
156
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Lityum metaborat dihidratın kristalizasyonunun akışkan yatakta incelenmesi
Bu çalışmada lityum metaborat dihidratın katı-sıvı akışkan yatakta büyüme hızlarına Ca(II) ve etilalkol safsızlıklarının etkisi farklı aşırı doygunluklara bağlı olarak incelendi. Ayrıca lityum metaborat dihidratın kristal büyümesi hızlarının aşırı doygunluğa bağlı olarak değişimi 45-60 oC arasındaki 3 farklı sıcaklıkta ve 45oC'de doygun lityum metaborat dihidratın çözeltisinin farklı pH değerlerinde incelendi. Ca(II) safsızlığının lityum metaborat dihidratın çözeltisi ortamında Ca(II) safsızlığı konsantrasyonu artıkça kristallerin lineer büyüme hızları da azalmaktadır. Buna bağlı olarak toplam büyüme hız sabiti değerleride artmaktadır. Çözelti ortamında etil alkol bulundurulması durumunda ise 500 ppm alkol varlığında kristallerin büyüme hızları saf ortama göre azalmakta fakat bu alkol konsantrasyonlarının üzerindeki konsantrasyonlarda ise lityum metaborat dihidrat kristallerinin lineer büyüme hızları aşırı doygunlukla artmaktadır. Sözü edilen safsızlıklar varlığında lityum metaborat dihidratın tüm kristallerinin toplam büyüme hızlarının aşırı doygunluğa bağlı olarak arttığı belirlendi. Diğer taraftan lityum metaborat dihidratın çözeltisinin bazik olması durumunda lityum metaborat dihidratın kristalleri daha hızlı bir şekilde küçülmektedir.
Moleküler nanoyapılara ait elektrodinamik özelliklerin ultrahızlı-bükümlü lazer ışınları ile kontrolü
Nano ölçekteki (<100 nm) malzemeler üzerine yapılan çalışmaların en büyük amacı, bu malzemelerin üretilmesi, ortaya çıkan kuantum mekaniksel özelliklerin anlaşılması ve bu özelliklerin kontrol edilebilmesidir. Ayrıca nanomalzemelerin üretimi esnasında yapısal özelliklerini atomsal seviyede değiştirmek ve daha işlevsel hale getirmek de yeni teknolojilere kapı açacaktır. Üretimi kolay ve ucuz olan ve endüstriyel kullanımı olan nanomalzemelerin kuantum mekaniksel özelliklerinin incelenmesi nanoteknolojinin başlıca araştırma alanlarındandır. Maliyeti ucuz, kimyasal olarak üretilebilen ve endüstriyel alanda bir çok kullanımı olan iki organik nanomalzeme C_20 H_20 ve benzendir (C_6 H_6). Bu moleküller kimyasal olarak durağandır ve serbest elektronlara (valans elektronları) sahiptir. Nano ölçekteki malzemeler, içerisinde bulundurdukları serbest elektronlardan dolayı bir kuantum kuyusu gibi davranırlar. Serbest elektronlar belli enerji seviyelerinde yer alırlar ve bir dış kaynaktan uygun enerji aldıklarında bir üst seviyeye geçiş yaparlar. Manyetik alan veya elektrik alan, sistemde yer alan elektronların bir üst enerji seviyesine geçmesini sağlarken, elektromanyetik dalgalar da bunu sağlayabilirler. Bu çalışmada ise uygun frekansa sahip bir elektromanyetik dalganın moleküllerde yer alan serbest elektronlarla nasıl etkileştiği incelenecektir. Düzlemsel dalga özelliğine sahip, çizgisel ve dairesel kutuplanmış elektromanyetik dalgaların benzen ve fulleren üzerindeki etkileri başka çalışmalarda incelenmiştir. Bu çalışmada optiksel vorteks (bükümlü ışık) olarak adlandırılan, açısal momentuma ve yüksek hızda atımlara sahip elektromanyetik dalgaların etkileri incelenecektir. Burada cevabını bulmak istediğimiz soru, bükümlü lazer ışınlarının uygun frekansta ve yüksek atımlarla molekül üzerine gönderildiğinde, molekül içerisindeki serbest elektrona açısal momentumun transfer edilip edilmediğidir. Böyle bir transfer elektronun, seçilmiş manyetik seviyelere yükseltgenmesini ve elektronun molekül etrafında net bir dönüşe sahip olmasını sağlayacaktır. Net dönüşe sahip olan elektron ise net bir manyetik alana sebebiyet verecektir. Işığın saniyedeki atım sayısının, frekansının, açısal momentum değerinin değişmesiyle, elde edilecek manyetik alan şiddeti ve yönelimi değiştirilebilecektir. Manyetik alan değişimi, molekülde uygun bir yere yerleştirilecek manyetik bir katkı atomunda yer alan elektronun spin yöneliminin de kontrol edilmesini sağlayacaktır. Netice olarak hedefimiz, benzen ve fulleren nanomolekülleri üzerine gönderilen lazer ışını ile kontrol edilebilir bir manyetik alan üretmek ve bu manyetik alanla herhangi bir elektronun spin yönelimini kontrol etmek olacaktır. Bu hedef doğrultusunda ilk olarak moleküllerin elektronik yapılarının hesaplanması için Gaussian 09 programı ve model potansiyel hesabı kullanılmıştır. Daha sonra Gaussian 09 programı ile dalga fonksiyonları elde edilmiştir ve nasıl elde edildiği ayrıntılı bir şekilde gösterilmiştir.
