
243
Archived Theses
2
DOIs Assigned
1%
DOI Rate
Archived Theses
Türkiye'nin enerji ekonomisi: Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye enerji politikalarının yapısal uyum sorunları
Türkiye'nin enerji ekonomisine ve dünyadaki konumuna dikkati çeken bu çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Gerek dünya ve AB, gerekse ülkemiz için hazırlanan veriler tablolar halinde sunulmuştur. Bu veriler ışığında öncelikle dünya üzerindeki yerimiz incelenmiş ve AB uyum sürecinde ortak enerji politikası irdelenmiştir. Avrupa Birliği ile müzakere sürecinde bulunan ülkemizin önünde bulunan engeller, mevcut durum ve tedbir paketleri üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölüm tamamen Türkiye'ye ayrılmış ve enerji alanında planlı döneme geçiş ile birlikte Türkiye'nin geçmişten günümüze ayrıntılı bir arşiv çalışması yapılmıştır. Son olarak günümüz ekonomi politikalarının işlerliğinin artırılmasına yönelik verimlilik tedbirlerinin altı çizilmiştir.
Gelişmekte olan ülkelerde kadın eğitimi ile büyüme ve kalkınma arasındaki ilişki
Eğitim, toplumların ekonomik ve sosyal olarak ilerlemesi için mutlak olarak ihtiyaç duyulan bir öğrenim sürecidir. Eğitim ve kalkınma arasında çok önemli bir ilişki mevcuttur.Eğitimin iktisadi gelişme ve refahı artırdığının genel kabul görmesiyle birlikte, bu konuyla ilgili yapılan çalışmalar artırmış ve daha özellikli alanlara yönelinmiştir. Bu alanlardan biri olan kadın eğitimi ve kadın-erkek arasındaki eğitim açığı, ekonomik boyutları incelendiğinde araştırmaya değer bulguların olduğunu göstermektedir. Eğitim göstergeleri kadın ve erkek arasında eşit dağılmamakta ve ülkelerin gelişmişlik düzeyine, yaş ve gelir gruplarına göre farklılık göstermektedir.Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kadın eğitimi, kalkınma planlarında görmezlikten gelinmiştir. Ancak, eğitimin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi birçok ampirik çalışmaya konu olmuş ve hemen hepsinde eğitimin büyümeye önemli ölçüde katkı sağladığı tespit edilmiştir. Ayrıca eğitimin kadınlara sağladığı getirinin, erkeklere göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgular, kadınların eğitim düzeylerinin yükseltilmesi gereğinin ekonomik gerekçesini oluşturmaktadır.Çalışmada, gelişmekte olan ülkelerde kadın eğitiminin ekonomik büyümeye katkısı ve Türkiye'deki kadın eğitim oranlarının büyüme ve üretim üzerindeki etkileri ekonometrik bir çalışma ile incelenmiştir. Uygulama sonucunda Türkiye'de kadın eğitimi ve kadınların istihdamı ile büyüme arasında anlamsız bir ilişki, buna karşın gelişmekte olan ülkelerde kadın eğitimi ile büyüme arasında anlamlı ancak kadının ekonomik aktivitelere katılım oranı ile büyüme arasında anlamsız bir ilişki bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Eğitim, Büyüme, Kadın Eğitimi, Eğitim ve Kalkınma
Bilgi teknolojileri dış kaynak kullanımı ve Hindistan ekonomisine etkileri
Outsourcing kavramı, daha önce firma bünyesinde yapılan üretim ya da hizmetlerin, maliyetlerde avantaj elde etmek amacıyla, kendi adına ve hesabına yerli ya da yabancı, yurt içinde ya da dışında bulunan başka bir firmaya yaptırılarak temin edilmesi şeklinde tanımlanmaktadır.