Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
Discipline

Kadın ve Aile Çalışmaları Anabilim Dalı (disiplinlerarası)

Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty

4

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

4 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde çocuk (1950-1980)

Aile, bir kurum olarak toplumsal yapının temelini oluşturmaktadır. Aileyi meydana getiren bireylerin aile ve toplum içinde ayrı bir statüsü ve değeri söz konusudur. Bu yapı içinde, bağımlı bir şekilde yetişen ve gelişen çocuğun statüsü evrensel nitelikler sergilemektedir. Ancak farklı toplumsal ve kültürel ortamlar ve devingen tarihsel gelişmeler, çocukluğu bir gelişim evresi olmaktan çıkarıp sosyolojik bir inşa sürecine dönüştürmüştür. Bireyi ve toplumu ilgilendiren tüm bu süreçler edebiyat eserlerinde yankısını bulmuştur. Bu düşünceden hareket eden edebiyat sosyolojisi, edebi eserler üzerinden toplumsal gelişmeleri okumaya çalışmaktadır. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının 1950-1980 yılları arasına denk düşen döneminde, toplumsal etkileşim sonucunda çocuk ve çocuklukla ilgili imgelemin şiirlere ne şekilde yansımış olduğunu göstermeyi amaçlayan bu çalışmada, edebiyat sosyolojisinin edebi eserleri değerlendirme olanakları ile nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman analizi yönteminden yararlanılmıştır. Bu dönemde yazılmış yirmi sekiz şaire ait, kırk altı şiir kitabı incelenmiştir. Şiirlerden elde edilen veriler hermenötik yöntemi ile analiz edilerek yorumlanmış, böylelikle yazıldığı dönemin tarihsel bağlamı ile birlikte günümüzde ne şekilde anlaşıldığı tespit edilmeye çalışılmıştır. 1950-1980 dönemi şiirlerinin çocuk ve çocukluk imgesi bakımından oldukça zengin olduğu, şiirlerde çocuk imgelerine sıklıkla yer verildiği görülmüştür. Aile, çocuk ve çocukluk temaları ekseninde, yedi ana tema başlığı altında, yirmi yedi alt başlıkta çocuk ile ilgili temalara değinilmiştir. Şiirlerde çocuk ve çocukluk ile ilgili işlenmiş olan genel temalar ve bunlara ait alt tema sayısı çok olduğundan, bulgular kısmında sosyolojik ve kültürel bağlamın dönem şiirlerine yankısını çevreleyen dört ana başlığa ait beş alt temanın şiir örnekleri verilerek, bu örnekler kavramsal çerçeve ışığında derinlemesine yorumlanmıştır. Araştırmada, 1950-1980 dönemi şiirlerinde; çocuğun değeri ve çocukla ilgili beklentiler, çocuk ve toplumsal hayat, çocuk ve hayat bilgisi, çocuk ideoloji ve politika, çocuk ve çevre, çocuğun ruh hali ile dünyanın çocukları başlıklarında işlenen yedi temel çocuk ve çocukluk teması bulgulanmış ve kategorize edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, Cumhuriyet edebiyatının bu döneminde ortaya konulan edebi eserlerin modernleşmeyi tarihsel ve toplumsal gelişmelerin etkisiyle çok yönlü olarak yansıttığı, şiirin de bu dönemde yapı ve içerik bakımından gelişme kaydettiği tespit edilmiştir. Cumhuriyet Dönemi toplum yapısında görülen değişmelerin şiirlerde çocuk temasını etkilediği, geleneksel aile yapısından kentli modern aileye geçiş süreçlerinin çocuk ve çocukluk temaları ekseninde işlendiği anlaşılmıştır.1950-1980 yılları arasında çok sayıda şair tarafından, birbirinden farklı edebi zihniyet ve geleneğin etkisinde, pek çok şiirde işlenen çocuk ve çocuklukla ilgili temalar, çocuğa önceki dönemlerden farklı olarak özel bir konum atfeden bir biçimde ve sıklıkla ele alınmıştır. Bu durum da çocuk ve çocukluk ile ilgili temaların modernleşme ile birlikte büyüyüp geliştiğini göstermektedir. Araştırmada bulgularına ve yorumlarına yer verilen çocuğun toplumsal kimliği, çocuğun aile için önemi, çocuk ve yoksulluk, çocuğun yetiştirilmesi ve eğitimi ile çocuk ve aile değerleri alt temaları, şiirlerde çocuğun kısmen şairlerin ideolojik eğilimleri doğrultusunda bir inşa süreci olarak işlenmekle birlikte, genel olarak toplumun en değerli üyesi, toplumsal yapıdan ve kültürden yararlanılarak yetiştirilmesi gereken bir birey olarak görülmüş olduğunu ortaya koymuştur. Anahtar Sözcükler: Çocuk, Çocukluk, Çocuk Edebiyatı, Çocuk ve Şiir, Modern Türk Şiiri, Edebiyat Sosyolojisi, Şiirlerde Çocuk Teması

