
22
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
2021 - 2022 sezonu Türkiye ligini ilk sırada tamamlayan takımın attığı gollerin teknik analizi
Bu çalışmanın amacı, 2021 – 2022 futbol sezonu Türkiye Süper Futbol Ligini ilk sırada tamamlayan Trabzonspor'un attığı gollerin teknik kriterlere göre analizini yaparak, şampiyon olan takımı belirleyen gollerin hangi hücum aksiyonlarıyla atıldığını ve gollerin vuruş şekli ile bölgesi, gol dakika aralığına ve golden önce topa temas sayılarına göre incelemesi yapmaktır. Araştırmanın örneklemini 2021 – 2022 futbol sezonu Türkiye Süper Futbol Ligi'ni ilk sırada bitiren Trabzonspor takımı oluşturmaktadır. Çalışma, Trabzonspor'un oynamış olduğu 38 Lig maçında atılan 69 golden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında İnstatScout web sitesinden oynanan lig maçlarının görüntüleri kullanılmıştır. Değerlendirmeye alınan maçlarda, atılan goller futbol analiz programında (Sportscode) ayıklanmıştır. Araştırma verileri, bütün maçların önce kayıt altına alınıp izlenmesi, izlenen maçlardaki teknik konuların not alınarak düzenli bir şekilde organize edilmesi ve daha sonra bilgisayar ortamında Jamovi istatistiksel analiz programında verilerin değerlendirilmesi süreci ile toplanmıştır. Gol dakikaları, gol oluş şekilleri, gol vuruş şekilleri, gol vuruş bölgesi ve gol öncesi pas sayısı arasında fark olup olmadığını belirlemek için Ki–Kare testi yapılmıştır. Araştırmada değerlendirmeye alınan goller; gol dakika aralığı, gol oluş şekli, gol vuruş şekli, gol vuruş bölgesi, gol öncesi yapılan pas sayısı olmak üzere toplam beş parametreye ayrılmış ve ayıklanmıştır. Ayıklanan goller Microsoft Office Excel programına aktarılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler incelendiğinde, gol dakika aralığına baktığımızda çalışmamız literatürdeki diğer çalışmalara göre farklı olduğu, literatürde en fazla atılan gol dakika aralığı 76 – 90 olmasına rağmen bizim çalışmamızda 46 – 60 dakika aralığı olarak ortaya çıkmıştır. Gol oluş şekline göre en fazla gol organize ataklarla, gol vuruş şekline göre ayak vuruşuyla, gol vuruş bölgesine göre ceza sahası içinden ve gol öncesi yapılan pas sayılarına baktığımızda ise 3 ve daha fazla pasla gol atıldığı ortaya konulmuştur.
Yoğun bakım hemşirelerinin bakım davranışları ve bakım verici rollerine ilişkin tutumlarının değerlendirilmesi
Bu araştırmada yoğun bakım hemşirelerinin bakım davranışları ve bakım verici rollerine ilişkin tutumları değerlendirilmiştir. Çalışmanın başlayabilmesi için kullanılan ölçeklerin sahiplerinden e-posta aracılığıyla izin alınmıştır. Fenerbahçe Üniversitesi etik kurulundan onay alınmıştır. Çalışmanın yapıldığı kurumdan izin ve katılımcılardan onay alınmıştır. Araştırma İstanbul'da bulunan özel bir hastane gurubu bünyesinde Mart 2023-Mayıs 2023 tarihleri arasında 191 yoğun bakım hemşiresi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından hazırlanan 'Hemşire Tanımlayıcı Formu', ''BDÖ-24(Bakım Davranışları Ölçeği)'' ve ''HBRTÖ (Hemşirelerin Bakım Verici Rolüne İlişkin Tutum Ölçeği)'' kullanılarak toplanmıştır. Verilerin toplanmasında onam formu, hemşire tanıtım ve bilgi formu ve ölçekler Google form şeklinde hemşirelerle paylaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 22.0 istatistik programı aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan hemşirelerin tanımlayıcı özelliklerinin belirlenmesinde frekans ve yüzde analizlerinden, ölçeğin incelenmesinde ortalama ve standart sapma istatistiklerinden faydalanılmıştır. Araştırma değişkenlerinin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek üzere Kurtosis (Basıklık) ve Skewness (Çarpıklık) değerleri incelenmiştir. Araştırmamızda hemşirelerin bakım davranışları ölçeği'nden aldıkları toplam puan ortalaması 5,464±0,488 ve hemşirelerin bakım verici rolüne ilişkin tutum ölçeği toplam puan ortalaması 4,393±0,606 olarak bulunmuştur. Bakım davranışları ölçeği toplam puanı ve alt boyut puan ortalamaları ile hemşirelerin bakım verici rolüne ilişkin tutum ölçeği toplam puanı ve alt boyut puan ortalamaları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırmada hemşirelerin bakım davranışları iyi düzeyde olduğu ve bakım verici rollerine ilişkin tutumlarının artmasıyla bakım davranışlarının da arttığı görülmüştür. Sonuç olarak hemşirelere tutumlarını olumlu yönde etkileyecek hizmet içi eğitimlerin planlanması ve sonrasında bakım davranışlarının tekrar değerlendirilmesi önerilmektedir.