İçinde yaşadığımız yeni yüzyıl, sadece imalat sanayi faaliyetlerinin değil, aynı zamanda hizmet alanlarının da yabancı ülkelerde üretim yapmanın büyük bir hızla yaygınlaştığı bir yüzyıldır. Bu konuda, yükselen ekonomiler içerisinde önemli bir yeri olan ve dünya ekonomisiyle bütünleşme çabalarında göstermiş olduğu başarı ile dikkatleri üzerine çeken Hindistan, en başarılı atılımları yapmış ve bu sayede en ciddi ihracat gelirlerini yaratmıştır.Hint özel sektörü diğer yükselen ekonomilerden farklı çalışmaktadır ve diğer yükselen ekonomilere göre çok daha büyük ve gerçek etkinliğe dayalı bir rekabet gücüne sahiptir. 1990'lı yıllardan sonra hızlı bir büyüme ile dikkatleri çeken Hindistan'ın 2050 yılında dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olacağı belirtilmektedir.Çalışmada, Hindistan ekonomisinin gelişimi incelenmiş ve Türkiye'nin gelecek ile ilgili stratejilerini belirlemesinde örnek teşkil eden Hindistan Bilgi Teknolojileri sektörünün, küresel rekabet ortamında göstermiş olduğu başarısını nasıl gerçekleştirdiği ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Gaziantep organize sanayi bölgesindeki firmaların ar-ge ve teknoparklara yaklaşımı üzerine bir uygulama
Ekonomik anlamda post modern dünyanın yaşadığı değişim yenilik iktisadı üzerinde biçimlenmektedir. Yenilik iktisadının temelini araştırma ve geliştirme (Ar&Ge) faaliyetleri oluşturmaktadır. Zira yenilik iktisadı teknolojik gelişmelere, teknolojik gelişmeler bilgi üretimine, bilgi üretimi de profesyonel Ar&Ge birimlerinin faaliyetlerine bağlıdır. Firmaların büyüme ve gelişmesi Ar&Ge yapıp yapmamalarına bağlı hale gelmiştir. Profesyonel araştırma ve geliştirme birimleri ise teknoparklarda yoğunlaşmaktadır.
Yatırım teşviklerinin bölgesel gelişmişlik bazında değerlendirilmesi
Son yıllarda dünya ekonomisinde hızlı bir değişim yaşanmaktadır. Özellikle 1980'lerden itibaren tüm dünyayı etkisi altına alan küreselleşme hareketinin ardından, 2008 yılında ABD'de mortgage sisteminin çöküşü ile başlayan ekonomik krizin dünyayı etkisi altına alması, tekrar devlet müdahalesini gündeme getirmiştir.Serbest piyasa sisteminin geçerli olduğu ülkelerde devletin ekonomiye müdahalesi genellikle teşvik ve caydırma politikalarıyla olmaktadır. Bu bağlamda, teşvik uygulamaları, dünya ülkeleri için koruma ve yönlendirme aracı olarak son zamanlarda daha büyük bir önem kazanmıştır. Böylece, öncelikle ekonomiyi canlandırmak ve bölgesel kalkınmayı hızlandırmak amaçlanmaktadır.Bu çalışmada, öncelikle teşvik ve bölgesel kalkınma kavramları incelenmekte, daha sonra Türkiye'de bölgeler arasındaki gelişmişlik farklılıkları üzerinde durularak, teşviklerin bölgeler arasındaki dağılımı ile olan ilişkisi incelenmektedir. Son olarak, uygulama 1. kısmında 1980-2006 yılları arasındaki veriler kullanılarak bölgesel bazda verilen teşvik miktarları ile Türkiye'nin GSYİH'nın arasındaki ilişki araştırılmaktadır. Araştırma sonucuna göre, Türkiye'nin yedi bölgesinden batıda yer alan ve diğerlerine nazaran daha gelişmiş olarak gözlenen Ege, İç Anadolu, Karadeniz ve Marmara Bölgelerinde verilen teşviklerin, Türkiye'nin GSYİH ile ilişkisi anlamlı bulunmuştur. Uygulama 2. kısmında ise bölgesel bazda verilen teşvik miktarları ile Türkiye'nin istihdamı arasındaki ilişki araştırılmaktadır. Araştırma sonucuna göre, Türkiye'nin batısında yer alan, diğerlerine nazaran daha gelişmiş olarak gözlenen ve nitelikli istihdamın merkezi olan Marmara ve Ege Bölgeleri ile tam tersi doğuda yer alan, en az gelişmiş olan ve en az teşviki alan Doğu Anadolu ve Güney D. Anadolu Bölgelerinde verilen teşviklerin, Türkiye'nin istihdamı ile ilişkisi anlamsız bulunmuştur. Diğer yandan, Akdeniz, İç Anadolu ve Karadeniz Bölgelerinde verilen teşviklerin Türkiye'nin istihdamı ile ilişkisi anlamlı bulunmuştur.
