Dokuz Eylül University
Discipline

Odyoloji ve Konuşma Bozuklukları Anabilim Dalı

Dokuz Eylül University

10

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Tiyokolşikosid grubu kas gevşetici kullanan hastalarda, stapes kasının akustik refleks testi ile değerlendirilmesi

Tuba DEMİR, Tiyokolşikosid Grubu Kas Gevşetici Kullanan Hastalarda, Stapes Kasının Akustik Refleks Testi ile Değerlendirilmesi, Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Odyoloji, Konuşma ve Ses Bozuklukları Yüksek Lisans Programı 2015 Amaç: Tiyokolşikosid grubu kas gevşetici kullanımının akustik refleks üzerindeki etkilerini araştırmak, kas gevşeticinin akustik travmayı artıran bir faktör olduğunu vurgulamak ve kulak sağlığı açısından gerekli önlemlerin alınması hakkında öneriler geliştirmektir. Gereç ve Yöntemler: 20-40 yaş arası 38 erkek, 38 kadın toplam 76 sağlıklı bireylerde her iki kulak için tiyokolşikosid grubu kas gevşetici öncesi tespit edilen ipsilateral ve kontralateral 500 Hz, 1000Hz, 2000Hz ve 4000Hz'deki akustik refleks eşik değerleri ile; ilaç kullanımının 5.günü ve ilaç bitiminin 2.günü akustik refleks eşik değerleri ve parametreleri karşılaştırılmış ve akustik refleks eşik değişikliklerinin ilişkisi istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Tiyokolşikosid grubu kas gevşetici kullanım sonrası ölçülen akustik refleks eşiklerinin tamamında ilaç kullanmadan önceki döneme ve ilaç kullanım bitiminin 2.gününe göre yükselme olmuştur. Elde edilen sonuçlara göre ilacın verildiği gün her iki kulakta da özellikle 500 Hz frekansta daha belirgin olacak şekilde kontralateral ve ipsilateral eşik değerleri artmıştır.. Sonuç: Tiyokolşikosid grubu kas gevşetici kullanımı gürültünün akustik travma yapıcı etkisini potansiyelize eden bir faktördür. Bu durum koruyucu mekanizmanın ortaya çıkmasını engelleme anlamını taşımaktadır.

Tuba Demir
Baskent University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Adenoid hipertrofisinin orta kulak rezonans frekansına etkisi

Timpanometri orta kulak rahatsızlıklarının ayırıcı tanılarında kullanılan hassas, maliyeti düşük, non-invaziv ve basit bir yöntem olarak bilinir. Düşük frekanslı probe tone'ler sıklıkla kullanılmasına rağmen, kemikçik zincir ile ilgii rahatsızlıkların tansındaki hassaslığı sebebiyle daha yüksek frekanslı probe tone'lerin kullanılması klinik bağlamda kabul görmeye başlamıştır. Multifrekans timpanometri bilhassa admitansın bileşenlerinin (Kondüktans, kitle reaktansı ve rijitlik) prob frekansına göre değişimleri nasıl gösterdiği hakkında bilgi sağlar. Bu tür değişimlerin oluştuğu frekanslar patolojik ve normal durumlarda farklılıklar gösterebilirler. Adenoid hipertrofisi, östaki tüpünde tıkanıklığa neden olarak tekrarlayan akut otitis media veya effüzyonlu otitis mediaya neden olabilmektedir. Adenoidit ile birlikte nazal, postnazal akıntı, öksürük, uvula arkasında ve üzerinde kurutlar görülebilir. Bilindiği üzere adenoiditler genellikle tonsillit ile birlikte seyretmektedirler. Çocukta ağızdan nefes alma ve nazal konuşma görülmektedir. Çalışmamızın amacı adenoid hipertrofisinin orta kulak rezonans frekansına etkisini araştırmaktır. Çalışmaya 28 kişi (56 kulak) dahil edilmiş olup kontrol ve deney gruplarının her ikisine de otoskopik muayene, timpanometri ve multifrekans timpanometri uygulaması yapılmıştır. Multifrekans timpanometri değerlendirmesinde, prob tone'lere göre farklı sonuçlar elde edilmiştir. Sonuç olarak, multifrekans timpanometri uygulamasının orta kulak rezonans frekansına etki edebileceği düşüncesine ulaşılmıştır. Ayrıca multifrekans timpanometri kullanımının orta kulak patolojilerinin tespitinde yarar sağladığı ve klinikte rutin uygulamalar arasında yer almasının faydalı olacağını düşünülmektedir

