Burdur Mehmet Akif Ersoy University
Institute

Institute of Graduate Studies in Social Sciences

Burdur Mehmet Akif Ersoy University

484

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Açıklanabilir yapay zeka ile konut piyasasının geleceğinde veri odaklı kararlar

Yapay zekâ ve makine öğrenimi tekniklerinin gelişimi, emlak sektörü gibi karmaşık piyasalarda veri odaklı karar verme süreçlerini iyileştirmek için yeni fırsatlar sunmaktadır. Bu çalışma, İstanbul konut piyasasında fiyat tahminlerini iyileştirmek ve piyasa dinamiklerini anlamak amacıyla yapay zekâ ve açıklanabilir yapay zekâ tekniklerinin nasıl entegre edilebileceğini incelemektedir. Araştırmada, Kaggle platformundan elde edilen geniş bir veri seti (25.154 satır ve 37 sütun) kullanılarak, İstanbul'daki konutların fiyatlarını etkileyen değişkenler analiz edilmiştir. İlk aşamada veri temizleme ve aykırı değerlerin yönetimi gibi ön işlemler gerçekleştirilmiş, ardından konut fiyatlarını tahmin etmek için çeşitli makine öğrenimi algoritmaları uygulanmıştır. Algoritmaların performansı, R² skoru, MAE ve RMSE metrikleriyle değerlendirilmiş ve Random Forest modeli en yüksek performansı göstermiştir. Çalışmada kullanılan açıklanabilir yapay zekâ teknikleri, özellikle SHAP yöntemi, modelin tahminlerinin şeffaflığını artırmış ve fiyat tahminlerinde hangi değişkenlerin ne kadar etkili olduğunu ortaya koymuştur. Bulgular, metrekare büyüklüğünün konut fiyatları üzerindeki en önemli değişken olduğunu, bölgesel faktörlerin (örneğin Kadıköy ve Sarıyer gibi sosyal olanakları yüksek bölgelerdeki altyapı yatırımları ve ulaşım projeleri) ve oda sayısının da anlamlı katkılar sunduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, devlet yatırımları, kentsel dönüşüm projeleri ve sosyal dinamikler (örneğin, göçmen yerleşimleri, ulaşım altyapısı, sosyal olanaklar) gibi faktörlerin konut fiyatları üzerindeki etkileri de çalışmada tartışılmıştır. Kadıköy ve Sarıyer gibi bölgelerdeki altyapı yatırımları ve göçmen yerleşimi gibi dinamiklerin fiyat dalgalanmalarına olan katkısı, model tahminleriyle uyumlu olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca literatürdeki ekonomik tahminler de göz önüne alındığında, Kanal İstanbul gibi büyük projelerin uzun vadede fiyat dalgalanmalarına neden olabileceği öngörülmektedir. Sonuç olarak, bu çalışma, yapay zekâ ve açıklanabilir yapay zekâ tekniklerinin entegre edilmesiyle konut fiyat tahminlerinin daha güvenilir ve şeffaf bir şekilde yapılabileceğini göstermekte ve bu yaklaşımların emlak sektörü için büyük bir potansiyel sunduğunu vurgulamaktadır. Gelecekte, daha geniş veri setleri, sosyal ve çevresel faktörlerin detaylı entegrasyonu ve gelişmiş açıklanabilir yapay zekâ teknikleri ile konut piyasası tahminlerinin daha da iyileştirilmesi mümkün olacaktır.

Hale Uysal
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Adalet Bakanlığı çalışanlarının mağdur ve suça sürüklenen çocuklara yönelik adli sosyal hizmet uygulamaları ile ilgili tutumları

