Burdur Mehmet Akif Ersoy University
Discipline

Civil Engineering

Burdur Mehmet Akif Ersoy University

3,128

Archived Theses

21

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Yan savak tipinin su yüzü profiline etkisinin araştırılması

Yan savaklar, herhangi bir kanaldan ihtiyaç duyulan debinin temin edilmesi veya fazla suyun uzaklaştırılması için taşkın, sulama, arazi drenajı, birleşik sistem kanalizasyon tesislerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Doğrusal kanallar üzerine yerleştirilmiş yan savaklar ile ilgili literatürde birçok çalışma mevcuttur. Bunu kıvrımlı kanallar için söylemek doğru değildir. Bu çalışmada bu güne kadar kullanılan ince kenarlı yan savakların yerine labirent yan savaklar kullanılmıştır. Bir labirent savak planda düz olmayan bir savak kretine sahiptir. Kret uzunluğunun artması ile belirli bir debi için memba taraftaki nap yükü azaltılmaktadır. Bu nedenle bu savaklar, özellikle kret genişliği sınırlı olduğu yerlerde daha büyük debi geçirilmesi gereken yerlerde avantajlı olmaktadır.Bu çalışmada, doğrusal ve kıvrımlı kanallara yerleştirilen yan savakların su yüzü profillerini belirlemek amacıyla deneyler farklı labirent savak kıvrım açısı, farklı savak uzunlukları ve farklı kret yükseklikleri için yapılmıştır. Klasik dikdörtgen yan savaklar karşılaştırma amacıyla test edilmiştir. Sonuçta, elde edilen sonuçlar detaylı bir şekilde tartışılmıştır.

Su yüzü profiliYansavaklarİç kulak
Fatih Şevgin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Polipropilen lifli betonların taze ve sertleşmiş beton özellikleri

Bu tez çalışmasında, farklı karışımlara sahip polipropilen lifli betonların taze ve sertleşmiş beton özellikleri araştırılmıştır. Daha önce literatürde yapılmış bu tür araştırmalara rastlanılmaktadır ancak bu çalışmanın amacı hem literatürdeki çalışmalardan faydalanarak hem de tez çalışması kapsamındaki deneysel çalışmalar yardımıyla pratik bir beton karışım dizaynı elde etmektir.Beton konusunda deneysel çalışma yapan araştırmacıların en çok zorlandığı ve vakit kaybettiği konulardan biri beton karışımlarına karar vermektir. Uygun karışımın bulunması birçok deneme karışımı tasarımını ve dökümünü gerektirmektedir. Bu çalışmada hedeflenen grafik tabanlı ön dizayn metodu yardımıyla, araştırmacıların ve uygulamacıların iş yükünün azaltılacağı hedeflenmektedir.Pratik bir ön karışım dizaynı geliştirmek amacıyla, farklı karışımlara sahip beton numuneler üretilmiştir. Her beton numune serisinde 150 ? 150 ? 150 mm boyutlarında standart küp, 100 ? 100 ? 500 mm boyutlarında kiriş ve 100 ? 100 ? 100 mm boyutlarında küp numuneler üretilmiştir.Sonuç olarak, her bir serinin taze ve sertleşmiş beton özellikleri belirlenmiştir. Taze ve sertleşmiş beton özelliklerinin sayısal değerlerinden ve literatürdeki çalışmalardan faydalanılarak, grafik tabanlı bir abak geliştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Polipropilen lifli betonlar, beton karışım tasarımı, basınç dayanımı,çekme dayanımı

Ufuk Arazsu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Uzay kafes yapıların optimizasyonu

Uzay kafes sistemlerin ANSYS programında çeşitli optimizasyon teknikleri ile optimizasyonu

Sümeyra Cihangiroğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Aynı performans seviyesine sahip bağlayıcılarla hazırlanan bitümlü sıcak karışımların kalıcı deformasyona karşı dayanımlarının ve yorulma ömürlerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada, Superpave dizayn sistemine göre aynı performans seviyesine ait bağlayıcılarla optimum bitüm içeriklerinde hazırlanmış bitümlü sıcak karışımların indirekt çekme rijitlik modülleri, kalıcı deformasyona karşı dayanımları ve yorulma ömürleri karşılaştırılmıştır. Ayrıca SBS ile bitüm modifikasyonunun karışımların mekanik özelliklerine etkisi değerlendirilmiştir. Optimum bitüm içeriklerinde hazırlanan bütün karışımların hacimsel özellikleri ve Marshall Stabilite değerleri karşılaştırılmıştır. Dinamik sünme ve indirekt çekme yorulma deneyleri üç farklı yük tekrar periyodunda uygulanmıştır. Bağlayıcı deneyleri sonucunda, B 70/100 bitümü ile aynı performans seviyesini sağlayan en uygun SBS içeriğinin B160/220 bitümü + %3 SBS olduğu belirlenmiştir. Bütün deney sonuçlarından B160/220 bitümü ile birlikte, bitümün ağırlığının %3'ü kadar SBS kullanımı ile karışımların özelliklerinin önemli derecede iyileştirildiği, en yüksek performansa B 70/100 bitümü ile hazırlanan karışımların, en düşük performansa ise B 160/220 bitümü ile hazırlanan karışımların sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca Superpave sistemine göre aynı performans seviyesine sahip bağlayıcılarla hazırlanan karışımların benzer davranış sergilemesi beklenmesine rağmen rijitliklerinin, kalıcı deformasyona karşı dayanımlarının ve yorulma ömürlerinin önemli oranda farklılık gösterdiği belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: Bitümlü sıcak karışım, Superpave, Performans seviyesi, Yorulma, Kalıcı deformasyon

Aykut Fatih Koral
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Konyaaltı sahilinde sediman hareketlerinin incelenmesi

Ülkemizin en önemli kıyı alanlarından biri olan; kültürel, ekonomik ve çevresel öneme sahip Konyaaltı Sahili'ndeki sediman hareketleri incelenmiştir. Çalışmada; ilgili kıyı alanına ait dalga, sediman ve batimetri verileri kullanılarak yapılan hesaplamalar neticesinde, yıllık kıyı boyunca taşınan sediman miktarları CERC (1984), Kamphuis (1991), Schoonees ve Theron (1996) ve Damgaard ve Soulsby (1997) yöntemleri kullanılarak belirlenmiştir. Hesaplanan net taşınım miktarları, "Kıyı Alanlarında Sediman Hareketlerinin İncelenmesi, Konyaaltı ve Lara Plajları Uygulaması" başlıklı TÜBİTAK-1001 projesinden elde edilen net sediman bütçeleri ile karşılaştırılmıştır. Hesaplamalar ile elde edilen sediman bütçeleri ile CBS uygulamalarından elde edilen sediman bütçeleri birlikte değerlendirildiğinde Konyaaltı Sahili genelinde kıyı erozyonu görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.

GIS
Anıl Güzel
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Denizli ili Acıpayam ilçesi Oğuz Mahallesi TOKİ inşaatı zemin iyileştirmesi

İnşaat Mühendisi, yapılaşma alanının özelliklerine göre tasarım yapmak zorundadır. Bu tasarımlar iki yöntemle yapılmaktadır. Birinci yöntem zemini olduğu gibi kabul ederek tasarım yapmaktır. İkincisi ise zemin iyileştirme yöntemlerini uygulayarak zemini daha güvenilir hale getirerek tasarım yapmaktır. Zemin iyileştirme yöntemlerinin kullanılmasındaki temel amaç; teğetsel gerilmeler sonucu oluşan kayma gerilmelerini arttırmak, zemin geçirimliliğini azaltmak, iri daneli zeminlerde boşluk oranı azaltılırken, ince daneli zeminlerde kıvam arttırılması gerekmektedir. Türkiye, deprem açısından aktif bir yapıya sahip ülkelerden bir tanesidir. Deprem haritasında Denizli İline bakılırsa %95' ine yakın kısmının 1. derece; geri kalanının ise 2. derece deprem riski altında olduğu görülmektedir. Deprem açısından aktif olan bölgelerde zeminin heterojen ve gevşek olması zeminde iyileştirme yapılmasını gerektirmektedir. Zemin malzemelerinin özelliklerinin belirlenmesindeki temel amaç ise; deprem anında oturmalar meydana gelmemesi ve can ve mal kayıplarının yaşanmaması için önem arz etmektedir. Yeni yerleşime açılacak bölgelerde ve mevcut risk taşıyan alanlardaki zemin özelliklerinin de bilinmesi planlama ve risk azaltmak için gereklidir. Denizli İli, Acıpayam İlçesi Oğuz Mahallesi zemin malzemesi olarak gevşek bir yapıya sahiptir. Zemin kumlu, siltli ve çakıllı malzemelerden oluşmaktadır. Zeminin gevşek bir yapıya sahip olması üzerine gelecek yüklerden kaynaklı oturmalara neden olacaktır. Bu tez çalışmamızda Denizli İli Acıpayam İlçesi Oğuz Mahallesi TOKİ İnşaatının zemin incelemesi yapılarak zemin iyileştirme yöntemleri kullanılmıştır. Alüvyon bir yapıya sahip arazide yapılacak olan TOKİ inşaatının zemin problemleri ele alınarak yapılan deneyler ve alınan önlemlerle imalatın sağlıklı yapılması, oluşacak zararların en aza indirgenmesi sağlanmaktadır.

DepremOturmaZemin etüdü+1
Ünal Bahadır Baylan
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kuru karışım püskürtme betonda geri sekmenin araştırılması

Bu tez çalışmasında püskürtme uygulamasında geri seken malzeme miktarı deneysel uygulamayla topluluk öğrenmesi yöntemlerinden Adaboost algoritmasının veri kümesinde kullanılmak üzere elde edilmiştir. Çalışmada iki adedi yalın olmak üzere silis dumanı ve uçucu kül %10 ve %20 oranlarında çimentoyla hacimce yer değiştirilerek polipropilen lif ise (5 kg/m3 ve 10 kg/m3) oranlarında ilave edilerek toplam 14 adet numune üretilmiştir. Panellere püskürtme uygulaması esnasında geri seken malzeme toplanmış, tartılmış ve veri olarak kaydedilmiştir. Deneysel çalışmadan elde edilen bulgulara göre; numunelerin 28 günlük en düşük basınç dayanımı %20 uçucu kül ikameli numunede, en yüksek basınç dayanımı ise %10 silis dumanı ikameli numunede gözlenmiştir. Geri sekme sonuçlarına bakıldığında en fazla geri sekme yalın numunede gözlenmiştir. Yalın numuneyi % 20 uçucu kül ikameli numuneler takip etmektedir. En düşük değerler silis dumanı ikameli numunelerde gözlenmiştir. Özellikle silis dumanı miktarı arttıkça geri sekmenin azaldığı tespit edilmiştir. Deneysel çalışmalar sonucunda elde edilen veri kümesinde bağımlı ve bağımsız parametreler belirlenmiştir. Modelin eğitimi için optimum sonuç veren hiperparametreler model ve Boosting yöntemi için belirlenmiştir. Sonuç olarak modelin tahmin performansında %84.25'lik başarı elde edilmiştir. Önerilen modelin performansının test edilmesi için geleneksel makine öğrenme algoritmaları ile aynı veri kümesi üzerinde karşılaştırılmıştır. Bunun sonucunda önerilen modelin en yüksek doğruluğa sahip olduğu görülmüştür.

Mert Alkan
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Karasal rüzgâr türbinlerinin zemininde oluşabilecek deformasyonların sonlu elemanlar yöntemi ile incelenmesi

Son yıllarda ülkemizde rüzgar enerjisi alanında yapılan yatırımlar, gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasıyla birlikte artmıştır. Kurulum maliyetleri yüksek olan bu yatırımların, işletme ömrü boyunca zarar görmemesi için temelin ve yapı zemininin dikkatlice incelenmesi önemlidir. Günümüzde zemin-temel etkileşimleri analiz edilirken bilgisayar paket programlarından faydalanılmaktadır. Sonlu elemanlar yöntemiyle analiz yapan paket programları, analitik ve deneysel çözümlemelere göre daha hızlı ve ekonomik bir şekilde sonuç verdiği için araştırmacı ve sektör çalışanları tarafından sıklıkla tercih edilmektedir. Bu nedenle, analiz sonucu elde edilen değerlerin gerçeği ne kadar iyi yansıttığının bilinmesi, bu alanda çalışan kişilerde oluşacak öngörü açısından önemlidir. Sonlu elemanlar yöntemiyle zemin deformasyon analizlerinin yapıldığı bilgisayar paket programların iki boyutlu ve üç boyutlu analizlerinde farklı sonuçlar elde edilebilmektedir. Bu çalışmada; karasal rüzgar türbinlerinin zemininde oluşabilecek deformasyonların iki boyutlu ve üç boyutlu analizleri bilgisayar programı kullanılarak yapılmıştır. Kare ve dairesel şekildeki yüzeysel temellerin, iki boyutlu ve üç boyutlu analiz sonuçları karşılaştırılmıştır. Kare temelin iki boyutlu analizinde oluşan deformasyon değerlerinin, üç boyutlu analize göre %60 daha fazla olduğu görülmüştür. Bu durum üç boyutlu programın, iki boyutlu programa göre daha detaylı ve gerçekçi bir analiz yapması ile açıklanabilir. Çalışmanın diğer karşılaştırması ise üç boyutta modellenmesi mümkün olan fakat iki boyutlu çözümlemelerde dönüşüm işlemi yapılmasını gerektiren dairesel radye temel olmuştur. Dairesel temelin iki boyutta modellenirken eşdeğer alan metoduyla dönüştürülerek çözümlenmesi gerekmiştir. Bu durumda üç boyutlu programın deformasyon sonuçları iki boyutlu programa göre %5 daha fazla çıkmıştır. Bu durumun, deneysel olarak araştırılması ve üzerine çalışılması gereken bir konu olduğu sonucuna varılmıştır.

