
5
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Diz çevresi kemik tümörü sonrası uygulanan kişiye özel kemik protezinin alt ekstremite biyomekaniği üzerindeki etkileri
Son yıllarda 3B baskı teknolojisi tıp alanında artan şekilde uygulanmaktadır. Tümör rezeksiyonundan sonra kemik defektlerinin onarımı ve yeniden inşası için 3B baskı teknolojisinin yardımıyla kişiselleştirilmiş plaklar ve protezler tasarlanmaktadır. Uygulanan tedavinin vücut biyomekaniğine etkilerini ölçmek tedavinin etkinliğini belirlemekte ve daha iyi sonuçlar için yapılması gerekenlerin tespitinde önemli ve gereklidir. Belirlenen sonuçlar uygulama sonrası iyileşmede vücut biyomekaniğinin daha sağlıklı olması için yapılması gereken tedaviye de yol gösterici olacaktır. Ayrıca önce yapılan değerlendirmeler bu patolojinin ne gibi farklılıklara sebep olduğunu belirlemekte önemlidir. Çalışmanın amacı, bu farklılıkları verisel olarak ortaya koymak ve sonuçlar doğrultusunda yapılacak çözüm çalışmalarına bir istatistiksel veri sunabilmektir. Bu amaç ile cerrahi öncesi ve sonrası eklem hareket açıklığı ölçümü ve yürüyüş değerlendirmesi yapılmıştır. Eklem hareket ölçümü, alt ekstremite eklemlerine gonyometre ile uygulanmıştır. Yürüyüş değerlendirmesi kişinin belirlenen dört metre uzunluğunda yürüyüş parkurunda yürüyüşünün önden ve yandan video kaydına alınarak yapılmıştır. Alt ekstremitede; kalça eklem hareketleri, diz eklem hareketleri ve ayak bileği eklem hareketleri değerlendirilmiştir. Kalça fleksiyon ve ekstansiyon hareketlerinin, diz fleksiyon ve ekstansiyon hareketlerinin, ayak bileği dorsifleksiyon ve plantar fleksiyon hareketlerinin gonyometrik ölçümü yapılmıştır. Yürüyüş değerlendirmesinde; yürüyüş hızı, adım sayısı, salınım ve duruş fazları süreleri tespit edilmiştir. Cerrahi sonrası cerrahi öncesine göre patolojik ekstremitede kalça fleksiyonu, diz ekstansiyonu, ayak bileği plantar fleksiyonu ve kalça ekstansiyonu açılarında azalma meydana gelmiştir. Diz fleksiyonunda artış gözlemlenmiştir. Ayak bileği dorsifleksiyonunda bir değişim gözlemlenmemiştir. Cerrahi sonrası cerrahi öncesine göre patolojik olmayan ekstremitede kalça fleksiyonu, ayak bileği plantar fleksiyonu ve diz fleksiyon açıları artış gösterirken, kalça ekstansiyon açısı azalma göstermiştir. Diz ekstansiyonunda ve ayak bileği dorsifleksiyonunda bir değişim olmamıştır. Adım sayısında artış, yürüyüş hızında azalma gözlemlenmiştir. Cerrahi sonrası cerrahi öncesine göre tüm yürüyüş fazlarında artış meydana gelmiştir. Toplam salınım fazı duruş fazına göre daha fazla artış göstermiştir. Patolojik ekstremite duruş fazı salınım fazına göre daha fazla artış göstermiştir. Patolojik olmayan ekstremite salınım fazı duruş fazına göre daha fazla artış göstermiştir.
