889
Archived Theses
1
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Ortaöğretim kurumlarında görev yapan yöneticilerin yönetim görevi esnasında karşılaştıkları engeller
Bu araştırma ortaöğretim kurumlarında görev yapan yöneticilerin yönetim görevi esnasında karşılaştıkları engellerin tespit edilmesi amacıyla yapılmıştır.Araştırma İstanbul ili Anadolu yakasında bulunan Ümraniye, Üsküdar, Kadıköy, Sultanbeyli, Kartal ilçelerindeki Anadolu liselerinde, genel liselerde ve fen liselerinde görev yapan 119 yönetici üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma için toplanan veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir.Bu araştırmada yöneticilerin yönetim görevi esnasında karşılaştıkları engellerin cinsiyet, görev, kıdem, öğretmen sayısı, okul türü, görev yapılan okul türü (devlet-özel) değişkenlerine göre farklılıkları incelenmiştir.Bu araştırmadaki veriler yöneticinin yönetim görevi esnasında karşılaştıkları engeller ölçeği anketi ile toplanmış ve anketler yöneticiler okullarında birebir ziyaret edilerek uygulanmış ve gereken yerlerde açıklamalar yapılmıştır. Anket 36 sorudan oluşmaktadır.Araştırmada kullanılan yöneticilerin yönetim görevi esnasında karşılaştıkları engeller ölçeği dört alt faktörden oluşmaktadır. Veriler %(yüzde), t-testi, Anova (Tekyönlü varyans analizi), scheffe testi yapılarak yorumlanmıştır.
Kant ve Rousseau'nun insan doğası ve eğitim anlayışları
Bu çalışma, 18 yüzyıl Aydınlanma filozofu olmalarına rağmen çağımızın sorunlarına ışık tutan, düşünce tarihinde önemli etkiler bırakmış ve halen bunu devam ettiren iki büyük düşünür Rousseau ve Kant'ın felsefelerinde insan doğası ve eğitim arasındaki ilişkileri ortaya koymayı, yeri geldikçe de karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda araştırma, literatür incelemeye dayalı basılı, yazılı kaynaklardan yararlanarak gerçekleştirilmiştir. Kant ile özgürlük hakkındaki aykırı görüşleriyle birçok çevrede tepkiyle karşılanan Rousseau'nun en önemli ortak noktası, her iki düşünürün ilk olarak insanın doğuştan saf, temiz ve iyi olduğunu öne sürmeleridir. Fakat toplum ve siyaset hakkındaki görüşlerinin farklılığı gerek etik alanda gerekse eğitim alanında farklı sonuçlara ulaşmalarına neden olmuştur. Bu bağlamda Rousseau, insanın doğal gelişimine, doğaya ve doğallığa uygun olarak şekillenen bir eğitim verilmesi gerektiğini savunurken Kant, aklı kendisine inceleme konusu yaparak ideal bir eğitimi, insanın arzu ve eğilimlerine göre değil, aklın ilkelerine diğer bir ifadeyle ahlak yasasına uygun bir şekilde yetiştirilmesinde görür. Dolayısıyla Kant, gerçek eğitimi, insan doğasını disiplineetmek suretiyle onu kültürleme, medenileştirme ve ahlâkileştirme süreci olarak değerlendirmesiyle Rousseau'dan ayrılır. Anahtar Kelimeler:Eğitim, İnsan Doğası, Kant,Rousseau
Bireysel ve işbirlikli blogla bütünleştirilmiş yazma öğretiminin normal ve üstün zekalı öğrencilerin yazma performanslarına etkisi
Bu araştırmada karma öğretim tasarımına dayalı bireysel ve işbirlikli blogla bütünleştirilmiş yazma öğretiminin, ilköğretim 5.sınıf düzeyindeki üstün ve normal zekalı öğrencilerin Türkçe dersindeki yazma performanslarına etkisi incelenmiştir. Araştırmada deneysel desenlerden 'öntest sontest kontrol gruplu desen' uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu ilköğretim 5. sınıf düzeyinde deney 1 grubunda 9, deney 2 grubunda 12 ve kontrol grubunda 9 olmak üzere 30 üstün zekalı ve deney 1 grubunda 9, deney 2 grubunda 12 ve kontrol grubunda 9 olmak üzere 30 normal zekalı