Halit Değer
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Katkı maddeleri ile stabilize edilmiş zayıf taban zeminlerinin donma-çözülme etkisi altındaki mekanik direncinin incelenmesi

Bu çalışmada, ince taneli siltli zeminlerin kireç ve çimento ile stabilize edilerek mekanik özelliklerinin iyileştirilmesine odaklanılmıştır. Bu amaçla Burdur ili Çeltikçi ilçesi Kuzköy mevkiinden (Burdur-Antalya D650 şehirlerarası karayolu kenarından) alınan siltli zemin örneği kullanılmıştır. Öncelikle indeks özellikleri belirlenmiş ve zemin sınıflaması yapılmıştır. Ardından zeminin fiziksel özellikleri tespit edilmiş ve mekanik performans deneyleri uygulanmıştır. Kireç+çimento ile optimum su muhtevasında karıştırılarak hazırlanan silindir şeklindeki zemin numuneleri 1, 7, 14 ve 28 gün minimum %95 nemli ortamda kür edildikten sonra 3 ve 5 döngü olmak üzere donma-çözülme çevrimi uygulanmıştır. Donma-çözülme sonrası numunelerin mekanik performansının belirlenmesi için; Kaliforniya taşıma oranı deneyi, tek eksenli basınç deneyi ve dinamik üç eksenli basınç deneyleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, tek eksenli basınç deneylerinde D-Ç çevrimi sayısı arttıkça serbest basınç dayanımlarının azaldığı gözlenmiştir. Üç D-Ç çevrimi neticesinde ortalama %25 oranında, beş D-Ç çevrimi neticesinde ortalama %48 oranında dayanımlar azalmıştır. Üç eksenli basınç deneyi sonucunda, D-Ç çevrimi uygulanan numunelerin Mr değerleri, D-Ç çevrimi uygulanmayan numunelere göre ortalama %5,6 daha düşük elde edilmiştir. Sonuç olarak, çimento ve kireç katkı maddelerinin Burdur ili Çeltikçi ilçesi siltli taban zeminlerinin stabilizasyonunda, etkin olarak kullanılabileceği belirlenmiştir. İnce taneli siltli zeminlerde çimento+kireç kullanılarak elde edilen stabilizasyonun, zeminin mukavemet değerinde önemli oranda artış sağladığı gözlenmiştir. İlaveten uygulanan D-Ç döngülerinin stabilize edilen zemin numunelerinin mukavemeti üzerinde önemli ölçüde negatif etkisi olduğu tespit edilmiştir. Karayollarında özellikle çökme problemlerinin yaşandığı karasal iklim kesimlerinde, siltli taban zeminlerinin kireç+çimento ilavesiyle stabilize edilmesinin önemi yapılan bu tez çalışmasıyla vurgulanmıştır.

Esra Osmanbeyoğlu
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Mevcut bir okul binasının deprem performansının 2007 ve 2018 deprem yönetmeliklerine göre değerlendirilmesi

Bu çalışmada, boyuna donatıları nervürsüz (düz) donatı çeliği ile düzenlenmiş, perdeli çerçeveli taşıyıcı sisteme sahip mevcut okul türü bir binanın DBYBHY 2007 ve TBDY 2018 deprem yönetmeliklerinin her ikisine göre de deprem performansı belirlenmiş iki yönetmeliğe göre elde edilen bu sonuclar kıyaslanmıştır. Seçilen okul binasının boyuna donatılarının nervürsüz (düz) donatı çeliği ile düzenlenmiş olmasına özellikle dikkat edilmiştir. Çünkü TBDY 2018 yönetmeliğine göre betonarme elemanların boyuna donatıları nervürsüz (düz) donatı çeliği ile düzenlenmişse, donatı çeliği birim şekildeğiştirme talebi ve plastik dönme talebi 1,5 ile çarpılarak arttırılması gerekmektedir. DBYBHY 2007'de bu koşul bulunmadığından iki yönetmeliği kıyaslamak için nervürsüz donatıya sahip mevcut okul türü bir binanın seçilmesi yönetmelikleri kıyaslamak adına daha uygun olacağı düşünülmüştür. Analizler doğrusal elastik olmayan değerlendirme yöntemi kullanılarak yapılmıştır. DBYBHY 2007'e göre yapılan çözümler artımsal eşdeğer deprem yükü yöntemiyle, TBDY 2018'e göre yapılan çözümler ise artımsal eşdeğer deprem yükünün TBDY 2018'de karşılığı olan tek modlu itme yöntemi ile yapılmıştır. Kesitlerin moment eğrilik analizleri ve plastik mafsal özelikleri ile binanın itme analizleri için SAP 2000 programından faydalanılmıştır. İki yönetmeliğin performans sonucları kıyaslandığında yönetmelikler arasındaki uyumsuzluğun 50 yılda aşılma olasılığı %2 olan depremler için olduğu tespit edilmiştir. 50 yılda aşılma olasılığı %2 olan depremler için binanın Y doğrultusu DBYBHY 2007'e göre hedef performans seviyesini sağlıyorken, TBDY 2018'e göre hedef performans seviyesini sağlayamadığı belirlenmiştir. Her iki aşılma olasılığı ve iki doğrultusunun en elverişsiz olanı dikkate alındığında bina her iki yönetmeliğe göre de hedef performans seviyesini sağlayamamıştır.

DepremPerformans analizi
Mehmet Yalın
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni yapılacak betonarme bir binanın TBDY 2018'e göre tasarım kontrolleri ve deprem performansının belirlenmesi

Bu çalışmada, tasarımı TBDY 2018'e göre yapılan ve yapımı devam eden betonarme bir binanın incelenmek üzere proje verileri elde edilmiştir. Binanın ilk aşamada Dayanıma Göre Tasarım (DGT) kapsamında düzensizlik kontrolleri ile birlikte betonarme perdelerin devrilme momenti kontrolü, etkin göreli kat ötelenmeleri kontrolü ve ikinci mertebe etkileri incelenmiştir. Çalışmanın bu kısmında doğrusal hesap yöntemlerinden mod birleştirme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında ise doğrusal olmayan değerlendirme yöntemlerinden tek modlu statik itme analizi ile binanın performans düzeyi belirlenmiştir. Elde edilen performans analizinin sonucu yönetmelikte verilen hedef performans seviyesi ile kıyaslanmıştır. Bina henüz yapım aşamasında olduğundan yeni yapılacak bir bina gibi değerlendirilip performans analizi bu kapsamda yapılmıştır. Kesitlerin moment eğrilik analizleri ile plastik mafsal özelliklerinin belirlenmesi SAP 2000'in "Section Desinger" arayüzünde yapılmıştır. Çalışmanın her iki aşamasında da yapılan analizler için Sap 2000 programından faydalanılmıştır. Yapılan incelemeler sonucu binada burulma ve yumuşak kat düzensizliğinin olduğu ve betonarme perdelerin TBDY 2018'in 4.3.4.5 maddesinin alt koşulunu sağlamadığı belirlenmiştir. Ayrıca binanın Kontrollü Hasar Performans Düzeyi'nde olduğu tespit edilmiştir. Binanın TBDY 2018'de verilen hedef performans seviyesini sağladığı belirlenmiştir.

Tolunay İbiş
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kirişli köprülerin deprem etkisi altındaki davranışı

Bu tez çalışmasında, kirişli köprülerin deprem etkisi altındaki davranışı incelenmiştir. Çalışmada, 72 metre açıklığa sahip çelik I kesitli, çelik U kesitli, prekast betonarme I kesitli ve U kesitli kiriş olmak üzere farklı üst yapı tipine sahip köprü modelleri mod birleştirme yöntemine göre analiz edilmiştir. Spektrum eğrileri AASHTO 2012 şartnamesine ve TBDY 2018 yönetmeliğine göre tanımlanmış, her bir tip köprü için iki model olmak üzere toplamda sekiz ayrı model oluşturulmuştur. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, köprüler ile ilgili genel bilgileri verilmiştir. İkinci bölümde karayolu köprülerin tarihçesi ve konu ile ilgili geçmişte yapılmış çalışmalar gözden geçirilmiştir. Üçüncü bölümde, köprü modellerinin kesit ve malzeme özellikleri, mesnet koşulları, ölü yükler, hareketli yükler ve spektrum eğrileri tanıtılmıştır. Dördüncü bölümde AASHTO 2012 ve TBDY 2018'e göre deprem etkisi altında analiz edilen köprü modellerine ait elde edilen bulgular tablo ve grafikler halinde sunulmuş ve irdelenmiştir. Beşinci bölümde tez çalışmasından elde edilen sonuçlar sunulmuştur. AASHTO 2012 yönetmeliğine göre elde edilen değerler TBDY 2018 yönetmeliğine göre elde edilen değerlerden daha yüksektir. Her iki yönetmelik için yapılan değerlendirmeler I kesit tipinin U kesit tipine göre daha avantajlı olduğu gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: çelik kirişli köprü, betonarme kirişli köprü, öngerilmeli betonarme köprü, sismik analiz, CSi Bridge

Noorullrahman Anjumanı
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Restorasyon harçlarının mühendislik özelliklerinin araştırılması

Tarihi yapıların uzun yıllar boyunca korunabilmesi için yapılan restorasyon uygulamalarında, yapıya en az seviyede müdahale edilmesi istenir. Onarımda kullanılacak malzemenin yapının özgün malzemesiyle uyumlu olmasına özen gösterilir. Çoğu zaman hatalı uygulamalar geri dönüşü olmayan hasarlara sebep olur. Bu tür problemleri engellemek için, özgün yapı malzemelerinin özelliklerinin bilinmesi ve bu malzemelere fiziksel, mekanik ve estetik açıdan uyumlu tamir malzemelerinin kullanılması gerekir. Bu tez çalışmasında tarihi yapıların restorasyon uygulamalarında kullanılabilecek dört seri harç numunesi üretilmiştir. İlk seri olarak onarım ve restorasyon uygulamalarında kullanılan üç çeşit hazır tamir harcı ile üretim yapılmıştır. Diğer üç seride ise hidrolik kireç, hamur kireç ve hidrolik kireç + hamur kireç ile horasan harçları üretilmiştir. Atık mermer tozu ve uçucu külün değerlendirilmesi için, bağlayıcılar %10, %20 ve %30 oranlarında uçucu kül ile agregalar da aynı yüzdelerde mermer tozu ile hacimce yer değiştirilmiştir. Üretilen harçlara fiziksel ve mekanik deneyler yapılarak sonuçlar karşılaştırılmıştır.

Mürüvvet Sözer
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Pirina külü katkılı harçların mühendislik özelliklerinin araştırılması

Dünya genelinde endüstrinin her alanında ve günlük yaşantımızda her gün tonlarca atık ortaya çıkmaktadır. Atıklar çevre ve insan sağlığına verdiği zararlardan dolayı büyük bir sorundur. Bu soruna yönelik öncelikle atıkların oluşmaması için çalışmalar yapılmaktadır. Engellenemeyen atıklar için de geri dönüşüm çalışmaları mevcuttur. Birçok alanda ortaya çıkan atıklar çeşitli sektörlerde kullanılarak geri dönüşümü sağlanmaktadır. İnşaat sektöründe de çeşitli atıkların geri dönüşümü için yapılan çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmalar atık sorununun ortadan kalması için kısmen çözümler getirmektedir. Bu çalışmada tarımsal atık olan pirinanın geri dönüşümü için yapılmıştır. Çalışmada yakıt olarak kullanılan pirinadan arta kalan pirina külü kullanılmıştır. Pirina külü katkılı harçlar üretilerek mühendislik özellikleri incelenmiştir. Çimento yerine %5, %10, %12, %15, %20 ve %25 oranlarında pirina külü ikame edilerek harç numuneleri üretilmiştir. Üretilen harç numunelerine taze halde ve sertleşmiş halde deneyler uygulanmıştır. Taze halde; taze birim hacim ağırlık ve yayılma deneyi uygulanırken sertleşmiş halde; basınç dayanımı, eğilme dayanımı ve kılcal su emme deneyleri uygulanmıştır. Çalışma sonucu elde edilen pirina külü katkılı harçların mühendislik özellikleri, endüstriyel bir atık olan uçucu kül katkılı harç numuneleri ile kıyaslanmıştır.

Şaban Selçuk
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kren kirişlerinin yorulma analizi ve bir güçlendirme uygulaması

Demir çelik tesisleri başta olmak üzere birçok sanayi tesisinde krenler, üretimi direkt etkileyen önemli görevler üstlenmiştir. Krenlerin ve krenlere mesnetlik eden yapıların hasara uğramasını önlemek üretim devamlılığı açısından önemli olduğu gibi çalışanların güvenliğini sağlamak açısından da önemlidir. Kren kirişleri, başta yorulma olmak üzere çelik yapı elemanlarının güvenliğini tehdit eden diğer faktörlerin etkisinde olup, detaylı analizlerinin yapılması gereken bir yapı elemanıdır. Bu tez çalışmasında belli bir yükleme periyodundan sonra güçlendirilmiş, güçlendirildikten sonra belli bir süre hizmet sunmuş ve sonrasında göçmüş, tekrarlı yüklere maruz bir kren kirişinin yorulmaya bağlı hasarı incelenmiştir. Kren kirişlerinin göçmesine neden olabilecek; aşırı yükleme, ısı etkisi ve tasarım hataları gibi diğer nedenlerin üzerinde durularak kren kirişinin göçmesine ne ölçüde tesir ettikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada, örnek kren kirişi basit mesnetli kiriş kabul edilerek çözülmüş, maksimum moment değerinin oluştuğu bölgede kesit üzerinde kritik noktalar belirlenerek bu noktaların gerilme değerleri hesaplanmıştır. Kiriş kesiti üzerinde belirlenen bu kritik noktaların AISC ?LRFD 1997 ve TS EN 1993 1-9?da belirtilen yorulma kategorilerine göre yorulma hasar oranları bulunarak, her bir yükleme periyodu için yorulma miktarları ve ömür hesapları Palm-Migren kuralına göre değerlendirilmiştir. Eurocode ve AISC kodları dikkate alınarak yapılan yorulma analizi sonuçları birbirleri ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca klasik kiriş tasarımının ötesinde gelişmiş bir sonlu elemanlar yazılımı olan Ansys Workbench (Version 11.0) programı yardımı ile örnek kren kiriş modelinin güçlendirme öncesi ve sonrası statik ve termal analizleri ve buna bağlı olarak yorulma analizleri yapılmıştır.