Bitlis ilinde geleneksel olarak üretilen gezo pekmezinin bazı kimyasal özelliklerinin incelenmesi
Sunulan çalışmada Bitlis Yöresinde geleneksel olarak üretilen Gezo Pekmezinin bazı kimyasal özellikleri incelendi. Çalışmada 6 farklı üreticiden alınan 6 adet gezo pekmezi örneği kullanıldı. Kimyasal özellikleri; pH 5.23, toplam kül miktarı %0.86, toplam asit miktarı kilogramda eşdeğer olarak 38.7, toplam şeker miktarı 20.01, invert şeker miktarı %9.82, sakkaroz miktarı %9.68, hidroksimetilfurfural (HMF) miktarı 12.67(mg/kg) olarak belirlendi. Bunun yanında antioksidan ve antimikrobiyal özellikleri de araştırıldı. Gezo pekmezinin antioksidan aktivitesi %13.8 olarak belirlendi. Antimikrobiyal özellikleri Staphlococcus aureus (ATCC 33862), Burkholderia cepacia (ATCC 25608), Enterococcus faecalis (ATCC 29212), Streptococcus pyogenes (ATCC 19615), Bacillus subtilis (ATCC 6633) standart suşları üzerinde incelendi. Gezo pekmezinin Streptococcus pyogenes' e karşı antibiyotik etki gösterdiği belirlendi.
Kambos dağının florası (Bitlis)
Bu çalışma, Kambos Dağı Flora'sını (Bitlis) tespit etmek amacı ile yapılmıştır. 2013-2015 yılları arasında gerçekleştirilen arazi çalışmaları sonucunda 1702 bitki örneği toplanmıştır. Toplanan bitki örneklerinin değerlendirilmesi yapılmış olup 77 familya ve 330 cinse ait 460 tür, 121 alttür ve 69 varyete olmak üzere toplamda 650 takson tespit edilmiştir. Bu taksonların 5'i Pteridophyta, 645'i Spermatophyta (Magnoliophyta) divisyosuna aittir. Spermatophyta üyelerinden 1'i Gymnospermae (Pinophytina) ve 644'ü Angiospermae (Magnoliophytina) alt divisyosuna dahildir. Angiospermae'lerin 555'ü Dicotyledones (Magnoliopsida) ve 89'si Monocotyledones (Liliopsida) sınıfında yer almaktadır. İçerdiği takson sayısı bakımından sırasıyla araştırma alanında bulunan başlıca büyük ilk 10 familya: Asteraceae 97(%14.92), Lamiaceae 51(%7.84), Fabaceae 42(%6.46), Poaceae 41(%6.30), Rosaceae 38(%5.84), Brassicaceae 35(%5.38), Apiaceae 32(%4.92), Caryophyllaceae 31(%4.76), Boraginaceae 23(%3.53), Plantaginaceae 19(%2.92) ve sırasıyla büyük ilk 10 cins ise: Salvia 12(%1.84), Trifolium 11(%1.69), Silene 11(%1.69), Centaureae 10(%1.53), Veronica 10(%1.53), Astragalus 9(%1.38), Ranunculus 8(%1.53), Stachys 7(%1.07), Euphorbia 7(%1.07), Galium 7(%1.07) şeklindedir. Araştırma alanında toplam 54(%8,30) endemik takson ve endemik olmayan 9(%1,38) nadir bitki tespit edildi. Endemik ve nadir taksonların tehlike kategorilerine göre dağılımları ise şöyledir: 5 takson tehlikede "EN", 15 takson zarar görebilir "VU", 23 takson en az endişe verici "LR (lc)", 2 takson tehdit altına girebilir "LR (nt)", 3 takson koruma önlemi gerektiren "LR(cd)" ve 16 takson için veri yetersiz "DD" dir. Taksonların fitocoğrafik bölgelere göre dağılımı şöyledir: Çok Bölgeli 335(%51.53), İran-Turan elementi 245(%37.84), Avrupa-Sibirya elementi 35(%5.38), Akdeniz elementi 35(%5.38)'tir. Tespit edilen taksonların Raunkiaer hayat formları sistemine göre dağılımı Hemikriptofitler 320(%49.23), Terofitler 134(%20.61), Kriptofitler 75(%11.53), Kamefitler 61(%9.38) ve Fanerofitler 60(%9.23)'tır.
