Dokuz Eylül University
Discipline

Özel Hukuk (medeni Usul ve İcra İflas Hukuku) Anabilim Dalı

Dokuz Eylül University

8

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

8 Theses
Master'sOpen AccessTR

Menkul rehninin paraya çevrilmesi

Çalışmamız İcra ve İflâs Kanunu m. 145, 146, 147, 150/e, 150/f, 150/h, 151 ve 152'de düzenlenen ?Menkul Rehninin Paraya Çevrilmesi?ni içermektedir. Rehin ilişkisi çerçevesinde ekonomik olarak sıkıntıda olan kişi, aldığı borca karşılık kendine veya başkasına ait bir mal üzerinde, borcunu ödeyeceği ve rehni geri alacağı inancıyla alacaklı lehine rehin kurabilmektedir. Böylece alacaklıya borcun ödenmemesi hali için güvence sağlamış olmaktadır. Ancak rehin, alacağın tamamını temin etmekte olduğundan borcun çok küçük bir miktarı dahi ödenmemiş olsa, alacaklının rehinden alacağını tahsil etme hakkı gereği, rehnin paraya çevrilmesi gündeme gelmektedir. Taraflar bu şekildeki bir rehin sözleşmesini hem menkul hem de gayrimenkuller için yapabilmektedirler.Bizim yüksek lisans çalışmamızda ise, sadece menkul rehninin paraya çevrilmesi ayrıntılarıyla incelenmiştir. Çalışmamızda İcra ve İflâs Kanunu hükümlerinin yanı sıra, menkul rehninin paraya çevrilmesinde önemli bir etken olan taşınır rehninin kuruluşu ilkeleri ve hükümleri doğrultusunda Türk Medeni Kanunu'nun 939- 961. maddelerini de ayrıntılı olarak inceleme gereği duyulmuştur. Menkul rehninin kurulmasının ve hükümlerinin işleyiş sürecinde paraya çevrilme işleminden önce gelmesi nedeniyle çalışma planı içinde öncelikle Türk Medeni Kanun çerçevesinde genel olarak menkul rehninin ilkelerine ve ardından rehin tiplerine göre de kuruluşuna ve hükümlerine yer verilmiştir. Bununla birlikte menkul rehni türleri karşılaştırmalı olarak açıklanmış, takip aşaması ise geçerli olarak kurulan bir menkul rehninin olduğu varsayılarak, türlerine göre gruplandırılma yapılmadan anlatılmıştır.Anahtar Kelimeler: Menkul Rehni, Menkul Rehninin Kuruluşu, Menkul Rehninin İlkeleri, Menkulün Paraya Çevrilmesi, İcra Hukukunda Rehin.

Taşınır malTaşınır rehniİcra hukuku
Burcu Ece Tuna
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Bireysel ve Toplu İş Hukukunda tespit davaları

Tespit davaları, bir hukuki ilişkinin varlığı ya da yokluğunun veyahut içeriğinin tespiti için açılan davalardır. Bir belgenin sahteliği de tespit davasına konu olabilir. Tespit davasının türleri müspet ve menfi tespit davasıdır. Bir hukuki ilişkinin unsurları hakkında ayrı ayrı tespit davası açılamayacağı gibi maddi vakıalar da tespit davasına konu edilemez. Bir davada delil olarak kullanılabilecek ya da iddia ve savunma olarak ileri sürülebilecek hususlarda da tespit davası açılamaz. Davacının tespit davası açmakta hukuki bir yararı bulunması gerekmektedir. Hukuki koruma başka bir dava ile sağlanabiliyorsa tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmadığından, eda davası açılabilecek hallerde kural olarak tespit davası açılamaz. Fakat tespit davasının açılması, açık bir yasa hükmüyle tanınmışsa hukuki yararın bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılmaz.Tespit davaları, usul hukukunda bir kanun hükmüyle açıkça düzenlenmese de birçok kanunda tespit davalarına yer verilmiştir. İş mevzuatında da bu düzenlemeleri görmek mümkündür. Örneğin 2822 sayılı Kanun'un 46. maddesine göre bir grev veya lokavtın kanun dışı olup olmadığının tespiti, 60. maddeye göre uygulanmakta olan bir toplu iş sözleşmesinin yorumundan doğan uyuşmazlıkların çözümü için tespit davası açılabilir. Doktrin ve yargı kararlarında da tespit davaları, dava türleri arasında kabul edilmektedir.Tespit davası sonunda mahkemenin kabul veya red kararları tespit hükmü niteliğindedir. Bu kararla yeni bir hukuki durum ortaya çıkmaz yahut davalının bir borcu ödemesine, bir şeyi yapmasına hükmedilmez. Bu nedenle, tespit hükümleri kesin hüküm etkisi gösterse de cebri icra kabiliyeti bulunmamaktadır.