Omurga pedikül vida uygulamalarında vida kılavuz tasarımı
Omurga kırıkları ve deformite bozuklukları ortopedi cerrahisinde sık rastlanan durumlardandır. Omurga sisteminde oluşan rahatsızlıklarda konservatif tedaviler uygulanabilir. Bu tedavilerden yarar görülememesi veya bu tedavilerin uygulanamadığı hastalıklarda cerrahi girişimler gerekebilir. Omurga cerrahisinde enstürmantasyon adı verilen vidalama yöntemi çok sık olarak kullanılmaktadır. Omurgaya vida yerleştirme kırıklarda stabilizasyon için kullanılmaktadır. Deformitelerde ise korreksiyon başka bir değişle olması gereken hale getirmek için kullanılmaktadır. Vidalama ameliyatı ile desteğini ve dengesini kaybetmiş omurgaya yeniden stabil bir yapı kazandırmak amacı vardır. Omurlara sabitlenen her bir vidanın dikey ve yatay yönlerde belirlenmiş açısal ölçüleri bulunmaktadır. Bu açısal ölçülere uyulmadığı takdirde sinir dokusu zedelenmesi sorunu oluşabilmektedir ve hastada nörolojik komplikasyonlar meydana gelebilmektedir. Pedikül vidalarının uygulanması nörovasküler komplikasyonlar açısından risklidir. Vida açı ölçülerinde yapılacak en küçük yanılma bu komşu nöral ve vasküler yapılarda deformasyona neden olabilmektedir. Bu sebeple vidaların yerleştirilmesi doğru ve hassas bir şekilde yapılmalıdır. Bu çalışmada pedikül vidalarının daha doğru bir şekilde yerleştirilmesi için yeni bir kılavuz sistemi tasarlanmıştır. Tasarlanan kılavuz sistemi anatomik olarak omurga maketi üzerinde denenmiştir. Tasarladığımız kılavuz sisteminin, omurga ameliyatlarında vidalama yöntemi nedeniyle oluşabilecek riskleri azaltabileceği ve aynı zamanda hem hasta güvenliğini hem de cerrahi uygulama kolaylık sağlayabildiği gözlemlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Pedikül vida uygulamaları, torakal yaralanmalar, kılavuz tasarım, omurga kılavuz
Ortopedik implantların gevşemesinde titreşimin etkisi
Vidalı sistemler günümüzde otomotiv, havacılık ve sağlık gibi çok farklı sektörlerde kullanılmaktadır. 1900'lı yıllardan sonra, vida gibi bağlantı elemanlarının kullanıldığı alanların artması ve karmaşıklaşmasının bir sonucun olarak bu sistemlerin zayıflıklarının ortaya çıkmaya başlamıştır. Bunlardan en önemlisi ise vidalı sistemlerin yükler altında kendiliğinden gevşemesidir. 1950'lerden günümüze kadar bu konu hakkında çok çeşitli çalışmalar yapılmıştır ve halen daha yapılmaktadır. Bu yapılan çalışmalar sonucunda kendi kendine gevşemenin 3 ana sebebi olduğu konusunda fikir birliği olduğu söylenebilir. Bunlar titreşim, darbe ve sıcaklık değişimidir. Literatür detaylı olarak incelendiğinde vidalı sistemlerin genellikle farklı yükler altında çalıştığından dolayı, gevşemenin en önemli sebebi olarak titreşim gösterilmektedir. Titreşimle gevşeme üzerine yapılan çalışmaların çoğu cıvata ve somun ikilisi üzerinde yapılmıştır. Ortopedi sektöründe de vidalı sistemler yaygın olarak kullanılmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucunda ortopedi alanında kullanılan vidaların titreşimle gevşemesi üzerine bir çalışmanın olmaması ve stabilitenin ortopedide çok önemli olmasından yola çıkılarak, titreşmin ortopedik implantlarda kullanılan vidalar üzerindeki etkisini inceleyecek bir makinanın tasarlanması ve bu incelemelerin yapılması amaçlanmıştır. Literatürdeki çalışmalara paralel sonuçlar elde edeceğimizi düşündüğümüz bu çalışmada Junker test makinası sawbone ve kortikal vidalı bir sistemi test edebilecek şekilde tasarlanıp imal edilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda ortopedideki vida sistemlerinin de tahmin edildiği gibi benzer davranışlar sergilediği, titreşimli yükler altında gevşeme eğiliminde oldukları ortaya çıkmıştır.