RFID tabanlı yeni bir yakıt tanıma sistemi tasarımı
Bu tez çalışmasında; RFID teknolojisi kullanılarak geliştirilen yeni bir sistemle, özellikle yakıt istasyonlarında, yakıt dolumu esnasında oluşan yanlış yakıt dolumu ve yanlış pompa kullanımı sorunlarına çözüm sağlanması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda geliştirilen sistemde araçların yakıt dolum noktalarına yerleştirilen ve yakıt bilgisini de içeren RFID etiketler kullanılmıştır. Sistemin görsel takibi için C# programlama dili kullanılarak bir arayüz tasarlanmıştır. Geliştirilen arayüz, RFID uygulama geliştirme kiti ile entegre çalışmaktadır. Etiketlere okuma ve yazma işlemi bu kit aracılığı ile yapılmaktadır. Sonuçlar arayüz ekranında gösterilmektedir. Bilgi saklama işlemi, hem etiketin kendi hafızasında hem de sunucu sistem üzerinde oluşturulan bir veritabanı aracılığı ile yapılmaktadır. Yine bu tez çalışması kapsamında yapılan mini anket sonucunda, böyle bir sistemin yakıt istasyonlarındaki maddi kayba ve istasyonun değer kaybına çözüm olacağı görüşüne varılmıştır. Sonuç olarak bu tez çalışmasında geliştirilen sistemle yakıt dolum hatalarına karşın pratik ve etkin bir çözüm getirilmiştir. Böylece bu tür hatalar sonucu oluşabilecek trafik ve araç sorunlarının da önüne geçilmiş olunacaktır.
Picoa lefebvrei (Pat.) maire'nin bazı ekolojik, morfolojik özellikleri ve besinsel içeriğinin belirlenmesi
Bu çalışmada, Elazığ ili Baskil ilçesi, Kadıköy, Pınarlı ve Harebakayış köyü çevrelerinde doğal olarak yetişen P. lefebvrei'nin ekolojik-morfolojik özelliği, etnomikolojik-ticari potansiyeli ve koruma altına alınması ile besinsel içeriğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. P. lefebvrei'nin yetiştiği alanların, ışık şiddeti 20.8-89.4 klüx, sıcaklık 21.1-23.6 C, nem 26.7-36.2, hava debisi (CMM) 2092-2359 m3/min, hava hızı 4.8-12.9 km/h ve toprak karakteristik özelliklerinin ise %29.85-73.02 kum, %13.72-30.03 kil, %13.27-40.12 toz, %26.98-70.15 toz+kil, kumlu-killi-balçıklı toprak türü, 6.94-7.95 pH, %0.75-23.19 total kireç, %0.00-10.58 aktif kireç, 0.131-0.366 mmhos/cm tuz, %0.350-1.583 organik madde, %0.017-0.079 azot, 36.55-70.13 ppm P2O5, 123.94-572.35 ppm K2O ve 9.49-25.011 ppm Na olarak değiştiği gözlenmiştir. P. lefebvrei'nin kuru örneklerinde %87.97 kuru madde, %12.03 nem, %0.092 ham kül, %21.35 ham protein, %0.032 ham yağ, %87.88 organik madde, 68.56 mg/kg Cu, 65.28 mg/kg Zn, 4.08 mg/kg Mn ve 194.4 mg/kg Fe içerdiği, fakat Cr elementi ise tespit edilmemiştir. Mantar türünün taze askokarp yapılarından doku kültürü yöntemiyle saf misel elde edilerek gen kaynakları koruma altına alınmıştır. Ayrıca, P. lefebvrei'nin farklı özellikleri ile tüketicinin bilgi düzeyini içeren etnomikolojik veriler belirlenmiştir.
Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yardımıyla Bitlis Deresi taşkın risk analizi
Taşkınlar yerleşim yerlerini tehdit eden ve sık görülen doğal afetlerden biridir. Özellikle yeryüzündeki nüfus artışına bağlı olarak yerleşim yerlerinin, endüstriyel tesislerin artışı ve bununla birlikle doğaya olan müdahalelerin artışıyla, küresel iklim değişikliğinin de etkisiyle taşkınlar insanoğlu için her geçen gün daha büyük bir risk haline gelmektedir. Bu nedenle yerleşim yerlerinde taşkın kontrol çalışmaları inşaat mühendisliğinin en önemli problemlerinden biridir. Etkin bir taşkın kontrolü için ilgili havzanın hidrolojisinin ve taşkının önceden tahmin edilmesinin önemi de büyüktür. Bu çalışmada; bölgenin hidrolik ve hidrolojik verilerine dayalı olarak Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) kullanılarak il merkezinden geçen Bitlis Çayının taşkın tahminleri yapılması amaçlanmıştır. Bitlis il merkezi; geçmişte güvenlik, su kaynaklarına yakınlık gibi nedenlerle akarsu yatağı içerisine kurulmuş ve vadi topoğrafyası nedeniyle düzensiz bir kentleşmeye sahip olup zaman zaman taşkınlara maruz kalması nedeniyle taşkınlar bakımından dikkat edilmesi gereken bir bölgedir. Yeraltı kaynak sularıyla birlikte dönemsel olarak yağışların ve ani kar erimelerinin de etkisiyle yüksek debilere ulaşan dere şehir merkezinde çevresindeki mesken ve ticaret merkezlerine büyük tehdit oluşturmaktadır. Taşkın analizleri, Coğrafi Bilgi Sistemleri yazılımlarından ArcGIS yazılımı ve bu yazılımla entegre kullanılabilen HEC-GeoRAS yazılımı yardımıyla yapılmıştır. Öncelikle, yerel idarelerden temin edilen 1/5000 ölçekli hâlihazır haritalar ArcGIS yardımıyla sayısallaştırılarak havzanın sayısal yükseklik modelleri elde edilmiştir. Daha sonra, US ArmyCorps of Engineers tarafından geliştirilen HEC-RAS (Hydrologic Engineering Centers - River Analysis System) yazılımı yardımıyla taşkın yatağının hidrolik karakteristikleri ve su yüzü profilleri belirlenmiştir. Analizin son aşaması olarak HEC-RAS'ta oluşturulan su yüzü profilleri tekrar HEC-GeoRAS'a aktarılarak taşkın haritaları elde edilmiştir. Sonuç olarak, farklı periyotlarda meydana gelebilecek farklı taşkın senaryoları değerlendirilmiş ve çözüm önerileri tartışılmıştır.
Geçiş metallerinin yerel düzeninin farklı fiziksel şartlar altında moleküler dinamik yöntemle incelenmesi
Sunulan çalışmada, bakır ve nikel gibi iki önemli geçiş metalinin fiziksel özellikleri moleküler dinamik yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Moleküler dinamik (MD) yönteminde Sutton-Chen (SC) Gömülü Atom Metodu (GAM) olan yarı-deneysel potansiyel enerji fonksiyonu kullanılmıştır. Özellikle, soğutma süreçlerinde meydana gelen ve faz dönüşümleri sırasında görülen atomik yapıların yerel düzeni bağ yönelim düzeni parametreleri ile analiz edilmiştir. Bunun yanı sıra, hızlı ve yavaş olmak üzere iki farklı soğutma sürecinde, sistemlerin yapısal özellikleri belirmek için Radyal Dağılım Fonksiyonları (RDF) kullanılmıştır. Modellenen yapıların bazı termodinamik parametreleri ile faz dönüşüm sıcaklıkları MD metot ile belirlenmiştir. İki farklı soğutma sürecinde tüm bu fiziksel parametreler farklı basınç değerleri kullanılarak yeniden analiz edilmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır.
