tasarımlarına, çeşitliliklerinden işlevlerine kadar, ait oldukları dönemdeki toplumun mesajlarını verdikleri gibi, onları takan bireyin kişiliği, ruh hali, toplumdaki yeri ve ekonomik durumu hakkında da ipuçları vermektedir. Bu çalışmada; Ege Üniversitesi Etnografya Müzesinde bulunan Anadolu kültürümüzün ve Balkanlardaki etkilerinin zengin ifadesi olan geleneksel takıları, teknik ve tasarım özellikleri açısından incelenerek sunulmuştur. Anadolu kadınının yaşantısında takılar, genellikle süslenme ve karşı tarafa bir mesaj verme amaçlı kullanılmıştır. Takılarda kullanılan biçim ve tekniklerde yörelere özgü özellikler göstermektedir. Araştırma sonucunda Ege Üniversitesi Etnografya Müzesindeki takı formlarından yararlanılarak, geleneksel teknikler ile meydana getirilmiş, çanta tasarımları yapılmıştır. Tasarlanan çantaların metal kısımlarında geleneksel kuyum süsleme teknikleri ve formları kullanılarak, günlük hayata geçirilmesi hedeflenmiştir.

KuyumculukMüzecilikSemboller+1
Müjgan Emre Eroğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Hediyelik eşya kapsamında Manisa markasının yaratılması

Manisa ekonomik, kültürel ve kentsel bağlamda bugün Türkiye?nin en hızlı büyüyen kentlerinden biridir. Kentin ekonomik fonksiyonu ve izlediği markalaşma politikası, yapılaşmış çevresini de büyük oranda değiştirmiştir. Bu doğrultuda, yapılan çalışma temel olarak dört ana bölüm halinde incelenmiştir. Giriş bölümünde, kentsel markalaşma süreci ve Türkiye'de bu sürece verilen destekler, Manisa'nın marka değerlerini oluşturabilecek kültürel, doğal, geleneksel değerleri genel olarak tanıtılmıştır. İlk bölümde, Manisa?nın tarihinden yola çıkılarak, kentin antik döneminden günümüze kadar olan gelişmelerin, kültürel ve kentsel çevrede yarattığı değişiklikler incelenmiştir. Bu kısım, basılı eserler, kent arşivleri ve alan araştırmalarıyla desteklenmiştir. İkinci bölümde, Manisa'nın markalaşma sürecinde önemli rol oynayabilecek kültür varlıklarından biri olan Salihli'de bulunan Sardis Antik Kenti, bir Manisa marka değeri olarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde, kentsel markalaşma ve hediyelik eşyanın bu süreçteki rolü üzerinde durulmuştur. Buna bağlı olarak hediye kavramı sosyolojik ve psikolojik yönleriyle incelenmiştir. Hediyelik eşyaların nitelikleri, tüketici ile ilişkilendirilmesi, tüketici üzerinde yarattığı etkiler ve hedef kitlesi Manisa örneğine göre şekillendirilerek değerlendirilmiştir. Son bölümde; hediyelik eşya tasarım uygulamaları bulunmaktadır. Tasarımların çıkış noktasında, Manisa?nın önemli marka değerlerinden biri olan, Sardes Antik Kenti?nde basılmış ilk Altın Para kullanılmıştır. Yapılan çalışmalara bağlı olarak, sonuç kısmında, bugün Manisa?nın markalaşma sürecinde bulunduğu konum değerlendirilerek, kent imajını güçlendirecek ve hediyelik eşyanın, kent tanıtımında aracı olabilmesi adına bir takım öneriler üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Manisa, Hediyelik Eşya, Hediye Kavramı, Kentsel Markalaşma

Manisa
Seçil Arkant
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Şaman kültürünün Anadolu Türk tekstiline yansıması

Türk inanç sisteminde yüzyıllar boyunca yer alan Şaman kültürünün İslam öncesi Türk sanatı üzerinde etkileri, kaya resimlerinde, kurganlarda, kitabelerde görülmektedir. Bu kültür etkilerini Türk Tekstil Sanatında da göstermiştir. Örneğin; Şaman'ın ayin, tören ve bayram seremonilerinde giydiği özel giysi ve aksesuarları üzerine çizdikleri şekiller, doğa resimleri, hayvan figürleri ve hayvan bedenin parçaları ( tüy, tırnak, baş, bacak vs.) inanışın yaygın olduğu dönemin tekstil ürünlerinde de nerdeyse birebir görülmektedir. Şaman kültürünün etkisi Şamanlar'a ait simgelerin, şekillerin daha geometrik ve stilize olarak biçim değiştirmesiyle, İslam sonrası Türk tekstil sanatında da devamlılığını sürdürmüştür. Halen Anadolu'nun birçok şehrinde özellikle Oğuz boylarının devamı olan Türkmenler'de, Şaman kültürüyle oluşmuş motifler tekstil ürünlerinde bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde kullanılmaya devam etmektedir. Türkiye'de Doğu Anadolu, Güney Doğu Anadolu ve İç Anadolu ile Batı Anadolu Yörükleri ve bir çok etnik köken, Türkmen olarak adlandırılmaktadır. Türkmen kıyafetleri, halı, düz dokuma yaygıları, örgü ve oyalarında, Şaman kültürünün etkilediği hayvan figürlü motiflerin arasında kuş, avcı kuşlar, kaz, horoz, yılan, akrep, kurbağa, kaplumbağa, at, koyun, keçi. Şaman kültürünün etkisiyle uygulanan bitkisel motifler; hayat ağacı, yaprak, pıtrak, başak. Bu kültürünün etkisiyle devam eden bir diğer motif türünde de güneş, yıldız, üçgen gibi şekillerdir. Bu motifler süreç içersinde şekil değişikliğine uğrasa da uygulama isteğindeki inanış açısından hiçbir değişime uğramamıştır. Günümüzde, Türk örf, adet ve geleneklerinde halen devam eden ve edecek olan Şamanizm, Anadolu yaşamının derinliklerine kök salmış sökülüp atılması mümkün olmayan binbir çeşit canlıya yuva olan dallarını dua eder gibi göğe açmış renkli bir hayat ağacı gibidir. Kısacası bir inançtan daha çok bir kültürdür. Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Şamanizm 2- Şaman 3- Kam 4- İslamiyet Öncesi 5- Türk Tekstili

Melahat Damla Gürleyen
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

16. ve 17. yüzyıl Osmanlı saray sanatındaki karanfil motifleri ile çatma ve kemhalardaki karanfil motiflerinin karşılaştırılması

Osmanlı döneminde bahçe ve çiçekler saray yaşamının vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Saray bahçelerinin doğu felsefesinde ve dinsel inanç düzeyinde yer alan "Cennet bahçesi" kavramından etkilendiği söylenebilir. Cenneti andıran bu saray bahçelerinin gözde çiçeklerinden biri de karanfillerdir. Saray nakkaşlarının da dikkatini çeken karanfiller 16. yüzyıl sanat eserlerinde bezeme unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Saray himayesindeki nakkaşhanelerde, nakkaşların elinde zenginleşen karanfil motifleri, minyatür, tezhip, çini, halı, kumaş gibi alanlarda yaygın olarak kullanılmıştır. Her sanat alanında teknik imkanlar bezemelerin çeşitli özelliklerini etkilemiştir. Osmanlı sanatında pek çok şekilde stilize edilmiş olan karanfil motiflerinde de bu etkiler izlenebilir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; Osmanlı saray sanatında kullanılan karanfil motiflerinin biçim özellikleri incelenerek bir sınıflandırma yapılmıştır. Bu sınıflandırmaya göre karanfil motifinin çizimi ve çeşitli özellikleri açıklanarak 16. ve 17. yüzyıl tezhip, maden, çini, işleme ve halılarından örnekler sunulmuştur. Saray sanatında kumaşlar en önemli uygulama alanlarından birini oluşturmaktadır. İkinci bölümde; karanfil motifinin bezeme unsuru olarak kullanıldığı 16. ve 17. yüzyıl Osmanlı saray kumaşları incelenerek örnekler verilmiştir. Bu kumaşlar içinde karanfil motiflerine en çok çatma ve kemhalarda rastlanmaktadır. Bu bölümde çatma ve kemhaların teknik ve tasarım özellikleri de açıklanmış ve tespit edilen örnekler tablo haline getirilmiştir. Tablolarda yer alan karanfil motifleri belirlenen örnekler üzerinde ayrıntılı olarak açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde; 16. ve 17. yüzyıl saray kumaşlarında tasarım genel olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca incelenen çatma ve kemha kumaşlarda bezeme unsuru olarak kullanılan karanfil motiflerinden seçilen örneklerle yapılan döşemelik kumaş tasarımları sunulmuştur. Sonuç olarak; 16. ve 17. yüzyıl çatma ve kemha kumaşlarındaki karanfil motiflerinin, biçim, boyut, kompozisyon düzeni, kompozisyonda motifin kullanım şekli ve renk gibi özellikleri değerledirilmiştir. Saray sanatındaki karanfil motifleri ile çatma ve kemhalardaki örnekler karşılaştırılmıştır. Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Osmanlı kumaĢları 2- Kemha 3- Çatma 4- Karanfil motifi

Kemha kumaşOsmanlı sanatı
Nagehan Öğsüz
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

17. ve 18. yy Osmanlı saray çadırları

Göçebe yaşamın etkisiyle ortaya çıkan çadır geleneğinde Türk kültürünün etkisi ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bugün hâlâ Orta Asya'nın birçok yerinde, Anadolu'da Osmanlı geleneklerine bağlılık ve ekonomik nedenlerle göçebe hayatını sürdüren insanlar vardır. Çeşitli ihtiyaçlar, yaşam koşulları ve iklim şartları farklı çadır tipleri ortaya çıkarmıştır. Çadır hayatı içerisindeki yaşam mücadelesi, kendi işlerini yapma zorunluluğunu doğurmuş, özgürlük tutkusu ve yaratıcılık da kendi sanatlarının oluşmasını sağlamıştır. Çadırın Çin'den Anadolu'ya, Anadolu'dan Avrupa'ya kadar uzanan kültür, sanat ve mimari alanlarında da önemli bir yeri olmuştur. Anadolu'da çadır geleneğiyle oluşan türler: Alaçık-Çatma ev, Yurt veya keçe örtülü çadır, Topak ev, Kara çadır, Mahruti çadır, Tam tenefli çadır, Yarım tenefli çadır, Şemsiye çadır, Kumandan çadırı, Beşik çadırı ... Osmanlı dönemi saray çadırları: Otağ-ı Hümayun, Otağ-ı Asafi, Halvet çadırı, Zokaklu çadır, Çadır-ı hazine, Kurba çadır, Hastane çadırı, Kilar çadırı, Çadır-ı Saraçhane, Çadır-ı Matbah, Çile çadırı, Mühtelif sınıf asker çadırları... Osmanlı döneminde saray çadırlarında yurt tipi çadırlar kullanılırken sonraki dönemlerde çok direkli ve bez örtülü çadırlar kullanılmıştır. Padişah ve paşa çadırları tenefli, kumandan ve beşik çadırları kara çadır tipi direkli çadırlardır. Dıştan atlas, ipek sırma işlemeli kumaşlar ile kaplanmış, içinde ve dışında farklı kumaşlar kullanılmıştır. Süslemelerdeki teknik ve desen çok iyi seviyelere ulaşmış motif, renk ve kompozisyonlar ait oldukları dönemin süsleme sanatlarıyla benzerlik göstermiştir. Osmanlı saray çadırlarında batı kültürünün de etkisi görülmüştür. 17. yüzyıl çadır süslemelerinde ve tekstillerinde renk, konu, teknik ve desen bakımından sadelik görülürken yüzyılın sonlarına doğru Avrupa sanatı etkisiyle renklerin arttığı, malzemelerin cins ve kalitelerinin değiştiği, desenlerin aslına uygun sadelikten uzak bir biçimde uygulandığı görülmektedir. 18. yüzyılda da batı etkisi devam etmiş desen ve motifler karmaşık ir biçimde uygulanmıştır. 19. yüzyılda ise Barok ve Rokoko tarzı, çadır süslemeleri görülmüştür. Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Çadır 2- Çadır Sanatı 3- Osmanlı Saray Çadırı 4- Oba 5- Yörük

Hatice Tümtürk Çalışkan
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

1880-1930 yılları arasında Batı giyim modasında oryantalist etkiler

Bu çalışma Oryantalizm ve Batılı Kadın Giyim modasında Oryantalist etkiler üzerine genel bir araştırma niteliğindedir. Oryantalizm kavramının sanat içindeki yeri, Batılı kadın giyiminde Doğu görünümleri ve Doğunun Oryantal öğelerini kullanan moda tasarımcıları olarak üç ana bölümde değerlendirilmiştir. Çalışmada 1880-1930 yılları arası incelenmiş olup, Doğu olarak etkilerinin görüldüğü coğrafya daha çok İslamiyet'in hakim olduğu Osmanlı imparatorluğu sınırları Mısır, Cezayir ve Arap yarımadasını kapsayan yakın Doğu'dur. Uzak Doğu çalışmanın dışında bırakılmıştır. Bu araştırmada Doğunun Batı tarafından tanınmasında ve Oryantalizmin yayılmasında etkisi olan önemli noktalara dikkat çekilmiştir. Seferler, seyahatler, mektuplar, masallar, uluslararası sergiler ve sanat alanındaki gelişmelerin Oryantalist tarzın oluşumunda ve şekillenmesinde nasıl etkin olduğu açıklanmaya çalışılmış ve çeşitli sanat dallarındaki örneklerine yer verilmiştir. Batılılarca barbar olarak görülen Doğunun, aynı zamanda büyük bir güç ve bir o kadar da egzotik oluşu merak duygularını tetikleyerek Oryantalist terimini meydana getirmiştir. Oryantalistler Batının bu merakını gidermek için kendisine benzemeyen bu kültürler hakkında bilgiler toplamış, batılı sanatçılar da bu bilgilerden esinlenerek ya da Doğu'ya bizzat gelip gözlemleyerek veya üçüncü ağızdan duyduklarıyla Oryantalist eserler sunmuşlardır. Bu çalışmada Oryantalist olarak ifade edilen eserler kadın giyimi açısından taranmış olup önemli ressamların, gravür ustası, fotoğrafçı ve illüstratörlerin çalışmalarında sıkça rastladığımız Oryantalist giyim öğeleri ortaya konmuştur. Bu öğeleri 1880-1930 yılları arasında isim yapmış moda tasarımcılarının, koleksiyonlarında nasıl yansıttıklarına dair araştırma yapılarak, Oryantalizmin moda akımı olarak kısa bir dönemde ancak etkin bir şekilde var olduğu sonucuna varılmıştır.