toplam 60 öğrenciden oluşmuştur. Uygulama deney 1 gruplarında karma öğretim tasarımına dayalı bireysel blogla bütünleştirilmiş yazma öğretimiyle, deney 2 gruplarında ise karma öğretim tasarımına dayalı işbirlikli blogla bütünleştirilmiş yazma öğretimiyle ve kontrol gruplarında yüzyüze yazma öğretimiyle sürdürülmüştür. Öntest ve sontest olarak uygulanan sınav kağıtları, 'Yazma Performansı Değerlendirme Ölçeği' kullanılarak üç sınıf öğretmeni tarafından değerlendirilmiştir. Değerlendirmeci uyumu Pearson korelasyon analiziyle incelenmiş olup yüksek düzeyde, pozitif yönlü anlamlı korelasyon bulunmuştur. Veriler Mann Whitney U testiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın birinci hipotezi kapsamında üstün, ikinci hipotezi kapsamında normal zekalı öğrencilere ilişkin elde edilen bulgularda deney 1 ve kontrol grubu öğrencilerinin yazma performansları arasında deney 1 grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür. Araştırmanın üçüncü hipotezi kapsamında üstün zekalı öğrencilere ilişkin elde edilen bulgularda deney 2 ve kontrol grubu öğrencilerinin yazma performansları arasında deney 2 grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür. Araştırmanın dördüncü hipotezi kapsamında normal zekalı öğrencilere ilişkin elde edilen bulgularda deney 2 ve kontrol grubu öğrencilerinin yazma performansları arasında anlamlı fark görülmemiştir. Araştırmanın beşinci hipotezi kapsamında üstün zekalı, altıncı hipotezi kapsamında normal zekalı öğrencilere ilişkin elde edilen bulgularda deney 2 ve deney 1 grubu öğrencilerinin yazma performansları arasında deney 1 grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür. Araştırmanın yedinci hipotezi kapsamında ise üstün zekalı, sekizinci hipotezi kapsamında normal zekalı öğrencilere ilişkin elde edilen bulgularda deney 1, deney 2 ve kontrol gruplarındaki öğrencilerin yazma performanslarının cinsiyete göre anlamlı fark göstermediği bulunmuştur.
Sinir-dilsel programlama (NLP) destekli dil öğretme-öğrenme modeli
Bu çalışma Sinir-Dilsel Programlama tekniklerini açıklayarak, SDP'nin yabancı dil öğretme-öğrenme sürecinde nasıl etkin bir şekilde kullanılabileceğini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde çalışmanın artalanı, amacı ve kapsamı yer almaktadır.İkinci bölüm SDP'nin tanımı, tarihçesi, varsayımları, temel kavramları ve kullanım alanları ile SDP'de önemli bir yere sahip olan Değerler ve İnançlar konularını kapsamaktadır.Üçüncü bölümde Çerçeveleme, Farklı Bakış Açıları, Eğretileme ve Sözcüklerin Gücü ana başlıkları altında SDP'nin dil ile olan bağlantısı açıklanarak iletişimde dilin önemi SDP'nin yaklaşımıyla ortaya konulmuştur.Dördüncü bölümde yabancı dil eğitiminde SDP'nin rolü anlatılarak öğrenici biçemlerinin öğrenme sürecindeki önemi açıklanmıştır.Beşinci bölümde önce SDP destekli dil öğretme-öğrenme ile ilgili olarak Rusya'da yapılmış olan bir çalışmaya yer verilmiştir. Daha sonra SDP Destekli Dil Öğretme-Öğrenme Modeli sunulmuştur. SDP tekniklerine uygun olarak hazırlanmış olan ders gereçleri yine SDP tekniklerine uygun bir şekilde işlenen derste kullanılmıştır. Aynı zamanda kısıtlı ders süresinden dolayı sınıfta uygulanamayan SDP teknikleriyle hazırlanmış etkinliklere de bu bölümde yer verilmiştir.Altıncı bölüm, Sonuç ve Öneriler başlığı altında, uygulanan SDP Destekli Ders Modeli ile ilgili olarak öğretmen ve öğrencilerin yorum ve önerilerini kapsamaktadır. Son olarak SDP destekli dil öğretme-öğrenme modeli için hazırlanan ders gereçleri Ekler başlığı altında yer almaktadır.