Salyangoz salgıları ve kitosan temelli kıkırdak doku iskelelerinin biyouyumluluk ve mekanik özelliklerinin analizi
Kıkırdak hasarları ortopedi alanında oldukça sık görülen klinik bir durumdur. Otogreft, allogreft olarak bilinen geleneksel tedavi yöntemleri olmasına rağmen, bu tedaviler donör morbiditesi, enfeksiyonlar ve immünojenik reaksiyonlar gibi risk faktörlerine sahiptir. Yapılan son araştırmalar cerrahi işlemlerin yerine geçebilecek yöntemler oluşturmaya yöneliktir. Bu durum araştırmacıları doku mühendisliği alanına yöneltmiştir. Bu çalışmada kitosan, kitosan-slime ve kitosan-mukus içerikli doku iskeleleri üretilmesi ve oluşturulan yapıların, kıkırdak doku için uyumluluğunun araştırılması amaçlanmıştır. Kitosan-slime ve kitosan-mukus doku iskeleleri farklı oranlarda (%0.5, %1 ve %3) salyangoz (Helix aspersa) salgıları eklenerek oluşturulmuştur. Doku iskeleleri liyofilizasyon yöntemi kullanılarak elde edilmiş ve doku iskelelerinin morfolojisi taramalı elektron mikroskobu (SEM), kimyasal kompozisyonu Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FT-IR) ile belirlenmiştir. Ayrıca şişme oran testi, gözeneklilik deneyi, biyobozunurluk deneyi, biyomekanik (basma testi) analizler ve beş bakteri türü kullanılarak antimikrobiyal testler yapılmıştır. Amaçlandığı gibi salyangoz salgıları içeren doku iskeleleri üretimi gerçekleştirilmiştir. Polimere eklenen salgı oranları arttıkça mekanik dayanımın ve biyobozunurluğun arttığı, şişme oranının ise azaldığı gözlemlenmiştir. Elde edilen SEM görüntülerinde salgı oranının fazla olduğu yapıların gözenek çaplarında, kontrol grubuna göre azalma olduğu tespit edilmiştir. Ancak yapılan gözeneklilik deneyinde bütün grupların %80'in üzerinde gözenekliliğe sahip olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte yapılan antimikrobiyal testler sonucunda salgıların beş bakteri türünden, iki bakteri türüne etki ettiği görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Kitosan, Helix aspersa, Mukus, Slime, Kıkırdak Doku Mühendisliği
Hastaya özgü diz modeli ile ameliyat öncesi ve sonrası simülasyonu ve analizi
In this study, we propose a multibody tibiofemoral dynamic model to simulate passive knee motion with the intention of predicting surgical interventions. The knee is a bi-articular joint containing two compartments, tibiofemoral and patellofemoral. Patellofemoral articulation has an important function during active loading of the quadriceps muscle, while tibiofemoral articulation is always involved during both active and passive knee movements. The study focuses on passive knee exion by proposing a multibody dynamic model of the tibiofemoral joint that incorporates ligaments and contact surfaces. The presence of well-established clinical procedures and publicly available data repositories involving passive knee exion enables model validation and supports clinical integration. An anatomical knee model is developed, including bones, cartilage, and fteen ligaments. The ligaments' tensions, the cartilage, and bone contact forces constitute the overall internal force interactions. Passive knee exion is induced in the form of a joint motion function. It repetitively induced in both the cadaver and the model, resulting in ve joint movements: two rotational and three translational. Pearson's correlation resulted in a positive and strong association between the experimental and simulated joint motions (r>0.89). The resulting pairwise linear regression analysis indicates the estimations are statistically signicant (p<0.05) for the clinically dened abduction-adduction, internal-external, medial-lateral, anterior- posterior, and superior-inferior motions. The similarity for internal-external rotation has the highest correlation with R2=0.994. Knee laxity assessment results are consistent with experimental data and literature. The simulated anterior drawer test showed >5mm tibial translation for ACL rupture and <5mm for an intact ACL.