AdenoidlerAkustik impedans testleriHipertrofi+2
Onur Murat Menteşe
Baskent University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Vokal kord nodülü olan hastalarda ses kalitesi ve stres düzeylerinin incelenmesi

Vokal kord nodülleri, ses problemlerinin içinde en sık karşılaşılan iyi huylu lezyonlardır. Çoğunlukla kadınlarda ve çocuklarda görülmekle birlikte, sesini profesyonel olarak kullananlarda ve vokal hijyenin korunması için yapılması gerekenlere dikkat etmeyenlerde de görülme ihtimali yüksektir. Ayrıca kişilerin karakter özellikleri, psikolojik durumları ve stres gibi aşırı kas gerilimine sebep olabilecek faktörler de vokal kord nodülü oluşumunda etkili olabilmektedir. Bu çalışmada, stres ile vokal kord nodülü arasındaki ilişkinin ortaya konması amaçlanmıştır. Araştırmaya, ses kısıklığı şikayeti ile Adana Seyhan Başkent Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı'na Haziran 2017-Ekim 2017 tarihleri arasında başvuran 31 hasta ile ses şikayeti olmayan ve larengeal muayenesi normal 31 gönüllü dahil edilmiştir. Katılan tüm bireylere larengeal muayene yapılmıştır. Daha sonra aerodinamik değerlendirme yapılarak Maksimum Fonasyon Zamanı ve s/z oranları hesaplanmış, tarafımızca hazırlanan kişisel bilgi formu doldurtulmuştur. Bireylerin ses problemlerini kendilerinin değerlendirmesi için Ses Handikap İndeksi (SHİ), stres düzeylerini belirleyebilmek içinse Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBÇTÖ) uygulanmıştır. Son olarak da Computerized Speech Labratory (CSL) programında yer alan Multi Dimensional Voice Parameters (MDVP) akustik analiz programı ile ses analizi yapılmıştır. Çalışma sonucunda, SHİ'nin tüm bölümlerinde, s/z oranlarında, SBÇTÖ'nün alt bölümlerinden biri olan Etkisiz Başa Çıkma Yöntemleri'nde ve MDVP'nin Mutlak Jitter (Jita), Yüzde Jitter (Jitt), Gürültü - Harmonik Oranı (NHR), Yüzde Shimmer (Shim), Mutlak Shimmer (ShdB), Frekans-Tremor Şiddet İndeksi (FTRI), Amplitüd Tremor Şiddet İndeksi (ATRI), Amplitüd Maksimum Varyasyonu (vAm), Ses Türbülans İndeksi (VTI) parametrelerinde vokal kord nodülü olanlarda olmayanlara göre anlamlı farklılık gözlenmiştir (p<0,05). Bu çalışmanın sonucunda ve benzer literatür çalışmaları göz önüne alındığında, vokal kord nodüllerinin fizyolojik ve psikolojik birçok sebebi olabileceği görülmüştür. Vokal kord nodülü olan hastalar değerlendirilirken objektif değerlendirmelerin yanında sübjektif değerlendirmelerin yapılmasının ve tedavi sürecinde bu kişilerin kişilik ve stres gibi psikolojik özelliklerinin de dikkate alınmasının yararlı olacağı sonucuna varılmıştır.

AkustikLaringeal neoplazmlarNodül+5
Merve Eroğlu
Baskent University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Meniere Hastalığında progresyonun odyolojik parametreler üzerine etkilerinin analizi