Bitlis pomzası ile kendiliğinden yerleşen fiber takviyeli hafif beton tasarımı ve özelliklerinin araştırılması
Bu tez çalışması, Bitlis pomzası ile kendiliğinden yerleşen fiber takviyelihafif beton tasarımı ve özelliklerinin araştırılması üzerine laboratuvar çalışması sonuçlarını sunmaktadır. Tez çalışmasında, bağlayıcı olarak CEM I 42.5 N tipi çimento kullanılmıştır. Bununla birlikte, uçucu kül (UK) ve volkanik pomza taşı tozu (PT) viskozite arttırıcı katkı olarak kullanılmıştır. Karışım tasarımında, çimento 400kg/m3dozajda, bahsedilen bu katkılar ise 150 kg/m3 oranlarında kullanılmıştır. Tasarım sürecinde farklı uzunluk ve boy/çap oranlarına sahip, 4 çelik ve 2 polipropilen sentetik fiber kullanılmıştır. Tüm tasarımlarda, kaba agrega olarak volkanik pomza taşı kullanılmışken, tasarım sürecinde ince agrega olarak doğal nehir kumu kullanılmıştır. Tüm bu malzemeler ile birlikte akma-yayılma, V-hunisi ve L-kutusu deneyleri uygulanarak 13 fiber takviyeli kendiliğinden yerleşen hafif beton (FTKYHB) tasarlanmıştır. Tasarlanan FTKYHB'lar 3, 7, 14, 28, 56, 90 ve 150 günlük 23±2⁰C standart su kürü uygulanmıştır. Her bir kür yaşı sonrasında, tasarlanan beton serilerine basınç dayanımı, eğilmede çekme dayanımı ve ultrasonik ses geçirgenlik deneyleri uygulanmıştır. Buna ek olarak, 28 ve 90 günlük kür yaşı sonrasında bazı durabilite deneyleri uygulanmıştır. Tasarlanan FTKYHB'ların durabilite özelliklerini belirleyebilmek için yüksek sıcaklık, donma-çözünme, ıslanma-kuruma ve asite dayanıklılık deneyleri uygulanmıştır. Genel sonuç olarak, FTKYHB tasarımı 13 farklı beton karışımı (D1-D13) ile sağlanmıştır ve bu tasarımı gerçekleştirilen betonların taze beton, dayanım ve durabilite özellikleri belirlenmiştir. Çalışma sonucunda genel olarak daha kısa fiberlerin kullanıldığı beton karışımlarının taze beton özelliklerinde gelişmeler gözlenmiştir. Buna zıt olarak, makro fiberlerin kullanıldığı serilerin eğilmede çekme dayanımları daha yüksek sonuçlar verirken mikro fiber kullanılan karışımlarda daha düşük dayanım değerleri elde edilmiştir. En iyi sonuçlar karışımında UK katkısı içeren beton serilerinden ve en kötü sonuçlar ise polipropilen sentetik fiber içeren ve katkı olarak PT içeren serilerden elde edilmiştir. 28 günlük kür yaşı sonrasında, tüm tasarlanan FTKYHB'lar taşıyıcı beton özellikleri kazanmıştır. FTKYHB tasarımında UK kullanımı daha iyi dayanım ve durabilite özellikleri verirken karışımında PT kullanılan seriler bunu takip etmiştir.
Dördüncü mertebeden bir regüler sınır değer probleminin kök fonksiyonlarının tabanlık özellikleri
Bu tez çalışmasında dördüncü dereceden bir sınır değer problemi incelenmiştir. Bu sınır değer probleminin sınır koşulları regülerdir, fakat güçlü regüler değildir. Çalışmada bazı koşullar altında verilen sınır değer probleminin özdeğerlerinin ve özfonksiyonlarının asimptotik davranışları incelenmiş ve kök fonksiyonlar sisteminin bazı fonksiyonel uzaylarda taban oluşturduğu ispatlanmıştır.