İlköğretim öğretmenlerinin öz-oluşum türleriyle, mesleki etkililik algıları ve tercih ettikleri öğretme stilleri arasındki ilişki
İlköğretim Öğretmenlerinin Öz-Oluşum Türleriyle, Mesleki Etkililik Algıları ve Tercih Ettikleri Öğretme Stilleri Arasındki İlişkiAraştırmanın amacı, İlköğretim öğretmenlerinin öz-yeterlik algılarının öz-oluşum türlerine ve tercih ettikleri öğretme stillerine göre incelenmesidir. Araştırmanın modeli ilişkisel tarama modeli olarak seçilmiştir.Araştırmanın evrenini, İstanbul'da resmi ve özel ilköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenleri ile 6.-8. sınıflarda görev yapan Türkçe, Matematik, Sosyal Bilgiler, Fen ve Teknoloji, Müzik, Resim, Beden Eğitimi, Yabancı Dil, Bilgisayar, Sosyal Bilgiler, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri oluşturmuştur. Araştırmada örneklem tayini oransız küme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. 1691 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmuştur.Araştırmada kullanılan birinci ölçek, öğretmenlerin öz-oluşum türlerini saptamak amacıyla Singelis (1994) tarafından geliştirilen ve Çukur tarafından Türkçe'ye uyaranan ?Öz-oluşum Ölçeği?dir. Araştırmacı tarafından ölçeğin Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı .72 olarak hesaplanmıştır. İkinci ölçek öğretmenlerin öz-yeterliklerini saptamak amacıyla Gibson ve Dembo (1984) tarafından geliştirilen ve daha sonra Guskey ve Passaro (1994) tarafından yeniden gözden geçirilen ?Öğretmen Yeterlik Ölçeği? dir. Ölçeğin Türkçe uyarlaması, yapı geçerliği ve güvenirlik çalışması Diken (2005) tarafından yapılmıştır. Ölçeğin iç tutarlılık katsayısı .71 olarak hesaplanmıştır. Ölçme araçlarından üçüncüsü, öğretmenlerin öğretme stillerini saptamak amacıyla Mamchur (1996) tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması Saban tarafından yapılan ?Yetişkinler İçin Tip Göstergesi Envanteri? dir. Envanterin güvenirlik çalışması, araştırmacı tarafından yaplmıştır. Test-tekrar test yöntemi ile elde edilen güvenirlik katsayısı .68; Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı ise .79 olarak hesaplanmıştır. Araştırmada öğretmenlerin kişisel bilgilerini saptamak amacıyla kullanılan bir diğer veri toplama aracı da ?Kişisel Bilgi Formu?dur.Araştırma sonucunda, ilköğretim öğretmenlerinin öz-yeterlik algıları ile cinsiyetleri, okul türü, mesleki kıdemleri arasında anlamlı farklılaşma saptanmıştır.Öğretmenlerin öz-yeterlik algıları ile mezun oldukları okul türü ve branşları arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır.Ayrıca öğretmenlerin öz-yeterlik algı düzeyleri öğretim stillerine göre anlamlı bir farklılık göstermezken, öğretmenlerin öğretme stilleri ile öz-oluşum türleri arasında anlamlı farklılık bulunmuşturAnahtar Kelimeler: İlköğretim öğretmeni, öz-oluşum, öz-yeterlik algısı, öğretme stili.