Amaç: Meniere Hastalığı dalgalı işitme kaybı, vertigo atakları, tinnitus ve kulakta dolgunluk ile karakterli bir hastalıktır. Remisyon ve ataklarla seyreder. Ataklar arasında hasta normaldir. İşitme kaybı zaman ile artar ve vertigo atakları azalır.Bu çalışmanın amacı Meniere Hastalarının zaman ilerledikçe işitme düzeyindeki azalmayı ve buna etki eden faktörleri incelemek, aynı zamanda hastaya gelecekte karşılaşabileceği sorunlar hakkında önceden bilgi verebilmektir.Yöntem: Tanımlanmış Meniere Hastalığı tanısı almış, en az 3 yıldır kontrol altında olan ve en az 3 odyometrik tetkiki olan 25 Hasta çalışma grubuna alındı. Hastaların olgu sorgulama formu ile ek patolojileri incelendi.Bulgular: Meniere Hastalığında işitme kaybının ilerlemesine etki edebilecek, hastalık süresi, vertigo atakları sayısı, stres, yaş, cinsiyet, sistemik hastalıklar, bilateral tutulum olması, tedavi gibi faktörler incelendi. İncelenen faktörlerin işitme eşikleri üzerine direkt bir etkisi bulunamadı. Ancak hastalık süresinin uzamasının yüksek frekanslardaki işitme kaybına etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulundu.Sonuç: Meniere Hastalığı, patolojinin dalgalı karakterde olması ve olgular arasındaki bireysel farklılıklar nedeniyle öngörülemeyecek klinik seyir izlemektedir. İncelenen faktörlerin Meniere Hastalığının progresyonunda istatistiksel anlamı bulunmamıştır. Tinnitus ve kulak dolgunluğu hastalık boyunca devam etmektedir. Stres, vertigo ataklarının başlamasında önemli bir etkendir. Hastaların uzun süreli ve yakın takibi gereklidir.Anahtar Sözcükler: Meniere Hastalığı, işitme kaybı, vertigo, progresyon, endolenfatik hidrops.

EndolenfKulak hastalıklarıMeniere hastalığı+3
Ahmet Onur Odabaşı
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Konuşma sesi uyaranına işitsel beyinsapı cevabı: Normatif veri çalışması

Konuşma sesi zengin harmonik bileşenler, dinamik amplitüd modülasyonları ve hızlı spektro-temporal değişimlerin olduğu kompleks bir yapıdır. Bu karmaşık yapıyı değerlendirmek için tone-burst, klik gibi basit uyaranlar yetersiz kalır. Beyinsapı seviyesinde, konuşmanın temporal ve spektral kodlamasının bütünlüğünü değerlendirmek için konuşma sesi uyaranı kullanılarak işitsel beyinsapı cevaplarının elde edilmesi gerekmektedir. S-ABR, konuşma hecesinin, işitsel beyinsapı tarafından nasıl kodlandığı hakkında doğrudan bilgi sağlayan, geçerli ve güvenilir bir araçtır. Çalışmamızda 18-35 yaş arası, ana dili Türkçe olan 30 sağlıklı bireyden (15 kadın, 15 erkek) 40 ms durasyona sahip yapay /da/ uyaranı ile S-ABR kaydı yapılarak, cevabın 7 majör (V, A, C, D, E, F, O) dalga pik latans ve amplitüd bilgisini içeren time domain gösterimi ile spektral piklerin (F0, F1, F2_HF) amplitüd bilgisini içeren frequency domain gösterime ait, cinsiyete özgü normatif değerlerin belirlenmesi planlanmıştır. EEG verileri, 32 kanallı headbox kullanılarak her bireyden 5 oturumda toplanmış, veri analizleri kayıt sonrası MATLAB programında yapılmıştır. Çalışmaya katılan her birey için, dalga piklerinin amplitüd büyüklüğü ve latans değerleri belirlenmiştir. Time domain ve frequency domain dalga formları tüm katılımcılardan elde edilmiş, kadınlarda konuşma seslerinin, beyinsapında zamansal olarak daha erken kodlandığı, konuşma uyaranına ait fundamental frekans ve harmoniklerinin enerji kodlamasında ise cinsiyetin etkili olmadığı belirlenmiştir. Elde edilen bu verilerin, farklı gruplarla yapılacak çalışmalar için temel oluşturacağı düşünülmüştür.

ElektroensefalografiKonuşmaSes+1
Arzu Kırbaç
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ventilasyon tüpü uygulanan seröz otitis media'lı çocuklarda absorbans değerlerinin karşılaştırılması