Müslüm Engin
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın öğretmenlerin yöneticilikten ayrılma deneyimlerinin incelenmesi: Bir fenomenolojik çalışma

Bu araştırma, kadın öğretmenlerin yöneticilikten ayrılma nedenlerini fenomenolojik bir yaklaşımla derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. Farklı branşlarda ve eğitim kademelerinde görev yapmış, yaşları 35 ile 54 arasında değişen ve daha önce yöneticilik deneyimi bulunan 13 kadın öğretmenden oluşan çalışma grubundan elde edilen veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmış ve tematik analiz tekniğiyle çözümlenmiştir. Bulgular, kadın eğitim yöneticilerinin görevden ayrılma kararlarının yönetim kadrosuyla yaşanan sorunlar, toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin zorluklar, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine maruz kalma, yöneticilikte yaz tatili süresinin azlığı, iş tatmini yetersizliği, eğitim sistemindeki sık değişikliklere bağlı rahatsızlık hissi ve psikolojik yıpranma gibi yedi ana tema etrafında şekillendiğini göstermektedir. Katılımcılar, üst yönetimle iletişim sorunları, erkek egemen örgüt kültürü, destek eksikliği, aile ve çocuk bakım sorumluluklarının yoğunluğu, iş-yaşam dengesizliği, cinsiyet temelli önyargılar ve kurum içi adaletsizlikler gibi nedenlerin görevden ayrılma kararlarında etkili olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca kadın emeğinin görünür olmaması, yöneticilik pozisyonlarının toplumsal cinsiyet kalıpları doğrultusunda dağıtılması ve kariyer ilerleme fırsatlarının sınırlı görülmesi gibi etkenler de ayrılma sürecini besleyen unsurlar arasında yer almaktadır. Sonuç olarak araştırma, kadın eğitim yöneticilerinin yöneticilikten ayrılma kararlarının bireysel tercihlerden çok yapısal ve toplumsal cinsiyet temelli engellerle ilişkili olduğunu ortaya koymakta; bu durum, eğitim yönetimi alanında toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirmeye yönelik politikaların geliştirilmesi ve kadın yöneticilerin kurumsal olarak daha güçlü biçimde desteklenmesi gerektiğine işaret etmektedir.

Gonca Yelman Gerçek
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1900
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı uyruklu kadınların şiddet deneyimlerinin 6284 sayılı Kanun kapsamında incelenmesi: Trabzon ili örneği