Dursun Gül
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı geometrili deliklere sahip izotropik plakların burkulma davranışının incelenmesi

İkinci bölümde plaklarda burkulmanın sayısal modeli izah edilmiş ve plakların burkulma yüklerinin belirlenmesinde kullanılan yöntemler açıklanmıştır. Bu bölüm kapsamında ayrıca, bu çalışmaya konu olan problem tanıtılmış ve bünyesinde kare ve dikdörtgen delik bulunduran izotropik plakların kritik burkulma yüküne olan etkisi araştırılmıştır. Üçüncü bölümde sayısal olarak gerçekleştirilen burkulma analizlerinden elde edilen sonuçlar sunulmuş ve detaylı olarak incelenmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise çalışmadan elde edilen sonuçlar tartışılmıştır. Bu tez çalışması kapsamında, bünyesinde farklı geometriye sahip delikler bulunduran ve eksenel basınç yüküne maruz, izotropik plakların burkulma davranışı incelenmektedir. Bu amaçla öncelikli olarak, deliksiz ve delikli plakların burkulma davranışı hakkında bilgiler verilmiştir. Kare kesitli bir plağa, seçilen farklı konumlarda ve boyutlarda kare ve dikdörtgen delikler açılmıştır. Elde edilen plak modelleri için burkulma analizleri SAP2000 Programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Sonlu eleman analizleri sonucunda burkulma yükleri ve bunlara karşılık gelen burkulma modları sunulmuştur. Çalışma sonucunda, burkulma yüklerinin delik kenarları arttıkça ve delik merkezden uzaklaştıkça arttığı belirlenmiştir. Ayrıca, ankastre mesnetli plaklarda burkulma yükleri artarken, yüke paralel doğrultuda delik boyu büyüdükçe burkulma yükündeki artışın daha düşük olduğu belirlenmiştir. Çalışma, dört ana kısımdan oluşmaktadır. Birinci bölümde, plakların burkulması ile ilgili genel bilgiler ve bu konuda yapılan bazı çalışmalar sunulmuştur.

Burkulma analiziSonlu elemanlar yöntemi
Ayhan Yılmaz
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kazıklı dalgakıranlarda dalga iletiminin modellenmesi

Bu tez çalışmasında daha önce fiziksel olarak modellenmiş bir kazıklı dalgakıran modeli, Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (CFD) yazılımı olan Flow-3D ile sayısal olarak modellenmiştir. Yapılan sayısal modellemeler sonucu elde edilen dalga iletim katsayıları, fiziksel model sonucu elde edilmiş dalga iletim katsayıları ile kıyaslanmıştır. Yapılan kıyaslamalar ile model içerisindeki sınır koşullar üzerinde değişiklikler yapılarak elde edilen sayısal model sonuçları ile fiziksel model sonuçları arasındaki uyumluluk incelenmiştir.

DalgakıranHesaplamalı akışkanlar dinamiği (HAD)Sayısal modelleme
Serhat Okur
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Alüminyum ve düşük akma gerilmeli çelik malzemenin düşey bağ kirişlerinin davranışına etkisi

Dışmerkez çelik çaprazlı çerçeve sistemler betonarme ve çelik yapıların güçlendirilmesi veya depreme dayanıklı çelik yapı tasarımı için etkin olarak kullanılan sistemlerdir. Dışmerkez çaprazlı çerçevelerin enerji tüketimini sağlayan karakteristik elemanı olan bağ kirişi elemanları yatay veya düşey olarak yerleştirilebilmektedir. Özellikle betonarme yapıların güçlendirilmesinde düşey bağ kirişi kullanımı, ana kirişe bağlantısı ve deprem sonrası değiştirilebilmesi gibi önemli avantajlara sahiptir. Bu çalışmada, dışmerkez çaprazlı çerçevenin karakteristik elemanı olan kısa düşey bağ kirişi (kesme) elemanlarının farklı malzeme ve kesit tipleri kullanılarak tasarlanmış ve doğrusal olmayan itme analizleri gerçekleştirilmiştir. Sonlu eleman modelleri ve analizleri ANSYS 2022 R1 bilgisayar programı ile gerçekleştirilmiştir. Bağ kirişi modelleri için kesiti tipi olarak I, kutu ve boru kesitler, malzeme olarak ise yapısal çelik, düşük akma gerilmeli çelik ve alüminyum malzemeler ele alınmıştır. Analizler sonucunda bağ kirişi modellerinin kesme kuvveti taşıma kapasitesi, rijitlik, enerji tüketim kapasiteleri ve gerilme dağılımları elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar malzeme türleri ve kesit tipleri bakımından değerlendirilmiştir. Alüminyum ve düşük akma gerilmeli çelik malzemeler kesme kuvveti taşıma kapasitesi ve enerji tüketme kapasitesi bakımından iyi performans göstermiştir.

Meltem Türk
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sayısal ve analitik yöntemler ile kohezyonsuz zeminlerin taşıma gücü hesabı

Bu çalışmada, kohezyonsuz zeminler üzerine oturan şerit temellerin taşıma gücü hesabı analitik ve sayısal yöntemler ile gerçekleştirilmiştir. Öncelikle kohezyonsuz zemin gruplarından olan iyi derecelenmiş kumlu zeminler araştırma materyali olarak seçilmiştir. Malzeme parametreleri kumlu zeminin rölatif sıkılığına göre belirlenmiştir. Taşıma gücü analizleri, malzeme parametreleri ve temel sisteminin geometrisi değiştirilerek toplam 75 ayrı analitik ve sonlu elemanlar yöntemi ile sayısal çözümlemeler yapılmıştır. Araştırmada, Mohr-Coulomb elastik-plastik model kullanılmıştır. Rölatif sıkılık değerlerinin düşük olduğu modellerde, yüzeye oturan temel sistemlerinde analitik ve sayısal yöntemler birbiri ile uyumlu sonuçlar vermiştir. Ancak temel boyutları ve zeminin sıkılığı arttığında analitik yaklaşımlar birbirleri ile uyum içindeyken sayısal yaklaşımlarda görünür bir şekilde ayrışmışlardır. Bunun sebebi, seçilen zemin modelinin ve sayısal modellemelerinin sınırlamalarından dolayıdır.

Sonlu elemanlarSığ temellerTaşıma gücü
Emrah Dağlı
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Makro-ekonomik kriz ortamında küçük ve orta ölçekli inşaat şirketlerinin uyguladıkları yönetim yaklaşımları

Türkiye'de inşaat sektöründe faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli firmalara (KOBİ) yönelik yürütülen bu çalışmanın amacı, makro-ekonomik kriz ortamlarında firmalara hayatta kalmalarına yardımcı olacak bir model önerisi sunmaktır. Çalışmada, bu modeli test etmede kullanılmak üzere, küçük ve orta ölçekli 191 inşaat firmasına anket uygulaması yapılmıştır. Anketten elde edilen veriler, açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi kullanılarak test edilmiş ve Yapısal Eşitlik Modeli kullanılarak modellenmiştir. Çalışmanın sonucunda, önerilen 6 adet hipotezin 4 adedi kabul edilmiş, 2 adedi de reddedilmiştir. Çalışmaya göre, firmaların yenilik stratejilerinin odaklanma ve farklılaşmayı, odaklanma ve farklılaşma stratejilerinin de hayatta kalmayı (performans) doğrudan ve pozitif yönde etkilediği hipotezleri kabul edilmiştir. Yenilik stratejisinin maliyet liderliği stratejisini ve maliyet liderliği stratejisinin de performansı doğrudan ve pozitif yönde etkilediği hipotezleri ise reddedilmiştir. Modelde önerilen hipotezler haricinde, yenilik stratejisinin hayatta kalmayı, odaklanma stratejisinin de farklılaşma stratejisini etkilediği ortaya çıkmıştır. Hayatta kalmanın maliyet liderliği stratejisini, maliyet liderliği stratejisinin de yeniliği doğrudan ve pozitif yönde etkilemesi, ortaya çıkan diğer sonuçlar olmuştur.

Selim Şahin
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

FIDIC-Kırmızı Kitap ve kamu ihale mevzuatının karşılaştırmalı analizi

İnşaat sektörü tüm dünyada, ülke ekonomilerine çok önemli ölçüde katma değer girdisi sağlamaktadır. İnşaat sektörünün bu büyük hacminden dolayı, yürütülen işe bağlı olarak farklı sözleşme şartları oluşabilmektedir. Bu şartlar neticesinde, inşaat işlerinin sayısı ve ölçeği arttıkça, taraflar arasında uyuşmazlığa konu olan hususlarda artmakta ve sözleşmesel ilişki daha karmaşık bir hal almaktadır. Bundan dolayı, sözleşmelerin sürekli olarak güncellenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Dünyada kullanılan inşaat sözleşmelerinin yaklaşık %30'unu FIDIC esaslı sözleşmeler oluşturmaktadır. Bu bağlamda, FIDIC esaslı sözleşmelerin bilinmesi, taraflar arasında oluşabilecek uyuşmazlıkların en aza indirgenmesi açısından bir zorunluluk olarak görülmektedir. Türkiye'de finansmanı Dünya Bankası ya da Avrupa Birliği tarafından karşılanan projeler FIDIC mevzuatına tabi olarak yürütülmektedir. Bu açıdan, ihaleyi yapan idare makamınca FIDIC mevzuatının bilinmesi oldukça büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada, FIDIC'in Kırmızı Kitap (1999) şartnamesi ile Türkiye'de KİK esaslı inşaat işlerinde kullanılan mevzuatın genel anlamda karşılaştırması yapılmıştır. Yapılan karşılaştırmalı analizlerin sonucunda, karşılaştırılan hususlar ilgili mevzuatlardaki eksiklikleri daha kolay gösterebilecektir. Bundan dolayı, KİK ve FIDIC mevzuatı bu açıdan ele alınmış ve bu mevzuatlarla ilgili çeşitli öneriler getirilmiştir. Sonuç olarak, yapılan karşılaştırılmalı analize dayanılarak, KİK ve FIDIC mevzuatındaki eksikliklerin tespit edilmesi ve bu eksikliklerin giderilmesi mümkün olabilecektir.

Yalçın Ereli
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek fırın cürufu ve uçucu külün tuğla üretiminde katkı olarak kullanılmasının araştırılması

Bu tezde, tuğla üretiminde uçucu kül (UK) ve yüksek fırın cürufu (YFC) katkıları kullanılarak yüksek mühendislik özelliklerine sahip tuğla üretilmesi amaçlanmıştır. UK ve YFC, tuğla üretiminde kile katkı olarak ağırlıkça; % 10, % 20, % 30, % 40 oranlarında ayrı ayrı ve toplam katkı oranı % 40'ı aşmamak üzere % 10, % 20, % 30 değişik oranlarda birlikte kullanılarak tuğla örnekleri oluşturulmuştur. Çalışmada kullanılan kil Bartın İlinden, uçucu kül Zonguldak İli Eren Enerji Termik santralinden ve YFC Karabük İli KARDEMİR demir çelik fabrikasından alınmıştır. Tuğla örnekleri farklı sıcaklıklarda (850, 950 ve 1050 ºC) pişirilerek fiziksel ve mekanik deneyleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre UK katkılı tuğla örneklerinde kızdırma kaybı, su emme ve görünür porozite değerleri azaltmıştır. UK katkı oranının artması ile tuğla örneklerin basınç mukavemet değerlerini azaltmıştır. YFC katkılı tuğla örneklerinde ise kızdırma kaybı, su emme ve görünür porozite değerleri azalmıştır. YFC katkı oranının artması ile tuğla örneklerin net birim hacim ağırlık ve basınç mukavemet değerleri artmıştır. Pişirme sıcaklığının artması örneklerin, basınç mukavemeti değerlerini arttırıcı etki etmiştir. Tuğla üretiminde katkı olarak ısı yalıtım özelliği bakımından 850 ºC pişirme sıcaklığında % 40 oranında UK katkısı, basınç mukavemeti bakımından 950 ºC pişirme sıcaklığında % 40 oranında YFC katkısı kullanılabilir olduğu ve 950 ºC 'de pişirme sıcaklığında, YFC ve UK katkılarının % 10 oranlarında birlikte kullanıldığı tuğlalarda, katkısız tuğlalara göre daha iyi ısı yalıtım özelliği ve basınç mukavemeti değeri yönleri ile kullanılabilir olduğu düşünülmektedir.

Okan Sürül
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Galerilerin Silindirle Sıkıştırılmış Beton Barajların İki Boyutlu Davranışına Etkisi

Bu çalışmada, galerilerin silindirle sıkıştırılmış beton (SSB) barajların doğrusal ve doğrusal olmayan deprem davranışı üzerine etkisi alt modelleme tekniği ile incelenmiştir. Bu amaçla, Türkiye'nin Aydın İlinde inşa edilen Çine SSB barajı uygulama için seçilmiştir. Çine SSB barajının iki boyutlu sonlu eleman modeli ANSYS programı ile oluşturulmuştur. Barajın en elverişsiz kesiti, iki boyutlu model için seçilmiştir. Gövdeye ait malzeme ve zemin mekanik özellikleri barajdan elde edilen deneysel verilere göre belirlenmiştir. Beton ve temel kayası için malzeme bakımından doğrusal olmayan zaman-tanım analizinde Drucker-Prager malzeme modeli dikkate alınmıştır. İki boyutlu sonlu eleman modeli, baraj-zemin-rezervuar etkileşimini içermektedir. Rezervuar suyu, Lagrange yaklaşımı kullanılarak iki boyutlu sıvı sonlu elemanlarla modellenmiştir. Baraj ve zemin ara yüzeylerinde temas-hedef eleman çiftleri kullanılarak sürtünme tanımlanmıştır. Baraj gövdesindeki galeriler dikkate alınarak, sonlu eleman ağı alt modelleme tekniği ile galeri civarında sıklaştırılmıştır. Sonlu eleman modeli, baraj ölçüm sisteminden elde edilen verilere göre güncellenmiştir. Barajın boş ve dolu durumları, doğrusal ve doğrusal olmayan analizlerde dikkate alınmıştır. Çine'de meydana gelen 181.52 saniyelik deprem verileri dinamik analizlerde kullanılmıştır. Galerili ve galerisiz durumlar için yapılan doğrusal ve doğrusal olmayan analizlerden elde edilen yerdeğiştirmeler ve gerilmeler birbirleri ile karşılaştırılmıştır.

Muhammet Karabulut
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Atatürk Barajının üç boyutlu doğrusal olmayan davranışının incelenmesi

Kil çekirdekli kaya dolgu tipinde inşa edilen Atatürk Barajının memba kısmında biriktirdiği büyük su kütlesi göz önünde bulundurulursa, barajda oluşacak gerilme ve deformasyonların incelenmesi büyük önem arz etmektedir. Bu tez çalışmasında, Atatürk barajının boş ve dolu rezervuar durumları göz önünde bulundurularak doğrusal olmayan davranışı incelenmiştir. 3 boyutlu baraj-temel modeli, sonlu farklar yöntemiyle çözüm yapan FLAC3D programı kullanılarak elde edilmiştir. Barajın sonlu eleman ağı, gerçek baraj geometrisine uygun olarak oluşturulmuştur. Baraj davranışını elde etmek için, malzeme parametreleri deneysel verilerden seçilmiştir. Ayrıca doğrusal olmayan analizlerde, baraj ve temel zemini için Mohr-Coulomb malzeme modeli kullanılmıştır. Sınır koşulu olarak, taban ve yan yüzeylerin hareketi statik analizlere göre uygun bir sınır koşulu seçilerek kısıtlanmıştır. Bu çalışmada, analizler iki farklı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, baraj rezervuarının boş olması durumu için sonlu eleman analizlerini ve sonuçlarını içermektedir. Bu bölümde ilk olarak zemin, kendi ağırlığı altında çözdürülmüştür. Hemen ardından, statik çözüm yapılmış zeminin üzerine barajın gövde kısmı eklenmiştir ve barajın zemin-gövde kısmı kendi ağırlığı altında çözdürülmüştür. İkinci bölümde ise birinci bölümde çözdürülen barajın memba kısmına su yükleri eklenmiştir ve baraj su yükleriyle çözdürülmüştür. Her iki bölümde de barajda oluşan asal gerilmeler ve düşey yerdeğiştirmeler incelenmiştir. Ayrıca baraj rezervuarının boş ve dolu olması durumlarında meydana gelen asal gerilmeler ve düşey yerdeğiştirmeler karşılaştırılmıştır.

Murat Çavuşli
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşil bina sektörünün pestel yaklaşımı ile stratejik analizi

Türkiye'nin henüz kendisine ait bir yeşil bina değerlendirme sistemi olmadığından, yeşil bina sektöründe, başta LEED ve BREEAM olmak üzere dış kaynaklı değerlendirme sistemleri tercih edilmektedir. Kullanılan değerlendirme sistemleri, yabancı kaynaklı olmaları sebebiyle kendi ülkelerine ait standartları yansıtmaktadırlar. Söz konusu değerlendirme sistemleri Türkiye'de uygulanmak istendiğinde adaptasyon sıkıntısı ortaya çıkmaktadır. Bu amaçla yapılan bu tez çalışmasında, adaptasyon sürecini aşmak için belirli faktörlerin önemi ve etkinliğini ölçmek adına, LEED sertifikasına sahip 32 profesyonele 11 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Yapılan literatür taraması ile PESTEL analizinin ana faktörleri olan politik, ekonomik, sosyal, teknolojik, çevresel ve yasal faktörlerin içerildiği 30 alt faktör belirlenmiştir. Söz konusu toplam 6 ana ve 30 alt faktörün önem düzeyi ve mevcut etki seviyesinin tespit edilmesi için, LEED sertifikalı sektör profesyonellerine anket şeklinde değerlendirme yaptırılmıştır. Ankete verilen cevaplara uygulanan "Göreceli Önem Endeksi" (GÖE) metodu ile faktörler belirli bir sıralama düzeni haline getirilmiştir. Yeşil bina yapım sektörünü etkileyen altı faktör grubu içerisinde, yapılan anket sonuçlarına göre en yüksek önem düzeyine sahip olan çevresel faktörler olarak belirlenmiştir. Çevresel faktörleri sırası ile teknolojik, yasal, politik, sosyal ve ekonomik faktörler takip etmektedir. Alt faktörlerin önem düzeyi derecesine göre yapılan genel sıralamada yer alan ilk on faktör ise şu şekildedir: (i) enerji temini ve verimliliği, (ii) çevre konusunda yerel, ulusal ve uluslararası düzeydeki uygulamalar, (iii) ekolojik sürdürülebilirlik, (iv) çevre ile ilgili düzenlemeler, (v) sübvansiyon (devletin yatırım teşviki), (vi) nitelikli inşaat yüklenicilerinin varlığı, (vii) yaşam kalitesi (konfor) algısı, (viii) nitelikli inşaat malzemelerinin varlığı, (ix) işletme aşamasında atık yönetimi ve (x) ileri teknoloji (otomasyon) olanakları. Alt faktörlerin mevcut etki seviyesi derecesine göre yapılan genel sıralamada yer alan ilk on faktör ise şu şekildedir: (i) çevre ile ilgili düzenlemeler, (ii) sübvansiyon (devletin yatırım teşviki), (iii) çevre konusunda yerel, ulusal ve uluslararası düzeydeki uygulamalar, (iv) enerji temini ve verimliliği, (v) nitelikli inşaat yüklenicilerinin varlığı, (vi) döviz oranları, (vii) yaşam kalitesi (konfor) algısı, (viii) gayrimenkul fiyatları, (ix) faiz oranları ve (x) ileri teknoloji (otomasyon) olanakları. Bu tez çalışmasında yapılması hedeflenen sektörel dış çevre analizi, yeşil bina sektörünün önemli dinamiklerinde görülen eksikleri ortaya çıkarmakta, bunun sonucu olarak sektör profesyonellerinin genel kanısını ortaya koymakta ve bundan sonra yapılacak olan muhtemel akademik çalışmalara destek olma özelliklerini taşımaktadır.

Oguzhan Kazancı
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Öğütülmüş araç lastiğinin bitüm ve bitümlü sıcak karışımların düşük sıcaklık ve elastik özelliklerine etkisi

Bu çalışmada öğütülmüş atık araç lastiği ile modifiye edilen bitüm ve bitümlü karışımların performansı stiren-butadien-stiren (SBS) modifiyeli bitüm ve bitümlü karışımların performansı ile karşılarştırılmıştır. Modifiye bitüm ve karışımlar, dinamik kesme reometresi (DSR), kiriş eğilme deneyi (BBR) gibi reolojik testler ve indrekt çekme rijitlik modülü , yorulma ,yarım daire eğilme ve tokluk indeksi gibi sıcak karışım performans testleri ile değerlendirilmiştir. Deneysel çalışmalar, SBS modifikasyonu ile elde edilen performansa ulaşmak için atık araç lastiğinin SBS oranında iki kat daha fazla kullanılması gerektiğini göstermiştir. Yüksek oranda öğütülmüş araç lastiği modifikasyonu geri dönen şekil değiştirmeler açısından SBS modifikasyonuna göre daha elastik davranış sergilemiştir. Çatlak başlangıcına karşı direnç öğütülmüş araç lastiği modifiyeli karışımlarda katkı oranını artması ile artarken çatlak ilerleyişine karşı direnç yorulma ve yarım daire eğilme deneylerine göre aşırı derecede azalmaktadır.Anahtar kelimeler: Öğütülmüş Araç Lastiği , Stiren-Butadien-Stiren, Reolijik Özellikler, Performans Testleri, Çatlak İlerleyişi

Alaaddin Geçkil
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Polimer katkılı bitümlü bağlayıcılarla hazırlanan sıcak karışımların kırılma mekaniği ve yorulma bakımından incelenmesi

Bu tez çalışmasında; iki farklı elastomer sınıfı stiren-butadien-stirenin (SBS D 1101 ve SBS MD 243) ve plastomer sınıfı etilen-vinil-asetatın (EVA) bitümlü bağlayıcı ve karışımların mühendislik özellikleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. B 160/220 saf bitümüne farklı oranlarda SBS D 1101, SBS MD 243 ve EVA ilave edilerek hazırlanan modifiye bağlayıcılar, Superpave bağlayıcı deneylerine tabi tutulmuş ve bağlayıcıların performans seviyeleri belirlenmiştir. Aynı miktardaki katkı oranlarını değerlendirmek amacıyla bütün katkılardan %4 oranında kullanılmıştır.Saf ve modifiye bitümler ile tasarım bitüm içeriklerinde hazırlanan karışımlar üzerinde Marshall stabilite ve akma, kalıcı Marshall stabilitesi, nem hasarına karşı dayanım, tokluk indeksi, indirekt çekme rijitlik modülü (ITSM), indirekt çekme yorulma deneyleri uygulanmıştır. Ayrıca karışımların çatlak ilerleyişine karşı dayanımları lineer elastik kırılma mekaniği (LEKM) prensiplerine uygun olarak yarım daire eğilme ve üç nokta kiriş eğilme yöntemleriyle incelenmiştir. Karışımlar üzerinde uygulanan deneylerden en yüksek stabilite değerine SBS D 1101, en yüksek kalıcı Marshall stabilitesi değerine ise SBS MD 243 ve EVA katkılı bitümlerle hazırlanan karışımların sahip olduğu tespit edilmiştir. ITSM deneyleri sonucunda, en yüksek değere EVA modifiyeli bağlayıcılarla hazırlanan karışımların, en düşük değere ise B160/220 ile hazırlanan karışımların sahip olduğu belirlenmiştir. Katkı kullanımıyla önemli oranda artan yorulma ömürleri karşılaştırıldığında en yüksek değere EVA modifiyeli bitümle hazırlanan karışımın en düşük değere ise B 160/220 ile hazırlanan karışımın sahip olduğu tespit edilmiştir. LEKM prensiplerine uygun olarak yapılan deneylerden çatlak ilerlemesine karşı dayanımı en yüksek olan karışımın deney türü ve sıcaklığa bağlı olarak B 160/220, SBS D 1101 ve SBS MD 243 modifiyeli bitümle hazırlanan karışımlar arasında değiştiği belirlenmiştir. Çatlak ilerleyişine karşı dayanımı en düşük olan karışımın ise bütün sıcaklıklarda ve her iki deney yönteminde de EVA modifiyeli bitüm içeren bağlayıcılarla olduğu tespit edilmiştir.

Bitümlü sıcak karışımEtilen vinil asetatKırılma mekaniği+2
Mesude Yılmaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Birden fazla mineral katkı içeren, kendiliğinden yerleşen harcın dayanım, dayanıklılık ve viskozite özelliklerinin incelenmesi

Beton yüzyılı aşkın süredir tüm dünyada yapı malzemesi olarak kullanılmakta ve her geçen gün kullanım alanları artmakta ve yaygınlaşmaktadır. Bununla birlikte betondan kullanım alanı veya kullanılan yapıya göre farklı performanslar beklenmektedir. Bu beklentilerin bir kısmı ancak özel betonlarla karşılanabilmektedir. Günümüzde en çok kullanılan özel beton çeşitlerinden biri kendiliğinden yerleşen betondur. Kendiliğinden yerleşen betonun davranış özelliklerini bilmek için öncelikle kendiliğinden yerleşen harcın (KYH) yapısının iyi analiz edilmesi gerekir. Bu nedenle de KYH?nın fiziksel ve kimyasal yapısının, onu oluşturan yapı malzemelerinin ve bu malzemelerin birbirleriyle uyumlu çalışmalarının bilinmesi gerekir. Bu tezde, süperakışkanlaştırıcı kimyasal katkı ilavesiyle elde edilen harcın, EFNARC standartlarına uygun reolojik, TS-EN standartlarına uygun dayanım ve dayanıklılık özellikleri araştırılmıştır. Deneylerde CEM I 42.5 çimento, uçucu kül ve kireçtaşı tozunun bağlayıcı olarak kullanıldığı karışımlar elde edilmiştir. Bu bağlayıcılar karışımlarda ikili ve üçlü şekilde kullanılmıştır. Bağlayıcı malzemeler olarak ağırlıkça değişen oranlarda %20-%100 arası çimento, %10-%40 arası uçucu kül ve %30-%60 arası kireçtaşı tozu kullanılmıştır. Sertleşmiş harcın dayanım ve dayanıklılık özelliklerinin iyi olabilmesinin temel koşulu taze harç özelliklerinin iyi olmasıdır. Bunu sağlayabilmek için çökme-yayılma, V-hunisi akma süresi, viskozite ve taze birim hacim ağırlığı özellikleri incelenmiştir. Bu özelliklerin geçerli olan standartlara uygun olmasına dikkat edilmiştir. Dayanım özelliklerinden basınç dayanımı, eğilmede çekme dayanımı, rölatif ultrases geçiş hızı ve dinamik elastisite modülü, dayanıklılık özelliklerinden ise toplam su emme kapasitesi, kapiler su emme hızı, özgül ağırlık ölçümleri, görünür boşluk oranı tespiti, ağırlık kaybı ve ortalama boy kısalmasına göre Böhme aşınma miktarı ile beton-donatı aderansı özellikleri incelenmiş daha sonra tüm bu özellikler arasındaki korelasyonlar analiz edilmiştir. Sertleşmiş harç incelenirken kullanılan bağlayıcı malzeme türü ve karışım oranları aynı seçilmiştir. Buradaki amaç incelenen bütün harç özellikleri arasındaki korelasyonları başka değişkenlerin etkilemesine engel olmaktır. Basınç dayanımı ve eğilmede çekme dayanımı için 4x4x16 cm dikdörtgen prizma numuneler, su emme, yoğunluk ve rölatif ultrases geçiş hızı deneyleri için 10x10x10 cm küp numuneler, aderans deneyleri için 15x15x15 cm küp numuneler, Böhme aşınma deneyleri için 7.1x7.1x7.1 cm küp numuneler kullanılmıştır. Numuneler her bir deney için 28 gün boyunca 23±2 0C standart kür ortamında bekletilmiştir. Basınç dayanımı ve eğilmede çekme dayanımı için 28 güne ek olarak 7 ve 90 gün kür uygulanan numuneler de kullanılmıştır. Yapılan deneyler sonucunda uçucu külün kireçtaşı tozuna göre harcın bütün özelliklerinde daha etkili olduğu görülmüştür. Bununla birlikte belirli dozajlarda kullanılan uçucu kül+kireçtaşı tozu bileşiminin mineral bağlayıcıların ayrı ayrı kullanımına göre daha iyi davranış gösterdiği belirlenmiştir. Çalışmalardan çıkarılan sonuçlara göre maliyetleri de düşürmek amacıyla çimento için en az %50, uçucu kül için yaklaşık %20, Kireçtaşı tozu için yaklaşık %30 karışım oranlarının uygun bağlayıcı dozajları olduğu anlaşılmıştır. Bu dozajlarda üçlü bağlayıcı kullanılmasının, hem taze ve hem de sertleşmiş harç özelliklerinde oldukça iyi sonuçlar verdiği gözlenmiştir. Belirtilen dozajların üstünde mineral katkı kullanımı ve %50?nin altında çimento kullanımı özellikle sertleşmiş harç deneylerinde iyi sonuç vermemiştir.

Fethi İşsever
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Hafif agregalı kendiliğinden yerleşen harçların mekanik ve durabilite özellikleri

Bu çalışmanın amacı kendiliğinden yerleşen harçta (KYH) hafif agrega kullanımının dayanım ve dayanıklılık özelliklerine etkisinin araştırılmasıdır. KYH üretiminde, normal agrega olarak 0-2 mm ve 2-4 mm boyutunda dere agregası, hafif agrega olarak 0-2 mm boyutunda genleştirilmiş perlit ve 2-4 mm boyutunda pomza kullanılmıştır. Mineral malzeme olarak silis dumanı ve uçucu kül kullanılmıştır. Seriler, ince malzeme miktarı 650 kg/m3 ve süper akışkanlaştırıcı miktarı 8 kg/m3 olacak şekilde toplam 13 farklı şekilde tasarlanmıştır. Taze haldeki KYH?lerin mini çökme yayılma, mini V-hunisi ve viskozimetre deneyleri gerçekleştirilmiştir. KYH?lerin sertleşmiş haldeki özelliklerinin belirlenebilmesi için de yoğunluk, porozite, toplam su emme, kılcal su emme, eğilmede çekme dayanımı, basınç dayanımı ve yüksek sıcaklık deneyleri yapılmıştır. Deney sonuçlarına göre hafif agrega kullanılan harçların taze haldeki özellikleri kendiliğinden yerleşebilirlik kriterlerine uymaktadır. Hafif agrega kullanımı su emme değerlerini arttırmıştır. Hafif agrega oranlarının artması ile harçların mekanik özellikleri azalmış, ancak bütün seriler kendiliğinden yerleşen taşıyıcı hafif harç özellikleri taşımıştır. Anahtar Kelimeler: Kendiliğinden Yerleşen Harç, Hafif Agrega, Taze ve Sertleşmiş Özellikler

Bilal Balun
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Deniz suyunun farklı tip ve dozajdaki mineral katkılı kendiliğinden yerleşen harçların mekanik ve durabilite özelliklerine etkisi

Gerçekleştirilen deneysel çalışmada mineral katkı olarak uçucu kül (UK) ve silis dumanı (SD) ile üretilen harçların deniz suyu ve sülfat ortamlarındaki performansları araştırılmıştır. Bu kapsamda %10, %20 ve %30 UK ikameli; %6, %9, %12 ve %15 SD ikameli ve %10UK+%6SD, %10UK+%9SD, %10UK+%12SD, %10UK+%15SD, %20UK+%6SD, %20UK+%9SD ikameli ikili karışımlar olmak üzere kontrol harcıyla birlikte 14 seri harç numuneleri üretilmiştir. Toplam 182 adet 40×40×160 mm harç numuneleri hazırlanmış ve farklı kür sürelerinde sırasıyla şehir şebeke suyu, %10 magnezyum sülfat ve Akdeniz?den temin edilen deniz suyunda bekletilmiştir. Tüm kür türleri için harç numunelerinin farklı kür sürelerinde eğilmede çekme dayanımları ve basınç dayanımları ölçülmüş ve aynı zamanda numunelerde meydana gelen yüzeysel bozulmalar periyodik olarak gözlemlenmiştir. Çalışma sonucunda standart küre maruz harçlarda en yüksek dayanıma %10 UK içeren harç numunesinin sahip olduğu belirlenmiştir. Magnezyum sülfat atağına maruz harçlarda yüzey yumuşamasıyla birlikte çatlak oluşumu türünde bozulmalara rastlanmıştır. Magnezyum sülfat çözeltisinde bekletilen harçların eğilmede çekme dayanımlarının arttığı, basınç dayanımlarının belirgin şekilde değişmediği görülmüştür. Deniz suyuna maruz harçlarda tüm numunelerin eğilmede çekme dayanımları artmış ve basınç dayanımı sonucuna göre en iyi direnci UK içeren harçların, özellikle de %10 UK içeren numunenin gösterdiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Uçucu kül, Silis dumanı, Magnezyum sülfat atağı, Deniz suyu etkisi, dayanım, dayanıklılık

Elif Gürses
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Arazi ve laboratuvar sıkıştırma şartlarının bitümlü sıcak karışımların hacimsel ve mekanik özelliklerine etkisinin incelenmesi

Arazi ve Laboratuvar Sıkıştırma Şartlarının Bitümlü Sıcak Karışımların Hacimsel ve Mekanik Özelliklerine Etkisinin İncelenmesi Ülkemizde ve dünyada en çok uygulanan esnek kaplama tipi olan bitümlü sıcak karışım kaplamalar yeni geliştirilen tekniklere bağlı olarak üretilmekte ve serilmektedir. Bitümlü sıcak karışımların uygun serilmesi ve sıkıştırılması kaplamadan beklenecek performans üzerinde çok büyük etkiye sahiptir. Kaplamanın arazideki performansının laboratuvarda değerlendirilebilmesi için arazideki sıkıştırma şartlarına en uygun yöntemler araştırmacılar tarafından yıllardır araştırılmaktadır. Bu çalışmada arazideki ve laboratuvardaki farklı sıkıştırma yöntemlerinin bitümlü sıcak karışımların hacimsel ve mekaniksel özelliklerine etkisi incelenmiştir. Bu amaçla arazide yaklaşık 600 m2 alan üzerinde 110, 130, 150 C?lerde ve 4 farklı silindir geçiş sayısı ile sıkıştırılarak binder tabakası inşa edilmiştir. Bu tabakadan alınan karot numunelerinin hacimsel ve mekaniksel özellikleri laboratuvarda aynı sıcaklıklarda Marshall tokmağında farklı darbe sayılarında ve yoğurmalı sıkıştırıcıda farklı yoğurma sayılarında üretilen numunelerin özellikleri ile karşılaştırılmıştır. Sonuçta aynı boşluk oranındaki arazi ve laboratuvar numunelerinin birbirinden çok farklı mekanik özellikler sergilediği tespit edilmiştir. Genel olarak arazi ve laboratuvar deneyleri karşılaştırıldığında uygulanan deney yöntemlerine göre farklı benzetimler elde edilmiş ancak ortak olarak arazi numunelerinin bütün deneylerde sıkıştırma enerjisinden laboratuvar numuneleri kadar etkilenmediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler : Bitümlü sıcak karışım, sıkıştırma enerjisi, yoğurmalı sıkıştırıcı, hacimsel özellikler, mekanik özellikler.

Rolled asfalt
İlyas Turhan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kompozit kolonlu çaprazlı çerçevelerin doğrusal olmayan analizi

Deprem bölgelerinde tasarlanacak binalarda deprem etkilerini karşılayacak yatay yük taşıyıcı sistemlere ihtiyaç duyulmaktadır. Yatay yük taşıyıcı sistemlerde hem çerçeve sistem şekli hem de kolon elemanlar büyük önem taşımaktadır. Son yıllarda sağladığı avantajlar nedeniyle kompozit kolonların kullanımı artmıştır. Kompozit kolonlar çelik gömme ve beton dolgulu olarak uygulanabilmektedir. Yatay yük taşıyıcı sistemi olarak hem merkezi hem de dışmerkezi çaprazlı çerçeveler sıklıkla kullanılmaktadır. Enerji tüketimi merkezi çaprazlı çerçevelerde çapraz elemanlarla sağlanırken, dışmerkez çaprazlı çerçevelerde bağ kirişi elemanları ile sağlanır. Bu tez çalışmasında kompozit kolonlar süneklik düzeyi yüksek bir binanın tasarımı, yatay yük taşıyıcı sistemi merkezi, yatay bağ kirişli ve düşey bağ kirişli dışmerkez çaprazlı çerçeve olmak üzere üç farklı şekilde yapılmıştır. Kompozit kolonlar iki adet beton dolgulu ve iki adet çelik gömme kompozit olmak üzere dört farklı tipte kullanılmıştır. Çapraz tipi olarak bazı mimari avantajları nedeniyle ters V çapraz seçilmiştir. Düşey bağ kirişli çerçeve tipi görüntüsü itibariyle ters Y çerçeve olarak tanımlanmıştır. Tez kapsamında, kompozit kolonlu çaprazlı çerçevelerin, tek modlu itme yöntemi olan doğrusal olmayan analiz uygulanarak, hedeflenen hasar seviyelerini incelenmiştir. Ayrıca süneklik, rijitlik, yatay yük taşıma, enerji tüketim kapasiteleri hesaplanarak çerçeve konfigürasyonu ve kompozit kolon tipi bakımından değerlendirmeler yapılmıştır.

KolonKompozit malzemelerPerformans analizi+2
Ayşe Girgin
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Temel altı zemin iyileştirme yöntemi olan jetgrout yöntemi ile iyileştirilen zeminlerin sonlu elemanlar yöntemiyle sayısal analizi

Günümüzde hızla artan nüfus, sanayileşme ve yeni kent merkezlerinin dağılımı, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de yerleşim alanlarının hızla tükenmesine neden olmuştur. Büyüyen ve gelişen şehirlerde imara açılacak yeni yerler gün geçtikçe azalmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak, ihtiyaçların artmasıyla iyi yapı-temel zemin özelliği gösteren yerler dışında, uygun olmayan zeminler üzerinde de mühendislik yapıları inşa edilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu anlamda zayıf zeminlerde karşılaşılan düşük taşıma gücü, yüksek deformasyon ve oturma problemlerine karşı zemin güçlendirme veya zemin özelliklerini iyileştirme konusunda çalışmalar yaygınlaşmıştır. En temel çözüm, mevcut zemine uygun yapı temeli projelendirmektir. Bu mümkün olmadığında; zayıf zemin kaldırılarak yerine daha sağlam zemin yerleştirilebilir veya zayıf zemin geçilebilir derinlikteyse yapı temellerini daha alt kısımda mevcut bulunan sağlam zeminlere taşıtılabilir, eğer bu da mümkün değilse, zemin özellikleri arazide yapılacak zemin iyileştirme yöntemleriyle iyileştirilebilir. Literatürde yer alan zemin iyileştirme yöntemlerinden biri olan jet-grout kolonları çimento ve zeminin karışımından oluşan yüksek dayanımlı kolondur ve imalatı sırasında zeminin sıkıştırılarak konsolide olmasını da sağlar. Bununla birlikte jet grout yönteminin, yapı temellerinin sismik hareketlerin etkisiyle oluşan zemin sıvılaşma problemlerini azaltmak için de kullanıldığı bilimsel çalışmalarda kanıtlanmıştır. Bu calışmada, yapılaşma alanında sıvılaşma potansiyeli taşıyan bir zeminde, iyileştirme yontemi olarak seçilen jet-grout kolonu uygulaması durumunda, zeminin nasıl davranış göstereceği, statik ve dinamik durum sonlu elemanlar yöntemi kullanılarak modellenmiştir. Sayısal analizler arazi ve laboratuvar deneylerinden elde edilen veriler ile korele edilerek uygulama alanı farklı senaryolar altında değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında; zemin iyileştirme yöntemi olarak önerilen jetgrout kolonu uygulaması, tasarım yöntemleri, tasarım kriterleri ve göçme mekanizmaları olarak değerlendirilmiştir. Zeminde iyileştirme öncesi ve sonrası elde edilen geoteknik parametreler kıyaslanarak, yer değiştirme değerlerinin, iyileştirme sonrası azaldığı tespit edilmistir. Ayrıca sayısal analizlerin projelendirme öncesinde ekonomik olarak fayda getirebileceği bilimsel olarak bu çalışma da tespit edilerek, proje uygulama süreçleri ile ilgili çeşitli öneriler sunulmuştur.

Zemin sıvılaşması
Sevilay Parlak
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Aşırı konsolide oranının (OCR) konsolidasyon oturma ve zaman ilişkisine etkisi

Herhangi bir yapıya ait temel sisteminin stabilite problemlerinde, temelden zemine aktarılan taban basıncının zeminin taşıma gücünü aşmamasına ve yapıya zarar verecek boyutta oturmaya sebep vermemesine dikkat edilir. Bu sebeple, zeminlere oturan temeller için hesaplanan izin verilebilir taşıma gücü değerleri, meydana getireceği oturmalara göre sınırlandırılması gerekmektedir. Yapılan araştırmaların ışığında, temel zemininde oluşan oturmaları üç ayrı grupta toplamak mümkündür. Bunlar ani oturma, birincil konsolidasyon ve ikincil konsolidasyon oturmalarıdır. Yapılan önceki çalışmalarda, bahsi geçen oturma tiplerini matematiksel olarak modellemek için arazi ve laboratuvar deneyleri kullanılarak çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Her bir zemin türüne göre ayrı ayrı birbirinden bağımsız oturma analiz yöntemleri literatürde mevcuttur. Bu çalışmada, oturma hesaplarında, literatürlerde genel kabul görmüş oturma analiz tekniklerinden yararlanılacaktır. Konsolidasyon oturma problemlerinin en fazla görüldüğü zemin tipi olan doygun killi zeminler araştırma zemini olarak seçilmiştir. Konsolidasyon oturma ve süre hesaplama yöntemlerinde en önemli bulunması gereken zemin parametresi aşırı konsolidasyon oranıdır. Aşırı konsolidasyon oranı (OCR) zemin tabakasının sahip olduğu ön konsolidasyon basıncı değerinin aynı tabaka üzerindeki mevcut efektif gerilme değerine bölümü ile bulunur. Bu oran derinlikle değişmektedir. Bu çalışmada yapı temellerinin altında oluşan oturma ve oluşum süresi arasındaki ilişkilerin zemin tabakalarına ait derinlik ile değişim gösteren aşırı konsolide oranından nasıl etkilendiği sayısal olarak sunulmuştur. Araziden elde edilen zemin örnekleri laboratuvar şartlarında yeniden yapılandırılmış ve farklı ön konsolidasyon basıncına sahip olmaları sağlanmıştır. Bu işlemin devamında yük boşaltılması yapılarak numunelerin aşırı konsolide edilmiştir. Deney seti daha sonra 50, 100, 200, 400, 800, 1600, 3200 kPa gerilme değerleri altında tekrar yüklenerek ve her yük aşamasında oturma miktarı ve oturma süresi hesapları için gerekli konsolidasyon sıkışma katsayısı (Cc), Yeniden sıkışma katsayısı (Cr), her bir gerilme yüklemesinde numunenin kompresibilite (mv) ve konsolidasyon (Cv) katsayıları hesaplanmıştır. Elde edilen deneysel veriler yardımı ile Settle3D yazılımı kullanılarak değişik temel geometrisine sahip temel sistemlerinde oturma analizleri 3 boyutlu olarak yapılmıştır. Ayrıca oturma - zaman ilişkileri incelenmiştir. Böylelikle, aşırı konsolide oranı (OCR) değerinin derinlikle değişiminin, oturma değerlerini ve oturma sürelerini nasıl etkilediği incelenmiştir.

Dilek Cansu Turhan
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat sektöründeki müşavir firmaların entelektüel sermayelerinin, tanınırlıklarına ve uluslararasılaşmalarına etkileri

Türkiye'de inşaat sektöründe faaliyet gösteren müşavir firmalara yönelik yürütülen bu çalışmanın amacı, müşavir firmaların entelektüel sermayelerinin (insan sermayesi, yapısal sermaye ve ilişki sermayesi) tanınırlıklarına (performanslarına); şirket performanlarının da uluslararasılaşmalarına etkisini incelemektir. Çalışmada, inşaat sektöründe faaliyet gösteren 55 müşavir firmaya anket uygulaması yapılmıştır. Anketten elde edilen veriler, açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi kullanılarak test edilmiş ve Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, önerilen dört adet hipotezin üçü kabul edilmiş, biri ise reddedilmiştir. Çalışmaya göre, firmaların insan sermayesi ve yapısal sermayesinin şirket performanslarını doğrudan ve pozitif yönde etkilediği hipotezleri kabul edilmiştir. Firmaların müşteri sermayelerinin şirket performanslarını doğrudan ve pozitif yönde etkilediği hipotezi de reddedilmiştir. Şirket performanslarının uluslararasılaşma faaliyetlerini ise doğrudan ve pozitif yönde etkilediği hipotezi kabul edilmiştir.

Dilek Yorulmaz
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı doğal asfaltların bitüm ve bitümlü sıcak karışımların özelliklerine etkileri

Bu tez çalışmasında farklı doğal asfaltların ve stiren-butadien-stirenin (SBS) bitüm modifikasyonunda kullanımının etkileri incelenmiştir. Üç farklı doğal asfalt (Trinidad göl asfaltı (TLA), İran Gilsoniti ve Amerika Gilsoniti) ve SBS katkı maddesi olarak bitüm modifikasyonunda kullanılmıştır. Bağlayıcı karışım tasarımı Superpave yöntemine göre yapılmıştır. Bitümlü bağlayıcılar dönel ince film halinde ısıtma deney (RTFOT) yöntemine göre kısa dönem ve basınçlı yaşlandırma kabı (PAV) yöntemine göre uzun dönem yaşlandırılmıştır. Çalışmada bitümlü bağlayıcılar üzerinde dönel viskozimetre (RV), dinamik kayma reometresi (DSR) ve kiriş eğme reometresi (BBR) deneyleri uygulanmıştır. Bitümlü sıcak karışım numuneleri üzerinde Marshall stabilite ve akma, nem hasarına karşı dayanım, indirek çekme rijitlik modülü, indirek çekme yorulma ve tekerlek izine karşı dayanım deneyleri uygulanmıştır. Bağlayıcı deneyleri sonucunda PG 58–34 saf bitümüne %10,0 Amerika Gilsoniti (MB10%AG), %9,5 İran Gilsoniti (MB9.5%IG), %60 Trinidad göl asfaltı (MB60%TLA) ve %3.8 SBS (MB3.8%SBS) ilave edilmesi ile istenen performans seviyesinin (PG 70-34) sağlandığı belirlenmiştir. Tasarım bitüm içeriğinde hazırlanan karışımlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda MB60%TLA ile hazırlanan karışımların en yüksek rijitliğe, stabiliteye, çekme dayanımına, yorulma ve kalıcı deformasyona karşı dayanıma sahip olduğu belirlenmiştir. MB9.5%IG ve MB3.8%SBS ile hazırlanan karışımların ise en yüksek nem hasarına karşı dayanıma sahip oldukları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bitümlü Sıcak Karışım, Modifikasyon, Doğal asfalt, Stiren-butadien- stiren.

Muhammed Ertuğrul Çeloğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Yapıların statik ve dinamik yükler etkisindeki doğrusal olmayan davranışlarının incelenmesi

Mevcut deprem yönetmeliklerinde yer alan lineer statik yöntemler, uygulama mühendislerince binaların analiz ve tasarım amaçları için sıkça kullanılmaktadır. Bununla birlikte, deprem yükü azaltma katsayısı kullanılarak azaltılmış bir deprem yüküne göre tasarlanmış binaların, tasarım depremine maruz kaldıklarında elastik ötesi bir davranış göstermeleri beklenmektedir. Şiddetli bir deprem altında göçmeyi önlemek için bir binanın yeterli dayanım ve sünekliğe sahip olması istenir. Mevcut deprem yönetmeliklerine göre tasarlanmış bir binanın güvenliği elastik olmayan uygun bir analiz yöntemiyle de belirlenebilir. Binaların doğrusal olmayan modellemesi yapılırken, genellikle toplanmış ve yayılı plastik mafsal modelleri kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında betonarme yapıların statik ve dinamik yükler altındaki davranışı yayılı plastik mafsal modeli (fiber eleman modeli) kullanılarak incelenmiştir. Tez çalışmasının birinci bölümünde betonarme malzemenin özellikleri, binaların deprem davranışını etkileyen parametreler, çalışmasının amacı ve kapsamı ifade edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde yayılı ve toplanmış plastik mafsal modellerini kullanarak yapılan çalışmalar sunulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde yapı sistemlerinin doğrusal olmayan davranışları ve nedenleri hakkında bilgi verilmiştir. Tez çalışmasının dördüncü bölümünde yayılı plastik mafsal ve toplanmış plastik mafsal modelinin teorik kısmı ile ilgili bilgi verilmiştir. Çalışmanın beşinci kısmında yayılı ve toplanmış plastik mafsal modellerini kullanarak sayısal uygulamalar yapılmıştır. Bunun için birbirinden farklı, betonarme yapılar tasarlanarak doğrusal olmayan dinamik ve statik itme analizleri yapılmıştır. Dinamik analizler için seçilen ivme kayıtları kullanılmıştır. Tez çalışmasının birinci nümerik uygulamasında, toplanmış plastik mafsal ve yayılı plastik mafsal modelleri kullanılarak çerçeveli bir sistemin statik itme analizleri farklı yanal yük şekilleri için yapılmış ve bu mafsal modelleri için bir karşılaştırma yapılmıştır. İkinci sayısal çalışmada ise, seçilen bir çerçeve sisteminde yayılı plastik mafsal modeli kullanılarak zemin sınıfı etkisinin oluşturduğu hasarlar incelenmiştir. Bunun için Türk Deprem Yönetmeliği'nde (DBYBHY–2007) zemin sınıfları için tanımlanan tasarım spektrumlarına göre seçilen deprem kayıtları ölçeklendirilmiş ve doğrusal olmayan dinamik analizleri yapılmıştır. Analizler sonucunda seçilen yapı modelinde oluşan hasarlar belirlenmiştir. Ayrıca bu yapı modellerinin statik itme analizi yapılarak, doğrusal olmayan dinamik analiz sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Üçüncü sayısal uygulamada, betonarme yapı sistemlerinin artan yanal statik yükler altındaki davranışı yönetmeliğe uygun sargı donatısının bulunup bulunmaması ve farklı beton basınç dayanımları dikkate alınarak yayılı plastik mafsal modeliyle incelenmiştir. Bunun için 11 katlı, 4 açıklıklı sırasıyla C20, C25, C30 ve C35 beton dayanımlarına sahip betonarme yapı sistemleri tanımlanmıştır. Seçilen bu yapı sistemlerinin kolon ve kirişlerindeki sıklaştırmalar DBYBHY–2007'ye uygun ve uygun olmayan şekilde dikkate alınarak karşılaştırmalar yapılmıştır. Dördüncü sayısal çalışmada ise, Türk Deprem Yönetmeliği ve Eurocode–8 yönetmeliğinde tanımlanan tasarım spektrumları kullanılarak bir karşılaştırma yapılmıştır. Bunun için her iki yönetmelikte tanımlanan tepki spektrumlarına göre seçilen deprem kayıtları ölçeklendirilmiş ve yayılı plastik mafsal modeli kullanarak doğrusal olmayan dinamik analizler yapılmıştır. Yapısal hasarlar, elde edilen sonuçlara göre değerlendirilmiştir. Bu tez çalışmasıyla, betonarme yapıların doğrusal olmayan statik ve dinamik analizlerinde yayılı plastik mafsal modelinin uygulanabilirliği gösterilmeye çalışılmış ve gelecek çalışmalara kaynak olması hedeflenmiştir.

Betonarme yapılar
Burak Yön
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Filler olarak kireç kullanımının modifiye bitümlerle hazırlanan karışımların performansına etkisinin incelenmesi

Bu tez çalışmasında filler olarak %2 oranında kireç kullanımının saf ve modifiye bitümlerle hazırlanan bitümlü sıcak karışımların performansı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmada, bitüm katkı maddesi olarak stiren-butadien-stiren (SBS), İran Gilsoniti (IG) ve Amerika Gilsoniti (AG) kullanılmıştır. Yapılan Superpave bağlayıcı deneyleri sonucunda bitüm ağırlığınca SBS'ten %4.0, Amerika Gilsoniti'nden %11.0 ve İran Gilsoniti'nden %10.0 oranlarında kullanılmasına karar verilmiştir. Kireç içermeyen karışımlar için tasarım bitüm içerikleri Supepave yöntemine göre belirlenmiştir. Kireç içeren karışımlarda bağlayıcı türüne göre kireç içermeyen karışımlar için belirlenen bitüm içerikleri kullanılmıştır. Hacimsel analiz sonucunda hem kireç içeren hem de kireç içermeyen karışımların şartname kriterlerini sağladığı belirlenmiştir. Karışım numuneleri üzerinde Marshall stabilite ve akma, nem hasarına karşı dayanım (kalıcı Marshall stabilitesi ve çekme dayanımı oranı), indirekt çekme rijitlik modülü, tekerlek izi dayanımı ve indirekt çekme yorulma deneyleri uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlardan hem kireç hem de bitüm katkı maddelerinin kullanımı ile karışımların stabilitelerinin, nem hasarına karşı dayanımlarının, rijitliklerinin, kalıcı deformasyona karşı dayanımlarının ve yorulma ömürlerinin arttığı tespit edilmiştir. Filler olarak kireç kullanımının bitüm katkı maddesi olarak SBS, IG ve AG kullanımı kadar etkin olmadığı belirlenmiştir. Nem hasarına karşı dayanım bakımından en etkin katkının SBS olduğu, stabilite, rijitlik, kalıcı deformasyona karşı dayanım ve yorulma açısından ise Amerika Gilsoniti olduğu tespit edilmiştir.

Erkut Yalçın
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

İnce agregasında farklı oranlarda mermer tozu kullanılmış betonların dayanım ve dayanıklılık özellikleri

Mermer işleme fabrikalarında açığa çıkan mermer atıkları büyük bir probleme neden olmaktadır. Bu çalışmada, mermer tozu atıklarının beton üretiminde değerlendirilmesi amacıyla ince agrega olarak mermer tozunun betonda kullanılabilirliği araştırılmış ve mermer tozunun taze ve sertleşmiş beton özelliklerine etkisi belirlenmiştir. Deneysel çalışmada, iki farklı deney grubu oluşturulmuştur. Birinci grupta mermer tozu ince agregayla (D<4mm) (kum) ağırlıkça %10, %20, %30, %40, %50, %60, %70, %80, %90, %100 oranlarında yer değiştirilmiştir. İkinci grupta ise ince agrega (D<1mm) 1 mm?lik elekten geçen kısmı ile ağırlıkça %10, %20, %30, %40, %50, %60, %70, %80, %90, %100 yer değiştirilmiştir. Karışımlarda çimento 320 kg/m3, W/C 0.60 olarak alınmış ve toplam 20 farklı karışım elde edilmiştir. Mermer tozu kum ile yer değiştirilerek kullanıldığında %50 oranına kadar kullanılmasının işlenebilirlik, dayanım ve dayanıklılık açısından betona olumlu özellikler kattığı görülmektedir. Mermer tozu D<1mm olan ince agrega ile yer değiştirilerek kullanıldığında, %90 oranına kadar kullanılmasının işlenebilirlik, dayanım ve dayanıklılık açısından betona olumlu özellikler kattığı görülmektedir. Test sonuçları mermer tozunun betonda ince agrega ile yer değiştirilerek kullanılabileceğini göstermektedir. Bu çalışma ile hem büyük bir çevre kirliliği yaratan atık mermer tozunun geri kazanımı sağlanacak hem de ekonomik yönden büyük kazançlar sağlanacaktır. Anahtar Kelimeler: Mermer Tozu, İnce Agrega, Basınç Dayanımı, Yarma Dayanımı, Durabilite.

Alp Buğra Aydın
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
10
Master'sOpen AccessTR

Betonun kırılmasında çift-K yaklaşımının yapay sinir ağlarıyla modellenmesi

Çatlamış bir yapı en iyi kırılma mekaniği prensipleri kullanılarak analiz edilebilir. Kırılma mekaniğine göre herhangi bir yapıyı analiz edebilmek için ise, ilk önce malzemenin kırılma parametrelerinin bilinmesi gerekir. Yapılan deneysel çalışmalar, betonun kırılma parametreleri üzerine beton basınç mukavemeti, su/çimento oranı, maksimum agrega çapı ve agrega tipinin etkili olduğu tespit edilmiştir. Betonun kırılma parametrelerini belirlemek için şartnameler ve araştırmacılar tarafından birçok lineer olmayan kırılma mekaniği modelleri önerilmektedir. Çift-K modeli, beton yapılarda kırılmayı modellemek için başlangıç gerilme şiddet çarpanı K_Ic^ini ve kritik gerilme şiddet çarpanı K_Ic^un gibi iki parametre kullanmaktadır. Yöntemin diğer kırılma modellerinden en önemli farkı, diğer kırılma modellerinde sadece çatlağın ani gelişimini dikkate alan parametreler ile beton yapılar modellenirken, Çift-K yönteminde buna ilave olarak çatlağın yayılmaya başlama kriterini de dikkate almasıdır Yapay Sinir Ağları (YSA) yaklaşımı kullanmanın ana faydası ağın deneysel verilerle kendi kendine organize yeteneğini kullanarak inşa olmasıdır. Sunulan kırılma modeli literatürde bulunan farklı 193 gürültülü test verileri kullanılarak farklı laboratuvarlarda yapılan test datalarından geliştirilmiştir. Çalışmada betonun malzeme parametreleri; agrega tipi, maksimum agrega çapı, betonun basınç mukavemeti, su/çimento oranı ve malzemenin geometrik parametresi başlangıç çatlak boyu (a_0) ile etkili çatlak boyu a_e ve Çift-K modelindeki başlangıç gerilme şiddet çarpanı faktörü K_Ic^ini kırılma parametreleri arasında yapay sinir ağları tabanlı bir ilişki kurulması amaçlanmıştır. Sonuçların uygulanabilir ve umut verici olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Beton, Kırılma Mekaniği, Çift-K Modeli, Yapay Sinir Ağları

BetonKırılma
Cenk Fenerli
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
10
Master'sOpen AccessTR

Küresel ısınmanın Kilis-Musabeyli barajı ile Balıkesir-Bigadiç İlyaslar barajına etkisinin araştırılması

Bilindiği gibi küresel iklim değişikliği, sadece ülkemizi değil tüm dünyayı etkileyen son yılların en önemli problemlerindendir. İklim değişikliğine bağlı olarak Türkiye?de yaşanacak yağış ve sıcaklık değişimlerinin akarsular üzerine etkisi araştırılmıştır. Su kaynakları teknik olarak güvenilir bir şekilde planlandığı takdirde uzun yıllar amacına hizmet edebilmektedir. Hidrolojik döngünün bileşenlerinden olan yağış, buharlaşma-terleme ve yüzeysel akış gibi parametreler, iklim değişikliğinin yaşanmasıyla beraber geçmiş yıllara göre şu anda ve gelecekte artma veya azalma eğilimi göstermektedir. Türkiye?de yapılan çalışmalarda özellikle ani yağışlar sonucu oluşacak akarsuların akımlarında önemli değişmeler olduğu gözlenmiştir. Sunulan bu çalışmada günlük akımlardan aylık veriler oluşturularak, su kullanımları sosyal, ekonomik ve meteorolojik değişkenlere bağlı olarak modellenmiştir. Küresel iklim değişikliği daha çok Marmara, Trakya ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde hissedilir bir şekilde yaşanmakta olup ani taşkınlara veya kurak dönemlerin yaşanmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle yapılan araştırmada Güneydoğu Anadolu Bölgesi Kilis ili Musabeyli Barajı ile Marmara Bölgesi Balıkesir ili Bigadiç İlyaslar Barajı temel alınmıştır. Söz konusu örnekler için 2013 ile 2070 yılları arasındaki tahmini değerlere göre incelemeler yapılmıştır. Öncelikle İTÜ?nün Tübitak projesine bağlı internet tabanlı araçtan küresel iklim değişikliği modeli ile (A2 Senaryosu-ECHAM5 küresel modeli-REGCM3 bölgesel modeli) günlük yağış ve akış grafikleri bulunmuş ve bunlar aylık verilere çevrilmiştir. Bu yağış-akış verileri Kilis için Asi Havzası, Balıkesir için ise Susurluk Havzası alınarak TURC Metoduyla akıma çevrilmiştir. DSİ tarafından planlanmış baraj raporlarındaki verilerde mevcut akım ve buna bağlı sulama alanı ile küresel ısınmaya bağlı olarak oluşacak küresel iklim değişikliği modelinden yararlanılarak bulunan yeni durum ile kıyas yapılmıştır. Sulama alanı bulunurken de barajın karakteristik özellikleri değiştirilmeden yeni akıma göre baraj işletme çalışması yapılarak son durumda sulanacak alan bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: İklim Değişikliği, Hidrolojik Döngü, Yağış-Akış Verileri, Modelleme, İşletme Çalışması, M. Turc. Metodu

Hazne kapasitesiModellemeİklim değişikliği
Esra Kaya
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye kıyı bölgelerinin yıllara göre nüfus değişim dinamiklerinin coğrafi bilgi sistemi ile incelenmesi

Kıyı bölgelerindeki zengin kaynaklara bağlı olarak burada bulunan yerleşimlerde yaşam desteği, ekonomik kalkınma imkanları, tarım, ticaret, turizm, ormancılık, balıkçılık ve hizmet sektörlerinin gelişmiş olması, kıyı bölgelerine olan rağbeti yıllar içerisinde artırmıştır. Yapılan araştırmalar, dünya nüfusundaki artış ve göçlerin sonucunda her on kişiden altısının ya kıyı bölgelerinde ya da kıyıdan 60 km'lik mesafedeki hattın içerisinde yaşadığını göstermektedir. Bununla beraber kıyı bölgesi nüfusunun 20-30 yıl içerisinde 2'ye katlanması beklenilmektedir. Bu tez çalışmasında Türkiye'nin kıyı bölgelerindeki nüfusun yıllara göre değişimi analiz edilmiştir. Bu çalışmanın yapılmasındaki temel amaç kıyı bölgelerinin çoğu kıyı ülkesi için son derece önemli olmasıdır. Ülkemiz düşünüldüğünde kara sınırı ve deniz sınırı toplamı yaklaşık olarak 11.086 km'dir. Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizin 8.333 km sınır hattını deniz sınırları oluşturduğu için sınırlarımızın büyük kısmını deniz sınırları oluşturmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak ülkemizin bir kıyı ülkesi olduğu sonucu çıkarılabilir. Bu tez çalışmasında 1965 yılından 2020'ye kadar 17 farklı yıla ait il, ilçe ve köy nüfusları incelenmiş olup, ülkemiz kıyı bölgelerinde yaşayan nüfus, bu nüfusun yaşadığı alan, bu alandaki nüfusun ülkemiz nüfusuna ve alanına göre durumuyla ilgili kıyaslama ve değerlendirmeler yapılmıştır.

Kemal Enes Sağdıç
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ilık karışım katkısının bitüm ve taş mastik asfalt kaplamaya etkisinin araştırılması

Günümüzde daha yüksek standartlı ve sağlam yollar inşa etme çabası çeşitli katkı maddelerinin bitümlü kaplamalarda kullanımının yaygın şekilde araştırılmasını gerektirmiştir. Artık polimer modifikasyonu etkin bir şekilde uygulanırken, işlenebilme özelliklerini iyileştirerek daha iyi sıkışma ve ekonomi sağlayacak katkılar da gündeme gelmektedir. Bu tür katkılar işlenebilme özelliğinin yanı sıra performansa da katkı sağlayabilmektedir. Bu çalışmada değişik oranlarda stiren-butadien-stiren (SBS) ve bir ılık karışım katkısı olan Sasobit içeren bağlayıcıların geleneksel ve reolojik özellikleri ve bu bağlayıcılarla hazırlanan taş mastik asfalt kaplamaların mekanik özellikleri incelenmiştir. Katkıların bağlayıcı ve karışım içerisinde hem ayrı olarak hem de birlikte kullanılmalarının etkileri değerlendirilmiştir. Sonuçta SBS modifikasyonunun tekerlek izi parametresi üzerinde Sasobit modifikasyonundan özellikle yüksek katkı oranlarında daha fazla etkili olduğu, Sasobitin viskoziteyi önemli derecede azalttığı ve yumuşama noktasını artırdığı, katkıların birlikte kullanımları durumunda Sasobit SBS modifikasyonunun esnekliğini artırma yönünde bir katkı sunduğu, %3 SBS ile beraber %3 Sasobit kullanımının mekanik özellikler açısından üstün performans sergilediği tespit edilmiştir.

Mustafa Akpolat
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Hareketli tabanlı akarsularda labirent yan savaklardaki akımın hidrodinamiğinin incelenmesi

Yan savaklar, herhangi bir kanaldan ihtiyaç duyulan debinin temin edilmesi veya fazla suyun uzaklaştırılması için sulama, arazi drenajı ve birleşik sistem kanalizasyon tesislerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Doğal akarsu yataklarının hareketli tabana sahip oldukları bilinmesine rağmen, hareketli tabanlı kanallara inşa edilen yan savaklarla ilgili literatürde sınırlı sayıda çalışma yer almaktadır. Bu çalışmada, hareketli tabana sahip dikdörtgen enkesitli doğrusal bir kanalda üçgen labirent yan savak civarında oluşan yerel oyulma derinlikleri, kararlı akım şartlarında ve yan savaktan serbest savaklanma durumları için, deneysel olarak incelenmiştir. Savak kreti olarak tanımlanan bir labirent savak planda düz değildir. Labirent savak açısı 90⁰ olarak alınmıştır. Boyut analizi sonucunda, boyutsuz denge zamanındaki oyulma derinliğinin (Hde/p); akım şiddetine (V1/Vkr), savak kret yüksekliğine (y1/p), yan savak açıklığına (L/B) ve yan savak tepe açısına (θ) bağımlı olduğu belirlenmiştir. Dikdörtgen enkesitli doğrusal kanalda hareketli taban oyulması durumunda (1

Mustafa Tunç
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Baraj-temel-rezervuar etkileşimi dikkate alınarak beton ağırlık barajların sismik hasar analizi

Bu çalışmada, beton ağırlık barajların baraj-rezervuar ve baraj-temel etkileşimleri dikkate alınarak deprem etkisindeki sismik hasar analizleri incelenmiştir. İlk olarak şekil değiştirme yumuşamasını dikkate alan anizotropik bir hasar modeli tanıtılmıştır. Baraj-rezervuar ve baraj-temel sisteminin dinamik etkileşimi için Euler yaklaşımı kullanılmıştır. Bu formülasyon; sıvı sıkışabilirliğini, sıvı serbest yüzeyi dalgaları etkisini, yayılma sınır şartını ve taban absorbsiyonun dalga sönümleme etkilerini içermektedir. Rezervuar sonlu eleman ağının kesildiği yüzeye Sommerfeld yayılma sınır şartı uygulanmıştır. Rezervuar tabanı dalga sönümleme özelliği, bir boyutlu dalga yayılma şartı ile hesaba katılmıştır. Temel ortamı lineer elastik olarak modellenmiş olup sonlu eleman ağının kesildiği yüzeylere Unifield sınır şartı kullanılmıştır. Çözümlerde Koyna beton ağırlık barajı seçilmiş; baraj-rezervuar ve baraj-temel etkileşimleri dikkate alınarak bu barajın dinamik hasar analizleri yapılmıştır. Dinamik etki olarak, 11 Aralık 1967 Koyna depreminin ivme kayıtları kullanılmıştır. Temel ortamı elastisite modülü değişiminin, sıvı sıkışabilirliğinin ve taban absorbsiyon katsayısının değişiminin sismik harekete maruz barajın hasar davranışına etkisi irdelenmiştir. Sonuçların değerlendirilmesinde yer değiştirme ve hasar büyüklükleri kullanılmıştır.

Ertuğrul Çambay
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

AISC 360-10 ve Türk Deprem Yönetmeliği (DBYBHB,2007)'ne göre çelik yapıların tasarımı

Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, Amerikan AISC (American Institute of Steel Construction) 360-10 ve Türk Deprem yönetmeliği DBYBHY (Deprem Bölgelerinde Yapılan Binalar Hakkında Yönetmelik) 2007 'ye göre çelik yapıların tasarım kuralları araştırılmış ve irdelenmiştir. Sayısal uygulama olarak, "bir doğrultuda süneklik düzeyi yüksek çerçeveli, diğer doğrultuda süneklik düzeyi yüksek dışmerkez çapraz perdeli" bir yapı sisteminin, her iki yönetmelik esaslarıyla tasarımı yapılmıştır. Çalışma altı bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde, konuya giriş yapılmış, genel bilgiler verilmiş ve çelik yapılarla ilgili Türk, Amerikan ve Avrupa EC3 yönetmeliklerinin esaslarından ve karşılaştırılmasından bahsedilmiştir. İkinci bölümde, AISC 360-10 yönetmeliğine göre tasarım ilkeleri, LRFD ve ASD 'ye göre hesap esasları, kesitlerin sınıflandırılması konuları etraflıca araştırılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde, Türk Deprem Yönetmeliği (DBYBHY- 2007) –Bölüm 4'e göre "Çelik Binalar İçin Depreme Dayanıklı Tasarım Kuralları" incelenmiştir. Bu bölümde kapsam, genel kurallar, süneklik düzeyi yüksek ve normal çerçeveler, merkezi ve dışmerkez çelik çaprazlı perdeler ve temel bağlantı detaylarına ait kurallar ve hesap esasları detaylı olarak açıklanmıştır. Dördüncü bölümde, yine DBYBHY-2007 – Bölüm 4'te ek olarak verilen "Moment Aktaran Çerçevelerde Kiriş-Kolon Birleşim Detayları" ile ilgili açıklamalar yapılmış ve detaylar verilmiştir. Beşinci bölümde; altı katlı çelik bir yapının tasarımı, "bir doğrultuda süneklik düzeyi yüksek çerçeveli, diğer doğrultuda süneklik düzeyi yüksek dışmerkez çapraz perdeli" olarak yapılmıştır. Çelik yapının yapısal analizi SAP2000 programı ile gerçekleştirilmiştir. Analizde yükleme kombinezonu olarak AISC 306-10 yönetmeliğinin yükleme kombinezonları alınmıştır. Son bölümde, AISC 360-10 ve DBYBHY-2007 yönetmeliklerinin özellikleri irdelenmiş, değerlendirilmiş ve çözülen çelik yapının sonuçları karşılaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Taşıma gücü yöntemi, LRFD, plastik analiz, AISC 360-10, Eurocode 3, DBYBHY-2007, çekme çubukları, basınç çubukları, eğilme çubukları, kesit sınıflandırılması, narinlik

Mustafa Ülker
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Bitümlü sıcak karışımların trafik etkisi altında mekanik özelliklerinin incelenmesi

Bu tez çalışmasında stiren-butadien-stiren (SBS) modifiyesinin, bitümlü sıcak karışımlarda katkı malzemesi olarak kullanımının etkisi araştırılmıştır. Saf ve SBS içeren bitümlü sıcak karışımların (BSK) tasarımları Marshall yöntemine göre yapılmıştır. BSK'larda kullanılan agrega, bitüm ve dizayn parametrelerine ait önceden tespit edilen özellikler, kontrol amaçlı deneysel olarak tekrar tespit edilmiş ve karşılaştırmaları yapılmıştır. Arazi ve laboratuvar deneylerinin yürütüleceği kent içi yol trafiğine sahip alanda, saf ve SBS içerikli BSK'lar granüler temel tabakasının bulunduğu yol güzergahı üzerinde uygulama sahası oluşturmak için iki farklı türde asfalt betonu kaplaması olarak uygulanmıştır. Arazi deneyi olarak bitümlü sıcak karışımların trafik yükü altındaki davranışlarını belirlemek için uygulama sahasında oluşturulan asfalt betonu kaplaması üzerinde, bir yıllık zaman periyodundaki 1, 4, 8 ve 12. aylarda trafik ölçüm cihazıyla, kaplama yüzey sıcaklıkları ve geçen taşıt sayısına bağlı eşdeğer standart dingil yükü sayıları tespit edilmiştir. Ayrıca mekanik özelliklerinin belirlenmesi için test çekiciyle dayanım, kumpas ile tekerlek izi ve nükleer test cihazı ile sıkıştırma ölçümleri yapılmıştır. Yol kenarındaki sıkıştırma dereceleri ortalamaları tekerlek geçiş bölgelerindekine göre daha düşük olup, SBS katkılı asfalt betonu kaplamalardaki sıkıştırma derecesi ortalaması bir yıllık periyotta daha büyük değerde çıkmıştır. Tekerlek izi derinlikleri olarak katkısız BSK'lardaki tekerlek izi ölçümleri ortalama değeri, SBS katkılı sıcak karışımlardaki tekerlek izi ölçüm ortalamasına göre yaklaşık %50 daha fazla olduğu görülmüştür. Schmith çekiciyle yapılan sıkıştırma derecesine yönelik ölçümlerde ise yol kenar bölgelerinde her iki asfalt betonu kaplama için 8. ay ve 12. ayda en büyük ve birbirine yakın değerler elde edilmiş, tekerlek geçiç bölgelerinde ise en büyük sıkıştırma derecesi 12. ayda katkısız asfalt betonu kaplamalarda görülmüştür. Laboratuvar deneyleri, saf ve SBS modifiyeli BSK dizayn özellikleri ile belli periyotlarda temin edilen karot numuneleri üzerinde uygulanmıştır. Bitümlü sıcak karışımları oluşturan malzemelerin özellikleri ile karışıma ait fiziksel, mekanik ve performans özellikleri laboratuvar deneyleri ile tespit edilmiştir. Katkısız asfalt betonu ve SBS modifiyeli asfalt betonu kaplaması aşınma tabakası tipII dizayn çalışması agrega ve bitüm fiziksel özelliklerinin ve dizayn özelliklerinin Karayolları Genele Müdürlüğü (KGM) Karayolları Teknik Şartnamesi (KTŞ) Kriterlerinin çoğunu sağladığı görülmüştür. Saf ve modifiyeli bitümlerin penetrasyon indeksi bakımından ısıya az duyarlı olduğu belirlenmiştir. Yumuşama noktası olarak şartname limitlerinin üzerinde bir değere sahip oldukları, diğer özellikler bakımından da şartname limitlerini sağladığı görülmüştür. Karot numunelerine ait hacimsel parametrelerinde ise aylık periyotlarda boşluk oranı ve agregalar arası boşluk oranı değerlerinin düştüğü asfaltla dolu boşluk oranının yükseldiği görülmüştür. Kontrol ve karot numunelerine uygulanan; Marshall deneyleri sonucunda; SBS modifiyeli BSK numunelerinin saf numunelere göre daha büyük stabilite ve Marshall oranı (MQ) değerine sahip olduğu, bir yıllık periyotta stabilite, Marshall oranı (MQ) değerlerinin arttığı akma değerlerinin azaldığı belirlenmiştir. En büyük stabilite değerlerinin 12. aydaki yol kenar bölgesinden temin edilen SBS modifiyeli karot numunelerinde görülmüştür. Çekme dayanımı oranı deneyleri sonucunda, SBS kullanılmasıyla ve aylık periyotlar arttıkça karışımların çekme dayanımı değerlerinin arttığı belirlenmiştir. İndirekt çekme rijitlik modülü deneyleri sonucunda, SBS kullanıldıkça ve aylık zaman periyodu artıkça karışımların rijitliğinin arttığı tespit edilmiştir. İndirekt çekme yorulma deneyleri sonucunda, SBS modifiyeli BSK'ların saf BSK'lara göre yorulma ömürlerinin büyük olduğu, aylık periyotlar arttıkça yorulma ömrünün arttığı belirlenmiştir. Ayrıca deformasyonun azalması nedeniyle daha gevrek bir kırılmanın meydana geldiği tespit edilmiştir. En büyük indirekt çekme dayanımları, indirekt çekme rijitlik modülleri ve yorulma dayanımları, yol kenar bölgesinden alınan SBS modifiyeli karot numunelerinden elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bitümlü Sıcak Karışım, Stiren-Butadien-Stiren, Marshall Deneyi, İndirekt Çekme Dayanımı, İndirekt Çekme Rijitlik Modülü, Yorulma.

Ahmet Sertaç Karakaş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Betonarme binaların fibre eleman yöntemi ile statik itme ve gerçek zamanlı deprem ivme kayıtları kullanılarak sismik performanslarının belirlenmesi

Bu tez çalışmasında, gerçekte yıkılmış betonarme bir binanın yıkılma mekanizması nümerik yöntemlerle elde edilerek binanın malzeme özellikleri ve yerel zeminin sınıfı belirlenmiştir. Bu binanın doğrusal olmayan davranışı için Fibre eleman yöntemi kullanılmıştır. Fibre eleman yönteminde beton ve çeliğin doğrusal olmayan davranışları için sırasıyla Mander, Priestly ve Park beton modeli ile Menegotto-Pinto çelik Modeli seçilmiştir. Nümerik analizler için Van' da yıkılan Aslan otel kullanılmıştır. Bu bina 23 Ekim 2011 Van depreminde hasar görmüş ve 9 Kasım 2011 Van Edremit depremiyle yıkılmıştır. Söz konusu bu binanın öncelikle statik itme analizleri elde edilerek binaya ait olabilecek bazı malzeme özellikleri ve yerel zeminin sınıfları belirlenmiştir. Söz konusu bu bilgiler yardımıyla, Aslan otelin 23 Ekim 2011 ve 9 Kasım 2011 Van depremlerinin sismik etkileri dikkate alınarak doğrusal olmayan dinamik analizleri elde edilmiştir. Böylece, binanın yıkılma ve hasar durumları karşılaştırılarak Aslan otelin malzeme özelliği ve yerel zeminin sınıfı belirlenmiştir.

Mesut Özdemir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kirişli ve kirişsiz radye temel tiplerinin karşılaştırılması ve dolgu malzemeli radye temel tipinin geliştirilmesi

Günümüzde yaşanan büyük ölçekli depremler sonucunda gözlenmiştir ki, yapının sağlamlığını belirleyen önemli göstergelerden birisi de temel sistemidir. Özellikle deprem kuşağında yer alan ülkemizde çokça uygulama alanı bulan kirişli ve kirişsiz radye temeller farklı uygulama yöntemleri ortaya çıkarmıştır. Hızla gelişen dünyamızda uygulanan bir sistemin sağlamlığı kadar, ekonomikliği ve hızlı imalatı çok büyük önem kazanmaktadır. Bu çalışmada bütün temel sistemleri incelenmiş, kirişli ve kirişsiz radye temel kıyaslaması yapılmıştır. Özellikle yüksek yapılarda çokça uygulama alanı bulan plak temel sistemlerinden, kirişli radye jeneral temelinin hızlı imalatı ve ekonomikliğini sağlamak açısından "Dolgu malzemeli kirişli radye temel tipinin geliştirilmesi" sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler. Kirişli radye, Kirişsiz radye, Radye, Temel

Hasan Aydın
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
10
Master'sOpen AccessTR

Yüksek hızlı demiryollarının dünya üzerindeki uygulamaları ve Türkiye'ye adaptasyonu

Günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte demiryollarında 360 km/sa'lik işletme hızlarına ulaşmak mümkündür. Konvansiyonel demiryolundan farklı olarak bu denli yüksek hızlara imkan veren sistemler, yüksek hızlı demiryolu olarak adlandırılmaktadır. Yüksek hızlı demiryolu, Türkiye için de önemli bir ulaştırma sistemi olarak düşünülmektedir. Bu bağlamda, gündemde olan Ankara-İstanbul, Ankara-Konya, Ankara-Sivas ve Ankara-İzmir yüksek hızlı demiryolu projeleri, mesafe ve seyahat süresi, nüfus yoğunluğu, kapasite, maliyet, enerji tüketimi-verimliliği, diğer ulaştırma türleriyle rekabet ve talep açısından dünyadaki örnekler de baz alınarak irdelenmiştir. Türkiye şartlarında bu projelerin uygulanabilirliği hem mühendislik hem de ekonomik açıdan değerlendirilmiştir. Türkiye, mevcut demiryolu sistemi bakımından, yüksek hızlı demiryolu işleten ülkelere göre çok geri kalmış durumdadır. Bu nedenle, demiryollarına yapılacak olan yatırımlar, sadece yüksek hızlı demiryollarına yönelik olmamalı, mevcut hatların iyileştirilmesine yönelik olarak da büyük miktarda yatırım yapılmalıdır. İnşası durdurulmuş olan Sürat Demiryolu Projesi, şu anda inşası devam eden Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi'ne göre; mesafe ve seyahat süresi, kapasite, maliyet, enerji tüketimi-verimliliği ve diğer ulaştırma türleriyle rekabet ve talep açısından daha avantajlıdır. Bu yüzden yeniden gündeme alınması doğru olacaktır. Ankara-Konya ve Ankara-Sivas arasında inşa edilmekte olan yüksek hızlı demiryolu hatları sadece yolcu taşımacılığına hizmet verecektir. Yolcu taşımacılığının yanında yük taşımacığı da düşünülerek, Ankara-Konya ve Ankara-Sivas arasına yüksek hızlı demiryolu hattı yerine, 160 km/sa'e kadar hıza imkan verecek, sinyalizasyonlu, elektrikli ve çift hatlı yeni konvansiyonel demiryolu hattı yapmak daha doğru bir tercihtir.

Cenk Arslan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00