Otitis media çocukluk çağı hastalıkları arasında üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra en sık görülen ikinci hastalıktır. Otitis mediası olan çocukların problemlerini önleme veya azaltmada kullanılan yöntemlerden biri de ventilasyon tüpleridir. Orta kulağın ses transfer fonksiyonlarını değerlendiren immitansmetrik bir yöntem olan geniş bant timpanometri ile perforasyon varlığı ve ventilasyon tüpü uygulaması gibi klasik immitansmetrik ölçümlerin yapılamadığı durumlarda basınçsız absorbans ölçümü yapılabilmektedir. Bu çalışmanın amacı ventilasyon tüpü uygulaması yapılan çocukların ameliyat öncesi, ameliyattan bir hafta, bir ay ve üç ay sonra ölçülen geniş bant absorbans değerlerini karşılaştırmak ve ventilasyon tüpünün tedavi süreci için etkili bir kontrol mekanizması olup olmadığını değerlendirmektir. Çalışmaya, kontrol grubu olarak 1-8 yaş arası normal işitme ve orta kulak fonksiyonuna sahip 30 bireyin 60 kulağı, çalışma grubu olarak ise klinik endikasyonu ventilasyon tüpü uygulaması olan 1-8 yaş arası 30 bireyin 49 kulağı dahil edilmiştir. Gruplara saf ses odyometrisi, klasik timpanometrik ölçümler ve geniş bant timpanometrik ölçümler yapılmıştır. Çalışma grubuna ameliyat sonrası birinci hafta, birinci ay ve üçüncü ay olmak üzere üç kez daha geniş bant basınçsız absorbans ölçümü yapılmıştır. Çalışma grubunun ameliyat öncesi ölçülen basınçsız absorbans değerleri kontrol grubundan ve ameliyat sonrası ölçülen değerlerden tüm frekanslarda daha düşük çıkmıştır (p<0.05). Çalışma grubunun basınçsız absorbans değerlerinde ameliyattan sonra belirgin bir yükselme gözlenmiştir; üçüncü aya kadar bu yükselmenin devam ettiği ve üçüncü ayda absorbans değerlerinin kontol grubu absorbans değerleriyle eşit düzeye geldiği görülmüştür. Sadece 2000 Hz ile 4000 Hz arası frekansların absorbans değerlerinin kontrol grubuna göre farklı olduğu ve bu farkın istatistikel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0,05). Bu farkın sebebinin ventilasyon tüpü uygulaması ile oluşan perforasyon etkisinden kaynaklandığı düşünülmüştür.

Akustik impedans testleriKulak hastalıklarıOrta kulak+3
Samet Kılıç
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2018
11
Master'sOpen AccessTR

İlkokul bir, iki ve üçüncü sınıfa devam eden koklear implant kullanıcısı çocukların akademik ve sosyal becerilerinin değerlendirilmesi

Çalışmamızda, ilkokul bir, iki ve üçüncü sınıfa devam eden koklear implant kullanıcısı çocukların sosyal beceri, akademik yeterlilik ve problem davranışları normal akranlarıyla karşılaştırılmış, ayrıca dil becerileriyle aralarındaki ilişkiyi araştırılmıştır. Bu amaçla çalışmaya 32 koklear implant kullanıcısı çocuk (çalışma grubu) ile bu çocukların 160 sağlıklı sınıf arkadaşı (kontrol grubu) dahil edilmiştir. Çalışmaya katılan her bir çocuk için, 2005 yılında Sucuoğlu ve Özokçu tarafından Türkçeleştirilip geçerlik güvenirliği yapılan ve sosyal beceri, akademik yeterlilik, problem davranış alt ölçeklerinden oluşan Sosyal Beceri Derecelendirme Sistemi (SBDS) öğretmeni tarafından uygulanmıştır (1). Koklear implant kullanan çocuklara ayrıca TİFALDİ ölçeği ile alıcı ve ifade edici dil değerlendirmesi yapılmıştır. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda; çalışma grubu ile kontrol grubunun SBDS alt ölçekleri arasında kontrol grubunun lehine anlamlı fark bulunmuştur. Çalışma grubu, erken dönem (2 yaş öncesi) ve geç dönem (2 yaş sonrası) implant olanlar olacak şekilde 2'ye ayrılarak kontrol grubuyla beraber SBDS alt ölçekleri puanları arasında 3'lü istatistiksel karşılaştırma yapıldığında çalışma grubu ile kontrol grubu arasındaki farkı geç dönemde koklear implant olan grubun oluşturduğu görülmüştür. Çalışma grubunda yapılan, TİFALDİ Alıcı Dil ve İfade Edici Alt Testleri ile SBDS alt ölçekleri arasındaki korelasyon analizlerinde; Alıcı Dil Alt Testi puanları ile akademik yeterlilik alt ölçeği arasında pozitif yönde anlamlı korelasyon elde edilirken, İfade Edici Dil Alt Testi puanları ile sosyal beceri ve akademik yeterlilik alt ölçekleri arasında pozitif yönde anlamlı korelasyon elde edilmiştir. Ayrıca SBDS alt ölçekleri puanlarının kendi aralarında da anlamlı korelasyonlar gösterdiği elde edilmiştir.