BatıBatı ülkeleriGiyim+7
Sibel Onur Başer
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Zamanı ölçen tasarım araçları ve kişisel saatler

Zaman bildiren araçların ilk örneği olan güneş saatlerinin M.Ö. 1300 yıllarında ilk defa Mısır ve Mezopotamya'da kullanıldığı bilinmektedir. Güneş saatleri, güneşin gökyüzündeki hareketine göre zamanı gösteren aletlerdir. Güneş saatleri yanında kum ve su saatleri de zaman ölçer olarak kullanılmıştır.Zaman ölçme veya Horoloji olarak adlandırılan bilim dalı, 13. yüzyılda mekanik saatlerin keşfedilmesiyle önemli bir noktaya gelmiştir. Bu gelişmeler daha sonraki yüzyıllarda yapılan yeni buluşlarla devam etmiştir. 13. yüzyıldan itibaren başta İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya olmak üzere saat kulesi, katedral, saray gibi dini ve sivil yapıların cephe süslemelerinde kullanılmıştır. Anıtsal yapıları süsleyen aynı zamanda işlevi bakımından önemli bu saatlerin mekanizmaları ağırlıkla çalışmaktaydı. Yapıların cephelerinde yaygın olarak kullanılan ve ağırlıkla çalışan bu büyük saatlerin yerini 15. yüzyılda hareket sisteminde zemberek kullanılmasıyla küçük boyutlu saatler almıştır. Bu teknik gelişme sunucu saatler evlerde, bütün özel mekanlarda, halka açık yerlerde ve üzerimizde taşıdığımız aksesuarlar olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu gelişme sonucunda 16. yüzyılda Fransızların Nurenberg yumurtası, Osmanlıların koyun saati adını verdiği cep saatlerinin ilk örneği olan saatler ortaya çıkmıştır. Bu saatler bir muhafaza ve kılıf içinde taşınırlardı.Başlangıçta saatler, ne kadrana ne akrebe ne de yelkovana sahiptiler, sadece çalar mekanizmaları vardı. İlk saat kadranlarında, sabit akrep, yelkovan ve devir yapan bir sistem bulunmaktaydı.14. yüzyılın ikinci yarısından itibaren saatlerde, dönen akrep ve yelkovan ile yirmi dört eşit bölüme ayrılmış kadranlar görülmeye başlanmıştır. 16. ve 17. yüzyıllarda sanayinin gelişmesi, ülkeler arası ticari ilişkilerin artması, zamanın önem kazanması sonucu saatler üzerinde dakikaların yanında saniyelerin gösterilmesi de gerekli hale getirmiştir. 17. yüzyılda zaman ölçmedeki önemli yeniliklerden biri de sarkacın saatlere uygulanmasıdır. Sarkacın hareketlerinin düzenli olması, zamanın teknik gelişimi sonucu ayaklı duvar saatleri ortaya çıkmış, bu tip saatler 18. ve 19. yüzyıllarda yaygın olarak kullanılmıştır. 19. yüzyılda sanayinin hızla gelişmesi saat teknolojisini de çağın gelişimine ayak uydurmak zorunda bırakmış, cep saatlerinin yerini kol saatleri almıştır.Geleneksel saat üreticileri olan Rolex, Patek Philippe ve Audemars Piguet gibi firmaların bugün hala geçmişteki modellerini yeni teknolojilerden yararlanarak kullanıma sunmaları özellikle erkeklerin dikkatini çekecek ürünler ortaya koymaktadırlar.Bu firmaların birçoğu 19. yüzyılda cep saati üretici olup; teknolojik gelişmelerden yararlanarak becerileri arttırılmış ve daha mükemmel saatleri üretmeyi başarmışlardır.Mekanizmaları mükemmelleşerek alarm, takvim ve dakiklik gibi özellikleri ön planda olan bu saatler ayrıca el yapındaki kaliteli işçilikleri ile de koleksiyoncuların dikkatlerini toplayabilecek niteliktedirler.Prestijli markaların olağanüstü kaliteli yüksek standartlardaki seri üretimle yapılan bu saatler günlük hayatımızın vazgeçilmez parçalarıdır.

AksesuarSaatTasarım
Ahmet Korkmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2010
00
Master'sOpen AccessTR

CAD/CAM tasarımından üretim aşamasına PVC masa örtüsü

Bilgisayar destekli tasarım artık hayatımızın bir parçası olmuştur. Günümüzde, bilgisayar kullanılmadan oluşturulan desen çalışmaları neredeyse yok denecek kadar azdır.Bu tez çalışmasında bilgisayar desteği ile tasarım aşaması, PVC masa örtüsünün üretim süreci, kullanılan makineler, PVC üzerinde uygulanan teknikler ele alınmıştır. Dünyada ve ülkemizde PVC masa örtülerinin kullanım yaygınlığı, desen ve renk zenginliği üzerine çalışmalar yaygın olarak yapılmaktadır.Bu çalışmada PVC malzeme üzerine en çok tercih edilen çiçek desenler başta olmak üzere geometrik, etnik, sanatsal v.b. desen tipleri üzerinde durulmuştur. PVC masa örtüsü desenleri Bilgisayar tabanlı Adobe Photoshop programı kullanılarak yapılmıştır.İlerleyen teknoloji PVC masa örtüleri üzerinde her türlü desen ve rengin basımına olanak sağlamıştır. Modayla yakından ilişkisi olan bu ürün gurubu ülkelerin renk ve desen özelliklerini yansıtmada bir gösterge olmaktadır.Bu çalışmanın sonucu olarak, çiçekli desenlerin ve parlak renkli PVC masa örtüsü desenlerin ülkemiz geleneğinin ve toplumsal kültürü yansıttığı görülmüştür. PVC'nin ev tekstili ürün gurubu içerisindeki yeri ve satışı, hedef kitlesi, ülkelere bağlı desen seçenekleri ve farklıklılarının hepsi birlikte düşünülmelidir. Hatta PVC masa örtüsünün yanı sıra PVC ile elde edilen tamamlayıcı ürün gamının neler olabileceği konusunda yeni araştırmalar yapılmalıdır. Bu tür ürünlerin geliştirilmesi konusunda tasarımcıların çalışmaları sektör tarafından daima dikkate alınmalıdır.

Bilgisayar destekli tasarımMasa örtüsüPVC+1
Berna Aybartürk
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Giysi tasarımında katlama ve büzgü yöntemleri ile giysi yüzeyine boyut kazandırma uygulamaları

Günümüzde modern yaşamın getirdiği yeni ve farklı olana duyulan beğeni; moda tasarımcılarını yeni yöntemler deneyerek giyside estetik ve yaratıcı formlar yaratmaya yönlendirmektedir. Bu süreçte üçboyutlu biçimlendirmeler ön plana çıkmakta ve giysi formunu oluşturan yüzeyin üçboyutlu hale getirilmesiyle birçok teknik gündeme gelmektedir. Bu tekniklerden katlama ve büzgü yöntemleri bu tezin başlıca konusunu oluşturmaktadır.Birinci bölümde tasarımı oluşturan görsel öğeler ve giyside form oluşturmanın esaslarına değinilmiş, ikinci bölümde teknik bir anlatımla katlama ve büzgüler ele alınmış, üçüncü bölümde ise yeni nesil moda tasarımcılarının koleksiyonlarından seçilmiş örneklerle tez konusu desteklenmiştir.Bu araştırmada incelenen örnekler doğrultusunda; katlama ve büzgü yöntemleri ile yüzey biçimlendirme uygulamalarının deneyselliği getirdiği, giysi yüzeyine boyut kazandırdığı, derinlik yarattığı ve tasarımın içeriğini zenginleştirdiği sonucuna varılmıştır.

BiçimBoyutlandırmaGiysi tasarımı
Taçlan Özüm Erk
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2011
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Geleneksele dayalı çağdaş indigo boyalı tekstiller ve uygulamaları

Bu çalışma ile mavi renk boyamalarda köklü bir geleneğe sahip, İndigofera tinctoria ve isatis tinctoria (çivit otu) bitkilerinin doğal boyama yöntemleri kullanılarak ipliği boyasız, düz dokuma kumaş üzerine geleneksel boyama ve baskı teknikleriyle oluşturulmuş mavi renkli tekstiller incelenmiştir. Ayrıca mavi boyanın taşıdığına inanılan, mistik, sihirsel güçler, sembolik kodlar, ve inanç sistemleri sosyo kültürel açılımlarıyla açıklanmıştır.?Geleneksele Dayalı Çağdaş İndigo Boyalı Tekstiller ve Uygulamaları? konulu tez çalışması üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ?Mavi Renk Veren Doğal Boya Bitki Kaynakları ve Mavi Renk Skalası? başlığı altında antik dönem boyunca bitkisel kökenli temel mavi boya bitkilerinin yapısal özellikleri, yetişme koşulları, botanik sınıflandırmaları, geleneksel indigo küp boyama yöntemleri araştırılmıştır. İndigo küp boyama yöntemi, farklı kıtalarda ve farklı kültürlerde dinsel ritüel niteliğinde yüzyıllar boyunca uygulanmıştır. Bu boyama yönteminin en karakteristik özelliği, kumaşın indigo boya teknesine daldırıldıktan sonra hava ile temasıyla gerçekleşen oksidasyon işlemiyle sarımsı yeşilden koyu gece mavisine kadar uzanan büyüleyici renk değişimi olmuştur. İndigo boyama da tekstil liflerinin boya teknesine daldırma sayısına ve boya teknesinde bekleme süresine bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Bu nedenle, mavi rengin doygunluk değerlerine göre sayısız çeşitteki tonları açıktan koyuya doğru derecelendirildiği yedi aşamalı mavi renk skalası ile ilgili detaylı bilgiler irdelenmiştir. İkinci bölümde, Mavi Boyalı Tekstillerde Uygulanan Boyama ve Baskı Teknikleri başlığı altında uygulama tekniği, malzeme, boyama reçeteleri yöntemleri ve tasarım üretim süreci irdelenerek, mavi boyalı tekstillerin, antik dünyada ticaret yollarıyla uzun kıtalararası yolculuğunda yarattığı etkileşim görsellerle desteklenerek açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise, dünya'da indigo doğal boyamacılığının canlandırılması amacıyla yapılan organizasyonlar, araştırma projeleri, boyama merkezleri ve doğal boya sempozyumları hakkında geniş bilgiler verilerek doğal boyamacılık ve indigo boyamacılığının günümüzdeki durumu ve önemi vurgulanmıştır.Mavi renk boyamalarda kullanılan bitkisel boya kaynakları ve geleneksel mavi boyalı tekstillerin tasarım, üretim, teknikleri, uygulama alanları, kültürler arası taşıdığı sembolik kodlar, kıtalar arası etkileşimin simgesel boyutuyla birlikte 21. yüzyılda doğal boyamacılığının durumu kronolojik ve sistematik olarak ele alınarak irdelenmiştir.

Boya bitkileriBoyalarBoyama+10
Gülcan Batur
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Hayat ağacı sembolizmi ve tekstil baskıcılığındaki uygulamaları üzerine bir araştırma

İnsanlık tarihi kadar eski olan kutsal ağaç kavramı, insan yaşamına çeşitli şekillerde girmiş ve sanat dallarının önemli konulardan birisi olmuştur. Motiflerin sembolik anlamları ve kullanımları; zamana, kültüre ve coğrafyaya göre farklılık göstermektedir. Ortadoğu'da hurma, Anadolu'da zeytin, Uzakdoğu'da ise şeftali ağacının kutsal sayılması buna örnek verilebilir. İşlevselliği ve hayat veren gücüyle ağaç, birçok sembolik anlamlar içermektedir. Yaratılış ve türeme gibi kavramlar hemen her toplumun inançlarında kutsal ağaçla ilişkilendirilmiştir. Toplumlarda ağaçtan türeme efsaneleri ve ağacın Tanrıların ve ruhların barınağı olduğu inancı oldukça yaygındır. Orta Asya ve Şamanizm'de ağacın dallarındaki kuşlar, şaman ruhlarını simgelemektedir.Kutsal ağacın insan hayatıyla ilgili görülmesi, ağacın hayat taşıyıcısı olduğundan kaynaklanmaktadır. Yaprağını döken ve dökmeyen ağaçlar, yaşam döngüsünün simgesi olmuş ve hayat ağacı olarak adlandırılmıştır. Yaprağını dökmeyen ağaçlar, ölümsüzlüğü ve Tanrısallığı, dökenler ise doğum, yaşam ve ölümle özdeşleştirilmiştir. Ağaca yüklenen bu sembolik anlamların özünde, insanlara ve hayvanlara sağladığı sayısız faydalar yer almaktadır. Meyvesi, yaprakları, gövdesi ve gölgesi gibi çeşitli yararlarından dolayı kutsallaştırılan ağaç, bir kült nesnesine dönüşmüştür.Birçok uygarlığın mitoloji ve dinlerinde sıkça karşılaştığımız kutsal ağaç figürü, derin sembolik anlamlar içermekte ve bize bulunduğu çağın inanç sistemleri hakkında bilgi vermektedir. İnanç dünyasının motifi olarak görülen hayat ağacı, bütün kutsal kitaplara ve kitabı olmayan dinlere kutsallığı ile konu olan önemli bir motif olmuştur. Zeytin, incir, hurma ve nar ağaçlarının meyveleri şifa verici özelliklerinden dolayı, üç büyük din tarafından kutsal kabul edilmiştir. Hz. İsa'nın çarmıha gerildiği haçın hayat ağacı odunundan yapıldığına inanılmış ve haç, yerden göklere yükselen bir ağaç olarak betimlenmiştir. Musevilerin kutsal ağacı olan Sephirotic ağaç ters dönmüş olarak tasvir edilmektedir. Diğer kutsal sayılan ağaçlardan biri de İslam'da cennette var olduğuna inanılan ve ters dönmüş şekilde betimlenen Tuba ağacıdır.Hayat ağacını destekleyen motifler içinde hayvanlar; gerçekçi ve mitolojik olmak üzere iki grupta incelenmiştir. Hayat ağacının bu kutsal varlıklar tarafından korunduğuna inanılmaktadır. Ağaç, aynı zamanda bitkisel formlar, gezegenler ve insan figürleriyle de desteklenmiştir. Adem ve Havva ile adı geçen hayat ağacı yada diğer adıyla bilgi ağacı, konumuz açısından önemli olmakla beraber, hayat ağacı inancını kavramamıza yardımcı olmaktadır. Ağaçla özdeşleştirilen bir diğer önemli figür ise Ana Tanrıçadır. Ağacın meyve vermesiyle, Ana Tanrıçanın doğurganlığı arasında çoğu zaman bağlantı kurulmuş ve bu durum bereket ve üremeyle ilişkilendirilmiştir.Yapılan araştırmada hayat ağacı motifinin dokuma ve kirkitli dokuma (halı ? kilim - seccade) alanlarında daha sık kullanıldığı saptanmıştır. İslam kültüründe dini ve sembolik anlamlar içeren, hurma, selvi, nar ve kozalak motifleri Osmanlı dokumalarında ve işlemelerinde sıkça kullanılmıştır. Kirkitli dokumalarda resmedilen hayat ağacı motifi, İslamiyet'teki tasvir yasağından dolayı genellikle soyut ve geometrik formlarla ifade edilmiştir. Özellikle seccadelerde mihrap içine yerleştirilen hayat ağacı motifi, tanrıya ulaşmayı simgelemesi bakımından oldukça önemlidir. Hayat ağacının baskılı tekstillerdeki kullanımı kısıtlı olmakla birlikte, motifin çoğunlukla Hint, Endonezya ve İran baskılı tekstillerinde, kalıp baskı, kalamkari ve batik tekniğiyle oluşturulduğu görülmektedir.

BaskıBaskı resimBaskı sanatları+4
Evrim Kılıç
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2011
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Çağdaş takıda aşırılık: Eğilim ve uygulamalar

20. yüzyıl takıları, aynı yüzyılın sanat akımlarına paralel sosyal ve kültürel gelişmelerden etkilenmiş ve 2. Dünya Savaşı'ndan sonraki dönemde, çağdaş batılı ülkelerin takılarında devrim niteliğinde değişimler gözlenmiştir. Savaş sonrasında gelişen özgürlükçü ve protest tavırlarla birlikte sosyal duyarlılıktaki artışın dönemin takılarına yansıtılması, 1960'lardan itibaren takıda reforma yol açmıştır. Bu dönemde, alışılageldiği şekilde statü ya da zenginlik göstergesi bir nesne olan takı sorgulanmaya başlanmış ve takı kavramı ile birlikte, formu ve yapımında kullanılan malzemeler de büyük değişime uğramıştır. Gelişiminde, dönemin sanat akımlarının etkisi kadar, farklı disiplinlerden gelen sanatçıların takıya katkıları da rol oynamıştır. Galeri ve müzelerde sergilenmeye başlanan yeni takı anlayışı, uluslararası platformda boy göstererek tüm dünyaya yayılmıştır. Tüm bunlarla birlikte geleneksel kalıplarını kırarak statü değiştiren takı, bir sanat kategorisi (ya da türü) olarak kabul edilmiş ve takı sanatçılarının dışavurum aracı haline gelmiştir.1960'ların aykırı tutumu, takının günümüzdeki seyrini etkilemiştir. Bu dönemden itibaren yapılan deneysel çalışmalar, çağdaş sanatta ve sosyal toplum içerisinde bireysel ifadenin de gelişimiyle, ?aşırılıkların? ortaya çıkma sürecinin başlangıcı olmuştur. Yapılan araştırmada, günümüze kadar uzanan bu gelişim süreci incelenmiş ve 20. yüzyılın sonlarındaki takılarda saptanan aşırılıklar, örnekler üzerinden değerlendirilerek, gruplara ayrılarak sunulmuştur. Buna göre takıdaki aşırılıklar; takının form ve boyutunda, malzemesinde ve vücut modifikasyonlarını içeren uygulama ve kullanımında olmak üzere 3 grup halinde incelenmektedir.

Modern tasarımTakı tasarımıTakılar
Neşem Ertan
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2011
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Elastan içeren dokuma kumaşlarda üç boyutlu yaklaşımlar

Dokuma kumaş tasarımı; tema belirlenmesi, eskiz aşaması ve dokuma aşamalarında, fiziksel ve sezgisel parametreler ile yaratıcılık unsurlarının biraraya getirildiği bir tasarım disiplinidir. Tezin tasarım ve uygulama aşamalarında, sezgilerin ön plana çıkarıldığı yansıtıcı uygulamacı yöntemine başvurulmuş ve yaratıcılık düzeyinin dokuma tasarımında üst düzeye taşınması ve elastik ipliklerle üç boyutlu etkiler oluşturulması amaçlanmıştır. Yansıtıcı uygulamacı yöntemi; görsel ve bilimsel araştırmaların ardından, tasarımcının belirli bir bilgi birikimine ulaştıktan sonra, uygulama sürecinde karar vermesine ve deneysel uygulamalar doğrultusunda sezgileriyle hareket etmesine imkân tanımaktadır.Bu bağlamda tez çalışmasının konusu olan üç boyutlu etkilerin oluşturulması için elastan lifi ve elastik iplikler araştırılmıştır. Elastan lifi, kumaşa kazandırdığı esneme ve orijinal formuna dönme, vücudu sarma, hareket özgürlüğü sağlama vb fiziksel özelliklerin yanı sıra kumaşın yapısına bağlı olarak buruşuk, kabarık, rölyef ve hacimli olarak tanımlanabilecek üç boyutlu etkilerin ortaya çıkmasında da rol oynamaktadır.Dokuma kumaşlar kumaşın atkı ve çözgü ipliklerinin birbirleri üzerinden geçmesi nedeniyle en, boy ve derinlikleri ile üç boyutludurlar. Bal peteği, leno, kord vb örgülerde atkı veya çözgü ipliklerinin birbirleri üzerinden uzun atlamalar yaparak bağlanmaları kumaş yüzeyinde dokusal olarak ışık ve gölge etkileri ile üç boyutluluğu belirgin hale getirmektedir.Dokuma kumaşlarda üç boyutlu etkilerin elastik ipliklerle ortaya çıkarılması için elastik ipliğin çeşitli örgü ve yapılardaki davranışı incelenmiş ve tasarımlara başlanmıştır. Tasarım sürecinde; tema belirlenmesinin ardından, eskiz çalışmalarına geçilmiştir. Eskizlerde ve eskizlerin dokuma kumaşa dönüştürülmesi sürecinde; benzetme, sentez, farklı tekniklerin bir araya getirilmesi ve biçim arama gibi yaratıcılık yöntemlerinden faydalanılmıştır. Eskizlerin dokuma tekniği ile kumaş biçimine dönüştürülmesi sürecinde kullanılacak elastik iplik ve çözgü iplik renkleri sabit tutularak çalışmanın sınırları belirlenmiş ve üç boyutlu etkiler üzerine odaklanılmıştır. Tasarımların uygulanmasında örgü, yapı, atkı iplik renkleri vb faktörlere süreç içinde karar verilmiştir. Bu amaçla; jakar tezgahında beş, armürlü dokuma tezgahında ise altı adet dokuma uygulaması yapılmıştır.Jakar tezgahında yapılan uygulamalarda jakar tezgahının geniş desenlerde çalışmaya olanak sağlaması ile kumaş yüzeyinde üç boyutluluk derecesi gözle görülür biçimde arttırılmıştır. Figürlü desenlerle üç boyutlu etkilerin bir araya getirilmesi, esnetilmesi durumunda dokusu ve deseni değişen kumaşların tasarımını mümkün kılmıştır.

Havva Halaçeli
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Japon tekstil boyama ve desenlendirme teknikleri üzerine bir araştırma

İnsan kültürünün temelinde bulunan ve tarihin bir bölümünü teşkil eden giysi sosyal kavramlarla, ekonomik şartlarla, teknolojik gelişmeyle, geleneklerle doğrudan ilgilidir. Giysilerin bir sosyal iletişim aracı olarak hizmet gördüğüne, fakat bunların her toplumun kültürel karakteristiğine göre anlam kazandıklarına inanırlar. Böylece giysiler bir kültürün düşüncelerine, tavırlarına ve inançlarına doğru samimi bir bakış oluştururlar. Bir anlamda geçmişin aynasını ve kültürün kolektif tavrını yansıtan bugünkü durumu ifade ederler.Biz de bu anlayıştan yola çıkarak araştırmamızı Japon tekstillerinin boyayla desenlendirme tekniklerini inceleme yolunu seçtik. Japonya'da kumaşların tasarım, üretim ve kullanımı yüzyıllar boyunca yaratımsal bir incelik oluşumunun sürekliliğini sergiler. Araştırmamız Japonya'da yapılan çalışmaların geniş bir geleneksel rezerv teknik ailesinin oluşması yönünde gelişmiştir. Bu bağlamda yapılan çalışmamız temel olarak üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm de Japon tekstillerinin boyama yoluyla desenlendirilmeleri , uygulanan tekniklerde kullanılan geleneksel lif çeşitleri ve yine geleneksel olarak kullanılan doğal boyaların çeşitleri ve uygulama şekilleri tarihsel bir süreç içinde ele alınmıştır.İkinci bölümde ise söz konusu tekniklerin uygulama alanında verdiği çeşitlilik somut yaklaşımlar ışığında değerlendirilmiş, böylece kuram ve uygulama arasında mevcut olan ve sürekli olarak kendisini güncelleyen karşılıklı etkileşimli ilişki incelenmiştir.Üçüncü bölümde ise araştırmamızda incelenen tekniklerin çeşitli güncellemelerle günümüze uzanan yansımaları ele alınmış yaratmış olduğu böylece geleneksel birikim ile güncel yaratımlar arasındaki dinamik bağlantı çok boyulu bir yaklaşım ile irdelenmiştir. Çalışmanın bütününde bütün değerlerini ve mevcut birikimi Global bağlamda ve giderek artan bir hızda güncellemekte olan günümüz kültürünün geleneksel ve güncel arasında bir çatışma olmadan da söz konusu güncellemeleri sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebileceği değerlendirilmektedir. Bunun içinde her iki alanda yapılacak araştırmaların böyle bir uyumun parametrelerine ışık tutacağını düşünüyoruz.

Boyama teknikleriDesenlendirmeGelenekler+4
Gül Menet Kırmızı
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2009
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Osmanlı kumaş sanatında çintemani motifinin biçimsel evreleri

Osmanlı kumaş sanatının önemli bir motifi olan çintemani, yüzyıllar boyunca süsleme sanatlarının çeşitli alanlarında kullanılmış, taşıdığı farklı anlamlarıyla dinlerin ve felsefelerin sembolü olmuştur. Çintemani, merkezleri hayali bir üçgenin köşe noktalarına yerleştirilmiş, ikisi altta biri üstte aynı çapta üç daireden oluşan; bazen belirli bir aralıkta üst üste birbirine paralel olarak gelen pelenk veya kaplan postu adı verilen, iki dalgalı çizgi formuyla birlikte kullanılan bir motif olarak tanımlanır.Türk sanatındaki uygulanış şekli ve sembolik anlamı itibariyle Uzakdoğu'dakinden farklı olan, kuvvet ve kudreti simgeleyen motif, tarih öncesi dönemlerden Osmanlı İmparatorluğu'na kadar varlığını sürdürmüştür.Araştırmanın amacı, erken dönem Orta Asya'dan itibaren XIX. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu'na kadar geçen süre içerisinde çintemani motifinin etkin olduğu bölgelerde sürekliliğini incelemek; dinsel ve kültürel etkileşimlerle gelişimini takip etmek, diğer motif ve üsluplarla bağlantısını kurmak, motifin elemanlarıyla ilgisi olduğu ve olabileceği düşünülen çeşitli unsurlarla sembolik açılımını tespit etmek; motifin biçimsel ve simgesel anlamda tanımını yapmaktır. Tüm bu bilgiler doğrultusunda araştırmada, çintemani motifi odağında Osmanlı kumaş sanatını incelemek, motifin en sık görüldüğü saray kumaşlarını tespit etmek ve çintemani motifli kumaşları desen, renk, kompozisyon ve sembolik açıdan ele alarak irdelemek hedeflenmiştir. Bu kapsamda alan yazın taraması yapılmış, elektronik veritabanları incelenmiştir. Aynı zamanda dönemin kumaş desenlerine ışık tutacağı düşüncesiyle görsel belge niteliğinde olan Osmanlı minyatürlerinden de yararlanılmıştır. Elde edilen bilgiler ışığında Osmanlı'da çintemani motifinin en çok kullanıldığı kumaşlar tespit edilmiştir. Bu kumaş örnekleri desen, üslup, renk, kompozisyon, bezeme özellikleri ve diğer motiflerle birlikteliği açısından ele alınmış; bulundukları müzeler ve envanter numaraları saptanarak tablolar oluşturulmuştur.

Kumaş sanatıKumaşlarMotifler+6
Dilek Yurt
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tülü tekniği üzerine bir araştırma ve çağdaş tasarım uygulamaları

Araştırmada Tülü ve benzeri dokumalar hakkında geçmişten günümüze genel bilgilerden yola çıkılarak örnekler verilmiştir. Tülü ve benzeri dokumaların coğrafi bölgelere göre sınıflandırılmaları yapılmıştır. Tez çalışmasına başlanırken gerekli alan araştırmaları yapılmıştır. Araştırma konusunun çıkışı post görünümlü dokumalardır. Dokunan bu parçaların giysilere dönüştürülebileceği düşünülmüştür. Dokunan parçalar post görünümlü giysilerden esinlenerek hazırlanan giysi kalıpları üzerinde renk-biçim-doku göz önünde bulundurularak el tezgahında dokunmuştur. Ana malzeme olarak yün tutamları kullanılmıştır. Birinci bölümde tülü dokumaları tarihçesi ile ilgili genel bilgiler verilmiş ve tülü ve benzeri dokumalarının tablo üzerinde detaylı incelemeleri yapılmış, benzer görünümlü dokumaların dünyadaki örnekleri incelenmiş, geçmişten günümüze post görünümlü giysiler ve tülülerin giyside kullanım alanları hakkında bilgiler verilerek görsellerle desteklenmiştir. İkinci bölümde ise post görünümlü tekstillerin 1900'lerden 2000'lere kadar Moda da kullanımı hakkında incelemeler yapılmış, görsellerle desteklenmiştir. Üçüncü bölümde ise giysi tasarımlarının her aşaması anlatılarak model üzerinde çalışmanın bütünü görsellerle desteklenerek araştırma çalışmasına konulmuştur.

Dokuma teknikleriDokumalarGiysi tasarımı+2
Ecem Tosun
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2018
10
Master'sOpen AccessTR

Hazır giyim sektöründe marka analizleri ve tekstil baskı tasarımcısının rolü

Tekstil ve hazır giyim sektörü, özellikle 1980 sonrasında ihracata yönelik getirilen kalkınma politikası ile büyümeye başlayıp günümüze Türkiye'nin en büyük endüstri kollarından biri olarak gelmiştir. Ucuz pamuk ipliği imalatı, coğrafi konumun lojistik altyapılara elverişli olması, ürünlerin zamanında teslim edilmesi, üretimin yanında tasarım potansiyelinin de artması endüstrinin bu denli büyümesinin kanıtlarındandır. Ancak günümüzde Çin, Hindistan, Bangladeş gibi üretimin ve işçiliğin son derece ucuz olduğu ülkeler, Türkiye'nin rekabet gücünü zorlamaya başlamıştır. Bu gibi olumsuz durumlar karşısında Türkiye'nin katma değerli ürün oranlarını ve tasarım gücünü artırması kaçınılmaz olmuştur. Bu araştırmanın amacı, hazır giyim sektöründe çalışan baskı tasarımcılarının görev tanımlarının tam olarak ne olduğu, sektördeki konumlarının önemi, sektördeki ve dünyadaki değişim ve gelişimlere paralel olarak kendi yetkinliklerini nasıl geliştirip doğru şekilde kullanmaları gerektiğini ayrıca küresel çaptaki markalara tasarım hazırlama dinamiklerinin ne şekilde olması gerektiğini açıklamak, bununla birlikte tasarımın oluşmaya başlamasından numunenin bitimine kadar olan süreçteki rolünü detaylı bir şekilde irdelemektir. Tezde, Türkiye'nin hazır giyim ihracat kapasitesi, iş birliği yapılan küresel markalardan birkaçı ve bunların önemi ile ilgili yapılan literatür araştırmanın yanı sıra Türkiye'deki hazır giyim ihracatçılarının tasarıma ve tasarımcıya daha fazla önem vermesi gerektiğine değinilmiş, sektörde çalışmaya yeni başlayacak tasarımcıların donanımsal anlamda kendilerini nasıl geliştirebilecekleri açıklanmış ve bu bağlamda okul-sektör işbirliklerinin çoğalmasının gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca tasarım ve numune sürecini derinlemesine açıklayabilmek adına Türk ve İspanyol tasarımcılarla yapılan röportajlara yer verilmiştir.

Giysi tasarımıHazır giyimHazır giyim sektörü+4
Cem Akyol
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tekstil yüzeylerinde manipülasyon ve giyilebilir sanat bağlamında form arayışları

ÖZET Tekstil sanatının plastik sanatlar içerisinde yer edinebilmesi, giyilebilir sanatın ortaya çıkışını hazırlayan Art & Crafts, Art Nouveau ve Bauhaus ekolü gibi hareketlerin zanaatın sanattan ayrı tutulamayacağını savunmasıyla olmuştur. Tekstil yüzeylerinde manipülasyon uygulamaları yoğun zanaat süreçlerine dayanan, birçok tekstil tekniğini uygulama becerisi gerektiren uygulamalardır. Bu yönüyle giyilebilir sanatın felsefesiyle yakından ilişkisi bulunmaktadır. Tekstil yüzeylerinde manipülasyon ve giyilebilir sanat alanındaki giysi formlarını inceleyen bu çalışmanın amacı, manipülasyonda kullanılan geleneksel tekstil teknikleri ve deneysel yöntemlerin giyilebilir sanatla ulaşılmaya çalışılan el emeği sürecine hizmet ediyor oluşunu irdelemek ve sanatsal yüzeylerle giyilebilir sanata uygun formların nasıl yakalanabileceğini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda öncelikle tekstil yüzeylerinin manipülasyonunda kullanılan geleneksel ve deneysel teknik, yöntem ve araçlar incelenmiş, tekstil sanatçılarının yüzeyleri üzerinden örneklerle açıklanmıştır. Sonrasında giyilebilir sanatın zanaat ve moda ilişkisi üzerinden kullanılan giysi formları üzerinde durulmuştur. Tekstil sanatçı ve tasarımcılarının manipülasyon yüzeyleriyle giyilebilir sanat bağlamında kullanmayı tercih ettikleri formlar eserleri üzerinden incelenmiştir. Konunun pekiştirilmesi ve sanat ürünü ortaya koyma amacıyla birçok teknikle yüzey manipülasyon çalışmaları yapılmış, en son büyük dikdörtgen biçiminde hazırlanan yüzeyler mümkün olan en az kesik ve dikişle giyilebilir sanat formuna dönüştürülmüştür. Bu çalışma ile literatür ve uygulama bölümlerinde adım adım anlatılan manipülasyon teknikleriyle ve giyilebilir sanat formlarına ulaşmayı irdeleyen yapısıyla öğretici bir kaynak olması amaçlanmıştır.

Deneysel sanatEl sanatlarıGiyilebilir sanat+2
Ayça Çağlar
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

1960 yılından günümüze tekstil sanatında giysi formu ve giysinin sanat nesnesine dönüşümü

Tekstil, bedenin sınırlarıyla estetik, görsel ve kavramsal dilini oluşturarak giysi formunu yapılandırmaktadır. Giysi formu, tarih boyunca sanatta, modada sanatçı ve tasarımcıların estetik, kavramsal, kültürel anlamda kendilerini ifade edebildikleri araçlardan biri olmuştur. Tekstil sanatında, üç boyutlu formlarla birlikte giysi formuna yönelimin artış gösterdiği özellikle 1960 sonrası dönemde, sanat ve düşünce ortamının etkili bir rol oynadığı açıktır. Form ve kavram olarak sanat disiplinlerinde ifade aracına dönüşen giysinin yorumlanışı, sanat nesnesine dönüşümü araştırma açısından dikkate değer görülmektedir. 1960 yıllarından günümüze sanata ait çeşitli yönelişler çerçevesinde ortaya koyulan giysi formları ve hazır nesne olarak giysinin kullanımı, tekstilin dolayısıyla giysinin çağdaş sanatta edindiği konumunun açıklanmasına katkı sağlayacaktır. "1960 Yılından Günümüze Tekstil Sanatında Giysi Formu ve Giysinin Sanat Nesnesine Dönüşümü" başlıklı tez çalışması, tekstil sanatı başta olmak üzere, çağdaş sanat disiplinlerinde meydana gelen değişimlere paralel olarak giysinin form ve kavram olarak yeni bir biçimde algılandığı, yorumlandığı yaklaşımları irdelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç çerçevesinde tekstil sanatının disiplinlerarası bağlamda tarihsel ve düşünsel alt yapısı, 1960 sonrası sanatın temellerini oluşturan etmenler "1960 Sonrası Sanat Ortamı" başlığı altında ele alınmıştır. 1960 sonrasında çağdaş sanat eserlerinde giysi ve giysi formu, disiplinler arasındaki sınırların yok olması ile bir ifade aracına dönüşmüştür. "1960 Yılından Günümüze Sanatta İfade Aracı Olarak Giysi" başlığı altında bedenden soyutlanarak ortaya koyulan giysi formları, giysinin geleneksel rolünden ayrılışı, kavramsal boyutunun ortaya çıkışı ortaya koyulmuştur. Postmodern dönemde üretilen kavramsal pek çok yapıt sanat tarihi ve felsefi düşünce sistemlerinden beslenmektedir. Bu çerçevede konunun kuramsal temelde daha okunaklı olacağı düşünüldüğünden, araştırmanın ilk bölümünde Postmodern Düşünce Sistemleri'ne yer verilmiştir. "Giysi Formu Üzerinden İfadeler-Bedensiz Giysi Eserler " başlığı altında yapıt örnekleri referans sanatçılar üzerinden aktarılmıştır. 1960 yıllarından itibaren tekstil ve lif sanatçıları giysi sanatı, lif sanatı ve giyilebilir sanat alanında kavramsal yapıtlar ortaya koymuşlardır. "1960 Yılından Günümüze Tekstil Sanatında Giysi Formu" başlığı altında plastik olanakları ile sanatsal bir ifade aracı olan tekstilin giysi formu üzerinden temsil ettiği kavramlara, tekstil malzeme ve tekniklerinin yanı sıra, lif sanatında farklı materyal ve tekniklerle üretilen giysi formunda eserlere birinci bölümde dikkat çekilmiştir. Bedeni temsil eden giysiyi eserlerinde hazır nesne olarak kullanan sanatçılar giysilerin geçmişi keşfeden ve orada olmayanı temsil eden özelliğiyle ilgilenmişlerdir. İkinci bölümde çağdaş sanatta temel işlevinin yerine belirli kavramları aktarma rolüne bürünen giysiye "Çağdaş Sanatta Hazır Nesne Olarak Giysi" perspektifinden bakılmıştır. Giysiye ve giyime yeni bir perspektiften bakan, izleyicinin çok yönlü deneyimlerini ön plana çıkaran sanatçı performansları "Çağdaş Sanatta Performans Olarak Giysi" başlıklı bölümde ele alınmıştır. Malzeme ve süreç odaklı, tekstile ilişkin uygulamaların performans olarak ortaya koyulduğu yapıtlar giysi ile sanatçı, giysi ile izleyici arasında gerçekleşen etkileşim bakımından incelenmiştir. Son olarak konu kapsamında üretilen kişisel ve özgün çalışmalarda form ve kavram olarak giysinin, belleğin biriktirdikleriyle sanat nesnesi hâline gelişi ele alınmıştır.

Hazır nesneModern sanatTekstil sanatı
Gülseren Haylamaz
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın elbise tasarımında model ve kumaş ilişkisi

ÖZET Tasarımcı tasarımını oluştururken cinsiyet, kültürel, çevresel, toplumsal, demografik özellikler, malzeme, işlev, hedef kitle gibi pek çok faktörü göz önünde bulundurmalıdır. Giysi tasarımında en önemli unsurlardan birisi kuşkusuz kişinin bedeni ile modelin en iyi şekilde bağdaşması ve giyen kişiyi memnun etmesidir. Model kadar giysinin en önemli malzemesi olan kumaş seçimi de tasarımın başarılı olmasında oldukça etkilidir. Bu bağlamda kumaş ile model birbiriyle doğrudan bağlantılıdır. Doğru kumaş, doğru form ve uygun bedenle buluşunca tasarım başarıya ulaşmaktadır. Yapılan bu çalışmada kumaş ile form arasındaki ilişki kadın elbiseleri ile sınırlandırılarak ele alınmıştır. Bu bağlamda tarihsel süreçte elbise formlarının kumaş ile ilişkisi görsellerle desteklenerek irdelenmiş, dünyaca ünlü moda tasarımcılarının elbise tasarımlarına getirdikleri yenilikler koleksiyonlar üzerinden değerlendirilmeye çalışılmıştır. Yapılan bu araştırmalar doğrultusunda, cansız manken üzerinde drapaj tekniği ile deneysel elbise modelleri oluşturulmuştur. Tasarlanan iki elbise modelinde aynı kumaş kullanılırken, diğer iki tasarımda aynı kumaştan iki farklı model elde edilmiş ve model-kumaş ilişkileri gözlemlenerek sonuçları aktarılmıştır.

