
349
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Yıldız ve kuvvetli yıldız seçme prensipleri
Bu tez çalışmasında çok önemli bir topolojik özellik olan kompaktlığın daha genel formları olan örtü özellikleri çalışılmıştır. Yıldız-kompaktlık ve yıldız seçme prensipleri teorisi üzerine şu ana kadar yapılmış çalışmalar araştırılarak konuyla ilgili temel kısımlar ispatlarıyla birlikte verilerek derlenmiştir. Bu tez çalışması beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde seçme prensipleri teorisinden kısaca bahsedilmiştir. İkinci bölümün ilk kısmında konuyla ilgili ön bilgiler ve temel kavramlar verilmiş olup, ikinci bölümün ikinci kısmında örtü özellikleri ve -kompaktlık kavramları ile klasik seçme prensiplerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümün ilk kısmında yeni örtü çeşitleri ve yıldız seçme prensipleri kavramlarına değinilmiştir. Tezin ana kısmını oluşturan üçüncü bölümün birinci kısmı ise iki bölüme ayrılmaktadır. İlk alt bölümünde yıldız-kompaktlık, ikinci alt bölümünde ise yıldız-Menger-tipi seçme prensipleri ve kuvvetli-yıldız-Menger-tipi seçme prensipleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde eldeki sonuçlar değerlendirilerek önerilerde bulunulmuştur. Son bölümde ise kaynaklara yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: Seçme Prensipleri Teorisi, Yıldız Seçme Prensipleri, Yıldız Kompaktlık, Açık Örtü
Bitlis'in iktisadi ve kültürel durumu (1920-1950)
Bitlis'in 1920-1950 yılları arasındaki sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmelerinin ele alındığı bu çalışmada genel olarak bölgedeki diğer illere kıyasla ilgili alanlardaki gelişiminin zayıf olduğu görülmüştür. Bitlis'te cumhuriyet dönemi sosyal ve kültürel uygulamalar siyasi etkenlerden ayrı düşünülemez. Cumhuriyetin ilanından sonra hızla ekonomik, sosyal, kültürel, sağlık ve bayındırlık ile ilgili ihtiyaçların giderilmeye çalışıldığı ve halkın iskân edilmesi ile ekonomik durumunun yükseltilmesi, köylülerin, çiftçilerin toprağa sahip olması için gerekli çalışmaların yapılması için çalışmalar başlatılmıştır. Ancak yüzyıllardır süren geleneksel yapı nedeniyle cumhuriyet rejimine ve yapılanmasına yönelik en büyük direnç doğu vilâyetlerinde ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet yıllarında bir taraftan bu vilâyetlerin imarı ile uğraşılırken aynı zamanda rejime yönelik direncin kırılması için de büyük çaba sarf edilmiştir. Ulusal birlik ve beraberliği sağlamak adına bu çabalar siyasi olduğu kadar sosyal alanda da kendini gösterir. Erken Cumhuriyet dönemi Kemalist rejimim tüm ideolojilerinin uygulama sahalarından biri olan Bitlis'tede sağlanmaya çalışılacaktır. Değişime direnç noktasında yer yer isyan noktasına varan olaylar meydana gelmiştir. İnkılapların uygulamaya geçmesinden sonra bu direncin görünür sonuçları isyan olarak bölgede varlığını göstermiştir. Bölgede yapılan faaliyetlerin Şeyh Sait İsyanı'na neden olan etkenleri ortadan kaldırmaya yönelik olduğu görülür. Özellikle bölgede Türkçe'yi yaygınlaştırmak için yapılan faaliyetler kültürel faaliyetlerin büyük bir alanını kapsamıştır. Yine bu dönemde yapılan sürgün ve zorunlu göçler siyasi ve sosyal faaliyetlerin birbirini tamamladığı ve aynı amaca yönelik olduğunu gösterir. Bitlis'in yakın il ve ilçelerden tamamen ayrı olarak müstakil bir demografik yapıya, kültüre ve tarihe sahip olduğunun vurgulandığı bu çalışma ile bölgenin yerel tarihine katkı sağlamak amaçlanmıştır.