Akademik başarıKokleaKoklea hastalıkları+5
Merve İkiz
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İşitme cihazı kalıbında çift ventin hasta memnuniyeti üzerine etkisi

İşitme cihazı özellikle iç kulağın etkilendiği işitme kayıpları için en uygun amplifikasyon yöntemidir. Uygun bir işitme cihazı, bireyin işitme kaybının olduğu frekanslarda ihtiyacı olan kazancı sağlayarak kulağa kaliteli ses iletebilmelidir. İşitme kaybının tipi, derecesi ve konfigürasyonu açısından en ideal işitme cihazı ve uygun kalıp seçimi önemlidir. Kulak kalıbına ventilasyon açma işlemi işitme kaybına göre belirlendiği gibi hasta konforuna göre seçimi de önemlidir. Çalışmamız, işitme cihazı kullanan bireylerin kulak kalıbına uygun tek ve çift açılan ventilasyonun akustik etkilerini ve hasta memnuniyeti üzerine etkisini göstermeyi amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda bilateral orta derecede sensörinöral işitme kaybına sahip işitme cihazı kullanan 30 hastanın (50 kulak) odyolojik ölçümleri ve REM değerlendirmeleri yapılıp, APHAB anketi ve VAS ölçeği uygulanılarak sonuçlar tek ventli kullanım ile çift ventli kullanımları karşılaştırılmıştır. Çalışmanın sonucunda serbest alan eşiklerinde ve konuşmayı ayırt etme skorlarında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05), REM uygulamasında cihaz kazancının değişmediği gözlenmiştir, REAR ölçümlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmemiştir (p>0,05). Yapılan APHAB memnuniyet anketinde tek vent ile cihazsız, çift vent ile cihazsız karşılaştırmalarında istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmiştir (p<0,01), ancak tek vent ve çift vent uygulaması arasında anlamlı fark gözlenmemiştir (p>0,01). APHAB alt ölçeklerinin tek vent ve çift vent arasında pozitif yönde güçlü bir korelasyon bulunmuştur (p<0,01). Bununla birlikte öznel bir değerlendirme olan VAS ölçeğinde sonuçların istatistiksel olarak anlamlı çıktığı gözlenmiştir (p<0,05). Elde ettiğimiz bulgular hastaların çift ventli kulak kalıplarının tek vente göre cihazlı serbest alan işitme eşiklerini, konuşma skorlarını, REM değerlerini ve APHAB memnuniyet anketi ile memnuniyeti etkilemediği, ancak VAS değerlendirme ölçeği ile hastalarda memnuniyetin arttığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: İşitme Cihazı, Kulak Kalıbı, Çift Vent, APHAB, VAS

Ağrı ölçümüHasta memnuniyetiKalıplar+6
Seda Ercan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İşitme kayıplı bireylerde eşiküstü işitsel işlemleme becerilerinin değerlendirilmesi