Yıldız erkek voleybolcularda branşa özgü ısınma uygulamalarının nöromüsküler performansa etkisi
Bu çalışmanın amacı, Yıldız erkek voleybolcularda 12 hafta süreli uygulanan branşa özel ısınma programlarının yaralanma risklerini belirlemede kullanılan nöromüsküler performans test sonuçlarına etkisinin incelenmesidir. Bu araştırmanın tipi ön test- son test kontrol gruplu deneysel modeldir. Bu modele göre her iki gruptan hem deney öncesinde hem de sonrasında ölçüm alınmıştır. Çalışma İstanbul Dereağzı Tesislerinde Voleybol salonunda 01/03/2023 ile 05/06/2023 tarihleri arasında 12 hafta içerisinde yapılmıştır. Araştırmada güven seviyesi, güç analizi yapıldığında etki büyüklüğü 1.1, gücü 0.80 ve anlamlılık 0.05 olarak ele alındığında toplam 24 kişinin yeterli olacağı hesaplanmıştır. Çalışmanın evrenini İstanbul ilinde Yıldız Erkekler kategorisindeki yaşları 15-17 olan 12 kişilik iki takım, toplamda 24 yıldız erkek voleybol sporcusu katılacaktır. Voleybolcuların spor geçmişi ve diğer demografik bilgileri için "kişisel bilgi formu " hazırlanmıştır. Verilerin analizinde SPSS (Statistical Package Program for Social Science) 21.0 yazılımından yararlanılmıştır. Bu çalışmada, VOLLEY12+ adlı branşa özgü ısınma programının, genç erkek voleybolcuların nöromüsküler performansları üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırma ve kontrol grupları arasında demografik bilgilerde ve betimsel bilgilerde anlamlı bir farklılık görülmemiş, ancak spor yaşları arasında anlamlı bir fark belirlenmiştir. Performans testleri sonuçlarına göre, Bess testi ve Less testi skorlarında araştırma grubu ile kontrol grubu arasında anlamlı farklar tespit edilmiştir. Y balance testinin tüm açıları değerlendirildiğinde, araştırma ve kontrol grupları arasında ön ve son testlerde anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Sonuç olarak, VOLLEY12+ programının 12 haftalık uygulamasının genç erkek voleybolcuların nöromüsküler performanslarını olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir. Çalışmanın sonuçlarına dayanarak öneriler şunlardır: Voleybol branşına özgü planlanmış ısınma programlarının sayısının artırılması, VOLLEY12+'nin yaş gruplarına uygulanması, 12 haftalık uygulamanın sezon boyunca devam ettirilmesi ve farklı nöromüsküler performans testlerinin değerlendirilmesi, voleybolun performans parametrelerine katkı sağlayabilir ve literatüre fayda sağlayabilir.