Araştırma, Adalet Bakanlığı çalışanlarının mağdur ve suça sürüklenen çocuklara yönelik adli sosyal hizmet uygulamalarına dair tutumlarını ortaya koymaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden betimleyici fenomenoloji deseni tercih edilmiştir. Araştırma, Afyonkarahisar ilinin Dinar ilçesinde yer alan Dinar Adliyesi'nde çalışan ve adli süreçte çocuklarla doğrudan teması bulunan 16 katılımcı (hâkim, savcı, zabıt kâtibi, mübaşir ve avukat) ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla, yüz yüze gerçekleştirilen yaklaşık 30 dakikalık görüşmelerle toplanmıştır. Görüşmelerin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmış, veriler MAXQDA 2020 programı aracılığıyla kodlanmış ve ön görüşme süreci, beyanların alınması süreci, çocuğun yanında sosyal hizmet uzmanı bulundurulması süreci, sosyal inceleme raporları ve adli sosyal hizmet uygulamaları olarak 5 tema oluşturulmuştur. Araştırma bulgularına göre, genel olarak katılımcılar mağdur çocuklara yönelik adli sosyal hizmet uygulamalarını faydalı bulmakta ancak suça sürüklenen çocuklar açısından bu uygulamaların yeterince etkili ve gerekli olmadığı görüşündedir. Sonuç olarak, suça sürüklenen çocuklara yönelik sosyal hizmet temelli müdahalelerin güçlendirilmesi, mevzuat düzenlemelerinin yapılması ve sosyal hizmet uzmanı sayısının artırılması yönünde öneriler geliştirilmiştir.

Zekavet Bekle
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
10
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya kullanımı ve çevrimiçi alışveriş bağımlılığının sosyal hizmet bağlamında ilişkiselliğinin değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, sosyal medya kullanımı ile çevrimiçi alışveriş bağımlılığı arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu iki olgunun sosyal hizmet bağlamında nasıl kesiştiğini değerlendirmektir. Dijitalleşmenin bireylerin sosyal ve ekonomik yaşamlarını giderek daha fazla etkilediği günümüzde, bireylerin dijital alışkanlıklarının sosyal hizmet perspektifiyle anlaşılması önem kazanmaktadır. Nicel araştırma yönteminin benimsendiği çalışmada, 516 katılımcıdan anket yoluyla veri toplanmıştır. Bulgular, sosyal medya kullanımı ve çevrimiçi alışveriş bağımlılığı düzeylerinin çeşitli sosyodemografik değişkenlere göre anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koymuştur. Özellikle, geliri giderinden az olan bireylerin çevrimiçi alışveriş bağımlılığı puanları anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Yaş gruplarına göre yapılan analizlerde, genç bireylerin hem sosyal medya kullanımı hem de çevrimiçi alışveriş bağımlılığı düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkeninde ise kadınların her iki değişkende de erkeklere kıyasla daha yüksek ortalamalara sahip olduğu belirlenmiştir. Yapılan regresyon analizine göre, çevrimiçi alışveriş bağımlılığı, sosyal medya kullanımının anlamlı bir yordayıcısıdır. Bu durum, sosyal medyada karşılaşılan içeriklerin bireylerin tüketim davranışlarını etkileyebileceğini göstermektedir. Elde edilen veriler, bireylerin dijital davranışlarının yalnızca kişisel tercihlerle değil; sosyal, ekonomik ve psikolojik faktörlerle de şekillendiğini ortaya koymuştur. Çalışma, sosyal hizmet alanında dijital bağımlılıklara yönelik müdahale stratejilerinin geliştirilmesi gerekliliğine dikkat çekmektedir. Özellikle gençler ve ekonomik olarak dezavantajlı gruplar için farkındalık artırıcı ve güçlendirici sosyal hizmet uygulamalarının önemine vurgu yapılmaktadır.

Aleyna Baykan Bandır
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Yükseköğretim kalite süreçlerinde yapay zeka yöntemleri ile kurum olgunluk düzeyinin değerlendirilmesine yönelik bir model önerisi

Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) üniversitelerin kalite olgunluk düzeylerini, Kurum İç Değerlendirme Raporu (KİDR)'da yer alan Dereceli Değerlendirme Anahtarı (DDA) kullanarak belirlemektedir. Ancak yapılan çalışmalar, üniversitelerin DDA düzeylerini belirleme süreçlerinde tutarsızlıklar yaşandığını, iç ve dış değerlendirme puanları arasında farklar oluştuğunu ve nesnelliğin tam anlamıyla sağlanamadığını göstermektedir. Bu tez çalışmasında, yükseköğretim kurumlarında kalite güvence süreçlerinin değerlendirilmesine yönelik yapay zekâ destekli bir uygulama modeli önerilmiştir. Araştırmanın temel amacı KİDR metinlerinin doğal dil işleme (NLP) yöntemiyle analiz edilerek, kurumların kalite olgunluk düzeylerinin nesnel biçimde sınıflandırılmasını sağlamaktır. Araştırma, YÖKAK DDA yapısı temel alınarak liderlik-yönetişim, eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme ve toplumsal katkı olmak üzere dört ana alanda oluşturulan veri setleriyle yürütülmüştür. Bu veri setleri, akreditasyon sahibi 103 üniversitenin iç değerlendirme raporlarından cümle düzeyinde derlenmiş ve beş olgunluk düzeyine göre etiketlenmiştir. Çalışmada hem makine öğrenmesi algoritmaları (Naive Bayes, Lojistik Regresyon, Destek Vektör Makineleri, Rastgele Orman, XGBoost) hem de derin öğrenme modelleri (BERTurk, Electra_TR, RoBERTa, TURQUA, XLM-R DistilRoBERTa) kullanılarak sınıflandırma performansları karşılaştırılmıştır. Veri ön işleme ve modelleme süreçleri, Google Colab Pro+ ortamında Python tabanlı olarak gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar, modellerin %80,58–%93,63 arasında doğruluk sergilediğini ve derin öğrenme modellerinin genel olarak daha yüksek performans elde ettiğini göstermektedir. Araştırmanın uygulama aşamasında, model çıktılarının görselleştirilmesi için web tabanlı bir karar destek sistemi geliştirilmiştir. Bu sistem, kullanıcıların metin girişi yaparak olgunluk düzeyi tahminlerini anlık olarak görüntüleyebilmesini sağlamaktadır. Sonuç olarak, bu tez çalışması, yükseköğretim kurumlarında kalite güvence süreçlerinin dijital dönüşümüne katkı sağlayan, metin temelli veri analizi ve yapay zekâ yöntemlerini birleştiren yenilikçi bir model ortaya koymaktadır. Geliştirilen sistem, iç değerlendirme raporlarının nesnel biçimde analiz edilmesini kolaylaştırmakta ve kalite yönetimi birimlerine karar destek aracı olarak kullanılabilecek bir altyapı sunmaktadır.

Mehmet Tepeli
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
10
DoctorateOpen AccessTR

Ulusal ve yerel politik faktörlerin mutluluk düzeyi üzerindeki belirleyiciliği: Batı Akdeniz Bölgesi örneği

Bu çalışma, ulusal ve yerel politik faktörlerin bireylerin mutluluk düzeyine etkisini incelemektedir. Bireysel psikolojik faktörlerin mutluluk üzerindeki etkisi yaygın olarak kabul edilmekle birlikte, son yıllarda çevresel faktörlerin de önemli bir rol oynadığına dair bulgular artmaktadır. Ruut Veenhoven'in de belirttiği gibi, mutluluk; refah, yaşam kalitesi, çevresel koşullar ve bireyin yaşamdan duyduğu memnuniyet gibi unsurlarla ilişkilidir. Bu bağlamda, çevresel boyutu temsilen kamu politikaları ve hizmetlerinden duyulan memnuniyetin bireylerin mutluluk düzeyi üzerinde etkili olabileceği varsayılmaktadır. Araştırma kapsamında Batı Akdeniz Bölgesi'ndeki (Antalya, Burdur, Isparta) 490 katılımcıdan elde edilen 477 geçerli veri üzerinden Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA), Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Bulgulara göre, yerel sağlık, çevre ve altyapı hizmetlerinin mutluluk üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmazken (p=0.733), yerel yönetişimin mutluluğu pozitif yönde etkilediği belirlenmiştir (B=0.306, p<0.001). Ulusal sağlık ve insani gelişim politikalarının mutluluk üzerinde negatif bir etki gösterdiği (B=-0.215, p<0.001), buna karşılık ulusal sosyal güvenlik ve ekonomik refah politikalarının anlamlı ve pozitif bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir (B=0.323, p<0.001). Çalışma bulguları, ulusal ve yerel politik faktörlerin mutluluk üzerindeki etkilerinin tek bir yönetsel düzeyde yoğunlaşmadığını; farklı politika alanları üzerinden, farklı yön ve mekanizmalar aracılığıyla ortaya çıktığını göstermektedir. Bu yönüyle çalışma, mutluluğun yalnızca bireysel dinamiklerle değil, aynı zamanda çok katmanlı politik ve yönetsel süreçlerle şekillendiğini ortaya koymaktadır.