Günlük hayattaki iletişim becerilerimizi büyük ölçüde etkileyen işitsel performansımız; periferal işitme, işitsel işlemleme ve bilişsel işlemleme sistemlerinin bütünlüğüne bağlıdır. İşitme kayıplı bireylerin, azalan işitme hassasiyetlerinin yanında; eşik üstü ses kaynaklarındaki temporal ipuçlarını da işlemleyemedikleri, bu nedenle gürültülü ya da birden fazla ses kaynağı olan ortamlarda iletişim problemleri yaşadıkları belirlenmiştir. Yaşlanma ile beraber işitsel ve bilişsel birçok fonksiyonun etkilendiği ve azalan fonksiyonel becerilerin, iletişim becerilerini olumsuz yönde etkilediği bildirilmiştir. Bu çalışmada; yaş ile sensörinöral işitme kaybının, gürültüde konuşmayı anlama, eşiküstü işitsel işlemleme ve bilişsel işlemleme becerileri üzerine etkilerinin değerlendirilmesi ve gürültüde konuşmayı anlama, eşiküstü işitsel işlemleme ve bilişsel işlemleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi hedeflenmiştir. Bu amaç doğrultusunda; çalışma grubunda sensörinöral işitme kaybına sahip 18-39 yaş ve 40-60 yaş aralığında 10'ar birey; kontrol grubunda ise normal işiten 18-39 yaş ve 40-60 yaş aralığında 10'ar birey çalışmaya dahil edilmiştir. Tüm katılımcılara; gürültüde konuşmayı anlama becerisini değerlendiren Türkçe Matris Test ve Ünsüz Ses Tanımlama Testi, eşiküstü işitsel işlemleme becerisini değerlendiren Temporal Fine Structure (TFS) Hassasiyet Testi ile bilişsel becerileri değerlendiren Görsel-İşitsel Sayı Dizileri Testi-B Formu ve İşitsel Sözel Öğrenme Testi uygulanılarak sonuçlar karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda gürültüde konuşmayı anlama testlerinde ve TFS Hassasiyet Testinde işitme kayıplı bireyler ile normal işiten bireyler arasında, işitme kayıplı genç bireyler ile işitme kayıplı orta yaşlı bireyler arasında ve normal işiten genç bireyler ile normal işiten orta yaşlı bireyler arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Bilişsel testlerin tamamında, normal işiten genç ve orta yaşlı bireyler arasında anlamlı farklılık bulunurken (p<0,05), bazı alt testlerde diğer gruplar arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır. Gürültüde konuşmayı anlama testleri ile eşiküstü işitsel işlemleme ve bilişsel işlemleme testleri arasında korelasyon bulunmuştur. Ayrıca eşiküstü işitsel işlemleme ve bilişsel işlemleme testleri arasında da korelasyon mevcuttur. Çalışma sonucunda; sadece işitme kaybının değil yaşın da işitsel performansı önemli derecede etkilediği gözlemlenmiş, bu nedenle hem işitme kaybına sahip hem de normal işiten bireylerde, dinleme becerilerinin ya da işitme fonksiyonların tam olarak değerlendirilmesi ve problemlerin ortaya çıkartılabilmesi için daha bütüncül bir yaklaşımın gerekliliği vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Eşiküstü işitsel işlemleme, gürültüde konuşmayı anlama, bilişsel beceriler, temporal fine structure, sensörinöral işitme kaybı.

BilişGürültüKulak hastalıkları+3
Aysun Parlak Kocabay
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçe konuşan çocuklarda fonatuar aerodinamik özelliklerin belirlenmesi

Ses üretimi aerodinamik bir olaydır ve bu nedenle hava akışı ve hava basıncının değerlendirilmesi bireyin fonasyon sistemi hakkında anlamlı bilgiler vermektedir. Çalışmamızda, Türkçe konuşan 4.00-17.11 yaş arasındaki çocuklarda normatif veri oluşturulması ile yaş ve/veya cinsiyete bağlı değişkenlik gösteren aerodinamik verilerin belirlemesi amaçlanmıştır. Çalışmamıza 4.00-17.11 yaş arasında 120 çocuk katılımcı olarak alınmıştır. Grup I; 4.00-5.11 yaş, Grup II; 6.00-9.11 yaş, Grup III; 10.00-13.11 yaş ve Grup IV; 14.00-17.11 yaş olmak üzere dört grup oluşturulmuştur. Bu yaş gruplarının her birine 30'ar çocuk (15K,15E) yer almıştır. Çalışmamıza işitme kaybı, ses ve konuşma bozukluğu olmayan çocuklar dahil edilmiştir. Aerodinamik değerlendirme için KAY-PENTAX PAS Model 6600 cihazı kullanılmıştır ve 6 protokolde 56 parametrede değerlendirme yapılmıştır. Elli altı parametrenin 49' unda yaş ve/veya cinsiyete göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Bu farklılıklar kız ve erkek çocukların respiratuvar ve laringeal sistemindeki değişimlerle açıklanabilir. Expiratory airflow duration, expiratory volume, mean pitch, phonation time, peak expiratory airflow, mean expiratory airflow, SPL range, pitch range, target airflow, mean airflow during voicing, aerodinamik power, aerodinamik resistance ve acoustic ohms parametrelerinde running speech protokolü hariç diğer beş protokolde istatistiksel olarak 4 grup arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Running speech protokolünde yedi parametrede istatistiksel olarak Grup II, Grup III ve Grup IV arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Yedi parametrede running speech protokolü hariç diğer beş protokolde cinsiyete göre (erkek>kız) istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Dört parametrede running speech protokolü hariç diğer beş protokolde cinsiyete göre (kız>erkek) istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Aerodinamik değerlendirmenin hem tanı koyulurken hem de uygulanan tedavilerinin etkinliğinin belirlenmesinde uygun yöntem olarak kullanılabileceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Ses, aerodinamik analiz, pediatrik ses, pediatrik ses profili, fonatuar aerodinamik sistem

Aerodinamik özelliklerKonuşmaSes+4
Önal İncebay
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2018
20