İlköğretim okulu müdürlerinin yöneticilik görevlerine ayırdıkları zaman ile etkili zaman kullanımını engelleyen etkenler arasındaki ilişki
Bu araştırmada, ilköğretim okulu müdürlerinin yönetici görevlerine ayırdıkları zaman ve etkili zaman kullanımını engelleyen etkenlerden etkilenme düzeylerinin yaş, cinsiyet, bitirdiği eğitim düzeyi, toplam hizmet süresi, yöneticilik kıdemi, yöneticiliğe atanma şekli, yöneticilik ve zaman yönetimi eğitimi alıp almaması, yöneticilik eğitiminin kaynağı değişkenlerinin etki edip etmediği, ayrıca okul müdürlerinin yöneticilik görevlerine ayırdıkları zaman ile etkili zaman kullanımını engelleyen etkenler arasında bir ilişki olup olmadığının ortaya konulması amaçlanmıştır.Tarama modelindeki araştırmada araştırmacı tarafından geliştirilen ?Yönetici Görevleri Ölçeği? ve Aksoy tarafından geliştirilen ?Etkili Zaman Kullanımını Engelleyen Etkenler Ölçeği? kullanılmıştır. Araştırma verileri 2006?2007 öğretim yılında İstanbul ili Gaziosmanpaşa, Fatih ve Şişli ilçelerinde 130 ilköğretim okulu müdürüne uygulanan anketle elde edilmiştir. Veriler, aritmetik ortalama, t-testi, bir boyutlu varyans analizi, LSD testi ve pearson korelasyon katsayısı yöntemleri ile bilgisayarda SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırma sonucunda okul müdürlerinin yöneticilik görevlerine ayırdıkları zaman, alt boyutlarının tümünde ?çok?, zaman yönetim engellerinden etkilenme düzeyleri genel olarak ?orta? düzeyde çıkmıştır. Yaş, cinsiyet, bitirdikleri eğitim düzeyi, toplam hizmet süreleri, yöneticilik kıdemleri, yöneticiliğe atanma şekli, yöneticilik eğitimlerinin kaynağı ve zaman yönetimi eğitimi alıp almamaları değişkenlerine göre yönetici görevleri için ayırdıkları zaman arasında anlamlı fark bulunamamış, yöneticilik eğitimi alıp almamaları değişkenine göre anlamlı fark bulunmuştur. Yaş, cinsiyet, toplam hizmet süresi, yöneticilik kıdemleri, yöneticiliğe atanma şekilleri, zaman yönetimi eğitimi alıp almamaları değişkenlerine göre zaman yönetimi engellerinden şikayet düzeyleri arasında anlamlı fark bulunamamış, bitirdikleri eğitim düzeyi, yöneticilik eğitimlerinin olup olmaması, yöneticilik eğitimlerinin kaynağı değişkenlerine göre anlamlı fark bulunmuştur. Araştırmada ayrıca ?işgören hizmetleri? ile ?toplantıların gereksiz yere uzaması? ve ?okunacak belgelerin çokluğu? ile ?öğrenci hizmetleri? arasında negatif ilişki bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Zaman Yönetimi, Yönetici Görevleri, İlköğretim Okulu
Öğrenci güdülenmesini etkileyen öğretmen özellikleri ve bu özelliklerle ilgili öğretmen farkındalığı
Öğretmenlerin sınıf içinde karşılaştıkları zorluklardan biri de hiç şüphesiz ki güdülenme sorunudur. Güdülenme, çeşitli anlamları içinde barındıran geniş bir yelpaze olarak görülebilir. Güdülenme sözcüğü, insan zihninin önemli bir yanına vurguda bulunuyor olması açısından araştırmacılara olduğu kadar uygulayıcılara da yarar getirecektir. Bu yönü ile güdülenme, kişinin sahip olduğu ve makul olarak kabul edilebilecek düşünceler ile ilişikli özelliklerin aksine, kişinin ne istediği veya neyi arzuladığı ile ilgilidir. Bu sorunun aşılmasında, öğretmenin konu ile ilgili bilgi düzeyi ve sınıftaki uygulamaları etkin rol oynayacaktır. Bu uygulamaların başında öğrencileri özgül güdülenme ile ilgili bilgilendirmenin geliyor olması doğal karşılanmalıdır. Bu çalışmada, öğretmenlerin öğrenci güdülenmesini sağlamak için kullanabileceği stratejiler ile ilgili bilgi düzeyi ve bu stratejileri öğretim ortamı içerisinde ne derece etkin olarak kullandıkları araştırılmıştır. Bu nitel çalışmada, sınıf gözlemleri ve sözlü görüşmelerden yararlanılmıştır. Gözlemler, sınıf içerisinde olup biten ile ilgili gerçekçi bilgilerin doğal yollardan edinilebilmesine olanak sağladığı düşünüldüğünden ötürü tercih edilmiştir. Geniş bir artalan bilgisi taramasından sonra, öğretmenlerin kullanabileceği güdüleyici stratejiler belirlenmiş ve deneklerin bu konudaki bilgi düzeyi ve sınıftaki uygulamaları incelenmiştir. Marmara Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulunda gerçekleştirilen bu çalışmaya on yabancı dil eğitimcisi gönüllü olarak katılmıştır. Bu araştırma, öğretmenlerin yararlanabileceği güdüleyici stratejilerin sayıca çeşitliliği göz önüne alındığında, ihtiyaç duyulanın nicelikten çok nitelik olduğu gerçeğini ortaya koymuştur.