Gülümden Ürcan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Medenî Usûl Hukukunda adlî yardım

Medenî usûl hukukunda adlî yardım, devletin sunduğu adalet hizmetlerinden doğan yargılama giderlerinden ilgiliyi geçici olarak muaf tutmak olarak tanımlanır. Bu çalışmada medenî usûl hukuku bakımından adlî yardım kurumu ayrıntılı olarak incelenecektir. Bu kapsamda olmak üzere beş bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde, adlî yardımla ilgili genel bilgilere yer verilecektir. Yine bu bölümde karşılaştırmalı hukukta yer alan adlî yardım sistemleri hakkında bilgiler de verilecektir.Bir hakkın konusu olarak adlî yardım, kaynağını birçok anayasal temel hak ve ilkeden alır. Adlî yardımın anayasal temel hak ve ilkelerle ilişkisi ikinci bölümde ele alınacaktır. Ayrıca bu bölümde adlî yardımın medenî usûl hukukunun amacı ve medenî usûl hukukuna hâkim olan ilkelerle ilişkisi de incelenecektir.Hukukumuzda adlî yardımın düzenlenişi ile ilgili bilgilere üçüncü ve dördüncü bölümlerde yer verilecektir. Medenî usûl hukukunda adlî yardımın temel ilkelerinin düzenlendiği Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda adlî yardım konusu üçüncü bölümde incelenecektir. Dördüncü bölümde ise, adlî yardım bakımından özel düzenlemeler hakkında bilgiler verilecektir.Çalışmanın esas amaçlarından biri de, adlî yardımın düzenlemesi ve işleyişi ile ilgili sorunları tespit etmek ve bu sorunlara çözümler bulmaya çalışmaktır. Çalışmanın beşinci bölümünde ise bu konu hakkında bilgiler verilecektir.Anahtar Kelimeler: Adlî yardım, yargılama giderlerinden muafiyet, anayasal hak ve ilkeler, medenî usûl hukukuna hâkim olan ilkeler

Adli yardımHukukMedeni usul hukuku
Ayşe Kılınç
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Arabuluculuk ücreti

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun yürürlüğe girmesi sonucunda, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden biri olan arabuluculuk, hukukumuza dâhil edilmiştir. Mahkemelerin iş yükünün azaltılmasına yardımcı olan, uyuşmazlıkların geleceğe etkili olarak çözümlenmesi bakımından adalet hizmetlerinin ifasında rol oynayan ve dava şartı olarak arabuluculuğun da uygulanmaya başlanması ile birlikte hukukumuzda etkin bir şekilde yer alan arabulucunun, arabuluculuk faaliyeti kapsamında ücret alıp almaması ile söz konusu ücretin şartları önem arz etmektedir. Bu sebeple, bu çalışmanın konusunu arabuluculuk ücreti oluşturmaktadır. Tezin ilk bölümünde alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine kısaca değinilmiş, ardından bu yöntemlerden biri olan arabuluculuk genel olarak anlatılmıştır. Tezin ikinci bölümünde ise, arabuluculuk ücreti ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

ArabuluculukHukuki uyuşmazlıklarKanunlar 6325 sayılı+2
Özlem Önal
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tahkime elverişlilik doktrini