Şiddet, özellikle kadınları etkileyen en büyük toplumsal sorunların başında gelmektedir. Bu sorun, göçmen kadınlar açısından çok daha karmaşık ve derin bir boyut kazanmaktadır. Şiddet ve göç olgularının iç içe geçmiş yapısı ve karşılıklı etkileşimi, her iki konunun birlikte ele alınmasını önemli bir hale getirmektedir. Göç sürecinde kadınlar göçün beraberinde getirdiği ekonomik, sosyal ve kültürel zorlukların yanında kadın olmaktan kaynaklanan sorunlarla da karşı karşıya kalmaktadırlar. Böyle bir ortam kadınların, şiddetin farklı biçimlerine karşı daha savunmasız kalmasına yol açmakta ve korunma mekanizmalarına duyulan ihtiyacın da artmasına sebep olmaktadır. Bu bağlamda bu çalışma, Türkiye'de yürürlükte olan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un yabancı uyruklu kadınların şiddet deneyimleri üzerindeki etkisini Trabzon ili örneğinde ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada, Trabzon ilinde ikamet eden yabancı uyruklu kadınların şiddet deneyimleri, maruz kalınan şiddet karşısındaki davranışları, şiddet olgusuna yönelik düşünceleri ve kültürel değerleri, Türkiye'ye geldikten sonra yaşadıkları ve gözlemledikleri değişimler ile 6284 Sayılı Kanun kapsamından yararlanma süreçleri incelenmektedir. Bu kapsamda, nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve görüşmecilerle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmecilere kartopu örneklemi yöntemiyle ulaşılmış ve veriler içerik analizi yöntemiyle yorumlanmıştır. Afganistan, Irak, İran, Rusya ve Suriye ülkelerinden Türkiye'ye göç etmiş on beş yabancı uyruklu şiddet mağduru kadın ile görüşülmüştür. Bu süreçte şiddet mağdurlarının şiddeti tanımlama biçimleri, şiddet uygulayan kişilerin profilleri, şiddetin mağdur üzerindeki duygusal etkileri, şiddet sonrası yardım isteme davranışı, kök ülkenin şiddete karşı tutumu ve yardım arama imkanları, Türkiye ile kök ülke arasındaki farklar, 6284 Sayılı Kanun hakkındaki bilgi düzeyi ve hizmet alma durumu, hizmet alımında karşılaşılan zorluklar, memnuniyet durumu ve şiddetle mücadeleye ilişkin önerilere dair çeşitli konularda görüşleri değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, yabancı uyruklu şiddet mağduru kadınların 6284 Sayılı Kanun'dan kısmen yararlandıklarını, Kanun'un uygulanma süreçlerinde çeşitli değişikliklere gidilmesi ve süreçte, yabancı uyruklu kadınların birtakım özel durumlarının dikkate alınması gerektiğini göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Şiddet, Göç, Yabancı Uyruklu Kadın, Kadına Yönelik Şiddet, 6284 Sayılı Kanun

Hande Hacısalihoğlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin toplumsal cinsiyet algısı ve duygu sosyalleştirme davranışı ile çocuğun anneye bağlanma türünün çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, 5 ve 6 yaşlarında çocuğu olan annelerin toplumsal cinsiyet algıları ve çocuklarına gösterdikleri duygu sosyalleştirme davranışları ile çocukların annelerine bağlanma biçiminin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, toplumsal cinsiyet algısının annelerin doğum öncesi cinsiyet beklentisi ve doğum şekline yönelik seçimlerini ne yönde etkilediği de incelenmiştir. Bu amaçla Bursa'da okul öncesi eğitim kurumlarında eğitim gören toplam 139 olmak üzere, 5-6 yaş kız ve erkek çocuklar ile aynı çocukların anneleri araştırmaya katılmıştır. Araştırma ilişkisel karşılaştırmalı tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Katılımcılardan elde edilen veriler, IBM SPSS 26 programı ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları annenin toplumsal cinsiyet algısı ile olumlu duygu sosyalleştirme davranışları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Ayrıca bu araştırma annenin toplumsal cinsiyet algısı ile çocuğun annesine bağlanması arasında anlamlı bir ilişki olduğunu da göstermektedir. Araştırma içindeki diğer önemli bulgu da annenin toplumsal cinsiyet algısı ile yaptığı doğum türü ve doğum öncesi cinsiyet beklentisi arasında anlamlı bir ilişki olduğudur. Ancak yapılan bu çalışma sonucunda annenin duygu sosyalleştirme davranışı ile çocuğun annesine bağlanması arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna da ulaşılmıştır. Sadece kaçınmalı bağlanma türü ile annenin duygu odaklı tepkilerinde zayıf bir ilişkiye rastlanılmıştır. Aynı zamanda annenin doğum öncesi cinsiyet beklentisi, çocuğun cinsiyeti ve doğum türü ile annenin olumlu duygu sosyalleştirme davranışının anlamlı bir ilişki içinde olmadığı da belirlenmiştir.

Ana-babaya bağlanmaAna-çocuk bağlılığıAnneler+2
Kübra Kaya Şengül
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00