İstanbul ili, ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin değişime dirençleri ve direnç nedenleri
Örgütler çevreyle sürekli etkileşimde bulunan birer açık sistemdir. Bu nedenle de çevrede meydana gelen değişmelere uyarlanmak için değişmek zorundadır. Değişim her örgütün varlığını devam ettirmesi için gerekli bir olgudur.İçinde bulunduğumuz çağ değişimin en fazla ve en hızlı olduğu bir çağdır. Ekonomide, sosyal alanda, kültürel yaşamda, siyasal ve toplumsal düzeyde ve teknolojik yapıda eskiden çok farklı değişimler ve yenilikler yaşanmak¬tadır. Aynı şeyi eğitim örgütleri açısından da söylemek olanaklıdır. Bu gelişmeler, eğitim örgütlerinin yapı ve işleyişinde değişim ihtiyacını yaratmış ve değişime direnci de beraberinde getirmiştir. Değişime direncin önlenmesi için, değişimin planlı bir biçimde yürütülmesi önem kazanmıştır.Bu araştırmanın genel amacı, İlköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin değişime direnç nedenlerine yönelik tutumlarını; öğretmenlerin kendilerini değişime açık görmeye ilişkin görüşlerini; bu tutum ve görüşlerin öğretmenlerin bazı kişisel değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymaktır.Araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada, öğretmenlerin kişisel özelliklerini belirlemek için altı sorudan oluşan bir form; değişime direnç nedenlerini belirlemek için ?Ergin Değişim Ölçeği? kullanılmıştır. Anket formları toplam 486 öğretmene uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler aritmetik ortalama, yüzde, standart sapma, kaykare (X2), varyans analizi ve t-testi gibi teknikler kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırmada şu sonuçlar elde edilmiştir:1.Araştırmada kişilerin çoğunluğunun kendilerini değişime açık olarak algıladıkları görülmüştür.2.Kişilerin kendilerini değişime açık görmeye ilişkin görüşleri ile yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi ve okulun statüsü değişkenleri arasında farklılık bulunmamıştır.3.Kişilerin değişime direnç nedenlerinin en yüksek düzeyde olanı ?rasyonalizasyon?, ?mücadele kaygısı? ve ?genel değişime dirençtir?. En düşük düzeyde olanları ise ?bekle gör? ve ?eskiyi koruma? boyutları olarak bulunmuştur.4.Kişilerin değişime dirençleri, kişisel değişkenlerine göre farklılaşmaktadır.5.Kişilerin değişime dirençleri, kendilerini ne ölçüde değişime açık gördüklerine göre farklılaşmaktadır.
Öğretmen algılarına göre anadolu lisesi müdürlerinin etkili müdürlük davranışları
Bu araştırmada, öğretmenlerin algılarına göre Anadolu Lisesi Müdürleri'nin etkili müdürlük davranışlarını gösterme sıklıklarının belirlenmesi ve öğretmenlerin bireysel özelliklerine göre, öğretmen algıları arasında istatistiksel olarak anlamlı faklılıklar olup olmadığını ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır.Genel tarama modeli ile çalışılan bu araştırmada, veri toplama aracı olarak, Dağlı (2000) tarafından geliştirilen ve iki bölümden oluşan anket formu kullanılmıştır. Araştırma verileri, 2007-2008 öğretim yılında İstanbul İli Avrupa Yakası Anadolu Liselerinde görev yapan 1008 öğretmene uygulanan anketlerle elde edilmiştir. Elde edilen veriler, istatistiksel olarak ?aritmetik ortalama?, ?standart sapma?, ?t-testi? ve ?tek yönlü varyans analizi? yöntemleri ile bilgisayarda SPSS 11.5 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırma sonucunda, öğretmenlerin Anadolu Lisesi Müdürlerinin etkili müdürlük davranışlarını gösterme sıklığına ilişkin algıları ?çoğu zaman? olarak ortaya çıkmıştır. Cinsiyet, kıdem, okuldaki çalışma süresi, ödül durumu faktörlerine göre, öğretmen algıları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamış olup tüm bu öğretmenlerin algılarına göre müdürler etkili müdürlük davranışlarını ?çoğu zaman? yerine getirmektedir. Ancak hizmet içi eğitim alan ve almayan öğretmenlerin algıları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır. Hizmet içi eğitim alan öğretmenlerin algılarına göre müdürlerin etkili müdürlük davranışlarını gösterme sıklığı daha azdır.Okul müdürlerinin etkili müdürlük davranışlarını ?her zaman? gösterebilmeleri için uygun koşullar sağlanmalı, okul yöneticiliği politikaları yeniden gözden geçirilmeli, mevzuatta okul müdürlerinin etkili olabilmelerini sağlayacak değişiklikler yapılmalı, etkili müdürlük davranışlarını tanımlamada kullanılacak geçerli ölçütler belirlenmeli, ilgili eğitim gereksinimleri saptanmalı ve karşılanmalıdır. Okul müdürlerine yönelik olarak hizmet içi eğitim, kurs, seminer ve konferanslar düzenli aralıklarla uygulanmalı, bu programlarda etkili müdürlük ve öğretim liderliği ile ilgili konulara ağırlık verilmelidir. Müdürler sınıfları dersler esnasında bizzat ziyaret etmelidir. Okul müdürlerinin bürokratik iş yükleri azaltılmalı, bu sayede müdürler öğrenci ve öğretmenlere daha fazla zaman ayırabilmeli ve bunun sonucu olarak da öğretim etkinliklerinin eşgüdümü, yönetimi ve denetimini daha iyi yapabilir hale getirilmelidir.