Adölesanlarda oluşan postürel deformasyonların izlenmesi ve rom-spine eğitim uygulamalarının adölesanlar üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu çalışma adölesan ve genç bireylerde oluşan postüral deformasyonların belirlenerek Romspine eğitim uygulamalarının, yaşam kaliteleri üzerine katkısını incelemek ve sağlıklı yaş alma kültürü oluşturmak amacı ile gerçekleştirilmiştir. Dahil edilme kriterlerini sağlayan 14-17 yaş arasındaki 34 birey, bir müdahale ve bir kontrol grubu olarak ikiye ayrılmıştır. Bu çalışmaya katılan bireylerin esneklikleri, aerobik kapasiteleri, postür analizleri ve postüral farkındalık düzeyleri, eğitim öncesi ve sonrası olarak değerlendirilmiştir. Müdahale grubuna önce ilk ölçümler yapılmıştır. Sonra 8 hafta boyunca haftada 2 gün 20 dk. Romspine teorik eğitimi ve ardından 20 dk. Romspine uygulama eğitimi Uluslararası Klinik Pilates Federasyonu Master eğitmenleri tarafından yüz yüze olarak verilmiştir. Romspine teorik eğitimleri; Romspine uygulama eğitimleri öncelikle tüm eklemlerin çalışmasını sağlayan kasların güçlenmesi, tüm vücut eklemlerinin ideal hareket açıklıklarına yönelik çalışmalar, postür kaslarını güçlendirme çalışmaları, büyük ve küçük kas gruplarına yönelik kuvvetlendirme çalışmaları ile esneme, germe egzersizlerinden oluşan Romspine egzersiz programı uygulanmıştır. 8 hafta sonra son ölçümler yapılmıştır. Kontrol grubuna ise önce ilk ölçümler yapılmıştır. 8 hafta boyunca haftada üç gün kendi kendine egzersiz yapmaları istenmiştir. 8 hafta sonra son ölçümler yapılmıştır. Müdahale grubunda, egzersiz ve hareket uzmanı eşliğinde verilen Romspine postüral gelişim teorik ve uygulama eğitimi ve egzersiz programı sonucunda postür farkındalıklarında, postüral rahatsızlıklar bilgisi düzeylerinde, esneklik düzeylerinde, postürlerinde, aerobik kapasitesinde, nefes ve nabız sayılarında anlamlı değişimler görüldü (p<0, 05).
Manevi dayanıklılık ölçeğinin onkoloji hastaların Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması
Araştırma Manevi Dayanıklılık Ölçeği'nin onkoloji hastalarında Türkçe toplumundaki geçerlik ve güvenirliğini belirlemek için metodolojik olarak gerçekleştirilmiştir. Gerekli tüm izinler alındıktan sonra veriler Onkoloji Hastanesi kemoterapi ünitesinde Nisan-Haziran 2023 tarihinde 148 hastadan elde edilmiştir. Verilerin toplanmasında, "Hasta Tanılama Formu" ve "Manevi Dayanıklılık Ölçeği" kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerinde; dil geçerliği, kapsam geçerliği, yapı geçerliği, çarpıklık ve basıklık analizi, güvenirlik analizleri, test-tekrar test analizi, yakınsak ve ayrışma geçerliği testleri kullanılmıştır. Dil geçerliği için dil çevirisi, kapsam geçerliği için de uzman görüşü alınmıştır. Yapı geçerliği için Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) kullanılmıştır. Ölçeğin DFA bulguları Chi-Square/df=4,30, RMSEA=0,06, GFI=0,90, CFI=0,90 ve RMR=0,02 olarak bulunmuştur. DFA sonuçları, uyum iyiliği indeks değerlerinin literatürde önerilen aralıklar içinde olduğunu ortaya koymuştur. Güvenirlik analizleri sonucuna göre ölçeğin Cronbach Alfa katsayısı 0,857, alt boyutlarının değerleri de 0,805-0,823 arasında bulunmuştur. Toplam madde korelasyon değerlerinin 0,446-0,700 arasında değişim gösterdiği belirlenmiştir. Ölçekte yer alan değişkenlerin yapı geçerliğini test edebilmek için Yapı Güvenirliği (CR) ve Ortalama Açıklanan Varyans (AVE) değerleri bakılmıştır. Ölçeğin CR değerleri 0,803-0,865 arasında, AVE değerleri ise 0,535-0,632 arasında bulunmuştur. Çalışmamızda ölçeğin değişmezliğini değerlendirmek için test-tekrar test uygulanmıştır. Bu ölçümler arasında uyuma ilişkin ICC (Intraclass Correlation Coefficient) değerlerine bakılmıştır. ICC değerleri 0,888 ile 0,902 arasında yüksek bulunmuş ve test-tekrar test değerleri arasında fark olmadığı saptanmıştır. Sonuç olarak Manevi Dayanıklılık Ölçeği'nin onkoloji hastaları için geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Geçerlik-güvenirlik, maneviyat, manevi dayanıklılık, onkoloji, ölçek