Giysi tasarımıKumaşlarTasarım+1
Burcu Tarakcı
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tekstil tasarımında denim üretim atıklarının geri kazanımı üzerine deneysel bir çalışma

Teknolojik gelişmelerin hayatımıza getirdiği yenilikler, günlük alışkanlıklarımızı ve yaşam biçimini de etkileyerek değişmesine neden olmaktadır. Modanın hızlı üretim ve tüketim anlayışından doğan çevresel etmenlerin doğaya zarar vermesi nedeniyle ekolojik kaygılar oluşmaktadır. Günlük yaşam ve endüstriyel açıdan farkındalık gerektiren bu durum için, ekolojik kaygıların azaltıldığı üretim yöntemleri hedeflenmektedir. Denim tasarımında, atıkların yeniden kullanımı, geri dönüşümü gibi çevre dostu ekolojik teknikler ve yaklaşımların yanı sıra günümüz moda anlayışına uygun yeni bakış açıları sayesinde sürdürülebilir tasarım ve üretime bir katkı sağlanmaktadır. Tasarımcıların tasarım ve üretim aşamasından, üretim sonrasına kadar devam eden sürede aldıkları kararlar sürece katkı sağlamaktadır. Atığa ayrılmış olan giysiler ve kumaş parçaları kumaş veya tasarım değerlerine dönüştürülerek farklı bir boyutta kullanım ömürleri uzatılabilmektedir. Bu tezde denim üretiminden gelen atıklar, bu atıkların tekrar değerlendirilme şekilleri, tasarımcıların geri dönüşüm, ileri dönüşüm gibi yaklaşımlarda kullandıkları yöntemler/teknikler incelenerek atık denim kumaşlar ve giysilerin tekstil tasarımında kullanım olanakları üzerinde çalışılmıştır. Denim atıklarına farklı tekstil teknikleri ve kimyasal yöntemler uygulayarak deneysel yüzey tasarımları oluşturulmuştur. Böylece denim atıkları geri kazanılarak çevre dostu bir yaklaşımla özgün tasarımlara dönüştürülmüştür.

AtıklarKotSürdürülebilirlik+5
Bengi Meydan
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı dönemi'nde batılılaşmanın tekstil sanatına etkileri

Osmanlı'nın Batılılaşma döneminin ivme kazandığı 18. ve 19. yüzyıllar, tasarım açısından da Batı etkilerinin ortaya çıktığı dönemleri temsil etmektedir. Bu kapsamda özellikle Fransa'dan dünyaya yayılan Rokoko ve Neo-Klasik tasarımlar Osmanlı saray çevresinde de kabul görmüştür. "Osmanlı Dönemi'nde Batılılaşmanın Tekstil Sanatına Etkileri" isimli tez çalışmamda öncelikle literatür araştırması yapılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde Batılılaşmanın Osmanlı geleneksel sanatlarına etkileri örnekler ile değerlendirilmiştir. İkinci bölümde ise, Batılılaşma etkisi ile değişikliğe uğramış Osmanlı motiflerinden ve dönemin ilk kadın ressamlarından Mihri Müşfik'ten esinlenilerek bir koleksiyon hazırlanmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Tasarım, Tekstil, Moda Tarihi, Sanat, Batılılaşma Dönemi, Rokoko, Barok, Neo-Klasik.

BatılılaşmaModa tarihiNeo-klasik+3
Begüm Yazar
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Metal malzemeler ile oluşturulan sanatsal dokumalarda deneysel yaklaşımlar

Dokuma eylemi, günümüzde teknolojinin gelişmesi ve yeni malzeme olanakları ile sanatçıların kendini ifade etmek için kullandığı bir araca dönüşmüştür. Sanayi Devriminden önce ihtiyaçları karşılamak amacıyla yapılan dokumalar, Arts and Craft akımı ve Bauhaus ekolü ile tekstil sanatçılarının deneysel yöntemler ile yeni yüzeyler ve biçimler oluşturdukları sanatsal objeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tez çalışmasında geleneksel dokuma teknikleri ve özgün dokuma tekniklerinin metal malzemeler ile birlikte kullanılarak yenilikçi sanatsal dokumalar elde edilmesi hedeflenmiştir. Dokuma eyleminin değişken öğeleri deneysel çalışma yönteminin olanaklarıyla bütünleştirerek hacimli ve farklı yüzeyler, rölyef etkiler ele alınmıştır. Yapılan çalışma, Metal Malzemeler İle Oluşturulan Sanatsal Dokumalar ve Metal Malzemeler İle Deneysel Dokumalar Ve Uygulama Çalışmaları adı altında iki ana bölümden oluşmaktadır. "Metal Malzemeler İle Oluşturulan Sanatsal Dokumalar" başlıklı birinci bölüm; başlıklı "Sanatsal Dokumalar, Dokuma Eyleminde Deneysellik ve Metal Malzemeler İle Oluşturulan Sanatsal Dokumalar" alt başlıklarından meydana gelmektedir. Birinci bölümde, sanatsal bir ifade aracı olarak dokuma eyleminin kullanımı ve Bauhaus„un dokuma alanına getirdiği deneysel yaklaşım anlayışı, Dokuma eyleminde deneysellik kavramı ve metal malzemeler ile sanatsal dokumalar yapan sanatçılar incelenip ele alınmıştır. "Metal Malzemeler İle Deneysel Dokumalar Ve Uygulama Çalışmaları" başlıklı İkinci bölüm; "Metal Malzemeler Kullanılarak Üretilen Deneysel Dokumalarda Malzeme, Yöntem ve Teknik ve Üretilen Deneysel Dokuma Çalışmalarının Teknik Ve Tasarım Kapsamında Değerlendirilmesi" alt başlıklarından meydana gelmektedir. İkinci Bölümde, 24 çerçeveli el tezgahında 17 sanatsal dokuma çalışması yapılmış ve bu çalışmaların teknik ve tasarım kapsamında değerlendirilmesi yapılmıştır.

Deneysel yöntemlerDokuma sanatıMetal malzemeler
Selin Çalışkaner
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi yaş grubu çoçuk giyiminde tasarım sürecini etkileyen faktörler

ÖZET Moda özellikle giyim sektöründe oldukça hızlı, sürekli değişen ve kendini yenileyen bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle kadın giyim ağırlıklı moda dünyasında erkek giyimin yanında çocuk giyim de oldukça önemli bir yere sahiptir. Öyle ki Gucci, Zara, H&M, GAP gibi dünyaca ünlü pek çok marka "kids" ürün kategorileriyle çocuk giyim alanlarını oldukça genişletmişlerdir. Parti giyimi, günlük giyim, şık giyim, okul giyimi, plaj giyimi, gece giyimi, iç giyim gibi geniş ürün yelpazesine sahip çocuk giyim tasarımcılarının koleksiyonlarını hazırlarken yaş, cinsiyet, kültürel, çevresel, toplumsal, demografik ve sağlık gibi pek çok faktörü dikkate almaları gerekmektedir. Özellikle sağlık çocuk giyiminde oldukça önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Trend analizleri ile başlayan tasarlama süreci, hedef kitlenin belirlenmesi, temanın seçilmesi, eskizlerin çizilmesi, modellerin oluşturulması, malzemelerin renklerin, desenlerin belirlenmesi ile devam etmekte; maliyet hesaplamaları ve ürün geliştirme çalışmaları ile sonuçlanmakta, ebeveynlerin ve çocukların beğenisine sunulmaktadır. Kendilerinden önce çocuklarının sağlığını ve konforunu düşünen ebeveynler çocuklarının giyimlerine de büyük önem vermekte, kendine güvenli çocuklar yetiştirmek adına giysi seçimlerini çocukların kendilerine bırakmaktadırlar. Fiziksel ve sosyal gelişimlerinin davranışları, fikirleri üzerinde etkili olduğu gibi giyim seçimleri üzerinde de oldukça etkili olduğu bilinmektedir. Yapılan tüm bu araştırmalar doğrultusunda, 4-6 yaş kız ve erkek çocuklar için özgün bir koleksiyon oluşturulması amaçlanmış ve kültürel miraslarımızdan biri olan "Karagöz ve Hacivat" gölge oyunu bu koleksiyona ilham vermiştir. Gölge oyunlarında yer alan karakterlerin kostümleri, desenler ve figürler tasarımlara esin kaynağı olmuş, kültürel mirasımıza ait detaylar özgün bir koleksiyona dönüştürülmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocuk giyimi, tasarım süreci, tasarımı etkileyen faktörler

Sedat Yalçın
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Haute couture giysilere yönelik dijital baskı tasarımı ve farklı materyal arayışları

Giyim, gelişen teknoloji ve değişen kültürel değer yargıları ile tüketici yaşam standartlarını yükseltmekte, farklı gruplar, beklentiler ve etkileşimlerle günümüzde giyinmek ihtiyacımızı karşılamanın çok ötesine geçerek farklı platformlarda karşımıza çıkmaktadır. Bu etkileşimlerle birlikte, tekstil endüstrisinin ve tekstillerin büyük bir tüketici kitlesine sahip olan giyim, en yüksek düzeyde çeşitli alternatifler ile ortaya çıkmaktadır. Dijital tekstil teknolojilerinin gelişimi ile dijital tasarım ve imajların tekstilde olduğu kadar birçok alanda kullanımı da kaçınılmazdır. İşte bu bağlamda; teknolojiyle birlikte gelen dijital sanatların gelişimi göz önünde bulundurularak Haute Couture giysilere yönelik yapılan araştırmalar, sanatçı ve tasarımcılar örnekleriyle incelenmiştir. Kavram olarak Haute Couture giyimde dijital baskı ve farklı materyal kullanan sanatçı ve tasarımcılara örnekler verilmiştir.

Merve Nur Atıcı
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı sanat disiplinleri ile moda aksesuar tasarımı ilişkisi

Sanat, her zaman belirli çerçeveleri içerisinde değerlendirilmeye çalışılan, ama zaman ilerledikçe tanım alanı genişleyen bir kavramdır. İnsanlık tarihi kadar eski bir tarihe sahip olan sanat kullanılan yöntem, biçim, malzeme, teknik farklılıklardan dolayı zaman içerisinde çeşitli disiplinlere ayrılmıştır. Bunun yanı sıra, Endüstri Devrimi sonrası yaşanan değişimler disiplin kavramını farklı bilim ve sanat dallarında ortaya çıkarmıştır. Bu farklı disiplinlerin birbirleri ile etkileşimleri sonucu disiplinlerarasılık kavramı doğmuştur. Disiplinlerarasılık, sanat disiplinleri ve sanatın diğer disiplinler ile etkileşiminde de görülmüştür. Moda aksesuar ürünleri kullanım amaçları gereği, insan yaşamında her zaman önemli yer tutmuştur. Neredeyse insanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahip olan aksesuar ürünleri, Endüstri Devrim sonrası yaşanan toplumsal değişim ile beraber moda kavramının günlük yaşamda yer edinmesiyle pek çok alanda olduğu gibi mücevher-takı, ayakkabı çanta, şapka vs. gibi aksesuar ürünleri modanın önemli aracı haline gelmiştir. Aksesuar ürünleri moda dünyasında ilk başlarda giysiyi tamamlayan unsurlar olarak görülürken, bugüne bakıldığında başlı başına modaya yön veren önemli moda araçları olmuşladır. Bu tez kapsamında, sanat kavramına tezin giriş bölümünde yer verilmiştir. Tezin birinci bölümünde Endüstri Devrimi, 1960 ve sonrası yaşanan gelişmeler sonucu genel olarak disiplin, sanatta disiplin kavramı ve sanat disiplinlerinde tasarım ve moda etkileşimi araştırılmış, örnekler ile sunulmuştur. İkinci bölümde, moda aksesuar ürünleri arasında yer alan, ayakkabı, mücevher-takı, şapka ve çanta araştırılmış ve form, biçim, malzeme gibi belirleyici unsurlar ile sanat disiplinlerinde ağırlıklı olarak ele alınan resim ve heykel disiplinlerinin moda aksesuar ürünleri arasındaki ilişki incelenerek, örnek çalışmalarla gösterilmektedir. Son bölümde ise yapılan araştırmalar ve incelemeler doğrultusunda sanat disiplinlerinin moda aksesuar ürünleri ile etkileşim içerisinde olan resim ve heykel disiplinleri üzerinden Joan Miro çalışmalarından ilham alınarak tasarlanmış işlevsel, günlük yaşama uygun, sanatsal değer taşıyan tasarımlar geliştirilmiştir. Anahtar Kelime: Sanat, disiplin, tasarım, moda aksesuar ürünleri, heykel ve resim

AksesuarDisiplinSanat+1
Çilem Akyıldız
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üç boyutlu yazıcıların kuyumculuk alanında kullanımının incelenmesi

Her sektörün olduğu gibi kuyumculuk sektörü de, gelişen teknoloji ile paralel olarak yeni üretim ve tasarım tekniklerine adapte olmaktadır. Bilgisayar destekli tasarım (CAD) ve bilgisayar destekli üretim (CAM) teknolojisinin kuyumculuk alanında kullanılması ile hem tasarım hem de üretim süreci kolaylaşmıştır. Üç boyutlu yazıcılar bu teknolojinin en son ürünüdür ve bu teknolojinin kullanımı günümüzde oldukça yaygın hale gelmeye başlamıştır. Çoğunlukla mühendislik alanında kullanılmak için tasarlanmış bu dijital teknoloji, mücevher üretimi kadar mücevher tasarım dilinde de değişikliklere neden olmaktadır. Üç boyutlu yazıcılar, bir hacme sahip olan her tür dijital modelin üretimine olanak sağlayarak, daha önce üretimi mümkün olamayan birçok dijital nesnenin üretimini sağlamıştır. Üç boyutlu baskı mücevher üretim, tasarım sürecini hızlandırmış, yeni trend dijital tasarım biçimleri sağlamıştır. Buna ek olarak geleneksel yöntemlerle üretilebilene kıyasla daha hafif ve küçük modellerin seri üretimini mümkün hale getiren 3b baskı, mücevher ve takı tasarımı alanında standart olarak kullanılan bir yöntem haline gelmiştir. Dijital tasarımın her zamankinden daha verimli kullanılmasını sağlayan bu teknoloji, geleneksel yöntemlerin kısmen yerini almaya başlamıştır. 3b baskı ve dijital teknolojinin gelecekte takı ve mücevher alanında hem tasarım, hem de üretim için en çok tercih edilen yöntem haline gelmesi öngörülmektedir. Bu tezin amacı 3b baskı teknolojisinin kuyum alanına adaptasyonu ve bu alanda mevcut kullanımı hakkında detaylı bilgi içeren, bu konu ile ilgilenen öğrencilerin bilgi edinmesine yardımcı olabilecek Türkçe bir yazılı kaynak oluşturmaktır.

Güneş Mutlu
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın giysi modüllerinde üç boyutlu geometrik formların tasarım ve üretiminde yenilikçi yaklaşımlar

Kadın giysi modüllerinde üç boyutlu geometrik formların kullanıldığı yenilikçi tasarımların üretilebilmesi için gerekli olan kalıp yapım tekniklerini ve farklı malzemelerin bir araya geldiği yapısal çalışmaların incelenmesini amaçlamayan bu tez çalışmasının sanat, mimari ve modanın iç içe geçtiği yeni tasarımlar için kaynak teşkil edeceğine inanılmaktadır. Bu doğrultuda tez çalışmasına temel kazandırmak için tarihsel süreç içerisinde geometrik formların ilk olarak nasıl uygulandığı araştırılmıştır. Teknik bir alt yapı sunabilmeyi hedeflemiş olan bu çalışmada, günümüzde geometrik formları barındıran tasarımların ne tür teknikler ve malzemeler kullanılarak yapılabileceğine değinilmiştir. Ayrıca incelenmiş olan tekniklerden biri olan kalıp manipülasyonu tekniği kullanılarak üç boyutlu geometrik formların uygulandığı yeni tasarımlara yer verilmiştir.

Hilal Karaca
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Japon giysi tasarımında dekonstrüktiv sanat yaklaşımları; Yohji Yamamoto örneği

Bu çalışma; 1990'larda modanın başkenti olarak görülen Paris'de, İngiliz moda tasarımcısı Charles Frederick Worth'ün başını çektiği, Batı'nın modası olan houte couture giyimin etkisi altındadır. Houte couture, işçiliğin, kalitenin ön plana çıktığı, tarz ve motifleriyle seçkin görünümün elde edildiği, modernizm felsefesinin öngördüğü gibi dönemin estetik kaygılarını ve bütün beklentilerini karşılayan bir moda anlayışı olarak tanımlanıyordu. 1990'larda Issey Miyake'nin Paris'te yaptığı deneysel çalışmaların ve tasarımlarının farkedilir geri dönüşler almaya başlamasıyla Yohji Yamamoto ve Rei Kawakubo da Paris'e gelmiş ve avangart stilleri ile Batı modasında sarsıcı bir etki bırakarak, tartışmalara neden olmuşlardır. Stil ve ideoloji olarak ortaya koydukları deneysel giysi tasarımlarıyla mükemmel olmayanı idealize eden, haute couture'ün ön plana çıkardığı başlıca özelliklerinden mükemmel işçilik, estetik güzellik normlarını reddeder ve yeniden tartışmaya açarlar. Haute couture kültürünün antitezini ifade eden giysiler üreterek, lüks modanın altında yatan sınıf, cinsiyet ayrımcılığını ve klasik estetik anlayışının bir kısır döngü olduğunu ortaya çıkarmaya ve yorumlamaya çalışırlar ve etkilerini çok kısa zamanda görürler. Japon tasarımcıların yaptıkları ve ürettikleri tasarımlarındaki kalıp uygulamalarında, temel beden parçalarının yerinden oynatılıp deforme edilmesi, karmaşık model uygulamaları, bazı yerlerde drapaj tekniğinin kullanımı ile elde edilen asimetri, bitmemişlik görüntüsü ile yeni bir stil ve estetik algısı yaratmayı başarmışlardır. Geleneksel tasarımcılar yeni bir tasarım yapmak için kendilerinden önceki tarzların devamlılığını getirmeye çalışıp onları örnek alırken, dekonstrüktiv tasarımcılar farklı yer, mekan, zaman, şekilleri yanyana getirerek sıfırdan yeni bir tarz ortaya koymuşlardır. Çalışmada, hem estetik algısının postmodernist, dekonstrüktivist sanat yaklaşımıyla olan ilişkisi, söz edilen sanat yaklaşımlarının açıklanması ve olası etkileri değerlendirilirken, hem de Japon avangart stili ve üç Japontasarımcının koleksiyonlarının moda sektöründeki etkisinin ne olduğu ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Moda Tasarım, Dekonsrüktiv Tasarım, Yohji Yamamoto, Japon Avangardı,

Ayşegül Kaplan Bağcık
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Biyomimikrinin tekstil tasarımındaki yeri ve kumaş tasarım uygulamaları

Dünya nüfusunun hızla artışı kaynakların gittikçe yetersiz kalmasına neden olmuştur. Değişen bu dengeye uyum sağlamak için toplumlar sürdürülebilir doğal çözümler üretmeye yönelmişlerdir. Doğanın ileri tasarım yeteneğiyle elde ettiği çözümleri kullanmak biyomimikrinin temel ilkesidir. Doğa, bir problemi çözerken en pratik yolu seçmekte ve bunu yaparken hiçbir şeyi boşa harcamamaktadır. Doğadaki bu dönüştürülebilirlik, problemlere sürdürülebilir çözüm yolları arayışlarında en iyi kılavuzdur. Biyomimikrinin Tekstil Tasarımındaki Yeri Ve Kumaş Tasarım Uygulamaları tez başlığı altında, Birinci bölümde, biyomimikri kavramının doğuşu, gelişimi ve yeni oluşumlarla evrimleşme süreci incelenmiştir. Literatür araştırmalarında biyomimikri kavramının tarihsel sürecine az yer verildiği gözlemlenmiş, bu konuda geniş bir kaynak taraması yapılarak ele alınan kavramın, Antik Çağ'dan başlayarak günümüz Endüstri 4.0 Sanayi Devirimi'ne kadar olan tarihsel gelişimi ve teorik kapsamı ortaya konmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, biyomimikri kavramın biyoloji ve tasarım alanlarında sahip olduğu yer, sürdürülebilirlik ve yaratıcılık kavramları altındaki potansiyel rolü incelenmiştir. Tekstil tasarımı alanında yapılan biyomimikri tasarımları ayrı bir başlık altında toplanarak tasarım sürecini etkileyen biyomimikri süreçlerine (form, işlev ve süreç), izlenen yöntem ve stratejilere değinilmiş, bu alanda yapılan örneklere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, biyomimikrinin doğayı taklit ederken izlenen üç seviyeden (form, işlev, süreç) yola çıkılmış ve bir canlının biyolojik özelliği tasarıma ilham kaynağı olmuştur. Farklı pH değerlerinde farklı renk tonunda çiçek veren ortanca (Hydrangea macrophylla), tasarımın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bu bitkinin morfolojik yapısı, topraktaki pH değeri ile yapraklarındaki rengi belirlemesi projenin biyomimikri yaklamışını belirlemiştir.

BiyomimesisBiyomimetik bilimDoğa tasarımı
Sümeyye Yıldız
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın giyiminde trompe l'oeıl uygulaması

Moda tasarımında sanat kavramı 20. yüzyıl itibariyle birbirini etkileyeme başlamıştır. Görsel yanılsama anlamına gelen, geçmişi 15. yüzyıla dayanan sanat terimi trompe l'oeil de modaya geçiş yapan dikkat çekici tekniklerden biridir. Bu teknik kullanıldığı her alanda esere mevcut fikirlerin yıkıcılığının yanında farklı bir bakış açısı da kazandırmaktadır. Trompe l'oeil tekniğini tarihsel gelişimi ile inceleyen bu çalışmanın amacı, tasarım-sanat ve tasarımcı-sanatçı arasındaki ilişkinin günümüze kadar devam ettiğini vurgulamaktır. Bu doğrultuda tasarım ve sanat işbirliği ile yapılan markaların koleksiyonları araştırılıp, trompe l'oeil tekniğini kullanan tasarımlar analiz edilmiştir. Konunun pekiştirilmesi amacıyla tekniğin kullanıldığı kapsül bir koleksiyon oluşturulmuştur. Hazırlanan koleksiyon tasarım sürecinden pafta düzenine kadar anlatılmış ve görsellerle desteklenmiştir. Bu çalışma ile moda tasarımında yaratıcı alanın genişlemesine, özgün tasarımların geliştirilmesine katkıda bulunmak ve öğretici bir kaynak sunmak amaçlanmıştır.

Gülşah Güler
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Jakarlı dokuma tasarımında popova desenleri

İngiltere'de başlayan Sanayi Devrimi, Fransa'da gerçekleşen Fransız Devrimi ve Çarlık Rusyası'nı tarih sahnesinden silen 1917 Ekim Devrimi gibi siyasi ve toplumsal olaylar, pek çok alanı olduğu gibi sanat ve kültür alanını da derinden etkilemiştir. Ekim Devrimi ve Sovyet ideolojisinin etkisindeki Rus sanat dünyası, birçok sanat akımını başlatır ve sürdürürken, yeni toplumun kılık kıyafet biçimini şekillendirme görevi de sanatçılar tarafından üstlenilmiştir. İlk Sovyet Modası'nın öncülerinden Lyubov Sergeyevna Popova, Konstrüktivist yaklaşımın etkisinde hazırlamış olduğu tekstil tasarımları ile Sovyet moda dünyasını derinden etkileyerek moda, tekstil ve sanat tarihine adını yazdırmayı başarmıştır. Bu çalışmanın birinci bölümünde, tekstil dünyasını etkileyen çeşitli sosyo-ekonomik ve siyasal olaylara değinilmiş; sanat eğilimleri ve tekstilde tasarım kavramının oluşma süreci detaylı olarak incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Popova'nın bir "sanatçı-konstrüktör" olarak gelişimine, sanat anlayışına, tasarım dünyasındaki güçlü etkilerine ve eşsiz tasarımlarına ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Geniş bir kaynak taraması yapılarak kumaş koleksiyonlarında Popova desenlerine yer veren ya da benzer etkilerde yeni tasarımlar yapan ünlü kumaş firmaları araştırılmıştır. Üçüncü bölümde ise 2004-2018 yılları arasında Pehlivan Mensucat firmasında tarafımca bir tasarımcı olarak çalışılmış olan Popova desenleri etkisinde hazırlanmış jakarlı dokuma kumaş örnekleri yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Jakarlı Dokuma Tasarımı, Lyubov Sergeyevna Popova, Konstrüktivizm, İlk Sovyet Modası, Endüstriyel Tasarım

Aytül Apalak
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2020
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Horasan'dan Anadolu'ya Oğuz Türklerinin giyim kuşamı

Giyim-kuşam; kültürün, sosyal yapının, coğrafi koşulların, dini inanışların, ekonomik özelliklerin, değer yargılarının, gelenek ve göreneklerin en önemli doğal göstergelerindendir. Tarih boyunca her medeniyet, çeşitli yaşam biçimlerinden ve yaşam koşullarından etkilenen benzersiz özellikler sergilemiştir. Bunun sonucunda da etnik ve geleneksel giyim zamanla ortaya çıkmıştır. "XI.-XIII. yüzyıl Horasan'dan Anadolu'ya Oğuz Türklerinin Giyim Kuşamı" adlı bu çalışmada, yazılı ve görsel kaynaklardan elde edilen veriler; tematik, işlevsel ve yapısal bakımdan tahlil edilerek değerlendirilecektir. Döneme ait kıyafetler; başta seyahatnameler olmak üzere ağırlıklı olarak çeşitli tarihi belgeler, sözlü kaynaklar ve çini, seramik, heykel ve minyatürler gibi görsel sanat eserlerinden yola çıkılarak yorumlanmaya çalışılmıştır. Tarihsel kaynaklardan elde edilen verilerle ortaya konulacak olan "XI.-XIII. yüzyıl Horasan'dan Anadolu'ya Oğuz Türklerinin Giyim Kuşamı" adlı çalışma, mevcut kaynaklar eşliğinde hazırlanmıştır. Araştırma, Malazgirt Zaferi sonrası Oğuz Türklerinin Horasan'dan Anadolu'ya göçünden Moğol istilasına kadar geçen dönemi kapsamaktadır. XI-XIII. yüzyıllar arasında Horasan'dan Anadolu'ya Oğuz Türklerinin Giyim Kuşamı, üç bölümde ele alınan araştırmanın evrenini kapsamaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde; Oğuz Türklerinin giyim kuşamında coğrafya, iklim; kültürel, ekonomik ve dini faktörler değerlendirilecektir. İkinci bölümünde; Oğuz Türklerinin giyim kuşamının genel özelliklerine (temel kavram ve terimlere) değinilecek, bunlar işlevsellikleri bakımından ve estetik yönleri açısından ele alınacaktır. Ayrıca döneme ait giyim kuşam, hammadde ve kumaş niteliği açısından incelenip kumaşlar üzerindeki desen ve motif unsurları da değerlendirilecektir. İşlevsellik açısından giyim kuşam; günlük yaşamda, kültürel törenlerde, mesleki yaşamda ve savaşlarda olmak üzere dört başlık altında incelenecektir. Üçüncü bölümde; "Üçok ve Bozok" isimli koleksiyon çalışması öngörülmüş ve güncel giysilere dönüştürülerek tasarım ve uygulamalar yapılmıştır. Bu çalışmada, Türk milli giyim kültürünün çeşitli belge ve kaynaklar ışığında bir değerlendirilmesi yapılmakla birlikte bu kültür hakkında bir takım tespitler ortaya konulmaktadır. Horasan'dan Anadolu'ya Oğuz Türklerinin Giyim Kuşamı hakkındaki bilgilerin mümkün olduğunca detaylı olarak bir arada verilmeye çalışılacağı bu araştırmada; konu bütünlüğünün de teknik bağlantılar ve renkli çizimlerle desteklenerek sağlanması amaçlanmaktadır. Oğuz Türklerinin kültür mirasının önemli parçasını oluşturan giyim kuşamlarının ele alınmasının bir taraftan kültürü daha yakından tanımamıza olanak sağlarken diğer taraftan günümüz giyim kültürünün genişlemesine yararlı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Horasan'dan Anadolu'ya, Oğuz Türkleri, giyim kuşam, kültür, kumaş