Bu çalışma Türk hukuk sistemi ve uluslararası hukuk doktrinin çeşitli yönlerini ele almakta olup, "tahkim" kavramını ve "tahkime elverişlilik", "tahkime elverişliliğe uygulanacak hukuk" ve "tahkime elverişliliğin çeşitli hukuk prensiplerine tahkime elverişliliğin yansıması" gibi çeşitli hususları tartışmaktadır. Ayrıca metin, tahkime elverişliliğin Türk hukuk sistemindeki rolünü, yasal sistem içindeki yeri ve işlevine de ışık tutmaktadır. "Tahkime elverişlilik" kavramı, bir anlaşmazlığın tahkim yoluyla çözülüp çözülemeyeceği sorusunu işaret eder. Bu, tahkim alternatif uyuşmazlık çözüm yönteminin, uygulanabilirliği ve ihtilaf türlerinin sınırları ile ilgilidir. Bu bağlamda, Türk hukuk sisteminde "tahkime elverişlilik" kavramının, uluslararası hukuk doktrini nezdinde farklı yönleri incelenmiştir. Türk hukukunda tahkim, anlaşmazlıkların daha hızlı ve özel bir şekilde çözülmesini sağlayan bir araç olarak önemli bir yer işgal etmektedir. Bu çerçevede, "tahkime elverişlilik" kavramı, hangi tür uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözülebileceği ve hangi türlerin bu mekanizmaya uygun olmadığı konusunda kritik bir rol oynamaktadır. "Tahkime elverişlilik" kavramı, bu alternatif çözüm yönteminin kapsamını ve sınırlarını belirleyerek, uyuşmazlık türlerinin tahkim yoluyla çözülebilirliğini analiz etmektedir. Sonuç olarak, metin Türk ve uluslararası hukuk sistemlerinin "arbitrability" kavramının çeşitlerini kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Tahkimin hukuk sistemdeki rolünü anlamak ve "tahkime elverişlilik" kavramının önemini kavramak, etkili bir hukuki çözüm sağlama sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır.

TahkimTürk hukukuUluslararası hukuk
Doğuş Daraoğlu
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Medeni Usul Hukuku yönünden elektronik adli iletişim

Bilgisayar ve internet teknolojilerinin gelişimine bağlı olarak devletlerin yargı sistemlerinde bilgisayarlardan yararlanma amacıyla oluşturdukları projeler hız kazanmıştır. Çalışma kapsamında yargı düzeninde gerçekleşen bu elektronik gelişmeler, mahkemeler ve yargılamaya katılan taraflar arasında adli bağlayıcılığı bulunan elektronik iletişim kapsamında ele alınmıştır. Bu kavrama ?Elektronik Adli İletişim? denilmektedir. Elektronik adli iletişim elektronik adaletin; elektronik adalet ise elektronik devletin bir uzantısıdır.Nasıl ki kâğıt ortamındaki imzalı belgelerde, imzanın belge sahibinin kimliğini tespit etme işlevi varsa; elektronik imzalı belgelerde de, elektronik imzanın bu işleve sahip olduğu söylenebilir. Bu nedenle elektronik ortamda gönderilen elektronik belgeler, elektronik imzalar ve elektronik sertifikalar üçüncü bölümde genel bir değerlendirme altında incelenmiştir.Klasik yargı düzeninde mahkemeler ve yargılamaya katılan taraflar arasındaki iletişim kâğıt ortamında sürmekte iken, elektronik iletişim ile birlikte kâğıt belgeler yerini elektronik belgelere bırakacaktır. Bu nedenle elektronik belgelerin tıpkı kâğıt ortamındaki belgeler gibi hüküm ifade etmesinin sağlanması gerekmektedir. 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu, güvenli elektronik imzalı belgelerin senet hükmünde olacağını düzenlemişken, elektronik ortamda düzenlenmiş belgelerin yazılı şekil şartını sağlayıp sağlamayacakları yönünde her hangi yenilik getirmemiştir. Oysa Adalet Bakanlığı'nın yürüttüğü Ulusal Yargı Ağı Projesi kapsamında davaların elektronik ortamda açılması imkânı tanınmaktadır. Çalışmamızda elektronik ortam yolu ile dava açılabilmesi için yapılması gerekli düzenlemeler, bu konuda mevzuatında önemli değişiklikler yapmış Alman Hukuku örneklenerek değerlendirilmeye çalışılmıştır

Onur Oğlakçıoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Medeni Usul Hukuku yönünden elektronik adli iletişim

Bilgisayar ve internet teknolojilerinin gelişimine bağlı olarak devletlerin yargı sistemlerinde bilgisayarlardan yararlanma amacıyla oluşturdukları projeler hız kazanmıştır. Çalışma kapsamında yargı düzeninde gerçekleşen bu elektronik gelişmeler, mahkemeler ve yargılamaya katılan taraflar arasında adli bağlayıcılığı bulunan elektronik iletişim kapsamında ele alınmıştır. Bu kavrama ?Elektronik Adli İletişim? denilmektedir. Elektronik adli iletişim elektronik adaletin; elektronik adalet ise elektronik devletin bir uzantısıdır.Nasıl ki kâğıt ortamındaki imzalı belgelerde, imzanın belge sahibinin kimliğini tespit etme işlevi varsa; elektronik imzalı belgelerde de, elektronik imzanın bu işleve sahip olduğu söylenebilir. Bu nedenle elektronik ortamda gönderilen elektronik belgeler, elektronik imzalar ve elektronik sertifikalar üçüncü bölümde genel bir değerlendirme altında incelenmiştir.Klasik yargı düzeninde mahkemeler ve yargılamaya katılan taraflar arasındaki iletişim kâğıt ortamında sürmekte iken, elektronik iletişim ile birlikte kâğıt belgeler yerini elektronik belgelere bırakacaktır. Bu nedenle elektronik belgelerin tıpkı kâğıt ortamındaki belgeler gibi hüküm ifade etmesinin sağlanması gerekmektedir. 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu, güvenli elektronik imzalı belgelerin senet hükmünde olacağını düzenlemişken, elektronik ortamda düzenlenmiş belgelerin yazılı şekil şartını sağlayıp sağlamayacakları yönünde her hangi yenilik getirmemiştir. Oysa Adalet Bakanlığı'nın yürüttüğü Ulusal Yargı Ağı Projesi kapsamında davaların elektronik ortamda açılması imkânı tanınmaktadır. Çalışmamızda elektronik ortam yolu ile dava açılabilmesi için yapılması gerekli düzenlemeler, bu konuda mevzuatında önemli değişiklikler yapmış Alman Hukuku örneklenerek değerlendirilmeye çalışılmıştır

Onur Oğlakçıoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Medeni Usul Hukuku yönünden elektronik adli iletişim

Bilgisayar ve internet teknolojilerinin gelişimine bağlı olarak devletlerin yargı sistemlerinde bilgisayarlardan yararlanma amacıyla oluşturdukları projeler hız kazanmıştır. Çalışma kapsamında yargı düzeninde gerçekleşen bu elektronik gelişmeler, mahkemeler ve yargılamaya katılan taraflar arasında adli bağlayıcılığı bulunan elektronik iletişim kapsamında ele alınmıştır. Bu kavrama ?Elektronik Adli İletişim? denilmektedir. Elektronik adli iletişim elektronik adaletin; elektronik adalet ise elektronik devletin bir uzantısıdır.Nasıl ki kâğıt ortamındaki imzalı belgelerde, imzanın belge sahibinin kimliğini tespit etme işlevi varsa; elektronik imzalı belgelerde de, elektronik imzanın bu işleve sahip olduğu söylenebilir. Bu nedenle elektronik ortamda gönderilen elektronik belgeler, elektronik imzalar ve elektronik sertifikalar üçüncü bölümde genel bir değerlendirme altında incelenmiştir.Klasik yargı düzeninde mahkemeler ve yargılamaya katılan taraflar arasındaki iletişim kâğıt ortamında sürmekte iken, elektronik iletişim ile birlikte kâğıt belgeler yerini elektronik belgelere bırakacaktır. Bu nedenle elektronik belgelerin tıpkı kâğıt ortamındaki belgeler gibi hüküm ifade etmesinin sağlanması gerekmektedir. 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu, güvenli elektronik imzalı belgelerin senet hükmünde olacağını düzenlemişken, elektronik ortamda düzenlenmiş belgelerin yazılı şekil şartını sağlayıp sağlamayacakları yönünde her hangi yenilik getirmemiştir. Oysa Adalet Bakanlığı'nın yürüttüğü Ulusal Yargı Ağı Projesi kapsamında davaların elektronik ortamda açılması imkânı tanınmaktadır. Çalışmamızda elektronik ortam yolu ile dava açılabilmesi için yapılması gerekli düzenlemeler, bu konuda mevzuatında önemli değişiklikler yapmış Alman Hukuku örneklenerek değerlendirilmeye çalışılmıştır

Onur Oğlakçıoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00