Ayaktan kemoterapi alan kanser hastalarında kullanılan sanal gerçeklik gözlüğünün anksiyete ve tedaviye uyuma etkisinin değerlendirilmesi
Araştırma, ayaktan kemoterapi alan kanser hastalarında kullanılan sanal gerçeklik gözlüğünün anksiyete ve tedaviye uyuma etkisinin değerlendirilmesi amacıyla randomize kontrollü olarak gerçekleştirildi. Bir araştırma hastanesinde ayaktan kemoterapi ünitesinde 1 Nisan- 31 Eylül 2023 tarihleri arasında 21 günde bir intravenöz kemoterapi tedavisi alan 15 deney, 15 kontrol grubu olmak üzere toplam 30 hasta çalışmanın örneklemini oluşturdu. Araştırma verileri Hasta Bilgi Formu, Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), Kronik Hastalıklara Uyum Ölçeği (KHUÖ) ve Sanal Gerçeklik Gözlüğü kullanılarak toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde bağımsız gruplarda kategorik değişkenlerin oranları arasındaki farklar Ki-Kare testleri ile analiz edildi. İki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi kullanıldı. Grup içi ölçümlerin karşılaştırılmasında bağımlı gruplar t-testi kullanıldı. Araştırma hakkında bilgi verdikten sonra her iki gruptaki hastalara ön-test uygulandı. Deney grubundaki hastalara 3 kür kemoterapi tedavisi boyunca sanal gerçeklik gözlüğü ile 3 farklı video izletildi, 3. kür sonunda iki gruba da son test uygulandı. Hastaların gruba göre anksiyete son-test ölçümleri anlamlı farklılık gösterdi (t(28)=3.132; p=0.004<0,05). Kontrol grubunda anksiyete son-test ölçümleri (x̄=12,067), deney grubunda anksiyete son-test ölçümlerinden (x̄=6,667) yüksek bulundu. Hastaların gruba göre kronik hastalıklara uyum toplam son-test ölçümleri anlamlı farklılık gösterdi (t(28)=-3.687; p=0.001<0,05). Deney grubunda kronik hastalıklara uyum toplam son-test ölçümleri (x̄=98,400), kontrol grubunda kronik hastalıklara uyum toplam son-test ölçümlerinden (x̄=87,067) yüksek bulundu. Ayaktan kemoterapi alan kanser hastalarında kullanılan sanal gerçeklik gözlüğünün anksiyeteyi azaltıp tedaviye uyumu arttığı saptandı. Anahtar Kelimeler: Anksiyete, kemoterapi, sanal gerçeklik, tedaviye uyum
U-18 erkek futbolcularda 8 haftalık düzeltici egzersiz uygulamalarının FMS test skorlarına etkisi
Bu çalışmanın amacı, FMS toplam puanı 14 ve altında olan 18 yaş altı erkek futbolcularda 8 hafta süreli uygulanan progresif düzeltici egzersizlerin FMS puanlarına olan etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya Türkiye Bölgesel Lig U-18 grubunda futbol oynayan yaşları 15-17 arasındaki 38 erkek futbolcu katılmıştır. Futbolcuların FMS verileri ve demografik bilgileri için 'kişisel bilgi ve FMS test formu' hazırlanmıştır. Çalışmanın başında tüm sporculara FMS testi uygulanmış ve test puanları kaydedilmiştir. Yaralanma riski olarak belirlenen 14 ve altında toplam FMS puanına sahip olan 14 sporcu araştırma grubunu, 15 ve üzeri puana sahip 14 sporcu ise kontrol grubunu oluşturmuştur. Rutin futbol antrenmanlarına ilave olarak araştırma grubuna haftada 3 gün toplam 8 hafta düzeltici egzersiz programı takım antrenörü gözetiminde uygulanmıştır. 9. haftada tüm sporculara FMS son-testi yapılmıştır. Araştırma grubunda toplam FMS puanı ikinci testlemede artarken (p<0,05) kontrol grubunda anlamlı bir fark görülmemiştir (p>0,05). Araştırma grubunda tek çizgide hamle, omuz hareketliliği, aktif düz bacak kaldırma, gövde stabilite şınavı ve rotasyon stabilitesi puanlarında anlamlı bir artış kaydedilmiştir (p<0,05). Çalışma sonuçları, potansiyel yaralanma riski olarak belirlenen toplam FMS puanı 14 ve altındaki U-18 erkek futbolculara uygulanan düzeltici egzersiz programı ile FMS toplam puanlarını artırmanın mümkün olabileceğini göstermiştir.