Enerji verimliliği bakımından Bitlis Eren Üniversitesi kampüs binalarının enerji etüdü
Tüm dünyada enerjiye olan ihtiyacın gittikçe artması ve kullanımında artan çevre sağlığı problemleri, enerjinin etkin ve verimli kullanımını önemli hale getirmiştir. Bu tez çalışmasında; kışları soğuk ve kar yağışlı geçtiği Bitlis İli Rahva yerleşkesinde kurulan Bitlis Eren Üniversitesi kampüs alanında bulunan binaların ısıtma maliyeti ve enerji verimliliği araştırılmıştır. Bu amaç ile kampüs alanında bulunan Mühendislik Mimarlık Fakültesi, Fen Edebiyat Fakültesi ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi binaları ile R3 blok numaralı personel lojmanı enerji etüdü için örnek saha olarak seçilmiştir. Binalarda kullanılan yalıtım malzemelerinin uygunluğunu, ısı kayıplarının meydana geldiği yapı bileşenlerinin tespiti için termal kamera, mekânların iç ortam sıcaklıkları ile aydınlatma şiddetlerinin belirlenmesi için çok fonksiyonlu ölçüm cihazı kullanılmıştır. Yöntem olarak belirtilen binaların yıllık ısı enerjisi ihtiyacı ve bu ihtiyaca karşılayacak yakıt miktarı teorik olarak hesaplanarak gerçekte harcanan yakıt miktarları ile karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak; binalarda yapı bileşenleri arasında en fazla ısı kaybının pencerelerde olduğu, birim başına düşen yıllık ısı enerjisi ihtiyacının en düşük değeri İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi binasında meydana geldiği (İİBF), İİBF de uygulanmış olan ısı yalıtımının diğer eğitim binalarına göre en uygun düzeyde olduğu, merkezi ısıtma sistemlerinde en fazla yakıt tüketiminin yakıt türü olarak kömürlü sistemde meydana geldiği, mevcut binaların yıllık gerçek yakıt tüketim miktarlarının teorik yakıt tüketim değerlerinden yaklaşık %11-25 oranları arasında fazla çıktığı tespit edilmiştir. Sonuçta mevcut binaların ısıtılmasında en ekonomik, en verimli ve en çevreci yakıt türünün doğalgaz olduğu sonucuna varılmıştır.
Copula fonksiyonlarını kullanarak bilgisayar ağlarında saldırı tespiti
Günümüzde hızla gelişen teknolojiyle beraber, dünya üzerinde teknolojiye olan ilgi her geçen gün artmaktadır. Teknolojideki bu hızlı gelişmeler, siber saldırı, izinsiz erişim ve dijital korsanlık gibi istenmeyen birçok saldırıyı da beraberinde getirmektedir. Bu tür saldırıları engellemek için sıklıkla saldırı tespit sistemlerinden faydalanılmaktadır. Bu tez çalışmasında, günümüzde en çok kullanılan makine öğrenme sınıflandırıcıları ile copula tabanlı sınıflandırıcılar kullanılarak saldırı tespiti gerçekleştirilmiştir. Makine öğrenme sınıflandırıcıları olarak; Karar Ağaçları, Topluluk Öğrenme ve Destek Vektör Makineleri sınıflandırıcıları tercih edilmiştir. Bu üç sınıflandırma tekniği kullanılarak KDD'99 veri seti üzerinde sınıflandırma işlemi gerçekleştirilmiştir. Copula tabanlı olarak da; gumbel, independent, clayton, gaussian, student's-t ve frank sınıflandırıcıları tercih edilmiştir. Bu sınıflandırıcılar kullanılarak KDD'99 veri seti üzerinde sınıflandırma işlemi gerçekleştirilmiştir. Sınıflandırma aşamasında 10-kat çapraz doğrulama tekniği kullanılmış olup, KDD'99 veri seti üzerinde en iyi başarım oranı %99.41 ile gaussian copula tabanlı sınıflandırıcı elde etmiştir. Sonuç olarak, copula tabanlı sınıflandırıcıları saldırı tespitinde etkili bir başarıma ulaştığı gözlemlenmiştir.
Bakır ağırlıklı Pt, Pd alaşımlarında polyhedron türü topaksı yapıların kristalleşme mekanizmasına etkisinin moleküler dinamik yöntemle incelenmesi
Sunulan çalışmada, Bakır (Cu) ağırlıklı Platin (Pd) ve Paladyum (Pd) ikili alaşım sistemleri (Cu-Pt ve Cu-Pd) ile üçlü alaşım sistemi (Cu-Pt-Pd) Moleküler Dinamik (MD) Benzetim yöntemi ile modellenmiştir. Moleküler dinamik hesaplamalarda Sutton-Chen (SC) Gömülmüş Atom Metodu (GAM) olan yarı-deneysel potansiyel enerji fonksiyonu kullanılmıştır. Model sistemlere amorf faza dönüşümünün gerçekleşmesi için sıvı fazdan itibaren hızlı soğutma işlemi uygulanmıştır. Model sistemlerin kristalleşme özelliklerini incelemek için bakırın farklı konsantrasyon değerlerinde amorf fazdan itibaren farklı tavlama sıcaklıklarında sistemler zamanla bekletilmiştir. Farklı tavlama sıcaklıklarında Avrami katsayıları MD yöntemle hesaplanarak model sistemlerin kristalleşme kinetikleri belirlenmiştir. Tüm bu süreçlerde model sistemlerin yapısal gelişimleri Radyal Dağılım Fonksiyonları (RDF) ile analiz edilmiştir. Ayrıca amorf fazdan kristal faza dönüşüm sürecinde model sistemler içinde meydana gelen polyhedron türü atomik topaklanmalar Honeycutt-Andersen (HA) metoduna dayalı cluster type index (CTIM) metodu kullanılarak elde edilmiştir. Hem ikili hem üçlü alaşım sistemlerinde, tavlama sıcaklığının artmasıyla tüm polyhedron türlerinde genelde artış meydana gelmiştir. Özellikle kristalleşmeye başlamadan önceki kristal türü polyhedronların varlığının , kristalleşme sürecini etkilediği gözlenmiştir. Cu-Pt-Pd model sistemleri için ise kristal türü polyhedron sayısı bakırın konsantrasyonu arttıkça düzenli bir artış eğilimi sergilemiştir.
Kampüs ağlarında istenmeyen DHCP sunucularının YTA ile tespit edilmesi
Son yıllarda teknolojinin farklı alanlarda bütünleşik olarak kullanılması ile beraber bilgisayar ağları üzerindeki yük de artmıştır. Geleneksel bilgisayar ağlarının sürekli olarak ekleme mantığıyla büyümesi, bu ağların yönetilebilirliğini zorlaştırmıştır. Ağ cihazlarındaki yeniliklerin, cihazlarda kullanılan teknolojilere bağlı olması, yeni teknolojileri yeni cihazlara bağımlı hale getirmektedir. Bu durum kullanıcı tarafında büyük maliyet ve zaman kaybına neden olmaktadır. Bu tür sorunlardan bir nebzede olsa kurtulmak için ağlarda yazılım kullanılması yaklaşımı benimsenmiştir. Yazılım Tanımlı Ağ (YTA) paradigması, geleneksel ağları dinamik bir yapıya kavuşturmak, ağ yönetimini kolaylaştırmak ve ağ cihazlarına yazılım yoluyla işlevsellik kazandırarak kullanıcıları cihaz bağımlılığından kurtarmak amacıyla ortaya atılmıştır. Bu tez çalışmasında bilgisayar ağlarında cihazların internette çıkması için gerekli yapılandırmaları otomatik olarak sağlayan Dinamik Bilgisayar Yapılandırma Protokolü (DHCP) sunucularının güvenliği için gerekli olan bazı önlemlerden bahsedilmiştir. Bu kapsamda sahte DHCP saldırıları üzerinde çalışılmıştır. Ağda bulunan sahte bir DHCP sunucusunun faaliyetlerini önlemek amacıyla YTA yaklaşımı kullanılmıştır. Böylece ağda bulunan sahte DHCP sunucuları tespit edildikten sonra IP dağıtımlarını engelleyecek önlemler alınmıştır. Çalışmalar Mininet benzetim ortamında gerçekleştirilmiştir.
NaI(tl) dedektörünün GATE simulasyon programıyla dedektör ozelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışmada Geant4 tabanlı GATE benzetişim programı kullanılarak NaI(Tl) detektörünün dedektör özellikleri belirlenmiştir. Simulasyon, 50-3000 keV foton enerji aralığında çeşitli kaynak-detektör uzaklıklarında izotropik nokta, disk, dar demet ve geniş demet gama ışını kaynakları kullanılarak gerçekleştirildi. Şonuçlar sintilasyon detektörlerinin kullanılmaya başlandığı 1958 yılından günümüze kadar literatürdeki farklı analitik, deneysel ve Monte Carlo sonuçları ile karşılaştırıldı. GATE benzetişim programıyla bulunan sonuçların literatürdeki değerlerle uyumlu olduğu görüldü. Elde edilen sonuçlar GATE benzetişim programının radyasyon detektörü olarak kullanılabilecek yeni sintilatör materyallerinin detektör özelliklerinin belirlenmesinde kullanılabileceğini göstermiştir.
3-boyutlu Galile uzayında sabit sırt uzaklıklı eğriler ve bu eğrilerin Smarandache eğrileri
Bu tez çalışmasında öncelikle 3-boyutlu Galile uzayıyla alakalı temel tanım ve teoremler verilmiştir. Sonra, Galile uzayı ve Öklid uzayında bazı özel eğrilerin tanımları ve özellikleri belirtilmiştir. Daha sonra sabit sırt uzaklı eğriler ve Bertrand, involüt-evolüt, Mannheim ve Smarandache eğrileri arasında ilişkiler kurulmuştur. Son bölümde örnekler verilerek, konu görsellerle desteklenmiş aynı zamanda bulunan sonuçlar somutlaştırılmıştır.
Sulu çözeltilerde bulunan boyar maddelerin genleştirilmiş perlit ile adsorpsiyon izoterm ve kinetiklerinin araştırılması
Endüstriyel işlemlerden sonra oluşan atık sularda birçok boyar madde bulanmaktadır. Bu boyar maddelerin çok az miktarı bile deşarj edildiği ortamın ekolojik dengesini tahrip etmektedir. Ayrıca bu boyar maddeler kolay olmayan fiziksel, kimyasal ve biyolojik birçok yöntemle giderilmektedir. Bunlara oksidasyon, ozonlama, membran filtrasyonu ve adsorbsiyon gibi yöntemler örnek olarak gösterilebilir. En yaygın kullanılan yöntem ise adsorbsiyon yöntemidir. Adsorbsiyon işleminde yapay veya doğal adsorbanlar kullanılmaktadır. Adsorbanlar; ceviz kabuğu, zeytin küspesi, badem kabuğu, mısır püskülü, aktif karbon, perlit, pomza gibi doğal ve yapay birçok adsorbant madde adsorbsiyon işleminde kullanılmaktadır. Bu çalışmada adsorban madde olarak genleşmiş perlit kullanılmıştır. Perlit, gözenekli, hafif ve camsı yapıya sahip genleşebilen volkanik bir kayaç türüdür. Genleştirilme işlemi ise perlitin 700-1200°C'lerde ısıtılmasıyla oluşur. Bu kayaçlar Türkiye'nin birçok bölgesinde yer almakta olup çeşitli alanlarda kullanılan bir malzemedir. Tarım, gıda, kimya sektöründe ve en çokta inşaat alanında kullanımı yaygın olan bir malzemedir. Çalışmamızda metilen mavisinin sulu çözeltilerde perlit ve genleşmiş perlit ile giderim verimlerinin izoterm ve kinetik modellerine uyumu incelenmiştir. Genleştirilmiş perlit Temkin izoterm modeline %99 uyum göstermiştir. Yapılan kinetik çalışmasında genleştirilmiş perlit yalancı ikinci kinetik modeline %99 uyum sağlamıştır.
İron sazlığında (Bitlis) yetişen karaburun balığının -Chondrostoma regium (Heckel, 1843)- besin kompozisyonu ve ağır metal birikimlerinin incelenmesi
Balıklar sağlıklı ve dengeli beslenmede omega-3 bakımından zengin, yağ oranı bakımından düşük önemli bir hayvansal protein kaynağıdır. Kardiyovasküler rahatsızlıklar ve obezite gibi pek çok rahatsızlık üzerinde koruyucu olduğu bilinen balık eti daha az bağ dokusu içerdiğinden vücutta kullanım açısından daha avantajlıdır. Balık tüketimi genellikle sağlık açısından faydalarıyla değerlendirilmekle birlikte, aynı zamanda ağır metaller gibi kirleticilerin sucul ekosistemlerden insanlara ulaşmasında araç teşkil etmektedirler. Ağır metaller gerek antropojenik ve gerekse doğal kaynaklardan, özellikle volkanik alanlardan, zamanla salınarak ekosisteme ve besin zincirine katılabilmekte ve gıda güvenliği açısından risk oluşturabilmektedir. Bu çalışmada, Nemrut Kalderası'nın eteklerinde yer alan İron Sazlığı'nda (Bitlis/Güroymak) yetişen ve yöre halkı tarafından tüketilen Chondrostoma regium (Heckel, 1843)'un biyolojik, beslenme ve gıda güvenliği açılarından incelenmiştir. Balıkların genel sağlık durumlarına yönelik biyolojik özellikleri, beslenme açısından değerlendirmek amacıyla besin kompozisyonları, gıda güvenliği açısından ise ağır metal birikimleri incelenmiştir ve buna bağlı risk değerlendirmeleri yapılmıştır. Bu çalışma farklı çalışma alanlarını bir araya getiren nadir çalışmalardan biridir, ayrıca bölgede bu alanda yürütülen tek çalışma niteliğindedir. Balıkların biyolojik özelliklerine ait veriler, diğer çalışmalar ile kıyaslandığında balıkların optimum gelişim gösterdikleri görülmüştür. Besin kompozisyonu bileşenleri protein (%18), yağ (%2), kül (%1) ve nem (%75) şeklindedir. Doku ağır metal miktarları ulusal ve uluslararası kabul edilebilir limitlerle karşılaştırılmıştır. Kadmiyum ve kurşun değerlerinin kabul edilebilir limitlerin üzerinde olduğu, tahmin edilen günlük alım değerleri baz alınıp haftada 2 gün balık tükettiği ve ortalama 72,8 kg ağırlığında olduğu varsayılan bireyler için kadmiyum ve kurşun dışında tolere edilebilir olduğu görülmüştür. Toplam hedef tehlike katsayısı 1'den küçük olduğundan yöre halkı tarafından tüketilmesinde düşük bir risk gösterdiği ifade edilebilir. Ancak ağır metallerin birikme eğiliminde oldukları dikkate alındığında tüketimin uzun vadede risk oluşturabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle ekosistemin ve insan sağlığının uzun vadeli bu risklerden korunmasında etkili olacak su ve balıkçılık yönetim planlarının oluşturulması ve halkın bilinçlendirilmesine yönelik çalışmaların yapılması gereklidir.