Türkiye'nin enerji sektörünün ekonomik analizi
Enerji konusu Dünya'da ve Türkiye'de son yıllarda oldukça popüler bir konu olmakla birlikte ülkelerde büyüme ve kalkınmanın devam etmesi için de önemli bir unsurdur.Sürdürülebilir enerji, ülke çıkarlarının korunması, enerjide dışa bağımlılığın azaltılması, küresel ısınmanın durdurulması, çevre değerlerinin iyileştirilmesi için çevreyi daha az kirleten özellikle yenilenebilir veya alternatif yerli enerji kaynaklarına yönelmek gerekmektedir. Bununla birlikte enerjinin verimli kullanılması da enerji politikalarının içerisinde yer almaktadır.Bu çalışmada yenilenebilir enerji kaynakları Dünya ve Türkiye ölçeğindepotansiyel ve kullanım miktarları açısından değerlendirilmeye çalışılmıştır. Dünyagenelinde yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımında artış olduğu görülmüştür.Türkiye alternatif enerji kaynakları bakımından potansiyel olarak iyi durumda olmakla birlikte kullanım miktarları ve üretim açısından düşük seviyelerdedir. Dünya genelinde gelecek yıllarda toplam enerji üretimi içerisinde alternatif enerjilerin payının artması beklenmektedir.
Avrupa Birliği mali yardımları
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki mali ilişkiler, 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı'na kadar, 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanan, Ankara Antlaşması'nda kabul edilen Mali Protokoller kapsamında yürütülmüştür. İmzalanan bu mali protokollerin amacı, Türkiye ekonomisinin hızlı kalkınmasını sağlamaktır. Bu amaçla, Ankara Antlaşması'nda dört mali protokol imzalanmış, ancak bunlardan üç tanesi hayata geçirilebilmiş, dördüncü mali protokol ise siyasi nedenlerden dolayı uygulanamamıştır. Bu protokollerden sonra, mali ilişkiler proje bazında kredi-hibe şeklinde gerçekleşmiştir.Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki mali ilişkilerde iki önemli dönüm noktası bulunmaktadır. Bunlar, Türkiye'nin Birliğe aday ülke olarak kabul edildiği Helsinki Zirvesi ve Gümrük Birliği'nin kabul edilmesidir.Bu çalışmada, Avrupa Birliği'nin yapısı, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile olan ilişkilerinin kronolojik süreci, Türkiye'nin, diğer aday ülkelerin ve üye olmayan ülkelerin Topluluk ile olan mali ilişkileri incelenmiş ve Türkiye'nin durumu ile diğer ülkelerin durumu mali ilişkiler yönünden karşılaştırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği Mali Yardımları, Avrupa Birliği, Avrupa Birliği ve Türkiye Arasındaki Mali İlişkiler
Üniversite-sanayi işbirliğinde teknoparkların yeri ve Gaziantep Teknoparkı
Üniversite-sanayi işbirliği, üniversitelerdeki mevcut bilgi birikimi ve yetişmiş insan gücü ile sanayinin mevcut tecrübesi ve finansal gücünün bir sistem dahilinde birleştirilmesi sonucu ortaya çıkan bilimsel, teknolojik ve ekonomik faaliyetlerin bütünüdür. Üniversite sanayi işbirliği günümüzde sıkça tartışılmaya başlanan konulardan biridir.Üniversite-sanayi işbirliğinin gerçekleştiği ABD, Japonya ve İngiltere gibi ülkeler, dünya genelinde gelişmiş ülkelerdir. Yapılan araştırmalar sonucunda, ülkemizde üniversite-sanayi işbirliğinin yeterince tesis edilemediği ve işletilemediği görülmüştür. Bunun temelinde birçok neden bulunmaktadır; tarafların birbirlerini yeterince tanımaması, üniversite eğitim-öğretim programlarının sanayiye dönük olmaması, tarafların birbirlerine karşı güvensizliği, mali kaynak ve işbirliğini düzenleyecek bir organizasyonun olmaması, mevzuatların üniversite-sanayi işbirliğini teşvik edecek nitelikte olmaması gibi. Tüm bu sorunlar yanında tarafları finansal (mali) açıdan veya diğer konularda işbirliğine zorlayıcı tedbirlerin olmaması, üniversite-sanayi işbirliğini engelleyen sorunların başında gelmektedir. Özellikle üniversitelerin mali özerkliklerinin olmaması, her şeyin devletten beklenmesine yol açmaktadır.Teknoparklar, teknoloji üretim merkezleri olarak ülke ekonomisi açısından önem taşıyan yeni bir organizasyon biçimidir. Bu çalışmada, üniversite-sanayi işbirliği ve teknopark kavramları açıklanarak Gaziantep Teknopark hakkında bilgi verilmekte, Dünya ve Türkiye deneyimleri incelenmektedir. Gaziantep Teknopark'ın gelecek yıllarda Gaziantep ekonomisine önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.Anahtar kelimeler: Sanayi, üniversite, işbirliği, teknopark, teknokent.