İlköğretim müfettişlerinin çağdaş eğitim denetimi ilkelerine ve kliniksel denetime yönelik davranışlarına ilişkin öğretmen algıları
Bu arastırmanın genel amacı ?lköğretim Müfettislerinin Çağdas Eğitim Denetimi ?lkelerine ve Kliniksel Denetime yönelik davranıslarına iliskin öğretmen algılarının neler olduğunu belirleyerek; bu algıların arastırmaya katılanların kisisel değiskenlerine göre anlamlı farklılık gösterip göstermediklerini ortaya koymaktır. Arastırmanın evreni ?stanbul ili Avrupa Bölümü ?lköğretim okullarında çalısmakta olan öğretmenlerden olusmaktadır. Arastırmanın örneklemini, okul büyüklüğü göz önünde bulundurularak, random yoluyla belirlenen toplam bes ilçeden 30 resmi ilköğretim okulu olusturmustur. Arastırmaya 634 öğretmen katılmıstır. ?lköğretim müfettislerinin Çağdas Eğitim Denetimi ?lkeleri ve Kliniksel Denetime yönelik davranıslarını ölçmek amacıyla arastırmacı tarafından gelistirilen anket kullanılmıstır. Anketlerden elde edilen verilerin çözümlenmesinde standart sapma, frekans, yüzde ve aritmetik ortalamalardan yararlanılmıstır. Cinsiyet, öğrenim durumu, kıdem ve okul büyüklüğü (okulda çalısan öğretmen sayısı) değiskenlerine göre farklılıkları test etmek amacıyla ise T testi, Anova ve Post Hoc testlerden yararlanılmıstır. Arastırma sonucunda elde edilen bulgular söyledir: 1. ?lköğretim müfettislerinin Çağdas Eğitim Denetimi ?lkelerine yönelik davranıslarına iliskin öğretmen algılarının genel aritmetik ortalaması ( X =2,85) ?biraz katılıyorum? düzeyindedir. 2. ?lköğretim müfettislerinin Kliniksel Denetime yönelik davranıslarına iliskin öğretmen algılarının genel aritmetik ortalaması ise ( X =2,92) puanla aynı sekilde ?biraz katılıyorum? düzeyindedir. 3. ?lköğretim müfettislerinin Çağdas Eğitim Denetimi ?lkeleri ile Kliniksel Denetime yönelik davranıslarına iliskin öğretmen algıları karsılastırıldığında her iki boyut arasında istatiksel olarak p<.05 düzeyinde anlamlı bir farklılık olduğu görülmektedir. Öğretmenlerin Kliniksel Denetime yönelik algıları Çağdas Eğitim Denetimi ?lkelerine iliskin algılarına göre daha olumludur. 4. ?lköğretim müfettislerinin Çağdas Eğitim Denetimi ?lkelerine yönelik davranıslarına iliskin öğretmen algılarının cinsiyet, öğrenim durumu ve okul büyüklüğü değiskenlerine göre farklılık göstermediği ancak kıdem yönünden öğretmenlerin algıları arasında .05 düzeyinde anlamlı bir fark olduğu saptanmıstır. 5. ?lköğretim müfettislerinin Kliniksel Denetime yönelik davranıslarına iliskin öğretmen algılarının cinsiyet, öğrenim durumu, kıdem ve okul büyüklüğü değiskenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüstür.