
2,615
Archived Theses
1
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
B12 vitamininin kontrollü salınımı için nanolifler geliştirilmesi
Bu çalışmada, biyouyumlu polikaprolakton (PCL) ve jelatin (Gel) maddelerinin asetik asit/formik asit (9:1) çözücü karışımı ile hazırlanan çözeltileri aracılığıyla suda çözünebilen B12 vitamininin kontrollü salınımı incelenmiştir. Bu amaçla; PCL, PCL/Gel, PCL/Gel/B12, PCL/jelatin/jelatin nanopartikül (GelNP)/B12 nanolifleri elektroçekim yöntemi ile hazırlanmıştır. PCL/Gel ve PCL/Gel/B12 nanoliflerine suda çözünürlüğünü azaltmak amacıyla N-Hidroksi süksinimid (NHS) ve N-(3-Dimetilaminopropil)-N'-etil karbondiimid) (EDC) ile çapraz bağlama işlemi uygulanmıştır. Yüzey morfolojileri taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile incelenmiş, nanolif çapları ölçülmüştür. Nanoliflerin yapısal özellikleri Fourier Çevirimli İnfrared Spektroskopisi (FTIR) analizleri ile elde edilmiştir. Nanoliflerin kristalografileri X-ışını difraktometresi (XRD) cihazı ile yapılan analizler ile, yüzey ıslanabilirliği ise temas açısı ölçüm cihazı ile karakterize edilmiştir. Nanolif yapılarından ilaç etken maddesinin salınımı UV-görünür bölge spektroskopisi (UV-Vis) spektrofotometresi ile incelenmiştir. Nanoliflerden B12 vitamini salınımının 480 dakika boyunca devam ettiği tespit edilmiştir. Ayrıca; ilaç salınımını kontrollü olarak azaltmak amacıyla jelatin nanopartikuller içerisine B12 vitamini ilave edilerek polikaprolakton ile hazırlanan nanolifler denenmiştir.
Biyojenik aminlerin tayini için yeni yöntemler geliştirilmesi
Bu çalışmada, dopamin tayinine yönelik olarak üç farklı sensör sistemi geliştirilmiştir. Dopamin duygu, tepki ve hareketleri kontrol eden, beyin süreçlerinde önemli rolleri olan bir kimyasaldır. Dopamin tayini için, hazırlanan ilk sensör sisteminde 3-APBA ile modifiye edilmiş CuO, ZnO ve CuO-ZnO kompozit nanolif yapıları ile kaplanmış QCM elektrot sistemi kullanılmıştır. Bu sayede sensör yüzeyindeki kütle değişimden yararlanılarak dopamin tayini gerçekleştirilmiştir. İkinci yöntem olarak, moleküler baskılı polimer (MIP) tabanlı potansiyometrik sensör geliştirilmiştir. Bu amaçla dopamin baskılı polimer yapıları hazırlanmıştır. Bu yüzeyler potansiyometrik sensör sisteminin tanıyıcı tabakası olarak kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. Oluşan potansiyel değişimi kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. Üçüncü yöntem olarak ise, karboksi metil dekstran (CMD) ile modifiye çip yüzeylerine 3-APBA ligantı immobilize edilerek reflektometrik interferans spektroskopisi (RIfS) temelli sensör sistemi geliştirilmiştir. Elde edilen analizler sonucunda hesaplanan LOD değerleri QCM, Potansiyometrik sensör ve RIfS için sırasıyla 2x10-11 M, 3,86x10-10 M, 6,5x10-10 M olarak bulunmuştur.
Ammi visnaga bileşenlerinin ace inhibitörü olarak moleküler kenetleme similasyonu
Apiaceae familyasına ait bitkilerin büyük bir kısmı halk arasında geleneksel olarak çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. A.visnaga yaygın olarak hipertansiyon tedavisin de kullanılsa da bu bitkinin ACE enzimi üzerine etkilerinin incelendiği çalışmalar oldukça sınırlıdır. Bu amaçla sunulan çalışma, moleküler kenetlenme metoduyla A.visnaga ekstresinin ACE üzerine etkilerini incelemek için yapıldı. Bitki ekstrakt içeriği LC/MSMS ile belirlendi. Ekstrakt içeriğinde tespit edilen bileşikler ACE proteini ile kenetlendi. Tespit edilen bağlanma afinitesi sonuçları referans molekül Lisinopril ile karşılaştırıldı ve ZINC20 veri tabanı kullanılarak yeni ACE blokerleri tespit etmek için sanal tarama yapıldı. Çalışma sonunda rutin, isokersitrin, narengenin, luteolin ve kampferol'ün lisinoprilden daha etkili bağlanma afinitesine sahip olduğunu gösterdi. En etkili bağlanma gösteren rutin molekülüne (∆G=-10.1 kcal/mol) yapısal benzerlik gösteren bileşik ZINC000197227253 ID numaralı molekül olarak tespit edildi. Sonuç olarak, rutin ve ZINC000197227253 kompleksinin ACE inhibitörü olarak umut vaadeden bileşikler olabileceği belirlendi.
Synthesis of substituted quinazolinones by using N-(2-Aminobenzoyl)benzotriazoles in one-pot reaction
N-Heterocyclic compounds are very important organic compounds because they are widely used in medicine, pharmacy, bioengineering. Especially in the pharmaceutical industry and in medical chemistry, it is of great importance for drug synthesis and treatment of diseases. The synthesis of these compounds and the examination of their biological activity is one of the major study topics of synthetic organic chemists. The quinazolinone ring is present in the structure of about 150 alkaloids and drug. The naturally occurring and synthesized quinazolinone derivatives have many biological and pharmacological effects such as antifungal, antimalarial, antihyperlipidemic, anticonvulsant, anticancer. In this thesis, substituted quinazolinones are aimed to be synthesized in a one-pot reaction by treating the N-(2-aminobenzoyl)benzotriazole compounds with ammonium acetate, various primary amines, hydrazides, orthoesters and aldehydes.
Kumarin halkası içeren bileşiklerin teorik hesaplamaları, moleküler doking çalışmaları ve deneysel verilerle karşılaştırılması
İki aşamalı olarak planlanan bu tez çalışmasının ilk aşamasında, 7-metoksi-4-metilkumarin, 6-metoksi-4-metilkumarin ve 6-etoksi-4-metilkumarin bileşiklerinin Gaussian 09W ve GaussView 5.1 paket programları kullanılarak Yoğunluk Fonksiyoneli Teorisi (Density Functional Theory, DFT) yöntemi ile moleküler geometrileri, FT-IR ve NMR spektrumları teorik olarak hesaplanmıştır. Moleküllerin enerjileri, yük dağılımları, dipol momentleri, moleküler elektrostatik potansiyelleri ve sınır moleküler orbitalleri (HOMO ve LUMO) hesaplama yoluyla ayrıca elde edilmiştir. Çalışma sonunda elde edilen teorik veriler deneysel sonuçlar karşılaştırılarak, aralarındaki uyum tespit edilmiştir. Çalışmanın ikinci kısmında ise 7-metoksi-4-metilkumarin, 6-metoksi-4-metilkumarin ve 6-etoksi-4-metilkumarin bileşiklerinin Moleküler Doking çalışmaları hesaplanmıştır.
Verbascum zerdüşt bitkisinin kimyasal kompozisyonu Covid-19 spike ACE2 bağlanma inhibisyon potansiyeli ve adme özelliklerinin belirlenmesi
Bitkiler uzun zamandan beri insan sağlığını korumak ve devam ettirmek için kullanılmıştır. Kullanılan sentetik ilaçların artan maliyetleri ve yan etkileri sebebi ile bitkisel ürünlere olan ilgi her geçen gün artmaktadır. Bu sebeple dünyanın birçok yerinde ki laboratuvarlarda doğal kaynaklı yeni ilaç etken maddeleri kaşfetmek için araştırmalar devam etmektedir. Sunulan çalışmada, Verbascum zerdüşt bitkisinin COVID-19 Spike ACE2 bağlanma inhibiyon kapasitesi ticari kitler kullanılarak çalışıldı. Buna ek olarak, bitki içeriği HPLC-DAD analizleri yapılarak tespit edildi ve bitki içeriğinde bulunan komponentlerin 7U0N kompleksi ile interaksiyonu moleküler docking anlizleri ile belirlendi. Bunun yanında, bitki içeriğinde tespit edilen moleküllerin ADME profilleri SwissADME web aracı kullanılarak tespit edildi. Elde edilen sonuçlara göre Verbascum zerdüşt bitkisinin 0.001µl konsantrasyonda en yüksek inhibisyon değeri gösterdiği tespit edildi (%15.38). Moleküler docking analizlerinde ise 7U0N kompleksine en yüksek bağlanma afinitesini kateşinhidrat gösterdi (∆G= -8.3 kcal/mol). Bitki ekstraktında tespit edilen moleküllerden kateşin hidrat, resveretrol, kuersetin ve t-sinnamik asit Lipinski, Ghose, Veber, Egan ve Muegge kriterlerine tamamen uyum gösterdi. Sonuç olarak, elde edilen sonuçlar, Verbascum zerdüşt bitkisinin COVID 19 tedavisinde kullanılabileceğini göstermektedir. Anahtar kelimeler: Verbascum zerdüşt, ACE2, SwissADME, Moleküler docking
3D biyoyazıcı ortamında selüloz içeren bioink kullanarak sinir hücresi gelişimine yardımcı kılıf ve yamaların geliştirilmesi
Yapılan çalışmada hasarlı sinir dokusunun yenilenmesine yardımcı 3 boyutlu kılıflar geliştirilmiştir. Üretilen kılıfların elektriksel iletkenlik özelliğine sahip olması, hasarlı sinir bölgesinin yenilenmesini hızlandıracaktır. Bu amaçla; elektriksel iletkenlik özelliğine sahip modifiye selüloz nano-kristaller sentezlenmiş ve bozunabilir biyomürekkep formuna getirmek için jelatin ve karragenandan oluşan biyomalzemenin içine eklenmiştir. Sentezlenen selüloz nano-kristallerin karakterizasyonu için FT-IR, SEM, XRD, TGA ve iletkenlik testleri kullanılırken hazırlanan biyomürekkep mekanik test ve basılabilirlik testleri ile karakterize edilmiştir. Hazırlanan biyomürekkep, 3B biyoyazıcı kullanılarak literatürden farklı şekilde yeni yapısal özelliklere sahip bir kılıf formunda basılmış ve yapı glutaraldehit ile çapraz bağlanmıştır. Üretilen 3B kılıf SEM, optik mikroskop, biyobozunum, şişme ve biyouyumluluk testleri ile karakterize edilmiştir. Tez çalışması sonunda üretilen sinir doku yenilenmesine yardımcı 3B kılıflar sahip olduğu yenilikçi yapısal özellikleri ve üstün elektriksel iletkenlik özelliği sayesinde doku ve organ mühendisliği literatürüne yeni bir bakış açısı kazandırmıştır.
Gundelia cappadocica bitkisinin kimyasal kompozisyonu, COVİD-19 spıke ACE2 bağlanma inhibisyon potansiyeli ile ın sılıco molecular dockıng ve adme özelliklerinin belirlenmesi
COVID-19 hastalığı dünya genelinde bir pandemiye sebep olmuş ve birçok insanın hayatını bu hastalık sebebiyle kaybetmiştir. Bu hastalığın tedavisinde kullanılan belirli bir ilaç olmaması ve sebebiyle bu yöndeki ilaç araştırmalarına olan ilgi hızlı bir artış göstermiştir. Sunulan çalışma, Gundelia cappadocica Fırat'ın etanol ekstresinin anti-COVID-19 kapasitesini araştırmak amacıyla planlandı. Bu amaçla, anti-COVID-19 etkisi ticari kitler kullanılarak çalışıldı. Bunun yanında, bitki içeriği HPLC-DAD ile tespit edildi. Belirlenen komponentlerin ADME özellikleri SwissADME web aracı ile çalışılırken, moleküler docking analizleri CB-DOCK2 web aracı kullanılarak yapıldı. COVID-19 inhibisyonu en yüksek 10 µl konsantrasyonda %9.61 olarak bulundu. Resveratrol, kuersetin ve krisin ilaç benzeri molekül kriterlerinin tamamına uyum gösterdi. Moleküler docking simülasyonlarında ise en yüksek bağlanma afinitesini naringin molekülü gösterdi (∆G=-9.5 kcal/mol). Bu sonuçlar, Gundelia cappadocica'nın COVID19'un önlenmesi ve tedavisinde kullanılabileceğini göstermektedir.
Gundelia tenuisecta etanol ekstraktının biyoaktif kompozisyonu Covid-19 spike ACE2 bağlanma inhibisyon potansiyeli ile in silico molecular docking ve adme özelliklerinin belirlenmesi
Bitkiler insanlık tarihi boyunca hastalıkların tedavisinde ve hastalıklardan korunmak amacıyla kullanılmıştır. Yan etkilerinin az olması ve bitki bazlı ilaçların maliyetlerinin düşük olması sebebi ile doğal ajanların anti-COVID etkileri dünyada birçok laboratuvarda araştırılmaktadır. Sunulan çalışmada Gundelia tenuisecta (Boiss.) Freyn & Sint bitkisinin in vitro ve insilico ortamlarda anti COVID-19 etkisi araştırıldı. In vitro çalışmalar ticari kitler kullanılarak spektrofotometrik olarak yapıldı. Bitki içeriği ise HPLC-DAD analizleri ile tespit edildi. Tespit edilen komponentlerin ADME özellikleri SwissADME web aracı kullanılarak yapılırken moleküler docking çalışmaları CB-DOCK-2 web aracı ile yapıldı. Elde edilen veriler G. tenuisecta bitkisinin 0.01 µl konsantrasyonda %19.23 oranında COVID-19 Spike ACE2 bağlanma inhibisyonu gerçekleştirdiğini gösterdi. Bunun yanında, bitki içeriğinde tespit edilen bileşiklerden resveratrol, kuersetin ve krisin tüm ilaç filtrelerine uyum gösterdi. Klorojenik asit, p-kumarik asit, salisilikasit ve t-sinamik asit sitokrom p450 izoenzimlerine karşı hiçbir inhibisyon etkisi göstremedi. Kan beyin bariyerini klorojenik asit ve kuersetin dışında tüm moleküller geçti. Moleküler docking çalışmalarında ise en yüksek bağlanma enerjisine sahip molekül klorojenik asit olarak tespit edildi (∆G= -8.3 kcal/mol). Sonuç olarak, G. tenuisecta bitkisinin in vitro ve in silico analiz sonuçları bu bitkinin COVID-19'a karşı kullanılabileceğini gösterdi.
Ambrisentan ilaç etken maddesinin pka değerinin HPLC. metodu ile tayini
Günümüzde farmasötik etkin maddelerin iyonlaşma davranışlarının belirlenmesi, biyoyararlanım, farmakokinetik ve formülasyon geliştirme çalışmaları açısından büyük önem taşımaktadır. Özellikle zayıf asidik ve bazik karakterdeki ilaç bileşiklerinin iyonlaşma sabiti (pKa) değerleri, ilacın çözünürlük, stabilite ve biyolojik membranlardan geçiş kapasitesini doğrudan etkileyen kritik parametreler arasında yer almaktadır. Bu kapsamda, endotelin reseptör antagonisti grubunda yer alan Ambrisentan, kardiyovasküler hastalıklarda kullanılan lipofilik bir ilaç olması nedeniyle iyonlaşma davranışının detaylı olarak incelenmesi gereken bileşiklerden biridir. Bu tez çalışmasında, Ambrisentan bileşiğinin pKa değerinin belirlenmesi amacıyla ters faz yüksek performanslı sıvı kromatografisi (RP-HPLC) yöntemi uygulanmış; çözünürlük ve iyonlaşma davranışının çözücü sistemindeki değişimlere bağlı olarak incelenebilmesi için farklı asetonitril-su oranlarında pKa tayinleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler, 1/Ɛ–pKa ve XACN–pKa ilişkileri doğrultusunda değerlendirilerek ve Ambrisentan'ın su ortamındaki pKa değerleri belirlenmiştir. Bu çalışmadan elde edilen verilerin ve geliştirilen yöntemin farmasötik analizlerde kullanım potansiyeli göstermesi bakımından literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ambrisentan, pKa, HPLC.
Kil katkıların sert poliüretan köpüklerin ısıl iletkenlik ve basma dayanımı özellikleri üzerine etkilerinin incelenmesi
Günümüzde enerjinin dünyanın en önemli ve sürekli gündem maddelerinden biri olduğu tartışmasız bir gerçektir. Bu nedenle enerjinin verimli kullanımı ve sürdürülebilirliği ve enerji tasarrufu güncelliğini koruyan konulardır. Isı yalıtımı cam/taş yünü, polistiren köpükler, poliüretan köpükler, fenol köpüğü vb. malzemeler ile sağlanmaktadır. Bu malzemeler arasında düşük ısıl iletkenlikleri nedeniyle sert poliüretan köpükler (SPK) ön plana çıkmaktadırlar ve bu malzemelerin yalıtım performansının iyileştirilmesi her geçen gün daha da önem kazanmaktadır. Bu tez çalışmasında, SPK'ya kıyasla ısıl iletkenliği düşürülmüş sert poliüretan köpük nanokompozitler (SPKN) üretilmiştir. Bentonit (B) farklı fonksiyonel özelliklere sahip suda çözünür bileşikler ile modifiye edilmiş, modifiye killerin karakterizasyonu için X-ışını kırınımı, temas açısı ölçer, elementel analiz ve termogravimetrik analiz cihazları ile infrared spektrometresi kullanılmıştır. Modifiye killer SPKN üretiminde katkı maddesi olarak kullanılmış, kil türünün ve katkı miktarının köpüğün ortalama hücre boyutu, kapalı hücre içeriği, ısıl iletkenliği, yoğunluğu ve basma mukavemeti üzerine etkileri incelenmiştir. Elde edilen hemen hemen tüm SPKN'ler için katkı içermeyen SPK'ya kıyasla ortalama hücre boyutunda, ısıl iletkenlikte ve basma mukavemeti değerlerinde azalma gözlenirken, kapalı hücre içeriği ve yoğunluk değerlerinde artış tespit edilmiştir. En düşük ısıl iletkenlik değeri (20,80 mW/m.K, %11 azalma), B-DMODAB katkılı SPKN'de gözlenmiştir.
Alüminyumun orto hidroksi Schiff bazları kullanılarak spektrofotometrik tayinleri
Alüminyumun çok çeşitli alanlarda kullanılıyor olması soluma, temas ve beslenme yoluyla canlı vücuduna girmesine sebep olmaktadır. Alüminyumun canlı üzerindeki olumsuz etkilerinin varlığı nedeniyle, bu elementin bulunduğu ortamlarda tayin edilebilmesi önem kazanmaktadır. Bu amaçla, bu tez kapsamında (E)-2-((2-hidroksi-3-metoksibenziliden)amino)-5-metilfenol (1S4) ve (E)-2-((2-hidroksibenziliden)amino)-4-nitrofenol (8S5) olmak üzere iki tane Schiff bazı sentezlenmiştir. Bu Schiff bazlarının karakterizasyonları elementel analiz, IR, 1H-NMR, 13C-NMR ile yapılmış, sözkonusu ligantların spektrofotometrik özellikleri belirlenmiş ve kompleks oluşumu yoluyla alüminyumun tayini için gerekli optimum koşullar UV-gör. bölge spektrofotometresi ile belirlenmiştir. Belirlenen koşullar altında Kompensan® adlı ilaçta ve su numunelerinde alüminyum tayini başarıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntemin LOD ve LOQ değerleri sırasıyla 1S4 ligandı için 0,01139 μg mL-1 ve 0,0345 μg mL-1; 8S5 ligandı için ise 0,00837 μg mL-1 ve 0,0253 μg mL-1 olarak bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Alüminyum, Schiff bazı, Ultraviyole görünür bölge spektrofotometri, Tayin, Kompensan®.
8- hidroksikinolinin diazolanan çeşitli karboksiklik ve heterosiklik aminlerle tepkimesinden azo bileşiklerinin sentezi ve bazı özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmada diazolanan çeşitli karboksiklik ve heterosiklik aminlerin 8-hidroksikinolin ile kenetlenmesinden iki seri azo dispersboyarmaddeleri sentezlendi. Bileşiklerin yapıları FT-IR, 1H-NMR, UV veMS spektrometresi ve element analizleriyle aydınlatıldı.Boyarmaddelerin absorpsiyon spektrumları çeşitli çözücüler içindeincelendi ve çözeltide azo-hidrazon tautomerik dengesi tartışıldı.Boyarmaddelerin absorpsiyon spektrumları üzerine sübstitüent veçözücü etkisi ayrıntılı olarak incelendi.Anahtar Kelimeler: Azo boyar maddeleri, 8-Hidroksikinolin, Azo-Hidrazon Tautomerisi, Azo boyar maddelerineçözücü etkisi
Poli (Metilmetakrilat-ko-Glisidilmetakrilat) hidrojeli kullanılarak beta-galaktosidazın kovalent bağlanma yöntemiyle immobilizasyonu
Esterlerin ve polimerlerin katalitik hidrojenlendirilmesi
In this thesis work, palladium catalyst was synthesized to be used in hydrogenation of carboxylic acid ester. Synthesized palladium catalyst was used in environmentally benign, atom-efficient and industrially important process homogeneous catalytic hydrogenation of benzyl benzoate, methyl benzoate and dimethyl terephthalate. Reduction of carboxylic acid esters to corresponding alcohols by using molecular hydrogen was not successful. It was aimed to hydrogenate the unsaturated heteroaromatic polymers in a heterogeneous catalytic manner to obtain saturated quaternary amine polymers for use in polymer electrolyte membrane fuel cells (PEMFC) which convert chemical energy into electrical energy and have the potential to reduce dependence on fossil fuels. Poly(N-methyl-4-vinylpyridiniumiodide) was successfully hydrogenated to saturated hetero aromatic ring containing polymers with ruthenium (IV) oxide.
Fenton reaktifi ve demir sülfat / dikromat yükseltgenleriyle demir kolonunda sulardan arsenik ve krom giderilmesi
FENTON REAKTİFİ VE DEMİR (II) SÜLFAT / DİKROMATYÜKSELTGENLERİYLE DEMİR KOLONUNDA SULARDAN ARSENİK VEKROM GİDERİLMESİ(Yüksek Lisans Tezi)Gizem UĞURLUGAZİ ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜHaziran 2006ÖZETBu çalışmada, yükseltgen olarak Fenton Reaktifi ve FeSO4/Dikromatkullanılarak sulardan arsenik ve kromun giderilmesi için bir yöntemgeliştirilmiştir. Bu amaçla arsenik ve kromun demir granülü içerenkolonda tutulmasına etki eden faktörlerin optimizasyonu yapılmıştır.150 g Fe0 dolgulu kolonda 100 mL' lik arsenik ve krom içeren çözeltide40 mg FeSO4/20 µL H2O2 ve 40 mg FeSO4/20 mg K2Cr2O7 çiftlerininpH=3' deki giderme miktarının en fazla olduğu belirlenmiştir. Arsenik vekrom içeren su numunelerinin kolondan geçirilmesine suyun sertliğininetkisi incelenmiştir. Su sertliğinin As ve Cr gidermeyi artırıcı etkisiolduğu tespit edilmiştir. Ayrıca metot çeşme suyuna arsenik ve kromilave edilerek ve Ankara çayından alınan su numunesinden As ve Crgiderme için uygulanmıştır. As ve Cr' un ICP-OES ile tayini için StandartReferans Madde (Nist 1643e) kullanılarak doğruluk analizi yapılmıştır.Bilim Kodu : 201.01.004.Anahtar kelimeler : As ve Cr giderilmesi, Fe kolonu, Fenton reaktifiSayfa Adedi : 63Tez Yöneticisi : Yrd. Doç. Dr. Mehmet Sayım KARACAN
Bazı alifatik oksohalokromatların sentezi ve karakterizasyonu, çeşitli organik bileşiklerin farklı ortamlarda yükseltgenme ve bromlanma tepkimelerinin incelenmesi
BAZI AL FAT K OKSOHALOKROMATLARIN SENTEZ VEKARAKTER ZASYONU, ÇEŞ TL ORGAN K B LEŞ KLER N FARKLIORTAMLARDA YÜKSELTGENME VE BROMLANMA TEPK MELER N NNCELENMES(Yüksek Lisans Tezi)Ebru ÜSTÜNGAZ ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜHaziran 2006ÖZETBu çalışmada yeni bileşikler olan 1,1,3,3-tetrametilguanidinyumflorokromat (TMGFC), 1,1,3,3-tetrametilguanidinyum klorokromat(TMGCC) ve 1,1,3,3-tetrametilguanidinyum bromokromat (TMGBC)sentezlendi ve yapıları aydınlatıldı. Erime noktası, çözünürlük, pH veiletkenlik gibi bazı fiziksel özellikleri incelendi. Yeni yükseltgensistemler olarak TMGFC/Alümina, TMGCC/Alümina, TMGBC/Alümina veTMGDC/Alümina hazırlandı. Bu bileşiklerle çözücülü, çözücüsüzortamlarda ve mikrodalga ışıma altında çeşitli alkollerin ve antraseninyükseltgenme tepkimeleri, çeşitli oksimlerin deoksimleme tepkimeleriyapıldı. 1,1,3,3-Tetrametilguanidinyum bromokromat kullanılarak bazıaromatik bileşikler bromlandı.Bilim Kodu : 201.1.112Anahtar Kelimeler :Halokromat, Yükseltgenme, Deoksimleme,Bromlama, MikrodalgaSayfa Adedi : 102Tez Yöneticisi : Prof. Dr. Beytiye ÖZGÜN
Bazı oksohalokromatların sentezi ve karakterizasyonu, çeşitli organik bileşiklerin farklı ortamlarda yükseltgenme ve bromlanma tepkimelerinin incelenmesi
ivBAZI OKSOHALOKROMATLARIN SENTEZİ VE KARAKTERİZASYONU,ÇEŞİTLİ ORGANİK BİLEŞİKLERİN FARKLI ORTAMLARDAYÜKSELTGENME VE BROMLANMA TEPKİMELERİNİN İNCELENMESİ(Yüksek Lisans Tezi)Fethiye ÖKSÜZOĞLUGAZİ ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜHaziran 2006ÖZETBu çalışmada yeni bileşikler olan 4-Benzilpiridinyum klorokromat(4-BPCC), 4-Benzilpiridinyum bromokromat (4-BPBC), sentezlendi veyapıları aydınlatıldı. Erime noktası, çözünürlük, pH ve iletkenlik gibibazı fiziksel özellikleri incelendi. Yeni yükseltgen sistemler olarak;4-BPCC/Alümina, 4-BPBC/Alümina ve 4-BPDC/Alümina hazırlandı. Bubileşiklerle, çözücüsüz ortamda ve mikrodalga ışıma altında çeşitliorganik bileşiklerin yükseltgenme ve deoksimlenme tepkimeleri yapıldı.4-BPBC kullanılarak bazı aromatik bileşikler bromlandı.Bilim Kodu : 201.1.112Anahtar Kelimeler : Halokromat, Yükseltgeme,Deoksimlenme,Bromlama, MikrodalgaSayfa Adedi : 91Tez Yöneticisi : Prof. Dr. Beytiye ÖZGÜN
Tetrazol halkası içeren bazı sülfonamitlerin sentezi
Bu çalışmada, selenyum ve tetrazol halkası içeren sülfonamit türevlerisentezlendi. Oluşan bileşiklerin yapıları spektroskopik yöntemlerle(APT,1H-NMR, MS, FT-IR) aydınlatıldı. Reaksiyonlar iki basamaktagerçekleştirildi. İlk basamakta 5-(fenilselenil)-1H-tetrazol türevlerisentezlendi, ikinci aşamada ise sentezlenen bileşikler 4-metilbenzensülfanik asit ile etkileştirilerek sülfonamitler elde edildi.Bilim Kodu : 201.1.112Anahtar Kelimeler :Sülfonamit, selenyum, tetrazol, antibiyotikSayfa Adedi : 55Tez Yöneticisi :Prof. Dr. Yılmaz YILDIRIR
Bazı 5-(sübstitüe)-1H-tetrazollerin sentezi
Bu çalışmada selenyum ve kükürdün bazı organik bileşikleri(selenosiyanatonaftalin ve tiyosiyanatonaftalin türevleri ile 5-sübstitüe-1H-tetrazoller) sentezlendi. Oluşan bileşiklerin yapıları spektroskopik1yöntemler (FT-IR, H-NMR, APT ve MS) kullanılarak aydınlatıldı. İlkaşamada sübstitüe naftilamin türevlerinin diazonyum tuzları üzerindenselenosiyanatonaftalin ve tiyosiyanatonaftalin türevleri sentezlendi.İkinci aşamada ise sentezlenen bileşikler sodyum azür ile etkileştirilerek5-sübstitüe-1H-tetrazoller elde edildi.Bilim Kodu : 201.1.112Anahtar Kelimeler : Selenosiyanatonaftalin, tiyosiyanatonaftalin,5-sübstitüe-1H-tetrazolSayfa Adedi : 58Tez Yöneticisi : Yrd. Doç. Dr. Ali DİŞLİ
Silika hibrit yapıların sentezi, karakterizasyonu ve ilaç salım uygulamaları
Mezogözenekli materyaller; yüksek kararlılık, geniş yüzey alanı ve ayarlanabilir gözenek boyutu ve düşük toksisitesi gibi üstün özellikleri nedeniyle adsorpsiyon, ilaç salım sistemleri, heterojen kataliz, iyon değişimi, polimer kompozitleri, atıksu giderimi, kromatografi, vb. farklı birçok uygulamada kullanılmaktadır. Mezogözenekli silikaların (MS) biyouyumlu olmaları, özellikle ilaç salım çalışmalarında oldukça önemli bir yer bulmalarını sağlamıştır. Ayrıca MS yüzeyinin farklı reaktif gruplarla kolayca modifiye edilebilmesi bu malzemelere olan talebi gün geçtikçe arttırmaktadır. Bu tez kapsamında; MS'nin sentezi, karakterizasyonu, modifikasyonu, ilaç etken madde yükleme ve salım çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Çalışmada; düzenli yapıya, yüksek yüzey alanına ve homojen gözenek boyutu dağılımına sahip mezogözenekli silika sentezlenmiş ve Schiff bazı (S) ligandı bağlanarak modifikasyonu (S-MS) gerçekleştirilmiştir. Sentezlenen MS ve S-MS'nin karakterizasyonu; SEM, BET yüzey alanı, FT-IR spektroskopik, XRD ve DLS analizleriyle gerçekleştirilmiş, daha sonra MS ve S-MS üzerine model ilaç olarak seçilen diklofenak sodyum (DS) ve metformin HCl (MF) adsorpsiyonuna pH, adsorban miktarı ve zamanın etkisi araştırılmıştır. Ayrıca ilaç salım çalışmalarında kullanılmak üzere MS ve S-MS'nin hibrit yapıları hazırlanmış ve daha sonra elde edilen hibrit yapıların ilaç salım çalışmalarındaki etkinlikleri araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mezogözenekli silika, Modifikasyon, Adsorpsiyon, İlaç yükleme, İlaç salımı.
Misel destekli ultrafiltrasyon yöntemi ile Cu (II) ve Cd (II) iyonlarının seçimli olarak ayırılması
Bu çalışmada endüstriyel atık sulardaki ve analitik örneklerdeki Cu2+ veCd2+ iyonlarının misel destekli ultrafiltrasyon (MDUF) ve ligandlaetkinleştirilmiş MDUF yöntemleri ile ortamdan uzaklaştırılmaları içinoptimum koşullar belirlenmiştir. Çalışmanın ilk safhasında beslemeçözeltisindeki yüzey aktif madde (sodyum dodesil sülfat, (SDS); setiltrimetil amonyum bromür (CTAB); triton-X-100 (TX100) ) derişimi,süzme basıncı, karıştırma hızı ve membran gözenekliliği bakımındanoptimum koşullar belirlenmiştir.Cu2+ ve Cd2+ iyonlarının MDUF ile olarak ayrılması amaçlandığındanMDUF etkinliğine çeşitli ligandların etkisi de araştırılmıştır. Bu amaçla20 adet diazo bileşiğinin Cu2+ ve Cd2+ ile kompleksleşme davranışı SDS,CTAB ve TX100 varlığında değişik pH'larda incelenmiş ve bu iyonlarlaetkileşim farklılığı gösterdikleri pH'lar belirlenmiştir.MDUF denemelerinde, Cu2+ ve Cd2+ ayırımları için ligand varlığında veyokluğundaki optimum koşullar belirlenmiş ve Cu2+ ve Cd2+ iyonlarınınkompleksleşmesinden ve yüzey aktif misellerinin ortam ve yüketkilerinden yararlanılarak Cu2+ ve Cd2+ iyonlarının seçimli ayırımlarınıntam olarak gerçekleştirilebileceği gösterilmiştir.
Synthesis and anti-hiv activity of oligopeptide-like structures containing cationic fragments
are considered as uprising class of biologically active regulators, which, by preventing various diseases, increase the quality of life. Peptides have a very important function, such as the hormonal role in the organism, in different metabolic functions as well as in human health. Nowadays, about 70 peptide drugs have been approved for use and currently, about 200 peptide therapies are being evaluated in clinical trials. The aim of this study is to synthesize oligopeptides with cationic fragments that may exhibit potential activity against the HIV virus. Syntheses are initiated by alkoxy benzoates, proceeding to the active intermediate N-Acyl benzotriazole, amide derivatives and amino acid amides derive using two amino acid cations Nω-(NO2–)-arginine and L-histidine as well as various substituents. All of the target compounds that were prepared here are novel and obtained in moderate to high yield.
Poliinden/kaolin iletken kompozitlerinin sentezi, karakterizasyonu ve elektroreolojik özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmada, kimyasal polimerleşme yöntemi ile poliinden ve poliinden/kaolin(PIN/kaolin) kompozitlerinin sentezi, karakterizasyonu ve bunlardanhazırlanan süspansiyonların ER özelliklerinin incelenmesi gerçekleştirildi.Deneylerde dopant tuzu olarak FeCl3 kullanıldı ve tuz/monomer oranı 3:1olarak alındı. Önce poliinden sentezlendi ve %98 (m/m) verimle elde edildi.Daha sonra değişik oranlarda PIN içeren PIN/kaolin kompozitleri sentezlendi.Sentezlenen homopolimer ve kompozitler dört nokta tekniği, FTIRspektroskopisi, termogravimetrik analiz (TGA) ve diferansiyel kalorimetre(DSC) analizleri, taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve dinamik ışık saçılımı(DLS) yöntemleri ile karakterize edildi. PIN ve PIN/kaolin kompozitlerininyalıtkan silikon yağı içerisinde çeşitli derişimlerde (c = %5-25 m/m)süspansiyonları hazırlandı ve süspansiyonların ER aktiviteleri üzerine tanecikderişimi, kayma hızı, elektrik alan kuvveti, frekans ve sıcaklığın etkileriaraştırıldı. Homopolimer ve kompozitlerin dielektrik özellikleri incelendi.
3-fenilazo-3-penten-4-ol-2-on ve türevlerinin PTAD ile reaksiyonlarının incelenmesi
Bu çalışmada 3-fenilazo-3-penten-4-ol-2-on ve türevlerinin PTAD ilereaksiyonları incelendi. Sentezlenen bileşiklerin yapıları spektroskopikyöntemler kullanılarak aydınlatıldı. İlk aşamada, anilin ve türevlerinindiazonyum tuzları üzerinden 3-fenilazo-3-penten-4-ol-2-on ve türevlerisentezlendi. İkinci aşamada ise sentezlenen bu maddelerin PTAD ile katılmareaksiyonları incelendi.Bilim Kodu : 201.1.112Anahtar Kelimeler : En-katılma, PTAD, tautomerizm, aziridinyum imit,Sayfa Adedi : 46Tez Yöneticisi : Prof. Dr. Yılmaz YILDIRIR
Hidrofobik monomer içerikli hidrojel sentezi ve karakterizasyonu
Bu tez çalışmasında, molce farklı oranlarda (%5, 10 ve 15) hidrofobik karakterli lauril metakrilat (LM) içeren N-vinilimidazol (VIm) esaslı kopolimer hidrojeller sentezlenmiş, elde edilen jellerin enstrümental karakterizasyonları yapılmış ve çeşitli ortamlarda şişme davranışları incelenmiştir. Hidrojellerin şişme davranışları; pH, sıcaklık ve iyonik şiddet değişkenlerine bağlı olarak sulu ortamda ve bazı organik çözücülerde incelenmiştir. LM varlığının ve miktarındaki artışın, kopolimer hidrojellerin sudaki şişme davranışını kısıtladığı, buna karşın organik çözücülere karşı ilgiyi arttırdığı görülmüştür. 25°C'de ve pH 6,2'de molce %15 LM içeren kopolimer için denge şişme oranı (Smaks,d) 0,47 g su/g jel iken, bu değer aynı polimer için dimetilsülfoksit ve diklorometan çözücülerinde sırasıyla 1,67 ve 2,24 g çözücü/g jel olmuştur. Ayrıca LM varlığı jel yapısına sıcaklığa duyarlılık kazandırmış, LM içeriğine bağlı olarak sıcaklık artışı ile Smaks,d değerinde %32'ye varan artış sağlanmıştır. Buna karşın kopolimerlerin pH duyarlılığı homopolimere kıyasla düşük olmuştur. Tuz çözeltilerinde "salting-in" etkisi baskın olmuş, 4 farklı tip tuz çözeltisinde de iyonik şiddet artışı genelde Smaks,d değerini arttırmıştır. Hidrojeller, Smaks,d değerlerinde kayba uğramadan 5 kez tekrar şişme davranışı göstermiştir, 25°C'de ve 1440 dakika sonunda kopolimer hidrojeller LM içeriğine bağlı olarak yapılarındaki suyun %80-90'ınını geri salarken, p(VIm) neredeyse tamamını kaybetmiştir.
10,12-pentakosadiynoik asit tabanlı biyotayin sistemleri
Doğada bulunan birçok biyolojik bileşik arasında, glukoz tartışmasız yaşam için en kritik olanlardan biridir. Bu çalışmada; polimerleştiği zaman eşsiz kromatik özellikler sergilemekte olan, konjuge polidiasetilen bir sistem oluşturan 10,12-Pentakosadiynoik asit (PCDA) tabanlı ve glukozun nitel analizini hedefleyen bir konjuge lipozomal yapı geliştirilmiştir. Uzun alifatik bir uca ve karbonil ile hidroksil gruplarına sahip PCDA'nın türevi olan PCDA-NHS; NHS/EDC yöntemi kullanılarak sentezlenmiştir. PCDA-NHS karakterizasyonu, FT-IR, 13C NMR, 1H NMR analizleri ile yapılmıştır. PCDA-NHS lipozom, 2 metakriloiloksietil fosforilkolin (MPC), ve PCDA kullanılarak ince film hidrasyon ve sonikasyon yöntemi ile sentezlenmiş olup; karakterizasyonu için Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), boyut ve zeta potansiyeli analizleri yapılmıştır. Lipozom, yaklaşık olarak 212,8 nm boyutunda bulunmuştur. Moleküler ağırlığı 25,5 kDa ve boyutu yaklaşık olarak 462,6 nm olan karbonhidrat bağlayıcı protein Konkanavalin A, sentezlenmiş olan lipozoma inkübe edilerek konjuge edilmiştir. Konjugasyon sonrasında lipozom boyutlatları zetametre cihazı ile yaklaşık olarak 791,1 nm olarak ölçülmüş ve protein konjuge edilmiş bu lipozomlarla glukoz deteksiyonu yapılarak kolorimetrik cevap yüzdeliği hesaplanmış olup UV absorpsiyon çalışmaları yapılmıştır. Sonuç olarak, elde edilen lipozomal yapının glukoz deteksiyonunda gelecek vadeden bir yaklaşım olduğu düşünülmektedir.
Cep telefonu radyasyonunun sıçan (Wistar albino) karaciğer dokusundaki oksidant/antioksidant dengesi üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, cep telefonu radyasyonunun sıçan karaciğer dokusundakioksidant/antioksidant dengesi üzerine etkisi ve bu etki üzerine C vitaminininolası koruyucu rolünün belirlenmesidir. Çalışmada kırk adet dişi Wistar albinotürü sıçan kullanıldı. Sıçanlar; kontrol, cep telefonu, C vitamini, cep tel.+C vit.olmak üzere dört gruba ayrıldı ve oksidant/antioksidant değişkenler çalışıldı.Cep telefonu grubu, kontrol grubu ile karşılaştırıldığında karaciğer dokusuMDA içeriğinde ve SOD, CAT, GSH-Px aktivitelerinde anlamlı bir farkgözlenmedi (p>0,05). C vitamini grubu ile kontrol grubu kıyaslandığında,karaciğer dokusu MDA içeriğinde (p<0,05) ve SOD, GSH-Px aktivitelerinde(p<0,01) anlamlı bir azalma bulundu. Cep tel. + C vit. grubu ile, cep tel. grubuarasında karaciğer dokusu MDA içeriğinde ve SOD, CAT, GSH-Pxaktivitelerinde anlamlı bir fark gözlenmedi (p>0,05). Cep tel. + C vit. grubu ileC vit. grubu kıyaslandığında, karaciğer dokusu MDA içeriğinde (p<0,05) veSOD, GSH-Px aktivitelerinde (p<0,01) anlamlı bir artış bulundu.
Triflumizol pestisitinin diferansiyel puls polarografisi ile tayini
Triflumizol pestisitinin saf halde, ticari formülasyonunda, toprakta ve gölsuyundaki tayini için diferansiyel puls polarografisi tekniği kullanılarak yenibir yöntem geliştirilmiştir. pH 1,0-2,0'de HCl çözeltisinde ve pH 3-9'da Britton-Robinson tamponunda triflumizolün polarografik davranışı incelenmiş ve buaralıkta belirgin tek pik gözlenmiştir. Pik potansiyelleri pH'ya kuvvetle bağlıolup, pH artışı ile oldukça negatif değerlere kaymıştır. pH'ya karşı indirgenmepik potansiyelleri (Ep)değerleri grafiğe geçirildiğinde pH 4 civarında bir kırılmave iki doğrusal kısım elde edilmiştir. pH 4 civarındaki bu kırılma triflumizolünpKa±1 değerine karşılık gelmektedir. pH 2'deki polarografik indirgenme pikioptimum koşullarda triflumizol ilaveleri ile nicel olarak artmış ve karşılık gelenpik akımı 2,0x10â6-9,1x10â5 M aralığında doğrusallık göstermiştir.Gözlenebilme sınırı (LOD) ve tayin sınırı (LOQ) değerleri sırası ile 7,16x10-7 Mve 2,39x10-6 M bulunmuştur. Önerilen yöntem triflumizolün toprak ve gölsuyundaki tayinleri için başarılı bir şekilde uygulanmıştır. Triflumizolpestisitinin toprak ve göl suyu örneklerindeki geri kazanımları sırası ile % 102,1ve % 103,6 bulunmuştur. Toprak ve göl suyundaki tayinleri için bağıl standartsapmaları % 1,01 ve % 2,68 olarak elde edilmiştir. Bu metot ayrıca bir tarımsalfungusit formülasyonu olan Trifmin® içerisindeki triflumizol tayini için deuygulanmıştır. Geliştirilen yöntemin doğruluğu HPLC yöntemi ile de denenmişve bu iki yöntem ile elde edilen sonuçların uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıcabazı iyon ve pestisitlerin girişim etkileri incelenmiştir.
Tavuk eti, yemi ve yumurtasında hidrür sistemli atomik absorpsiyon spektroskopisi ile selenyum tayini
Bu çalışmada, hidrür oluşturmalı atomik absorpsiyon spektrometrisi (HGAAS) iletavuk eti, yumurta ve tavuk yeminde selenyum tayini yapılmıştır. Uygun çözmeyöntemi ile HCl derişimi, NaBH4 derişimi ve taşıyıcı gazın akış hızı vb. değişkenlerin enuygun değerleri deneysel olarak saptanmıştır. Uygun çözme yöntemi olarak açıksistemde parçalama yöntemi seçilmiş ve homojen hale getirilen numuneler HNO3,HClO4, H2SO4, HCl karışımında çözülmüştür. Bu çalışmada seçicilik, doğruluk,kesinlik, gözlenebilme sınırı (LOD), tayin sınırı (LOQ) ve duyarlık gibi analitikdeğişkenler de belirlenmiştir. LOD ve LOQ sırasıyla 0,78 µg/L, 2,35 µg/L olarakbulunmuştur. Yumurta ve tavuk etinde bulunabilecek elementler ile HGAAS'de tayinedilebilen elementlerin girişim etkileri de incelenmiştir. Yöntemin doğruluğununkontrolü için standart referans madde olarak IRMM IMEP 19, LGC7160 ve GBW08572 kullanılmıştır. Yöntemin doğruluğu ve kesinliği tatminkar olup, 10 µg/L'likstandart Se derişimi ve 500 µL'lik numune hacmi için bağıl standart sapma % 4'ten az,bağıl hata da % 10'dan düşük olarak bulunmuştur. Selenyum yumurtada 0,27 ± 0,02µg/g, tavuk etinde 0,11 ± 0,02 µg/g ve tavuk yeminde 0,45 ± 0,02 µg/g olarakbulunmuştur.
Bitkisel ürün matrikslerinde polifenolik maddelerin yüksek performanslı sıvı kromatografisi yöntemi ile tayini
Bu çalışmada önemli polifenolik bileşiklerden olan elajik asit (EA) ve rutin'in (RUT) bitkisel ürün matrikslerinde tayini için yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) yöntemi geliştirilmiş ve valide edilmiştir. EA ve RUT'un, gıda takviye edici olarak kullanılan sambucol (kara mürver) örneklerinde, bazı pekmezlerde ve nar suyunda fenil kolonu (4,6 mm×100 mm×3 µm) kullanılarak fotodiyot dizisi dedektörü (DAD) ile 254 nm dalga boyu değerinde 18 dakika içerisinde tayini gerçekleştirilmiştir. Hareketli faz olarak A (su:metil alkol:formik asit; 88:10:2; h/h/h) ve B (su:metil alkol:formik asit; 8:90:2; h/h/h) kullanılmıştır. Akış hızı 1,0 mL/dk ve enjeksiyon hacmi 20 µL'dir. Deneylerde metil paraben ve etil paraben olmak üzere iki tane iç standart (IS) madde kullanılmıştır. Deneylerde matriks uyumlu kalibrasyon eğrisi yöntemi uygulanmıştır. EA ve RUT için yüksek korelasyon katsayıları (r2= 0,9916-0,9985) ile doğrusal grafikler elde edilmiştir. EA ve RUT için gün içi ve günler arası kesinlik deneylerinde %7,4'den küçük yüzde bağıl standart sapma (%BSS) değerleri elde edilmiştir. Geliştirilen yöntem, bitkisel ürün matrikslerine başarılı bir şekilde uygulanmıştır.
Dipirin-çinko komplekslerinin sentezi ve katalitik uygulamaları
Bu çalışmada, çift dişli 1,3,7,9-tetrametil-5-fenildipirometen (DPM) ve 1,3,7,9-tetrametil-5-(4-etoksifenil) dipirometen (EDPM) ligantları ve bu ligantların bazik ortamda Zn(II) ile tepkimesi sonucu bis(1,3,7,9-tetrametil-5-fenildipirinato)-çinko (II) (DPM)2-Zn ve bis(1,3,7,9-tetrametil-5-(4-etoksi) fenildipirinato)-çinko (II) (EDPM)2-Zn kompleksleri sentezlenmiştir. Ligandların ve komplekslerin yapıları; NMR, FTIR, UV-vis spektroskopisi ve X-ışını kristalografisi ile karakterize edilmiştir. Sentezlenen dipirin-Zn(II) komplekslerinin, çeşitli alkollerin (1-fenil etanol, benzil alkol, siklohekzanol, sinamil alkol) yükseltgenmesi üzerindeki katalitik aktiviteleri araştırılmıştır. Homojen katalitizleme ile gerçekleştirilen yükseltgenme tepkimelerinde t-bütil hidroperoksit (TBHP) ve hidrojen peroksit (H2O2) oksijen kaynağı olarak kullanılmış ve sentezlenen komplekslerin, çalışılan alkollerin yükseltgenmeleri için oldukça etkin katalizörler olduğu gözlenmiştir.
Gypsophila Eriocalyx Boiss'den Saponin ekstraksiyonu ve kimyasal yapısının tayini
Bu çalışmada endemik bir bitki olan Gypsophila Eriocalyx Boiss'in kökündenekstraksiyon sonucu elde edilen saponinin kimyasal, antibakteriyel veantifungal özellikleri araştırıldı. Ham saponinler kolon kromotoğrafisi ilebileşenlerine ayrılmaya çalışıldı ve çalışma sonucu elde edilen kısımların Rfdeğerleri hesaplandı. Saf olduğu düşünülen saponinin yapısı 1H NMR, 13CNMR, FT-IR ve MS gibi spektroskopik yöntemlerle araştırıldı.
N-vinilimidazol esaslı yarı iç içe geçmiş ağ yapılı hidrojel sentezi ve karakterizasyonu
Bu tez çalışmasında, ev sahibi polimeri çapraz bağlı poli(vinilimidazol) [p(VIm)] olan, konuk polimer olarak farklı oranlarda poli(diallildimetilamonyum klorür) [p(DADMAC)] içeren yarı iç içe geçmiş ağ yapılı (yarı-IPN) hidrojeller sentezlenmiştir. FTIR, SEM ve TGA ile karakterize edilmiş jellerin farklı pH değerlerinde şişme davranışları incelenmiştir. Ayrıca saf su ile şişirilmiş jeller için 25ºC'de zamana bağlı olarak su geri salma deneyleri yürütülmüştür. Tüm pH değerlerinde yarı-IPN'ler p(VIm)'a kıyasla daha yüksek şişme oranı (S), denge şişme oranı (Smaks,d) ve dengede su içeriği (DSİ) değerlerine sahip olmuş, aynı zamanda artan p(DADMAC) miktarının bu değerleri daha da arttırdığı görülmüştür. Ortam pH'ının hidrojellerin şişme davranışları üzerinde önemli oranda etkisi olmuştur. pH 2'de tüm jeller hem daha hızlı hem de daha çok şişmiş, daha yüksek DSİ değerlerine sahip olmuştur. Bu pH'da tüm jeller yaklaşık 3000 dakika içinde neredeyse Smaks,d değerine ulaşırken, pH 12'de bu süre 6000 dakikayı bulmuştur. pH 6,2'de homopolimer için 4,13 g su/g jel olan Smaks,d değeri, yarı-IPN'ler için %205 artış ile 12,58 g su/g jel değerine kadar ulaşmıştır. Aynı pH'da DSİ değeri ise yaklaşık %15,7 artış ile 0,80 g su/g jel değerinden 0,93 g su/g jel değerine kadar yükselmiştir. P(VIm) 4300 dakika içerisinde tuttuğu suyun yaklaşık %85'ini geri salarken, yarı-IPN'ler için bu değer aynı zaman diliminde %93'e kadar yükselmiştir.
Floresans prob taşıyan oksazolon boronik asitlerin sentezi ve biyokonjugatları
Bor periyodik tabloda özel bir yere sahiptir. Karbon ile aynı periyotta bulunur fakat bir elektronu azdır. Bu nedenle organik kimya ve tıp kimyasında önemli olan karbon ile yapısal özellikler açısından birçok benzerlik göstermektedir. Boronik asit bileşenlerinin farmasötik maddeler olarak kullanımı, benzersiz elektronik ve fizikokimyasal özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Floresans moleküller; tıp, fizik, kimya ve biyoloji alanlarında biyoetiketleme, enzim substratı, hücre organellerinin işaretlenmesi, hastalık tanıları, organik ışık yayan diyotlar gibi birçok kullanım alanı bularak bu bilimlerin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Bu yüzden çok sayıda ve çok çeşitli karakteristik özelliklere sahip fotolüminesans probların olduğu bildirilmiştir. Floresans problar, analitik algılama ve optik görüntüleme için yüksek hassasiyete sahip olmaları, hızlı tepki göstermeleri ve teknik basitliği nedeniyle özelikle sensör çalışmaları için dikkat çekmektedir. Bu tez çalışmasında biyomoleküllerin cis-diolleriyle etkileşime girebilen düşük toksisiteli fenilboronik aside, oksazolon iskelet yapısı ve floresans prob eklenerek konjuge organik yapılar sentezlenmiştir. Yapılan bu çalışmada; 4-boronobenzoik asitten ilk olarak 4-(klorokarbonilfenil) boronik asit elde edilmiş ve glisin ile reaksiyonundan (4-bromobenzoil) glisin elde edilmiştir. Elde edilen bu malzemenin floresans aldehitler ile reaksiyonu sonunda biyosensör olarak kullanılabilecek floresans prob taşıyan oksazolon boronik asit türevleri sentezlenmiştir. Sentezlenen bu türevlerin NMR, Floresans ve UV-Vis Spektroskopi analizleri yapılmış ve sialik asit, hemaglutinin ile olan etkileşimlerinin analizleri floresans spektroskopisi kullanarak incelenmiştir.
Bazı bor bileşiklerinin endüstriyel atık sulardan uzaklaştırılması
Bu çalışma kapsamında endüstriyel atık sulardan bor arıtımı için Kümaş Manyezit A.Ş.'ye ait kalsine dolomitin kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bunun için ilk olarak dolomit cevheri 100°C aralıklar ile 600-1200°C'de kalsine edilmiştir. Cevherin ve kalsine edilmiş örneklerin karakterizasyonu için X-ışını floresans spektrometresi (XRF), X-ışını difraktometresi (XRD), taramalı elektron mikroskobu (SEM), termogravimetrik analiz (TGA) ve yüzey alanı ölçüm cihazı (BET) kullanılmıştır. Kalsine dolomitlerin aktiflikleri hidratasyon ve sitrik asit testleri ile belirlenmiştir. Bu testler sonucunda 1100°C'de kalsine edilen yapının adsorpsiyon deneylerinde kullanılmasına karar verilmiştir. Adsorpsiyon sürecine dolomit miktarı ve karıştırma süresinin etkisi incelenmiş, adsorban miktarı arttıkça % giderim değerinin arttığı belirlenmiştir. 2400 ppm olan bor başlangıç derişimi %0,5 kalsine dolomit varlığında yaklaşık 1200 ppm'e düşerken, %1,25 kalsine dolomit varlığında bu değer yaklaşık 320 ppm (%85'lik arıtım) olmuştur. Adsorpsiyon verilerinin yalancı-ikinci-dereceden kinetik modele uyduğu belirlenmiş, maksimum adsorpsiyon kapasitesi 234 mg/g'a kadar yükselmiştir.
Bazı polianilin türevlerinin elektroreolojik özelliklerinin araştırılması
Elektroreolojik (ER) akışkanlar, elektrik alan varlığında, reolojik veelektriksel özelliklerinde ilginç değişiklikler sergileyen eşsiz elektroaktifmalzemelerdir. Bu çalışmada, poli(o-toluidin) (POT), poli(2-etilanilin)(P2EAn), poli(N-metilanilin) (PNMAn) ve poli(N-etilanilin) (PNEAn) gibiçeşitli polianilin (PAn) türevleri kimyasal olarak sentezlendi, karakterizeedildi ve çeşitli derişimlerdeki (c = %5-25, m/m) ER özellikleri incelendi.Sentezlenen polimerler FTIR spektroskopisi, manyetik duyarlılık ölçümleri vedielektriklik ölçümleriyle karakterize edildi. Polimerler arasında, POT' in6,87x10-5 Scm-1 ile en yüksek, P2EAn' in ise 1,01x10-5 Scm-1 ile en düşükiletkenlik değerlerine sahip olduğu görüldü. FTIR analizleri sonucundapolimerleşmeyi destekleyen bandlar elde edildi. Silikon yağı içerisindesüspansiyonların çökelme kararlılıkları belirlendi. Bu süspansiyonların çeşitlidc. elektrik alanda kayma hızı ve kayma gerilimi özellikleri incelendi. Ayrıca,süspansiyonların ER verimi ve ER aktivitesine sıcaklık ve frekansın etkisi dearaştırıldı.
Poli(vinil alkol-aşı-itakonik asit) ve poli(vinil alkol-aşı-akrilamid) membranlardan salisilik asitin kontrollü salımı
Bu çalışmada salisilik asitin (SA) poli(vinil alkol) (PVA), poli(vinil alkol-aşı-itakonik asit) (PVA-g-IA) ve poli(vinil alkol- aşı-akrilamid) (PVA-g-AAm)membranlardan kontrollü salımı incelendi. Bu amaçla IA aşı yüzdesi, pH,derişim ve sıcaklığın salım üzerindeki etkileri incelendi. IA'nın aşı yüzdesiarttıkça SA geçişinin azaldığı belirlendi. pH'nın etkisi; alıcı bölmenin pH'sı7,40'da tutularak, verici bölme pH'sı değiştirilerek araştırıldı. Verici bölmepH'sı arttıkça SA geçişinin azaldığı gözlendi. SA derişiminin etkisini araştırmakiçin pH 2,10 da doymamış ve doymuş SA çözeltileri geçirildi. Doymamışçözeltilerden SA salımının doymuş çözeltilerden daha yüksek olduğu bulundu.PVA, PVA-g-IA ve PVA-g-AAm membranların performanslarınınkarşılaştırılmasından, SA aktarımı için en uygun membranın PVA-g-AAmolduğu bulundu. Sıcaklığın SA aktarımı üzerine etkisi de incelendi vesıcaklıktaki artışın SA aktarımını artırdığı gözlendi.
Akrilik asit-akrilamid- poli(vinil alkol) içeren yarı-IPN tipi hidrojellerin şişme özellikleri ve lipaz salım davranışları
Sunulan çalışmada, farklı bileşimlerde akrilamid (AAm), akrilik asit (AA)ve poli(vinil alkol) içeren yarı-IPN yapıdaki hidrojeller, amonyumpersülfat/sodyummetabisülfit [(NH4)2S2O8/Na2S2O5] kimyasal başlatıcıçifti ve etilen glikol dimetakrilat (EGDMA) çapraz bağlayıcısı kullanılarakserbest radikal polimerleştirilmesi ile sentezlenmiştir. Üretilenhidrojellerin şişme davranışları değişen süreye karşı incelenmiştir. Tümhidrojellerin % şişme değerlerinin zamanla arttığı ve yaklaşık 24 saatsonra dengeye ulaştığı gözlenmiştir. AA içeren hidrojellerin şişmedeğerleri diğer hidrojellere göre daha yüksek bulunmuştur. PVA nın jelyapıda yer almasının şişme değerlerini azalttığı gözlenmiştir. 37,0 ºC vepH=7,4 de en çok şişen hidrojelin PAA olduğu belirlenmiştir.Hidrojellerin şişme davranışlarının sıcaklıkla değişimleri incelenmiştir.Sıcaklık artışıyla şişme değerlerinin arttığı ve 40,0 ºC civarında enyüksek değerine ulaştığı gözlenmiştir. PAAm/PVA hidrojelininşişmesine sıcaklığın etkisi diğer hidrojellerden daha fazla olmuştur.PAA/PVA hidrojelinin şişme değeri 40,0 ºC de yaklaşık % 1700 değerineulaşmıştır. Ayrıca hidrojellerin şişme davranışlarının pH ile değişimleride incelenmiştir. PAA/PVA ve P(AA-ko-AAm) hidrojellerinin şişmedeğerlerinin pH değişimlerinden oldukça etkilendiği buna karşınPAAm/PVA hidrojelinin ise pH değişimlerinden etkilenmediğigörülmüştür. Yarı-IPN yapıdaki hidrojellerden optimum koşullarısağlayan P(AA-ko-AAm)/PVA hidrojeline lipaz immobilizasyonu,adsorpsiyon, 1-siklohekzil-3-(2-morfolin-etil) karbodiimidle (CDI) ileaktifleştirilmiş uçlara kovalent bağlanma ve hapsetme yöntemleri ilegerçekleştirilmiştir. Lipaz immobilize edilmiş ve hapsedilmişhidrojellerden enzim salımı UV Spektrofotometresi ile takip edilmiştir.Tüm serbestleşme çalışmaları pH=7,4 ve 37,0 ºC de yürütülmüştür.Serbestleşme çalışmalarına bakıldığında, adsorbe edilen hidrojeldenlipaz salımının, CDI ile aktifleştirilerek lipaz immobilize edilen hidrojelegöre daha fazla olduğu bulunmuştur. Lipaz hapsedilmiş hidrojelin salımdeğerleri incelendiğinde ise enzimin %100 e yakın oranlarda salındığıgözlenmiştir. Hapsedilmiş lipazın serbestleşmesine ait kinetik verilerFick yasasından yararlanılarak bulunmuş; k ve n parametreleri sırasıyla6,5x10-4 ve 1,1772 olarak hesaplanmıştır. Lipaz Yüklü P(AA-ko-AAm)/PVA hidrojelinin aktivasyon tayini için zeytin yağı çalışmalarıyapılmıştır.
Kitosan-poliakrilamid-polisitrakonik asit içeren yarı IPN-tipi hidrojellerin şişme özellikleri ve lipaz salım davranışları
Sunulan çalışmada, farklı bileşimlerde akrilamid (AAm), sitrakonik asit(SA) ve kitosan (K) içeren yarı-IPN yapıdaki hidrojeller, amonyumpersülfat / sodyummetabisülfit (NH4)2S2O8 / Na2S2O5 kimyasal başlatıcıçifti ve etilen glikol dimetakrilat (EGDMA) çapraz bağlayıcısı kullanılarakserbest radikal polimerleştirilmesi ile sentezlenmiştir. Üretilenhidrojellerin şişme davranışları değişen süre, pH ve sıcaklığa karşıincelenmiştir. Tüm hidrojellerin %şişme değerlerinin zamanla arttığı veyaklaşık 15 saat civarında dengeye ulaştığı gözlenmiştir. SA nın jelyapıda yer almasının şişme yüzdelerini azalttığı gözlenmiştir. 37 ºC vepH=7,4 de en çok şişen KAAmSA-1 hidrojeli olduğu saptanmıştır. Yarı-IPN yapıdaki hidrojellerden optimum koşulları sağlayan KAAmSA-2hidrojeline lipaz immobilizasyonu adsorpsiyon, 1-siklohekzil-3-(2-morfolin-etil) karbodiimidle (CDI) ile aktifleştirilmiş uçlara kovalentbağlanma ve tutuklama yöntemleri ile gerçekleştirilmiştir. Lipazimmobilize edilmiş ve tutuklu hidrojellerden enzim salımı UVSpektrofotometresi ile takip edilmiştir. Tüm serbestleşme çalışmalarıpH=7,4 ve 37ºC de yürütülmüştür. Serbestleşme çalışmalarınabakıldığında, adsorbe edilen hidrojelden lipaz salımının, CDI ileaktifleştirilerek immobilize edilen hidrojele göre daha fazla olduğugörülmüştür. Lipaz tutuklanmış hidrojelin salım değerleriincelendiğinde ise enzimin %100 e yakın oranlarda salındığıgözlenmiştir. Tutuklu lipazın serbestleşmesine ait kinetik veriler Fickyasasından yararlanılarak bulunmuş; k ve n parametreleri sırasıyla 3,13x 10-4 ve 1,36 olarak hesaplanmıştır. Lipaz Yüklü KAAmSA-2 hidrojelininaktivasyon tayini için zeytinyağı çalışmaları yapılmıştır.
Manyetik alan ve sıcaklık duyarlı poli(n-t-bütilakrilamit-ko-akrilamit)/poli(vinil metil eter) yarı-içiçe geçmiş ağ yapılı ferrojellerinin sentezi ve karakterizasyonu
Bu çalışmada, sıcaklık ve manyetik alana duyarlı poli(N-t-bütilakrilamit-ko-akrilamit)/poli(vinil metil eter) (P(TBAAm-ko-AAm)/PVME) yarı-IPNhidrojelleri TBAAm ve AAm monomerleri ve N-N'-metilen bis akrilamit(MBAAm) çapraz bağlayıcı varlığında, PVME polimeri beraberindeamonyum persülfat (APS) ve N,N,N',N'-tetrametiletilendiamin (TEMED)redoks başlatıcı çifti kullanılarak metanol içerisinde serbest radikalkopolimerleşme tepkimesi ile sentezlenmiştir. Sentezlenen bu saf jeller,bir hafta sulu FeCl3.6H2O/FeSO4.7H2O çözeltisinde bekletildikten sonra;HNO3 çözeltisinde yarım saat için ısıtılmıştır. Daha sonra bu jeller suluKOH/KNO3 çözeltisi ile muamele edilerek Fe3O4 magnetitlerini içerenmanyetik jeller oluşturulmuştur. Bu jellerin manyetik özellikleri elektronspin rezonans (ESR) ile belirlenmiştir. Polimer jellerin içindeki magnetitpartiküllerin varlığı ESR ile tespit edilmiştir. ESR spektrumundanmanyetik jelin ve magnetitin maksimum sinyal şiddeti değerleriölçülmüştür. Manyetik jellerin davranışı ve şekli üzerine elektrik alanetkisi araştırılmıştır. Elektrik alana yerleştirilen bu jellerin hızlı vetersinir olarak bükülerek cevap verdiği gözlemlenmiştir. Saf vemanyetik P(TBAAm-ko-AAm)/PVME hidrojellerin bir kısmı sabitmiktarda PVME ve değişen miktarlarda MBAAm çapraz bağlayıcı; diğerbir kısmı sabit miktarda MBAAm ve değişen miktarlarda PVME polimeriiçerecek şekilde hazırlanmıştır. Her iki kısımdaki hidrojellerin saf sudakidenge şişme oranlarının sıcaklıkla ve zamanla değişimi incelenmiştir.Sıcaklık duyarlı P(TBAAm-ko-AAm)/PVME hidrojellerin şişme oranlarınaçapraz bağlayıcı (MBAAm), PVME ve manyetik partiküllerin (Fe3O4)miktarının etkisi araştırılmıştır. Çapraz bağlayıcı artışıyla jellerin şişmeoranlarında belirgin bir azalma olduğu belirlenmiştir. Diğer taraftan,PVME miktarının artışı jellerin şişme oranlarının artmasına nedenolmuştur. Jel içerisindeki manyetik partiküllerin (Fe3O4) miktarı da jelinşişme oranını etkilemiştir. Magnetit/polimer oranı artışıyla jelin şişmeoranında azalma olduğu bulunmuştur. Ayrıca bu hidrojellerin saf suda,10ºC ve 40ºC sıcaklık aralığında puls eğrileri oluşturularak şişme-büzülme kinetikleri incelenmiştir. Saf ve manyetik jellerin TGA ölçümlerialınarak termal karekterizasyonu yapılmıştır. Magnetit (Fe3O4) içerenmanyetik jellerin termal kararlılığının saf jellerinkinden daha yüksekolduğu bulunmuştur. Bu iki tür jelin FT-IR spektrometresinde ölçümlerialınarak yapı karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir. P(TBAAm-ko-AAm)/PVME ferrojellerinin ve hidrojellerinin arayüzey ve yüzeyindenalınan SEM ve EDS görüntüleri ile jellerin yüzey karakterizasyonugerçekleştirilmiştir.
Poli (vinil alkol) mebranlara itakonik asit aşılanması
POL (V N LALKOL) MEMBRANLARA TAKON K AS T AŞILANMASI(Yüksek Lisans Tezi)Esra DEĞ RMENCGAZ ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜHaziran 2006ÖZETBu çalışmada itakonik asit (IA), UV ışınları ile poli(vinil alkol) (PVA)membranlar üzerine aşılandı. Aşılama, azot atmosferinde gerçekleştirildi vebenzofenon ışığa duyarlı madde olarak kullanıldı. Polimerleşme süresinin,monomer ve benzofenon derişimlerinin aşılamaya etkisi araştırıldı.Çalışmada en uygun aşılama süresi 1 saat, monomer ve benzofenon derişimlerisırası ile 0,5 M ve 0,1 M olarak belirlendi. Belirlenen çalışma koşullarındakütlece % 11 aşılama verimine ulaşıldı.PVA membranların 0,5 M monomer ve 0,1 M benzofenon çözeltilerindebekletilmelerinin etkileri araştırıldı. En yüksek aşılama verimi IA çözeltisindebekletilen membranlarda %14 olarak belirlendi.Aşılama yüzdesini arttırmak amacı ile PVA membranlara, 1 saat UV ışınları ileazot atmosferinde daha sonra da azot atmosferinde UV ışınları kullanmadan IAaşılamasına devam edildi. Çalışma sıcaklığının ve aşılama süresinin aşılamayüzdesi üzerindeki etkileri araştırıldı. IA; PVA membranlar üzerine 40ºCsıcaklıkta ve 2 saatlik süre sonunda %17 oranında aşılandı.Aşılanmış PVA membranların intirinsik viskozite değerleri ve şişme yüzdeleribelirlendi. Aşı membranlar FTIR, DSC, SEM, 1H-NMR teknikleri kullanılarakkarakterize edildi.Bilim Kodu: 201.1.117Anahtar Kelimeler: Aşılama, PVA membranlar, itakonik asitSayfa Adedi: 87Tez Yöneticisi : Prof. Dr. Oya ŞANLI
Bazı dispers azo boyarmaddelerinin sentezi,absorpsiyon spektrumlarının ve boyama özelliklerinin incelenmesi.
ivBAZI DİSPERS AZO BOYARMADDELERİNİN SENTEZİ,ABSORPSİYON SPEKTRUMLARI VEBOYAMA ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ(Doktora Tezi)Fatma NURALINGAZİ ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜHaziran 2006ÖZETBu çalışmada, enol tipinde kenetlenme bileşeni olan 1-fenil-3-amino-2-pirazolin-5-on ile çeşitli p-sübstitüe fenil diazonyum tuzlarının kenetlenmesindenhetarilazo boyarmaddeleri sentezlendi. Bileşiklerin yapıları spektroskopikyöntemlerle ve element analizleri ile aydınlatıldı. Boyarmaddelerin görünürbölge absorpsiyon spektrumları üzerine çözücü, sübstitüent, pH, sıcaklık vederişimin etkisi incelendi. Bileşiklerin absorpsiyon maksimumları pH etkisi ilekayma gösterdi. Boyarmaddelerin poliester kumaş üzerindeki renk haslıklarıISO standartlarına göre test edildi. Asetillenmemiş bileşiklerin boyamaözelliklerinin daha iyi olduğu gözlendi.Bilim Kodu : 201.1.112Anahtar Kelimeler : Dispers azo boyarmaddeleri, Pirazolon boyarmaddeleri,Çözücü etkisi, Sübstitüent etkisi, Azo-hidrazontautomerisi, Renk haslığıSayfa adedi : 96Tez Yöneticisi : Prof. Dr. Nermin ERTAN
Kuşburnu meyvesinde bulunan eser elementlerin diferansiyel puls polarografisiyle tayini
KUŞBURNU MEYVES NDE BULUNAN ESER ELEMENTLER ND FERANS YEL PULS POLAROGRAF S (DPP) LE TAY N(Yüksek Lisans Tezi)Murat GÖKÇEKGAZ ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜMayıs 2006ÖZETBu çalışmada kuşburnu meyvesinde bulunan eser elementlerin tayiniamaçlanmıştır. Bunun için Diferansiyel Puls Polarografi (DPP) tekniğikullanılarak, kurutulmuş kuşburnu meyvelerinin içerdiği eser elementlerintespit edilmiş, bu elementlerin farklı ortamlardaki polarografik davranışlarıincelenmiş ve miktar analizleri yapılmıştır. Numuneler yaş çözme metodu ileHClO4, HNO3 ve HCl asitleri kullanılarak çözülmüştür. Kuşburnunda Se(IV)tayini için pH = 2 HCl çözeltisi, Mo(VI) için pH=3 BR (1M) tamponu, Pb(II) içinpH=4 ve 6 HAc/Ac- (1M) tamponu, Cu (II) için pH=6 HAc/Ac- (1M) tamponu,Zn(II) ve Ni(II) için pH=9,5 NH3/NH4Cl (1M) tamponu, Cd(II) için pH= 12K2CO3 (1M) çözelti ortamları en uygun ortamlar olarak belirlenmiştir.numunelerde, Se(IV): 341 ± 46 µg/g ; Mo(VI): 15 ± 3 µg/g ; Pb (II) : pH = 6 `da50 ± 3 µg/g , pH=4' de 41± 4 µg/g ; Cu (II) : 37 ± 7 µg/g ; Zn(II) : 353 ± 56 µg/g ;Ni(II) : 60 ± 5 µg/g ; Cd : pH=2'de 74± 4 µg/g , pH=12'de 67± 7 µg/g olarak tayinedilmiştir (n=5 ve % 95 güven aralığında ).Bilim Kodu : 404.03.01Anahtar Kelimeler : Kuşburnu, eser element tayini, diferansiyel pulspolarografisi.Sayfa Adedi : 105Tez Yöneticisi : Yrd.Doç.Dr. Olcay ŞendilDoç.Dr. Güler Ekmekci
Poli(vinil alkol)/kappa karaginan ve poli(vinil alkol)/iota karaginan interpolimer komplekslerinin hazırlanması, karakterizasyonu ve radyasyonla etkileşimi
POLİ(VİNİL ALKOL)/KAPPA KARAGİNANVE POLİ(VİNİL ALKOL)/İOTA KARAGİNANİNTERPOLİMER KOMPLEKSLERİNİN HAZIRLANMASI,KARAKTERİZASYONU VE RADYASYONLA ETKİLEŞİMİ(Doktora Tezi)Ömer KANTOĞLUGAZİ ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTemmuz 2006ÖZETÇözeltiden film hazırlama metoduyla bir seri poli(vinil alkol) (PVA) ile kappa-(KC) ve iota-karaginan (IC) interpolimer kompleksleri hazırlanmıştır. Elde edileninterpolimer kompleksleri Fourier transform infrared spektroskopisi (FT-IR),Raman spektroskopisi, diferansiyel taramalı kalorimetri (DSC), termogravimetrikanaliz (TGA-DTG), X-Işınları floresans spektroskopisi (XRF), değme açısıanalizleri ve atomik kuvvet mikroskopisi (AFM) kullanılarak karakterizeedilmiştir. KC ve IC'nin hangi metal tuzu olduğu ve kaynağının türü XRF tekniğikullanılarak Euchema türü ve potasyum tuzu olduğu belirlenmiştir. FT-IR veRaman çalışmaları, PVA, KC ve IC'nin hidroksil grupları arasında hidrojen bağıetkileşiminin olduğunu göstermiştir. Yine FT-IR ve Raman çalışmalarından, estersülfat ve eter grupları arasında ise herhangi bir etkileşimin olmadığı görülmüştür.Hazırlanan PVA/KC ve PVA/IC interpolimer kompleksi filmlerinin yüzey enerjibileşenleri değme açısı ölçümlerinden hesaplanmış, yüzey morfolojileri ise AFM ilebelirlenmiştir. Ayrıca hazırlanan filmlerin gama ışınlarına maruz bırakılmasıyla,iyonlaştırıcı radyasyonun (γ-ışınları) kompleks oluşumu, ısıl kararlılık, yüzeyenerjisi ve yüzey morfolojisi üzerine etkisi incelenmiştir. Işınlama sonuçlarına göre,10 kGy ışınlanan % 17 KC ve IC içeren PVA/KC ve PVA/IC interpolimerkompleksleri, en iyi kompleksleşme oranına ve ısıl kararlılığına sahip olduğubelirlenmiştir.Bilim Kodu : 201Anahtar Kelimeler : İnterpolimer kompleksi, radyasyon, poli(vinil alkol),kappa karaginan, iota karaginan, hidrojen bağıSayfa Adedi : 177Tez Yöneticisi : Doç. Dr. Tuncer ÇAYKARA
Poli (glisidil metakrilat-ko-etilen glikol dimetakrilat) mikroküre sentezi ve değişik gruplarla modifiye edilmesi
Ortalama büyüklükleri 812±50 7m olan poli(glisidil metakrilat-ko-etilenglikoldimetakrilat) küreleri, süspansiyon polimerizasyonu tekni(i ilesentezlenmi
N-(2-Aminobenzoil)Benzotriazol ortamlı bazı Kinolin türevlerinin sentezi ve kuantum kimyasal hesaplamalar ile incelenmesi
Kinolin halkası ve türevlerinin sensör, boya, ilaç gibi birçok alanda kullanımları mevcuttur ve geniş bir biyolojik aktivite spektrumu sergileyen birçok doğal ve farmakolojik olarak aktif bileşiğin temel iskeletini oluşturur. Kinolin ve türevlerinin dikkate değer biyolojik aktiviteleri nedeniyle, sentezleri için kolay ve basit metodolojilerin geliştirilmesine artan bir ilgi söz konusudur ve bu alanda yerini hep koruyarak yeni çalışmalar için de ilgi odağı olmuştur. Bu tez çalışması kapsamında, yeni bir yöntemle 3-siyano-4-hidroksi-2-fenilkinolin türevlerinin sentezi ve kuantum kimyasal hesaplamalarla incelenmesi amaçlanmıştır. Tezin ilk aşamasında N-(2-aminobenzoil)benzotriazol bileşikleri ve 3-okso-3-fenilpropannitril kullanılarak hedeflenen bazı yeni kinolin türevlerinin sentezi gerçekleştirilmiştir. Sentezlenen bileşiklerin karakterizasyonu UV-GB, FT-IR, 1H-NMR ve 13C-NMR spektroskopik analiz yöntemleriyle yapılmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında ise sentezlenen bileşiklerin kuantum kimyasal hesaplamaları, Yoğunluk Fonksiyonel Teorisi (DFT/B3LYP/6-31G(d,p)) metodu ile yapılarak, titreşim frekansları, 1H-NMR ve 13C-NMR kimyasal kaymaları, UV-GB spektroskopik parametreleri, HOMO-LUMO enerjileri, moleküler elektrostatik potansiyel (MEP) harita sonuçları teorik olarak elde edilmiştir. Hesaplanan teorik sonuçların deneysel sonuçlar ile uyumlu olduğu görülmüştür. Anahtar Sözcükler: 3-siyano-4-hidroksi-2-fenilkinolin türevleri, DFT/B3LYP Metodu, 1H ve 13C-NMR kimyasal kayma, N-(2-Aminobenzoil)benzotriazol
İnorganik-organik çapraz bağlı bazı tetramerik fosfazen polimerlerinin sentezi ve yapılarının aydınlatılması
Fosfazenler; yapısal özellikleri ve faklı kullanım alanlarının bulunması sebebi ile anorganik kimyada geniş kapsamda araştırma olanaklarına sahiptir. Bu nedenle anorganik kimyada hızlı bir şekilde gelişme gösteren bir konudur. Ağ yapılı polifosfazenler, fazla oranda çapraz bağ içeren siklomatriks tip polifosfazen bileşikleridir. Halkalı fosfazenlerden oktaklorosiklotetrafosfazen (tetramer) birçok fosfazen bileşiğinin ana maddesi olarak kullanılması sebebi ile önemi oldukça büyüktür. Bu çalışmada çapraz bağlayıcı olarak halkalı fosfazen bileşiği, oktaklorosiklotetrafosfazen (tetramer), ile oktapamin, 4,7-dihidroksi izoflavon (4,7-DHF), kersetin ve izoprenalin monomerleri kullanılarak sekiz çeşit mol oranlarının reaksiyonundan farklı tiplerde siklomatriks polifosfazen nano/mikroküreler sentezlenmiştir. Sentezlenen siklomatriks polifosfazen nano/mikrokürelerin karakterizasyonları SEM, FT-IR, 31P-NMR ve XRD teknikleri kullanılarak yapılmıştır.
3B biyoyazıcı teknolojisi ile cerrahi sonrası peritoneal adezyonların önlenmesine yardımcı lidokain yüklü nanopartikül içeren membran geliştirilmesi
Yapılan çalışmada, 3B biyoyazıcı teknolojisi kullanılarak, cerrahi sonrası peritoneal adezyonların önlenmesine yardımcı, operasyon bölgesinde analjezi sağlamak amacıyla lidokain moleküler bellekli nanopartikül içeren, kullanımı kolay, biyouyumlu ve biyobozunur membran geliştirilmiştir. Üretilen membranın yüksek biyouyumluluğa sahip olması gerektiğinden, 3B biyoyazıcıda basımı yapılacak biyomürekkep, izole edilen kolajen, karboksimetilselüloz ve sentezlenen lidokain moleküler bellekli nanopartiküllerden oluşmaktadır. 3B biyobasım ile üretilen membran, çapraz bağlama ajanı olan EDC/NHS ve sitrik asit ile çapraz bağlanmıştır. Membranın karakterizasyon çalışmaları; SEM, optik mikroskop, şişme testi, biyouyumluluk ve biyobozunurluk testleri ile yapılmıştır. Ayrıca ilaç salım çalışmaları HPLC ile analiz edilip, kümülatif olarak hesaplanmıştır. Geliştirilen peritoneal adezyonları önlemeye yardımcı membranın biyouyumluluğu, adezyon gelişimi için kritik süre olan ilk 7 gün yapı bütünlüğünü yüksek oranda koruması, yüksek su tutma kapasitesiyle sonuçlanan hidrofilik özelliği, yoğun gözenekli yapısı ve hızlı lidokain salım profili ile rejeneratif tıp yaklaşımı olarak doku mühendisliği alanında kullanıma uygun yenilikçi bir üründür. Anahtar Sözcükler: 3B biyoyazıcı, kolajen, lidokain, peritoneal adezyon, rejeneratif tıp
Kuantum kimyasal hesaplamalar ile konjuge monomerlerin tasarımı
Günümüzde yarı iletken malzemeler, ışık ve elektrik enerjilerinin birbirine dönüştürüldüğü optoelektronik cihazlarda, bu çevrimin gerçekleştirildiği birimler olarak sıklıkla kullanılmaktadır. Organik bileşiklerin üretim maliyetlerinin düşük olması, çeşitli uygulama yöntemlerine olanak sağlamaları ve elektronik özelliklerinin ihtiyaca göre ayarlanabilir olması sayesinde bu bileşikler, yarı iletken malzeme araştırmalarında son zamanlarda öne çıkmıştır. İki tiyofen halkasının kaynaşması sonucu oluşan tiyeno[3,2-b]tiyofen bileşikleri üzerine yapılan araştırmalar; kimyasal ve termal kararlılıkları, kolay modifiye edilebilmeleri ve elektronca zengin olmaları sebebiyle son otuz yıllık süreçte istikrarlı bir artış göstermiştir. Bu tez çalışmasında, bazı donör – akseptör sistemlerin organik güneş pillerinde yarı iletken malzemeler olarak kullanım potansiyelleri teorik yöntemlerle incelenmiştir. Bu amaçla, tiyenotiyofen izomeri olan tiyeno[3,2-b]tiyofenin türevleri tasarlanmıştır. Tasarlanan moleküllerin incelenmesinde, ab-initio yöntemler ile DFT yöntemini bir araya getiren hibrit yoğunluk fonksiyon teorisi tercih edilmiştir. Kimyasal hesaplamalarda B3LYP korelasyonu ve 6-31G(d,p) polarize temel seti bir arada kullanılarak gerçeğe en yakın verilerin elde edilmesi amaçlanmıştır. Yürütülen bu hesaplamalar sonucu elde edilen bant eşik enerjisi değerleri baz alınarak, bu bileşiklerin sentezlenmesi durumunda elde edilmesi muhtemel sonuçlar ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Tiyenotiyofen, Organik Güneş Pilleri, Bant Eşik Enerjisi, DFT