Minara Gulıyeva
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2020
11
Master'sOpen AccessTR

Deri hazır giyimde tasarım ve üretim sürecinin incelenmesi yeni yaklaşımların tasarımlara yansıtılması

Deri; varolduğu günden bu yana düşünce, duygu, zevk ve yaratıcılığı ortaya çıkaran, günümüzde hemen hemen her alanda karşımıza çıkan kültürel bir varlıktır. Deri, insanoğlunun çağlar boyu sürekli gelişmesiyle sürekli bir devinim ile şekillenmiş, farklı şekil ve teknolojilerle işlenerek bugünkü değerine ulaşmıştır. İlk zamanlarda sağlam yapısından dolayı işlevsel ürünlerde kullanılan deri zamanla estetik değerler kazanmıştır. Bunda etken olan sebeplerin başında insanoğlunun deriye form kazandırabilmesi, işleyebilme ve uzun süreli kullanım özelliğini kazandıran tabaklamayı öğrenmesidir. Bu sayede derilerin kullanım alanları daha da genişlemiştir. Günlük yaşamın temposu, insanları giysi seçiminde de pratik ve rahat olmaya yönlendirmekte ve son yılların vazgeçilmez giysisi olan deri, kullanım kolaylığı nedeni ile büyük kitleler tarafından tercih edilmektedir. Derinin nefes alabilen doğal yapısı, kolay şekillenebilir oluşu, kişinin kendi vücut formuna adapte oluşu, deriyi özel kılmasına sebebiyet vermektedir. Deri, günümüzdeki işleme teknikleri ile kumaş inceliğinde üretilip farklı dikiş teknikleriyle kumaşlarla birlikte kullanılması çok farklı tarzlarda ve konseptlerde modacıların koleksiyonlarını ve markaların vitrinlerini süslemektedir. Derinin giysilerde moda kavramını kapsayarak kullanılması 1960'lı yıllara dayanmaktadır. Bu dönemde yeni arayışlar içinde olan İtalyan moda giyim tasarımcıları, deri üreten firmaları giysilerde rahatlıkla kullanılabilecek deri üretiminin yapılmasını sağlamaya yönlendirmişlerdir. Bu şekilde deri, dünya moda platformundaki yerini almaya başlamıştır. Türk kültüründe dericilik sosyal hayatın her boyutunda kaliteli işçilik ve yüksek sanat değerine sahip ürünler ile dikkat çekmektedir. Türklerin deriyi işleyerek ürüne dönüştürmesi, deriye ihtiyaca cevap verebilecek fonksiyonlar kazandırması, tarihsel süreçte kültürel izler taşıyan ve sanat değeri dikkat çeker nitelikteki eserlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Türkiye'nin kuzeyinde yer alan ve soğuk iklim koşulları nedeniyle, giysilerde deri kullanmayı mutlak kılan ülkeler, Türk deri sektörünün en önemli pazarını oluşturmaktadır. Bugün çok sayıda Türk deri giyim firması mağazalarıyla, deri giysi tasarım ve üretimlerini büyük oranda etkileyen Rusya ve Doğu Avrupa ülkelerinde v ciddi oranda satışlar yapmakta ve Türk ekonomisine de büyük katkı sağlamaktadır. Gelişen teknolojiye paralel olarak, bugün Türk deri sektörü, hem deri hem de deri giysi tasarımlarının kalitesiyle dünya standartlarını yakalamıştır. Bu tezin konusuna ilham olan deri, tarihsel gelişiminin yanısıra günümüz şartlarında üretim sürecinin nasıl yapıldığına dair tekrar ele alınarak, günümüzde teknolojinin ve sanayinin gelişmesiyle birlikte deri giyim sektöründe koleksiyon oluştururken ve üretirken bu gelişmelerin tasarımlara nasıl yansıdığını yeni yaklaşımlarla sunulması amaçlanmıştır

Deri endüstrisiDeri sektörüDeri ürünleri+5
Emre Bölükbaşoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gelinlik tasarım ve üretim sürecinin incelenmesi ve örnek koleksiyon sunumu

ÖZET Gelinlik üretim süreci, ürünün güncel yöntemlerle üretilmesi ve sürecin ince detaylarla olması nedeniyle geliştirmeye açıktır ve sonunda yüksek kalite değerli bir ürün ortaya çıkar. Ürünün kişiye özel oluşuna bağlı olarak standartlaşmada karşılaşılan zorluklar üretimin endüstriyelleşmesini güçleştirmektedir. Öte taraftan müşterilerin ürünün fiyatından çok kişiye özel olması yönünde tercih göstererek sektöre yön vermektedirler. İnternetten gelinlik satın almayı tercih eden müşteriler arasında yapılan bir araştırma göstermiştir ki, müşteriler tasarım süreçlerine dâhil olmayı tercih etmektedirler. Bu sebeplerle bu ürünün üretim verimini arttırmaya yönelik yapılacak çalışmaların, ürünün müşterinin değişken talep ve beklentilerine yanıt verme özelliğini kaybetmeyen çözümler sunması beklenmektedir. Türkiye Avrupa'nın en büyük gelinlik imalatçısı durumundadır. Avrupa kaliteli ürün aradığında Türk gelinliğini tercih etmektedir. Avrupa'ya coğrafi olarak yakın olması, üretimde kalitenin yüksek olması, fiyatın makul olması tercih sebepleri arasında yer almaktadır. Son yıllarda tasarımların da dünya standartlarında ve her kıtaya özel, her ülkenin kültürüne ve talebine uygun tasarlanarak sunulması Avrupa dışında Ortadoğu, Rusya ve Amerika tarafından da tercih sebebi olmayı sağlamıştır. Tasarım ekibi olan firmalar dünya fuarlarını takip etmekte, dünya modasını, güncel trendleri göz önünde bulundurarak tasarımlar gerçekleştirmektedir.

Sanam Malek
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Giyim tasarımında kübizm; 4.boyut kavramı ve tasarım çözümlemeleri

ÖZET 20.yüzyıl ile birlikte fizik ve matematikte yeniden ele alınan boyut kavramı, o zamana kadar üzerine çok düşülmeyen bir kavram olmuştur. Eksiklikleri ve teorik denklemleri üzerinde incelendiğinde bir üst boyut olan algının var olabileceği fakat bizim bunu hissetmek ya da algılamak için evrilmediğimiz üzerinde durulmuştur. Üst boyut kavramları kağıt üzerinde çalışılan teorik rakamlardan çok daha fazlası olduğu için üç boyuttan daha üst boyutların varlığı hakkında bilim adamları, yeni fikirler ve kapılar açacak kavramları doğurarak, kanıtlamışlardır. 4. Boyut olarak adlandırılan üst boyut kavramının varlığından söz edilmiş ve üzerine sicim ve genel görelilik teorileriyle kuram genişletilmeye çalışılmıştır. Tesseract (hiperküp) olarak adlandırılan dört boyutlu küpün ve diğer 4 boyutlu cisimlerin üçüncü boyuta yansımaları bilgisayar ortamlarında simüle edilmeye çalışılmıştır. Tıpkı üç boyutlu küpün kağıt üzerindeki temsili görüntüsü gibi hiperküpün de üç boyutlu modellemelerde ve kağıt üzerindeki karşılığı bulunarak bilim dünyasında makalelerle paylaşılmıştır. Aynı yüzyılın başlarında toplumsal olaylardan oldukça etkilenen, yenilikçi arayışın içinde olan ve kübizm olarak adlandırılan bir akım doğmuştur. Picasso ve Braque'ın öncülüğünü yaptığı bu akımla birlikte nesneleri parçalayarak cismin her açıdan görüntüsünü kağıda yansıtmaya adeta "4.boyut" etkisi katmaya çalışılmıştır. Bu çalışmayla kübizm ve 4. Boyut kavramlarının giyim tasarımı üzerindeki etkisi incelenmiş olup tasarım çözümlemeri ile yapılaraki boyut kavramının giyim tasarımında canlandırılması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Boyut, 4. Boyut, Kübizm, Soyut Sanat, Boyut Kavramı, Giyim tasarımı

İlker Çeşme
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kumaş manipülasyon teknikleri üzerine deneysel çalışmalar

"Kumaş Manipülasyonu Teknikleri Üzerine Deneysel Çalışmalar" konulu tez çalışmasında; kumaş manipülasyonu kavramı ve teknikleri, tasarımcı ve sanatçılardan örnekler ile açıklanmaya çalışılmıştır. Kumaş manipülasyonu kavramı İngilizce "Fabric Manipulation" kelimesinden dilimize geçmiştir. Kumaş manipülasyonu kavramının sözlük anlamı olmamasından dolayı, manipülasyon sözcüğünün anlamından ve yapılan literatür taramalarından yola çıkarak anlatılmıştır. Bu sebeple ulaşılabilen tekstil ve moda tasarımı kitapları tek tek incelenmiş içerisinde manipulation, fabric manipulation tanımları ile alakalı tüm yazılar taranmıştır. Yapılan kitap taramalarında tekstil tasarım sürecinin gelişimi araştırılmış, tekstilde deneysel tasarımlar ve disiplinler arası çalışmalar incelenmiş kumaş manipülasyonu tanımının ortaya çıkmasındaki bağlantısı gözlemlenmiştir. İçerisinde çok fazla teknik barındıran ve birden fazla şekilde tanımlanabilen bu kavramın daha iyi kavranması adına tasarımcı ve sanatçıların eserlerinden örnekler verilmiştir. Bu çalışmada yapılan kişisel deney ve tasarımlarda ısı ile yapılan manipülasyon yöntemleri tercih edilmiştir. Belli bir formülü olmaması, yüzde yüz kontrollü yapılamaması, sürpriz sonuçlar elde edilmesi ile deneyselliğin ön plana çıkması bu tekniğin tercih edilme sebebidir.

Aylin Özgün
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Cam elyaf ve lif sanatı uygulamaları

Günümüzde sanat kapsamında Lif sanatı uygulamaları, sürekli olarak farklı malzeme arayışındadır. Ulaşılabilen kaynaklarda, sanayiye yönelik ürünlerde, dayanıklılık ve yanmazlık özelliklerinden dolayı yalıtım malzemesi, kompozit malzeme olarak da mimari öğelerde karşımıza çıkmakta olan cam elyafı, yapılan tez uygulamalarında kullanılmıştır. Uygulamaların deneme süreçlerinde cam elyafının, polyester ve sertleştirici ile birleşince hacim aldığı, boyanabildiği, farklı biçimlere dönüştürebildiği gözlenmiştir. Bu nedenle de cam elyafının, lif sanatı kapsamında uygulamalarının yapılmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda tez üç bölümden oluşmakta ve sanat kapsamında yapılan ilk tez çalışması olması nedeniyle, cam elyafı ve teknik özelliklerinden ayrıntılı bilgiler verilmeye çalışılmıştır.

Şule Öztürk
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lif sanatında biçim arayışları

Lif Sanatında biçimde değişim arayışı ve üç boyutluluğa geçiş sürecini konu alan bu tez, yakın tarihte yaşanılan gelişmeleri ve lif sanatına etkisi olmuş çeşitli olayları, akımları, okulları, sergileri ve sanatçıları ele almıştır. Lif Sanatı ilk döneminde tezgâhın sınırlamaları içerisinde duvar askıları olarak vücut bulmuş ve yıllar içinde çeşitli akımların, okulların, sergilerin ve lif sanatçılarının etkisiyle üç boyutlu heykelimsi biçimler almıştır. Lif sanatı kavramı her dönem yeniden tanımlanmış ve diğer yüksek sanatlarda olduğu gibi kendi kimliğini kazanmayı başarmıştır. Lif sanatçısı bugün tasarıma ve üretime hâkim, malzeme ve teknikte özgür seçimleriyle eserlerine tezgâh sınırlandırılmasının ötesinde biçimler verebilmektedir. Arts & Crafts Hareketi, Bauhaus Ekolü, Art Deco, Art Nouvea, Dadaizm, Sürrealizm, Lozan Bienalleri gibi sergilerin, Cranbrook Sanat Akademisi gibi okulların biçim üzerine etkisi incelenmiş, tarih, politika, savaş ve ekonominin lif sanatı üzerindeki etkilerine değinilmiş ve yakın dönemin lif sanatçılarının devrim yaratan uygulamaları bu tezde örneklendirilmiştir. İlk zamanlarda kadın işi olarak görülen veya zanaat olarak sanat dünyasından dışlanan lif sanatı uzun bir yol kat etmiştir. Özellikle 1950'lerde başlayan ve 1970'li yılların sonlarına kadar geçen süre lif sanatının biçimsel devrim süreci olarak görülebilir. Zanaat ve sanat tartışmalarının görüldüğü bu dönemde malzemede ve teknikte çeşitlenmeye giden lif sanatı biçimsel çeşitlilikte de ilerleme göstermiş ve yüksek sanatlar arasında yerine almıştır. Gerek devasa boyutları gerekse eserin fonksiyonel olup olmama anlayışı değişime uğramış ve lif sanatı yeniden şekillenmiştir. Bugün lif sanatçısı diğer bütün sanatçılar gibi estetik kaygılar güden çeşitli akımlardan etkilenen biri olmuştur. Bu tez lif sanatının bu biçimsel yolculuğunu anlatmaktadır. Son olarak, bu tez yazım sürecinde lif sanatında biçim değişimini daha detaylı bir şekilde öğrenme fırsatım oldu ve öğrendiğim bilgileri de yorumlayarak tez uygulama ve tasarım bölümünde altı parçadan oluşan 'His' adını verdiğim bir eserim sunmaktayım.

Seçil Özçınar
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tekstil sanatı'nın feminist sanat bağlamında incelenmesi

"Tekstil Sanatı' nın Feminist Sanat Bağlamında İncelenmesi" konulu tez çalışmasında; tekstil sanatçılarının genellikle kadın olması durumu Tekstil Sanatı açısından incelenmiş ve kadın kimliği ile arasındaki bağlantı Feminist Sanat bakımından açıklanmaya çalışılmıştır. Tekstil sanatının temelini oluşturan dokumacılığın kadın iş gücü ile varolduğu bilinmektedir. Erkek egemenliğin sanatta dahi hüküm sürdüğü dünyada, kadın sanatçıların hak ettiği değeri görebilmesi ve sanattaki konumlarının yükseltilmesi açısından Feminist Sanat'ın incelenmesi önem kazanmaktadır. Tarihsel süreç incelendiğinde feminist hareketlerin etkisi ile kadın sanatçılar sanatta söz sahibi oldukları görülmüştür. Bu çalışmada; çoğunluğu kadın sanatçılardan oluşan tekstil sanatçılarının yapıtlarının Feminist Tekstil Sanatı adı altında incelenmesinin önemi vurgulanmıştır.

Feminist sanatKadın sanatçılarTekstil sanatı
Aliye Acar Celep
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Göz formunun takıda sembol olarak kullanımı üzerine bir araştırma ve bir koleksiyon önerisi

Semboller içerdikleri anlam zenginliği ile insan hayatında kelimelerden daha etkileyici bir rol üstlenmişlerdir. Bu çalışmada araştırmanın konusu olan göz sembolü, bu sembollerden biridir ve genel olarak bakıldığında kişinin dünyaya açılan penceresi, iyi ya da kötü her düşüncenin dışarıya yansıdığı nokta olarak kabul edilebilir. Hemen her toplumda ve her coğrafyada, tarihin her döneminde, gözlerle, bakışlarla ilgili belli ortak noktalar ve inanışlar olduğu görülmektedir. Geçmişten günümüze dünyanın görsel dili olan takılar yüklendikleri sembolik anlamlar ile çağın ruhunu, toplumların ait oldukları kültürel ve ekonomik yapıyı ve bireyin topluluk içindeki statüsünü gösteren önemli bir araç olmuştur. Aynı zamanda inanç sistemleriyle bağının hiçbir zaman kopmadığı gözlemlenen takı, her dönemde ve hemen her toplulukta koruyucu olma özelliğinden de uzaklaşmamıştır. Göz formlu takılar ise insanlık tarihi boyunca, her kültürde ve dini inançta kötülükleri yok eden güçlü bir tılsım olarak kabul edilmiştir. Göz formu elbette salt inanç sembolü ya da koruyucu tılsım olarak değil; kimi zaman da görsel olarak göze hoş göründüğü için de kullanılmıştır. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de birey ve toplum hayatında güçlü bir sembolizme ve fonksiyonelliğe sahip olan göz formu sosyal ve ekonomik dalgalanmalar, felsefe ve sanat akımları ile doğrudan bağlantılı kabul edilmiştir ve tarihi kültürümüzün neredeyse vazgeçilmez bir parçası olarak geçmişten geleceğe uzanmaktadır. Yapılan araştırmada, göz formunun, geçmişten günümüze kadar uzanan gelişim süreci incelenmekte hem geleneksel kullanımı hem de çağdaş dönem sanatındaki yeri değerlendirilmektedir. Buna göre ilk olarak göz sembolizmi ve farklı coğrafyalardaki göz formları ortaya konulmakta, ikinci olarak göz formunun takıya yansıması ve son olarak ise, çağdaş sanattaki yeri değerlendirilmektedir.

Özden Kaplanca
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişen teknoloji ve moda eğilimlerinin günümüz denim modasına etkileri

Günümüzde insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük problem yaşadığımız gezegenin geleceğinin tehlikede olmasıdır. Sanayileşme sonucu artan üretim ve buna bağlı olarak sorumsuzca gelişen tüketim alışkanlıkları maalesef doğal kaynakların tüketiminin hızlanmasına neden olmaktadır. İnsanlığı eline geçiren bu üretim ve tüketim modeli, doğaya büyük miktarda atık bırakılmasına neden olarak gezegene geri dönüşü olmayan zararlar vermektedir. Buna ek olarak, nüfus artışı ve buna bağlı gelişen sosyoekonomik sorunlar da gezegenimizin geleceği için büyük tehdit oluşturmaktadır. Sanayileşmenin her alanında olduğu gibi denim konfeksiyonunun da çevreye vermiş olduğu zararlar göz ardı edilemez durumdadır. "Gelişen Teknoloji ve Moda Eğilimlerinin Günümüz Denim Modasına Etkileri" isimli çalışmada denim konfeksiyonu alanında sürdürülebilir teknolojilere uygun olarak gelişen kumaş ve yıkama teknikleri incelenerek; A/W 20/21 kadın giyim eğilimlerine uygun, parçaların takılıp çıkarılmak suretiyle sezonsuz ve daha uzun ömürlü giyilmesini sağlayacak bir gurup tasarım uygulaması üzerinde çalışılmıştır. Uygulanan denim tasarımları; form, yıkama zemin rengi, efekti, malzeme gibi unsurların bir arada kullanıldığı bir ürün gurubu ve aynı zamanda farkındalık yaratma aracıdır. Denim tasarımın temel öğelerinden biri olan yıkama kavramı, uygulanan sürdürülebilir teknikler ve kumaş seçimleri ile doğrudan ilişki içindedir. Ana malzeme olarak tamamen sürdürülebilir yöntemlerle üretilmiş lifler içeren kumaşlar kullanılmış olup; kullanılmış ve sökülmüş kazaklardan elde edilen yünler yeniden örülerek modellerin bazılarına manipüle edilmiştir ve bu sayede koleksiyon geri kazanım boyutu da kazanmıştır. Koleksiyon uygulama sürecindeki amaç; konfeksiyon üretiminden çevresel farkındalığın arttırılarak, denim ürünlerin gelecekte nasıl üretilebileceğine ve tasarımcıları nasıl etkileyeceğine ışık tutmaktır. Atık malzemelerin teknolojik ürünler ve teknikler ile kullanımı, üretim süreçlerinin sebep olduğu kirliliği belirli oranda azaltabileceği yanında geri kazanıma ilişkin yeni fikirlerin ortaya çıkmasına, topluma, bireye ve çevreye karşı belirli bir bilinç oluşturacağı umulmaktadır.

Nuray Atalayman
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal fayda odaklı tasarım yaklaşımı: Önemsiyoruz sosyal girişimi örneği

Tasarım disiplininin; değişen sosyal, ekonomik ve çevresel koşullar sonucunda; biçim, işlev ve kullanılabilirliğin yanı sıra "anlam" olgusuna odaklandığı görülmektedir. Tasarımın, çok boyutlu ve karmaşık sosyal sorunların çözümünde bir araç olarak kullanılması, tasarım disiplininin sosyal fayda odaklı pratiklere olan katkısını tartışmaya açmaktadır. Tasarımın değişen anlamı ile birlikte; tasarımcıların rol ve sorumlulukları yeniden tanımlanmakta; tasarımcılar, sosyal ve çevresel sorunların çözümünde sorumluluk almaya çağrılmaktadır. Bu karmaşık sosyal sorunlara yönelik nitelikli çözüm geliştirilebilmesi ise; farklı disiplinlerin tasarım sürecine katılımını ve farklı katmanlardaki tasarım kısıtlarına ortak çözüm geliştirmesini gerektirmektedir. Bu çalışmanın amacı, "sosyal fayda odaklı tasarım" yaklaşımlarının teorik ve pratik bağlamda irdelenmesi ve uygulanabilirliğinin değerlendirilmesi için Bir Kucak Oyuncak projesi kapsamında örneklenmesidir. Önemsiyoruz tarafından yürütülen Bir Kucak Oyuncak projesi kapsamında, Türkiye'de bulunan ceza infaz kurumlarında annesi ile birlikte yaşayan 0-6 yaş aralığındaki çocukların, birey olarak algılanmasını ve çevresi ile bağ kurmasını destekleyecek bir oyun kiti geliştirilmiştir. Oyun kitinin tasarım süreci; endüstriyel tasarım, tekstil ve moda tasarımı, mimarlık, grafik tasarım, pazarlama yönetimi ve ruh sağlığı alanında çalışan 8 uzmanın katılımı ile gerçekleşmiştir. Farklı disiplinlerin katılımı ile yürütülen bu işbirlikçi tasarım sürecinde; verinin toplanması ve toplanan verinin problemlerle ilişkilendirilmesi için literatür taraması ve saha çalışmaları gibi yöntemlerden yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda; tasarımın toplumda görünür olmayan bir ihtiyaca yönelik geliştirebilecek çözümler bakımından önemli bir girdi sağladığı anlaşılmıştır. Sosyal sorunların çözümüne odaklanan tasarım pratiklerine, uzmanların yanı sıra; kamu, özel sektör ve sivil toplum alanlarının dâhil edilmesi gerektiği saptanmıştır. Çalışmanın, farklı disiplinlerden gelen profesyoneller ve kamusal alanda gerçekleştirilmesi hedeflenen sosyal fayda odaklı tasarım pratikleri için örnek teşkil edeceği düşünülmektedir.

Melike Çıtak
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ekolojik tekstil ürünlerinin bebek giysilerinde kullanabilirliği üzerine bir araştırma

Son yıllarda yoğun şekilde gündeme gelen çevre kirliliği sorunları ekolojik dengeyi bozmuştur. Günümüzde daha belirgin olarak hissedilen küresel iklim değişikleri, buzulların erimesi, ozon tabakasında oluşan ve her geçen gün artan delikler, asit yağmurları, tekstil endüstrisinde çok fazla kullanılan kimyevi malzemeler ve zararlı atıklar, hava ve su kirliliği gibi çevre problemlerinin oluşumuna her sanayi dalı gibi tekstil sanayisinin de bu sorunlara katkısı büyüktür. Bu nedenle doğal liflerin ve doğal boyaların kullanımı tekstilde önemli bir dönüşümü sağlamıştır. Tekstil endüstrisinin çevreye, tüketiciye, canlılara verdiği bu zararlar tüketicileri harekete geçirmiş ve ekolojik tekstiller kavramı ortaya çıkmıştır. Tüketiciler gün geçtikçe çevre kirliliğinin olumsuz etkilerinden dolayı ve bilinçli annelerin artması ile birlikte ekolojik ürünlere daha çok önem vermeye başlamışlardır. Bu çalışma kapsamında, "Ekolojik tekstiller ve özellikleri" bölümünde tekstil sektöründeki ekolojik standartlar ve ekolojik etiketler, tekstilde ekolojiyi etkileyen faktörler, ekolojik tekstil ürünlerinde kullanılan hammaddeler ve boyar maddeler konusunda ilgili bilimsel kaynaklardan detaylı olarak incelenmiştir. 2. Bölümde ise "Bebek ürünlerinde kullanılan ekolojik tekstil ürünleri ve özellikleri" başlığı altında ekolojik bebek giysilerinde kullanılan boyarmaddeler ve hammaddeler detaylı olarak anlatılmıştır. Doğal pamuk lifinden üretilmiş geleneksel dokumalarımızdan olan Buldan bezinden ve ekolojik pamuk ipliğinden çevre dostu ekolojik bebek giysileri ve ürün tasarımları ortaya çıkmıştır. Bunun için yöntem olarak el işi örme ve tığ tekniği kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda Buldan bezinden ve ekolojik pamuk ipliğinden el yapımı ile 19 parça ürün tasarlanmıştır. Böylece kültürel değerlerimiz olan buldan dokuması ön plana çıkmaktadır. Çevresel ve ekolojik sorunları minimum düzeye indirmek amaçlanmıştır. Sonuç olarak, çevre dostu tekstil ürünlerine olan talep hızla artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çevre, Ekoloji, Ekolojik Etiketler, Ekolojik Standartlar, Ekolojik Tektstiller, Bebek, Ekolojik Bebek Giysileri

Esma Kırlı
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1980'ler kültüründen beslenerek kurulan günümüz global markaları üzerine bir araştırma ve koleksiyon hazırlama

TR

Ebru Çelik
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00