Küreselleşme sürecinde değişim ve devlet Türkiye örneği
Günümüzde var olan devletlerin (yeni ve eski, zengin ve fakir, merkezi ve çevresel), hepsi güçlerini ve egemenliklerini yavaş yavaş ve dikkati çekecek şekilde aşındıran, birçok gelişmeden etkilenmektedir. Küreselleşme, ulus devletlerin ve onların yönetim aygıtı olan kamu yönetimlerinin dikkate almak zorunda olduğu bir değişim ve dönüşüm sürecini ifade etmektedir. Devletleri etkileyen ve aşındıran bu faktörler, çoğunlukla küreselleşmeyi oluşturan süreçlerle ilgilidir. Küreselleşme süreci ulus devletleri, kendi çıkarları doğrultusunda dönüşüme uğratarak yeni işlevler yüklemekte ya da belli işlevleri sürdürmesini beklemektedir. Bu nedenle çalışmada, küreselleşmenin karşısında ya da yanında olmak gibi bir amaç güdülmemiş, ülkemizin içerisinde bulunduğu coğrafyanın dinamiklerini algılayarak küreselleşme sürecinden merkez ülkeleri gibi kazançlı çıkmasını sağlayacak politikalar öngörmesi ve uygulamasına katkıda bulunulmak istenmiştir.Çalışmamızda ulus devletin ve kamu yönetiminin ekonomik, siyasi, hukuki, ve yönetimsel olarak, küreselleşmeyle birlikte geçirdiği değişim süreci, bu süreçte etkili olan faktörler ve bunların birbirleriyle etkileşimi ile bu etkileşimin özellikle 1980 sonrası dönemde devlet yapımız üzerindeki etkileri incelenmiştir. Tezimizde ulus devletler dünyasının değiştiği, küreselleşmenin bu değişimin önemli bir kaynağı olduğu, küreselleşmenin değişik yollarla ulus devletlerin rollerini ve birbiriyle ve küresel politik sistemdeki diğer aktörlerle olan ilişkilerini değiştirdiği, bu değişimin, belli sınırlar içerisindeki geleneksel mutlak egemenliği aşındırdığı, ulus devletin bağımsız ekonomik ve sosyal politikaları izleme kapasitesini zayıflattığı, ancak devletlerin, geleneksel anlamda olmasa da ?egemen? kaldığı, hala devlete önemli ölçüde otonom bir alan bıraktığı ve ulusal rekabeti artırmak için yeni kontrol alanları sağladığı sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, değişim, ulus devlet, kamu yönetimi
Bankacılıkta risk yönetimi ve finansal istikrar için önemi
Bankacılık sektörü, ülkenin tasarruflarını yöneterek ve kaynakları katma değer yaratacak alanlara yönlendirerek, büyümeye finansman yönünden katkıda bulunmaktadır. Bankacılık sektöründe yaşanan sıkıntılar ekonominin birçok makro ve mikro değişkenini etkileyerek istikrarsızlığa yol açabilmektedir. Söz konusu özelliğinden dolayı sektörün etkin bir biçimde yönetiminin sağlanması ekonomik istikrar açısından önem arz etmektedir. Bankaların hem verimli bir şekilde çalışabilmelerinin hem de sağlam bir mali bünye ile belirli bir karlılık düzeyini yakalayabilmelerinin koşullarından biri de etkin risk yönetimine sahip olmalarıdır. Faaliyetleri çeşitlenen ve karmaşıklaşan bankaların faaliyetlerini sürdürürken maruz kaldıkları riskler de çeşitlenmekte ve karmaşıklaşmaktadır. Faaliyetlerin ve hizmetlerin fiyatlandırılması aşamasında risk faktörünün büyük önem kazanması bankaların risk yönetimi hususu üzerinde daha yoğun düşünmesine sebep olmaktadır. Etkin risk yönetimi bankaların, mevcut olan veya oluşabilecek risk faktörlerini analiz ederek etkili ve verimli bir şekilde çalışmalarının koşullarından biridir. Çalışmada bankacılık sektörü ve sektörün maruz kaldığı riskler incelenmiş ve Türkiye'de bankacılık sektörünün son 10 yıllık konsolide mali verileri ülkemizde yaşanan ekonomik gelişmelerle birlikte analiz edilmeye çalışılmıştır.