Kamu hizmetleriKamu politikalarıPolitik psikoloji+4
Şerife Şeyda Zeynel
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yahudi inanç esaslarına klasik tefsir geleneği eleştirisi: Bikâî örneği

ÖZET İmam Burhânuddîn el-Bikâî'nin (ö.1480) Nazmü'd-Dürer fî Tenâsübi'l-Âyât ve's-Süver adlı tefsiri, ayetler arası irtibatı merkeze alan özgün yapısıyla klasik tefsir geleneğinde özel bir konuma sahiptir. Bu çalışmada, söz konusu eserde Yahudi inançlarına yönelik Kur'ân merkezli eleştirilerin nasıl yorumlandığı, dinler tarihi perspektifiyle analiz edilmiştir. Bikâî'nin yalnızca lafzî anlamlarla yetinmeyip ayetlerin tarihsel bağlamını, Kur'ân'ın yapısal bütünlüğünü ve Yahudi inanç yapısındaki tahrif ve çelişkileri dikkate alarak tefsir yapması, eserin ayırt edici yönleri arasındadır. Araştırmanın amacı, klasik tefsir geleneği içinde Kur'ân'ın Ehl-i Kitap'a, özellikle Yahudilere yönelik tenkitlerinin nasıl anlaşıldığını ortaya koymaktır. Bu kapsamda Bikâî'nin, Tevrat'a doğrudan atıf yapan nadir müfessirlerden biri olması ve bu atıfları Kur'ân ayetlerinin anlamıyla ilişkilendirerek yorumlaması, dinler tarihi açısından dikkat çekici bulunmuştur. Çalışmada, tevhid inancına aykırı Yahudi tasavvurlarının (Allah'a çocuk isnadı, Cebrâil düşmanlığı, seçilmişlik inancı vb.) Kur'ân'da nasıl eleştirildiği ve Bikâî'nin bu eleştirileri nasıl temellendirdiği incelenmiştir. Araştırmada karşılaştırmalı analiz yöntemi benimsenmiş hem klasik hem modern kaynaklardan yararlanılmıştır. Tefsir metinleri ile Yahudi kutsal metinleri arasındaki paralellikler değerlendirilmiş; ayrıca konuyla ilgili klasik müfessirlerin görüşleriyle mukayeseler yapılmıştır. Bikâî'nin ayetler arası ilişkilere verdiği önem, Hz. İbrâhim'in tevhid mücadelesini merkeze alışı ve Yahudi kutsal kitaplarının hem metinsel hem anlam düzeyinde tahrif edildiğine dair yorumları dikkatle incelenmiştir. Ulaşılan sonuçlara göre, Bikâî'nin yaklaşımı, klasik tefsirlerde görülen geleneksel tenkit dilinin ötesine geçmekte; ayetler arası bütünlük ve tarihsel bağlamı esas alan derinlikli bir analiz ortaya koymaktadır. Müfessirin Yahudi inançlarına yönelik eleştirileri, hem Kur'ân'daki tevhid vurgusunu merkeze almakta hem de bu vurguyu tarihsel ve metinsel bağlamda temellendirmektedir. Bu yönüyle Nazmü'd-Dürer, yalnızca bir tefsir metni değil, dinler tarihi açısından da değer taşıyan kıymetli bir kaynak niteliğindedir.

BikaiDinler tarihiNazmü'd-Dürer+2
Abdullah Orer
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet döneminde bir dergi: Muhibban ve Tasavvuf Çizgisi

Osmanlı Devleti'nin XIX. yüzyılın başlarından itibaren modernleşme sürecine girmesi, geleneksel yapılarında köklü değişikliklerin yaşanmasına neden olmuştur. Bu süreç, sadece siyasi, sosyal ve ekonomik alanlarda değil, tasavvuf ve tarikat dünyasında da önemli etkiler oluşturmuştur. Devletin modernleşme çabaları, bazı tarikatların geleneksel uygulamalarında duraksamalara yol açmış, modernleşmenin etkilerini anlama ve uyum sağlama çabalarını ortaya çıkarmıştır. II. Meşrutiyet döneminde yayımlanan Muhibban dergisi, bu çabaların bir sonucu olarak ortaya çıkmış ve modern anlayışa göre bir tasavvuf anlayışı oluşturmayı hedeflemiştir. Dergi, tekkelerin "tembellik yuvası" olduğu algısını yıkmayı amaçlamış, tekkelerdeki çalışmaların toplumda yaygınlaştırılması ve tasavvufun doğru anlaşılması için gayret göstermiştir. Özellikle Bektâşîliğe yönelik eleştirilere karşı dergide, tarikatların sosyal, kültürel ve dini işlevleri savunulmuş; bununla birlikte tarikatlar, modern toplumun ahlaki ve manevi gelişimine katkıda bulunabilecek önemli yapılar olarak tanımlanmıştır. Muhibban, tarikatların sadece geçmişin bir mirası değil, aynı zamanda modern cemiyetin temel unsurlarından biri olduğunu vurgulamıştır. Bu çalışmada, II. Meşrutiyet döneminde tasavvufî muhtevalı bir dergi olan Muhibban dergisinin tasavvufî çizgisi incelenmiştir. Dergideki yazılar, tasavvufun modern toplumda meşru bir yer edinmesi ve eski itibarını yeniden kazanma çabaları olarak dikkat çekmektedir. Muhibban, Osmanlı modernleşmesi ve tarikatların bu süreçteki rolünü anlamak için önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır.

Hamit Altındağ
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Büyükşehir belediyelerindeki kentsel dönüşüm uygulamaları incelemesi: Tekirdağ örneği

Büyükşehir Belediyelerindeki Kentsel Dönüşüm Uygulamaları İncelemesi: Tekirdağ Örneği başlıklı bu çalışma bir deprem ülkesi olan Türkiye'deki büyükşehir belediyelerindeki uygulamaları örneklem sahası üzerinde araştırmaktadır. Araştırma sahası olarak seçilen Tekirdağ, Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde bulunması nedeniyle yüksek deprem riski taşıyan bir şehirdir. Özellikle şehrin tarihi merkezi olan Süleymanpaşa ilçesi afetlere dirençsiz yapı stoğuyla ve sahip olduğu yüksek deprem riskiyle dönüştürülmesi gereken bir sahadır. Araştırmada Tekirdağ şehrinin genel coğrafi özelliklerine değinilerek gelişim süreci incelenmiştir. Bununla birlikte şehrin beşeri ve ekonomik nitelikleri ortaya konularak fonksiyonel nitelikleri ortaya konulmuştur. Araştırmanın ikinci aşamasında ülkemizdeki kentsel dönüşüm politikaları ve bu politikaların yasal zeminleri incelenerek kuramsal çerçeve ortaya konulmuştur. Yine büyükşehir belediyelerinin kentsel dönüşümdeki yasal konumları, rolleri, yükümlülüklerinin neler olduğu incelenmiştir. Son dönemde yürürlüğe giren kanunların büyükşehir belediyelerine olan etkileri incelenmiştir. Araştırmanın diğer bölümlerinde 2012 yılında büyükşehir statüsü kazanan Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi'nin kentsel dönüşüm politikaları ve projeleri incelenmiştir. İlin büyükşehir statüsüne ulaşmasıyla birlikte kentsel dönüşüm sürecinin yürütülebilmesi adına idari yapılanmasının oluşturulduğu görülmektedir. Ayrıca şehrin yüksek riskli alanlarının belirlenmesi adına İstanbul Teknik Üniversitesi ile işbirliği yapılarak Süleymanpaşa Deprem Master Planı'nı hazırlandığı görülmektedir. Yine, şehrin afetlere dayanıklı hale getirilmesi için 2021 yılında Altınova Kentsel Dönüşüm Sahası' ilan edildiği görülmektedir. Araştırma kapsamında kentsel dönüşüm sürecinin her iki paydaşı olan karar vericiler ve kent sakinleriyle yapılan mülakatlarla paydaşların beklentileri ve öncelikleri araştırılmıştır. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi'nin kentsel dönüşüm stratejisinde, yerinde dönüşüm uygulamalarına önem verilmekte olduğu görülmekle birlikte bu tutumun halk tarafından da desteklenmekte olduğu izlenilmiştir. Bu tutum geçmiş dönemlerde farklı kurumların projelerinin nihayete ermeyişi karar vericilerin mevcut stratejilerini şekillendirdiğini göstermektedir. Diğer yandan dönüşüm sahalarının seçiminde risk faktörleri ve zemin özellikleri çalışmanın odak noktalarını oluşturmasının gerekliliği vurgulanmaktadır. Sonuç olarak bu tez araştırması kapsamında, şehrin kentsel dönüşüm süreci çok yönlü olarak incelenmiştir. Hâlihazırda yapılan ve yapılması muhtemel kentsel dönüşüm çalışmalarında, yerleşim yerlerinin riskli alanlardan uzaklaştırılması, alüvyonal alanlar gibi yüksek risk taşıyan bölgelerin yapılaşmaya kapatılması gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca, dönüşüm projelerinin hızlandırılması için nüfus yoğunluğu yüksek mahallelerin öncelikli olarak ele alınması gerektiği ortaya konulmaktadır.

Kentsel dönüşüm
Ömer Uygur
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerin gösterge borsaları arasındaki dinamik bağlantılılığın TVP-VAR Yöntemi ile tespit edilmesi: E7 ülkelerinden kanıtlar

Finansal piyasalar, yalnızca ekonomik verilerin ve rasyonel beklentilerin şekillendirdiği alanlar olmaktan çıkmış, giderek daha fazla yatırımcı davranışları, psikolojik faktörler ve toplumsal eğilimler gibi unsurların etkisiyle yön bulur hale gelmiştir. Geleneksel finans teorileri, yatırımcıların rasyonel davrandığı ve tüm kararlarını maksimum fayda ilkesi doğrultusunda aldığı varsayımına dayansa da son yıllarda yaşanan krizler ve piyasadaki ani dalgalanmalar bu yaklaşımların yetersiz kaldığını göstermiştir. Bu nedenle, davranışsal finans olarak adlandırılan yeni bir teori geliştirilmiş ve yatırımcıların psikolojik eğilimlerinin piyasalar üzerindeki etkisi sistematik biçimde ele alınmaya başlanmıştır. Bu bağlamda yatırımcı duyarlılığı, yatırımcıların ekonomik gerçekliklerden bağımsız olarak, iyimserlik ya da kötümserlik gibi duygusal tepkilerle verdikleri kararların finansal piyasalar üzerindeki yansımalarını ifade etmektedir. Portföy çeşitlendirme teorisi kapsamında tasarrufların yatırım imkânlarına dönüştürülmesi açısından da ilgili çalışma önem taşımaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, E7 ülkeleri gösterge borsaları arasındaki dinamik bağlantılılık ilişkilerini ortaya koyarak, analiz gerçekleştirilen dönemler arasında söz konusu bağlantılılık düzeylerinin etkisini tespit etmektir. Ele alınan tarih aralığında savaş, ekonomik kriz, daralma ve pandemi gibi dönemlerin varlığı; ilgili hareketlerin yatırımcılar açısından karar verme problemlerine yardımcı olacak niteliktedir. Bu kapsamda ilişkilerin tespit düzeyi için alıcı ve yayıcı olma durumları, yatırım kararlarında rol alan faktörlerin tespiti için önemliyken ülkeler açısından da şok alıcı ve yayıcısı sektörel ve ekonomik olarak farkındalık anlamıyla ortaya konulmaktadır. Bu doğrultuda seçilen E7 ülkeleri ve borsaları için Türkiye (Borsa İstanbul 100 Endeksi-BIST100), Çin (Shanghai Composite Index- SSEC), Endonezya (IDX Composite Index- IDX), Brezilya (Bolsa de Valores de São Paulo Index-BOVESPA), Hindistan (Stock Market Index-Nifty50), Meksika (S&P / BMV IPC-MXX), Rusya (MOEX Russia Index- RTSI) ülkeleri gösterge endeksleri seçilmiştir. E7 ülkeleri gösterge borsaları arasındaki dinamik bağlantılılık ilişkileri Antonakakis vd. (2019-2020) tarafından geliştirilen TVP-VAR yöntemiyle analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre Brezilya, Meksika ve Rusya endekslerinin (şok yayıcı) net dinamik bağlantılılığı yayan ülkeler olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Türkiye, Çin, Endonezya ve Hindistan ülkelerinin ise diğer üç ülkeden etkilendiği (şok alıcısı) tespit edilmiştir. Gösterge endeksleri ile ifade edildiğinde ise MXX, IBOV ve IMOEX şok yayılımı gerçekleştiren üç endekstir. Şok alıcısı olan endekslerin ise JKSE, NSEI, SSEC ve XU100 olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma, finans biliminde önemli yer tutan davranışsal finansı teorik olarak kapsamlı ele almış ve bu kapsamda bireylerin etkilendiği faktörleri de açıklamıştır. Bu yönüyle yapılan analizler yanında bireysel birtakım anomali ve hevristiklerin yatırım kararlarında etkili olacağı da belirtilmiştir. Bu yönüyle bütüncül bir bakış açısı da sergilenmiştir. Elde edilen bulgular ülkeler arası ilişkileri göstermekte ve portföy çeşitlendirmenin önemini ortaya çıkarmaktadır. Şok yayıcısı ve alıcısı ülkelerin tespit edilmiş olması, yatırımcıların karar aşamasında kullanabileceği alternatifleri bilmesi ve ilgili varlıklara yatırım yapmasına olanak taşımaktadır. Ayrıca yatırımcılar yanında politika yapıcılara yönelik bilgiler de çalışma kapsamında sunulmaktadır.

Rukiye Cunkuş
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Alternatif bir kamu hizmeti sunum yöntemi olarak üretişim: Türkiye'deki uygulamalar üzerine bir araştırma

Bu çalışma, kamu hizmetlerinin sunumunda geleneksel yaklaşımların ötesine geçen alternatif bir model olarak "üretişim" kavramını incelemektedir. Araştırmanın temel amacı, üretişim modelinin teorik çerçevesini ortaya koymak, dünya ve Türkiye'deki uygulamalarını analiz etmek ve Türkiye'de kamu hizmetlerinin sunumunda bu modelin nasıl daha etkin uygulanabileceğine yönelik öneriler geliştirmektir. Araştırma; kamu hizmeti kavramının kuramsal ve kavramsal çerçevesiyle başlayarak, üretişimin tanımı, tarihsel gelişimi, temel ilkeleri, türleri ve etkilerini kapsamaktadır. Çalışma, sağlık, eğitim, güvenlik, sosyal hizmetler ve yerel yönetim gibi çeşitli kamu hizmeti alanlarındaki üretişim uygulamalarını inceleyerek bu uygulamaların etkinliğini değerlendirmektedir. Çalışmada literatür taraması ve örnek incelemesi teknikleriyle veri toplanmıştır. Üretişim modelinin teorik çerçevesi, akademik kaynaklar, raporlar ve yasal düzenlemeler incelenerek oluşturulmuş; dünya ve Türkiye'deki uygulamalar ise seçilmiş örnek olaylar üzerinden analiz edilmiştir. Araştırmanın sınırlılıkları arasında, Türkiye'de üretişim modeline dayalı kurumsallaşmış uygulamaların henüz yaygın olmaması ve bu alandaki verilerin kısıtlılığı yer almaktadır. Ayrıca, çalışma kapsamında incelenen örnek olaylar, modelin tüm potansiyel uygulama alanlarını temsil etmemektedir. Sonuç olarak, üretişim modelinin kamu hizmetlerinin kalitesini artırma, kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlama, vatandaş memnuniyetini yükseltme ve demokratik katılımı güçlendirme potansiyeline sahip olduğu tespit edilmiştir. Ancak modelin Türkiye'de etkin şekilde uygulanabilmesi için yasal çerçevenin güçlendirilmesi, kurumsal kapasitenin artırılması, vatandaş farkındalığının yükseltilmesi, kamu personel politikalarının dönüştürülmesi ve teknolojik altyapının iyileştirilmesi gibi politika adımlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Üretişim; vatandaş katılımını merkeze alan, kaynakların etkin kullanımını sağlayan ve toplumsal dayanışmayı güçlendiren yenilikçi bir model olarak Türkiye'nin kamu yönetimi reformlarında önemli bir rol üstlenme potansiyeline sahiptir. Anahtar Kelimeler: Üretişim, Kamu Hizmeti, Alternatif Hizmet Sunum Yöntemleri, Vatandaş Katılımı, Kamu Yönetimi, Kamu Politikası

Sümeyye Ay
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00