Onkoloji kliniklerinde çalışan hemşirelerin psikolojik dayanıklılık durumlarının değerlendirilmesi
Bu araştırma onkoloji kliniklerinde görev yapan hemşirelerin psikolojik dayanıklılık düzeyleri ve bu durumu etkileyebilecek olan sosyo-demografik değişkenler kapsamlı ve sistematik bir şekilde değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılım göstermeleri için özel bir hastanede çalışan 117 onkoloji hemşiresinden araştırmaya katılımları için bilgilendirilmiş onam formu ile gerekli izin alınmıştır. Araştırma verilerini toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "Demografik Bilgi Formu" ve Türkçe güvenilirlik ve geçerlilik çalışması Basım ve Çetin tarafından 2011 yılında yapılan Resilince Scale for Adults (RSFA-TR), Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeğinin Türkçe versiyonu uygulanmıştır. Elde edilen verilerin istatiksel analizi Statistical Package for the Social Sciences, Sosyal Bilimler için İstatistik Paket Programı (SPSS) 25.0 aracılığıyla yapılmıştır. Katılımcıların sosyo-demografik değişkenlerinin istatistiki verilerine betimsel istatistik modeliyle ulaşılmıştır. Gruplar arası farklılık olup olmadığını belirlemek amacıyla Mann Whitney U Testi ve Kruskall Wallis testi kullanılmıştır. Araştırmada, onkoloji hemşirelerinin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin ortalama üzeri olduğu bulunmuştur. Kadın, yaşça büyük, öğrenim düzeyi yüksek, onkoloji kliniklerinde uzun süreli çalışan hemşirelerin psikolojik dayanıklılıklarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Çalışma pozisyonuna göre fark istatistiksel olarak anlamlı olmasa da sorumlu hemşirelerin genel olarak daha dayanıklı olduğu görülmüştür. Medeni durumun psikolojik dayanıklılık üzerinde anlamlı etkisi bulunamamıştır. Bu araştırma onkoloji hemşirelerinin psikolojik dayanıklılıklarını arttırmak için psikolojik destek, stres yönetimi eğitimi ve uygun çalışma koşulları sağlanması; yönetim desteği ve motivasyon artırıcı uygulamalarla bireysel ihtiyaçlara yönelik stratejiler geliştirilerek mesleki gelişim ve rehberlik süreçleri desteklenmesi gerektiğini göstermektedir.
Kolcaba'nın konfor kuramına göre temellendirilmiş hemşirelik eğitiminin anjiyografi sonrası yoğun bakımda hastaların konfor düzeyine etkisinin değerlendirilmesi
Bu teze konu olan alan araştırması, randomize kontrollü bağımsız iki grup arasında prospektif olarak yapılmıştır. Kolcaba'nın konfor kuramına göre temellendirilmiş hemşirelik eğitiminin anjiyografi sonrası yoğun bakımda hastaların konfor düzeylerine etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Etik kurul ve kurum onayının ardından 01.04.2023-31.07.2023 tarihleri arasında İstanbul Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin yoğun bakım ünitesinde koroner anjiyografi yapılan tüm hastalar çalışmanın evrenini, örneklemini ise dahil etme kriterlerini karşılayan 30 kontrol 30 girişim grubunda olmak üzere 60 hasta oluşturmuştur. Örneklem büyüklüğü "G. Power-3.1.9.2" ile belirlenmiştir. Veriler Hasta Tanılama Formu ve Genel Konfor Ölçeği Kısa Formu ile toplanmıştır. Girişim grubundaki hastalara koroner anjiyografi öncesinde Genel Konfor Ölçeği Kısa Formu uygulanarak işlem süreci hakkında eğitim verilmiştir. İşlem sonrası ölçek tekrar uygulanmıştır. Kontrol grubunda ise Genel Konfor Ölçeği Kısa Formu, işlem öncesinde ve sonrasında uygulanmıştır. Girişim grubunda verilen eğitim, literatür taranarak ve uzman görüşü alınarak oluşturulmuştur. Her iki grubun ön-test son-test puanlarının karşılaştırılmasında Wilcoxon İşaretli Sıralı Testi ve Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Genel Konfor Ölçeği Kısa Formu uygulanması sonrasında, girişim ve kontrol grubundaki hastaların almış oldukları puanlar arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark bulunmuştur (z:-1,40 - p:,047). Genel puan ortalaması, girişim grubunda daha yüksek çıkmıştır. Araştırmanın sonucuna göre katılımcılara uygulanan anjiyografi öncesi eğitimin, anjiyografi sonrası yoğun bakımdaki konfor düzeyini arttırdığı tespit edilmiştir. Hemşirelerin eğitici rolleri göz önüne alınarak koroner anjiyografi öncesi hastalara eğitim verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, genel konfor, hemşirelik bakımı, koroner anjiyografi
İstanbul ili bir şehir hastanesinde antihipertansif tedavi gören bireylerde ilaç uyumunu bozan faktörlerin incelenmesi
Bu araştırma, antihipertansif tedavi gören bireylerde ilaç uyumunu olumsuz etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Tanımlayıcı ve kesitsel türdeki çalışma, Nisan 2024 – Ağustos 2024 tarihleri arasında bir şehir hastanesinde tedavi gören 208 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda geliştirilen Sosyodemografik Bilgi Formu, Tıbbi Öykü Formu ve Hipertansif Hastalarda İlaç Tedavisine Bağlılık/Uyum Öz Etkililik Ölçeği (İBÖS) kullanılarak toplanmıştır. Veri analizinde değişkenlerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiş ve bu doğrultuda parametrik testler uygulanmıştır. Tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra, grup karşılaştırmalarında bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve post hoc testleri (Tukey, LSD) kullanılmıştır. Katılımcıların %33,3'ü 50–60 yaş aralığında yer almakta olup, %52,9'u erkek, %54,8'i evli ve %75,2'si çocuk sahibidir. Eğitim düzeyleri incelendiğinde %25,2'si ilkokul altı, %23,8'i ise üniversite ve üzeri düzeyde eğitime sahiptir. Katılımcıların %47,6'sı düzenli bir işte çalışmakta, %24,3'ü ise evde bakım sorumluluğu taşımaktadır. Evli bireylerin İBÖS puan ortalaması (56,84±14,18), bekâr bireylerin ortalamasına (52,27±13,20) kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksektir (t=2,398; p=0,017). Çocuk sahibi bireylerde de benzer şekilde, İBÖS puanları (56,23±13,05), çocuk sahibi olmayan bireylerden (50,35±15,53) anlamlı olarak daha yüksektir (t=2,688; p=0,008). Tansiyon ölçüm sıklığına göre İBÖS puanları arasında anlamlı fark saptanmıştır (F=3,419; p=0,005). Ayrıca, ilaç kullanım süresine göre değerlendirildiğinde beş yıl ve üzeri süredir ilaç kullanan bireylerin uyum düzeyi, bir yıldan az süredir ilaç kullananlara göre daha yüksektir (F=2,809; p=0,027). Stres kaynağı olduğunu belirten katılımcıların puan ortalaması (56,86±14,02), stres kaynağı bulunmayan bireylerin ortalamasından (51,89±13,28) anlamlı şekilde fazladır (t=2,593; p=0,010). Araştırma bulguları, ilaç uyumunun sosyodemografik ve bireysel faktörlerden etkilendiğini ve bu faktörlerin dikkate alınmasının tedavi sürecinde önemli olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Antihipertansif tedavi, hipertansiyon, ilaç uyumu, risk faktörleri, tedaviye bağlılık